Harun Yahya

Sohbetler (1 Aralık 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, programımıza başlıyoruz inşaAllah. Hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Tamam başlayalım. Evet buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bugün Rusya Devlet Başkanı Putin kalabalık bir heyetle Türkiye’yi ziyaret etti. Arkadaşlarımız da Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki bu ziyareti izlediler. Sayın Putin’e sizin bir mektubunuz ve çok sayıda eseriniz hediye edildi. Bunun dışında İnguşetya Cumhurbaşkanı Yunus-Bek Yevkurov’a kitaplarınız hediye edildi. Kendisi kitaplarınızı takip ettiğini söyledi. Ayrıca Rusya’nın en gelişmiş bölgesi olan Kaluga’nın Valisi Anatoly Artamonov’a da kitaplarınız hediye edildi. Sayın Artamonov da eserlerinizi takip ettiğini belirtti, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah çok güzel. Putin genellikle yalnız bırakılmak istenen bir insan, çok ayıp yapıyorlar. Halbuki bayağı hayat dolu, neşeli bir delikanlı. Rusya güzel olsun, çevre komşular rahat etsin bunun derdinde. Ama Rusya’nın yalnız kalmasını istemiyor haklı olarak. Çünkü yalnız bırakmak değil Rusya’yı ayrıca parçalanmak da istiyorlar. Bu dehşet verici, bu rezalete gerek yok. Rusya mesut-mutlu olsun, bereketli olsun, huzurlu olsun. İnsanları güzel, ülkesi güzel. Niye dışlansın, niye ezilsin, niye yalnız bırakılsın, niye sevilmesin? Bu vicdanlı bir davranış olmaz, yani yalnız bırakmak. Avrupa bu kafadan vazgeçmesi lazım.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Putin on bakanıyla birlikte Türkiye’ye geldi. Putin’le Türkiye arasında bu görüşme sonrası otuz beş milyar dolarlık ticaret hacminin engeller kaldırılarak 2020’de yüz milyar dolara çıkarılmasının yolu açılmaya çalışılacak.

ADNAN OKTAR: Çalışılacak. Çalışmaya gerek yok direkt yapsınlar. Ne yüz milyarı? Limit koymaya da gerek yok. Hem de 2020. ‘Ölme tavşanım ölme, bahar gelecek’ demiş.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, silah bırakması beklenen terör örgütü PKK, militan sayısını artırmak için Diyarbakır sokaklarını Öcalan’ın resminin olduğu afişlerle donattı. Afişlerde gençler Kandil’e çağırılıyor. PKK devletinin kurulması için içinde bulunduğumuz zamana uygun olduğunun vurgulandığı afişlerde “şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim?” ifadelerine yer veriliyor.

ADNAN OKTAR: Şimdi değilse, hiçbir zaman. Sen değilsen kim? Hz. Mehdi (a.s), inşaAllah. Deccaliyet yok, Mehdiyet var. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Öcalan’ın fotoğrafının altında ise “haydi sen de gerillaya katıl” denilerek çağrıda bulunuluyor.

ADNAN OKTAR: Adadan uçacak hali yok. Nasıl katılsın gerillaya? Milleti pasifize etmenin alemi yok. İşte, “gidecekler, silahlarını gömecekler, bu çocukların zararı yok, dağa çıkışlar kaliteli hale geldi, nitelikli hale geldi, ben de olsam dağa çıkarım, PKK’nın kimseye zararı yok, adamın yattığı yeter, PKK tehlikeli bir örgüt değil saygın bir örgüttür” gibi mantıkla Türk milletinin bilinçaltı kirletilmeye çalışılıyor, buna müsaade etmeyiz. PKK; pislik, kahpe, kalleş bir cinayet örgütü, bir mafya yapılanmasıdır. Başı da sonu da bu işin içindedir. Yani bizi bu konuda pasifize etmeye gayret etmenin alemi yok.

BÜLENT SEZGİN: Dağıttıkları posterleri gösterebilir miyiz Adnan Bey? Buna benzer posterler asıyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet. Tabii ilimle irfanla. Devletin bize TRT 6’yı, Şeş TV’yi bir kere açması lazım. Biz konferansta koca Güneydoğu Anadolu’yu bitiremeyiz, değil mi? Mesela gittik Mardin’de konferans verdik diyelim bir sinema salonunda, diğer kısmı ne olacak Mardin’in? Bize televizyonu açacak devlet. TV 6’yı bize teslim etsin. Nasıl? Devletin profesörleriyle biz konuşalım, profesörlere gereken dokümanları, bilgileri verelim çıksın. Devletin doçenti, profesörü çıksın anlatsın. Seyirci kalmayalım, basının büyük bölümü seyrediyor zaten. Vay yandım edebiyatındalar, gitti gidiyor gidecek havasındalar. Kimsenin bir yere gittiği de yok, gidecek de yok. Götürmeye kalkanı da hukukla kanunla etkisiz hale getiririz. Sessiz sedasın milleti alıştırmaya çalıştılar. Baktılar tutmuyor. Olmaz.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Putin Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda törenle karşılandı. Türkçe “merhaba asker” diyerek askeri selamladı. Bazı fotoğraflar da var karşılama anından.

ADNAN OKTAR: Evet. Ama işte soğuk resmi görüşmelerle bu olmaz. Yani bak, çok garip bir laf; 2020’lere kadar yüz milyar bilmem ne falan. Ne ölçü koyuyorsun, ne tarih veriyorsun? “Bundan sonra kıyamete kadar ticareti limitsiz artıracağız” de, samimi bir üslup olsun.

“Kürtçe Twitter’lerden sonra Güneydoğu’dan çok sayıda dindar Kürt kardeşimiz aradı. ‘Biz burada ses çıkaramıyorduk. Hocamız’ın PKK’ya karşı yaptığı her açıklamada içimiz eriyor, kalbimiz ferahlıyor, çok mutlu oluyoruz’ diye söylediler” diyor. Aslan onlar aslan. Deccal helak olacak, Mehdiyet galip olacak bunu görecekler.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İngiliz kanalı BBC, Putin’in Türkiye ziyaretinden memnun kalmadı. BBC Türkçe servisinin yayınladığı analiz yazıda, Putin’in Türkiye ziyareti ‘değerli yalnızlıklar zirvesi’ olarak değerlendirildi . Sayın Erdoğan ve Putin birbirine benzetilerek uluslararası ilişkilerde derin sorunlar yaşayan ve batıdan gelen eleştirileri dikkate almayan iki lider olarak yorumlandı. Yazıda, “Moskova’dan manzaraya bakınca, Ankara’yı değerli yalnızlıklar zirvesi bekliyor” denildi.

ADNAN OKTAR: Doğru, Putin’i hakikaten yalnız bıraktılar. Tayyip Hocam’ı da yalnız bırakmak istiyorlar. Kendilerince kısmen de başarılı oldular. Bu sevgisizlikten kaynaklanıyor. İmanla, Kuran’la, sevgi, barış ruhuyla bu karanlık perdeyi kaldıracağız. Böyle olmaz. Putin’e de yazık, Tayyip Hocam’a da yazık. Putin’in tamam insan olarak hataları olabilir, suçları olabilir, yanlışları olabilir ama genelde samimi delikanlı. Tayyip Hocam da o peygamber değil, tabii ki hataları olabilir. Ama genelde samimi, gayretli bir insan. Dolayısıyla şevklendirmek, azmini artırmak önemli.

Kedi evde güzel oluyor da hayvan tabii rahat etmesi açısından köy yerinde çok iyi olur kedi. Bizim köyde vardı kedi, istediği an çıkıyordu, istediği an geliyordu, koşuşturuyor, yeşillikler içerisine gidiyor, isterse orada ot falan da yiyor onlar bazen. Canı ne isterse yapıyor, eğleniyor. Ama buralarda hayvanlar o kadar rahat edemiyorlar. Yine buralar yeşillik bir şeyler var ama o Etiler’de, Ulus mahallesinde falan hayvanlar için çok zor oluyor. Özellikle trafik onlar için çok büyük bir sorun. Bir sağa bakıyor, bir sola bakıyor, bir sağa bakıyor halkla beraber o da geçiyor. O geçiş noktalarını da çok iyi biliyor, öyle alelade bir yerden de geçmiyorlar. Günün belirli saatlerinde mutlaka yer değiştirmeleri gerekiyor, niyeyse onu ben anlayamadım.

Mesela Türkiye Suriyeli kardeşlerimize sahip çıkıyor. Ve bu konuda yalnız, bu bir şereftir. Biz gaddar olmayı istemiyoruz, Türkiye gaddar olamaz. Türkiye merhametlidir, şefkatlidir. Millet olarak yapımız müsait değil bir kere. Bizim fıtratımızda böyle bir şey yok.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Son devrin büyük İslam Alimlerinden Seyit Abdulhakim Arvasi Hazretleri vefatının 71. yılında Ankara Bağlum kabri başında dualarla anıldı. Adnan Bey, bildiğiniz gibi Arvasi Hazretleri cumhuriyetin ilk yıllarında yaşamış bir din alimi. Kendisi Nakşibendi, Kadiri, Çeşdi, Kübrevi ve Sühreverdi tarikatlarından hilafet almış ve hayatı boyunca pek çok talebe yetiştirmiş. Bu talebelerinin arasında Necip Fazıl Kısakürek ve Hüseyin Hilmi Işık gibi isimler de bulunuyor.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafları gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Necip Fazıl Hocamız’la, maşaAllah maşaAllah. Böyle hakiki şeyhler şu an çok az. İşte bir Mahmut Hocam kaldı, Bursa’nın sultanı var, Şeyh Mehmet Efendi var ama var bayağı.

TARKAN YAVAŞ: Mehmet Talu Hocamız.

ADNAN OKTAR: Talu Hocamız şeyh değil ama fıkıhta üstüne yoktur. Bütün ilimleri su gibi ezberlemiştir, ehli fıkıh.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Fener Rum Patriği Bartolomeo ile Katolik aleminin ruhani lider Papa Franciscus İstanbul’dan ‘kiliseler arasında gerçek birliğe doğru’ mesajı verdiler. Bartolomeo Ortodoks ve Katolik kiliselerini kastederek “artık ayrı ayrı hareket etme lüksüne sahip değiliz” diye konuştu. Papa Franciscus ise konuşmasında, “ bu ne birinin diğerini yönetiminin altına girmesi, ne de asimile olmak demektir. Katolik kilisesinin arzu etiği tek şey ve benim Roma Piskoposu olarak isteğim sevgi ve merhamet içinde bir birleşimdir. Tam birlik yolundayız” dedi. Haberin fotoğrafı da vardı.

ADNAN OKTAR: Evet. İşte Mehdiyet yaklaştıkça olaylar da, tarihi olaylar da gelişmeye başlıyor. Bak, bin yıl sonra Ortodokslar’la Katolikler birleşiyor, bin yıl sonra. Niye? Deccala karşı ittifak ediyorlar. Geçen hafta ne dedim, bir önceki hafta? “Hristiyan alemi kendi Müslümanlar’la birleşsinler, kendi aralarında Hristiyanlar’la birleşsinler” dedim. Yıllardan beri söylüyorum Hristiyan alemi birleşsin diye. Nihayet o birleşme oldu ve olacak da daha. “İslam alemiyle de birleşelim” diyorlar. O da olacak. “Ayrı ayrıyken mağlup olan İsevilik ve İslamiyet, birleştiğinde galip olma istidadındayken” diyor Bediüzzaman “cismi beşerisiyle semavatta olan İsa (a.s) Hristiyan âleminin başına geçeceği bir muhbiri sadık bir kadiri külli şeyhin va'dine istinad ederek va’detmiştir” diyor. “Va’dettiği için elbette yapacaktır” diyor. “İsa Mesih (a.s), yani Seyyidina İsa Mesih (a.s) ibn-i Meryem geldiği vakit herkes bedahat derecesinde onu tanımaz, bilmez” diyor. “Mukarrep ve havası (yakın talebeleri) onu imanın nuruyla tanırlar” diyor. Şu an ana görevi kendini gizlemek oluyor. Kendini gizliyor. Talebeleri de Hz. İsa (a.s) olduğunu bilip ama dillendirmiyorlar. “Aman aman” diyorlar “kimseye söylemeyin. Muhafaza edelim.” Ne zamana kadar? İmam Mehdi (a.s)’ın zuhuruna kadar. Onun için bir an önce İmam Mehdi (a.s.) çıksın diye Ortadoğu’yu birbirine kattılar. Yani Hz. Mehdi (a.s)’ı çıkışa zorluyorlar şu an. Tarihi zorluyorlar şu an Hz. İsa (a.s)’ın çıkışını çabuklaştırmak için. Ortadoğu’nun böyle kan gölüne çevrilmesinin nedeni Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışını çabuklaştırmaktır. “Tabii akışında” diyorlar “çok vakit alır. Biz hızlandırmak istiyoruz” diyorlar. Hâlbuki o hızlandırmaları da kaderde oluyor. Onlar istese hızlanmaz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Papa’nın kullandığı kelimeler sizin sürekli bahsettiğiniz “sevgi ve merhamet içinde birleşme” diyor.

ADNAN OKTAR: Bartolomeo mı, Papa mı diyor bunu?

BÜLENT SEZGİN: Papa. Evet Papa’nın ifadesi.

ADNAN OKTAR: İyi de Papa da Darwinist, materyalist. Hem Darwinist, hem materyalist nasıl olacak? İncil’i kabul etmiyor. İncil’de anlatılan yaratılış, “Hz. Adem (a.s) ile Hz. Havva’nın varlığı ve ondan türemiş olmamız hikâye” diyor. “Masal” diyor. “Böyle şeylere inanmayın siz” diyor. “Darwin’in dediği doğru” diyor. O zaman Francis dini. Bu ayrı bir din. Papa Hristiyan değil. Yani İncil’in dediğini kabul etmiyorsa, Tevrat’ın dediğini kabul etmiyorsa, Kuran’ın dediğini kabul etmiyorsa Francis dini, başka bir din. Hümanist olabilir. Derki işte “sevgi, kardeşlik, barış” kimse dinlemez. Hristiyanlık Avrupa’da hızla çöküyor. Onun için birleşmek istiyorlar. Çünkü ne Hristiyan kalıyor, ne Katolik kalıyor, ne Ortodoks kalıyor. Kimse kalmamış ki ayrı ayrı olsun. Mesela ayrı ayrı oldukları zaman da güçlüydüler. Ama şu an güç kaybı var. Hepsi birleşse bir avuç Hristiyan eder. Hristiyan kalmadı. Habire kiliseler diskoteğe çevriliyor, meyhaneye çevriliyor, tamirhaneye çevriliyor. Habire değişiyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Profesör Doktor Burhan Kuzu Hocamız, Twitter hesabından “Papa’nın gelişi ve karşılamadaki muhteşemlik Vatikan’ın dini yönüne verilen önemi gösteriyor. Hilafet de böyle bir fonksiyon icra ediyordu” mesajını paylaştı. Mesajındaki hilafet vurgusuna ilişkin Hürriyet’in sorusu üzerine ise “hilafetin İslam dünyasının birliğini, bütünlüğünü sağlamada faydası olurdu. Kalsaydı iyi olurdu. İslam Birliği’nde söz sahibi biri olurdu. Hristiyanlar’ın bir başı var. Vatikan. Biz de yok. Herkes kafasına göre gidiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte “halife kim olacak?” dendiğinde adamlar ne diyorlar? “Hiç kimse olamaz” diyorlar. O zaman tek olabilecek kişi kalıyor. Hz. Mehdi (a.s). İmam Mehdi (a.s). Allah bak, nasıl mecbur ediyor İslam âlemini? “Hadi bir baş seçelim” diyorlar. “Nasıl yapacağız?” diyorlar. “Olmaz ki” diyor. Yüzyıldan beri uğraşıyorlar. Olmuyor. Sürekli mesela Mehmet Şevket Eygi de, herkes söylüyor. Mümkün değil bir lider seçmeleri. Çünkü Allah müsaade etmiyor. İllaki Hz. Mehdi (a.s). Şimdi onu daha da dillendirecekler önümüzdeki günlerde İslam âleminin başı olsun diye. Avrupa da bastıracak. Amerika da bastıracak. İslam âleminin bütün ileri gelen âlimleri, hocaları, siyasetçileri hepsi bastıracaklar. Ama Hz. Mehdi (a.s)’ın dışında bir seçenekleri yok.

SEMRA ÖZGİRAY: Bazıları gelmeyecek diye önlemeye çalışıyor. O da olmuyor. O yönde gayret gösterenler.

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek diye?

SEMRA ÖZGİRAY: Evet.

ADNAN OKTAR: Şimdi “gelmeyecek” diye bağırması ve ısrarlı olarak bunun yaygın olarak dillendirilmesi zaten Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti. İlk defa İslam tarihinde bu kadar yaygın güçlü, kararlı, “Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek” diye bağırma var. Bu Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alameti olarak, mühim bir alamet olarak belirtilmiş Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından.

OKTAR BABUNA: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hocam, siz daha önce de söylemiştiniz inşaAllah, Hz. “Mehdi (a.s) hiçbir tarikata mensup olmuyor. Hiç kimsenin biatı onun boynunda bulunmaz” diye buyuruyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, evet.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bir duyuru yapabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Duyur.

KARTAL GÖKTAN: 2 Aralık Salı günü A9 TV’de saat 20.00’da Hayata Dair programının konuğu gazeteci yazar, savaş muhabiri ve Mehmetçik TV Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Vedat Yenerer. Vedat Bey ayrıca birçok ödüllü belgeselin yapımcılığını yapmış ve birçok kitabı da var.

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Tamam, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Osman Öcalan, iki ayrı PKK olduğuyla ilgili açıklama yaptı. Şunları söyledi.

ADNAN OKTAR: İki ayrı PKK. Bu doğru değil. Öyle bir şey yok. Niye böyle bir şey olsun? Tek PKK var.  Tek yönetim var. Abdullah Öcalan’ın yönetiminde, o kadar. Karmaşık bir şey yok. Bunlar halkı yanlış bilgilendirip zaman kazanmak için söylenen sözler. Yani “silah bırakacaklar. Dağdan inecekler” bilmem ne, o arada atı alan Üsküdar’ı geçiyor. O arada PKK gelişme gösteriyor. Mesela illere hâkim oluyor. Mahkemeler kuruyor. Valiler atıyor. Bilmem ne yapıyor. Zaman kazanmış oluyor. Onların zaman kazanmaya ihtiyacı var. Yani polis müdahale ettiğinde, asker müdahale ettiğinde gelişemiyorlar. Sıkıntı çekiyor. Şu an polis ve asker müdahalesi olmadığı için enine alıp arşınla satıyor. Mesela biz orada gidip konferans veremiyoruz. Çalışma yapamıyoruz. Onların alanı oluyor. Alan genişletiyorlar şu an. Mesela gençleri dağa çağırıyorlar. Bilmem ne yapıyorlar. O arada da milleti oyalıyorlar. İşte, “silah bırakacaklar. Dağdan inecekler. Ovaya çıkacaklar. Ova da tepinecekler.” Böyle bir şey yok. Bunlar sadece onlara zaman kazandıran olaylar ve alan kazandıran, imkân kazandıran olaylar. Çünkü polis müdahalesi olduğunda, asker müdahalesi olduğunda gelişmeleri çok güç oluyor. Çok zorlu oluyor. Şu an polis, asker müdahalesi azami azaltıldığı için adamlar göğüslerini gere gere faaliyet yapabiliyorlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, yeni Arapça Twitter hesabınız açıldı.

ADNAN OKTAR: Yeni Arapça Twitter hesabımız. Bayağı güzel, maşaAllah. Hayırlı, uğurlu olsun. Kürtçe, Arapça. Ortadoğu’da Arapça çok hayati, maşaAllah. İlimle, irfanla halledeceğiz.

OKTAR BABUNA: 300 kitabınız da 75 dilde maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yazılarınız da dünyanın önemli ülkelerinin önemli gazetelerinde yayınlanmaya devam ediyor, maşaAllah. Bugün Rusya’nın en önde gelen gazetelerinden Pravda’nın İngilizce sitesinde “Türkiye Rusya’yı yalnız bırakmayacak” başlıklı makaleniz yayınlandı. Pakistan merkezli The Frontier Post Haber Sitesi’nde iki yazınız yayınladı. Birinci yazınız, “Çuval olayı ve Amerikan askerleri” diğeri ise “IŞİD’e karşı fikri mücadele yürütmek.” Rohingya Blogger isimli sitede, “Rohingyalı mülteciler Tayland için bir yük mü?” başlıklı yazınız yayınlandı.

ADNAN OKTAR: “Tayland için bir yük mü?” Yani Tayland insancıl davransın. Merhametli davransın. Bu insanlar yük değil, nimet. Mazlum insanlara, gariban insanlara yük gözüyle bakarsan bu ahlaka uymaz. Vicdana uymaz.

KARTAL GÖKTAN: İngilizce, Fransızca ve İspanyolca olarak yayın yapan NBC Times Haber Sitesi’nde “Allah her şeyin yaratıcısıdır” başlıklı makaleniz yer aldı. Jerusalem Post’da çıkan “Kudüs’te ne zaman barış olacak?” başlıklı makaleniz de gazetenin kapağından verildi.

ADNAN OKTAR: Güzel, çok hayati. Kutsal kent. Bereketli kent. Orada kavga olur mu? Kâbe’de kavga oluyor mu? Olmaz. Camide kavga olur mu? Olmaz. Adam camide kavga yapıyor. Caminin içine Molotof kokteyli sokulur mu? Bomba sokulur mu? Bırak Kudüs’te her yerde insanlar dua etsin. Hristiyanlar, Museviler, Müslümanlar, tertemiz olsun sokaklar, caddeler. Herkes birbirine sarılsın. Kardeş olsun. Bu nedir böyle bu nefret?

Bu Pravda komünist olan Pravda değil. Hakiki Pravda. Bu Rusya’da en çok okunan, en popüler olan İngilizce Pravda. Ve bütün Avrupa’da, dünyada okunan odur. O komünist Pravda’yı kimsenin okuduğu yok. O sembolik. Gerçek Pravda bizim yazımızın yayınlanan bölümleri orada.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet Hakan’ın programına katılan Hüseyin Yayman, toplumun Abdullah Öcalan’ın hapisten çıkmasına hazır olduğunu iddia etti. Cumhurbaşkanı çıkıp Türkiye toplumuna “Biz görüşeceğiz. Bu sorunu çözeceğiz. Hangi adım atılacaksa atacağız. Ama bundan sonra bir tek silah patlamayacak” dediğin de ben toplumun buna “hayır” diyeceğini sanmıyorum. Kalıcı bir barış için Öcalan dahi dışarı çıkacaksa toplum buna hazır” demiş.

ADNAN OKTAR: Toplum ayaklanır böyle bir şeyde. Türkiye yerle bir olur. Bütün Ortadoğu birbirine girer. 3. Dünya Savaşı çıkar. Felaket olur. Toplumun hazır olması diye bir konu yok. Abdullah Öcalan’ın da çıkmaya da niyeti yok. Böyle safsatalara gerek yok. Asla kabul etmeyiz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Milliyet Yazarı Kadri Gürsel, Öcalan’ın “Dört-beş aya silahsızlanma çağırısı yapabilirim” sözlerini şu şekilde yorumladı.

ADNAN OKTAR: Ne silahsızlanması? Bu sadece zaman kazanmak için yapılan bir oyun. Türk milletine oyun oynanıyor. PKK’nın hareket alanını genişletmek, PKK’ya dokunulmamasını sağlayıp, PKK’nın çok fazla silah, mühimmat sağlaması, adam sağlaması. Zaten sokaklarda adam arıyorlar. Şehirleri, sokakları tek tek ele geçirmesi, oralara hâkim olması için bir atağı PKK’nın. Bunu hiç kimse kabul etmesin. Bu alenen bir oyun. Başka bir şey değil. Daha önce polis, asker müdahalesinde nefes almıyorlardı. Sürekli PKK’lılar dağa çıkmaktan çekiniyorlardı. Şu an Bülent Arınç ne dedi? “Dağa çıkışlar kaliteli, nitelikli hal aldı” dedi. Adamlar akın akın dağa çıkıyor. “Ben de olsam ben de çıkardım” diyor. “Öcalan’ın yeter yattığı” diyor. Kardeşim müebbet hapis almış. Yatacak. PKK’lılar da asker vurmuş. Polis vurmuş. Şehit etmişler. Normalde idam cezası, idam kalktığı için hapis yatıyorlar. Yatacaklar. Sen dersin ki “arkadaş sen vurmaya devam et. Biz seni affetmeye devam edeceğiz.” Yani “sen istediğin gibi vur. Şehit et. Bize gel. Biz de seni bırakalım.” Türkiye’de taş taş üstünde kalmaz böyle bir durumda. Bunu hiç kimse kabul etmez. Yer yerinden oynar. Kanunla, hukukla vatandaş bunun gereğini yapar. Yani PKK’ya dünyayı dar eder millet, devlet. Tabii, kanun, hukuk ölçüleri içerisinde bu dediklerimiz. Öcalan’ın açıklamasından önce de “eylemsizlik çağrısı yapacak” diyorlardı. Öyle diyorlardı. Ne dedi? Tek kelime eylemsizlikten bahsetmedi.  Bilakis “hükümet kendini özeleştirsin” diyor.Özeleştiri yapsın” diyor. Bir de ne diyor Abdullah Öcalan? “Örgütün diyor yurt dışına çekilmesi diye bir şey yok diyor bilakis yurt dışından buraya gelsinler” diyor. Anlaşılmayacak gibi değil yani.

Evet, şimdi söyle.

OKTAR BABUNA: Siz daha en başında söylemiştiniz. Militan sayısı hiçbir zaman azalmaz aksine arttıracaklar diye, hep o yönde haberler çıktı zaten.

ADNAN OKTAR: Evet. Dağılıp, silahları bırakıp gidecekler. Bunlara zaman kazandırdı bu durum ve alan genişletmesini sağladı. Mesela bak, belediyeler, şuralar, buralar her yere sızdı bunlar. Sokaklara, alanlara şu an sürekli sızmaya devam ediyorlar.  Askere, polise de “aman aman siz sakın dokunmayın,” işte “barış ortamı olacak” bilmem ne bu arada da adamlar işgale devam ediyorlar. Askeri, polisi pasifize eden, mantık işi geliştirilmiş bir üslup bu, PKK tarafından. Bu kabul edilmesin. Büyük bir oyun var. Abdullah Öcalan da dalga geçiyor yani alenen dalga geçiyor. “Ne çekilmesi?” diyor “bilakis yurt dışındakiler buraya gelsinler” diyor. Silah bırakma diye adamlar hakaret gibi görüyor “dalga mı geçiyorsunuz ya siz?” diyorlar ya yani “nerenin silah bırakması?” diyorlar. Bilakis silah kalitesini arttırmayı düşünüyorlar. Böyle bir şey yok. Yani burada bir politik hata yapılıyor, siyasi bir hata yapılıyor bunun düzeltilmesi lazım. “Yurt dışına çekilme diye bir şey yok” diyor adamlar. “Silah bırakma diye de bir şey yok” diyorlar. “Sadece Türk polisi, askeri bize dokunmasın biz burada rahatça alan çalışması yapacağız” diyorlar. Ve bunu da yapıyor adamlar konu bu.  Canları sıkıldığında gidip asker, polis vuruyorlar. Halktan insanları vuruyorlar, her gün eylem yapıyorlar. Yani mesela İran’da böyle bir olay yok. İran bunların kemiğini toz yapıyor yani ödleri kopuyor IŞİD’in zaten adını duyunca eli ayağı boşalıyor PKK’lıların. IŞİD’in adını duymak bile yetiyor onlara.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet Hakan’ın programında konuşan Hürriyet Yazarı Şükrü Küçükşahin, hükümeti çözüm süreci içinde PKK’ya karşı kullandığı üslupla ilgili PKK’lıları terörist ve benzeri tarzında hitap edildiği için eleştirdi ve şunları söyledi; ‘’Geçmişte de çözümle ilgili muhteşem bir rüzgar esmişti. Hatta hepimiz seçimden önce bu iş halloldu dedik. Ama bir baktık PKK eli kanlı teröristler oldular, tokalaşmayız oldular. Yani akla gelebilecek her türlü ithamla karşılaştıkları bir tablo oldu. Acaba yarın aynı ithamlarla karşı karşıya gelirler mi? Umarız bu sefer böyle yapmazlar daha iyi bir sonuç elde ederiz’’ dedi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şu an PKK bir alan çalışması yapıyor. Alan sonuna kadar açık çünkü bunların tebliğ yapması, anlatım yapması, propaganda yapması için sakin ortama ihtiyacı var. Polisin, jandarmanın müdahale etmemesi gerekiyor. Polis, jandarma müdahalesi yok. Adamlar kahvehanelerde, sokaklarda, dağlarda, taşlarda politik propaganda yapıyorlar. Komünizm propagandası yapıyorlar karşı propaganda zaten yasak. Bizim ev ev, sokak sokak orada propaganda yapmamız mümkün değil ama Şeş TV’yle bu çok rahat yapılabilir. Devlet Şeş TV’yi davul, zurna havasına ayırmasın da, komünizmin geçersizliğini anlatacağımız, Darwinizm’in geçersizliğini anlatacağımız, Stalinizm’in korkunçluğunu anlatacağımız programların yayınlandığı bir kanala çevirsin yani bu çok hayati. Dilekçeyle başvuralım, ısrarla da belirtelim. Bizim anlatmamız şart değil, devletin profesörleri, doçentleri var. Biz bilgiyi verelim onlar da çıksın anlatsınlar. Bunun dışında olmaz. Yani böyle bir felaket kapısı sonuna kadar açılmış oldu.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Birleşmiş Milletler geçtiğimiz ay parasızlık dolayısıyla Suriyeli mültecilere yaptığı yardımı kesmeye başlayacağını duyurmuştu. Bugün yapılan açıklamada başta Lübnan’dakiler olmak üzere Suriyeli mültecilere yapılan yiyecek yardımı durduruldu. Birleşmiş Milletler dünyadan para yardımı desteği istedi.

ADNAN OKTAR: Onlar da egoistlik, bencillik içinde oldukları için büyük bölümü vermek istemedi. Bize ne? Adam ölsün diyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Osman Öcalan, hükümetin yine kan dökülmemesi için, ilk yapması gereken şeyin Öcalan’a bir sekreterya sağlamak olduğunu söyledi.

ADNAN OKTAR: Bıktık usandık sekreterya. “Mahkûmlardan sekreter yapacağız” diyor. Ya kardeşim gönder mahkûmu, zaten orada onlar muhabbet eder konuşurlar yani. Adamları sekreterya diye isim takmanın âlemi ne? Adamlar gıcık olur, mahkûmlar. Sen nesin? “Ben sekreteryayım. Adamın görevi mahkûmluk yani adam zaten belasını orada bulmuş yani ıstırap içinde zaten rahatsız. “Gel de seni sekreter yapayım, Abdullah Öcalan’ın sekreteri yapayım.” Adam gıcık olur. Bela üstüne bela yani. Bir de sorumlu da yapacaksın adamı. Bir acayipliktir gidiyor. Ne sekreteryası? Ne gerek var? Varsa anlatacağı bir şey zaten anlatıyor. Akın akın gidiyor BDP’liler şu bu falan gidiyor aklında ne varsa anlatıyor. Yani ne bitip tükenmek bilmeyen anlatımmış bu.  Nihayet “kavga etmeyin arkadaş” diyecek bu kadar. Bunu uzatacak ne var yani?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Osman Öcalan konuşmasının devamında, Öcalan’ın hapiste olduğu için, PKK üzerinde gücünü tam kullanmadığı yorumunda bulundu. İçeride olduğu için inisiyatifini koyamıyor. Dışaridaki daha inisitiyatifli oluyor. Dışarıdakiler daha atak davrandığı için bu durum onun cesur hareket etmesini engelliyor” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte hemen bırakmak lazım o zaman. Anlaşıldı. Hemen bıraktıralım. Yarın gitsin Abdullah Öcalan konuşsun falan hem kurtulmuş oluruz meseleleri de hallolur. Bırakırız yarın.

BÜLENT SEZGİN: Zaten toplum da hazırmış.

ADNAN OKTAR: Ben anladım olayı yani evet. Çok mantıklı. Hakikaten o kadar hapiste kolay olmuyor, dışarı çıkarsa daha rahat olur. Hemen gönderelim Diyarbakır’a oradan da nereyi istiyorsa gezsin. Bırakırız, tamam biz mesajı aldık. Bunlar çocuk mu kandırıyor? Bu nasıl bir konuşmadır bu? Kardeşim anlamıyorlar bak on binlerce askeri, şehidi, şehit eden on binlerce askerimizi, polisimizi şehit eden katiller var hapiste bunların bırakılması diye bir konu olmaz kardeşim.  O zaman cinayet serbest anlamına gelir. O zaman Türkiye yerle bir olur Allah esirgesin.  Ne kanun kalır, ne hukuk kalır. Bunları bıraksınlar, öyle bir şey olmaz.

Yeni Türkiye’de işsiz beş bin veteriner hekim tarım ve hayvancılığa geçmek için atanmayı bekliyor. Beş bin veteriner boş mu, işsiz miymiş doğru mu bu? Çok acayip bir sayı. Yani herhalde hükümet gereğini yapar.

“Kürtçe yayın on numara bir hareket, tebrik ederim. Umarım Kürtçe yayın yapan bir TV de kurarsınız çünkü ihtiyaç var” diyor. Tamam da, hazır devletin televizyonu var. Yazık günah değil mi davul zurnayla vakit geçiriyorlar? Onu kullanalım. Bir de tanınmış bir televizyon yani.

“Adnan Oktar Hocamız’ın temiz ve yiğit bir insan olduğuna inanıyorum. Reklam almamanız çok hoşuma gidiyor” diyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın yüzde on seçim barajının kaldırılması için yapılan bireysel başvuruları iki üç hafta içerisinde karara bağlayacaklarını açıklaması büyük bir tartışmaya yol açtı. Şu anda seçim barajının düşürülmesi konusuna yönelik büyük bir baskı var. Ancak seçim barajının düşürülmesinin diğer partileri etkilememekle birlikte en çok HDP’nin işine yarayacağı belirtiliyor. Otuz beş milletvekili çıkaran HDP’nin barajın kaldırılması durumunda koltuk sayısını kırk sekize yükseltme ihtimali var. Ayrıca baraj kaldırılırsa oylar diğer partilere dağılacağı için AK Parti’nin de kendi başına  iktidar olması imkansız hale geliyormuş.

ADNAN OKTAR: Nasıl olur böyle bir şey? Öyle mi? Bu seçim sisteminden dolayı mı AK Parti kazanıyor.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Öbür türlü Saadet Parti’sine, MHP’ye gidecek, Büyük Birlik Partisi’ne gidecek.

OKTAR BABUNA: Büyük partilerin oyları azalıyor küçük partiler meclise giriyor.

ADNAN OKTAR: Girsin. Mesela MHP’nin meclise girmesi, güçlü olması çok hayati. CHP’nin meclis de olması önemli. Büyük Birlik Partisi girse mesela mükemmel olur. Saadet Partisi girse mükemmel olur, onda acayip bir şey yok ki.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Fakat tek parti hükümeti yerine koalisyona mecbur edecek bir sistem gibi görünüyor yorumu yapılıyor.

ADNAN OKTAR: Yok, zannetmiyorum.

TARKAN YAVAŞ: Bir ihtimal koalisyon diyorlar Hocam bir ihtimal.

ADNAN OKTAR: Yüzde 51 oydan nasıl koalisyona gidiyor doğru mu o?

OKTAR BABUNA: Meclise giremeyen partilerin oyları otomatik olarak onlara yansıyor. Bu bölgede seçim sisteminden dolayı milletvekili olarak milletvekili sayısı yükseliyor.

ADNAN OKTAR: Koalisyon hükümeti genellikle pek devam etmiyor. Baraj kalkmasaydı HDP dışarıda kalacaktı? Nasıl dışarıda kalıyor? Seçimlerde bağımsız aday sokup meclise giriyor, girmiyor diye bir şey yok. Saadet Partisi’nden girenler olacak herhalde öyle mi?

TARKAN YAVAŞ: Bir ihtimal.

ADNAN OKTAR: Yüzde kaça çekiliyor?

TARKAN YAVAŞ: Onu söylemiyorlar Hocam ama yüzde beş olabilir.

ADNAN OKTAR: Yüzde üç olursa Saadet Partisi kazanır. “Anahtarı bende dur” diyerek geziyorlardı o zaman eskiden. Hakikaten anahtar parti haline gelmişti Milli Selamet Parti’si. Erbakan Hocamız böyle yüzü pırıl pırıl parlayarak. Neyse hayırlısı olsun.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Aslı Aydın Taçbaş yazısında; eğer seçim barajı düşürülmezse, HDP milletvekili çıkaramazsa 6-8 Ekim’de yaşanan sokak çatışmalarının aylarca süreceğini iddia etti. Üstü kapalı bir şekilde hükümeti seçim barajını düşürmesi için tehdit ediyor.

ADNAN OKTAR: HDP mecliste değil mi zaten ?

OKTAR BABUNA: Mecliste.

BÜLENT SEZGİN: Ama bağımsız olarak çıkartıyor parti olarak almıyorlar.

TARKAN YAVAŞ: Haziran’daki seçime hazırlık olarak yorumluyorlar.

ADNAN OKTAR: Öyle bir koalisyon asla kabul etmez Tayyip Hocam. Tayyip Hocam geldi mi gümbür gümbür gelecek. Ne yapsın o koalisyonu? Olmaz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Wall Street Journal Amerika’nın Suriye sınırında kapsamlı bir uçuşa yasak bölge oluşturulmasını talep eden Türkiye’nin bu önerisine; bunun Esad’a savaş açmak manasına geleceğinden dolayı reddettiğini öne sürdü.

ADNAN OKTAR: Ne olurmuş? Niye savaş açmak olsun?

AYLİN KOCAMAN: O zaman şehirlere Esad ulaşamayacak.

ADNAN OKTAR: Tamam, güzel.

AYLİN KOCAMAN: O zaman da karşılıklı Esad’ın saldırabileceğini düşünüyorlar Türkiye’ye. Ya da güveli bölgenin olduğu yere.

ADNAN OKTAR: Türkiye’ye.

AYLİN KOCAMAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Niye NATO yapmayacak mı bu işi?

AYLİN KOCAMAN: NATO yanaşmıyor. Birleşmiş Milletler yanaşmıyor.

ADNAN OKTAR: Yanaşmıyor mu NATO?

AYLİN KOCAMAN: Yanaşmıyorlar.

ADNAN OKTAR: Niye korkmuşlar mı?

AYLİN KOCAMAN: İşlerine pek gelmiyor.

ADNAN OKTAR: Nasıl olsa Müslümanlar’ı öldürüyor, şehit ediyor, devam etsin. Müslüman nüfus bitene kadar devam etsin kafasında. Evet. 

AYLİN KOCAMAN: IŞİD yerine daha iyi bir alternatif olduğunu düşünüyorlar ama açıkça söylemiyorlar da böyle bir politika var.

ADNAN OKTAR: Tarif etmek, anlatmak lazım. Türkiye, modern ülke olduğunu iyice vurgulaması gerekiyor. Yani kadın haklarına son derece sahip çıkan, sanatı, güzelliği, estetiği savunan, bilimi savunan demokratik bir ülke olduğumuzun iyice vurgulanması lazım. Böyle bağnazlığa yatkın bir ülke görünümü oluştu, onu tamamen ortadan kaldırmamız lazım.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Davutoğlu, Devlet Bahçeli’ye sert bir üslup kullanmasının sebebini şu şekilde açıkladı. “Normal şartlarda ben muhataplarıma sert bir dil kullanmaktan yana değilimdir. Ama Bahçeli’yi karşıma alıyorum. Neden? Çünkü alanı görmeden Ankara’da oturduğu yerden “üniter devlet” diyor, “ihanet” diyo , hüküm veriyor. Tepki vermemiz gerekiyor ki gitsin Tunceli’yi de görsün. Nitekim gitti de. Bunun olması lazım zaten siyasetçinin, mesela Bahçeli’nin normalleşmesi için Doğu’ya gitmesi lazım” dedi.

ADNAN OKTAR: Gitmesine gerek var mı? Biliyordur zaten. Durumu biliyordur zaten. Üniter devletin ne mahsuru var? Ne anlamda diyor acaba?

BÜLENT SEZGİN: Oturduğu yerden demesine.

ADNAN OKTAR: Evet. Ama gitse zaten olay çıkar. Mardin, Siirt’te falan hükümet merkezinde meydana ortaya çıksa. Olay çıkabilir. Ama işte orada askerin, polisin gücünü göstermesi gerekiyor. Yani PKK’nın işine yarıyor bu durum. Türkiye’nin işine yaramıyor, PKK’nın işine yarıyor.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Erdoğan, Putin ile Kırım konusunda da görüştüğünü açıkladı ve şunları söyledi: “Bu konu ile ilgili kendilerinin yaklaşımının olumlu olduğunu belirttiler. Her türlü haklarını veriyoruz ve vermeye hazırız dediler. Kırım tatarlarının dilini resmi dil olarak kabul ettiğini söylediler, açık ve samimi diyalog içerisinde görüşmelerimiz devam etti” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet Rusya Kırımlılar’ın rahat edeceği her türlü tedbiri alabilir. Sevecen yaklaşsınlar Rusya’ya.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Putin basın toplantısında “Esad’ın iktidarda kalmasını istiyor musunuz?” sorusuna  “Esad seçimlerde büyük destek aldı, buna Suriye halkı karar verecek “ deyince Sayın Erdoğan şunları söyledi: “Dünyada darbeciler hep yüksek oyla gelirler. Yüzde 90, yüzde 95. Bizde de geçmişte darbe ardından yapılan seçimlerde hep açık oy gizli tasnifle seçimler neticelendi ve bu darbecilerin arzu ettiği netice oldu. Mısır’da da böyle oldu. Suriye’de de seçimlere kimler katıldı, kimler katılamadı, objektif olarak seçim yapılabildi mi? Baktığımızda bu seçimlerin demokratik bir ortamda yapılmadığını görüyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam doğru söylüyor. Savaş ortamında adam korkuyorsa mecburen oyunu ona verir tabii. PKK’nın olayı da o.  Güneydoğu’da korku belasına adamları destekliyorlar. Yoksa nefret ediyor Kürt kardeşlerimiz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kemal Kılıçdaroğlu, “CHP iktidara gelirse ülkeyi yönetemez” diyenlere cevap vererek “Efendim CHP iktidara gelirse ülkeyi yönetemez, dolar fırlar, faizler yükselir diyorlar. Yetmiş milyona sesleniyorum. Türkiye’yi bunlardan iyi yönetiriz. “Türkiye nasıl yönetilir?” bunu öğrenmek istiyorsan İzmir’e bakacaksın. CHP’nin olduğu ana kentler nasıl yönetiliyorsa ülkeyi öyle yöneteceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: İzmir nasıl iyi yönetiyorlar mı İzmir’i?

BÜLENT SEZGİN: İstanbul’a göre, Ankara’ya göre çok geride kaldı.

ADNAN OKTAR: Aynen, yerinde sayıyor.

AYLİN KOCAMAN: Antalya’da gelişmemişti o yüzden AK Parti’yi tekrar seçtiler.

ADNAN OKTAR: Antalya’da o yüzden AK Parti’yi seçtiler. Evet. Doğru. CHP çok atılımcı, çok atak olması lazım ve çok yenileyici bir ruha sahip olması lazım. Özellikle Atatürk’ün dindarlık anlayışını iyice benimseyip partiye hakim etmesi gerekiyor.

BÜLENT SEZGİN: Sevimli bebek hayvanların resimlerini gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Göreyim. MaşaAllah. Bunlara sarılıp yatmak lazım. Ağabeyi yesin bunların burnunu.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin hayatını kaybettiği Eynez bölgesindeki ocak ile Atabacası Ocağı’ndan toplam 2800 işçinin bugün itibari ile mesajla işine son verildi. Kış ortasında bu kardeşlerimizin işine son verilmesi büyük bir mağduriyete sebep oldu.

ADNAN OKTAR: İşine son versin, maaşını versin ama. İşine son verip maaş vermeden olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Kaza olduğundan bu yana altı aydır şirket ve devlet maaşları ödüyormuş ancak süre dün itibari ile dolmuş. İşçilerin tazminatları verilip iş akitleri fesh olunmuş. O ocakların çalışmasına da artık onay verilmiyor.

ADNAN OKTAR: Orada bir iş sahası açsınlar onlara, devlet bunu çok rahatça yapabilir. Tarımda görevlendirebilirler. Açık arazi, gayet başarılı tarım çalışması yapabilirler. Madeni hep tarıma yönlendirmek lazım, maden işçilerini.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD üç yüz PKK’lıyı infaz etti. Irak’ta yapmışlar, internete videosunu yüklemişler.

ADNAN OKTAR:  Bak dedim, “büyük katliam olacak” dedim, daha yeni söyledim. “Kaçın” dedim, sözümü dinlemiyorlar. Üç yüz PKK’lı katledildi. Şimdi daha büyük katliam yapacaklar. Sözümü dinlesinler, Kandil’den kaçsınlar. Daha kapsamlı katliam yapacaklar. Söyledim mi, söylemedim mi daha önce?

TARKAN YAVAŞ: İki sene önce de uyarmıştınız onları ayrıca.

ADNAN OKTAR:  “Geniş çaplı katliam olacak” dedim.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Myanmar hükümeti Arakanlı Müslümanlar’a zulmetmek ve baskı uygulamak için hayali bir militan grubu ileri sürüyor. Myanmar hükümetinin bahane olarak kullandığı grup şu anda varlığı neredeyse yok hükmünde olan Rohinya Dayanışma Örgütü. Aslında Arakan’da hiç varlık göstermeyen bu grup Myanmar hükümetinin Arakanlı Müslümanlar’a uyguladığı baskılar için sıkça gerekçe olarak kullandığı bir bahane. Bu örgüt gerekçe gösterilerek pek çok Müslüman erkeği alıkoyuyor.

ADNAN OKTAR: Müslümanlar sanata karşı olduğu müddetçe, müziğe karşı olduğu müddetçe, kadınların dekolte giyinmesine karşı oldukları müddetçe mesela burada arkadaşlarım dekolte giyiniyorlar kaç çeşit yazı geliyor ki bunların akrabaları, annesi, kız kardeşi, hepsi dekolte olan adamlar. Buna rağmen bilinçaltına böyle dolmuş. Avrupa da artık bunlardan yaka silkiyor. Heykele karşı, resme karşı, müziğe karşı, eğlenceye karşı, kadınların gülmesine karşı, sokağa çıkmasına karşı, dekolte giyinmesine karşı, sakalını kesmesine karşı ve cezaları da hep ölüm. Böyle bir durumda adam dehşete kapılıyor. İslam dini dehşet dini gibi gösteriliyor. O yüzden bu antipati meydana geliyor. Diyorlar ki: “İslamofobi.” Dehşetefobi var, dehşetten korkuyor insanlar. Sen dehşet saçıyorsun. Nerenin İslam’ı? Oradaki İslam değil ki senin anlattığın. Bir dehşet sisteminden bahsediyorsun sen, İslam diye tanıtıyorsun. Dehşetin adını İslam koymuşsun. İslam dininde şefkat, merhamet, sevgi sanat, estetik, bilim, güzellik her şey var.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey arkadaşlarımız sizi temsilen Papa Francis’in üç günlük ziyareti boyunca yapılan bilgilendirme toplantılarına katıldılar. Bu toplantılarda Vatikan’ın ve Fener Rum Patrikhanesi’nin üst düzey kişileriyle görüştüler. Papa’ya gönderdiğiniz mektubunuzu, hediyenizi ve Gelin Birlik Olalım kitabınızın İngilizcesi’ni Papa’nın birinci dereceden yakınında olan Vatikan Sözcüsü Peder Federico Lombardi’ye takdim ettiler. Ayrıca kendisine ve oradaki birçok Katolik ve Ortodoks rahibe kitaplarınız hediye edildi. Vatikan Sözcüsü Peder Federico Lombardi, karşılaştırmalı din araştırmacısı Dr. Gladyo Monk, akademi Alfonsiyana’dan, Polonyalı ve Kanadalı rahiplerle ve çeşitli rahiplerle A9 televizyonu olarak röportaj yapıldı. Fotoğraflarımız var. Sinem Tezyapar, Ayça Pars ve Selda Göktan, Bursa Metropoliti Sayın Dr. Elpidophoros Lambriniadis ile birlikte. Sayın Lambriniadis dinler arası kardeşlik ve birlik konusunda çabalarımıza destek verdiklerini söyledi. Ve arkadaşlarımızı Heybeliada Ruhban Okulu’na davet etti. Bu resimde Yunanistan’dan gelen Bergama Metropoliti Sayın Prof. John Zizioulas. Vatikan Basın Sözcüsü Peder Federico Lombardi’ye Papa Francis’e iletilmek üzere sizin mektup, Gelin Birlik Olalım kitabınız ve hediyelerinizi sunarken arkadaşlarımız.

ADNAN OKTAR:  İnşaAllah şifa olur, inşaAllah faydası olur.

KARTAL GÖKTAN: Cihat Gündoğdu Vatikan Basın Sözcüsü Peder Federico Lombardi ile A9 televizyonu olarak röportaj yaparken. Yine Cihat İstanbul Rum Patrikhanesi’nden Antonio Spadaro ile röportaj yapıyor. Selda Göktan İstanbul Dominikan Çalışmaları Enstitüsü Karşılaştırmalı Din Araştırmacısı Dr. Gladio Monk’a Gelin Birlik Olalım kitabınızı veriyor.

ADNAN OKTAR: Güzel.

KARTAL GÖKTAN: Fransa’dan bir rahibe sizin Gelin Birlik Olalım kitabınız hediye edildi. Polonya ve Kanada’dan rahiplerle bu resim. Arkadaşımız Burcu Çekmece sizin barış mesajınızı iletip Vatikan Sözcüsü’nden konuyla ilgili yapacakları çalışmaları soruyor.

ADNAN OKTAR: Güzel.

KARTAL GÖKTAN: Bu da genel bir resim.

ADNAN OKTAR: Papa’ya ne hediye ettik?

KARTAL GÖKTAN: Sizin Gelin Birlik Olalım kitabınız, sizin mektubunuz ve hediyeniz.

ADNAN OKTAR: Hediyem ne? Osmanlı tombak ibrik.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: IŞİD bir genelge yayınlayarak hakim olduğu bölgelerde eğitim reformu yaptığını duyurdu. İlk olarak müzik, resim, felsefe, sosyoloji ve psikoloji derslerini İslam’a aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırdığını duyurdu.

ADNAN OKTAR: Şimdi tabii onlar Ortodoks gelenekçi bakış açısına sahip olduğu için müzik istemezler. Ama psikoloji, diğerlerinin kaldırılmasının sebebi Darwinist eğitim olması. Tabii orada haklılar. Darwinizm anlatılsın, cevabı da anlatılsın. Tek yanlı Darwinizm anlatırsan, “Allah yok” diyorsun “kitap yok, Kuran yok, İslam yok” diyorsun. “Darwin’in safsataları var” diyorsun. Ben de ona inanmıyorum. Adamın safsatasına niye inanayım? Altı yüz milyon fosil var yaratılışı ispat eden, ondan niye bahsetmiyorsun? Proteinin tesadüfen olması mümkün değil, protein oluşması için başka proteine ihtiyaç var. Onu nasıl açıklıyorsun? Açıklama; “uzaylılar” diyor “uzaylılar yarattı” diyor. Uzaylıyı kim yarattı? Bir başıbozukluktur gidiyor, buna müsaade etmeyeceğiz.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İran’ın ülkede yaşayan Sünni vatandaşlar üzerindeki baskıları giderek arttırdığı söyleniyor. İran’ın başkenti Tahran’ın kuzeyindeki Kereç kentinde yıllar önce Irak’tan İran’a çalışmak üzere gelen Marivan Abdul Kerim Rıza adlı Sünni’nin İran mahkemesi tarafından Sünni olduğu gerekçesiyle Allah’a karşı düşmanlık suçlaması sonrası tutuklandığı açıklandı.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafı vardı gencin.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Şii’yken Sünni oluyor öyle mi?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Din değiştirmiş gibi kabul ediyorlar ve tutuklanıyor. Normalde asarlar da utanıyorlardır. “İslamofobi var” diyor kardeşim olur işte böyle olunca. Bağnaz gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı böyle işte. Adamın mezhep değiştirmesine bile tahammülleri yok. Sana ne? Sünni olur, Şii olur. Ne ilgilendirir seni? Sünni’yken Şii olursa dinsiz kabul ediyorlar, Şii’yken Sünni olursa yine dinsiz kabul ediyorlar. Sakalını keserse dinsiz kabul ediyorlar. Oruç tutmazsa dinsiz kabul ediyorlar, cezası da ölüm. Ondan sonra da “İslamofobi var” diyor. Korkar adam tabii.

Evet, ben dinliyorum sizi.

BÜLENT SEZGİN: Papa, Sayın Erdoğan’la yaptığı görüşme hakkında şunları söyledi: “Kendisine Müslüman liderlerin şiddeti açıkça ifadelerde kınamaları muazzam olurdu. Dini gerekçe göstererek yapılan şiddet olayları İslam’a zarar veriyor dedim. Bu düşüncelerimi Erdoğan’la paylaştım” dedi.

ADNAN OKTAR: Tamam da Sünni ve Şii kaynaklarda şiddet zaten ibadet olarak belirtiliyor. Bak adam Şii’yken Sünni oluyor, hapse atıyorlar adamı. Normalde kırbaçlanıp öldürülmesi gerekiyor onların inancına göre. Direkt dinsiz hükmünde oluyor. Bu zihniyet kökten değişmesi gerekiyor. Bu ulemanın yapabileceği bir şey değil Hz. Mehdi (a.s)’ın yapabileceği bir şey. Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olduklarında bu beladan kurtulacaklar. Öbür türlü bu belanın içinde boğulacaklar ve boğulmaya da devam ediyorlar. Gidişat da öyle görülüyor. Her yerde boğuluyorlar, dünyanın her tarafında. Şeytan Müslümanlar’a oyun oynadı. Onları şirke sürükledi, Kuran’dan uzaklaştırdı ve onlar da o belanın içinde boğuluyorlar şu an.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Peşmerge bugün Kobani’ye gönderdiği askerleri dinlenmeleri için geri çekeceklerini söylemiş. “Daha sonra yine askerler göndereceğiz” demiş.

ADNAN OKTAR: “Korktuk” de “Korkuya dayanamadık geri geldik” de. Korkudan dehşeti yaşıyorlar, olay bu. IŞİD’le baş edemezler. Çekilsinler oradan. Bak ben samimi kanaatimi söylüyorum çekilsinler. Kandil’den de bak “katliam olacak önümüzdeki günlerde” dedim katliam oldu. Bak şimdi yine katliam yapacaklar ama bu sefer çok daha kapsamlı. Kandil’den çekilsinler. Kaçsınlar nereye kaçıyorlarsa kaçsınlar. Bak Kandil’i yerle bir edecekler söyleyeyim. IŞİD darmadağın edecek orayı.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, Mısır’da darbeyle görevden alınan Mursi’nin Filistin meselesini kendi cemaatinin çıkarı için kullandığını, darbe lideri Sisi’nin ise konuya bir devlet adamı gibi yaklaştığını ve konuyu daha iyi anladığını öne sürdü. Abbas’ın darbeci Sisi’yi övmesi eleştirilere sebep oldu.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

BÜLENT SEZGİN: Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, Mısır’da darbeyle görevden alınan Mursi’nin Filistin meselesini kendi cemaatinin çıkarı için kullandığını.

ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun? Gelenekçi Ortodoks kafada hakikaten öyle oluyor, samimiyetsiz oluyorlar. Gelenekçiler. Yani adamın her yerden samimiyetsizliği akıyor. Doğru söylüyor adam. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Darbe lideri Sisi’nin ise konuya bir devlet adamı gibi yaklaştığını ve konuyu daha iyi anladığını öne sürdü. Abbas’ın darbeci Sisi’yi övmesi eleştirilere sebep oldu.

ADNAN OKTAR: Sisi’nin katilliği, ahlaksızlığı ayrı, zulmü ayrı. Ama başka bir yönü varsa yani Filistin’e yaklaşan olumlu bir yönü varsa onu anlatmıştır. Ama ben bir adam katilse ben onu silerim. Yani katil çok büyük bir suçtur. Cinayet çok büyük bir suçtur. Onun yapacağı, Sisi’nin cinayete bulaşmamış birini kendi yerine getirmek. En iyi yapacağı iş bu olur.

“Güzeller güzeli canım Hocam. Yakın zamanda dediklerinizin doğrultusunda Hz. Mehdi (a.s) Kudüs’teki Bab-ı Lut Kapısı’nı açmak için Kudüs’e gidecek ve tepeden aşağıya inip kapıyı açacak. Ve siz de orada olacaksınız lütfen beni de kabul edin. Ben de orada olmak Hz. Mehdi (a.s) yanında namaz kılmak istiyorum” diyor. İnşaAllah bütün Müslümanlar ister tabii.

“Sayın Adnan Hocam sizi ilgiyle takip ediyorum başarılarınızın devamını diliyorum. Biraz da Anakaralı dinleyelim lütfen” Antalya’dan Sarp.

KARTAL GÖKTAN: Ünlü sanatçı Niran Ünsal kapanma kararı aldığını açıkladı. Ve başörtülü resimlerini yayınladı.

ADNAN OKTAR: Bakayım, yakışmış. Şeker gibi olmuş. Yaklaştır biraz daha bakayım. Bayağı sevimli kız. Kardeşi de var onun değil mi? Şarkıcı.

DAMLA PAMİR: Haktan.

ADNAN OKTAR: Haktan evet. Aferin Niran’a. Hayır şu bakımdan aferin, dindar oluşuna aferin.

KARTAL GÖKTAN: Bazı açıklamaları da var Niran Ünsal’ın.

ADNAN OKTAR: Evet ne diyor?

KARTAL GÖKTAN: “Oğlum Bera’yı hafız yetiştirmek istiyorum. Eğitimi için de özellikle İmam Hatip düşünüyorum. Ayrıca oğlu için Allah’ını, Peygamber’ini, Kitap’ını tanısın. Ben çocuklarımı ninni ile değil dua ile büyüttüm. Çocuklarıma besmele çekmeden su bile vermem” diyerek kendi hakkında bilinmeyenleri söylemiş.

ADNAN OKTAR: Aferin Niran’a maşaAllah aferin. Akıllı kız o maşaAllah. Niran’a kitap gönderelim.

“Adnan Ağabey süper adamsın” Tayfun Pınar. Ona göre de karşılık verilmesi lazım. Üsluba göre.

“Müslümanlar geçmiş ve geleceğin en modern insanı Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ’nın ümmetidir. Müslümanlar’ı eleştirmekten vazgeçin.” Kardeşim bağnaz ayrıdır, Müslüman ayrıdır. Müşrik ayrıdır, Müslüman ayrıdır. Şirk koşan ayrıdır, şirk koşmayan Müslüman ayrıdır. Ben şirk koşanı eleştiriyorum. Farkında olmadan müşrik olanı eleştiriyorum. Bağnaz olanı eleştiriyorum. Müslüman Kuran’a uyana denir. Dolayısıyla bu sözün yersiz.

“Adnan Hoca izleyin” Serdar. Çaldığımız parçalar çok hoşuna gitmiş onları sıralamış.

Melik Alp “Adnan Hoca senin sohbetin gece gece çok iyi geliyor bana” diyor. İyi maşaAllah şifa olsun inşaAllah.

Hakan Osman Vardar. Hakan soruyor, “Modern dindarlık” kavramını soruyor. Modern dindar demek Kuran’a tam uyan demektir. Çünkü Kuran’a tam uyan her çağın modernidir. Çağlar üstü modern olmuş oluyor.

“Süper, aslan elektrogitar muhabbeti yaparken aniden Kürtçe süper hareketli bir şarkı çalmaya başladı” diyor. “ortalık yıkılıyor” diyor.

Evet dinliyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Amerika ve koalisyon güçleri son dört gün içinde Suriye ve Irak’taki IŞİD hedeflerine yönelik elli beş hava saldırısı düzenledi. Ama yine de IŞİD’in Kobani’yi kuşatması ve şehrin içinde ilerlemesi engellenemiyor.

ADNAN OKTAR: IŞİD kaderde galip gelecek bir yapılanmadır. Yani onların kaderi galibiyettir. Hadislerde öyle geçiyor. Her yeri alacaklar, her yere hakim olacaklar. En sonunda Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olacaklar. Artık kan akmayacak. Uyuyan kişi uyanmayacak ama bütün dünya Müslümanlarının yüzde 99’u olduğu gibi onlar da şirk ve hastalık içindeler. Eksiklikler içindeler. Yanlışlıklar içindeler. Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle bu beladan, bu hastalıktan bütün Müslümanlar dahil, IŞİD de, Taliban da hepsi kurtulacaklar.

Volkan Soycan “Bizim Bilal A9 TV’nin sahibi gibi, keyfe bakın” diyor. Tabii ki keyifli olacak inşaAllah. Tabii ki sahibi hep bütün Müslümanlar bir davanın sahibi olduğuna göre, A9 da bir davaya hizmet eden yapı olduğuna göre normal yani.

“Hocam bugün fasıl yapacaktın müzisyen arkadaşlar gelecek mi?” Mehmet Kemal Meyden. Bekleyin bekleyin. Bugün organize ettim olayı ekipler geldi konuştum falan feşmekan. Kalabalık ekipler geldi taktikler verdim. Ne yapacaklarını söyledim. Hepsini ayarladım.

BÜLENT SEZGİN: Yarın sürpriz var.

ADNAN OKTAR: Bak bak, şu ağzının ayarını bir tutturamıyorsun. Sakin ol, sakin ol.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Ekmek Üreticileri Federasyonu Başkanı Murat Kavuncu “Türkiye’de günlük yüz yirmi milyon adet ekmek üretiliyor, bunun on iki milyonu israf ediliyor” dedi.

ADNAN OKTAR: On iki milyon ekmek israf oluyor.

BÜLENT SEZGİN: Evet yüzde on.

ADNAN OKTAR: Dehşet verici. On iki milyon. O buğdaylar, şeker buğdaylar emek emek topraktan şu kadarcık bir un elde etmek için uğraşıyorlar. Şu kadarcık un. Sen de onu bir kalemde on iki milyon ekmeği çöpe atıyorsun. Esaslı bir tedbir. Allah şeytandan Allah’a sığınırım ne diyor? “Yiyin için israf etmeyin” (Araf Suresi, 31). On iki milyon ne demek? Ekmek gerekirse dilimli satılsın.

BEYZA BAYRAKTAR: “Allah israf edenleri sevmez” diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, dilimlenmiş olarak satılsın mesela. Bu nasıl iştir?

AYLİN KOCAMAN: Daha çok restoran otel gibi yerlerde oluyor.

ADNAN OKTAR: Orada da jelatin içinde dilimle versinler. Bu nedir?

DİDEM RAHVANCI: Siz daha iyi bilirsiniz Adnan Bey, büyük şirketlerde, okullarda, restoranlarda inşaAllah kalan yemekler de büyük tencerelerle hiç ellenmeden olduğu gibi çöpe atılıyor.

ERDEM ERTÜZÜN: Geçen gördüm ben olayı Hocam. Minibüsle yemek dağıtan bir firma mesai bitimine yakın çöp şeyine döktü Hocam bütün tenceredeki yemekleri.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Fakir fukara kıvranıyor verin onlar yesinler kardeşim tertemiz yemek.

EBRU ALTAN: Kabuğu soğulmamış süs meyvelerden, hiç ikram edilmemiş diğer yiyeceklere kadar tamamen atıyorlar.

ADNAN OKTAR: Allah Allah.

GÖKALP BARAN: Otellerin politikası bu şekilde. Bütün pastalar bir gün kaldıktan sonra çöpe atılıyorlar. Ne olur fakire fukaraya dağıtsalar?

EBRU ALTAN: Herhalde onun sorumluluğunu almak istemiyorlar. Bir hukuki sakınca olur diye.

ADNAN OKTAR: Niye tertemizse. Orada müşteriye nasıl veriyorlar? Değil mi? Aynı müşterisi olarak kabul edecek onlara dağıtacak.

BEYZA BAYRAKTAR: Bütün dünya da bu şekilde. Birleşmiş Milletler Suriyeliler’in yemek ihtiyaçlarını karşılamayacaklarını söylediler.

ADNAN OKTAR: Niye?

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Bütçe yetersizliğinden dolayı.

ADNAN OKTAR: Yani çok ürkütücü haberler bunlar, çok çok ürkütücü.

“Adnan Hocamız PKK konusunda en dürüst konuşan kişi ve gerçek yüzlerini ortaya çıkarıyor. Çok teşekkür ederiz Hocam” diyor.

Serra Erdoğan “Hocam papyon yakışmış” diyor maşaAllah.

“Hoca anlamıyorum sizi” Burak Ceyhan. “Hoca anlamıyorum sizi, ya gerçekten inanıyorsunuz ya da bilerek milleti ehlisünnetten uzak tutmak istiyorsunuz.” Bak görüyor musun? Ehlisünnet İslam demiyor ehlisünnet. Mesela Şiiler de öyle diyor, hem bilerek diyor herhalde Şia’dan insanlar, İslam desene. Allah bizim adımızı ne diyor ayette? Müslüman diyor. Şia da demiyor, ehlisünnet de demiyor. Ne diyor? Müslüman. Bizim adımız Müslüman. Nereden çıktı? Peygamberimiz (s.a.v.) hiç ehlisünnetir bu adamlar dedi mi hiç kimseye? Yahut bu insanlar Şia’dandır dedi mi? “Bunlar Müslüman’dır” diyor. Cenap-ı Allah “ey müminler” diye hitap ediyor. Ey Şia, ey Sünniler demiyor. Müminin ve müminat buna karşı da müşrikin ve müşrikat vardır. Munafıkun ve munafikat vardır. Kâfirun, kafirat. Müslümanlar da müminin ve müminattır.

“Bana ve benim gibilere yol gösterirseniz çok sevinirim.” Yol Kuran’dır. Allah diyor ya şeytandan Allah’a sığınırım “sırat-el müstakim” “dosdoğru yol” (Hicr Suresi, 41) Allah’ın kopmaz koparılmaz ipi. Habib-ül Metin, uhretil vuska dinliyorum Fikret.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, hac vazifesini yerine getirip hacı olan Gülben Ergen, dekolteli kıyafetlerini Instagram hesabından paylaşınca bazı takipçileri ağır hakaretler ederek tepki göstermiş. Gülben Ergen de bu hakaretlere şu cevabı vermiş. “Hac ziyaretim sonrasında dış giyimim üzere bana ukala üsluplarıyla fetva verenler kendi yaşam biçimlerini sorgulasınlar. Hata görmek hata bulmak, eleştirmek, yanlış yakalamak üzere kurulu beyinler ve gözler sözüm size” demiş.

ADNAN OKTAR: Bağnazlar her yerde bela. Bayağı da enerjikler. Kaynıyorlar böyle. Gülben hiç takmasın onları.

BÜLENT SEZGİN: Paylaştığı resimler de vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Şahane olmuş, hiç kâle almasın. Bayağı kibar olmuş güzel olmuş.

Muhabbet bugün bu kadar olsun, yarın devam edelim inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Evet Adnan Oktar’la Sohbetler programı bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.a

Masaüstü Görünümü