Harun Yahya

Sohbetler (12 Şubat 2015; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Şimdi Fikret Hocamız’ı dinleyelim.

KARTAL GÖKTAN: HDP Muş Milletvekili Demir Çelik, “Türkiye 26 bölgeye bölünsün” şeklinde bir açıklama yaptı. Ve şunları söyledi: “Bizim özerlikten anladığımız şey, toplumun çok kimlikli bir şekilde bir arada yaşamasıdır. Türkiye’nin tek merkezden yönetimi yerine, 26 bölgesel yönetimle kendi kendisini yönetmesi, daha güçlü bir demokratikleşmeye yol açar.”

ADNAN OKTAR: İşte bu, Amerikan derin devletinin bir planı. 26’ya böldüğünde, 26’sınıda 26 dakikada yok edecek güce sahip olursun. Çünkü birbiriyle bağlantı kopmuş oluyor, rahatça işgal edebilirsin, ezebilirsin, yönetebilirsin, yönlendirebilirsin. Eğer kendi hedeflerine ulaşırlarsa, kendilerince bir şeyler yapabileceklerini düşünüyorlar. Buna müsaade etmeyeceğiz.

KARTAL GÖKTAN: Sözlerine şöyle devam eti Demir Çelik: “Bölge halkları kendi kendisini yönetirken bu 26 bölge savunmada, diplomaside ve maliyede Ankara’ya eşit olarak bağlı halkalar sistemiyle birbirini besleyen parçalar olacaktır. Bu proje, toplumsal problemlerimizin çözümünün kansız şiddetsiz çözümünün projesidir. Bu projede herkesin kazanımı karı vardır.”

ADNAN OKTAR: 26 ayrı devlet varsa, 26’sı da kendi kafasına göre hareket edecek demektir. Hiçbir şekilde birbirini desteklemez. Güneydoğu’nun PKK kontrolüne girdiğini düşünelim, Türkiye’ye dışarıdan, mesela Amerikan müdahalesi olsa, “hadi gelin yardım edelim mi PKK’ya?” diyeceğiz? Zaten Amerikan yanlısı bir politika izliyorlar, zaten Amerika bunu elde etmiş. Zaten Amerika bunları bu şekilde yönlendiriyor. Dolayısıyla düşmanla işbirliği yapıp geri kalan yerleri de darmadağın etmek isteyeceklerdir. Zaten kafa da bu, PKK’nın hedefi budur.

CEYLAN ÖZBUDAK: Diplomaside de Adnan Bey, dış ilişkiler de bağımsız olacak diyor.

ADNAN OKTAR: Bunların böyle rüyaları var da, buna müsaade etmeyiz. Boşa uyuyorlar, boşa rüya görüyorlar. Bu devlet bizim, bu millet de bizim, kıyamete kadar da bu şekilde olacak. Yani Türk milleti daima var olacak, boş yere uğraşmasınlar.

Ebru Hocam’ın kalitesine bak, bir de o bağnazların kin dolu, o pis yüzlerine ve pis üsluplarına bak. Arada Allah akıl almaz bir farklılık meydana getiriyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Kendilerini de sevmiyorlar zaten.

ADNAN OKTAR: Kendileri, birbirinden nefret ediyorlar. Mesela birbirlerine yönelik nefretleri tarifin çok çok üstünde, tarif edecek gibi değil.

AYLİN KOCAMAN: Allah’ı da sevmiyorlar demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Allah’ı sevmiyorlar, Peygamberin araya girip - haşa - Allah’ın acımasızlığını durduracağını düşünüyorlar. Allah’ın adil bir şey yapamayacağına inanıyorlar. Peygamberin

Allah’ı ikna edeceğine inanıyorlar. Haşa - Allah’ın bilmediğini, peygamberin Allah’a merhamet öğreteceğini iddia ediyorlar. Ve ancak öyle yatıştıracağını ondan sonra Allah’ın haşa normal hareket edeceğine inanıyorlar. Böyle sapkın anormal bir kafaya sahipler. Peygamberi yaratanın da Allah olduğunu, her şeyin kaderde olduğunu bilmiyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Allah’ı ve Peygamberi tenzih ederiz; ifadeleri de sanki Allah ile pazarlık yapılabilecekmiş gibi bir kafa yapısını andırıyor.

ADNAN OKTAR: O kısım, zaten Allah vermesin içler acısı. Hz. Musa (a.s), Allah ile pazarlık yaptı gibi gösteriyorlar. Peygamberimiz (s.a.v)’i zaten daradan çıkartıyorlar da, inanılır gibi değil, çok ürkütücü çok. Mahvetmişler İslam dinini. Kendilerini de mahvettiler, daha da mahvetmeye devam ediyorlar. Dünyayı da mahvetmeye kararlılar. Ancak Mehdiyet’le. Onun için bağnazlar Mehdiyet’e çok şiddetle karşıdır. Çünkü deccalin ilacı ya, deccaliyeti yok edecek bir varlık. Deccal onlara ilham gibi bir his veriyor şeytanlarıyla. “Mehdiyet’e bütün gücünüzle karşı olun” diyor, onların haberi bile yok. Bütün gücüyle Mehdiyet’e karşı oluyor. Zaten bütün gücüyle karşı olan deccal değil mi? Şeytanlarını da sana gönderiyor, sen de onlarla beraber farkında olmadan ittifak etmiş oluyorsun. Farkında olmadan deccalin askeri olmuş oluyorsun. Haberi bile olmuyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sizin tarif etiğiniz ve yaşattığınız İslam dini çok akılcı olduğu için, tam gerçek İslam olduğu için, İngiltere’den bakan birisi gelmişti, hemen sizden yardım istedi, “nasıl oradaki bağnazları eğitebiliriz?” diye.

ADNAN OKTAR: Evet İngiliz bakan hanım gelmişti.

Bize çocukluğumuzda Atatürk’ü anlatırlardı, ben bir türlü anlamazdım çocukluğumuzda. İşte savaş yaptı, inkılaplar yaptı, inkılabı niye yaptı, biz hiçbir şey bilmezdik. Siyah-beyaz böyle üçüncü hamur kağıda yapılırdı resimleri, yazıları, şiirler olurdu Atatürk’le ilgili, ne olduğunu anlamazdık. Sonra anladım ki, çok dindar bir Osmanlı Beyefendisi, çok klas bir delikanlı Atatürk. Ve bağnazlığa karşı aldığı tedbirler de çok isabetli. Hemen hemen ne taptıysa, tabii ki kusursuz hatasız insan olmaz, onun da hataları vardır ama genelinde çok isabetli hareket etmiş. O zamanlar kabalığın en yoğun yaşandığı dönemler, bağnazlığın en yoğun yaşandığı dönemler. Bir masası vardı, İngiltere’de yoktur, Fransa’da yoktur, akıl almaz kaliteli, çok çok güzel. Kadınlar çok şık, beyler çok şık. Onlara onları nasıl öğrettin, o masayı nasıl öyle düzenlettin, o kadar güzel düzgün hale nasıl getirdin? MaşaAllah, kıyafetler kalıp gibi. Her şey mükemmel. Oturması, kalkması, yemesi, içmesi acayip klas. Kıyafetler mükemmel, üslup acayip kibar, çok saygılı. O Afgan Kralı’yla konuşması var, “zatıalinizin” diyor, böyle tam Osmanlı üslubu. Hem saray terbiyesi görmüş Atatürk, hem İngiliz terbiyesi görmüş, ikisinin karışımı acayip klas. Şu an öyle birisi yok, bana gösterin, yok. En az o ayar olması lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika’da üç Müslüman genç evlerine komşu yaşayan bir Amerikalı tarafından başından vurularak öldürüldü. Amerikan basını bu konuyu gündeme getirmeyince, sosyal medyada büyük eleştiri konusu oldu. “Eğer bir Müslüman, üç Amerikalıyı öldürseydi, dünya yerinden oynardı” şeklinde eleştiriler geldi. Tüm bu tepkiler üzerine Amerikan medyası konuyu gündeme taşımak zorunda kaldı. Müslümanları öldüren kişininse, ateist ve evrimci Richard Dawkins’in en sıkı hayranlarından biri olduğu ortaya çıktı. Gençlerin fotoğrafları da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bu üç delikanlı şehit olmuşlar. Delikanlı kızlar ve delikanlı genç.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sedat Laçiner; “Türkiye’nin çok kritik bir süreçte bulunduğunu, önündeki sorunlardan en büyüğünün de PKK’nın yeniden silah kullanma şantajı olduğunu” söyledi. Ve şöyle devam etti: “Kiminle konuşsam, ‘Güneydoğu’da şartların geçmişle kıyaslanamayacak kadar kritik olduğunu, PKK’nın özgüvenini müthiş arttığını ve kendilerine ait siyasi bir otorite haline gelmeleri konusunda çok iyimser olduklarını’ söylüyor. Bu da yeni bir sokak ayaklanmasının işareti olabilir. Sayın Erdoğan da bu endişeyi paylaşıyor. Bu nedenle iç güvenlik paketini çok önemli görüyor. Olası bir ayaklanmaya karşı sert önlemleri devreye sokmak niyetindeler. Yani niyetleri temiz, ancak bu uygulamaların nasıl olacağını kimse kestiremiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Nasıl kestiremiyor? Götüreceksin Siirt’e, 70 bin komandoyu yerleştirdiğinde, konu kökten biter. Ne sokak ayaklanması? Siirt caddelerini inim inim inleteceksin. “Her şey vatan için” diye şöyle yeri göğü bir inletseler, Kürt kardeşlerimizin tüyleri diken diken olur, vatan aşkıyla. Olay bu kadar. Ortada asker bulamıyorsun, polis bulamıyorsun. Ellerinde tam otomatik gelişmiş silahlar, 1500 metre menzilli, bordo berelilere orada bir geçiş yaptıracaksın, PKK’nın dimağı kurur, konu biter. Çok güzel yetiştiriyorlar bordo berelileri. Bordo bereliler devreye girdiğinde, zaten bizim efeyi aldılar. “Artık dayanamayacağız” dedi PKK’lılar. Aman dilediler. Aman diledikleri için bırakıldılar. Sırf bordo bereliler un ufak eder adamları. Sırf özel harekatçılar gitse, un ufak ederler, darmadağın ederler. Hepsini kulağından tutup, sürükleyerek getiriler.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün şunları söyledi: “Amerika’ya yakın olduğum için buradan belirtmem gerekiyor; üç Müslüman’ın öldürülmesi noktasında özellikle Başkan Obama, Kerry ve Payzın’in şu ana kadar hiçbir açıklama yapmamış olması manidardır. Bunlar terörist değil, bunlar Suriyeli Müslüman. Sayın Obama’ya sesleniyorum; neredesin Başkan diyorum. Payzın’e sesleniyorum; neredesiniz diyorum. Siz bu tip olayda essiz kalırsanız, dünya da size sessiz kalacaktır. Dünya beşten büyüktür. Ölenlere rahmet diliyorum, öldüreni de lanetliyorum.”

ADNAN OKTAR: Dünya beşten büyüktür ne demek?

KARTAL GÖKTAN: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam meydan okuyor evelAllah, delikanlının hası. Alayınız gelin diyor, hepinizi dağıtırım diyor, ona getiriyor. Bak ona da ayar vermiş, Obama’ya da ayar vermiş. Hepsine ayar vermiş. Tayyip Hocam gibi delikanlı görülmüyor yani şu an. Tayyip Hocam’a laf yok. Ama Başkanlık sistemi olmaz. Böyle bir şey yok. Cumhurbaşkanı olarak, tamam. Yüzde 54 falan o da hiç inandırıcı değil, çok ayıp yapmışlar, olur mu? Türk halkının yüzde 80’i karşı, öyle bir şey yok. Gitsinler sokakta sorsunlar halka. Başkanlık sisteminin ne olduğunu bile bilmiyor adam, nasıl savunsun? Ne kadar ayıp bu. Adama sor, yüzde 54 diyor, başkanlık sitemi ne diye bir sor bakayım. Bilmiyor adam, bu gidişe nasıl evet desin? Hükümet kendi bilmiyor başkanlık sisteminin ne olduğunu. Çok ayıp bu, böyle kafalama falan. İşte belli gazeteler koro halinde bir düğmeye basıyorsun hepsinde böyle kırmızı ışık yanıyor. Bir düğmeye basıyorsun yeşil ışık yanıyor. Samimiyetsiz görünüyorlar, kötü görünüyorlar. İyi değil böyle bu durum, böyle yapmasınlar. Dürüst samimi bir üslup kullansınlar. Ne gerek var? Halka sorsunlar mesela resim koysun fotoğrafını, “ne diyorsun arkadaş” diye röportaj yap yayınla. Sen röportaj yapmıyorsun ki, kafadan söylüyorsun. Sordun mu adama başkanlık sistemi ne diye? Adam bilmiyor, bilmediği şeye nasıl evet desin?

Sayın Ahmet Davutoğlu da, Tayyip Hocam da ikisi de delikanlılar, ikisi de kabadayıdır. Siirt’e, Mardin’e hem özel harekatçılar, hem bordo berelileri hepsini bir güzel yerleştirsinler. Piyade asker olmaz. Piyade asker gönderiyorlar, piyade asker en son gönderilir. Gelmiş çocuklar üç dört ay eğitim görmüş, direkt güneydoğu’ya gönderiyor olur mu öyle şey? Komando eğitimi almış olmaları lazım yahut özel harekatçı yahut bordo bereli eğitimi almaları lazım. Adamlar beş yık altı yıl dağda eğitim alıyor PKK’lılar. Çocuklar üç aylık eğitimle aynı olur mu onlarla? Olmayacağı belli. Piyade göndermesinler. Piyade en son, komando gereğini yapar, özel harekat gereğini yapar, onları sürükleyerek çıkartırlar piyade onun için gider. Kulakların tutup sürükleyerek hapse atacaklar bu kadar açık. Yok, “yeraltına silah gömmüş.” Gömmüşse çıkartır. “Gel buraya” desin, versin eline kazmayı çıkarttırsın bu kadar açık. Asker de acayip sabırsızlanıyordur mübarekler.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, “Türk ordusunda bir ilk” diye bir haber vardı. 90 yıl sonra askerler toplu halde namaz kılma izni verilmiş ilk defa. Fotoğrafı vardı.

ADNAN OKTAR: Bu fotoğraf doğru mu?

CEYLAN ÖZBUDAK: Bu fotoğraf Allhualem, Afgan ordusu diye daha sonradan düzeltilmişti ama izin doğru.

ADNAN OKTAR: Bir göreyim, ben Afgan ordusunu tanırım. Afgan ordusu da bizim ordumuz, ne fark eder? Afgan ordusuna namazı öğreten kim? Türk subayları. Topluca namaz kılmayı öğreten yine kim? Türk subayları. Tabii, Afgan ordusunda toplu namaz yoktu, Türk subayları gittikten sonra oldu bu.

“Adnan Menderes Üniversitesi öğrencileri olarak, Gökhan, Aydın, Tuğçe Balkan, Alper Kara arkadaşlarımla topluca sizleri izliyoruz” diyor. “Ne kadar bilinçsiz olduğumuzu anlamaya çalışıyoruz” diyor. Estağfirullah.

“Kimse bize PKK’yle ilgili korkakça yazılar yazmasın. Böyle bir üslubu kabul etmemiz mümkün değil.” Deli Emin. “Bu huyunu sevdim Hoca. Kralsın bak bu konuda” diyor.

Din Hocası değilim. Allah aşkına tutturdular. Bu nedir? Öyle bir şey yok. Normal bir vatandaşım.

“Hükümet orduya, ‘senin görevin asayiş değil, senin görevin hudutları korumak’ diye uyarı yaptı. Bu şekilde PKK olaylarına müdahale ettirmiyor. Yasa da bunu engelliyor zaten.” Ordu kendi kendine “Ben bunları hiza edeceğim” diye içeriye dalıp darmadağın edecek hali yok tabii. Ordu hükümetten talimat bekler. Bu zaten açık. Yani ordu nasıl durduk yere kendi başına hareket etsin, olur mu öyle şey? O zaman devlet, devlet olmaz ki, başka bir şey olur. Anarşi olur. Olur mu öyle şey?

Devlet Bahçeli çok nurlu, çok efendi bir insan. MHP’li gençler, Sayın Devlet Bahçeli’ye aşkla, şevkle sahip çıkınlar. Böyle değerli insan çok nadir bulunur. Başbuğ’un bizzat elleriyle yetiştirdiği, nadide bir çiçek Sayın Bahçeli. Çok mübarek, müberra bir insan, Allah ömrünü uzun etsin. Allah sağlık, sıhhat versin.

AYLİN KOCAMAN: Hep eskiden beri “devlet terbiyesini çok mükemmel almış bir insan” diye anlatırsınız Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet, ama Türkeş’in yöntemiydi o. Devlet terbiyesi bütün Ülkücülere de o verilirdi. Ülkücü polisler de, hepsinin devlet terbiyesi vardır. Yani böyle çok itidalli, çok akılcıdır. Ülkücü polisler akıl almaz cesurdur. Bu, PKK için çok büyük bir dehşet vesilesi. Yani bilirler gerektiğinde ülkücü bir polisin, bir ülkücünün nasıl tavır koyacağını, kanun ve hukuk içerisinde, devletin talimatına uygun olarak, hükümetin talimatına uygun olarak. Ne demek istediğimi anlıyorlardır herhalde.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, yarın akşam bir MHP’li konuğumuz olacak televizyonumuzda.

ADNAN OKTAR: Kim?

KARTAL GÖKTAN: MHP 24. Dönem Osmaniye Milletvekili Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu. Yarın akşam 20.00’da Birlik Zamanı Programı’nda Aylin Atmaca’nın konuğu olacak.

ADNAN OKTAR: Vatanın has, sıcak, salim, tertemiz evlatlarıdır ülkücüler. 12 Eylül öncesinde nur gibi bedenlerini, komünizme set yaptılar. Benim aslanlarımı günde on kişiyi-on beş kişiyi şehit ediyorlardı sokaklarda. Allah onlara şehadet şerbeti içirdi, beş binin üstünde ülkücü şehit oldu. Ama vatan da kurtuldu. Allah gani gani rahmet etsin hepsine.

Birlik Zamanı Programı’na katılan Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun resmini göreyim. Bu koç yiğidi tanıyorum. MaşaAllah, iyi. Allah ömrünü uzun etsin. Başarılar versin. Allah hepsini koruyup kollasın. Hepsi aslan onların maşaAllah.  

KARTAL GÖKTAN: Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri’nin resimleri var, onları gösterebilir miyiz? Geçtiğimiz günlerde umre ziyareti için Medine’deydi. Ziyaret esnasında çekilen fotoğraflar var.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Allah heybetini arttırsın.  Mücahidan da etrafında. MaşaAllah, Hocamıza sarık çok yakışıyor. Biliyorsunuz hem seyyid, hem şeriftir. MaşaAllah, Allah nuraniyetini artırsın. Bak tanıyan herkes şerefyab oluyor, hocamızın tanıştığı insanlar.

KARTAL GÖKTAN: Hurma bahçesine gitmiş Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri. Oradaki satış yerinden Türkiye’deki kardeşlerimize hediye etmek üzere hurma almış.

ADNAN OKTAR: Ben hurmamı bekliyorum o zaman.

MHP’nin atağa kalkması çok güzel oldu. MHP’den millet çok şey bekliyor. Çünkü Başbuğ, bu aslanları bugünler için yetiştirdi. Türkiye’de güçlü yiğit bir zeminin oluşmasında Başbuğ’un çok büyük emeği geçmiştir. Gençlere devlet terbiyesinin verilmesi, devletin korunup, kollanması. Milletin âli olması. Türk İslam Birliği. Hiç kimse bilmezdi Türk İslam Birliği’ni. Kimse bilmezdi. Başbuğ öğretti gençlere. O güzel geleneğin bir devamı olduğu için titiz şekilde bölünmeye karşı tavır koymaları çok hayati oluyor. Her konuşmaları altın kıymetinde. Tamam, başka insanlar da konuşuyor ama onların konuşması siyasi kimliklerinden dolayı daha çok ses getiriyor. Ne kadar çok olursa o kadar iyi. Kesintisiz devam, inşaAllah. 

“Hocam ODTÜ’lü dört mühendis Ata, Semih, Kaan ve Burak sizin hayranınızız ve keyifle izliyoruz. İnşaAllah bir gün sizinle yüz yüze tanışmak nasip olur.” İnşaAllah.

“Arkadaşlarımızın görüştükleri kişiler, genelde programa katılan arkadaşlarımızın üsluplarında sana kesin tabi bir görüntü verdiklerini, programdaki tavırlarından, söylediklerine karşı çıkılamadığının anlaşıldığını” herhalde yani. “Karşılığında abartılı bir saygı gösterildiğini, bu sebeple din hocası olarak kabul edildiğini görüldüğünüzü söylüyorlar.” Din hocası ayrı bir konudur. Din hocasının özelliği eğitim görür. Medreseden yetişir yahut imam hatipten yetişir. İlahiyat mezunudur, diploması olur, ona din hocası denir. Her saygı görülen adama sen “din hocası” dersen, her karşısında edepli oturulan adama sen “din hocası” dersen, milyonlarca din hocası çıkar. Bu bir Anadolu terbiyesidir. İnsanlar büyüklerine karşı hürmetkârdır, Anadolu’da insana. Mesela babalarına karşı, ağabeylerine karşı, büyüklerine karşı hürmetkârdır. Onun sözünü kesmezler. “Söz büyüğündür” derler. “Söz gümüşse, sükut altındır” derler. Ve o üslup içerisinde nezih bir tavır gösterirler. Burası o zaman kargaşa içinde olur. Her kafadan bir ses çıksa, garip bir görünüm olur.

GÜLGÜN GÖKTAN: Bizim size olan sevgimizin bir alameti aynı zamanda. Biz sizde çok üstün bir akıl görüyoruz, sizi dinlemek istiyoruz, sizin ahlakınızı görmek istiyoruz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, siz şimdiye kadar binlerce kişinin imanına vesile oldunuz. Bütün dünya çapında çok önemli bir ideolojiyi bitirdiniz. Deccaliyete çok ciddi bir darbe vurdunuz siz. Bizim öyle bir başarımız yok. Elhamdülillah böyle bir şeyi tabii ki biz sizin aklınıza hayranlık duyarız, inşaAllah.

EBRU ALTAN: Sizin bir-iki kelimeniz bile çok çok önemli.

GÜLGÜN GÖKTAN: Bizim sizin yanınızda olmamızın sebebi zaten sizde bir üstünlük görmemiz ve ondan istifade etmek istememiz.

ADNAN OKTAR: Evet.

BEYZA BAYRAKTAR: Her konuda tespitleriniz o kadar doğru ki, söylenecek başka bir söz olmuyor zaten. Sadece hayranlıkla bakıyoruz, sizi izliyoruz inşaAllah.

CEYLAN ÖZBUDAK: Aslında bunu yazan kişiler de belki Adnan Bey, yani söyleyen kişiler de aynı şeyi düşünüyorlardır. Çünkü sizin aklın yolu bir, söylediğiniz “ülkeyi böldürmeyiz” diyorsunuz. Dünyada barış olsun diye söylüyorsunuz. Onlar da bunu istiyorlardır. Yani onlar da muhalefet etmiyordur sizin fikrinize aslında.

 ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel.

AYLİN KOCAMAN: Sizin özelliğiniz Adnan Bey, Kuran’a göre en doğru çözümü ortaya çıkarmak. Ve yıllardır bu, bu şekilde devam etti. Yıllardır Kuran’dan alarak siz bir çözüme ulaştınız.

ADNAN OKTAR: Şimdi işin doğrusu ben izleyenlere bakıyorum, gelen mesajlara bakıyorum, hiç kimsenin konuşmasını istemiyorlar. Eğer varsa bana bir kişi gelsin. “Aman” diyor “Hocamız kesintisiz konuşsun” diyorlar. Varsa yazsınlar bana, bekliyorum.

BÜLENT SEZGİN: “Hatta ara bile verilmesin” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Yok öyle bir şey. “Müzik de olmasın” diyorlar, “direkt siz konuşun.”

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Nagehan Alçı televizyonda bir programa katıldı. “PKK’yla müzakerede iş, Öcalan’ın serbest bırakılmasına kadar gidebilir” dedi. “Bu önümüzdeki seçimlerden sonra bence Öcalan’ın serbest bırakılma olasılığı var. Ben bir öngörü olarak görüyorum. Sonuçlarını bilmiyorum” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Türkiye’de değil, dünyada taş üstünde taş kalmaz öyle bir şeyde. Yani akıl almaz bir infialle kıyamet başlar. Ne hükümet kalır, ne Türkiye kalır, ne Ortadoğu kalır, ne Fransa, ne Amerika, ne dünya. Kıyamet kopar. Öyle bir alçaklığı, öyle bir kahpeliği, öyle bir pisliği, öyle bir karaktersizliği yapacak Türk çıkmaz Türkiye’de. Öyle bir insan çıkmaz. Öyle bir mahlûk, ancak deccal olabilir, yani iblis olabilir. İblisin de, deccalin de kafasını ilimle, irfanla koparırız. Kanunla, hukukla koparırız, müsaade etmeyiz. Dolayısıyla öyle bir alçaklığı, öyle bir kahpeliği yapacak vatandaş olamaz Türkiye’de. Tayyip Hocam şiddetle karşı, otuz kere söyledi. “Asla af yok” dedi. Hatta “İyileştirme?” “Ne iyileştirmesi?” dedi. “Her şey tamam” dedi. Dediler ki; “orada bir iyileştirme yapalım.” “Ne iyileştirmesi?” dedi. “Vatanı böldürmeyiz, ameliyat da yaptırmayız. Tahayyül dahi edemezler” dedi. Kaç defa delikanlıca konuştu.

Deli Emin yazmış, çok şahane isim. “MHP, vatan, millet menfaatlerine çok titiz. Koruyup kollama demektir. Dolayısıyla iki Parti’nin ve MHP’nin olmadığı bir sistem asla sağlıklı olmaz.” Evet.

“Siz de samimi olun. RTE ve AKP mi, yoksa MHP mi? Ne dediğini o kadar kanalını izlememe rağmen anlamış değilim. Siyasette olmaz, olmaz değildir. Ama Bahçeli dediğinden vazgeçmez ” diyor. Tamam, güzel. Ben partili değilim. Sen beni niye illa partili yapacaksın? Ben hem MHP’liyim, hem Büyük Birlik Parti’liyim, hem Saadet’liyim, hem CHP’liyim, hem AK Parti’liyim. Ben partiler üstüyüm, otuz kere söyledim. Niye illa partili olmam gerekiyor, ben anlamadım bunu? Ben her partide hayır görüyorum, her partide. Bir tek şu BDP’ye PKK desteği olmasa, onlara da çok sevgi gösteririm. Yani bölünmeye kesin tavır alsalar, Türk İslam Birliği’ni savunsalar, PKK desteği tamamen kalksa, baya desteklerim onları ben. Dolayısıyla beni belli bir partiye bağlamaya kalkmanız yanlış. Böyle bir şey olmaz. Hiçbir zaman için de olmadı ve olmaz da yani.

Şenol Gürdal; “Ben Türk’üm. Ülkem elden gidiyor, PKK şehirlerde finansman sağlıyor, ihbar etmediğim devlet kuruluşu kalmadı. Umursamıyorlar” diyor. Umursamaz olur mu? Umursuyorlardır da, zamanını vaktini beklerler.

Evet, dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bir araştırma şirketi sahibi Soner Bayrakçı geçen akşam CNN Türk’te şöyle söyledi; “Bölünme endişesi MHP’nin oylarını arttıracaktır.”

ADNAN OKTAR: Doğru, MHP güçlü bir parti tabii.

“Hocam, konuşun. Kimse konuşmuyor, bu konuları siz konuşun. Birçok kişi dilsiz şeytan olmuş” diyor. Bazı insanlar hakikatten susuyor, anlayamıyoruz.

Selami Elibol; “Türkiye’de yapılan araştırmalar, yüzde elli dört başkanlık sistemi istiyor.” Sen onu başkanlık sistemi isteyenlere hiç sordun mu “başkanlık sistemi nedir?” diye? Hiç kimse bilmiyor şu an. Bilmediği şeyi adam nasıl desteklesin? Bir sokak röportajı yapıp bunu bir yayınlayalım.

GÜLGÜN GÖKTAN: Her akşam televizyon programlarında tartışıyorlar ne olduğunu anlamak için.

ADNAN OKTAR: Sevgi Sönmez; “Canım Hocam, hadi talebeleriniz sizi yakından tanıyorlar. Bana ne oluyor? Ben de hayranlıkla bu saatte sizleri izliyorum” diyor.

Sinan Encü; “Ülkücüler, Alperenler PKK’dan korkmuyorlarsa niye Şırnak, Hakkâri, Diyarbakır’da gidip Türk bayrağı açamıyorlar?” Az bir şey beklersen, o paçavraları nasıl yedirdiklerini PKK’lılara ve Türk bayrağını nasıl açtıklarını göreceksiniz. Ama Alperenler de, Ülkücüler de kanuna, hukuka uygun hareket eder. Gelir oraya, asker olarak gelir, polis olarak gelir. Kendi kafasına göre gelmez. Onlar devlet terbiyesi almış delikanlılar. Yani öyle anarşist bir ruhla devleti hiçe sayarak hareket etmezler. Devletin kontrolünde, hükümetin kontrolünde hareket ederler. Komutanlarına bağlı hareket ederler. Gelir o bayrakları lokma lokma kanunla, hukukla yedirtirler PKK bayraklarını. Türk bayrağını da, şanlı Türk bayrağını da dağlara, taşlara, her yere dikerler.

“Sayın Bahçeli, çok değerli bir Müslüman evladıdır” sözünüze karşılık olarak, hisli İnsan Yavrusu “Tayyip Hoca’nız duymasın” diyor. Niye? Tayyip Hocam çok efendi, aklı başında bir delikanlıdır. Bahçeli’yi de için için sever. Ama siyasetçi olduğu için, politikacı olduğu için tabii muhalif olmaları gerekiyor, o yüzden.

Demiralp Pekgirgin, beni çok seviyormuş, ne güzel. Bende onu çok seviyorum.

“Güneydoğu’da on iki ilde askeri kışlalar dışında valilikler dâhil hiçbir kurumda Türk bayrağı yokmuş.” Eğer böyle bir şey varsa, bu çok vahim. Bunun derhal düzeltilmesi lazım. “On iki ilde askeri kışlalar dışında valilikler dâhil hiçbir kurumda Türk bayrağı yokmuş.” Çok korkunç bir şey, doğru mu bu?

AYLİN KOCAMAN: Birkaç yerdedir herhalde tüm Güneydoğu değil de bu ismi sayılan, Cizre, Nusaybin gibi. Geçen gün bir hastanenin de girişini göstermişlerdi size, Öcalan posteri asmışlardı.

ADNAN OKTAR: Niye böyle haberler oluyor? Eskiden yoktu böyle haberler. Güneydoğu’ya bizim çocuklardan birkaç kişiyi gönderelim de, bir gözleriyle baksınlar, bunlar laf mı, gerçekten var mı böyle bir şey.

AYLİN KOCAMAN: Mesela Urfa’dan o tip yerlerden yazan kardeşlerimiz öyle bir sorun olmadığını söylüyorlar ama genelde Bingöl, Şırnak, Hakkâri o tip yerlerde böyle bir sorun galiba varmış.

ADNAN OKTAR: Türk bayrağı yok.

AYLİN KOCAMAN: Türk bayrağı konusunda bir baskı varmış, evet. Ama bilmiyorum bu derece geniş çaplı mı?  

ADNAN OKTAR: Mesela hastanede Türk bayrağı olması lazım. Okul, Türk bayrağı olması lazım. Okulda Türk bayrağı yoksa bu rezalet, orayı kaybettin demektir, orası işgal olmuş demektir.

CEYLAN ÖZBUDAK: Biliyorsunuzdur zaten çok fazla okul yaktı çok yakın zamanda PKK.

ADNAN OKTAR: Yaktılarsa, Türk devleti de söndürüyor. Bu çok vahim olur. O zaman fiili işgal var demektir. O zaman Türk milleti, canı pahasına devletiyle bir bütün olarak bu keneleri, bu pislikleri temizler, kanunla, hukukla. 

Genelde Türkiye bir köprü olduğu için kavimler yani belki yüzlerce ırk karışmış durumda. O yüzden daha çok Avrupai bir görünüm var Türkiye Türklerinde.

Türk sanat müziği sanatçıları çok efendi oluyorlar. Ve karakterleri daha değişik oluyor değil mi? Çok insancıllar, birçoğu öyle, çok kaliteli insanlar. Tabii anormal olanlar da çıkar içinde de ama iyi olanlar çok.

BÜLENT SEZGİN: Bir kardeşimizin notu vardı, bir de fotoğraf göndermiş.

ADNAN OKTAR: Tamam, bakayım.

BÜLENT SEZGİN: “Muhterem Hocam, oğullarımız Ahmet Sait ve Abdullah ellerinizden öperler. Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.v.)’in ahlakıyla ahlaklanmayı ve Hz. Mehdi (a.s)’la Hz. İsa (a.s)’a talebe olmayı nasip etsin, inşaAllah.”

ADNAN OKTAR: İnşaAllah, Allah onlara uzun ömür versin, hidayet versin. Annesine, babasına hepsine, bütün milletimize.

Bitirelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü