Harun Yahya

Sohbetler (2 Aralık 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın PKK’ya hitaben, “adam gibi sözünde duracaksın” sözlerine kendince tehditkar bir cevap verdi ve şunları söyledi; “AK Parti Öcalan’ın dediği gibi ya 3-4 ay içinde, yani seçim öncesine kadar sorunu çözecektir. Eğer cumhurbaşkanı konuya sert yaklaşarak milliyetçileri oyalarız, yumuşak yaklaşarak da Kürtleri oyalarız, böylece 2015 seçimlerine ulaşır ve seçim kazanırız diye düşünüyorsa, bunu kimse yutmaz. AK Parti böyle düşünüyorsa, ters köşeye yatar. Bazı toy bakanlarının tehditlerini ve şantajlarını kimse yutmaz aksine bu tür tehdit ve şantaj yapanlar, eşekten düşmüşe dönerler, bizden söylemesi” dedi.

ADNAN OKTAR: Adamın üslup, rezalet. Güneydoğu’da müthiş bir alan çalışması yapmışlar. Şimdi oraya gidip tebliğ yapmak da çok zorlu görünüyor. Yani tehdit, sıradan bir olay olmuş şu an. Bir mafya hakimiyeti var. Devlet mafya hakimiyetine karşı, vatandaşlarını korumakla mükellef. Mesela Sayın Devlet Bahçeli gidecek, ne bileyim, Mardin’in merkezinde şehirde, çarşının ortasında kürsüyü kuracak konuşma yapacak, normali budur. Polis de normal koruma tedbirini alacak, asker. Şu anki durum, iç açıcı değil. Mesela 12 Eylül döneminde hepsi hizaya girmişti. Tabii ki biz darbeyi desteklemiyoruz, darbe vahşet, çok korkunç bir şey, dehşet verici bir şey. Hak, hukuk, adalet hiçbir şey kalmıyor, baya ürkütücü. Fakat demek ki, adamlar hizaya gelebiliyor yani onu gördük. Hiçbir şey yapmamışlardı, 12 Eylül sabahı PKK’nın alayı hiza olmuştu, dümdüz olmuştu. Ne karakol baskını, ne şu ne bu hepsi hazır ola geçmişti. Mesela İran bir operasyon yaptı hepsi hizaya geldi, konu bitti. Dolayısıyla bu kadar bunları demokrasi adına, özgürlük adına başıboş bırakmak, alan kaybına sebep olur. Ve alanda vatandaşın ezilmesine sebep olur. Komünist olmadığı halde komünistim diyor vatandaş, PKK’lı olmadığı halde PKK’lıyım diyor. Bu büyük bir eziyet, çok büyük bir eziyet. Devlet vatandaşına konfor sunmakla mükellef. PKK’lı olmayan bir adam, yüz binlerce insan “ben PKK’lıyım” diyorsa, bu dehşet verici bir durum. Orada ne huzur kalmış demektir, ne güvenlik kaldı demektir. Vatandaş göğsünü gere gere “ben PKK’ya karşıyım” diyebilmesi lazım. Devletin televizyonları var, dolaylı yoldan hükümetin gazeteleri var. Devlet istese gazete de çıkartır ama televizyonları var. TRT Avaz’ı kullanabilir, TRT Şeş’i kullanabilir, muazzam anti-komünist propaganda yapabilir devlet. Baksana adam ağzını bozuyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimin tek tip olmaması konusuna değinerek şunları söyledi Adnan Bey: “Eğitimin insan formatlama aracı olarak kullanılmasına bizim tahammülümüz olamaz. Değerler eğitimini eğitim sistemimize egemen kılmamız gecikmiş ama aynı zamanda kaçınılmaz, ertelenemez bir şarttır. Eğer gençlerimiz eğitim gördükçe diline, tarihine, ecdadına, kültür ve medeniyetine yabancılaşıyorsa orada çok ciddi bir eğitim öğretim sorunu var demektir” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam, çok dolaylı yoldan Darwinist-materyalist eğitim devam ederse gençliği kaybederiz diyor. Çünkü Allah’ımıza, Kitabımıza, dinimize, imanımıza meydan okuyan bir bilim anlayışı, gerçek olmayan sahte bilim anlayışı gençlere zorla dayatılamaz diyor. Darwinizmin sahte iddiaları, materyalizmin sahte iddiaları zorla gençliğimize dayatılamaz diyor. Gençliğimiz gerçekleri, doğruları öğrensin, bilimsel gerçekleri öğrensin, bu eğitim sisteminde bir bozukluk var diyor.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Murat Karasu’nun konuşmasının devamı şöyle geliyor: “Kürt halkını oyalarım, kültürel soykırım politikaları uygularım, adam vururum, asarım keserim ama kimse de sesini çıkarmasın deniyorsa, adam burada dur derler.”

ADNAN OKTAR: Yani yavuz kırsız ev sahibini bastırır derler ya, bak adamdaki üslubun arsızlığına bak, inanılır gibi değil. Adam vuran onlar, kültürel soykırım yapan onlar. Darwinist, materyalist, komünist eğitimle, halkın değerlerine inançlarına bütün güçleriyle tavır koyuyorlar. Şiddet uyguluyorlar, halkı tehdit ediyorlar, askeri polisi vurup şehit ediyorlar, bunları yapan sanki onlar değilmiş gibi, tam tersi iddiada bulunuyor.

Vatandaş Güneydoğu’da pislikten tiksinir gibi, PKK’dan tiksiniyor. Çünkü Kürt kardeşlerimiz çok onurludur, gururludur, haysiyetine düşkündür, şerefine haysiyetine düşkündür. Bir adam kendini tehdit ettiğinde, bu onun çok ağırına gider. Kürtler kabadayıdır, delikanlıdır. Şimdi PKK tehdit ediyor, ona bir şey yapamıyor, bu çok ağırına gider bir Kürdün. Karşılık veremediği için çok ağırına gider. Yani ona baş eğmiş oluyor. Vatandaşı bu hale getirmek, dehşet verici. Benim gururlu, dik başlı, delikanlı, kabadayı Kürt kardeşlerime bu acıyı devlet yaşatmasın, hükümet yaşatmasın. Mesela bir adam, mesela bir it sürüsünden çekindiği için, bir insanın normal fonksiyonunu gösterememesi, konuşamaması çok acı bir olay. Camiye gidecek gidemiyor, Risale-i Nur okuyacak okuyamıyor, Kuran okuyacak okuyamıyor. Bağıra bağıra “ben PKK’ya karşıyım” diyecek, “komünizme karşıyım” diyecek, diyemiyor. Bu gururunu çok kırar Kürt kardeşlerimizin, canını yakar. Akıl almaz bir nefret gelişti şu an Güneydoğu’da. Ama bir zincirleme korku imparatorluğu olduğu için kardeşlerimizin gücü yetmiyor. Ne yapsın, adam mesela geliyor diyor ki, “ben jandarmayım aç kapıyı” kapıyı açıyor, on kişi birden yaşlı insana otomatik silahlarla ateş ediyor. Bu durumda nasıl dirensin vatandaş, ne yapsın? Bu adamlara İran diz çöktürmüş, hizaya getirmiş. Mesela İran’da bir İranlı vatandaşın evine girecek PKK, diyecekler ki “biz jandarmayız aç kapıyı” ve otomatik silahla tarayacak. İran ne yapar biliyor musun? Yerin altını da yakar, yerin üstünü de yakar, cehenneme çevirir orayı. Adamın sen hiçbir şeyini bulamazsın, mahveder İran. Onu bildikleri için, İran’da en ufak bir asayişsiz hareket yapmıyorlar. PKK’dan çekiniyor olması bir Kürt kardeşimiz için, onurunu ne kadar zedeliyor bir düşünün. Ben tanırım Kürt kardeşlerimi, tam anlamıyla kabadayı, yiğittirler. Ne kadar ızdırap verici bir şey. Bir ara Ergenekon çakalları canlarını yaktı, kabadayılık yaptılar. Aynısını onlar yaptı o zamanlar, şimdi PKK yapıyor. Çileleri Hz. Mehdi (a.s)’la bitiyor, İmam Mehdi ile.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İHH Başkanı Bülent Yıldırım, PKK karşıtı tavrı ve açıklamalarıyla tanınan bir kişi Adnan Bey. Hatta hükümeti çözüm sürecinde sadece PKK’yı muhatap alıp, bölgedeki cemaatlerin ve sivil toplum kuruluşlarının muhatap kabul edilmemesiyle ilgili eleştiriler getiriyor. Ancak son röportajında, “anadilde eğitimin Kürtlere ana sütü gibi helal ve hak olduğuna” dair bir açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Ana sütü gibi helal. Tabii ki helal. Her yerde İngilizce öğretiyorlar, bütün okullarda. Biz ortaokula gittik, küçük bir İngilizce kitap vardı. Ne yazıyor, bir şey yazıyor üstünde, biliyor musunuz mavi ufak? İşte how are you falan bilmem ne öğrenirdik ama Türkçe biliyorduk, herkes Türkçe konuşuyordu asıl ama İngilizce öğreniyorduk. Kürtçe de böyledir. Mesela bizim çocuklar şimdi Kürtçe öğreniyorlar, yaklaşık 30 kişi falan Kürtçe öğreniyor. Ama dilimiz Türkçe. Anlaşma dilimiz olması lazım kardeşim, ben kardeşimle anlaşamayacak hale gelirsem, bu olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Bülent Yıldırım PKK’nın Kürtleri dinsizleştirme projesini uyguladığını da şu sözlerle ifade etti: “PKK’nın, Kürtlerin İslam dinine olan bağlılığını azaltma ve dinsizleştirme projesi var. PKK ve unsurları bunu Marksist bir anlayışla yapıyorlar. Bunu bilinçli yapıyorlar. Camilerin olmadığı, Kuran’ların rafa kaldırıldığı, insanların tesettürle barışık olmadığı, ailenin istenmediği bir ideolojik görüş şu anda insanlara dayatılıyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Tamam da ne yapmak gerekiyor bunun için? Bir kere bunların felsefesinin kökenine, PKK’nın dinine yönelmek gerekiyor, Bunların dini ne? Darwinizm. O zaman biz de bunların dinine yönelelim. Darwinizmin geçersizliğini gençlere anlatılması lazım, en hayati konu bu. Bu dinin ortadan kalkması lazım. Bir din var ortada yaratılışı anlatan. Biz “Allah yarattı” diyoruz, onlar “tabiat yarattı” diyor. Nasıl yaratıldı diyoruz? “Tesadüflerle yaratıldı” diyor. Yani onların da bir ilahı var, haşa. Tabiat denilen bir ilahları var. Bu ilahları, haşa her şeyi tesadüfen yapıyor. Allah akılla şuurla yapıyor, bunların ilahı da tesadüfler sonucu yapıyor. Bunların dinini ortadan kalkması gerekiyor. Bu nasıl olur? Bilimle akılla olur. Dinini ortadan kaldıracaksın. Nasıl? Eğitimle, ilimle.

Ama mesela adam diyor ki; “Ben arkadaş Kürtçe bir yerde bir okulda eğitim almak istiyorum. Kürtçe dersi olsun okulda.” Öğren kardeşim, devlet sana öğreten göndersin, öğren. Kurs alası olsun. Bak ben mesela çocuklara, kardeşlerimizden rica ettim, 30 kişi falan Kürtçe öğreniyorlar. Öğretmene ihtiyaç var, tamam. Kürtçe öğrenilsin. Ama Türkçe ana dil olmak şartıyla. Ben Mardin’e gittiğimde nasılsın kardeşim dediğimde “Allah’a şükür iyiyim” demesi lazım insanın. “Sen ne diyorsun, tercüman getir” diyorsa, bittik demektir, öyle bir şey olmaz. Ama mesela Irak’ta falan kardeşlerimiz Kürt hiçbir dil bilmiyor, sadece Kürtçe biliyor. Tabii Kürtçe eğitim alacak. Başka ne yapabilir oturup orada adama Türkçe öğretecek halin yok. Oranın anadili Kürtçe zaten. Güneydoğu’da anadil, Türkçe eskiden beri Türkçe bu bir gerçek. Anadil neyse oradaki, yurt genelindeki anadil neyse, onu yapmak lazım, onu uygulamak lazım. Mesela Irak’ta bakıyorsun boydan boya herkes Kürtçe konuşuyor, tamam. Arapça biliyorsa herkes, Kürtçeyi çok az insan biliyorsa, Arapçanın anadil olması lazım, anlaşabilmeleri için. Mühim olan burada anlaşabilmek, bağlantı kurabilmek.

İşte iman, akıl ben mesela bazı genç kızlara bakıyorum boş bakışları. Birçok insanın bakışları bon oluyor boş. Hâlbuki ruh sahibi ise, Allah’ın ruhunu taşıyorsa keskin bir şuur olması gerekir. Adam ayakta uyuyor öyle bir şey olmaz.

Biz Kürt kardeşlerimizi övdüğümde bazı tipler herhalde haset ediyorlar. Kürt kardeşlerimizin aleyhine yoğun yazılar yazıyorlar. Kürt kardeşlerimizi kendilerince rencide edecekler. O yazdıkları aleyhte yazdıkları her şey döner onlara yapışır. Altın hiçbir şekilde etkilenmez. Kürt kardeşlerimiz altındır. Ama bunlar kirli adamlar, hasta adamlar. Aleyhte konuşmaları, Kürt kardeşlerimize zerre kadar etki yapmaz. Onların yiğitliği, üstünlüğü tescilli ama bunların ki değil.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bülent Yıldırım şunları söyledi, PKK’dan bahsederek; “Şimdi örgüt içinde bir ikinci kuşak oluştu. Bunlar daha genç, daha Marksist. Toplumun ve İslam’ın değerleriyle çok örtüşmeyen bir grup. Bu üçüncü kuşak, kendini daha çok Abdullah Öcalan’a ait hissediyor. Yaptıklarını, Abdullah Öcalan’ın emirlerini yerine getirmekle kabul ediyor. Bizde diyoruz ki, madem öyle bu üçüncü kuşakla Öcalan’ın arasındaki iletişim kuşaklarını açık tutun. Bunun nasıl olacağı devlete aittir. Öcalan TV’den de mesajlarını direkt iletebilir” dedi.

ADNAN OKTAR: Bunu kim diyor dedin?

BÜLENT SEZGİN: Bülent Yıldırım, İHH Başkanı.

ADNAN OKTAR: Televizyondan Bildirir. Buna gerek yok, televizyondan anlatmaya gerek yok. Kardeşi geliyor, kısa bir mesaj yeterlidir.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, YÖK genel Kurul üyesi Profesör Doktor Osman Öztürk için düzenlenen cenaze törenine katıldı. Sayın Erdoğan Hocası Öztürk’ün cenazesini omuzlarında taşıdı. Cenaze namazını Emin Saraç Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hemen önünde namazı sandalyede oturarak kıldırdı. Namazın ardından Sayın Erdoğan, Emin Saraç’ın yanına gelerek hemen eğilip elini öptü ve sarıldı. O sırada yanlarında da Mehmet Talu Hocamız vardı. O anın videosu da var.

ADNAN OKTAR: Göreyim tarihi o, çok önemli. MaşaAllah. Bak Tayip Hocam’ın milletle nasıl bütünleştiğini gösteriyor. Talu Hocam nerede ben göremedim, Mehmet Talu?

KARTAL GÖKTAN: O sırada yanındaymış Emin Saraç’ın elini öperken.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, işte güzellik bu, konu bu. Ben Tayyip Hocam’ın tüp geçit yapması falan beni ilgilendirmiyor. Beni bu konular ilgilendiriyor. Senede bundan 2 tane olay göreyim, bitti. Yani konu bitmiştir. Çamurlu tarlada yürüyeyim tek ama ben bunu göreyim. Bak Emin Saraç Hoca’nın elini Cumhurbaşkanı eğilip örüyorsa, olay en güzel noktalara gelmiş demektir baya güzel. Tayyip Hocam, Anadolu delikanlısı.

TARKAN YAVAŞ: Vefat eden hocasının da naşını da taşırken fotoğrafları var.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam?

TARKAN YAVAŞ: Evet.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocaya helal olsun, Tayyip Hocam’a laf yok.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Eğitim Birliği Sendikası Başkanı Ahmet Özer; “karma yani kız erkek karışık eğitimden vazgeçilebileceğini” açıkladı. Bu açıklama büyük tepki toplarken, Ahmet Özer bunun sebebini şöyle açıkladı: “Bu uygulamanın dünyada örnekleri var. Kız erkek ayrı eğitimde bakıyoruz başarı artmış. Şiddet azalmış ve devamsızlık sorunu azalmış. Örneğin Güney Kore’de sadece lise düzeyinde değil üniversitelerde bile karma eğitim mecburiyetinden vaz geçilmiş. Avusturalya, Kanada gibi ülkelerde de vaz geçilmiş. Ayrıca böyle bir sistem getirirsek, Güneydoğu’da kız çocukların okula gönderilme oranı da artacaktır.

ADNAN OKTAR: Duruma göre bakmak lazım. Mesela hakikaten mutaassıp bir yer vardır, insanlar mutaassıptır, hakikaten gerekiyor olurda. Mesela adam derki ben kızımı sadece kızların olduğu okula göndermek istiyorum, çoktur böyle. İçi rahat edecekse, zaten kız liseleri de var, eskiden beri var. İstanbul’da falan birçok yerde vardır. Kız lisesi adı üstünde, olabilir. Ama güvenilir bir yerdeyse, modern bir ülkedeyse, kız erkek karışık olduğunda daha okul sakin oluyor. Sırf erkek lisesi olduğunda benim gördüğüm, pek iç açıcı olmuyor olaylar, ondan olmaz. Eğitim, kaliteli eğitim, sevgiye, dostluğa, kardeşliğe dayalı eğitim, insana değer verme, hanımlara saygı duyma mantığı, bu olayı değiştirir.

Roman kardeşlerimizin kıymetini iyi bilmek lazım. Çingene lafından çekinmek, anormal bir şey. Mesela “kara gözlü çingenem” diyor, gayet güzel. Bilmiyorum neden öyle mantığa girdiler, anlayamadım. Ama çok mübarek, çok hoş bir kavim roman kardeşlerimiz. Yetenekleri mucize her şeyi çok güzel kullanıyorlar. Daha küçük çocukken böyle bir yeteneğe sahip oluyorlar. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Lauk Obani; “Bizim çocuklar okula ilk başladıklarında Türkçe bilmezdi ve okulda Türkçe konuşulunca özgüven kaybı yaşıyorlar” diyor. Türkçe bilmiyorsa, var öyle yerler. Türkçe bilmiyorsa mesela Irak’ta hep Kürtçe biliyor çocuklar. Tamam ona Kürtçe eğitim ver bir şey dediğimiz yok. Ama Türkiye de bu samimiyetsiz olur. Türkiye de bütün gençler cin gibiler ufaklıklar özellikle. Hatta bu Kobani’den gelen ufaklıklar, şu an ana dili gibi Türkçe biliyorlar. Cin gibiler zaten böyle saçlar sarı, gözler mavi böyle. Yani her şeyi öğrenmiş vaziyetteler. Bilmedikleri konu yok. Birde üstüne İngilizcede biliyorlar ayrıca. Dolayısıyla Türkiye’de çocukların rahatça yaşayacakları, her yere gittiklerinde özgürce kullanacakları dil, Türkçedir. Bu konuda samimi olmak lazım. Ve okula gittiğinde de cayır cayır Türkçeyi bildiğine göre, Türkçe öğretim için hiçbir engel yok. Çünkü bak kitaplara bakıyor Türkçe, ansiklopedilere bakıyor Türkçe, interneti görüyor Türkçe, büyük bir kolaylık bu. Ama Kürtçe öğrenmek isteyende öğrenebilir ayrıca, o özgürlük gerektiren bir konu. Bunu da ben teşvik ediyorum. Benim kendi arkadaşlarım otuz kişi falan şu an Kürtçe öğrenen. On beş hanım, on beş bey Kürtçe öğreniyorlar. Ama dilimiz Türkçe. Rahat anlaşıl bildiğimiz dil. Bu bizim konforumuz. Konforumuzu bozmaya gerek yok. Samimi olmak lazım. Birde özgüven kaybı niye yaşasın? Bizim gençlerimiz Amerika’ya gidiyorlar, hepsi İngilizce eğitim alıyorlar. Özgüven değil, özgüvenleri daha da artıyor. Kayıp değil, öz güven kazanıyorlar. İngiltere’ye okumaya gidenler, Fransa’ya okumaya gidenler. Mesela Fransa’ya gidiyor, Fransa eğitimi alıyor. Amerika’ya giden bizim binlerce gencimiz var. Şakır şakır İngilizce konuşuyor. İngilizce dışında hiçbir dil konuşulmuyor. Özgüven kaybı var mı? Yok. Bilakis, olumlu etki yapıyor. Samimi olsunlar bu konuda.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sedat Laçiner; “Öcalan’ın ve PKK’nın silahsızlanma gibi bir niyetinin olmadığını, toplumun söylenenlere kanmaması gerektiğini ve PKK’nın asıl amacının eğitimde yargıda, silahlı kuvvetlerde kendi hakimiyetinin olduğu ayrı bir devlet olduğuna” dahil çok güzel bir yazı yazdı bugün. Öcalan’ın dört, beş ay içinde tüm orta doğunun geleceğini belirleyecek büyük demokratik çözüm sağlaya bileceğine dahil sözleri bir çok gazeteci tarafından müjde olarak verilirken, Sedat Laçiner; “bu sözlerin toplumun aklıyla alay etmek olduğunu Öcalan’ın mesajlarında hükümete istediği yapılmazsa, orta doğu karıştırmakla tehdit ettiğini silahsızlanma yada geri çekilme gibi bir düşüncesinde olmadığını” yazdı.

ADNAN OKTAR: Aferin, Sedat Laçiner delikanlının hasıymış. Doğru ve güzel konuşuyor, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Alman Express Gazetesi’nin İngiliz istihbarat kaynaklarına dayanılarak verdiği habere göre; “El Kaide’nin, Avrupa’nın beş büyük kentine on bir Eylül benzeri bir bombalama eylem içersin de hazır olduğu tahmin ediliyor. Haberde bir hava limanın güvenlik görevlisinin ‘bize Noel’den önce beş yolcu uçağı ile saldırı yapılacağı söylendi’ ifadesi yer aldı. Saldırı planlarının yaklaşık iki aydır bilindiği vurgulandı.”

ADNAN OKTAR: Yani sevgi olmazsa, Allah korkusu olmazsa, merhamet olmazsa, 2015 dehşetlerin, acıların yaşanacağı yıl olacağı anlaşılıyor. Mehdiyet’e Allah tamamen dikkat çekilinceye kadar, bu olaylar devam edecek, söyleyeyim. Mehdiyet’i bir kurtuluş olarak insanların göreceği güne kadar bu devam edecek. Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: HDP heyeti, çözüm süresi çerçevesinde hükümet yetkileri ve MİT ile görüşüp ilk kez devlet heyeti ile birlikte Kandil’e gidecek. Ayrıca çözüm süreci kapsamında eve dönüş için yasal bir güvence verilmesi gündem de. Belirli bir takvim dilimi içinde silahını bırakıp teslim olanlar hakkında, yakalama emrinin kaldırılması öncelikli seçenekler arasında buluyor.

ADNAN OKTAR: Adam suç işlemediyse, PKK’dan çıkıyorum diyorsa, zaten güzel. Gelsin yani kanunu işlem savcılığa bir ifade verip gidecek. Bu yeni bir şey değil. Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kanal A Haber’de köşe yazarı olan Alper Tan, Hristiyanların birleşmesi konusunda şunları söyledi. “Batı Müslümanlar için hilafetin laikliğe aykırı olduğunu söylüyor ama kendisi Papalığı güçlendiriyor” dedi. “Hilafet deyince hala tüyleri diken diken olan beyinsizlere ithaf olur. Batının ve Papanın en çok dinler arası diyalog çağrıları yaptıkları dönem, Müslümanların en fazla öldürüldüğü dönemdir. Bu barış, hoş görü, diyalog çağrıları eşliğinde milyonlarca Müslüman’ı şehit ettiler. Müslümanlarsa, İslam Birliği’nin tekrar inşası konusunda yeterince çaba sarf etmiyor. 20. yüzyılın başında yenilginin üzerimize bıraktığı gaflet uykusundan tam olarak hala uyanabilmiş değiliz. Birleşmek için illa bir papa mı gerekiyor?” dedi.

ADNAN OKTAR: Birleşmek için, Hz. Mehdi (a.s) gerekiyor. Yani hiç kimse Sünni bir âlim etrafında birleşmez. Hiç kimse Şii veya Vahhabi bir âlim etrafında birleşmez. Ama İmamı Hz. Mehdi (a.s) etrafından birleşirler. Birleşe bilselerdi yüz yıllardan beri birleşe bilirlerdi. Gece gündüz onun gibi yazı yazan binlerce milyonlarca insan oldu ama birleşme hiçbir şekilde olmadı. Tahayyül dahi edilemiyor. İmamı Hz. Mehdi (a.s) ile.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriye muhalefetinin önemli isimlerinden Muaz el Hatib; “ülkedeki acıyı bitirmek için Esad’la diyalog başlatabileceklerini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Ne diyecekler sen çekil diyecekler, o da hadi oradan diyecek yani.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sizin aslında önerdiğiniz gibi küçük bir yeri ona bırakıp, gerisini kendileri yönetmeyi düşünüyor olabilirler, son dönemlerde.

ADNAN OKTAR: Onun için diyaloğa gerek yok, uzatmaya da gerek yok. Zaten fiili bir durum var. Lazkiye taraflarında falan kendine bir devlet yapsın diyorlar. Esad onu kabul etmez. Öyle bir şey olmaz. Çok çok ısrar olursa belki kabul eder ama kabul etmez. Çünkü arkasında Rusya var, Çin var. Yani yenildiğinde Rusya’yla Çin yenilmiş olacak, Hindistan yenilmiş olacak. Bu olacak iş değil.

“Adnan Hocam, bu A9 radyo çok güzel oldu, maşaAllah” diyor. İnternet radyosu, güzel.

“Feodalist bir yapı Türkiye de varlığını oluştursa, hala Tayyip Hoca dediğiniz kişi desteklemeye devam edecek misiniz?” Çelloçal ismi. Feodalist bir yapı, Türkiye’de mümkün değil ki. Zımba gibi gençlik var. Çakı gibi ordu var. Çakı gibi polis teşkilatı var. Müthiş bir hukuk yapılanması var. Muazzam bir aydın kitlemiz var. Nasıl yapacaksın? Yüzde 1 yobaz güruhu var. Onları kimse kaile almaz. Onlar sürekli havlar, sende onlara sürekli hoşt dersin. Yüzde birin içinde de yani gene binde birlik gruptur benim kastettiklerim. Çoğu da garibandır. Çok garibandırlar.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisine yönelik hakaretamiz ifadeler kullanan kişilerin, Twitter hesaplarını mahkeme kararıyla kapattırıyor. Bu kişiler içersin de Today’s Zaman yazı işleri müdürü Cengiz Sağır, Emre Erciş gibi gazetecilerde var. Erdoğan karşıtı basın, “Cumhurbaşkanının Twitter’ı kapatamayınca, şimdi tek tek hesapları kapatmaya başladığını” iddia ederek, “bu durum ifade özgürlüğün kısıtlanması” olarak yorumladılar.

ADNAN OKTAR: Mahkeme kararıyla kapatmıyor mu?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Tamam küfrediyorsa küfretmesin, hesabı açık kalsın. Yok arkadaş ben küfretmek istiyorum derse, hukukta yakasına yapışır. Küfretme özgürlüğü yok ki. Ben hakaret etme özgürlüğüne sahibim, küfretme özgürlüğüne sahibim, böyle bir şey diyemez insan. Konuşma özgürlüğüne sahiptir. Ama küfretme özgürlüğü olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Gazetecilerden Cengiz Sağır böyle bir açıklama yapmış; “Hakaret varsa dahil söz konu twitetleri kaldırmak yerine, hesabın toptan kapatılması tamamen sansür ve beni susturma yöneliktir” demiş.

ADNAN OKTAR:  İşte kendi kaldırsın hesabı, hesap açılır bir şey olmaz. Ben kapattım desin düzeltim, o zaman açarlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Aynı şekilde müdahale Avrupa Birliği’nde de var. Hatta cezası daha da ağır Türkiye de olduğundan.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

“Hocam ekranlara kilitlendik resmen. Çok güzel programa maşaAllah” diyor, Safter Ergun.

“Adnan Bey bu kadar yolsuzluğa bulaşmış” olduğunu iddia ediyor, “bir hükümete göz göre göre sizin gibi mukaddes adam nasıl destek verir?” Anlayamıyorum. “13 senedir iktidarla yapılan yamalı yollar, gece kondu üniversiteler, yıkılmaya çalışan Cumhuriyet yapmayın bari siz yapmayın.” Güzel yaklaşma şeklini de biliyor “mukaddes. Kutsal kişi, ya mübarek sen nasıl edersin böyle?” Cumhuriyet niye yıkılsın? Bir kere İslam da Kuran’da Cumhuriyet var zaten, Cumhuriyet sistemi var zaten. Bediüzzaman diyor; “karıncalar bile Cumhuriyetler yaşarlar” diyor. Nereden çıkarıyorsunuz, “Üniversite gece kondu.” Kardeşim üniversite olsun da, gündüz kondu olsun, gece kondu olsun. Yeter ki üniversite olsun. Laf mı şu? Niye gocunuyorsun üniversitelerden? Ne kadar çok üniversite olursa, o kadar iyi. Niye gece kondu olsun acaba. Nereden çıktı o? Niye öyle diyorlar, gece kondu?

CEYLAN ÖZBUDAK: Bütün şu anda şehirlerimizde üniversitesi var Adnan Bey, daha önce yoktu şehirlerde üniversite. Onların hızlı yapılması için biraz kalitesi düşük binalar yapıldı. Ama eğitim için gerekliydi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şu an acil olduğu için, onda bir şey olmaz. Sonra oturur o düzeltilir. “Yamalı yol.” Ne alakası var, Tayyip Hocam’ın geçeceği yollara baktım, gıcır gıcır olmuş. Yamalı yol da sanki devletin bol parası varda harcanmıyor alan değil. İktisat olsun diye yolu yamalı yapıyorlar. Ne yapsınlar? Veya hepsini söküp yeniden yapar ama çok pahalıya mal olur. Milletin cebinden gidecek.

EMRE ACAR: Adnan Bey, ayrıca cumhuriyet tarihinin en fazla yolu yapıldı şimdiye kadar, bu dönemde.

ADNAN OKTAR: Tabii 100’den fazla üniversite açılmış. Eğitiminin kaliteli olmadığıyla, zamanla oturur o, mühim olan açılsın.

OKTAR BABUNA: Yollarda 3 katına çıkmış.

ADNAN OKTAR: Evet. İnternet konusunda bir düzelme olmadığı, düşük veri gönderme alma iletişim hızı bunların düzelmesi için Sayın Başbakana istirham ediyoruz, bunlar düzelsin.

Evet, dinliyorum.

FİKRET GÖKTAN: Faaliyet haberlerimiz var Adnan Bey. Kardeşlerimiz Pazar günü Mormonların İstanbul’daki Hz. İsa Mesih (a.s)’ın Son Zaman Azizlerin Kilisesi’ni ziyaret edip, kilise sorumlusu Murat Çakır Bey’le sohbet etmişler. Sizin Gelin Birlik Olalım kitabınızı hediye etmişler. Konya’da kardeşlerimiz, Kent Meydanı’nda 100 adet kitabınızı halka dağıtmışlar. Bugün Rumeli Caddesi’nde doktorlara, avukatlara ve esnafa çok sayıda kitap ve broşür dağıtmışlar. Ankara’da Ulus Metro çıkışında 30 adet kitabınızın dağıtımını yapmışlar. Erdal Muhlis ve Çiğdem kardeşlerimiz, Belçika’nın Virdert şehrinde, 6. sınıflar için fosil sergisi düzenlemişler.

ADNAN OKTAR: Şahane, çok güzel.

FİKRET GÖKTAN: Çok etkili olmuş sergi, öğrencilerde çok büyük ilgiyle fosilleri incelemişler.

ADNAN OKTAR: Bakın orada fosilleri ısırmıyorlar, yemiyorlar.  Ama Türkiye’deki bağnazlar, ısırıyor fosilleri homurt diye hem de. Evet, acayip şekerler uslu uslu bakıyorlar. 

Bir şeyler anlat. Ne konuşalım?

FİKRET GÖKTAN: Adnan Bey, yabancı basında yayınlanan yazılarınız şu şekilde; İngiltere merkezli Arakan Rohingya milli örgütünün sitesinde Rohingya konusunda suskun kalmayalım başlıklı makaleniz yayınlandı. “Yuro bölgesinde yaşanan ekonomik kriz son buldu mu?” isimli yazınız, hem MBC Times, hem de Weekly Blitz haber sitelerinde yayınlandı. Daily Mail sitesinde, “Kıbrıs’ta barış olmadıkça enerji kaynakları kullanılamaz” başlıklı makaleniz yer aldı. National Yemen Gazetesi’nde “yeni hükümet yemene istikrar getirebilecek mi?” isimli makaleniz yayınlandı. “Genel af cinayete ortaklık olur” başlıklı yazınız, Amerika merkezi haber sitesi News Rescue’de çıktı.  Son olarak birçok dilde yayın yapan MBC Times haber sitesinde “Ahıska Türkleri ne zaman vatanlarına geri dönebilecekler?” başlıklı makaleniz, İngilizce olarak yer aldı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, baya bir yerde baya bir haber çıkmış güzel. Bu akşam izleme oranı çok yükseldi. Neden bilmiyorum.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sizin güzelliğiniz yükselmiş.

ADNA OKTAR: MaşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan, kültürümüzü yaşatmanın önemine değindiği konuşmasında şunları söyledi; “Maalesef bizim gençlerimiz kendi kültürlerini tanımadan yabancı kültürlere bağlanıyor ve yine maalesef kendi kültürünü hakir görüyor. Eğer kendi tarihinden utanan bir nesil yetiştiriyorsa, orada ciddi bir arıza vardır. Konuşurken İngilizce ve Fransızca aksanıyla konuşmaktan gurur duyan, kendi toplumuna ait değerleri tahkir eden bir nesil var. Bu gençleri suçlayamayız. 200 yıldır bu sistemi kimse sorgulamıyor. Bizim en başta bunu sorgulamamız gerekiyor. Eğitim Çin’de de olsa gidip alacağımız ama kendi bağımızdan kopmayacağız” dedi.

ADNAN OKTAR: Kendi bağımızdan kopmamamız için ilk yapacağımız şey, devletin Darwinist eğitimi durdurması. Yani Tayyip Hocam’dan bunu istirham ediyoruz; Darwinist, Materyalist eğitim. Yani en vahim nokta budur, en en şiddetli vahim. Çünkü Darwinist düşünce, Allah’ı inkâr ediyor, Peygamberleri inkâr ediyor, vahiyi inkâr ediyor, yani bütün kutsal değerlerimizi inkâr eden bir sistemdir Darwinizm. Devlet, ilkokul, ortaokul, lise, üniversitede milyonlarca kitap basarak, Darwinizmi anlatıyor. En vahim olayın üstüne Tayyip Hoca’mın gitmesi gerekiyor. Yani öbür bu anlattıkları kenarda köşede kalır. En galiz olan konu bu.  

 

EMRE ACAR: Adnan Bey, siz sürekli söylüyorsunuz Darwinist düşünce Türk halkını haşa aşağı ırk olarak görüyor, Avrupa halkını da üstün ırk olarak görüyor.

ADNAN OKTAR: Ucu bucağı yok rezaletin. Kadınları ilkel ruhlu olarak görüyor. Türk milletinin yok edilmesi gerektiğini insanlara telkin ediyor. Yani Darwinist düşünce bu.

CEYLAN ÖZBUDAK: Kadınlar için “bir köpekten daha eğlendiricidir” diyor. 

ADNAN OKTAR: Yani ucu bucağı yok rezaletin.

Evet, Fikret Bey.

FİKRET GÖKTAN: Adnan Bey, Doğu Türkistan’da internet ve cep telefonlarından dini mesajlar paylaşanlara, para cezası öngören bir düzenleme kabul edildi. Dini mesajların paylaşılması, milli birliği yıkmak suçu kapsamına alındı. Çin tarafından atanan hükümet tarafından kabul edilen düzenlemeye göre, internet veya cep telefonları üzerinden dini şekli mesajlar yazanlar, yaklaşık 5 bin dolar para cezası ödemek zorunda kalacak.

ADNAN OKTAR: Yani bunun tek anlamı var, bu ciddi bir ahlaksızlık, yani normal bir insanın yapacağı bir şey değil. Yani aklı dengesinde bir bozukluk olması lazım. Sana ne, dini mesajda yazar, dinsiz mesajda yazar. Ateist düşüncesi de olabilir, Hristiyan’da olabilir, Musevi de olur, sana ne telefonda ne yazdığı? Bu nasıl bir rezilliktir, nasıl bir deliliktir? Yani Çin, gittikçe çizgiyi aşmaya başladı. Çin milleti güze insanlar. Devleti olgun ama bu manyaklık bu. Bu aklı başında insanın yapacağı bir şey değil bu.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Risale-i Nur satış ve proje sorumlusu Enver Yorulmaz; neşriyat olarak Hastalar Risalesi’nin, eczanelerde bulunması ve satılması için bir proje başlattık dedi.

ADNAN OKTAR: Eczanelerde satılması. Hayır, güzel olur hakikaten iyi olur.

Tamam, dinliyorum.

FİKRET GÖKTAN: Etyen Mahçupyan; ‘’Ak Parti’nin çalışmalarını beğenenlerin sayısının aslında aldığı oyun üstünde olduğunu ve yüzde atmışlara vardığını’’ söyledi. “Muhalefetin ise aldığı oyun altında bir beğeniye sahip olduğunu” iddia etti. “Ayrıca seçimde MHP ile Ak Parti tabanı arasında 2 milyon kişilik bir gidip gelme olduğunu ve bu sayının genel seçimlerde genelde Ak Parti’ye oy verdiğini” öne sürdü. “Bu nedenle eğer bazılarının beklediği gibi bir kargaşa ortamı yaratılmazsa, önümüzdeki seçimlerde Ak Parti’nin oyunun yüzde 50’yi bulması çok olağandır. Muhalefet partilerinin oy oranı ise yüzde 23 ile yüzde 27 arasında kalacaktır” tahmininde bulundu.

ADNAN OKTAR: Doğru olabilir ama bu seçim sistemi değişirse, o dendiği gibi o zaman olay çok değişik şekle girebilir. Hayırlısı, hayırlı olanı yapar Allah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Televizyon programının çekimleri sırasında Hindistanlı oyuncu Gauhar Khan kısa ve dar kıyafetler giyindiği için, bir izleyiciden tokat yedi. Stüdyodaki güvenlik görevlileri saldırganı etkisiz hale getirip, polise teslim etti. Polis bugün mahkemeye çıkması beklenen saldırganın “Müslüman bir kadının böyle kıyafetler giymemesi lazım” dediğini aktardı.

ADNAN OKTAR: Var mı resimleri?

BÜLENT SEZGİN: Var.

Bayağı güzel, maşaAllah. Aslan gibi delikanlı kız. Haset etmiştir ama göstertilen hassasiyette çok yoğunmuş. Bu hanım kızı buraya davet edelim. Çok büyük gıcıklık, terbiyesizlik, kadın düşmanlığı, kadın hürriyetlerini ortadan kaldırmayı kutsal bir görev biliyor. Sayı acayip artmış, şahane güzel.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kobani’ye yeni bir peşmerge birliği gidiyor. 150 peşmerge Erbil’den yola çıktı ve Türkiye’ye geçiyor. Türkiye üzerinden Kobani’ye giden peşmergeler, yanlarında silah ve mühimmat götürüyorlar.

ADNAN OKTAR: Şimdi onlarda yorulduk diye geri gelirler. Laf olsun torba dolsun yani.

Fikret Bey, dinliyorum ben sizi.

KARTAL GÖKTAN: Fransa meclisi iktidardaki sosyalist parti milletvekillerine sunduğu Filistin’in devlet olarak tanınmasını hükümetten talep eden karar tasarısını kabul etti.

ADNAN OKTAR: Müsaade etsinler de olsun artık. Kaç yıldan beri talep ediyor, olsa mı? Olsa mı? Olsa mı? Çoktan olması gerekiyordu.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: 1 Ocak 2015 tarihinde 28 yaşından gün almış olan ya da 31 Aralık 2014 tarihi itibariyle 27 yaşını doldurmuş olan vatandaşlarımıza bedelli askerlik imkanı getiriliyor. Bu vatandaşlarımız 18 bin Türk lirası karşılığında askerlik görevlerini yapmış sayılacaklar ve bu sayede hazineye toplam 9 milyar lira girmiş olacak. Ancak Sayın Kılıçdaroğlu bu uygulamanın sadece durumu iyi olanlara yarayacağını savunarak, “durumu iyi olmayanlar doğru nöbete, bunu kabul etmiyoruz, reddediyoruz” şeklinde itirazda bulundu.

ADNAN OKTAR: Evet, devletin paraya ihtiyacı var, bu şekilde para temin ediliyor. Öbür türlü de başka türlü düşünüyor. İki türlü de düşünülebilir.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK bu kez de Azerbaycan’da bir mescit yaktı. Geçtiğimiz günlerde Karaçukur Mescidi’ne düzenlenen saldırının güvenlik kamerası görüntüleri de ortaya çıktı. Milletvekili Fazıl Mustafa, Türkiye’de yaşananları da hatırlatarak, “bu saldırının PKK’lı biri tarafından yapılması şaşırtıcı olmadığını, PKK’nın terör örgütü ilan edilmesi gerektiğini” dile getirdi.

ADNAN OKTAR: Daha terör örgütü ilan edecekler. Daha bunun farkına varamamışlar! Bu çok büyük bir anormallik, çok büyük bir gaflet olur. Nasıl bilinmez? Dünyaca ünlü bir terör örgütü, yavaş yavaş acaba terör örgütü olarak ilan etsek mi? Bütün dünya ilan etmiş PKK’yı terör örgütü, Azerbaycan kardeş ülke, bunu farkında değil. Bu olmaz. Bu çok ürkütücü durum. Hemen telafi edilmesi lazım, hiç yakışmamış bu hiç.

CEYLAN ÖZBUDAK: Türki Cumhuriyetler, genelde Rusya’ya yakın tavır alınıyor bu tip konularda.

ADNAN OKTAR: Rusya ne yapıyor PKK için?

CEYLAN ÖZBUDAK: Yakın bir zamana kadar, şu an da bilmiyorum ama terör örgütü değildi Rusya’da.

ADNAN OKTAR: Olmaz ki o zaman Rusya’ya karşı bir terör faaliyeti yapıldığında, Türkiye de ne diyecek, diyecek ki “bu terör değil. Adamları terörist kabul etmiyoruz.” Olur mu öyle şey? Uluslararası hukuk var.

Bugün bu kadar olsun, yarın devam edelim, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü