Harun Yahya

Sohbetler (28 Şubat 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Bir şey anlatacak mısın?

KARTAL GÖKTAN: Başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan’la HDP heyeti bir araya geldi. Öcalan’ın PKK’ya yönelik çağrısını okudu HDP heyeti. Öcalan çağrısında, “Askeri müştereğin sağlandığı ülkelerde silahlı mücadeleyi bırakma temelinde stratejik ve tarihi karar vermek için PKK’yı bahar aylarında olağanüstü kongreye toplamaya davet ediyorum. Bu davet silahlı mücadelenin yerini demokratik siyasetin almasına yönelik tarihi bir niyet beyanıdır” ifadelerine yer vermiş.

ADNAN OKTAR: Ama istedikleri var. O istediklerini asla yapmayız, onlar da asla silah bırakmazlar. İstedikleri Abdullah Öcalan’ın ve diğer katillerin bırakılması, federasyon, başkanlık sistemi. Olmaz, bunları unutsun. Bahara da bunu bizi böyle aceleye getireceğini sanıyor, bizim de ikna olacağımızı zannediyor. Öyle diyor “Adamlar silah bırakacak daha ne yapalım? Bundan ala fırsat olur mu? Tamamdır iş bitmiş” falan diyeceğiz. Bunların IQ’sunda biraz sorun var PKK’lıların. Çok çok akılsızlar. Bizi, Türk milletini saf zannediyorlar, bayağı rahat kafalayacağı kanaatinde. Tam bir abidik gubidik kafasındalar. Bahara doğru bilmem ne falan. Tabii alkışlar arasında Abdullah Öcalan salınacak güya. Efendim, başkanlık sistemi ilan edecek, federasyonlar, federe devletler açıklanacak. İşte Lazistan, Çerkezistan, artık neyse Kürdistan falan haşa. Ondan sonra, hadi bakalım silahları bıraktık” diyecekler. Tamam bıraktın, nereye bıraktın? “Yere bıraktım” sonra, “şimdi asker oldum” diyor. Ne yapacaksın şimdi? “Şimdi yerdeki silahı geri alacağım” diyor. Konu bu. “Terörist olarak silahı bırakacağız” diyor bak, “ terörist olarak silahı bırakacağız ama güvenlik gücü olarak silahlanacağız” diyor, “güvenliği biz sağlayacağız, asker, polis, jandarma biz olacağız, vali biz olacağız ama terörist olarak silahı bırakacağız” diyor.  Yani resmi terörist olacağız diyor. Tescilli terörist olacağız diyor. Resmi üniformalı görünümlü terörist olacağız diyor. Bunu da yiyor birçok adam, kanıyorlar buna, seviniyor adam, bayram ediyor. Amuda kalkıyor falan, amutta yürüyor. Bıraksınlar bunu bize. Asla o dediklerini yapmayacağız. Asla da silah bırakmazlar. Hiçbir şekilde böyle bir şeye müsaade etmeyiz.

Ever, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Öcalan’ın silah bırakma çağrısından sonra açıklamalarda bulundu. Demirtaş: “Barış için çok önemli bir adımın atıldığını söyledi. PKK’nın da silah bırakma konusunda hazırlığını yapacaktır. Herkes üzerine düşen görevi yerine getirmelidir.” O da aynı açıklamayı yaptı.

ADNAN OKTAR: Herkes üstüne düşeni işte. “Silahı tamam bırakacağız da, bırak şu Abdullah Öcalan’ı, katilleri de bırak, federasyonu, Türkiye birleşik devletlerini ilan edin, Kürdistan, Lazistan” işte neyse değişik, “biz de silah bırakalım” diyor. Yalnız bu silah bırakma öyle bilinen silah bırakma değil. Silahı yere bırakıyor, asker olarak yeniden alıyor, jandarma olarak yeniden alıyor, polis olarak yeniden alıyor konu bu. Yoksa Güneydoğu’da silahsız bir devlet düşünmüyor bunlar. Bir devlet kurmak istiyorlar fakat tam otomatik silahların hakim olduğu, askeri havaalanlarının olduğu, müstahkem mevkilerin olduğu, uzun savunma sistemlerinin olduğu kapsamlı bir çalışma düşünüyorlar.

EMRE ACAR: Aynı zamanda Türk ordusundan da silah bırakmalarını talep ediyorlar Hocam. Sayın Cumhurbaşkanı da öyle bir şeyin olmayacağını açık açık söyledi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam delikanlı, o bizden o, Tayyip Hocam sağlam delikanlıdır. Dünyaya meydan okuyor aslan o. Tayyip Hocam’a sahip çıkmak lazım. Milletçe sahip çıkmak lazım, delikanlımızı yalnız bırakmak olmaz. Bak delikanlılığını nasıl koydu? Oyun oynadıklarını görüyor. Bunu yiyen de yiyor. Bayağı seviniyorlar, uçuyor adam.

EMRE ACAR: Sayın Cumhurbaşkanı bugün açık açık söyledi oyun oynadıklarını Hocam. “Her biri farklı açıklama yapıyor, bir tane doğru vardır, her biriniz aynı ağız birliği yapmanız lazım” diye söyledi Hocam.

ADNAN OKTAR: Doğru diyor Tayyip Hocam. Tayyip Hocam aslandır onu üzmesinler.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız’ın açıklamasını okuyayım Hocam bugün gerçekleşen görüşmeyle ilgili: “Bugün Yalçın Bey’le açıklama yapanların açıklamaları farklı, eş başkanın açıklaması farklı. Burada iki maymun oynanıyor” dedi. “Ayrıca önemli olan uygulamadır. Acaba bu uygulama seçim öncesi araziye ne kadar yansıyacak? Bundan önce Mart seçimlerine yansımadı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yansımadı. Temennim odur ki yapılan açıklamaların arkasında durulur. Fakat burada bir şeyi söylemem gerekir; burada silahı bırakması gereken terör örgütünün mensuplarıdır. Güvenlik görevlilerimizin silahı bırakması düşünülüyorsa bu ham hayaldir. Asker, polis de silahı bıraksın deniyorsa böyle saçmalık olmaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Zaten onlar deliye yatıyor. Bir kere “en başta katilleri bırakacaksınız” diyor. “Türkiye birleşik devletlerini ilan edeceksiniz” diyor. “Asker-polis olmayacak” diyor Güneydoğu’da zaten. “Oraya asker-polis sokmayacaksınız, biz kendi asker-polisimizi oraya getireceğiz” diyor. Konu bu karmaşık bir şey yok. Bayağı bir yazar-çizer takımı da seviniyor, “ne güzel açıklama” diyor, “baharda insanın içi açılıyor, sevinç uyuyoruz” diyor, “çok güzel bir açıklama bu” diyor.

PKK tehlikesini tarif eden, anlatan bir film izleyelim. Bunların nasıl devlet kurmak istediklerini, nasıl askeri tesisler kurmak istediklerini anlatan filmi. Sonra yine konuşmaya devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Evet, PKK tehlikesiyle ilgili videomuzla programımız devam ediyor.

VTR: PKK’nın Hayat Damarı Anti Materyalist İlmi Propaganda ile Kesilir

BÜLENT SEZGİN: Sohbetimize devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu: “AK Parti hükümeti önderliğin ortaya koyduğu on başlıklı müzakereyle sorunu çözecek midir, çözmeyecek midir? Bu sorunun cevabı çok önemlidir. Bu sorun çözülmeden PKK silah bırakacak, PKK kongresini yapıp silah bırakma kararı alacak biçimindeki yaklaşımlar demagojidir, aldatmak ve sorunu çarpıtmaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Bunlar diyorlar ki yani; “PKK’yla Türk ordusu, Türk milleti çatışmadan, Güneydoğu’yu bize verin” diyorlar. Yani, “uzatmaya gerek yok” diyorlar, “biz PKK’lı kaybı da istemiyoruz, bu iş tatlılıkla hallolsun” anlamında, “bütün katilleri de bırakın” diyorlar. Bunlar kafayı çizmişler. Komünist akılsızlığı var, komünist PKK’lı akılsızlığı. Allah bunların aklını almış. Bunlarda beyin kalmamış bunlar tam klasik ahmak bunlar. Böyle bir aptallık olur mu? Teklife bak, bir de yüzsüzce gözümüzün içine diri diri bakarak arsızca ve aptalca böyle bir teklif getiriyorlar. Bunu da makul görüyorlar bir de buna da inananlar var o daha da vahim. Böyle bir şey olmaz aptallığı bıraksınlar. Bu PKK’lı aptallığı, dünyada olmayan bir aptallık türü. Benim çok komünist arkadaşım oldu ama bu PKK’lılar kadar akılsız, aptal, ahmak ben görmedim. Beyin yok heriflerde, sıfır. “Güneydoğu’yu bize verin” diyor, ee, “bütün katilleri de affedin” ee, “başkanlık sistemini oluşturup Türkiye birleşik devletlerini meydana getirin, bize de Türkiye birleşik devletleri bütçesinin yarısını versin, üstüne de para vereceksiniz” diyor, “biz de silahlı kuvvetlerimizi oluşturacağız, askerimizi polisimizi oluşturacağız böyle yaşayacağız” diyor. Bizim entel yazarlar da amutta saksafon çalıyor. Acayip sevinmiş vaziyetteler. İnanılır gibi değil. Yok öyle şey.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Twitter hesabından açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu: “Dünyanın hiçbir yerinde silahların gölgesinde bir barıştan söz edemezsiniz. Silah bırakma bu topraklara huzur getirecek bir adımdır.”

ADNAN OKTAR: Adam niye silah bıraksın? Abdullah Öcalan’a önder mönder diyorlarsa, onunla böyle muhatap oluyorlarsa, efendim, HDP heyeti bilmem ne falan İmralı’ya gidip geliyorsa tek sebebi silahtır. Bazı aklı evveller PKK’ya bu kadar saygı sevgi duyuyorsa bunun sebebi silahtır. Silah olmasa böyle saygı duyar mı adam? Garibana nasıl davrandıklarını görüyorsunuz böyle tiplerin. Mesela bir Müslüman’a, bir garibana, bir mazluma en yırtıcı şekilde davranıyorlar. Ama silahlı adam karşı önünde diz çöküp acayip saygılı, hürmetli oluyorlar.

Öcalan’ın metninde, vatan, millet, cumhuriyet tanımlarının yeniden yapılanmasından bahsediyormuş. Yüzbinlerce insanın katili olan bir adam, millete; vatan, millet tanımı yapıyor ve “bunu kabul edin” diyor Türkiye’ye. Bak yüzbinlerce kişinin katili olan bir adamı çıkarıyorlar “bak” diyorlar “bu size vatan, millet tanımı yapıyor, daha önce yanlış öğrenmiştiniz. Abdullah Öcalan’dan öğrenin bu işi” diyorlar. Ben böyle rezalet görmedim. Böyle kepazelik görmedim. Bu rezaleti birileri durdursunlar. Ben yani cumhuriyet tarihinde de, Osmanlı tarihinde de böyle ben bir hakaret üslubu, böyle bir kepazelik, böyle bir mantıksızlık hiç görmedim. Yüzbinlerce kişinin katili, azmettiricisi adam, “’vatan, millet, bayrak’ siz bunlardan anlamıyorsunuz” diyor “ben size yeniden öğreteyim” diyor. Adamlar da ağzı açık bunu seyrediyor, alkışlar ile bize getirip, bu adamın fikirlerini empoze etmeye kalkıyorlar “önder” diye. Bu kepazeliğe bir an önce son versinler. Biz bu rezaletten bıktık. Bu kepazelikten bıktık. Bu oynanan oyundan da bıktık. Yani millet dehşet, hayret, tiksinti içerisinde bu oynanan oyunu seyrediyor. Bu ahlaksızlığı seyrediyor. Bu pisliğe bir son versinler. Bu kepazeliğe bir son versinler. Yani milletin sabrını denemesinler.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, partisinin Ankara Gençlik Kongresi’nde konuştu. Bazı başlıklar şöyleydi: “28 Şubat’ın kabus günlerinde hainler pusuda ama onların pususuna izin vermeyeceğiz. Şimdi milli iradeye dayanan zihniyet hiçbir zaman durdurulamayacak. Yeni Türkiye 28 Şubat’ın izlerini yerle bir edecektir. Artık bu ülkede etnik ayrımlar nifak tohumu olacak şekilde kullanılamayacaktır. Çözüm süreci bugün yeni bir temele oturdu.  Artık silah dili sona erecek. Demokratik yaklaşımın önü açılacak.”

ADNAN OKTAR: Başbakanımız çok zeki bir insan. Akıllı bir insan. Silah dili nasıl sona eriyor? PKK asla silah bırakmaz. Üç yıldan beri bak “silah bırakacaklar” diyorlar. Ben de diyorum ki üç yıldan beri “silah asla bırakmazlar” diyorum ve bırakmıyor adamlar. Daha fazla silahlanıyorlar, daha alan hâkimiyeti sağlıyorlar. Böyle bir şey yok. Türk milletine yanlış bilgi veriyorlar.  Ahmet Davutoğlu Hocam bak çok uyanık bir insan. Bu bilgilendirme yanlış. Böyle bir şey yok. PKK böyle bir şey yaptığında yok olur kardeşim. BDP de yok olur. Böyle bir olay olmaz yani. Adamlar silah ile böyle güçlü kalıyorlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Devamı konuşmasının şu şekildeydi: “ Demokratik siyaset varsa, herkes demokrasi içerisinde görüşlerini ifade edebiliyorsa, şiddeti, nefreti körükleyen açıklamalardan uzak durulması lazım. Artık bu topraklarda silah dili ile kimse konuşmamalıdır. Anadolu evlatları artık el ele yürüyecek. Hiçbir annenin yüreğine evlat acısı düşemeyecek. Hiçbir Anadolu evladı dağa çıkarılmayacak. Dışlayıcılık, ayrımcılığı ayaklarımızın altına alıyoruz.”

ADNAN OKTAR: Dağa çıkmalar devam eder. PKK da yine askerimizi, polisimizi şehit etmeye devam eder. Değişen bir şey olmaz. Bunların kökü kazınmadıktan sonra,  alıp bunlar hapse atılmadıktan sonra bunların bu azgınlığında bir durulma olmaz. Ahmet Davutoğlu Hocam bir temenni içinde bulunuyor ama böyle bir olay pratikte hiçbir şekilde olmayacak bir şey.

BÜLENT SEZGİN: PKK da zaten “Silah bırakmayacağız nereden çıkartıyorsunuz?” diyor.

ADNAN OKTAR: Kardeşim adamlar durup,  durup aynı şeyi diyor. AK Parti sürekli açıklama yapıyor “Silah bırakacaklar “diyor. BDP  “Silah bırakacaklar” diyor. “Barış günleri yakın. İşte “güneş artık çiçekler ile doğacak, pırıl, pırıl dünya olacak” diyor. Habire korucuları kaçırıyorlar, habire askerimize silah sıkıyorlar, şantiyeleri basıyorlar, Molotof’la orayı burayı yakıyorlar. Böyle bir şey yok, asla silah bırakmazlar.

GÖKALP BARLAN: “Devlet sizi koruyamaz biz koruyacağız” diye ayrıca mektup yolluyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii, adam mektubunda açık açık yazmış. “Devletin size sahip çıkmadığını görüyorsunuz” diyor. “Devlet size sahip çıkmaz, biz size sahip çıkarız” diyor. “Devlete güvenmeyin diyor. “Devlete güvenirseniz sizi yakarız, öldürürüz” diyor. Adam “ben devlete güveniyorum” diyor, adamı gidip öldürüyorlar.

PKK “birliklerimizi çekeceğiz” demişti. Biliyorsunuz, o zaman basın acayip şamata yapmıştı işte “dağlardan artık çekilmeye başladılar, gözünüz aydın.” Uzaktan fotoğraflar sanki böyle keçi sürüsü de hani yaban keçileri uzaktan fotoğraflar çekilir ya hareket haline geçerler. Hâlbuki bir avuç PKK’lı manevra yapıyor dağlarda bir aşağı, bir yukarı inip çıkıyorlar. Bir kişi bile geri çekilmiş değil. Sadece hasta ve yaşlı olanları Irak ve Suriye tarafına çektiler. Tedavi ettirmek amacı ile. O kadar. Bilakis sürekli gençleri dağa çıkartmaya devam ediyorlar. Silahlanmaya devam ediyorlar. Mühimmat yığıyorlar oraya buraya. Ve alan hâkimiyeti sağlıyorlar. Buna nasıl inanıyorlar ben şaşıyorum. Yani aksine nasıl inanıyorlar ben buna şaşıyorum.

Doç. Dr. Mehmet Arıcan. Ceza Hukuku İstihbarat Polisi ve İç Güvenlik Uzmanı Stratejist Avukat; “Hocam nerelerdesiniz? Öcalan milletle iyice kafa buluyor kendince. Bir açıklama lütfen.” Öcalan hadi zırvalıyor adam da yani yaşlandı adam, orada hapiste kalmanın şeyi ile psikolojisi bozulmuş olabilir. Onu ciddiye almaları çok acayip. Koskoca adamlar “toplantı yaptık artık silahlar gidiyor, bahar çiçekleri açtı. Güneydoğu, her yer kırlar ile çiçekler ile doldu. Kelebekler uçuşuyor, artık bahar havası var, savaş bitti, silahlar buhar oldu.” Kardeşim PKK alan hakimiyeti sağlamış. Kimse Güneydoğu’ya gidemiyor. Hükümet kendisi söylüyor, MHP’ye “hadi gidin de bir göreyim sizi” diyor. Mesela “Diyarbakır’da, Mardin’de, Siirt’te gidin bir toplantı yapın” diyor. Hükümet söylüyor bunu, hükümet üyeleri söylüyor. “Yapamazsınız” diyor. Kardeşim yapamıyorsa sorumlu sensin. Onu küçük düşürmez ki, seni küçük düşürür. Sen hükümet üyesi olarak bunu yapamıyorsan, o güvenliği sağlayamıyorsan, MHP’nin orada toplantı yapamaması MHP’yi niye küçük düşürsün? Devlet sensin, devlet senin elinde. Kolluk kuvvetinle git oraları temizle. Oradaki lağımı kaldır. Bitir işi. Herkes gidip özgürce orada İslam’ı anlatsın, parti propagandası yapsın ne yapıyorsa yapsın.

GÖKALP BARLAN: Oraya gitmek değil kitap bile yollayamıyoruz, kitap dağıtamıyoruz.

ADNAN OKTAR: Kardeşim PTT dağıtım yapamıyor. Dağıtım şirketleri dağıtım yapamıyor. Halktan birisi gidip kitap dağıtamıyor. Rezalet paçadan akıyor yani. Çin’de bile kitap dağıtabiliyoruz. Rusya’da dağıtabiliyoruz. Yani bütün komünist ülkelerde dağıtabiliyoruz. Güneydoğu’da dağıtamıyoruz. Can güvenliği de yok.

Bu masalı millete niye anlatıyorlar ben anlamıyorum. Alay mı ediyor bunlar? “Barış güneşi doğdu. Silahlar bırakıldı.” Kardeşim adamlar silahın daha gelişmişini alıyorlar. Etmeyin, çatmayın aklınızı başınıza alın.

BÜLENT SEZGİN: Bazı yazarlar da; “Öcalan iyi değerlendirilmeli, çok önemli bir lider” şeklinde yazılar yazıyorlar.

ADNAN OKTAR: Kardeşim, Öcalan’ın tek özelliği yüzbinlerce insanı, askerimizi, polisimizi şehit ettirmesi. Tek özelliği bu. Komünist, Stalinist, Allahsız, Kitapsız bir adam. Başka bir özelliği yok.

Seçimlerde de HDP yüzde yedi oyu ile yüzde on barajının olduğunu bildiği halde “parti olarak” diyor “seçimlere gireceğiz.” Yani “bütün oylar AK Parti’ye” diyor. Sonra, “sonra işte istediklerimiz belli” diyor. “Türkiye Birleşik Devletleri, başkanlık sistemi ve bütün katillere af.” Yok kardeşim, Türk milleti size müsaade etmez. Boş yere uğraşıyorsunuz. Bir de bizi ikna etmeye çalışıyorlar. O çok şaşırtıcı. Yani ikna olabileceğimizi düşünüyorlar. Bir kere bu bize hakarettir. İkna olabileceğimizi düşünmeleri hakarettir. Bu çok çirkin bir hareket. AK Parti’ye dört yüz milletvekili verecekler yaklaşık.  “Hadi anayasayı değiştirin” diyecek, HDP’nin amacı bu. “Anayasayı değiştirin.” Sonra? “PKK’lıları bırakın.” Yapmayacaklarına göre. “O zaman da biz de” diyor “yerel parlamento kurarız” diyorlar. Sen parlamentoculuk oynayabilirsin. Sen bile bile AK Parti’ye oyları veriyorsun. AK Parti’yi köşeye sıkıştırmak için. Avrupa’da aleyhine konuşma için. Amerika’da aleyhine konuşmak için. İstesen daha önceki gibi seçimlere girer mecliste yerini alırsın. Baktın mecliste yerini almanın bir faydası yok. “En iyisi bu oylar zayi olmasın” diyor, “AK Parti’ye verelim de Türkiye Birleşik Devletleri’ni ilan edelim. Türkiye’yi de parçalayalım” diyor. AK Parti böyle bir şeye müsaade etmez. Tayyip Hoca da müsaade etmez. Müthiş bir karmaşa var. Bu adamları işin doğrusunu açıkça anlatıp evlerine göndermek lazım. “Kardeşim” diyeceksin “Türkiye’nin bölünmesine asla müsaade etmeyiz. Katilleri de affetmeyiz. Türkiye Birleşik Devletleri diye bir şey yok. Başkanlık sistemi de yok. Ne yapıyorsanız yapın” dersiniz.

AK Parti’nin kendi vekilleri, belediye başkanları saldırıya uğruyor Güneydoğu’da. Sokakta gezemiyorlar. “Bahar güneşi doğdu üstümüze” diyor. Komünist işgal devam ediyor, bahar güneşi falan doğduğu yok. Kuran kursları yakılıyor. Müslümanlar’ın evine Molotof atılıyor. Müslüman gençlerin başını kayayla eziyorlar. Bu AK Parti’nin aleyhine olur. Böyle bir üslup kullanmasınlar. Tayyip Hoca’yı iktidardan düşürmek için ne yapacaklarını şaşırıyorlar. İktidardan derken Cumhurbaşkanlığı’ndan ayırmak için, AK Parti’yi de yok etmek için yoğun bir faaliyet içindeler.

Bugün eski Dev-Solcu Celalettin Can, varmış TV’de. “Hala devlet yapacaklarını yapmadı” diyormuş. İşte meşhur istedikleri şeyler. Hükümet sizin dediklerinizi yapsa, zaten Türkiye kalmaz. Dünya kalmaz. Avrupa kalmaz. Hiçbir yer kalmaz.  Kıyamet kopar. Avrupa’daki KCK’lıları Türkiye’ye getirip siyasete sokmayı düşünüyorlarmış. Suç işlemediyse gelebilir. Yani adli sicili temizse bir şey diyemeyiz. Ama KCK’lı olması zaten suçtur başlı başına. Ama bağlantısını kesmiş. Suç da işlemediyse, adli sicili temizse tabii siyasete de girer, her şey yapar. Kimse ona bir şey demez.

Evet, şimdi yine PKK tehlikesini anlatan bir film izleyelim. Devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Evet programımız videomuzla devam ediyor.

 VTR: PKK, Kürtlerin Temsilcisi Değildir

BÜLENT SEZGİN: Sohbetimize devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: BDP olayında, HDP olayında bu ileri geri ayak oyunları bizi rahatsız ediyor millet olarak. Bunlar bıraksalar bunu. Biz bundan sıkıldık. Ben açıkça söylüyorum. Ne yapacakları belli adamların. Hedefleri de belli. Biz millet olarak böyle bir şey kabul etmeyiz. Adamlar anlamıyor. PKK da çok çok arsız. Bayağı yüzsüzler, haysiyetsizler. Aynı şeyi dönüp dolaşıp yine aynı karşımıza getiriyorlar. Artık bu terbiyesizliği kessinler. Türk milletinin huzurunu kaçıran, Türk milletine hakaret eden bir üslup bu ve Osmanlı tarihinde, cumhuriyet tarihinde yok böyle bir rezalet. Bu kepazelik bitecek.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, makaleleriniz hakkında bilgi verecektim.

ADNAN OKTAR: Tamam.

KARTAL GÖKTAN: National Yemen Gazetesi’nde ve onun internet sitesinde “Yemenliler düşman değil, kardeş olmalı” başlıklı yazınız yayınlandı. Tunus’taki Damir Gazetesi’nde “Kenji Goto’dan sonra bir şeyler değişecek mi?” başlık makaleniz Arapça olarak yer aldı. Süleyman Şah Operasyonu’nu el aldığınız yazınız Urdu Times Gazetesi’nde İngilizce olarak yayınlandı. Daily Mail haber sitesinde yayınlanan makalenizin başlığı şöyle; “Müslümanlar her zaman tek yol gösterici olarak Kuran’a sarılmalılar.” Malaysian Insider sitesinde çıkan yazınızda Avrupa’da yükselişe geçen İslamafobi sorununu inceliyor ve bunu sona erdirmenin yöntemlerini ortaya koyuyorsunuz.  Burma Times sitesinde “Rohingya halkı vatansız kalmaya mahkum mu?” başlıklı makaleniz yayınlandı. MBC Times sitesinde ise üç yeni makaleniz yayınlandı. Bunların başlıkları sırasıyla şöyle. “Eğer işbirliği içerisinde olursak ekonomik krize çözüm bulabiliriz.” “Anne şefkati Allah’ın merhametinin bir yansımasıdır” ve “Kişilerle ya da ordularla değil, ideolojilerle mücadele.” Bu son yazınız İspanyolca olarak yayınlandı. Son olarak Arap News Gazetesi İslam sayfasında ve sitesinde de “Allah’a güvenenler asla ümitlerini kaybetmezler başlıklı” yazınız yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Güzel, güzel. İlimle, irfanla anlatmaya devam edeceğiz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye’nin PKK’yla mücadelesinde otuz yılda harcadığı para üç yüz elli milyar dolar Adnan Bey. Üç yüz elli milyar dolarla seksen yedi Atatürk Barajı, yüz Yavuz Sultan Selim Köprüsü, yetmiş Marmaray yapılırdı. On dört ilde altmış iki bin dört yüz kırk sekiz hanede üç yüz seksen altı bin üç yüz altmış kişinin köylerinden göç etmek zorunda kaldığı bir dönem.

ADNAN OKTAR: Bunların hepsine sebep olan Abdullah Öcalan. Adamlar bir ensesini tıraşlıyorlar, bir kafasını tıraşlıyorlar. Adamı yücelte yücelte bambaşka bir şekle sokmaya kalkıyorlar. Yüzbinlerce askerimizi, polisimizi şehit ettiren, azmettiren adamdır. Türkiye’yi ekonomik yönden çok zor duruma sokan, Türkiye’nin yükselişini engelleyen bir adam. Bu adamı baş tacı yapmak istiyorlar. Türkiye’nin fikir babası yapıyorlar. Bir de diyor ki adam; “Vatan, millet sevgisi, vatan, millet bayrak kavramını ben size öğreteceğim” diyor Abdullah Öcalan. Adamlar da ağzı açık bunu dinliyorlar.

Dinliyorum Fikret.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Fériel, Sinan ve Tufan kardeşlerimiz Cezayir’in başkentinde en büyük alışveriş merkezlerinden birinde 26-27-28 Şubat tarihlerinde fosil sergisi gerçekleştirdiler.

ADNAN OKTAR: Çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Çok sayıda ziyaretçiye Yaratılış Atlası’nın tanıtımı yapıldı. Broşür dağıtıldı. Evrim teorisinin geçersizliği anlatıldı. Sergilenen fosiller başta çocuklar olmak üzere alışveriş merkezine gelen çok sayıda ziyaretçinin büyük ilgisini çekti maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Mükemmel olmuş. Çok güzel. Baştan sen bu olayı bir daha anlat.

KARTAL GÖKTAN: Fériel, Sinan ve Tufan kardeşlerimiz Cezayir’in başkentinde en büyük alışveriş merkezlerinden birinde 26-27-28 Şubat tarihlerinde fosil sergisi gerçekleştirdiler. Çok sayıda ziyaretçiye Yaratılış Atlası’nın tanıtımı yapıldı. Broşür dağıtıldı. Evrim teorisinin geçersizliği anlatıldı. Sergilenen fosiller başta çocuklar olmak üzere alışveriş merkezine gelen çok sayıda ziyaretçinin büyük ilgisini çekti.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Mükemmel bir tebliğ yöntemi. Fransızlar bayağı uğraştılar. Fas’ı, Tunus’u, Cezayir’i batırmak için. Darwinist, materyalist yapmak için. Onların yaptığı bütün tahribatı temizliyoruz. Gece, gündüz.

BÜLENT SEZGİN: Amerikalı ünlü şarkıcı Madonna daha önce aşırı sağ oyların artması nedeniyle eleştirdiği Fransa ve Avrupa hakkında bir kez daha eleştiriler getirdi. Madonna, Fransa’nın farklı olana hoşgörüsünü tamamen yitirdiğini söyledi. Avrupa ve Fransa’daki atmosferin kendisine Nazi dönemi Almanya’sı dönemini hatırlattığını söyledi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabii. Gittikçe daha egoistleşip, daha sevgiden uzaklaşıyorlar. Daha yırtıcı, daha vahşi, daha egoist, daha ırkçı bir kafaya doğru gidiyorlar. Madonna insancıl bakan bir sanatçı. Olaylara akılcı yaklaşan bir hanım.

“Ergenekon’la ilgili deliller sahteydi” diyorlar. Sahte değil. Her gün en az on kişi, yirmi kişi şehit ediliyordu. Ülkücü gençlerden beş bin kişi şehit edildi. Bu Ergenekon’un yaptığı bir eylemdi. Türkiye’yi paramparça yaptılar. Bakanlar, milletvekilleri önüne geleni öldürüyorlardı. Şehit ediyorlardı.  

Afyon’da öğrenci evinde kalabalık bir topluluk olarak sizleri dinliyoruz” diyor “arkadaşlarla birlikte.” Bizden parçalar istemişler çeşitli.

“Tayyip Bey hem başkanlık sistemi istiyor, karşısınız, hem Tayyip Hocam diyorsunuz. “ Cihat Kızmaz. Bunlar, “birkaç noktada karşı oldun mu o adamı bitireceksin” kafasındalar. Bu çok yanlış bir şey. CHP’ye karşı olursun, birçok noktada karşı olursun ama CHP’li olursun. AK Parti’ye birçok noktada karşı olursun ama AK Partili olursun yahut AK Parti’yi savunursun.  Ben şu an sağ kitle partisi olarak AK Parti’yi savunuyorum. Tayyip Hoca da PKK’ya karşı tavır alıyor, net bir tavır koyuyor.

“Bugün Diyarbakır’da yapılan PKK Gençlik Konferansı’nda, PKK gençlik yapılanmasını çok kapsamlı örgütlüyorlar. Çok dikkat edilmesi gerekir” diyor. O konferanstan örnekler, resimler göndermişler. Evet, mesela Güneydoğu’da onlar istediği gibi bu tip toplantılar yapabiliyorlar. Sıkıysa Müslümanlar gidip öyle bir toplantı yapsın. Zaten hükümet üyeleri söylüyor “MHP’liler gitsin yapabiliyorlarsa bir yapsınlar bakalım” diyor. “Mardin’de, Siirt’te bir toplantı yapsınlar” diyor. Kardeşim tamam da bunun ayıbından sen sorumlusun. Sen hükümetsin, kolluk kuvvetine hakim olan güçsün sen. Kolluğa talimat ver kolluk kazısın. Anında kazırlar. Kolluk zaten emir bekliyor. Emir vermiyorsun, talimat vermiyorsun kolluk ne yapsın bu durumda? Gidip kendinden bir tavır koyamaz.

“Bize AKP, zaten bir çözüm süreci var birde başkanlık sistemi, iki ana konu olarak buna karşı oldunuz mu zaten AKP’ye karşısınız demektir” diyor. Ne alakası var? Biz, ben mesela zamanında Demirel’i de destekliyordum. Demirel başkanlık sistemini savundu, sonra vazgeçti. Özal da başkanlık sistemini savundu. O zaman bütün halk Özal’ı savunuyordu. Başkanlık sistemini cayır cayır savundu o. Ama destekledik. Başkanlık sistemine karşıydık ve aynısı. Bundan bir şey çıkmaz zaten, başkanlık sisteminden. Tayyip Hoca öyle bir ağız yokluyor şu an. Hiçbir şekilde millet kabul etmez onu.

AYLİN KOCAMAN: Bu kafada olanlar da Adnan Bey, genelde savundukları parti ne derse desin kabul etme şeklinde oluyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet evet. “Eğer partiyi savunuyorsan gözü kapalı ne derse kabul edeceksin” anlamında anlıyorlar. Olur mu öyle şey? Açıkça tavrını koyarsın, yanlış olan hususları eleştirirsin. Ama sağ kitle partisiyse, başka şu an çözüm olmadığı için onu desteklemek durumunda kalıyoruz. Ama daha büyük sağ kitle partisi çıkarsa onu da destekleriz. Daha güçlü parti çıksın onu destekleriz. Ben kendi adıma konuşuyorum. 

“Çok özelsiniz canım Hocam” diyor. “Çok nurlu, çok yakışıklısınız” diyor. “Çok zevkli, çok kalitelisiniz.” Teşekkür ediyorum.

“28 Şubat’ın hayırlı yönleri nedir diye düşünürsek neler bulabiliriz? Hz. Hızır (a.s)’ın bu dönemde etkisi olmuş mudur?” Tabii ki. “Olduysa ne gibi etkileri olmuştur? Anlatır mısınız uygun görürseniz?” En azından yobaz takımı, bağnaz takımı kabuk değiştirdi, şekil değiştirdi. Bunu Türkiye’ye baktın mı hemen görürsün. Bambaşka bir ruha girdiler. Gerçi AK Parti bağnaz değil ama onlar da Saadet Partisi’nden ayrılıp kabuk değiştirdi. Bir kitle partisi oluşturdular, modern sağ kitle partisi. 28 Şubat olmazsa ben böyle bir şey olacağını ben zannetmiyorum. Yani AK Parti’nin doğuşu 28 Şubat’ın etkisiyle olmuştur.

Partinin her dediğini gözü kapalı kabul edersen senin kişiliğin nereye gidiyor? Şahsiyetin nereye gidiyor? Aklın, kültürün, görgün, bilgin nereye gidiyor? Bittin demektir. Olur mu öyle şey?

Evet, Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Merkez Bankası’nın son dönemlerdeki faiz kararlarını eleştirdi. Vatanı satmanın yüksek faizle, kötü yönetimle, emeği heba etmekle de olacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu; “Vatanı satmak kahraman askerlerimizi tehlikeye atmakla olur. Ülkeyi kriz üstüne krize sokmakla olur.  Vatanı satmak bin yıllık kardeşliği bir arada tutamamaktır. Vatanı satmak, yüksek faizle, kötü yönetimle, emeği heba etmekle olur.”

ADNAN OKTAR:  Tayyip Hocam ne diyorsa yerine getirsinler. Faiz düşecek diyorsa yerine getirilsin, tiz. Ama öyle dedikçe dolar daha da yükseliyor, fırlıyor değil mi? Dünyadaki karanlık denge, karanlık olaylar bu yapıyı geliştiriyor. Tayyip Hoca da tabii direniyor ama tek başına yapabileceği bir şey yok.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mardin Nusaybin’de Suriye sınırına Türk askerleri tarafından hendek kazılmaya başlandı. Mardin’in Nusaybin ilçesinde İpek Yolu üzerinden Şırnak sınırına bir uzun menzilli obüs topuyla bir Karayel tankı gönderildi. Genelkurmay Başkanlığı, Suriye’ye ait bir helikopterin sınıra yaklaşması üzerine F16 savaş uçaklarının bölgeye yönlendirildiğini açıkladı.

ADNAN OKTAR: Hayır vardır.

Biraz ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarımızla programımız devam ediyor.

Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Fikret dinliyorum seni.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Yaşar Kemal bugün tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

ADNAN OKTAR: Allah rahmet etsin çok muhterem, terbiyeli, saygılı, nezih, sevgi dolu bir insandı Yaşar Kemal. Herkes sever onu. Bayağı da uzun yaşadı maşaAllah. Kaç yaşında vefat etti?

KARTAL GÖKTAN: Doksan iki.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah makamını cennet etsin. Ailesine de Cenab-ı Allah sabr-ı cemil nasip etsin. Bir tek Allah’tan korkardı, delikanlıydı o, çok efendi bir insandı. Sözü sohbeti güzeldi, zeki bir insandı. İnsan sevgisiyle doluydu, coşkuluydu, gerçek sanatçıydı. Allah gani gani rahmet etsin. Cenab-ı Allah cennette kardeş etsin. Çok sevdiğimiz bir Ağabeyimizdi maşaAllah.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Ukrayna’da savaş bölgesindeki kedilerin fotoğrafları vardı. Ortada fazla dolaşıp kendilerini sevdiriyorlarmış askerlere.

ADNAN OKTAR: Yazık hayvanlara, onları oradan toplamak lazım savaş bölgesinden. Yazık, onlar kaçmayı da bilmiyordur. Ne şeker hayvanlar. Yazık bunlara, savaşta bunları öncelikle boşaltmak lazım oralardan. Bunların güvenlik içinde olacağı yerlere taşımak lazım.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Irak Kürt bölgesel yönetiminin Kobani’ye göndereceği dördüncü peşmerge grubu uçakla Şanlıurfa’ya geldi. Bir süre havaalanında bekleyen grup Kobani’ye geçmek üzere otobüslerle Suruç ilçesine hareket etti.

ADNAN OKTAR: Ama Kobani fosil bir şehir orada ne yapacaklar? Yerle bir olmuş, mahvolmuş bir yer. Açık müze olabilir ancak başka bir şey olmaz. Ayetin işaret ettiği gibi Allah’ın nasıl insanlara felaket verdiğini, dinsizlere nasıl Allah’ın felaket verdiğini, Müslümanlar’ı nasıl kurtardığını göstermesi açısından manidar. Kürt kardeşlerimizi dindar olanları, Allah’tan korkanları kurtardık Türkiye’ye getirdik. Orada öbürleri helak oldular.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD ele geçirdiği yerlerdeki tarihi eserlerin neredeyse tamamını imha ediyor. Son olarak da Musul’da bir arkeoloji müzesindeki tarihi heykellerin tamamını çekiçlerle kırdılar. IŞİD mensupları daha önce de Musul’da on binden fazla kitabın, en az yedi yüz nadir el yazmasını ve Osmanlı imparatorluğu döneminin çok sayıda eserinin bulunduğu Musul Kütüphanesi’ni yakmıştı. Fotoğraflar da vardı.

ADNAN OKTAR: Put kabul ediyordur onlar, o yüzden kırıp yıkıyorlar. Halbuki arkeolojik eser, put niyetine kimse onlara tapmıyor.

Tamam, program bugün bu kadar olsun yarın devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi, yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü