Harun Yahya

Sohbetler (1 Mart 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, sizler de hoş geldiniz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Suudi Arabistan’da umre yaptı. Türk vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine selam verenlere el sallayarak karşılık verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Başbakan Yardımcıları Yalçın Akdoğan ve Numan Kurtulmuş, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da umre yaptı. Erdoğan ve beraberindekilerin Medine’ye gitmesi, Medine-i Münevvere’de Hz. Muhammed (s.a.v)’in kabrinin bulunduğu Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etmesi planlanıyor.

ADNAN OKTAR: Hadi bakalım. Bereketlenirler, nurlanırlar, hidayetlenirler, nura nur katılır, hidayete hidayet katılır, iyi olmuş kalbi ferahlar. İsabet olmuş.

Evet, başka ne var?

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız, Suudi Arabistan’a hareketi öncesi Atatürk Havalimanı’nda açıklama yaptı: “Silahı bırakması gereken bölücü terör örgütünün mensuplarıdır. Eğer burada güvenlik güçlerinin silahı bırakması bekleniyorsa, bu ham hayaldir. Öyle bir şey olmaz. Kalkıp da asker, polis bunlar da silah bıraksın deniyorsa böyle saçmalık olmaz. O silahın hedefi huzurdur, güvenliği sağlamaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok, onların dediği çok açık, yani “Güneydoğu’dan asker-polis çekilsin” diyorlar. Silah bırakma değil, “asker çekilecek” diyorlar, “polis çekilsin, biz kendi askerimizi kendi polisimiz, kendi jandarmamızı oluştururuz orada, meseleyi hallederiz, size gerek yok” diyorlar. “Ama Türkiye bütçesinden an az yarı yarıya bize versin, bizim silahlanmaya ihtiyacımız var, ekonominin güçlenmesine ihtiyacımız var, bunu rica ediyoruz mümkünse” diyorlar. Alay ediyorlar, hükümetin bunu ciddiye alması, çok acayip bir şey. Başbakan yardımcısının, diğerlerin bu konuları ciddiye alması inanılır gibi değil. Adamlar alenen ve açıkça alay ediyorlar, dalga geçiyorlar. Şimdi buna inanmak isteyen aile babaları var gazetecilerden falan, bir kısmı bunların mıymıntı tipler, böyle sırtını yerden kaldıramayan tipler. Düşünüyordur, “bunlarla savaş olsa, mücadele olsa, benim çocuk askere gider, kız evlenemez, çocuğun kariyeri yarım kalır.” Bunların hesapları küçük oluyor. “Bu adamları uğraştırmaya gerek yok, onlar sarhoş gibi kapıya dayanmışlar, federasyon istiyorlarsa verelim federasyonu, kendi başlarına ne yapıyorlarsa yapsınlar, kendi askerini polisini sağlayacaksa o da olur, askerin polisin ne işi var orada çekilsinler, onlar olsun” kafasındalar. “Bir de katillerin hapiste durmasının gereği yok, çıksınlar ne olacak” kafasındalar. Dikkat ederseniz televizyonda bazı yayınlarda böyle kokoş tipler çıkıyor. Kokoş erkek, kokoş kadınlar bazıları, bazı yerlerde tam kokoş muhabbeti yapıyorlar. Uzun uzun böyle, hem para alıyorlar çıktıkları için, hem kafa ütülüyorlar, hem hikaye anlatıyorlar, özetle demek istedikleri şu; “adamların dediklerini yapalım konu bitsin, konu uzayacak yoksa” bu kadar, kafaları bu. Hepsi keyfine düşkün tipler benim dediklerim, benim kast ettiğim belirli tipler. Bu kokoşların rahatı için Türkiye’yi bir felakete sürükleme eğilimindeler. Bu kokoşlar felaketten de habersiz, belanın geleceğinden de habersiz, belanın gelişmesinden de habersizler. Güneydoğu’yu PKK’nın istila etmiş olması da onları rahatsız etmiyor, onlar sadece rahat etmek istiyorlar özetle.

BÜLENT SEZGİN: Çok rahat edeceklerini düşünüyorlar, Allahualem.

ADNAN OKTAR: Edeceğini düşünüyor. “Veririz biter, Türkiye de AB’ye girer, tıkır tıkır işler gider.” Türkiye’nin paramparça olacağını, mahvolacağını, iç savaş çıkacağını, Türkiye’nin haritadan silineceğini düşünmüyorlar. Böyle bir şeyde biz mahvoluruz. Bizi mahvetmeye kalkarlarsa, o zaman kıyamet kopar, buna da müsaade etmeyiz.

BÜLENT SEZGİN: Siz belirtmiştiniz, “korktuğunuzu anlarlarsa çok daha fazla üstünüze gelirler.”

ADNAN OKTAR: Zaten korkaklıkları çok bariz hale geldi. Onları mesela, “sokağa çıkarız ha, şehirlere ineriz” falan. Bunlar uyuyamıyor korkudan bu kokoşlar. Çünkü bunların birçoğu aile babası, aile annesi, kurulu düzeni var, arabası var kapıda, işi var, çekler senetler var, “şimdi iş çıkar” diyor adam. “Verelim gitsin” diyor, çok haysiyetsiz, şerefsiz, namussuzlar böyle tipler, baya karaktersizler. “Affedelim” diyorlar. PKK diyor ki; “eğer af olarak ortaya çıkarsanız, iç savaş çıkar, öyle bir şeyi kabul etmiyoruz” diyorlar. “Af olması için, suç olması lazım. Bizim işlediğimiz cinayetler suç değil, biz gereğini yaptık” diyorlar. Yani Mehmetçiği şehit eden bu alçaklar, bu kahpeler, bu pislikler, “gereğini yaptık biz” diyorlar, “suç yok” diyorlar. “Suç diye ortaya çıkarsanız, iç savaş çıkarırız” diyorlar. Bunlar şimdi onu da düşünüyor, bu iç kahpeler. Yani af değil de salıverme, yani “sadece salıverelim, çünkü suç yok” diyorlar. Onlar da öyle diyorlar, “suç yok” diyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımızın umre görüntüleri vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocamın, göreyim. Güzel güzel, Allah mübarek etsin.

Türk milletini, Türk gençliğini politik bilinçle, siyasi bilinçle eğitmek lazım. Darwinizme, materyalizme karşı eğitilmeleri lazım. Komünist işgale karşı neler yapacakları anlatılması lazım. Vatan, millet, bayrak, din, iman, Allah, Kitap sevgisi gençlere öğretilmeli, kalplerine nakşedilmeli. Adamların birçoğu umursuz, “bıktık usandık, verin gitsin” diyor adam. Baya ahlaksız adam var bu tarzda. Bunları bildikleri için, artık iradeleri güçlü zannediyorlar, ısrarla devam ediyorlar. Bu üsluba çok dikkat etmek lazım, bu oyuna gelinmesin.

“PKK 2000’de Öcalan’ın yakalandığı dönemde silahları bırakma kararı aldığını açıklamıştı.” Şu an 2015. “Öcalan’ın serbest kalması için barış savunması yapacaklarını iddia ettiler. Sonra 2004’te devlet vaatlerini yerine getirmiyor diye yeniden silahlı eyleme başladılar.” Bak devlet bizim dediklerimiz yapmıyor diye. Ne bunlar? İşte Abdullah Öcalan’ın bırakılması, bütün PKK’lıların bırakılması, cinayetin serbest haline gelmesi. “Asker-polis cinayeti zaten bizim meşru hakkımız” diyor PKK. “Siz bunu nasıl suç olarak görürsünüz?” diyor. Yani “nasıl suç olarak görürsünüz,” bir de nasıl affettik dersiniz?” diyorlar. “Bu gayet meşru makul bir şey” diyorlar. “Bir daha böyle bir şey duymayalım” diyorlar.

Televizyonlarda akşama kadar bazı yerlerde, Abdullah Öcalan’ın propagandası yapılıyor. Millet dehşet, ibret ve hayretle izliyor bu aymazlığı. Önü-sonu da gelmiyor, hemen hemen her gün. Israrla dedikleri bu; “siz asker-polis katili ne diyorsunuz, bu çok ayıp” diyorlar, “böyle denir mi” diyorlar. “Onlar gereğini yaptı” diyorlar, “yani olması gerekeni yaptılar, yaptıkları suç değil” diyorlar. “Affetmekten de bahsetmeyin” diyorlar, “direkt bırakacaksınız” diyorlar. Türk milletinin ben bu kadar hakarete maruz olduğu bir dönemi hatırlayamıyorum. Birçok kişinin üstüne, sanki ölü toprağı serpilmiş. Yiyorlar bu hakaretleri. Akılcı gerçekçi bakın olaylara.

ENDER DABAN: Kendi karakollarını kurmuşlar, kendi mahkemeli varmış. Kendi yargılarını yapıyorlar Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii, “Türk mahkemelerine gitmenize falan gerek yok” diyor adamlar. Bir de, “devlete güvenmeyin” diyor. Yazmış zaten, vurmadan önce o aslanımızı, o aslan şehidimizi vurmadan önce, “sen Türk Devleti’ne güveniyorsun ama Türk Devleti seni korumaz” diyor. “Ama bize sığınırsan olur” diyor. “Sen şimdi Türk Devleti’ne sığınıyorsun” diyor, “biz de eni vuracağız” diyor. Adamlar gidip vuruyorlar, “hadi devlet seni korusun şu an” diyorlar. Bunu dedirtmek hükümete yakışmıyor, bu olmuyor. Buna derhal çözüm bulunması lazım. İyi niyet temennileriyle olacak iş değil bu. Felaket her yeri sarmış. Türk tarihine bakıyorum ben, böyle korkunç bir dönem hiç yok. Kim yamuk yaptıysa, karşılığı verilmiş. Kim yamuk yaptıysa, anında karşılığı verilmiş. Bu ahlaksızlara koro halinde methiyeler düzüyorlar. Adamlar her gün ahlaksızlık yapıyor, methiyelerin dozu daha da artıyor. Koro halinde, “bahar çiçekleri açacak, kuşlar cıvıldayacak.” Kurşun sesinden geçilmiyor, bomba sesinden geçilmiyor, etmeyin yapmayın. Sürekli korucu vuruyorlar, asker vuruyorlar, sokağa çıkılamıyor Güneydoğu’da.

1999’da da aynı konuşmayı yapmış bak, ta 1999’da.

ENDER DABAN: Adnan Bey, AK Parti’nin kendi vekilleri, belediye başkan adayları da orada Güneydoğu’da sokağa çıkamıyorlar.

ADNAN OKTAR: Van’dan belediye başkan adayı çıktı, adam küfür, taş yağmuru yağdırdılar. Adam zorbela bir yere sığındı. Asker-polis koruması da yok adamın. Adam, “korkmuyorum sizden” dedi ama adamı ezdiler orada ve orayı BDP aldı, eze eze. Çünkü adamlar baktılar, bu vaziyette belediye başkanlığı yapamaz. Sokağa çıksa kafasına taş yağdırıyorlar, “o zaman başkasını seçelim, BDP’liyi seçelim” dediler. Bu durumda Güneydoğu’daki seçimler geçerli olmaz. Can güvenliği, mal güvenliği sağlanmadan, PKK kazınmadan, PKK tehdidi ortadan kalkmadan, PKK’nın namluları milletin yüzünden kaldırılmadan, orada seçim olmaz, orada yapılan seçim de geçerli olmaz. Tehditle yapılan seçim hiçbir şekilde dünyanın hiçbir yerinde geçerli olmaz, demokratik ülkeler için diyorum.

BÜLENT SEZGİN: 1999’da aynı çağrıyla ilgili haber vardı. Resmi gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

BÜLENT SEZGİN: “Apo’dan PKK’ya ‘silahı bırakın.’ PKK’yı 1 Eylül 1999 tarihinden itibaren silahlı mücadeleye son vermeye ve Türkiye’yi terk etmeye çağırıyorum.”

ADNAN OKTAR: 1999 tarihinde. Şimdi bu kadar aymazlık olur mu? Bu kadar saflık olur mu? Adam dalga geçiyor, alay ediyor alenen. Bak 99’da aynısını söylüyor, sonra yine aynısını söylüyor, arkasından başka bir tarihte yine aynısını söylüyor, alay ediyor, dalga geçiyor, inanıyorlar buna. İnanılır gibi değil, mucize bu.

Göster o 99’daki kupürü bir daha. Oku.

BÜLENT SEZGİN: “Silahı bırakın çağrısı. ‘PKK’yı 1 Eylül 1999 tarihinden itibaren silahlı mücadeleye son vermeye ve Türkiye’yi terk etmeye çağırıyorum.’”

ADNAN OKTAR: Abdullah Öcalan diyor bunu.

BÜLENT SEZGİN: Evet. “Apo’dan PKK’ya çağrı.”

ADNAN OKTAR: Bakın, şimdi de aynısını söylüyor. O zaman da inanıyorlardı buna, şu anda da inanıyorlar. Adam, “adam felsefeci dürüst adam” diyor, çok yattı” diyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey sizin dediğiniz gibi, “bırakırlar, şimdi de aldık derler” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii. Zaten şimdi silah bırakmaya çağırmıyor. Silah bırakma çağrısı yapan kongre yapmaya çağırıyor. Hangi PKK’lı böyle bir şeyi kabul eder? Silahı bıraktığı an, oradaki halk onların ümüğüne çöker. Kürt kardeşlerimiz onları darmadağın ederler, silah bıraktıklarında. Ama silah elindeyken Kürt kardeşlerimiz bunlara bir şey yapamıyor ve dediklerini yapmak durumunda kalıyorlar. “Kaldır kolunu” diyor gidiyor, “git şu partiye oy ver” diyor onu yapıyor. “Şuraya git” diyor, “şunu yap” diyor onu da yapıyor, “çocuğunu bize ver” diyor, veriyorlar. “Para ver” diyorlar, veriyorlar. Silah yüzüne çevrilmiş çünkü.

GÖKALP BARLAN: Açıklamalar da yapıyorlar, silah bırakmayacaklarını, sadece özerklikle mümkün olur diye defalarca açıkladılar.

ADNAN OKTAR: Evet. Çağrının çağrısı olmuş oluyor, yani silah bırakma çağrısının, çağrının çağrısı. Buna inanması insanların hayret verici. Günlerden beri basın bayram yapıyor bazı gazeteciler, bazı kişiler. “O yapacağını yaptı hadi sıra bizde” diyorlar. “Tarihi gün” diyorlar, “Türkiye huzur dönemine giriyor” diyorlar. Güneydoğu komple gitmiş, nerenin huzur dönemi? Kuzey Kore gibi Allah vermesin, sokakta adım atılamıyor.

BÜLENT SEZGİN: En son 10 bin silah dağıtmışlar Adnan Bey bölgede.

ADNAN OKTAR: 10 bin silah. Daha halen de devam ediyorlar silahlanmaya.

PKK’nın namluları Kürt kardeşlerimizin üstünden bir kaldırılsın. MHP de yüksek oy alır, CHP de yüksek oy alır, AK Parti de yüksek oy alır. Ama BDP’ye oy çıkmaz. Çıksa da işte sıfır virgül sıfırlı oy çıkar. Şu anki güç, silahtan kaynaklanıyor. O yüzde silahı hiçbir şekilde bırakmazlar. Yani Türk milletini bununla oyalamasınlar. Burada amaç ne ben bunu da anlamadım, bırakmayacakları açık. Adam silah bıraktığında, Kürt halkı onları, Kürt kardeşlerimiz sille-tokat kovalar. Bir tane PKK’lı bırakmazlar. Ama silah onlara saygıyı sağlıyor. Şu an televizyonlardaki o kokoşların hürmet dolu konuşmaları, ezik ve korkak o konuşmalarının nedeni, PKK’nın silahıdır. Acayip hürmetli, neredeyse PKK militanı gibi konuşuyorlar. Kanuna uygun konuşmaya çalışıyorlar ama kendilerini kontrol edemiyorlar. PKK hayranlığı, Abdullah Öcalan’a hayranlık dillerinden akıyor adeta.

İran bir tehdit ediyor PKK’yı, PKK ta iliklerine kadar köpek gibi titriyor. Ve ne diyorsa yapıyor İran. Kardeşim Türkiye’nin ne özelliği varda gelen kafa tutuyor, giden kafa tutuyor. Bu kabadayılığı bize niye yaptırıyorsunuz? İran kendine kabadayılık yaptırıyor mu? Yaptırmıyor. Halbuki biz, PKK’yı yerle bir edecek güce sahibiz. İran’dan çok daha güçlüyüz kıyası kabil değil. Yetişmiş insan gücümüz bizim çok fazla, asker polis kalitemiz çok çok yüksek, savaş gücümüz çok yüksek. Pilotlarımız olsun, komandomuz olsun. Dünyada birincilik alan, evsafı yüksek kalitesi yüksek son derece seçkin insanlar. Yerle bir ederiz ama adım atamıyoruz gerçekçi ol.

Cihat Kuş, deminki scn gitme rumuzlu kim bu? Cihat Kuş; “Şehit haberlerinin gelmeyecek olması, huzurun ve barışın ortamının sağlanması, silah tüccarı ağalarını kızdırdı mı?” “Şehit haberlerinin gelmeyecek olması” kardeşim ikide bir şehit haberi geliyor. Güneydoğuda vurulan Müslüman gençleri bunlar şehit kabul etmiyor herhalde, vurulan askerleri, vurulan polisleri şehit kabul etmiyorlar. Bir kere sen vurulmasan dahi Güneydoğuya giremiyorsun. O vatan toprağını adam Kuzey Kore haline getirmiş adeta. Güneydoğu’yu almış adamlar adeta. Böyle rezalet olmaz. Barış ortamı sağlanmadı, Güneydoğu’yu adeta teslim ettiler. Böyle bir şey yok. Adam tabii ki silah tüccarına ihtiyaç olmaz, çünkü Türk ordusuna silah teminini istemiyor adamlar zaten. “Türk ordusu silah almasın” diyorlar, “kale kolda yapmasın, Güneydoğu silahlı kimse gelmesin” diyorlar. Asker, polis çekiliyor Güneydoğu’dan, dolayısıyla silah girmiyor. Peki, PKK ne yapıyor? Oradaki on binlerce silahı orada Kürt kardeşlerimize kullanılmak üzere PKK’ya dağıtıyor, yeraltına silah yığıyor. Peki, bu ne olmuş oluyor. Amerika, Avrupa PKK’yı silahlandırıyor ve açıkça söylüyorlar diyorlar ki “ağır silahlar vermemiz gerekir” diyorlar, PKK’ya ve ağır silah veriyorlar. Sen ne diyorsun? “Silah tüccarı ağaları kızdırdı mı? diyor, “bari şu ortamınız sağlamlaşsın” Yağmur gibi silah yağıyor PKK’ya şu an. Amerikan silahları Avrupa’dan, Belçika’dan, Norveç’ten, İngiltere’den yağmur gibi silah yağıyor ve ağır silah gönderiliyor şu an. Eskiden hafif silah gönderiyorlardı şu an hafif silah gönderiyorlar. Türk ordusuna silah gitmesi yasak. PKK’ya silah serbest şu an. Türk ordusunun silahlanmasını istemiyorlar. Mesela PKK’nın silahlarının menzili iki bin metre. Türk askerinin sekiz yüz metre, bin metre, o da yeni silahlar, en gelişmişleri bin metre. Bin metre bile olmadı, sekiz yüz metre. Onlarınki iki bin metre menzilli, yani iki kilometre menzilli, kurşun sıktıklarında. Türk ordusunun ki sekiz yüz. Avrupa en gelişmiş silahlarını PKK’ya dağıtıyor. Ve defalarca resmi açıklama yaptılar “PKK’ya silah vermemiz gerekiyor” diye. Ve bu demeçlerden sonra da yağmur gibi silah yağmaya başladılar. Türk halkı bu konuda aldatılıyor. Türkiye’ye silah vermiyor Avrupa ve Amerika. PKK’ya ağır silah yardımı devam ediyor. Helikopterle getiriyor, şemseyle getiriyorlar her yoldan getiriyorlar silah dağıtımı devam ediyor, daha ziyade havadan atıyorlar. Geçenlerde bir kısmı IŞİD’in eline geçmişti, muazzam silahlar.

“Doğuda büyük ayaklanmaya ramak kaldı parklidin geçmesini bekliyorlarmış.” Ne demek parklid? Doğuda büyük ayaklanmaya kimsenin niyeti yok. Kürt kardeşlerimiz, Kürt annelerimiz, Kürt bacılar öyle belalardan hep beridirler, öyle pisliğin içine girmezler. Gidin Güneydoğu’da sorun “ayaklanmaya niyeti olan var mı? diye, bir kişi bulamazsınız. Ama PKK silahı dayarsa Güneydoğu’da halka, “çıkın evden, al şu silahı eline” derse “dizilin önümüze yatın silah sıkacaksınız” derse, Allah vermesin birçoğuna bunu yaptırabilirler. Ölüm korkusuyla bunu yaptırabilirler. Eğer silah sıkmazsanız, biz size sıkacağız derseler, bunu yaptırabilir, Allah muhafaza. Türkiye’ye silah vermedikleri için, Türkiye Çin’den silah alıyor. Avrupa silah vermiyor ama PKK’ya veriyor. En gelişmiş silahları mesela tank savarlar veriyor, tank mayınları veriyor, ağır makinalı tüfekler veriyor, bazukalar veriyor. Türkiye o zaman diyor ki; “Madem Avrupa silah vermiyor, bende Çin’den alayım.” ‘O zaman seni Avrupa’dan çıkarırız’ diyorlar. Böyle bir ahlaksızlık içindeler. PKK’ya veriyorsun “ona veririz” diyorlar “sen bizim keyfimize karışmazsın” diyorlar. Türkiye’ye daha öncede böyle meydan okumuşlardı, rahmetli Atatürk hepsine nal toplattı, kaçacak delik aradılar bir avuç askerle. Hatırlıyorsunuz Kurtuluş savaşında. Fransızlar darbela kaçtılar, Yunanlar darbela kaçtılar, İtalyanlar nallarını bırakıp kaçtılar, İngilizler kaçtılar. Hepsini darmadağın etti Türk milleti. Yine gerekiyorsa, yine yaparız. Biz böyle hakaret istemiyoruz. O hakaret edenlerin ağzını yırtacağız biz, kanunla hukukla. Biz böyle pislik istemiyoruz. Bir kısmının mayası geniş adamın, adamın sistemi geniş. Hakaret ediyorlar, iftihar ediyor. Katillerle kol kola, katil propagandası yapıyor, “doğru” diyor “hakikaten ne cinayeti cinayet işleme öyle bir şey yok” diyor “asker, polis vurmaları gayet normal, adam ne yapsaydı” diyor “af demeyelim tabii ki, salıverme diyelim” diyor.

Amerika mesela YPG’ye uçak savar verdi. Kime karşı? Türk uçaklarına karşı veriyor. IŞİD’in uçağı yok, Türkiye’ye karşı veriyor. YPG zaten Suriye’yle iç içe.

“Çözüm süreci denilen şeyi eleştirdiğimizde, ‘siz kan dökülsün istiyorsunuz, daha ne kadar olsun’” diyorlarmış.” Akla bak, kardeşim çözüm süreci dediği; senin anana, bacına küfrediyor, senin namusuna yelteniyor, senin ırzına hakaret ediyor, “senin vatanını, milletini, bayrağını elinden alacağım” diyor “devletini yıkacağım” diyor. Adamda diyor ki, ”kan mı dökülsün” diyor, “kabul edeyim bari” diyor. Ahlaksızlıktır bu yaptığın, terbiyesizliktir, vicdansızlıktır. İnsan haysiyeti için, şerefi için, namusu için, vatan için, bayrak için, Allah için gerekirse defalarca şehit olur, dirilir dirilir yine şehit olur gerekirse. Ahlaksızlığı bırakın “kan dökülürse” diyor. Sen zaten o cesareti gösterirsen, o it gibi korkar. Senin korkaklığından böyle itlik yapıyor onlar. Adam görüyor korktuğunu, sen korktukça üstüne geliyor senin işte. Anlamış ahlaksız olduğunu, basit olduğunu. Erkek kokoşlar kadın kokoşlar, tir tir titriyorlar birbirlerine sarılmışlar, “PKK geliyor, ne diyorsa yapalım” diyorlar böyle ahlaksızlık olmaz.

Sayın Devlet Bahçeli haklı, Allah razı olsun. Bak kükresin dedim, kükrüyor hakikaten. Kükremesiyle yıkılsın ortalık. Yani yıkılsın derken, zangır zangır sallansın. Bahçeli devam etsin, büyük belanın içindeyiz. Tehlike büyük. Bir şey olmadı. Gitti Güneydoğu kardeşim. Gitti. Adamlar Kuzey Kore’ye çevirdiler Güneydoğu’yu. Bir şey yok diyor. Kardeşim nasıl bir şey yok. Gidemiyorsun.

BÜLENT SEZGİN: Çoğu yere Türk bayrağını koyamıyorlar Hocam.

ADNAN OKTAR: Kardeşim Türk bayrağını her yerden kaldırtmışlar. Bir tek resmi kurumlarda var. Böyle rezalet olur mu? Ben böyle hakaret, böyle bir korkunç dönem hiç hatırlamıyorum. Osmanlı tarihini ince ince okudum, araştırdım hiç böyle bir şey yok. Dehşet verici bir şey bu. Bunu bize normal gibi göstermeye çalışıyorlar. Adama küfür ediyor. Anasına küfür ediyor. Bacısına küfür ediyor. Dine, imana hakaret, saldırıyor. Adam yağmur yağıyor zannediyor. Bu ne haysiyetsizliktir kardeşim. Canın ne kadar tatlıymış. Ne kadar anormal insanmışsın sen. Böyle olmaz. Gereği yapılsın. Bak İran kabadayıca tavrını koydu, köpek gibi korkuyor şu an PKK. “Ne diyorsa yapalım” diyorlar, “aman onlarla karşı karşıya gelmeyelim” diyorlar. Türkiye bunu nasıl yapamaz kardeşim. Bunun neyini bekliyorsunuz. Tayyip Hoca, maşaAllah delikanlı o, kabadayı o. Mesela burada demagoji yaptılar, hemen tak cevabını verdi. Lafı uzatmayın, lafı lastiklendirmeyin. Doğrusunu konuşun diyor. Ama onu da yalnız bırakmanın peşindeler. PKK pislik, kahpe, kalleş bir mafya örgütüdür. Türkiye’de de mafya mensupları var Türkiye’de değil mi? Şimdi biz mafyayı aşağıladığımızda sen Türklere laf mı söylüyorsun diyen birisi bana gelirse, bende onun yüzüne tükürürüm yani. Mafya ayrıdır, Türk milleti ayrıdır. Mesela Laz, kardeşlerimiz Karadenizli kardeşlerimiz işte oradan mafya mensupları çıkıyor. Biz onları eleştirdiğimizde, Karadenizlilerin hepsini mi eleştirmiş oluruz. Sadece o alçakları eleştirmiş oluruz. Kan dökenleri eleştirmiş oluruz.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Sayın Devlet Bahçeli’nin bugünkü açıklamalarından bir bölüm okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Şöyle diyor Sayın Devlet Bahçeli; “PKK Türkiye’den toprak almadan silah bırakmayacaktır. PKK hain amaçlarına tam ulaşmadan silahları gömmeyecek. Namluyu indirmeyecektir. Aksini iddia eden varsa, ya şerefi yoktur ya da aklı ve mantığını hazzettirmiş bir sefildir. Yüzyıl öncesinde de bile böyle kepazelik görülmemiştir. PKK’nın silah bırakacağını iddia etmek, bu yolda milleti avutup, oyalamak tamiri imkansız bir şuursuzluktur. PKK’dan kongre toplayıp karar almasını ummak, buna da payanda olmak saflık değilse, ihanet ve suç ortaklığıdır.”

ADNAN OKTAR: Devlet Bahçeli çok mübarek bir insan. Bu berrak bir kafa, berrak bir akıl, işte böyle konuşulması lazım. Sayın Bahçeli Allah razı olsun, o benim dediklerimin aynısını tekrar ediyor adeta. Ve daha tabii güçlü vurgularla, daha şiddetli vurgularla anlatıyor. Ama mantık aynı. İşte o aldığı terbiyeden kaynaklanıyor. Sayın Başbuğ, rahmetli zamanında müthiş bir siyasi şuurla bu gençleri yetiştirdi. Bahçeli, Başbuğ’un elinde yetişti. Ve bu şuur hiç kaybolmuyor. Mesela biz şuan kendimizi parçalıyoruz anlatacağız diye. Ama mesela benim bir ülkücüye bunu anlatmama gerek kalmaz. Hemen anlar. Hemen belayı anlar. Bu durumda seçim olmaz. Seçim iptal edilsin. Güneydoğu’da PKK kazınmadan seçim olmaz. Seçim geçerli olmaz. Hukuken de geçerli olmaz. Silah tehdidiyle yapılan seçim nasıl geçerli olsun? Adamın kafasına sen silah dayayacaksın, adama oy kullandıracaksın, diyeceksin ki bu oylar geçerlidir. Geçerli olmaz. PKK silah bırakmaz. PKK niye silah bıraksın kardeşim? PKK silah bıraktığı an, adamları darmadağın ederler yani. PKK tarihe gömülür ondan sonra. BDP’ de tarihe gömülür. Konu biter, kökten biter yani. Adamları bu kadar enayi görmeleri de çok acayip. Tamam, adamlar komünist, Stalinist, PKK’lı ama zır aptal değil yani. Adam, Türkiye’yi bölmek için uğraştı. Adam ya herrü, ya merrü diyor. İşte vakit geldi diyor.

KONUK: IŞİD’den etek giyip kaçtılar.

ADNAN OKTAR: IŞİD’den it gibi korkuyorlar. İran’dan it gibi korkuyorlar. Türkiye’den sıfır korkuları, hiç korkmuyorlar. Kendini kandıran politikalarla olmaz. Gerçekçi bir politika gerekir. Sayın Devlet Bahçeli, çok akılcı davranıyor. MHP’nin tavrını çok net erkekçe, delikanlıca, Müslümanlıca konuşuyor. Aklı başında insanın yapacağı budur. Herkes bunu yapar. Hangi ülke olsa bunu yapar. Yani MHP’nin yaptığı açıklamayı bölgedeki hangi ülke olsa bunu yapar. Sayın Kılıçdaroğlu net böyle yiğitçe, delikanlıca tavrını ortaya koysun. Yani MHP’nin üslubuyla, açık tehlikeyi dile getirsin. O zaman AKP’nin eli de güçlenir. AKP’nin eli yavaşlıyor. Gücünü kaybediyor AK Parti o zaman.

KONUK: Hocam, Atatürk’te; “Komünistleri her gördüğü yerde başı ezilmelidir” diyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii. Türk milletinin en büyük düşmanı komünistliktir. “Behemehal her gördüğü yerde ezilmelidir” diyor, Atatürk. Atatürk çok sağlam bir delikanlı. Çok sağlam bir Türk yiğidi, maşaAllah. Mesela bu PKK olayı olacakta Atatürk, ne yapardı? Tahmin edebiliyorsunuz değil mi? Tozunu, dumanına katardı onların. Allah Allah dedirttirirdi onlara, tekbir getirttirirdi Atatürk. Bu nedir böyle? CHP gençliği sağlam delikanlıdır onlar, cesurlar. Türkiye’nin bölünmesini istemezler. CHP gençliği Güneydoğu’da gezemiyor. Mardin’de gezemiyor. Mardin’de bir toplantı yapamıyor CHP gençliği. Ne Siirt’te hiçbir yere gidemiyorlar. CHP gençliği bu duruma tavır alsın. İstediği gibi Mardin’de, Siirt’te kendi vatanında yani toplantı yapabilsin, sohbet yapabilsin, gezebilsin, konuşabilsin, örgütlenebilsin. Bu şekilde olması, büyük bir felakettir. Bu adamları tavizle bir yere varılamaz. Ve tavizde, aklı başında bir insanın yapacağı bir şey değil. Sadece bir aşağılanma ve insanı küçük düşürmesidir. Haysiyeti, namusu, şerefi olan bir insan, PKK’ya taviz vermez. Derhal gereğini yapar. Yani taviz derken, çirkin şeyler. Yani vatan toprağını onlara teslim etmek. Yani bunlar iğrenç şeyler. Bunlara CHP gençliği kesin tavır alması lazım. Sadece Kılıçdaroğlu’yla olmaz. Gençlik desteklesin Sayın Kılıçdaroğlu’nu, o da gerekeni yapsın, MHP ile bir tavır alsınlar. Şimdi PKK’nın Türkiye’yi işgal planını anlatan o filmi izleyelim, devam edeceğiz hanım kardeşlerimizle.

BÜLENT SEZGİN: Videomuzla programımız devam ediyor şu anda.

Yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: “İlk defa dinliyorum sizi. Ancak söylenmenizi engellememek adına hala hükümetin size bir şey yapmamış olması çok enteresan. Vallahi bravo size” diyor, Serkan Özerk.

Bu hükümetten ne kadar korkuyor adamlar. Tabii eleştirirsin kardeşim. Bizim eleştirilerimiz haklı, doğru eleştiriler. Faydalı yönlerini de takdir ediyoruz. Ama orada çok büyük hata yapıyorlar eleştirenler. Yani sanki hiç faydalı bir şey yapmamış gibi. Faydalı yönlerini söyle. Yanlış yönlerini de söyle. Faydalı yönlerinden tek kelime konuşmuyorlar. Ama yanlış yönlerini biz tabii yeri göğü yıkarız gerekirse, anlatırız.

Murat Aydın; “Zekeriya Öz, sürekli Adnan Hoca Efendi’nin yazılarını retweetliyor. Hey hat” diyor. Niye olmasın? O vatan evladı değil mi? Bayağı hizmeti oldu. PKK’nın kafasının ezilmesinde aslan gibi ortaya çıktı, hayatını ortaya koydu, gayet güzel mücadele etti, ellerine sağlık. Yedi ceddine rahmet olsun. Bugün Ergenekon kazındıysa, Ergenekon Terör Örgütü terör çetesi yerle bir olduysa, Zekeriya Öz’ün vesilesiyle olmuştur, onun yiğitliğiyle olmuştur. Onu ve bu konuda hizmeti geçen hâkimleri kutluyorum, tebrik ediyorum.

“Ben bir parti yöneticisiyim ve kurucusu da biziz” diyor, “Güneydoğu’da teşkilat açmak isterken, ‘bize bayrağınızı asın ama sakın ha Türk bayrağını asmayın’ şu an böyle söylüyorlar” diyor. Hakikaten hiçbir yerde Türk bayrağı yok, birçok yerde yok.

Bir astsubay arkadaşımız diyor ki; “Biz burada azınlığız, kışladan dışarıya çıkamıyoruz” diyor. Bunlar çok ürkütücü.

“Kadın cinayetlerine ‘dur’ de.” Ama bu “dur” demeyle olmaz; Darwinist, materyalist eğitimin durdurulmasıyla olur. Adamı sen Darwinist, materyalist eğitirsen, o karşısındakini böcek gibi görüyor. Öldürür de, asar da, keser de. Manyağa, deliye dönüyor adamlar. Ama tabii ki bu tür güzel çalışmalara destek verilir ama bir faydası olmaz. En güzel yöntem eğitimdir. Allah korkusunun kalplere nakşedilmesi, Darwinist, materyalist sistemin durdurulması.

Türk Bayrağı’nın Güneydoğu’da asılması için diyorlar ki; “istiyorsanız bayrağınızı asabilirsiniz, bizim için mahsuru yok” diyorlar. Adamlardan sanki izin almamız gerekiyor, bir de bir lütuf gibi! Yani böyle bir olay hiç tarihimizde olmamış. Yani Türk tarihinde yok böyle bir olay. Böyle bir felaket hiç yok, hiç yaşanmamış.

PKK ile ilgili film seyretsin kardeşlerimiz, biz gidelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü