Harun Yahya

Sohbetler (3 Mart 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Ama kiminle başlıyoruz? Çok sevdiğimiz birisiyle başlıyoruz. Tanıt.

ALTUĞ BERKER: Savaş Hacıoğlu Bektaşi Babamız. Biz kendisiyle Ankara’da müşerref olduk. Ehlibeyt İnanç Şurası’nda tanıştık. Sayın Başbakanımız’ın da iştirak ettiği toplantıydı. Sonra İstanbul’da Sevgi Dili programımıza lütfetti kendileri. Gayet güzel anlatımlar yaptı hem Hz. Mehdi (a.s) ile hem Allah sevgisi ile hem Hz. İsa (a.s) sevgisi ile. İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bu sefer oldu. Muhterem Hocam şimdi biraz siz konuşun, ben kendimce bir cesaret gösterip bir şeyler konuştum.

SAVAŞ HACIOĞLU: Estağfirullah. Tarik-i nazenin, Bektaşiler’iz, Erenler’deniz. Kendimiz kadar bu yolda yürüyoruz. Hz. Pir’in kurduğu yol çok mükemmel bir yol, eksiklik varsa biz kendimizde arıyoruz, buluyoruz. Çünkü onun biçtiği kisve kimsede eğri durmaz efendim. Eğer bizde eğri duruyorsa eğrilik bizde demektir. Kendimizi sorgulayan, kendimizi tartıp biçen, öz eleştiriye açık olmaya çalışıyoruz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Elhamdülillah.

SAVAŞ HACIOĞLU: Çünkü nazenin yolun ismi ama nazende olacak olan nihayetinde benim, olmak zorundayım.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

SAVAŞ HACIOĞLU: O üsluba, o inceliğe, o muhabbete, o feyze olmak zorundayım ki Bektaşi olduğum ortaya çıksın yoksa sadece iddia makamı olur, sadece vizit kart vermiş olurum, ben olmam. Bunun delili ben olmak zorundayım efendim.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah. Görüyor musunuz güzelliği? Doğru muymuş anlattıklarım? Daha kıvılcımını görüyorsunuz. Osmanlı ecdadımız Bektaşiliğin güzelliğini fark etmiş, Osmanlı ordusu Bektaşi olmuş, ordunun tamamı. Bak, Osmanlı ordusu dikkat edin, Osmanlı ordusu paşaları dahil, erleri dahil Bektaşi olmuşlar. Birçok Osmanlı padişahı da Bektaşi’dir. Onun güzelliğini, oradaki inceliği fark eden Bektaşiliğe aşık olur, kalbine ferahlık gelir. Hacı Bektaş’ın bir resmi vardı böyle kucağında hayvanlar sever onları, aslan, değil mi? Ben ta çocukken o zaman Hacı Bektaş’ı çok sevmiştim o resimden. Çocukken, hiçbir şey bilmiyordum ama orada o mübarek insanın ne kadar insan sevgisiyle dolu olduğu, ne kadar Allah sevgisiyle dolu olduğunu o resim çok güzel anlatıyordu. Hacı Bektaş kasabasına gidince oranın halkıyla konuştum, ben orada bir yerde misafir kaldım. Akıl almaz olgun insanlar. Ben bağnazlarla da konuştum, birçok kişiyle konuştum ama bağnazların birçoğu olgun olmuyor. Çok nadirdir. Ama Bektaşilikte bağnazlık yok. Bakın, dikkat edin geçenlerde de yine Bektaşi Babası’yla konuştunuz ne kadar coşkulu, ne kadar candan, ne kadar berrak. Bak yine Hocamız’ı, Şeyhimiz’i görüyorsunuz üslubu ne kadar güzel ve ne kadar mütevazi. Kendine hiçbir şeyi almıyor. Bazı şeyh efendiler var bütün keramet onda toplanmış havasında. Ama bak Hocamız hiç kabul etmiyor, diyor “ne varsa silsile de var” diyor, maşaAllah. Hacı Bektaş Veli hakikaten Türk milleti için çok büyük bir nimettir. Elhamdülillah. Allah öyle bir güzellik vermiş. Bağnazlığı da darmadağın etmiş. Yoksa bağnazlık yakar atardı Anadolu’yu. Hacı Bektaş’tan sonra Atatürk ortaya çıkmış, o bağnazlığın bütün kapılarını kapatmış. Ama Hacı Bektaş sevgiyle, coşkuyla, derinlikle, Allah ile derin bağlantıyla bu güzelliği elde etmiş. Keşke zamanında yaşasaydık. Keşke dergahında olsaydık ne kadar güzel olurdu ama güllerine ulaştık, o da olur. MaşaAllah. Allah ömrünüzü uzun etsin, çok güzel bir yere intisap etmişsiniz Allah bereketinden istifade etmeyi nasip etsin. Bizlere de inşaAllah bu güzellik ulaşır, bizler de layık oluruz. Allah kalbinize ferahlık, suhulet, iyilik, güzellik versin. Çok sevindim maşaAllah böyle güzel bir yolda bu genç yaşınızda güzel bir yol almış olmanız, bu olgunluğa ulaşmış olmanız bize bir sevinç verdi. Bektaşilik cahil cühela arasında yanlış bilinir. Onların o kara kafasında, kara dünyasında her şey karadır. Kendi de karadır, çoluğu çocuğu da kapkaradır, Bektaşilik de kapkaradır. Bir türlü anlamaz o sevgiyi. Mübarekler böyle ilmek ilmek ilmek Anadolu’yu o çileyle örmüşler, o kadar zor ki o ortamda Bektaşiliği yaymak. Bu bir harika yani ocağın bereketinden. Hocam çok daha iyi bilir ben onun yanında böyle konuşuyorum, “cahil cesur olur” derler Hocam.

SAVAŞ HACIOĞLU: Çok güzel anlatıyorsunuz efendim. Ne demek?

ADNAN OKTAR: Allah razı olsun. Ne cesaret ya, maşaAllah. Ne kadar zor bir şey mesela köylerde kasabalarda dervişler üstünde bir hırka, üstünde mazlum bir görünüm zaten mazlumlar, dağ bayır geziyorlar köyleri. O kadar tehlikeli bir hayat ki. Ama Allah’a teslim oldukları için ne bulursalar yiyorlar, ne görürlerse ondan bir zevk, hoşluk alıyorlar. Allah ne konuşturursa da onu söylüyorlar. Bayağı güzel. Hocamız’dan dinleyelim bir şeyler.

SAVAŞ HACIOĞLU: Yol, yürüyebildikten sonra herkes içindir. Çünkü biz delalete götürenin biz yol olduğunu düşünmeyiz, delalete götürenin insanın kendi zannı olduğunu biliriz. Çünkü “ihdin-es sırat-el müstakim” doğru yolun da eğri yolcusu olmaz onu da biliriz. Doğru yolun doğru mükemmel yolcusu olacak olan insan, nihayette yürüyecek olan insan, pişmesi gereken insan. Bütün işimizin insanla olduğunu biliriz. Çünkü Erenler yolu en mükemmel kuruluş. Ben de mükemmel olacağım ki Hocam yürüyeyim. Benim mükemmelliğim yoldan başka olmak zorunda, bu benim gittiğim mürşitle olmak zorunda, rehberimle olmak zorunda ki doğru yolun eğri yolcusu olmayayım, yoldan çıkmayayım. Nihayetinde bizim kendimizle yapacak çok işi olan insan olduğumuz önümüze kondu bizim Bektaşilik’te. Benim şimdiye kadar kendimle yapacak hiç işim yoktu. Fakat Bektaşilik benim gerçeğimi önüme koydu. Erenler bana dedi ki; “Senin seninle yapacak çok işin var.” Bir kere bana kendimi gösterdiler ben de öyle gördüm öyle feyizlendim hakikaten kendimi farklı muhatap almaya başladım. Ne kadar doğru oldukça Hocam, doğru yolda o kadar farklı ilerlediğimi anladım.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah. Bektaşiliğin çok derin sırları vardır, çok çok derin sırları vardır. O sırra herkes erişemez. Layık olursan, uğraşırsan, Erenler uygun görürse o sırrı alıyorsun mesela bu çok şahane bir şey. O kırk yıl dergaha odun taşıma var ya, düzgün odun taşıma onun sırrı burada. Orada tabii sembolik bir anlatım var yani orada anlatılan o. Mesela Allah dilini çözüyor Yunus Emre’nin, vesile ediyor şeyhini; kardeşim o sözler, o konuşma açıkça ilham, nefes kesici, okudukça insanın içi açılıyor.  Mesela o yine dergahın, yolun güzelliğini gösteriyor o güzel şiirler, Yunus Emre’nin şiirleri. Bak, nasıl emek veriyor, nasıl sabırlı, nasıl bekliyor? Daha önce öyle bir şey yok. Öyle bir konuşması, öyle bir hitabeti, öyle bir anlatımı yok. Ama Allah öyle bir güzellik veriyor ki o sabrına karşılık, şeyhini vesile ediyor, dili bir açılıyor yağmur gibi güzellik, bereket yağıyor maşaAllah. Allah razı olsun.

SAVAŞ HACIOĞLU: Dosdoğru olan Hocam aslında Yunus’tur. Dergaha eğri odun bile layık görmeyecek dervişlik üslubunda olabilmek, o doğrulukta olabilmek. Çünkü herkes getirdiği ile giriyor, söylediği ile giriyor. O doğruluk da bir derviş olabilmek. Düşünebiliyor musun beş dakika sonra yakacaksınız Hocam, odun yok olacak ama onu bile layık görmeyecek doğrulukta, üslupta olabilmek, Bektaşi dervişi olabilmek bu.

ADNAN OKTAR: Bu ne kadar acayip bir şeydir. Bak, çileye bak. Yıllarca yani bir gün, iki gün, hiçbir çıkarı yok Allah rızası için. Sevginin gücüne bak ve onun ruhundaki tecelliye bak. O şiirleri mesela bak şu an insan dinlemeye doyamıyor, söylemeye doyamıyor. Yüzyıllardan beri söyleniyor, defalarca duyduk çocukluğumuzdan beri, asla doyulmuyor. Öyle bir güzellik maşaAllah. Allah ömrünüzü uzun etsin. Allah kalbinize inşirah, ferahlık versin. Allah sayınızı artırsın. Dergahın güzelliğini, nimetini Allah sizlerde tecelli ettiriyor bu bize sevinç veriyor. Bektaşiliği biz eskiden duyardık ama çok kapalıydı, biraz örtülüydü. Allah üstündeki örtüyü açtı Bektaşiliğin, bütün ihtişamıyla, güzelliğiyle görmeye başladık. Allah nurunuzu bütün dünyaya sardırsın. Bu güzel insan sevgisi, hayvan sevgisi, bitki sevgisi, hepsinin üstünde olan Allah sevgisini nakşettiğiniz için Allah sizlerden razı olsun. Kalbinize ferahlık versin, inşirah versin. Son söz olarak Şeyhim siz bir şeyler söyleyin bu bölümü kapatalım inşaAllah.

ALTUĞ BERKER: Hocamız programımızda “Bütün Müslümanlar’ı ve bütün dünyayı Hz. Mehdi (a.s) sevgisiyle birleştirecek” diye anlattı Hocam.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah. Bak, o güzellik, Hz. Mehdi (a.s) sevgisi, Allah onlara işte bu bereketi veriyor. Hz. Mehdi (a.s)’a karşı olanları Allah perişan etti, Hz. Mehdi (a.s)’ı sevenleri de Allah âli ediyor, maşaAllah. Buyurun Hocam.

SAVAŞ HACIOĞLU: Hz. Mehdi (a.s) insanların önüne zaten bütün işin kendisinde olduğunu, bütün birleştirici özelliğin kendisinde olduğunu koyacak efendim. Hz. Mehdi (a.s) insanların önüne insanların kendiliğinden istese bile bir olamayacağını, aslan ve ceylan birbirine göre oldukça birbiri için fitne oluyor efendim. Ama Pir’e göre olduğu zaman, Pir-i muhabbetle, Pir aşkında birbirini de farklı görüyor. Dolayısıyla eksikliğin kendinde olmadığını anlıyor. Hz. Mehdi (a.s) birleştirici özellik olacak burada. Bütün bu zıt unsurları birbirine muhabbet ettiğiniz zaman onlar birbirine göre olmak zor değil ki. Artık size göre olmuştur, sizin muhabbetinize, sizin feyzinize göre ve onlar birbirini değil sizi seyrediyor artık. Sizin tecelliyatınız artık onlar. Aslan, ceylan kalmıyor. Nihayetinde Hz. Mehdi (a.s)’ın insanın önüne koyduğu olmazsa olmazın Hz. Mehdi (a.s) olduğunu konuşacak. Eksiğinin o olduğu ortaya çıkacak ve o olmadan insanların bir olamadığı ortaya çıkacak. Hz. Mehdi (a.s) çok şey ortaya koyacak insanların önüne bir tek kendisini koymuş olmayacak. İdrak noktasında bazı şeyler koyacak, farkındalık noktasında.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah maşaAllah. Bir bağnaza Hz. Mehdi (a.s) kelimesini söyletemezsin. Ama bak, Bektaşilik bunu coşkuyla söylüyor, sevinçle söylüyor. Çünkü Allah’a güveniyorlar. Kalpleri ferah, sırtını Cenab-ı Allah’a dayamış, Allah’ın ipine sarılmış, vicdanı temiz, aklı temiz, içinde ne fitne koymuş, ne fesat koymuş. Ama bağnazın içi kapkara. Fitne fesat onu ne Hz. Mehdi (a.s)’a yaklaştırır, ne doğru yola yaklaştırır sadece karanlığa yaklaştırıyor. Allah Hocamız’dan razı olsun, bereketinden istifade etmeyi nasip etsin. Allah o ocak mensuplarının hepsine de bir güzellik, suhulet, bereket, ferahlık versin. Allah doğru yolunuzu müstakim hale getirsin. MaşaAllah.

Tamam, bu bölümü bu şekilde bitirelim, devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarımızla programımız devam ediyor.

VTR: Hacı Bektaş-i Veli Hazretleri’ne Allah’tan Rahmet Diliyoruz

BÜLENT SEZGİN: Sohbetimize devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, Fikret Efendi kardeşim buyurunuz.

KARTAL GÖKTAN: PKK Yürütme Komitesi üyesi Duran Kalkan, silah bırakma gibi bir durumun söz konusu olmadığını açıkladı. Son görüşmeler için, “En azından seçime kadar sürecek bir çatışmasızlık, eylemsizlik durumunun iki tarafça da kabul edildiği ve sürecin bu biçimde devam edeceği anlamına geliyor” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Olay bu işte, lafı uzatmalarına gerek yok. Böyle ileri geliri hareketler gereksiz. Eğer çatışma olmasa bu tabii oy olarak AK Parti’ye yansır. Evet, orada bir isabet var. Yani hangi parti olsa bunu yapması gerekir. Çünkü seçimlere giderken çatışma falan olmuş olsa halk tedirgin oluyor bazen.

Bir acayip oluyor insanlar işte sessiz, sakin “aman bizim çocuğun düğünü var, bizim oğlan okuyor ders anında kafası karışsın istemiyoruz” yani kafa dinlemek istiyor insanlar. Vatanın bir bölümü gidiyormuş, Türkiye’nin kontrolünden çıkıyormuş adamın hiç umurunda dahi değil. Hatta “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” kafasında oluyorlar. Çok vahim. Yani hükümet gerekirse delikanlıca çatışmaya girer gereğini de yapar, kulaklarından tutar adamları sürükleyerek alır hapse koyar ama çok acı bir durum oluyor. Halk psikolojisinin bir kısmına göre teknik mühendislik çalışması yapılıyor. Siyaset mühendisliği yapılıyor. Siyaset mühendisliğinin teknik uygulamasında yapılması gereken nedir? Çatışmasızlıktır. Sakin, sükunet ortamı. Çünkü emekli dede kahvesini içiyor, gözlük burnunun üstüne düşmüş, Güneydoğu onu hiç ilgilendirmez. Mardin, Siirt, Silopi hayatında zaten hiç oralara gitmez de. O okuduğu gazetede yahut televizyonda herhangi bir olay duymak istemiyor. Bu kadar. “Ne yapıyorsan yap” diyor. “Vatan gidiyor” diyorsun, “gitsin” diyor “önemli değil” diyor. “Gerisi yeter bize” diyor “geri kalan kısmı” diyor.  Bu acı bir olay.

Güzelliğe ne kadar müştak yaratmış Allah bizi. Akşama kadar aradığım bu, hep güzellik. Dün küçük o ağaç dallarının yeni filizlenen uçlarından biraz kırptırdım bardağa koyup getirttirdim eve, acayip şekerler köfte gibi hepsi açmış. Mesela beşer tane tatlı çubuğu var, uçları da sarı sarı topuzlu, bir de oraları da süslü. Borusu, teşkilatı hepsi süslü. Sen nereden bilirsin baharın geldiğini o minik canınla? Ve önce çiçek açması gerektiğini nereden biliyorsun? Mesela bak yaprağa “dur” diyor. Daha vakti “meyveye de dur” diyor. Hepsine dur. “Önce çiçeklerde sıra” diyor. Çiçek gerçekten de o gidince hemen müjdesi meyve. Ben mesela çiçeğin solacağını bildiğim için çok tedirginim. Baharı iyi değerlendirmek gerekiyor. Çok rahatsız oluyorum. Mesela on beş günde falan bitiyor. Ne kadar süratli seyredilirse o kadar iyi.

 Bahçeli; “PKK’nın silah bırakma çağrısı zaman kazanmaya dönük bir manevradır.” Bu doğru ama PKK açısından bir manevra. Zaman kazanmak istiyor PKK. Çünkü muazzam mevzileniyor bu arada. “Ve kandırmacadan ibarettir. Bu nedenle PKK’nın silahlara veda etmesi hayaldir. Türk milletini aldatmaya dönük yalan.” Evet, PKK’nın bir yalanı bu doğru. “Uydurma ve temelsiz bir propagandadır.” Doğru. PKK’nın bir oyunu. Asla ve kesinlikle silah bırakmaz yani biraz mantığı olan bunu düşünür. Biraz aklı olan düşünür. Yani bıraktığı an PKK mahvolur. İnsanlar güce saygı duyuyorlar. Silah demek güç demektir. Silah gitti mi pestil gibi ezerler PKK’yı. Dümdüz olur, bir tane PKK’lı kalmaz. Başta İran olmak üzere. Onun için asla silahı bırakmazlar.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Bahçeli Türkiye için birlik mesajı verdi Adnan Bey. Ve sizin söylediklerinize mutabık bir konuşma yaptı; “Bin yıllık kaynaşma çözülemeyecektir. Türkiye bir bütündür, ayrılamayacaktır. Türkiye’de eşit olmayan vatandaş mı var? Türk devletine vatandaş bağıyla bağlı olan herkes bizim için Türk’tür.”

ADNAN OKTAR: Çok güzel, çok güzel her zaman söylediğimiz.

“Son maddede anayasa değişikliğiyle bunlar sağlanacak” diyormuş bu on madde için. Solcular da, bunlar da inanmıyorlarmış.  AKP siyaset mühendisliğini iyi bilir. Yani hakikaten çok uyanıklar o konuda. Müthiş bir mühendislik çalışması yapıyorlar. Yani halkın genelinin psikolojisini çok iyi biliyorlar. Nerede neyi nasıl yapmaları gerektiğini, hangi sözleri söylesem nasıl etkili olacağını biliyorlar. Ama insanlarımız unutsun asla PKK silah bırakmaz, orada mevzi kazanmaya devam edeceklerdir. Tek çözüm onların oradan kazınmasıdır. Başka türlü hiçbir şekilde olmaz. Orası bir kanser yuvası, o kanserin ameliyatla alınması gerekiyor. Bunun dışında tedavi mümkün değil. Bunu unutacaklar. IŞİD üç yüz altmış köyü birkaç gün içerisinde almış, üç yüz altmış köy. Ve Kobani’nin yarısını da almış yeniden. İki haftada almış hepsini. Günde elli köy almış. Amerika kendince bir şeyler yapmaya çalışıyor ama çok zavallı konumda. ABD Kandil’i korumazsa şu an yani yoğun bir ablukayla koruyor.  Kandil’i hallaç pamuğuna çevirirdi bu IŞİD.  Mağaralara girip onları tavuk gibi tek tek doğrardılar ama Amerika müsaade etmiyor kendince. Ama IŞİD ’in kafası atarsa Amerika’yı da dinlemez onu söyleyeyim. Onun için kaçsınlar oradan. Kaçsınlar canlarını kurtarsınlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, Musul’da IŞİD’e karşı yapılacak operasyonda Türkiye’nin de yer alacağıyla ilgili bazı söylentiler var. Türkiye henüz yalanlamadı ama doğrulamadı da.

ADNAN OKTAR: Aman ha, aman ha. Mehmetçiği katil yapan dünyanın en aşağılık adamıdır, Mehmetçiği katil yapmak isteyen. Mehmetçik zaten kurşun sıkmaz Müslüman’a. Çok büyük bir ahlaksızlık, çok büyük bir terbiyesizlik, çok büyük bir vicdansızlık olur. Müslüman öldürtmek askere en büyük kahpeliktir. Asker asla dinlemez zaten böyle bir şeyi. Hiçbir Türk subayı bunu kabul etmez, hiçbir Türk subayı. Hiçbir Türk askeri bunu kabul etmez. Böyle bir teklifi tek kabul edecek, hiçbir Türk siyasetçisi olamaz. Amerika yalanıp durmasın uzaktan. Bu ahlaksızlığı Türk milletine yaptıramazlar. Bunu unutacaklar. Hiçbir Türk siyasetçisi kabul etmez bunu. Böyle pislik bir inancı varsa Amerika’nın o pisliğini kendi içine gömsün. Türkiye’ye sirayet ettirmesin. Asla kabul etmeyiz. Böyle ahlaksız bir teklifle bir daha bize gelmesin Amerika yani Amerikan derin devleti. O alçak, katil yapılanma bize böyle bir ahlaksız teklifle bir daha gelmesin. Bize Müslüman vurdurtmayı kim teklif ederse en aşağılık, en alçak adamdır. Hiçbir Müslüman Müslüman’ı vurmaz. Bizim öyle bir derdimiz yok. Bizim elimiz daima temiz. Onlar katilliğe alışmışlar elleri kanlı, pislik ahlaksız adamlar. Bize böyle pislik teklif etmesinler pis ağızlarıyla. Sakın ha.

AYLİN KOCAMAN: Koban’i için de Adnan Bey siz demiştiniz “Orada IŞİD geri çekiliyor, YPG’nin oraya tekrar geri gelmesini bekliyor. Tekrar içeri girip saldıracak onlara” demiştiniz. Aynısı gerçekten.

ADNAN OKTAR: Bir parça malzeme getirdiler bir parça, hemen bak IŞİD çöktü gitti aldı ellerinden. Şimdi geri çekiliyor. Ama köylerin tamamını ele geçirmiş. Çünkü köylerde kaz var, tavuk var, yumurta, süt, hepsi var. Köyler dindar, dindar oldukları için orada rahatlar. IŞİD ‘in hatası yok mu? Var. Onu Hz. Mehdi (a.s) temizleyecek. Hz. Mehdi (a.s) onlara sevgiyi, şefkati öğretecek, kan akması duracak. Kana “dur” diyecek “Mehdiyül dem.” İnsanların burnu dahi kanamayacak. Tek bir damla kan dahi akmayacak. Acı, çile, ıstırap sona erecek ama bu Hz. Mehdi (a.s)’nin vazifesidir. IŞİD ‘in yapacağı bir şey değil bu. IŞİD’i durduracak olan Hz. Mehdi (a.s)’dır. Sevgiyle durduracak, kanla değil.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz aylar önce bu konuyu da açıklamıştınız Adnan Bey.  “Amerika kendisi asker göndermeden Müslüman ülkelerin askerlerini katil yapmaya çalışıyor orada” diye. Kara operasyonu yaptırmak için de girişimi olacağını söylemiştiniz. Şu an gerçekten var. 

ADNAN OKTAR: Ahlaksız herifler, Müslüman alemini de kendilerine çevirmeye çalışıyorlar. Kendileri katil ya, itini, kopuğunu, sapığını buraya göndermiş, katillerini, “siz de katil olun” diyor. Asla, asla. O pislik katillerini de geri alsın Amerika, o iğrenç mahlukları buraya sokmasın.

Fikret Bey buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Halep’in doğusundaki Türkmen grupların lideri olan Zekeriya Karslı; PYD, YDG zulmüne karşı Türkiye’den destek beklediklerini söyledi.

ADNAN OKTAR: O olur. O olur delikanlılar, efeler, bazen efenin şekli şemaili değişik olur. Ama efeleri salsın Türkiye tabii. Tutup kulaklarından sürükleyerek getirelim. PKK ve PYD’ye karşı tabii Türkiye karadan da, havadan da her yerden bir abluka yapması gerekir. PYD’nin kullandığı mevzilere eğer insan yoksa havaya uçurulması lazım. Ama ona çok dikkat etmek lazım. Kan akıtmadan yapmak lazım. Bizim bir de gizli kahramanlarımız vardır görünmeyen, melek gibi olanlar. Aslanlar, şehit olurlar, üç kişi beş kişi kaldırır. Gizli kahraman, adı sanı bilinmez. Üç dil, dört dil bilir, beş dil bilirler, üniversite mezunu aslan gibi delikanlılar. Bazen şehit oluyorlar, Allah rahmet etsin. Ne gerekiyorsa yapsınlar onun için tamam. PYD konusu ayrı, PKK konusu ayrı. Tepelerine binsinler. Ama can kaybı olmasın. Tutup kulağından büküp indirip alıp getirsinler.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey siz Kobani halkı için de söylemiştiniz “geri dönmesinler oraya” diye. “Türkiye bakar” diye söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Ne işleri var orada? Biz bakarız aslan onlar aslan. Çocuklar çok şekerler, anneler, babaanneler hepsi çok tatlı.

CEYLAN ÖZBUDAK: Güverciniyle gelenler.

ADNAN OKTAR: Evet, güvercinini, kedisi, köpeği kapmış gelmiş.

AYLİN KOCAMAN: Girer girmez Mehmetçiğe sarılıyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah dünya tatlısı onlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz daha önce Adnan Bey, Amerikan ve Avrupa halklarının da aslında o derin devletlerin fikrinden uzak olduğunu anlatmıştınız. Gerçekten de bir propagandaya inanıp Süryani Hristiyanları IŞİD’den korumak adı altında PYD’ye katılan bazı kişiler olmuştu. Onlar geri dönmüşler.  “Biz PYD’nin komünist olduğunu bilmiyorduk gidince kızıl komünistlerle karşılaştık” dediler.

ADNAN OKTAR: Müslümanlar bunların lağım olduğunu gördükçe tiksiniyorlar. Su zannediyorlar bakıyorlar lağım, hemen kaçıyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bugün Müslüm Gürses ölümünün ikinci yılında mezarının başında anıldı. Eşi Nur Muhterem Hanımefendi sitem etmiş sanat dünyasına “çok vefasız çıktılar” diye.

ADNAN OKTAR: İnsanların büyük bölümü vefasız, sanat dünyası değil ki. Çok çok muhterem, çok çok değerli bir insandı. Allah gani gani rahmet etsin.

Şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarımızla programımız devam ediyor.

Sohbetimize devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Ömer Hoca. Gecenin bir yarısında niye böyle panik oluyorsun? Hz.Mehdi (a.s)’a inanmıyorsan sakin olursun, gece yarısı bu ne telaşla? Gecenin dördü olmuş “Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek” diyor. Kabusun mu oldu Hz. Mehdi (a.s) senin? Ben geleceğine inanıyorum, geldiğine de inanıyorum, talebesi olacağıma inanıyorum veyahut talebesinin talebesi olacağıma inanıyorum. Bunda bir şey yok. Sakin ol.

Bektaşiler ne efendi insanlar. Ne güzel insanlar, ne mütevazi insanlar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Kürt bir kardeşimiz yirmi yaşındaki Ramazan Fırat, Kırklareli’nde öğrenci evinde boynundan bıçaklanarak öldürülmüş olarak bulundu. Bazı haber kaynakları üç ülkücü gencin Ramazan Fırat’ı öldürdüğünü iddia ettiler. Bu iddia doğrulanmadı ama üç üniversiteli genç gözaltına alındı.

ADNAN OKTAR: Ülkücü.

BÜLENT SEZGİN: Evet, öyle haberler çıktı.

ADNAN OKTAR: Nerede oluyor bu? 

BÜLENT SEZGİN: Kırklareli’nde.

ADNAN OKTAR: Ülkücüler öyle şey yapmaz. Derin devlet olayıdır. Bir komplodur, ülkücülerin başını belaya sokmaya çalışıyorlar. Ülkücüler bayağı adaletli, aklı başında, dengeli, tutarlı, nezih delikanlılardır. Ne yapacaklarını bilirler. Öyle anormal olayların içine girmezler. Bir derin devlet komplosu olabilir, bir oyun oynanıyor demek ki. Ülkücüleri bu tip olayların içine çekmek istiyor olabilirler. Hemen yakasınlar faillerini. Çocuğun PKK’yla alakası var mıymış?

BÜLENT SEZGİN: Öyle bir haber yoktu. Kürt bir kardeşimiz olarak geçiyor.

ADNAN OKTAR: O zaman Allah rahmet etsin. Bir oyun. Kürtler candır, onlar aslandır. Bir gariplik var. Böyle şeyleri en kısa sürede açıklığa kavuşturmak lazım. Bu olay ne zaman oldu?

KARTAL GÖKTAN: Sabah diye geçmiş haberlerde.

ADNAN OKTAR: Sabah mı? Niye geç haber veriyorsunuz? Biz daha yeni öğrendik. Acayip.

Fikret Bey, dinliyorum sizi.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, makaleleriniz hakkında bilgi vermek istiyorum. News Rescue haber sitesinde iki yeni makaleniz yayımlandı. Başlıkları şöyle: “Gerçek din ve bağnazların dini” ve “Bağnazların kadınları aşağı gören bakış açısı.” Amerika merkezli Jefferson Corner sitesinde de iki makaleniz yer aldı. İlki “Dünya fakirlik lobisi” ikincisiyse “Türkiye’nin Süleyman Şah Operasyonu.” National Yemen Gazetesi’nde bu hafta çıkan yazınızın başlığı “Nüfus savaşı Yemen’i parçalamamalı.” “Süleyman Şah Operasyonu, Türkler ve Kürtler” başlıklı makaleniz Daily Mail sitesinde yayımlandı. Süleyman Şah Operasyonu’yla ilgili yeni başka bir yazınız ise Arap News Gazetesi’nde ve onun internet sitesinde çıktı. Çok dilde versiyonları olan MBC Times sitesinde de “Avrupa ve Sarayova’daki katliam” başlıklı makalenize yer verildi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hepsi birbirinden güzel elhamdülillah.

Bülent dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Amerikalı ünlü oyuncu Lindsay Lohan iki gün önce Instagram sayfasında ayet ve hadis paylaştı. Ayet Taha Suresi 114, “Rabbim ilmimi artır.” Hadis, “Allah’ım bana faydalı olacak bir ilim ver.”

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Çok güzel maşaAllah. Bunlardan haberdar olması. Demek ki araştırıyor İslam’ı, çok güzel.

CHP’nin on bir ilde hiç aday veya aday adayı yokmuş. Kimse başvurmamış. Aksaray, Batman, Bingöl, Bitlis, Çankırı, Gümüşhane, Hakkari, Kilis, Muş, Siirt ve Şırnak. Bak, tamamen bırakmışlar Doğu’yu. Bu çok ürkütücü. Aksaray, Batman, Bingöl, Bitlis, Çankırı, Gümüşhane, Hakkari, Kilis, Muş, Siirt ve Şırnak.  

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey, bugün bir de anket şirketleri yaptıkları anketleri bildirdiler. CHP herhangi bir gelişme gösterememiş. Hiçbir artış yokmuş. Halbuki sizin söylediğiniz politikayı izleseler çok gelişmiş bir parti olabilir.

ADNAN OKTAR: Sabit duruyor.

AYLİN KOCAMAN: Sabit duruyormuş evet.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bugün ilk defa sadece Sayın Kılıçdaroğlu konuşmasında daha milliyetçi bir söylemi vardı.

ADNAN OKTAR: Ne diyor?

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz daha yeni söylemiştiniz. Onun üzerine biraz daha “Biz millet olarak bütün herkesi kucaklayacağız” şeklinde genel olarak konuştu. 

ADNAN OKTAR: Makul o. Milliyetçi söylem alacağımız gibi değil. Yani PKK’ya karşı tavır alması çok önemli olur. 

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Seçim politikası içinde ekonomi ağırlıklı hep bilgi veriyorlar.

ADNAN OKTAR: Bir konuşalım onlarla.

AYLİN KOCAMAN: Siz aslında söylemiştiniz, “PKK’ya tavır alan Atatürkçü dindarlığı ve Atatürk politikalarını benimseyen bir parti olsa çok gelişir ve güzel olur” demiştiniz. 

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi, yarın akşam tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü