Harun Yahya

Sohbetler (4 Mart 2015; 00:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti’den milletvekili aday adayı olmak üzere MİT müsteşarlığı görevinden istifa eden Hakan Fidan’a hala kırgın olduğunu belirterek; “Biz devlet yönetiyoruz, kanaatlerimizi ifade etmiş olmamıza rağmen istifa edip adaylık söz konusu olmuş ise elbette bir kırgınlık söz konusudur. MİT sıradan bir kurum değildir. Devletin en önemli kurumudur” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın karşısında nasıl milletvekili olacak, AK Parti’den? Yani bayağı zor. Tayyip Hoca’ya rağmen milletvekili seçilmesi bayağı zor olur. Ona bir formül bulalım.

BÜLENT SEZGİN: Hakan Fidan’ın bir özrü vardı.

ADNAN OKTAR: Ne diyor?

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan’ın karşı çıkmasına rağmen milletvekili adayı adayı olduğu için özür dileyen Hakan Fidan; “sizi üzdüğüm için ben de çok üzgünüm, isterseniz adaylık başvurusu yapmayım. Siyasi yaşama girip girmeme kararım sizin takdirinize bağlı” diye konuştu. Fidan’ın adaylığına karşı çıkma nedenlerini anlatan Sayın Erdoğan “artık çok geç, kararınızı kamuoyuna açıkladınız. Bundan geri dönüş olmaz” diyerek kerhen destek verdi.

ADNAN OKTAR: Hakan Hoca şöyle yapsın, kendini bir tanıtsın. Kimse tanımıyor onu, kendini tanıtırsa çok iyi olur. İman, İslam, Kuran, İttihad-ı İslam konularında özellikle görüşlerini beyan etsin. Durduk yere milletvekili seçmezler onu. Ne yapıp yapıp mutlaka kendini tanıtsın. Mesela CNN’e çıksın veyahut bir başka televizyon kanalına çıksın. Mesela bir saatlik, iki saatlik bir röportaj yapsın. Bir kere daha yapsa herkes tanır yani. Bu da çok hayrına olur, iyi olur.

Şimdi kardeşim bir konu var onu ehemmiyetle belirteyim. Birincisi şu Hakan Fidan Hocam biz bir kere görelim boyunu bosunu, etmesin çatmasın Allah Allah. Kendini niye böyle naza çekiyor biz anlamadık.  Çıksın aslan gibi bir kanalda konuşsun gürül gürül.  Kişiliğini göstersin, şahsiyetini göstersin, dindarlığını anlatsın, tanıtsın kendini. İkincisi Musul; biz IŞİD veya Taliban gibi Müslüman ama yanlış yolda olan topluluklara, örgütlere, yapılanmalara kurşun sıkamayız, sıkmayız. Müslüman kanı dökmeyiz. Haramdır, ahlaksızlıktır, haysiyetsizliktir, namussuzluktur. Allah’tan korkanın yapacağı bir şey değil bu. Türk askeri bunu asla yapmaz. Türk siyasetçisi de böyle çirkin, ahlaksız bir teklifi asla kabul etmez. Asla. Öyle bir cibilliyetsiz hoca da bunu fetva alan olursa Allah onu helak etsin.  Hidayet versin, hidayet vermiyorsa Allah helak etsin. Müslüman’a kurşun sıkılmaz. Bu uğursuzluk getirir, bela getirir. Çok büyük bir ahlaksızlıktır, ömür boyu cehennemdir karşılığı. Müslüman’a tebliğ yaparsın, anlatırsın ayetle, hadisle, Kuran’la. Adam anarşi, terör; kardeşim denedin mi? Anlattın mı? Konuştun mu? “Yok konuşmadım” diyor. Ne yapacaksın? “Havadan bombalayacağım” diyor. Sen katil misin?  Havadan bombalama ne demek, bilmediğin etmediğin adama? Yargılarsın, suçun şahsiliği prensibi vardır. Varsa suçu hapsedersin. Havadan bombalamak ne demek?  Çoluk, çocuk, kadınlar hepsi helak oluyorlar. Böyle bir rezilliğe Türkiye’yi çekenler derin dünya devletinin elemanları. Bizim hükümetimiz böyle bir şeyi asla kabul etmez.  Tayyip Hocam bir kere halis Müslüman. Ne gururuna, ne haysiyetine, ne şerefine öyle bir şeyi asla yedirmez, hakaret olarak görür böyle bir şeyi. Başbakan nur gibi Müslüman. Asla ve asla böyle bir ahlaksızlığı teklif edenleri affetmez. Direkt ahlaksızlık olarak görür böyle bir teklifi. Dolayısıyla Türkiye’de bunu uygulama alanı yok. Lojistik destek; mesela yaralananlar olmuş, yara bandı gönderirsin, serum gönderirsin, çadır gönderirsin, bu tamam. Kim olursa olsun, her kim olursa olsun biz bölgeye yardım ederiz. Kim yaralandıysa onu hastaneye kaldırırız. Kimin açlıktan öldüğünü görsek yemek veririz.  Susuzluktan ölene su veririz. Kim olursa olsun istisnasız. Bunun dışında bir şey olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey Milli Savunma Bakanımız İsmet Yılmaz’ın bir açıklaması vardı son dakika. Musul’la ilgili. “Musul’a yapılacak bir operasyonda Irak’ın yanındayız. Irak’a istihbarat ve lojistik destek vereceğiz.”

ADNAN OKTAR: İstihbarat. İstihbarata da girmesinler. Ama lojistik destek olur. Bir yaralanan olur ona yardım edersin tabii. İstihbarat da bizi ilgilendirmez. Kendileri yapsın. Yapsın derken yani kendi aralarında ne yapıyorlarsa yapıyorlar. Biz bunu istemiyoruz, bu bizi tiksindiren, rahatsız eden bir şey. Ama biz bunu durduramayız. Ama biz istihbarat veremeyiz. “Gidin şurada Müslümanlar var vurun” diyemeyiz. Ne anlamda istihbarat? Belki kastettikleri istihbarat “gidin vurun yerleri belli, şuradalar” anlamında değildir. Bu cinayete teşvik olur zaten bu. Azmettirmek olur. Mesela diyorsun ki “şu binanın içerisinde yüz tane Müslüman var, terörist. Gidin onları havadan bombardıman edin” dersen aynı hükümde olur. Ama şöyle bir istihbarat olur “burada halk yaralanmış, yaşlılar var, bu tehlikeli. Buraya yardımcı olun.” Mesela “şu binada siviller var sakın o binayı vurmayın.” Bu istihbarat olur. Ama “öldürün” istihbaratı olmaz. Bunu da zaten Türk istihbaratı asla yapmaz. Ne MİT mensupları yapar, ne askeri istihbarat mensupları yapar. Ne Türk subayı, ne Türk siyasetçisi. Bu çok korkunç bir şey olur Allah muhafaza. Bizim milletimizin asaletine gidecek bir şey değil. Zaten yapmayacakları için söylemeye dahi gerek duymuyorum. Ama o yönde bir istihbarat olur. Yani “Adamlar şurada sıkışmış durumdalar, aç kalmışlar, şuraya yiyecek ihtiyacı var. Şurada yaralılar var” bunlar istihbarattır. Bu olur.

Tayyip Hocam’ı yalnız başına bırakmaya kalktıklarında millet olarak Tayyip Hocamız’ı en az otuz milyon kişi böyle omuza alır gezdiririz. Sakın ha, öyle bir üslup istemiyorum. Vefasızlıktan hiç hoşlanmam. Vefasızlık beni çok rahatsız eder. Nankörlükten hiç hoşlanmam. Sadakatsizlikten hiç hoşlanmam. Çok büyük günah olur kim yaparsa. Bir insanın başarısının üstüne gidip taht kurmaya kalkarsan bu kızdırıcı olur. Ve samimiyetsiz olur. Kendi yeteneğinle bir şey yapıyorsan yap. Ama bir başkasının yeteneğinin üstüne taht kurmaya kalkarsan o küçük düşürücü olur. Başbakan Allah razı olsun Tayyip Hoca’yı seviyor. Cumhurbaşkanı da onu seviyor o yönden güzel. Zaten bizi en önemli etkileyen yön o, bağlayan yön o. Ondan gerisi o kadar önemli değil. Fakat kimse sinsilik yapmaya kalkmasın yeteneği olmadığı halde. Böyle siyasi kumpaslar, oyun, ayaklar, teşkilatlar falan. Her halükarda Tayyip Hoca’nın yanında oluruz. Ben densizlik istemiyorum. O beni sıkar öyle şeyler.

Birisi bana bir şey mi demek istiyor?

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey Abdülkadir Selvi, Musul konusunda şunları yazmış; “IŞİD karşıtı koalisyonun Musul’a düzenleneceği kara harekatına Irak ordusu ve peşmergeler katılacak. Özel kuvvetlerden yetişen subaylarımız yaklaşık iki yıldır peşmergeye eğitim veriyor. Peki PKK ne yapacak? Benim edindiğim izlemim PKK’nın da IŞİD’e karşı yürütülecek bir kara operasyonuna katılmak istediği yönünde” diye yazdı.

ADNAN OKTAR: Eğer bu Allahsız, Kitapsız, alçak, pislik, lağım PKK’yla iş birliği yapan olursa Allah onu helak etsin. Allah beynini parçalasın, Allah ciğerini parçalasın. Müslüman Müslüman’dır her halükarda. Anarşist olur, terörist olur her şey olabilir, her türlü suç ama Müslüman’dır. Tevbe eder düzelir, hatasını anlatırsın düzelir. Ama PKK böyle değil bu kahpe bir yapılanma. Bunların kahpeliği tescilli. Koalisyon güçlerinin yapacağı IŞİD’den önce PKK’dır. PKK’yı bırakıp IŞİD’i hedef alıyorlarsa çok ciddi bir samimiyetsizlik var demektir. Bölgenin en büyük tehlikesi PKK’dır. Onlar Müslüman,  konuşursun bir yeri işgal ettiyse “ya” dersin “bu işgale gerek yok, buranın halkı Müslüman siz buradan çıkın” dersin ikna eder çıkar o. Adam oranın meraklısı değil. Musul’dan IŞİD’in çıkması son derece kolay. Halk dindar, muttaki olduğunu gösterirsen, konuşursun “sizin şeyinize gerek yok” dersin ama sen oraya onları çekip PKK’nın domuzlarını doldurursan bu çok büyük ahlaksızlık. Bu olmaz. Veyahut Irak hükümeti Şii-Sünni ayırımı yapmadan halka şefkatle davranıyorsa, dindar sevecen bir ahlak gösteriyorsa IŞİD yine çekilir. IŞİD’i ikna etmek zor bir şey değil. Öyle bir sorun olmaz. Onun için kimse densizlik yapmaya kalkmasın. PKK’nın olduğu yerde her yerde PKK’nın başının ezilmesi gerekir. “Beyler” diyor Atatürk “şurası bilinmelidir ki; Türk milletinin, Türklük aleminin en büyük düşmanı komünistliktir” diyor. “Behemehal her görüldüğü yerde başı ezilmelidir” diyor. Onun için Müslümanlar’a karşı PKK ile işbirliği çok büyük bir ahlaksızlıktır, alçaklıktır. Böyle bir cellat yapılanmasıyla, böyle kahpe, pislik bir lağım takımıyla Müslüman ittifak yapamaz. Türkiye IŞİD’le ilgili her sorununda konuşarak hallediyor, hiç çatışarak yapmadı. Mesela bu konsolosluk rehineler olayında konuştu, ikna etti. Ben son gün dedim ki; “onlar Sünni, Müslüman niye tutuyorsunuz onları?” dedik. Hemen ertesi gün bıraktılar. Bu kadar açık. Sürpriz şekilde bıraktılar. Tabii devletin girişimleri oldu, hükümetin ama hep iknaya yönelik yani.

Irak hükümeti delice bir Şii mezhep taassubu içinde. Musul geri alınırsa oraya Şii militanları getirirler halkı mahvederler, Sünni halkı. IŞİD Sünniler’e karşı çok şefkatli. Ama tabii çok yanlış yönleri var, çok hatalı yönleri var. Onlar açıklanır, anlatılır, halledilir. Konuşursun ikna edersin, ayetle anlatırsın. Ama böyle pis işlerin içine Türkiye’yi sokmaya kalkmasınlar. Çünkü Musul geri alındığında yapılacak ilk şey orada Sünniler’e saldırmaktır. Şii militanların yapacağı budur. Bunlar bilenmiş, adam öldürmeye alışmış, cinayete alışmış adamlar. Ellerinde insan kafalarıyla geziyorlar Şii militanlar. Irak hükümeti de aciz nereye çeksen o tarafa geliyor. Son derece ürkekler, korkaklar.

Mesela Tayyip Hocam’a diyormuş ki Sayın Davutoğlu anlaşamadığı konularda “ona asla kıyamam, gönlünü kıramam” diyormuş. İşte Müslüman ahlakı böyle olur. Bütün ömrünü çileyle geçirmiş bir insana ve tek başına, Battal Gazi gibi tek başına mücadele etti. Hiçbir yeteneği olmayan adamların oturup ekip oluşturup Tayyip Hoca’yla uğraşması durumunda otuz-kırk milyon Türk evladı alır omuzlarımızda gezdiririz Tayyip Hoca’yı. Ezdirmeyiz, bunu akıllarına koysunlar. Varsa yeteneğin çık göster kardeşim, daha önce gösterseydin yahut şimdi çık göster. Bir insanın sırtına binerek, basarak yükselme yöntemi olmaz, bunu kabul etmeyiz.

Peşmergeye Sünni diye dokunmuyordu IŞİD. Ben dedim ki bak peşmergeye “siz karışmayın IŞİD’le anlaşın, kenarda durun” dedim “barış anlaşması yapın.” Gittiler musallat oldular. Zorla savaş ilan ettiler, başlarına belayı satın aldılar, laf söz dinlemiyorlar. Korkuttu Amerika bunları “gidin savaşın” dedi. Amerika ahlaksız yani derin devleti, o cinayet takımı. Son derece alçak, ahlaksız adamlardan oluşuyor hep katil. Hemen hemen hepsi cinsi sapık, hepsi katil ve hepsi manyak, akıl hastası tipler. Akıl hastası derken akıl hastası olmak suç değil. Zalimlik açısından hastalar adamlar.

Şii militanları çok yüksek paralar ödüyorlar. Bunların kafası Şebbiha kafasındalar. Böyle palayla Müslüman kafası doğrasın. Sünni hanımların ırzına geçiyorlar, başlarını kesiyorlar, gözü dönmüş durumdalar. İran buna karşı demeç veriyor ama yöneticileri, neticede çok cılız kalıyor. Halbuki kararlı bir üslup kullansalar Şii-Sünni kardeşliğini çok rahat oturtabilirler, hep sathi bir yüzeyde bırakıyorlar. İranlı Şii milisleri getirdiler Irak’a, azılı zalimler böyle. Müslüman gördü mü, Sünni Müslüman hemen doğrayıp asıp kesiyorlar. Gidip onlara sen yardımcı olursan zulmün kapısını sonuna kadar açmış olursun, böyle şey olmaz.

Türk hükümetinin bundan zaten haberi var. Tayyip Hocam çok aklı başında bir delikanlı. Başbakan da öyle çok efendi bir insan. Bunların oyunlarını bilir ama ben yine ihtiyaten anlatıyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakanımız’ın Musul’daki operasyonla ilgili açıklaması vardı.

ADNAN OKTAR: Ne diyor Başbakanımız?

BÜLENT SEZGİN: “Bundan sonraki aşamada ortada şu anda hemen beyan edilmiş bir operasyon ya da şu ana kadar sürdürülen çalışmalar dışında bir çalışma gündeme gelmiş değil. Gelmesi halinde Türkiye’nin yapacağı katkılar konusunda tabii ki ele alırız.”

ADNAN OKTAR: Bunu mezhep savaşına çevirmemek lazım, buna çok dikkat etmek lazım. Kardeşim Mehdi (a.s)’dan başka kurtuluş hakikaten görülmüyor. Allah bana Mehdi (a.s)’ı göstersin, Allah sizlere Mehdi (a.s)’ı göstersin. Bizleri Mehdi (a.s)’a talebe etsin.

IŞİD’le mücadelede şu ana kadar bin peşmerge ölmüş. Dört bin beş yüz peşmerge yaralanmış. Kuzey Irak nüfusuyla oranladığımızda bu çok büyük bir kayıp. Türkiye nüfusuna göre yirmi bin kişi falan olmuş oluyor, çünkü küçük bir topluluk. Şu rezalete bak; sevgiyle, kardeşlikle, dostlukla halledeceklerine hep tabancayla, tüfekle, kanla halletmişler. İnanılır gibi değil. Git sarıl kardeş ol Sünni-Şii ne fark eder? Hepiniz Allah’a inanıyorsunuz “La ilahe illAllah Muhammeden Resulullah” diyorsunuz. Birlikte gidin bir namaz kılın, bir elinizi yüzünü yıkayın. Bir şeytandan Allah’a sığının. O onu doğruyor, o onu doğruyor böyle bir şey görmedim yani. Cenab-ı Allah bu durumu izale etsin. Mehdi’sini çıkarsın, İsa Mesih’i zahir etsin, Mehdi’sini zahir etsin. İslam’ı dünyaya hakim etsin. Bizleri Mehdi (a.s)’a talebe eylesin inşaAllah.

Tamam, şimdi PKK tehlikesini anlatan film izleyelim. Fasıla hazırlık yapalım.

BÜLENT SEZGİN: Videomuzdan sonra programımız fasılla devam edecek inşaAllah.

Fasılla yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Sanatçı demek; dünyayı güzelleştiren insan demektir, güzellik insanı demektir.

Fikret sen bir şeyler söyle bakalım.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, AK Parti görüşmelere ara verip İç Güvenlik Paketi’ni gözden geçirme önerisinde bulundu. HDP’li Pervin Buldan, paketteki maddelerin tekrar ele alınıp değiştirileceğini açıklamıştı. Hükümetten gelen bu adım “HDP’nin dediği oldu” gibi yorumlara sebep oldu.

ADNAN OKTAR: HDP’si BDP’si yok işte, güzel bir şey varsa nereden gelirse alırız. Stalin bile söylese doğru bir şeyse alırız yani ne alakası var? HDP hiç mi doğru bir şey konuşmayacak? Konuşur yani güzel bir şeyse, hakikaten biraz millet tedirgin oldu o olaydan çünkü uygulamasını da bilmiyorlar. Adam “Selamun aleyküm ben geldim” içeri girecek, ne yapacağını da bilemiyoruz. Olur öyle vakalar ama genellikle Türk polisi terbiyeli benim gördüğüm, eskisi gibi olay olmuyor. Eskiden hafta sekiz, gün dokuz öyle haber gelirdi. Haddini biliyor herkes, Türkiye’de öyle anormal bir şey yok. O mafyanın, it-kopuğun anormal hareketleri oluyordu, onları da duymuyoruz herhalde onlara da tedbir aldılar. Ama tabii olaylar olmadan önce tedbirde çok büyük fayda var.

Evet, Fikret dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Kabe’de bir teyzemiz Cumhurbaşkanımız Erdoğan’la konuşmak istemiş. Oğlu işsiz olduğu için Sayın Erdoğan’a daha yeni mektup yazmış ama cevap alamamış. Dua etmiş “Allah isteklerini Sayın Erdoğan’a ulaştırsın” diye. Sonra Medine’de karşılaşmışlar, Cumhurbaşkanımız teyzemizi görünce elini öpmüş. Fotoğraf vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Tayyip Hocam dünya iyisidir. MaşaAllah. Çok güzel olmuş. Bak, görüyor musunuz? Cumhurbaşkanı’nın gösterdiği tevazuya, efendiliğe, terbiyeye bak, Anadolu ahlakına bak. Bu terbiye, bu tevazu imanından kaynaklanıyor. Çok da yakışıyor, bayağı güzel. Milletin onu sevmesinin en büyük nedenlerinden birisi. Tayyip Hocam’ın biraz kabadayılığı da vardır, delikanlılığı vardır ama yerli yerince oluyor öyle taşkın bir insan gibi tanıtmaya kalkmaları çok ayıp. Bu kadar üstüne yüklenilen hangi insan olsa çok zor durumda kalırdı. Yiğitmiş ki böyle tek başına ayakta aslan gibi devam ediyor. Hataları olabilir, eksiklikleri olabilir ama yırtıcı bir üslup çok ayıp. Vicdanlı olacaklar, bunca hizmetini unutmayacaklar. Yani özenli olmaları lazım.

PKK ile ilgili bir film, onların yaptığı densizliklere karşı ne yapılır onu anlatan filmi izleyelim.

BÜLENT SEZGİN: PKK tehlikesiyle ilgili videomuzdan sonra programımız devam edecek tüm hızıyla inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Fikret dinliyorum seni.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Avustralya’da 2.3 milyar yıllık sülfür bakterisi fosilleri bulundu. Bilim adamları bunu stereoskopi ve lazerli taramalı mikroskop gibi son teknolojilerle incelediler. Ve 2007 yılında Güney Amerika kıyılarında görülen sülfür bakterisinin birebir aynısı olduğunu tespit ettiler. Bu bakteri derin denizlerde bulunan zehirli bir kimyasal olan sülfürü ayrıştırarak zararsız hale getiriyor. Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Dergisi’nde yayınlanan makalede bu fosili inceleyen bilim adamı William Schopf şunları itiraf ediyor. “Dünyanın yaşının neredeyse yarısına denk gelen sürede bu canlının evrim geçirmemesi inanılmaz.” New South Wales Üniversitesi’nden Profesör Malcolm Walter da bu fosillerin günümüz örnekleriyle birebir aynı olduğunu şöyle açıklıyor. “Fosillerin içinde gördüğümüz bu bakteriler bugün okyanuslarda gördüklerimizle aynı. Biçimleri aynı ve yine aynı kimyasal işlemleri yapıyorlar” diyor.

ADNAN OKTAR: Hani evrim vardı? Hani bakteriler insana dönüşüyordu en sonunda? Hani fillere dönüşüyordu? Hani portakal ağaçları, muz ağaçları evrimle oluyordu? Bak, kaç milyon yıllıktı? Söyle.

KARTAL GÖKTAN: 2.3 milyar yılık sülfür bakterisi.

ADNAN OKTAR: 2.3 milyar yılık sülfür bakterisi. Evrim yalanmış. Her delil bunu gösteriyor. Direniyorlar. Banyo yaptıkları yere kadar kovalayacağım onları ilimle irfanla. Kurtarırları yok. Evrim konusu bitti. Darwinizm konusu bitti. İstedikleri kadar çırpınsınlar.

Müslüm Gürses, o mübarek, veliydi o, maşaAllah. Mürşitti o, çok mübarek bir insandı. Tasavvuf ehli bir insandı. Mümin, muttaki bir insandı. Alnı secdede olan bir insandı. Allah onu cennette bize kardeş etsin. Gerçek sanatçıydı. Ölüm yıl dönümünde onu hatırlamak bizim için bir nimet. Bir güzellik. Artık cennette onu dinleyeceğiz. Cenab-ı Allah yanına aldı. Biz seviyoruz ama Cenab-ı Allah bizden daha çok seviyor tabii, elhamdülillah, maşaAllah.

Programı bitirelim.

BÜLENT SEZGİN: Evet, Adnan Oktar’la Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü