Harun Yahya

Sohbetler (18 Mart 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile sohbetler programımıza başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün malumumuz olduğu üzere Çanakkale Zaferinin 100. yıldönümü kutlandı. Törende konuşan başbakan Ahmet Davutoğlu açıklamaları sırasında duygu dolu anlar yaşadı. Sesi titreyerek konuştu Sayın Davutoğlu. Şunları söyledi; "Aziz şehitlerimiz ruhlarınız şad olsun. Emanetiniz emin ve sağlam omuzlardadır. Bu omuzlar Seyid onbaşının ki kadar sağlamdır. Selam olsun aziz şehitlerimize, selam olsun emanetlerimizi taşıyan gençlerimize, öğrencilerimize. Bugün bu sabah namazında bütün camileri doldurup sabah namazında şehitlerimize dua eden ve onları anan aziz vatandaşlarımıza bayramımız ve zaferimiz kutlu olsun."

ADNAN OKTAR: PKK bunları anlamıyor. Bak İngilizler orayı işgal etmeye kalktılar Çanakkale'yi, ne yaptık? Müsaade etmedik. Yani son ana kadar inanmadı İngilizler buna. Kendilerine de acımadılar. Meydana gelen sonuçta böyle oldu işte. Yani sel gibi kan aktı. Ama vermedik Çanakkale'yi. PKK'nın kıtibiyozları bir türlü bunu anlamıyor. İşte şunu yaparız, bunu yaparız. Mağaradan dışarı çıkmıyorsun korkudan. Çıktığında seni hemen anında IŞİD'ciler doğruyorlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Tunus parlamentosu yakınındaki bir müzeye baskın düzenlendi. Gelen son dakika haberlerinde 17 kişi yaşamını yitirdi. BBC’de yer alan bilgiye göre saldırı milletvekillerinin parlamentoda anti terör yasasını görüştüğü sırada gerçekleşti. Saldırganların kimlikleri henüz netleşmedi. IŞİD yada El- Kaide ihtimali üzerinde duruluyor.

ADNAN OKTAR: Tunus'ta?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Bütün sistem Müslümanları nasıl asarız, keseriz. Bomba, Müslüman için yapılıyor. Tımarhane Müslüman için yapılıyor, bazı yerlerde. Hapishaneler Müslüman için. Turuncu gömlek, Müslümanlar için. Kafesler, Müslümanlar için. Ben böyle kepazelik görmedim. Bunu nasıl bir zulümdür, nasıl bir acımasızlıktır, ben bunu anlayamıyorum.

Büyük değerli alimlerimiz mesela Mehmet Şevki Hocamız, Hz. Mehdi (a.s)’ın bu yüzyılda çıkacağını söylüyor, anlaşılıyor üslubundan.  Şeyh Nazım Hocam " direkt geldi" diyor zaten. 

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf vardı Adnan Bey, gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Göster, evet.

BÜLENT SEZGİN: Çanakkale cephesinde Osmanlı askerlerinin yazdığı "Allah bizimledir" ayeti.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Nasıl zor şartlar, ne kadar güç şartlar.

BÜLENT SEZGİN: Bugün 81 ilde şehitlerimiz için camilerde dua edildi Adnan Bey. Sabah namazı için camilerimiz, Cuma namazında olduğu gibi kalabalıktı.

ADNAN OKTAR: Ama böyle korkak, aşağılık tipler dua ederken birazda Allah'a istiğfar etsinler, "Ya Rabbi beni bu korkaklıktan, bu alçaklıktan, bu teslimiyetten, bu karaktersizlikten beni kurtar" desinler. Hırsızlığın adını başka bir şey koyuyor. Gaspın adını başka bir şey koyuyor. Vatanı bölmenin adını başka bir şey koyuyor, kibarlaştırıyorlar. Alenen vatanı bölecek bir şey söylüyor, onu kibarlaştırıyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İsrail'de oyların yüzde 23,27 sini alan Binyamin Netanyahu'nun lideri olduğu Likut Partisi seçimleri önde tamamladı ve 29 vekillik kazandı. Sonuçlara göre hiçbir parti hükümet kurmak için çoğunluk olan 60 sandalyeye sahip olamadığından koalisyon kurulacak.

ADNAN OKTAR: Bu 12 Eylül darbesinden önce Demirel, bir konuşma yapmıştı; "Bırakın hükümeti kuralım diyoruz, kurdurmuyorsunuz” dedi. “Siz hükümeti kurun diyorum" dedi. "Onu kabul etmiyorsunuz" diyor. "Koalisyon hükümeti kuralım, onu da kabul etmiyorsunuz" diyor. "Ne istiyorsunuz" diyor. Ama böyle gözleri çok baygın, böyle bir gerdan kırdı, millet anladı bir acayiplik olduğunu. “Ne istiyorsunuz belanızı mı?” Sabah bir kalktık, ceddin deden, eski ordu marşı. Anneanneme bir türlü anlatamamıştık darbe olduğunu. Anneanne hükümet gitti dedik, “o ne demek” dedi. Allah Allah, hükümet bitti dedik, darbe oldu dedik, asker başa geçti. “Ha oldu.” Biz o zamanlar hiç çekinmedik tabii. Bizi etkileyen bir yönü yoktu. Benim siyasi bir yönüm yoktu. Ama siyasi yönü olan herkes dehşete kapılmıştı. PKK'da etkisi çok dehşet olmuştu. Türkiye'de bir tane PKK'lı kalmadı, bir günün içinde. Hepsi araziye geçti.

"Sana kör düğüm gibi çok sevgi duyuyoruz "diyor, bir hanım kardeşimiz, “her an yenilenen canlanan bir sevgiyle" diyor. "Sevgimizin sonu yok. Tadı da çok hoş" diyor. Ben tercüme ediyorum tabii. Direkt okusak, RTÜK Allahualem kapıya asma kilit asar herhalde.

"Seni gecenin ikisinde, üçünde yakalamaya çalışırken böyle erken gelmeniz ne güzel" diyor, başka bir hanım kardeşimiz.

PKK'nın Türk askerine yaptığı suikastların arkasında, iç kahpelerin olduğunu sonra öğrenmiştik. Yani askerin şu an ne yaptığını mesela “şu an yemek yiyorlar” diyor, “silahlarını bıraktılar” diyor, “hava puslu müsait gelin. Şu mevki uygun” diyor. “Şu mevkiden gelirseniz uygun” diyor. Böyle bir manyak sistem var. Yani iç kahpeler, onların vesilesiyle oldu. Şu an iç kahpe pek yok. Pek yapacakları bir şeyde kalmadı yani. Bizim milletimiz sakin olsun. Yani hepsinin hakkından geliriz. Öyle bir konu olmaz. Yani olayı öğrendik. Bir kere bizim askerimizin öyle güçsüzlüğü diye bir konu yok. Kahpelik yapmışlar, oyun oynamışlar. İç istihbarat sağlayan, iç kahpeler şu an elleri, kolları kırılmış durumda. Kırılmayanlarında kollarını da kanunla, hukukla kıracağız. Böyle her kalleşi mutlaka yakalamamız gerekiyor. Bunun dışında karmaşık bir şey yok. PKK'nın bu çırpınışı çok ümitsiz. Boş yere çırpınıyor. Hükümetin abluka altında olduğu anlaşılıyor. Tayyip Hocam’ın tehdit edildiği anlaşılıyor. Başkanlığı bu kadar şiddetli istemez normalde Tayyip Hocam. Bir şey var, bir fevkaladelik var. 

Birde hükümeti şununla korkutuyorlar, ben yeni öğrendim, "ya siz PKK'ya müdahile ederseniz, Birleşmiş Milletler de size müdahile eder" dediler diyor. Yani çok çok özür dilerim, şimdi ağzımı bozacaktım, yedi sülaleleri gelsin istiyorsa. Eğer psikopatlık yapmaya kalkıyorlarsa, yüz misliyle karşılık veririz. Biz manyaklığa boyun eğecek bir millet değiliz. Ayrıca dünya bütün dünya cehenneme döner öyle bir şeyle. Öyle psikopatlığa müsaade etmeyiz. Ne demek bu, “ya PKK'yı kabul edeceksiniz, ya müdahile ederiz, Birleşmiş Milletler” bilmem ne. Norveç'in cinsi sapıkları, İsveç'in cinsi sapıklarını alıp buraya getireceklermiş. Kaçacak delik ararlar. Böyle bir şey olmaz. Birde ayrıca kendi ülkelerine sıçrar savaş. Burada olmaz, orada olur savaş. Akıllarını başlarına alsınlar. Manyaklık istemiyoruz.

İslam alemi hayret ediyorum, bunu nasıl anlamaz, oturup daha hala birbirleriyle uğraşıyorlar. Bu adamlar bayağı kahpe ve çok karaktersiz, ahlaksız adamlar yani. Benim gördüğüm gizlice hükümeti tehdit ediyorlar böyle. Daha öncede yedi ayrı düvel diyelim tehdit etmişti, hepsinin hakkını avucuna koyduk biz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Resimlerin açıklamasını istemiştiniz, Çanakkale Savaşı’nın.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bu iki resimde seferberlik ilan edilmiş ve 15 yaşından küçükler dahi cepheye düşmana karşı savaşmaya gittiler.

ADNAN OKTAR: Sevimliliğe bak sen, acayip şekerler.

BÜLENT SEZGİN: Bu kardeşlerimizin çok büyük kısmı şehit olduğu için, o yıl liselerde eğitim yapılamadı.

ADNAN OKTAR: Bu ufakların hepsi şehit olmuş. Ah benim canlarım. Abisinin kuzuları. Bunlar melek melek bunlar, inşaAllah. Yaklaştır bakıyım. Canlarım benim. Çakı gibi de asker olmuşlar, maşaAllah. Ama çocuk bunlar, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Bu resimde askerlerimiz harekat öncesinde toplu dua ediyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Askerlerimizin menüsünde Haziran ayında sabah üzüm hoşafı, öğle yemeği yok, akşam üzüm hoşafı, ekmek. Temmuz ayında ise sabah üzüm hoşafı, akşam yarım ekmek. Temmuz ayından sonra ekmek tamamen menüden kaldırılıyor, imkan olmadığı için.

ADNAN OKTAR: Kardeşim insan böyle şeyleri duymak dahi istemiyor. Çok sıkıcı yani, çok ızdırap veriyor insana. Şu aslanların yiğitliğine bak, şu delikanlılığa bak, şu milletin kabadayılığına bak. Bak kimse yaşamaya meraklı değil. Bizim millet haysiyetine, şerefine, namusuna düşkün.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Çeşitli illerden bin iki yüz yirmi beş sivil toplum kuruluşu Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü ve şehitler haftası münasebetiyle yaptığı ortak açıklamada; “Türkiye’yi böldürmeyiz, başkanlığı kabul etmeyiz. Amacımız sathı müdafaadır, o satıh da bütün vatandır.” mesajı verdi.

ADNAN OKTAR: Bir daha duyayım bakayım ne dediler.

KARTAL GÖKTAN: Çeşitli illerden bin iki yüz yirmi beş sivil toplum kuruluşu,

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam duyuyorsun değil mi? Bak, biz seni seviyoruz ama milletin görüşü bu.

KARTAL GÖKTAN: Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü ve şehitler haftası münasebetiyle açıklama yaptı; “Türkiye’yi böldürmeyiz, başkanlığı kabul etmeyiz.”

ADNAN OKTAR: Başkanlık varsa, zaten bölünmeyi kabul ettin demektir. Bak, Türkiye’nin aslanları, efeleri oradan buradan çıkmaya başladılar. Dehşet sayı yani. Keşke şöyle bir efe kıyafetiyle de bir gezseler. Bir Ankara’da bir milyon kişi şöyle efe kıyafetiyle bir gezse, bir anlasalar dünyanın kaç bucak olduğunu. Biz efe milletiz, kabadayıyız biz, açıkça söylüyorum, gerçek anlamda kabadayıyız. Yaşamaya meraklı değiliz. Anlamadı adamlar. “Kan akar” diyor. Akacak kan benim, sana ne? Ben canımı vermek istiyorum. Sen ne derdine düşüyorsun benim? “Yok, yok bir şey olur” diyor. Olsun, kabul ediyorum ben. Türkiye’yi böldürmem. Bunu kafaya koyacaksın. Buna müsaade etmem, bunu unutacaksın.

KARTAL GÖKTAN: Sayabilirim bazı dernek isimlerini.

ADNAN OKTAR: Say.

KARTAL GÖKTAN: Şehit Aileleri Federasyonu, Türkiye Kamu-Sen, İstanbul Aydınlar Ocağı.

ADNAN OKTAR: Sırf üçü yeter. Olay bitmiş yani. Kaç dernek dedin?

KARTAL GÖKTAN: 1225.

ADNAN OKTAR: Türkiye demektir bu. Konu bitmiş. Ne diyorlardı? Bir daha söyle bakayım.

KARTAL GÖKTAN: “Türkiye’yi böldürmeyiz, başkanlığı kabul etmeyiz. Amacımız sathı müdafaadır, o satıh da bütün vatandır.” Daha detaylı açıklama da var. Okuyabilirim.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: “Türk milletine ait olan milli egemenliğimizi hiçbir şekilde devretmeyeceğimizi ve asla paylaşmayacağımızı, Türk devletinin milli ve üniter yapısından vazgeçmeyeceğimizi, ülkeyi böleceği açık olan çok ortaklı veya özerk bölgeli ya da çok kültürlülüğe dayalı bir rejim şeklini asla kabul etmeyeceğimizi, bölücü ve kanlı terör örgütüyle vatanımızın bütünlüğünün milletimizin birliği ve devletimizin bağımsızlığının pazarlık konusu yapılmasını, sözde çözüm sürecine kurban edilmesini asla kabul etmeyeceğimizi bildiririz.”

ADNAN OKTAR: Bu başkanlık sistemi, demin kısa bir haber okumuştun, o haberi oku bir daha.

KARTAL GÖKTAN: Açıklamalarında sivil toplum kuruluşları şöyle söylemişler. “Türkiye’yi böldürmeyiz, başkanlığı kabul etmeyiz.”

ADNAN OKTAR: En hayati kısmı o, “Başkanlığı kabul etmeyiz.” Bu dehşet olay, çok büyük olay. Yani hükümet bunu her yönüyle kavrayıp, görmesi lazım. Müthiş bir açıklama, müthiş bir netlik var. Ve belayı çok iyi gördüklerini gösteriyor. “Ülkeyi böldürmeyiz, başkanlığı kabul etmeyiz.”

Evet, genellikle övgü yazıları, “harika bir gece Hocam” diyor, “derin saygı duyduğum Hocam” diyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, eserleriniz vesilesiyle çok sayıda faaliyet gerçekleştirmiş yine kardeşlerimiz. Geçtiğimiz hafta sonu İsviçre’nin Zürih, Lozan, Montrö ve Cenevre kentlerinde sizin yirmi bin adet Evrim Aldatmacası eseriniz halka ücretsiz olarak dağıtıldı.

ADNAN OKTAR: Yıkılmış ortalık. Deccali böğürtmüşüz. Bunlar da o aslanlar. Çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: On bin adedi Almanca konuşan bölgelere, on bin adedi de Fransızca konuşulan bölgelere dağıtıldı. Dağıtım faaliyetine İsviçre, Almanya, Hollanda, Belçika ve Türkiye’den yaklaşık otuz kardeşimiz katıldı. Dağıtımdan sonra Müslüman olan İtalyan asıllı kardeşimiz Claudio da iştirak etmiş. Küçük Neslinur da iki gün süren dağıtımın şampiyonu seçilmiş. Bu hafta sonu Osmaniye’de sizin eserlerinizden dağıtılmış. Yine Konya’da kardeşlerimiz sitelere ve lise öğrencilerine dergi hediye etmişler. Sonrasında yemek yiyip, sohbet etmişler. 8 Martta Bursa Gemlik Sahilyolu’nda PKK tehlikesine karşı hazırlanan broşürden iki bin adet dağıtım yapılmış. İstanbul’da kardeşlerimiz 14 Mart tarihinde Bağcılar semtinde on kitabınızı ve beş yüz A9 TV broşürü dağıtmışlar. Ayrıca evde bir araya gelip sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: İnegöl’deki kardeşlerimiz 9 Martta İnegöl Alanyurt Mahallesi’nde PKK tehlikesine karşı broşür dağıtımı yapmışlar. Sonrasında sohbet etmişler. Adana’da bir kardeşimiz kızıyla birlikte misafirlerine verilmek üzere sizin kitaplarınızı hediye paketlerine katmışlar. 17 Mart tarihinde Ankara Kızılay Necatibey Caddesi’nde 25 adet eseriniz dağıtılmış. 12 Mart’ta Bursa Yenişehir İlçe Belediye Başkanı Sayın Süleyman Çelik’i ziyaret etmiş kardeşlerimiz. Sizin Komünist Kürdistan Tehlikesi kitabınızdan ve İslam Birliği haritasından hediye etmişler kendisine. Ayrıca İlçe Müftüsü Nedim Bakır’la da görüşüp yine sizin çeşitli kitaplarınızdan kendisine vermişler. İzmir Güzelyalı Sahili’nde yedi yüz adet PKK Tehlikesi ve başkanlık sistemi ile ilgili broşürden dağıtılış. 12 Mart Salı günü Bursa Ördekli Kültür Merkezi’nde toplanmış kardeşlerimiz, kitaplarınızdan okuyup sohbet etmişler. 15 Mart Pazar günü Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz PKK tehlikesine karşı hazırlanmış broşürlerden bin adet dağıtmışlar ve evde buluşarak sizin kitabınızdan bölümler okumuşlar, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kardeşim ortalık yıkılmış. Ufaklıkların şekerliğine bak sen, hepsi birbirinden tatlı.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Yardımcısı Akdoğan, Demirtaş’ın açıklamalarına ilişkin şunları söyledi: “AK Parti kaybetsin de, ülke batarsa batsın anlayışı zamanında Sayın Cumhurbaşkanımız için ‘muhtar bile olamaz’ denmişti ama süreçte neler olduğunu hep birlikte gördük. Demek ki akıllanmamışlar. Akdoğan, Cemil Bayık’ın açıklamalarına ilişkinse “ben teröristim, istediğime hakaret edebilirim” diye bir anlayışa sahipse, kimse kusura bakmasın, çözüm süreci var diye bunların saygısızlıklarını sineye çekecek değiliz. Misliyle de gereken cevabı veririz. Bu şahıs, yetersizliği sebebiyle otuz yıldır kenarda duruyordu, şimdi sanıyorum bir pozisyon elde etmiş. Bu, olsa olsa Öcalan’ın kuru söğütten düdük yapabilme becerisini gösterir. Bunun ötesinde de bir anlamı olmaz.”

ADNAN OKTAR: Güzel söylemiş.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli; “Cumhuriyetin temeli olan milli devlet ve üniter yapının tasfiyesine izin vermeyeceklerini” söyledi. Bahçeli; “Milliyetçi Hareket 1919’un ruhuna sahiptir, buna izin vermez. Milliyetçi Hareket, şehit kanıyla yazılan Çanakkale Destanı’nın azmiyle tutuşmuştur” dedi.

ADNAN OKTAR: Güzel konuşmuş.
Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Almanya Frankfurt’ta Avrupa Merkez Bankası’nın yeni binasının açılışını protesto etmek isteyen göstericilere polis sert müdahale etti. 350 kişi gözaltına alınırken, gösterileri düzenleyen gruplar “polisin iç savaş provası yaptığını” belirttiler.

ADNAN OKTAR: İç savaşa karşı polis ne yapması gerektiğinin provasını yapıyor. Almanya’da iç savaş ihtimali var tabii ki. Fransa’da var iç savaş ihtimali. Cemil Bayık’la ilgili daha önce Tayyip Hocam hiç böyle konuşmamış. Ben Bayık’a böyle iyice giydirince net ifadelerden sonra Tayyip Hocam o da bayağı bir oturtmaya başlamış. Ne dedi Bayık’la ilgili?

BÜLENT SEZGİN: Yalçın Akdoğan söylemişti. Yalçın Akdoğan Cemil Bayık’ın açıklamalarına ilişkinse “ben teröristim, istediğime hakaret edebilirim” diye bir anlayışa sahipse, kimse kusura bakmasın, çözüm süreci var diye bunların saygısızlıklarını sineye çekecek değiliz. Misliyle de gereken cevabı veririz. Bu şahıs, yetersizliği sebebiyle otuz yıldır kenarda duruyordu, şimdi sanıyorum bir pozisyon elde etmiş. Bu, olsa olsa Öcalan’ın kuru söğütten düdük yapabilme becerisini gösterir. Bunun ötesinde de bir anlamı olmaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hoca şu anda bak, hepsi kabadayılığı ortaya koydular. Olmuş. Ama önden bir giriş gerekiyormuş demek ki. Bildiğim bir şey doğru anlattıklarımız yani. Akdoğan, Tayyip Bey’in Tayyip Hocam’ın dedikleri. Açılmış yani iyi. Ama o da, Tayyip Hoca’yı temsilen konuşuyor zaten. O kendi kendine öyle konuşamaz.

“MaşaAllah, A9 televizyonu yine coşturuyor.”

Taner, Emine, Deniz, Haner. “Hocam bu akşamki programınız muhteşem. İzmir’den bir gurup üniversite öğrencisi topluca seyrediyoruz” diyor. “Atatürk orman çiftliğine yapılan kaçak saray için görüşleriniz neler?” Bunu nereden çıkardılar kaçak olduğunu? Ne demek kaçak? Atıyorlar, ne alakası var? Böyle baya güzel bir tesis işte. Her hâlükârda kullanılır.

AYLİN KOCAMAN: Ayrıca siz söyledikten sonra Cumhurbaşkanı yerleşmedi oraya zaten.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’a gitme sen dedim, kal yerinde dedim, gitmedi. Halkın olsun dedi, milletin olsun dedi, daha ne yapsın? İşte delikanlılık gösterdi.

Bunlar dinle, sevincin, neşenin bir arada olacağına inanmıyorlar. Dinle gülmek, dinle dekolte, dinle sanat, dinle resim, dinle heykel, yani hayatta güzel olan hiçbir şeyin dinle birlikte olamayacağına inanmışlar. Ağlama, inleme, sürünme işte bir lokma yemek yemek, bir hırka, sürekli birbirinin dedikodusunu yapsın, acı çeksin. Din, dünyanın bütün güzelliklerini içine toplayan sistemdir. Dinde neşe vardır, sevinç vardır, eğlence vardır, müzik vardır, hanımlar rahat gezer. Dekoltede isterse giyinir, isterse başını örter, kimse kimseye karışmaz. Sevincin, neşenin diğer adıdır. İsteyen kahkahayla güler. İsteyen dövmede yaptırır. Kaşını aldırmak isteyen aldırır da hanımlardan, isteyen perukta takar. Din böyle şeylere karışmaz. Din bizim dürüst, vicdanlı, akıllı, helale harama dikkat eden olmamızı ister. Peygamber (s.a.v) kendi adına, sonradan Kuran’a ilave helaller haramlar çıkaramaz.  Bu konuda açık Kuran ayetleri var.

Şimdi yine kısa bir ara verelim, PKK’yla ilgili film izleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Evet videomuzdan sonra programımız tekrar devam edecek. Adnan Oktar ile Sohbetler programımız şu anda sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoş çakalın. 

Masaüstü Görünümü