Harun Yahya

Sohbetler (7 Mart 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

“Barzani’nin kontrolünde Kuzey Irak’ın Türkiye topraklarına katılacağını” söylemiş bir ağabeyimiz. Belanın diğer adı, yani ondan sonra hiç güç yetmez, net bölünür. Türkiye bölününce, adam senin neyini dinler ondan sonra? Hem Barzani hem PKK ikisi birleşecek, Türkiye’nin Güneydoğu’sunu da vereceksin, adam seni niye kâle alsın? Adım atamazsın oraya bir daha, bitti demektir yani. Öyle hayal kurmanıza gerek yok, Türkiye’nin öyle askeri gücü yok, ekonomik gücü de yok. Türkiye’yi o anlamda güçlü zannedenler yanılıyorlar. Şu anda öyle bir güce sahip değil Türkiye. Bütün İslam ülkeleri tavır aldı. Yani İttihad-ı İslam’ın kapısını şu an Allah kapattı, geçici olarak. Muhtemelen Hz. Mehdi (a.s)’a bırakıyor Allah, öyle anlaşılıyor. Irak, Suriye, Mısır tamamı, boydan boya tamamı tavır aldı. Bir de Türkiye bölündüğünde, iyice küçülmüş olacak. Hiç kimsenin kâle almadığı ve gittikçe de parçalanan, gittikçe yok olan çok küçük bir ülkeye döner. Barzani sana katılır ama şöyle olur; her yer Kürt bayraklarıyla, yani Kürdistan bayraklarıyla, PKK bayraklarıyla dolar, komünist Kürdistan yani. O arada Barzani’yi de komünist yaparlar. Değilse de zaten kafasını ezerler. Barzani’nin PKK’nın karşısında hiçbir gücü olmaz, darmadağın olur. Nitekim gördünüz, anında dağılıyorlar. Böyle bir ortamda Güneydoğu net kopar. Koptuğunda, Türkiye’nin gücü sıfıra gitmiş olur artık. Ne Türklük aleminde, ne İslam aleminde kimse kâle almaz Türkiye’yi. “Kendi topraklarını koruyamayan bir ülke, nasıl bize lider olacak” derler. Müthiş bir kandırmaca, müthiş bir oyun, ikna yöntemleriyle, çirkin yöntemlerle Türk milletine dayatılmaya çalışılıyor. Böyle bir felaket, Osmanlı tarihinde yok. Çok büyük bir felaket yaşıyoruz. Allah milletimizi korusun, Allah insanlara hidayet versin.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Barzani’ye yakın bir internet sitesinde bir haber vardı. Bu habere göre; “Kürdistan Ulusal Gençliği yarın Diyarbakır’da Kürtler için bağımsızlık referandumu yapacak. Yarın saat 13’te ofis semtinde temsili referandumu yapılacak. Oy pusulalarında Kürtçe ve Türkçe, ‘kendin için ne istiyorsun’ sorusu sorulacak. Referanduma katılanlar, bağımsız Kürdistan, federe Kürdistan ve demokratik Türkiye şıklarından birine yanıt verecek. Referandum sonuçları Birleşmiş Milletler’e gönderilecek.”

ADNAN OKTAR: Bak, burada tabii açıkça bağımsız Kürdistan çıkacak, yani PKK aksini savunmaz. PKK’lılar, Barzani’yi hiç takmıyor. Barzani toprakları içinde kendi kantonlarını kuruyorlar, barzani tir tir titriyor, ödü kopuyor, ne derseler yapıyor. Barzani kendi askerlerin memurlarının maaşlarını dahi ödeyemiyor, kendi halkına söz geçiremiyor. Kimsenin kâle almadığı bir insan, çok gariban bir insan.

Onun için ülkücüler, ülkücü gençlik, Alperenler, eğer oluyorsa Saadet gençliği de, ruhlarında bir ışık var onların bir araya gelsinler, bir kararlı duruş sergileyen bir platform oluştursunlar, kanuna hukuka uygun olarak. AK Parti, CHP gençliği de bunun içine katılsın, bölünmeye karşı müthiş bir direnç ve kararlılık gösteren bir açıklama yapılsın. Gençler de bunu her yerde vurgulasınlar. Öbür türlü bu dayatma bu normal bir olay değil, yani fevkaladelik var.

Şeker deyince bağnazlar, “vay şeker dedi” diyorlar. Kardeşim şefkat ifadesi olarak söylüyoruz. Biraz gönlünüzde sevgi olsun, muhabbet olsun. Avuç avuç toz şeker yemeye alışmışlar bir kısmı, şeker deyince akılları gidiyor, garip bir halleri var.

Fikret, bir şeyler söyle.

KARTAL GÖKTAN: Ali Bayramoğlu Yeni Şafak’taki yazısında; “Kürt meselesi sadece kimlikle, kültürel haklarla tanımlanabilecek bir mesela değildir” demiş.

ADNAN OKTAR: Kürt meselesi falan diye bir şey yok. Bizim çocukların yarısı Kürt neredeyse. Herkesin kanında var, öyle bir mesele yok. Bütün Türkiye’de fakirlik meselesi vardır. Herkes fakir, birçok insan fakir. Kürtlerle biz kardeşiz, canız. Bizim çocukların birçoğu Kürt, Kürt kökenli. Aklımızın ucundan geçmezdi bu, nereden çıktı bu münasebetsizlik? PKK Güneydoğu’yu bölmek istiyor, komünist yapmak istiyor. Barzani’yi de kandırmışlar garibim, onun da kafasını ezecekler. Ve Türkiye’yi de kafalıyorlar diyorlar ki; “Siz büyük ülkesiniz, ağabeysiniz, işte bak bütün Kürdistan sizin kontrolünüze girecek. Mehter Marşı eşliğinde Barzani size katılacak, diğer Kürt kantonlar size katılacak.” Böyle bir şey yok kardeşim hiçbir şekilde kâle almazlar. Türkiye’yi bölmenin diğer adı bu. Gelenekçi Ortodoks Müslümanların böyle bir garibanlığı vardır böyle hayale kanmaya çok müsaittirler, kendilerini kandırmaya da çok müsaitler. Ortada fol yok yumurta yokken artistlik yaparlar, bir anda bakarsın Moskova kapılarındadır, Moskova’yı fetheder. Bir bakarsın Çin’e, Adriyatik’e kadar gitmiş. Bunlar imanla, kafayla olur, gençlik yetiştirmekle olur, imanlı, Darwinizm’e materyalizme karşı aklı başında gençlik. “Biz size” diyor “siz Güneydoğu’yu verin, canınız istiyorsa kendi bayrağınızı asabilirsiniz” diyor. Yani “bazı belirli noktalara bayrağınızı asabilirsiniz. Ondan geri her yer PKK bayrağı olacak” diyor. “Ama şu Türkiye’nin geliri var ya” diyor “onun yarısını bize vereceksiniz buna karşılık olarak.” Bu ne zamana kadar biliyor musun? PKK tam anlamıyla oturuncaya kadar, devlet olarak. Oturduktan sonra diyecekler ki; “hadi bir referandum yapalım.” Türkiye “hayır referandum yapamazsınız” mı diyecek? “Siz kim oluyorsunuz?” der adamlar. Referandum, PKK’nın silahlarının gölgesinde yapılacaktır. “Biz bağımsız devleti ilan ettik, hadi gözünüz aydın olsun” diyecekler. Bizimkiler diyecekler ki; “ne yapalım işte tarihin akışı, süreç bu.” Süreç demiyorlar mı? “Süreç aktı aktı aktı, geldi bu noktaya dayandı. Süreç bizi yedi. Biz süreci yiyecekken, süreç bizi yedi” diyecek. Sürecinizi de darmadağın ederiz, PKK’yı da darmadağın ederiz. Kanunla hukukla yerle bir ederiz. Öyle bir konu olmaz. Gerekirse on milyon asker çıkartırız, seferberlik yaparız, yeni bir destan daha yazarız. Bize kimse artistlik yapmasın, kafalayacağını da zannetmesin. Ülkücü gençlik bir kere süper uyanıktır, onları hiç kafalayamazlar, söyleyeyim. Alperenler de süper uyanıktır. AK Parti gençliği de bayağı yamandır, onları da kafalayamazsın. Saadet gençliği de eğer bırakılırsa onlar çok yamandır. Ama fırsat vermiyorlar. Büyük Birlik gençliği de iyice şahlansın, canlansın. MHP gençliği de gittikçe canlanma aşamasında benim gördüğüm. Sayın Bahçeli baya yaman. Hem kanuna hukuka çok titiz, hem kargaşaya müsaade etmiyor, hem de o güzel görüşlerini çok güzel ifade etmiş oluyor.

YABANCI KONUK: Sayın Adnan Oktar Hocamızın yazdığı kitaplar bende çok büyük bir ufuk açtı, beni çok derinleştirdi. O yazdığı eserler benim hayatımda bir rehber oldu. Benim hidayetime vesile oldu.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: KCK yöneticisi Mustafa Karasu, “Silah bırakma gündemimizde yok” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii ki yok, hiçbir zaman için olmadı zaten.

BÜLENT SEZGİN: Kürtler’in varlığının ve özgürlüğünün güvence altında olmadığını savunan Karasu; “Kimin tehdidi altındadır? Türkiye’nin desteklediği IŞİD’in tehdidi altındadır. IŞİD’i Türkiye desteklemiştir. Türkiye’de de hala öyle sorunlar çözülmüş değildir. Bu açıdan silahların bırakılmasından söz etmek mümkün değildir. Önder Apo da böyle bir şeyden hiç söz etmiyor. Böyle bir gündemi yoktur. Apo’nun değerlendirmelerinde yapılan açıklamayı da silahı bırakma gibi anlamamak gerekiyor.”

ADNAN OKTAR: Silahı bırakmak? Kardeşim silah bırakmak hiçbir zaman olmadı, bu bir aldatmaca, Türk milletini aldatıyor PKK. Oyun oynuyor. Yıllardan beri de bunu bize sürekli sunuyorlar. “Böyle bir şey yok” diyorum, ısrarla “yok, var” diyorlar. Kardeşim görüyorsunuz olmadığını. Olmaz da. Yani PKK’nın yapısına uygun değil böyle bir şey. Marksist, Leninist, Stalinist bir örgütten bahsediyorsun sen, silah bırakmaktan bahsediyorsun. Böyle bir şey olmaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Antep’te muhacirlere şöyle konuştu; “Muhacirlere sahip çıkarak gönüllerde taht kurdunuz. Her gittiğim yerde Gaziantep’i anlatıyorum. Bazı siyasiler utanmadan sıkılmadan üç yüz bin kişinin katili Esad’ı ziyaret edebiliyorsa, ülkemizde kimlerin olduğunu bilmemiz lazım. Bir gün şartlar değişecek. Nasıl ensar görevini yerine getirdiyse, onlar Suriye’den size şunu diyecekler; ‘onlar bizi yalnız bırakmadılar, onlar çorbasını bizimle paylaştılar.’ Komşularımız bu durumdayken lüks içinde yaşayamayız. Biz bugüne kadar sınırımıza kim geldiyse geri çevirmedik.”

ADNAN OKTAR: Allah razı olsun, o güzel. Yani o hükümetin başarısı, o bir güzellik. Ama Güneydoğu’yu PKK’ya teslim ederlerse federasyon adı altında, artık böyle bir imkanımız da olmaz. Yani Türkiye’nin ciddi bir bölünme tehlikesi var. Bunu gizlemesinler, gerçeği ortaya koysunlar ki, daha rahat tedbir alabilelim. Böyle gizlemeyle olmaz, üstünü örtmek ile olmaz.

Dinliyorum Fikret.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, İstanbul’da son bir yılda failleri henüz aydınlatılmamış yirmi siyasi cinayet işlendi. Ülkelerindeki yönetimlere muhalif tutumları ile bilinen Çeçen, Özbek ve Tacik uyruklu kanaat önderleri hedef alındı.

ADNAN OKTAR: Nasıl bilinmez bu adamlar? Belli bunları vuracak katiller Rusya’dan oradan buradan geliyor, eşkali de bozuk. Giriş yapanların bir listesi çıkarılsa adamlar eşkalinden çok rahat çıkarılır. Yani işi sıkı tutmak gerekiyor. Aynı dönemde girenler, bir de bunlarda zaten casus tipi ve katil tipi oluyor bu adamların suratında. Durduk yere gelmiş ve adamı vurduktan sonra da kaçmış. Türkiye’de yok. Belli ki o yani. Biraz kafa çalıştırıldığında, bunlar bulunur. Daha işi sıkı tutsunlar. Bir gariplik var.

Amerika nasıl kabadayı ise, İran nasıl kabadayı ise Türkiye’nin on misli kabadayı olması lazım. Türkiye’nin böyle çekingen bir tavrı olamaz. Bizim ecdat hep kökenden itibaren hep kabadayı olmuş. Ve kabadayılıkla da çok şey elde etmiş. Kimse de bir şey diyememiş. Yani bizim milletimizi böyle pasifize etmek doğru değil. Bu yakışmıyor. Bu felaket getirir. Bu huzur getirmez, tehlikeli bir şey yapılıyor. Amerika bakın en ufak bir şeyde kabadayılık yapıyor. İran en ufak aleyhine bir şey olduğunda kabadayılık yapıyor ve çok net netice alıyor. Yani büyük ülke olmak istiyorsak, kabadayı olmak durumundayız, öbür türlü olmaz.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, kardeşlerimizin çok sayıda güzel faaliyeti var. Bursa’dan kardeşlerimiz Salı günü ev sohbetinde buluşmuşlar. Sizin bir kitabınızdan bölümler okuyup, faaliyetleri hakkında fikir alışverişinde bulunmuşlar. Yalova’da kardeşlerimiz CHP İl Başkanı Özcan Özel Bey’i ziyaret etmişler. Sizin Yaratılış Atlası ve çeşitli kitaplarınızdan hediye etmişler kendisine.

ADNAN OKTAR: Güzel olmuş.

KARTAL GÖKTAN: 28 Şubat’ta Diyarbakır’daki otuz iki camiye Karanlık Tehlike Bağnazlık adlı eseriniz hediye edilmiş. Eskişehir’de bir kardeşimiz, on yedi adet Harun Yahya kitabını iki banka çalışanına ve müdürlerine hediye etmiş. Tek olduğu için resim çekme imkânı olmamış. 1 Mart tarihinde Mersin’in Pozcu semtinde esnafa altmış adet eseriniz hediye edilmiş. Gebze Eskiçarşı’da sizin çeşitli kitaplarınızdan doksan beş adet ücretsiz olarak dağıtılmış. Ayrıca başka bir gün de kardeşlerimiz sizin kitabınızdan bölümler okumuşlar, toplanmışlar. Bu hafta Akdeniz Üniversitesi öğrencilerine, motor sporları katılımcı gençlere ve AK Parti Temayül Yoklaması katılımcılarına toplamda bin beş yüz adet kitabınız hediye edilmiş. Amasya’dan kardeşlerimiz 23 Şubat günü Amasya’nın Taşova ilçesinde dört yüz altmış yedi adet, Çorum’un Osmancık ilçesinde beş yüz elli adet kitabınızı, 30 Şubat Pazar günü ise Tokat’ın Erbaa ilçesinde altı yüz elli adet kitabınızı halka, esnafa ve öğrencilere dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, faaliyet haberlerine devam edelim mi kardeşlerimizin?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Balıkesir Merkez ve Bandırma’dan kardeşlerimiz birlikte yemek yiyip sohbet etmişler. Geçtiğimiz günlerde Kayseri Merkez’de elli adet Harun Yahya kitabı ve elli adet dergi dağıtımı yapılmış.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Adapazarı’ndan kardeşlerimiz buluşmuşlar ev sohbeti yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, ne güzel. Şu yiyeceklerin güzelliğine bak, Allah ne güzel ikramda bulunmuş onlara.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca otuz adet kitabınızı da komşularına hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

KARTAL GÖKTAN: 5 Mart’ta Ankara Kızılay Amerikan Pazarı’nda otuz adet eseriniz dağıtılmış. İnegöl’deki kardeşlerimiz 5 Mart günü evde buluşmuşlar kitaplarınızdan okuyup konular üzerine konuşmuşlar.

ADNAN OKTAR: Nur onlar nur. Şu ufaklıkları bana bir göster. Şu yüzündeki ifadenin temizliğine bak. MaşaAllah bu da ağabeyi. İkisi de nur, sırf nurlar maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bursa’dan kardeşlerimiz 5 Mart tarihinde MHP Bursa Osmangazi İlçe Başkanlığı’nı ziyaret ederek, İlçe Başkan Vekili Sayın Yavuz Eyüpoğlu’na kitaplarınızdan hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar aslan.

KARTAL GÖKTAN: Ve kendisi ile Türk İslam Birliği’nin biran önce kurulması gerekliliği üzerine sohbet etmişler. Yavuz Bey, “MHP ve Ülkü Ocakları gençlerinin geçmişte şehitler vererek ülkeye sahip çıktıklarını, günümüzde ise PKK’ya çok taviz verildiğini, ülkenin bölünmeye doğru gittiğini ve birçok insanın bu konudan habersiz olduğunu, MHP olarak ülkenin bölünmesine asla müsaade etmeyeceklerini” dile getirmiş.

ADNAN OKTAR: EvelAllah, evelAllah maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne giriyor. 2014’te iki yüz doksan dört kadın katledildi. Otuz bin kadın sığınma evlerine yerleşti. 1 Ocak’tan itibaren en az elli yedi kadın öldürüldü. Özgecan’ın ölümünün kadın cinayeti ve kadına yönelik şiddette milat olması umut edilirken, onun ardından on yedi kadın cinayete kurban gitti. Türkiye’de 2014’te yüz yirmi bin kadın şiddet gördüğü gerekçesiyle polise başvurdu. Yetmiş sekiz bin kadın hakkında geçici koruma tedbir kararı alındı. 2014’de otuz binin üstünde kadın sığınma evlerine yerleştirildi. Emniyet ve jandarma kayıtlarına göre Türkiye’de kayıp çocuklar listesinde bin üç yüz kız çocuğu var.

ADNAN OKTAR: Kayıp kız çocuğu, bin üç yüz tane? Darwinist, materyalist eğitime devam. Bu kafayla devam ettiği müddetçe, en az böyle olur. Bereketsizlik, uğursuzluk, bela her yeri sarar. Darwinizm, materyalizm Allah’a meydan okuyan bir sistem, haşa. Bütün dünyaya hakim bu Türkiye’ye yakışmıyor. Bizim Darwinizm’i, materyalizmi asla kabul etmememiz, gençlerimize doğrusunu öğretmemiz gerekiyor. Paleontolojik delilleri gösterelim, proteinin yapısını gösterelim, bu belayı durduralım.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, sizin daha önce birçok yayında yaptığınız açıklamalara birebir aynı olarak bir açıklama yaptı; “Urfa’ya gittiğimde, Şırnak’a gittiğimde birinci sınıf vatandaş olmak istiyorum. Bir Urfalı kardeşim de Marmaris’e gittiğinde birinci sınıf vatandaş olarak huzur içerisinde yaşamasını istiyorum. Ülkemin içerisinde sınırlar çizilmeye başlanırsa, bir sınırdan diğer sınıra geçtiğimizde vatandaşlığımız derece değiştirir” dedi. Ayrıca “Türkiye’yi özerklik ve federasyon tehlikesi bekliyor” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor tabii ki. Çok ciddi bir bela olarak bu başımızda duruyor. Herkesin bu konuda yeri göğü birbirine katması lazım. Herkesin feryat etmesi lazım. Herkesin gayret etmesi lazım. Suskunluk, kabul anlamına gelir, sakın.

Bugün izlenme çok yüksek. Bitirelim, yarın devam ederiz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler programımız bu akşam sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü