Harun Yahya

Sohbetler (14 Mart 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar ile Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey birazdan bizlerle beraber olacaklar. Öncelikle fasılla başlayacağız. Ben sanatçılarımızı tanıtmak istiyorum, keman Alaattin Bey, udi Hakan ve ritimde Ali Bey ve Devran Bey. Buyurun Üstadım.

ADNAN OKTAR: Sanatçıları nerede arayacağımızı bileceğiz. Çile ehli olması lazım, acı çekmesi lazım. Azametli adamdan sanatçı olmaz. Mütevazi insandan sanatçı olur.

Ahmet Bursevi Hocamız’ı ziyaret ediyorsunuz değil mi? Ara ara gidin ziyarette bulunun, o çok değerli bir insan. Yobaz takımından, cahil cüheladan, ehli haset takımından hocamıza sivri dil uzatanlar var. Gerçi o mana aleminde dillerini koparıyor ilimle irfanla da fakat yine de hocamıza desteğimizi tam devam ettirelim. Ehli haset insanı çok fazla.

Şeyh Mehmet Efendi Hocamız’ı da ziyaret edin. Evvelki gün Arnavutluk’tan değerli bir büyüğümüzü gönderdi Şeyh Mehmet Efendi buraya yanıma, hakikaten çok asil bir insan. Şeyh Mehmet Efendi Hocamız’ı da çok seviyor, Şeyhimizi çok seviyor. Ben de elimden geldiği kadar istediğiniz her türlü desteği sağlarım dedim, şahsım adına. Baya efendi bir insan. Çok acı çekti orada kardeşlerimiz çok, Arnavutluk’ta çok ızdırap çektiler.

Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan; “Gelişmiş ülkeler başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Türkiye’yi neden bu imkandan mahrum bırakalım?” dedi. “Yok başkanlık sistemi diktatörlüğü getirirmiş. Amerika’da diktatörlük mü var? Meksika’da diktatörlük mü var? Brezilya’da diktatörlük mü var?” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Yani Amerika’yı bilmiyorum da, Meksika tam mafyanın hakim olduğu bir ülke. Mafyanın hakimiyetini muhalefet lideri de söyledi, “sakın belanızı aramayın, çok tehlikeli” dedi. Brezilya’da mafyanın cirit attığı bir ülke. Amerika’da felç oldu, devlet olarak felç oldu. Bir kere bak Meksika Birleşik Devletleri var. Amerika Birleşik Devletleri. Bir kere bu Türkiye’nin parçalanması demek. Bu parçalanma bize nasıl bir bereket getirecek? Federasyonlarla yönetiliyor bu ülkeler, eksik olan neyi tamamlamış olacak bu sistem? Sadece Türkiye’yi parçalar, bu kadar. Bu Abdullah Öcalan’ın fikriydi, Amerika Birleşik Devletleri gibi olması Türkiye’nin, paramparça olması, birçok devletten oluşması. Onun olmayacağı belli, halka da soruyoruz, herkese soruyoruz bir kişi kabul etmiyor. Halk son derece rahatsız başkanlık sistemi iddiasından. Asla kabul etmezler. Federasyon demek, bölünme demektir, eşittir bölünme. Meksika Birleşik Devletleri, Amerika Birleşik Devletleri, hepsi federasyondan oluşuyor. Paramparça hepsi. Hepsinde ayrı ayrı mafya hakimiyeti var.

GÖKALP BARLAN: Eyaletler arasında da çatışmalar oluyormuş. Bayağı anlaşmazlık var.

ADNAN OKTAR: Tabii. Halk istemiyor, baya tehlikeli. Asker onun için şehit oldu, polis onun için şehit oldu, Türkiye parçalanmasın diye. “Amerika Birleşik Devletleri” adı üstünde “birleşik devletler.” Devletlerden oluşacak Türkiye. Mahvolduğumuzun resmidir. Bunu bize ne faydası olacak böyle bir bölünmenin? Paramparça oluruz, Allah vermesin. Hiç kimse kabul etmez. Halka soruyoruz “tartışılacak bir konu değil, asla olmaz” diyorlar. “Konuşmaya dahi gerek yok” diyorlar. Halk kabul etmez böyle bir şeyi.

Meksika otuz bir eyalet ve bir federal bölgeden oluşuyor yani otuz bir devletten oluşuyor, her eyalet uyuşturucu kartellerinin elinde, hepsi. Meksika’nın sanayisi yok, uyuşturucuyla geçiniyorlar. Aynı zamanda Amerika’dan silah kaçakçılığı yapıyorlar. Adam kaçırma falan pis işlerle uğraşıyorlar. Muhalefet lideri dehşetle anlatıyor adam. Her bir eyaletin, her bir devletin yasası ayrı, onun için mafyayla mücadele de mümkün olmuyor. Mesela mafyayı yakalıyorsun orada, yasaları değişik, kanunu uygulayamıyorsun adama. Öbür tarafta da bambaşka, çünkü devlet bunlar her biri ayrı devlet, yasaları her şeyi değişik. Mafya cirit atıyor. Meksika mafyası zırhlı araçlara sahip, ordu. Silahlı birlikleri var. Her bir mafya grubunun özel ordusu var. Bu karteller eyaletlerde kendi mahkemelerini, kendi vergilendirme sistemlerini kurmuş devlet içinde devlet olmuşlar. PKK gibi. Böyle bir felaket kapıda. Eyalet yöneticileri iktidarda kalmak için, oranın mafyasına haraç veriyorlar, o şekilde iktidarda kalıyorlar. Yani makul olarak iktidarda kalmak mümkün değil. Mesela her eyalette, oranın maya gruplarını yahut kimse mafya babası oranın, ona para veriliyor, onun sayesinde orada başkan olunuyor ama orada da tabii mafyanın bir numaralı adamı olmak durumunda yöneticiler. Eyaletin beş yüz yetmiş belediyesinden dört yüz on sekiz tanesi özerk yaşıyor, bu durum yüzünden birçok eyalette bağımsızlık isyanları başlamış durumda. “Bağımsız olmak istiyoruz” diyorlar.

Tayyip Hocam etmesin çatmasın bak, başımızı belaya sokar, Allah muhafaza. Amerika uyuşturucu piyasasının yüzde altmışlık bölümünü Meksika sağlıyor. Yüzde altmış. Bu tonlarca uyuşturucu demektir, yüzlerce ton uyuşturucu demektir. Tek başına Meksika sağlıyor bu uyuşturucuyu ve bununla geçiniyorlar. Amerika Birleşik Devletleri bu kartellerle baş edemiyor. Tayyip Hocam’ın haberi vardır da herhalde yine de biz bir bilgilendirelim dedik. Başkan ve meclis arasındaki yaşanan anlaşmazlıklar, Amerika’da olduğu gibi devletin kapanmasına da sebep olabiliyor. Devlet kapanıyor. Saatlerce, günlerce devlet kapanıyor. İptal oluyor devlet yani. Meksika’daki rejimin adı “Narko-demokrasi.” Bak, rejimin adı “Narko-demokrasi Meksika’da. PKK’nın zaten derdi o, “ayrı devlet olalım, uyuşturucu karteli olalım, bütün Ortadoğu’nun, bütün Amerika’nın her yerin uyuşturucusunu biz sağlayalım” diyorlar. Komünist devlet kuracaklar, baş balası olacaklar. Konu bu.

Tayyip Hocam “EvelAllah iflahlarını keserim” şeyinde ama öyle bir şey olmaz o zaman. Şu an baş edemiyorlar, öyle bir durumda hiç baş edemez. Şu an baş edemiyorlar. Bu çıkarılan yasalar, PKK için mi, değil mi önümüzdeki günlerde göreceğiz. Eğer PKK için değilse, bu Ak Parti’yi felç eder, ben söyleyeyim. Vatandaşlara yönelikse bu, yani PKK’yı ezmeye yönelik değil de vatandaşları ezmeye yönelikse, bu felaket. Mesela farz edelim, cemaat evlerine yahut Müslümanların bulundukları yerlere veyahut her hangi bir ekonomik kuruluş veyahut bir kulüp veyahut bir dernek yahut gazeteler, bunlara rahatça baskın yapmak, bir anda içeriye girmek kastıyla olduysa, bu da basına yansırsa, derler ki o zaman “demokrasi kalmamış, bizim AK Parti’yi desteklememiz için bir neden yok” derler. AK Parti, Demokrat Parti zamanı gibi olsun. Son derece ılımlı, son derece rahat, son derece sevecen.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında; “Bizim davamız birliğin davasıdır. En batıdan en doğuya kadar, en kuzeyden en güneye kadar bizim için herkes bu birin bir parçasıdır, tamamlayıcısıdır. Maalesef geçmişte ülkemizde insanların inancından, dilinden, kılığından, kültüründen horlandığı, tahkir edildiği, ikinci sınıf addedildiği günler yaşadık. Ankara’nın Ulus’una, Kızılay’ına, kasketli, şalvarlı vatandaşlarımızın alınmadığı günleri yaşadı bu ülke.”

ADNAN OKTAR: O hakikaten ne kadar acı. Solun bu kafasına, ben şaşıyorum. Daha hala bu kafadalar. Daha hala böyle, hala Müslümanlardan bir kısmı nefret ediyor, daha hala tuzak kurmaya çalışıyor. Mesela devletin onlara tanıdığı imkan var ama iyi niyetle kullanılması lazım, kötü niyetle kullanıyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Sebahat Tuncel, 7 Haziran seçimlerine parti olarak girme kararı alan HDP’nin barajı aşıp aşmayacağı tartışmalarıyla ilgili “en az bekleyen yüzde on iki diyor” yorumunu yaptı.

ADNAN OKTAR: Yüzde on iki. Bak şimdi böyle bahane edip, yani o halkın onlara karşı öfkesini veyahut protestosunu ortadan kaldırmak için “yüzde on beş olduk, yüzde on iki olduk” öyle oyalıyorlar. Halbuki yüzde yedi oyları var, onu da olduğu gibi AK Parti’ye verecekler. Seçimler olsun, göreceksiniz. Abdullah Öcalan diyor “ben, AK Parti’yi destekleyeceğim” diyor, “başkanlık konusunda” diyor. “Amerikan modeli başkanlık konusunda destekleyeceğim” diyor. İşte destekleyeceği, bunu kastediyor, “oyla destekleyeceğim” diyor. Niye çıksın durduk yere on ikiye, ne özelliğiniz var da çıksın. Böyle bir şey olmadığı belli.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Son on yılda kışlalarda 934 asker intihar etti.

ADNAN OKTAR: Allah muhafaza. Bu canlarımızla manevi yönden ilgilenilmesi lazım. Kışlalar, o çocukların ruh halini rahatlatan yerlere dönüşmesi lazım. Soluk ışıklar her yer asker, her yer yeşil. Sevgi şefkat arar o çocuklar, gencecik çocuk yirmi yaşında. Muhabbet arar. Anasının yanından gelmiş oraya. Birdenbire bir kovuş soğuk veyahut da normal bir kovuş, içerisi saçları tıraş edilmiş insanlarla dolu, sevgi yok, şefkat yok. Hepsi için demiyorum, bazı yerler için. Orada çocuk hasta olur, ruhen hasta olur. Oraları sıcak hale, sevgi yurdu haline getirmek lazım. Eski klasik yöntemler olmaz.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bu sayı çatışmada ölenlerden fazlaymış.

ADNAN OKTAR: Allah bir şekilde alacağı kulunu alıyor. Mesela “PKK’yla” diyorlar, “hiçbir şekilde çatışmayalım kan akar.” 818 asker şehit olmuş. İntihar edenler 934, çok daha yüksek.

KARTAL GÖKTAN: AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay; “Kürtlerin bir devleti var. Kürtlerin devleti Türkiye’dir” dedi. Konuşmasının devamında da, “seçimlerin adil olmasını istiyoruz. Bu bölgede tehditler ne yazık ki devam ediyor. Kaç tane insanın tehdit edildiğini biliyorum. Tehdidin ispatı da geliyor, bu da vahim bir durum tabii. Bizim buna karşı ayrı bir tavır koymamız gerekiyor” ifadesinde bulundu.

ADNAN OKTAR: Resmini görebiliyor muyum mübareğin? Bu delikanlı yaman bir delikanlı. Aferin ona doğru, güzel konuşmuş. Daha cesur, daha atak konuşsa, çok daha iyi olur.

Yasin Aktay’ı tebrik ederim, herkes tebrik etsin. Çok tepki gösteren olmuş hiç takmasın. Tam efe o, delikanlının hası. Onun yanında milyonlarca vatandaş var, milyonlar destekliyor.

Devlet Bahçeli Hocamız “bekleriz büyük birlik parti” demiş. Büyük Birlikte “bize en yakın parti MHP, neden ittifak etmeyelim” demiş. Tabii ki, yazık.

İnsanların bir kısmı dürüst, bir kısmı dürüst değil. Siz Allah için yaşıyorsunuz, bir kısmı köşe dönmenin peşinde, bir kısmı evlenmenin peşinde, bir kısmı koca kovalıyor, bir enayi bir avanak bulsa da üstüne çökse. Bazı kişiler için söylüyorum, bazı kafalar için, ömür boyu kendini bir baktırsa, üstüne bir yıkılsa. Ne kadar aşağılayıcı bir şey. Evlilik sevgi için olur, merhamet için olur, şefkat için olur, Allah için olur. Bir avanak bulayım, üstüne yıkılayım mantığıyla olmaz. Birde ailece yıkılma kafasında, o daha da kötü. Bir kısım gençlerde öyle, zengin bir kız bulsa da içgüveysi onların yanına bir girse, bedava çorba içse, bedava yemek yese. Onlar bir garip oluyorlar ben gördüm iç güveysi, insan acıyor. Pijamalarıyla, ayaklarında terliğiyle falan ‘babacığım babacığım, anneciğim anneciğim.’ Sürekli aşağılıyorlar öyle tipleri bir tabak yemek için kendini nasıl aşağılatıyorsun. Hayır, çok fazla da olsa, insan böyle bir adiliğe girmez. Menfaat varsa geliyor adam, para varsa geliyor.

Bu hanım arkadaşımız rüyasında görmüş beni “güzeldi” diyor. Allah razı olsun, inşaAllah hayırdır.

TV Dünyası; “RTE şeriat istiyor, işin özeti bu. Kimse kurmasın daha fazla. İsrail bunu emrediyor çünkü.” Tayyip Hocam, İsrail’e bir kere karşı üslubundan falan anlaşılıyor, hükümete karşı. “Şeriat istiyor” eğer İslam anlamındaysa, güzel. İslam’ı istiyorsa, İslam’ın yaşanmasını istiyorsa, güzel. Ama bağnazlık, yobazlık Tayyip Hocam’ın ilgi alanına girmez. Modern delikanlıdır Tayyip hocam.

Fikret, Anlat.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet Hakan yazısında; “bizim ahalinin kafası şu iki konuya bir türlü yatmadı. 1) Suriye meselesinde atak ve girişken olmak, Suriye’ye girmek. Yapılan tüm araştırmalarda yüzde 75 hep ‘hayır’ dedi. 2) Başkanlık sistemine geçmek, Başkanlık sistemini benimsemek. Yapılan araştırmalarda çok büyük bir bölüm ‘hayır’ diyor. Tayyip Erdoğan birinci konuya halkı ikna edemedi. Bakalım ikinci konuya ikna edebilecek mi?

ADNAN OKTAR: Gereksiz, başkanlık sistemi bölünme demektir, olmaz.

Bazı kalpler hain oluyor. Bazı kalpler de said oluyor. Bazı kalpler şakidir, bazı kalpler saiddir. Said kalpli olan hanımlar, yani saideler kalpleri çok güzel oluyor, sevgiye çok açık oluyorlar. Hainlik yapan hep sürünüyor. Yani boş yere sürünüyor. Sürekli koca kovalıyor, bilmem ne kovalıyor. Kardeşim ne kadar aşağılayıcı ve sen delikanlı kızsın. Birine sığınıp kedi gibi kendini besletmek istiyorsun yahut her hangi bir canlı gibi. Sevgin yok, saygın yok Allah’tan korkusu yok bilmem nesi yok. Tamam, evlilik güzel bir şey ama Allah rızası için yapılır, ibadet olarak yapılır. Sen enayi arıyorsun, ne kadar korkunç bir şey. Mesela delikanlılarda da var öyle, genç kız bakıyor mesela zenginse falan hemen ona yapışıyor pul gibi. Olmaz böyle şey.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey makaleleriniz hakkında bilgi verebilir miyim?

ADNAN OKTAR: İyi olur.

KARTAL GÖKTAN: Dubai’de yayın yapan Arabian Gazette’de “Girişim ve ilerleme için bir adım: Kütüphaneler” başlıklı yazınız yer aldı. Malezya merkezli News Street Times’da bu hafta yayınlanan makalenizin başlığı; “Terörle mücadelede uluslararası hukukun rolü.” Arab News’teki yeni yazınız çıktı, başlıkları şöyle; “Türkiye’deki PKK Terörü gerçekten bitiyor mu?” ve “İslam’da bencil tutkulara yer yoktur.” PKK’yla ilgili bu yazınız aynı zamanda Eurasia Review’da da yayınlandı. MBC Times Sitesi’nde İngilizce olarak “barış dili hâkim olmadıkça daha çok anlaşma yapılır.” Ve İspanyolca olarak “global ekonomik kriz El ele verirsek çözülür” başlıklı yazılarınız yer aldı. “İran, Yemen’de bölünmeyi değil birlik ve kardeşliği teşvik etmeli” başlıklı makaleniz National Yemen Gazetesi’nde yayınlandı. Daily Mail Haber Sitesi “tüm milletimiz PKK’nın Türkiye’yi bölme planına karşı tetikte olmalı” başlıklı makalenize yer verdi. Ve son olarak başkanlık sisteminin tüm dünyada çöküşte olduğuna değindiğiniz yeni yazınız News Rescue sitesinde çıktı.

ADNAN OKTAR: Gittikçe çapı artıyor, gittikçe etki alanımız güçleniyor, maşaAllah.

Evlilik yancılık yapmak için olmaz. Birisini soymak için olmaz. Ailece bir çocuğu bir genci tokatlamak için olmaz. Yahut bir genç kızı, onla seviyorum ediyorum falan deyip evlenip, onun malını mülkünü tokatlamak için olmaz.

Kinci olmak çok kötü. Her şeye sevgi, hayır gözüyle bakmak lazım. Nefret insanı olmak, çok büyük bir ahlaksızlıktır. Herkese sevgiyle yaklaşmak lazım. Ruhunda nefret pisliğini saklayan bir insan, sürekli bela denizi içinde yüzer. Nefretten kaçınmak lazım. Sadece kalbe sevgiyi koymak lazım. Kalp bir pislik, bir temizlik, onu kaldırmaz. Kalbe sadece temizlik koymak lazım. Kalp pislikten darlanır. Öyle şey olmaz.

Evet, şimdi yine kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarımızla programımız devam edecek.

Adnan Oktar ile Sohbetler programımız şu anda sona erdi. Sabah yayınımızda tekrar görüşmek üzere, hoşçakalın. 

Masaüstü Görünümü