Harun Yahya

Sohbetler (27 Kasım 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza hoş geldiniz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk. Herkes hoş geldi, sefa geldi. Bir şeyler konuşun muhabbet edelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Mehmet Ali Şahin Bey’in eşi vefat etti. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Mehmet Ali Şahin Hocamız, sevdiğimiz bir ağabeyimiz. Allah ona uzun ömür versin. Eşine de Allah rahmet etsin. Rahmetiyle kuşatsın.cennetle, cemalullahla şereflendirsin. Hocamız, bütün ömrü çileyle geçti onun da.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan tüm Müslümanlar’a İslam Birliği çağrısı yaptı maşaAllah. Ve şöyle söyledi: “Her gün kardeşlerimiz can veriyor. Barbarca, vahşice katlediliyorlar. Kendi mescitlerimizi emin hale getiremediğimiz için barbarların postallarıyla çiğnenebiliyor. İşte Mescid-i Aksa. Sesimiz çıkıyor mu? Konuşabiliyor muyuz? Hayır. Az önce Rabbim’in ayetlerini dinledik. Her şey açık, net ortada. Eğer birlik olunursa, neredeyse bir asırdır devam eden her sorunu çözeriz. Her sorunun üstesinden geliriz. Yeter ki bir olalım. Allah’ın ipine sımsıkı sarılalım. Tek ihtiyacımız olan ittifaktır, birliktir” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam mübarek delikanlı, söylüyoruz gece gündüz. Bak, üsluba bak. Üslubun güzelliğine bak. Delikanlılığa bak. Cumhuriyet tarihinde hangi başbakan böyle konuştu, hangi cumhurbaşkanı konuştu? Turgut Özal bile karnından konuşuyordu. Çok üstü örtülü konuşuyordu. Böyle alenen ve açıkça İttihad-ı İslam’ı isteyen, İslam Birliği’ni isteyen delikanlı nerede? Helal olsun Tayyip Hocam’a. Yedi ceddine rahmet olsun.

BİLAL ÇELİK: Türkiye Cumhuriyeti’nde bugüne kadar zaten hiçbir başbakan Mehdi (a.s)’dan bahsetmedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Tayyip Hocam hiçbir şeye kendini üzmesin. Onu millet seviyor. Allah ona güç, kuvvet versin. Hidayet versin. Yolunu açsın. Bölünme yanlılarının onu kuşatmasına Allah müsaade etmesin. Bölünmeye karşı onu muzaffer etsin. Bölünmeyi durdurmaya Allah ona her türlü imkanı versin. Kalbine ferahlık, inşirah versin. Kalbindeki sıkıntıları Allah gidersin. Allah huzurla yaşatsın.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Erdoğan sözlerine şöyle devam etti; “Bizim çocuklarımızın ölüsünü seviyorlar. Buna daha ne kadar seyirci kalacağız? Bu acımasızların karşısında daha ne kadar mazeretlere sığınacağız. Burası bir aile meclisi, dünya bizi dinliyor. Şii olmak ya da Sünni olmak bunlara bahane olabilir mi? Bütün kalbimle hangi mezhepten olursa olsun tüm Müslüman kardeşlerime bir çağrı yapıyorum. Ne olur, şöyle kenara çekilelim ve manzaraya bir bakalım. Aramızdaki sorunlardan faydalananlar kim? Tek ihtiyaç birlik olmamız” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Alevi, Sünni, Şii, Vahabi yok diyor. Mehdi (a.s) ağzıyla konuşuyor. Helal süt emmiş de onun için. Yedi ceddine Allah rahmet etsin. MaşaAllah şahane, bugünkü konuşması tarihi. Çok güzel.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Cumhurbaşkanımız sizin sürekli eleştirdiğiniz sonuç alınamayan toplantıları eleştirdi. Şöyle diyor; “İranlı kardeşlerimizin bir sözü var: “Oturdular, konuştular, dağıldılar.” Bu konuda bir adam atmazsak neticesi olmayan toplantılar yapmış oluruz. Biz neticesi olmayan toplantılar yapmak istemiyoruz. Netice almamız gerekiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet. Doğru söylüyor. O önemli bir konu da fakat onun neticelenmesi için tabii iman gücü, samimiyet, sevgi gerekiyor. Yoksa adam kendini göstermenin peşinde oluyor. Yani “ne kadar bilgisi var, hafızası ne kadar güçlü.” “Desinler”e geliyor toplantıya. Zaten toplantıda netice almak önemli olmuyor. Onun süksesi önemli oluyor. Hava atması önemli oluyor. Dolayısıyla karşısında hayran hayran onu dinleyen tipler varsa, özellikle de ağzı açık dinleyenler varsa o adam saatlerce konuşuyor. Boş boş konuşmak önemli olmuyor onun için. Yani “adam bir şeyler biliyor” dedirtmek önemli oluyor. Tayyip Hocam da buna bir eleştiri getirmiş. Ama o İslam Birliği ile ilgili konuşması çok güzel. Zaman zaman zaten yapıyor Tayyip Hoca buna yakın, evet. Üstüne çok gidiyorlar Tayyip Hocam’ın. Allah kalbine ferahlık versin. Bölücülüğe karşı ona güç versin. Bölücülere karşı ona güç versin. Vatanın bölünmemesi için her türlü gayretinde Allah ona güç versin, cesaret versin, şevk versin. İyiler hep onun yanında. Gönlü rahat olsun. Vatanı böldürmeyiz. Bölmeye kalkanları Allah helak etsin. Vatanı bölmeye kalkanları Allah helak etsin. Türkiye’yi bölmeye kalkanları Allah helak etsin.

İyi Kürtçe bilen kardeşlerimiz, gerek kitapların tercümesinde, gerekse de anında tercüme yapmada bize yardımcı olurlarsa. Şimdi bir kere Kürtçe yayınımız olsun bizim, günde beş-altı saat Kürtçe. Güneydoğu’ya yayın yapacak şekilde. Bir de eğer mümkünse, hesaplı, kitaplı bir konuysa bir uyumlu yayın daha ayarlayalım da onu sadece Kürtçe yapalım. Çünkü Güneydoğu’ya gidip tebliğ yapmak tamam güzel bir şey, onu yapacağız Allah’ın izniyle. O boynumuzun borcu. Ama internetten yayın da çok önemli. Hem Kürtçe, hem Türkçe aynı anda, öyle de yapabiliriz. Biraz Kürtçe, biraz Türkçe, biraz Kürtçe, biraz Türkçe öyle de yapabiliriz. Kısaca yani böyle açıklayan mesela biri söylüyor ama birisi açıklıyor Kürtçe. Öyle bir şey yapalım.

PKK, komünist bir örgüt. Halk bilmiyor. Halk dindar.diyorlar ki; “Sizi kurtaran adamlar bunlar.” Sizi kurtaran eşkıya olur mu? Eskiden devletin içinde hakikaten çete vardı, Ergenekon çetesi. Hakikaten zulmediyorlardı, doğru. Bize de zulmettiler. İşkence yaptılar. Sanki sadece Kürt kardeşlerimize değil ki. Çerkez’e de yaptılar, Türk’e de yaptılar. Biraz süratlendirelim. Kürtçe tercüman sayısı artsın kardeşlerimizin. Neyse ücreti veririz. Neyse ihtiyacı, tabii Allah rızası için hizmet eden insan da olabilir ama ücret karşılığı da yapacaksa o da olur. Öyle bir şeyimiz yok. Diyarbakır, Mardin, Siirt,Urfa o bölgede konferanslar yapalım. PKK belki hoşlanmayacak ama aydınlatıcı konferanslarda fayda var. Özellikle Darwinizm’in geçersizliği, Stalinizm’in çirkinliği. “Biz Stalinist değiliz” diyor. Kardeşim, tabii ki söylemeyeceksin. Gizleyeceksin. Sen zaten söylesen halk seni linç eder. Ve şu ana kadar da hep gizleyerek geldiniz zaten. Ama Abdullak Öcalan bak açıkça söylüyor , “Ben (haşa) Allah’ım” diyor adam. Halka samimi davranmıyorlar. Halkı kandırmaya çalışıyorlar. Dürüstçe söylesene. Komünistsin işte. Ne inkar ediyorsun?

OKTAR BABUNA: “Ben bu dönemin Lenin’iyim” diyor Abdullah Öcalan.

ADNAN OKTAR: O zaman de, “La İlahe İllAllah, Muhammeden Resulullah” de. Demiyorsun. “Komünistim” demişsin. “Allahsızım” demişsin. “Kitapsızım” demişsin. Ama “La İlahe İllAllah, Muhammeden Resulullah” demiyorsun. O zaman ne konuşuyorsun? Halkı kandırmaya kalkmanın alemi ne? Benim annelerim, Kürt annelerim nur gibi tertemizler. Güzel başörtüleri var, tülbentleri, elinde tesbih; onlar acayip şekerdir. Sürekli ya Nakşibendi zikri yapar, ya Kadiri zikri yapar. Hep böyle tarik ehlidirler. Namazında, niyazında, kulağı ezandadır. Nur gibi genç kızlar, yüzüne baksan kızarırlar. Sen Allahsız,Kitapsız, komünist adamsın ve hadi Allahsız, Kitapsız olman tamam olabilir. Yani ben Allahsız derken, benim ateist arkadaşlarım var, geliyorlar ben seviyorum çocukları. Dostuz, arkadaşız, genç kızlardan da var.

Bir de PKK sempatizanı olan arkadaşlar, sempatizan olabilir adam ben rahatsız olmam. Eğer bir suça karışmadıysa yani aranmıyorsa polisçe, gelsinler burada konuşalım. Kızlar, erkekler falan gelsin otursunlar sohbet edelim. Burada yemek ikram ederiz, sohbet ederiz. Güvenliklerinden ben sorumluyum evvel Allah kimsenin tüyüne halel gelmez. Hürmette, nezakette asla kusur etmeyiz. Onları rencide eden bir şey varsa da önceden bilirsek daha dikkatli olurum, daha da özenli olurum. Gelsinler konuşalım, sohbet edelim. Ben kardeşlerimin rahat etmesini istiyorum Güneydoğu’da. Ben tanıyorum Kürt kardeşlerimiz var, kimi görürsem çok efendi, nezaketli insanlar. Stalinist düşüncede, Allahsız, Kitapsız düşüncede saygı, merhamet, nezaket kalmaz; terörist kafada, kan döken kafada. Adamın şakası yok, çeker vurur, psikopat. “Ben PKK’ya karşıyım” diyor, adamın  alnına kurşunu sıkıyorlar. Böyle bir sistem olmaz. Dolayısıyla böyle hoş bir ortam yapalım. Güneydoğu’ya iyice abanmak lazım. Çünkü dağa, taşa çıkamıyoruz. Şimdi dağda sen nasıl İslam’ı anlatacaksın?  Her yer dolu. Güvenlik zafiyeti var. Ama güvenlik zafiyeti de olsa biz gideceğiz Güneydoğu’ya. En fazla şehit oluruz. Zaten aradığımız o evvel Allah. Delikanlı bir tek Allah’tan korkar. Beşer beşer gelsinler. Evvel Allah. Kahpelik yapmaya kalkarlarsa tabii kollarını bacaklarını hukukla kırarız onu söyleyeyim. Öyle kahpelik ona müsaade yok kahpeliğe, kalleşliğe. Ama delikanlıca gelmeye kalkarlarsa o zaman da sorumlu onlar, ona ben karışmam. Biz ilimle irfanla geliyoruz. Bilimle, sevgiyle ve şefkatle. Doğuyu komünistlere bırakmayız. Komünist propaganda yapsın bir şey dediğim yok. Silah istemiyoruz, kurşun, kan bunu istemiyoruz. Gel anlat, konuş. Ben “niye konuşuyorsun?” demiyorum. Darwinizm’i de anlat, materyalizmi de, anlat, komünizmi de anlat, Stalinizm’i, ne istiyorsan anlat biz rahatsız olmayız. Ama cevap verdirmezsen o zaman bu olmaz, o zaman külahlar değişir. O zaman sorun çıkar, o olmaz. Anlatacağız, ben seni konuşturmak istemiyorum dersen o zaman adalet olmuyor. Demokrasi olmaz. Biz zaten illa zorla dinleteceğiz demiyoruz. Ama dinlemek isteyeni sen uzaklaştırmaya kalkarsan ona müsaade etmeyiz. Bu olmaz. Kürtçe yayın, Kürtçe- Türkçe bu çok önemli. Sadece iman hakikatleri, Kuran mucizeleri o şekilde bir faaliyet olacak. İyi olacak sonuçta.

Asıl vatanları, asıl dostları müminlerdir. Onları çok seviyoruz. Ama PKK’ya müsaade yok. Hayır, fikir bazında kalsa, nezaketli olsalar, kimseye saldırmasalar olay çıkartmasalar. Bana ne, ne konuşuyorsa konuşsun. Komünizmi anlatabilir, adamların komünizmi anlatması suç değil ki. Anlatsın dinleriz de. Darwinizm’i de anlatabilir, materyalizmi de anlatabilir. Biz tehdit ve silah istemiyoruz. Kan istemiyoruz bu kadar başka bir şey yok. Belinde silahla benim karşıma gelmeyecek. Yahut elinde silahla olur mu öyle şey? Bir kere saygısızlık sen tehdit ediyorsun. Ne demek? Benim fikrimi tehditle ortadan kaldırmaya kalkıyorsun. Ben samimi düşünmek istiyorum. Silahla düşünen bir insan ne olur? Samimiyetsiz olur. Sen halkı zorla kendine çekiyorsun. “Bunlar” diyor “PKK’lı oldu.” PKK’lı olduğu yok. Senin lanetliğinden, senin tehlikenden çekindiği için can havliyle “PKK’lıyım” diyor adam kurtulmak için. Mafya da bazen öyle gecekondu semtlerine musallat oluyor bilmem ne baba diyorlar başımızın tacı. Halbuki nefret ediyor. Ama korkuyor. Mafya hakimiyeti olduğu için çıtını çıkaramıyor. Var ya öyle bazen bir de hatta bu diğer sol fraksiyonların hakim olduğu mahalleler oluyor. Soruyorlar amcaya “hangi?” “ben işte TCKF bilemem ne bu örgüttenim” diyor. Korkmuş, anlamaz bilmez etmez. Müsaade yok.

BİLAL ÇELİK: Siz zaten defalarca söylediniz PKK’nın doğuda silahına itibar ediyorlar diye Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Tabii. Adamı adam yerine koydukları yok PKK’lıyı. Adam tiksiniyor ama silahına saygısı var. Silah tam otomatik silah. Silaha saygı duyuyor adam. Çünkü silah adam öldüren bir şey. Tetiğine bastın mı öldürüyor. Can aziz, o zaman adam ne diyor? “Ben sen ne diyorsan onu kabul ediyorum” diyor, olmaz. Diyor ki PKK’ya, halk tarafında. PKK’nın silahına halk taraftar orada. PKK’yı kimsenin desteklediği yok. Sadece silahına saygı duyuyor. Silahından korkuyor. Silahın önünde eğiliyor yani konu bu. Can aziz tabii adamın alnına sen silahını doğrultursan adama diz çök diyor diz çöküyor. Ayağa kalk diyor ayağa kalkıyor. Allah vermesin. Var ya bu IŞİD de diz çökün diyor adam diz çöküyor. Şunu konuşacaksın diyor konuşuyor.    

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahaddin Demirtaş hükümetin Aleviliğe inanç olarak bakışında bir problem olduğunu iddia etti. Ve şunları söyledi; “çünkü Aleviliği sapkın mezhep olarak tanımlıyorlar. İslam’dan sapmış yola getirilmesi gereken tehlikeli bir anlayış olarak görüyorlar. Bu Sünni kesimdeki aslında çok da dışa vurulmayan yaygın bir tartışmadır. Halbuki benim annem de başı kapalı bir Sünni’dir. Hacca gitmiş bir insandır. Aleviler’in taleplerine karşı değil, hepsi uygulansa annem rahatsız olmaz mesela” dedi.

ADNAN OKTAR: Selahaddin Demirtaş bak nur gibi bir annenin evladı. İşte bizim kastettiğimiz bu. Bu anne PKK’dan rahatsız olur. Selahaddin Demirtaş gelsin benim karşıma konuşsun. “Benim annem PKK’dan rahatsız olmuyor” diyemez. Pislik, Allahsız, Kitapsız adamlardan nasıl rahatsız olmaz? Her türlü melanet içinde olduğu belli. Bir kere cinayete yatkın. Cinayete hazır. Ölmek istiyor, öldürmek istiyor. Saygısı yok, hürmeti yok. Dini yok, imanı yok. Hadi dini imanı olmayabilir. Allah hidayet vermemiştir. Ama bu cinayet kafası nedir? Silah mantığı nedir? Tehditçilik nedir?    

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Selahaddin Demirtaş, Öcalan için şu ifadeleri kullandı; “Tecitli tutulan bir lider, barış sürecine bu kadar katkısı olan bir insan, kayaların üzerine çakılmış bir beton içinde tutuluyor. Cumhurbaşkanı “imkanlarını genişlettik” diyor ama beni bile on gün orada tutsanız on birinci gün kendimi sorgularım. O yani Öcalan tüm bu şartlar altında barış süreci için çalışıyor gayret ediyor.” Bu konuşmayı Şirin Payzın’ın konuğu olarak yaptı.

ADNAN OKTAR: Binayı, ahşap kaplama mı olsun nasıl olsun? Beton olmayan bina nasıl oluyor? Eski İstanbul evleri vardı ahşap. Hatta mahkumlar istiyorsa ahşap binada da oturtmak, lazım istiyoruz ama. Güvenlik açsından herhalde yangına dirençli olduğu için beton bina oluyor. Kendi oturduğu ev beton değil mi?

BÜLENT SEZGİN: Allahualem öyledir.

ADNAN OKTAR: Herkes beton evde oturuyor. Zaten böyle biraz ilginç konuşmalar yapıyor. Anlamı da belli değil. Zemin kayaysa depreme dayanıklı olur. Daha iyi işte daha ne istiyorsun? Evet.

BÜLENT SEZGİN: Kürt gençleri hakkında bir soru soruldu. “Onların suçu değil. Bu öfke yalnız Kürt gençleri için değil. Gezide de gördük. Halk ayağa kalktı mı, siler süpürür. Hiçbirimizi tanımaz. Ne sizi, ne Cumhurbaşkanı, ne beni tanımaz. Kendi düzenini kurar. Hükümet eğer bundan korkmuyorsa korkmalarını tavsiye ediyorum. Halk korkulacak bir güçtür.”

ADNAN OKTAR: Ama bu yakışık almamış. Bizim milletimizde bir kere ayaklanma geleneği yoktur. Osmanlı döneminden beri yoktur. Halk hep devlete saygılıdır. Çok nadir lokal küçük ayaklanmalar olmuştur. Onlar da tatsız sonuçlandı sonuçta. İyi bir şey olmadı yani. Güzel olmadı.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, dün yapılan Avrupa Birliği Bakanlığı, Türkiye’nin yeni Avrupa Birliği İletişim Stratejisi Toplantısı’na, Milli Değerleri Koruma Vakfı ve sizi temsilen arkadaşlarımız katıldılar. Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Volkan Bozkır ve çeşitli ülkelerin büyükelçileri toplantıdaydı. Arkadaşlarımız kalite bakanlığının kurulması, Türkiye’nin modern Müslüman modeliyle ön plana çıkması gibi sizin gündeme getirdiğiniz konulara dikkat çektiler. Toplantıda Volkan Bozkır, Türkiye’nin imajının iyi olmadığını ve bunun düzeltilmesini istediklerine dair bir konuşma yaptı. Arkadaşlarımız da sizin bu konudaki önerilerinizi aktardılar. Bakanlık yetkilileri de bu konuda notlar aldı. Birkaç fotoğraf daha vardı. Bu resimde Avrupa Birliği Bakanımız Sayın Volkan Bozkır, arkadaşlarımız Sinem Tezyapar, Ayça Pars. Avrupa Birliği Müsteşarı Büyükelçi Engin Soysal, Avrupa Birliği Müsteşar Yardımcısı Dr. Burak Erdemir ve arkadaşlarımız Burcu Çekmece, Ayça Pars, Sinem Tezyapar.

ADNAN OKTAR: Volkan Bozkır, çok efendi birisiymiş. Çok kaliteli bir insan diyorlar. Bakanımız başarılı olsun. Allah yolunu açsın. Allah, ona hidayet, ferahlık, huzur versin. MaşaAllah nezaketi güzel, kalitesi güzel. Ama bu kalite bakanlığı kurulsun. Tayyip Hocam’ın ellerinden öpüyorum. Kalite bakanlığını kurdursun. Çok hayati bir şey. Bir kalite eksikliği var Türkiye’de. Bu çok büyük bir sorun. Bir ülkede kalite kalmadıysa hiçbir şey kalmadı demektir. Allah esirgesin. Kalite hayatın sanatın uygulandığı güzel bir alan. Hayat olmaz kalite olmazsa. Sanat olmaz. Hayat, sanat iç içe olduğuna göre orada meydana gelen güzelliğe de biz kalite diyoruz.

AYLİN KOCAMAN: Siz daha önce söylemiştiniz Adnan Bey, “Avrupa Birliği normalde Türkiye’yi alır. Genel olarak hep Kıbrıs’ı ve diğer konuları bahane gösteriyor. Asıl çekindiği bir genel olarak Ortadoğu’daki radikalizm bir de kalite eksikliği” demiştiniz. “Onu halletse Türkiye hemen alırlar” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: PKK’yı desteklemeye gerek duymayabilir bir kısmı o zaman. Biz modernliği niye PKK’ya verelim? Şu korkunç duruma bak. Kadın haklarını PKK’ya veriyoruz öyle mi? Kaliteyi PKK’ya veriyoruz. Bunlar öküz de demiyorum. Çünkü öküz güzel bir hayvan. Bitli domuz bunlar. Kalite Türkiye’de olsun. Kadın hakları Türkiye’de olsun.

AYLİN KOCAMAN:  Mesela demokrasiyi çok ön plana çıkarıyorlar.

ADNAN OKTAR: Demokrasi Türkiye’de olsun. Biz illa gelenekçi Ortodoks adamlara şirin görüneceğiz diye bir şey yok. Hükümet bağnazlara yatırım yapmasın. Oy verir yine onların öyle bir sorunları olmaz. Bağnazların yüzünden Türkiye’nin geleceğini kilitlemeyelim. Bunların hayatı karanlık bağnazların. Ruhu kararmış. Biz onlara göre şekil alamayız. Kalite Bakanlığını kurdurup her şeyde, mimaride, sanatta, estetikte, kıyafette, tekstilde her şeyde kalite. Mobilyada kalite, sokakta, caddede her yerde kalite. Kalite Bakanlığı tavsiyede bulunsun.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, sizin “Gelin Birlik Olalım” kitabınızın İngilizce’sini de hediye ettiler arkadaşlarımız.

ADNAN OKTAR: Evet. Mesela orada İspanya Büyükelçiliğine bizim çocuklar gelip “önemli konulara değindiniz, birçok kişinin bu konuda yorumda bulunması gerekiyor” demiş. Yani “susmalarına şaşırdım” demiş. Bu “Kalite Bakanlığı çok hayati” demiş.

“Hocam, Darwinizm’i ve komünizmi Kürtçe bulursanız deccalı gözünden vurdunuz demektir” diyor. Evvel Allah dağı taşı ilimle, irfanla dolduracağız.

“Muhterem Adnan Hocam cevabını çok merak ettiğim bir soru var, eğer Allah dilerse bir insan kaderin dışına çıkabilir mi? Yoksa hiçbir şekilde mümkün değil mi?” İşte kaderin dışına çıktı dediğin an yine kaderin içinde olmuş oluyor.

“Digitürk’te neden yoksunuz? Olacak mısınız?” Olacağız, olacağız. Her yerde olacağız, Evvel Allah evvel Allah. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey birkaç fotoğraf vardı. Parkta yalnız, bir masa bulmuş bir ayı.

ADNAN OKTAR: Ne tatlı hayvan, tam tipik ayı, ismi tam gidiyor.

BÜLENT SEZGİN: Bu da yiyecekleri toplamış bir sincap.

ADNAN OKTAR: Ağabeyi yesin onu, ağzını, burnunu, kulaklarını her şeyini.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Irak’tan gelen sevimli kardeşlerimizin fotoğrafları vardı.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

BÜLENT SEZGİN: Kürt kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Bak Kürtler böyle şeker olur işte bunlar. Yaklaştır bakayım. Ah canımın içi, ah canımın içi. Dünyalar tatlım benim. Bak şekerliklere bacakları görüyor musun? Kürt ufak çocuklar maşaAllah. Dünya tatlısı onlar ,dünya. Bak pembeleri giymiş, hepsinde pembe görüyor musun? MaşaAllah. Tabii onları rahat ettirmek, huzurlu yaşatmak boynumuzun borcu. Çok çile çektirdiler çok. Bir tek onlar değil, Sünniler çok ezildiler, Aleviler çok ezildi, Kürt kardeşlerimiz çok ezildi Sünniler’in. Yani iflahını kestiler Sünniler’in. Alimler, hocalar mahvoldu. Zaten 163. Madde sırf bu konu içindi 163. Bana da 15 yıl vermişlerdi 163’ten, Allah’a çok şükür oradan olay hallolunca bizim mesele de hallolmuş oldu. Yoksa Ağabeyiniz şu an artık Kastamonu yarı açıkta mı? Herhalde gezecektik. Ben çünkü tebliğden zaten vazgeçmem, çıkıp çıkıp yine içeri girecektik. Olacağı buydu. 163. Madde yürürlükte olsa ikinci mekan orası olacaktı. Zaten ben kafaya koymuştum yani “otuz sene de hapis olsa devam edeceğim” demiştim. “Girer girer çıkarız” dedim. “Asla vazgeçmem” dedim yani. Yani 163’ten ben vazgeçecek durumum olmaz,  o zaman zaten Müslümanlık nerede kalmış oluyor o zaman? Olmaz. Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş, Öcalan’a sekreterya verilmesi konusunda şu açıklamayı yaptı.

ADNAN OKTAR: Bir de bu çıktı gece gündüz. Dört tane mahkum verecekler, onunla muhabbet edecekmiş Abdullah Öcalan, not alacak adam. Kardeşim bırakın Allah aşkına şu sekreterya muhabbetini. Bıktık usandık, gönder dört-beş mahkum işte, önüne de daktilo koyun ne yapıyorsan yap.

KARTAL GÖKTAN: Yaşı ileri olduğu için ve gözleri rahatsız olduğu için yazı yazamıyor, o yüzden yardıma ihtiyacı var.

ADNAN OKTAR: Baba bıraksınlar çok uzattılar bunu, artık içimiz bayıldı yani. Alsınlar bir video kamera, koysunlar karşısına ne konuşuyorsa konuşsun. Banda alın yayınlayın işte bu kadar açık yani. Veya verin bir tane daktilo. Var mı, kullanılıyor mu daktilo şu an? Ne bileyim ben eskiden vardı öyle bir olaylar, şakır şakır, şakır şakır. Mahkemelerde çok havalı bayağı güzel oluyordu. Mahkemeler de artık çok modern oldu.

Aman aman aman Tayyip Hocam’dan bak istirhamım bu Kalite Bakanlığı, mutlaka yapsın. Bağnazlar Türkiye’yi batırmak istiyor, mahvetmek istiyor. Sırtımızda kambur bu adamlar. Yobaz takımı başımızın belası. Türkiye’nin gelişmesini, güzel olmasını, kaliteli olmasını yobazlar engelliyorlar. Tayyip Hocam Allah’a güvensin, elinin kenarıyla bunları itsin, korkmasın. Evliya yanında, evliya kol geziyor. Ankara’da evliya kol geziyor. Gönlü rahat olsun. Üzerine sıkıntı getirmesin. Sonuna kadar yanındayım evvel Allah. Hiçbir şeye de kendini kaptırıp üzmesin. Kalleşlerden de içi sıkılmasın. Olabilir, Allah onu imtihan edebilir, kalleşlerle imtihan edebilir. Tedirgin olmasın hiçbir şey olmaz. Bilakis sevabı artar, bereketi artar. Eğer himmet altında olmasa böyle başarısı olmazdı. Yüzde elli bir ne demek? Yıllardan beri iktidarda olacak, acayip yıpranır iktidar. Mutlaka gider iktidar. Yüzde elli bir. Demek ki himmet altında. Gönlü rahat olsun.

Erol Çetin 03; “Kalite Bakanlığı bir an önce mutlaka kurulsun. Türkiye’nin gelişmesini, kaliteli, aydın olmasını engelleyenlere karşı en iyi tedbir budur.” Erol Çetin diyor ki: “Bunlar sucuğun kalitesini ayırt edemiyor, sen icat peşindesin” diyor. Canım sucuğun da kalitelisini yapsınlar. Bunlar derken bir kısmı diyebilirsin, bunlar, toplu olmaz.

Haşimi Rafsancani, benim bildiğim Rafsancani Türk asıllıdır. İran’ın yarısı Türk’tür. “Etnik dini ve iç meseleler İslam ülkelerini meşgul etmekte, İslam ülkeleri ortak bir politikayı takip etmedikleri sürece İsrail rejimi Filistin halkına yönelik zulüm ve baskı yapmaya cesaret verir.” Kardeşim İsrail’e acısanıza ne nefret politikası? Sen İsrail’den nefreti öğretirsen, İslam alemi de birbirinden nefreti öğrenir. Sen Hz. İbrahim (a.s)’ın çocuklarını sevemezsen, Müslümanlar’ı nasıl seveceksin sen? Hz. Musa (a.s)’ın evlatlarını seveceksin, Ermeni’yi seveceksin, Rum’u seveceksin, Katolik’i seveceksin, Protestan’ı seveceksin ki Müslümanlar’ı sevesin. Sen Musevi’den nefret edersen, Hristiyan’dan nefret edersen o nefret ruhu Müslümanlığa da yöneliyor, adam o zaman Müslüman’dan da nefret ediyor, kendi mezhebinden olmayandan da nefret ediyor. Hepsi Cenab-ı Allah’ın kulları.

Bak diyor ki, çok güzel; “Biz Şiiler bu uyarıyı görmezden gelerek ikinci halife Hz. Ömer (r.a) başta olmak üzere sahabeye lanetle Şii-Sünni ihtilafını arttırdık. Hatta bazıları bu törenleri ibadet maksadıyla yerine getirir oldu” diyor. Aydınlanmış. Kuran’ı Kerim’den ayet vermiş Rafsancani. Enfal Suresi, 46. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Birbirinizle çekişmeyin yoksa gücünüz gider.” Sonra da bu konuşmayı yapıyor. İmam Hz. Mehdi (a.s)’a uymuş, talebe olmuş, tamam. Tayyip Hocam uymuş, talebe olmuş, tamam. Gidişat iyi. Gidişat güzel. Eskiden böyle bir güzel söz duymak mümkün değildi.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey bu akşam yani Cuma akşamı saat sekizde A9 TV’de Birlik Zamanı programı yayınlanacak. Aylin Atmaca’nın konuğu eski Ulaştırma Bakanı Prof. Dr. Enis Öksüz.

ADNAN OKTAR: Enis Hoca aslandır. Enis Hoca ülkücüdür. Enis Hoca vatanseverdir. Enis Hoca candır.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafı var gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bakalım Enis Hoca’ya. Hay maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Allah ona sağlık sıhhat versin. Bütün ömrü vatana, millete, bayrağa hizmetle geçti. Allah’a, Kitap’a, Kuran’a sadık bir aslandır Enis Hoca. maşaAllah.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Avusturya’daki gönüllü kardeşlerimiz sizin Almanca kitaplarınızın sık sık dağıtımını yapıyorlar. Kardeşlerimizin dağıttığı Evrim Aldatmacası kitabı Avusturya’daki elit kesime hitap eden Viyana merkezli Die Presse Gazetesi’nde haber olmuş ve kitabın içeriğine dair uzun ve geniş detaylı bilgi vermişler. Haber de şöyle diyor;  “Bilimsel delillerin evrimi reddettiği ve varoluşumuzun evrim değil, yaratılışla olduğu açıklanan Evrim Aldatmacası kitabının yazarı Adnan Oktar bu eserinde Darwinizm’i destekleyen tek bir fosil bile olmadığını, kompleks moleküllerin tesadüfen oluşamayacağını ve tüm canlıların yoktan var edildiğini bildiriyor. Ayrıca fiziksel dünyanın beynimizde algı ile meydana geldiğini Einstein’ın izafiyet teorisinin Kuran’da çok uzun süre önce haber verildiğini açıklıyor. Richard Dawkins’in internet sitelerini kapattırmış olan Adnan Oktar laik devleti desteklediğini söylüyor.”

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey PKK Başkanlık Konseyi Üyesi Elif Ronahi PKK’nın bugünkü aşamaya gelmesinde kadının öncülük boyutunda rolünün çok önemli olduğunu, PKK’nın ilk günden günümüze kadar kadın özgürlüğünü sosyalizmin temel ve esas bir ilkesi olarak ele aldığını, burada sosyalistlerin özgürlük anlayışındaki farklılığın ortaya çıktığını söyledi. PKK’nın bir kadın partisi olduğunu iddia etti. Bu şekilde bir konuşması oldu.

ADNAN OKTAR: Şimdi bu PKK’nın kurnazlığı ve hakikaten de müthiş bir kurnazlık, baktılar Türkiye’de bağnazlar almış başını gidiyor, çok ters ifadeler kullanıyorlar kadınlara karşı, adamlara alan açıldı. Sevgide, merhamette, şefkatte, kalitede, güzellikte kadın üstün. Detaycıdır kadın ve çok zeki bir varlıktır. Erkekler daha yüzeysel düşünürler, daha düz düşünürler. Kadın acayip grift düşünür. Ve sanata, güzelliğe, estetiğe olan yeteneği ve eğilimi çok güçlüdür erkekten. Erkek bedenen daha güçlü genelde o kadar. Bu yönünü iyi vurgulamak lazım kadının. Ve her yerde kadınların en az erkekler kadar güçlü olması ve sayıca çok olması AK Parti tarafından savunulması lazım. Mesela meclisin en az yarısı kadın olsun. Devlet dairelerinde en az yarı yarıya kadın ve kadına öncelik tanınması iş yerlerinde olsun, şurada olsun, burada olsun kadına öncelik tanınması.

Mehmet Tokay “Ey iman edenler Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin derken Allah (c.c) böyle derken bu Yahudi hayranlığı neden?” Hayranlık değil. Hristiyan’a da, Musevi’ye de Müslüman’ın şefkat duyması lazım. Allah ne diyor? “Hristiyan ve Musevi hanımlarla evlenebilirsiniz” diyor. Evlenme ne demek? Sevgili edinebilirsiniz. Dost edinebilirsiniz. Hanımın oluyor artık beraber yatıyorsun yani. Değil mi? Aynı yastık da yatıyorsun. Canını emanet ediyorsun, sana yemek hazırlıyor yiyorsun. Evlatlarının annesi oluyor ayette bunu söylüyor. Sana düşman ol demiyor Allah. Yahudiler’i ve Hristiyanlar’ı veli edinemiyorsun. Yani idareci olmuyorlar ayette. Vali, veli vali yani idareci. Sen çünkü Müslüman’sın Hristiyan idareci seni nasıl idare etsin adam? İnancı Hristiyan, sen Müslümansın seninle çatışacak inancı onun için “valilik yaptırmayın” diyor Allah. Yani “siz kendinize yönetici yapmayın” diyor. Yani “inanç yönünden sizle çelişen yönlerde uymayın” diyor Allah.  Konu bu. Yoksa düşman olun değil. Düşman ol dese ayetle çelişiyor. Anlamıyor musunuz orada? Ne diyor Cenab-ı Allah? “Onlarla evlenin “ Hristiyanlar’la ve Museviler’le yani sevgili olun” diyor Allah. “Yemeklerini yiyin”diyor. Gidin onlara düşman olun denmediği burada açık.

Şima Özden “Hocam dini İslam’ı güzel anlatıyorsunuz” diyor. “PKK’yı, IŞİD’i bile ilmi olarak doğru yola sevk edebilecek tek kişisiniz” diyor. Evvel Allah. Arkadaşlarımızla, kardeşlerimizle, milletimizin de tabii çok aydın aklı başında fertleri var onlarla birlikte.

“Hey maşaAllah. Beni demek ki iyi tanımamışlar. Ben Yusuf oğlu Adnan Oktar aslan diyoruz boşuna değil “diyor. Çok sevimli bu kardeşimiz.  El Haris Bin Harras diyor. Aslan oğlu aslan. Ama bu Hz. Mehdi (a.s)’ın lakabıdır. Biz onun talebesiyiz. Ben Hz. Mehdi (a.s)’ın talebesiyim.

Tabii adam sırtını bir yerlere dayadığını zannediyor. Senin dayadığın yerler çürük yerler. Aklını başına al. Sen kanun ve hukuk karşısında zannettiğin gibi bir güç sahibi olmazsın. Kanun ve hukuk seni dize getirir.

Tahir Keşanlı “Adnan Bey, komünist bir Kürt olarak ne yapmam lazım, yardımcı olur musunuz?” Eğer bir eylemin yoksa yani böyle silahlı pusatlı bir şey değilsen yani böyle kardeşlikle, dostlukla, sevgiyle komünizmi anlatmak istiyorsan başımızın üstünde yerin var , benim seninle bir alıp veremediğim olmaz. Gel konuşalım. Dost olalım, arkadaş olalım. Gel sohbetlerimize katıl. Ama elinde tam otomatik silahla geziyorsan, adam öldürmeye de azimliysen ben ne konuşayım seninle? Değil mi? “Ben fikrimi böyle anlatıyorum arkadaş” diyorsan bu olmaz. Ama bunu demediğin belli üslubundan diyenler için diyorum sen demiyorsun anlaşılıyor. Gel görüşelim dost olalım. Benim öyle bir zıtlığım yok. PKK sempatizanı olan kişilere karşı da benim bir tavrım olmaz. Ama elinde kaleşnikofla geziyorsa ben ne konuşacağım onunla yani. Değil mi?

Ashaf, “Yahudi ve Hristiyanlar’ı asla dost edinmeyin çünkü onlar birbirlerinin dostudurlar ayeti ne olacak Hocam” diyor. Veli edinmeyin, yönetici edinmeyin, bak vali edinmeyin anlamında. Otuz kere söylüyoruz. Birbirinin dostu olması savaş ortamında birbirlerini koruyup kollar, olur mu öyle şey? Mesela Hristiyanlar kendi aralarında çatışıyorlar. Protestanlarla, Katolikler kırdı geçirdi birbirlerini dost muydu bunlar? Hepsi birbirini doğrayıp attılar yani. O anlamda değil. Hep yüzeysel bakıyorlar bunlar müfessir gibi bakıp hemen karar veriyorlar.

Bir kere müşrikler, bak müşrik putperestlere diyor ki; “Sizin yanınıza geldiklerinde onları yanınıza alın, silahlarınızı yanınıza alın, koruma olarak bak onların koruması olarak görev alın onları güvenlik içinde gidecekleri yere kadar götürün ve bırakın” diyor Allah ayette. “Onların canına bir zarar gelmesin” diyor. “Kendinizi ortaya koyun” diyor bak “kendinizi ortaya koyun onları koruyun” diyor Allah. müşrikleri. Sen Hristiyanlar’a kafayı takmışsın, Museviler’e kafayı takmışsın. Bazı durumlarda birbirlerinin dostu olabilirler. Bazen Müslümanlar da Hristiyanlar’la dost oluyor. Müslümanı yahut Hristiyan’ı yok etmeye kalkıyor çeteleşebiliyor. Bu çeteleşmeye Allah dikkat çekiyor. Duruma göre olan bir şey bu. Yoksa birbirlerini zaten Museviler’i mahvetti Hristiyanlar İspanya’da kırdı geçirdiler. Hitler mahvetti Museviler’i. Nerede öyle dost olunması diye bir konu yok yani.

AYLİN KOCAMAN: Sizin son kitabınız “Karanlık Tehlike Bağnazlık” kitabında Ehli ile ilgili bir bölüm var, genişçe bir bölüm. Orada bu ayet de dahil olmak üzere bütün ayetler Arapça açıklamalarıyla açıklanıyor genel olarak. Hepsine deliller veriyorsunuz, Kuran’dan ayetlerle deliller vermişsiniz, çok kapsamlı. Oradan okuyabilirler detaylı olarak.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

“Hocam Amerikalı dostlarla izliyoruz. Yine müthişsiniz. Rockçıyız falan ama hastayız Hocam size” diyor “seviyoruz sizi” diyor. “Rockçıyız falan” sanki Rockçı olmak suçmuş gibi. Rockçı olmak zaten güzel bir şey. İnşaAllah. 

“Hocam program çok iyi geçiyor” diyor Alper İrden.

Mermeraner; “Müslümanlar’a nefret etmeyi öğretince birbirlerinden de nefret ediyorlar. Tüm insanlar Allah’ın kulları, hepsine sevgiyle bakmak gerekir.” “Peki yıllarca komünizmle mücadele eden Amerika şimdi neden kocaman bir komünist devlet kurmak ister?” Armagedon istiyor Amerika, onun için istiyor. Armagedon’un oluşmaması. Çünkü Hz. İsa (a.s)’ın geliş vakti geldi. Hakikaten Tevrat’a göre vakit tamam. 1999 yılı, 2012 yılı tamam. Tevrat’a göre başka vakit yok zaten. Protestanlar hepsi ittifak halindeler. Kıyamet kapıda. Ama” Armagedon olmadı” diyorlar. Armagedonun olması için de Yecüc ve Mecüc olarak gördükleri Müslümanlar’ın katledilmesi gerekiyor, geniş çaplı. Onun için de azılı profesyonel katillere ihtiyaç var. Onun için bir komünist devleT kurdurup Ortadoğu’da, Amerika’nın müttefiki olan, kan dökmesi için Amerika’yla anlaşacak bir mafya devlet, bir kan dökücü devlete ihtiyaç var. Amerika da PKK’nın kuracağı bu devlete güveniyor bu konuda. Bununla Müslümanlar’ı katletmede öncü görev alabilecek bir sistemi kurduğunu düşünüyor, kurabileceğini düşünüyor. Konu bu.

AYLİN KOCAMAN: “Sonra Amerika PKK’yı da harcayacak” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Zaten Armagedon’un özelliği o. Önce Müslümanlar’ı katlettirip, şehit ettirip, zaten yer sabit olmuş oluyor ondan sonrası çok kolay. Devlet olarak adamın elinin altında. Amerikan B52 bombardıman uçaklarıyla on iki saat bombardıman yapsa geceli gündüzlü, ne var ne yoksa silip süpürürler. Havaalanları da varsa onları da yıkarlar. Fabrikalar, askeri tesisler hepsini hallaç pamuğu gibi atarlar. Ama önce Müslümanlar’ın yok edilmesi için böyle kahpe, kalleş, alçak bir örgüte ihtiyaç var, bir mafya örgütüne ihtiyaç var. Onun için bunları beslemeye çalışıyorlar. Amerika bunların pislik, aşağılık olduğunu biliyor. Zaten kendi karaktersiz alçaklarını oraya gönderiyor.

Altmış yılda 11 milyon Müslüman öldürülmüş. Bunun 35 binini İsrail, geri kalan 11 milyonunu da diğer Müslümanlar öldürmüşler, şehit etmişler. Bak İsrail’in öldürdüğü 35 bin kişi. Müslümanlar’ın Müslümanlar’ı öldürmesi 11 milyon. Müthiş bir vahşet ve şirkin İslam alemini nasıl kapladığını bize Allah gösteriyor. Müslüman Müslüman’ın katili oluyor.

Kadir; “Kadınların kıyafetine Cenab-ı Allah emirle müdahale ediyor” diyor. Erkekler için de söylüyor, onu niye söylemiyorsunuz? Bir de Cenab-ı Allah kadınları korumak için orada hüküm indirmiş. Hep Kuran’ın hükümleri kadınları hep koruyucudur, hep kadınların lehinedir. Mesela kadınlar savaşa girmez, ağır işe girmez. Koruyucu. Mesela kadın erkekten boşandığında erkek kadına yüklü tazminat verir. Hep kadını koruyucu. Erkek kadını boşadığında kadını evsiz bırakamıyor. Ona mutlaka ev bulmakla mükellef, boşadığında.

AYLİN KOCAMAN: Hayatı boyunca bakmakla mükellef.

ADNAN OKTAR: Bakmakla mükellef hayatı boyunca. Bütün hükümler hep kadınların lehinedir.

OKTAR BABUNA: Şey söylemiştiniz Hocam bir ayette kadınlara giyinme özgürlüğü veriyor ondan hiç bahsetmiyorlar. Hatta birisi demişti; “Eğer Allah’ın hükmü öyleyse ben kabul etmiyorum” diye.

TARKAN YAVAŞ: Tanıklıkta da kolaylık sağlamış Allah kadınlara.

ADNAN OKTAR: Tabii Cenab-ı Allah diyor ki: “Ticari konularda kadınlardan iki şahit olsun.” Çünkü saldırganlaşabilir adam. Mesela kadına der ki: “Ben nereden on bin lira borcum vardı, nereden çıkarıyorsun? Sen bu konuda niye şahitlik ediyorsun?” dese, kadın mağdur durumda kalır. Onu güçlendirmek için Cenab-ı Allah, kadını korumak için “iki şahit olsun” diyor. Çünkü adam bir onun evine gidip, bir onun evine gidip tehdit edemez artık. Kadın orada korunmuş oluyor. Ona bir kolaylık.

AYLİN KOCAMAN: Bir de Adnan Bey siz açıklamıştınız zaten normalde bir erkek bulunamazsa iki kadın. Orada o zorluğu üzerinden almak için olduğunu çok güzel açıklamıştınız.

ADNAN OKTAR: Tabii. “İki erkek şahit” diyor ayette. Kadını bu işe sokmuyor Cenab-ı Allah. Çünkü zor işler bunlar.

AYLİN KOCAMAN: Sadece bu konuya has olarak.

ADNAN OKTAR: Ticari konular zor işler. Adam kavga yapar, olay çıkartır, gerilim meydana gelir. Onun için erkeğin üstüne yıkmış Cenab-ı Allah bu zorluğu. Ama çok zorda kalırsan iki kadın. Çünkü baskıdan korumak amaç. Yoksa her yerde, diğer şahitliklerde hep kadının tek şahitliği geçerli. Bütün Kuran hükümlerinde kadın tek şahit. Bir tek ticari konularda çünkü para insanların gözünü döndürdüğü için kadına saldırı olmasın, mağdur olmasın diye Cenab-ı Allah ona iki kadın şahitliği hükmünü vermiş.

AYLİN KOCAMAN: Hatta eşinin zina suçu atması konusunda kadının şahitliği üstte tutuluyor.

ADNAN OKTAR: Mesela diyor ki erkek: “karım” diyor “zina etti” diyor, yemin ediyor. Sonra kadın diyor ki: “Zina etmedim” diyor, yemin ediyor. Kadının bu şahitliği geçerli oluyor, erkeğin ki geçerli olmuyor. Allah kadını üstün tutuyor. Erkek yemin ediyor bak “yemin billah” diyor “evet, ben gördüm” diyor “zina etti” diyor. Kadın da diyor ki “yemin billah ben zina etmedim” Allah kadına inanın diyor. “Kadının hükmü geçerlidir” diyor. Erkeğin hükmü geçerli olmuyor. Şahitlikte kadın daima ilerde, önde. Ama bilmedikleri için, yüzeysel baktıkları için bambaşka bir gözle değerlendiriyorlar.

PKK sempatizanı hanımlar sakın bir tedirginlik yaşamasınlar. Son derece saygılı, hürmetli olun. Rencide olacakları bir konu da varsa söylerseler ona da titiz olun. Böyle bir sorun olmaz. PKK sempatizanı beyler de öyle. Suç işlemediyse bitti, bir şey yok, konuşuruz. Sırf onların olduğu ortamda da böyle bir sohbet mümkün.

Kürt kardeşlerimiz Türkiye’nin müthiş bir zenginliği. Asla ve asla müsaade etmem. Komünistler unutacaklar. Benim annelerimin yanına yanaşmayacaklar, kız kardeşlerimin yanına yanaşmayacaklar. Ufak o çocukların yanına yanaşmayacaklar, o pislik herifler. Gitsinler, nereye gidiyorsa gitsinler. Ya o kafayı değiştirsinler, ya gitsinler.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Güney Amerika’nın Ant Dağları’nda yaşayan bir deve türü var Alpaka diye. Alpaka saç trendleri diye resimler vardı gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Bakayım. Ne tatlı varlıklar bunlar böyle. Ben bunları yerim kıtır kıtır ağızlarını burunlarını. Tipe bak sen.

BÜLENT SEZGİN: Son trendler bunlardı.

ADNAN OKTAR: Bunlara sarılmak, sevmek ne şahane olur. Bir kere öpsem, ısırsam bunları yeter bana. Canlarını yakacağım diye tedirgin oluyorum. Çok özenli olmak lazım.

Çok lehçe varmış Kürtçe’de. Birbirlerini de anlamıyorlarmış. Çok zormuş, Fransızca’ya benziyormuş. “Kürtçe resmi dil olsun” diyorlar. Lehçeler birbirini tutmuyor. Ne yapacaksın? Kürt Kürt’ü anlamıyor. Nasıl olacak? Biz en çok konuşulan lehçenin üstünde duralım. Kırmançi en çok kırmanç tarzında Kürtçe kardeşlerin bilgi edinmesinde fayda var, dil öğrenmesinde fayda var.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Star ve Akşam gazetelerinden ayrılan Mustafa Karaalioğlu, Yusuf Ziya Cömert ve Mehmet Ocaktan geçmişteki gazetelerine geri dönme kararı aldılar. Ve yine Yeni Şafak’ta yazacaklarını açıkladılar. Ethem Sancak da görevden almalarla ilgili olarak bir açıklama yaptı. Arkadaşlarımız dediği gazetecilerle tarzlarımız uyuşmadığı için yollarımızı ayırmak zorunda kaldıklarını bu tür ayrışmaların normal olduğunu. Gerektiğinde eşlerin, kardeşlerin bile ayrılmak zorunda olduklarını belirtti.

ADNAN OKTAR: Evet, çok mantıklı bir açıklama tamam da. Tebdil-i mekânda fayda var bir şey olmaz. O kadar büyütmeye gerek yok.

“Senin dini anlatma şeklinle bağnaz zihniyet arasında uçurum bir fark var Adnan Bey” diyor Miray Hanım. “Biraz evvel anlattığın kadınların şahit olması konusunu yıllardır kadının Kuran’a göre aşağı olması şeklinde öğrenmiştik. Bu açıklamanla yine ufkumuzu açtın, yine hayata bakış açımızı değiştirdin.” Hakikaten bunlar aleyhte sanıyor inanılır gibi değil. Bütün hükümler kadınları korumakla, kadınların lehine. Aleyhine zannediyorlar çok şaşırtıcı bu.

“Ülkücü kökenli bir genç olarak Hoca’nın ülkücülük hakkındaki görüşlerini almak istiyorum” Mehmet Alp Güneş. Ülkücü demek yiğit demek, delikanlı demek, aslan demektir anlamı bu. Vatansever demektir, vatanını, milletini, bayrağını seven, gerekirse bu uğurda şehit olmak isteyen, fedakârlıktan kaçınmayan, Allah için yaşayan, çilekeş, asla yılmayan delikanlının adıdır ülkücü. Başbuğ, Allah razı olsun ondan gençleri çok güzel yetiştirdi. Çok uzak görüşlüydü, ufku iyi görebilen bir insandı maşaAllah. Allah gani gani rahmet etsin.

Benim anlamadığım bu saatte acayip bir sayı yükselişi var. Bu nasıl oluyor böyle? Tarkan Hocam sen bunu bir açıkla bakayım bana sosyolojik yönünü.

TARKAN YAVAŞ: MaşaAllah Hocam söyledikleriniz kalplere şifa oluyor. Herkes sizi yakından takip ediyor.

ADNAN OKTAR: İlimle irfanla.

KARTAL GÖKTAN:  Gündemi siz belirliyorsunuz Hocam Türkiye’de ve dünyada.

ADNAN OKTAR: Vay be maşaAllah.

OKTAR BABUNA: Fikirleriniz iktidarda ve yönlendirici oluyor maşaAllah. Bugün gelen bakan da misafiriniz olduğunda çok makul gördü söylediklerinizi. Barış olabilmesi için o da bir öneride bulundu. Siz de öneride bulundunuz. Onun önerisinin sonuç vermeyeceğini o da kabul etti ve sizin söylediğinizin doğru olduğunu ve sizin yapabileceğinizi ikrar etti maşaAllah. Eski Adalet Bakanı, bayağı yetkili birisiydi maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerikan polisinin 12 yaşındaki zenci çocuğu öldürme anının kamera kayıtları ortaya çıktı. İki polis arabayla parka gidip çocuğa silah çekiyor. Ve yaklaşık iki saniye içinde çocuğa ateş ederek vuruyorlar.

ADNAN OKTAR: Alkolü falandır adam, sarhoş falandır Allahualem.

KARTAL GÖKTAN: Daha önce vurulan 18 yaşındaki siyahi gencin ailesi de bir açıklama yaptı. Şunları söyledi; “İşin özünde saygı yatıyor. Bizler herkes kadar saygıyı hak ediyoruz fakat bunu görmüyoruz. Bütün istediğimiz şey de buydu. Oğlumuzun başına gelen olayda eşit muamele bekledik. Bunun hiç adil olmadığını düşünüyorum. Bir şeylerin böyle işleyeceğini, sistemin bizi bu denli hayal kırıklığına uğratacağını hiç bilmezdim” dedi.

ADNAN OKTAR: Bayağı kibar ve nezaketli konuşmuş.

AYLİN KOCAMAN: Siz zaten biliyorsunuz Adnan Bey. Çok fazla eyalette Amerika’da geçmişte ırkçılığıyla ünlü eyaletlerde aslında hala ırkçılık bir sorun. Diğer eyaletler gibi değil.

ADNAN OKTAR: Irkçılık ahlaksızlıktır. Tek kelimeyle ahlaksızlıktır. Zenciler bayağı güzel insanlar hem zeki, hem yetenekli, hem güzel huylu, hem mütevazi.

OKTAR BABUNA: Zaten hep söylüyorsunuz sadece zencileri değil Amerika’da ve Avrupa’nın bir çok ülkesinde Hintliler, Pakistanlılar, Asyalılar, Uzakdoğulular hepsini daha aşağı olarak görenler var bir kısım insanlar.

ADNAN OKTAR: Zenciler Amerikan askerine “gidin IŞİD’le savaşın bizi rahat bırakın” diye pankart açmışlar. Çok sevimliler.

Rota Haber’de çıkmış. Tayyip Hocam’a yönelik koruma tedbirleri artırılmış. “Ankara’ya giden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı takip eden gazetecilerin ekipmanları ilk kez gerçekleşen bir uygulamayla ilk seyircilerin arasından geçirildi.” Gerekir.

Bugünkü sohbetimiz bu kadar olsun. Yarın devam edelim inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler bu gece sona erdi. Yarın tekrara görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü