Harun Yahya

Sohbetler (17 Şubat 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler programımız başlıyor.  Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyarbakır’da kimliği belirlenemeyen yüzleri kapalı iki kişi Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şubesi’nde görevli bir polis memurunu takip edip darp ettikten sonra beylik silahını gasp edip kaçtı. Saldırganlar kendilerini kovalayan polis ekiplerine gasp ettikleri silahla ateş açtıktan sonra izlerini kaybettirdi. Polis memuru hastaneye kaldırıldı ve tedaviye alındı.

ADNAN OKTAR: Böyle bir görünüm nasıl veriyorlar ben anlayamıyorum. Nasıl kaçar adam? Silahlı çatışma oluyor ve kaçıyor adam. Olacak iş değil. Eskiden böyle bir şey mümkün değildi. Polise silah, polis anında sarar bölgeyi hiçbir şekilde kaçamaz. Ve çok ağır suç olarak bilinirdi polise silah sıkmak. Adamın yaptığı yanına kar kalmış oluyor. Bak şu an kaçmış, bir daha da Allahualem bulunabileceklerini zannetmiyorum. 

KARTAL GÖKTAN: Geçen yıl da Diyarbakır’da iki benzer saldırı olayı olmuş. İkisinin de faili henüz bulunamamış.

ADNAN OKTAR: Hiçbirinin faili bulunamıyor aşağı yukarı. Adamların yaptığı yanlarına kar kalıyor. Böyle olmaz buna bir çözüm bulmaları lazım. Böyle bir acz görünümü gibi olur, bu yakışmaz. Hükümetin bu konuda atağa geçeceğine inanıyorum. Bak Sayın Devlet Bahçeli diyor ki; “Küçücük kıza olan şiddet niçin böyle yaygınlaşmıştır? Kimse katil olarak doğmayacağına göre masum bir bebekten azılı canavara dönüşmenin sırrı nedir? Sorun yetiştirme şartlarında mıdır? Eksik bırakılan, yerine getirilmeyen, unutulan hangi terbiye ödevleridir?” Yani “eğitimde bir bozukluk var” diyor. “Bunun sırrı ne?” diyor. “Çünkü bu çocuklar katil olarak doğmuyor, sonradan bu hale geliyor” diyor. Demek ki eğitim sisteminde bozukluk var. İşte eğitim sistemindeki bozukluk Darwinizm. Darwinizm Allah’ı külliyen inkar eden bir sistem. Adam Allahsız, Kitapsız, bilinçaltında dinsiz yetiştiriliyor, Allah’tan korkmadan yetiştiriliyor. Allah’tan korkmayınca her şeyi yapar. Allah esirgesin. İstisnasız değil ama istisnai vakalar dışında Allah’tan korkmayanın yapmayacağı yoktur. 

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Özgecan’ı şehit eden katilin daha önce evli olduğu hanım da bu kişinin kendisine sürekli şiddet uyguladığını, hayatı kendisine zehir ettiğini, bundan birkaç ay önce de eziyete dayanamayıp boşanma davası açtığını söyledi. Ancak bu adam kendisini ve oğlunu tehdit edince boşanma davasını geri çekmek zorunda kalmış.

ADNAN OKTAR: Ama her yönden psikopatmış. İyi ki o çocuğa da bir şey yapmamış. Böyle adamlara nasıl lakayt kalıyorlar ben hayret ediyorum.

BÜLENT SEZGİN: Daha önce babasını da bıçaklamış.

ADNAN OKTAR: Buna da minibüs veriyorlar emrine, insanlar da canına kıyıp kendini buna emanet ediyor. Ve bu psikopatın vicdanına binlerce insan güveniyor. Ve sonra da bu felaket meydana geliyor. Halbuki belli bu adamın psikopatlık yapacağı. Çocuk olsa anlar. Olayın gelişiminden aksi zaten mümkün değil. Bir de bunun ilk olayı değildir bu araştırılsa bulunur. Birçok genç kıza, birçok insana bunları yapmıştır bu. Korkudan onlar ses çıkartmamış olabilirler. Onun da araştırılması lazım. Böyle bir adama nasıl ehliyet veriyorsunuz? Nasıl dolmuş şoförü oluyor? İnanılır gibi değil.

GÜLGÜN GÖKTAN: O olaydan sonra bazı minibüsçüler arabalarının üzerine “Yolcularımız namusumuzdur” diye yazı asmışlar.

ADNAN OKTAR: Mesela o bir güvence. O güzel. Dolmuşçular genellikle hep delikanlı çocuklar, çok titizler, çok efendiler taksi şoförleri de çok titiz efendi ama nadir de olsa psikopat oluyor, araya psikopatın sızmamasını sağlamak lazım. Psikopatı engellemek çok kolay. Adam karısına saldırmış, babasını bıçaklamış işte belli, bir şey yapacak. Bunun durumunun bildirilmesi lazım. İlk yapılacak şey ehliyetinin iptali. Buna böyle bir imkan tanınması çok garip. 

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey yas tutmayla ilgili bazı bilgiler var uygun görürseniz onları okuyacağım.

ADNAN OKTAR: Bakalım.

KARTAL GÖKTAN: Profesyonel parayla tutulan yascılar eski Mısır, eski Yunan, Astekler, Romalılar’da, Asurlular’da, Persler’de ve Afrika kültürlerinde yaygın olarak kullanılırdı. Bu yascılar cenaze evinin sahibi tarafından veya cenaze planlayıcılar tarafından tutulurdu. Astekler’de yas törenlerinde uzun süren ağlama ritüelleri yapılırdı.  Mısır’da önemli bir kimse ölünce ölü evinin kadınları başları ve yüzlerine çamur sürerler, elbiselerini vücutlarına iple sardıktan sonra çıplak göğüslerini döverek dolaşırlardı. Cenaze evinin sahibi parayla yascılar tutardı. Eski İbraniler’de eğer kişi halktan biriyse bir hafta yas tutulurdu. Eğer kişi ünlü bir lider veya sanatçı ise bir ay yas tutulurdu. Yahudilikte matem adetleri elbiseyi yırtma, çula sarılma, yere oturma, başa kül serpme, kül üzerinde yatma, bedeni kesme, saçı yolma, ağlayıp dövünme, oruç tutma gibi çeşitli şekillerdeydi. Kitab-ı Mukaddes’te de en çok geçen matem türü elbiseleri yırtmak. Hz. Musa (a.s) özel sebeplerle elbise yırtmayı Hz. Harun (a.s) ve çocuklarına yasakladı. Ancak Yahudi tarihinde bu uygulamayla sık sık karşılaşıldı. Dördüncü yüzyılda Eflatun, parayla yas tutulmasını kanunla yasaklamıştı. On yedinci yüzyılda İrlanda kilisesi parayla yascı tutulmasını yasaklamıştı.

ADNAN OKTAR: Evet. Yascı birçok insan. Bu yascılara bu fayda verir.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Davutoğlu kadına şiddet konusunda seferberlik başlattıklarını belirterek, ilk etapta toplu taşıma araçlarına acil müdahale butonu zorunluluğu getireceklerini söyledi. Şu tedbirlerin alındığını belirtti; “Tehlike anında yolcu sirene basmak suretiyle tehlikede olduğunu ilgili birimlere haber verebilecek. Minibüslerde GPS sistemi zorunlu olacak. Duraklara takip merkezi kurulacak. Buna göre bir dolmuş, otobüs ya da öğrenci servisi hattından dışarı çıktığında GPS’den bunu takip eden merkez, polisle koordine bir şekilde duruma el koyacak.

ADNAN OKTAR: Bu önemli. Bu güzel. Tabii normal güzergahının dışına çıkıyorsa bu güzel bir yöntem, evet.

BÜLENT SEZGİN: Ayrıca taciz olaylarının cezası artırılacak, alıkoyma suçunun cezası da ağırlaştırılacak.

ADNAN OKTAR: Ama işte buna rağmen adamın gözü dönerse her şeyi yapabilir. Dolmuşu durdurur orada, kolundan tutup götürebilir. Veyahut başka bir yöntem seçebilir. Güzergahın içerisinde bir şey yapabilir. Değil mi? Dolmuşu bir kenara çeker bir şeyler yapabilir. Onlarda suç eğilimi olduğu için gözü dönmüş oluyorlar. Onların bu şeylere karşı alacağı tedbirlere karşı, karşı tedbirler almak lazım. Çünkü bak kız bu sevimli şehidimizin tırnağındaki DNA izlerine kadar hesap edebiliyorlar. O kadar kurnazlar. Cahil biri değil. Ona kadar titiz olduğuna göre demek ki o öbür konularda da ona göre tedbir alabilirler. Onların alacağı karşı tedbire karşı da yine karşı tedbir alınması lazım. Ceza ile hiçbir yere varılmaz. İran sürekli asıyor, sürekli devam ediyorlar.

Evet dinliyorum. 

BÜLENT SEZGİN: PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan silahsızlanma konusunda Türkiye toplumunun yanlış bilgilendirildiğini söyledi. “Kürt silah bırakmaz Türk devleti silahsızlansın” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğrusu bu işte. Onların gerçek niyeti bu. Hiçbir şekilde silah bırakmazlar. “Türkiye silah bıraksın” diyor bak. Türkiye de silah bırakmayacağına göre, onlar da silah bırakmayacaklar konu bu. Bizi boş yere meşgul ediyorlar bu tip izahlarla. Türk halkının aktivitesini, heyecanını, şevkini, korunma refleksini, atağa geçme refleksini, tedbir alma refleksini böylece kırmış oluyorlar. Zaten silahlarını bırakıyorlar, zaten çekip gidecekler. Pasifize ediyorlar halkı. Halbuki tehlike o arada katlamalı büyüyor. Güneydoğu’da şu an rezalet boyutunda PKK’nın yaptığı kepazelikler. 

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mecliste AK Partili milletvekilleri ile CHP’li milletvekilleri arasında kavga çıktı. CHP’li Musa Çam’ın bir çekiçle aldığı darbe sonucu yaralandığı öne sürüldü.  Dört milletvekilinin yaralandığı kavgada Ertuğrul Kürkçü de başından yaralandı. Fotoğraflar da vardı.

ADNAN OKTAR: Ertuğrul Kürkçü çatışmalar içerisinde büyümüş bir delikanlı.  Bütün ömrü öyle geçti. Gençliğini de bilirim, hep bütün kavga olaylarının içine girerdi. Dolayısıyla o öyle şeylerden pek etkilenmez. Ama tabii yaşlandı, bu insanların bu tip şeyleri yapmaları doğru değil. Konuşarak.

KARTAL GÖKTAN: Duran Kalkan’ın açıklamalarının devamı var Adnan Bey. “Öz savunmasız özgürlük olmaz. Öz savunmasız varlık olmaz. Öyle Türkiye toplumunu yanlış bilgilendirme olmamalı.  PKK silah bırakmaz. Niye bıraksın? Kürt silah bırakmaz. Türk devleti silahsızlansın. Avunacaklar. Ne ile korunacaklar?  Bunlar aslında günü kurtarmak, seçimde oy koparmak için söyleniyor” dedi.  

ADNAN OKTAR: Bilmiyorum niye söylediklerini ama milleti pasifize ediyor bu izahlar. İnsanların korunma refleksini, milletin kendini koruma refleksini kıran izahlar. Asla silah bırakmayacakları halde bunları masum gösteren bir politika izleniyor. “Bak silah da bırakacaklar, çok efendi çocuk olacaklar, kimseye karışmayacaklar. Türkiye’yi seviyorlar” diye sürekli hem askerleri şehit ediyor bu arada bunlar, polisi şehit ediyor, adam kaçırıyorlar, alan hakimiyeti salıyorlar, silahlanmaya devam ediyorlar. Her türlü kepazelik oluyor. Bu tip bir üsluptan kaçınmak lazım. Bunlar silah bırakmaz hiçbir şekilde.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Öcalan hükümete on maddelik bir müzakere taslağı yolladı. Bu taslağı hükümet henüz kamuoyuna açıklamadı ancak Muhsin Kızılkaya bu on maddenin içinde “Başkanlık sistemi, Türkiye’nin idari yapısının değiştirilerek özerklik modeline geçilmesi” maddelerinin de bulunduğunu söyledi. Selahattin Demirtaş “Hükümet bu on maddeyi ısrarla görmezden geliyor, halbuki bu maddelerde mutabakat sağlanırsa Öcalan Mart’ta silahsızlanma çağrısı yapacak” dedi.

ADNAN OKTAR: Baban sana “şunları şunları yaparsan bisiklet alacak” var ya çocukları kandırırlar. Çok ayıp ya, çok ayıp. Yani direkt Türk milletiyle dalga geçer gibi bir üslup. “Silah asla bırakmazlar” diyoruz, adamlar diyor ki  “Biz silah bırakmayacağız” diyor, daha hala silah bırakmadan bahsediyorlar. Böyle bir şey yok.

SEMRA ÖZGİRAY: Zaten üslup “on tane ev ödeviniz var” şeklindeydi.

ADNAN OKTAR: Ev ödevi. Ev ödevi mesela Türkiye’nin parçalanması demektir o dedikleri. Tayyip Hoca hiçbir şekilde öyle şeyleri kabul etmez. Boş yere uğraşmasınlar.

Kısa bir ara verelim, sonra devam edeceğiz. Ama mümkün mertebe kısa.

BÜLENT SEZGİN: Evet kısa videolarımızla programımız devam ediyor. 

VTR: PKK, ABD ve Batı’nın Bölgede Güveneceği Bir Yapı Değil, Dünyayı Kana Bulayacak Komünist Bir Terör Örgütüdür.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Çarşamba akşamı saat 20:00’da Yaşam ve Sağlık programının konuğu Prof. Dr. Osman Hayran. Kendisi halk sağlığı uzmanı, sağlıklı yaşamanın önemini anlatacak.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Çarşamba akşamı saat 20:00’da Yaşam ve Sağlık programının konuğu Prof. Dr. Osman Hayran. Kendisi halk sağlığı uzmanı, sağlıklı yaşamanın önemini anlatacak.

ADNAN OKTAR: Tamam, Hocamızı dinleriz inşaAllah.

Evet, Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey kardeşlerimizin çok sayıda faaliyeti var. Adapazarı’ndan kardeşlerimiz PKK tehlikesi broşüründen dağıtmışlar yedi yüz elli adet. Pazar günü de evde buluşmuşlar sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah ne güzel.

KARTAL GÖKTAN: Balıkesir’den kardeşlerimiz bir araya gelmişler, kitaplarınızdan okuyup belgesel izlemişler ve sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Oh, ne güzel. MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Çorum’da kardeşlerimiz eserlerinizden yüz adet dağıtmışlar sonrasında beraber yemek yiyip sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bunlar da badem şekerleri. Bunlar melek hükmünde maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: İstanbul’daki kardeşlerimiz kitaplarınızdan okuyup oradaki konular üzerine konuşmuşlar. İzmir Konak Meydan’da yirmi adet kitabınız, beş yüz adet PKK tehlikesi broşüründen dağıtılmış.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Geçen gün Osmaniye’dekilere kardeşlerimiz eserlerinizden hediye etmişler. 15 Şubat’ta İstanbul Bağcılar’da esnafa on altı kitabınız hediye edilmiş. 14 Şubat’ta Trabzon Merkez’de iş yeri, esnaf ve halka üç yüz adet Harun Yahya kitabı dağıtılmış. Bu dağıtımla ilgili şu notu göndermiş kardeşlerimiz; Meydan Parkı’nda parkta oturan üç genç kıza kitap hediye etmişler. Bu genç kızlar kitabı alınca çok şaşırmışlar ve hoşlarına gitmiş çünkü atomun yapısıyla ilgili konuşuyorlarmış kendi aralarında. Tam o esnada kendilerine hediye edilen kitap da sizin Atom Mucizesi kitabınızmış.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah elhamdülillah.

KARTAL GÖKTAN: Azerbaycan’dan bir kardeşlerimiz 12 Şubat tarihinde Kurdemir ve Agsu şehirlerinde çok fazla yere kitaplarınızın dağıtımını yapmış. Evrim teorisinin geçersizliğini anlatan yaklaşık dört yüz eserinizin ulaştığı yerler şöyle; valiler, belediye başkanları, Yargıtaylar, mahkemelikler, savcılıklar, karakollar, mescitler, hastaneler, oteller, kütüphaneler, okullar, kültür merkezleri ve birçok devlet dairesi. İnegöl ve Bursa’daki kardeşlerimiz farklı günlerde bir araya gelmişler, kitaplarınızdan okuyup muhabbet etmişler. Gebze’den kardeşlerimiz de 14 Şubat günü kalabalık bir grup olarak evde bir araya gelmiş güzel bir sohbet yapmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Ataşehir’de Kabala ve Masonluk kitabınızın dağıtımı yapılmış. Tekirdağ Malkara’da kardeşlerimiz halka yaklaşık beş bin adet broşür, yirmi beş adet belgesel, çok sayıda kitap ve dergi hediye etmiş. Gaziosmanpaşa ve Okmeydanı’nda da Cuma günü Komünist Kürdistan Tehlikesi ve diğer kitaplarınızdan dağıtılmış. Yine kardeşlerimiz de sohbet etmişler kendi aralarında.

ADNAN OKTAR: Ne güzel ne güzel, afiyet şeker olsun.

“İç güvenlik paketi neyi hedefliyor? Neden erteleniyor? Öngörüleriniz nelerdir?” Şimdi, sandalcı kavgası yapıyor da olabilir bu BDP’liler. Belki iç güvenlik paketi onların çok lehine olan bir şey de olabilir. Onların tam aradığı bir şey de olabilir. O biraz bana şüpheli geliyor. Yani onların tam anlamıyla lehine olan bir şey de olabilir.

Tayyip Hocam’ın korumasını artırmışlar, iyi olmuş.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız bir açıklama yapmış iç güvenlik yasasıyla ilgili.

ADNAN OKTAR: Ne diyor?

BÜLENT SEZGİN: “Bu ülkede Molotof en ileri derecede bir suç aletidir ve buna karşı en büyük tedbir neyse, önleyici tedbir neyse bunların alınması lazım. Molotof atılması neticesiyle şehit olan Serap kızımızı bir kenara koyamayız. Bana göre bu geç kalınmış bir adım zaten. Şu anda iç güvenlikle ilgili yasanın süratle çıkması ve bir an önce uygulamaya girmesi gerekir.”

ADNAN OKTAR: Yani iyi gibi görünüyor ama vardır bir hayır diyelim. inşaAllah Müslümanlar’ın aleyhine olmaz, dindarların aleyhine olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Selahattin Demirtaş da buna cevap vermiş.

ADNAN OKTAR Ne diyor?

BÜLENT SEZGİN: “Molotof atıyorlarmış, elini kolunu sallayarak gidiyorlarmış. Yalan. Şu anda Molotof atanlar yirmi yıl hapis cezası alıyorlar. Şu anda Yargıtay’da onaylanmış yüzlerce Molotof dosyası var” dedi.

ADNAN OKTAR Ama hepsi kaçıyor. Haberlerde görüyoruz. Bak bugün yapanlar yine kaçmışlar, dün yapanlar yine kaçtı, ertesi gün yapanlar yine kaçıyor. Bunun önü sonu yok. Yani suç işleyen yanına kalıyor. “Molotof atan yirmi yılla yargılanıyor” onu araştıralım, zannetmiyorum. O zaman niye çekiniyorsunuz bu yasadan? Madem öyle çekinmemeniz lazım. Ama neyin altından ne çıkacağı da belli olmuyor tabii.

AYLİN KOCAMAN: Kaymakamların elinde de yetki oluyor Adnan Bey biliyorsunuzdur. Polise direkt talimat verebiliyorlar herhangi bir olayda.

ADNAN OKTAR: İşte uygulanınca anlayabiliriz şu an bilmiyoruz.

Tamam, bugün bu kadar olsun yarın devam edelim inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi, yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü