Harun Yahya

Sohbetler (16 Şubat 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk sizde hoş geldiniz.

Evet, Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan Özgecan Aslan’ın şehit edilmesini dans ederek protesto eden, aralarında CHP’li Aylin Nazlıaka’nın da bulunduğu kişileri de eleştirdi. “Bu ne biçim iştir ya, sen biliyorsan bir Fatiha oku, ailesine bir başsağlığı dile. Dans ediyor. Bunun bizim kültürümüzdeki yeri nedir. Adeta bu ölümden zevk alıyor” dedi.

ADNAN OKTAR: O nasıl oluyor?

AYLİN KOCAMAN: Sayın Nazlıaka açıklama yapmış; “Biz o olay üzerine yapmadık bunu zaten o gün için düzenlediğimiz bir etkinlikti” diye, “kadın haklarını savunmak için.” Özellikle bu olay üzerine yapmamışlar.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: “Dikkat çekmek için dans ettiklerini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Neye dikkat çekmek?

AYLİN OKUMUŞ: Kadın haklarına yönelik.

CEYLAN ÖZBUDAK: Kadınların gülmesine, dans etmesine karşı olanlara.

ADNAN OKTAR: O zaman olabilir tabii. Kadın haklarını kadın özgürlüğünü vurgulamak amacıyla yaptıysa olur.

AYLİN KOCAMAN: Galiba Sayın Nazlıaka bu açıklamayı sonra yaptı. İlk başta herkes böyle anladı.

ADNAN OKTAR: Evet. “Feminist kadınların yaptığı bir gösteri türü” diyor. “Tüm dünyada dans ediyorlarmış. Dans ederek kadına şiddeti protesto ediyorlar.” O zaman makul bir şey yok onda. Aylin Nazlıaka, Cumhurbaşkanın eleştirdiği kişi. Sonrasında ailesi ile konuşmuş, başsağlığı dilemiş Fatiha okumuş. Tamam, doğru, güzel. Dans ederek de, kadına baskıyı protesto edebilirler, gayet makul, yanlış olan bir şey yok.

Japonya’da altı nokta sekiz büyüklüğünde deprem meydana gelmiş. Orda vaka-i adiyeden kabul ediliyor. Adamlar normal işine gücüne devam ediyorlar zaten. Baya zangır zangır sallanıyor, hala sandviçini falan yiyor, çay içiyor. Sallanıyorlar, konuşmaya devam ediyorlar. Yazmaya da devam ediyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgecan’ın şehit edilmesi ile ilgili şunları söyledi ; “Vahşice yapılan katlin canileri yakalandı. En ağır cezaları alması için bizzat davanın takipçisi olacağım. Kadını zayıf görerek, aciz görerek, ona şiddet uygulayan her kim olursa olsun alçaktır, zavallıdır.”

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Binali Yıldırım’da bu konuda açıklama yaptı; “Demek ki cezalar karşılık bulmuyor, caydırıcılığı yeterli olmuyor. İdam cezasının tekrar gündeme getirilmesi lazım.”

ADNAN OKTAR: O zaman idam cezasında ilk önce asker, polis katillerinin asılması gerekiyor. PKK’yi affetmekten bahsediyor adamlar gece gündüz. Gazeteciler, yazarlar PKK’yı affetmekten bahsediyor, bu nedir bu? Abdullah Öcalan’ı bırakmaktan bahsediyor. İki yüz bine yakın askerin polisin katilini affetmekten bahsediyorlar. İstediğin kadar cezayı arttır ne yaparsan yap devam eder. Çözüm Allah korkusudur, Allah sevgisidir. Darwinizm’in geçersizliğinin, sahte bir felsefe olduğunu bir oyun olduğunu açıklanması lazım bilimsel delillerle. Proteinin yapısı açıklansın devlet. Proteinin tesadüfen meydana gelmesinin imkânsız olduğu açıklansın, çözüm budur. Kofulun, mitokondrinin tesadüfen, teknik açıdan meydana gelmesi imkânsız.  Bunlar açıklanacak. Bunlar yapılmadığı sürece bu devam eder. Bütün dünyada felaket devam ediyor. Her yerde herkes birbirini öldürüyor. İslam âleminde her gün, on binlerce insan, binlerce insan şehit ediliyor. Çocuklar kadınlar şehit ediliyor. Yağmur gibi cinayetler devam ediyor. Darwinizm’in getirdiği felaket bu, buna çözüm bulunması lazım.

Burak: “Ortadoğu da neden her gün yüz kişi ölüyor? Ne yüz kişisi yüzlerce binlerce kişi öldürülüyor. Resmi kayda geçmiyor. “Darwin yüzünden mi?” Allah Allah bunu biliyor. Kardeşim Darwinizm eğitimi Suriye’de dünyada en gelişmiş anlatım şeklidir. Irak’ta Darwinizm dünyada en gelişmiş şekilde anlatılıyor. Suudi Arabistan’da Darwinizm gece gündüz anlatılıyor. Dinsiz bu ülkeler. İran’da gece gündüz Darwinizm anlatılıyor. İran normalde komünist bir ülkedir. İslam’la şeriatla alakası yok. Müslümanları kandırdılar “size şeriatı getirdik” diye komünizmi getirdiler. Darwinisttir İran materyalisttir. Böyle bir şey yok. Bütün Ortadoğu Mısır hepsi Darwinisttir, Fars, Tunus, Cezayir. Biz Fars’ta konferans vermeye kalktık öğrenciler ayağa kalktı. Siz nerden çıkartıyorsunuz bunu dedi, delirdiler. Ama şu an Fars’ta Darwinizm’i yerle bir ettik. Tunus’ta Cezayir’de yerle bir ettik. Fransa’da Faslı, Tunuslu, Cezayirli öğrenciler, acayip baş kaldırdılar biz konferans verirken büyük olay çıkardılar. Orada da yerle bir ettik. Şu an da kuzu kuzu dinliyorlar, Türkiye’de olduğu gibi. Büyük bir oyun var. İslam âlemini mahvettiler Darwinizm’le. Herkes biliyor bunu. Abdülhamid döneminde Osmanlıyı Darwinizm’le mahvettiler.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz Amerika’nın Avrupa’nın, Ortadoğu’daki insanları çok değersiz gördüğünü anlatıyorsunuz Adnan Bey. Bir senatör açıklama yapmıştı, ona sordular bu “insansız hava uçaklarıyla bombalama yapılınca çok fazla sivil ölüyor” diye, o da ‘ama hiç Amerikalı ölmüyor’ dedi.

ADNAN OKTAR: İste bak, rezalete bak yani. Onun için Amerikalı insan öbürü insan değil. Böyle bir zulüm sistemi var.

ERDEM ERTÜZÜN: 2003 yılında Amerika Irak’a girdiğinde Amerikalı bir asker, “eğer esmerler ise ve İngilizce bilmiyorlarsa, hayvan olduklarına inandık” diyor.

ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun, “esmerse ve İngilizce bilmiyorsa hayvan olduğuna inandırıldık.” Ölçünün rezaletine bak.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sonrada büyük bir çoğunluğu intihar etti eve dönünce.

ADNAN OKTAR: Hala daha devam ediyor. Her gün intihar var Amerika’da. Askerler sürekli intihar ediyorlar.

Fikret, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Özgecan Aslan ile ilgili “ne hadım ne idam, bu ülkede olmayan şeyi istiyoruz adalet” dedi. Devamında “Türkiye idam cezasını çok tartıştı ve bu defteri kapattı. 2000 de kaldırdı. Daha sonra Avrupa Birliği ile ilgili sözleşmeler imzalandı. İdam, ceza adaletinde geriye dönüş olmayan mekanizmadır. Hadımlaştırma olayı çok ilkel bir tartışma. O kadar ilkel ki bunu öne sürenlerin, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ve dört halifenin bunu şiddetle karşı olduğunu bilmeleri gerekiyor.”

ADNAN OKTAR: Zaten çok çok kötü bir üslup, çok çok kötü bir teklif. Yani hadımlaştırma çok münasebetsiz bir izah. Çocuğu şehit edecek, adamı sen hadımlaştıracaksın. Lafa bak. Sonrada koy vereceksin adamı. Böyle anormal bir teklif olur mu? İnsan utanır şunu söylemeye utanır yani. Özgecan Aslan’ın şahadetine vesile olan gibi şu an Türkiye’de yüz binlerce adam var hazır, fırsat bulamıyorlar. Bir fırsatını bulsun aynısını yapar. İdam, hadım falan bir kere hadım etmek, dalga geçme gibi bir şey, çok acayip bir ifade. Adam cinsi sapık olur ondan sonra ve yine devam eder. Adam öldürüyor, sen gidiyorsun onu hadım yapıyorsun, alay eder gibi.

Bütün terör faaliyetlerinin kökeninde, bütün şiddetin kökeninde, Darwinizm var. Mesela Taliban, IŞİD şu bu falan bütün bu gençleri Darwinist yetiştirildiler, tamamını. Darwinist materyalist, bütün İslam âlemi Darwinist. Darwinist eğitimin kaldırılması gerekiyor, başka çözüm yok. Allah korkusu yok, Allah sevgisi yok. Böyle yüzbinlerce adam var, hazır şu an fırsat kolluyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bildiğiniz gibi çok örneği var. Tanınmış bir siyasetçimiz; “liseye kadar iman ediyordum, namaz kılıyordum. Ama lisede bir gün derste aminoasitlerin tesadüfen oluşabileceği deneyiyle karşılaştım ve imanımı kaybettim ondan sonra” diyor.

ADNAN OKTAR: Ucu bucağı yok böyle. Gençler hep lisede, üniversitede birçoğu imanını kaybediyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Stalin delisi de imanını kaybettiğini söylüyor Darwinist eğitimden sonra.

ADNAN OKTAR: Tabii hep lisedeyken başlıyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Ki o deney, kitaplarda bulunan deney yanlış bir deney. Kendisinin de itirafı var, deneyi yapan kişinin.

ADNAN OKTAR: Hepsi uydurma, bilimsel olarak hepsini açıklıyoruz zaten.

“Saldırganlara sor bakalım Darwin’i duymuş mu?” Tabii ki Darwinist eğitimden geçiyor. Allah korkusu olmayan sistemin kökeni ne? Toplumda Allah korkusunu ortadan kaldıran sistem ne? Adı işte Darwinizm bunun. Adam hayvan gibi yetişmiş. Allah korkusuna, Allah sevgisine dayalı yetişmemiş adam.

CEYLAN ÖZBUDAK: Dawkins bile söylüyor; “Darwinist bir toplumda yetişmek istemem” diyor.

ADNAN OKTAR: Adamın kendisi bile istemiyor tabii.

Yavuz Güzün, Ayşe Yılmaz. Ayşe, İslam’da yas yoktur. Eski Sümerler de, Akatlarda Hititlerde,  eski Mısır’da putperestlerden kalma bir adet olarak bu uygulanıyordu. Putperest adetidir; elini, yüzünü yırtarlar, ağlarlar, siyahlara bürünürler. Hatta kül serperler veyahut çula bürünürler, kendilerini bir odaya kapatırlar, ağlarlar, feryat ederler. Putperest inancıdır, Allah’a isyanın diğer adıdır. Allah bir şey yaratıyorsa, bir hayır vardır. Müslüman yas tutmaz, Peygamberimiz (s.a.v) yasaklamıştır. Şirktir, müşrik âdetidir.

BÜLENT SEZGİN: Allah “üzülmeyin” diyor.

ADNAN OKTAR: “Din imanla müzik ve eğlence nasıl birleşiyor” diyor. Kuran’da hayatın sevinç içinde geçmesi gerektiği, dünyanın cennet gibi olması gerektiği bunların aklına tam oturmamış, kavrayamamışlar. Din demek; acının, ıstırabın, belanın, sürünmenin bir adı olarak anlıyorlar. Dindarsa bir adam sürünüyor demektir, bunların inancına göre. Din içerisinde hayatın bütün güzellikleri vardır; sevinç vardır, müzik vardır, eğlence vardır, neşe vardır, sevgi vardır, hayatın her şeyi vardır. Din hayatın hepsini kapsar ve hepsini helal hale getirmiştir. Gayrı meşru haram olanlar çok az konu vardır. Haramların sayısı çok azdır, helallerin haddi hesabı yoktur. Bunlar her şeyi haram hale getirmişler. Müzikte haram, eğlence de haram, her şey haram bunlara göre.

GÜLGÜN GÖKTAN: Çünkü Allah’ın her yerde olduğunu düşünmüyorlar. Müziğin olduğu yerde, dansın olduğu yerde (haşa) Allah’tan uzak kalınacağını zannediyorlar. Oysaki, Allah her yeri kuşatıp kaplıyor.

ADNAN OKTAR: Tabii, eğlenirken Allah düşünülmez diye inanıyorlar. Mesela düğüne gittiğinde Allah’ı unutması gerektiğine inanıyor, diskoteğe gittiğinde Allah’ı unutması gerektiğine inanıyor. Yahut radyoda müzik çalıyorsa Allah’ı unutması gerektiğine inanıyor. O zaman Allah’tan bahsedilmez diye düşünüyor. Yahut eğleniyorsa, dans ediyorsa, Allah’ı unutması gerektiğine inanıyor, çok çok yanlış.

AYLİN KOCAMAN: Bunun sıkıntısını, belasını da çok fazla çekiyorlar, şikâyet ediyorlar hiç durmadan. Fakat yine bir alışkanlık olarak hiç durmadan da savunuyorlar.

BEYZA BAYRAKTAR: Her gün sizi Allah yaratıyor hoşnutluk hissi, müzik dinlerken, dans ederken o hissi de Allah yaratıyor.

ADNAN OKTAR: İnanmıyorlar buna. Kadınların şık giyinebileceğinin İslam’a uygun olduğunu bilmiyor. Kadının sürünmesi gerektiğine inanıyor, acı çekmesi gerektiğine inanıyor.

BÜLENT SEZGİN: Allah müşriklere “öyleyse az gülsünler, çok ağlasınlar” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii hep ağlama, hep ağlama istedikleri bu. Allah’ta diyor; “çok ağlasınlar, az gülsünler.” Bunlarda sürekli “ağlayalım” diyorlar.

Özgecan namusunu, haysiyetini, canını korurken şehit oldu. Çünkü bir cihattı yaptığı, fiili cihat. Fiili cihat halindeyken şehit oldu, konu bu.

Yas kültürü ne kadar yaygın Türkiye’de, sürekli yas tutmak istiyorlar. Bıraksak geceli gündüzlü yas tutacaklar ama yıllarca, her şeye yas tutmak peşindeler.

AYLİN KOCAMAN: Çözüm için bir şeyde yapmıyorlar, sadece yas tutuyorlar.

ADNAN OKTAR: Sürekli yas.

Hiç bir şoför alınmayacak, bir genç kız arabasına binerken ailesine telefon ettiğinde alınacağı bir şey yok. Bilakis kendisi teşvik edecek, “yavrum” diyecek “bak benim telefonum var, ara aileni benim adım şu, kimliğimde bu, arabamın plakası da budur bin, sen bana emanetsin” diyecek. Babasıyla da konuşacak “beyefendi ben çocuğu aldım, getiriyorum. Bana emanet, gönlünüz rahat olsun” diyecek. Taksicinin bizzat kendisi yapması lazım bunu. Bu bir güzellik, o çocuğu korumak istiyorsak. Çünkü o onu yapmazsa, bir başkası yapmazsa, aynı felaket devam eder. Böyle it, Türkiye’de kum gibi kaynıyor, çok fazla var. Her an bu suçu işleyecek çok fazla adam var.

Hadım etmek, çok münasebetsiz bir izah, bir daha onlar ağzına almasınlar, çok kızdırıcı yani. Asmada adamı hiç ilgilendirmez zaten psikopat adam. Daha da olmasa kendi de intihar ediyor zaten. Öyle bir derdi yok adamın.

AYLİN KOCAMAN: Bu olay üzerine açıkladılar Adnan Bey, bu tip minibüs ve takside çok fazla başına bu tarz şey gelen genç kız olmuş. Dediğiniz gibi bu dediğiniz yöntem çok önemli.

ADNAN OKTAR: Kesintisiz oluyor bu tip şeyler. Kum gibi kaynıyor. Benim canım direndiği için, namusunu, haysiyetini korumada direndiği için şehit oldu. Direnmese, başka türlüde olabilirdi. Ama bunlar psikopat, mutlaka öldürüyorlar zaten. Ama haysiyetine, şerefine, namusuna titiz olduğu için benim canım, alenen şehit olmuş oldu. Dinde hükmü açıktır.

KARTAL GÖKTAN: Özgecan’ın şehit olduğu minibüs hattına ait minibüsler de taşlanmış bugün Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Mesela şu usul mü? Yöntem mi şunlar? Şu akla bak. Adamların ne günahı var, oradaki insanların? Kimi Malatya’dan, kimi Yozgat’tan gelmiş tertemiz insanlar, mazlum insanlar onlarla onun bağlantısı nedir?

CEYLAN ÖZBUDAK: Kadınların da yalnız gezmemesini siz hep anlatıyorsunuz Adnan Bey. Bunun ne kadar isabetli olduğunu gösteriyor bize.

ADNAN OKTAR: Tabii ben her zaman söylüyorum genç kızlara. Kaç yıldan beri söylerim “asla yalnız gezmesinler” diye.

Mahir Baba’nın cenaze töreni yapıldı mı bugün?

KARTAL GÖKTAN: Evet, Altuğ Berker katıldı sizi temsilen.

ADNAN OKTAR: Allah rahmet etsin. Görebiliyor muyum var mı resmi? MaşaAllah, Allah rahmet etsin gani gani. Mahir baba delikanlının hasıydı. Darbeyi önledi, Allah ondan razı olsun, maşaAllah. Çok zor bir görevdi yaptığı görev, kolay iş değil.

Katilin babası da katilin annesini dövüyormuş sürekli. “Katilin annesi babası çok şiddet uygulardı, onun dengesini bozdu” demiş. Ne alakası var, eğitimle. Adam da Darwinist materyalist eğitim sonucu böyle oluyor. Allah korkusuna dayalı, Allah sevgisine dayalı bir eğitim yok.

AYLİN KOCAMAN: Annesi baya mazlummuş.

ADNAN OKTAR: Yazık kadıncağıza, ona çok şefkat göstermek lazım.

Volkan, Ömer ve Hüseyin, Ankara’da baya güzel tebliğ faaliyetleri yapıyorlarmış. Aslan onlar, aferin.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Özgecan’ın şehit edilmesiyle ilgili idam tartışmaları devam ederken son olarak AB Bakanı ve Baş Müzakereci Volkan Bozkır “Şayet benim kızımın başına böyle bir olay gelseydi ben elime silahı alır, bunların cezasını kendim verirdim, bunun cezasına da katlanırım. Ancak devlete insan öldürmek bir anlamda yakışmaz diye düşünüyorum. Devletin görevi suçluyu yakalamaktır ve hak ettiği en ağır cezayı vermektir” dedi.

ADNAN OKTAR: Ceza versen ne olur? Hiçbir şey olmaz. Durup durup aynı şeyi söylüyor. Adam yapmış, gider yatar adam. Bu çok güçsüz, çok çaresiz bir anlatım bu. Bununla ne alakası var? İşte “orasını burasını keselim” diyorlar adamın. Şu laf mı? Alay eder gibi yani.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Eski TÜSİAD Başkanı Ümit Nazlı Boyner sosyal medya hesabından şöyle bir açıklama yaptı; “Hukukun temeli eğitimdir, vahşeti doğuran zihniyet bataklığı kurutulmadan sadece cezalarla sorun çözülmez.”

ADNAN OKTAR: Amerika’da sapıklığın haddi hesabı yok, hepsi üniversite mezunu. Darwinist eğitim duracak, yerine Allah korkusuna dayalı, Kuran ahlakını anlatan bir eğitim politikası izlenmesi gerekiyor. Yüzbinlerce bunu yapacak potansiyel adam şu an elini kolunu sallayarak Türkiye’de geziyor. Her an bu olaylar yine olur. Adamı “müebbet hapis edelim, asalım.” Assan, zaten adamın hoşuna gider. Adamın zaten kafa çalışmıyor ki, durmuş kafası. Senin onu asmandan rahatsız olmaz. Hapis etmenden de rahatsız olmaz. Hapiste aklının ucundan bile geçmiyordur, tavla oynuyor hapiste. Acayip ferah oluyorlar, öyle bir şey yok. Ben gözümle de gördüm, kaç defa caza evine girdim, ben biliyorum. Barbut oynuyorlar, acayip keyfi yerinde adamların. Baya eğleniyorlar, öyle bir şey yok. Çay demleyip içiyorlar, muhabbet ediyor adam. İstediğin kadar müebbet hapis yat. Zaten “af çıksın” diye bağırmaya başladılar. “Abdullah Öcalan’ı bırakalım” diyorlar, PKK katilleri bırakalım” diyor. Katillere müebbet hapis istemiyor ki adam “bırakalım” diyor. Sıkıysa bir bırakın da göreyim nasıl oluyormuş. Kanunla, hukukla tepenize bineriz. Böyle bir şey yok.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey makaleleriniz hakkında bilgi verebilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Evet. 

KARTAL GÖKTAN: Rusya’nın en önde gelen gazetelerinden Pravda’da; “Avrupa Birliği Rusya’ya uyguladığı yaptırımlardan vaz mı geçiyor” başlıklı makaleniz yayınlandı. Günlük İngilizce gazete New Straits Times’de  “Radikalizmi yeni kanunlar değil eğitim önleyebilir” başlıklı yazınız çıktı. “Kenji Goto’dan sonra bir şeyler değişecek mi?” başlıklı makalenizin Arapçası, yazılarınızın düzenli olarak yayınlandığı Morocco World News Arapça web sitesinde yer aldı. Burma Times sitesinde çıkan yazınızda “Burma’da çocukların ağlayışlarına dünyanın sessiz kalmaması” gerektiğini ifade ediyorsunuz. National Yemen Gazetesi ve internet sitesinde “Yemen’de barış ve demokrasi için hala umut var” başlıklı makaleniz yayınlandı. “Dünyada ki hâkim sistem sevgi için bir çareye dönüştürülebilir” başlıklı yazınız Amerika’daki Jeffersen Corner sitesinde çıktı. Dubai merkezli Arabian Gazette’de “başkanlık sisteminin Türkiye için tehlikelerinden bahsettiğiniz yeni bir yazınız yer aldı. Blitz sitesinde çıkan yazınızın başlığı “Bundan sonra Afganistan’ı neler bekliyor?” Ve son olarak News Rescue haber sitesinde ise “Başkanlık sistemi dünyanın her yerinde başarısızlığa uğradı” başlıklı makaleniz yayınlandı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, dünya çapında tebliğ ne güzel. Bak ne diyor Ak Parti Gaziantep Milletvekili Ali Şahin Hocam; “Kanun korkusu yerine, insanların yüreğine Allah korkusunu yerleştirmediğimiz sürece, Özgecan kayıplarının önüne geçemeyiz” demiş. Allah korkusunun olması için de, Darwinizm’in yok olması lazım.

Şimdi her sabıkalıya görev vermeyeceğiz anlamında değil. Adam vergi suçundan alakasız. Psikopatlıktan sabıkalı yani dengesiz ve manyak tipleri kastediyoruz. Cinayet işlemeye ve ırza geçmeye müsait tipler var bunlar anlaşılıyor. Anlaşılmayacak gibi değil. Böyle yüz kızartıcı suçlar işlemiş ve yapmaya müsait tipleri kastediyoruz. Yoksa birçok suçtan adam ceza almış olabilir. Hepsini kastetmiyoruz. Bunu yapacak tipler belli oluyor, anlaşılmayacak gibi değil.

Evet, Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ahmet Takan; Türk silahlı kuvvetlerinin terör bölgesine yoğun şekilde komando sevkiyatına başladığı bilgisine ulaştığını söylüyor. Askerdeki hâkim havayı “çözüm süreci bitti.”

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar, aslanlarım benim. Kara kuvvetlerinden de mesajı aldık. Ben ne dedim kara kuvvetleri komutanı da bir mesaj versin dedim. Güzel. Hava söyledi “hallaç pamuğuna çeviririz” dedi. “Hazırız” dedi. Kara da “komando sevk etmeye başladık” diyor. Güzel. Ama Paşa bir açıklama yapsın, kara kuvvetleri. Yani bu hükümete, devlete münafi bir şey değil bu bir güzellik. Bunda bir şey yok “burayı aldı, şuraya geçtik.” Bazı evler oluyor bit basıyor, alıyorsun flit makinesini şöyle bir flit sıkıyorsun, bit pire hiçbir şey kalmıyor. Orayı bit basmış, bir flit yaparsın biter yani. Türk ordusu gereğini yapar, evelAllah. Aslanlarım benim. Kanunla, hukukla hepsini kulağından tutup dolduracağız kodese, boşa şımarıyorlar.

Bugünkü sohbetimiz bu kadar olsun, yarın devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü