Harun Yahya

Sohbetler (29 Aralık 2014; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENTSEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk efendim, siz de hoş geldiniz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, siz PKK’ya yıllardır hep Mehter Marşı çalarak cevap verirsiniz. Silopi’de PKK’nın gençlik yapılanmasına müdahale eden polislerimiz de zırhlı araçların birinden Osmanlı Mehteran Takımı’nın Hücum Marşı’nı çalarak PKK’ya müdahale etmiş. Dört saatlik çatışma boyunca polisler sık sık Mehteran eşliğinde PKK’lılarla çatışmışlar.

ADNAN OKTAR: Ben böyle şımarıklık görmedim şu PKK’nın kafasında. Mehter de polisimize ferahlık tabii. Evlad-ı Fatihan onlar, aslan onlar.

BÜLENT SEZGİN: Videosu da vardı, gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Güzel. Bu PKK’yı dehşete düşürür. Kürt kardeşlerimizi coşturur. Kürt aslanlarımızı, annelerimizi coşturur. Onlar hep Osmanlı evladı, hep aslan onlar, maşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cizre Nusaybin Caddesi’nde dün gece PKK’lılar ateş yakıp, barikat kurup yol kestiler. Polis göstericilere su ve biber gazıyla müdahale etti. Ayrıca Batman ve Hakkari’de de dün gece eş zamanlı olaylar çıktı. Göstericiler sokakları yakıp polis araçlarını Molotof yağmuruna tuttular. Bu sırada polisler megafonla, “yaptıklarınız bir işe yaramıyor, bari bu çevrede yaşayan insanlara zarar vermeyin” tarzında uyarılar yaptılar.

ADNAN OKTAR: Güzel.

KARTAL GÖKTAN: Ancak bu uyarılar bir işe yaramadı. Ayrıca PKK’lılar el yapımı bombalar da attılar. Ve yine sokak aralarına kaçarak izlerini kaybettirdiler.

ADNAN OKTAR: Özenti bunlar. Bu eski komünistlere özeniyorlar. El yapımı bomba polisin kafasında patlıyor Allah muhafaza şehit olmasına sebep oluyor. “Çoluk çocuk bunlar” diyor, “yaptıklarında da bir şey yok” diyor. Molotof kokteylini de alelade bir şey olarak görüyorlar. Ama yeni kanun onların alelade görmesini tavana kaldırdı tabii.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, dün yaşanan olayların ardından bugün Cizre’den gelen fotoğraflar vardı. Olaylara şahit olan vatandaşlar Cizre’de evlerinin 13 saat boyunca silahla tarandığını ve PKK saldırılarının 13 saat boyunca kesintisiz devam ettiğini söylediler. Fotoğrafları da gösterebiliriz uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Vay kahpeler vay. Benim kardeşlerim, aslanlarım gazi, helal olsun. Yalnız devlet böyle şeylerde hemen müdahale edip bunları tamir edip onarsın. Bunları telafi edecek çalışmaların çok süratli olması lazım. Yahut oraya her türlü malzemeyi getirttirsin telafi edilsin. Vatandaşı kendi haline bırakmayalım. Çünkü yıldırmak amaçlı olduğu için tam aksi, evlerini daha muhkem hale getirelim, daha güçlü hale getirelim. Bir de PKK’yı kaçtığı yer neresiyse, banyoya kaçıyor dahi olsa kulağından tutup çıkartsın polis. Bunlar bir avuç it-kopuk şımarık herifler. Acayip azıp şımardılar. Kürt milleti, Kürt kavmi, Kürt kardeşlerimiz, Kürt canlarımız bunlardan nefret ediyor. Ve yıllardan beri başlarına bela oldular. Onurlarına gururlarına saldırıyor bu alçaklar. Kürt kardeşlerimiz çok onurlu insanlar. Bu haysiyetsizler elinde silah olduğu için Kürt kardeşlerimizi, annelerimizi çok rencide ediyorlar. Ellerindeki silah, hepsi toplansın. Bunların silah bırakması diye bir konu yok. Silah bırakmayı beklemeye gerek yok. Gidip silahını elinden alıp, kulağından tutup eğer suç işlediyse cezaevine koymak lazım. Silah taşıması zaten başlı başına suç.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ankara’ya gelen istihbarattan PKK’nın devletin tünellerini kullanarak silah elde ettiği anlaşıldı. Ulaştırma Bakanlığı tarafından Şırnak-Cizre karayolu bağlantısı için Cudi Dağı’ndan geçecek şekilde iki tünel yapıldı. Bölgedeki güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, PKK’nın işbirliği yaptığı silah kaçakçıları bakanlığın inceleme yaptığı ama hala açmadığı bu yolu kullanarak Cizre’ye silah taşıyormuş. Şu an ilçe getirilen silahlar nedeniyle tam bir cephaneliğe dönüşmüş durumda.

ADNAN OKTAR: İşte polis arama yapsın, bütün silahlara el koysun. Vatandaş da kolaylık sağlasın. Silah bırakmasınlar. Mesela silahın ateş ettiği yön belli oluyor, orada yoğun arama yapacaklar. Vatandaşa çok iyi davranıp, çok şefkatli davranıp hiç zarar vermeden, eğer bir tahribat da olursa hemen tazmin ederek, düzelterek özellikle PKK’nın tahribatını, vatandaşa yaptığı tahribatı hemen tazmin ve düzenlemeyle güzel hale getirmek çok iyi olur.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PKK’nın Cizre’de kendilerine karşı çıkanları kurduğu çadır karakollara çekip sorguladığına dair yeni bilgiler ortaya çıktı. Ankara’ya ulaşan istihbarat ve güvenlik birimlerinin raporlarına göre örgüt sözde çadır karakolunda vatandaşların kimliklerini kontrol ederken, belediyelerden aldıkları kayıtlarla karşılaştırma yapıyor. Vatandaşların örgüte karşı herhangi bir mücadele içinde olup olmadığı ya da siyasi bağlantıları Google gibi arama motorlarından araştırılıyor. Vatandaşlara sorgu ve işkencelerin yapıldığının vurgulandığı raporda, kendilerine ters gelen herkes bu çadır karakola çağrılıyor. Gelmeyenlerin araçları yakılıyor, silah tehdidiyle haraç alınıyor. Kimse yapılanları ihbar edemiyor. Ölümle tehdit ediyorlar. Cizre’de bulunan zengin ailelerden bazıları bu durumdan bezdiği için yatırımlarını Mersin ve Gaziantep gibi illere taşımaya başlamış.

ADNAN OKTAR: Bir kere bu çadırları polis hemen söksün. İçindekileri de gözaltına alsın. Suç seyredilmez. Hemen gereğinin yapılması lazım.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çözüm süreciyle ilgili yapılan gizli oturumda PKK’nın süreçteki altı talebini açıkladı. Talepler şu şekilde; “Türkiye’nin yirmi beş eyalete bölünmesi. Öcalan’ın serbest bırakılması. Özerklik koşullarının gündeme getirilmesi. Eyalet başkanlarının meclise getirilmesi. Özerklik hakkının saklı olması. Ve her eyaletin kendi özel güvenlik güçlerinin olması.”

ADNAN OKTAR: İşte “Türkiye’yi paramparça edelim” diyorlar özetle. Bunu seyretmenin bir alemi yok. Adamların niyeti bozuk. Çünkü küçük küçük parçalara böldün mü zaten yok etme an meselesi. Son derece kolay olacak onlar için. Bunu seyretmenin bir alemi yok. Bunu en büyük tehlike olarak görüp derhal müdahale edilmesi lazım. Yani her yerde İran modelinin, İran’ın PKK’yı çökertme modelinin uygulanması lazım. İran nasıl bu alçakları çökertti, nasıl tırstırttı, nasıl korkuttu, nasıl hizaya getirdi? Aynısını Türkiye kat kat mükemmel yapabilir. İran’dan hiçbir şeyimiz eksik değil. İran’da şu an tek bir kişiyi bile PKK kendi tarafına çekmek durumunda olmuyor, ödleri kopuyor. İran, “kapsamlı operasyon yaparım” dedi korkudan hiç yanaşmıyorlar böyle bir şeye. İran’da halk çok vakur, son derece rahat. Hiçbir şekilde hiç kimse müdahale edemediği için gönülleri son derece rahat. İran’da asayiş mükemmel, böyle kalaşnikofla tarama, sokağa çıkamama, gidip ifade vermek, efendim, karakol kurmak mümkün değil PKK tarafından. Adamlar tam hiza olmuş vaziyetteler, topuk selamına geçiyorlar. O pasdaranlarını gördüklerinde yahut İran askerini gördüklerinde dümdüz oluyorlar. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Kılıçdaroğlu, Başbakan Davutoğlu’nun PKK’nın elinde tutsak konumunda olduğunu iddia etti ve şunları söyledi: “Bizim anladığımıza göre doğu ve Güneydoğu’da bir devlet yok. Böyle bir yapıyı biz zaten biliyorduk ama Türkiye’de halel gelmesin diye dillendirmiyorduk. Davutoğlu televizyona çıkıp ilk kez, ‘Güneydoğu’da PKK’nın asker alma daireleri, vergi daireleri, mahkemeleri var’ dedi. Ardından bunlara izin verilmeyeceğini söyledi, Başbakan itiraf etti. Davutoğlu şu anda PKK’nın elinde tutsak. PKK her istediğini Davutoğlu’na yaptırıyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Davutoğlu kabadayıdır. Öyle ona bu tarz dayatmalar yapacaksın, askerlik şubesi kuracaksın, asla müsaade etmez. Çok yakında kapsamlı olarak gereğini yapacağını göreceğiz, inşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan ayın 19’unda Bakanlar Kurulu’nu kendi başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda toplayacağını açıkladı. Bu durum hem siyasiler arasında hem de sosyal medyada tartışmalara yol açtı. Sayın Erdoğan konuyla ilgili açıklamasında, “Alışılmış bir Cumhurbaşkanı olmayacağımı söylemiştim. Halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı olarak seçimler öncesinde şu ifadeyi ben sıkça kullanmışımdır; Anayasa’nın vermiş olduğu yetkiler neyse bu yetkileri sonuna kadar kullanırım. Bir cumhurbaşkanı bakanlar kuruluna anayasanın hükmü gereği başkanlık eder. Gereğinin görüldüğü hallerde toplar, bu hükümdür. Ve Sayın Başbakan’la da bu konuyu görüştük” dedi.

ADNAN OKTAR: İki ayda bir görüşüp durum değerlendirmesi yapması zaten gerekir, makul bir şey, onda bir şey yok. Ama Başbakan birinci sınıf Başbakan, gerçek Başbakan. Yani hiçbir vesayete, hiçbir yönlendirmeye ihtiyacı yok. Ama tabii ki kardeşler konuşurlar, istişare ederler. Başbakan özellikle çok mütevazi, mazlum bir insan. Tayyip Hocam’ın tecrübelerinden istifade eder ayrı mesele. Ama bu, Başbakan ikinci derecede kalıyor anlamına gelmez. İki ayda bir toplantı yapıp Cumhurbaşkanı vatan-millet hakkında bilgi edinmesi, devlet hakkında bilgi edinmesi çok normal.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Kılıçdaroğlu konuşmasına şöyle devam etti: “Davutoğlu Güneydoğu’yu Türkiye’nin toprağı olarak görüyorsa böyle bir manzaraya nasıl izin veriyor? Davutoğlu’na sormak lazım; teröristler hendekler kazdığı zaman acaba Başbakan değil miydin? Oralarda kaymakam, emniyet müdürü, jandarma yok muydu? Valiler yok muydu? Güvenlik gücü denilince o yörelerimizin aklına PKK güvenlik gücü geliyor. Başka bir güvenlik gücü yok. Hizbullah-PKK arasında egemenlik kavgası var. Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları ne oldu? Ülke süratle bir iç savaş ve çatışma içine girmek üzere.” 

ADNAN OKTAR: Devlet istese yani hükümet istese PKK’yı 48 saatte çökertir. Bilmiyorum neden böyle bir strateji uyguluyorlar? Yahut bir bildikleri vardır diyoruz. Ama istese silahları falan hepsini toplar. Nasıl daha önce KCK’lıları kısa sürede topladı, değil mi hepsini doldurdular, teker teker her yerde buldular. PKK’yı da hepsini alır, toplar, götürür istese. Bunu bekliyoruz. Geniş kapsamlı bir operasyonla asayişin sağlanmasını bekliyoruz. Güneydoğu’da halk göğsünü gere gere sokaklarda gezsin. Kürt kardeşlerimiz huzur içinde yaşasınlar. Kürt kardeşlerimize kabadayılık yapıyor PKK, bu çok ağırına gidiyor Kürt kardeşlerimizin, onurlarına çok ağır geliyor. Bu yaptıkları adiliğe devlet, hükümet son vermesi gerekir. Yani bu PKK’nın yaptığı itliği bitirmesi gerekir.

BÜLENT SEZGİN: Tayyip Bey’in çalışma ofisini göstermişler,  fotoğraflarını yayınlamışlar. Sade bir ofis olduğunu belirtiyorlar.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Nerede bu?

BÜLENT SEZGİN: Tam yeri belirtilmemiş ama çalışma ofisi olarak söylenmiş.

ADNAN OKTAR: İnsaf etsinler, işte oturduğu bir koltuğu var. Bu kadar eziyet olmaz ayıp, ayıp artık. Bütün varaklı falan, oymalı koltuklarda oturuyorlar falan. Gayet sade bir hayatı var. Bunu da çok görüyorlarsa insaf artık. O zaman ne yapsın sokakta çadırda mı otursun? Olmaz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: CHP Eski Genel Başkanı Deniz Baykal, Osmanlıca tartışmalarının bir dil tartışması olmadığını “Arap alfabesine dönebilir miyiz?” diye zemin yoklaması olduğunu ileri sürdü? Ve şunları söyledi; “Osmanlıca tartışması dil tartışması değildir arkadaşlar, bir alfabe tartışmasıdır. Osmanlıca diyerek bir alfabe tartışmasını maskelemek istiyorlar, gizlemek istiyorlar.  Tartışmanın özü Latin alfabesinin yerine mümkün olsa Arap alfabesini ikame etmektir. İki alfabeli bir eğitim sistemine mi geçeceğiz?” diye sordu. 

ADNAN OKTAR: Yok, Osmanlıca hakikaten merak ediliyor. İnsanlar bilmek isterler, kitap okumak isterler. Kuran’ı okumak açısından da zaten çok önemli. O harflerin tanınması, bilinmesi çok makul.  Genel kültür açısından çok önemli. Zaten mecburi değil, seçmeli değil mi o?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Tamam genel kültür açısından çok faydalı. Bir insan mesela Osmanlıca bir eser eline geçtiğinde onu orijinalinden okumak isteyebilir. Bence bir kültür zenginliği olarak düşünüyorlar. Yoksa Latince’den vazgeçmek diye bir konu olmaz çünkü bütün sistem Latince’nin üstüne oturtulmuş durumda Türkiye’de. Ve Avrupa’yla bağımız, Amerika’yla bağlantımız yurtdışı, Rusya her yerde Latince’yle bağlantı kuruyoruz. Öyle bir şey olmaz. Bence sadece genel kültür açısından önemli görüldüğü için seçmeli olarak bu dersi devlet teşvik ediyor. Hükümet tabii devlet değil. Evet.

Bak Avusturya Lisesi’nde bizim okuyan çocuklar var, kardeşlerimiz var. Seçmeli ders olarak Osmanlıca var. Avusturya Lisesi. Yabancı Lise yani Osmanlıca öğretiyorlar. Ne var? Ne güzel öyle bir imkânı varsa adamın. Osmanlıca öğretiyor devlet sana bu imkânı hükümet sağlıyor. Bir şey yok, o konu gayet güzel.

Ethem; “Şırnak’ın Silopi ilçesinde YDGH’li teröristler polise ateş açtı, çıkan olaylarda yaralılar var. Hüdapar’lı yetkilileri polisin gece çekilmesi halinde mahallede katliam yaşanacağını ifade etti.” Polis aslandır. Aslan bir yere yerleşti mi geri çekilmez. Polise ateş açtıysa, aslana ateş açtı demektir. Yaralı aslan nasıl olur tahmin ederler.   PKK ayarı olsa, hır dursa iyi olur. Tavsiye ederim. Yani böyle adam ‘keşke yapmasaydım’ dedirttirir. Yani Türk polisi çok yamandır. Özellikle özel harekât.

“Peygamberimiz (s.a.v.) yabancı misafir geldiğinde Bizans cübbesi giyiyor, ihtişamla karşılıyordu. Devletin ihtişamlı göstermesi önemlidir.”  Mustafa Yılmaz. “Siz de onun için her daim ihtişamlı giyinenlerdensiniz değil mi Hocam?” diyor. Müslüman güzel giyinecek tabii, örnek olacak onda şaşılacak bir şey yok. Cenab-ı Allah bize bir nimet verdiyse onu üzerimizde görmek ister. “Allah nimetini görmek ister” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Allah nimetini kulunun üstünde görmek ister. Bak bu çok önemli. Allah nimetini kulunun üstünde görmek ister. Allah seviyor bunu.

BÜLENT SEZGİN: “Her mescit yanında ziynetlerinizi takının” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ayetin hükmü açık. Bak “Her mescit.” Mescit ne demek? Müslümanlar’ın toplandığı yer.  “Temiz ziynetlerinizi takının” diyor Allah. Yani süslü, güzel, kaliteli giyinin.

Kemal Cem; “Kürtler PKK’yı seviyor.” Nefret ederler. Yeminle söylüyorum nefret ediyorlar.  Allah adına yemin ediyorum yani. Gayet eminim. Çok az insan PKK’ya kendini kaptırır, bin de bir. PKK’lıyım diyenlerin büyük bölümü PKK’dan nefret ediyor. Tehditten dolayı bu şekilde. Tehdit. Adamların elinde kanas türü bilmem ne falan otomatik silahlar var.  Halk silahsız. Korkudan ağam paşam diyorlar bunlara. Bu çok korkunç bir durum.

Kardeşim şimdi Kürt kardeşlerimizi insanlar pek görmedi, tanımıyorlar. Çok onurlu insanlar yani alışılmışın dışında onurlular. Haysiyetine, şerefine, gururuna çok düşkünler. Bir de kabadayıdırlar, delikanlıdırlar. Bir kabadayının karşısına sen silah getirirsen ne yapar biliyor musun? Kahrolur o, yani delikanlılık yapamazsa, kabadayılık yapamazsa kahrolur. Güneydoğu’da yapılan bu. Kendilerine asla onlar öyle bir söz söyletmez. Evine PKK’lı gelecek; yeri göğü birbirine katar, asla kabul etmez. Ama kardeşim adamın elinde tam otomatik silah. Düğmeye bastı mı yağmur gibi yağdırıyor kurşunu. Onlara baş eğmek o kadar ağır geliyor ki o canlarıma. Zamanında derin devlet bela oluyordu, şimdi de bu pislikler, bu domuz sürüsü bela oluyor.

Kürt kardeşlerimizin evi nur gibi çok temizdir, pırıl pırıldır. Böyle el işi kanaviçeler falan bembeyaz. Ketenden bilirsiniz yastıklar falan mis gibidir. PKK’lı alçaklar, o pislik bitli domuzlar ayakkabıyla içeri giriyor. “Niye geldiniz?” diyor. “Acıktık ağabey” diyor. Ağabey de demiyor da daha başka. Acıkmış. Orası lokanta mı köpek herif? Destursuz giriyorlar. Ayakkabıyla itip içeri giriyor. Çok fazla Kürt kardeşim bana yazıyor. “Uykum geldi” diyor gidip misafir odasına eşek gibi yatıyor. Oradaki o çocukların yaşadığı tramvayı bir düşün. Gelinler var. Anneler var başörtülü çok nur gibi insanlar. Bir mikrop kardeşim, artık o evi yakmak lazım yani temizlenmez o ev. Pislik herif bitini, pireni oraya niye götürüp döküyorsun? Üstüne üstlük para alıyorlar. Diyor “çocuğu dağa gönder” diyor adamın beti benzi atıyor, mahvoluyor. Yalvarıyor “yapmayın böyle bir şey” diyor. “O zaman para vereceksin” diyor. “Bedelli olmasını istiyorsan” diyor. “Madem askerlik görevini yapmasını istemiyorsun” diyor. Hayvan sen teröristsin, askerlik göreviyle ne alakası var bunun? Terbiyesiz herif.

Bir Kürt’ü en çok kahreden kendine kabadayılık yapılmasıdır. Acayip ağrına gider çok delikanlıdır onlar. Silahsızlar hiçbir şey de yapamıyorlar, acayip ıstırap çekiyorlar. Onun için devlet PKK’yı ezse, Mehmetçiğin alnından öperler bin kere yani. Yani intikamlarını alsa acayip rahatlarlar. Tutsun kulaklarından Kürt kardeşlerimizin ayağının dibine çökertsinler bunları. Kabadayılık yaptığına yapacağına bin kere pişman etsinler.  Hepsi delikanlı, hepsi kabadayıdır Kürt kardeşlerimin ben bilirim. Yiğittirler kabadayı derken efendi böyle nezaketli, kendine laf söyletmez, asildirler yani. Mesela çok az bir parası bile olsa onu misafirine harcar. Mesela diyelim ki bir tane tavuğu oluyor, bir tane yumurtluyor falan misafir geliyor “hemen onu kesin” diyorlar. Çok bilirim ben Kürtler’de herkes de bilir. Çok fedakârdırlar.

Böyle asil insanlara bu pislikleri niye musallat ediyorsunuz? “Gel ifade vermeye gel” diyor. Şimdi bak evinden, evin babası çok onurlu bir insan delikanlılığıyla tanınıyor, şimdi şapkasını giyiniyor, ceketini giyiniyor “ifade vermeye karakola gel” diyor.  PKK karakoluna çadıra. “Ee” diyor Hüseyin Ağa” diyor “sen PKK hakkında ileri geri konuşuyormuşsun” diyor “yardım etmiyormuşsun. Doğru mu bu kulağımıza gelenler?” diyor. “Yok, ağam” diyor “ben öyle bir şey yapmam” diyor. Bak şimdi ne yapsın? Şimdi dese ki “evet doğru söylüyorsun lan” dese “beş kuruş da vermeyeceğim size pislik herifler” dese hemen orada vururlar. Şimdi kabadayılık yapamamanın ıstırabını çekiyor kahrediyor o onları. Alttan almak ne demek PKK’ya? Ne kadar acı bir olay düşünün. Etini koparsan bu kadar ıstırap çekmez Allah esirgesin. Onun için bu işkenceye son verilsin, bu ıstıraba son verilsin.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yarın akşam yani Salı günü akşamı A9 TV’de saat sekizde “Hayata Dair” programı var. Serap Akıncıoğlu ve Altuğ Berker’in konuğu Ortadoğu Gazetesi Köşe Yazarı Ekonomist Şevket Apuhan. Şevket Bey ayrıca MHP üyesi ve size bir mesajı var. RTÜK’ün kanalımızı kınamaya yönelik aldığı kararda MHP’nin hayır oyu verdiğini size mutlaka iletmemizi istedi.

ADNAN OKTAR: Bir alkış MHP’ye. MHP delikanlıdır. MHP hayır oyu vermemiş ama katılmamış oylamaya. Katılmamak zaten hayır demektir.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey kardeşlerimiz eserleriniz vesilesiyle gerçekleştirdikleri tebliğ faaliyetlerine aralıksız devam ediyorlar. Yine çok sayıda haber aldık.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Duyayım.

KARTAL GÖKTAN: Konya’daki kardeşlerimiz Almanya’dan gelen kardeşlerimizle birlikte sohbet etmişler ve size olan sevgilerini konuşmuşlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

 KARTAL GÖKTAN: Dün kardeşlerimiz Antakya Yahudileri’nin Cemaat Başkan Yardımcısı Sayın Haron Cemal Bey’e, Habibi Neccar Cami müezzinine ve Antakya’da yaşayan Hristiyan ve Yahudi vatandaşlarımıza sizin kitaplarınızdan hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: 28 Aralık’ta kardeşlerimiz Mersin’de 55 adet kitabınızın dağıtımını yapmışlar. Pazar günü Bandırma’da kardeşlerimiz sizin kitaplarınızı sergileyip dağıtmışlar. 240 adet kitabınız Fatih Eğitim Fakültesi lojmanlarına ve civarlarına dağıtılmış.

ADNAN OKTAR: 240 bin demektir. MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Cumartesi günü de evde bir araya gelmiş ve sohbet etmiş kardeşlerimiz. Oradaki iki hamile kardeşimiz sizden bebekleri için hayır duası rica etmişler.

ADNAN OKTAR: Allah selametle o güzelleri dünyaya getirmelerine imkan versin. Allah acı çektirmesin. Huzurla, rahatlıkla doğum yaparlar inşaAllah. Çocuklar da inşaAllah sağlıklı, sıhhatli olur. İmanlı olurlar inşaAllah, İslam’a, Kuran’a hizmet ederler.

KARTAL GÖKTAN: Bugün kardeşlerimiz Tuzla, Pendik, Kartal ve Maltepe ilçelerindeki emniyet müdürlüklerine, kaymakamlıklara ve belediyelere Yaratılış Atlası ve kitaplarınızdan hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Çok güzel olmuş maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Düzce’de bulunan kardeşlerimiz Pazar günü merkezde 25 adet kitabınızı ve 500 adet A9 broşürünü dağıtmış. Bugün kardeşlerimiz Münih’e 70 kilometre mesafede bulunan Ingolstadt şehrine ve civarında 60 adet Almanca Evrim Aldatmacası ve 400 adet Türkçe eserlerinizden dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Ne bereket, ne güzellik. Şu sevimliliğe bak maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Merzifon ve Suluova’dan kardeşlerimiz birlikte Merzifon’da 500 kitap, Vezirköprü’de 200 adet kitap dağıtmışlar. Ayrıca Havza, Suluova, Merzifon’daki tüm camilere Bağnazlık kitabınızı hediye etmişler. Bursa’dan kardeşlerimiz 24 ve 25 Aralık tarihlerinde evde bir araya gelmişler, yazılarınızdan okuyup üzerinde sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, o bereketli güzel bir yol.

KARTAL GÖKTAN: Pazar günü kardeşlerimiz Ürgüp ve Nevşehir’de 300 adet kitabınızı ve 50 adet CD dağıtmışlar, akşam da beraber yemek yemişler.

ADNAN OKTAR: Oh oh oh maşaAllah çoluk çocuk. Ne güzel süsler yapmışlar, ne güzel. Cennet sofralarında da Allah onlara güzel ikramlar yapsın. MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bir faaliyet haberimiz daha var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yine bugün Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde kardeşlerimiz 750 adet PKK tehlikesi broşürünü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Oo maşaAllah hem de 750 adet çok güzel. Kürt kardeşlerimizi PKK’ya ezdirmesin hükümet. İstirham ediyorum. Yani karakollarına gidip ifade vermek durumunda kalmasınlar. Gururlarını kıramasın PKK. Devlet onların kolunu bacağını kırsın, kanunla, hukukla.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Serap Tunç kendi sosyal paylaşım sayfasına “Adnan Hoca’ya sevgilerimle” yazarak bir video paylaşmış. Serap Tunç 2008’de Miss Model Of Turkey yarışmasında kraliçe seçilmişti, sonrasında Miss Model Of The World yarışmasında da dünya üçüncüsü olmuştu. Uygun görürseniz gösterebiliriz videoyu.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Ama çok güzel montaj olmuş, bayağı güzel olmuş tebrik ederim. MaşaAllah. O güzeller güzeline de selam ediyorum. Çalışması da çok hoş olmuş tebrik ediyorum.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır Spor’la Galatasaray arasında yapılan maçta İstiklal Marşı’nın ıslıklanması üzerine Gençler Birliği Başkanı İlhan Cavcav “Maçlarda İstiklal Marşı okunmasın” şeklinde bir öneri getirmişti. “Başbakanımız talimat versin İstiklal Marşı liglerde yasaklansın. Yarın öbür gün bu olayların çoğalması ülkemizde daha büyük kargaşalara sebebiyet verir diye düşünüyorum” demişti. Bu sözlere tepki olarak Trabzonspor-Eskişehir maçında Trabzonsporlu taraftarlar karşılaşmanın 61. dakikasında dev bir Türk bayrağı açıp hep bir ağızdan İstiklal Marşı söylediler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel olmuş göreyim. MaşaAllah, helal olsun aslanlara maşaAllah çok doğru, güzel yapmışlar. Kardeşim “bayrak asmayın” diyorlar bayrak indiriyor. “İstiklal Marşı okumayın” İstiklal Marşı. “Bura PKK’nın bölgesi buraya girmeyin” diyor girmiyor. Vatanı teslim edin diyecek edecek yani. Böyle olmaz. İstiklal Marşı’ndan bir millet vazgeçti mi, bayrağından vazgeçti mi mahvolmuş demektir. Yaşamasının anlamı yok ondan sonra.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dün PKK’lıların yaktığı evde hamile bir kadın ve çocuğunu ailesi evin duvarını dışarıdan kırarak kurtarmış. Fotoğraflar da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Kardeşim şimdi bu, reva mı bu? PKK Kürt kardeşlerimize dehşet saçıyor. Bu alçaklığa müsaade etmeyelim. Benim kardeşlerim başını yastığa koydu mu rahatça, huzur içinde yatsınlar. Güvenlik elemanları her yerde olsun. Polis, jandarma her yerde olsun. Bunların şımarıklığını, azgınlığını mutlaka kökten kesmek lazım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Avrupa’da Müslümanlar’a yapılan saldırılara bir yenisi daha eklendi. İsveç’te bir camiye daha saldırı yapıldı. Cami, kimliği belirlenemeyen kişilerce kundaklandı. Duvarlarına ve camlarına zarar verildi ama ölen ya da yaralanan olmadı. Bu İsveç’te son haftalarda hedef alınan üçüncü cami. Kısa bir süre önce de cami saldırılarında beş kişi yaralanmıştı. Almanya’daki İslam karşıtı olan ve bu hafta 18 bin kişiyi sokağa döken Pegida hareketine karşı ise Almanya’da yaşayan Türkler sokağa çıkmaya hazırlanıyor.

ADNAN OKTAR: Onlar sokağa çıkar, öbürleri de sokağa çıkar bununla hallolmaz, sevgiyle hallolur. Merhametle, şefkatle hallolur, dostlukla hallolur. Bunun olması için de Mehdiyet gerekir. Mehdiyet Hristiyan’ı, Musevi’yi,  Müslüman’ı dost ve kardeş yapacak bir sistemdir. Bütün Müslümanlar’ı mezhep ayrımı gözetmeksizin bir araya getirecek sistemin adıdır Mehdiyet. Mehdiyet’in dışında bir çözüm yok. Adam direnecektir, belki üç-dört yıl daha direnecektir. Ama sonunda Mehdiyet’i bütün insanlık kabul etmek durumunda kalacak. Çünkü dünyanın en acil ihtiyacı şu an Mehdiyet’tir. Yemekten, içmekten daha önemlidir Mehdiyet. Bütün dünyayı kurtaracak Allah’ın insanlara sunduğu bir ikram, bir güzelliktir Mehdiyet. Direnmek felaket getirir. Mehdiyet’e tabii olmak da huzur ve bereket verir.

AYLİN KOCAMAN: Siz daha önce Adnan Bey söylemiştiniz “ne kadar ülkeler zengin olursa olsun öyle bir sevgi anlayışı olmadığı sürece Allah bereketini vermez” diye. Bu Avrupa Birliği ülkelerinde ırkçılık çok yayıldı şu anda. Göçmenlere karşı bir politika olarak yayıldı ve çok şu an güçleniyor. Onun karşılığında da ekonomik kriz başladı. Hepsi bölünmek istiyorlar, bayağı sevgisizlik hâkim oldu.

ADNAN OKTAR: Sevgisizliği önemsiz görüyorlar. Bütün dünyayı mahvetmedi mi bu sistem? Amerika çöktü, Rusya çöktü. Bir aşamasındalar şu an. Daha da çökecekler Avrupa mahvoldu, Avrupa iflas etti. Tek sebebi sevgisizlik, egoistlik, bencillik. Dünya bütün insanlara bin kere yeter. Ama vahşiyane bir egoistlik dünya genelini sarmış vaziyette. İyi insanlar var ama sayıları az şu an. Bir süre sonra Mehdiyet vesilesiyle bütün dünya, bütün insanlık çok iyi insan haline gelecek. Hep beraber göreceğiz, sabırlı olanlar görecekler.

“Geçen günlerde çok güzel bir açıklama yaptınız. Allah’ın küçükten büyük yaratmayı sevdiğini anlattınız. Bu çok güzel bir açıklama, hiç duymadım daha önce. Ayrıca herkese karşı sevgi ve saygılı olmanız çok güzel bir şey. Bu gerçekten rahatlık veriyor insana” diyor.

Yok, yok Ahmet Davutoğlu Hocam hakiki Başbakan’dır, birinci sınıf Başbakan’dır. Tayyip Hocam’ın da Bakanlar Kurulu’nu toplayıp bilgi alması iki ayda bir son derece makul gerekli bir şey. O “başbakanlığa gözüne dikti, Türkiye’yi ben yöneteceğim” anlamına gelen bir şey değil bu. Ne olup bittiğini anlamaya çalışan bir toplantı bu. Tayyip Hocam o nezaketi bilir, inceliği bilir.

Bugün izleme çok yüksek. Neden? Son günlerde akıl almaz bir izleme yüksekliği oluştu. Anlayamıyorum yani.

BÜLENT SEZGİN: Sizin anlatımlarınızın, yorumlarınızın çok etkisi var Hocam.

KARTAL GÖKTAN: Herkes merak ediyor; gündemdeki konular.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Sadece Allah’tan korkuyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Benim muhabbete başladın mı bırakılması mümkün değildir. Özel irade kullansa da bırakamaz şahıs. İllaki sonuna kadar izleyecek, inşaAllah.

AYLİN KOCAMAN: Bir de Adnan Bey PKK’ya karşı bunları duymaya ihtiyacı var halkın. Siz de dobra dobra söylüyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Evet elhamdülillah. Yarın okullar tatilmiş öyle mi?

AYLİN KOCAMAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Hava durumundan dolayı mı? Şu an kar yağıyor mu?

KARTAL GÖKTAN: “Sabah kuvvetlenebilir” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Güzel kardan adam yapalım. Yani şart. Kardan tatil ilan edilmiş. Evet, iyi yapmışlar tabii. Çok zor oluyor çocuklar için özellikle. Minik köfteler, ne şeker şeyler onlar. Büyük bir gayretle okula gidiyorlar her gün sabah. Çantalar, beslenme çantası, kaşkoller suratta. Kafada takke, botlar falan her şeyi mükemmel oluyor.

Fikret bir şey anlatmak istiyor musun?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Dinleyelim o zaman.

KARTAL GÖKTAN: Koyu hükümet karşıtı olmasıyla bilinen solcu Gazeteci Ceyda Karan, Galatasaray takımı, Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı ziyarete gitti diye bu takımı tutmayı bıraktığını söyledi. Twitter’da da şöyle bir paylaşımda bulundu. “Kırk yılı aşkındır tuttuğum takımın taraftarlığını bırakmak da varmış. Buraya kadar” dedi.

ADNAN OKTAR: Özgürlük var. İsterse böyle bir şey yapabilir. Hani “Niye bıraktı?” Mantığı olmaz ki bunun. Özgür, istediği gibi eleştiri de yapar. Hakaret olmadıktan sonra istediği takımı tutar, istediğini bırakır. Yani bunun bir haber değeri olan bir yönü yok. Serbest.

Evet, şimdi PKK tehlikesi mi var? Ne var anlattığımız?

BÜLENT SEZGİN: Olabilir evet, videolar.

ADNAN OKTAR: Tamam kısa bir süre ara verelim. Yine muhabbete devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Evet, PKK tehlikesi ile ilgili videomuzdan sonra programımız devam edecek, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah.

VTR: Bölgede Demokratik Özerklik Değil, Bağımsız Komünist Kürdistan Kurulmak İsteniyor

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere. Hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü