Harun Yahya

Sohbetler (17 Mart 2015; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Şimdi dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yılın ilk 66 gününde 66 kadın cinayeti işlendi. Dün de Adana Mersin Otoyolu Karahisarlı gişeleri yakınında sabah saatlerinde silahla vurulmuş iki kadın cesedi bulundu. Cesetlerin anne ve kızına ait olduğu ortaya çıktı.

ADNAN OKTAR: Demek ki kıyafet giymeyle, bağırmayla, çağırmayla olmuyormuş. Sokaklarda turuncu üstüne bilmem ne yazmakla da olmuyor. Darwinist, materyalist eğitimin ortadan kaldırılmasıyla olur. Allah korkusu olmadığında bunu engellemenin imkânı yok. Hatta bak karşı alınan tedbirler daha da artırıyor. İşte “müebbettin daha da şiddetlisini yapacağız” diyorlar. Bir kat daha müebbetti ağırlaştır, kardeşim onu göze alıyor zaten adam. Ölümü göze alıyor yani. Öyle bir derdi yok adam kendine de sıkıyor yani. Habire sanki o oradaki adam başka bir şey düşünüyormuş gibi bir halde konuşuyorlar. Yani ondan çekineceğini zannediyorlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Genelkurmay Başkanlığı’nca Hakkâri’de PKK mensubu bir grup tarafından Dağlıca bölgesindeki Keri Tepe Üs Bölgesi’ne silahlı saldırıda bulunuldu. Askerin karşılık vermesiyle PKK’lı gurubun bölgeden kaçtığı bildirildi.

ADNAN OKTAR: “Süreç devam ediyor” diyorlar. “Otobüs hızla ilerliyor sakın yoluna çıkmayın” diyorlar habire askere kurşun sıkıyorlar, habire polise kurşun sıkıyorlar “aman kimse sesini çıkartmasın otobüse sıkı sıkıya sarılın son virajdayız” diyorlar. “Adamlar da bak silahı bıraktılar artık görüyorsunuz artık bırakmak üzereler” diyor. Adamlar on misli daha fazla silahlanmış halkın reaksiyon gücü kırılıyor böylece. Yani savunma gücünü kırmış oluyorlar. Hâlbuki bizim milletimiz şu ana kadar çok net tavır koyabilirdi. Daha güçlü ama dediler ki işte “olay bitiyor, hakikaten bitecek” falan hâlbuki bu bir açıkça doğru olmayan söz. Oyalamaca bu, başka bir şey değil.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Devlet Övünç Madalyası Tevcih Töreni’nde gazilerin ve şehitlerin ailelerini ağırladı. Konuşmasında şunları vurguladı. “Bizim kültürümüzde savaşa gidenin, mücadeleye gidenin ardından güzel bir söz kullanılır. Denilir ki iki güzelden biri. Yani bu insanlar için şehitlikten ve gazilikten biri temenni edilir. Sizler iki güzelden birine kavuşmanın şerefine, izzetine, ikramına nail olmuş nadide insanlarsınız. Sadece dünya hayatına ait zevkleri seçenlere ebedi mutluluğu yani şehitliği, gaziliği seçenler arasındaki mücadelenin kazananı esasen en baştan bellidir. Buradaki kazanç dünyadaki geçici başarıyı kimin elde ettiğiyle ilgili değildir. Bu ebedi saadete nail olmakla ilgilidir. Bunun için şehitler kıyamette şefaat ayrıcalığına sahip kılınmış zümreler arasında yer alır.

ADNAN OKTAR: Evet güzel konuşmuş. Tayyip Hocam imani konuları iyi bilir. Milletin manevi değerlerini iyi bilir. Moral değerleri iyi bilir. Başarısının nedeni de o zaten. Ama bu başkanlık sistemi yanlış. Ondan vazgeçsin Tayyip Hocam. Onun dışında biz onu destekleriz. Az buluyorsa daha da çok destekleyelim.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanımız konuşmasında ayrıca “Gazilerimiz “Allah bize yeter o ne güzel vekildir” emri İlahi’sine uygun olarak verdikleri mücadeleyle bu şerefli unvana sahip olmuşlardır. Peygamberimiz (s.a.v.) “Allah rızası için sınırda bir gece nöbet beklemek dünyadan ve dünyadakilerden hayırlıdır” buyuruyor. Allah yolunda ayağı tozlanan kimseye cehennem ateşi dokunmuyorsa, bu uğurda yaralanan, kanını döken, uzuvlarını kaybedenlerin ecrini artık siz hesap edin. Allah sizlerin nezdinde tüm gazilerimizden, şehitlerimizden razı olsun.”

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam güzel konuşmayı nasıl biliyor?

BÜLENT SEZGİN: Evet maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın dili iyidir. Halkı iyi tanır. Halk Parti nasıl bilmiyor böyle bir üslubu, ben hayretler içinde kalıyorum. Yolu da gösterdim dedim bak “ayetle konuşun bitecek iş” dedim. Açık görüyorsunuz modelde önünüzde yani “Bu nasıl başarılı oluyor?” diyor. Diyor “bu muhtar dahi olamaz” falan diyorlardı. Ya kardeşim milletin mana dilini biliyor. Milletin maneviyatını biliyor. Siz de yapın siz de kazanırsınız. Halkın bir moral yönü var, bir maneviyat yönü var onu sunacaksınız. Bu kadar kolay yani.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN:  Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında yerli silah sanayinin önemine de değindi Adnan Bey. “Biz kendi savaş gemilerimizi uçaklarımızı, helikopterlerimizi, füzelerimizi, tanklarımızı silahlarımızı üreterek şehitlerimize, gazilerimize layık olmanın çabası içindeyiz.”

ADNAN OKTAR: Füze; füze en önemlisi füzedir. Tank tek bir mayınla yok edilir. Uçak da ufacık omuzdan atılan bir roketle indiriliyor aşağıya. Ama roket mükemmel bir şey, yakalanması da mümkün değil çok zor. İnsan kaybı da olmaz ve çok caydırıcıdır. Bin, iki bin, üç bin, dört bin, beş bin, on bin kilometre menzile ulaşabilecek ayrı ayrı roketler yapılması lazım. Ne kadar? En az bir milyon adet. En az bir milyon yani. Ve yer altında. Çelik; çelik kapaklı, çelik kapak açılacak yer altından karadan karaya. Karadan havaya. Bu güzel olur. Caydırmak açısından, yoksa can yansın istemeyiz tabii.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey madalya takdimi sırasında sahneye çıkan bir gazinin küçük çocuğu törene katılanları gülümsetti. Fotoğraf vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Şu ufaklığı bir yaklaştırsana sen. Ama bayağı da yakışıklıymış. Çok güzel maşaAllah. Şeker, şeker, şeker bal.

Tayyip Hocam vicdan olarak iyidir yani sağlam delikanlıdır. O yönden güvenebilirler yani vicdanı iyidir.  Hani diyorlar ya yok “diktatör, tiran” bilmem ne falan ayıp yapıyorlar. Tamam, tek elde toplamak istiyor ama iyi niyetli bunu istiyor. Yani “Diktatör olayım, tiran olayım, milletin kafasını gözünü yarayım” derdi bu değil. Rahat edelim, Türkiye rahat etsin, huzur içinde yaşasınlar diye. Zor tiranlık. Niye böyle bir belayı istesin?

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, aynı gazi çocuğunun Cumhurbaşkanı’na koşarken bir fotoğrafı da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Tayyip Hocam da bayağı bir nasipli böyle genellikle.

BÜLENT SEZGİN: Bir de Cumhurbaşkanımız’ın gazi çocukların elini öperken fotoğrafı var.

ADNAN OKTAR: Yakışmış, o yüzden millet onu seviyor işte. 

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı, kışladan çıkan askere teröristlerin saldırdığına dikkat çekti. Kundakçı: “PKK şehirlerden sonra kırsala da yerleşmek istiyor. Askeri kışladan çıkamaz hale getirmek istiyorlar. Karakolların etrafı çevrilmiş durumda. PKK silah bırakmadı aksine bölgeye tamamen oturmaya kalktı.”

ADNAN OKTAR: Hasan Kundakçı Hoca yaman, doğru söylemiş. Görebiliyor muyuz Paşamız’ı? Aslan, aslan, aslan Kundakçı Paşa yamandır o, delikanlının hasıdır.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Terör örgütlerinin seçimleri hedef alacak girişimlerine karşı alınan tedbirler ve tüm istihbarat raporları Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu Toplantısı’nda da ele alındı. PKK, DHKPC, IŞİD ile birlikte Esad ve bölgedeki yabancı istihbarat örgütlerinin Türkiye’nin huzur ve istikrar ortamını bozmak için 7 Haziran seçimlerini özellikle hedef alabilecekleri vurgusu yapıldı.

ADNAN OKTAR: Yok, yok bir şey olmaz. IŞİD’den bir şey çıkmaz zaten ama PKK yapabilir.

Şu PKK ile ilgili var ya, “Başkanlık Sistemi istemiyoruz” falan, o filmleri bir izleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Programımız videolarla devam ediyor.

VTR: Halkımıza Başkanlık Sistemini Sorduk

BÜLENT SEZGİN: Sohbetimize devam ediyoruz.

Adnan Bey dün Halepçe katliamının yıl dönümüydü. Saddam, Kuzey Irak’taki Kürtler’e kimyasal saldırı düzenlemiş ve resmi rakamlara göre beş bin, gerçekte ise çok daha fazla sivil Kürt’ü şehit etmişti. Evlerin içinde duyulan yoğun elma kokusunu merak edip sokağa çıkan Kürt çocuklar toplu olarak şehit olmuştu.

ADNAN OKTAR: Elma kokusu, vay alçak vay. Masum çocuklara şu ahlaksızlığa, şu alçaklığa bak. Canlarım benim onlar da hiç tahmin etmemişlerdir. Ne bilsinler? Elma kokusu, bu çok büyük kahpelik.

BÜLENT SEZGİN: Saddam’a bu kimyasal silahları satan Amerika Birleşik Devletleri ve Saddam’a karşı Kürtler’in ayaklanması için teşvik eden de Amerika Birleşik Devletleri. Saddam’a bu kimyasal saldırı sonrasında ise Amerika Kürtler’e sahip çıkmadı ve yalnız bıraktı.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bush dönemiydi o zaman siz daha iyi biliyorsunuzdur Adnan Bey “Siz ayaklanın biz de devrilmesi için yardımcı olacağız” demişti Amerika. Kürtler ayaklandılar daha sona “biz vazgeçtik” dedi Bush. Sonra da böyle oldu.

AYLİN KOCAMAN: Sonrasında da Saddam pek çok savaş suçundan suçlu bulundu. Ama Halepçe katliamından suçlu bulunmadı, sanki hiç yokmuş gibi davranıldı.

ADNAN OKTAR: O işlerine gelmemiş olabilir ucu onlara dokunacağı için. Çocuklara yazık.

Evet, dinliyorum.   

KARTAL GÖKTAN: Dünyanın en büyük silah ihracatçılarıyla ilgili raporda ilk üç ülke sırasıyla; Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Çin. Raporda Ortadoğu ülkelerinin silah alımının yüzde elli dört arttığı belirtiliyor. Amerika’nın silah satışının yüzde yirmi üç arttığı, küresel silah pazarındaki payının yüzde otuz bir olduğu, onu yüzde yirmi yedilik payı ile Rusya’nın izlediği bildiriliyor.

ADNAN OKTAR: Silahın hiçbirine gerek yok. Hz. Mehdi (a.s) devrinde silahların tamamı kalkacak. Silah, insan öldürmek için hazırlanan her türlü malzeme. İnsan sevilir, insan öldürülmez. İnsan öldürmek için bir malzeme hazırlamak çok korkunç bir şey. Tamamı ortadan kalkacak inşaAllah.

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Gürhan Gündüz kendi sayfasında açığa yazdığı yazısında; “Panelde yaptığım konuşma için Sayın Oktar’ın tarafıma yapmış olduğu övgü dolu sözleri ve duaları için Allah razı olsun.” Tabii ki, delikanlının hasısın. Birçok kişinin tırstığı, korktuğu ortamda erkekçe, aslanca, delikanlıca ortaya çıkıyorsun, Allah, Kitap, din, vatan, bayrak için gayret ediyorsun. Seni övmeyelim kimi öveceğiz? Sana dua etmeyeceğiz kime dua edeceğiz? Doğru yoldasın, Allah ilmini irfanını arttırsın, Allah daha güzel makamlar nasip etsin.

“Hoca, sen anlamazsın bu işlerden. Osmanlı da başkanlık sistemiydi.” Başkanlık sistemiydi tamam da İstanbul, saray hepsine hakimdi. Mesela Kürdistan eyaleti o zaman vardı. Başına kim geçecek? “Ey Paşa” diyordu mesela “Ey falanca Paşa sen derhal tiz git orada görevine başla.” Lazistan “Falanca kişi sen git hemen orada göreve başla.” Müthiş bir merkezi sistem işliyordu. Sen burada ne diyorsun? “Herkes kendi başına ayrı devlet olacak” diyorsun. “Amerika Birleşik Devletleri gibi olacak” diyorsun. Aradaki farkı nasıl bilmiyorsun? “Hoca sen anlamazsın bu işlerden.” Şimdi senin anlamadığın asıl ortaya çıkıyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz bu örnekleri çok önceden zaten vermiştiniz Adnan Bey. “Irak, Tunus bütün Suriye hepsi bağlanacaksa Türkiye’ye federasyon olarak bağlanabilir onda bir sakınca yok” diye söylediniz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: HDP, Şanlıurfa’da Said Nursi Paneli ve Mevlidi düzenledi. HDP İlçe Eş Başkanı Ferzan Topla; “Vefatının elli beşinci yıl dönümü nedeniyle Üstad’ın öğretilerinin ışığında barış sürecinin geldiği aşamada kendimizi buna zorunlu hissedip ve bu paneli gerçekleştirdik” dedi.

ADNAN OKTAR: İyi, güzel maşaAllah.

Şimdi yine kısa bir ara verelim. Sazlı, sözlü, muhabbetli devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarımızla programımız devam ediyor.

Sohbetimize devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Irak hükümetinin Musul Valisi Nuceyfi; “Türkiye’den gelen askeri uzmanlar güçlerimize kamplarda askeri eğitim veriyor. Türkiye bu konuda her gün daha iyi bir rol alıyor. Ancak net bir şekilde Musul operasyonuna katılıp katılmayacağı koalisyon güçleriyle yapacağı görüşmelere bağlıdır. Türkiye’nin bu operasyona katılması çok önemlidir” dedi.

ADNAN OKTAR: Senin bu tavrın neden kaynaklanıyor? Sevgisizliğinden. Bu olay neden kaynaklanıyor? Sevgisizlikten. Hiç sevgi aklına geldi mi? Yok. Hiç merhametle yaklaştın mı? Yok. Hiç eğitimle yaklaştın mı? Yok. Hiç güzellikle yaklaştın mı? O da yok. Varsa yoksa tüfek, tabanca, bomba. Bunları bıraksınlar, Türkiye de böyle bir eğitim falan vermesin bunlara, ne yapıyorsa yapsınlar. Eğitim vermekte doğru değil, o da haram olur. Yani adamlara Müslümanlar’ı nasıl öldüreceğini gidip gösterirsen o da haram olur, o da yakışık almaz. Değil mi? Adam öldürmeyi öğretiyorsun, “şöyle öldürebilirsin, böyle öldürebilirsin” diyorsun. Haram olur bu.

CEYLAN ÖZBUDAK: O anlaşmaya göre silah da verecek Türkiye eğittiği kişilere.

ADNAN OKTAR: O hiç olmaz, azmettirmeye girer, cinayete azmettirmeye girer haram olur. Sakın ha, bu çok büyük bir uğursuzluk getirir. Yapacağın; sevgiyle yaklaşmak, merhametle yaklaşmak, Müslümanca yaklaş, ayetle Kuran’la yaklaş. Ağzında tek kelime ayet yok, tek kelime Kuran’dan bahsetmiyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Diyarbakır’da 6-8 Ekim olayları sırasında kurban eti dağıtan dört genci vahşi bir şekilde linç edenlerle ilgili iddianame tamamlandı. İddianamede linç vahşetine katılanların arasında PKK kamplarında eğitim alanların isimleri de yer aldı.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, direkt PKK’nın işi.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu; yeniden seçilmesi halinde iktidarı döneminde Filistin devleti diye bir şeyin olmayacağını söyledi.

ADNAN OKTAR: Nasıl?

BÜLENT SEZGİN: İktidarı döneminde Filistin devleti diye bir şeyin olmayacağını söyledi.

ADNAN OKTAR: Kim dedi?

BÜLENT SEZGİN: Binyamin Netanyahu İsrail Başbakanı.

CEYLAN ÖZBUDAK: “Ben başbakan olduğum sürece Filistin diye bir devlet olmaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Niye istemiyor acaba? Kardeşim uçsuz bucaksız arazi, her yere yerleşsinler kimsenin bir şey dediği yok. Ürdün bomboş, kardeşlik gözüyle baksınlar. Haritada da göstereyim onlar gibi yüz kat insan alır o arazi. Bu hırsa gerek yok. Sevgisiz konuşuyor, muhabbetsiz konuşuyor böyle olmaz. Böyle acımasız konuşmalar acımasızlığı getirir, şiddet şiddeti getirir. İyi bir şey dememiş. Böyle bir üslup olmaz, sevgiyle konuşsun. Tevrat’ın hükümlerinde hep sevgi vardır.

BÜLENT SEZGİN: İsrail’de bugün genel seçim vardı.

ADNAN OKTAR: Kim kazanıyor?

AYLİN KOCAMAN: Normalde sol parti kazanıyor, yine Netanyahu yüksek ihtimal başbakan olacak.

EBRU ALTAN: Sağ partilerin desteğini alacak diye düşünüyorlar geçen sefer de öyle olmuş.

ADNAN OKTAR: Birisi var yeni çıkmış.

OKTAR BABUNA: Isaac Herzog diye biri var inşaAllah, Siyonist Birlik Partisi’nde.

ADNAN OKTAR: Çok nadirde olsa başkanlık sistemini savunanlar oluyor, onların da pek bildiğini zannetmiyorum. Direkt atıyorlar demeyeyim de, hayali konuşuyorlar araştırmış soruşturmuş değiller. Seçimlerde oyu düştüğü için oyu yükselsin diye söylüyor olabilir mi? Çok uyanık o bayağı yaman bir şey.

AYLİN KOCAMAN: Genelde şahin kanat eleştiriyordu Netanyahu’yu uzun süredir çok sert bir politikası olmadığı için. Yüksek ihtimal onlardan da oy alamaya çalışıyor olabilir.

ADNAN OKTAR: ‘Ben de asar, keser, dağıtırım’a falan getiriyor. Ama o aleyhine döner öyle bir şey olmaz.

CEYLAN ÖZBUDAK: Zaten şu an bu oyu önde giden sol parti daha birleştirici konuştuğu için Allahualem.

AYLİN KOCAMAN: Filistin’i destekliyor.

ADNAN OKTAR: Evet bu aleyhine olur, sevgiyle yaklaşsın Tevrat’ta hep sevgi vardır, hep sevgi, hep merhamet. 

Netanyahu yapmasın bunu, çok ayıp yapıyor, kötü olur bu üslup. Bu lafın altında kalır. Bu Moshe Cohen var yeni, o mu alacak acaba?

AYLİN KOCAMAN: Genelde Isaac Herzog söyleniyor ama.

CEYLAN ÖZBUDAK: Yeni partinin başkanı o. 

ADNAN OKTAR: Görebiliyor muyuz, kim o arkadaş?

BÜLENT SEZGİN: Birazdan göstereyim.

ADNAN OKTAR: Sevgi hepsini halleder. Hayret ediyorum nasıl fark edemiyorlar bunu? İnsanların hepsi sevimli, Filistinli çocuklara bakıyoruz, genç kızlara bakıyoruz hepsi güzeller. İsrailli genç kızlar, İsrailli çocuklar hepsi güzeller. Zorunuza ne oldu kardeşim? Toprak; ucu bucağı yok. O kadar geniş ki o arazi, her yer bomboş. Neyinle boğazlaşıyorsunuz kardeşim? Baştan sona boş topraklar. Yani sağı solu her yeri boş. Bir noktada toparlanıp orada boğuşuyorlar. Üç-beş tane aklı yerinde olan da adam olsa ikna olacaklar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey fotoğrafı gelmişti Isaac Herzog’un ve Netanyahu.

ADNAN OKTAR: Bakayım. İsrail’e sevgi yakışır sevgi. Askeri yönden güçlü olsun tamam, güzel ama sevgi dolu olsun. Bunun beş-on misli daha güçlü olabilir askeri yönden ama bu silahı kullanmasın. Allah muhafaza çok çok darda kalırsa yani o kavim toptan yok edilmesi tehlikesi olursa o zaman kendini savunabilir. Ama yok “füze attılar” yok “bilmem ne attılar” bunları büyütmemeleri lazım. Ayrıca havada yakalanabilecek şeyler de onlar veyahut ikna edilebilir o insanlar yani münasebetsizlik yapmamaları için ikna edebiliriz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bu akşam saat 20:00’da Hayata Dair programı var. Konuk; Milli Gazete Haber Müdürü ve Yazarı Gökçen Göksal olacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, ben tanımıyorum. Aferin delikanlıya. MaşaAllah yeni başlamış.

Çıktığımız Süleyman Şah Türbesi’nin olduğu yer tamamen YPG’nin eline geçmiş. Doğru mu bu?

AYLİN KOCAMAN: IŞİD oradan çıkmış aslında. Savaş sonrası değil de köprüyü uçurarak geri çekilmiş.

ADNAN OKTAR: Geri çekilmişler. Ama YPG’nin orada bulunması bir suç, o toprak yine bize ait. Bize ait bir yerde onların bulunması olmaz. Oraya gidip onları kovalamak lazım. “Defolun buradan” diye kovalamak gerekiyor. Bunu kabul etmesin hükümet. Çünkü orası bize ait hukuken, şu an bize ait bir yer. Derhal oradan kovmak, beklemeden.

PKK ile ilgili film seyredelim kısa. Sonra devam edelim. 

BÜLENT SEZGİN: Videomuzla programımız devam ediyor.

Yayınımıza devam ediyoruz.

Bir fotoğraf gösterebilir miyim, Musevi çocuklar?

ADNAN OKTAR: Ne şeker şeyler bunlar böyle. Bunlar ultra Ortodoks değil mi? Kadınlar çarşafla mı geziyorlar?

BÜLENT SEZGİN: Çarşafla.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. İşte bak gelenekçi Ortodoks sistemin işte ana kaynağı bunlar demek ki.

CEYLAN ÖZBUDAK: Araba da kullanmıyorlar kadınlar.

ADNAN OKTAR: Böyle hayat mı olur, bunun din ile iman ile ne alakası var? Ne kadar sağlıksız, hepsi hasta olur bunların. Güneş görmüyor, hava almıyor falan böyle yaşanır mı? Şu perişanlığa bak. Boş yere kendilerine eziyet ediyorlar. Tevrat’ta nerede diyor böyle elinizi yüzünüzü örtün diye?

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Dünya Müslüman Âlimler Birliği Genel Sekreteri Dr. Ali Muhyiddin El-Karadavi Müslüman yöneticilere ve halklara “geçtikleri bu zor, sıkıntılı ve fitnenin çok olduğu dönemlerde birlik olma, Allah’ın ipine sarılma” çağrısında bulundu.

ADNAN OKTAR: Enaniyeti bırakırsalar ama değil mi? Hiçbiri enaniyet yapmayacak, büyüklük hissine kapılmayacak, Sünni-Şii ayrımı yapılmayacak bunları söylesin Hoca bu çok önemli. O güzel huylu ben konuşmuştum onunla İstanbul’da burada, hakikaten mütevazi bir insan. Ama bunu söylemesi lazım. Enaniyet, büyüklük hissi olmayacak. Hepsi kendini dünyanın en büyük alimi zannediyor, hemen hemen hepsi yani yüzde doksan dokuzu. Alelade zavallı insanlar, hep baş olmak istiyorlar, herkes onlara uysun istiyorlar olmaz öyle şey.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, CHP’nin seçimlerde başörtülü aday gösterebileceğini söyledi. “Bizim, insanları giyimiyle, kuşamıyla, diliyle tarif etmekten vazgeçmemiz lazım. Bizim için İstanbul Suadiye’de oturan kız kardeşimiz ne kadar kıymetli ise Erzurum, Ardahan, Çorum’da oturan başörtülü kardeşimiz de o kadar kıymetlidir.”

ADNAN OKTAR: Keşke Kuran İslam’ını iyi bilseler. Atatürk gibi modern İslam’ı iyi bilseler uygulasalar millet onları bağrına basar çok yüceltir ve büyük ihtiyaç olduğu için de baş tacı olurlar. Ama onun farkına varmıyorlar, gelenekçi Ortodoks sistemle rekabet etmeye kalkıyorlar öyle de olmuyor yapamıyorlar tabii.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey, bir önceki haberle ilgili Karadavi geçtiğimiz günlerde “ekonominin canlanması gerekiyor Müslümanlar’ın refaha ermesi için” demişti. Siz o zaman uyarmıştınız “İslam Birliği’ne davet et” diye. Bu üslup değişikliği Allahualem ondan oldu hemen.

ADNAN OKTAR: Kardeşim sen koskoca aklı başında bir insansın, seksen- doksan yaşına gelmişsin. Bu belanın içinde daha hala ekonomiden bahsediyorsun. Maneviyattan kaynaklandığını görmüyor musun bu belanın? Ekonomiyle ne alakası var? Filistin bayağı zengin normalde ama olay öyle olmuyor. İsrail de zengin ama hep silaha yatırıyor. Filistin de hep silah.

CEYLAN ÖZBUDAK: Olaylardan önce Suriye çok zengindi.

ADNAN OKTAR: Suriye multi milyarderdi.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarımızla programımız devam ediyor.

Adnan Oktar’la Sohbetler programımız şu anda sona erdi, yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü