Harun Yahya

Sohbetler (7 Aralık 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Sizler de hoş geldiniz, sefa geldiniz.

Fikret Bey buyurun dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Yaratılış Atlası kitabınızdan faydalanılarak gerçekleştirilen Samsun’daki konferans, yazılı ve internet basınında yer aldı. Gazetelerde, evrim teorisinin yanlışlığına fosillerin en güzel cevabı verdiği bilgisi veriliyor. Samsun’daki konferansın ardından Yaşayan Fosiller Sergisi de düzenlenmişti.

ADNAN OKTAR: Güzel güzel. Ne kadar gizlerse gizlesinler gerçekler ortaya çıkıyor. Gerçeği ne kadar gizleyebilirsin? 600 milyon fosili sen nasıl saklayacaksın insanlıktan? 600 milyon. Ve gece gündüz de devam ediyor bu. Bir de dağ-taş fosil dolu. Evin bahçesinde bile kayaların üstüne baktım fosil oluşmuş, sen nasıl saklayacaksın bunu? Hiçbir şekilde de değişikliğe uğramamış. Milleti böyle uyutmaya çalışan bir politika var, buna müsaade etmeyiz. Protein; protein dantel gibi dantel, o kadar hassas. “Nasıl olabilir?” diyoruz. “Yüksek bir aklın müdahalesi gerekir” diyor. Yüksek bir aklın, normal akıl da değil bak, çok yüksek bir aklın müdahalesi gerekir. “Kim olabilir?” diyoruz. “Uzaylılar olabilir” diyor. Dalga mı geçiyorsun sen? Koskoca aklı başında adamsın, saçın-sakalın ağırmış, “uzaylılar yaptı” diyor. Ağzın varmıyor mu, dilin varmıyor mu? Yüksek bir akıl nedir? Allah. Bu samimiyetsizliğe ne gerek var?

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Suriye’de yaklaşık dört yıldır devam eden iç savaş nedeniyle büyük bir açlık ve kıtlık yaşanıyor. Savaşta 180 bini aşkın insan hayatını kaybetti. 2,5 milyon mülteci var. Halen orada yaşayan on binlerce insan açlık sınırında. Suriye bu durumdayken Esad, bir milyon doları aşan ikramiyeli yılbaşı çekilişi yapılacağını açıkladı. Ve yılbaşı kutlamaları için hazırlık başlattı. Yılbaşı çekilişi açıklaması Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın yaklaşık 1.7 milyon Suriyeli sığınmacıya gıda yardımı kuponu dağıtımını durduğunu açıklamasının hemen ardından yapıldı.

ADNAN OKTAR: İşte dalga geçiyor canım, yani alay ediyor. Oradaki kalan insanları parayla aldatmak istiyor. Zenginlik hayalleriyle aldatmak istiyor. Allah’la, Kuran’la değil, şeytanlıkla etkilemek istiyor. Onları nefsani ve şeytani yönden avlamaya çalışıyor. Adamın zaten ayarı bozulmuş ama şahsına mahsus ayar bozulması değil, derin devletin ayarı bozuk. Suriye’de derin devlet artık mafyanın en azgını haline gelmiş. Orada yapacak bir şey yok. Bu zulüm Hz. Mehdi (a.s) çıkıncaya kadar devam eder. İstediğin kadar şikayet et, istediğin kadar anlat, durmaz; illaki İmam Mehdi (a.s). Varsa başka çözüm söylesinler, başka bir çözüm yok. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor; “Bütün insanlar denenir, hükümetler denenir, sistemler denenir, bütün yolar denenir, her yolun açmazda olduğu anlaşılır, en sonunda evlatlarımdan Muhammed Mehdi’nin yanına giderler” diyor. “Artık sen bizi bu fitneden kurtaracaksın derler” diyor. Hz. Mehdi (a.s) da “ben sizin dediğiniz gibi birisi değilim, ben gariban bir insanım, kendi halimde bir insanım, benim böyle bir yeteneğim yok. Ayrıca Mehdi de değilim, böyle bir iddiam da yok” diyecek. “Hayır” diyorlar, “Sende şu şu alametler var biz hüsnü zan ediyoruz. Zannı galiple Mehdi (a.s) olduğuna inanıyoruz, çık ümmeti kurtar” diyecekler. “Yine kabul etmeyecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “o zaman bütün ümmetin kanı” kanı, “senin boynuna” diyorlar. “Nerede bir cinayet işlenirse ondan sen sorumlusun kabul ediyor musun?” diyorlar. “Edemem” diyor. “O zaman başa geç” diyorlar. O zaman tekbir, yer-gök inliyor. Bir İstanbul’da, iki Mekke’de, üç Kudüs-ü Şerif’te üç kere biat var İmam Mehdi (a.s)’ye. Kudüs’teki biatte de Hz. İsa Mesih (a.s)’ı çağırıyor Hz. Mehdi (a.s), “artık gel” diyor. Davetle gelecek Hz. İsa Mesih (a.s). “Ya İsa İbn-i Meryem” diyecek radyolardan televizyonlardan, “ben kardeşinim” diyecek, Mehdi (a.s)’yim demeyecek bak, kardeşinim diyecek. “Geldiğini biliyoruz, güvendesin, gönlün rahat olsun. Kudüs’te seni bekliyoruz. Dünyanın her tarafında önlem alındı” diyecek, “can güvenliğin sağlanacak, çık ortaya” diyecek. Ondan sonra bir heyetle, kendi talebelerinden oluşan bir heyetle tebessüm ederek gelecek. Yakışıklı aslan gibi bir delikanlı. Yaşı ileri olmasına rağmen o da çok genç gösterir. Bak görün şaşıracaksınız. Size en fazla o 30-35 gibi gelir yaşı. Halbuki daha ileri yaşta olacak, 45-50-55 öyle de olabilir. Yaşını tam tahmin edemiyorum. 45 ile 55 arası, bayağı dinç olduğunu göreceksiniz. Yakışıklı, Avrupai bir genç. İddiası yok ama diyecek, “hakikaten bir acayiplik var” diyecek. “Çünkü annem babam yok, geçmişimi hatırlamıyorum, Allahualem” diyecek, “inşaAllah öyledir” diyecek. “İnşaAllah öyledir” diyecek. Hüznü zan üstüne Hz. İsa Mesih(a.s). Hz. Mehdi (a.s) da asla kendine Mehdi dedirtmez. Sahib-i Zaman diyebilirler, böyle iltifatlar, işte diğer lakaplarını söyleyebilirler. Ne var başka lakabı? El-Kaim, El-Hüccet, Bakiyetullah, Halifetullah, Aslan. Hateme Veli denmez. O hüsnü zan edilebilir. “İnşaAllah Hateme Veli’siniz” denecek. “İnşaAllah öyle oluruz” diyecek. “İnşaAllah siz de olun” diyecek. Hz. Mehdi (a.s) “ben Hateme Veli’yim” demez. “İnşaAllah siz olursunuz, inşaAllah hepimiz oluruz” diyecek, o kadar.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şırnak’ta bir polis aracına taşlı Molotoflu saldırı düzenlendi. Polis aracı devrildi, iki polis memuru yaralandı, hastaneye kaldırıldılar.

ADNAN OKTAR: Taşlı Molotoflu. Öldürmeye tam teşebbüsten, cinayete tam teşebbüsten yakalanıp yargılanmaları lazım. Hemen yakalanması lazım orada, günler sonra değil. Hemen polis üstüne gidip çöküp yakalayacak. Molotof bombadır. Taş; beş kiloluk, dört kiloluk taş atıyor kafasına gelecek şekilde, üstüne gelecek şekilde. Arabanın içinde yakmaya çalışıyor Molotof bomba atıyor. Öldürmeye, cinayete tam teşebbüsten yargılanacak, konu bu.

CİHAT GÜNDOĞDU: Şehrin içinde kimlik kontrolünü yapan PKK’lılara müdahale etmek için gitmiş polis aracı bu.

ADNAN OKTAR: Bunlar çakallık yapıyor. Kendilerini eğlendiriyorlar. İstanbul’da da herhangi bir semtte it-kopuk isterse yolu keser kimlik kontrolü yapar. Onlar kendi kendilerini kandırıyorlar. Höt dedin mi kaçıyorsan bitti. Ama kimlik kontrolünde de polisin yetersiz güçte gelmesi doğru değil. Tek araba gönderiyorlar. Olay çıkacağını tahmin edip yolları diğer yerlerden keserek polisin pusu kurması lazım.

Temizlikleri çok hoşuma gidiyor, nur gibiler. Francalı ekmek gibi tertemiz. Hayret bu kadar temiz olmaları. Ben görüyorum bazen dışarıdan da hanımlarla görüşüyorum o şekilde temiz olmuyorlar bayağı bir kısmı. Gerek yüz ciltleri olsun, gerek elleri diyelim temiz olmuyor o kadar, kirli oluyor. Kat kat oje sürmüş tırnakları bayağı kalınlaşmış. Bir kere tırnaklarında sıhhat yok çocukların birçoğunun, genç kızların bir garip renk almış. Eciş-bücüş olmuş. Zoruna ne oldu? Sürekli oje sürme mecburiyeti yok ki. Dinlendir bir hava alsın tırnakların bir temizlensin şöyle. Gece gündüz makyaj yapmaya da bir mecburiyetin yok, dinlendir bir elin yüzün kendine gelsin. Kendilerine bakmıyorlar, akşama kadar sokakta geziyor bir kısmı. Soğukta falan ciltleri perişan oluyor. Özen gösterseler bayağı güzel olurlar, çok bakımlı olurlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Ahmet Davutoğlu partisinin Van İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada; “Eğer bir gün Konya’yı Van’dan ayırırsam, Konya’ya imtiyaz tanıyacak tavır alırsam Allah yediğimiz lokmayı haram kılsın, o an nefesimizi alsın. Bizim için Konya ile Van arasında hiçbir fark yoktur” dedi.

ADNAN OKTAR: Başbakan böyle olur işte bak koç yiğidi görüyor musun? Ben geçenlerde öyle dua ettim ya o duanın devamı olarak söylüyor. Yedi ceddine rahmet olsun, maşaAllah. Bak, “kim Türkiye’yi bölmeye kalkarsa Allah onu helak etsin” dedim. “Allah iflahını kessin” dedim. Allah gücünü kudretini yok etsin. Allah içini yaksın. Allah aklını alsın. Zaten bir avuç toprağımız var, Türkiye ufacık bir toprak parçası. Bölüne bölüne, parçalana parçalana anayurt ufacık kaldı. Osmanlı ceddi bayağı ferahmış. Rodos’u veriyor, adaları veriyor “buyurun” böyle sanki yağma var. Güneydoğu’da da öyle, Irak, Suriye falan hep bizimdi, Yemen, oo ferah ferah. Bizim ana konumuz çok güçlü bir ordu, çok güçlü bir eğitim, Darwinist-materyalist düşünceye karşı tavır almak olmalıydı. Paramparça ettiler Osmanlı’yı. Bir avuç toprak kaldı “onu da bölelim” diyor. Delirdiniz mi siz?

Mesela yabancılar Osmanlı devrinde Tıbbıye-i Şahane’ye gelmişler yabancılar, Darwinizm’le ilgili kitaplar okunmaktan aşınmış. Ciltleri falan aşınmış yani parmak, el dokunduğu için, o kadar çok okunmuş. Her yere Osmanlı dağıtmış Darwinizm’le ilgili kitapları.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakanımız Sayın Davutoğlu, Osmanlıca İmam Hatiplerde de okutulsun ve seçmeli olsun teklifini, Sayın Kılıçdaroğlu’nun, “Bizi ortaçağlara götürmek istiyorlar. Bize mezar taşlarını mı okutacaklar?” diye tepki göstermesini eleştirdi. “O mezar taşları bu toprakların mührüdür. O mezar taşları hakir gördükleri, tahkir ettikleri mezar taşları şehitlerimizin bu topraklarda ecdadın bıraktıkları tapu mührüdür.”

ADNAN OKTAR: Bediüzzaman’ın sözüdür bu söz, kalıp gibi de oturtturmuş. Çok güzel konuşmuş. Ama Sayın Kılıçdaroğlu bu anlama geleceğini düşünerek söylememiştir onu. Boş bulunmuştur, herhalde irticalen öylesine söyledi. Lafın oraya gideceğini hiç akıl etmemiştir yani aklına gelmemiştir.

Osmanlıca huruf olarak da Osmanlıca ama çok zordur. Nasıl olacak? Ama dil olarak şahane. Osmanlıca öğrenmek istiyorlarsa Risale-i Nur okuyacaklar, çözüm bu. En mükemmel Osmanlıca Risale-i Nur’dadır. Hem de en zengin. ‘Zat-ı penahileri, zat-ı şahaneleri’ şahane.

EMRE ACAR: Atatürk çok güzel konuşuyordu.

ADNAN OKTAR: Evet çok güzeldi Osmanlıcası. Bayağı da kibar, çok saygılı Atatürk konuşurken.

CİHAT GÜNDOĞDU: Kelime hazinesini arttırmak istiyor olabilirler mi bu şekilde?

ADNAN OKTAR: Olabilir. Üslup olarak zengin, dinlendirici güzel bir dil Osmanlıca. Tayyip Hocam’ın vardır bir bildiği. Tayyip Hocam oya doymuyor. Yüzde 51 yetmedi ona. Allahualem yüzde yetmişe çıkmadan rahatlamayacak, evet. Çünkü hep eskiden beri milletin yanıp-yakıldığı bir konudur gençlerin Osmanlıca bilmemesi. İşte, ecdadın kültürüyle bağı koptu gibisinden hep yakınırlar çok eskiden beri. Herhalde o yakınmayı kaldırmak için böyle bir şey düşünüyorlar. İmam Hatiplerde mecburi olması normal Osmanlıca’nın. Çünkü İmam Hatip nasıl bilmez Osmanlıca’yı. Diğer okullarda seçmeli, güzel bu bayağı faydalı, çok çok isabetli.

“Hocam bir sorum olacak. Bazen camilerde sakal-ı şerif gösteriliyor, aşırı bir tazim oluyor, bu şekilde davranmak şirk olur mu?” Yok, canım. Niye? Peygamberimiz (s.a.v.)’e sevgimizden.  İnsan çocuğunun patiğini görüyor falan onu bile seviyor bayağı. O bir sevgi gösterisi Peygamberimiz (s.a.v.)’in mesela sakalı 1400 yıldan beri kalmış mesela hakikaten insanda heyecan meydana getirir.  Hırkası heyecan meydana getirir. İnsan sevdiğinin bir saati oluyor, bir şeyini gördüğünde onu bile seviyor yani.  O sevgi gösterisini şirk olarak görmek çok yanlış olur. Muhabbet.

“Selam olsun Allah’ın aslanına” diyor “maşaAllah” diyor. “Muazzamsınız , konuşmanız, imanınız, Allah aşkınız o kadar güzel ki.” İnşaAllah. Sevinç Azerbaycan’dan.

“Allah aşkıyla sevdiğim Hocam, siz adını dağlara yazdım parçasını çalarken kardeşlerimiz size bakıp gülmelerinden anlıyoruz ki bazı mimikler yaptınız” diyor. “Acaba neler yaptınız? Ama bu haksızlık” diyor. Yani evet.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Osmaniye’de bulunan bir krom madeninde göçük meydana geldi. Ocağın giriş kısmında oluşan göçükte işçilerden Cumali Kodaş hayatını kaybetti. Ahmet Bilge ise yaralı kurtarıldı.

ADNAN OKTAR: Allah rahmet etsin. Allah şahadetini mübarek kılsın. Ailesine, annesine, babasına sabr-ı cemil niyaz ediyoruz Cenab-ı Allah’tan.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Alman Welt am Sonntag  Gazetesi “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı kadın erkek eşitliği hakkında bilimsel belge aradığını söyleyerek” eleştirdi. Ayrıca gazete “Yalnız Sultan Erdoğan” başlıklı diğer haberinde şu iddiada bulundu. “Erdoğan’ın hayalinde modern hilafet devleti yatıyor. Demokrasi maskesi altında gizlenen Erdoğan İslam devleti kurmak istiyor. Karşı çıkan askerleri cezalandırdı. Batı karşıtı tutumuyla giderek Putin’e benzemeye başlıyor. Erdoğan’ın Osmanlı hayalleri gençlere batı düşmanlığı ve büyüklük hastalığına götürüyor. Erdoğan’ın tüm hesaplarının alt üst olduğunu elinde tuttuğu sepetin içindeki tüm yumurtaların kırıldığını, şimdi ise kırılmış yumurtalarıyla bin odalı sarayında yalnız sultanı oynadığını” yazmışlar.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam niye yalnız olsun? Yüzde elli bir vatandaş destekliyor. İttihad-ı İslam’ı savunuyor olması onun yiğitliğinden, aslanlığından. Başaramamış olması önemli değil ki. Karıncaya sormuşlar “nereye gidiyorsun? Hacca gidiyorum” demiş “sen” demişler “gidemezsin. Hiç olmazsa o yolda ölürüm” demiş. Tayyip Hocam da o yolda gayret ediyor Allah razı olsun. Ne yapması gerekiyordu? Renksiz, hedefsiz bir insan mı olması gerekiyordu? Ama orada tabii biraz bazı şeyler kaderin akışı içerisinde Allah tarafından değiştirildi. Yollar değiştirildi, zikzaklar değiştirildi, dönemeçler değiştirildi. Allah Mehdiyet’e zemin hazırlıyor. Nasip Mehdi (a.s)’adır. Tayyip Hocam, Mehdi (a.s)’a zemin hazırlayan bir insan. Benim kanaatim Mehdiyet devrinde de Cumhurbaşkanlığını devam ettirecek bir insan olduğunu anlıyoruz. Çünkü ideal bir yönetici, ideal bir insan. Başbakan da Mehdiyet devrinde başbakanlık yapacağı anlaşılıyor, ben hissediyorum. Çünkü çok yetenekli, çok efendi, güvenilir bir insan. Mehdi (a.s) siyasetle uğraşmayacağına göre memleketi yönetecek bir cumhurbaşkanına ihtiyaç var, başbakana ihtiyaç var. Bu insanları çok idare eden, ikisi de Mehdiyet’i kabul eden insanlar, ikisi de Mehdiyet’i savunan insanlar. “Modeli Putin’e benziyor.” Yok canım ne Putin’i? NATO içerisindeyiz. Ne alaka var Putin’le? Putin de gariban, o çocuğu da yalnız bıraktılar, o milleti de yalnız bıraktılar. İyi bir şey değil ki o. Hüngür hüngür ağlıyordu çocuk geçenlerde. O Moğol ordusu geçiyor falan Allahualem içerledi o soğuk görünüme. Yalnız bırakmaya çalışıyorlar. Ne gerek var? İnsanları yalnız bırakmak çok yanlış bir hareket. Sevgiyle yaklaşmak lazım.

GÖKALP BARLAN: Bu gazete ve diğer Alman gazeteleri zaten PKK’yı destekliyor. Türkiye’nin bölünmesini isteyen gazeteler.

ADNAN OKTAR: PKK’yı destekliyor. PKK nedir? Pislik, kahpe, kalleş. Daha pislik, kahpe, kalleşi sen destekliyorsan sen ne olursun o zaman? Bir adamı düşünün pislik, kahpe, kalleş PKK’yı destekliyor, ne olur bunun hükmü? Olmaz, olmaz desteklemeyecek. Pislik desteklenmez, kahpe desteklenmez, kalleş desteklenmez. O zaman aynı seviyede olduğunu kabul etmiş olacaksın. Bu da olmayacağına göre o zaman destekleme.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, kardeşlerimizden gelen yeni faaliyet haberleri var.

ADNAN OKTAR: Duyayım.

KARTAL GÖKTAN: Dün kardeşlerimiz toplanıp bin adet A9 TV broşürü ve yirmi adet kitabınızı dağıtmışlar. Osmaniye’de de kardeşlerimizin broşür dağıtımı olmuş.

ADNAN OKTAR: Osmaniye delikanlılığın kalelerindendir.

KARTAL GÖKTAN: Çorum’da geçtiğimiz gün kardeşlerimiz sizin Karanlık Tehlike Bağnazlık kitabınızdan dağıtmışlar. Sonra da toplanıp faaliyetleri hakkında konuşmuşlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, şu ufaklığı bana bir yaklaştırsana. Bak şekerliğe bak şekerliğe poz verecek ki ağabeyine gelecek. Bütün şekerliği ortaya koymuş.

KARTAL GÖKTAN: Avusturya Viyana’da birçok bayan kardeşimiz dün 250 adet Almanca kitabınızı, doktorların yoğunlukta olduğu sitelerin posta kutularına bırakmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, hepsi de birbirinden güzel. Birbirinden tatlılar maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Dün kardeşlerimiz Konya Belediyesi’nce düzenlenen Kitap Günleri Etkinliği’nde katılan birçok yazara sizin kitaplarınızdan hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz İzmir Bornova’da yüz adet dergi dağıtımı yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Bak nasıl güzel İzmir’in kızları? Aslan onlar, delikanlı evet.

KARTAL GÖKTAN: Kayseri’nin farklı semtlerinde iki ay boyunca A9 TV tanıtım bilboardları yayınlatılmış kardeşlerimiz tarafından.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: “EvvelAllah görmeyen, duymayan kimse kalmadı” diyor kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: EvvelAllah evvelAllah, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: İki kardeşimiz Dursunbey Belediye Başkanı’na verilmek üzere özel kalemine Türk İslam Birliği’ne Çağrı kitabınızı iletmişler. Esnafa da 54 adet kitabınızı iletmişler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Şanlıurfa’da sizin kitaplarınızdan yüz adet dağıtmış kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar aslan maşaAllah.

Bakın kardeşimiz İskoçya’dan yazmış. Diyor ki; “Hocam indim havuz başına olayına mümkünse bir daha girmesin kardeşlerimiz. Televizyon tarihinin gelmiş geçmiş en büyük felaketi gibiydi” diyor. Benim de hiç niyetim yok sizi böyle bir şarkı türkü olayına sokmaya.

Fikret Bey buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar “Recep Tayyip Erdoğan Hz. İbrahim (a.s)’e kadar uzanan bir yolun, bir davanın en son neferlerindendir. Allah bize sağlık ve ömür verdikçe bizler onun yanında ve arkasındayız” dedi.

ADNAN OKTAR: Çok güzel konuşmuş. Allah yollarını açık etsin.

Kobane Bakur 21; “PKK’dan niye böyle nefret ediyorsunuz?” diyor “Niye hep sabah akşam PKK diyorsunuz?” Senin de yüzbinlerce askerini polisini şehit eden bir mafya yapılanması olsa sen de rahatsız olursun. Anneni vursalar, babanı vursalar, ki onlar bizim kardeşlerimiz, özbeöz kardeşlerimiz. Bunda şaşılacak ne var?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Şeyh Mehmet Efendi’nin “Kutsal Miras” isimli kitabının Londra’da imza günü düzenlendi. Bu vesileyle Şeyh Mehmet Efendi, Şeyh Ayberk Efendi ve Şeyh Bahaddin Efendi Londra’dalar. Kitaptan imza gününe ait resimler de var.

ADNAN OKTAR: Göreyim. MaşaAllah maşaAllah. MaşaAllah aslanlara. Bu ne güzellik, bu ne ihtişam böyle. Çok güzel olmuş. O Şeyh Ayberk Efendi. Kardeşinin ismi neydi?

OKTAR BABUNA: Eşref.

ADNAN OKTAR: Eşref Efendi. MaşaAllah Allah yollarını açık etsin.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Atina’da Alexandros Grigoropoulos’un polis kurşunuyla öldürülmesinin altıncı yıldönümünde protesto gösterileri düzenlendi. Yüzleri maskeli eylemcilerin polise taş, sopa ve Molotof atması üzerine Yunan polisi göz yaşartıcı gaz ve ses bombalarıyla cevap verdi. Çıkan olaylarda 15 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.

ADNAN OKTAR: İşte Allah sevgisi olmayınca hep nefretin bir bahanesi aranıyor. Öyle bir olay olmuşsa bile altı yıldan beri sürekli Molotofkokteyli atmak, adam yaralamak, insanları dövmek, kan revan içinde kalmak. Bunun faydası nedir? Toplantı yap, anlat, konuş ama kepazelik çıkarmanın alemi ne? Rezaletin anlamı ne? Bu içinizdeki öfke nedir, dinmeyen öfke? Sevgisizlik öfke meydana getiriyor, sinir bozukluğu meydana getiriyor. O nefretle de saldıracak yer arıyor adamlar o zaman. Nefretini tatmin edecek yer arıyor. Hafif bir şey de istemiyor, yakmak istiyor, öldürmek istiyor, kafasını yaracak, kan revan içinde bırakacak. Sinirleri bir parça teskin oluyor o zaman, kan görünce. Şeytanın özelliğidir bu. Kanla doyar şeytan.

“Hadi artık başlasın program Hocam. Canlı olduğuna inanmıyorum programın” diyor “o kadar mail yazdım hiç birini okumadınız” diyor Mustafa Büyükpatır. Şimdi inanmıştır.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İç savaş nedeniyle Türkiye’ye sığınan Suriyeliler’in sayısı bir milyon 385 bin oldu. Bunların 330 bini şu an İstanbul’da.

ADNAN OKTAR: 330 bin.

KARTAL GÖKTAN: Evet. Bakanlığın yayınladığı genelgeyle şehirlerde dilencilik yapan yaklaşık otuz bin Suriyeli toplanıp 22 farklı ildeki kamplara gönderilecek.

ADNAN OKTAR: Tabii Manisa güzel, Kastamonu güzel her yer güzel, Tokat güzel, Turhal güzel, geniş böyle hoş arazileri var. Yeşillik içerisinde çoluk çocuk için de iyi olur. Şehirde nerede ne yapsınlar? Her yer beton. Bir de bir milyonun üstünde, Allah bereketini artırsın. Tayyip Hocam ne diyordu? “Üç çocuk edinin” diyordu. Allah bize milyonlarca çocuk gönderdi. Türkiye’nin nüfusu patladı adeta. Onlar bereketiyle gelir. Daha da gelsinler hepsini Allah’ın izniyle besleriz.

AYLİN KOCAMAN: Özellikle kampların orda Türkçe dersleri ve eğitim programları başlamış Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: EvvelAllah. Hem iktisat yoluyla, hem titizlikle gayet güzel kardeşlerimize imkan sağlayabiliriz.

Arkadaşlarımız yürürken sadece Levent çarşısında yaklaşık elliye yakın Suriyeli dilenciyle karşılaşmışlar. Çok mağdur görünümlülermiş.

“Bir bayan olarak peçeli bayan arkadaşımızı gıpta ile izliyorum. Bu ne muhteşem fiziktir, raksı da muhteşem” diyor bir hanım kardeşimiz. “Adnan Bey bence bu arkadaşımız dünyaca ünlü biri olabilir” diyor “bilmiyorum” diyor “ondan dolayı kendini gizliyor gibi.” Ama hakikaten çok güzel. Şu an burada. Gözler, dudaklar, burun, fizik muhteşem güzel.

Sibel Hanım diyor ki: “Hocamız yemek anlatırken nasıl böyle iştah açıyor merak ediyorum. Resmen gözümüzün önünde kurabiyeler uçuştu” diyor.

Evet, şimdi ne yapalım?

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey iki fotoğraf gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Göreyim.

BÜLENT SEZGİN: Gösterdiğim Filistinli çocuklar okula böyle gidiyorlar. Yollar çoğu zaman kesik olduğu için duvara tırmanıp çatıdan çatıya geçerek ilerliyorlar.  Bu da Afganistan’da üniversitede sınavındaki gençler. Karda dışarda.

 ADNAN OKTAR: Karda?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Üniversite sınavı.

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Allah Allah çok acayip.

Halil Tnlci, “kadınlara bu sevginin nedenini ney söyler misin bu kadar?” diyor. İman.  Allah aşkı. Evet.

“Türkiye’de nefret söylemi tamamen bitecek,  herkes sevgiyle ve sevecenlikle yaklaşmayı bilecek. Peki Oktar da IŞİD’i desteklemeyi bırakacak mı?” diyor. Ben Müslüman’ı öldürttürmem. Cinayete engel olurum. O hata yapıyor ayrı. Adam öldürüyor, şiddet uyguluyor; biz buna şiddetle karşıyız. Ama sen şiddet uygulayanı gidip öldürmeye kalkarsan ondan farkın kalmaz. Olmaz.

KARTAL GÖKTAN: İran Ulaştırma Bakanı Mahmud Vaizi, internet sistemine uygulanacak projeyle, kullanıcıların internete girmeden önce kimliklerinin tespit edileceğini açıkladı.

ADNAN OKTAR: Neye yarayacak o?

KARTAL GÖKTAN: Bazı sitelere erişimi kısıtlamak konusunda herhalde.

ADNAN OKTAR: Yani bir kılık yapmanın peşindeler.

Evet. Fikret Paşa dinliyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Amerika’da 18 yaşındaki silahsız siyahi Genç, Michael Brown'u öldüren polis memuru hakkındaki takipsizlik kararı Fransa’nın başkenti Paris’te de protesto edildi.

ADNAN OKTAR: O nasıl oluyor? Takipsizlik nasıl veriliyor öyle?

EBRU ALTAN: Jüri karar veriyor.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Nasıl?

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Silah yanlışlıkla ateş almış olabilir diye söylediler bu olayda.

BEYZA BAYRAKTAR: Ama bu bir olay, diğer olaylarda da.

BÜLENT SEZGİN: “Görevini yapıyor” diyor “polisler” genelde.

ADNAN OKTAR: Görevini mi yapıyor?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

BEYZA BAYRAK:  Bir olayda Adnan Bey mesela mahkeme hiç karışmadı, kendisi polisin istifa etti.

ADNAN OKTAR: Adam vuruyorsa, nasıl bu temize çıkıyor?

BÜLENT SEZGİN: Polis şefi öyle bir açıklama yapmıştı. “Polislerimiz görevini yapıyor.”

BERİN GONCAGÜL: “Ben öldürmeseydim o beni öldürecekti” dedi.

ADNAN OKTAR: Bu nasıl laf? En fazla yaralarsın.

EMRE ACAR: Hiç birinde silah yok.

OKTAR BABUNA: Bir kısmı silahsız. Oyuncak tabancası var silahsız.

ADNAN OKTAR: Hayır oyuncak tabancayı fark edemez. Ama yaralar en fazla yani.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Etkisiz hale getirildikten sonra bile orada şiddete devam ettiği görülüyor resimlerde Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Allah Allah.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Gene başka bir olayda da boğarak öldürme şeklinde oldu gene. Nefes alamadığını söylediği halde.

ADNAN OKTAR: Onu nasıl açıklıyor peki?

GÖRKEM ERDOĞAN: Açıklamıyorlar.

ADNAN OKTAR:  Açıklamıyorlar. Bu kadar başıboş bir sistem mi var, nasıl oluyor?

BÜLENT SEZGİN: “Kabul etmesi gerekirdi. Direnmemesi gerekirdi” diyor ona da.

ADNAN OKTAR: Allah Allah.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Farklı bir şey söylemiyor.

ENDER DABAN: Bazılarını da hiç uyarmadan direk öldürüyorlar.

ADNAN OKTAR: “Amerika’nın kanunlarında polis dur dediğinde, elini kaldır dediğinde veya başka bir emir verdiğinde durmuyorsa polisi silahla vurma hakkı oluyor.” Rezalet bu.

BEYZA BAYRAKTAR: Evet arabalar da durmadığında direkt ateş açıyorlar.

ADNAN OKTAR: Ama bu çok tehlikeli ortam. İnsan duymayabilir. İnsanlık hali mesela dur der durmaz,  çek kafasından vur, akıl almaz kepazelik.

OKTAR BABUNA: Eskiden beri öyle. Adam elini cebine atmış onu vurdular Müzik dinliyor adam. O da zenci.

ADNAN OKTAR: Allah Allah bayağı ciddi bir kepazelik bu.

EMRE ACAR: Beyaz Saray’ın önünde öldürülen kişi de öyleydi. Kadın.

ADNAN OKTAR: Tamam. O zaman bunun üstüne çok gitmek lazım. Yani Amerika vahşi deli bir sisteme teslim olmuş. Psikopat bir sisteme teslim olmuş. Bu kadar dengesizlik olur mu? Halk da baş edemiyor herhalde bunlarla. Allah Allah. O zaman bununla ilgili yazı yazalım birçok yere.

GÖKALP BARLAN: Silah satışı da serbest olduğu için orada. Hiç araştırmadan verdikleri için silahı herkes silah edinebiliyor onun için de polis de o şekilde en ufak harekette vurarak şey yapıyor.

ADNAN OKTAR:  Ama kardeşim duymaz duymaz. Adama dur der, adam mesela başka bir şey diye anlayabilir. Sokakta, hatta adamı ismiyle bağırıyor gene duymuyor insan. Mesela Naci diye bağırıyor duymuyor adam. Başka bir şey anlayabilir. Naci’yi ne bileyim Hacı diye anlar adam. Böyle rezalet olur mu? Buna bir çözüm bulunması lazım. Bunu o zaman kapsamlı inceleyin bana kapsamlı bir yazı getirin. Ben bir köşe yazısı yazayım bununla ilgili her yere gönderelim.

TARIK KOLUKISAOĞLU: Yine daha önceden de Hocam bir tane siyahi bir kadın, yanında iki tanede çocuğu vardı. Sadece trafik kurallarına uymadığı için tekrar kaçmaya devam ettiği için polisten ateş ederek ancak durdurabildiler. Ateş açarak durdurdular.

ADNAN OKTAR: Amerikan halkını çok gariban hale getirmişler demek ki. Bayağı zavallı bir halk. Bir avuç çakal mahvediyor demek ki Amerikan halkını. Dünya da bunu seyrediyor. Ben böyle bir vahşet sistemi olduğunu bilmiyordum. Çok felaket bir durum var.

AYLİN KOCAMAN: Trafikte durdurulanlara bile çok sert, genelde yani çok makul bir aramayı bile çok çok sert yapıyorlar.

ADNAN OKTAR: Allah Allah.

AYLİN KOCAMAN: Evet orada yaşayanlar da anlatmıştı.

ADNAN OKTAR: Müthiş kepazelik. Demek ki o Hristiyan dindar şeyi gitmiş. Komünist ülkede bile olmaz bu.

EMRE ACAR: Biraz da faşist bir kafa yapısıyla yapıyorlar herhalde.

ADNAN OKTAR: Hayır Rusya’da olmaz böyle bir şey. Çin’de de olmaz. Müthiş kepazelik. Amerika yani çok büyük bir dezavantaj içerisinde.

OKTAR OKTAR: Siz daha önce de örnek vermiştiniz Hocam Guantanamo’da yargılamadan tuttukları çok sayıda mahkûm var. Kimse de sesini çıkarmıyor buna.

ADNAN OKTAR: Demek ki bir derin devlet, bir sapıklar ordusu Amerika’yı ezim ezim eziyor. Amerika zavallı bir ülke, onlara sahip çıkmak lazım. Çok vahim, bunun üstüne çok gidelim. Mesela 270 milyon Hristiyan varmış bunlardan sadece 35 milyonu kiliseye gidiyormuş.

OKTAR BABUNA: Özellikle Teksas bölgesinde daha dindarlık var.

ADNAN OKTAR: Bu konuyu hem kitap haline de getirelim. Hem köşe yazısı yazalım. Herkesle konuşalım bunu. Bayağı ürkütücü bir durum bu.

Şimdi yayını bugün bitirelim, yarın devam edelim inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü