Harun Yahya

Sohbetler (26 Ocak 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Bülent Bey siz de hoş geldiniz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK’nın gençlik yapılanması YDG-H ilk defa Şırnak ili içinde İdil İlçesi’nde kanton ilan ettiklerini iddia ettikleri bölgede silahlı bir yürüyüş yaptı. PKK’nın şehirdeki asayiş birimi olduklarını ileri süren YDG-H üyeleri, üzerlerinde silahlarla askeri tören düzenledi. Yürüyüşe katılanlar KCK ve PKK bayrakları eşliğinde sloganlar attı. Grup daha sonra yine silahlı yürüyüş şeklinde mahalle arasında yürüyerek gösteri yaptı. Kısa bir görüntü de var.

ADNAN OKTAR: Bakalım. İt-kopuk takımı bunlar. Polisi görseler, köpek gibi kaçarlar, deli gibi kaçıyorlar sokak aralarından. Sonra da etek giyip dışarı çıkıyorlar. Kadın olduklarını iddia ediyorlar bu sefer de polisten kurtulmak için. Şımarıyorlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Reuters Bor’un yayınladığı haberde Kobani’nin IŞİD’den tamamen temizlendiğini duyurdu ve Kürt gençlerinin Kobani’de zafer kazandığı iddiasıyla Türkiye’de bazı iller de dahil olmak üzere çeşitli yerlerde kutlamalar yapıldı. Pentagon ise akşamüzeri yaptığı açıklamada, “Kobani’nin IŞİD’den tamamen temizlendiğini iddia etmek henüz doğru olmaz. Ancak Kürt güçleri IŞİD’e karşı üstünlük kazandı” dediler. Bölgedeki diğer gruplar da bölgedeki dış mahallelerde, “IŞİD varlığının devam ettiğini ve sokak aralarında da çatışmaların sürdüğünü” söylediler.

ADNAN OKTAR: Şimdi IŞİD’in silaha ihtiyacı oluyor, mühimmata ihtiyacı oluyor, zaman zaman geri çekiliyor. Bu gerzekler, oraya baya bir mühimmat yığıyorlar, malzeme getiriyorlar, onlar tek bir atak yapıp hepsini birden topluyor. Bunlar da deliler gibi kaçıyor, Türkiye’ye kaçıyorlar. Şimdi yine aynı taktiği uyguluyor IŞİD benim gördüğüm. Yani malzemeye ihtiyacı vardır IŞİD’in, konu budur. Hafif geri çekilmelerle, bunları böyle ezim ezim eziyor. Akıllarını başlarına alsınlar, bu kafayla hiç kalmayacaklar. Tövbe istiğfar etsinler, akıllarını başlarına alsınlar, kendilerini doğratmasınlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkan; “Bülent Arınç’ın önce PYD karşıtı olup şu anda da ‘Kobani’nin düşmesinde bizim payımız olduğunu unutmayın’ sözlerinin büyük bir çelişki taşıdığını” söyledi. “Kobani PKK’nın uluslar arası destek gördüğü tek yerdir. Ayrıca bir devlet olma aşamasına geçişidir. Kobani’yi Cizre’ye taşıma niyetindeler. Cizre’ye sürekli mühimmat ve terörist taşınması, burayı Kobani yapma amaçlıdır” dedi.

ADNAN OKTAR: Özetle biz böyle bir şeye hiçbir şekilde müsaade etmeyiz. Gerekirse devlet seferberlik ilan eder, milyonlarca vatandaş asker olur, dağdan taştan hepsini böyle tek tek toplarız. Uyuz köpekleri toplar gibi toplarız hepsini. Densizliği bırakacaklar, şımarmayacaklar da.

Bir kere IŞİD Kobani’ye niye girsin? Kobani yerle bir olmuş, yaşanacak olmaktan çıkmış, tamamen enkaz ve harabelerle dolu mahvolmuş bir şehir. Eğer akıllıysa, zaten orada yaşamaz IŞİD, biraz aklı varsa. Onlar da uyanıklık yapıyorlar. Bu soğukta nereye gitsin adam? Bina yok hiçbir şey kalmamış. Onların amacı orada binaları yerle bir etmekti IŞİD’in amacı. Ayrıca onu Amerika’ya yaptırdı bedavaya. Koalisyon güçleri geceli gündüzlü Kobani’yi bombaladılar, Kobani tarih oldu, haritadan silindi dümdüz, her yer harabe, her yer yerle bir. Orayı yaşanacak olmaktan çıkarttılar. Şimdi PKK’lılar da, uyuz köpek gibi titreyerek o soğukta orada bekliyorlar, enkazların içinde, enkazların yanında. “Zafer bizim” diyorlar. IŞİD oradan gelip ara ara bunları kesip doğruyor, oradan Suruç Devlet Hastanesi’ne gönderiliyor, böyle bir akılsızlık içindeler. Geri aldım dediğin yer zaten öyle bir şehir yok şu an, Kobani diye bir yer yok. Birisi gelse oraya adres sorsan bulamaz. Orası dümdüz bir yer, bina diye bir şey yok. Sokak yok, cadde yok, hiçbir yer kalmamış, oturacak hiçbir yer yok. Şehir yok oldu. Dolayısıyla istediklerini yaptı IŞİD. IŞİD öyle yerleri değil de, mesela Rakka’da 300 köyü aldı geçenlerde. Adam Kobani’ye niye girsin? Köylerde koyunlar var, keçiler var, süt var, silah malzemesi var, evler var hepsini kullanıyor onlar. O kerizler de soğukta it gibi donuyor orada, “biz burayı aldık” diyorlar. Adamın zaten orada alacağı bir yer yok. Alması için bir neden de yok. Zaten olayı yapıp yapıp Türkiye’ye kaçıyorlar. IŞİD sınırlarını acayip genişletti bu süre zarfında. 300 köy ne demek? Ucu-bucağı yok, hepsine hakim oldu.

Evet, inliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hava operasyonlarının başlamasında bugüne kadar 2 harita vardı öncesi ve sonrası diye. IŞİD alanını 4 kat genişletmiş bulunduğu alanı.

ADNAN OKTAR: Burada renklerin ne anlama geldiğini açıkla.

BÜLENT SEZGİN: Burada kırmızıyla belirtilen bölgeler IŞİD’in bulunduğu bölgeler. Hava operasyonu başladığı zamanki harita bu Ağustos 2014’te. Şu an Ocak 2015’te IŞİD’in kırmızıyla belirtilen yerler.

ADNAN OKTAR: Nerede senin burada zaferin? Bak kaç misline çıkmış. Neredeyse tamamını almışlar. Bunlar da harabelerin üstünde köpek gibi titriyorlar. Korkudan da Türkiye’ye kaçıyorlar. Türkiye’yle zaten bu sırt sırta biliyorsunuz, sınırlarının içerisinde, sırtlarını Türkiye’ye vermişler, orada bir şey olduğünda, kaya porsuğu gibi kaçıyorlar Türkiye’ye IŞİD’lileri gördüğünde. Sonra o harabenin üstüne çıkıp “zafer bizim” diyorlar, IŞİD’lileri görüp yine kaçıyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Belirttiğiniz gibi Kobani’nin son durumuna ait fotoğraflar vardı.

ADNAN OKTAR: Göster. Burada sen yaşasan ne olur, yaşamasan ne olur? IŞİD son derece uyanıklık yaptı, çünkü amacı o şehri yok etmekti, şehri yerle bir etmekti, onu koalisyon güçlerine yaptırdı bedavaya maloldu. Çünkü kendi yapsa, o milyarlarca dolara malolurdu o kadar binayı yıkmak. Koalisyon güçleri geceli gündüzlü onların emrine girdi, haberleri bile yok, adamların kafa da çalışmıyor. Bütün binaları yerle bir edip şehri yok ettiler. Şimdi oraya biraz mal getirsinler PKK, yani biraz silah, mal yığsın-ki, korkudan getiremiyorlar, bu çok manidardır. Çadır dahi kuramıyorlar korkudan. Çünkü IŞİD hemen gelip alıyor. Bekliyorlar kenarda, bunlarla oyun oynuyorlar böyle.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Davutoğlu Diyarbakır’da, “Suriye’nin her şehrine selam ediyorum, Kobanili her kardeşimi alnından öpüyorum, bağrıma basıyorum. Kobani bize tarihin emanetidir” demişti. MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan bu sözleri öyle eleştirdi: “Daha önce Kobani’de sivil kalmadı, geriye kalan 2000 kişi de terörist diyorlardı. İşte Başbakan bu Kobani’ye, PKK’nın içinde olduğu Kobani’ye selam gönderiyor. Türkiye’nin başına nasıl bir çorap örüldüğünün farkında değil. Cizre’yi bile göremiyor. Sayın Davutoğlu’nu severim ama maalesef başbakanlık yapamıyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok, onun “Kobani’ye selam” dediği, Kobani halkı zaten hepsi Türkiye’de. Biz onlara burada şehir kurduk, gayet de Türkiye’ye karşı yakınlar, sevgi dolular, huzur içinde yaşıyorlar. O kast ettiği o. Yoksa orada yıkılmış binalara selam göndermiyor. Kobani diye bir yer kalmamış ki selam göndersin. Kobani halkını kast ediyor. Hepsi Türkiye’de zaten onların. Yoksa orada bir adam kalmadı. Tamamen virane yerle bir, hiç bir tesis, hiç bir yer çalışmıyor. Orada bir şehir yok şu an. Yani selam gönderiyor, mesela dağa taşa selam gönderilir mi, boş kimse yok. Oradaki PKK’lı halka selam gönderiyorum demiyor, Kobani’ye. Kobani halkı hepsi burada Türkiye’de. Kobani diye bir şey yok, Kobani’nin binası kaldı, yani sapı, kaldı insanı borada. Kobani’deki PKK’lılar, bir avuç PKK’lı var. Kobani halkı tamamı bizde. Kobanili kardeşlerime diyor zaten, selam diyor. Kobanili kardeşler hepsi burada Türkiye’de. Kobani’nin binasına selam ediyorum demiyor. Ama genel bir hassasiyet gerekiyor PKK’ya. Çok olağanüstü Türkiye çapında bütün vatandaşların hassasiyet göstermesi lazım. Çünkü asker-polis katillerine af düşünen bir zihniyet var. Deccal hortlamak üzere gibi görünüyor. Çünkü başbakan karşı, cumhurbaşkanı da karşı ama buna rağmen gizli bir kuvvet, asker ve polis katillerini salıverme yanında bir tavır gösteriyor. Tabii bunu yapabilecek bir güce sahip asla olamazlar, asla müsaade etmeyiz ayrı mesele, fakat deccallik zihniyetiyle ortaya çıktıkları anlaşılıyor. Bunu savunan ancak deccal olabilir başka bir şey olmaz. Dünyanın en karaktersiz, en cibilliyetsiz, en haysiyetsiz, en namussuz adam bile böyle bir şey düşünmez. Böyle bir şey düşünmesi için, akıl almaz karaktersiz olması lazım, akıl almaz ahlaksız olması lazım. Yani tam bir pislik olması gerekiyor. Böyle bir şeyi de zaten biz Türkiye’ye sokmayız böyle birisi varsa. Bunu unutacaklar. Kanunla hukukla müdahale ederiz.

Lütfü Türkkan, yine tabii hassasiyet göstermesi güzel. Alabildiğine hassasiyet göstersin, alabildiğine özen göstersin, her zaman bu tip açıklamalar yapsın. Bu çok hayatidir. Özellikle başta bulunan büyüğümüz Sayın Bahçeli bu konuda yeri göğü inletmesi lazım, gece-gündüz. Çünkü onun demeçleri her yerde yer alabiliyor. Biz halkımıza duyurabiliyoruz, işte Amerika’ya duyuruyoruz, Ting Tang’lara şuraya buraya duyurabiliyoruz. Ama onun haber gücü daha yüksek oluyor. Bütün ajanslarda falan her yerde konuşması duyuluyor. Hakikaten Türkiye büyük bir belaya yaklaştırılmak isteniyor. Bizim geceli gündüzlü kükrememiz gerekir. Türkiye’nin aslanlarla dolu olduğunu bilecek deccal, deccaliyet onu bilecek. Böyle bir şey yaptığında da, aslanların pençesi altında kalacağını da bilecek. Kanunla hukukla, Türk ordusu yerle bir eder kahpeleri ve kalleşleri. Türk polisi de öyle, onların pençesi çok yamandır, bunu bilecek. Tabii sırf Lütfü Türkkan’la olmaz. Birkaç kişi demeç veriyor benim gördüğüm MHP’de. Sinan Hoca var, o aslan delikanlı maşaAllah. Lütfü Hoca var, o da yaman maşaAllah. Yeniçeri var. Ama MHP’de çok daha fazla insan var, inim inim inletsinler. Çıkıp her konuda, tabii merkezden izin alıyorlardır, haber verdikleri bir yer vardır, bir disiplin içinde hareket ediyorlardır. Gece-gündüz kükresinler. Büyük Birlik Partisi de öyle demeç versin, kendi sitelerinde yayınlasınlar. Biz de oradan alırız haberi, her yere duyururuz. Yani bizim ne gücümüz var demesinler.

Türkiye'yi büyük bir belanın içine sokmaya kalkıyorlar. İşin hiç şakası yok. Çok büyük bir olay var, açıkça söylüyorum. Özellikle bu Abdullah Öcalan'ın ve bütün katillerin salıverilmesi konusunda, deccal atağa geçmiş durumda. Asla müsaade etmeyiz, bunu unutacaklar. Federasyon, bu zaten Türkiye'yi bölmek demek. Asla kabul etmeyiz. Yüz binlerce Mehmetçik bu yüzden kanını döktü. Bu yüzden Allah'a teslim oldular. Asla müsaade etmeyiz. Bazıları karaktersiz, iradesini kaybetmiş, ahlaksız, alçak takımı. Ver kurtul kafasında. Namusunu da verir bu. Haysiyetini de verir, şerefini de verir. Bunlar anasını da satar. Süper ahlaksız adamlar. Bacısını da satar, her şeyi yapar bunlar. Cibilliyetsizin cibilliyetsizi, ahlaksızın ahlaksızı adamlar bunlar. "Ver kurtul, gitsin" diyor. "Salıverelim gitsin" diyor. Bak diyorum rahatça annesini, bacısını da satar bunlar, süper ahlaksız adamlar. Çok dikkatli olmak lazım. Süper karaktersiz insanlar var, çok dikkat etmek lazım. Tayyip Hoca’nın tek başına bunlara gücü yetmez. Başbakanın da tek başına gücü yetmez. Milletçe desteklememiz lazım. Çok dikkatli olmak lazım. Tayyip Hoca’ya tesir ediyor adam oturduğu yerde. Yüz binlerce kişi karşısında, seyretmeyle olur mu? Yardımcı olacaksın. Bu konuda tek yürek, tek ses kükreyeceksin. Amerika kafayı çizdi, Amerikan derin devleti. İllaki yapacağım diyor. Belanı arama dedim Amerika'ya, bak zenci ayaklanması olur, Allah belanı verir aklını başına al dedim. Allah onları uyardı.

MHP'den millet çok şey bekliyor. MHP'nin tavrı çok atak ve çok keskin olması lazım. Demeç üstüne demeç versinler. Her gün demeç versin. Her gün grup toplantısında açıklama yapılsın. Çekinecek bir şey yok.

Sayın Kılıçdaroğlu'da yeri göğü inletsin. Makul bir insan. Böyle katı bir insan değil. Türkiye'nin bölünmesine şiddetle karşı olacak bir insan. Ama ona da acayip bastırıyorlar. Çok iyi destek olmak lazım. Kılıçdaroğlu'nu da seyrediyor uzaktan. "Kılıçdaroğlu, sen şunu yap sen bunu yap" parti içerisinde yıkmaya çalışıyorlar adamı. Partinin kendi adamları yıkmaya çalışıyor. Bir an önce gitsin ben geleyim başa diyor. Lider ikide bir değiştirilmez. Bayağı kaliteli bir insan. Aklı başında, seyyid, nezaketli, lafını sözünü bilen bir insan. Gayet güzel bir lider elde etmişsin. İnönü'ye de benziyor, maşaAllah. Bırak güzel faaliyet yapsın. Dindar, Allah'tan korkuyor. İslam'a, Kuran'a sadık, sevgi dolu bir insan. Niye batırmaya çalışıyorsun ortalığı? Niye yıkmaya çalışıyorsun? Kendinin de bir şey yaptığın yok, yapana da müsaade etmiyorsun, olmaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kobani’yi IŞİD'den temizlendi haberi üzerine yapılan kutlamalarda göstericiler havaya ateş açarak kutlama yaparken evinin önünde oynayan beş yaşındaki bir çocuk vuruldu ve hastaneye kaldırıldı. Polisin gösteriye müdahale etmesi üzerine göstericiler havai fişeklerle polisin üzerine saldırdı ve gerginlik uzun süre devam etti.

ADNAN OKTAR: İnanılır gibi değil, yıkılmış, mahvolmuş küçük bir kasabayı, kasabanın enkazını kurtardık diye seviniyorlar. Altı bin kilometre, beş bin kilometre alan boydan boya çevrelediğimizde, her yerde vardınız. Ve her yerde kazındığınıza göre sokakta gezemeyecek hale geldiğinize göre. Bak haritayı göster yeniden, bütün Türkiye boyunca PKK'yı kazıdı IŞİD. Kala kala yıkık bir kasabanın enkazlarının içerisinde kalmış bir avuç PKK'lı var, ona seviniyorlar. Havaya ateş ediyor. Her yerden kazınmışsınız, bütün köyler ele geçmiş. Her yeri kasabalar ele geçmiş, bütün araziyi almışlar. Her yeri almışlar, almadık hiçbir yer kalmamış.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebilirim.

ADNAN OKTAR: Göster.

BÜLENT SEZGİN: Ağustos 2014'teki kırmızıyla gösterilen yerler IŞİD'in sahip olduğu bölge.

Bu da Ocak 2015'te ki son durumu.

ADNAN OKTAR: Almadık yer kalmamış ki.

BÜLENT SEZGİN: Alan dört kat genişlemiş.

ADNAN OKTAR: Bak sevindiklerine bak. Burada ucu bucağı olmayan bir arazi ele geçirilmiş, haritada toplu iğne başı kadar görünen Kobani'nin enkazlarına sahip olduk diye seviniyorlar. O da korka korka, Türkiye sırtlarını dayayarak yapıyorlar. İki de bir de PKK’ya atak yapıp bunların elinde avucunda ne varsa kapıyor, alıyor, buna rağmen buna sevinmek istiyorlar. Zavallılığa bak.

Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Peygamberimiz (s.a.v.)'in adı altında çizilen karikatür, Cumhuriyet Gazetesi’nin ardından, CHP'li Kadıköy Belediyesi’nin resmi gazetesinde de yayınlandı. Belediyenin ücretsiz dağıttığı gazetede "yaşasın karikatür, yaşasın mizah" başlığıyla, sansürsüz olarak yer aldı. Birçok vatandaşımız da bu durumu protesto etmek için, belediyeye telefon açmış.

AYLİN KOCAMAN: Twitter’da da çok fazla tepki varmış.

ADNAN OKTAR: Yani gereksiz bir yaranmacı kafa, çirkin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Beşar Esad, Foreign Affairs’e verdiği röportajda Sayın Erdoğan hakkında bazı iddialar ortaya attı ve şunları söyledi. "Erdoğan El-Kaide'nin tabanını oluşturan Müslüman Kardeşler ideolojisine bağlı, Müslüman Kardeşler yirminci yüzyılın başlarında şiddet içeren siyasi İslam'ı özendiren ilk siyasi örgüttür. Erdoğan bu değerlere inanmaktadır, fanatiktir ve hala IŞİD'i desteklemektedir. En fazla kaygı duyduğum ülke, Türkiye bu nedenle."

ADNAN OKTAR: Bu da kibar kibar konuşuyor, insan da bir şey var zannedecek. Bir kere bu adam zavallı bir insan. Zavallının da zavallısı. Suriye derin devletine teslim olmuş. Daha çok Rusya'nın, Çin'in, İran'ın etkisi altında kalan. Ne yaptığını bilmeyen bir insan. Tahmin ediyorum Lazkiye taraflarına falan çekilecek, orada kendine bir ülke kuracak. Müslüman Kardeşler, bir kere sakin mizacıyla bilinen insanlardan oluşuyor. Bunların terörist yönleri yok. Mısır'da bak onca olay oldu, yine o kadar acının içinde kaldılar çıtları çıkmadı. Değişebilirler mi? Herkes değişebiliyor bazen, olabilir yani. Ama El Kaide mantığına dönerse bu Müslüman Kardeşler, o zaman dünya mahvolur ben söyleyeyim, İslam alemi birbirine girer. Her yere IŞİD zihniyeti hakim olur, kan gövdeyi götürür. Müslüman kardeşleri Bediüzzaman'da seviyordu Said Nursi Hazretleri. Müslüman Kardeşler ılımlı insanlardır, ihvan-ı Müslümin. Her yerde ılımlı, Bediüzzaman'ın yönünde bir siyaset izledikleri için sevilirler. Ama değişim olabiliyor. Mesela Fetullah Hoca cemaati ayrı bir Risale-i Nur hareketidir. Değişim gösterebiliyorlar. Tayyip Hocam’ın bir kere hiç alakası yok söyleyeyim, İhvan’la. İhvan’ı sever, saygı duyar ama kendisi Nakşibendi Tayyip Hocam’ın. İskender Paşa ekolüdür o. Mehmet Said Kotku Hazretleri’ne intisaplıdır, öyle diyelim, onu sever, kalbi bir bağı vardır. Dolayısıyla Nakşi meşreplidir. İhvan’la o yönde bir bağlantısı yok. Zorlamaya da gerek yok, mantığı da yok olayın.

Fikret dinliyorum seni.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Kadıköy Belediyesi’yle ilgili karikatür haberini, Kadıköy Belediyesi resmi sitesinden yalanlamış.

ADNAN OKTAR: Böyle olması lazım. Bu çok kötü, özenti tavırlar. Fransızlara yaranacağım falan. Çok çirkin bir entellik anlayışı var adamların. Sen birisini üzüyorsun, rahatsız ediyorsun, bunu modernlik olarak görüyorsun. Bunun modernlikle alakası yok. Ayrıca o resim Peygamberimize (s.a.v)’e ait değil. Peygamberimiz (s.a.v) olağanüstü yakışıklıydı. Resulullah (s.a.v) aslan gibi, geniş omuzlu, hilal kaşlıydı, siyah hilal, simsiyah gözleri, simsiyah iri siyah gözlü, burnu hafif çekme, doğan burun, küçük burunlu, dudakları böyle irice, süt beyaz dişleri pırıl pırıl parlıyor leman ediyor böyle, omuz başları iri, elleri de irice Peygamberimiz (s.a.v)’in, ince belli ve çok atletik tam pehlivan yapılı yani çok kaslı Peygamberimiz (s.a.v), acayip kuvvetli. Pehlivandı zaten. Peygamberimiz (s.a.v)’in bir yönü de pehlivandır. Zamanında hep güreşmiş. Yani sırtını yere getiren kimse yok, kahredici bir kuvveti var. Dolayısıyla orada gösterdikleri resim, adam aynanın karşısına geçmiş, büyük bir özen ve dikkatle kendi resmini yapmış. Konu bu. Altına Peygamberimiz (s.a.v)’in ismini koyması samimiyetsiz ve çirkin. Kendi ismini koysaydı, zaten konu bitecekti. O resmi görenler, alttan Peygamberimiz (s.a.v)’in ismini çıkartsınlar, o adamın ismini koyacaklar. Yanlışlık olmuş bir baskı hatası var olay bu, konu bu.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, hem Fransa’da hem İngiltere’de bu konuda anket yapılmıştı, halkın İngiltere’de yüzde 72 bir gazeteye göre, Fransa’da yüzde 42’si “bu tip karikatürlerden hiçbir şekilde çizilmemesi gerektiğini” söylüyorlar. Onlar da rahatsız.

ADNAN OKTAR: Aklı başında insan böyle olur. Çok cıvıklık, münasebetsizlik. Çok kötü modernlik anlayışları, çok çok çok kötü. Gittikçe uçuklaşıyorlar, gittikçe çirkinleşiyorlar. Hem ayıp, hem günah, hem çirkin, hem insanları üzmek çok berbat bir şey rahatsız etmek. Bir de Peygamberimiz (s.a.v)’i kıskanıyorlar yakışıklılığını, güzelliğini. Çelimsiz, biçimsiz yamuk yumuk herifler, bu karikatürleri çizenler. Gücünü kıskanıyorlar dedemin, yakışıklılığını kıskanıyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Eşlerine aşık olmasını kıskanıyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet, eşlerinin ona aşık olmasını kıskanıyorlar. Bunlar tıfıl, kırık çıkık takımı. Ya kafası kırılmış, ya kolu kırılmış, ya bir ayak bileği çıkmış takım. Bunların konuşması bizi etkilemez, muhatap dahi olmayız.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika gezisi dönüşünde “bu seçimin konusunun başkanlık olduğunu” söyledi ve başkanlık konusundaki düşüncelerini şöyle açıkladı: “Öncelikle gündemi belirlenen bir Türkiye ile gündem belirleyen bir Türkiye noktasında gerçekten ben başkanlık sisteminin bu sürece güç katacağına inanıyorum. Başkanlık sisteminin sağlayacağı en büyük avantaj çok başlılığı ortadan kaldırması olacaktır. Şimdi burada bazı şeyler tartışılıyor Amerikan sistemi, Fransız’daki gibi yarı başkanlık sistemi mi, yoksa diğer ülkelerin başkanlık sistemleri mi? Şunu çok açık net ortaya koymak lazım, gelişmiş ülkelere bakalım, acaba bu gelişmiş ülkelerin ne kadarında başkanlık sistemi var, ne kadarında yok. Görüyoruz ki tamamına yakınında başkanlık sistemi var. Bu neyi gösteriyor? Demek ki, buradan netice alınıyor. Buradan netice alındığına göre biz niye hala ayaklarımıza prangaları bağlayalım. Gitmemek, koşmamak için buna devam edelim.

ADNAN OKTAR: Şimdi Tayyip Hocam iyi güzel hoş konuşuyor da, Türkiye’nin parçalanması ve bölünmesi çok ciddi somut bir tehlike olarak kendini gösteriyor. Biz Fransa değiliz ki, biz İtalya’da değiliz. Çok kritik bir noktadayız. Cehennemim başındayız, Ortadoğu cehenneminin yani cehenneme döndü Ortadoğu da o anlamda yoksa Ortadoğu mübarek bir yerdir. Ve Amerika kararlı Türkiye’yi bölmeye, Avrupa’da kararlı. Ve diyorlar ki, “bu bölme için başkanlık sistemine ihtiyaç var” diyorlar. “Bu bölmeyi biz halka başka türlü anlatamayız, bölmenin hukuki kanuni zeminini oturtmak için, anayasal zeminini oturtmak için, ilk başta başkanlık sistemine ihtiyaç var” diyorlar. “Başkanlık sistemi olduğunda, federasyon da geleceği için bölünmeyi halk rahat kabul eder, asimile olur olay oturur, konu biter tatlı tatlı Türkiye’yi paramparça ederiz” diyorlar. Güneydoğu gitti, Güneydoğu’da kimse gezemiyor, konuşamıyor. Adamlar bak uygun adım askeri silahlarla, otomatik silahlarla gösteri yapıyorlar “buralar bizim” diyor PKK. Ama İttihad-ı İslam olur, Türk İslam Birliği olur, İslam alemi birleşir, ne yapıyorsan yap. İster federasyon yap, her yeri ne yapıyorsan şekillendirirsin, o ayrı. “39:58-Cemahiyeler” diyor Bediüzzaman, Cumhuriyetler Birliği şeklinde İslam alemi birleşir. Ama şu an tek noktayız biz, tek güvenilir ülkeyiz ve Türkiye’nin bölünmesi en yüksek ihtimale dönüştü şu an. Güneydoğu’ya giremiyoruz. Ak Parti de giremiyor. Van’da adam belediye başkanı bir gezmek istedi sokakta adamı öldüreceklerdi, zor kurtuldu adam.

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Evine ses bombası attılar iki gün sonra.

ADNAN OKTAR: Kimse giremiyor. Başkanlık sisteminde birleşik devletler olur, mesela Amerika Birleşik Devletleri. Yani federasyonlar oluyor. Birçok devlet oluyor, bağımsız devlet, ana devlete bağlı. Ama bunların atom bombası var, hidrojen bombası var, dünyanın en büyük askeri gücüne sahip adamlar ve çok güçlü bir derin devlete sahipler. Türkiye’nin o’su yok busu yok, Türkiye nasıl böyle bir belanın içine girsin?

CEYLAN ÖZBUDAK: Ona rağmen Amerika kurtulmak istiyor başkanlık sisteminden şu an.

ADNAN OKTAR: Suriye başkanlık sistemi yaptı mahvoldu, Irak yaptı mahvoldu. Hangi ülke yaptıysa, mahvoldu. Mısır yaptı mahvoldu, Libya yaptı mahvoldu başkanlık sistemini. Nerede yapılsa çöküyor. Demokratik ülkelerde böyle bir sistem yok. Amerika yaptı, başı belaya girdi. Çünkü Obama, ortada kaldı adam. Dayandıracağı bir siyasi güç yok şu an.

CEYLAN ÖZBUDAK: Fransa’da da yaptılar, üçe bölünme riski taşıyor şu an Fransa. Pişman oldular.

ADNAN OKTAR: Fransa’da mahvoldu, mesela şu an “Fransa’yı üçe böleceğiz” diyorlar.

AYLİN KOCAMAN: Aslında bütün Avrupa, bütün yarı başkanlık sistemi olan bütün ülkeler bu durumda, hepsi bölünmeye gidiyor şu an.

ADNAN OKTAR: Hepsi bölünmeye gidiyor.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey, bir de Avrupa’daki yarı başkanlık sistemi olan ülkelerin neredeyse tamamı monarşi. Her halükarda kralların bunu veto etme hakkı var, yani sadece başkana bırakılmış bir sistem hiç birinde yok aşağı yukarı.

ADNAN OKTAR: Olan yerler hep çökmüş, öbür yerlerde monarşi var. Mesela Amerika’da var ama Amerika mahvoldu, ekonomisi de mahvoldu, siyasi hayatı da mahvoldu, Amerika diye bir şey kalmadı adeta. Fransa üçe bölünme riski altında. Hop oturup hop kalkıyor başkanlık sisteminde. Fransız modeli diyorlar ona. Fransız modeli olduğu halde başı belaya girdi.

CEYLAN ÖZBUDAK: En son Korsika’da, ayrılık isteyen gerillalar polise saldırmıştı roketle. Baya olaylar oluyor orada da.

ADNAN OKTAR: Tabii. Mesela Orta ve Güney Amerika ülkelerinin büyük kısmı Kenya, Tanzanya, Uganda, Sudan, Nijerya, Zambiya, Sierra Leone gibi bazı Afrika ülkeleri, İran, Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Ermenistan, Afganistan gibi ülkeler başkanlıkla yönetiliyor hepsinin başı belada. Tamamının başı belada. Hemen hemen hepsinde mafya hakimiyeti var. Demokrasi diye bir şey yok.

Kobani için yazmışlar, Muhammet A. Şanlıtepe Apocan009; “İmarı iki-üç ayda biter, önemli olan başka şeyler ve sen de bunu anlayamazsın Adnan Hoca” diyor. “İmarı iki-üç ayda biter.” Bak, işte orada olay kendini gösteriyor. Zaten onların da beklediği iki-üç ayda bitmesi. Sen onu iki-üç ayda bitir, üç aya bitiremezsin ayrıca, en az birkaç sene sürer. Sen oraya bir yerleş, malı mülkü doldur, bak bakalım ne oluyor. En fazla 48 saat sürer. Tamamını ele geçirir IŞİD. IŞİD’in şu an orada alacağı, gasp edeceği hiç bir şey yok. Adam oraya niye girsin? Yıkılmış duvarlar var, patlak borular var, her yer birbirine girmiş. IŞİD ne yapsın orayı. Sen orayı bir imar et, bak bakayım ne oluyor. Dakikasına saniyesine dalar IŞİD, sana söyleyeyim. IŞİD’in ne yapacağı belli orada. Böyle büyük bir tehlike varken, böyle anormal hareketler yapmanıza gerek yok, aklınızı başınıza alın. Her yeri verdiniz IŞİD’e, her yeri, bütün bölgeyi.

CEYLAN ÖZBUDAK: Harita göstermiştiniz bütün çevresi IŞİD’le sarılı zaten Kobani’nin.

ADNAN OKTAR: Haritada Kobani görünmüyor. IŞİD, yüzlerce kilometre alanı almış. Türkiye sınırı sırf 700 kilometre, hakim olduğu alan. Bak sırf Türkiye sınırı 700 kilometre. Tamamını almış nereye konuşuyorsunuz siz? Mağaraya sığındınız it gibi titriyorsunuz ey PKK’lılar. Adam enayi mi Kobani’ye niye gelsin, ne yapsın boş binalarda. “Hele” diyor “bir tamir edelim” diyor. Sen tamir et, bak ne oluyor. Sen iki senede tamir edersin, iki günde tamamını alır IŞİD.

PKK’nın enayi olduğunu anlamışlar. Acayip kurnaz IŞİD’liler, süper kurnazlar.

Erkan Car 68 Adanos. Kobani hakkında konuşmamdan hoşlanmamış.

Berkan İzarcı; “Zafer Kürtlerin.” Doğru, zafer Kürtlerin ben de bunu söylüyorum ve şu an Kürt kardeşlerim zafere doğru gidiyorlar. Bütün PKK pisliğini, lağımını temizleyecek Kürt kardeşlerimiz, Türk ordusuyla beraber, kendi kardeşleriyle beraber. Zafer Kürtlerin, zafer Türklerin, zafer Lazların, zafer Çerkezlerin, zafer bizlerin, doğru söylüyorsun. Allah belasını verecek PKK’nın ve mahvolacaklar, oluyorlar ve oldular. Görüyorsunuz da ayrıca.

“Canlı yayında yüreğiniz varsa okuyun dediklerimi. IŞİD’i Ortadoğu’dan sileceğiz, Kobani, Amed, Musul hep Kürtlerin kalacak. Elmirovat. “Canlı yayında yüreğiniz varsa” yüreğimiz olmasa, ölürüz zaten. Yürek de var, karaciğer de her şey var. “IŞİD’i Ortadoğu’dan sileceğiz” işte tam tersi oldu. IŞİD PKK’yı Ortadoğu’dan sildi. Bak Türkiye sınırı sırf 700 kilometre tamamını PKK’yı kazıdı IŞİD. Bu ne demek? Ortadoğu’dan silinmek demek. Enlemesine, derinlemesine de yaklaşık 1000 kilometre kadar da oradan da sildiler, 1000 kilometre içlere kadar. “Kobani, Amed, Musul hep Kürtlerin kalacak” doğru. Müslüman Kürtlerin, Allah’tan korkanların. Pislik, alçak PKK’lıların değil, kokuşmuş, lanet mahlukların değil. PKK; pislik, kahpe, kalleş, onların değil, Kürt kardeşlerimin, benim canlarımın. Her yerde olacaklar, Amed’de de olacaklar, her yerde olacaklar. Sen çok az liste vermişsin. Türkiye’de olacaklar, İstanbul’da olacaklar, İzmir’de olacaklar. Her yerde cennet hayatı yaşatacağız Kürt kardeşlerime, annelerime. Size de dünya cehennem olacak PKK’lılar, pislik herifler.

Roj Kürdi rojvan eridan; “Kobani bizim değil mi yakarız da yıkarız da, yeniden kurarız, sana ne?” Kobani Müslümanların, Müslüman Kürt kardeşlerimin, canlarımın. Biz orayı gayet güzel tamir edeceğiz, IŞİD’e de diyeceğiz “buraya artık Müslümanlar geliyor, sakın ilişmeyin buraya.” Ve Kürt kardeşlerimizi oraya yerleştireceğiz. Ne zaman? Biraz vakit var. Sırf Kürt mü, Laz da yerleşecek, Çerkez de yerleşecek, Türk de yerleşecek. Kobani, Allah’ın, Müslümanların, sevenlerin, iyi olan insanların, Kürt kardeşlerimizin herkes kullanacak orayı. Yıkma işini sen yapmadın, koalisyon güçleri yaptı. Yeniden kurma işinde hakikaten ona girersin, onu beklerim. Kurarsın, 48 saat sonra da elinden alırlar.

Samsur 02, zana pekgene; “Komünizm geliyor Adnan Hocam, evrim devrim geliyor” diyor. Bir kere Darwinizmi mahvettim, hoşafa çevirdim. Komünizmi de yerden yere vuruyoruz, ilimle irfanla. Geleceği varsa, göreceği de var. Türk milleti olarak 80 milyon, evelAllah çelik kaleyiz.

“Allah aşkıyla sevdiğim canım Hocam” diyor, “bazı kişiler uyuyor, onları uyandırıyorsun, aslansın sen” diyor. “Derin uyuyanlar var” diyor.

 

“Ve Kürt düşmanı Adnan Oktar ile ırkçı çetesi, Kobani zaferi karşısında hasedinden çatlar.” Bak benim burada çok fazla Kürt kardeşim var, çok fazla Kürt kız arkadaşım var. Kürtler candır, Kürtler sultandır, aslandır. Benim üstadım Bediüzzaman Kürt’tür. Selahattin Eyyubi Hazretleri Kürt’tür. Bak geçen günler Diyarbakır’ı inim inim inlettiler “Allah-u ekber” diye aslanlarım. Kürtler aslandır, yiğittir onlar başımızın tacıdır, dünyanın güzelliğidir onlar. PKK’lı Kürt lafını diye ağzına almayacak. PKK’lılar bir kere Kürt diye bir konu yok. Kürt kardeşlerimizi kullanmak istiyorlar sadece. Onlarda millet, milliyet öyle bir konu yoktur.  “Adnan Oktar ve ırkçı çetesi” ben ırkçılığa karşıyım, arkadaşlarımda karşı. “Çetesi” çet, çetleşiriz tabii ki, o doğru. Onda fayda var. “Kobani zaferi karşısında” Kobani zaferi Müslümanların. PKK oradan kazındı, o Allah’ın bir zaferidir. Allah’ın Müslümanlara sunduğu bir zaferdir. Ve annelerimi, bacılarımı ben kurtardım, getirdim Türkiye’ye. Ve onlara şehir kurdum burada, Türk milleti olarak şehir kurduk. Çocuklar şu an şen, neşeliler, sevinç içinde yaşıyorlar. Allah’a çok şükür annelerim istediği gibi namazlarını kılıyorlar, dedeler istediği gibi namazlarını kılıyorlar. Bu vatan onların, her yer onların. Ama PKK çetesini Allah, Kobani’ye mezar yaptı. Onların mezarı oldu şu an orası. Bu adı geçenleri kastetmiyorum ben burada sürekli, çünkü bunların kim olduğunu bilmiyorum ben, PKK’yı kastediyorum. Gelen Tüm Kürt çocuklar, şakır şakır Türkçe öğrenmiş. Ağabeyi sevsin onları, onlar ağabeyinin aslanı. Cayır cayır Türkçe konuşuyorlar. Şakır şakır r’leri t’leri ş’leri iyice vurgulayarak böyle. Tek kelime Türkçe bilmezken, öyle haytalar, öyle şekerler anlatamam. Saçlar sarı sarı böyle, gözler de mavi mavi. Çikolataları falan tabii orada ayrı. Keyifleri acayip yerinde, elhamdülillah. Ve büyük beladan kurtardı Allah onları. Allahsız Kitap’sız PKK çetelerinden kurtardı. Kürtler benim kardeşlerim, onlar benim milletim. Benim insanlarım benim kavmim. Kürt demek, aslan demektir, yiğit demektir. Siz kahpe, kalleş ve pisliksiniz. Kürt lafını ağzınıza almanız için, o kokmuş ağzınızı 30 kere yıkayın siz, ey PKK’lı pislikler.

 

AYLİN KOCAMAN: IŞİD daha hiç ortada yokken, Kürtler kaçıyordu zaten oradan Türkiye’ye.

ADNAN OKTAR: Tabii.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Suruç’ta Kobanililer için inşa edilen 35 bin kişilik kamp görüntüleri vardı.

ADNAN OKTAR: Göster.

BÜLENT SEZGİN: Muazzam ölçekte, tertemiz ve düzenli.

ADNAN OKTAR: Bak maşaAllah elhamdülillah. Hay maşallah. Allah, PKK’nın pisliğinden kurtardı kardeşlerimizi. Tertemiz, Allah onlara cennet gibi güzel bir yurt verdi. MaşaAllah.

AYLİN KOCAMAN: Elektrik sistemleri, su sistemleri hepsi ayrı kurulmuş. Hem tarım için hem de orada yaşayabilmeleri için.

ADNAN OKTAR: Mükemmel mükemmel, daha da güzel yapacağız, inşaAllah annelere. Helal olsun onlara.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: 27 Ocak Salı günü saat 20:00’da Hayata Dair programı vardı A9 TV de. Konuk Hollandalı aşçı, fotoğrafçı, belgesel yapımcısı ve yorumcusu Wilco van Herpen. Kendisi 16 yıldır Türkiye’de bir belgesel kanalında belgesel programları yapıyor. Wilco Bey stüdyoya geldiğinde mekanı, manzarayı çok beğendi. “Bir stüdyoya gireceğimi sanıyordum bir saraya geldim” dedi. Wilco Beyin eşi de ünlü bir opera sanatçısı Gonca Gürses Hanımefendi. Kendisi Hristiyan olan Wilco Bey, “6 yaşındaki kızına her 2 dini de öğreteceğini ve seçimi de kendisine bırakacağını” söyledi.

ADNAN OKTAR: Ama kızı da çok şeker, acayip tatlı. Hanımı da çok efendi kız, tatlı güzel kız, maşaAlah.

KARTAL GÖKTAN: Sizin çocuklara dini anlatan kitaplarınızdan istedi. Kitaplarınızdan hediye ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İyi güzel. Başka neler var?

KARTAL GÖKTAN: Yazılarınız var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Önemli, duyayım.

KARTAL GÖKTAN: Rusya’nın en önemli İngilizce yayın yapan gazetesi Pravda’da “Türkiye ve Rusya yeni iki kutuplu dünya düzeni riskini ortadan kaldırabilir” başlıklı yazınızda, ülkelerin arasındaki gerilimlerin kaldırılması için iki ülkenin önemli rol oynayacağını söylüyorsunuz. Malezya’nın en eski İngilizce gazetelerinden Harakah Daily’de; “Doğru olanla birlikte yanlış olanı da söyleyebilmek” başlıklı makalenizde, bir ülkenin daha güçlü ve müreffeh olması için, muhalefetin de şuurlu, kararlı ve güçlü biçimde çalışması gerektiğini yazıyorsunuz. Yemen’in başkenti Sana’da haftalık yayınlanan National Yemen Gazetesi’nde “Charlie için ayaklanırken, Nijerya’yı unutmayın” başlıklı makalenizde, Fransa’da işlenen cinayetin elbette insanlık dışı olduğunu fakat Nijerya’daki iki bin kişilik katliamın uluslararası kamuoyunda hiç konu edilmeyecek kadar önemsiz bir olay olarak gösterilmesinin anormalliğini yazıyorsunuz. Aynı yazınız Amerika merkezli haber sitesi News Rescue’da yayınlandı. Yine Amerika merkezli Jefferson Corner Haber Sitesi’nde “Başkanlık sistemi Türkiye için bir tehdittir” başlıklı yazınız yayınlandı. Başkanlık sisteminin öncelikle PKK lideri Öcalan’ın fikri olduğunu, kaçınılmaz olarak federasyona ve Türkiye’nin bölünmesine yol açacağını belirtiyorsunuz. “Endonezya’da Ölüm cezası tekrar gündemde” başlıklı yazınızda, dünyanın en güzel dördüncü ülkesi sayılan bu Müslüman ülkede, idam cezalarının durması gerektiğini, Kuran ahlakına göre ölüm cezasının kişilerin kendilerini düzeltme imkanlarını tümüyle ellerinden aldığını, barış dolu bir toplumun korkuyla inşa edilemeyeceğini açıklıyorsunuz. The Malaysian Insider’da yayınlandı bu yazınız. Son olarak Arabian Gazette’de yayınlanan “Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik” başlıklı yeni yazınızda, 2015 yılına dünyanın çeşitli olaylarla girdiğini ve olayların birbiri ardınca takip ettiğini anlattığınız yazı, Avrupa’daki hükümetlerin ılımlı Müslümanları da destekleyen bir politikalar geliştirmesi gerektiğini, radikalizmin ancak bu şekilde önlenebileceğini ifade ediyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Şahane, dünya çapında çok güzel tebliğ yapıyoruz.

Bülent sen bir şey mi söyleyecektin?

BÜLENT SEZGİN: Birkaç Kürt çocuğunun fotoğrafı vardı, uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Göster bir göreyim, bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Tarif ettiğiniz gibi sarışın.

 ADNAN OKTAR: Şekerliğe bak şekerliğe. Tek tek hepsini göster. Şekerliği görüyor musun? Hep sarışın çok şekerler, maşaAllah. Canlarım benim. Allah onlara zenginlik versin, ferahlık versin, güzellik versin. Güzel yiyeceklerle onları beslesin, ömürlerini uzun etsin Cenab-ı Allah.

Bir haber daha oku.

BÜLENT SEZGİN: Yunanistan’da dün seçimleri radikal sol parti kazandı Adnan Bey. Parti lideri radikal, ateist olarak biliniyor ve bugün yemin ederken İncil üzerine yemin etmeyi reddetti. “Yunanistan’da radikal solun iktidara gelmesinin, Türkiye’deki sol çevreler ve özellikle HDP sempatizanları dünyada artık solun yükseldiği ve Haziran’da da Türkiye’de solun kazanması için bir umut olduğu” şeklinde yorumluyorlar.

ADNAN OKTAR: Şimdi bak onlara ne olacağını söyleyeyim, Yunanistan şu mevcut felaketin çok çok daha berbatına, bir uçuruma yuvarlanacak. Bu sol hükümet de yakın zamanda devrilir, altını çizerek söylüyorum. Bu da saftirik bir şey, bu da çok rahat gider. Dolayısıyla Yunanistan yeni bir felaketin, yeni bir belanın ağzına doğru süratle sürükleniyor. Bu da ayrı bir oyun. Bakın yakında nasıl ekonomi tepetaklak oluyor, nasıl bir perişanlık, tarif edilemeyecek bir bela şu an Yunanistan’ı saracak, önümüzdeki günlerde görürsünüz. Altını çizerek söylüyorum, hükümet yakın zamanda da çöker ve istifa edecek.

Evet, yarın görüşelim. İnşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü