Harun Yahya

Sohbetler (15 Ocak 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Ayette açık. Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım; “‘Rabbim ilmimi artır’ deyin” diyor, öyle diyeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: “Allah’tan ancak alimler korkar” diyor.

ADNAN OKTAR: Cenab-ı Allah diyor, evet. Alim olunca detayları görüyor insan. Detayları görünce Allah’a aşık olur.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Davutoğlu, Charlie Hebdo’da yayınlanan Hz. Muhammed karikatürünün Cumhuriyet Gazetesi’nde yer almasıyla ilgili olarak, “bu ülkede Hz. Peygamber (s.a.v.)’e hakaret edilmesine izin vermeyiz. Kimse Peygamberimiz (s.a.v.)’e hakaret etme alçaklığını yapamaz.” Başbakan’ın elini masaya vura vura konuşması dikkat çekti bu sırada.

ADNAN OKTAR: Çok sevimli insan. Hakikaten cumhuriyet tarihinde, dünyada böyle Başbakan yok. Acayip şeker bir şey. Ama iyi baksınlar Başbakan’a. Biraz onun atom karınca gibi vasfından istifade ederek her yere gitsin istiyorlar, olmaz. Ama şevki güzel onun, heyecanı güzel ama koruyup kollasınlar. Soğuktan koruyabilirler, yiyeceğine dikkat edebilirler, uykusuna dikkat edebilirler zor bir şey değil bu. Resmiyet resmiyet tamam da bu kadar da soğuk bir resmiyet olmaz. Biraz şefkatle akılcı baksınlar. Sürekli hazır olda durmanın alemi yok.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ayrıca Başbakanımız, “Basın özgürlüğü, hakaret etme özgürlüğü değildir. Alemlere rahmet olarak gelmiş Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)’e hakaret özgürlük değildir. Bunu birileri basıyorsa bu tahriktir. Kendisine yapılan hakareti hoş gören insanlarımız Peygamberimiz (s.a.v.)’e yapılan hakareti hoş görmez” dedi.

ADNAN OKTAR: Öyle bir şey de oluyor. Cumhuriyet Gazetesi’ne birisi hakaret etsin hemen dava açar. Bayağı kızar köpürür. Mesela orada çalışan birisi gazetenin genel yayın müdürüne küfretsin bakayım, hemen anında atar, hemen görevine son verir. Ve dava da açar. Hatta başka türlü de, fiili müdahale de yapabilir yani.

Özetle Başbakanımız şahane. Kimse de bir şey diyemiyor. Tayyip Hocam’a yine bir şeyler söylüyorlar da ona bir şey diyemiyorlar. Hakikaten güzel insan. Tayip Hocam da bayağı halimleşti, iyi, son derece sakin benim gördüğüm, değil mi? Öyle hırsı falan yok. Ama şu başkanlık sistemini sakın bir daha ağzına almasın. Aman ha, bu hal iyi. Çok riskli o.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Davutoğlu, “Paris’te katliam yapan teröristler ne kadar insanlık suçu işlemişse Gazze’de çocukları katleden, binlerce evi yok eden, her fırsatta Filistinli’yi öldürmeyi doğal hale getiren, bizim için uluslararası sularda yardım taşıyan gemideki vatandaşlarımızı katleden bir hükümetin başı olarak Netanyahu, aynı Paris’teki katiller gibi insanlık suçu işlemiştir. Orada olması aynı perspektifte olaya baktığını göstermez” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama gidebilir adam, katil de olsa, hırsız da olsa, her ne olursa olsun bir şeyin yanlışlığını telin edebilir. Tamam, hatalı yönleri, eksik yönleri, günahları olabilir onlar söylenir, onları anlatabilirler onda bir şey yok. Bir adam suç işledi diye ömür boyu bir hayır söz edemeyecekse bu olmaz. Hayır bir şey söyleyebilir, güzel bu. Hakikaten İsrail biraz ürkek tiynetli, o Tevrat’ta da geçiyor. Biraz Allah o kavmi öyle yaratmış genel anlamda. Bir şey oldu mu çok şiddetli karşılık verme eğilimi oluyor yani böyle dengeli, makul bir savunma ruhundan çok şiddetli karşılık verme ruhu var, bu da yanlış tabii. Ama tabii hiç bunlara gerek kalmadan kardeşlik ve sevginin oraya hakim olması lazım. Yani Filistin’le İsrail’i kardeş hale getirip bu rezaletin gelişmesine hiç imkan vermemek lazım. Olay kökünden bozuk. Yoksa ‘sen ona dikkatli vur, o sana dikkatli vursun’ bunun bir mantığı yok böyle bir şey olmaz. Bunun bir mantığı olmaz. ‘Usturuplu ver vurduğunda’ falan, değil mi? ‘Öldüreceksen de kontrollü öldür, az öldür’ falan böyle denemeyeceğine göre en akıllı, en doğru tavır barıştırıp sevgi dolu bir hayat yaşatmak. Bunun dışında bir yol yok. Bir tane yol var, tek yol; sevgi, barış, affedicilik ve kardeşlik. Kardeşim şimdi mesela adam sana bomba attı, ‘ben de sana bomba atıyorum. O on kişi öldürdü, ben de on kişi öldürüyorum’ derse bu çok ürkütücü, bu olmaz. Bomba attıysa gider barışırsın kardeş olursun, özür diler, af diler konu biter. Çözüm bu olur, başka türlü olmaz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kanada’nın yayın resmi kuruluşu CBC Charlie Hebdo’nun tüm dünyada tartışmalara neden olan karikatürlerini yayınlayamayacağını açıkladı. “Eğer İslam Peygamberinin resminin çizilmesini yasaklıyorsa buna da saygı uymak zorundayım. Charlie Hebdo bu konuda provakatif davrandı.”

ADNAN OKTAR: Hayır, resim çizme değil ki. Adam aynaya bakmış pis bir resim çizmiş, “bu peygamberin resmidir” diyor haşa. Şimdi bu densizliğe ne gerek var? Amaç ne burada? Resmini çiziyorsun yayınlıyorsun. Söylesene, kendi resmini çizdiğini söyle, “bu da o” dersin sana kimse bir şey demez. Niye “peygamberin resmidir bu” diyorsun? O zaman küfretmiş oluyorsun, hakaret ediyorsun. Saygısızlığı bırak, densizliği de bırak.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus, Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’ya düzenlenen saldırıyı yorumlarken, Tanrı adına cinayet işlemenin dinden sapma anlamına geldiğini söyledi. Ancak dinlerle alay edilmemesi gerektiğini de belirtti. Ve “anneme küfreden yumruğu beklemeli” dedi.

ADNAN OKTAR: Yani “kafasını gözünü dağıtırız” diyor. Şimdi orada yine bir teşvik olmuş oluyor, öyle değil. Allah diyor ayette; “Size kötü bir söz söylediklerinde selam deyin ve uzaklaşın” diyor. “Din aleyhinde bir şey konuşulduğunda orada durmayın” diyor. Adamla muhatap olmaya gerek yok. Sözünü de etmezsin, konuşmazsın, kimse okumaz, alakadar olmazsa adam zaten hiçbir şekilde de etkili olmaz, kimse de almaz o dergiyi. Adam Peygamberimiz (s.a.v.)’in resmi diye kendi resmini yapmış. Tamam, kendi resmini yapabilir. Fakat “bu peygamberin resmidir” derse bu ahlaksızlık tabii, bu saygısızlık.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kemal Öztürk yazısında, dünyadaki savaşların ve terörün neden olduğu sorusunu İslam dünyasının çözebileceğini yazdı. “Ümmetin birliği her Müslüman’ın ve kendisinden geçer ve sorumludur. Bir kıpırdanış lazım bize, bir hareket lazım. Gerisini Allah getirecektir” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte “Hz. Mehdi (a.s) ortaya çıksın, arkası gelir” diyor doğru, doğru ama önce Mehdiyet’i gündeme getirmek lazım. Hz. Mehdi (a.s)’ı arayacağız, alametlerini ortaya koyacağız. Ha aramazsan arayacağın vakit de gelecek acele etmezsen. Tabii acele et ama acele etse de etmese de arayacağın vakit gelecek. Ben buradayım, onlar da orada, Hz. Mehdi (a.s) da olduğu yerde, dediklerimizi hep beraber göreceğiz. Benim söyleyip de çıkmayan bir sözümü hatırlatın. Dersiniz mesela “şu sözünüz çıkmadı” dersiniz. Ne dediysek doğru çıktı. Hadise dayandırıyorum.    

BÜLENT SEZGİN: Yazısından bir bölüm okuyabilir miyim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Bize yürekli fikir adamları, düşün insanları, ilim adamları, alimler gerek. Sivil, derdi olan, davası olan, mezhepçiliğin her türlüsüne karşı çıkan, ümmetin birliğini savunan, bilge ve hikmet sahibi Müslüman yürekler lazım bize. Kim olursa olsun masum insanların öldürülmesine karşı çıkan, batının huzursuzluğuna bile çözüm üretecek, insanlığa yeniden İslam’ın bir barış dini, bir huzur dini, bir kurtuluş dini olduğunu anlatacak münevverler lazım bize.”

ADNAN OKTAR: Bizden bahsetmiş Allah razı olsun.  Bir daha anlat baştan.

BÜLENT SEZGİN: “Bize yürekli fikir adamları, düşün insanları, ilim adamları, alimler gerek. Sivil, derdi olan, davası olan, mezhepçiliğin her türlüsüne karşı çıkan, ümmetin birliğini savunan, bilge ve hikmet sahibi Müslüman yürekler lazım bize. Kim olursa olsun masum insanların öldürülmesine karşı çıkan, batının huzursuzluğuna bile çözüm üretecek, insanlığa yeniden İslam’ın bir barış dini, bir huzur dini, bir kurtuluş dini olduğunu anlatacak münevverler lazım bize.”

ADNAN OKTAR: Bu Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsediyor. Hz. Mehdi (a.s) ve talebelerinden bahsediyor. Talebesi olarak biz tamam kabul ama o Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmiş, güzel.

Hayret edilecek, Cenab-ı Allah koskoca dünyayı Mehdiyet’e göre yönlendiriyor. İnsanlar bunun farkında bile olmuyorlar, bir kısmı farkına. Ama tarih hep o tarafa doğru akıyor. Ve kimse de engel olamıyor. Bu kadar ateist var, bu kadar dinsiz var, bu kadar din karşıtı camia var, üniversiteler cayır cayır Darwinizm-materyalizmi anlatıyor. Ama Mehdiyet’in önünde duramıyorlar. Türkiye’nin Diyanet İşleri Başkanlığı bütün gücüyle Mehdiyet’e karşı. Ama durduramıyorlar cayır cayır ilerliyor Mehdiyet. Ne yaparlarsa Mehdiyet’in lehine oluyor.

GÖKALP BARLAN: Bir ayette Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın” [Fatır Suresi, 43] diye hep aynı sünnet bu şekilde devam ediyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: “Hep tekrar eder bu” diyor. Mesela Allah, “daha öncekileri hakim ettiğim gibi” diyor bak. O zaman diyoruz ki “daha öncekiler kimler?” “Kuran’da var” diyor çünkü Allah, oradaki ifadede o anlaşılıyor, “Kuran’a bakın” diyor. Bakıyoruz Hz. Süleyman (a.s) hakim olmuş, Hz. Zülkarneyn (a.s) hakim olmuş, “daha öncekileri hakim ettiğim gibi sizi de son kere hakim edeceğim” diyor. O zaman; Hz. Mehdi (a.s).

BÜLENT SEZGİN: “Yeryüzünde yerleşik kılıp sağlamlaştıracağım” (Nur Suresi / 55) diyor.

ADNAN OKTAR: Nur Suresi’nin 55. ayeti net Mehdiyet. “Korkunun arkasından sizi güvene kavuşturacağım. Dininizi yerleşik kılıp sağlamlaştıracağım ve kimse de yıkamayacak” diyor. “İslam’ı her yönde hakim edeceğim” diyor Allah her yönüyle. Sadece “şirk koşmazlar onlar” diyor alametleri, o kadar, “Allah’ı severler” diyor. “Hakim edeceğim” diyor Allah. “İsa Mesih’i de indireceğim, ona iman etmedik hiç kimse bırakmayacağım, herkese de iman ettireceğim” diyor. “Ehli Kitap’tan iman etmedik tek bir fert kalmayacak” diyor. “Onu sevenleri” -ki bizler seviyoruz, Hristiyanlar da seviyor- “kıyamet gününe kadar dünyaya hakim edeceğim” diyor. “İsa Mesih’in gelişi kıyamet için bir alamettir” diyor.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, siz hava saldırıları IŞİD’in gerilemesinin mümkün olmadığını defalarca anlatmıştınız, saldırılarla birlikte. Bir haritamız vardı, ‘hava saldırıları öncesi ve sonrası’ diye. Suriye’de IŞİD’in hakimiyetindeki alanı gösteriyor. Hava saldırı sonrası IŞİD’in kontrolündeki alan daha da artmış. Bu 31 Ağustos 2014 tarihinde, kırmızı olanlar. Bu da önceki kırmızı olan bölge. Hava saldırısından sonra 10 Ocak 2015’te.

ADNAN OKTAR: Yakında her yeri alırlar. Hadislerde öyle geçiyor, hadislerde bütün bölgeye hakim olacağı belirtiliyor. “Siyah bayraklılar gelecekler” diyor, hatta “Horasan taraflarından gelecekler” diyor, Afganistan tarafından, açık söylüyor Peygamber (s.a.v.). “İnsanların başını keserler, kan akar, olaylar çıkar” diyor, “onların karşısında kimse duramaz” diyor, “çok hızlı ilerlerler” diyor, “La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah yazar bayraklarında” diyor, “siyah giyerler” diyor, “saçları sakalları uzundur” diyor, İsrail sınırına kadar dayanırlar” diyor. Aynısı aynısı.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, uluslararası camianın Suriye’de zamanında harekete geçmemesinin üzüntü verici olduğunu belirterek, ülkesinin terörle mücadelesinin kararlılıkla süreceğini kaydetti.

ADNAN OKTAR: Terörle mücadele neyle olur? Akılla, irfanla, sevgiyle, muhabbetle, nezaketle, affedicilik, koruma ruhu, dostluk ruhuyla olur. Var mı bu sizde? Yok.  Asmayla kesmeyle gittikçe gelişiyor anarşi ve terör, şiddet gittikçe gelişiyor. Şiddet kapılarına dayandı, bu akıl, akıl değil. Kuran’ın gösterdiği; merhamet, şefkat ve akıldır, sevgidir. Sevginin hakim olmadığı her yerde şiddet hakim olur.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Belçika’nın Verviers kentinde terörist oldukları iddia edilen bir gruba operasyon düzenlendi. Suriye’den döndüğü öne sürülen şahıslarla girilen çatışmada iki kişinin öldürüldüğü, bir kişinin de yaralandığı belirtildi.

ADNAN OKTAR: Güvenlik güçleriyle çatışmaya giriyorlar. Çatışmayla değil de eğiterek, konuşarak halletmeleri lazım. Her şeyde ellerinde silahla, her hareketleri silahla. Bir kere onları bayıltarak elde etmek, yakalamak son derece kolay. İkna ederek de olur, konuşarak da olur. İlla çatışma olacak. Çatışmada kendileri de ölüyorlar. Şimdi o öldürdüklerinin de intikamını alırlar karşı taraf, yine eylem olur, yine çatışma olur. Bunun önü-sonu gelmez. Şimdi öldürdüklerinin akrabaları, tanıdıkları da o örgüte girer. Onlar da intikam peşinde olacaktır. Önü sonu gelmeyen bir girdap bu. Böyle olmaz. Allah sevgisinden kaynaklanan sevgi olmadıktan sonra, bu bela her yeri sarar, bu ateş her yeri sarar. Bir türlü akıllarını başlarına almıyorlar, gece gündüz anlatıyoruz ama dinleyecekleri gün gelecek. Şimdi 2015’de bir şey yok. 2016’da bir şey yok 2017’de, ama 2019 gibi falan diz üstü çökecekler. Yani hakkın, hakikatin, sevginin doğru olduğunu anlayacaklar. 

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey son dört yılda çoğu sivillerden oluşan iki yüz bin kişinin öldürülmesinin sorumlusu olan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Fransa’nın başkenti Paris’teki saldırılarla ilgili olarak; Şam yönetiminin dünyanın herhangi bir yerinde sivillerin öldürülmesine kesinlikle karşı olduğunu iddia etti. Ve “siyasi tutum ne olursa olsun konu sivilleri öldürmekse bu kesinlikle terördür” dedi.

ADNAN OKTAR: Kendi yaptığı ne oluyor? Allah Allah, bu kadar yüzsüzlük inanılır gibi değil. Varil bombasıyla gece gündüz çoluğu çocuğu şehit ediyor, iki yüz binin çok çok daha üstünde, iki yüz bin o resmi açıklama. Bilinmiyor ki bu gece gündüz bombalıyor. Varilin içine çivi dolduruyorlar, cıvata dolduruyorlar, barut dolduruyor, ne bulursa dinamit şu bu falan koyuyorlar havadan atıyorlar yerde infilak ediyor çoluk çocuğun eli yüzü parçalanıyor, ondan sonra da adam barıştan, kardeşlikten, çiçekten, böcekten bahsediyor. İşte bu cinnet geçirmiş durumdalar. Bu belanın kurtuluşunun ne olduğunu Cenab-ı Allah bize Peygamberimiz (s.a.v)’le bildirmiş. Mehdiyet.

Tayyip Hocam ne dedi Hanuka Bayramı’nda? “Musevi vatandaşlarımızın Hanuka Bayramı’nı en samimi dileklerimle tebrik ediyorum. Toplumsal, kültürel ve beşeri yapımızdaki çeşitliliği Türkiye’de bugüne kadar taşıyan birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, dayanışmamızı ve muhabbetimizi arttıran, en büyük zenginliğimiz olarak görüyoruz. Tarihin en zor ve acı dönemlerinde kendilerine kucak açtığımız, asırlardır bu topraklarda medeniyetlerin beşiği Anadolu’da birlik, beraberlik ve karşılıklı saygı içinde yaşadığımız Musevi vatandaşlarımız, hiç şüphesiz Türkiye’nin asli unsurları arasında yer alıyor. İdrak ettikleri bu müstesna günlerin Musevi vatandaşlarımıza huzur, barış, mutluluk ve esenlikler getirmesini diliyor tüm Museviler’in Hanuka Bayramı’nı bir kere daha kutluyor bu vesileyle bütün vatandaşlarıma en kalbi sevgi ve selamlarımı sunuyorum.” Mesela burada müthiş bir sevgi, müthiş bir koruma hissi, müthiş bir saygı var. Musevi demek şefkat demektir, sevgi demektir, merhamet demektir. Ne güzel Allah size peygamberler göndermiş, peygamber soyusunuz ne büyük bir şeref. Hz. İbrahim (a.s)’in evlatlarısınız, sevinin. Hz Musa (a.s)’nın evlatlarısınız, Hz. İsrail (a.s)’nın evlatlarısınız. Onların duasını almışsınız. Allah sizi mübarek bir toprağa yerleştirmiş. Mübarek şehirler nasip etmiş.

Mesela Kudüs şehri kutsal bir şehirdir, bereketli bir yerdir. İnsana ferahlık gelir Kudüs’e giden, yani kendine gelir Kudüs’e gelen. Kudüs’ün özelliğidir o. Allah oraya bir bereket, bir ferahlık, bir inşirah, vermiştir. Gidene ferahlık geliyor. Mesela Mekke de öyledir. Giden gelmek istemiyor, Mekke’ye giden. Kâbe, o topraklar o bölge özellikle o Kâbe’nin bulunduğu arazi de bir şey var. Bir ferahlık veriyor Cenab-ı Allah oraya gidenlere. Aynı şekilde Mescid- Aksa’nın olduğu yerde de oraya gidenlerde de Allah bir ferahlık, kalplerine bir inşirah veriyor. Kendine geliyor giden insanlar. Toprakları bereketli gayet güzel bir yer.  Ne güzel her yerde peygamberin parmak izleri var, peygamberlerin. Hz. İsrail (a.s)’in, Hz. Yakup (a.s)’un, bütün peygamberlerin. Hz. İbrahim (a.s)’in mezarı da orada. Nefesleri orada. Sesleri orada yani.

Zekâ kadına çok yakışıyor. Gözündeki o zeki ifade mesela boş kuş gibi bakan bir kadın yazık ya, bütün ihtişamı, bütün heybeti gitmiş oluyor yani. Hakikaten bir sorunu yoksa o hale getirmesi kendini çok büyük bir akılsızlık olur.

Resmi olarak tanınmış Kudüslüler’in ruh hastalığı varmış, Kudüs’e giden turistler geri dönmek istemiyorlarmış. Tabii Kudüs’e iyi bakamıyorlar. İsrail tarafı da o kadar bakamıyor, Filistin tarafı da iyi bakamıyor. Orayı cennete çevirmek o kadar kolay ki. Bir kere şu Hz. Süleyman (a.s)’ın mescidinin yapılmaması, çok rahatsız edici. Allah’ın izni ile onu sağken göreceğim. O mescidi yapacağız. Hz. Süleyman (a.s) mescidini yapacağız. Hz. Süleyman (a.s)’ın sarayını da yapalım. Mescidini de yapalım, sarayını da yapalım. Mesela Hz. İbrahim (a.s)’in türbesi var bakımsız. Peygamber türbeleri var bakımsız. Oralar çok ihtişamlı olması lazım, çok bakımlı olması lazım.

Yazık böyle ben de anlamıyorum bu Ruslar’a tavır alınmasını. Bak ne kadar güzel insanlar. Mutlu olsun bu insanlar niye ezilmeleri gerekiyor, niye fakir kalmaları gerekiyor ben anlamıyorum. Amerikalılar mesela çok şeker insanlar onları da ezmenin peşindeler. Adamları fakir hale getirdiler, deliye çevirdiler adamları. Karavanlarda kalıyorlar, sokaklarda kalıyorlar. Eskiden onlar pür neşeydi, orada burada oynarlar, şakalar yaparlar, karnavallar yaparlar. Bırakın eskisi gibi neşeli olsunlar. Eski zenginliklerine, eski huzurlarına kavuşsunlar. Gerekirse tabii destek oluruz, bir şeyler olur. Diğer ülkelerin de destek olması lazım.

Fikret benim yurt dışında yayınlanan sekiz makalem var, sen bundan bahsetmiyorsun. İstirham edeyim say şu sekiz tane makalemi.

KARTAL GÖKTAN: The Times Of Israel ilk makaleniz bu sitede yayınlandı. İsrail’in farklı dillerde yayın yapan internet sitesi Times Of Israel. Arapça olarak yayınlandı makaleniz. Charlie Hebdo’yu kınamak neden yeterli değildir?” başlığı. Fransa ve İsrail’de yayın yapan ve Fransız asılı İsrailliler’in ana haber sitelerinden olan JSS News’de Fransızca olarak yine “Charlie Hebdo’yu kınamak neden yeterli değildir?” başlıklı makaleniz yayınlandı. İspanya’da yayın yapan MBC Times internet sitesinde hem İngilizce, hem de İspanyolca olarak “Avrupa’daki ırkçılık kimin suçu?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Pakistan’da çıkan Daily Mail gazetesinde “Radikalizme tek cevap Kuran’dır” başlıklı makaleniz yayınlandı. Fas haber sitesi Morocco World News’de “Avrupa Birliği İslam dünyası için örnek olabilir mi?” başlıklı makaleniz yer aldı. Suudi Arabistan’da yayın yapan internet sitesinde, Arabian Gazette isimli internet sitesinde terörizmin her türünü eleştirdiğiniz ve medyanın teröre karşı verilen savaşta önemli bir araç olarak kullanılması gerektiğini söylediğiniz makaleniz yayınlandı. Pakistan’da yayınlanan Pakistan Observer Gazetesi’nde “Avrupa’daki ırkçılık kimin suçu?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Son olarak İngiltere’de basılan Urdu Times Gazetesi’nde de “Radikalizme tek cevap Kuran’dır” başlıklı makaleniz yayınlandı maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Kardeşim ben anlamıyorum İsrail’de halk fakir, bayağı fakirler ama yani abartılı şekilde fakirler, hep fakirler. Hep silah sanayiine gidiyor paralar. Zaten orada bir para kazanacakları durum da yok. Portakal bahçeleri var, zeytinlikler falan var ama biraz sanayiye ağırlık vermişler, işte elektronik bir şeyler yapıyorlar ama her halükarda çok az oluyor bu gelir. İsrail zengin olması gerekir, Filistin’in zengin olması gerekir ama sevgi olmadan zenginliğin bir alemi yok yani bir anlamı, önemi yok. Zengin olur adam kudurur yani başka bir şey olmaz. İmanla, Allah sevgisiyle zenginlik çok güzeldir. O zaman cömert olursun, dost olursun, çocuklara bir şeyler harcarsın, insanlara bir şeyler harcarsın. Bol kazanırsın ama bol harcarsın. Şu an ne bol kazanma var, ne de bol harcama var. Buram buram fakirlik var, sokakların resimleri var İsrail’in, her yer fakir. Askeri harcama yapılıyor ama askeri gücü de ahım şahım bir askeri gücü de yok İsrail’in aslında. Yazık günah. Filistin’e de yazık, onlara da yazık. Askeri harcamaya ne gerek kardeşim? Ne gerek? Huzur içinde yaşayın, kardeş olun, arkadaş olun, dost olun. Kimsenin de sizden alıp veremediği olmaz. O sevgiyi onlara nakledebilmek, kalplerine işleyebilmek, nakşetmek çok önemli. Bunun da vakti geldi.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarımızdan sonra programımız devam edecek.

Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Biri bir şeyler söylesin.

CEYLAN ÖZBUDAK: Ayın 15’inde Cameron’la Obama bir toplantı yaptı. Terörün ideolojisiyle savaşmaya yemin ettiler fakat nasıl savaşacaklarını hala bilmiyorlar, söylemediler.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi o yemin güzel. Allah adım attırıyor, aslında biliyorlar onlar ama anlamazdan geliyorlar. Allah’ın daha onları zorlamasını istiyorlar, Allah’tan işaret bekliyorlar, o işaret gelecek onlara. Daha zorlama istiyorlar, daha zorlama gelecek. Allah’ın ne istediğini biliyorlar ama Allah’ın daha çok onlara hissettirmesini istiyorlar. Daha çok hissettirecek. Yani anlamadım, bilmiyorum diyen kimse kalmayacak. O zaman da kabul edecekler çözümü.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz bunu gündeme getirmeden önce ideolojisiyle mücadeleyi hiç kimse söylemiyordu, hep bombalamaktan bir tek bahsediyorlardı. İlk defa söylemeye başladılar.

ADNAN OKTAR: Kardeşim sen adamın annesinin, bacısının gözünün önünde ırzına geçersen, babasının kulağını gözünün keser de boynuna takarsan, çoluğunu, çocuğunu otomatik silahla gözünün önünde tararsan adam delirir, adam aklını kaybeder. O zaman kontrol edilemez hale geliyor. Ama sevgiyle, merhametle, şefkatle yaklaşırsan, ta çocukluğundan itibaren insan hep merhamet ve şefkat ister. Şefkati gördü mü bütün damarları, aklı açılır. Bizim mayamız şefkate göredir. Adama sen şiddet uyguluyorsun. Şiddet insanı çıldırtır, deli cesareti getirir. Hem intiharı göze alır, hem öldürmeyi göze alır. Her şeyi göze alır. O operasyonun filmini seyrettim, o çocukların biri kendini dışarıya atıyor, vursunlar diye yapıyor. Otomatik silahla orada hemen peş peşe bir de arkasından ayrıca kurşun sıkıyorlar çocuğa. İntihar ediyor. Ölmek istiyor, ölmek ve öldürmek istiyor. Bu kadar delirtmenin, köşeye sıkıştırmanın alemi ne? On iki milyon Müslüman katledildi son yıllarda. On iki milyon. Yazık günah değil mi? Bu nasıl bir vahşettir? Sevgi ne kadar güzel, koskoca dünya kardeşim. iki günlük dünya, imtihan oluyoruz. Nezaketiyle imtihan olup, nezaketiyle ahirete gidelim. Vahşiliğe gerek yok.

Mesela CIA raporlarında var; 15-16 yaşındaki çocuklara ailelerinin önünde, annesinin, babasının önünde tecavüz ediyorlarmış konuşturmak için. Aslında konuşturmak amacı da değil. Sapıklık yapmak istiyor. Onu ona bahane ediyorlar. Bunlar akıl hastası. Mesela kulak kesmek istiyor, burun kesmek istiyor, çocukların ırzına geçmek istiyor. Onu bahane ediyor. Ne konuşturacaksın ona zaten mazlum, gariban adamlar? Onlardan ne bilgi alacaksın sen? Bilgi alınacak adam kendini sağ teslim etmez sana zaten. Ya ölür, ya öldürtür kendini. Sağ teslim olmaz öyle adamlar. Hiç gördünüz mü öyle tipler? Mutlaka çatışmaya girer. Çatışmada öldürebildiği kadar adam öldürür. Ve en son da kendini öldürtür. Öyle eğitim alıyorlar. Bunlar gariban takımı, bunların yakaladıkları.

"Allah aşkıyla sevdiğim Hocam. Bana dua edin lütfen. Bak biliyorsun seni çok seviyorum" diyor.

"Adil kullanım noktasını, kotayı ve düşük gönderme hızlarını icat eden Türk firmasını sevmiyorum ve protesto ediyorum" diyor Ümit Yıldız. Adil kullanım ne demek? Üniversiteye giden adama adil kullanım olacak, ee? “Sen derse giremezsin biraz bekle, on beş dakika sonra girersin.” Bunun gibi. Bırak herkes istediğini okusun, istediğini araştırsın. İnternete sınır koymak çok büyük bir hata. İnterneti de her yerde insanların izleyebilmesi lazım. Sokakta, bahçede, evde havadan. Kabloya falan gerek yok. Bedava olması lazım.

Buğra Özçelik, "Selamun Aleyküm Hocam" diyor. Genellikle sevgilerini iletiyor kardeşlerimiz.

Bu korucu kardeşlerimizin polis kadrosuna alınması çok hayati. Ve korucu sayısının arttırılması çok hayati. Yani Güneydoğu sorunu kökten hallolur bununla, korucu sistemiyle. Bir sevgi, iki şefkat, üç korucu sayısının arttırılması. Başka bir şey yok.

Arif Şentürk değerli bir sanatçı. En önemli özelliği ne? Çok çile çekmiş bir insan, çok acı çekmiş bir insan. Dolayısıyla o Trakya'nın, Rumeli'nin ruhunu mükemmel yansıtıyor. Bak gençlerden çıkmıyor. Varsa çıkarsınlar, böyle bir sanatçı çıkmıyor. Bu çok ürkütücü. Hükümet bu konuyla ilgilenmesi lazım. Kalite, sanat bakanlığı kurulması lazım. Kalite ve sanat bakanlığı. Türkiye'de kalitenin arttırılması için, sanatın geliştirilmesi için gayret etmesi gerekiyor bu bakanlığın. Sanat olmadıktan sonra, kalite olmadıktan sonra istediğin kadar yol, köprü yap. Ne yapıyorsan yap. Çadırlarda bol bol yedir içir insanları. Bunun hiç bir kıymeti yok. Kaliteli insan yetişmesi lazım, kaliteli eşya olması lazım. Kaliteli bahçe olması lazım, kaliteli konuşma olması lazım. Her yerin kaliteli olması lazım. Her yerde sanat olması lazım. Sanatçıların korunması lazım. Arif Şentürk mesela, garibim dünya iyisi. Mesela normalde ona çok yüksek bir maaş bağlanması lazım. Sanatçı madalyası verilmesi lazım. Takdir edilmesi lazım. Kendi haline bırakılmış, ne kazanırsa onunla geçiniyor. Bu çok ürkütücü. Sanatçıların hiçbiri ortada yok. Televizyonlarda falan sanatçıları göremiyorum. Yok oldular, bu çok çok ürkütücü. Afganistan'dan farkımız kalmadı bu konuda. Sanatçı kalmadı ortada. Bunun bir an önce hallolması lazım. Kalite, sanat bakanlığı kurulup, kalitenin, sanatın bütün güzelliklerinin ortaya dökülmesi lazım. Ortaya sunulması lazım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Türkiye'nin pek çok şehrinden kardeşlerimiz faaliyet haberleri gönderdiler. Gebze'deki kardeşlerimiz 9 Ocak'ta ev sohbetinde buluşmuşlar. Bursa'dan kardeşlerimiz geçtiğimiz pazar günü Nilüfer ilçesinin İhsaniye semtinde bin adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. 13 Ocak tarihinde kardeşlerimiz Düzce Akçakoca'daki camilerin kitaplıklarına Harun Yahya eserlerinden bırakmışlar. Alanya'da kardeşlerimiz evde bir araya gelmişler, güzel bir sohbet yapmışlar. 13 Ocak akşamı Mersin'den kardeşlerimiz evde toplanıp kitaplarınızdan okuyarak konuşmuşlar.

ADNAN OKTAR: Anneannenin güzelliğine bak sen, anneannenin güzelliğine. Evet maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: 10 Ocak'ta Trabzon'dan kardeşlerimiz Vakfıkebir ve Beşikdüzü ilçelerinde on sekiz camiye "Karanlık Tehlike; Bağnazlık" kitabınızı hediye etmişler. Ayrıca doğmadan önce sizin kendisi için dua ettiğiniz Zehra Nur bebek de sizin ellerinizden hürmetle ve sevgiyle öpüyormuş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, şekerlik, ballık her tarafını sarmış. Keyifle uyuyor maşaAllah çok güzel. Bütün kardeşlerimi tebrik ediyorum, hepsi güzel faaliyetler içinde.

Uludere Yekmal'de korucu başı Lezgin Sak, Silopi'ye akrabasına ziyarete giderken PKK yol kimlik kontrolü yaparken korucu başını kaçırmışlar. Korucu başını en geç sabaha kadar teslim etmeleri lazım. Yoksa bu alçakları devlet silip süpürsün. Yarın sabahtan itibaren hem jandarma, hem polisin de katılımıyla çok güçlü bir operasyon yapılsın. Korucu başı Lezgin Sak kurtarılsın. Buna cesaret eden bu köpekleri de kulaklarından tutup alıp hapse atsınlar. Vali'nin bunu bir an önce yapması lazım, Sayın Vali. Hangi vilayet oluyor bu? Uludere Yekmal korucu başı. Sabaha kadar teslim alsınlar, sabah vaktinde. Böyle alçaklık istemiyoruz. Bu vatan bizim olduğuna göre biz her yerde gezeriz. Korucu başını kaçırmaları çok büyük bir alçaklık ve ahlaksızlık.

AYLİN KOCAMAN: Uludere, Şırnak’ta oluyor.

ADNAN OKTAR: Şırnak. Şırnak'ta ilgili kişi kimse ismini versinler bana şimdi. Bu konuyla ilgilenen. Lezgin Sak, Silopi'ye akrabasına ziyarete giderken PKK yol kimlik kontrolü yaparken korucu başını kaçırmışlar. Bu pervasızlık nedir bu? “Aman aman ellemeyin çok güzel gidişat” diyor. Kardeşim, Güneydoğu işgal edildi, Güneydoğu’ya gidemiyoruz. Adamlar bizden aldı Güneydoğu’yu. Bu nasıl yol haritası? Konferans yapılamıyor, Allah'tan bahsedilemiyor. Müslüman'ız denemiyor, sokakta gezilemiyor. Korucu olan veya asker olan birisini yolda gördü mü çevirip kaçırıyorlar. Bunun sökülmesi gerekiyor, bu sistemin. Kırk sekiz saat sürmez bu. Bu vatan bizim olduğuna göre bizim istediğimiz gibi gezmemiz lazım. İstediğimiz gibi kullanırız kendi vatanımızı. İstediğimiz yerde konaklar, istediğimiz gibi konuşuruz. Adamlar konuşturmuyor işgal etmiş. “Aman susun” falan diyorlar. “Sürece zarar veriyorsunuz. Nasıl konuşuyorsunuz öyle?” Allah Allah. Daha neyi bekleyelim? Bak korucu başını mesela kaçırıyorlar. İşkence yapıyorlar. Mesela vurabilirler de. Şehit de edebilirler. Adamlar “aman aman süreci ellemeyin.” Süreci müreci kalmış mı bu işin? Bu nasıl bir süreç? Süreç dediğin şey o vatan topraklarının bize ait olduğunu adamlar kabul eder. Biz de orada özgürce gezeriz, istediğimiz gibi yaşarız. Ben buna süreç derim.

Şırnak Emniyet Müdürü İsa Aydoğdu buradan istirham ediyorum bak rica ediyorum. Şırnak Emniyet Müdürü İsa Aydoğdu. Lezgin Sak'ın hemen bulunmasını sağlayın. Korucu başı Lezgin Sak'ın hemen bulunmasını sağlayın. Şırnak Emniyet Müdürü İsa Aydoğdu'dan rica ediyoruz. Şırnak Valisi Hasan İpek'ten de rica ediyoruz. Bu kardeşimizi sabaha kadar bulsunlar. Bulamadıklarında hallaç pamuğuna çevirsinler. Ve mutlaka bulsunlar. Böyle çakallık istemiyoruz biz. Şırnak Valisi Hasan İpek'ten özellikle rica ediyorum derhal bu kardeşimizi bulsunlar, Lezgin Sak. Emniyet Müdürü İsa Aydoğdu da emniyeti ayağa kaldırsın. Gerekirse jandarma kullanma yetkisi de var. Özel harekatı da çağırabilir. Hepsi onun yetkisi altında. Valimle beraber konuşsunlar Hasan İpek'le, bu işi halletsinler. Ben güzel haber bekliyorum. Bu dangalakların bu şımarması, bu vatan topraklarını bizden almış gibi göstermeleri, bütün Türk milletinin ağırına gidiyor. Buna daha fazla dayanacak durumumuz yok bizim. Bir an önce bu konu hallolsun. Şehit olacaksak şehit olalım. Ama Güneydoğu’yu da teslim alacaksak teslim alalım PKK’dan. Bıktık biz bu olaydan artık. Ben mesela bu şartlarda yaşamak istemem. Bu onur kırıcı bir şey bu. PKK elini kolunu sallayarak Güneydoğu’da gezecek. İstediği faaliyeti yapacak. Allahsız, dinsiz propaganda yapacak, sen tek kelime Allah'tan bahsedemeyeceksin Güneydoğu’da. Tek bir tane kitap dağıtamayacaksın. Bir yerden bir yere seyahat edemeyeceksin. Yolda arama yapacaklar, polis araması gibi. Bir kere yolda arama yapmak ne demek? PKK'nın arama yapması. Korucu sayısının arttırılması lazım. Bir de korucunun silahını alıyorlar. Adam rahatça teslim alır. Korucunun elinde otomatik silah olsun da bak bakayım alabiliyorlar mı orada? Ya şehit olur o insan, ya gereğini yapar. Zaten onlar oraya yanaşamazlar. Bu rezalete son verilsin. Huzur; ben orada göğsümü gere gere geziyorsam, göğsümü gere gere Allah'tan bahsediyorsam ben ona derim huzur diye. Ona derim süreç diye. İran bunlara kahkahalarla gülüyor, kadın kıyafeti giydirip oynatıyor bunları. İt gibi korkuyorlar İran'dan. Türkiye'de herkese aşağı yukarı kabadayılık yapıyor adamlar. IŞİD'den ödleri kopuyor. Biz diyor "açık ovada savaşmaya alışık değiliz." Kahpeliğe alışık olduklarını söylüyorlar. Dürbünlü tüfekle uzaktan vurmak, sırttan. "Böyle göğüs göğse mücadeleye alışık değiliz biz" diyor. Adam açıkça söylüyor. Ya seksen milyon şehit olalım bitsin bu iş veyahut bu vatanın bu toprağı kurtulsun. "Silopi'ye akrabasına ziyarete giderken PKK yol kimlik kontrolü yaparken korucu başı kaçırılmış." Böyle pervasızlık olur mu?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İzmir'den kardeşlerimiz Narlıdere ve Konak'ta bin adet PKK tehlikesi broşüründen dağıtmışlar. Adapazarı'ndaki kardeşlerimiz 10 Ocak cumartesi günü ev sohbetinde buluşmuşlar. Kayseri’den birçok kardeşimiz bir araya gelip kitaplarınızdan okuyup üzerinde sohbet etmişler, ardından yemek yemişler. Bugün Alanya’da kardeşlerimiz Belediye Başkanı Sayın Adem Murat Yücel’e sizin Yaratılış Atlası ve Karanlık Tehlike Bağnazlık ve Komünist Kürdistan Tehlikesi kitaplarınızdan hediye etmişler. Kendisi çok memnun kalmış. İzmir’den bir kardeşimiz arkadaşlarına sizin kitaplarınızdan hediye etmiş. Ve Hollanda’da sizi seven ve takip eden Afra kardeşimiz kendi okulunda fosiller ve evrimin geçersizliğiyle ilgili sunum yapmış.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah MaşaAllah. Ufaklıkları görüyor musun? Resimleri baştan bir daha süratlice göster. MaşaAllah maşaAllah nur onlar nur. Bu soğukta, kışta kıyamette maşaAllah şu şevke bak. Her şekilde, her kültürde insan var. Ve hepsi aynı amaç için gayret ediyorlar maşaAllah.

“Kemal Burkay bugün yaptığı açıklamada KCK’nın içinde binden fazla MİT ajanı olduğunu.” Hay maşaAllah. MİT müsteşarı ne yaman delikanlıymış. Osmanlı’dan bu yana böyle delikanlı çıkmamış olabilir. KCK’nın içine bin kişi yerleştirmek ne demek? O kadar zor ki. Yani MİT elemanı olmak çok zor bir şey. Bayağı güç bir şey. Büyük bir şeref ama çok zor. Helal olsun aslanlara maşaAllah. Öyle komikti ki o dönemde en güvendiği adamlar MİT ajanı çıkıyor. Deliye döndüler adeta. Hakikaten korku filmi gibi. Diyor “Necmi abiye gidelim ona söyleyelim.” “Ya ağabey o da MİT ajanı” diyor. “Ne yapacağız?” diyor. “Bilmem kim ağabeye gidelim” diyor. O onu zaten tutuklayan adam oluyor oraya gittiğinde. Helal olsun maşaAllah.

Özellikle şu korucu başı kardeşimizin derhal bulunmasını istiyoruz. Ben bu olaya gıcık oldum.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sizin konuğunuz olan korucu kardeşimiz de “bize sadece izin versinler biz bile yeteriz” diye söylemişti.

ADNAN OKTAR: Delikanlının hası o, tek başına geziyor zaten. Üstünde silah, pusat falan da yok. Delikanlı yani. Bir ara böyle densizlik yapmıyorlardı ben uyardıktan sonra, yine yeniden şımardılar yani.  Ne istiyorsunuz?  İlla bir şey mi  yapalım yani? Oturun oturduğunuz yerde işte. Biz eski döneme dönülsün istemiyoruz. Kan aksın istemiyoruz. Kabadayılık bizleri kızdırıyor. Terbiyesizlik yapmasınlar. En gıcık olduğum olay. İran’ın karşısında zavallı olduğuna göre bizim de karşımızda zavallı olacaksın. Bizim kaşımızda on misli zavallı olacaksın. İran’ın karşısında diz çöküyorsan bizim yanımızda yere kapanacaksın. Yüz üstü yere kapanacaksın. Güneydoğu’daki Kürt kardeşlerimizin burnundan getiriyorlar. Annelerimiz, kız kardeşlerimiz bu köpeklerin olduğu ortamda cehennem ortamında gibiler. Kürt hanım kızlar çok utangaçtır, çok terbiyeli olurlar.  Onlar böyle beyaz tenli, dindar ve çok efendidirler. Çok kibar kızlar. Bu çakallarla gece gündüz muhatap olmak durumunda kalıyorlar. Yaşlı annelerimiz, beş vakit namazındadır Kürt anneler. Bu çakallarla muhatap olmak durumunda kalıyorlar. Bıktık usandık.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz varken Allah’ın izniyle bölünmeye asla izin vermeyeceğiniz çok belli. Siz de varsınız.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah. “Lezgin Sak derhal kurtarılsın” diye etiket yapın.

Mahir Kaynak karaciğer yetmezliği nedeniyle bir haftadır hastanede yatıyormuş. Eşiyle konuşmuş Altuğ. Bugün eve getirilmiş. Dost ziyaretleri hoşuna gider. Ama bazen de münasebetsizlik yapıyor adamlar, geliyor sarılıyor. Yahut ağlıyor. Densize bak hasta adamın başında oturup ağlıyor.  Hastanın başında yapılır mı bu? Git sokakta asfalta yat ağla, ne yapıyorsan yap. Hastanın başında ağlanmaz. Zaten o psikolojik gergin, zor. Ağlanır mı hastanın başında? İyilik yapıyor güya. Ona yağcılık yapıyor yani kendi kafasına göre. Ne kadar sıkılacağı belli değil mi onun orada öyle bir durumda? Güzel Allah’tan bahsedersin, güzellikten bahsedersin. “Allah bir ferahlık vermiş daha iyi gördüm” dersin. Değil mi? “Allah ömrünü uzun etsin. İyilik güzellik versin” dersin. Bazen de işte “hayat kısa” öleceğini ima ediyor. On dakika sonra sen ölebilirsin. Genç oluyor. İki adım atar çökersin orada. Ölecek zannettiğin adam da ölmez. Toplu hareket edilir öyle şeylerde topluca. Her an diyebilir mesela “hepimiz için ölüm mukadderdir” dersin. “Allah cennet nasip etsin, Allah ferahlık nasip etsin. Cennet arkadaşı oluruz inşaAllah” dersin. Değil mi? Bir güzellik. Ve sağlığının iyi olduğunu söylemesi lazım.

Olacak iş değil. Bir de korucular seyahat ederlerken yanlarında otomatik silahları, kendi beylik silahları olması lazım. Ve tek de değil. Yanında başka arkadaşı, kinci arabada yine başka arkadaşı. PKK alçak ve çok korkaktır bu köpekler. Çok gelişmiş otomatik silahlar var. Bir kere onlardan hem askere, hem de koruculara dağıtalım. G3’ler bunlar hantal silahlar. Böyle olmaz. Geçen gün göstermiştim. Daha da gelişmiş silahlar var rampalı olanlar. Onları da göster, o dakikada altı bin mermi atan silahlar var. Bir de ben özel harekatçıların önemli bazı elemanlarıyla görüştüm. “Hocam” diyorlar “barut kalitesi çok düşük.” Makine Kimya Endüstrisi’nin. “Kalitesiz” diyorlar “barut kalitesi.” Onu bir şekilde mühendislerimiz ayarlasın. Barut kalitesini yükseltelim. Bir de Makine Kimya’da çok güzel gelişmiş yeni yeni silahlar üretiyorlar. Ve ateş gücü çok yüksek. Kullanımı kolay silahlar üretilmesi lazım. Görünüşleri hantal. Göster.

BÜLENT SEZGİN: Dakikada 750 mermi atıyor.

ADNAN OKTAR: Dakikada 750 mermi; mükemmel.

BÜLENT SEZGİN: Menzili 2300 metre.

ADNAN OKTAR: Menzili 2300 metre. Süper.

BÜLENT SEZGİN: Yine dakikada 800 mermi atan bir.

ADNAN OKTAR: Dakikada 800 mermi. Mükemmel. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Bu köşe kendini göstermeden ateş edebiliyor. Bu da yine dakikada 1500 mermi atabiliyor.

ADNAN OKTAR: Mükemmel silahlar işte bunlarla donatsınlar askerimizi, korucularımızı.

Buyur dinliyorum.

CEYLAN ÖZBUDAK: Demba Ba’nın bir Fransız kanalında katıldığı programda sunucu Demba Ba’ya Charlie tişörtü giyip giymeyeceğini sordu. Demba Ba “ölenlerin ailelerinin acısını paylaşmak için siyah tişört giyeceğim” dedi. Bunun üzerine sunucu “Müslüman mısın, yoksa İslamcı mı?” diye sordu. Demba Ba “mensubu olduğum dinden insanlar yıllardır öldürülüyor. Öldürülenlerin hangi dine ait olduğunu sormadık, katil katildir” yanıtını verdi.

ADNAN OKTAR: Helal. Demba Ba’ya bir alkış. Demba Ba çok zeki bir delikanlı. Çok imanlı ve akıllı bir delikanlı. Çok hikmetli ve güzel cevap veriyor. Hiçbir lafın altında kalmıyor. Konuştuğunda da isabetli, doğru. Radikal bir üslubu da yok. Hakkaniyetli, insancıl, isabetli konuşuyor. Demba Ba’ya Allah uzun ömür versin. Allah imanını artırsın.  Diğer müminler, Müslümanlar da o delikanlımıza dua etsinler. Allah sağlık, sıhhat, afiyet içinde yaşatsın. Aferin delikanlımıza.  

Lezgin Sak, PKK’nın en nefret ettiği kişilerdenmiş. Daha önce adının geçtiği bir yayın da yapmışlar. Böyle bir durumda olağanüstü korunması lazım. Ama delikanlımız çok rahat olsun. O zaten hiç umurunda bile değildir Allah’ın izniyle. Valimiz sabaha kadar bulsun aslanımızı. Bak sabaha kadar bulsun. Bu çakallar illaki bir yerdedir.

ADNAN OKTAR: Beyza Hanım var mı anlatacağın bir şeyler?

BEYZA BAYRAKTAR: Tabii Adnan bey.

ADNAN OKTAR: Olayı çözmeye mi çalışıyorsunuz?

BEYZA BAYRAKTAR: Daha ziyade olayı çözmeye çalışıyorum. Ama çözdüm galiba.

ADNAN OKTAR: Tamam.

BEYZA BAYRAKTAR: Başbuğ Türkeş'in danışmanlarından Mustafa Çalık çözüm süreci için şunları söyledi. "Bizler, “mümin müminin kardeşidir” itikadına sımsıkı bağlı Türkler, Kürt’üm diyen herkesin temsiliyetini Stalinist bir terör örgütüne bağışlayarak, onunla yürütülecek herhangi bir müzakerenin hayırlı bir netice doğuracağını asla ve kat’a inanmıyoruz.”

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BEYZA BAYRAKTAR: Başbuğ Türkeş'in danışmanlarından Mustafa Çalık çözüm süreci için şunları söyledi. "Bizler, “mümin müminin kardeşidir” itikadına sımsıkı bağlı Türkler, Kürt’üm diyen herkesin temsiliyetini Stalinist bir terör örgütüne bağışlayarak, onunla yürütülecek herhangi bir müzakerenin hayırlı bir netice doğuracağını asla ve kat’a inanmıyoruz.”

ADNAN OKTAR: Osmanlı üslubuyla konuşmuş ama Kürt-PKK bağlantısını kuran bir konuşması var orada. Ne diyor orada?

AYLİN KOCAMAN: “Kürtler’i Stalinist bir şeyin denetimine bırakmayacağız” diyor kısaca.

ADNAN OKTAR: EvvelAllah, evvelAllah. Bizim canımız tatlı değil. Yanlış anlamışlar bizi. Bu salaklar böyle zannediyor bu PKK'lılar. Böyle entel dantel güruhu vardır. İşte keyfimiz, zevkimizin bozulmaması için verelim gitsin Güneydoğu’yu falan deriz zannediyorlar. Tek bir çakıl taşına bile müsaade etmeyiz. Bunu unutacaklar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz bir de Adnan Bey “Türk halkının o arif bir sabrı vardır. Onu yanlış anlamasınlar” diye söylemiştiniz. “Şu an sessiz olmaları sürekli sessiz kalacakları anlamına gelmiyor” diye söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

Hançer timi deniyormuş o korucu ekibine. Lezgin Sak'ın ekibine. Delikanlılığıyla ünlü bir efeymiş. Şanına şan katıldı Lezgin Efe’nin helal olsun. Kürt kardeşlerimizin başına mafya musallat olacak ben de burada seyredeceğim öyle mi? Eğer iflahlarını kesmezsek, hayat bana haram olsun. Her karışından söküp atacağız PKK'yı, her karışından. Eğer yapmazsam hayat bana haram olsun. Eğer bu sözüm yerine gelmezse. İlla ki yapacağız yani. Kimseye çakallık yaptırmayız. Salaklık yaparak bilmem ne falan işi idare edecek öyle bir olay olmaz. Kürt kardeşlerimiz kabadayıdır, delikanlıdır. Bu insanların gururunun kırılması ne demek biliyor musun? Adamı öldür bunu yapma yani. Adam ölümü göze alır buna. Allah esirgesin tabii istemeyiz ölmesini de. Sorsan ölümü göze alır. Ama gururunun kırılması çok aşağılayıcı bir şey. PKK girip evine adam diyor ki “ben yemek yiyeceğim” diyor. On üç yaşında kızı var, bitli elin ayıları evin içine giriyorlar postallarla. Bu kabul edilecek bir şey mi bu? Yaşlı anneler onlara yemek yapıyor. Dehşet verici bir şey bu. Bu köpekleri domuz kovalar gibi kovalayacağız, olay bu. Benim Kürt annelerim rahat yaşayacak. Kürt çocuklar rahat yaşayacak. Geldiler Kobani'den ufaklıklar. Acayip şekerler, sarı sarı, gördün mü gözlerini mavi mavi böyle.

AYLİN KOCAMAN: Türk askerinin boynuna sarıldılar.

ADNAN OKTAR: Direkt sarıldılar. Anneanneleri falan çocuk, askerler kucağına aldı götürdüler. Dinsiz, imansız, Allahsız, Kitapsız insanlar. Kürtler çok dindardır. Acayip dindarlardır, çok efendi insanlar. Çok asildirler, çok çok efendidirler Kürtler. Bak gördünüz buraya korucu başı geldi. Ne kadar nezaketli. Geçenlerde bir ağa geldi Kürt. Acayip hürmetli, değil mi? Yeğenleri falan da gelmiş. Ağa dedin mi yeğenleri de olur hakikaten.

CEYLAN ÖZBUDAK: Kobani'den gelen kardeşlerimizi mülteciler olarak hiçbir ihtiyaçlarını söylemiyorlarmış. Herkes çok asil olduklarını söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Akıl almaz efendidir o insan. Ayakkabısı falan olmuyor, donuyor. Öleceğini biliyor yine bir şey demiyor. Böyle asil insanlar. Çok soyludur Kürtler. Çok efendi insanlardır. Hep fakir, sürünüyorlar birçoğu. Gıklarını çıkartmıyorlar. Utanıyor, söylemiyor. Nezaket, efendilik, asillik her şeyin üstündedir onlarda. Bir de bunlara PKK belası musallat oldu mu ne olur?

Bu ne demek? "Beyaz masada canımız tehlikede." Ne demek istiyorlar?

AYLİN KOCAMAN: İnsanların şikayetlerini dinleyen.

ADNAN OKTAR: "Telefonlarda hakaret, beddua her şey oluyor. Ama daha doğrusu bizzat bağırmaya gelenlerden başımıza bir hal gelecek diye korkuyoruz." Öyle olmaz canım, çocukları, genç kızları muhatap ediyorlarsa cahil cühelayla olur mu öyle şey? Bir kere telefon edecek adam kendi telefonunu önceden bir bildirecek. Açık adresini bildirecek. Kısaca bir durumu yazılı olarak da bildirecek. Ondan sonra konuşulabilir. Bir de ne konuşacaksın yani yazılı bildirsin.

AYLİN KOCAMAN: Bu normalde Adnan Bey belediyenin başlattığı çok iyi bir uygulama.

ADNAN OKTAR: Neresi iyi? Genç kızları falan direkt adamlarla muhatap etmek. Psikopat olur, iti var kopuğu var, sarhoşu var. Macera arayanı var. Olur mu öyle şey. “Selamun Aleyküm ben geldim.” Ee? Adam dümdüz gidiyor. El alemin delisiyle uğraşamaz insanlar. İyisi olur, kötüsü olur, dengelisi var, dengesizi var öyle şey olmaz. Bir derdi varsa yazsın. Yazılı olarak olur, konuşarak olmaz. Hayır, yazar bir fevkaladelik vardır ayrıca çağırırsın. O zaman ilgili kimse, ilgili memur o konuşur.

Hanımlar dünyanın süsüdür.

Evet dinliyorum.

CEYLAN ÖZBUDAK: Fransa, Irak’taki IŞİD hedeflerine yönelik saldırı düzenlemek için Ortadoğu’ya uçak gemisi gönderiyor. Normalde bunun hemen öncesinde Adnan Bey, Hollande vurmayacaklarını söylemişti. Hava saldırısı yapmayacaklardı. Bu saldırılardan sonra özellikle Amerika başta olmak üzere bu saldırılara katılması için baskı yaptılar Fransa’ya.

ADNAN OKTAR Bir kere oradaki eylemi zaten bunu yapmak için yapmak için yaptırıyorlar. Önce orada karikatürist, şunu bunu vurduruyorlar sonra da asıl bombalama falan istiyor. Ama bak Fransa’ya bu çok pahalıya mal olur. Aklını başına alsın. Bir kan, on kan olur. On kan, bin kan olur. Densizliği bıraksınlar. Sevgiyle, akılla, ikna ederek, konuşarak, bilgiyle yaklaşsınlar. Böyle rezilliği bıraksınlar. Amerikalı evanjelik avanaklar var bazı CFR’cılar bunlar şarap içince aklı gidiyor bunların. Başlıyorlar zırvalamaya. Epey bir bölümü de çok akıllı CFR’cıların. Şimdi davet ettim buraya gelecekler bir kısmı. Ama böyle dangalaklıları da var özellikle bunak olanlardan. Hep kanla halledeceğini düşünüyor. İncil’de hep sevgi var. “Komşuna hep iyi davran.” İşte “sağ yanağına vurana sol yanağını çevir” diyor. İsa (a.s)’ın sözüdür bu. Sevgi dolu olun. Kanla dehşetle olur mu bu işler?  

AYLİN KOCAMAN: Siz söylemiştiniz Adnan Bey, çok geride kalmış kafaları hep aynı yöntemi işleyeceğini sanıyorlar.

ADNAN OKTAR: Yüz yıl önceki kabadayılık kafasıyla hareket ediyorlar. İşte, vurur kırarsın bombalarsın iş biter. Kardeşim hep başınız belaya girmedi mi? Avrupa’yı cehenneme çevirttirecekler, illa bunu istiyorlar.

AYLİN KOCAMAN: Bu yöntemle hiçbir başarıları yok.

ADNAN OKTAR Tabii.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bir de siz söylemiştiniz Hz. İsa (a.s) sanki -Hz. İsa (a.s)’ı tenzih ederim- geri geldiğinde bambaşka karakterle gelip kan isteyecek gibi düşünüyorlar. Halbuki o hep barış insanıydı. Yine Peygamberimiz öyle diyecek.

ADNAN OKTAR: Her zaman karakteri aynı Hz. İsa (a.s)’ın.

Hollande, Suriye’de bu kadar insan ölüyorken tüm dünyanın sadece Kobani’yle ilgilenmesini de eleştirmişti. Ondan sonra bu olaylar olmuş. Bak sistemi ona göre ayarlamışlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bu Fransa’dan kaçan, Suriye’ye kaçan da kadın, teröristlerden bir tanesi normalde aranıyormuş fakat arandığı halde geçmesine izin vermişler. Hem Madrid’den, hem Fransa’dan.

ADNAN OKTAR: Gizli servis işte sürekli bunları destekliyor. Uluslararası istihbarat zaten birbirinin aynı kafada bunların bir çoğu, bir yerden tezgah oldu mu, her yerde aynı kafada oluyorlar. Avrupa istihbaratı zaten tek kafa. Amerikan istihbaratı zaten tek kafalar.

Tamam, bugün bu kadar olsun yarın yine devam edelim.

BEYZA BAYRAKTAR: Bu akşamlık programımız bu kadar. Yarın görüşmek üzere inşaAllah.

Masaüstü Görünümü