Harun Yahya

Sohbetler (26 Kasım 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Başladık bile, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün internet sitelerinde “çözüm sürecinin yol haritasının ayrıntıları ortaya çıktı” şeklinde bir haber vardı. Haberde; “Eğer süreç yolunda ilerlerse, son adımda Abdullah Öcalan eve çıkacak. Bunun için yer bile belli” deniyor. El-Cezire’de haberi de bu iddiayı doğrulamış. “Hatta Öcalan’ın ev hapsini geçireceği yer, Adalet Bakanlığı’na bağlı İmralı Adası’nda bulunan Mete Tesisleri olarak düşünülüyor” ifadelerini kullanmış. Bu haberin devamında çözüm sürecinin aşamaları da şu şekilde olduğu söyleniyor: “1- Öcalan’ın çalışmalarına yardımcı olacak beş mahkumdan oluşan sekretarya oluşturulacak. 2- İzleme kurulu kurulacak. 3- Öcalan ev hapsine alınacak. 4- Öcalan silahsızlanma çağrısı yapacak ve örgüt militanları Türkiye’ye gelerek siyasete katılacak. 5- Türkiye’nin yerel yönetimler özerklik çağrısındaki bazı maddelere koyduğu çekinceleri kaldıracak, böylece yerel yönetimlerin yetkileri genişletilecek. 6- Genel af.

ADNAN OKTAR: Aman aman aman böyle bir şey olduğunda, Allah vermesin Türkiye’yi götürmek istiyorlar demektir. Tayyip Hocam’a bir oyun hazırlıyorlar demek ki. Tayyip Hocam’a sıkı markaj. Bu, ancak bir derin devlet aklı olabilir, belki Ergenekon’un uzantısının aklı olabilir. Tayyip Hocam’ı benim gördüğüm köşeye sıkıştırıp, mahvetmek istiyorlar, helak etmek istiyorlar. Hem hükümeti yıkmak istiyorlar, benim gördüğüm. Böyle bir şeyde hükümet yıkılır zaten, böyle bir şeyin anlamı bu. Ve Türkiye’de çok büyük ayaklanma çıkar Allah esirgesin, dağ-taş birbirine girer. Abdullah Öcalan ev hapsi falan, öyle af maf öyle bir şey olmaz. Af demek, PKK’nın affı demek, PKK’nın sokağa salınması demek, Mehmetçiğin, polisin vurulmasının serbest olması demektir. “İstediğiniz gibi vurun” diyor, “biz çıkarcağız siz istediğiniz gibi vurun. Özerklik diye zaten bağımsız devlet kuracağız” diyor “Güneydoğu’da, Abdullah Öcalan’ı da başına geçireceğiz.” Ondan sonra vatan kalmıyor zaten. Vatan, millet, bayrak hiçbir şey kalmaz. Haysiyet, şeref, namus da kalmaz. Çok büyük bir ahlak çöküntüsü bu. Bunu kim diyorsa, Allah onu helak etsin. Bunu kim düşünüyorsa, Allah onu helak etsin. Allah her türlü felaketle onu kuşatsın. Hiç tahmin etmediği yerlerden Allah onu belayla sarsın. Kim yapıyorsa, onulmaz dertler versin Allah, hepsini helak etsin. Allah hepsini cehennem ateşiyle cezalandırsın. Buna asla müsaade etmeyiz. Bu Türkiye’yi yıkmak demektir. Türkiye’yi yıkmaya kalkan olursa, dünyayı yıkmaya kalkmış demektir. Buna müsaade etmeyiz. Bu genel ayaklanma demektir Türkiye’de Allah esirgesin, taş taş üstünde kalmaz. Böyle bir ahlaki çöküntüye hiç kimse müsaade etmez. Böyle bir vicdansızlığa kimse müsaade etmez. Aman ha, aman ha, aman ha, kimse ağzına dahi almasın.

BİLAL ÇELİK: Siz Amerika içinde “kısa sürede zenci ayaklanması olur” demiştiniz. Çok kısa sürede de zaten ayaklanma oldu.

ADNAN OKTAR: Öyle bir şey yapıldığında, Türkiye’de taş taş üstünde kalmaz, Allah esirgesin. Millete yapılacak en büyük hakaret olur bu. Türk insanının artık boğazına geldi, burasına geldi. Böyle bir ahlaki çöküntüye kimse tahammül etmez. Sakın. Detaylar bunlar, asıl detaylar bunlar. Ama Tayyip Hocam’a iyi sahip çıkmak lazım. O yaman delikanlı, dürüst delikanlı.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncer, “Cumhurbaşkanı Erdoğan mecliste Ermeni Soykırım’ı için özür dilesin” teklifinde bulundu. Yapılan teklifte Cumhurbaşkanı olayın yapıldığı yerde resmi olarak özür dilemesi, olay için maddi ve manevi tazminat ödenmesi, olayın yaşandığı gün ulusal yas ilan edilmesi gerektiği belirtildi. Eğer bu teklif yasalaşırsa, Türkiye Ermeni Soykırımı’nı kabul etmiş olacak.

ADNAN OKTAR: Şimdi, Ermeni kardeşlerimizden çok fazla vefat eden olduğunu herkes biliyor. Benim Sait dedem vardı, o da anlatmıştı, bizzat görgü şahidi, bu doğru. Peki Müslüman, muttaki, tertemiz insanlardan on binlerce, yüz binlercesi Ermeni çeteler tarafından şehit edildi mi? Edildi. Demek ki bir savaş vardı, savaş vardı. Biz Yunanistan’la da savaştık, Yunanlılar da öldüler, Türkler de öldü. Fransızlarla savaştık Fransızlar da öldü, Türkler de öldü. Ermenilerle savaştık çetecilerle, Emeniler de öldü Türkler de öldü. Dolayısıyla Anadolu’da Türk soykırımı yapıldı 7 ayrı koldan, büyük bir Türk soykırımı yapıldı. Ama bu bir savaş olduğu için, biz bunu savaş mantığı içinde değerlendirdik. “Savaşta bu olur” dedik. Çünkü Anadolu’da da yaptığımız, daha önce yaptığımız savaşlar oldu. Büyük soykırımlar yaşandı. Anadolu’nun tarihinde hep böyledir, hep soykırım vardır. Bundan sonra olur mu olmaz ama oldu. Dolayısıyla Sebahat yenge orada doğru söylemekle beraber yani soykırım derken, yani 20 kişiye bile olsa soykırımdır bu, 10 kişi bile olsa soykırımdır. Yüz binlerce Mehmetçik, anne, çoluk çocuk Ermeni çeteler tarafından şehit edildi. Güneydoğu’daki mezarlar açıldığında 500 kişilik, 1000 kişilik, bazı yerlerde daha da 1500 kişilik büyük mezarlara rastlıyoruz. O zamanki bizim canlarımızın vefat eden, şehit olan diyelim, o naçiz bedenlerine ait kemikler. Bu konuda birçok bilim adamı çalışma yaptı, biliniyor. Hatta diyorlar ki; “bunu bilimsel olarak değerlendirelim” dediler. Karşılıklı özür dilensin, bu olur karşılıklı. Ermenistan Türkiye’den özür dilesin, Türkiye de Ermenilerden özür dilesin. Ve “bir daha sakın böyle bir felaketin içine girmeyelim” desinler. Rumlarla da bunu söyleyelim. Büyük bir Rum katliamı da oldu, çok büyük Türk katliamı da oldu. Sakarya Dumlupınar’da falan bizim aslanlarımız kitleler halinde yüz binlerce insan şehit edildi. Soykırım değil mi bunlar? Ne işi vardı bu adamların, Yunanistan’da ne işi vardı? Ta Eskişehir’e kadar gelmişlerdi. Ankara’dan top sesleri duyuluyordu diyorlar. Bala’dan duyuluyormuş. Peki bu dumurumda; bir savaş olmuş, savaşta taraflar mağdur olmuş, olay bu.

Bir de Tayyip Hocam’a büyük bir oyun oynuyorlar Allahualem, benim gördüğüm. İşte “Abdullah Öcalan’ı bırakacağız, bıraktıracağız” falan delikanlımızı köşeye sıkıştırmaya kalkıyorlar. Israrla yanında durup, destekleyip bu oyun oynamaya kalkan derin devlet mensuplarına nefes aldırmayalım. Bir de bu çakallar kimmiş bunu da ben merak ediyorum. Yani bu devleti parmağında oynatacağını zanneden haşa, devlete zarar vereceğini zanneden adamlar kimmiş ben bir göreyim bakalım. Devlet tepmez-devrilmez. Parmağı kırılır devlet hareket etmez söyleyeyim. O devleti hareketlendirmeye kalkıyor parmağıyla ama o parmak kırılır, hukukla kanunla. Bir de bunu dillendiren densizler kimler, bunları bir araştıralım. Nerenin genel affı? Buna müsaade etmeyiz. Cehaletlerinden nakledenler olabilir, oradan buradan duymuştur naklediyordur, ben ona bir şey demiyorum. Ama asıl bu işin kotarıcısı ağa babalarına söylüyorum ben. Yani gücünün yeteceğini zanneden. Sen kimsin? Türk milletinin hiç biri istemiyor, “ben yaparım” diyorsun. Sen nasıl yapacaksın? Senin derdin, hükümeti yıkmak. Tayyip Hocam’a herhangi bir atak yaptırtmak istiyorlar kendi kafalarınca, arkasından da yıkacaklar hükümeti. Buna müsaade etmeyiz.

Güneydoğu’da yapılan araştırmalarda, Ermeni toplu mezarına rastlanmadı. Ama Türk toplu mezarına adım başı rastlanıyor. Her araştırma incelemede, yüzlerce insan kemiğine rastlanıyor. Büyük bir Türk katliamı olduğu açık. Ama mazlum millet olduğu için sahipsiz kalmışlar haklarını savunamamışlar, konu bu.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bazıları genel af söylemleri konuşuyor ama Adalet Bakanımız Bozdağ, “terör örgütleriyle ilgili herhangi bir af düşüncelerinin olmadığını” belirtmişti.

ADNAN OKTAR: Maksat, Tayyip Hoca’yı götürtmek, cumhurbaşkanlığından almak istiyorlar, dertleri bu. Bunaldı adamlar, beceremediler. Öyle yaptılar olmadı, böyle yaptılar olmadı. En hassas damarımız ne? PKK’nın affedilmesi, Abdullah Öcalan’ın çıkarılması, özerklik, en hassas damarımız ne ise, oradan yanaşıyorlar. Hükümet bunları yapacak. Yani hükümet size hıyanet edecek demeye getiriyorlar, Türk milletine hıyanet yapacak. “Ne diyorsunuz hükümeti devirin” diyorlar. “Erken seçime mi gidiyorsunuz, nasıl yapıyorsanız yapın hükümeti devirin.” Hazmedemedi adamlar başından beri hazmedemediler. Bas bas bağırıyor Başbakan, Cumhurbaşkanı bağırarak söylüyor, ne diyor; “tek devlet, tek millet, tek bayrak. Devletin içinde operasyon yaptırmayız” diyor. Daha ne desin? Aynı şeyi bir daha söyletiyorlar, bir daha, bir daha, bir daha otuz kere söylettiler. “Af yok” diyor yok, “özerklik olmaz” diyor, “yok özerklik olacak” diyorlar. Yok kardeşim öyle bir şey. Böyle bir şeye müsaade etmeyiz. Hiç kimse müsaade etmez unutacaklar bunları.

BÜLENT SEZGİN: Ayrıca Bekir Bozdağ, “ev hapsi de yok, sekretarya falan da yok. Kim ne diyorsa propaganda yapıyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Zaten ev hapsinde şu an, son derece rahat şu an kaldığı yer ev gibi yani. Adada baya her tarafı deniz, havadar bir yer tertemiz. Doktorlar emrinde, yanında. Hastanesi var. Bütün mahkumlar hizmetinde. Aşhanesi var gayet güzel yemekler yapıyor, kütüphanesi var, spor tesisleri var, her şey var, var oğlu var. Evden daha mükemmel, evde olmaz ki bu kadar imkan. Evde olur mu öyle bir şey?

OKTAR BABUNA: Mağarada yaşıyordu.

ADNAN OKTAR: Mağarada yaşıyordu tabii. Tayyip Hoca’yı yalnız gördüler.

Bir video izleyelim.

BÜLENT SEZGİN: PKK tehlikesiyle ilgili bir videomuzdan sonra devam edebiliriz.

VTR: Bölgede Demokratik Özerklik Değil, Bağımsız Komünist Kürdistan Kurulmak İsteniyor.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Aman aman aman, Tayyip Hocam’ın korunmasına da çok dikkat edin. Diyorlar ki; “Tayyip Hocam’ın korunması çok zayıf” diyorlar. Mesela orada panolar devrilmiş Cumhurbaşkanının yanında. Hiç umurlarında değil bazı şahısların. Kardeşim kılı kırk yaracaklar, çok titiz olacaklar ortalık karışık. Bu zor bir şey değil. Özel uzman ekip olacak. Gayet kalabalık bir koruma ordusu olacak. Sırf insana karşı değil, eşyaya karşıda. Avize düşer, gidip bakacaksın avizeye. Kapı devrilebilir, onlara bakacaksın. Adam oraya zehirli gaz bilmem ne yapar. Havayı bir koklayacaksın, acayip bir şey var mı? Bu zor değil, bunun yapılması lazım. Öylesine artık gider olay kafasındalar, öyle olmaz. Koruma polislerine saygım büyük. Ama her an bir olay olacak, yüzde yüz olacak gözüyle bakarak korum yapılacak. Bizim çocuklar ordaymışlar. Panolar devriliyor bazı adamların umurunda değil” diyor, olmaz. Mesela halk görüşmek için üstüne geliyor Cumhurbaşkanının. “Çevresinde bir anda 300-400 kişi biranda oluştu” diyor. Kardeşim içine it kopuk adam girebilir. Olur mu öyle bir şey 300-400 kişi birden? Onun bir kuralı, usulü, adabı olması lazım. Mesela bazı bakanlar ezilme tehlikesi atlatmışlar. Kardeşim bunlar çok kolay işler. Halkıda rencide etmeden, tedirgin etmeden bu işler yapılır.

Obama’da da öyle, adamlar asansörde adam ekmek bıçağıyla beraber belinde hep beraber asansörle çıkıyorlar, sabıkalı adamla. Bu nasıl iştir ben anlamıyorum, bu nasıl ferahlıktır. Gayet kolay bu işler. Olur mu öyle şey? Tanınan, bilenen adam yanaşacak. Önüne gelen yanaşamaz, olmaz kardeşim tanımıyorsun, bilmiyorsun ne alakası var. Tayyip Hocam’a daha titiz olsun. Yapamıyorlarsa, yapacak adam var. Mesela Tayyip Hocam’ın biraz yorgun görünümü varmış. Dinlendirsinler kardeşim. Ne oluyor Başbakan var, Bakanlar var. Normal uykusunu alsın 7-8 saat uyusun. Her şeye de kafayı takmasın Cumhurbaşkanı. “Bina neye yarar?” Mis gibi bina gayet güzel olmuş. Çankaya’yla bir kıyaslıyoruz. Çankaya ne hale gelmiş, çok eskimiş. Orada sen nasıl bir yabancı heyeti ağırlayacaksın. “Niye uçak aldınız?” diyorlar oturup ona cevap veriyorlar. Kardeşim açıklayacak gibi değil. Ufacık uçak vardı, küçücük. Dünyadaki bütün Cumhurbaşkanlarının uçağı, bir yerden bir yere mükemmel gidecek durumda. Cumhurbaşkanı niye normal bir uçakla gitmesin?

OKTAR BABUNA: Aktarmalı gidiyordu Hocam?

ADNAN OKTAR: Aktarmalı ne demek, olur mu öyle şey? Dünyada hiç bir Cumhurbaşkanı yapmaz böyle bir şey. Niye her şeyin en demodesi, en gösterişsizi Türkiye’de olması gerekiyor. Hayır, her şeyi de Tayyip Hocam’ın başına patlatmaya kalkıyorlar. Sonrada tepe tepe kullanacaklar o uçağı. Cumhurbaşkanı köşkünü de tepe tepe kullanacaklar. Tepe tepe demeyelim de, seve seve diyeyim.

Ermenilerin yaptığı saldırılar döneminde, Türklerin Van’da yüzde 62’si şehit edilmiş. Yüzde 62, Van’da. Bu soykırım değil mi? Yüzde 62 ne demek. Bitlis’te yüzde 42’si Türklerin şehit ediliyor. Kürt kardeşlerimizde tabii bu arada. Erzurum’da yüzde 31 yani Türk derken Kürt, Çerkez herkes orada bulunan kim varsa. Kürt’te Türk’tür, Çerkez’de Türk’tür, Türk’te Türk hepsi Türk, Türk halkı. Erzurum’da yüzde 31, Diyarbakır’da yüzde 26’sı şehit ediliyor. 2,5 milyon şehidimiz var. Biz kalkıp hiçbir şey demedik şu ana kadar. Soykırım yaptınız falan demedik. Onun acısını içimize gömdük. Özetle bizim, Güneydoğuda 2,5 milyonun üstünde şehidimiz var. Ama biz mazlum bir milletiz, şamatasını yapmıyoruz. Toprağın altında şehitlerimiz yatıyor. Daha hala Ermeni soykırımı. Kardeşim Ermeniler bizim parçamız, kardeşimiz. Bizi oyuna getirdiler o devirde. Faşist kafa yaygındı o devirde. Darwinist, Faşist, Komünist kafa. Hem faşizm, hem komünizm kendini göstertiyordu. İnsanlar deliye dönmüştü o dönemde. O dönemde mahvettiler kardeşlerimizi. Mesela Putin çok yaman. Bir yere gideceği vakit önden, dört savaş gemisi gönderiyor. Dört gemi sahile bir kere rampa ediyor, acayip iyi korunuyor. Tayyip Hocam’ın da çok iyi korunması lazım. Tayyip Hocam’ı kızdırmaya müsaade etmesinler oradan buradan. Sinirlendirtecek şeyler yapmasınlar. Hep işler tıkırında gitsin. Düzgün gitmezse sinirlenir Tayyip Hocam. Mesela ufacık bir aksilikte bile sinirleniyor. Sinirleri biraz gerginleşti çok üzdüler çünkü. Bu paralel yapı olayı da çok üzdü. Hem üzüyor, hem tedirgin ediyor. Yazık günah, olmaz. Destek. İyi günde iyiydi de, zor günde mi başka türlü oluyor? Olmaz öyle şey. Bütün belayı üstüne aldı.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, yabancıların paylaştığı bir resim vardı, izin verirseniz göstereceğim. Türkiye’de siyasette hiç kadın olmamasına vurgu, sadece erkeklerin olmasına vurgu yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam bu vaziyeti, tam tersine çevirsin. Bir kere bağnazlardan çekinmesin. Allah onu koruyor, yanındayız. Ona uzanan kolları kanunla, hukukla kırarız. Gönlü rahat olsun. Allah’ın korumasında. Bağnazlar çok pislik, bela tipler, yobaz takımı. Her bağnaz değil tabii bu sözlerim. Bazı bağnazlar var gariban, kendi halinde, etliye sütlüye karışmaz kendi halinde ama bağnaz. Ben; ahlaksız, militan, saldırgan bağnazları kastediyorum. Tayyip Hocamız’a milletimiz sıkı destek versin. Ona bir şey yapmak istiyorlar, oyun oynamaya kalkıyorlar. Bunlar daha da olmazsa, bir şey yapmaya da kalkabilirler. Korumasını güçlendirelim. Kardeşim bu gün çocuklar söyledi, “Hocam, koruması çok zayıf” dediler. İsteyen istediği gibi, böyle şey olmaz.

Evet, dinliyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Avrupa Sol Partisi başkanı: “PKK, bizim ortağımız açıklamasını” yaptı.

ADNAN OKTAR: Alsın başına çalsın. Alsın götürsünler kardeşim. Amerikalı meraklı, alsın götürsün bu çapulcu, bitlilerini. Bütün Amerika’yı bit sarar bunlar gitse.

Sevmek için Allah korkusu gerekir, Allah sevgisi gerekir. Et, kemik sevilmez. Allah’ın tecellisi sevilir. Ölüp gidecek yok olacak bir varlık olarak düşünüyorsan, neyini seveceksin? Sonsuz olan sevilir, sonsuz olan Allah’tır. Allah’ın tecellisi olarak sevebilirsin.

Ben dinliyorum Fikret Bey sizi.

KARTAL GÖKTAN: Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül, Star ve Akşam gurubunda yapılan işten çıkarmaları eleştiren bir yazı yazdı; “Hükümetin Gezi olayları ve 17 Aralık müdahalesini, bu kişilerin arasında bulunduğu gazeteciler sayesinde atlattığını, rüzgarı ters yöne çevirenlerin kendileri olduğunu ve medyanın desteği olmasaydı durumun vahim olacağını” söyledi. Buna rağmen bu insanları bu kadar kolay gözden çıkarılmasını eleştirdi. Ve “siz bu desteğin önemini yeterince iyi kavramıyor olabilirsiniz” uyarısını yaptı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın etrafını sardılar, ona bir şey yapmayı düşünüyorlar, benim gördüğüm. Sıkı sahip çıkmak lazım. Onlarda o kadar kusura bakmasınlar, böyle olaylarda hükümet, Cumhurbaşkanı tedirgin olduğunda, can havliyle kendini koruyabilir. Yani ihtiyatı tedbir alabilir. Yaş kuru bazen birlikte yanar. Bunu normal karşılamak lazım. Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Hocam’ın tedirginliği devam ediyor. Bunun iyi olması için, destek sağlamak lazım. Onu yalnız bırakmak istiyorlar. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün temizlenmesinde bu insanı sen görevlendirdin mi? Görevlendirdin. Bak başörtülü hanımlar rahat rahat yaşayacak, göğsünü gere gere her yere girecek hale geldi mi? Geldi. Birçok reformda faydası oldu, etkisi oldu. Dolayısıyla, çok fazla düşman kazandı kendine, karşıt kazandı. İyi zamanında iyi de, zor zamanında niye iyi olmuyor. Böyle şey olmaz. Yardımcı olmak lazım. Tedirgin olabilir. Mesela benim gördüğüm, hiç ummadık kişilerden bile tedirgin oluyor. Ortalık daha yatışmadı. Yatışsa, huzurlu olsa, bunlar olmaz. Bu yazanların da bir hayır vardır ayrıca. Tebdil-i mekanda hayır vardır. Bir hayra vesile olur, inşaAlllah. Ben de anlamadım bu olayları, yani ne oluyor ne bitiyor. Bu yazarlar Tayyip Hoca’yı desteklemiyor muydu?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Acaba neden huylandı? Bir şey vardır.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Bu görevden ayrılmalarının başka gazetelere de sıçrayacağını söylüyorlar, o tür yorumlar yapılıyor.

OKTAR BABUNA: “Başka görevlere getirilecek” diyenler de olmuştu. Dünde bahsi geçmişti Hocam. Zaman’ın başına getirilecek veya Samanyolu’nun gibi, böyle ilginç görüşler de var.

ADNAN OKTAR: Ama doğrusunun ne olduğu belli değil. Hayır vardır, Cenab-ı Allah her şeyi hayırla yaratır. Hayır gözüyle bakmak lazım.

Tayyip Hocam konusunda olayı anlamıyorlar. Bu insanın güçlü bir desteğe ihtiyacı var. Yalnız bıraktılar. Ortalı bir destekle rahat etmez Cumhurbaşkanı. Yani daha kararlı bir destek gerekiyor. Cümle alem ezmeye kalkıyor, dünya ezmeye kalkıyor. Adamlar kafayı çizdi yani bir kısmı. Böyle bir durumda ortalı, sessiz kalınması pek doğru olmaz. Daha kararlı, daha şefkatli, daha akılcı sahip çıkmak lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bugün Gazetesi yazarı Gültekin Avcı; “2015 yılında, PKK’nın bir Kürdistan devleti kurma hedefi olduğunu” belirterek, hükümetin de bu yola zemin hazırladığını iddia eden bir yazı hazırladı. Şunları söyledi.

ADNAN OKTAR: Yok kardeşim. Kürdistan, öyle bir şey olmaz. Baştan al.

BÜLENT SEZGİN: Bugün Gazetesi Yazarı Gültekin Avcı.

ADNAN OKTAR: O kimdi Gültekin Avcı?

AYLİN KOCAMAN: Eski savcı.

ADNAN OKTAR: Bir zayıf delikanlı vardı, o mu? Bir göster, hatırlayayım.

AYLİN KOCAMAN: Genelde çok eleştiriyor PKK konusunu.

ADNAN OKTAR: PKK’yı eleştiriyor. Aferin o delikanlıya, güzel. Gültekin demek ki hakiki delikanlı. Yani bu konularda hassas. Sağlam. Aferin o delikanlıya. Endişelerini dile getiriyor. Tamam.

AYLİN KOCAMAN: Bölünmeye şiddetle karşı.

ADNAN OKTAR: Bu savcı mıydı daha önce?

AYLİN KOCAMAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Aferin maşaAllah, iyi, güzel. Bugün Gazetesi’nde yazıyor. Bölünmeye karşı. Allah razı olsun. MaşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Allah yardımcısı olsun. Aferin. Allah sayılarını artırsın.

BÜLENT SEZGİN: Yazısını okuyalım mı?

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: “Dünyada yaşanan terör ve çözüm süreçlerinde ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezaevinde bulunan bir terör örgütü liderine devlet eliyle sekretarya kurulduğu vaki değil. PKK, süreci uluslararası bir kimliğe kavuşturup, başka ülkeleri devreye sokmaya çalışıyor. Nitekim Batı da PKK’yı, Türkiye’ye tercih etmiş durumda. Sürecin bağımsız bir KCK devletine doğru gittiğini ve AKP’nin de bu gidişi desteklediğini çok iyi görüyor.”

ADNAN OKTAR: Endişelerini dile getirebilir. Herhalde muhalif. Tayyip Hocam’dan da pek hoşlanmıyor anladığım kadarıyla. Olsun, böyle insanlar da olsun. Muhalif insan olmazsa, tehlikeli olur Türkiye. Tayyip Hoca’ya dişe diş karşı olan adamlar olacak. Ama biz dişe diş koruyacağız. Eleştiri kaliteyi artırır, bir şey olmaz. Hükümetten endişelerini söyleyecek tabii ki. O demokrasi var demektir. O zaman biz Kazakistan’dan daha da beter hale geliriz. Olmaz. Herkes istediği gibi konuşsun. Ama Tayyip Hocam’ı koruyup kollayan bir gençlik güçlü bir gençlik olması lazım. Böyle tırsık filan değil, sağlam. Eğer güçlü böyle onu koruyan bir ekip olursa, o kadar rahatsız olmaz. Yalnız kalmak bunaltıyor onu. Yani Sayın Abdullah Gül’ü bile ona muhalif gibi gösteriyorlar. Bütün hayatı birlikte geçmiş. Ona muhalif yeni bir yapılanma oluşturuyor gibi. Yani sürekli ürkütecek haberler götürüyorlar. Kafasını nasıl rahat yatağa koyup uyusun bu insan? Tedirgin oluyor. O oradan, bu oradan, şu şuradan, bu buradan. Laf da dinletemiyor birçok insana. Beceriksizler var, aksilikler var, sıkılıyor. Onun için onu ustaca koruyup kollayan ekip olursa, Tayyip Hocamı rahat eder. Bir de iddiası da yok. Daha ne yapsın? Çekildi Cumhurbaşkanı olarak kendi mekanında, makamında oturuyor.

“Öcalan’a ev hapsi yerine genel af teklifi milletimize hakaret etmek demektir. Asla kabul edilmez” diyor, Veli Topuz.

“Sanki millete soran var. Mühür kimdeyse, Süleyman o. Bunları biz seçtik. 550 tane vatanını seven asil vekil.” Tamam da, yani bir yanlış uygulama olduğunda buna müsaade etmeyiniz. Yani millet hükümrandır. Milletvekili yanlış bir şey yaparsa, bir daha seçmeyiz. Olur mu öyle şey? Milletvekilini biz seçeriz göndeririz de, adamın sonra ayarı bozulabilir. Aklı bozulabilir, tavrı bozulabilir. O zaman ne yapacağız? Oldu bir kere demeyiz. Seçime gideriz. Alırız vekilliğini elinden. Hükümran olan millettir.

Kadir Arslan; “Eğer iktidar APO’yu iyi kullanamazsa, yakın zamanda biz dağları bombalamaya, şehitleri karşılamaya başlarız.” “APO’yu iyi kullanamazsa.” Kardeşim bunlar laf mı? Hiçbir ülke, böyle bir üslup içinde değil. Yani İran gençliği, İran insanları bunu niye kullanmıyor da, siz bu dili kullanıyorsunuz. İran da PKK, Türkiye’den daha güçlü, daha çok sayıdalar PJAK. Çok fazla yapılanmış durumdalar. Ama ne oluyor biliyor musun? İran Devleti’nin karşısına geçiyorlar, etek giyiyor, makyaj yapıyor, topuk selamına geçiyor. Ve it gibi titriyorlar. Akıllarının ucundan bile geçmiyor ayrılmak, bölünmek. Hiç duydunuz mu siz İran’da PKK ayrılmak istiyor. İran tarafından toprak istiyor diye duydunuz mu? İran buna sırtıyla güler. Yani böyle bir şey mümkün değil. Epey oluyor, geçenlerde böyle bir huylandılar bunlardan, PJAK ekibinden. Dağı taşı cehenneme çevirdiler. Kayalar parçalandı napalm bombalarından. Paramparça ettiler. Her yeri yaktılar. PKK dehşete düştü, topuk selamına geçtiler. Kadın kılığında karşılarına geçtiler. “Bir daha yapmayacağız” diye tövbe ettiler. Yalvararak ayaklarına kapandılar İranlı yöneticilerin, ağlayarak kadın kıyafetinde. Yüzlerce binlercesi kadın kıyafeti giydi. Kadın kıyafetinden gidip yalvardılar İran hükümetine. İran hükümeti de “bir daha böyle pislik, ahlaksızlık, terbiyesizlik yapmayın. Adam gibi oturun” dediler. Adamlar da sustu. Türkiye’deki insanların bir kısmı, bu korkaklık denizine düşmeleri çok acı bir olay, ürküyorlar.

AYLİN KOCAMAN: O dönemde Adnan Bey, İran’a karşı PJAK’ı çok destekledi Avrupa ülkeleri ve Amerika özellikle desteklediler, ona rağmen bunlar oldu.

ADNAN OKTAR: Mesela Abdullah Öcalan, İran hükümetinin eline geçseydi, ne olurdu bir düşünün. Anında vinci getirirlerdi, anında asarlardı. Hiç uzatmadan. Dikkat edin, hiçbir sorun da çıkmazdı, anında asarlardı. Yani İran’a bir teslim edilseydi. Türkiye’ye teslim ettiler, sağlam diye. Halbuki İran’da arıyordu Abdullah Öcalan’ı. İran Interpol’ü arıyordu. İran’a vermediler. Nereye verdiler? Sağlam yer olan Türkiye’ye verdiler.

AYLİN KOCAMAN: Niye bize verdiler biz de anlamadık demişler.

ADNAN OKTAR: İran’a verilse, anında asılacak biliyorlar. Ama Türkiye’yi bölmek için ve Türkiye’yi karıştırmak için, Türkiye’ye verilmesi gerekiyordu. Ve verdiler, başında dediler; “pazarlık yapacak” dediler. “Bunu böyle hapiste filan da tutmazlar, asmazlar da, bir devlet kuracaklar, bunu başına geçirecekler” dedi. Ta o zamanda söylediler. Bakın, İran’a vermediler, bu çok önemli.  İran’a verilse, anında İran asacaktı. Ve PKK, it gibi susardı, gıkını çıkaramazdı İran’da. Köpek gibi korkuyorlar İran’dan.

Tayyip Hocam’a bak, Ak Parti İl Başkan Toplantısında “hiç biriniz bu kadar olamadınız” dediği söyleniyormuş. Kendi göreve getirdikleri dahil kendine sahip çıkmadıkları için çok sitem etmiş. Tayyip Hoca’yı bu kadar sıkmasalar, hiçbir şey olmazdı. Beceriksiz adamlar çok sıkıyor Tayyip Hoca’yı. Bir de mükâfat bekliyorlar etrafından, o da çok rahatsız edici. Ne yapsın? Ne yapabilir? Para mı versin? Ne yapsın? Ne yapabilir? Makam, mevki verse fitne çıkar. Para verse fitne çıkar. Niye mecbur oluyor? O hizmete mecbur da, sen niye hizmete mecbur değilsin? Ne çıkarı var? 60 yaşına geldi. Acayip yaşlandı, acayip çile çekti acı çekti. Bayağı keyif, zevk yapıyor gibi görüyorlar. Acayip zor bir makamdır Cumhurbaşkanlığı makamı, Başbakanlık. Çok çileli. Nefes almadan çalışması gerekiyor, acayip zor.

OKTAR BABUNA: Ağır bir hastalık da geçirdi, ameliyat oldu.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizin faaliyetlerinden okuyabiliriz.

ADNAN OKTAR: Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Osmaniye’de kardeşlerimiz hafta sonu broşür dağıtımı yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Osmaniye, delikanlı aleminin kalelerinden.

KARTAL GÖKTAN: Eskişehir’de bir kardeşimiz, doktorlara, polislere ve esnafa sizin kitaplarınızdan hediye etmiş. Bir kardeşimiz Şanlıurfa’da yayın yapan özel TV kanallarından birinin genel müdürüne sizin Komünist Kürdistan, İttihad-ı İslam, Madde, Koku ve Tat Mucizesi kitaplarınızdan ve 6 adet belgesel CD’si hediye etmiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Halil İbrahim dergahında. MaşaAllah, çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz 22 Kasımda evde bir araya gelip sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak, görüyor musun? Başörtülü de var, başı açık da var. Haber Vaktim’in kafası bu işlere pek basmıyor.

KARTAL GÖKTAN: İnegöl’deki kardeşlerimiz Bursa’nın Yenice Kasabası’nda 1000 adet A9 TV broşürü ve 20 adet dergi dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Gümüşhane’de bir kardeşimiz bugün Hükümet Konağı’nda 50 civarında kitabınızı dağıtmış. Gebze’deki kardeşlerimiz 21 Kasım’da evde buluşarak, sizin kitabınızdan bölümler okumuşlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah nurlarını artırsın. Bu yiyecekleri de onlara şifa yapsın, inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bursa’dan kardeşlerimiz 23 Kasım’da, başbakanlık müşaviri Sayın Saadettin Kılıç Bey’i ziyaret etmişler, İslam Birliği’nin bir an önce kurulmasının gerekliliği üzerinde sohbet edip, sizin çeşitli kitaplarınızdan hediye etmişler. Bugün kardeşlerimiz Pangaltı’da doktorlara, avukatlara ve esnafa çok sayıda kitap, dergi ve broşür dağıtmışlar. Bursa’dan kardeşlerimiz 23 Kasım Pazar günü evde buluşup sohbet etmişler. Faaliyetleriyle ilgili istişare etmişler. Son olarak Kayseri’den kardeşlerimizin faaliyeti var. Kayseri merkezde halka sizin 50 adet kitabınızı ve 10 adet dergiyi dağıtmışlar. Akşamda toplanıp sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, maşaAllah. Melekler yanlarında hiç ayrılmıyor benim gördüğüm. MaşaAllah, Allah şevklerini artırsın.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bu akşam saat 20:00’da Herkes için Adalet Programı’nda Aylin Atmaca’nın konuğu Yargıtay Onursal Üyesi Profesör Doktor Cevdet İlhan Günay, kendisi daha önce Rekabet Kurumu Kurul Üyeliği yaptı. Ayrıca Anayasa Mahkemesinde ve Yargıtay’da çok uzun yıllar görev yaptı. Sizi çok seven ve çok saygı duyan birisi.

ADNAN OKTAR: Allah ömrünü uzun etsin, sağlık, sıhhat versin. Nurlu bir insana benziyor. Temiz bir insana benziyor. Memleketimin insanları güzel, sevecen, temizler. Hepsi vicdanlı. Allah hayırla, bereketle, uzun ömürle, güzel hizmetler deruhte etmeyi ona nasip ve müyesser etsin.

Kürtçe şarkılar var, güzel ama yani ben bir insanla karşılaştığımda benim anlamadığım bir dille konuşursa, ben bunu istemem. Ben yani Kürt annemle konuşacağım, elini öpeceğim. Allah’tan, dinden bahsedeceğiz. Bediüzzaman’dan bahsedeceğiz. Olmaz, yani ortak bir dilimiz olacak. Ayrıca Kürtçe kendi aralarında konuşacaklar filan, o güzel. Biz de çat pat Kürtçe konuşmaya çalışacağız. Bu da güzel. Ama bizi birbirimizden ayıracak tarzda buna müsaade etmeyiz. Hele komünist devlet kurmaya kalkmak filan, kollarını, bacaklarını kanunla hukukla kırarız. Böyle bir şeye müsaade etmeyiz. Bunu unutacaklar.

Diz olayı önemli. Böyle halter çalışmak filan diz bağları. İnsan su gibi, et. Et, kemik, ne kadar dayanır? Mucize ayakta yürümemiz bile mucize bizim. Et, kemik ne olur? Çöker. Sakın.

Cemal Boran; “Sevgili Adnan Bey, biz de size katılmak, dini kültürünüzde yer almak isteriz. Sizi severek izliyoruz. Talebeniz olmak isteriz.” Haşa, halktan bir insanım ben. Ben herhangi bir kardeşinizim. Hoca değilim, şeyh değilim. Ama sevgi konusunda öğretmenlik yaparım. Sevgi öğretmeni olurum. Orada talebelik, tamam. “Bize katılmak.” Zaten Müslüman’ız, kardeşimiz, katılmak diye bir şey yok. Hep beraberiz zaten. “Kültürünüzden yararlanmak.” Kültürümüz, Kuran. “Bazı insanların korkaklık denizine düşmeleri çok acayip. PKK gibi kahpe bir örgütten dahi çekiniyorlar” sözüne karşı, İnsaf Ediver ismi. “PKK, Kürt değil, Ermeni terör örgütüdür. Abdullah Öcalan da Agopyan’dır. Kürt, Türk öldürdüler.” Agopyan olsun, Hüseyinyan olsun, ne fark eder? Kürt, Türk her ikisi de Ermeniler de hepsi kardeşimiz. Burada ırkçı bir üslup var. Bu yakışmamış, güzel olmamış. Ermeni ne fark eder? PKK içinde Ermeni de var, Türk de var, Laz da var.

“Allah’ın aslanı heybetli, Seyyid Hocam, Allah sonsuza dek birlikte olmayı nasip etsin” diyor. “Dünyanın güneşi arslanlar arslanı” diyor.

Melahat Hanım, sizi çok kıskanmış bir arkadaş. Senin beni çok sevdiğinle ilgili bazı ifadeleri var. Yani doğru. Ve birbirimizi sevdiğimizi hissetmiş. Bana da diyor ki “o nasıl bakış öyle?” diyor. Sevgiyle bakıyorum, sevdiğim için bakıyorum. Ne var onda?

Yunus Baran; “Hocam, kestane yaptık, çay yaptık, hamd olsun. Sizi ilgiyle izliyoruz” diyor.

Burak Atahan; "Değerli Hocam gece gece acıktırdınız bizleri" diyor.

 Tamer Akbulut "Hocam, maşaAllah yine formunuzdasınız" diyor. "Ufkumuzu genişletiyorsunuz."

Osman Öztürk; "Adnan Bey, o ortamda bulunmak için nereye başvurabiliriz?" Ne alaka işte, atla gel. Bir taksiye bin, gel.

"Tayyip Hocam’a sahip çıkan güçlü gençlik olması lazım. Ortalı, ürkek değil fikren cesur bir gençlik." Murat Özkan MS. "Tayyip hocanın kendisi aslan" diyor. Doğru, güzel teşhis. "Ama etrafında da aslanlar olması lazım" diyor. Doğru söylüyor.

PKK'nın, deccali bir set olacağı, Armageddon için Yecüc Mecüc olarak kullanılacağı PKK videomuz iki günde sadece tek bir hesaptan bin yüz kere paylaşılmış. Bu video kaç dakikalık?

EBRU ALTAN: On dakikaya yakın bir video olması gerekiyor.

ADNAN OKTAR: Bir aç bakayım, biraz seyredeyim.

VTR-Bölgede Demokratik Özerklik Değil, Bağımsız Komünist Kürdistan Kurulmak İsteniyor.

ADNAN OKTAR: Güzel, sürekli böyle aydınlatıcı faaliyetlerde fayda var.

Yeni Şafak'ta Ali Nur Kutlu, müstear ismiyle yazıları çıkıyor. Bu kişinin kim olduğu bilinmiyor, merak ediliyor. Bugün Mustafa Karaalioğlu, Mehmet Ocaklı, Yusuf Ziya Cömert'in aynı anda Star grubundan alınmaları konusunda mantıklar yazmış. Bu kişileri büyük Türkiye hayalinde olan, ümmetin birliği isteyen insanlar diye tanımlamış. Ak Parti, kendisini iktidara taşıyan maliyesini ve çocuklarını tasfiye mi ediyor? Bu işin çilesini çekenleri, artık yük olarak mı görülüyor? Dahası bu tasfiye sonradan Ak partili olanların, eskileri yenme operasyonu mu? Bu çocukların ne kadar hatalı olursa olsun, zerre kadar davaya katkısı olmayan çıraklarından başka bir şey düşünmeyen insanlara verilmez" diyor. "Davanın çocuklarını haksız yere siyasi çıkar ilişkilerine kişisel kavgalara feda edemeyiz" diyor. "Eğer davanın çocuklarını haksız yere verirseniz, bugüne kadar verdiğimiz kavganın, ödediğimiz bedellerin, çektiğimiz çilenin ne anlamı kalır? Biz siyaseti ve ticareti büyük bir dava için, büyük Türkiye hayali için, ümmetin birliği için yapanlardanız. Davanızın çocuklarını siyaset ve ticarete feda ederseniz, Allah rahmetini keser" diyor.

MaşaAllah, diyor ki; "Hocam, üç saatlik uykuyla helal olsun." Hakikaten yemek yemeden geldim. Sekiz dokuz saat olmuştur yemek yemeyeli. "Helal olsun" diyor, “şu an tam üç saat altı dakikadır aralıksız yayındayız. Rekor" diyor. Yani bende enerji patlaması var.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Amerika'daki on sekiz yaşındaki zenci bir gencin öldürülmesinin ardından yapılan gösteriler sırasında, Amerikalı bir kişi arabasını göstericilerin üzerine sürerek, pek çok göstericiyi arabasıyla ezdi. Bir kaç zenci vatandaşın üzerinden geçti ve olay yerinden kaçtı. Tüm bu olayların ardından gösteriler, ülke genelinde otuz yedi eyalette, yüz yetmiş kente yayıldı. Gözaltına alınanların sayısı yüzü geçti. Resimlerde vardı, gösterebilirim uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Görelim. Hadisat-ı ecnebiye, ahir zamanın alametlerinden. Amerika'ya söyledim, dedim bak "Türkiye ile uğraşmayın, Türkiye’yi bölmeye kalkarsanız, Amerika'da büyük bir ayaklanma olur, zenci ayaklanması olur, başınız belaya girer" dedim. Daha yeni söyledim. Demek ki, bir bildiğim varmış. Bak Türkiye ile oynamaya gelmez, bela getirir. Türkiye'yi bölmeye kalkarsanız, bela getirir. Türkiye'yi bölmeye kalkmak ne demek? Mehdiyet’e meydan okumak demek. Mehdiyet’e meydan okuyan, helak olur. Mehdiyet’e meydan okuyan, helak olur. Bak Mehdiyet’e meydan okuyan, helak olur bunu söylüyorum. Kim olursa olsun, nerede yaparsa yapsın, helak olur.

CEYLAN ÖZBUDAK: Elli yıldır zenci ayaklanması olmuyordu Adnan Bey. Daha öncekilerde aslında bu çapta değildi, daha küçüktü.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Sefkan Bistuyekbela; "Madem Kürtleri çok seviyorsun, gel Kürtçe öğren." Tamam, bak ben davet ettim buraya Kürt kardeşlerimizi. Hatta dedim ki, PKK sempatizanı olanlar gelebilirler dedim. Kız olsun, erkek olsun gelsinler, konuşalım. Ama suç işlememiş olacak. Biz onlarla uğraşamayız suç işlediyse. Yakalarlar, tutuklarlar söyleyeyim. Öyle olmaz. Suç işlememişse, gelsinler konuşalım. Kürtçe ne biliyorum ben, vara vara-buraya gel.

Zeki Gedik2; "Hocam, parti kurmayı düşündünüz mü?" İslam'da particilik yok, parti yok. Ben bütün Müslüman alemini tek görüyorum. Bütün partileri de tek görüyorum. MHP, CHP, AKP hepsi benim için tek Büyük Birlik Partisi, Saadet.

Tamer Akbulut yazmış; "Sevgili Hocam, aradığınız lezzetler bizde" diyor. Çeşitlerden göndermiş. Tamer'de çok titiz takip ediyor.

"Tayyip Hocam’ın korunmasına çok dikkat etsinler, çok titiz davransınlar, herkesi düşünüp çok ince tedbir almalılar" Sweet November. Ben senin gibi duyarsız değilim ki, ben önemli görüyorum başbakanı da, cumhurbaşkanını da. Sen vurdumduymazsın, senin umurunda bile değil. Cumhurbaşkanına suikast mi yapılır, zarar verecek bir şey mi yaparlar, umurunda değil. Ama bak benim umurumda, ben ilgileniyorum.

Agnostik nedir?

AYLİN ATMACA: Bilinmezlik, yani haşa Allah'ın varlığının bilinemezliği.

OKTAR BABUNA: Var veya yok olduğunu bilemeyiz şeklinde.

ADNAN OKTAR: O zaman babasını da bilmiyordur, evini de bilmiyordur, kendini de bilmiyordur. Sen kendini biliyorsan, Allah'ı biliyorsundur demektir. Kendini nasıl biliyorsun? Kendi varlığını bildiğine göre. Muhteşem bir varlık var, değil mi? Görüyor, duyuyor, işitiyor. Görme baştanbaşa, nefes kesecek bir mucize. Birisi görüyor, gözsüz. Bak beynimizin içinde, birisi gözsüz görüyor. Bütün gözler kör normalde, göz bir şey görmez. Beynin içine elektrik götürmekle mükelleftir göz. Ama beynin içinde, elektriği görüntü olarak gören, göz olmadan gören bir göz var. Gözü olmadan gören bir göz. Kim yapıyor bunu, sen yapmadığına göre? Allah yapıyor. Nasıl agnostik oluyorsun?

Bu saatte bu kadar sayı artışı nasıl oluyor? MaşaAllah. Akşamın insanları ayrıdır. Peygamber (s.a.v)’e ne diyor Cenab-ı Allah "geceleyin kalk" diyor. Gece yarısı kaç? Gece 2 gibi 3 gibi kalk, namaz kıl, Allah'ı an, “gece neşesi ayrıdır” diyor Cenab-ı Allah. Bak gece neşesi ayrıdır. Geceler güzeldir, maşaAllah.

Ümmet-i Muhammed uyusun, biz yarın devam edelim, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar'la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü