Harun Yahya

Sohbetler (19 Ocak 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Efendim herkes hoş geldi, sefa bulduk.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Recep Tayyip Erdoğan ilk kez Cumhurbaşkanı sıfatıyla Bakanlar Kurulu’na başkanlık etti. Bugüne kadar sadece beş Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulu’na başkanlık etme yetkisini kullandı. Recep Tayyip Erdoğan da altıncı Cumhurbaşkanı olacak.

ADNAN OKTAR: O normal, onda anormal olan bir şey yok.

BÜLENT SEZGİN: Toplantı sonrasında Bülent Arınç’ın açıklamaları vardı. Uygun görürseniz okuyabilirim.

ADNAN OKTAR: Tamam dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: “Bundan sonraki Bakanlar Kurulu toplantısı her zamanki gibi Başbakanlık’ta olacak. Cumhurbaşkanımız’ın ilerleyen süreçte hangi aralıklarla Bakanlar Kurulu’nu toplayacağına dair bir karar yok.” Cizre’de yaşanan olaylarla ilgili soruya şöyle cevap verdi: “Cizre’de bu olaylar sonrası daha çok polis takviyesi ve araç takviyesi yapılmıştır. Zırhlı iş makinesi ve araçları da bölgeye sevkedilmiştir. Biliyorsunuz hendekler kazılmıştır ve bu yolların düzeltilmesi ve mukabil olayların önlenmesi için iş makinesi takviyesi yapıldı. Bir eşkıya grubu varsa bunlarla mücadele etmek hükümetinizin görevidir. Bir taraftan kan dökülmesin diye çaba sarf edilirken, bir taraftan da gözü dönmüş canilerin cinayet işlemesine izin vermeyeceğiz. Türk kamuoyunun Cizre konusunda hassas olduğunu biliyoruz. Bunların sorumlularının adliye önüne çıkarılması gerekiyor.”

ADNAN OKTAR: Nerenin Cizre’si? Bak Güneydoğu’nun tamamı blok olarak kontrol edilemiyor. Van Belediye Başkanı zor bela bir dükkana sığındı da kendini kurtardı. Öyle bir şey yok. Güneydoğu işgal edilmiş durumda PKK tarafından. Adamlar şehre inmiş, her yere karakol kuruyor senin gözünün önünde çadır karakol kuruyor ve karakolu kaldıramıyorsun. İşte bunun adına bölünme derler. Başkanlık sistemiyle de bunu teyit etmiş olursun, yani altına imzayı atmış olacaksın mevcut sistemin, konu bu. Blok bir durum var Güneydoğu’da. Elle tutulur. Bu işgal kaldırılsın o zaman konuşalım. İşgal var, bu şartlar altında zaten seçime gidilirse BDP ezer geçer. Halkın başka bir seçeneği bırakılmamış durumda. Hiçbir şekilde İslam adına, Kuran adına faaliyet yapılamıyor, kitap dağıtılamıyor, konferans yapılamıyor, toplantı yapılamıyor, sergi yapılamıyor.

ERDEM ERTÜZÜN: Müşteşar tehdit ediliyor Hocam, ses çıkarmıyorlar.

ADNAN OKTAR: Valiyi, emniyet müdürünü herkesi tehdit ediyorlar. Hiçbir dağıtım şirketi kitap dağıtamıyor. Bu durumda adam işte diyor; “demokratik federasyon oluştu” diyor, “sadece adını koyacağız” diyor.

Davutoğlu bir kere birinci sınıf Başbakan, bayağı kafalı bir insan, profesör, çile çekmiş, bu davanın içerisinde pişmiş bir insan. Bayağı da atak hareketli bir insan, mükemmel bir başbakan. ‘Sen beceremiyorsun kenara çekil’ mantığı olmaz. Bütün millet seviyor Sayın Davutoğlu’nu. Cumhurbaşkanı olarak da biz Tayyip Hocam’ı cumhurbaşkanı seçtik. Bir daha istiyorsa bir daha seçeriz. Çile adamı, dava adamı olarak bir derviş olarak devam etsin. Sayın Davutoğlu çok nezih, bütün Türkiye seviyor, bayağı da efendi bir insan. Cumhurbaşkanı olarak Tayyip Hocam, Başbakan olarak da Sayın Davutoğlu gayet güzel, biz mutlu yaşıyoruz. Ama PKK sorunu büyük bir bela. Bizim dünya lideri olmamız için PKK’ya “höt” dediğimizde PKK’nın hoplaması lazım. Bu yoksa dünya lideri olamayız biz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Türkiye’de başkanlık sistemi isteyen Amerika şu anda parlamenter sistemi araştırıyor nasıl geçebiliriz diye.

ADNAN OKTAR: Türkiye’nin başını belaya sokmanın peşinde Amerika, kendini de kurtarmanın peşinde. Kendin tercih etsene o zaman başkanlık sistemini. Kendin bak çır çır çırpınıyorsun şu an. Hükümetin sapı elinde kaldı, hükümet karşı tarafın elinde kaldı, kimse de kâle almıyor, hükümet yok şu an Amerika’da, sık sık devlet çöküyor yeniden toparlamaya çalışıyorlar. Devlet yok şu an.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bugün toplantıdan Sayın Davutoğlu’nun bir fotoğrafı var. Sosyal medyada çok konuşuldu. “Durumdan pek memnun değil” yorumunda bulundular.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Yok canım. Niye? Kişilikli, şahsiyetli duruyor, bir şey yok. Yorulmuş olabilir sekiz saatlik toplantı tabii dikkati yorulur ama öyle bir şey olmaz. Çok da yormasınlar bayağı muhterem bir insan Sayın Davutoğlu. Bütün Türkiye seviyor, bayağı herkes bağrına basıyor yurt dışında, yurt içinde bayağı seviliyor. Tayyip Hocam da Cumhurbaşkanı olarak ağırlığını güzel koyuyor. Bu böyle güzel.

 Bir de bir teyakkuz hali olması lazım millette. Güneydoğu elden gidiyor, insanda bir teyakkuz olur. Her yere bomba koyma ihtimali olabilir, insan bir teyakkuzda olur. Televizyonda yayınlıyorlar halka, işte “balık fiyatları ucuzlamış ne diyorsunuz?” “Bol bol balık yiyeceğiz artık” falan diyor. Kardeşim, memleket elden gidiyor. Balık ye tamam afiyet olsun, biraz kafanı aç. “Portakalın fiyatı bilmem kaç lira olmuş” diyor. Onlar da onun derdindeler. Hayır hakikaten, Allah vermesin hakikaten zor durumdalar anlaşılıyor da ama senin burada vatanın, milletin, bayrağın tehlike altında. Yani birkaç kelime bundan bahsetmen lazım.

Ama tabii Tayyip Hoca’yı da böyle yalnız bulup üstüne binmeye kalkan, böyle dağıtmaya kalkan, ezmeye kalkan bir zihniyet de var. Böyle bir şeyin elini kolunu kırarız kanunla, hukukla. Böyle densizlik yaptırmayız. Yıllarca bu vatana millete hizmet etmiş bir insan olacak, iyi niyetle bir şeyler yapacak, belki hataları da oldu ama sen o sebeple onu mahvetmeye kalkacaksın. Yok asacağım keseceğim, yok hapse sokacağım, darmadağın edeceğim bilmem ne falan. Sıkıysa yap da görelim. Böyle bir şeye müsaade etmeyiz. Sahipsiz değil, öyle bir şey olmaz.

Asıl istedikleri işte, Güneydoğu’nun diğer kısımlarını, üst taraflarını da Ermenistan’a vermek. Öbür kısımlarını da tamamen PKK’nın kontrolüne vermek. Yani Türkiye diye bir şey bırakmak istemiyorlar özetle. Çirkin bir tavır içindeler, yakışıksız bir tavır içindeler bazı karanlık güç odakları. Yapılacak şey nedir? Burada asıl hedef Tayyip Hoca olduğu için yani onu çökertmeyi planladıkları için onu koruyan bir sistem kurulması gerekiyor. Kendine ve çocuklarına bir kötülük yapmak istiyorlar benim gördüğüm. Onu kurtaracak, onu koruyacak bir yapılanma lazım. İkinci olarak; Başbakan’ın rahat hareket etmesi için elini güçlendirmek gerekiyor Sayın Davutoğlu’nun. Üçüncü olarak, asıl olarak Güneydoğu’dan PKK’yı tamamen kazımak.

Güneydoğu’da PKK’nın AK Parti ve diğer partilerin yaptıkları eylemlerin resimli haberlerini yayınlasana varsa. Müthiş bir işgal, PKK işgali var Güneydoğu’da bütün partilere saldırıyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz. “Van’da AK Partili vekil ve adaylara saldırı.”

ADNAN OKTAR: Bak bu Van’da.

BÜLENT SEZGİN: Aynı şekilde “AKP’lilere taşlı sopalı saldırı” Van’da. “AK Parti adayına taş yağdı” haberi.

ADNAN OKTAR: Ama oku, yazısını da oku.

BÜLENT SEZGİN: Tamam baştan okuyorum. “Van’ın Çaldıran İlçesi’nde seçim çalışması yüzünden AK Parti milletvekilleri ve belediye başkanlarının katıldığı mitingde alanda bulunan partililere başka bir grup tarafından taşlı sopalı saldırı gerçekleştirildi.” “Van’da seçim çalışması yapan ve evlere broşür dağıtan AK Parti’lilere bir grup taş ve sopalarla saldırdı. Saldırıda beş AK Partili yaralandı.”

ADNAN OKTAR: Bak broşür dahi dağıtamıyorlar. Bu bir işgal işte ve bunu engelleyemiyorlar. Polis de dışarıya çıkamıyor, jandarma dışarı çıkamıyor. Bu büyük bir felaket bu. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “AK Parti’nin Diyarbakır adayı Kutbettin Arzu büyük şok yaşadı. Bağlar semtinde kafasına taş yağdı. Yaralananlar oldu.”

ADNAN OKTAR: Bu durumda nasıl seçsin halk bunu? Seçeceği adam oraya adım atamıyor, kafasını gözünü yarıyorlar. O zaman adam diyor ki; “bu zaten görev yapamaz, o zaman ben BDP’yi seçeyim” diyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Van Erciş’te sözde Kobani için yapılan eylemlerde ilçe savaş alanına döndü. Saadet Partisi Erciş İlçe Başkanlığı Binası PKK tarafından ateşe verildi. İlçeden dumanlar yükseliyor.”

ADNAN OKTAR: Bak Saadet Partisi’nin de ilçe başkanlığı yakılıyor PKK tarafından ve önlem alınamıyor. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Saadet Partisi Van İl Teşkilatı düzenledikleri basın açıklamasıyla seçim otobüslerine yapılan saldırıyı kınadı.” Bugün öğlen saatlerinde Eminpaşa Mahallesi’nde araçlarının bir grup tarafından taşlı sopalı saldırıya uğradığını söylediler. 

ADNAN OKTAR: Ucu-bucağı yok bu olayların. Bu binlerce olaydan çok küçük örnekler bunlar. Binlerce örnek var.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Evet PKK tehlikesiyle ilgili videomuzdan sonra programımız devam edecek. 

Evet, yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Askerin, polisin katillerini kim affederse Allah onulmaz dertlerle ona ıstırap versin. Allah onu helak etsin. Allah bağırtarak canını alsın. Türkiye’nin bölünmesine kim kapı açarsa Allah onu helak etsin. Kim Türkiye’nin bölünmesi için gayret ederse Allah onu helak etsin. Kim sinsi bir oyun içindeyse Allah onu helak etsin. Sinsi oyun mensuplarının tamamını Allah helak etsin. İçlerine korku düşürsün. Allah dehşete düşürsün. Allah akıl hastası etsin onları. Bu tehlikeye karşı Müslümanlar’ın yapacağı duadır. Daima Türkiye’yi bölmeye kalkanları Allah’ın helak etmesi için dua etsin Müslümanlar. Katilleri affedeceklere karşı da yine affetmeye hazırlananlara karşı, af değil de yani katilleri salmaya kalkan, başımıza bela etmeye kalkan, PKK’lıları legal hale getirmeye kalkanları, cinayetleri legal hale getirmeye kalkanları Allah helak etsin diye dua etsinler. Kim bunlara önayak olursa Allah onları helak etsin. En güzel çözüm budur.

Kahpeliğe, kalleşliğe müsaade etmeyiz. Gizli oyunlara müsaade etmeyiz. ‘Ben yaptım oldu’ öyle bir şey olmaz. Hepsinin üstünde Allah’ın gücü vardır. Tayyip Hoca’yı da arada harcamak istiyorlar benim gördüğüm. Çoluğunu çocuğunu da harcamak istiyorlar, bayağı başına bela olmak istiyorlar. Daha önce yapmak istediler beceremediler. Şimdi daha kapsamlı belayı hazırlıyorlar. Buna karşı da Tatyyip Hoca’yı koruyan kollayan bir tavır içinde olalım. Yani onu kaptırmayalım. Vahşilere kaptırırsak onu, bu bir zulüm olur. Ona dikkat edelim.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yabancı basında yer alan makaleleriniz şu şekilde Adnan Bey; birçok dilde yayın yapan NBC Times sitesinde İngilizce olarak, “Avrupa’da ırkçılık gerçekten son buldu mu?” başlıklı makaleniz yayınlandı. Amerika’da yayın yapan News Rescue sitesinde, “Yunanistan-Türkiye el ele” başlıklı yazınız çıktı. Yeni Zelanda’daki Indian The Newslink isimli haber sitesinde çıkan yazınızın başlığı, “Hava saldırıları IŞİD’i ortadan kaldıramaz.” Daily Mail sitesinde, “Irak ile ilişkilerde yeni bir sayfa” başlıklı makaleniz yer aldı. Amerika merkezli Jefferson Corner sitesinde çıkan yazınızın başlığı şöyle; “Neden Charlie Hebdo saldırısını sadece lanetlemek yeterli değil?” Malezya’nın önde gelen sitelerinden The Malaysian Insıder’da dün “Paris saldırısı ve ifade özgürlüğüne yeniden bakış” başlıklı makaleniz yayınlandı. Weekly Blitz sitesinde yer alan yeni yazınızda, mutsuzluğun nedeninin insanların Allah’tan uzaklaşması olduğuna değiniyorsunuz. National Yemen Gazetesi ve onun internet sitesinde çıkan yazınızın başlığı, “İfade özgürlüğü hakaret özgürlüğü demek değildir.” Pakistan Observer Gazetesi’nde ise, Türkiye’nin diğer ülkelerle ilişkilerini ele aldığınız “2015 yılında Türkiye için ne bekliyoruz?” başlıklı makaleniz yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Dünyayı sallıyoruz, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizden gelen faaliyet haberleri şu şekilde Adnan Bey. Gaziantep’ten kardeşlerimiz,  bin adet A9 TV broşürü dağıtımı yapmışlar. Dün bir kardeşimiz Adapazarı’nda broşür dağıtmış. Eskişehir’de bir kardeşimiz beş banka müdürüne, yirmi çalışana, dört diş hekimine ve esnafa elli bir adet kitabınızı armağan etmiş.

Başbakan Sayın Davutoğlu’nun 15 Ocak’taki Belçika ziyareti sırasında katıldığı toplantıda İttihad-ı İslam pankartı açılmış. Orada bulunanlar gelip pankartın altında resim çekmişler ve çok ilgi göstermişler. Dün kardeşlerimiz 8. Çukurova Kitap Fuarı’nda yazarlara ve halka 170 adet İslam Birliği İstiyoruz çıkartması ve 55 adet İslam birliğinin önemi hakkında broşür dağıtmışlar.

Dün kardeşlerimiz Gümüşsuyu’ndaki Süryani Katolik Kilisesi’ni ziyaret ederek, Türkiye Süryani Katolik Patrik vekili Monsenyör Yusuf Sağ ile görüşmüşler. Ve kendisine sizin Gelin Birlik Olalım isimli kitabınızı hediye etmişler. Geçtiğimiz Pazar günü ise Mormon Kilisesi’ni tekrar ziyarete gidip sizin kitabınızı hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Mormonlar Türkiye’de yoktular, demek ki burada da etkili bir çalışma içerisine girmişler. Onlar İslamiyet’e daha yakınlar. Mormonlar, bayağı da şevkliler. İsa Mesih’in talebelerinin Mormonlar’ın içinden çıkma ihtimalide var. Bakacağız, duruma göre Allah orada bir tecelli meydana getirebilir.

İyi bunlar güzel haberler.

KARTAL GÖKTAN: Devam edelim mi Adnan Bey, daha sonra mı ederiz?

ADNAN OKTAR: Evet, devam edelim.

KARTAL GÖKTAN: İzmir Ödemiş’ten İbrahim ve Özlem kardeşlerimiz aileleriyle birlikte sizin yüze yakın kitabınızı ve A9 broşürlerini dağıtmışlar. İzmir’in Balçova ilçesinde bin adet PKK tehlikesi broşürü dağıtılmış. Berlin’de kardeşlerimiz bir araya gelmişler, sohbet etmişler. Dün Zonguldak Ereğli’de kardeşlerimiz otuz adet Harun Yahya kitabı ve bin adet A9 TV tanıtım broşürü dağıtmışlar, sonrasında da toplanıp sohbet etmişler. 16 Ocak’ta kardeşlerimiz Karadeniz Teknik Üniversitesi kampüsünde düzenlenen bir programa katılmışlar ve ayrıca Merkez’de çok sayıda sitenin girişlerine ve arabalara toplamda iki yüz dergi ve iki yüz elli adet kitabınız dağıtmışlar maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Gayet güzel, birbirinden güzel haberler. Ama Mormonlar’ın hayret böyle bir çalışma yapmaları, eskiden bir kişi bile yoktu Mormon, buraya gelirlerdi.

Dua önemli. Müslüman’ın en önemli gücü. Dua da, çünkü her an Allah olayları kontrol eder. Biz mesela bağırıp çağırıyoruz bir şeyler söylüyoruz ama işin doğrusu kaderde olan olaylar gelişiyor. Yani milim santim değişen bir şey yok. Bizim de bağırıp çağırmamız yine kaderde, ibadet olarak bağırıp çağırıyoruz yoksa bütün olaylar akacağı mecraya doğru gider. Kaderdeki mecrasına doğru gider, hiçbir şey de değişmez. Allah İslam’ı hâkim etmeyi kaderde dilemiş. Suni Mehdilikle olmaz. Yani planlanarak, ayarlanarak yapılan Mehdiyet’le İslam hâkim olmaz. Çeşitli hocaların kafalamalarıyla da olmaz. Hani “ben emek verdim ben olayım bari” demekle de olmaz. Gerçekten kaderde olan Mehdi (a.s.) olması lazım. Daha dünya yaratılmadan Mehdi (a.s)'ın ruhu yaratılmıştı diyor Tevrat'ta. Museviler’in Mehdi (a.s) anlayışıyla Müslümanlar’ın aşağı yukarı aynı. İseviler’le çok farklıdır. Ama orada da hakikaten bir İsa Mesih (a.s)'in geleceği belli. Ayette de açık. O, Mehdi (a.s.)'a yardımcı olarak sonradan bir daha gelecek. Onun da vakti, şu an bu kadar olayların kızışmasının nedeni o. Ama hükümet de dindar bir hükümet, o da Mehdiyet’e zemin hazırlayan bir hükümet. Ama köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar işte. Tayyip Hoca’yı zora sokmaya çalışıyorlar benim gördüğüm. O iyi niyetle herhalde bir şeyler söylemiş zamanında. Onları aleyhine kullanmak istiyorlar. O özgür konuşmuş zamanında benim anladığım. Özgür hareket etmiş. Onun özgür, samimi hareketlerini şu an ona koz olarak kullanmak istiyorlar gibi görünüyor. Hiç kâle almasın, hiç de takmasın. Millet yanında gayet de rahat etsin. Ama başkanlık sistemi son derece tehlikeli olur. Katilleri affettirmek istiyorlar. Ona çok baskı yapacaklar. Çok titiz, dirayetli bir insan olduğu için asla boyun eğmeyeceğini biliyoruz. Ama yalnız bırakmak olmaz, çok güçlü destek sağlamak lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dün akşam Diyarbakır'da kimlik kontrolü yapan yüzleri maskeli on bir kişi polisin yaptığı operasyonla gözaltına alındı.

ADNAN OKTAR: Bak ilk defa hele şükür. Bu kadar basit kardeşim. Bu kadar şımartmanın bir alemi yok ki. Hele şükür. Diyarbakır'da, Mardin'de, Siirt'te kendi evimizde olduğumuz gibi olacağız. O zaman biz büyük Türkiye'den bahsedebiliriz. Yoksa Allah esirgesin.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şırnak'ta da Cizre olaylarını protesto etmek isteyen bir grup polise saldırdı. Polise ve mobese kameralarına taş atan göstericileri dağıtmak isteyen polis ekipleri zırhlı araçlarla Kürtçe "taş atmayın yanımıza gelin, sizi çok seviyoruz" diyerek anons yaptı. Göstericiler de bu anonslara karşılık; "biz gelmiyoruz, siz gelin" yanıtını verdi.

ADNAN OKTAR: İyi niyetli değiller. Uğraşmaya gerek yok yani. Gözaltına alıp ilgili kanun maddelerine göre teczi edilmeleri lazım. Laftan sözde anlayacak olsa. Bu kadar zaman konuştuk, anlattık anlamıyorlar. Yani şımarmada kararlılar. Kanunun, hukukun terbiye edici yönü devreye girmesi lazım. Hukuk terbiye edicidir.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İngiltere Başbakanı David Cameron, Papa Franciscus'un Charlie Hebdo saldırısıyla ilgili ""Anneme küfür edersen yumruğumu yersin" yorumuyla aynı fikirde olmadığını söyledi. Yayın, hukuk kuralları içerisinde hareket ettiği sürece özgür bir toplumda bazılarının dine hakaret etmek hakkı vardır."

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

BÜLENT SEZGİN: : İngiltere Başbakanı David Cameron, Papa Franciscus'un Charlie Hebdo saldırısıyla ilgili ""Anneme küfür edersen yumruğumu yersin" yorumuyla aynı fikirde olmadığını söyledi. yayın, hukuk kuralları içerisinde hareket ettiği sürece özgür bir toplumda bazılarının dinine hakaret etmek hakkı da vardır" diyor.

ADNAN OKTAR: Dine hakaret olmaz. Dinini eleştirebilir. Hakaret hiç kimseye hiçbir yere yapılmaz. Kanun, hukuk hemen yakasına yapışması lazım. Hakaretin hiç kimseyi mutlu etmeyeceği açık. Hakaret edildiği için mutlu oluyorsa adam sapıktır, hastadır o. Aklından zoru vardır. Küfür ve hakaretten ferahlıyorsa, ona o sevinç veriyorsa hastadır o adam. Ama eleştiri tabii ki, istediği gibi eleştirebilir. Dini de eleştirebilir, Allah'a inanmıyorsa onu da söyleyebilir. Ama küfür edemez.

SEMRA ÖZGİRAY: Ayrıca siz her zaman söylersiniz. Hiç kimse kendi şahsına asla hakaret ettirmez.

ADNAN OKTAR: Tabii canım bu adı geçen şahıs kendi aleyhine hakaret edildiğinde anında dava açan bir adam. Sıkıysa biz ona bir küfür edelim de, o da sakin dursun. Anında dava açıyorlar. Avukatları cayır cayır çalışıyor. Özellikle katillerin affedilmesi, asker, polis katillerinin affedilmesi Türkiye'yi, bütün bölgeyi mahveder. Çok çok büyük bir tehlike. Abdullah Öcalan'ın da dolayısıyla bundan istifade edeceği belli oluyor. Ondan sonra önüne geçilemeyecek çok büyük felaketler olur. Türkiye diye bir şey kalmaz. Ortadoğu diye de bir şey kalmaz. Dünya kalmaz. Böyle bir belaya kim ön ayak olursa Allah onu helak etsin. Böyle bir belayı kim düşünüyorsa Allah onu helak etsin. Asker, polis katillerini kim affetmeyi düşünüyorsa Allah onu onulmaz dertler içerisine düşürsün. Allah çırpındırarak canını alsın. Allah akıl hastası etsin, Allah aklını alsın.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Allah ayette şöyle buyuruyor şeytandan Allah'a sığınırım. "Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar." (Bakara Suresi, 186)

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Biz mesela burada konuşuyoruz ama bunların hepsini Cenab-ı Allah durdurmuş. Zalimleri helak etmiş durumda. Mehdi (a.s)'yi çıkarmış durumda. Kaderde bunların hepsi bitmiş. Mesela bugün ne konuşacağız, ne dinleyeceğiz? Hepsi belli. Onlar derli toplu bir kader sandığının içerisinde muhafaza altında. Hatta insanlar diyor ki “nasıl bir şey ki bu böyle her şeyi en ince detayına kadar yazmış” diyor. Mesela yedi yaşında bile ne yaptığı hepsi belli.  En ufak bir konuşması, göz kırpmasına varıncaya kadar. Detaya şaşırıyorlar ahirette. "Tamam suçum günahım hatalarım oldu da" diyor "ama bu detay bu nasıl oluyor?" diyor. "Bu kadar ince detayları nasıl tespit etmiş gözüm ve kulağım?" diyor. Onların da ruhu, hafızası var, aklı var. Gözün aklı var ayrı, burnun, elin hafızası aklı var. Onlar konuşmaya başlıyor. Onların aklı, hafızası, insanın aklından daha çok. Mesela elin hafızası, insan aklındaki hafızadan daha güçlü. El, ta altmış sene önce yaptığı bir şeyi anlatıyor. "Ben şunu yaptım" diyor. O da eline illet oluyor bu sefer. "Nasıl oluyor da bu kadar şeyi bu hatırlıyor?" diyor. Elinden nefret ediyor. Kendinden nefret ediyor bu sefer. Halbuki kendine aşık değil miydi bu daha önce? Kendi için, nefsi için yapmıyor muydu bu kadar rezaleti? Nefsi, kendi bedeni kendi başına bela oluyordu. Kendi gözü konuşmaya başlıyor. O gözünü alelade bir şey zannediyor. Halbuki göz bayağı akıllı ve müthiş bir hafızası var. Hem de konuşma gücü de var gözün. Teker teker anlatıyor. Şunu yaptın, bunu yaptın hepsini anlatıyor. Mesela kulağın da konuşma kabiliyeti var. "Sen bunların hepsini tek tek duydun, biliyorsun" diyor. Yani bu azalar sadece bu görevlerle mücehhez değil. Şuan asıl görevlerini yapmalarını Allah engelliyor. Kulak her şeyi anlatacak durumda. El de her şeyi anlatacak durumda. Allah onlara muazzam bir hafıza vermiş. Bu hafızaya şaşırıyor ahirette insanlar.

BEYZA BAYRAKTAR: Ayette Allah “derileri konuşuyor” diyor.

ADNAN OKTAR: Derileri işte bütün vücudu. Bütün vücudu, derisi. Nerede suç işlediyse, nerede hata yaptıysa dile getiriyor. Onlar da buna hayret ediyor. Hayret etmesi de Cenabı Allah'ın istediği bir şey zaten. Bak 41. Sure, 21. Ayet. Şeytandan Allah'a sığınırım "Kendi derilerine dediler ki: "Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?" Gıcık oluyorlar. “Dediler ki: "Her şeye nutku verip-konuşturan Allah, bizi konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz." (Fussilet Suresi, 21) Ve yine Allah ayette diyor ki 41/22, "Siz, işitme, görme (duyularınız)” kulak ve göz “ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz." (Fussilet Suresi, 22) Gözün hafızasının insan aklından daha güçlü olması çok şaşırtıcı. Mesela kulağın hafızası çok daha güçlü, kıyas edilmeyecek şekilde. Derinin hafızası çok daha güçlü.  Bunu ahirette gördüklerinde şaşkınlık içinde kalıyor insanlar.

Evet, şimdi yine kısa bir ara verelim, devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarımızdan sonra programımız devam edecek.

Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ruşen Çakır, "Türkiye'ye karşı olası bir terör saldırısı olur mu?" diye düşündüğünü, buna çözüm olarak, ülke olarak bu tür saldırılara karşı Paris’te daha önce Madrid ve Londra'da yaşandığı gibi güçlü sivil cevaplar verilirse saldırganların hesaplarının bozulacağını söylemiş.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Ruşen Çakır, "Türkiye'ye karşı olası bir terör saldırısı olur mu?" diye düşündüğünü, buna çözüm olarak, ülke olarak bu tür saldırılara karşı Paris’te daha önce Madrid ve Londra'da yaşandığı gibi güçlü sivil cevaplar verilirse saldırganların hesaplarının bozulacağını söylemiş.

ADNAN OKTAR: Niye bozulsun? Bir kere bu tip olaylarda meydana gelen sansasyon çok önemlidir. Sen milyonlarca kişiyi sokağa döküyorsan o eylem yerine gelmiş demektir. Bir terörist için böyledir. Adam eylem yaptı, bütün dünya ayağa kalktı. Ama Afganistan'da mesela her gün yüzlerce kişi öldürülüyor, diğer yerlerde de, kimse etkilenmiyor. Ama oradaki terör eyleminde bütün dünya ayağa kalktı. Dolayısıyla yeni yeni eylemlerin kapısı açılmış oldu. Adam şunu gördü. Eylem yaptığında çok ses gelecek. Herkes ondan bahsedecek. Her yerde o konuşulacak. Bütün dünyada mevzu değişecek. O zaman onu yapar. Şimdi yine yapacaklardır. Bu reaksiyondan dolayı. Ama diğer yerlerde zaten geceli gündüzlü adamlar Müslümanlar’ı katletmeye devam ediyorlar. Sürekli Müslümanlar şehit ediliyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Paris saldırıları sonrası Fransa'da yapılan bir anket Fransız halkının yüzde kırk ikisinin Hz. Muhammed (s.a.v.)’i temsil eden karikatürlerin basılmasına karşı olduğunu ortaya koydu.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Paris saldırıları sonrası Fransa'da yapılan bir anket Fransız halkının yüzde kırk ikisinin Hz. Muhammed (s.a.v.)’i temsil eden karikatürlerin basılmasına karşı olduğunu ortaya koydu.

ADNAN OKTAR: Çok daha yüksektir. Fransa halkı nezaketli, kibar bir halk. Küfretmeyi, hakaret etmeyi niye normal görsünler? Yahut niye faydalı görsün? Bayağı rahatsız olurlar. Hiçbir insan mutlu olmaz. Ben birisine küfredildiğini görünce rahatsız oluyorum. Onu yapan da rahatsız olur. Küfür, hakaret eğlendirici değildir.

"Gece gece uykumuzu kaçırdınız. Eşimle birlikte şu an sizi izliyoruz. Dünya gündeminde her ülkeden manşet var. Adnan Hocamız’ı seviyoruz."

"Güzellerinizle birlikte iyi yayınlar" diyor.

"Allah aşkıyla sevdiğim Hocam. Senin bir ayetle ilgili açıklama yapman aklımda çığır açıyor. Organlarımızın hesap gününde nasıl şahitlik edeceğinden bahsettin. Bütün ayetleri çok derin anlayıp, düşünüp onlarla amel edeceğimiz günlerin hasretiyle yanıyorum" diyor.

"Sana baktığımızda karşımızda Kuran görüyoruz" diyor, maşaAllah.

Tamam, bugünlük bu kadar olsun. Yarın devam ederiz, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar'la Sohbetler programı bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü