Harun Yahya

Sohbetler (22 Kasım 2014; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Eğer ses çıkartmasaydık yani ses çıkarmasaydım adamı çoktan bırakmışlardı. Bırakmayla da kalmayıp, özerklik konularına falan da girmişlerdi, müsaade etmedim tek başıma. Gece gündüz anlattık. Yoksa net başbakan olacaktı söyleyeyim. Geniş yetki vereceklerdi, bütün ağırlığı da buna veriyorlardı, müsaade etmedim. Biz hiç kimsenin hapiste olmasını istemeyiz ama ceza aldıysa bir insan ve suç işlediyse adil olan, adaletli olan onun hapiste kalmasıdır. Yoksa adalet kalmaz, hukuk kalmaz. Adalet, hukuk kalmayınca da hayat kalmaz. Buna mecburuz, bunu kabul edecek. Hiç kimse hapiste olmaktan hoşlanmaz. Ben adam orada mutlu demiyorum ki, hiç kimse mutlu değildir hapiste ama bu gerekiyor. Vatanın milletin selameti için, eğer dünyanın dengesini düşünüyorsa, vatanın milletin hayrını düşünüyorsa, biraz vicdanı kaldıysa hapisten çıkmayı istememesi lazım. Çıktığında çok büyük fitne olur ve vururlar onu söyleyeyim, haftasına vururlar. Orada güvenlik içinde yaşıyor, zaten yaşlanmış artık hayatının son demlerinde. Kaç yaşında o?

TARKAN YAVAŞ: 65 gibi.

ADNAN OKTAR: Daha da vardır.

KARTAL GÖKTAN: “Af da söz konusu olmaz” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Mehmetçiği, polisi vuranları affedeni Allah helak etsin. Mehmetçiği, polisi vuranları affedenleri Allah helak etsin. Mehmetçiği, polisi vuranları Allah helak etsin. Buna hazırlık yapanları da Allah helak etsin. Allah başı dertlerine düşürsün. Öyle şey olmaz.

BÜLENT SEZGİN: 66 yaşındaymış şu an.

ADNAN OKTAR: 66, işte on sene sonra 76.

OKTAR BABUNA: Bir de yıpranmış bayağı.

ADNAN OKTAR: Hayır, yıpranıp yıpranmaması önemli değil de iki günlük dünya. Kafayı taktı o “cumhurbaşkanı olacağım, devlet kuracağım.” Sen dünyanın başına büyük bir belayı sardırmış olarak ahirete intikal edeceksin. Cehennemini genişletirsin Allah esirgesin. Tövbe et, istiğfar et, namazlarını kıl, ibadet et, o kaldığın süre sana sevap olarak döner. O kadar aslanımızın, kınalı kuzunun şehadetine sebep oldun. Evler yıkıldı, ocaklar yıkıldı, mahvettin insanları. Git hapishanede dua et, ibadet et, Kuran oku, Kuran’ı ezberle. Ayrıca çıkıyorsun işte, bahçesine çıkıyorsun falan bayağı havadar bir yerdesin. Asker polis gözetimindesin. Hayır, üstünde bir baskı yapılıyorsa onu engelleyelim, söyleyelim ama yoktur öyle bir şey zannetmiyorum. Başbakan açıklama yaptı, ben Tayyip Hoca’ya güveniyorum. Bu daha nedir? Akrabalarıyla görüşsün, ailesiyle de görüşsün. Hatta bu müebbet olanlara böyle bir hak ayrıca tanınabilir, daha sık da görüşebilirler. Akrabalarıyla görüşsün kimsenin ona bir şey dediği yok. Çıkman mı, kalman mı hayırlı? Çıkman fitne, kalman hayırlı. Vatan, millet, din, iman için hayırlı. Dur orada otur oturduğun yerde. Binlerce zırtapoz var Türkiye’yi kana, fitneye bulaştırmak için sabırsızlanan. Sakin dur, işine gücüne bak. Çıktığında özerklik ve cumhurbaşkanlığı, sonra müstakil devlet, sonra Kızıl Çin ve Rusya’nın desteklediği yırtıcı bir rejim ve bölgenin en büyük silahlı kuvvetlerini oluşturmayı düşünüyorlar. En yırtıcı silahlı kuvvetlerini oluşturmayı düşünüyorlar ve ilk hedef de Türkiye olacaktır. Zaten Türkiye’nin büyük bölümü gitmiş olacak, üçte birinden daha büyük bir bölümü gitmiş olacak sonra o geri kalanı da alırlar zaten. O an meselesi yani, onu veren onu da verir zaten. Üçte birini veriyorsa vatanın bir insan hepsini verir. Buna müsaade etmeyiz.

GÖKALP BARLAN: Siz devamlı söylüyorsunuz zaten, bu, Atatürk’ü savunan CHP ve MHP’nin daha çok yüksek sesle sesinin çıkması gerektiğini. Atatürk’ün istediği Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünün korunması gerektiğini hep belirtiyorsunuz zaten.

ADNAN OKTAR: Bir kere PKK’yı çok güçlü gösteriyorlar. Halbuki PKK fikren zaten güçlü olacak bir yapısı yok. Allah’ı inkar ediyor, Kitap’ı inkar ediyor, Darwinist-materyalist, kriptohopidik tipler bunlar, bunların kâle alınacak bir yönü yok. Gözlerinde çok büyüttüler, çok propagandaları yapıldı. İşte, “eylem yapıyor, şurada hendek kazdılar, şurada gazoz patlattılar” bilmem ne falan, insanlar bunları gözünde büyüttü. Halbuki höt desen bunlar somyanın altına girecek tipler. Kürt kardeşlerimiz dindardır. Dindar Kürt kardeşlerimize güvenmesi lazım orada bulunan herkesin ve Türkiye’deki herkesin. Mesela bizim Bilal Kürt, hası hem de Allah’ın izniyle ama delikanlının da hası. Sen gel de ona bir komünizmi kabul ettir bakayım Bilal’e. Mümkün mü Bilal?

BİLAL ÇELİK: Mümkün değil asla olmaz.

ADNAN OKTAR: EvvelAllah. Benim aslanım da Kürt. Tuncelilisin değil mi aslen?

KONUK BEY: Evet.

ADNAN OKTAR: Gel sen ona kabul ettir bakalım. Hepsi böyle efendi, dürüst, aklı başında insanlar. Ama kafasına sen silahı dayarsan “PKK’lıyım” diyor adam. “Sen nereyi tercih ediyorsun koçum?” diyor, kafasında piyade tüfeği yahut kaleşnikof, ne desin adam?

BİLAL ÇELİK: “Kimse PKK’ya saygı duymaz, PKK’nın silahına saygı duyuyorlar” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Bak bu sözüm net, PKK’lı silahsız olacak Kürt kardeşlerimiz onları sille-tokat oturtturur böyle. Git aş der, yemek ye, defol git der yani hiç adam yerine koymazlar. Ama silahlar otomatik. Halka silah yasak, halka silah yasak. Kürt kardeşlerimizde silah olsa bunları Allahualem dağlar da böyle köpek kovalar gibi kovalarlar, kaçacak delik ararlar ama silahsız. Bak geçen günler o mübarek, muhterem, müberra kardeşimizin evine geldiler, adamda silah yok, hiçbir şey yok. Bak yöntemler de kahpece, diyor ki “biz askeriz.” Şimdi askere saygısı var açmıyorum olmaz. “Buyurun canlar ne istediniz?” takır takır takır altı kişi birden. Bir kişi var karşınızda kahpe köpekler, bir kişi. “Askeriz” diyorsun değil mi? Madem kabadayısın, delikanlısın de, PKK’lı olduğunu söyle, dışarıya çağır bak bakalım ne oluyorsun? Hiçbir şey olmasa bile onları odunla kovalardı o mübarek. Ahlaksız köpekler yani süper aşağılık karaktersizler.

BİLAL ÇELİK: Oysaki siz defalarca söylemiştiniz “Koruculara otomatik silah verilsin” diye.

ADNAN OKTAR: Şu korucu kardeşlerimiz sırf, bunların iki misline çıkaracaksın sayıyı. Mesela yüz kişilik köyde en az on kişiyi, on beş kişiyi korucu yapacaksın. Tam otomatik silah vereceksin, el bombası da olacak yani ona göre teçhizat, PKK diye bir olay kalmaz, nal toplatırlar. Halk silahsız bu çakallar silahlı, bu müthiş bir dengesizlik meydana getiriyor. Olacağı bu o zaman işte. Asker de, “aman” diyorlar, işte “ortalığı karıştırmasınlar ellemeyin,” polise diyorlar “aman aman ellemeyin.” Böyle olmaz ki. Çakallık yaptı mı ensesine çökeceksin. Git öldür demiyorum ben, as-kes de demiyorum ama etkisiz hale getirmek son derece kolay. Vurdun mu eline silahını düşürürsün, gayet kolay.

Bunları propagandayla büyüttüler. Asker-polis bunların hoşafını çıkarıyordu, it gibi inliyorlardı. Bak, Türkiye’de en yüksek noktada olan insan toplantı yapıyordu böyle, orada iş adamları falan da var açıkça dedi ki; “Bizden korktular yalvardılar, biz de bunları barışa davet eden bir tavır içine girdik” dedi. Çünkü Bordo Bereliler falan da devreye girmişti hakikaten kök söktürüyorlardı. İdris Naim efe bunları yaban domuzu gibi böğürttürüyordu böyle. Nereye kaçacaklarını şaşırmışlardı. Bunlar suni olarak böyle görünüyorlar, bunlar dağlarda kovuklarda yaşayan hayvan sürüsü gibi mahluklar. Bitli mahluklar. Bunları kâle almanın gereği yok. Bak bir avuç, çok az sayıda, işte Irak bölgesinde faaliyet yapan kişiler, işte Müslüman çeşitli dini gruplar, özellikle IŞİD -tabii bize göre eksik yanlış yönleri çok onların- bunları ne yaptılar? Dana gibi böğürttüler. Her yerde bunlardan it gibi korkuyorlar. İran bunları tam anlamıyla korkuttu. Bir kere bir operasyon yaptı, dağı-taşı cehenneme çevirdi bir daha bunlar belini kaldıramadı. İt gibi korkuyorlar şu an. Şimdi Türkiye’ye propagandayla bunları yedirmenin alemi yok, kabul ettirmenin alemi yok. Kabul etmiyoruz. Böyle bir şey de asla olmaz, müsaade de etmeyiz. Tayyip Hocam çıktı otuz kere söyledi bak, “tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan, bunun aksini asla yapmayız” dedi. “Şehit annelerini üzmeyiz, yere baktırmayız” dedi. Bitti. Ama bazı sahtekarlar, bazı kahpeler, bazı kalleşler, bazı üçkağıtçılar Abdullah Öcalan’ı bırakma konusunda kararlılar. Buna müsaade etmeyiz. Güneydoğu’yu da tamamen bölüp-ayırma konusunda da kararlılar, buna da asla müsaade etmeyiz. Bu çakallar boşa çırpınıyorlar, asla müsaade etmeyeceğiz. Bol tekrarla ikna edeceklerini falan mı zannediyorlar acaba? Bilmiyorum ki. Tahayyülü dahi mümkün değil tahayyülü. Bak açıkça söylüyorum, Abdullah Öcalan çıksa daha haftasına vururlar. Orada sağ salim yaşıyor. Asılacak, idam kararı verildi, biz idam kararını kaldırttık müebbede çevirdik. Daha ne istiyorsun kardeşim? Otur oturduğun yerde.

OKTAR BABUNA: HDP yetkilisi aynısını söyledi Hocam geçen günlerde, “orada en güvenli İmralı’da” dedi Abdullah Öcalan.

BİLAL ÇELİK: Siz zaten defalarca söylediniz, “çıkarsa PKK vurur” diye.

ADNAN OKTAR: Bak yüzde 99 demiyorum, yüzde yüz vururlar onu, yüzde yüz. Gezemez, çıkamaz dışarıya.

EMRE ACAR: Hocam, Osman Pamukoğlu zamanında operasyon yapmıştı dağa, iki yüz-üç yüz tane birden seriyorlardı. O zaman ağlıyorlardı.

ADNAN OKTAR: Biz kimsenin öldürülmesinden yana değiliz tabii, asarak keserek, silahla falan, bombayla falan netice alınmasından yana değiliz. Fikirle çok rahat PKK kısa sürede ortadan kalkar. Ama fikre yanaşmıyor hükümet. Hükümet de yanaşmıyor, devlet de yanaşmıyor eskiden beri. Ne ANAP zamanında kabul etti, ne CHP zamanında, ne Süleyman Demirel zamanında. Adamlar Darwinist-materyalist değil mi? Sen bunların bataklığını kuruttuğunda konu bitecek. Sen ne yapıyorsun? Darwinist-materyalist eğitimi bizzat kendi elinle veriyorsun. İlkokul, ortaokul, lise, üniversitede felsefe dersinde Darwinizm’i anlatıyorsun, tarih dersinde Darwinizm’i anlatıyorsun, biyolojide Darwinizm’i anlatıyorsun. Tarih dersinde böyle vahşi baltalı adamların falan resimlerini koyuyorsun. “dedelerin buydu” diyorsun. “Komün hayatı vardı” diyorsun, “komünist toplum vardı” diyorsun, “aile yoktu, din yoktu” diyorsun, “ahlak yoktu sonra gelişti bunlar” diyorsun. Onlar da diyor ki, “biz atalarımızın görüşüne yeniden döneceğiz” diyor. Sen anlatıyorsun. Komünizmi devlet kendi eliyle anlatıyor zaten. Adam da diyor ki, “biz o sisteme geri döneceğiz” diyor, “bu kadar basit” diyorlar. Devlet ne diyor; “kardeşim, sizi Allah yaratmadı, siz tesadüfler sonucu evrimle meydana geldiniz” diyor. “Din dersinde anlatılanlar yanlış” diyor devlet. Hükümetin faaliyeti bu yönde oluyor, her hükümetin. Milli Eğitim Bakanlığı ne diyor? “Gençler size din dersi veriyoruz ama siz o din dersine inanmayın” diyor, “doğrusu felsefe dersinde, biyoloji dersinde, tarih dersinde anlatılanlar” diyor. “Biz size bilimsel olarak anlatıyoruz” diyor, “Allah yok, din yok, kainat tesadüfen yaratıldı” diyor. Sen öyle yaparsan işte adam da böyle oluyor.

ALTUĞ BERKER: Aslında Öcalan sizin ve yönteminizin galip geleceğini anlamış ki, kitabında sizden bahsetmiş.

ADNAN OKTAR: Abdullah Öcalan, bak bu kadar hoca takımı var, yani hoca takımı derken takımlar halinde, gruplar halinde yahut alimler var, hakiki hocalar var, üçkağıtçı hocalar var hepsi var, bak hiç birine laf söylemiyor diyor ki; “devleti destekleyen, filozof gibi düşünen hocalar var” diyor, “mesela Adnan Hoca” diyor. “Bunlar MİT’le bağlantılı” diyor, “MİT elemanı bunlar” diyor, “devlet adına hareket ediyorlar” diyor “ve devlete yön veriyorlar” diyor, “devlet bunların sözüne göre operasyon yapıyor” diyor. “Onlar ne derse o” diyor yani “devlet ona göre yönleniyor” diyor. Bunu Abdullah Öcalan söylüyor. Doğu Perinçek de diyor ki; “Adnan Oktar’ın talebeleri gitti, Türkiye’ye dağıldı her yerde Darwinizm’in, komünizmin geçersizliğini anlattılar, sonra da AK Parti iktidar oldu” diyor, “AK Parti’ye felsefi zemin hazırladılar” diyor. O dediği doğru. Öcalan Darwinist. “Ben daha önce Allah’a, dine inanıyordum” diyor Öcalan, “namaz kılıyordum” diyor. “Sonra devletin kitaplarını okudum baktım insanın hayvandan geldiği yazıyor” diyor, “Allah’ın olmadığı yazıyor” diyor. “O zaman ben de” haşa “kendimi Allah ilan ettim” diyor, “Tanrı ilan ettim” diyor. “Lisede” diyor. Lise derslerinde biyoloji dersinde Allah yok diyor kitapta. “Tesadüfen yaratıldık” diyor. Üstüne bir de “gelin size din dersi öğreteyim” diyorlar. “Orada da Hendek Savaşı, Uhud Savaşı anlatılıyor. Yine çok imanlı milletmiş de millet dayandı. Helal olsun bu millete.

ALTUĞ BERKER: Vesilenizle Hocam. Otuz yıldır Darwinizm’i çökerterek. Onun istatistiğini bile yaptılar Amerikan üniversiteleri, yüzde doksan evrime inanmama, Allah’a inanma belirlendi.

ADNAN OKTAR: Türkiye şampiyon, Allah’a inanma şampiyonu. Vesilemizle. Darwinizm’e kimse inanmıyor Türkiye’de, yüzde doksan. Bak Peru’da, Güney Amerika’da, orada burada acayip yüksek, Darwinizm’e inananlar yüzde yetmiş, seksen, doksan falan. Türkiye’de yüzde beş Darwinizm’e inananların oranı. Şu aslan ağabeyinizin naçizane faaliyetleri ve kardeşlerin faaliyetleriyle oldu.

OKTAR BABUNA: 70’li yılarda tam tersiydi oran.

ADNAN OKTAR: 70’li yılarda Türkiye’de Darwinizm’e inanmıyorum yoktu. Yüzde doksan, gençlere her yere hakimdi, her yere hakim. Okullara her yere hakimdi. Yüzde seksen-doksan Darwinizm’e inanılıyordu 70’lerde. Ama “86’lardan sonra ne olduysa oldu” diyor adamlar zaten anlatıyorlar. 86’lardan sora ağabeyiniz ortaya çıktı başka ne var yani? EvvelAllah. Seyit Battal Gazi gibi başından girdik sonundan çıktık. Birileri bir şey söylesin yahut ben müzik dinleyeyim.

ALTUĞ BERKER: Hocam üzerimde iki tane size selam var onları iletmek istiyorum. Birincisi Sayın Milletvekili Mehmet Metiner. Aradı bizzat sizin televizyondaki güzel sözleriniz üzere çok teşekkür etti. Çok sevgilerini saygılarını iletti. İkincisi de Sayın Mehmet Şevket Eygi Hocamız. Kendisiyle program yapmak için bugün görüştüğümüzde o da çok özellikle unutmayın dedi. Sevgilerimi saygılarımı iletin dedi. Biraz ahir zamandan da bahsetti.

ADNAN OKTAR: Şimdi selam söylediğinde selamı söylemem farz olur. Selamlarını unutmuşsun bak. Hepsine aleykümselam. Çünkü selam deyince selamı getireceksin mecbursun. Aleykümselam. Mehmet Metiner, çok iradelidir Mehmet Metiner. Azimlidir, çok kültürlüdür. Öyle tartışmada yenemez kimse onu. Bayağı yamandır. Tayyip Hocam’a da şefkatle sahip çıkıyor o yönden de çok hoşuma gidiyor. Çok azimli ve hırslı bir sahip çıkma tavrı var. Öyle öbürleri bazıları gibi kenardan köşeden değil. Ta ortadan yani ta ciğerinden sahip çıkıyor o güzel. Güvenilir delikanlı. Güzel ahlaklı. Mehmet Şevket Eygi Hocamız zaten Türkiye’nin süsü, canı. Başka da bir Mahmut Hoca var, bir o var. Başka var mı? Kim var başka? Vardır da ben hatırlayamıyorum. Eskilerden kimse kalmadı. MaşaAllah. Hediyeyi beğendi diyorsun.

ALTUĞ BERKER: Çok beğendi zaten yanına aldı hemen.

ADNAN OKTAR: Canım benim. Hocamız’a sık sık biz Osmanlı hediyeler gönderelim. O sever. Halı gönderecektim. Şimdi ipek diye kabul etmez. Şimdi ipek biliyorsunuz olmaz yani. O yün halı ister. Yün halı da kök boya değilse onu da istemez. Kök boya olması lazım. Siz bakın bakayım kök boyalı hakiki eski halı bulmanız lazım. Kök boya, eski bitti. Mehmet Şevket Eygi Hocamız’ın en seveceği olaylardan birisi. Bir de şemaili şerife biraz eski olursa çok çok makbule geçer. Evet.

ALTUĞ BERKER: Hocam Mehmet Metiner Kürt bir ağabeyimiz, Milletvekili. O “bizim liderimiz olsa olsa Bedüzzaman Hazretleri olabilir” diyor.

ADNAN OKTAR: Diyor.

ALTUĞ BERKER: Tabii.

ADNAN OKTAR: Aslan aslan tabii. Bayağı aklı başında bir delikanlı. Bak PKK gelsin onunla bir tartışsın. Hoşafını çıkarır hepsinin yani. Bayağı uyanık bir delikanlı. Azimli, iradeli, şuurlu Müslüman öyle olacak. maşaAllah.

Birileri bir şeyler anlatsın dinliyorum.

OKTAR BABUNA: Sizin hep söylediğiniz bir Vietnamlı bir gerilla uzmanı Hocam kitabında -komünist gerilla uzmanı- bütün gerilla tarifi yapıyor diyor ki “komünist gerillalar eğer bulundukları bölgede halktan propaganda yoluyla manevi destek alamazlarsa altı aydan fazla barınamazlar” diyor.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabii. Bunlar böyle propagandayla ayakta duruyorlar. İşte şurada korucu mesela şehit ediyorlar. O onlara bir hafta yetiyor. Üç gün yetiyor. Bir şey yapıyorlar onlara yetiyor. Bunlar normalde it kopuk takımı kimsenin kâle alacağı tipler değil. Böyle çakallıkla, mafya da öyledir. Mesela mafya mensubudur. Üç-beş adam olur etrafında kimse kıymet vermez. Ama çıkar çıkmaz mesela gidip birini vuruyor. Hapse koyuyorlar yine çıkar çıkmaz birisini vuruyor. Bu halk arasında duyulmaya başlıyor. Basında da bu yer alıyor. Bu sefer adamlarda insanlarda böyle tarif edilmez bir korku meydana geliyor. Yani “Bu anında çeker vurur. Ne derse hemen yerine getirmesi gerekir” gibi bir inanç oluşuyor. O zaman da adam gidiyor herhangi bir iş yerine “merhaba” diyor. İşte “bana şu kadar para vereceksiniz” diyor. Adam düşünmüyor dahi. Çünkü onunla ilgili haberleri daha önce duyduğu için, bildiği için ona ne istiyorsa sunuyor. Ama bunu kolay kolay elde edemiyorlar. Mesela bir mafya üyesi şöhret elde edebilmesi için uzun senelere ihtiyacı oluyor. Defalarca adam vurmaya ihtiyaç oluyor. Mesela bir kere adam vurunca ona adamlar haraç vermiyorlar. Mesela bazılarında vahşet meydana getiriyorlar. Adamın kafasını kesmiş oluyor. Bu basında yer alıyor. Bir daha gidiyor yine vuruyor. Afla çıkıyor bir daha adam vuruyor. Bilmem ne falan. Ondan sonra o sistem çalışmaya başlıyor. Şimdi PKK’da da yöntem bu. Yani ne kadar çok vahşet yaparsa o kadar adı duyuluyor. O kadar saygınlık kazanıyor. Çirkin bir saygınlık ama kirli bir saygınlık. Bu kabul edilecek bir şey değil. PKK’nın normalde en fazla kırk sekiz saatlik işi var. Ama devlet kan döksün istemiyoruz biz. Yani kanla hallolsun istemiyoruz. Fikirle hallolsun istiyoruz. Önce ne yapsın devlet? Darwinist, materyalist eğitimin karşıtı eğitimi de versin. Yardımcı ders kitaplarıyla. Darwinist, materyalist eğitim olsun fakat cevabı verilsin. Cevabını verdirmiyorsun. Cevabını verdirmezsen tek yanlı PKK gelişiyor o zaman. Olay bu. Yoksa Allah esirgesin. Silahlı çözüm mevzu bahis olmuş olsa PKK kırk sekiz saatte biter. Ama bizim istediğimiz bir şey değil bu. Kabul edeceğimiz bir şey değil. Allah muhafaza yani. Hiç istemediğimiz bir şey.

GÖKALP BARLAN: Komünistleri İblis Naim Şahin onu yakaladığında hemen aleyhine propaganda. Dış ve iç basından propaganda yaparak bunu görevden aldıracak şekilde şey yaptırmışlardı.

ADNAN OKTAR: Canım onu görevden aldırtacak, aldırtmak isteyenler propagandayla biten bir şey değil o. Yurt dışından oluyor, yurt içinden oluyor. Ama en zerre yurt dışından oluyor. Ama hükümet herhalde biraz daha ılımlı bir yöntemle hallederiz diye düşündü. Baksana olayı kötüye doğru götürmek istiyorlar. Öyle bir konu yok. “Abdullah Öcalan’ı bırakmak” öyle bir şeye müsaade etmeyiz kardeşim. Kimse öyle bir densizliğin peşinde olmasın. Öyle bir inancın peşinde olmasın.

ALTUĞ BERKER: Bir de sıkışmış etekle kaçıyorlar Hocam. Bir de toprak istiyorlar.

ADNAN OKTAR: IŞİD’in karşısında dantelli etekle, leopar desenli etekle hareket ediyorlar. Ondan sonra çıkmışlar devlet kuracağız bilmem ne. Yok öyle bir şeye müsaade etmeyiz.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey bugün de Murat Karayılan’ın açıklaması vardı. “Bazı bölgelerden çekildik” diye. Kaçtık yani.

ADNAN OKTAR: Çekildin mi? Çektirildin mi?

Şeho Reis, Profesör Doktor Ahmet Çorum. Herhalde bu uydurma bir isimdir. “Şimdi bu PKK’yla otuz yıl savaştık yenemedik. Bunlar ABD ile birlik olursa bizi yenerler” diyor. Bir denesinler bakayım ne oluyor? Bak nasıl ikna etmişler görüyor musun? Amerika birçok kişiyle birlik oluyor. Çünkü daha IŞİD’e gücü yetmiyor Amerika’nın. IŞİD’in karşısında diz çöküyor.

EMRE ACAR: Afganistan’da yenildiler, Vietnam’da yenildiler.

ADNAN OKTAR: Afganistan’da diz çöktüler. Taliban hakim oldu bak. Taliban’la masaya oturuyorlar. Kamboçya, Vietnam,  Laos hepsinde Amerika dümdüz oldu.

“Hocam söz konusu iman ve İttihat olunca gösterdiğiniz kararlı, güçlü ve onurlu tavrınızla örneksiniz. Her haliniz başka güzel. Ey şah-ı Merdan” diyor. Hay maşaAllah. Hazreti Ali (k.s)’nin lakabıdır. Biz de oğlu olduğumuz için bize de sirayet etmiş demek ki.  “Saygı ve hürmetlerimle nur ellerinizden öperim” diyor. Estağfirullah biz sizin ellerinizden öperiz. Bir avukat arkadaş yazmış. Bir hanım avukat yazmış.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey IŞİD’in geri çekildiği yönünde bazı iddialar vardı medyada. Ama IŞİD YPG’nin hakim olduğu bölgede meydana çıktı. Ve büyük bir saldırı gerçekleştirdi.

ADNAN OKTAR: Bu PKK’nın kara propagandası. Diyorlar ki işte, “şu bölgeden IŞİD çekildi.” Bakıyoruz ki tavuk gibi boğazlanmışlar o bölgede. Dümdüz olmuşlar. Sahtekarlığı bıraksın bu PKK’lılar. Bunlar ne söylüyorlarsa yalan. Bunların üçkâğıtçılık, kaltabanlıktan başka bildikleri yok. Kahpelik kalleştik bunların ana mesleği.

Yurt dışında PKK, PYD farklı olarak anlatılıyor. Benim bu konuda makalelerim çıktı. Ondan sonra yabancılar öğrenmeye başladılar bu konuları. PYD’nin Eş Başkanı Asya Abdullah Kandil’de yaşayan PKK’lı militan. PKK militanı. PYD’nin de Eş Başkanı. Anlaşılmayacak gibi değil ki zaten Abdullah Öcalan’ın resimleri her yerde. PKK bayrakları her yerde. Avrupalılar da buna inanıyorlardı. Benim makaleden sonra birçoğu vaz geçti. Ama çok ısrarlı, kararlı olmak lazım.

BÜLENT SEZGİN: Genelkurmay Başkanlığı PKK’lı bir grubun Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bulunan bir İmam Hatip Lisesinin derslik ve öğretmenler odasına Molotof kokteyli atarak yaktığını açıkladı.

ADNAN OKTAR: İşte böyle şımartılırsa, hâlbuki bunlar anında yakalanırlar. Derdest, hemen kodese atılması gereken tipler. Yakalamak da çok kolay ama anlayamadığım bir sebepten güvenlik kuvvetlerinin eli tutuluyor. Ve bu adamlar da şımarmaya devam ediyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Ve onların özellikle Müslümanlar’a karşı saldırıları oluyor Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet. Bak bu kaçıncı dindar şehit edişleri?

TARKAN YAVAŞ: Göç etmeye zorluyorlarmış, siz daha iyi bilirsiniz, Müslümanlar’ı.

ADNAN OKTAR: Asla asla. Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey siz IŞİD’le mücadelenin parasının da Müslümanlar’dan alınacağını anlatmıştınız. Irak hükümeti Amerikan askerlerine ödediği paranın dışında İran’dan gelen Şii milislere de bir milyar dolar ödemiş.

ADNAN OKTAR: İşte Allah akıl fikir versin. Böyle tam bir mafya açmazı, böyle mafya da bazen işyerlerine falan musallat olur. Başka bir mafya gelir “biz seni koruyalım” der, adamın başına yeni bir bela daha açılır. O mafyaya ödediğinden daha fazla parayı da ona öder. Başka bir mafya da bunlar. Ondan kurtulayım derken başka birinin eline düşmüş oluyor. Yine IŞİD Allah’tan korkan, dine inanan bir topluluk. Bunlarda Allah, dine de inanmıyorlar birçoğu. Sadece korku içerisindeler. IŞİD’in hatası Kuran’a tam uymuyor olması. Hadislerle hareket ediyor. O zaman işte uydurma hadislere uyunca da asma kesme olayları çıkıyor ve şiddet olayları çıkıyor. Burada çok büyük bir yanlışlık var. Evet, şimdi bu yanlış bilgilenmiş arkadaşalar şu filmi seyretsinler PKK tehlikesini anlatan filmi, sonra devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Videomuzdan sonra programımız devam edecek.

VTR: Derin Dünya Devletinin Türkiye’ye Parçalama Planı

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, birileri bir şeyler anlatsın.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi Genel Başkanı Mehmet Emin Kardaş şöyle bir açıklama yaptı: "Bizim için Kürt sorunu değil, Kürdistan sorunu vardır. Kendi devletimizin olması lazım. İleride her parça özgürleştiği zaman bütün Kürtler’in hedefi birleşik bağımsız Kürdistan'dır. Bağımsız birleşik Kürdistan başlangıçta ütopya gibi görünebilir. Ama Ortadoğu'da bağımsız bir Kürt devleti ortaya çıkmadıkça Ortadoğu rahat etmez” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Bir kere bu Amerika projesi. Kürt kardeşlerimizin böyle bir talebi yok. Böyle bir inancı da yok. Gayet rahat her yerde yaşıyorlar. Suriye'de çok rahat yaşıyorlardı adamlar kudurdu baş belası oldu. Irak'ta da rahat yaşıyorlardı, baş belası oldular. Türkiye'de de iddia edilen Ergenekon terör örgütü denen o pislik heyula sistem kardeşlerimizin çok ıstırap çekmesine neden oldu. Dolayısıyla bu bela bundan sonra olmaz. Türkiye'de son derece rahatız biz. Benim Çerkez tanıdıklarım var. Kimse Çerkez devleti kurulsun demiyor. Lazlardan kimse Laz devleti kurulsun demiyor. Kürt kardeşlerimiz var kimse Kürt devleti kurulsun demiyor. Bu Amerika projesi. Dayatıyorlar, onlar da dayattın mı hopluyor. Bıraksınlar bunu, böyle şey olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Emin Kardaş konuşmasına şöyle devam ediyor; Türkiye'nin demokratikleşmesinin Kürtler için sadece dil serbestliği, genel af, koruculuğun kaldırılması gibi değişikler sağlayacağını ancak Kürtlerin ulusal haklarının bunlar olmadığını belirtti.

ADNAN OKTAR: Yok koruculuk bilakis daha pekiştirilsin ve güçlendirilsin. Koruculuk niye kalksın? Daha güçlendirilsin, daha iyi silahlarla donatılsınlar. Bak tam çekindikleri konuları anlatmış. Bir daha söyle bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Emin Kardaş, konuşmasına şöyle devam ediyor; "Türkiye'nin demokratikleşmesinin Kürtler için sadece dil serbestliği, genel af, koruculuğun kaldırılması gibi değişikleri sağlayacağını.

ADNAN OKTAR: Genel af yok kardeşim nereden çıkarttın genel affı? Bir de gayet sakin anlatıyor. Genel af diye bir şey yok. Unutsunlar öyle bir şeyi. Sen gideceksin askeri, polisi vuracaksın. Sonra genel af, hadi dışarıya çık. Olur mu? O zaman PKK serbest demektir. Terör de serbest demektir, adam öldürmek serbest. Yok öyle şey.

BÜLENT SEZGİN: Bir de sanki bunlar hiçbir şey değilmiş gibi yani “bunlar ne ki?” diyor. “Bizim asıl başka haklarımız var” diyor

ADNAN OKTAR: Yok. O arkadaş yanlış yolda, yanlış konuşuyor, hayal görüyor. Asla müsaade etmeyiz, asla. Unutsun onu. Nerenin genel affı?

Ben Başbakan’dan istirham ediyorum koruculuk sistemini güçlendirsin. Daha da düzenli, müsellah hale gelsinler. Bayağı efendi delikanlılar. İçlerinden çıkar tabii it kopuk her yerden çıkıyor. Her dernekte çıkıyor, vakıfta çıkıyor, holding de çıkar. Her milletin iyisi kötüsü olur. Korucuların içinde de it kopuk çıkar. Ama bunlar mesela on binde bir. Onu da temizler kenara alırız. Görevinden alırsın. İş mi yani?

Kenan Erdel; "Nasıl ki gün ortasında güneşi gördüğüm gibi, Adnan Hocam’ın vesilesiyle Allah'ın varlığını delilleriyle gördüğüm görüş berraklığı da aynı şekildedir. Rabbim razı olsun Adnan Hocam’dan" diyor.

ABD sürekli genel af için baskı yapıyormuş. Genel affı kendin yap, habire milleti asıyorsun. Elektrikli sandalyede garibanları sürekli gece gündüz asıyorsun. Hiçbir şekilde af düşünmüyorsun. Guatemala'daki garibanların iflahını kesti. Acayip ezdi.

CEYLAN ÖZBUDAK: Trafik cezasında bile hapse gönderiyor.

ADNAN OKTAR: Tabii canım çok acımasız. Af diye bir kanun yok onlarda. Türkiye’ye de af için bastırıyorlar, ayıp yapıyorlar.

OKTAR BABUNA: Dünyada en fazla kadın mahkum 200 bin kadın mahkumları var. Amerika’da.

ADNAN OKTAR: Tabii. 200 bin kadını bıraksın önce.

AYLİN KOCAMAN: Daha üç gün önce 1994’te işlenmiş bir suç yüzünden birini idam etti Amerika.

ADNAN OKTAR: Bak bu 1994’te; affet. Müebbet ver. Niye asıyorsun adamları? Habire adam asıyor Amerika. Türkiye’ye de diyor ki: “Genel af ilan edeceksin.”

CEYLAN ÖZBUDAK: Kendisi büyük olmak istiyor daha da diğer Amerika’daki Amerika kıtasındaki ülkelerle birleşip birlik olmak istiyor. Ortadoğu’da da böyle küçük küçük ülkeler olsun istiyor şu anda.

ADNAN OKTAR: Dünyayı hiç takmıyor Amerika. Kâle almıyor. Bir de kendini normal bir insan konumunda görüyor benim gördüğüm.

Abdullah Gürbüz Efendi, Hz. Mehdi (a.s)’ı 1960’larda çocuk olarak rüyasında görmüş.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yabancı basında yayınlanan yeni yazılarınız var Adnan Bey. Amerika merkezli haber sitesi News Rescue’da “Derin dünya devletinin Türkiye’yi bölme planı “ isimli yazınız yayınlandı. Almanya’da yayınlanan Burma Times sitesinde mültecilere yapılan haksız uygulamaları ele aldığınız, “Denizin kara sularına terk edilenler” başlıklı makaleniz çıktı. Bangladeş merkezli Weekly Blitz sitesinde “Amerikan ordusunun çıkmaz sokağı; intihar eden askerler” isimli yazınız yayınlandı. Dubai merkezli Arabian Gazette isimli gazetede “ Radikalizmin yayılmasını önlemek” başlıklı yazınız yer aldı. Pakistan’dan Daily Mail sitesinde “Küresel sistemi sevgi çağına çevirmek mümkün”  başlıklı yazınız çıktı. Arap News sitesinin İslam köşesinde “Vücutlarımızdaki tamir ve yenileme mekanizması”  isimli yazınız çıktı. Son olarak yine Arap News sitesinde “Çuval olayı ve Amerikan askerleri” başlıklı yazınız yer aldı.

 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ne çok yazımız çıkıyor. Yazılarım her yerde, fikirlerim her yerde maşaAllah. İman hakikatleri videoları de yayınlanabilir aralarda. Yani sürekli bu PKK olayı, gerçi onlara iyi şamar oluyor ama PKK’lılara. İman hakikatleri de onlara şamar olur. Çünkü onlar imansız bir güruh.

Özetle, Amerika’nın ve Avrupa’nın bazı sarhoşları it, kopuk takımı böyle lümpen, karaktersizleri Türkiye’yi bölmeye çalışıyorlar. Güneydoğu’da kiralık katiller ayarlamışlar. PKK’lı. Maceraperest böyle pislik katillerden oluşan. “Türkiye’yi böleceğiz” diyorlar. Bak sessiz sakin izliyoruz. Şu an fiili hiçbir atak yok. Ama en ufak bir deliliklerinde binlerce kere pişman ederiz onu söyleyeyim. Yani “keşke yapmasaydık, keşke etmeseydik” derler. Kimse psikopatlığa hazırlık yapmasın. Af yok. Bunu unutsunlar. Asker, polis katili olacak, benim aslanlarımı kahpece ve kalleşçe şehit edecekler, affedeceğiz, özerklik vereceğiz, istediğinizi yapın diyeceğiz. Bu hakaret Türk Milleti’ne. Bu hakareti duymak istemiyoruz. Delilik yapmaya da kimse kalkışmasın. Otuz kere aynı şeyi tekrar etmelerine gerek yok, sureti katiyede mümkün değil.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey sizin zaten bildiğiniz bir şey İnşaAllah. Amerika’nın kendisi ilk savaş yıllarında 1841-1846 arası ikiye bölünmemek için çok fazla kendisi insan hayatını kaybetti. Hiçbir şekilde istemedi ikiye bölünmeyi, çok büyük bir kıta.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Acayip titiz kendisi Amerika bölünecek diye ödleri kopuyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: “Birlik bozulursa eğer çok gücümüze gider” dediler o zaman.

ADNAN OKTAR: Tabii. O Amerikan iç savaşında oluk oluk kan akıttılar. Şimdi ne istiyorsun? Türkiye’yi böleceğiz. Maceraya müsaade yok. Tekrar tekrar söylesinler tekrar tekrar cevabını vereceğiz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Şu anda da normalde kendi içinde bölünmeyi isteyenler hala var, aynı bölgeler ama hiçbir şekilde bahsetmiyorlar bile o konudan.

ADNAN OKTAR: Şeytana göre bu mümkündü. Mehdiyet’e göre mümkün değil. Hz. Mehdi (a.s)’nin asla müsaade etmeyeceği bir olay bu. Hz. Mehdi (a.s)’ın müsaade etmeyeceği bir şeye ne Amerika’nın, ne Rusya’nın, ne Çin’in gücü yetmez. Destur Hz. Mehdi (a.s)’dan gelecek. O’ndan destur yoksa konu kapanmıştır. Onlar bunu hesap etmediler. Normalde şeytanla işbirliği yapıyorlar, şeytanla bitireceklerdi işi. Şeytani güçlerle bitireceklerdi. Hz. Mehdi (a.s)’ı hesap etmedikleri için şu an kıvranıyorlar. Kıvrım kıvrım kıvranıyorlar. Mehdiyet bir şey olmaz dedi mi olmaz. Bir şey olacak dediyse de olur Allah’ın izniyle. Çünkü o vahye dayalı bir bilgi. Hadise dayalı bir bilgi. Resulullah (s.a.v.) ne dediyse o. Bak IŞİD hiç hesap etmedikleri bir kuvvetti. Darmadağın ettiler bu şeytani kuvvetleri. Tamam, onlar da dehşeti ve şiddeti kullanıyorlar. Yanlış bir yöntem ama Allah zalimi şiddetle yok etti. Şiddetin insanlarını gönderdi. “Şiddet öyle olmaz, böyle olur” dedi Cenab-ı Allah.

ALTUĞ BERKER: Siz söylemiştiniz iki sene önce Hocam, “böyle olur sizi dağlarda yakalarlar.”

ADNAN OKTAR: Başlarına gelecek olanları ben onlara anlattım. Daha IŞİD’in i’si yoktu ortada. Bak, “kaçacak delik arayacaksınız. Hepinizi dağlarda toplayacaklar; tek tek öldürecekler” dedim.

MEHTAP ŞAHİN: “Türk askeri gibi olmaz” dediniz.

ADNAN OKTAR: “Türk askeri gibi olmaz” dedim. Yayınlasana o filmi. İki-üç sene önce söyledim ben onlara. Bir kere iki kere değil, çok kere söyledim.

VTR: Bundan 2 Yıl Önce Sayın Adnan Oktar PKK’yı Uyarmıştı

ADNAN OKTAR: Evet, ne dediysek o. Aynısıyla gördüler. Dağlara kaçtılar ama yine hepsi yakalandı.

AYLİN KOCAMAN: IŞİD falan yoktu o dönemde hiç.

ADNAN OKTAR: Tabii. Bak “size büyük bir katliam uygulanacak” dedim. Aynısını gördüler. Bak, şimdi de uyarıyorum. İki bölgede de büyük bir katliama uğrayacaklar. Kaçsınlar diyorum. Sözümü dinlesinler. Çok büyük katliam yapılacak.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, İtalya’da bir buçuk milyon Müslüman yaşıyor; fakat sadece sekiz camileri var. Namazı otopark, depo, süpermarket gibi mekanlarda kılıyorlar. Bazı fotoğraflar da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Ama isteseler yapabilirler. Böyle aralarında himmet sahibi insanlar olsa o depoyu satın alıp camiye çevirebilirler. Gayet kolay olur.

OKTAR BABUNA: Siz çözüm önermiştiniz. Kiliseleri başka şeylere çeviriyorlardı. “Onları Müslümanlar satın alıp ibadethane olarak kullanabilirler” diye.

AYLİN KOCAMAN: Bazı ülkelerde izin verilmiyor Adnan Bey. Mesela İspanya’da, Madrid’de hiç camii yok izin verilmediği için.

ADNAN OKTAR: Ama bunu dünya çapında olay haline getirebiliriz. Bunu pek dillendirmiyorlar ki. Yeni duydum ben böyle bir şey olduğunu.

CEYLAN ÖZBUDAK: Atina’da da normalde hiç yoktu Adnan Bey, Sayın Erdoğan vesile oldu ilk caminin olmasına.

AYLİN KOCAMAN: İsveç’te de ilk camii yeni yapıldı.

ADNAN OKTAR: Böyle şeyler biraz ısrar gerektiriyor. İkna gerektiriyor. Ortada bırakırsan olmaz tabii ki.

BÜLENT SEZGİN: İtalya’da kiliseleri de araba tamircisine benzer ofis tarzı yerler yapıyorlar.

ADNAN OKTAR: O çok korkunç bir şey. Diskoya çeviriyorlar kiliseyi. Araba tamirhanesi, inanılır gibi değil.

CEYLAN ÖZBUDAK: Banka yapıyorlar.

ADNAN OKTAR: İşte her türlü şey. Yanlış. Kilise, kilise olarak kalacak. Sinagog, sinagog olarak kalacak.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Gezmiş’in annesinin vefatı nedeniyle ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Ziyaret sırasında bütün CHP’liler eve ayakkabılarıyla girdiler. Bir tek Sayın Kılıçdaroğlu ayakkabılarını çıkararak eve terlikleriyle girdi. Bu durum Sayın Kılıçdaroğlu’nun güzel ahlakının tekrar gündeme gelmesine neden oldu. Fotoğraflar da vardı.

ADNAN OKTAR: Evet, güzel. Tam bir seyit, tam bir efendi. Müslüman, mümin, muttaki, maşaAllah nezaket gösteriyor. Tebrik ediyoruz Kılıçdaroğlu’nu.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ankara’nın bir süredir peşmerge güçlerini eğittiği ortaya çıktı. Eğitimde olan çalışmaları kapsamında sınır hattındaki Zaho’da peşmerge eğitimini üstlenen Türkiye, bölgeye Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan 35 kişilik bir bordo bereli ekibi gönderdi. Türk askerleri burada Türkiye’nin peşmergeye gönderdiği silahları nasıl kullanacaklarını öğretiyor. Silah eğitiminin yanında verilen eğitimlerin içeriğine ilişkin ise bilgi verilmedi.

ADNAN OKTAR: Peşmergeyi Türk askeri eğitiyor.

BÜLENT SEZGİN: Eğitiyor evet. Verdikleri silahların nasıl kullanılacağını.

ADNAN OKTAR: O tarz eğiteceklerine kültür yönüyle eğitsinler. Silah eğitimi vereceğine Darwinist, materyalist felsefenin geçersizliğini anlatsınlar. İman hakikatleri anlatsınlar. Kuran mucizelerini anlatsınlar. Bomboş adama, kafası materyalizmle yıkanmış adama sen tabanca kullanmayı, bomba kullanmayı öğretirsen adam zaten hasta, iyice hasta yaparsın. Önce hastalığını gider. İmani bir derinlik sağla, ondan sonra. Yani Darwinist eğitiyorsun. Materyalist eğitiyorsun. O halde bırakıyorsun adamı. Adam ruhen hasta. Ruhi hastalığını tedavi et. Yani potansiyel sağlam adamdır diye alıp getiriyor. Neye göre sağlam? Sağlam olması için sebep ne? Eğitim almamış. İmani eğitim almamış. Kurani eğitim almamış. Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini öğrenmemiş. “Toplayıp getirelim. Bunlara silah eğitimi verelim.” Ruhu boş adamın. Ruhu hasta. Ruhunda eksiklikler var. Maneviyatı bozuk. Maneviyatı çökmüş. Önce onu güçlendir. Ondan sonra o senin adamın olur. Ondan sonra haktan, hakikatten yana olur. Bu eğitim almamış adama sen silah eğitimi verirsen ne faydası olacak? 

Masaüstü Görünümü