Harun Yahya

Sohbetler (11 Mart 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey birazdan bizlerle olacak. Önce biz fasılla programımıza başlayacağız. Öncelikle sanatçılarımızı tanıtmak istiyorum. Vokal ve udda Serkan Bey, kemanda Cem Bey, ritimde Ali Bey ve yine ritimde Devran Bey.

Güzel muhabbetimiz devam ediyor. Adnan Bey hoş geldiniz siz de.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Dertler zordur, imtihan zordur. Cenab-ı Allah zor imtihanlarla imtihan etmesin sizleri. Hep sizleri böyle şen, sıhhatli, sağlıklı, hoş sanatçılar olarak karşımızda görelim inşaAllah. Allah sizse dünyayı böyle güzelleştiriyor, Rabbimiz’in bir lütfu. Daha dünya duman halinde üstü, karayla gök birleşmiş vaziyette bu icra yapılmıştı. O zamanda yapılmıştı. Bu Cenab-ı Allah’ın bir sanatı, akıl sır alacak gibi değil. Bizim bir avuç beynimiz, insanların bir avuç beyni bunu alacak gibi değil. Aynı anda bitmiş hepsi. Tek bir an içerisinde. MaşaAllah. Şu sanatın güzelliğine bak, Allah’ın verdiği hazza bak. MaşaAllah, ne güzel.

Hayret güzel gözün insanı bu kadar etkilemesi. Ama anlamasız mesela bazı kızlar var; gözünü koca koca da patlatıyorlar, ben bazı televizyon spikerlerinde falan da görüyorum. Yani sanki yanında bomba patlamış gibi, gözünü koca koca açıyor. Gözünün kocaman olmasının bir anlamı yok ki. Anlamlı olması önemli.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Cumhurbaşkanımız’ın uçakta türkü söylerken bir videosu vardı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam aşka gelmiş. Bakayım. Tayyip Hocam fasılla beraber uçsun. Tabii ya. Ben Tayyip Hocam’a fasıl da göndereyim istiyorsa. Tayyip Hocam’ın vicdanı iyidir. Temiz vicdanı vardır. Yani halk gibi, bizim kendi Anadolu insanımız gibidir, bizden bir insan o yönüyle güzel.

“Allah aşkıyla sevdiğim Hocam” diyor “ne kadar güzel hitap ediyorsunuz sanatçılara” diyor. MaşaAllah.

“Saygıdeğer, kıymetli Adnan Bey, dünyadaki en akıllı insanlardansınız” diyor “çünkü Allah korkunuz çok fazla, Allah’a olan bağlılığınız, sevginiz çok derin maşaAllah” diyor. Zeynep Ceren.

Mehmet Ali Yılmaz; “Hocam Mehdilik hakkında aydınlatır mısın?” Her bir fesad-ı ümmet zamanında Cenab-ı Allah bir Mehdi, bir musli, bir kutbu zişan göndererek alemi İslam’daki fitneyi izale etmiş ve İslam’ı ihya etmiş Cenab-ı Allah. Ahir zamanın en büyük fesadındayız şu an, dünyanın en büyük fesadı dönemindeyiz. Bediüzzaman  da diyor ki; “En büyük fesadı zamanında ahir zamanın elbette en büyük bir müçtehit, hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem Mehdi, hem Mürşit, hem kutbu azam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek” diyor. “O da Ehlibeyt-i Nebevi’den olacak” diyor.

“Beni senden ayıran her şeye karşıyım, fasıla da karşıyım, çalıştığım işe de. İşte gerçek duygularım, açıkça söylüyorum” diyor bir hanım kardeşimiz.

“Gece geç geliyorsun, gündüz çalıştığımızdan dayanamayıp uyuyoruz. Gündüz de geliyorsun ama iş yerinden girenden çıkandan izleyemiyoruz. Üstelik programların bant kaydı da üç-beş gün sonra sitede yayınlanıyor, ne yapacağımızı şaşırdık” diyor bir hanım kardeşimiz. Kardeşim ben akşamcıyım. Benim için hayat akşam başlar. Gece eğlenilir; yapmayın etmeyin, uyuyana saygım var uyusun da, uyumayan çok insan vardır. Geceler güzeldir. Geceler şendir. Geceler eğlence ehli için, fasıl ehli için bulunmaz saatlerdir. Dolayısıyla Türkiye’nin en az yüzde yetmişi, sekseni izleyecek konumda olur. Benim milletimin büyük bölümü de eğlenceden hoşlanır, fasıldan hoşlanır. Birçok insan akşamcıdır yani akşam hayat başlar onun için. Yanlış anlaşılmasın bir de alkol anlamında anlıyorlar o değil. Akşamın güzelliği vardır. Gündüz de insaf yani artık. Gece çok kalabalık izleme oluyor. Ben buradaki rakamlara bakarım. Şu an rekor rakamlar var, bu yeterlidir. İzleyemeyen de ne yapacak? Erken gelip yatacak. Yedide geldi değil mi? Tak yatacak. Kaçta kalkacak? Bir’de. Elini yüzünü yıkayacak, çayını alacak yanına fasıl başlayacak.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika Birleşik Devletleri’nin 2016 yılı başkan adaylarından cumhuriyetçi Senatör Rand Paul “Ben Kürdistan için yeni sınırlar çizeceğim ve onlara yeni bir ülkenin sözünü veriyorum” dedi. “Bunu söylemek elbette gerçekleştirmekten daha kolaydır. Çünkü yeni bir ülkenin sınırlarını çizmek için Türkiye, Irak, Suriye’den toprak alınması gerekecek” diye ekledi.

ADNAN OKTAR: İran’dan niye almıyor? Sıkıyor herhalde. O zaman dersin ki, korktuğunu söylersin İran’dan. “Ona gücümüz yetmiyor” dersin. Ama Irak, Suriye ve Türkiye’yi gariban gördüğünü iddia ediyor anladığım kadarıyla. “Oradan alırız” diyor. Türkiye şu ana kadar daha kendini anlatmadı. Bak Türkiye kendini anlatırsa, ne Amerika kalır, ne Avrupa kalır, ne dünya kalır. Yani bunu denemeleri çok riskli olur. Ben hiç tavsiye etmem, kıyamet kopar. Kendince Türkiye’yi kolay görüyor “gideriz toprağını alırız, bilmem ne yaparız” falan. Öyle olmaz. Çok sıkılır, çok bunalır tahmin ettiği gibi olmaz. “Keşke yapmasaydım” der. “Keşke konuşmasaydım” der. Türkiye’yi kimseye böldürtmeyiz. Öyle bir şey olmaz. PKK da itlik yapamıyor şu an. Sadece lafla korkutmaya çalışıyor dikkat ederseniz. Bazı korkak, ödlekler de hakikaten korkuyorlar. Ama PKK da Türk milletinden çok korkuyor. Köpek gibi korkuyor. Kuvveti olan, gücü olan çıkar ortaya, değil mi? Söker alır. Arkadaş dersin “lafı uzatmayayım gelip aldım” dersin. Yapamadığına göre it gibi korkuyorsun demektir.  Çünkü başına gelecekleri iyi biliyorsun. Lafla Türkiye’yi böldürmeyiz. Tayyip Hocam net karşı. Başbakan net karşı. PKK da itliği bıraksın, kabadayılık yapmayı da bıraksın. Hemen çıksın ortaya, neyse derdi göstersin kendini ve alsın cevabını bir an önce rahatlasın. PKK hemen ortaya çıksın, hemen cevabını alsın, hemen yatışsın. Kafasında izdifamda kalmaz. Hem boyunun ölçüsünü alır, hem de rahatlamış olur. Türk milletinin ne olduğunu daha anlayabilmiş değil bu adamlar.

Dinliyorum ben seni Fikret.

KARTAL GÖKTAN: Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, uluslararası koalisyonun IŞİD’e karşı yürüttüğü operasyonlarda, “İncirlik üssünün kullanılmasının belki kapsamlı bir sürecin parçası olabileceğini ancak şu aşamada böyle bir durumun söz konusu olmadığını” söyledi.

ADNAN OKTAR: Aman ha. Aman ha. Ağız aramayı bıraksınlar. Aman ha. Aman ha. Türk askerini katil yapmaya hiç kimse teşebbüs etmesin. Aman ha. Ağzımızı da aramayı bıraksınlar. Asla müsaade etmeyiz, asla. Cinayet istemiyoruz. Asla müsaade etmeyiz. Müslüman’a kurşun sıkılmaz. Müslüman’ı sen havadan otomatik silahla tarayacaksın, bombalayacaksın. Harama girersin. Karşılığı ömür boyu cehennemdir.  Bilmiyorsun, etmiyorsun yargılamamışsın. Allah “bir cana karşılık” diyor, olmadıktan sonra onu haram kılmış. Sen aşağıdaki adamın cinayet işlediğini biliyor musun? Bilmiyorsun. Nasıl bombalıyorsun? Orada çocuklar var, genç kızlar var, kadınlar var. Böyle bir şeyde ağzımızı aramasınlar asla müsaade etmem. Asla müsaade etmeyiz. Sahtekar bazı hocalar bulabilirler belki fetva verecek. Asla müsaade etmeyiz. Böyle şey olmaz. Fetva için ağzımızı aramasınlar. Türk askeri asla cinayetin içine girmez. Asla Müslüman öldürmez. Biz nerede ne yapacağımız çok iyi biliriz. Kime, nerde, ne yapılması gerektiğini çok iyi biliriz. Bizi böyle bir pisliğin içine hiç kimse sürüklemeye kalkmasın. Ama PKK sürekli meydan okuyor. Mesela bak, ben onlara tavsiye ederim istiyorlarsa bir denesinler. Bu kadar çakallık yapmalarına gerek yok, kabadayılık yapmalarına gerek yok. Nasıl üstlerine çöktüğümüzü görürler. Nasıl kulaklarından tutup sürükleyerek hapse götürdüğümüzü de görürler. Ve Müslüman hiçbir guruba silah kullanmayız ve Türkiye’de de kullandırtmayız. Bunu unutacaklar.

KARTAL GÖKTAN: Peşmerge eğitimi şu ana kadar olduğunu söylemiş Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ve askeri malzeme gönderildiğini bölgeye.

ADNAN OKTAR: Peşmerge eğitiyorsa eğitsin, peşmerge Müslüman çocuklar onlar. Ona bir şey dediğimiz yok. Müslüman öldürmek için silah gönderemeyiz. Göndermeye kalkarlarsa param haram olsun. Milletin verdiği para da haram olsun kim gönderirse. Silah asla göndertmeyiz. Ama kendini korumak için yahut caydırıcı güç olarak o ayrıdır. Mesela Türkmenler var, adam oturuyor silahsız falan, silah gücü olursa, caydırıcı güç olarak faydalı oluruz ayrı ama kullanılması amacıyla olursa olmaz. Gidin Müslüman öldürün diye silah verirsen sen de katil olursun. “Al şu silahı adamı vur” dersen azmettirici oluyorsun. Bunun açıklaması yok. Böyle bir şeye kimse tevessül etmesin. Ağız da aramasınlar. Kenardan köşeden ağız araması olmaz. Başbakan kabul etmez, Cumhurbaşkanı da kabul etmez. Konu bitmiş.

“IŞİD, Haseke’de PKK’ya  yeni ataklar düzenliyormuş. Yine bugün yüz ondan fazla PKK’lı öldürmüşler. Yakında PKK Haseke’ye düşüyor diye şamata yapacak diyorlar” diyor. Söyledim “kaçın” dedim, “sizi keserler” dedim. Değil mi? Aman ha, aman. Müslüman cemaatlere, Müslüman topluluklara karşı “alın şu silahla onları öldürün” diye silah verilmesi haramdır. Yapan cinayet işlemiş olur. Ağzımızı aramasınlar. Yapana haram zıkkım olsun verdiğimiz paralar. Helal etmiyoruz haram olsun. Onu yapacak adamı da düşünemiyorum yani.  

“Kolay gelsin Hocam, çok yakışıklısınız” diyor. “MaşaAllah programınızı hep beraber izliyoruz. On kişi topluluk olarak izliyoruz” diyor.

 “Madem Hz. Mehdi (a.s) gelecekti Peygamberimiz (s.a.v.) neden son Peygamber ilan edildi? Buna ihtiyaç mı var?” Ayette söylüyor Cenab-ı Allah “Ya Rabbi” diyorlar Müslümanlar “Bize Katından bir veli, bir kurtarıcı, bir kumandan gönder” diyorlar. Ayet, Kuran. Bu ayeti kim getiriyor? Peygamber Hz. Muhammet Mustafa (s.a.v.) getiriyor. Müslüman Allah’a dua ediyor.

Evet, Fikret Efendi dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dolmabahçe görüşmesinin ardından HDP bir an önce izleme heyetinin İmralı’ya gitmesini ve müzakerelere başlanmasını talep ediyor.

ADNAN OKTAR: Ne müzakeresi? Ayıp yapıyorlar koskoca adamlar. Sakallı bıyıklı adamlar. Müzakere falan diye bir şey yok kardeşim. Yani terör anarşi çıkartmıyorsanız, yerinde hır durursanız hiçbir şey yapmayız. Bunun ne müzakeresi olacak? Ama azıp kudurursa PKK, kulaklarından sürükleyerek çıkartıp hepsini hapse doldururuz. Bize iş çıkartmasınlar, terbiyesizliği de bıraksınlar PKK’lılar. Bu arkadaşların da bu laflarından bıktık. Süreç devam ediyor, süreç tırmandı, köşeden döndük artık, ışık göründü, tünelin ağzı açık. Bir şey yok. Bırak, böyle laf bunlar yani. Özetle şu; Türkiye’yi böldürmeyiz. Amerikan modeli federasyon, şu, bu onları da kabul etmeyiz. Türkiye’yi paramparça eder o. Katilleri de bırakmayız, hapiste yatacaklar. Bu kadar. Diyorsun ki; “sürekli tekrar edersek ikna ederiz.” Bak, PKK’ya söylüyorum her havladıklarında hoşt deriz. Hoşt dedin mi biter konu.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Ahmet Davutoğlu Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Genel Merkezi’nde düzenlenen Dede Korkut kitabı baskısı tanıtımına katıldı. “Babam benim adımı kulağıma üflerken Ahmed-i Sani demiş. Ben bunu dedemden ya da amcamdan sonra geldiğim için ikinci Ahmet olarak anlamıştım. Daha sonra Hoca Ahmet Yesevi’nin Ahmed-i Sani olduğunu, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den sonra ikinci Ahmet olarak anıldığını öğrendiğimde babamın bana aslında Hoca Ahmet Yesevi’den dolayı bunu söylediğini öğrendim. Allah bize Dede Korkut’un izinden gitmeyi nasip etsin” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Ahmed-i Sani ama anlamı derin bunun. Kafamızın bir köşesine yazacağız. Ahmet Davutoğlu Hocam mübarek bir insan. 

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey bir resim gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Gazze’nin kuzeyinde evi yıkılan bir sevimli.

ADNAN OKTAR: Gazze’de?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ah severim ben onu. Tatlılığını severim onun ben. Kıyafeti de çok şekermiş. Küsmüş biraz.

Tamam, hadi bakalım yarın görüşürüz yani sabah 09.00’da.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız şu anda sona erdi. Sabah 09.00’da tekrar birlikteyiz inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü