Harun Yahya

Sohbetler (31 Ocak 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Fikret Bey söyle.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Uludere kırsalında askerlerimiz kaçakçılık faaliyetlerine engel olmak için yaptıkları keşiften yaya olarak dönerken bir evin çatısından üzerlerine gaz bombası ve taş atılmış. Atılan taş bir askerimizin kafatası kemiğini kırmış. Şu anda hayatı tehlikesi var. Hastanede tedavi altında.

ADNAN OKTAR: Bak, “taş silah hükmündedir” dedim yani “ona göre kanun düzenlemesi yapılsın” dedik. “Ne var, gençler taş atıyor” diyor. Adam öldürür taş, insan öldürür. Bak aslanımızı yaralamış, ağır yaralamış. “Molotof kokteylinden ne olur?” diyor. Yangın bombası Molotof kokteyli, adamın üstüne attın mı yakıyor işte. Birçok insanı şehit ettiler öyle. Bunun uygulamasının hemen olması lazım. O taş atanı da hemen bulsunlar, kulağından tutup hapse atsınlar. Eğer bunların yaptığı yanlarına kar kalırsa bunlar devam eder. Anında yakalanması lazım. Özel harekatçılar bayağı yetenekli, maşaAllah. Hemen anında yakalarlar. Yeter ki sayıları artırılsın, yeter ki önleri açılsın, yeter ki imkan verilsin.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD elindeki ikinci Japon rehineyi de infaz ettiğini duyurdu.

ADNAN OKTAR: Yazık adama. Japonya kabul etmedi değil mi para vermeyi?

BÜLENT SEZGİN: Hayır.

ADNAN OKTAR:  Öyle ahlaksızlar ki bak, Müslümanlar’ı ezmek için para veriyorlar oluk oluk. Ama bak adam kurtarmak için para vermiyorlar.

GÖKALP BARLAN: Kendi vatandaşı olmadığı için.

ADNAN OKTAR: Canım insan her halükarda, kendi vatandaşı olmasa dahi insan. Kendi vatandaşı olmadığında ilgilenmemek de çok korkunç. “Bize ne? Bizim milletimizden değil ki” diyor. Dehşet verici. Olur mu? İnsan olması yeterli. Hepsi dedemizin evlatları, Hz. Adem (a.s) dedemizin evlatları.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün başkanlık sisteminin şart olduğuna dair şöyle bir açıklama yaptı: “Hızlı gitmemiz lazım, bir yerlere takılmamamız lazım. Siz birini görevden alıyorsunuz onlar iade ediyor. Böyle devlet olur mu? İlanihaye çalıştırmaya mecbur musunuz? Yeni bir anayasaya, yeni bir idare sistemine, siyasetin, ekonominin de üzerindeki tüm yükleri kaldıracaktır. Muhalefet başkanlık sistemini istiyor mu? İstemiyor. İstemiyorsa çok doğru bir iştir bu. Bu kadar basit” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam çok yaman. “Muhalefet istemiyor. İstemiyorsa doğrudur.” Millet istemiyor. Yüzde seksen-doksan millet istemiyor başkanlık sistemini. Bir de süratli gitmeyen ne var, iade edilen ne var? İade edildiyse onun da kanunu, hukuku var. İade edildiyse adamı görevden alırsın, bir şey yaparsın ona göre kanun çıkarırsın. Ama bazen oluyor hakikaten adam çok yamuk oluyor, adamdan bir türlü kurtulamıyorlar, ben öyle vakalar biliyorum. Baş belası oluyor dönüp dolaşıp yine geliyor pişmiş hindi gibi karşısına çıkıyor adamın. Yani kıl adam, kişiliği bozuk. Çok nadir öyle vakalar oluyor ama ender nadirattandır o. Reformlarla, kanunda ayarlamalarla tıkanıklıklar varsa onları götürebilir. Başkanlık sisteminin olduğu bütün ülkeler çöktüler, mahvoldular. Hiç birine bereket, huzur gelmedi. Her yerde bir felaket onları sardı. Özellikle Asya ülkeleri hep mafyaya teslim oldu. Ortadoğu ülkeleri liderleri helak oldu, devletleri yıkıldı. Amerika ekonomik yönden çöktü. Fransa üçe bölünmek üzere. Amerika da bölünmek üzere şu an.

GÖKALP BARLAN: Obama şu anda hiçbir şey yaptıramıyor.

ADNAN OKTAR: Tabii. Halkın büyük bir çoğunluğu karşı başkanlık sistemine.

“Ekonomik verimliliği artırmak, para politikalarında ve finans yönetiminde daha fazla etki sahibi olabilmek için başkanlık sistemini istiyormuş. Merkez Bankası’nın kamuya açık olarak yaptığı yüksek faizleri örnek olarak gösteriyorlar.” Merkez Bankası’yla yine baş edemez öyle bir şeyde. Ekonomiyi isteseler allak bullak edebilirler, başkan olması kurtarmaz ki. İstediğin kadar başkan ol. İstersen imparator olsun hiç fark etmez, allak bullak ederler. Nasıl diğer ülkeleri de mahvettiler? Rusya’nın ekonomisini hallaç pamuğuna çevirdiler. Türkiye’nin ekonomisini de hallaç pamuğuna çevirebilirler. Sırf başkanlık var diye böyle bir şey olmaz diye böyle bir konu yok. Bir kere başkanlık sistemi hiçbir ülkeye normal seçimle, halkın isteğiyle olmamış. Hep savaşla ihtilalle gelmiş. Başkanlık sistemi hiçbir zaman halkın isteğiyle gelmemiş, hep ya savaş, yahut ihtilalle gelmiş. Halklar hiçbir zaman için istememişler başkanlık sistemini.

Afrika ülkelerinde hep askeri darbelerin arkasından başkanlık sistemi oldu. Yani hep böyle nerede olay, hadise varsa, nerede bir ihtilal varsa arkasından başkanlık sistemi. Dayatma tarzında yapıldı. Mesela Endonezya şu bu falan hep eyaletler, küçük küçük eyaletlerden oluşuyor. Mesela orada otuz üç eyalet var. Diğer yerlerde de hep eyalet sistemleri. Para politikaları tamam ama Merkez Bankası bir tek Türkiye’de olay çıkartmıyor ki. Bütün dünyada sorun Merkez Bankası. Bir kere Amerikan Merkez Bankası en büyük sorun. Bütün dünyanın içinde en büyük sorun. Dünya baş edemiyor, Amerika baş edemiyor Merkez Bankası’yla. Çünkü bizim Merkez Bankası da Amerika’daki Merkez Bankası’na bağlı. Oradan bir dalgalanma yaptılar mı burada bambaşka bir sistem gelişir. Onunla onun alakası yok, orada alınacak idari reform var, idari tedbirler mevzubahis. Sağlam arkasında duran bir kitle gerekiyor. Merkez Bankası’nı düzeltecek bir sistem için başkanlık sistemine ihtiyaç var diyemeyiz. Öyle olsa başkanlık sistemi olan ülkeler ekonomik yönden çökmezdi. Merkez Bankaları oraları hallaç pamuğuna çevirdi, altüst oldu. Hem ekonomik kriz çıktı hem yerle bir oldular ve paramparça oldular.

GÖKALP BARLAN: Bu hafta Engin Ardıç da yazdı; “başkanlık sistemi mutlaka federasyonu getirecektir” diye.

ADNAN OKTAR: Tabii. Mesela paralel yapıya ait olduğunu düşündükleri, şüphelendikleri kişileri işten alıyorlar, yargı onları geri getiriyor mahkeme kararıyla. Danıştay’la ilgili kanun değişikliği yapıp bunun önüne geçtiler mesele bitti, bu kadar. Demek ki oluyormuş. Başkanlık sistemi de olsa yine aynı tedbirleri alacak, aynı ayarlamaları, düzenlemeleri yapacak. Bu sefer bütün sistem kökten değiştiği için binlerce değişiklik yapılması gerekecek. Mevcut sistem içinde gayet güzel götürüyor, yapıyor. Mesela bak Amerika IŞİD’le mücadele etmiyor yeteri kadar, Avrupa da edemiyor. Niye biliyor musunuz? Dünya derin devleti onların başarılı olacağını biliyor. Çünkü kaderin perspektifine bakıyorlar. CIA’nın bir katı sırf Kuran incelemesi ve hadis incelemesidir.

 IŞİD hareketinin başarılı olacağını Peygamber (s.a.v.) söylüyor, muhbir-i sadık. Ve “Önünde duramayacaklar” diyor. Şimdi adam bunu duyarak onunla mücadele etmez. Çünkü Peygamber (s.a.v.) kaderi açıklıyor. Yoksa can havliyle bayağı üstüne giderler ama baş edemeyeceklerini bildikleri için ellemiyorlar. Ne diyor Peygamberimiz (s.a.v.)? Diyor ki, “Onlar Horasan taraflarından gelecekler, siyah bayraklar taşıyacaklar, Dımeşk,” yani “Şam ve Irak her yere hakim olacaklar” diyor. Türkiye sınırlarına kadar, İsrail sınırlarına kadar, Ürdün’e, Ürdün sınırına. Ürdün’e de girebilirler onu da söyleyeyim. Yani Ürdün kralı kendini o kadar rahat hissetmesin. “Her yere hakim olacaklar” diyor. Bakın bayraklarını tarif ediyor, “hem küçük bayrakları vardır, hem büyük bayrakları vardır” diyor, aynısı var şu an. “La İlahe illAllah Muhammeden Resulullah yazar bayraklarında” diyor. “Saçları uzundur, sakalları uzundur” diyor, hatta “bıyıkları da uzundur” diyor. “Siyah giyinirler” diyor aynısı. “Çok süratle hareket ederler” diyor aynısı. “Mehdi (a.s) devrine kadar devam eder” diyor, “şiddet, kan akar” diyor, “insanların başı kesilir” diyor, “insanların başından neredeyse tepeler oluşur” diyor. “Bu şiddet ve dehşet ortamı devam ederken evlatlarımdan Muhammed Mehdi zuhur eder” diyor, “ondan sonra ne tek damla kan akar, ne uyuyan uyandırılır, huzur ve mutluluk çağı başlar” diyor. “Bütün silahlar yok edilir, silahlar kalkar Mehdiyet çağı başlar” diyor. “Damla kan akmayacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Ama öncesinde oluk oluk kan akacak” diyor. Onun için derin dünya devleti bir atak yapamıyor, felç oldular bildikleri için. Bunu sırf Kuran’dan mı çıkarıyorlar, sırf hadisten mi? Tevrat’tan çıkarıyorlar. Tevrat’ta da aynısı var. Şam’ın kan denizi olacağı, Irak’ın kan denizi olacağı yer yer, bölge bölge çok detaylı anlatılıyor.

“Girdikleri şehirler adeta kendilerine takdim edilecektir” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Kendilerine bu verilmeden de zafer kazanacak ve istedikleri kendilerine takdim edilecektir. Onun, siyah bayraklıların kumandanı, askerlerin saçları ve bıyıkları çok uzun olacak. Elbiseleri siyahtır ve onlar kara bayrakların adamlarıdır.” Gaybet-i Numani / Sayfa 303.

“Onlar kendilerine karşı gelenleri hiç bir fark gözetmeksizin topluca öldürecektir.” Aynısı oluyor mu, olmuyor mu? “Horasan’dan çıkan siyah bayraklılar Kufe’ye iner.” İndiler mi, inmediler mi? İndiler. Celalettin Suyuti söylüyor bunu, ehlisünnet kaynağı. Ahir Zaman Hadis ve Alametleri.

“Onlar bu durumda iken Horasan tarafından bayraklılar gelecek, onlar süratle hareket edecekler” süratle. “Oradan bir ordu ile geri dönüp Kufe’yi, Basra’yı bir gecede eline geçirecek.” Çok süratle, hakikaten öyle oldu. Kufe ve Basra’yı kısa sürede ele geçirdiler. 

“Bu büyük savaşta neticede siyah bayraklılar galip gelir,” bak galip gelir, mağlup olurlar demiyor galip gelir. “Süfyanın kuvvetleri kaçar.” Yani Esad’ın kuvvetleri, süfyan, zaten Şam’da diyor süfyan. “Süfyanın kuvvetleri kaçar. İşte o zaman insanlar Mehdi’yi temenni ederler.” “Bu beladan nasıl kurtulsak, bu kandan, bu şiddetten diye Mehdi’yi temenni ederler ve ararlar.” Kim diyor? Celalettin Suyuti. Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri / Sayfa 61. Hadis numarası 7/26.

“Ve sonunda onlar Mehdi’nin itaatine girerler.” İmamı Suyuti.

“Mehdi’nin adaleti o denli olur ki, uykuda olan bir kimse dahi uyandırılmaz.” Bak uykuda olan uyandırılmaz. “Ve bir damla bile kan akıtılmaz” diyor. Kim diyor bunu? Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor. Gördüğünü söylüyor Peygamber (s.a.v.). “Bana gösteriliyordu” diyor, “ben de gördüğümü anlatıyorum” diyor. “Zaman bana dürülüyordu” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “dürülüyordu, bütünüyle görüyordum” diyor.

“Harp erbabı ağırlıklarını yani silah ve vesaireyi bırakır. Hiçbir kimse arasında bir düşmanlık kalmayacaktır. Hiçbir kimse; mesela hükümetle paralelciler şu bu kimse arasında düşmanlık kalmıyor. “Ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler” hasetleşme var şu an, Müslüman cemaatler arasında da var. “Muhakkak kaybolup gidecektir.” Kim vesilesiyle? Hz. Mehdi (a.s.). Kim söylüyor bunu? İmam-ı Şarani söylüyor. Ölüm Kıyamet Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri  Sayfa / 496’da.Yüzlerce hadis var bu konuda.

“Mekke-i Mükerreme’den selamlar.” Aleyküm Selam. “İslam aleminin halini gördükçe muhterem Hocamız’ı daha iyi anlıyor ve Kabe-i Muazzama’da her daim size dua ediyorum. Başta değerli Hocamız’ın ellerinden öper, tüm kardeşlerimize saygılar gönderiyorum” diyor. Estağfirullah, ben Hocamız’ın ellerinden öperim. Mehmet Talu Hocamız’ın damadı Ali Uygur yazıyor. Şu an Mekke-i Mükerreme’deymiş.

“Kız gebe kalıp bir erkek çocuğu doğuracak, adı İmmanuel olacak.” Bu da İmmanuel, o da Hz. Mehdi (a.s). “Bunun üzerine Yeşeyah ‘dinleyin ey Davut’un torunları’ dedi.” Hz. Davut (a.s)’ın soyundan ya Hz. Mehdi (a.s). “Bundan ötürü Rabbin Kendisi size bir belirti verecek. İşte kız gebe kalıp bir oğul doğuracak, adı İmmanuel, ‘Tanrı bizimledir’ anlamına gelecek” diyor. İmmanuel; Tanrı bizimledir. “Çocuk kötüyü reddedip iyiyi seçecek yaşa gelince tereyağı ve bal yiyecek ama çocuk iyi-kötüyü ayırt edip iyiyi seçecek yaşa gelmeden seni dehşete düşüren o iki kralın toprakları ıssız kalacak.”

Bakın şimdi Şam nasıl anlatılıyor? “Ve Rab şöyle diyor: Şamlılar’ın cezasını kaldırmayacağım.” Ahir zaman için anlatılıyor bak ahir zamanda, Hz. Mehdi (a.s) devrinde, Moşiyah devrinde. “Çünkü günah üstüne günah işlediler. Demir düvenlerle halkı dövdüler. Şam’ın kapı sürgüsünü kıracağım.” Kapı sürgüsünün kırılması ne demek? Yani orayı tutan gücü, orayı koruyan gücü, kapı olarak tutan asker gücünü kıracağım. “Söküp atacağım” diyor Allah. “Ve Kir’e sürgün edilecek Aram,” Şam halkı sürgün edilecek. Şu an sürgün oldular ya, hepsi geldi. Bak gidecekleri yere kadar söylüyor Tevrat, “sürgün olacaklar” diyor. “Şam güçsüz düştü” diyor Tevrat’ta. “Kaçmak için döndü, telaşa kapıldı, doğuran kadın gibi sancı ve acı sardı onu” diyor. “Şam sularını ateşe vereceğim.” Her yer yanıyor ya Şam’da şu an. Bak, “yakıp yok edecek ben Haddat’ın saraylarını.” Haddat, isim yabancı değildir size. Bak “yakıp yok edecek ben Haddat’ın saraylarını.” Bütün binalar her yer yakıp yıkıldı. İsim yabancı değildir size bak. “Yakıp yok edecek ben hattatın saraylarını” bütün binaları, her yeri yakıldı, yıkıldı. “İşte Şam kent olmaktan çıkacak” şu an çıktı kent olmaktan “enkaz yığınına dönecek.” Kobani de enkaz yığınına döndü aynı Tevrat’ta geçtiği gibi. “Aroer kentleri terk edilecek” yani o bölgenin kentleri terk edilecek, hep terk edildi. “Şam’ın egemenliği yok olacak” yok oldu. IŞİD’in eline geçti. Ahir zamanda İsrail’de de dinsizliğin yaygın olacağı belirtiliyor. Bak diyor ki; “çünkü ey İsrail seni kurtaran Allah’ı unuttun, sığındığın kayayı anmaz oldun” yani Allah’ı anmaz oldun diyor. Hakikaten şu an öyle oldu İsrail. Dindarı da çok ama dinsizi de çok. Bak diyor ki, şehir isimleri vererek sayıyor Tevrat “Hama’nın sonu Arpat’ınki gibi Samiriye’nin sonu Şam’ınki gibi olmadı mı?” Samiriye, Hama ve Şam hepsi helak olacak diyor aynısıyla oldu. Bak isim isim, şehir şehir söylüyor Tevrat. CIA bunu Tevrat’tan görüyor. Peygamber (s.a.v.)’in hadisleriyle birleştiriyorlar. Dünya derin devleti bu perspektiften dünyanın kader perspektifini görüyor ve ona göre hareket ediyorlar.

GÖKLAP BARLAN: Hocam, “Hazreti Hızır (a.s) bütün devlet yıkılışlarında ve kuruluşlarında görev alır” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Evet.

“Çünkü bize bir çocuk doğacak, bize bir oğlu verilecek” Mehdi (a.s). “Yönetim onun omuzlarında olacak. Onun adı harika öğütçü, esenlik önderi olacak” Bak harika öğütçü.

SERKAN AK: Hüccetullah. Allah’ın delili manasında.

ADNAN OKTAR: Evet. “Davut’un tahtı ve ülkesi üzerinde egemenlik sürecek.” Yani İsrail’e ve bütün her yere hâkim olacak. “Egemenliğinin ve esenliğinin büyümesi son bulmayacak” sürekli dünya hakimiyetini genişletecek. “Egemenliğini adaletle ve doğrulukla kuracak” bak doğruluk ve adaletle. “Halklara sancak olacak” bütün insanlara sancak olacak “İşayın kütüğünden yeni bir filiz çıkacak” bu filiz işte Mehdi (a.s). “Kökünden bir fidan meyve verecek” yine Mehdi (a.s). “Rabbin ruhu, bilgelik ruhu ve anlayış ruhu, öğüt ve güç ruhu bilgi ve Rab korkusu ruhu onun üzerinde olacak.” Mehdi (a.s)’ın üzerinde olacak. “Rabbin ruhu” Allah’ın ruhu “bilgelik ve anlayış ruhu” bilge ve anlayışlı oluyor,  öğütçü oluyor, öğüt “güç ruhu, bilgi ve Rab korkusu, Allah korkusu ruhu onun üzerinde olacak” Mehdi (a.s)’ın üzerinde olacak. “Rab korkusu, Allah korkusu hoşuna gidecek Moşiyah’ın” diyor, Mehdi (a.s)’ın hoşuna gidecek. “ Gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak, kulağıyla işittiğine göre karar vermeyecek” Allah ona ilham edecek diyor. Çünkü gözüyle gören delil getirir, sahte delil olabilir. Adam ifade verir, yalan ifade verir. Ama o gözüyle bakıp anlayacak diyor. Konuşmasına bakıp anlayacak sahtekârı, yalancıyı. “Yoksulları adaletle yargılayacak, yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek” bak yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek. “Dünyayı ağzının değneğiyle cezalandıracak” yani konuşmasıyla insanları cezalandıracak. Mesela akılsızlık yapma, münasebetsizlik yapma ona benzer sözlerle yani “konuşmasıyla cezalandıracak döverek değil” diyor yani silahla değil konuşmasıyla cezalandıracak. “Kötüleri soluğuyla öldürecek” nefesiyle yani onun var olması zaten kötüleri yok edecek diyor. “Davranışının temeli adalet ve sadakat olacak” bak adalet ve Allah’a, Kuran’a, Kitap’a sadakat. “Onun döneminde kurtla kuzu bir arada yaşayacak” kurt gibi bir adam da kuzu gibi bir insan da birlikte yaşayacak. “Parsla, oğlak birlikte yatacak” Pars normalde oğlağı boğar ama birlikte yatacak diyor. “Buzağı genç aslan ve besili sığır yan yana duracak” yani kimse kimseye zarar veremeyecek Tevrat’ın derinlik taşıyan sembollerle anlatılan güzel üslubu. “Onları küçük bir çocuk güdecek.” Kim bu küçük çocuk? Mehdi (a.s), Moşiyah. “Emzikteki bebek kobra deliği üzerinde oynayacak” hiçbir tehlike kalmıyor dünyada. “Sütten kesilmiş çocuk elini engerek kovuğuna sokacak” yani en tehlikeli, en pislik adamlar bile hizaya gelecek. “Kutsal dağımın hiçbir yerinde kimse kimseye zarar vermeyecek, yok etmeyecek” yani kimse kimseye zarar vermeyecek. “Çünkü sular denizi nasıl doldurduysa dünyada Rabbin bilgisiyle dolacak” her yerde iman hakikatleri, Kuran mucizeleri, Darwinizm’in, materyalizmin yok olması her yerde anlatılacak diyor. Bak kuvvet demiyor burada bilgiyle olacak diyor bunlar. Demek ki İslam’ın hâkimiyeti neyle oluyormuş? Bilgiyle, sevgiyle, adaletle, dostlukla. Tevrat bak uzun uzun anlatıyor, hiçbir yerde dehşetten bahsetmiyor, siyasetten de bahsetmiyor. Hep sevgiden bahsediyor. Sevgi, ilim, irfan, adalet.

Başkanlık sisteminde demokrasi ilerliyor diye bir şey yok. Tam tersine darbeler en çok başkanlık sisteminde oluyor onu söyleyeyim. Demokrasinin hem yerleşme, hem de ileri götürmesi için parlamenter rejimin daha elverişli olan bir sistem olduğunu bütün siyasetçiler, bütün profesörler söylüyor. Ve fiilen de bu görülüyor zaten.

Başkanlık sistemini PKK’nın, HDP’nin istemediğine dair propaganda yapıyorlar. Bu da yeni bir taktik yani inanılmaz taktikler. Diyorlar “Biz seçime parti olarak gireceğiz cayır cayır kazanacağız” diyor “yüzde on üç oyumuz, yüzde on dört” diyor adları gibi biliyorlar yüzde altı-yedi oy olduğunu. Oyları AK Parti’ye vermek istiyorlar ki AK Parti’yi köşeye sıkıştırsınlar. Şimdi de Abdullah Öcalan bas bas bağırıyor “başkanlık sistemi istiyorum” diye. PKK da diyor ki; “biz de başkanlık sistemi istemiyoruz” diyor. Kardeşim Abdullah Öcalan başkanlık sistemi isteyip de sizin istememeniz mümkün mü? Böyle atraksiyonlara ne gerek var? Sanki çocukla konuşuyorlar bir de zekâmızla alay eder gibi konuştuklarında şaşıyorum. PKK biraz fosforlu yiyecekler yesin dağda. Böyle sırf beyaz ekmek yiyorlar kafa gitti bunların. Beyinde fosfor falan hiçbir şey kalmadı. Sanki çocukla konuşuyorlar PKK. “Başkanlık sistemi istemiyoruz” diyor. Senin başın, ağa baban bas bas bağırıyor adadan “başkanlık sistemi istiyorum” diye. Hem de “Amerikan modelinde başkanlık sistemi istiyorum” diyor. Sen de istiyorsun, bize kendince numara yapıyorsun. Biz de inanacağız sana.

HDP’nin barajı aşamayacağını çocuk olsa bilir. Yapsınlar kamuoyu araştırmalarını, bakılıyor rakamlara hep yüzde altı-yedi oyları. Böyle bir riske niye girsin adam böyle bir şey varken? Bağımsız olarak girer eskisi gibi. Zaten yetmiş milletvekiliyle yine hiçbir şey yapamazlar. Ama öbür türlü yine her hâlükârda meclise giriyorlar.

Mesela bak Mehmet Baransu diyor ki, bugün katıldığı A9 programında “Öfke hepimizi yoruyor” bak çocuk çok candan konuşmuş aferin. “Şimdiki aklım olsa iki yıl önce attığım birçok twiti atmazdım” diyor, doğru söylüyor. Bu insan, şefkatle yaklaşın. “Vay hata yaptın, al sana yumruk, al sana yumruk.” Adam da senden korunmak için o da sana yumruk atıyor ne oluyor? Kavganın önü sonu kesilmiyor, olmaz.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edeceğiz inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Başkanlık sisteminin tehlikeleri isimli videomuzdan sonra programımız devam edecek.

Yayınımıza devam ediyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Hürriyet’ten Mehmet Yılmaz, Avusturalya, Kanada, Almanya, İtalya, Japonya, İngiltere gibi ileri demokrasinin olduğu ülkelerin parlamenter sisteme sahip olduğunu, Arjantin, brezilya, Meksika, Güney Afrika, Endonezya gibi geri kalmış ülkelerin ise başkanlık sistemiyle yönetildiğini yazdı. “Rusya ise yarı başkanlıktır” dedi. “Bu ülkelerden Rusya, Güney Afrika, Güney Kore, Arjantin, Brezilya ve Meksika’nın tümü özerklik ve federasyon sistemiyle yönetilir. Acaba neden başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerin hepsi federatif ülkeler hiç düşündünüz mü?” diye soruyor.

ADNAN OKTAR: Tabii, tamamı federasyon.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Oktar sizin adınıza Voice Of Israel (İsrail’in Sesi) radyosunda iki hahamla röportaj yaptı. Sizin dünya çapındaki çalışmalarınızı anlattı. Museviler’in İsrail’de yaşama hakkını Allah’ın Kuran’da verdiğini söyledi. Radikalizmin kökeninde bağnazlığın ve uydurma hadislerin olduğundan bahsetti. Holokost, Darwinizm ve terör bağlantısına hahamlar çok şaşırmışlar. Oktar Türkiye’nin İsrail’in düşmanı değil radikalizme karşı doğal müttefiki olduğunu, Moşiyah, Mehdi (a.s)’ın çıkmadan önce hiçbir sorunun çözülemeyeceğini, çıkmasına da çok az kaldığını söyledi. Haham olan sunucular Oktar’a tamamen katıldıklarını ifade ettiler, tekrar davet ettiler inşaAllah. Resimleri de vardı.

ADNAN OKTAR: Güzel, çok çok güzel.

İnşaAllah MaşaAllah’ın sayısını binde bire düşürdük RTÜK sağ olsun büyüklerimiz. Memnunlar, ayetten bahsetmiyoruz, Kuran’dan bahsetmiyoruz bayağı açıldılar, rahatladılar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, yeni yayınlanan yazılarınız da var. Amerika’dan yayın yapan Jefferson Corner sitesinde savaşa katılan askerlere etki eden psikolojik faktörleri ele aldığınız “Savaşa ve barışa yeniden bakış” başlıklı yazınız çıktı. Daily Mail haber sitesinde “Şu andan itibaren Afganistan’ı neler bekliyor?” başlıklı makaleniz yer aldı. Arap News Gazetesi ve onun internet sitesinde çıkan yazınızın başlığı “kanamaya devam eden yara Guantanamo.” İngiltere’de basılan Urdu Times Gazetesi’nde “İfade özgürlüğüne yeniden bakış” başlıklı makaleniz yayınlandı. Ve News Rescue haber sitesinde de “Dünyada barış için zengin ve huzurlu bir Afrika’ya doğru” başlıklı yazınız yer aldı.

ADNAN OKTAR: Güzel, güzel, aydınlatmaya devam.

Demokratik ülkeler içerisinde başkanlıkla yönetilen ülke yok. Üç ülke var onlarda sürünüyorlar. Bir tane bile parlamenter rejimle yönetilen otoriter ülke yok. Otoriter ülkelerin tamamı başkanlık sistemi. Bu onur kırıcı ve rahatsız edici. Her hür beyin devreye girsin. Bir kişinin beyniyle Türkiye’nin, dünyanın yönetilmesi ayrı, yüzlerce kişinin beyniyle yönetilmesi ayrı. Yüzlerce kişiyle yönetilmesi lazım. Yüzlerce kişinin kabiliyeti, yeteneği devlete yansıması lazım. Bir kişinin yeteneğiyle olursa olmaz. Tayyip Hocam tamam, aklı başında samimi bir mümin. Ee, o gittikten sonra ne olacak? Ya bir firavun, bir deccal başımıza gelirse ne yapacağız? Yüz sene kurtulamayız beladan. Bir de bunda babadan oğula geçiyor böyle tipler. Var ya Kuzey Kore’de dıbış oğlan saçını tıraş ettirmiş geri zekâlı. Tam tipik gerzek yani. Bomba patlıyor havalara sıçrıyor dobiş. Laf söz anlayacak gibi de değil adam.

AYLİN KOCAMAN: Suriye’de Esad var.

ADNAN OKTAR: Esad laf söz dinleyecek gibi değil.

“Türkiye’nin birlik ve beraberliğini korumaya yönelik yayınlarınızı çok yararlı buluyor ve destekliyorum. Ancak bu yayınlar, özerklik şu anda uygun değildir. Çünkü bu yapı komünist ideolojiyi savunmakta denmekte. PKK komünizmi terk etse özerkliği ve sonunda kaçınılmaz olarak bağımsız bölünmeyi uygun mu göreceksiniz? Bu konuda görüşlerinizi merak ediyorum.” Türkiye merkez olduğu için Türkiye’de zaten özerlik diye bir olaya gerek yok, zaten küçük bir ülke. Zaten federasyon kadar küçük Türkiye. Ama Suriye Türkiye’ye katılmak istiyorsa bir federasyon olabilir Suriye. Türkiye’nin bir federasyonu olabilir. Irak bir federasyon olabilir. Bunlar olur. Mesela Azerbaycan istiyorsa o olur. Mesela Türk federe devleti var. Federasyon; Türkiye’ye bağlı bir devlet, böyle olur. Ama Türkiye zaten ufacık bir ülke. Neresini bölüyorsun? Amaç ne burada, mantık nedir?

AYLİN KOCAMAN: Bir de Kürtler istemiyor zaten böyle.

ADNAN OKTAR: Benim kardeşlerim, ben niye böyle ayırayım? Annelerimden, bacılarımdan niye ayrı kalayım? Kürtler Türkiye’nin en güzel süslerinden. Benim Kürt annelerim, Kürt bacılarım, Kürt kardeşlerim dünya güzeli ben onlara niye öyle bir imkan sunmayım? Diyarbakır’dan uçağa binecek tak İstanbul’a gelecek, beş yıldızlı otelde yemeğini yiyecek tak Diyarbakır’a geri dönecek. Böyle, pasaportla gidip pasaportla dönmek olmaz öyle şey.

“Hocam Türkiye Cumhuriyeti parlamenter sistemle nereye kadar geldi? Önceki durumumuz yok, bütün başarının hepsi tek partili hükümetlerde oldu. Demek ki koalisyon bize göre değil. Bu benim mailimin cevabını lütfen verir misiniz?” “Türkiye cumhuriyeti parlamenter sistemle nereye kadar geldi?” Gene çok iyi geldi Darwinist, materyalist sistemle Allah iyi ki helak etmedi Türkiye’yi. İyi ki mahvolmadı, iyi ki bu kadar yaşayabildik. Darwinist, materyalist eğitim ne demek? Allah’a meydan okuyorsun sen, haşa. Allah yok diyorsun, peygamberlerin hepsi doğru söylemedi diyorsun. Senin atan solucan diyorsun. Cenab-ı Allah yerle bir eder dünyayı. Cenab-ı Allah sabırlı, bizim gibi değil. Mehdi (a.s)’den dolayı Cenab-ı Allah ellemiyor dünyayı. Allah öyle dedirtmez kendine. Allah öyle olmaz, böyle olur der ve yerle bir ederdi dünyayı. Mahvederdi, bas bas bağırttırırdı insanları. Kendine Allah böyle söyletmez ama sabırlı.

BÜLENT SEZGİN: Kuran’da çok örneği var kıssalarda.

ADNAN OKTAR: Parlamenter sistem yok şu bu efendim koalisyon hükümeti falan Avrupa’da oluyor koalisyon hükümetleri, bayağı gelişiyor. Almanya’da da koalisyon hükümetleri oluyor gelişiyor. Danimarka’da, Norveç’te hepsinde gelişiyor. Bu kafa meselesi. Sen sanatı kapatırsan, sanatı çirkin görürsen, müziği, resmi, heykeli, mimariyi hor görürsen, sanatçıyı ezmeye kalkarsan, resim olan evden kaçmaya kalkarsan, kertenkeleyi bulduğun yerde öldür dersen, köpek şeytandır işte gördüğünde kovala dersen o zaman o ülke gelişmez. Avrupa’nın gelişmesinin nedeni sanata, bilime açık olması. Sen bilimden kaçınıyorsun.

BÜLENT SEZGİN: Kadınlara saygı da olmayınca.

ADNAN OKTAR: Bir kere kardeşim kadını şeytan gibi görüyorlar. Erkekleri batıran, aileleri çökerten, insanlara zarar veren günah kaynağı gibi görüyorlar. İşte şöyle giyinmesi lazım, başını açmaması lazım, oturmaması, kalkmaması, gülmemesi lazım. Sağa dönmez, sola dönmez, ileri gitmez. Bir kadın nefreti bağnazlarda çok yoğun.

AYLİN KOCAMAN: Siz daha önce kadına değer vermeyen milletler çöker demiştiniz. Gerçekten dünyaya bakıldığında da hep o ülkeler.

ADNAN OKTAR: Kadınlar erkeklerin kılığına kıyafetine, yemesine içmesine karışıyor mu? Şöyle oturun böyle.

“Orijinal bir soru lütfen iletin. Hocam Hz. Mehdi (a.s)’nin annesinin ismi hakkında bir hadis var mı? Bir de sizin annenizin adı Mediha bu isimden Mehdi (a.s)’nin harfleri çıkıyor. Bu bir tesadüf müdür?” Mehmet Bardakçı. Hakikaten orijinal soru. Akşam akşam. Mehdi (a.s)’nin annesinin ismi vardı bir rivayetlerde neydi bir şeydi? Hatırlamıyorsunuz? Bize gelsin haberi bak unutmuşsunuz. Öyle bir hadis vardı. Yani bir rivayet. Ama zayıf biri Mehlika, Mehlika. Mehdi (a.s)’nin annesinin ismi Mehlika diye geçiyor. Şimdi derler o da Mediha’nın başka bir açıklama şekli. Mediha methedilmişten geliyor. Methedilmiş, övülmüş. Medih. Bir kelime kökenine bakayım. Bakabilir misiniz? Medih, Mediha’nın kelime kökeni.

Evet, şimdi muhabbete devam.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey vesilenizle kardeşlerimizin gerçekleştirdiği bazı faaliyetler şöyle. 27 Ocak tarihinde Bursa’daki kardeşlerimiz ev sohbetinde buluşmuşlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Adana’da Çarşamba günü esnafa ve halka iki yüz kırk adet “Komünist Kürdistan Tehlikesi” kitabınızdan hediye edilmiş.

ADNAN OKTAR: Evet belaya karşı halk uyarılıyor. Çok iyi oluyor evet.

KARTAL GÖKTAN: Samsun’da kardeşlerimiz Cuma namazı çıkışı kitaplarınızdan çok sayıda dağıtmışlar. Geçen gün de evde toplanmışlar, sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar aslan. O yemekler de onlara inşaAllah İslam’a hizmete kuvvette vesile olsun. Çok güzel Allah katından onlara taam sunuluyor. Cennet taamı gibi.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: 28 Ocak tarihinde İnegöl’deki kardeşlerimiz bir araya gelmişler. Onlar da yemek yiyip sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: İnegöl.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Nerede İnegöl? Hay maşaAllah şimdi oldu.

KARTAL GÖKTAN: Kürt bir kardeşimiz Nişantaşı Valikonağı’ndaki büfe ve kitapevinden 2009 yılından beri sizin kitaplarınızı sergiliyor ve hediye ediyormuş.

ADNAN OKTAR: Aslan.

KARTAL GÖKTAN: Ücretsiz kitap dağıtımına devam ettiğini ve kitaplarınızın etkisinin çok fazla olduğunu iletmiş.

ADNAN OKTAR: Aslan, aferin benim aslanıma.

KARTAL GÖKTAN: Gebze’den kardeşlerimiz bir araya gelmişler, kitabınızdan okuyup üzerinde sohbet etmişler. Bursa’dan kardeşlerimiz 21 Ocak’ta Bursa AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Sayın Ali Yılmaz Bey’i makamında ziyaret ederek İslam Birliği’nin önemi üzerine sohbet edip sizin kitaplarınızdan ve Yaratılış Atlası hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel olmuş. MaşaAllah, Allah hayırlara vesile etsin. Etkisini göstersin inşaAllah.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Balıkesir Üniversitesi öğrencileri de ev sohbeti yapmışlar. Onlar da birlikte yemek yiyip, sohbet edip belgesellerinizden izlemişler. Yaratılış Atlası üzerine konuşmuşlar. Ve kitaplarınızdan da armağan edilmiş katılanlara.

ADNAN OKTAR: Güzel, Balıkesir. Aslan onlar maşaAllah. Bunlar da minik öğrenciler. Bunlar da minik kediler.

Evet şimdi dinliyorum Fikret Efendi.

KARTAL GÖKTAN: HDP’li Demir Çelik, barajı geçeceklerini ve yetmiş milletvekili çıkaracaklarını belirterek “ama olurda barajı geçemezsek seçimin meşruiyeti kalmaz. Bu durumda ülkenin erken seçime gitmesi gerekir. Bu noktada seçeneksiz, alternatifsiz de değiliz.”

ADNAN OKTAR: Bak o benim lafım ya, bak hemen o lafın üstüne de atladılar. Ne dedim? “Eğer böyle bir seçim olursa bütün BDP’nin oyları AK Parti’ye geçer gasp edilmiş oy görünümünde olacağı için, hırsızlık iddiasında bulunacakları için erken seçime gitmeniz gerekir” dedim. Ne diyor? Erken seçim. Ama onların derdi o da değil. Erken seçim istemezler. O ben söyledim diye söylüyor. Erken seçimi asla istemezler. Hazır milletvekilleri varken, dört yüz küsur milletvekili varken, anayasayı değiştirecek güç varken asla istemezler erken seçim. “Bu hükümetle anayasayı değiştirin” diyecekler. “Katillere af çıkarın, Mehmetçiğin katillerini de salın, federasyonu ilan edin, Abdullah Öcalan başta olmak üzere bütün katilleri de salın” diyecekler “konu bitsin” diyecekler, başkanlık sistemiyle beraber. Buna Türk milleti asla müsaade etmez. Ben ve benim milletim asla müsaade etmeyiz. AK Parti’yi böyle oyuna getirmek istiyorlar. Bununla da Tayyip Hoca’nın sonunu getirmeyi düşünüyorlar. İşlerine gelmedi baktılar ki aktif, canlı, yaman bir insan, onu belanın içine çekmeye çalışıyorlar. Yok öyle şey. İşte paralel meclis kuracağız falan bilmem ne var ya anlatıyorlar.  O da hikayenin başka bir kısmı. Onlar için onun hiçbir önemi yok. Çünkü hiçbir geçerliliği yok. Çocuklar da kendi aralarında polisçilik oynar ama polis olmuş olmaz. Sen de orada meclisçilik oynarsan o meclis olmaz. Legal meclis geçerlidir. Dolayısıyla bunların hepsi saptırmaca, erken seçim asla istemezler. Bak altını çizerek söylüyorum. Asla erken seçim istemezler. BDP’nin yetmiş milletvekili çıkarmasını da asla istemezler. Hiçbir işine yaramaz çünkü. Seçime gelip yetmiş milletvekili çıkarsa hiçbir işlerine yaramaz. Ama o yetmiş milletvekili AK Parti’ye geçerse çok işlerine yarar, diye düşünüyorlar. Yani AK Parti’yi köşeye sıkıştıracağız diye. Bunların demesine gerek yok, ben zaten onu söyledim.  AK Parti’ye böyle bir teşkilat yaparlarsa AK Parti hemen erken seçime gitsin. Bunu kabul etmesin. Yıldırım hızıyla. Hemen bir ay sonra, on beş gün sonra, mevcut hükümeti değiştirmeden, milletvekillerine mazbatayı vermeden. Geçerli değil çünkü. Hemen erken seçim.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ahmet Hakan “Eğer ülkede Fransa, İngiltere ve Amerika’da olduğu gibi bir özgürlük olacaksa, Obama’ya yapılan denetimin yarısı kadar bile bir denetleme sistemi olacaksa, kuvvetler ayrılığı ve ifade hürriyeti olacaksa, hukuk askıya alınmayacak ve hırsızlık yapan kurtulmayacaksa, o zaman başkanlık sistemine değil krallık sistemine bile geçseniz sözümüz olmaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Güzel konuşmuş. Bir daha söyle bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Ahmet Hakan “Eğer ülkede Fransa, İngiltere ve Amerika’da olduğu gibi bir özgürlük olacaksa, Obama’ya yapılan denetimin yarısı kadar bile bir denetleme sistemi olacaksa, kuvvetler ayrılığı ve ifade hürriyeti olacaksa, hukuk askıya alınmayacak ve hırsızlık yapan kurtulmayacaksa, o zaman başkanlık sistemine değil krallık sistemine bile geçseniz sözümüz olmaz” dedi.

AYLİN KOCAMAN: Aslında listesi bayağı uzun, daha da uzun da.

ADNAN OKTAR: Öyle mi?

AYLİN KOCAMAN: Evet, ama hep çok mantıklı şeyler.

ADNAN OKTAR: Yani “bunların hiç birini yapmazsınız”a getirmiş. Dolayısıyla da “böyle bir şey olmaz” diyor. Hırsızlık konusu onu hukuka bıraksınlar. Onu hukuk halletsin. Mahkemeler halletsin. Onu şahıslar hallederse olmaz. Mahkemeler halletsin. Yani doğal akış budur. Ama Türkiye hadi Tayyip Hoca’nın zamanında güzel gider çünkü Allah’tan korkan bir insan. Tayyip Hoca’dan sonra işte bu dediklerini hepsi başımıza gelebilir ve en hafifinden böyle olabilir. En hafifinden. O yüzden sureti katiyede istemiyoruz başkanlık sistemini.  Krallık da istemiyoruz, sultanlık da hiçbir şey istemiyoruz. Parlamenter sistem istiyoruz. Parlamenter demokrasi. Hür, özgür, sanata, bilime açık, estetiğe, güzelliğe açık. İnsanların huzur içinde yaşadığı güzel bir Türkiye. Parayla mutluluk olmuyor. Alt geçit, üst geçitle olmaz. Gecekonduda oturalım ama huzurlu olalım. 

Emre Yıldız; “Hocam’ın programına katılmak istiyorum” diyor. İyi gelsin.

“Sizi bir kere dinledim sonra bir daha bırakamadım. İnsanı etkileyen bir üslubunuz var. Bir hukukçu olarak memleket meselelerindeki görüşlerinizi çok değerli buluyorum. Ülkemiz çok kritik bir sürece giriyor. Başkanlık rejimi otoriteyi ve bölünmeyi getirir. Çok tehlikeli bir süreç. 7 Haziran öncesi bu konuda halkımızı bilinçlendirmek için her şeyi yapmalıyız” diyor.

“Senden başka biz kadınlara bu kadar yoğun sevgi duyan, değer veren, koruyan İslam’ın kadına verdiği değeri bu kadar detaylı anlatan başka birini tanımıyoruz. Hal böyle olunca kadınlar olarak seni çok seviyoruz. Her türlü ilahiyatçıya, Diyanet İşleri Başkanlığı’na da bunu duyurmak istiyorum” diyor bir hanım kardeşimiz.

BÜLENT SEZGİN: Birkaç fotoğraf gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Los Angeles’da kadınlara özel cami ibadete açıldı. Camide namazları da kadın imamlar kıldırıyormuş.

ADNAN OKTAR: Gayet güzel. Aferin. MaşaAllah. Amerika inşaAllah daha çok hidayet, daha çok nurla kaplansın.

Müslüm Ergün; “İzmir’den muhabbetle selamlıyoruz. Çok şık, asilsiniz. İzmir’de sizi çok fazla seven var. Lütfen sevenlerinizle buluşun” diyor kardeşimiz.

Bugün bu kadar olsun, yarın devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü