Harun Yahya

Sohbetler (17 Mart 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar'la Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey, hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Fikret bir şey anlatmak istiyor musun?

KARTAL GÖKTAN: Evet. Sayın Erdoğan'ın çözüm sürecine değindiği bir konuşması oldu. Türkiye'de Kürt sorunu olmadığını ifade etti. “Türkiye'de her kesimden insan gibi Kürt kardeşlerimizin de sorunları vardır. Kimliklerinin tanınmaması sorunu vardır. İnançlarına saygı duyulmaması sorunu vardır. Geri kalmışlık, ihmal edilmiş, hor görülmüş sorunu vardır. Biz geçtiğimiz on iki yılda Kürt kardeşlerimizle birlikte Türkler’in de, Araplar’ın da, Lazlar’ın da, Romanlar’ın da, Gürcüler’in de, Boşnaklar’ın da dini azınlıkların da ülkemizde yaşayan ne kadar kesim varsa hepsinin sorunlarına çözüm bulmaya gayret ettik. Bugün artık hiç kimse kökeni, inancı, kılığı kıyafeti, yaşam biçimi, fikri yüzünden tehdit altında değildir. Baskı altında değildir.”

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’ın iyi yönü bu işte. Şimdi “o diktatör, tiran” bilmem ne? Abuk sabuk konuşuyorlar. Çok ayıp yapıyorlar. Dediği doğru. Hayır diyecek adam bir tane çıkmaz. Herkesi aşağılıyorlardı. Hemen hemen herkesi yani. Millet daha yeni kendine geldi. Doğru söylüyor tabii. Kürt eziliyordu da, Laz ezilmiyordu mu? Sünni ezilmiyor muydu? Alevi ezilmiyor muydu? Aleviler’e dehşet saçıyorlardı. Sünniler’in mekanı hep hapishaneydi.  Şule Yüksel Şenler, şunlar bunlar falan hepsi hapishanedeydi. Selam diyen hapishaneye giriyordu neredeyse. Tabii orada hakimlerin iyi niyetinden şüphe etmiyorum ben. Kanunlar öyleydi. Hukuk öyleydi belki. Ama hakimler için demiyorum tabii. Bu zulüm sistemini anlatırken. Derin devleti kastediyorum. Derin devlet dehşet saçıyordu.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı John Kerry, Washington yönetiminin er geç Suriye'de devlet başkanı Beşar Esad'la görüşmek zorunda kalacağını söyledi.  CIA Başkanı John Brennan'da Washington yönetiminin Suriye'de IŞİD gibi örgütlerin hakim olması nedeniyle rejimin yıkılmasını istemediğini söylemişti.

ADNAN OKTAR: Yıkılmama diye bir olay yok. Zaten yerle bir oldu Suriye. Neyin yıkımı?

Kadın ne güzel varlık. Allah ne güzel yaratmış kadını. Hayret bu kadar güzel varlık olması. Dünyada hiçbir şeye benzemiyor. Bir yere bir kadın geldi mi orası çiçek bahçesi gibi oluyor. Bu herifleri görüyor mesela milletin içi kararıyor. “Bir, iki gün tamam da üçüncü gün çekilmiyor” falan diyor. Bir tane bile kadın olsa çok değişiyor hava maşaAllah.

Evet dinliyorum.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan bey, Oxford Üniversitesi bir karar aldığını açıkladı. Özellikle Müslüman olan akademisyenleri zor durumda bırakmamak için kendisiyle beraber çalışan Hz. Muhammed Efendimiz (s.a.v.)’i eleştiren veya domuz etinden bahseden yayınların hiçbirini yayınlamayacak bundan sonra.

ADNAN OKTAR: Güzel güzel. Saygılı hareket.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Davutoğlu, Kerry’nin Esad ile müzakere yapılması gerektiği yönündeki açıklamalarına “Ha Hitler’in eli sıkılmış, ha Saddam'ın eli sıkılmış, ha Esad'ın eli sıkılmış diye cevap verdi.

ADNAN OKTAR: Hitler falan onun yanında temiz kalır yine. Onlar acayip cani adamlar yani. Hep sevgisizlik, merhametsizlik üstüne sistemleri.

KARTAL GÖKTAN: Fransa ve İngiltere de Kerry’ye tepki gösterdi. Fransa Başbakanı’nın bir açıklaması var.

ADNAN OKTAR: Ne diyor?

KARTAL GÖKTAN: Esad kaldığı sürece Suriye'de çözüm olmayacak. Ve John Kerry bunu biliyor. İngiltere Dışişleri Bakanlığı da şöyle bir açıklama yaptı. "Esad'ın Suriye'nin geleceğinde yeri yok."

ADNAN OKTAR: Amaçları zaten her tarafı canlı tutup böyle tahterevalli gibi onunla oynamak. Bir, bir tarafa yükleniyorlar. Silah veriyorlar. Bir, bir tarafa yüklenip silah veriyorlar. İki tarafı birbirine kırdırıyorlar. Konu bu yani.

Öğreneceğimiz çok şey var. Hayat öğrenmektir, sürekli öğreneceğiz. Öğrenmenin sonu yok.

“Ailece sizi izliyoruz, hayatımıza neşe geldi” diyor. “Sizi Allah başımızdan eksik etmesin.”  

Erkan Şahinoğlu; “Programınızdaki kadınlar makyajı çok abartıyor. Doğal güzellik nerede?” Doğal güzellik var zaten. Doğal güzelliğin üzerine makyaj yapıyorlar. Ne demek istiyorlar? Kalem sürüyorlar benim gördüğüm. E tamam. Nasıl olması gerekir? Hayır, doğal makyaj nedir? Bir gösterin de görelim. Örnek göndersinler. Çok münasebetsizlik bu. Ne alakası var? Peygamberimiz (s.a.v.) sürme çektiğinde üç kere çekiyor. Bak bir değil, iki değil, üç. “Özel sürmedanlığı vardı” diyor. Hem gözünün üstüne hem altına çekiyor. O devirde iki, üç yaşında çocuklara bile sürme çekiliyordu. Hanımlar da gözlerine sürme çekiyordu. Gayet kalın sürme çekiyorlardı. Bu kafa nereden çıktı ben anlamadım?

“Adnan Bey, twit yazıp düşüncesini dile getiren ev hanımları bu ülkede gözaltına alınıyor. Ne hukukundan bahsediyorsunuz?” Moter Tapkan Ayşe.  Ama çirkin hakaretlere gerek var mı? Nezaketiyle eleştir. Ben herkesi eleştiriyorum. Ama hakarete ne gerek var?

“Hocam ortamınız çok güzel bu akşam” diyor. “Allah nazardan saklasın.” Samet Yılmaz.

Allah Allah, Çanakkale’de ölümün emredildiği 57. Alay’dan geriye tek bir kişi kalmamış. Hepsi şehit olmuş. Delikanlılara bak, aslanlara bak. MaşaAllah. “Türk ordusunun geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın son eri ölmeden teslim edilmez” diyor. PKK iyi duysun. Ne demek istediğimizi anlıyorlardır. “57. Alay sancağı ise sonuncu muhafızın altında şehit yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuş.” Delikanlılığa bak, yiğitliğe bak. Bu konuşma Mustafa Kemal Atatürk’e ait değil mi?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Atatürk delikanlının delikanlısıydı yani hasıydı delikanlıların. Fakat birçok bağnaz değerini bilmiyor, anlayamıyor. Kafalar dar olduğu için, ceviz kafa o kadar alıyor kafası.

 Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mete Yarar’ın hazırladığı Bordo Bereliler belgeseli var Adnan Bey. Bu belgeselde Tim komutanı sabah sporunu dua ederek ve şehitleri anarak bitirdiklerini anlatıyor. Bunun bir gelenek olduğunu söylüyor.

ADNAN OKTAR: Göreyim.

VTR: İşte Bordo Bereliler: Sabah Sporu Dua ile Bitiriliyor

ADNAN OKTAR: İşte Allah onları o yüzden başarılı kılıyor. Aslan onlar aslan. Koç yiğit onlar. MaşaAllah, aferin benim aslanlarıma. Aslan aslan bak, çelik yay gibiler maşaAllah.

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Gürhan; “TV programınızı izledim Sayın Oktar’ın tarafıma yapmış olduğu övgüler ve dualar için Allah razı olsun hepiniz sağ olun.” Delikanlının hasısın, kat kat hak ediyorsun. Allah yedi ceddine rahmet etsin. Korkakların, alçakların cirit attığı Türkiye’de, senin gibi koç yiğitlerin sayısı çoğaldı mı mesele bitecek. Varlar fakat daha kendilerini ortaya çıkartmadılar. Bayağı korkak var, bayağı bir ödlek var yani.

Tayyip Hocam iyi niyetle zannediyor ki, orada bir yapılanma olursa Kuzey Irak’ta Kürtler falan da hepsi şey yaparlar, bunların hepsi Türkiye’yle birleşir Türkiye aşağıya doğru genişler. Oradaki yapı Türkiye’yi yutar. Oradaki yapı Türkiye’yi yutmayı amaçlıyor. Onların ideali daha kararlı. Komünist ideolojiye dayalı olarak kararlılar. Onu Tayyip Hocam istiyor, işte milliyetçiler istiyor, bizim vatanseverlerimiz istiyor Türkiye büyüsün diye. Ama Amerika böyle bir şeyi asla kabul etmiyor. Amerika müstakil bir Kürt devleti istiyor. Sen nereden çıkarıyorsun mübarek sana bağlanacaklarını? Olur mu? Derhal bağımsız olmak istiyorlar. Türkiye’ye düşman bir devlet oluşturmak istiyorlar. Amerika da bunu açık açık söylüyor. “Türkiye büyüsün, alın size Kürt bölgeleri” der mi Amerika? Hayır, PKK bunu der mi? Onun için mi kendilerini öldürttüler otuz-kırk yıldan beri?  Olacak iş mi şu? Tayyip Hocam da böyle halife gibi başta olacak falan zannediyorlar, öyle bir şey olmaz. Türkiye sadece küçülmüş olur. Yani en az üçte ikisi gitmiş olacak Türkiye’nin. Konu bu.  Buna asla müsaade etmeyiz Tayyip Hocam da böyle bir şeye inanmasın. Böyle bir şeyi ona müsaade etmezler de. Böyle bir plan da yok, böyle bir düşünce de yok, bunu yapacak bir güç de yok ortada. Ama karşı tarafı tabii kandırmak içi bu yöntemle ortay çıkıyor. Tayyip Hocam bunlara inanmasın.

Evet, şimdi kısa bir PKK ile ilgili film seyredelim yine devam ederiz.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam ediyor.

Adnan Oktar’la Sohbetler programımız şu anda sona erdi, yarın tekrar görüşmek üzere hoşçakalın.

Masaüstü Görünümü