Harun Yahya

Sohbetler (11 Ocak 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımız başlıyor.

ADNAN OKTAR: Evet, muhterem kardeşlerim dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Fransa’da bir milyon 300 bin kişi Charlie Hebdo saldırısını ve ardından gelen terörist eylemleri protesto etmek için toplandı. Paris’te düzenlenen cumhuriyet yürüyüşüne elliye yakın ülkeden devlet ve hükümet başkanı katıldı. Sayın Davutoğlu da yürüyüşte en ön sırada yer aldı.

ADNAN OKTAR: Davutoğlu Hocam’ı hasta edecekler bu soğukta. Bakayım. PKK bayrakları mı var orada?

BÜLENT SEZGİN: Evet. Öyle bir haber de vardı.

ADNAN OKTAR: Oraya da yetmişler mi? Neyse artık, her yerde maydanoz oluyorlar demek ki.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Ahmet Davutoğlu yürüyüş sonrası yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bizim için terörün rengi, ırkı, etnisitesi olmaz. Biz burada bütün Avrupalılar’a şu mesajı vermek istedik; “İslam Avrupa’nın en asli unsurudur. İslam’ın değerlerini çiğneyen bazı terör grupları nedeniyle Müslümanlar’a karşı tavır alan Avrupalılar, Avrupa kültürüne ihanet etmektedir. Ancak yarın Gazze ve Şam’da insanlar katledilirken Avrupa’dan aynı duyarlılığı beklemek hakkımız” açıklamasında bulundu.

ADNAN OKTAR: Yok, onu dinlemezler öyle bir şeyi. Bir günde bin, iki bin Müslüman şehit ediliyor her gün her yerde, koyun boğazlar gibi boğazlanıyor, adamların umurunda dahi değil, hiç muhatap dahi olmuyorlar. Kedi-köpek falan bir şey ölüyor haber oluyor, şu an haber değeri yok. Eskiden haber değeri oluyordu yine. Her gün Suriye’de, Irak’ta katliamlar, bombalamalar, “zaten hayatın normal akışı bu, ne var ki bunda?” falan diyorlar. Müslüman ölür zaten gibisinden bir düşünce var. Ahir zamanın özelliği işte. Ama katlanarak ve şiddetlenerek devam edecek. Bu toplantılar, bu yürüyüşler falan hiçbir etkisi olmaz. Ancak Allah’ın dediği yapıldığında durur. Yoksa yüz milyon kişi beraber yürüse yine durduramazlar. İllaki Allah’ın dediği olacak. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Netanyahu, Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde antisemitizmle karşı karşıya kalan Yahudiler’in İsrail’e göç etmeleri için özel bir ekip oluşturduklarını söyledi. Avrupa’daki tüm Yahudiler’e İsrail’in sizin yalnızca kıblenizin yönü olmadığını bilakis eviniz olduğunu söylüyorum. İsrail’e göç etmek isteyen her Yahudi burada sıcak bir kalp ve açık bir kucakla karşılaşacak. Bu hafta bu konu için özel bir ekip oluşturulacak” dedi.

ADNAN OKTAR: İyi ama orada da anarşi-terör var, orada da rahat vermiyorlar ki Museviler’e. Moşiyah’la, Hz. Mehdi (a.s)’la bir ferahlığa kavuşurlar. Yoksa orada da roket saldırıları var, sokak saldırıları var. Nefes alamıyorlar, sokakta bile gezerlerken bayağı eziyet görüyorlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD temsilcisi bugün yaptığı açıklamada Amerika, İngiltere ve Fransa başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerine de medya kurumlarına, hükümet yetkililerine, askerlere ve sivillere saldırı yapmaları için o ülkelerde bağlılarına çağrı yaptı. IŞİD’in resmi yayın organının son sayısında; “Yaptığımız bu saldırılar büyük bir başarıdır. Asıl önemli olan bu ülkelerdeki insanların sokaklarında güven içinde yürüdüklerini zannederken bu saldırılara uğramalarıdır” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Daha bunları saldırı olarak dahi görmeyecekler ileriki aylarda, yıllarda. Çok kapsamlı daha şiddetlileri olacak. Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur edinceye kadar bu acılar, bu çileler dinmez. Peygamberimiz (s.a.v.) muhbiri sadıktır, bir şey söyledi mi illaki doğrudur. Ne dediyse haktır. “Evlatlarımdan Muhammed Mehdi zuhur edene kadar devam eder” diyor, “biri bitti zannederken diğeri başlar “diyor, “ipe dizilmiş boncuklar gibi kesintisiz devam eder” diyor. Ve gittikçe şiddetlenerek, evet.

KARTAL GÖKTAN: Almanya’da Hamburger Morgenpost Gazetesi de Charlie Hebdo dergisinde yer alan Hz. Muhammed adı altında çizilen çirkin karikatürleri yayınladıktan sonra kundaklandı. Polis taşların ve yanan bir cismin gazetenin penceresinden içeri atıldığını açıkladı. Kimsenin yaralanmadığı saldırıda gazetenin alt katlarındaki iki oda zarar gördü.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Almanya’da Hamburger Morgenpost Gazetesi de Charlie Hebdo dergisinde yer alan Hz. Muhammed adı altında çizilen çirkin karikatürleri yayınladıktan sonra kundaklandı. Polis taşların ve yanan bir cismin gazetenin penceresinden içeri atıldığını açıkladı. Kimsenin yaralanmadığı saldırıda gazetenin alt katlarındaki iki oda zarar gördü.

ADNAN OKTAR: Evet, o bir ön eylem gibi görünüyor. Yani şiddetlenme, gelişme Peygamber (s.a.v.)’in söylediği bir gerçek. 2015, 2016, 2017 hiçbir şekilde yatışmaz. Ancak eğitimle, sevgiyle, şefkatle, merhametle, bilgiyle Darwinist, materyalist felsefenin aksinin anlatılmasıyla mümkün, başka türlü mümkün değil. Bu olaylar olurken Cenab-ı Allah meleklerini her yerde görevlendiriyor. Hiçbir olay rastlantı olarak meydana gelmez. Her ölenin canını Azrail (a.s) alır, Allah’tan izin alarak gider, ‘falancanın canını alacağım’ diye. Saati dakikası bellidir. Adam zannediyor ki, kafasına esiyor olay oluyor, öyle değil. Kimin, nerede, ne şekilde öleceği, canının alınacağı hepsi bellidir. Kafir olan ayrılmıştır, Müslüman olan ayrılmıştır. Melekler tek tek tembihleniyorlar. “Bu Müslüman” deniyor; “Buna çok iyi davranacaksınız, adı şu, soyadı şu, şöyle güzel huylu, böyle güzel huyludur, bunun canını alırken bir heyetle gidin gönlünü alarak sevgiyle canını teslim alın” diyorlar. Ama “Falanca kafir” diyor Cenab-ı Allah, “falanca muhitte oturur, onu şu şekilde katledeceksiniz” Azrail (a.s)’a söylüyor, “katlolacak orada, alıp getirip cehenneme atacaksınız” diyor Cenab-ı Allah. Hepsi böyledir. Nerede, Irak’ta da şehit olan varsa, efendim, Paris’te ölen varsa kim olursa olsun, herkesin her yerde ne olacağı hepsi belli, bir bir. Yıkılacak binalara varıncaya kadar, hangi duvar yıkılacak, hangi duvar tamir edilecek? Kuran’da diyor ki; “Yıkılmış bir duvarla karşılaştılar, hemen tuttu o duvarı tamir etti” diyor. Duvarın da kaderi var, yıkılmasının kaderi var, düzeltilmesinin, tamir edilmesinin kaderi var. Her bina ne zaman yapılacak bellidir, ne zaman yıkılacak bellidir, ne biçimde yıkılacak bellidir, hiç değişmez. Tarihler hep böyle nettir, 2015’te ne olacak, 2016’da ne olacak? Mesela 2016’da öleceklerin listesi hazır şu an. 2017’de öleceklerin listesi hazır. Kafirlerden, Müslümanlar’dan, Hristiyanlar’dan kimler ölecek, kimlerin canı nasıl alınacak hepsi belli. Bak ta 2017’nin ölüm listesi belli. 2017’de dünyaya sunulacak çocuklar belli, isimleriyle belli, şu şu şu diye. Anasının babasının daha haberi yok. O doğacak çocuğun da ne zaman öleceği belli. Mesela onlar için, “2060 yılının veyahut 2070 yılının şu ayının, şu gününün, şu saatinde, şurada canı alınacak” diyor Cenab-ı Allah. Hepsi bellidir, hepsi bir kitapta yazılıdır. Dolayısıyla rastlantıyla adam ölmesi diye bir olay yok. Rastlantıyla bina yıkılması diye bir olay olmaz, hepsi plan üstünedir. Mesela biz bunu anlatacağız, bu da bir plan üstünedir. Vakti saati gelir anlatırsın, daha önce anlattırmaz Allah, vakti geldiğinde anlatırsın.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Fransa’daki yürüyüş sırasında meydanda bulunan anıt üzerinde Fransa bayrağının yanında çok sayıda ülkenin bayrağı da dalgalandı. Biraz önce resimde de gördüğümüz gibi, teröre karşı gerçekleştirilen bu yürüyüşte PKK paçavralarının ve Öcalan posterlerinin de anıt üzerinde olması dikkat çekti.

ADNAN OKTAR: İşte fırsatçı herifler. Halbuki terörün asıl uygulayıcısı onlar. Orada on-on beş kişi vefat etti, bunlar sırf kendi taraftarı olan insanlardan iç infaz olarak on altı bin kişiyi katlettiler. Bir de utanmadan bayrakla, flamayla oraya gidiyor. Katil sürüsüsünüz siz. Katiller gitmişler katilleri kınıyorlar. On altı bin kişiyi öldürmüş katil, “Niye on altı kişiyi öldürdün?” diye oraya hesap sormaya gidiyor. Rezalet paçalardan akıyor. Hayır, katliamı kınayacağından değil, sırf ahlaksızlık olsun, gövde gösterisi olsun. Yoksa o katliamdan memnun olur. Kınadığından değil. Keşke kınasa, kınamaz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Paris’teki yürüyüşte Netanyahu çok tehdit aldığı için içine çelik yelek giymiş ve yakın korumalarıyla katılmış. Ama diğer devlet başkanları o şekilde değil.

 ADNAN OKTAR: Nereden anlıyoruz çelik yelek giydiğini?

KARTAL GÖKTAN: Bir görüntüsü var.

ADNAN OKTAR: Çelik yelek kurtarır mı Allah aşkına? Kafasına isabet eder, en hayati yer kafası zaten, kafasında da çelik yelek yok, o kurtarmaz. Bombalı saldırı olsa yine kurtulamaz. Hatta uzun menzilli silahlarda, bu G3’lerde falan o mermi otomatik silahla olmuş olsa Allah vermesin, darmadağın olur. Onlar bir çözüm değil. Yapılacak şey Allah’a sığınmak, tevekkül etmek, Hz. Mehdi (a.s)’ın, Moşiyah’ın çıkışı için Allah’a dua etmek.

Fransa’da PKK çok etkiliymiş. Eski Fransa Devlet Başkanı’nın karısı Bayan Mitterand en çok onları destekleyenlerden birisiymiş. Adam öldüreni desteklerse işte adam öldüren de başına bela olur. Yüz bin kişinin üstünde insanımızı şehit etti PKK. Orada da “burada adam öldürülmüş nasıl oluyor bu?” diyor. Ahlaksız herifler siz burada askeri, polisi şehit etmiyor musunuz? Sen orada teröre karşı olduğun için mi? Değil, o pislik yüzünü göstermek için gidiyorsun, propaganda amaçlı gidiyorsun. Yoksa kan senin gıdan zaten. Deccalın adamısın sen. Deccal kanla beslenir zaten.

BÜLENT SEZGİN: Netanyahu’nun fotoğrafı vardı yakın korumalarıyla.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Yok kurtarmaz canım o. Allah esirgesin otomatik silahla tarasalar hepsi gider. Onunla alakası yok, yapacakları bir şey yok. Allah’a teslim olup, tevekkül edip, Allah için gayret etmekten başka yolları yok. Allah’ın yapacağı bir şeyden onları hiç kimse kurtaramaz. Tedbirle de kurtulamazlar, tabii sebebe sarılsın ayrı mesele de, ilimle, irfanla, sevgi, merhametle.

Şimdi PKK’yla ilgili kısa bir film seyredelim devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Evet videomuzdan sonra programımız devam edecek.

Evet yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Fransa’da markete saldıran teröristin IŞİD bayrağı önünde çekilmiş propaganda görüntüleri ortaya çıktı. Saldırgan konuşmasında Fransa’nın IŞİD’e karşı koalisyona destek vermesine misilleme yaptıklarını söyledi. “Siz ve koalisyonunuz orada bombardıman düzenliyor, asker gönderiyorsunuz, sivilleri öldürüyorsunuz, savaşçıları öldürüyorsunuz bu nedenle size saldırıyoruz” dedi. Ayrıca saldırganın marketteki rehinelere de, “benim gibi daha pek çok insan çıkacak. Fransızlar’a IŞİD’e karşı saldırıyı durdurmalarını söyleyin. Kadınlarımızın başını açmaya, kardeşlerimizi sebepsiz yere hapse atmaya son versinler. Onları siz finanse ediyorsunuz. Onlara vergi veriyorsunuz” dediği öğrenildi.

ADNAN OKTAR: İşte dedim, “bela daha yeni başlıyor” dedim. Onu teyit eden bir açıklama bu. Cehenneme dönecek Avrupa. Hz. Mehdi (a.s) çıkıncaya kadar bu böyle. Çünkü Fransa zamanında Fas, Tunus, Cezayir buralarda akıl almaz katliamlar yaptı. Kadınların ırzına geçtiler, çocukların ırzına geçtiler, hamile kadınların karınlarını yırttılar çocuklarını düşürdüler. Ama yüz binlerce, milyonlarca insanı mahvettiler. Sonra da çocuklarını aldılar Fransa’ya götürdüler aç-sefil yaşıyor onlar orada şu an, milyonlarca. Ve bunlarda hakikaten korkunç bir nefret var ve bu çocukları hasta yaptılar. Yani Darwinist, materyalist eğitimle, Allahsızlık propagandasıyla delirttiler bu çocukları. Büyük bir bölümü uyuşturucuya alıştı, kimi intihara meyyal, kimi soygun yapıyor, kimi ruh hastası oldu, kimi uyuşturucu olmasa da sinir ilaçlarıyla ayakta durmaya çalışıyor, böyle bir sistem kurdular. Şimdi bu sistemin içerisinden çok rahat terörist-anarşist çıkar, hem de yüz binlerce çıkar. Fransa Darwinist, materyalist eğitimi, Allahsız eğitimi çok makul bir şey zannetti. Başına çok büyük bir bela açmış oldu şu an. O Allahsız, dinsiz yetiştirdiği gençler büyük bir felaket ordusu oluşturuyorlar şu an. Büyük bir bela ordusu oluşturmuş oluyorlar. Bu sırf Fas, Tunus, Cezayir değil Fransız gençler de böyle. Almanya’da da bu böyle, Hollanda’da da böyle. Yani Allahsız, Kitapsız, dinsiz, imansız yetiştirdiği çocuklar, intihara meyyal olan bu çocuklar şu an dehşetin adamı oldular, şiddetin adamı oldular. Bir de dehşet ve şiddeti de filmlerle, romanlarla, şunlarla bunlarla desteklediler, eğittiler bunları. Şu an belanın kibriti çakıldı. Yani fitili yanıyor şu an. Ve bela artık oluk oluk akar.

AYLİN KOCAMAN: Orta Afrika Cumhuriyeti’nde de öyle olmuştu Adnan Bey, siz çok iyi biliyorsunuz. Orada normalde bin yıldır bir arada yaşıyorlar. Fakat o Darwinist eğitimden dolayı birbirlerine girdiler. Nüfusun yarısı gitti neredeyse.

ADNAN OKTAR: Evet. Mesela Fransa, Cezayir’i işgali sırasında bir buçuk milyonun üstünde insanı şehit etti, bak bir buçuk milyon. Şimdi Cezayirli çocukların büyük bölümü hep Fransa’da ama hep ya babasını öldürmüşler, ya dedesini öldürmüşler. Fransa’da da aşağılanıyorlar, hep varoşlarda yaşıyorlar. İşte pavyonlarda görev alıyorlar, kimi bir gazinoda korumalık yapıyor, kimi gayri ahlaki bir tavır içerisinde yani hemen hemen büyük bölümü gayri meşru hayat içindeler. Dolayısıyla Fransa’ya karşı ve Avrupa’ya karşı müthiş bir nefret var içlerinde. Darwinist, materyalist yetiştirilmişler, Allah inancı yok, ahiret inancı yok, tam bir kabus yaşıyorlar. Yani deccal onları şu an pençesine almış durumda. Bu bir felaket patlaması şeklinde kendini gösterecektir. Ama Mehdiyet’in devreye girmesiyle de bu bela bir anda son bulacak, bunu da göreceğiz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Geçen yıl Amerika’da uyuşturucu çetesine karıştığı için takibe alınan bir kişi arabasında polis tarafından üç el ateş edilerek vurulmuştu. Ancak daha sonra bu kişinin silahsız olduğu anlaşılmıştı. Ateş eden polis memurunun şüphelinin silahsız olduğunu anladığı an çok şiddetli bir pişmanlık yaşamış ve uzun süre ağlamış. Bu görüntüler basına yansıdı. Uygun görürseniz gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Bir daha göster. Konuyu önce anlat bir daha göster.

BÜLENT SEZGİN: Geçen yıl Amerika’da uyuşturucu çetesine karıştığı için takibe alınan bir kişi, arabasında polis tarafından üç el ateş edilerek vurulmuştu. Daha sonra bu kişinin silahsız olduğu anlaşıldı. Ateş eden polis memuru şüphelinin silahsız olduğunu anladığında çok şiddetli bir pişmanlık yaşamış ve uzun süre ağlamış. Onunla ilgili bir video vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Yazık ya bayağı şeker. Tabii çok acı bir olay yani adam öldürmüş olması çok korkunç bir şey. Ömür boyu onun acısını çeker ama kaderinde artık Allah öyle yaratmış. Pişman da olmuş. İnşaAllah Allah ahirette affeder. Ama silahı bile olsa, öldürmeye ne gerek var? En fazla yaralarsın yani. Değil mi? Mesela polis önce havaya ateş ediyor, olmazsa işte ayağına falan ateş ediliyor. Ayağına zaten ayağından vurulduğunda düşüyor ondan sonra zaten bir şey yapamıyor. Yani direkt çekip vurma mantığı var Amerika’da, orada, burada falan bu çok anormal bir hareket. Elinde plastik tabanca bile olsa, şey bile olsa hemen tak, çekip vuruyor.

Anketlere göre Fransa’daki Yahudiler’in yüzde 74’ü göç etmeyi düşünüyormuş. Bu çok dehşet verici. 2014’te yedi bin Yahudi ayrılmış Fransa’dan. Museviler için de orası bir adeta cehenneme dönüştü. Fransa ateist olmayı çok kolay bir şey zannetti. Darwinist, materyalist olmayı çok kolay bir şey zannetti. Daha yeni o zehirli o zakkum meyvesini deccaliyet yeni vermeye başladı. Deccaliyetin tohumlarını ektiler, bak yüz yıl sonra bela ortaya çıkmaya başladı. Bütün şiddetiyle. Önce Birinci Dünya,  İkinci Dünya savaşları çıktı Darwinizm’in yüzünden. Şimdi de bütün dünyada bir katliam ve intihar kasırgası başladı. Hz. Mehdi (a.s)’nin zuhuruyla bu bela duracak, inşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Devlet Bahçeli, Türkiye’nin uçurumun kenarında olduğunu belirterek şunları söyledi; “Türkiye bu sorunlarından nasıl kurtulur? Bu gidişatı nasıl engelleriz? diye gece gündüz düşünüp çalışıyorum. Türkiye’nin geldiği bu noktada uyku orucu tutuyorum. Türkiye’ye her şart altında sahip çıkacağız. Ne pahasına olursa olsun bu ülkeyi böldürmeyeceğiz. Şu anda Türkiye’nin en büyük sorunu bölünmeye ilişkin sorundur” dedi. Ve tüm vekillere uykuya paydos, gece gündüz çalışacaksınız talimatı verdi.

ADNAN OKTAR: Yani hiç uyumama anlamında değildir herhalde de yani yeteri kadar uyuma yahut şey yani atalette durma anlamında demiştir. Atıl değil. Yani silkinin bir, titreyin, kendinize gelin anlamında demiştir. Sık sık kükresin Bahçeli, onun kükremesi önemli. O bir aslan. Onun sözleri milletin yüreğinde bir ferahlık meydana getiriyor. Hem de hükümet bu konuda alttan alta ciddi şekilde desteklenmiş oluyor bölücülüğe karşı. Amerika’ya karşı o Avrupa’ya karşı devletin, hükümetin eli güçlenmiş olur. Bu tip izahlar, anlatımlar çok önemli.

Evet, Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, iki yeni makaleniz var yayınlanan yabancı basında. Birincisi İsrail’in dünyaca ünlü gazetesi Jerusalem Post’ta yayınlandı. Başlığı “Antisemitizmin yükselişi ve çöküşü.” İkinci makaleniz Arab News Gazetesi ve onun internet sitesinde Avrupa’daki ve özellikle Almanya’da Pegida’nın önderliğinde İslam karşıtı ırkçı hareketleri ele aldığınız “Avrupa’da ırkçılığın suçlusu kim?” başlıklı makaleniz.

ADNAN OKTAR: Evet bayağı güzel. Allah sayısını artırsın.

Kehf Suresi 84, şeytandan Allah’a sığınırım “Gerçekten, biz ona” yani Zülkarneyn’e ki Mehdi (a.s)’ye bakan bir ayet bu. “Yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik” (Kehf Suresi, 84) yani yeryüzüne hakim oldu. Dünya hakimiyeti oldu. Yani Müslümanlar dünyaya hakim oldu diyor Allah. “ Ve ona”  Zülkarneyn’e. Yani o devrin Mehdi’sine yahut ahir zamanın Mehdi’sine direkt ahir zaman Mehdi’sine bakıyor da olabilir ayet. “Her şeyden bir yol (sebep) verdik” (Kehf Suresi, 84). Ebcedi de 2017 tarihini veriyor. Demek ki bayağı bir şey olacak 2017’de.

Zeynep Cool Girl “Hocam biz de yetişiyoruz Darwinist eğitim ve felsefe ile biyoloji öğretmenlerimiz sağ olsun” diyor. “Bizi Darwinist yetiştiriyorlar” diyor. Doğru, batıyorlar. Yani Darwinist felsefeyle içten içe gençlik yıpratılıyor, eziliyor ve çürütülüyor. Allah esirgesin.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş, Ahmet Davutoğlu’nun Fransa’da yürümesini şöyle eleştirdi. “Hani sokaktan medet umulmazdı. Hani siyaset parlamentoda yapılırdı. Bize gelince yürüyüş yasak ve haram, provokasyon. Beyefendi gitmiş Paris’te yürüyüş yapıyor. Sevsinler seni. Türkiye’nin sokakları da bizimdir. Her bir sokağı meşrudur. Asla sokağı terörize etmene izin vermeyeceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Uyanıklık yapıyor. Ayda yılda bir bütün devlet başkanları katılıyor. O da katılmış. Ölüm yıl dönümlerinde yahut bir cenaze olduğunda falan bütün herkes gidiyor. Oraya Başbakan da gidiyor o tarz bir eylem değil ki. Buradaki yapılan eylemlerde yani PKK’nın yaptığı eylemlerde BDP’yi biz tenzih ediyoruz. Onları ayırıyoruz. Her yer kan revan için de kalıyor. Ve çok büyük fitne çıkarıyorlar. Olayla onun bağlantısını kurmaya kalmak çok acayip. “Askerler yürüyor biz niye yürüyemiyoruz o zaman? Sokakta halk yürüyor. İşine yürüyerek gidenler var o zaman bizim de sokakta yürümemiz lazım.” Yani böyle çürük mantıklarla ortaya çıkarsa bu işin içinden çıkamayız biz. Böyle çürük mantık olmaz. Değil mi? Mesela cenazeye çağırılıyor, herkes gidiyor. Cumhurbaşkanı herkes gidiyor. “Ee bak burada miting yaptınız, toplantı yaptınız hadi bakalım şimdi biz de sokağa döküleceğiz.”

KARTAL GÖKTAN: Yazısının devamında Selahattin Demirtaş “bu ve benzeri katliam girişimleri Allah korusun Türkiye’de de olabilir” açıklaması yaptı. “AK Parti kendisine göre din yarattı. Bu dini kabul etmeyen diz çökmeyenleri de katletme fetvası verdi. İşte IŞİD bunun bir örneği. Bunları düzeltmenin yolu bütün bu bağnazlıklardan kurtulmaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Tamam da çok muğlak bir ifade. Bir kere AK Parti ne zaman böyle bir katliam emri verdi? Kendisinden olmayanları, kendi din anlayışından olmayanları öldürün diye ne zaman dedi? Ve IŞİD’le AK Parti’nin bağlantısı nedir? Uzaktan yakından alakası yok. Adamlar Tayyip Hocam’dan nefret ediyorlar. Yani bayağı kinliler. Çok ters laflar ediyorlar. İnancı da tamamen ters Tayyip Hocam’ın. Tayyip Hocam sofi meşreptir. Ehli tarik ruhludur. Tasavvuf ehlidir. Sakin bir mizacı var yani öyle asmalı kesmeli bir din anlayışını savunmaz Tayyip Hocam. Ama hükümette bağnazlar var. Mesela Bülent Arınç bir bağnaz, klasik bağnaz. “Kadınlar gülmesin” diyor. “Eylenmesin, arabaya binmesin, telefonla konuşmasın” diyor. IŞİD de aynısını söylüyor, o da aynısını söylüyor. AK Parti terörü destekler mi? Şiddeti destekler mi? Olacak iş mi şu? Kimi asın kesin dedi benim dinime uymuyorsunuz diye? Hiçbir mantığı yok.

Evet şimdi yine kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Evet kısa videolarımızdan sonra programımız devam edecek.

Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet. Şu deminki gazete haberlerini bir daha okuyun bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Makaleleriniz mi?

ADNAN OKTAR: Makaleler evet.

KARTAL GÖKTAN: İki makaleniz yayınladı yeni Adnan Bey. Birincisi İsrail dünyaca ünlü gazetesi The Jerusalem Post’ta yayınlandı.

ADNAN OKTAR: The Jerusalem Post.

KARTAL GÖKTAN: Evet. Başlığı “Antisemitizmin yükselişi ve çöküşü.”

ADNAN OKTAR: Güzel hayati bir konu.

KARTAL GÖKTAN: İkinci makaleniz Arab News Gazetesi ve onun internet sitesinde yayınlandı. Avrupa’daki özellikle Almanya’da Pegida’nın önderliğinde İslam karşıtı ırkçı hareketleri ele aldığınız makalenizin başlığı “Avrupa’daki ırkçılığın suçlusu kim?”

ADNAN OKTAR: Evet güzel isabetli bir yazı oldu maşaAllah.

“Peki sevgili Adnan Bey, dünyada idam cezasının son bulmasına dair yazılarınızı okudum. Arkadaşlarımdan bu konuda itirazlar getirenler var. İdam cezasına itiraz etmenin İslam’la çeliştiğini söylüyorlar. Ölüm cezasının Allah’a karşı insanlık dışı suçlar işleyenlere karşı uygulanabileceğine kısasla karşılık vermeyi bu konuda Allah’ın hükmünü değiştirmeyeceğini söylüyorlar. Bu konuda cevabınızı bekliyorum.” Tamam da dünyada İslam hakim değil. Deccaliyet sisteminde sen idamı uygularsan deccalın yardımcısı olursun. Yani zulmün yardımcısı olursun. İslam hakim değil ki. İslam hakim olduğunda zaten idam cezası gerektirecek suçu adam işlemez. Öyle bir hayat olmaz. Darwinist, materyalist sistemle insanların beyni zehirlenmez. Deliye döndürülmez insanların bir kısmı. İntihara meyyal, akıllını kaybetmiş birçok insan oluşmaz öyle bir ortamda. Dolayısıyla benim sözüm doğru. Deccal adamları asar keser. Sen de “asacağım, keseceğim” diyorsun. Şu an İslam var mı dünyada? Yok. İslam hâkimiyeti var mı? Yok. İslam hakimiyeti olduğunda idam cezası var mı İslam’da? Var. Ne diyor ama ayette Allah? Bak o kısmı okumuyorlar. “Affederseniz daha hayırlıdır” diyor. O niye işine gelmiyor senin? Bak daha hayırlıdır. Daha hayırlıdırı niye istemiyorsun sen? Allah “idam cezası hayırlıdır” diyor. Ama “affetmen daha hayırlıdır” diyor. Hangisini seçeceksin? Daha hayırlıdırı seçersin. Dahası varken öbürünü seçemezsin. Daha hayırlı olanı seçersin. Allah rızası en çok hangisindeyse onu seçersin. Bak işlerine gelmiyor bu konu. Bunu niye söylemiyorsun? Affedersin adamı olur biter. Dersin ki “Arkadaş; Kuran’ı ezberlemen, beş vakit namazını kılman şartıyla seni affediyorum. O süreyi hapiste geçireceksin” dersin, velisi. Mesela İslam toplumunda bunu diyebilir. Ama şu an modern hukukun uygulandığı sistem var bütün dünyada adeta. Ee, deccal adam öldürüyor. Sen de adam öldürüyorsun. Adamı suçu teşvik edecek sistem sonra diyeceksin ki “sen niye adam öldürdün?” diyeceksin sonra adamı yeniden asacaksın. Adamı sen delirtiyorsun, aklını elinden alıyorsun. Gece gündüz ona cinayet filmleri gösteriyorsun. Darwinist, materyalist yetiştiriyorsun. “Karşındaki solucandan oluştu” diyorsun. “İnsan değil bu” diyorsun. Onu delirtmeye, cinnet getirmeye teşvik ediyorsun, cinnet getirttiriyorsun ondan sonra “gel seni asacağım” diyorsun. Senin yaptığın suç ne olacak? Onu delirten sensin. Tamam o suç işliyor da delirten kim? Sensin. Delirtenin hükmü ne? O yüzden olmaz. Ama Mehdiyet devrinde tabii ki Kuran’ın hükümleri açık, aşikar uygulanacaktır. Ama adam öldüren olmaz Mehdiyet toplumunda. Ne diyor? Damla kan akmaz. Uyuyan kişi uyandırılmaz. İnsanların burnu bile kanamaz. Damla kan akmıyorsa nasıl adam idam cezası alsın? Adam öldüren olmaz ki idam cezası olsun. Faraza olsa bile Allah esirgesin. Cinnet geçirmişse Allah ne diyor? “Affederseniz daha hayırlıdır” diyor. Onun için Kanada’dan Muharrem bu sözümü arkadaşlarına anlatsın.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İHH, İnsani Yardım Vakfı çözüm süreci kapsamında Diyarbakır’da bölgedeki Meleler’in ve din adamlarının katıldığı geniş katılımlı bir toplantı düzenledi. Fotoğraf da vardı. Sürecin temel harcının İslam kardeşliği olduğunu vurgulayan Meleler “İslam mirası sorunun çözümünde temel rolü oynayacaktır. Çözüm için manevi, dini, ahlaki bir ruha sahip olmak ve gençleri bu ruh ile yetiştirmek gerekir” düşüncesinde birleştiler.

ADNAN OKTAR: Helal olsun. Helal olsun hocalara maşaAllah. Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: İHH, İnsani Yardım Vakfı çözüm süreci kapsamında Diyarbakır’da bölgedeki Meleler’in ve din adamlarının katıldığı geniş katılımlı bir toplantı düzenledi. Sürecin temel harcının İslam kardeşliği olduğunu vurgulayan Meleler “İslam mirası sorunun çözümünde temel rolü oynayacaktır. Çözüm için manevi, dini, ahlaki bir ruha sahip olmak ve gençleri bu ruh ile yetiştirmek gerekir.”

ADNAN OKTAR: Bu nasıl olur? İman hakikatleri anlatacaksın Kuran mucizeleri anlatacaksın Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini anlatacaksın. Sen adama deccali bir din sunarsan, “sen solucandan geldin, atan solucan” derse üstüne dini nasıl anlatacaksın? Sen başta zaten Allah’ı inkar ediyorsun. “Allah’ı inkar et ama Allah var” diyorsun. “Adem ile Havva’dan geldiniz ama aslında solucandan geldiniz” diyorsun. Böyle bir üslup olmaz. Önce deccalin putunu ortadan kaldıracaksın. Darwinizm’i, materyalizmi ortadan kaldıracaksın. Ney ile? İlimle irfanla, akılla fikirle. Sonra iman hakikatleri, Kuran mucizelerini anlatacaksın. O zaman iman eder insanlar. Yoksa işte “kadınlar başını açmasın, sağa bakmasın, sola bakmasın, gülmesinler.” Bülent Arınç’ın yöntemleriyle dinsizlik yayılır. İmansızlık yayılır. Şu yasak, bu yasak. Havaya bakma, karaya bakma. Peruk giyme. İşte şunu yaparsan şöyle olursun. Bunu böyle yaparsan, böyle olursun. Kuran’ın demediği hükümlerle insanları korkutmaya çalışmak dini ortadan kaldırmaya yönelik bir hareket olur. Ama güzel bir atılım. Yani iyi değerlendirilirse, iyi doldurulursa bu yapı tamam. İHH’yı da tebrik ediyorum. O zaten hep hayırlı işlerin peşinde oluyor. Terörist merörist diyorlar ama çok ayıp yapıyorlar. Çok günah. Ben tanıyorum o insanları. Museviler’i tanıyorum. Masonları tanıyorum. Hepsi geliyorlar. Ben onlarla aslında beraber konuşturayım. Yani nasıl bir teröristmiş bir anlayalım. Tabii. O, İHH’nın yöneticilerine söyleyin. O, Museviler’in ileri gelenleri geldiğinde karşılıklı onları oturtayım. Neredeymiş terör bir görelim. Hayırlı bir hareket. Faydalı bir hareket. Hayır peşinde koşuyorlar. Akşama kadar Allah rızası için uğraşıyorlar. Öyle terörist olur mu? Bisküvi dağıtıyor, yiyecek dağıtıyor, elbise dağıtıyor. Ee; “Sen teröristsin.” Bu zulüm olur. Bu kadar münasebetsiz izah olmaz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN:  Alman Der Spiegel Dergisi, Suriye Lideri Beşar Esad’ın atom bombası ürettiğini yazdı. Dergi Esad’ın nükleer silah üretmek üzere bir tesis inşa ettiğini iddia ederek uydu görüntüleri ve gizli belgeler yayınladı.

ADNAN OKTAR: Bu dediğini yapsınlar o zaman. Atom bombası yapıyorsa psikopatlık yapmaya hazırlanıyor demektir. Doğru mudur acaba o? Var mı belgeler?

KARTAL GÖKTAN: Belgeler varmış evet.

ADNAN OKTAR: Görelim.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bir videomuz vardı. Sevimli kedilerimiz. Uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Ben bunları olduğu gibi yutarım. Ama ne şahane olur bunları sevmek. Sevimli olmayan tek bir nokta yok. Patiler, kuyruk, kulaklar, burun, bıyıklar. Her yeri sevmek için.

Evet dinliyorum Fikret.

KARTAL GÖKTAN: Çetin Altan, İslam dünyası hakkında şöyle bir yorumda bulundu. “İslam alemindeki köktendinciliğin panzehri de İslam içinden çıkacak. Çıkabilirse. Yeniden dinin bir felsefesi ve özü olduğunu, tasavvufunun olduğunu keşfetmeleri gerekiyor. İslam nedir? Ahlakı nedir? Felsefesi nedir? Tartışmalarının Müslümanlar arasında yoğunlaşacağı bir dönem yaşayacak dünya. Şimdilik kaçınmaya çalışıyorlar. Ama eninde sonunda tartışacaklar. Çünkü bu bir hayat, memat meselesi haline geliyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Mehdiyet’in farkına varmış Çetin Altan. Ama bazı taş kafalar daha hala farkına varmış değiller. Çok güzel söylemiş. Çetin Altan, öyle Marksist, komünist falan bilinir ama kökeninde Allah’a inanan bir insan olduğu anlaşılıyor. Çocuklarında da öyle. Onlar da Allah’a, dine inanıyorlar. Ama bağnazlığa karşı haklı olarak. Mehdiyet’i de sezmiş. Ve açıkça bunu vurguluyor. Güzel.

KARTAL GÖKTAN: Ölümden sonra hayata inanmadığını da söylemiş. Doksan yaşına geldiğini daha fazla yaşamak istemediğini belirtmiş.

ADNAN OKTAR: Yok yok. Allah ömrünü uzun etsin. İman eder o daha. İman edip ahirete gider. Etrafında hep öyle dalgacı, şakacı bir ortam olduğu için ahrette anlatım şekli biraz garip gösterildiği için. Halbuki oradaki birçok anlatım sembolik oluyor. Kafasında canlandırıyor. Mantıksız görüyor. Şimdi böyle maltızlar var. İçinde adamlar yanıyor falan gibi görüyor. Halbuki cehennem ıstırap yeri. Yani insanların bilebileceği gibi bir şey değil. Kavrayacakları gibi bir şey değil. Bir de ayrıca oradakilerin kim olduğunu biz bilemiyoruz cehennemdekilerin. Yani nasıl varlıklar olduğunu da bilemeyiz. Yani ona ben bir sır veriyim de anlasın. Bilemez oradaki cehennemdekilerin kim olduğunu. Ama tehdit gerekiyor insanlara. İnsanlar garip varlıklar. “Zalim ve cahildir” diyor Allah ayette.” Zaluma ve cehula” diyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. Tehdidin dışında düzelmiyorlar. Allah korkusunun dışında düzelmiyorlar. “Ben Allah sevgisiyle düzelirim” diyor Katolikler falan.   Hep cinsi sapık, büyük bölümü cinsi sapık. Hep Darwinist, materyalist. Allah’tan korksa o hale o gelir mi? “Allah sevilir, korkulmaz” diyor. Allah korkusu, sevginin başı zaten. Allah’tan korkmayan sevgiyi bilmiyor. Tutkunun, aşkın, sevginin kökeni Allah korkusudur. Bunu kavrayamıyorlar. Korku deyince silah korkusu gibi anlıyor. Allah korkusu ayrı bir korkudur. Oradaki derinliği göremeyip bambaşka bir mantıkla değerlendiriyorlar.

Bugün bu kadarla bitirelim. Yarın devam ederiz. İnşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programı bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü