Harun Yahya

Sohbetler (21 Mart 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar’la Sohbetler programımıza başlıyoruz. Adnan Bey birazdan bizlerle olacaklar. Şimdi Bando Bando müzik grubumuz, sanatçılarımız bizlerle. Ben sırasıyla onları tanıtmak istiyorum. Ritimde Göksel, davulda İsmail, saksafonda Sercan, Teoman ve Metin.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarımızla programımız devam ediyor.

Sohbetimize devam ediyoruz. Adnan Bey, hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, sefa bulduk.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan gönderdiği mektup Pervin Bulvan tarafından Kürtçe, Sırrı Süreyya Önder tarafından da Türkçe okundu. Mektubun içeriğinde şu ifadeler yer aldı: “Çağrısını yaptığım kongreyle yeni bir dönem başlayacak. Silahsızlanma kongresi toplanıp yeni bir dönemi başlatmalı. Doksan yıllık çatışmalı bir süreçten sonra barışın hakim olacağı yeni bir sürece giriyoruz. Emperyalist, kapitalizmin ve despotik yerel işbirlikçilerinin tüm dünyaya dayattığı neoliberal politikaların yoğunlaştığı kriz bölgemiz ve ülkemizde çok yıkıcı bir şekilde yaşanmaktadır. Halklarımızın ve kültürlerinin etnik ve dini farklılıkları bu kriz ortamında anlamsız ve acımasız kimlik savaşlarıyla tüketilmektedir. Ne tarihi, ne çağdaş, ne de vicdani ve siyasi değerlerimiz bu tabloya asla sessiz ve bigane kalamaz, bilakis acil bir müdahale. Dini inançlarımız siyasi ve ahlaki sorumluluğumuzun gereğidir.

ADNAN OKTAR: Ne? Son satırı bir daha oku bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Bilakis acil bir müdahale. Dini inançlarımız siyasi ve ahlaki sorumluluğumuzun gereğidir.

ADNAN OKTAR: Dini inançlar. Kardeşim o zaman açık açık söylesin; “Ben komünizme karşıyım, Stalinizm’e karşıyım, Darwinizm’e, materyalizme karşıyım, antikomünistim” desin. PKK da bunu açıklasın, o zaman konuşuruz.

“Normalde bu mektupta Öcalan’ın 15 Nisan’da kongre toplansın diye tarih verecekti ama Erdoğan’ın milliyetçi üslubu yüzünden tarih vermedi” hadisinler canım, ne alaka? Atıyorlar. Kardeşim silah bırakması teknik olarak PKK’nın mümkün değil. Bu çok vicdansızca bir oyalama, çok ayıp, çok çirkin, çok yakışıksız. Olur mu? Adam silahını bıraktığı an adamlar sille tokat döverler. Öcalan’la kimse muhatap olmaz. Şimdi gemiye, kayığa doluşup hep beraber gidiyorlar falan, milletvekilleri şunlar bunlar. Kimse kâle almaz alelade mahkum konumuna kalır. Yani gördüğü saygının sebebi silahtır, PKK’nın silahıdır. Bütün gördükleri saygının tek sebebi silahtır. Bir de bölgenin coğrafi yapısı itibariyle zaten PKK teknik olarak silah bırakamaz. IŞİD var, Taliban var, şu var bu var. Bunlar bunları gördükleri yerde doğuruyorlar. Bunlar en azından kendi kafalarına göre nefsi müdafaa açısından silah taşımak gerektiğine inanırlar. O zaman bitti kardeşim nereye silah bıraktırıyorsun? Silah bırakmaz, mümkün değil yani öyle bir olay olmaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli Ankara’da yapılan MHP 11. Olağan Büyük Kurultayı’nda konuşma yaptı, şunları söyledi: “Türklük ve Türkiye sevdasıyla kavrulan değerli dava arkadaşlarım, sevgili bozkurtlarım, Asenalarım yeni bir günde yeni bir diriliş destanı yazmaya yükselen Türkiye’nin ülküsüyle yeni ümitlerle coşmak için beraberiz. Türkiye’nin kurtuluşu için bağımsızlık ateşi yakanlar buradadır. Tarih oldunuz, yerküreye iz bıraktınız. Sizler Türkiye’siniz Müslümanlar’ı kutlu kılacak yegâne kudretsiniz. Al bayrağımıza ihanet yoktur. Bölücü hainlerle yol arkadaşlığı yoktur. Türkiye’yi parçalamak için İmralı canisiyle iş yapmak yoktur.”

ADNAN OKTAR: Tamam anladım yani bu mahiyette. Sayın Bahçeli bizim çok eskiden gelen, Selçuklular’dan gelen, Osmanlı’dan gelen bir devlet; devlete sahip çıkma, dine sahip çıkma, fitneyi yatıştırma, fitneye karşı uyanık olma, taviz vermeme, abidik gubudiği anında etkisiz hale getirme mantığı vardır onu çok iyi bilen bir terbiyeyle yetişti. Rahmetli Başbuğ çok güzel yetiştirdi. Başbuğ biliyorsunuz emekli Albaydı. O şuuru yani Osmanlı şuurunu, o herkes de olması gereken ruhu mükemmel öğrenmiş kavramış ve mükemmel öğreten bir insandı. Aslında o çok hayati bir konu, Başbuğ’un gençliğe verdiği ruh, felsefe devlet kitaplarında okutulması gereken, devletin resmi politikası olması gereken bir ruhtur. Mesela polis bu yönde eğitilir, ülkücü ruhla eğitilir. Ordu da ülkücü ruhla eğitilir. Yani meslek yapısı itibariyle o şekilde yetiştirilirler. Gençliğin de o şekilde yetiştirilmesi lazım. Yapmıyorlar bunu, bu çok vahim bir şey. Ülkücü gençliğin iyi özelliği de çok kabadayıdırlar yani cesurdurlar. Bütün Türk gençliğinin kabadayı olması lazım aslında. Korkak bir genç olamaz. Kız da, erkek de kabadayı olmak durumundadır.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Bahçeli konuşmasında özellikle şunu söyledi: “Demokratik anlayışımızı teslimiyetle karıştırmayın. Sorumlu duruşumuzdan meydanı boş sanmayın. Vatan ve millet aşkımızı sınamaya asla kalkışmayın. Meydanı boş sanmasınlar sabrımızı denemesinler. Bizde bölünecek ülke yoktur, bizde yıkılacak devlet yoktur, bizde parçalanacak vatan yoktur.”

ADNAN OKTAR: Güzel işte Allah onları vesile etmese, onlar olmasa çok büyük felaket olabilirdi. 12 Eylül öncesinde de Türkiye gitmişti. Kimse ilgilenmiyordu, ordu da ilgilenmiyordu, polis de ilgilenmiyordu. Her yeri almıştı komünistler, bizim mahalleye kadar dayanmışlardı. MaazAllah mesela gelse mahalleyi burayı kontrol altına alsa orada yaşanmaz. Nereye gideceksin? Başka yere gitsen oraya da gelecek adamlar. Silahlı çatışmaya da girecek halimiz yok. Büyük felaketti, ülkücü gençler ne çile çekti o çocuklar. Ben camiye giderdim sabah namaza, yukarıya. Boş bir bina vardı böyle, camı çerçevesi hiçbir şeyi yok. O binada o çocuklar nöbet tutarlardı. Camı çerçevesi olmayan binada yan otururdu. Küçük kendine yastıktan bir yer yapmış. Aslan gibi delikanlılar sabaha kadar gözünü kırpmadan nöbet tutarlardı. Mesela bir tane bile polis yoktu orada. Kim kime dum dumaydı yani. Ülkücü gençlik müthiş bir gençliktir, kıymetini çok az insan bilir. O zaman benim canlarım beş bin ülkücü neredeyse şehit oldu. Birçok insanın haberi bile yok şimdiki gençlerin. “Lay lay lom” diyor ya o tarz eğlence kafasındalar dünyadan bir haberler.

Birçok yerlerde modellere hep kötü davranıyorlar, sert davranıyorlar çocuklara. Züppelik yapıyorlar, münasebetsizlik, küstahlık yapıyorlar, laf sokuyorlar çocuklara, canlarını yakıyorlar, adam yerine koymuyorlar güya. Onun için çocuklar buraya kuşkuyla geliyorlar. Yazık geldiklerinde bile gerilim içinde oluyorlar “acaba ne yapacaklar bize?” gibisinden. Biz de iyi davranınca şaşırıyorlar bu sefer ona adapte olmada zorluk çekiyorlar. Yani gösterdiğimiz saygıya, sevgiye şaşırıyorlar. Nasıl oluyor bu neden yapıyorlar acaba? Ama işin korkunç yanı da bu sefer de ondan korkmaya başlıyor, iyi davranmamızdan korkuyor. Çok vahim bir şey bu. Halbuki onların hakkı zaten güzel davranılmaktır, sevgidir, hürmettir, nezakettir.

Abdullah Öcalan, İslam Birliği’nden bahsediyor, İslam’dan bahsediyor ama kardeşim Güneydoğu'ya biz gittiğimizde gençler hep Allahsız, Kitapsız. Dinden, imandan çıkıyor. Belki Abdullah Öcalan, çok pişman oldu. Onların öyle dinsiz olmasından tedirgin de olmuş olabilir. Ama bela sardı etrafı. Giremiyoruz şu an Güneydoğu'ya.

Bahçeli, çok efendi bir insan. Türkiye'nin güvencesi o. Kardeşim öbür türlü hop oturup, hop kalkıyoruz. Ne olacağı belli değil. Bahçeli, çok uyanık maşaAllah. Kükre dedim Sayın Bahçeli'ye.  Allah Allah yıktı ortalığı maşaAllah. Kesintisiz böyle kafesindeki aslan nasıl duramaz böyle değil mi? Kafesi pençeler. Sürekli kükrer. O da hür ve aslan olduğunu düşünsün. Sürekli kükresin. Devam etsin. O kükredikçe dehşet sistemleri zangır zangır titriyor. Çünkü kardeşim "Bahçeli" demek en az beş bin ülkücü demektir. Nerden baksan beş milyon, beş milyon ülkücü demektir. Beş milyon ülkücüyle kimse baş edemez. Şuurlu gençlik. Helal olsun ülkücü gençlere. O çocuklara yazık küçük küçük ocakları var. Ülkü ocakları şuranın, ülkü ocakları buranın şubesi falan diyorlar. Aferin ne yapıp yapıp eski ülkücüleri, ağabeyleri falan demek ki boş durmuyorlar. Bahçeli, geceli, gündüzlü kükremeye devam etsin. Vatan büyük tehlike altında. Vatan, millet büyük tehlike altında. Tehlike uzun zamandan beri vardı da fakat tehlikenin yoğunluğu arttı. Sıklığı, yoğunluğu kırılma noktasına doğru gidiyoruz. O yüzden sürekli kükremesi gerekiyor. Ülkücü milletvekilleri, milliyetçi milletvekilleri de öyle. Yeri, göğü inletsinler. Büyük Birlik Partililer de yeri, göğü inletsinler. Bir de seçim ittifakı olayı çok önemli. Yani öbürü çok çok acayip bir şey olur.  Gaflet olur yani. Gaflet olur. Başka bir açıklaması yok.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın izleme heyetine olumlu bakmadığına dair sözlerini uygun görmediğini söyledi. “Bugün geldiğimiz noktadan, yarın geleceğimiz noktadan Cumhurbaşkanı’nın habersiz olması mümkün değildir. MİT müsteşarıyla görüşmelerden, bakan arkadaşlarıyla görüşmelerden…”

ADNAN OKTAR: Uzatmaya gerek yok yani. Ne hikaye anlatıyor? Korkmuş da Tayyip Hoca, direkt posta koyamıyor. Böyle kabadayılık da yapamamış. İşte seni sevenler azalır. Falan feşmekan kibarlaştırıyor. “Doğru söylemiyorsun” diyor özetle. Tabii ki doğru söylemiyor Tayyip Hoca. Lafı ne lastiklendiriyorsun? Bilmez olur mu? Başından sonuna hepsini biliyor. Nasıl bilmez yani. Kendi teşvik etti zaten. Kendi yaptırdı. Ama baktı olay yamuğa doğru gidiyor. Geriye dönüşüm yapmış olabilir. Bir ricat yapmış olabilir. Bu güzel. İyi bir şey yani. Ama “haberim yoktu” yani bu yakışık almaz. Nerenin haberim yoktusu? Ama tırsmış benim gördüğüm. Çok nezaketli bir dille kendince kabadayılık yapıyor. Diklenmiş kendince.

Şimdi kısa bir ara verelim. PKK'yla ile ilgili bir film seyredelim. Devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Evet kısa videolarımızla programımız devam ediyor.

Sohbetimize devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet Fikret dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN:  Adnan Bey, arkadaşlarımız İbrahim Tuncer ve Hüma Babuna sizi temsilen Radyo, Televizyon, Gazeteciler Derneği’nin Medya Oskarları Ödül Töreni’ne katıldılar.  Pek çok sanatçı, gazeteci ve televizyoncuyla sohbet eden arkadaşlarımız A9 Televizyonu’nun ve sizin sohbetlerinizin genel olarak çok yakından takip edildiğini gördüler. Bazı fotoğraflar var. Gazeteci ve televizyoncu Mesut Yar, Show TV Ana Haber Sunucusu Ece Üner, dizi film oyuncuları Birci Akalay ve Sarp Leventoğlu, Sayın Devlet Bahçeli'nin medya danışmanı gazeteci yazar Metin Özkan, Türkçev: Tüketici ve Çevre Eğitim Vakfı Mütevellit Heyeti Üyesi Ömer Uçman, dizi oyuncusu Yıldız Çağrı Atiksoy, radyo programcısı ve köşe yazarı Cem Ceminay,

ADNAN OKTAR: Çok yaman bu.

KARTAL GÖKTAN: TRT'de program koordinatörü Olgunay Köse ve sabah programlarını yapan Canan Arslan, TRT Genel Müdürü Şenol Göka, ses sanatçıları Elif Güreşci ve Umut Akyürek.

ADNAN OKTAR: Umut, şekerdir. Bayağı güzel kız.

KARTAL GÖKTAN: Yine bir faaliyet daha var. Uygun görürseniz onu da okumak istiyorum. Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Ankara'da büyük bir otelde Barışın Kenti Kudüs Zirvesi Konferansı’na sizi temsilen İbrahim Tuncer katıldı. Zirve; Türkiye Sanayici İş Kadınları ve İş Adamları Konfederasyonu, Arap Devletler Ligi,  Ürdün Haşimi Krallığı ve Filistin devletinin ve Türkiye cumhuriyeti devletinin himayelerinde gerçekleştirildi. Bu fotoğrafta Sanayici İş Kadınları ve İş Adamları Konfederasyonu ve Türkiye Konfederasyonlar Topluluğu Genel Başkanı Nezaket Emine Atasoy, Arap devletleri Türkiye temsilcisi Büyükelçi Muhammed El Fatah Naciri. Filistin Devlet Bakanı, Başkanlık Divanı Başkanı ve Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın temsilcisi Dr. Hüseyin El Araş. Ürdün hükümeti Evkaf Ve İslami İşler Bakanı, Ürdün hükümeti ve Ürdün Haşimi Krallığı ve Ekselansları Kral İkinci Abdullah'ın temsilcisi Hayal Abdel Hafit Yusuf Davut. Bu fotoğrafta soldan sağa yirminci dönem Kırşehir milletvekili Cafer Güneş, İbrahim Tuncer, yirmi ve yirmi birinci dönem AK Parti Kırıkkale milletvekili Kemal Albayrak, yirmi birinci dönem Saadet Partisi Kocaeli milletvekili Mehmet Batuk.

ADNAN OKTAR: İyi hadi hayırlı uğurlu olsun.

Fikret dinliyorum seni.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizden gelen faaliyet haberlerinden okumak istiyorum Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: 15 Mart’ta, Bursa Ataevler Mahallesi’nde bin adet A9 TV broşürü dağıtılmış.

ADNAN OKTAR: Hani resim?

KARTAL GÖKTAN: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Tamam.

KARTAL GÖKTAN: Yine 15 Mart’ta, Sakarya'nın Serdivan ilçesinde bir kardeşimiz çok sayıda A9 TV broşürü dağıtmış. Konya'dan kardeşlerimiz fosil sergisi düzenleyip evrimin geçersizliği ve yaratılış gerçeği konusunda konferans vermişler. Balıkesir'de kardeşlerimiz ev sohbetinde buluşmuşlar. Birlikte yemek yiyip Harun Yahya belgesellerinden izlemişler. Bursa'dan kardeşlerimiz 13 Mart tarihinde MHP Bursa İl Başkanı Göksel Yılmaz Bey’i ziyaret etmişler. Kitaplarınızdan hediye edip kendisiyle sohbet etmişler. Gebze'deki kardeşlerimiz bir araya gelerek makalelerinizden okuyup sohbet etmişler. Bir kardeşimiz Gümüşhane Devlet Hastanesi personeline Karanlık Tehlike: Bağnazlık kitabınızı hediye etmiş. 15 Mart pazar günü Düzce Akçakoca'daki kardeşlerimiz yirmi beş adet kitabınızı ve beş yüz adet A9 TV tanıtım broşürünü dağıtmışlar. Sonrasında da sohbet etmişler. Bursa Gürsu İlçe Belediye Başkanı Cüneyt Yıldız'ı ziyaret etmiş kardeşlerimiz. Sizin Evrim Aldatmacası, Türk İslam Birliği’ne Çağrı, Protein Mucizesi, Ölüm, Kıyamet, Cehennem kitaplarınızdan ve Türk İslam Birliği haritasından hediye etmişler. Ayrıca İlçe Kaymakamı Mehmet Makas Bey’le de görüşüp kendisine birçok kitabınızı hediye etmişler. İstanbul'daki kardeşlerimiz 19 Mart’ta Güneştepe’de beş yüz adet A9 TV broşürü ve 16 adet sizin çeşitli kitaplarınızdan halka dağıtmışlar. Daha sonra evde bir araya gelip yemek yiyip sohbet etmişler. Kayseri'deki kardeşlerimiz Nevşehir'den gelen misafirleriyle yemek yemişler. Kitaplarınızdan okuyup sohbet etmişler. Misafirlerinin en tatlısı yirmi günlük minik Tuğçe'ymiş.

ADNAN OKTAR: Çok şekermiş o da hakikaten.

KARTAL GÖKTAN: Bir kardeşimizin kızı Azra, büyük bir heyecanla sınıf arkadaşlarına sizin kitaplarınızdan hediye etmiş.

ADNAN OKTAR: Aslan o aferin ona.

KARTAL GÖKTAN: Son olarak Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde çok sayıda belgesel CD'si ve sizin yüzlerce eserinizden kardeşlerimize ücretsiz olarak dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Helal çok güzel. MaşaAllah.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Şerife Çayır kardeşimizin bir mesajı vardı uygun görürseniz fotoğraflarla. “Selam bugün Zeynep Sare’nin doğum günüydü.”

ADNAN OKTAR: Aleyküm Selam. Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Doğum günü dileği de Hocamız’dan sevildiğini duymak istedi. Şu an yayını izliyor. Sorduk ve böyle söyledi “Hocamız beni sevsin ne olur” diyor”.

ADNAN OKTAR: Zeynep Sare’yi ben deli gibi seviyorum. O benim bir tanem, o benim canım. Ve çok şık olmuş kıyafetleriyle. Makyaj falan. Acayip şeker bu. Çok güzel olmuş, pozu da çok iyi. Çok sevdim onu. Görüşelim, konuşalım. Onu çok çok seviyorum hiç unutmasın.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlık sistemini Bediüzzaman’dan örnek vererek anlattı. “Said Nursi’nin güzel bir ifadesi vardır “Eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal” olay bu. Türkiye işte böyle bir döneme girdi” dedi.

ADNAN OKTAR: Bu ne demek oluyor?

KARTAL GÖKTAN: “Eski hal olanaksız, ya yeni hal ya çöküş”

ADNAN OKTAR: Tamam güzel.

“Böyle ayrılık olmaz” parçasını her program yaralara tuz basar gibi çalıyor, bir güzel tempo tutuyorsunuz. Allah aşkıyla sevdiğim Hocam, böyle ıstırap olmaz” diyor.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sırrı Süreyya Önder, Öcalan’ın serbest bırakılacağını ima etti ve Öcalan’ın mesajı okunurken yağmurun durması üzerine şunları söyledi; “Öcalan’ın sesi gelince bu yağmur, bu fırtına durdu, güneş doğdu. Bir gün gelecek Öcalan’ın kendisi gelecek Mezopotamya’dan bütün dünyanın demokrasisini, özgürlüğünü bereketlendirecek. Sesi böyle yaptı…”

ADNAN OKTAR: Bir gün gelecek de, geliş şekli sizin zannettiğiniz gibi olmayacak. Hakikaten getirecekler yani geleceksiniz, Mezopotamya’ya da götüreceksiniz doğru ama bir kere gelecek. Hep beraber de göreceksiniz fakat şu an değil yani. Allah herkesin ömrünü uzun etsin. Tabii ki gelecek, cezaevinden çıkmayacak adam yoktur. Her müebbet mahkum çıkar sonunda. Ama ne şekilde çıkacağı malumdur yani. İnşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Zeynep Sare’nin bir de videosu vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Zeynep Sare. Göreyim. Ah severim ben senin canını, bal, şeker ve kaymaktan oluşmuş.

Şimdi başkanlık sistemi, PKK onlarla ilgili film seyredelim sonra devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarımızla programımız devam ediyor.

Adnan Oktar’la Sohbetler programımız şu anda sona erdi, yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalım. 

Masaüstü Görünümü