Harun Yahya

Sohbetler (4 Ocak 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: STAR yazarı Orhan Miroğlu, bugünkü yazsında şunları söyledi: “40 yıldır PKK’dan kurtulmak için çareler arandı ama bu çarelerin hiç biri çare olmadı. Kimi İslami aydınlar Hüda Par ve ümmetçiliği bir çare olarak gündeme getirmeye başladılar-ki, bu yazıları okuduğumda içimden ‘Allah Türkiye’yi bu çareden korusun’ demek geçiyor. Çünkü bu çarenin yol açacağı yegane şey, Kürtlerin kendi aralarında adeta bir iç savaşa sürüklenmeleri ve herkesin, hatta olup bitenlere seyirci aklamayacak olan devletin kendi şiddetine yeniden yenik düşmesidir.”

ADNAN OKTAR: Hüda Par rezalet çıkarmaya yatkın bir yapı değil. Baya saygılılar, ben bakıyorum konuşmalarına dindar, sadece kendilerini korumanın peşindeler. ‘Nasıl yapsak da bu beladan kurtulsak’ mantığındalar. ‘Biz ayaklanalım hadise çıkaralım’ falan demiyorlar. Ama PKK direk “ayaklanalım” diyor. Onun için Miroğlu Hoca biraz tek yanlı konuşmuş olmamış.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cübbeli, intihar eden kişilerin ahiretteki durumlarıyla ilgili şunları yazmış: “İntihar eden kişi imanlıysa, ebedi cehenneme mahkum olmayacak. İntiharın haram olduğunu bilmesine rağmen dayanamadığından yaparsa günahkar olur. Bu kişinin cenaze namazı da kılınır, Allah onu af da edebilir. Cehenneme girse de diğer günahkarlar gibi cezasını çekerek kurtulur, cennet ona ebedi haram olmaz” demiş.

ADNAN OKTAR: Müslüman için zaten Kuran’da öyle bir işaret var. Cenab-ı Allah “dilemesi dışında” diyor. Cenab-ı Allah dilerse, O’nun dilediği neyse, o olur. Fakat tabii Allah vermesin, Müslüman intihardan şiddetle kaçınacak, cinayettir, o da bir cinayettir, olmaz. Nihayet, dayanamadım olmaz. Allah ayette diyor; “Dayanamayacağı bir yük yüklemeyiz” diyor. Öyle bir şey olmaz. Hiçbir yerde öyle bir şeye rastlanmaz. O bir cinnet hali. Cinnet haline karşı daima Müslüman uyanık olacak. Şeytanın bir oyunudur o. Şeytan alıp götürmek ister cehenneme, yanına götürmek ister. İddialı ya, illa dediğini yapacak. Onun için Müslüman’ı kandırmak ister, Müslüman kabul etmeyecek. Haram olduğunu bildiği için, Cenab-ı Allah’a sığınacak. “Hasbiyallahi ve ni’mel vekil” diyecek, haramdan kaçınacak.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Beşiktaş’ın yıldızı Demba Ba kişisel İnstagram hesabından, kendisiyle birlikte Kuran-ı Kerim dinlerken çektiği görüntüleri paylaştı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Ama kedi de çok şekermiş. Demba Ba da kedi de mükemmel. O delikanlı maşaAllah baya dindar, çok efendi Allah ömrünü uzun etsin, hidayet versin. Demba Ba güzel bir örnek. Dindar sporcu, samimi sporcu özelliği var. Müslümanların sevdiği bir insan, herkesin sevdiği bir insan. Allah ömrüne bereket versin, sağlık sıhhat versin, sakatlıktan, hastalıktan Allah korusun. Mutluluk içinde yaşatsın Cenab-ı Allah. Cennete nasip etsin ahirette de. Konuşmalarıyla, hareketleriyle İslam’a, Kuran’a hizmet eden bir insan. Şöhret olduğu için de yaptığı her hareket İslam’ı savunan, Kuran’la ilgili her güzel tavrı İslam’a çok büyük katkı olmuş oluyor. Allah her yerini nur etsin. Akıllıca hareket ediyor maşaAllah, elhamdülillah.

Güneydoğu demek, Hüda Par demek değil. O bir parti. O düşüncede insanlar olabilir, başka görüşte de insanlar olabilir. Fakat Güneydoğu dindardır, asildir, soyludur. PKK eski azgınlığını ve azametini kaybetti. Gece-gündüz aşağılanma bunlara yaradı, baya ferahladılar. Çünkü televizyon kanallarının büyük bir bölümünde bunlara sempatiyle bakan, saygı duyan bir üslup vardı. ‘Abdullah Öcalan şöyledir, PKK böyledir, özerklik olsun’ bilmeme ne falan. Sanki saygın bir kurummuş gibi PKK, Abdullah Öcalan böyle çok muhterem bir insanmış gibi, sözü dinlenmesi gereken bir insanmış gibi göstermeye kalktılar. Deccaliyetin en iyi anladığı şey, aşağılanmadır. Hadislerde Peygamberimiz (s.a.v) onu vurguluyor. “O bir aşağılanma yüzünden ortaya çıkar” diyor zaten, aşağılanma. Aşağılandıkça hizaya gelirler, aşağılandıkça hizaya gelirler. Şu an diz çökmeye doğru gidiyorlar. Bak, kabadayılık yapmıyorlar artık, itlik yapmıyorlar. Çünkü İran örmeğini verince, bütün verdikleri emekler boşa gitti. Bunlar dünyaya baş kaldırmış, herkese kafa tutan adam konumundaydı. Halbuki İran’ın karşısında köpek gibi titreyen, baş eğen son derece aşağılık konuma düşen, teslim olan bir yapıdalar. Kendi liderlerinin ifadeleriyle bunu açıkça gösterdim, anlattım. Ondan sonra bunlar kuyruğunu kıstırdı bacaklarının arasına, daha itlik yapmıyorlar dikkat ederseniz. Aşağılamaya da devam edeceğiz. Karaktersiz ve pislik bir yapılanma olduklarını, kendileri de çok iyi anladılar. Bir kere koydukları isim olayı tam anlatıyor bak; pislik, kahpe, kalleş; P-K-K, buradan zaten olay çok net anlaşılıyor. Adamlar kendilerinin ne olduklarını bilerek bu ismi koymuşlar zaten. Bu kadar özet isim olamaz bak, adamların üç ana vasfı var, pislik, kahpe ve kalleş; P-K-K diye isimlerini kendileri koymuşlar. Müsaade yok itlik yapmalarına. Bütün ülkelerden it gibi yılıyorlar, Avrupa’da hazır oldalar, Amerika’da hazır oldalar, Türkiye’de müthiş şımarma ve azma halindeler. İran’da tam hizaya girmiş vaziyetteler. İran da psikopatlık yapıyor arada sırada, “giyin ulan etek” diyor bunlara etek giydiriyor, “oynayın” diyorlar, oynatıyorlar İran askerleri bunları. Etek giydirip oynatıyorlar. Türkiye’de de Mehmetçiğe kabadayılık yapmaya kalkıyorlar. Bir lakayt kanal da gece-gündüz PKK’dan korkan titreyen bir kanal, işte “Adnan Hoca böyle diyor, şöyle diyor” diyor. Diyeceğiz daha dur bakalım. Acayip saygılı konuşuyorlar PKK’ya. Neredeyse ayağının altını öpecekler korkudan. Bunlara delikanlılığı öğreteceğiz.

Amerika’da PKK’ya müthiş bir muhabbet vardı, benim yazılarımdan sonra, uyarılarımdan sonra Amerika, “aman durun, ne yapıyorsunuz?” dediler. PKK desteği durdu Amerika’da. Silah vermeyi düşünüyorlardı, her türlü hazırlık vardı. Ben NEOCON’lara, hepsine şuna buna mektup gönderdim, adamlar teker teker hepsi geri çekildiler. Şu an desteklemiyorlar. Amerika harıl harıl PKK’ya silah vermeye hazırlanıyordu, vazgeçti. Bizimkiler koro halinde birçoğu PKK’yı övüyor, hatta ‘silah verelim’ diyenlerin de haddi hesabı yoktu. Biz PKK’nın ipliğini pazara çıkarınca, rezil rüsva edince, Amerika da durumu anladı. Demek ki gereğini yapıyoruz.

“Kitap ehli deyince, ben Müslümanları biliyordum” diyor. Halbuki kitap ehli demek, Hristiyan ve Musevilerdir. Musa Yusefi.

“Hüda Par üzerine konuşuyorlar. Bence Hüda Par’a dikkatli yaklaşılmalı. Kürtlerin sağcı dindar Kürtlerin temsilcisi gene bir Kürt partisi denilmek isteniyor. Bir tezgah gibi Sayın Hocama arzla ve selamla dua ile şahsına ulaştırın. Cevap içinde sadece gereğini arz açısından bildiriyorum” diyor. Hüda Par Müslümanların temsilcisi öyle denir mi? Olur mu öyle şey. Orda birçok gruplar var.  Saadet Partisi de var. O da dese ki ben bütün Müslümanların temsilcisiyim. Saadet Partisi daha eski daha büyük bir parti. Böyle bir şey olmaz. Müslümanın partisi yok. Müslüman partici olmaz. İstediği yeri seçer yapar ama her parti içerisinde Müslüman olur. Her zaman olur. AK Parti’de Müslüman yok mu? Çok çok fazla. CHP’nin yok mu? Çok fazla. Her partide var. Ve milliyetçi hareket partisinde yok mu? Çok fazla var. Dolayısıyla şu parti Müslümanların temsilcisidir, bunun bir anlamı yok.

Çok fakir bir evde çok fakir insanlar bunlar. Ve acıyla çileyle yetişmiş insanlar. Bak aşkla, coşkuyla söyledikleri için çok özenli söyledikleri için kıyası kabil değil yani bence Orhan Baba olsun ama Orhan babadan bile güzel söylemişler. Çok şahane. Aşk çok önemlidir. Çile çok önemlidir. Nerde fakir insan varsa, acı çekmiş insan varsa, eğer sanatçıysa gerçek sanatçı odur, ben söyleyeyim. Mükemmel söylüyorlar çok çok güzel söylüyorlar. Acı çekmemiş adama sen söylet, hemen hissedilir. Hayır dersin şu gözü kapalı dinlet hangisi acı çekmiş hangisi acı çekmemiş hemen bilir. O sanat gücünden anlaşılır. Diyorlar ki “dünyada niye çile çekiyoruz, niye acı çekiyoruz?” Kardeşim eğitiliyorsun. İnsan oluyorsun. Gerçek insan oluyorsun. Öbür türlü acı çekmezsen, odun olursun. Odun başka bir şey değil yani. Çileyle eğitiliyor insan.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Levent Gültekin ayrıca yazısında IŞİD’in yaptıkları hadislerde var diyen İlhami Güleri örnek vermiş. İlhami Güler Hoca o programda şunu söyledi; “IŞİD’in savundukları ve yapmaya çalıştıkları Kuran ve sünnetin vaaz etiklerinden farklı değil. Yani bu kaynakları düz bir okumayla ele alırsak, bu insanların yaptıkların hepsi bu kaynaklarda var. Bu yabana atılacak görüş değil” demiş yazısında.

ADNAN OKTAR: Şimdi IŞİD’in çıkacağı ve böyle bir sistem olacağı Peygamberimiz (s.a.v) hadislerde belirtmiş. “Kan dökecekler” diyor, “baş kesecekler. Kan oluk oluk akacak. Şiddet çok yükselecek. İnsanlar feryat edecek” diyor ve “bir kurtuluş aranacak. İşte bu ortamda” diyor “evlatlarımdan Muhammed Mehdi zuhur edecek” diyor. “Ondan sonra kan duracak, ıstırap duracak, acıları bitecek, silahlar kalkacak, dünyaya barış gelecek” diyor. IŞİD çıkıyor, Hz. Mehdi (a.s) zuhur ediyor. “Ve hepsi” diyor “Hz. Mehdi (a.s) tabi olurlar” diyor, “kan ve şiddet durur. Ve silahlar kaldırılır” diyor Peygamberimiz (s.a.v). O kısmını anlatamıyorlar.

Keşanlı Tahir. Biz tabi Keşanlı Tahir diyoruz üstadımıza. Canım benim yani o çile dünyasının ortamını da bu çok iyi vurguluyor isim. Yani nasıl acı ortamında olduğunu da gösteriyor. Nasıl ıstırap çektiğini gösteriyor. Çok güzel insanlar onlar ama değerleri o kadar bilinmiyor. Geçenlerde o dinlettiğim, dişlerin hiç biri yoktu. Yazık canım benimin. Baya fakir, semt fakir, kaldığı yer fakir böyle. Ama anlatılacak gibi değil. Odanın içi falan her şeyden anlaşılıyor olay. Ama nefis sanat güçleri var, maşaAlalh.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cübbeli Ahmet Hoca Beşiktaş’ın yıldızı Demba Ba’nın secdeli gol sevincini eleştirdi. “Sanatçılardan sporculardan, ünlülerden kim İslam nişanı bir şey yaparsa, biz memnun oluruz. Gündeme İslam gelir. Çoluk çocuk merak eder bu ne yapıyor diye. Ama şükür secdesinde kıble şarttır. Rast gele mi yapıyor. Mübarek öyle gol attığın tarafa secde olur mu? Seyyar kıble olur mu?” dedi.

ADNAN OKTAR: Orada çocuk fıkıh alimi değil o. İyi niyetle orada Allah’a olan sevincini dile getirmek istiyor. Yani bildiğimiz namaz anlamında secde değil o. O bir sevinç Allah’a karşı sevincini göstertiyor. Dolayısıyla orada onu bir kıble tahini o anda mümkün olmadığı için, sevinç gösteri olarak onu yapıyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: CIA eski Türkiye uzmanı Graham Fuller, 2015 için bazı tahminlerde bulundu; “Yolsuzluklarla imajı zedelenen Erdoğan’ın 2015 de halk desteğini çok daha büyük ölçüde yitireceğini ve Erdoğan’ın kurduğu sistemin çatırdayacağını” ifade etti. Yine aynı analizde “IŞİD’in de 2015 etkisini yitireceğini, bölgede İran’ın güçlü ve etkili hale geleceğiniz” söylüyor.

ADNAN OKTAR: İran zaten şu an güçlü bölgede ve etkili. Çünkü dinden kaynaklana Mehdiyet’ten kaynaklanan bir heyecan içindeler. Kim Hz. Mehdi (a.s)’ı seviyorsa, Allah onu güçlü kılıyor. İran Hz. Mehdi (a.s)’ı sevdiği için, Allah PKK belasında üstünden alıyor, güç kuvvet veriyor cesaret veriyor. Kim ki Mehdiden uzak mağlup oluyor, eziliyor, mahvoluyor. Mesela bak Irak tavır aldı Mehdiyet’e karşı, mahvoldu. Suriye Mehdiyet’e karşı tavır aldı, mahvoldu. Mısır Mehdiyet’e karşı tavır aldı, mahvoldu. Mısır hükümeti iktidara geldiği zaman bak Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsedin, İttihad-ı İslam’dan bahsedin, devletiniz ali olur dedim. Öbür türlü helak olursunuz dedim. Burada konuştuk. Sözümü dinlemediler, helak oldular. Sonrada geldiler, “evet halklıymışsın” diyorlar. Esad’a da bu olaylar başladığında dedik ki, Mehdiyet’in varlığından övgüyle bahset. Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olduğunu söyle. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışını beklediğini söyle dedim, bak kurtulacaksın dedim. Öbür türlü helak olacaksınız dedim. Sözümü dinlemedi, bak helak oldu. Libya da aynı şekilde. Mehdiyet’e kim muhabbet duyarsa, kim bağlanırsa, ali oluyor, güçleniyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz Raşid Gannuşi içinde demiştiniz Adnan Bey, Mehdiyet’ten bahsetmesi gerekir diye. Daha sonra o da iktidardan gitti zaten.

ADNAN OKTAR: Kim olursa olsun, iktidar elinden gidiyor. Ama Hz. Mehdi (a.s)’ı bekleyen, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı bekleyen kim olursa olsun, Allah onu ali yapıyor, güçlü kılıyor. Çünkü Ortadoğu coğrafyası, Hz. Mehdi (a.s)’a göre şekilleniyor, Mehdiyet’e göre şekilleniyor. Cenab-ı Allah’ın bir amacı var. Dünya boş yaratılmış değil. İslam’ı dünyaya hâkim etmek Mehdi’sini çıkartmak, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı yeryüzüne indirip insanlara göstermek, bir süre sonrada kıyameti koparıp dünyanın sonunu getirmek ve ahireti insanlara göstertmek. Adamlar istiyor ki ahirette olmasın, Mehdiyet’te olmasın, İttihad-ı İslam’da olmasın. Dünyanın işleriyle boğuşalım işte çekle, senetle boğuşalım, araba alalım, araba satalım bura eğlence yeri değil. O zaman Allah cehenneme çeviriyor tabii.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Gelişmekte olan 8 ülke D-8 Ekonomik İşbirliği Örgütü genel sekreteri Seyyid Ali Muhammed Musavi, “örgütlerinin İslam dünyasının en büyük 8 ekonomisinden oluştuğunu” belirterek, “her alanda üreten büyük bir nüfusumuz var. Eğer İslam dünyasında sorunlar çözülecekse, bir şeyler yapılacaksa bu D-8 içinde yapılır” dedi.

ADNAN OKTAR: Şu ana kadar niye olmamış? D-8 çok eski. Olmuyor ve olmayacak. Sen D-8’le Mehdiyet’e karşı meydan okursan, Mehdiyet’e karşı kendince Suni sistemler çıkarırsan, Allah’ın sistemini beğenmeyip alın size D-8 dersen, sonuçta mağlup olursun. Niye anlamazdan geliyorsun? Üslubundan bile belli. “Olursa” olmamış, olmuyor ve olmayacağını da görüyorsun. Niye Mehdiyet’e direniyorsun, niye Allah’ın planına direniyorsun? Niye kendi kör açmazlarınla Müslümanları kör açmaza sürüklemeye kalkıyorsun? Girmişsin bu yola, kör açmaza girmişsin, yenilmişsin hiçbir şeyde yapamıyorsun, arkasından başarı bekliyorsun. Daima bu tip yöntemlerde mağlubiyet gelir, başka bir şey gelmez. Mehdiyet’e karşı her suni çözüm, felaketle sonuçlanır. 30 kere denediler, 40 kere denediler akıllanmıyorlar.

Evet, dinliyorum.

CELAN ÖZBUDAK: Siz biliyorsunuz Adnan Bey, Mesela ekonomi düzelirse IŞİD ortadan kalkar gibi açıklamalarda yapıyor sürekli.

ADNAN OKTAR: Allah’tan, dinden haberleri olmadığı için, suni yöntemlerle, dünyevi yöntemlerle çözüm bulacaklarını zannediyorlar, bulamazlar. IŞİD’in de çözümü Mehdiyet’tir, diğer konuların çözümü de Mehdiyet’tir. Anlamadıkları müddetçe sürekli böyle aranacaklardır. Bak sürekli arıyorlar dikkat ederseniz. Deminki de arıyor, bu da arıyor. “Ne yapsak acaba” diyor. Allah sana yol göstermiş, anlamazdan geliyorsun.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Abdurrahman Dilipak’ın “AK Parti bir proje partisidir. Amerika, İngiltere ve İsrail’i destekleriyle kuruldu” açıklamalarını değerlendiren Yalçın Küçük, benzer şekilde “AK Parti’nin, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından bu gün yaptıklarını yapması için kurulduğunu” iddia etti.

ADNAN OKTAR: Neymiş bu gün yaptıkları? Yok, söylesin ne olduklarını. Şu ana kadar Tayyip Hocam baya faydalı şeyler yaptı. Zararlı olan, yanlış olanları söylesin. Yani şunları şunları şunları yaptı desin bizde anlayalım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Davutoğlu’nun müjdesini verdiği Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi bir buçuk milyon dolara mal olacak ve Yeşilköy’e yapılacak.

ADNAN OKTAR: Yeşilköy’e?

BÜLENT SEZGİN: Evet, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel, hayırlı iş. Kilise ’de yapsınlar, Sinagog da yapsınlar. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında serbestti. Allah, Müslümanların sahip çıkmasını söylüyor kiliselere, sinagoglara. Saldırın demiyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: KCK’nın gençlik yapılanmasından sorumlu örgüt Komelen Ciwan’ın Şırnak’taki olaylarda yaralanan ve hastanede ölen Musa Azma ile yaptığı açıklamada; “Devletin polisi, asker ve memuru hem halkımızı katledip, hem de Kürdistan’da yaşayamaz. Bizlerde Musa Azma yoldaşımız şahsıyla yapılan katliamın ve tüm katliamların hesabının sorulacağının sözünü veriyoruz” denildi.

ADNAN OKTAR: Siz katliam ortamını meydana getiriyorsunuz, çocukların eline bomba veriyorsunuz, silah veriyorsunuz, polise saldırtıyorsunuz, sonra çatışma oluyor, sonra vuruluyorlar, sonrada intikamımı alacağım diyorsunuz. Zaten onları adam öldürtmeye gönderiyorsun sen oraya, çiçek ekmeye göndermiyorsun. Çatışmaya gönderiyorsun, vursunlar diye gönderiyorsun. Karşılıklı bir müsademe olsun, savaş olsun diye gönderiyorsun. Ondan sonra onlara sanki hiçbir yapmamış gibi üslup kullanıyorlar. PKK’nın densizliği, münasebetsizliği.

O kiliseyi cemaat yaptırıyor değil mi?

AYLİN KOCAMAN: Evet, arsayı da devlet veriyor.

ADNAN OKTAR: Arsayı devlet veriyor. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da bu tip uygulamalar var, benim bildiğim.

CEYLAN ÖZBUDAK: Zaten bu hükümet Adnan Bey siz biliyorsunuz inşaAllah, Suriye’den gelen Hristiyanların Antakya’daki kiliseleri onardığı ve yeni yol yaptığı yönünde. Normalde Cumhuriyet tarihinde hiç yapılmamıştı böyle bir şey. Devletin buna bütçe ayırması, ilk defa oldu.

ADNAN OKTAR: İşte bunlar hayır, hayırlı gelişmeler. O zaman sen Atina’da camide yaparsın, Paris’in ortasında büyük camiler yaparsın. Ama sen burada kilise yaptırmazsan, onlarda sana cami yaptırmazlar, olmaz. Allah kiliselere git engel olun, onları durdurun demiyor. Bilakis “koruyun” diyor, ayet var.

Şimdi Cenab-ı Allah bu önümüzdeki günlerde dünyanın ekabirlerine, dünyanın azametlilerine diz çöktürerek Mehdiyet’i kabul ettirecek. Hep beraber seyredeceksiniz. Bak şimdi anlayamadık, bulamıyoruz, çözüm bulamıyoruz, ne ki bunun çözümü, ne yapsak acaba faslındalar. Şimdi Allah baskıyı biraz daha artıracak 2015 ‘te. Ne yapsak, ne etsek diye bağırmaya başlayacaklar. Sonra Mehdiyet konusu gündeme gelecek. Diyecekler “Müslüman âlemin bir başı olması gerekmiyor mu? Gerekiyor” diyecekler. “Acaba ne yapsak” demeye başlayacaklar. Sonra Hz. Mehdi (a.s) ismini zikretmeye başlayacaklar. Sonrada Hz. Mehdi (a.s)’ı aramaya başlayacaklar, o da usulen arama. En kaçındıkları konuya, Allah onları en mecbur edecek. Hepsi Hz. Mehdi (a.s) arayışı içinde ama gururundan onu dillendirmek istemeyen garibanlar konumundalar. İnsan acıyor hallerine. Allah acınacak hale getirmiş. Israrla ve direterek Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmek istemiyorlar. Bu olaylar sizi zaten zorla Hz. Mehdi (a.s)’a bağlamak için yapılıyor. Allah’ın şu an yaşattığı dehşetin tek nedeni, Hz. Mehdi (a.s)’ı kabul etmeniz. Bunu kabul etmediğiniz müddetçe dehşetin dozu daha da artacak, şiddetin dozu daha da artacak. Ve mecburen Allah’ın Cabbar ve Kahhar isimlerinin tecellisiyle, Hz. Mehdi (a.s)’ı kabul edeceksiniz. Ama daha önce kabul etmeleri mümkün değil, çünkü kader böyle. Adamlar dedi ki “bu felaketlerin sebebi ne acaba” diyor. Bir 10 dakika düşün, bu kadar bela niye geliyor bir düşün. Amerika’nın ekonomisi niye çöktü? Rusya’nın ekonomisi niye çöktü? Bütün her yer niye böyle kargaşa içinde? Niye böyle sel gibi kan akıyor? Niye bunlar ahir zamanda oluyor? Bir düşün. Bak IŞİD’in varlığını hadislerde kabul ediyor hoca. Kabul etmesen kaç yazar? Ne olur? Mecburen kabul edeceksin. Hepsi Mehdiyet’le bağlantılı olaylar, tamamı. Mehdiyet acelesi olan bir hareket değildir. Mehdiyet bir yere doğru gitmez, olaylar Mehdiyet’e doğru gelir. Mehdiyet yanlış anlayanlar tarafından bir yerlere doğru gidilerek elde edileceğini zannediyorlar. Çeşitli Mehdi hareketleri oldu görüyorsunuz Türkiye’de, hepsi çöküş halinde. Tamamını Allah çökme noktasına getirdi. Gerçek Mehdiyet’in yolunu açmak için. Onlar zannediyor ki şer, halbuki onlar içinde hayır. Onları Allah yoldan çekiyor. Mehdiyet’in yolunu tıkayan herkesi kenara çekiyor Allah. Sadece Mehdiyet’in yolunu açıyor. Her yerde de bu felaketler yaşandı ve yaşanacak. Bundan sonra da görecekler. 2015 felaketler yılıdır. 2016’da felaketler yılıdır, 2017’de öyle. Hatta bu durumu mumla arayacak durumlarda olacak. Ama sonunda direndiklerini kabul etmek zorunda kalacaklar. Allah’ın muradı yerine gelmiş olacak. Çünkü Allah kıyameti kopartmak istiyor, adamlarda dünyada eğlenmek istiyor. Dünya yaşlandı bitti artık, tamam dünya. Allah artık ahireti oluşturmak istiyor. Ahireti göstertmek istiyor insanlara. Kıyameti kopartmak istiyor, adamlarda direniyor. Çok seviyoruz biz bu dünyayı diyor, bu ihtiyar dünyayı diyor. Dünya kendisi de duramıyor ayakta artık. İyice yaşlandı. Son bir atak olarak Cenab-ı Allah, son bir güzellik olarak Mehdiyet’in hakimiyetini gösteriyor da. 60 sene bile değil. 50 sene 50 -60 sene en fazla. O kadar. Ondan sonra bozulma başlıyor. Hem ne bozulma. Sungur Ağabey toplantıda söyledi. Bütün millet eğleniyor, büyük bir heyecan var salon çaka çaka dolmuş. Hepsinin yüreğini ağzına getirecek bir açıklama yaptı. Çünkü onlar büyün bir bölümü işte oğlunu okutsun yurt dışında, araba alsın, yazlık alsın, kışlık alsın. Hapiste olanda Bediüzzaman olsun. Bunlarda keyif zevk içinde huzur içinde yaşasınlar. Epey bir bölümü böyle bu kafada. Sungur Ağabey hadisi açıkladı, söyledi; “1506 gibi” dedi “bozuma başlayacak.” Yani Hz. Mehdi (a.s) geldi dedi özetle, anlatmak istediği o. 1506’ya kadar hakimiyet 1506’dan sonra bozulma başlayacak. “1543 gibi bozulma had safhaya, 1545 gibi de kıyamet kopacak” dedi. Salonda buz gibi bir hava esti. Öbür hoca efendilerden de böyle sanayiden, sanattan, zenginlikten bahsedenleri, ön plana çıkarttılar. Ama Salih Seyyid Özcan Hz. Mehdi (a.s) çıkacak dediği için, ne Zaman Gazetesi’nde ne diğer gazetelerde tek kelime söylediklerini yayımlamadılar. Bediüzzaman’ın has talebesi olduğu halde, 12 vekilinden biri olduğu halde yayımlamadılar ve yayımlamamaya deva ediyorlar, ısrarla.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Allah Araf Suresi 84’de şöyle buyuruyor; “Biz hangi memlekete bir elçi (Mehdi) gönderdiysek, onun halkı yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka onlar dayanılmaz bir zorluk ve sıkıntıyla yakalıyı vermişizdir.”

ADNAN OKTAR: İşte bu, Mehdiyet’i açıklayan bir ayet. “Dayanılmaz zorluk ve sıkıntı” işte bu savaşlar, ekonomik kriz, akan kan ve şiddet. Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuruyla işte bu bitiyor. Allah’ın amacı oluşmuş oluyor. Allah’ın amacı oluşunca Allah şiddeti kaldırıyor. Dehşeti kaldırıyor, kanı kaldırıyor. Cenab-ı Allah benim amacım buydu diyor, amacım yerine geldi, şiddetinde gereği kalmadı diyor. Şiddeti geri çekiyor Allah, dehşeti geri çekiyor. Şu an bu şiddeti en güçlü şekilde yaşadıkları devir. Daha da artacak, daha da artacak. Mehdiyet’le son bulacak. Bu açıklamalarımı kaydetsinler, muhafaza etsinler, 2015’te görsünler dediğimin doğru olduğunu 2016’da da 2017’de de. Ama 2019 gibi konu biter. 2021 - 2023’te selamet yılları, inşaAllah.

Allah’ın sanatını herkes dikkatlice seyretsin. Yılları ayları da seyredin. Mesela bak telaş ediyorlar bazı guruplar, hemen Hz. Mehdi (a.s) zuhur etsin, “Mehdimiz hazır.” Allah çıkarır Hz. Mehdi (a.s)’ı, sen istediğin kadar gayret et. Eskiden beri diyor Bediüzzaman “ekide beri” diyor Bediüzzaman kendi üslubuyla, “Mehdilik dava ederler” diyor “bu sebeple. Şan, şeref, gösteriş, liderlik gibi aldıkları için” diyor, “siyaset anlamını” diyor “ifade eder” diyor. “Eskiden beri saf dil bazı kişiler” diyor, “Hz. Mehdi (a.s) olacağım diye dava ederler” diyor. “Ortaya çıkmışlardır” diyor. Halbuki Mehdiyet, Allah’ın özel planı üzerine gelişen bir sistem. Öyle ayarlamalarla, planlarla, sistemlerle oluşacak bir şey değil. Nitekim bütün Hz. Mehdi (a.s) heveslerinin tepe taklak gittiklerini görüyoruz. Demek ki, uğraşmakla olmuyor. Heveslenmekle olmuyor. Ben Mehdi olacağım diye ortaya çıkmakla olmuyor. Allah’ın o kişiyi Hz. Mehdi (a.s) olarak yaratmışı gerekiyor. Ama o sadmeler, o debelenmeler, o gayretler işte o uğraşlar hep Mehdiyet’in lehinedir. Her Hz. Mehdi (a.s) hareketi, istese de istemese de gerçek Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet eder. Ama tabii insanlığın uyanması yani Mehdiyet’i kabul etmesi için, muazzam bir şiddete ihtiyaç oluyor. İnsanlık şiddetin dışında, hakkı kabule yanaşmıyor. Kuran’a baktığımızda bunu görürüz. Tevrat’ta da ve İncil’de de bu vardır. Hakkın kabulü dünya çapında büyük bir şiddetten sonra oluşuyor. Şiddet oluşmadan kabul diye bir konu yok. İnsanların fıtratında var o. Ad Kavmi, Semut Kavmi bütün kavimlerde bu var. İllaki şiddet. Şiddette, dünyayı bırakıyorlar, artık ahireti düşünmeye başlıyorlar. Ama şiddet olmadığında dünya onlara tatlı geliyor. Ne kadar zor görünürse görünsün, mutlaka dünyaya dalmak istiyorlar. Şimdi Cenab-ı Allah’ın bu sanatını bu yıllarda görmeye başlayacaksınız. Hz. Mehdi (a.s) heveslerinin gayretlerine rağmen aldıkları tedbirlere rağmen nasıl tepe taklak gittiklerini, nasıl böyle boş bir uğraşla kendilerini Mehdi etmek için uğraşacaklarını, nasıl didineceklerini, nasıl zavallıca bir çırpınış içinde olacaklarını da göreceksiniz. Ama bu çırpınışların hepsi Mehdiyet’e yarar. Yani faydasız ve boş değildir. Her suni diyeyim, sahte demiyorum ben, suni Mehdi hareketi veyahut gerçek olmayan Mehdi hareketi veyahut bir nevi Mehdi hareketleri diyelim, mutlaka Mehdiyet’e hizmet eder. Mesela Bediüzzaman, bir nevi Mehdi hareketidir. Ne diyor? “Ben” diyor “Hz. Mehdi (a.s) piştar bir neferiyim, öncü bir askeriyim. Ona ortam hazırlıyorum” diyor Bediüzzaman. Bak “piştar bir neferiyim, öncü bir askeriyim, ona yer hazır eden dümdarıyım” diyor “Hz. Mehdi (a.s)’ın. Benim en üstünde durduğum konu bu” diyor Bediüzzaman “İttihad-ı İslam, Hz. Mehdi (a.s)” diyor. Tarihini de veriyor. Bazı vatandaşlar Risale-i Nur’dan haberi olmadığı için “nerede tarih vermiş?” diyor. Kardeşim “şeddeli lam’lar ve mim ikişer sayılsa” diyor “bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar Hz. Mehdi (a.s) ve şakirdleridir” diyor. İşte bu tam net 2010. Bunu 1910 yılında söylüyor, “bundan” diyor, yani ebcedden çıkan hesaptan itibaren “bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar Hz. Mehdi (a.s) ve şakirdleridir” diyor. Bu tarih 1910, verdiği tarih. Bir asır sonra 2010 ediyor. Mehdiyet’in seyredilmesi, Cenab-ı Allah’ın seyredilmesi açısından, Cenab-ı Allah’ın sanatının ihtişamını seyretmek açısından çok önemlidir. Hadisler doğrultusunda heyecan ve dikkatle seyretsin kardeşlerimiz. Adım adım Rasulullah (s.a.v) ne derse hepsi çıkıyor. Bak bu bayraklılar eksikti, son alametlerdendi, “siyah bayraklılar da çıkacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v) “kan akıtacaklar” diyor, “Suriye’yi, Şam’ı her yeri ele geçirecekler” diyor. Tevrat’a bakıyoruz, en ince detaylarına kadar Tevrat’ta belirtmiş. “Musul bölgesi, olduğu gibi işgal edilecek” diyor. Aynı şekilde Irak ve Suriye’nin yerle bir olacağı geçiyor Tevrat’ta. Aynısı. Ve Moşiyah’ın en sonunda ortaya çıkacağını söylüyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın. Peygamberimiz (s.a.v) de aynısını söylüyor. “Bu İsrailiyat’tır” diyor. İsrailiyat ise, daha sağlam. Çünkü Cenab-ı Allah Tevrat’ta, üç bin yıl önce bildirmiş, aynısıyla çıkıyor. Daha eskilere gidiyoruz Hz. İbrahim (a.s) dönemine, o devirde de bildirilmiş. Hz. Nuh (a.s)’a da bildirilmiş Hz. Mehdi (a.s). Hz. Adem (a.s)’dan itibaren, Hz. Nuh (a.s)’dan itibaren, bütün peygamberler Hz. Mehdi (a.s)’ı bildirmişler. Peki bu olayı zayıflatacak mı, güçlendirecek bir alamet mi? Kat kat güçlendirecek bir alamet. Çünkü göndermeyi Cenab-ı Allah ayette yapıyor. Cenab-ı Allah diyor ki, “dünya hakimiyetini daha önce yaptım” diyor, “aynı şekilde yine yapacağım” diyor “Tevrat’ta ve Zebur’da” diyor “bunu görüyorsunuz” diyor Allah. Tevrat’a ve Zebur’a gönderme yapıyor. Baktığımızda orada bir dünya hakimiyeti var, hakimiyet var. Mehdiyet’e dikkat çekiyor Allah. Ama Tevrat’a ve Zebur’a da gönderme yapıyor. Onun için Musevi hahamların hepsi biliyorlar dünyaya hakim olacağını İslam’ın. Yani Hz. Süleyman (a.s)’ın sandığının bulunacağını. Harıl harıl onlar Mescid-i Aksa’nın altında arıyorlar, tüneller açıyorlar. Orada değil, orada aramasınlar. Hiç ummadıkları bir yerde, hiç tahmin etmedikleri bir yerde. Boşa arıyorlar orada. Teberiye Gölü’nün dibinde de var alametler ama asıl sandık orada da yok. Şam dağlarında, mağaralarda yine Tevrat’ın orijinalleri var, İncil’in orijinalleri var, onlar da bulunacak. Baya bir şey olacak ama vakti var. Bak bu dediklerimin altını çizin. Hepsi teker teker görülecek.

Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Militanlarının bir bölümünü Aynel Arap’a gönderen terör örgütü PKK, yeni eleman için şimdi de evci uygulaması başlattı. Örgüt Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki gençlere “önce Kandil’de silahlı eğitim alın, daha sonra ailenize dönün” mesajı veriyor.

ADNAN OKTAR: Evci. Eğitim alacak, ne alacak? İşte komünizm’i öğrenecek, Darwinizm materyalizmi öğrenecek, ateist kafa içerisinde şiddeti, dehşeti, sevgisizliği, acımasızlığı öğrenecek. Kafa nasıl kesilir, adam nasıl öldürülür onları öğrenecek “sonra da evine göndereceğim” diyor. Sen pislik öğretmeye kalkıyorsun, pislik için çağırıyorsun. Pislik öğretme, güzellik öğret, güzel ahlakı öğret. Pislik öğretiyorsun bak sonra pislik başına dönüyor. Kafanı gözünü kesip dağlar meydana getiriyorlar. Sonra da Türkiye askerine diyorsun ki: “Türk askeri gelsin bizi kurtarsın” diyorsun. Hem dehşeti öğretiyorsun, şiddeti öğretiyorsun, şiddeti öğrenenler de seni doğruyorlar ondan sonra. Pislik yapma, rezillik yapma. Kandil’in bir kere ortadan kaldırılması şart. İran bir ara niyetlenmişti sonra bunlar tam hizaya gelince gerek duymadı. Kandil’in ilga edilmesi lazım. Mülga hale gelmesi lazım. Kandil diye bir dert olmaması lazım. Türk milletinin muazzez insanlarını şehit etmek için orada bir sistem kurulmuş. Bunun seyredilmesi yersiz olur. Kandil’e gitsin askerimiz, orayı temizlesin, tutsun kulağından getirsin oradaki suçluları, konu bitsin. Yıllardan beri Kandil aşağı, Kandil yukarı. Kandilli vardır, kandil diye bir şey yok.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ağrı’da maddi durumları zor olan bir çiftçi ailenin dört yaşındaki kızı olan Merve adlı küçük kardeşimiz ailesiyle alış verişe gittiği meydanda bir oyuncakçı dükkanının vitrinine bakarken fotoğrafı çekilmiş. Çeken kişi fotoğrafı sosyal medyada paylaşınca, Türkiye’nin dört bir yanından küçük Merve’ye oyuncak ve kıyafet hediyeleri yağmış.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Çok mutlu olmuş.

ADNAN OKTAR: Ah severim ben onu. Dünyalar tatlısı. Kıyafete bak sen. Ama sonunda kavuşmuş. Aferin benim canıma. Bir daha göster o bakışı.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafı çeken kişi o sırada dükkan kapalı olduğu için hediye alamamış.

ADNAN OKTAR: Yaklaştır yüzüne, iyice yaklaştır. Şu tatlılığa bak, şekerliğe. Baya kafa takılmış Allahualem. Neyse, amacına ulaşmış, sorun hallolmuş. Ama öyle çok milyonlarca genç kardeşimiz var, delikanlı adam var, insanlar var. Hediyeleşmek sünnet. Müslüman Müslümana hediye alacak. Çocuk mesela gördüğünde, kendi çocuğuna alırken orada öyle bir çocuk gördüğünde, ona da bir şey alırsa bereket olur, güzellik olur, hayır olur. Allah belaları def-ü-ref eder, ferahlık olur, inşirah olur.

Fikret Paşa dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, kardeşlerimiz sizin vesilenizle yine tebliğ faaliyetleri gerçekleştirmişler. Amasya’nın Gümüşhacıköy’ü İlçesi ve Gümüş Hacı beldesindeki camilere sizin Bağnazlık kitabınızı hediye etmişler. Bursa’dan kardeşlerimiz 3 Ocak’ta Nilüfer Ertuğrul Mahallesi’nde gıda toptancılar sitesi esnafını ziyaret ederek kitap, dergi ve cd dağıtımı yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, ne güzel.

KARTAL GÖKTAN: Gebze’deki kardeşlerimiz Perşembe günü evde buluşmuşlar, sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Allah hayır, bereket getirsin.

KARTAL GÖKTAN: İki kardeşimiz bugün Bağlarbaşı Rum Kilisesi’ni ziyaret edip sizin kitaplarınızdan hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: O önemli.

KARTAL GÖKTAN: Kilise görevlileriyle birlikte kilisede çay içip sohbet ve dua etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah iyi olmuş, güzel olmuş.

KARTAL GÖKTAN: Çorum’da kardeşlerimiz kitaplarınızdan okuyup, sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel.

KARTAL GÖKTAN: Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz Cumartesi günü bin üç yüz adet A9 broşürü dağıtmış. Berlin’de Pazar günü kardeşlerimiz kitaplarınızdan okuyup sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Sofra da sofra, maşaAllah. Baya güzel olmuş.

KARTAL GÖKTAN: Çorum’da kardeşlerimiz “Karanlık Tehlike Bağnazlık” kitabınızdan elli adet dağıtmışlar. Sonrasında evde toplanıp, sizin eserlerinizden okuyup sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Bak şu güzelliğe bak sen şu güzelliğe. Annelerin şekerliğini görüyor musun, nurunu? MaşaAllah, orada olmak ne güzel olurdu. Allah onlara bereketle, güzellikle, hayırla karşılık versin.

KARTAL GÖKTAN: 30 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında Kastamonu ve Sinop’ta Necmettin, Leyla, Neslihan ve Zeynel kardeşlerimiz çok sayıda A9 TV broşürü dağıtmışlar.

KARTAL GÖKTAN: Faaliyetlerinin devam edeceğini de iletmişler.

ADNAN OKTAR: Aferin.

KARTAL GÖKTAN: Bursa İnegöl’deki kardeşlerimiz geçtiğimiz Pazar günü ev sohbetinde bir araya gelmişler, makalelerinizden okuyup üzerine sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, o güzel sofrayı da Cenab-ı Allah onlara ikram olarak getirmiş.

KARTAL GÖKTAN: Son olarak Osmaniye’de dün kardeşlerimiz, çok sayıda kitap ve A9 broşürü dağıtımı yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Osmaniye’nin arslanları maşaAllah, elhamdülillah çok güzel.

Evet, başka neler var Fikret Bey?

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Yalçın Küçük’ün bazı iddiaları var yine; “Ak Parti’nin kuruluş sürecinde Tayyip Erdoğan’a Amerika’dan gönderilen gizli bir belge vardı” diyor. “Bu belge 3 Kasım 2002 seçimlerinden önce parti programı haline getirildi. Bakallı adlı lobi şirketi vasıtasıyla Erdoğan’a New York’dan gönderilen memorandum da, Ankara yerel yönetimlere otonomi vermek ve milli hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak zorundadır. Dünya bütün hükümetlerden bunu istemektedir. Mu memoranduma göstereceğiniz ilgiden dolayı takdirlerimizi sunarız deniliyordu. Şirket Amerika’nın eski Türkiye büyükelçilerinden Abramoviç tarafından yönlendiriliyordu” diyor.

ADNAN OKTAR: Yok kardeşim, biz Müslüman’ız, Müslüman bütündür, birliktir, parçalanmaz. Allah haram kılmış Müslümanlara bölünmeyi. En galiz haramlardan biridir Müslümanların bölünmesi. Herhangi bir isim adı altında Müslüman bölünemez. Allah “siz Müslümanlar içinden çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz” diyor. Bütün, birlik halinde, her şeyi bütün ve birlik. Komşu gibi, aile gibi, iç içe. Bu sözler şeytani, “bölün de bölün, parçalan da parçalan.” Bunun sonucu felakettir. Sevgisizlik, egoistlik insanı bölünmeye götürür, parçalanmaya götürür. Sevgi de bütünleşmeye götürür. İnsan sevdiğinden ayrılmak ister mi? Sevmediğinden ayrılmak ister, nefret ettiğini görmek istemez. Dünyadaki bu bölünmeler sevgisizlikten. Nefret ediyor, komşusunu sevmiyor, arkadaşını sevmiyor, yakınını sevmiyor. Bölündükçe bölünüyor, bölündükçe bölünüyor. Bölünme kendi içinde yine mahallelere bölünüyor, sokaklara bölünüyor. Dolayısıyla sevgisizlik.

Bugün bu kadar yeter, ümmeti uykusuz bırakmayalım, yarın devam ederiz. İnşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü