Harun Yahya

Adnan Oktar'ın A9 TV'deki Bektaşi Babası Savaş Hacıoğlu ile sohbeti (3 Mart 2015)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile sohbetler programına başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Ama kiminle başlıyoruz? Çok sevdiğimiz birisiyle başlıyoruz. Tanıt.

ALTUĞ BERKER: Savaş Hacıoğlu Bektaşi Babamız. Biz kendisiyle Ankara’da müşerref olduk. Ehli Beyt İnanç Şurası’nda tanıştık. Sayın Başbakanımızın da iştirak ettiği toplantıydı. Sonra İstanbul’da Sevgi Dili programımıza lütfetti kendileri. Gayet güzel anlatımlar yaptı, hem Hz. Mehdi (a.s) ile hem Allah sevgisi ilgili.

ADNAN OKTAR: Muhterem Hocam, şimdi biraz isi konuşun, ben cesaret gösterip bir şeyler konuştum. Buyurun.

SAVAŞ HACIOĞLU: Estağfirullah. Tariki Nazenin Bektaşi’deniz, erenlerdeniz, kendimiz kadar bu yolda yürüyoruz. Hz. Pir’in kurduğu yok çok mükemmel bir yol. Eksiklik varsa biz kendimizde arıyoruz, buluyoruz. Çünkü onun biçtiği kisve kimsede eğri durmaz efendim. Eğer bizde eğri duruyorsa, eğrilik bizde demektir. Kendimizi sorgulayan, kendimizi tartıp biçen, öz eleştiriye açık olmaya çalışıyoruz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.

SAVAŞ HACIOĞLU: Çünkü nazenin yolun ismi ama nazende olacak olan nihayetinde benim, olmak zorundayım. O üsluba, o inceliğe, o muhabbete, o feyze olmak zorundayım ki, Bektaşi olduğum ortaya çıksın. Yoksa sadece iddia makamı olur. Yani sadece vizit kart vermiş olurum, ben olmam. Bunun delili ben olmak zorundayım tabii ki.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Görüyor musunuz güzelliği? Doğru muymuş anlattıklarım? Daha kıvılcımını görüyorsunuz. Osmanlı ecdadımız, Bektaşi’nin güzelliğini fark etmiş. Osmanlı ordusu Bektaşi olmuş, ordunun tamamı. Bak, Osmanlı ordusu dikkat edin Osmanlı ordusu, paşaları dahil, erleri dahil Bektaşi olmuşlar. Birçok Osmanlı Padişahı da Bektaşi’dir. Onun güzelliğini, oradaki inceliği fark eden, Bektaşiliğe aşık olur, kalbine ferahlık gelir.

Hacı Bektaş’ın bir resmi vardı, böyle kucağında hayvanlar, sever onları aslanı, değil mi? Ben ta çocukken o zaman Hacı Bektaş’ı çok sevmiştim o resimden, ta çocukken, hiçbir şey bilmiyordum ama orada o mübarek insanın ne kadar insan sevgisiyle dolduğu, ne kadar Allah sevgisiyle dolu olduğunu, o resim çok güzel anlatıyordu. Hacı Bektaş Kasabası’na gidince, oranın halkıyla konuştum, ben orada bir yerde misafir kaldım akıl alamaz olgun insanlar. Ben bağnazlarla da konuştum, birçok kişiyle konuştum ama bağnazların birçoğu olgun olmuyorlar. Yani çok nadirdir. Ama Bektaşilikte bağnazlık yok. Bakın dikkat edin, geçenlerde de bir Bektaşi Babası’yla konuştunuz, ne kadar coşkulu, ne kadar candan, ne kadar berrak. Bak yine Hocamızı şeyhimizi görüyorsunuz, üslubu ne kadar güzel ve ne kadar mütevazi. Kendine hiçbir şey almıyor. Bazı şeyh efendiler var, bütün keramet onda toplanmış havasında ama bak Hocamız hiç kabul etmiyor, “ne varsa silsilede var” diyor, maşaAllah. Hacı Bektaşi Veli hakikaten Türk milleti için çok büyük bir nimettir. Elhamdülillah, Allah öyle bir güzellik vermiş, bağnazlığı da darmadağın etmiş. Yoksa bağnazlık yakar atardı Anadolu’yu. Hacı Bektaşi’den sonra Atatürk ortaya çıkmış, o bağnazlığın bütün kapılarını kapatmış. Ama Hacı Bektaş sevgiyle, coşkuyla, derinlikle böyle Allah’la derin bağlantıyla bu güzelliği elde etmiş. Keşke zamanında yaşasaydık, keşke dergahında olsaydık, ne kadar güzel olurdu ama güllerine ulaştık, o da olur. MaşaAllah, Allah ömrünüzü uzun etsin, çok güzel bir yere intisap etmişsiniz, Allah bereketinden istifade etmeyi nasip etsin. Bizlere de, inşaAllah bu güzellik ulaşır, bizler de layık oluruz. Allah kalbinize ferahlık, suhulet, iyilik, güzellik versin. Çok sevindim maşaAllah, böyle güzel bir yolda, bu genç yaşınızda güzel bir yol almış olmanız, bu olgunluğa ulaşmış olmanız bize bir sevinç verdi. Bektaşilik, cahil cühela arasında yanlış bilinir. Onların o kara kafasında, kara dünyasında her şey karadır. Kendi de karadır, çoluğu çocuğu da kapkaradır, Bektaşilik de kapkaradır, bir türlü anlamaz o sevgiyi. Mübarekler böyle ilmek ilmek Anadolu’yu o çileyle örmüşler. O kadar zor ki o ortamda Bektaşiliği yaymak. Bu bir harika yani ocağın bereketinden. Hocam çok daha iyi bilir, ben onun yanında böyle konuşuyorum da ‘cahil cesur olur’ derler.

SAVAŞ HACIOĞLU: Estağfirullah, çok güzel anlatıyorsunuz Hocam, ne demek.

ADNAN OKTAR: Allah arzı olsun. Ne cesaret, maşaAllah. Ne kadar zor bir şey mesela köylerde, o dervişler üstünde bir hırka, üstünde mazlum bir görünüm, zaten mazlumlar dağ bayır geziyorlar, o kadar tehlikeli bir hayat ki. Ama Allah’a teslim oldukları için ne bulursalar yiyorlar, ne görürlerse, ondan bir hoşluk alıyorlar, Allah ne konuşturursa da onu söylüyorlar. Baya güzel. Hocamızdan dinleyelim bir şeyler.

SAVAŞ HACIOĞLU: Yol, yürüyebildikten sonra herkes için. Çünkü bizi dalalete götürenin yol olduğunu düşünmeyiz, dalalete götürenin insanın kendi zannı olduğunu biliriz. “İhdinassıratal müstakim” doğru yolun eğri yolcusu olmaz, onu da biliriz. Doğru yolun doğru mükemmel yolcusu olacak olan insan, nihayette yürüyecek olan insan, pişmesi gereken insan, bütün işimizin insan olduğunu biliriz. Çünkü erenler yolu en mükemmel kuruluş, ben de mükemmel olacağım ki Hocam, yürüyeyim. Benim mükemmelliğim yoldan başka olmak zorunda, benim gittiğim mürşitle olmak zorunda, rehberimle olmak zorunda ki, doğru yolun eğri yolcusu olmamayım, yoldan çıkmayayım. Nihayette bizim kendimizde yapacak çok işi olan insan olduğumuz önümüze kondu bizim Bektaşilikte. Benim şimdiye kadar kendimle yapacak işim yoktu, fakat Bektaşilik benim gerçeğimi önüme koydu. Erenler bana dedi ki; “senin seninle yapacak çok işin var.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

SAVAŞ HACIOĞLU: Yani bir kere bana kendimi gösterdiler, ben de öyle gördüm, öyle feyizlendim, hakikaten kendimi farklı muhatap almaya başladım. Ne kadar doğru oldukça Hocam, doğru yolda o kadar farkımı anladım.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah.

Bektaşiliğin çok derin sırları vardır, çok çok derin sırları vardır. O sırra herkes erişemez. Layık olursan, uğraşırsan, erenler uygun görürse o sırrı alıyorsun, mesela bu çok şahane bir şey. O 40 yıl dergaha odun taşıma var ya, düzgün odun taşıma, onun sırrı burada. Tabii orada sembolik bir anlatım var, orada anlatılan, o. Mesela Allah dinli çözüyor Yunus Emre’nin, vesile ediyor şeyhini, o sözler o konuşma açıkça ilham, nefes kesici, okudukça insanın içi açılıyor. O yine dergahın yolunun güzelliğini gösteriyor, o Yunus Emre’nin güzel şiirleri. Bak nasıl emek veriyor, nasıl sabırlı, nasıl bekliyor. Daha önce öyle bir şey yok, öyle bir konuşması, öyle bir hitabeti, öyle bir anlatımı. Ama Allah öyle bir güzellik veriyor ki sabrına karşılık, şeyhini vesile ediyor, dili bir açılıyor, yağmur gibi bereket yağıyor, maşaAllah. Allah razı olsun.

SAVAŞ HACIOĞLU: Hocam, dosdoğru olan aslında Yunus’tur. Dergaha eğri odun bile layık görmeyecek dervişlik üslubunda olabilmek, o doğrulukta olabilmek. Çünkü herkes getirdiğiyle biliniyor, söylediğiyle giriyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

SAVAŞ HACIOĞLU: Yani o doğrulukta bir derviş olabilmek. Düşünebiliyor musunuz, beş dakika sonra yakacaksınız, odun yok olacak ama onu bile layık görmeyecek doğrulukta bir üslupta olabilmek, Bektaşi dervişi olabilmek bu.

ADNAN OKTAR: Bu ne kadar acayip bir şeydir? Bak çileye bak yıllarca bir gün iki gün değil, hiçbir çıkarı yok, Allah rızası için. Sevginin gücüne bak ve onun ruhundaki tecelliye bak. O şiirler bak şu an insan dinlemeye doyamıyor, söylemeye doyamıyor. Yüzyıllardan beri söyleniyor, defalarca duyuluyor çocukluğumuzdan beri, asla doyulmuyor, öyle bir güzellik, maşaAllah. Allah ömrünüzü uzun etsin, Allah kalbinize inşirah ferahlık versin, Allah sayınızı artırsın. Dergahın güzelliğini, nimetini Allah sizlerde tecelli ettiriyor, bu bize sevinç veriyor. Bektaşiliği biz eskiden duyardık ama çok kapalıydı, biraz örtülüydü. Allah üstündeki örtüyü açtı Bektaşiliğin, bütün ihtişamıyla güzelliğiyle görmeye başladık. Allah nurunuzu bütün dünyaya sardırsın. O güzel inan sevgisi, hayvan sevgisi, bitki sevgisi, hepsinin üstünde olan Allah sevgisini nakşettiğiniz için, Allah sizlerden razı olsun, kalbinize ferahlık versin, inşirah versin. Son söz olarak şeyhin siz bir şeyler söyleyin, bu bölümü kapatalım, inşaAllah.

ALTUĞ BERKER: Hocamız programımızda, “bütün Müslümanları ve bütün dünyayı Hz. Mehdi (a.s) sevgisiyle birleştirecek” diye anlattı Hocam.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. O güzellik, Hz. Mehdi (a.s) sevgisi işte onlara bereket veriyor. Hz. Mehdi (a.s)’a karşı olanları Allah perişan etti. Hz. Mehdi (a.s)’ı sevenleri de, Allah âli ediyor, maşaAllah.

Evet, buyurun Hocam.

SAVAŞ HACIOĞLU: Hz. Mehdi (a.s) insanların önüne zaten bütün işin kendisinde olduğunu, bütün birleştirici özelliğin kendisi olduğunu gösterecek efendim. Hz. Mehdi (a.s) insanların önüne, inanların istese bile bir olamayacağını, aslan ve ceylan birbirine gölge oldukça fitne olur efendim ama pire göre olunca, pir muhabbetinde, pir aşkında birbirini de farklı görüyor. Dolayısıyla eksikliğin kendinde olmadığını anlıyor. İşte Hz. Mehdi (a.s), birleştirici özellik olacak efendim. Bütün bu zıt unsurları birbirine muhabbet ettiği zaman onlar birbirine göre olmak zorunda değil ki. Artık size göre olmuştur, sizin feyzinize göre, onlar birbirinde sizi seyrediyor artık. Sizin tecelliyatınız artık, aslan ceylan kalmıyor.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah.

SAVAŞ HACIOĞLU: Nihayetinde Hz. Mehdi (a.s)’ın insanın önüne koyduğu olmazsa olmazı Hz. Mehdi (a.s) olduğu olacak. İkisinin bir olduğu ortaya çıkacak, o olmadan insanların bir olamadığı ortaya çıkacak. Hz. Mehdi (a.s) çok şey ortaya koyacak insanların önüne, bir tek kendisi koymuş olmayacak, idrak noktasında bazı şeyler ortaya koyacak, farkındalık noktasında.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, maşaAllah.

Bir bağnaza, ‘Hz. Mehdi (a.s)’ kelimesini söyletemezsin Ama bak, Bektaşilik bunu coşkuyla söylüyor, sevinçle söylüyor. Çünkü Allah’a güveniyorlar kalpleri ferah, sırtını Cenab-ı Allah’a dayamış, Allah’ın ipine sarılmış, vicdanı temiz, aklı temiz, içinde ne fitne koymuş, ne fesat koymuş. Ama bağnazın içi kapkara. Fitne fesat onu ne Hz. Mehdi (a.s)’a yaklaştırır, ne doğru yola yaklaştırır, sadece karanlığa yaklaştırır.

Allah Hocamızdan razı olsun, bereketinden istifade etmeyi nasip etsin. Allah o ocak mensuplarına hepsine de bir güzellik, bir suhulet, bereket, ferahlık versin. Allah doğru yolunuzu müstakim hale getirsin, maşaAllah. 

Masaüstü Görünümü