Harun Yahya

Sohbetler (24 Mart 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet, dinliyorum Fikret Bey.

KARTAL GÖKTAN: Türk Silahlı Kuvvetleri PKK’ya sığınak, barınak ve depolarını ortadan kaldırmak amacıyla operasyon başlattı.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, bir alkış. Görüyor musun aslanlarımı? “Kükresin aslanlarım” dedim, aslanlarım kükremenin hasını yapmış. ‘Kükreme öyle olmaz böyle olur’ dediler, maşaAllah. Aslanlıklarına yakışır. Yedi cedlerine rahmet olsun. Onlar nur nur, onlar dünyanın en güzel ordusu, en güzel insanları. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in evlatları. Mehmetçik adı üstünde Muhammed, Muhammed’den geliyor, Mehmet Muhammed, maşaAllah. Nur olsunlar, var olsunlar Allah razı olsun. “Kükresinler” dedim, önce bir açıklama yaptılar, arkasından yeri göğü yıkmışlar helal olsun. Bu alçak PKK’ya anlayacakları dilden konuyu anlatmaya başlamışlar. Ben dedim, “anlayacakları dilden anlatsınlar” dedim. Onların özel bir lisanı var anlayacakları dil, ondan anlatıyorlar. Güzel olmuş. Hangi, tümen mi kolordu mu?

KARTAL GÖKTAN: Beş Tim kuvvetle icra ediliyormuş operasyon. Mardin’in Mazıdağı kırsalında. Halen de devam ediyormuş operasyon.

ADNAN OKTAR: Hadi bakalım aslanlara, hadi bakalım aslanlara, inşaAllah. Efeler dağı sarmış demek ki. Evet, iyi gereğini yapmışlar. Bu PKK alçaklarına ‘biz buradayız’ demişler. Kükremeleri mükemmel olmuş. Hükümet tamam güzel ama kükremek askerin vasfıdır. PKK’ya kükremek aslanlıktır, yiğitliktir, delikanlılıktır, aslanlığın hasıdır hem de. Çok güzel olmuş. Evet, askeri tebrik ediyoruz. Onlar nurdur nur, maşaAllah. Dünyanın en merhametli, en akıllı ordusudur Türk ordusu.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Çukurca’daki PKK saldırısında başından yaralanan gazi Kemal Demir’in, İzmit Ali Kahya’da yaptığı ev kaçak olduğu gerekçesiyle geçtiğimiz günlerde belediye tarafından yıkıldı. Devletin kendilerine sahip çıkmadığını söyleyen Demir, “hakkımı helal etmiyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Allah’tan korksunlar, gazinin evi yıkılır mı? Ne kadar ayıp. Her işi hallettiniz de o mu kaldı? Ne kadar utanç verici. Tamam, kanuna hukuka uygun olmuş olabilir de hepsini yıktın mı sen? Yıkmadın. Her yer kaçak dolu, önce onları bir hallet ondan sonra en son gaziye gel. Yıkıyorsan bile ona bir yer göster, bir ev göster. ‘Yıktım, ne yapıyorsan yap’ denir mi? Ona sen hazır bir ev bul, değil mi?

Sevgi dinin amacıdır. Cennetin amacı sevgi. Şimdi cennete gittiğini farz edelim, ırmaklar var, meyve ağaçları var, köşkler var, bağlar bahçeler var, insanlar var ama sevgi yok, ne olur orası? Allah muhafaza cehennem olur. Sevgiyle orası cennet olur. Sevginin olmadığı yer cehennemdir. Allah cenneti iman yurdu olarak süslüyor, sevgiyle süslüyor. Cennetin en büyük süsü sevgidir, Allah’a olan sevgidir, imandır. Yoksa biz binalardan dolayı cennette mutlu olmuyoruz ki, Allah’ın varlığından dolayı mutlu oluyoruz. Her yer sevgi başka bir konu yok. Allah sevgiyi seviyor. Sevgi için kainatı yaratıyor. Bizzat kendi seviyor Allah sevgiyi. Cennetin cehennemin yaratılış amacı da sevgidir. Cehennemin yaratılış amacı da sevgidir. Yani sevginin kıymetinin bildirmek için cehennem yaratılır, kıyas yapılması için. Çünkü sevgi durduk yere oluşan bir şey değil. Allah onu bir sanatla, bir ilimle elde ediyor. Sevgi durduk yere olmaz. Sevgiye Allah bir gerekçe meydana getiriyor ama onun bin bir türlü sanatı, bin bir türlü gerekçesi vardır. Allah onu bin bir türlü sanat üzerine oturtturmuş sevgiyi. Onun üzerine inşa oluyor sevgi. Ve dünyanın en harika gücü oluşuyor. Kainatın en harika gücü oluşmuş oluyor, sevgi gücü. Mesela bak, benim güzelim çok güzel ama sevgiyle o çok güzel. Mesela bu çok tatlı, sevgiyle bu güzel.

BÜLENT SEZGİN: Gazimizin fotoğrafı vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Ah benim aslanıma ah, ah benim koçum, ah benim yiğidim ah. Şimdi oranın belediyesine dilekçe verelim yarın. Hem de bakanlığa da dilekçe verelim. Bu çocuğa bir ev versinler orada. Yıkıyorsa yıksın tamam, kanuna hukuka biz saygılıyız. Şimdi bu mahallede düşün, yüzlerce kaçak ev var. Bir garibanın evini sen geldin yıktın, ne anlama geliyor bu? ‘Kanuna uygun’ diyor. Kanuna uygunsa hepsini yık. Ona mı gücün yetti? Gaziye mi gücün yetti yani? Şimdi bu çok acayip bir şey. Sen delikanlıysan ona bir ev bulursun, değil mi? Çocuk oraya taşınır, eşyasını da nezaketiyle taşırsın oraya, yıkıyor musun, çökertiyor musun ne yapıyorsan yap ondan sonra. Apar topar çocuğu sokakta bırakmanın alemi ne? İllet oluyorum ben böyle şeylere, beni çok sıkıyor böyle şeyler.

Acayip yüksek bir rakam var. Demek ki ağabeyiniz konuşuyor. Dün felaket yüksekti. Allah Allah. Devam etsem yer gök yıkılacaktı demek ki. Tabii bu bizim kabiliyetimizden değil, bunu Allah an an yaratıyor. Cenab-ı Allah kalplere muhabbet veriyor, Allah dinletiyor, Allah konuşturuyor. Bütün güç kuvvet Allah’a ait. Biz onun aciz kullarıyız.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, “Öcalan’ın Diyarbakır’da okunan mesajı çok açık ve nettir. Ayrı bir devlet olma hedefini, önce özerk bir bölge oluşturup daha sonra da ayrı bir devlet olma hedefini çok net bir şekilde ortaya koymuştur. Orada iki dilli, iki milletli ve iki bayraklı bir Türkiye talebi vardır, dolayısıyla açık ve net olarak ayrı bir devlet talebi vardır. Bunu yokmuş gibi göstermek milleti aldatmaktan, milleti kandırmaktan başka bir şey değildir. PKK asla silah bırakmayacaktır.”

ADNAN OKTAR: Şuurlu olduğu için, dava adamı gözüyle baktığı için aleni açık olan bir şeyi de aleni açık olarak görüyor. Bu gizli kapaklı bir şey değil çok açık aleni bir şey. Evet.

KARTAL GÖKTAN: PKK yandaşları Hacettepe Üniversitesi’nde vatansever öğrencilere satır ve sopalarla saldırdı. Birçok öğrencinin yaralandığı olaylarda pencerelere asılan Türk bayrağı da güvenlik tarafından indirildi.

ADNAN OKTAR: Ben anlayamıyorum bu gelişmeleri, ben rüya mı görüyorum, kabus mu görüyorum? Hükümet buna nasıl müsaade ediyor, bu nasıl bir iştir? Neyi kastediyorlar, ne yapmak istiyorlar ben anlamıyorum ki. Okulun içinde satırın sopanın ne işi var? Bu adamlar nasıl sokuyor okulun içine satırı? Kasap dükkanında olur satır. Sopayı nasıl okulun içine sokuyorlar? Çocuklara saldırıyorlar orada gençlere, aslanlara, burada bir güvenlik gücü yok mu? Arada bir bariyer oluşturarak çocukları koruyacak. Kendilerini korumaları mı gerekiyor yani nasıl yapacaklar? Kolluk kuvvet koruyacak, vatandaş kendini koruyamaz, kolluk kuvvet koruyacak. Kolluğun görevi bu, kolluk görevini yapmamış oluyor. Bayrak indirmek ne demek? PKK bayrağı duruyor, Abdullah Öcalan’ın resimleri duruyor ama Türk bayrağı indiriliyor. Bu kara günler esefle hatırlanacaktır. Çok korkunç bir şey bu. Türk milletini acayip geren, çok tedirgin eden, rencide eden bir durum bu. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hacettepe Üniversitesi’nden fotoğraf gösterebilir miyim?

ADNAN OKTAR: Göster. Baksana Abdullah Öcalan’ın dev resmini asmış adamlar,

BÜLENT SEZGİN: Camlardan bayrağı indirmeye çalışırken güvenlik görevlileri.

ADNAN OKTAR: Güvenlik görevlileri de bayrak indiriyorlar. Onu indireceğine sen Abdullah Öcalan’ın resmini indir. Türk bayrağını niye kaldırtıyorsun? Ne kadar acayip günler görüyoruz, mucize, böyle günler göreceğim aklımın ucundan geçmezdi. Bir avuç PKK’lı Hacettepe’de çakallık yapıyorlar satırla falan. Çök, güvenlik gücü değil misin, al elinden satırını sopasını kulağından tut hakimin karşısına çıkart. Ben anlayamıyorum, adamlar elini kolunu sallayarak orada geziyor. Satırla içeriye nasıl giriyor bu adamlar? Sopayla değnekle nasıl içeriye giriyor ben anlayamadım. Bu nasıl güvenlik gücüdür, bu nasıl bir tedbirdir bu da acayip. Bir kere bu güvenlik güçleri yani eğer bizim gördüklerimiz şu olaylar eğer doğruysa derhal görevinden alınması lazım. Yerine tecrübeli polislerin getirilmesi lazım.  

KARTAL GÖKTAN: Dünyanın sayılı zenginlerinden vefat eden İsrailli ünlü iş adamı Sami Ofer’in oğlu Dalya Ofer’in uzun süre önce Müslüman olduğu öğrenildi.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğrafı da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Aferin aslanıma aferin. Aferin benim delikanlıma güzel. Allah hayırlı uğurlu etsin. Allah hidayet versin, Allah kalbine ferahlık versin. Allah her yerini nur kılsın.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Fransa’nın güneyinde içinde yüz kırk iki yolcusu ve altı mürettebatı bulunan Airbus A320 tipi yolcu uçağı düştü. Alpler’e çakılan uçağın enkazı ülkenin güneyindeki bir köyün yakınlarında bulundu.

ADNAN OKTAR: Anlayamıyorum. Bu kadar teknoloji var, radar var, her şey var her seferinde gidip dağa vuruyorlar ben hayret ediyorum. Eğer o bölge tehlikeliyse o bölgeye hiç girmemeleri lazım. Dağlık bölgeden uçak geçecekse zaten bu çok büyük bir tehlikedir. Yüksek dağlar, mesela bin metre, iki bin metre, üç bin metre yüksekte dağların bulunduğu bölgeden uçak geçecekse olağanüstü teyakkuz gerekir. Üç bin metreyse en az beş bin metreden uçması lazım o uçak, dağ üç bin metredeyse. Süzüle süzüle üç bin metreden uçup gidip dağa vuruyorlar, ben anlayamıyorum, hayret ediyorum ben bu işlere.

ENDER DABAN: Normalde çok daha yukarıdan uçuyorlarmış ama yavaş yavaş uçak sebebi belli olmayacak şekilde alçalmaya başlamış.

ADNAN OKTAR: Teknik bir nedenden.

BÜLENT SEZGİN: Kurtulan olmamış hiç.

ADNAN OKTAR: Kaderde tabii, bir harikuladelik var. Ama uçakların da öyle çürük olmasına şaşıyorum ben. Durduk yere ya dengesi bozuluyor, ya ayarı bozuluyor, ya tepetakla gidiyor. Bu uçmadan önce bir prova yapılması lazım, bir denenmesi lazım. Uçmadan önce şöyle bir tur atıp sağlam mı değil mi bir bakmaları lazım. Geçenlerde de yük yüklemişler, yükler kaymış aşağı tarafa doğru, uçağın dengesi bozulmuştu. Yani biraz sathi bakıyorlar gibi geliyor bana olaylara.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Boğaziçi Üniversitesi’nde de bu şekilde bir gösteri yapıyorlar PKK.

ADNAN OKTAR: PKK’lılar.

BÜLENT SEZGİN: Evet. Öcalan posteri.

ADNAN OKTAR: Darwinist, materyalist eğitim olunca bunlar da olur tabii.

KARTAL GÖKTAN: ODTÜ’de de dün akşam sol görüşlü öğrenci grubu mescitte yapılan siyer programına, programı basmak ve öğrencilere saldırmak üzere gelmiş. Öğrencilerin tepki göstermesi üzerine girişim başarısız olmuş. Ancak daha sonra mescitteki siyer programına katılan öğrencilerin tek tek tespit edilerek tartaklanıp bazı öğrencilerin telefonlarına el konulduğu ortaya çıkmış.

ADNAN OKTAR: Bir kere okulun içinde polis olması lazım. Bir kere polis olmaması çok acayip bir şey. PKK’lılara teslim etmiş oluyorlar gençleri adeta, öyle gibi görünüyor yani. On tane sivil polis olsa konu biter. Öğrencilerle beraber okulun içinde durması lazım sivil polisin. O zaman böyle bir konu sıfır, hiçbir şekilde olmaz. Mesela bin kişilik bir okula en az yüz sivil polis konması lazım. Bin kişilik okulda yüz sivil polis olsa bitti. Hadi elli tane diyelim, elli polis olsun konu biter. Bilmiyorum nasıl bir mantık bu böyle, neyi vurgulamak istiyorlar, Türkiye’yi nasıl göstermek istiyorlar? Kimdir bunun başını çeken, kim bu manzaraları meydana getiren? Amaç ne, gaye ne ben çıkaramıyorum şu an. Mesela Milliyetçi Hareket Partisi böyle bir şeyi asla kabul etmez. Büyük Birlik de kabul etmez, öbür partiler de kabul etmez bunu. Hemen hemen hiçbiri kabul etmez. Ben anlayamıyorum. Ordu Allah razı olsun bir ufak bir şey yapmış, yakışmış yani. Bunu bekletmenin bir alemi yok. Bunları bu kadar şımartmanın da bir alemi yok. Bir de fikri bir mücadele verilmiyor bu çok kötü. Mutlaka fikri mücadele verilmesi lazım. Gençlerin milli manevi değerlerle eğitilmesi lazım.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim. PKK ile ilgili bir film izleyelim ondan sonra devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Evet, kısa videolarımızla programımız devam ediyor.

Evet, sohbetimize devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Bugün Davutoğlu Roketsan’ı ziyaret etmiş, yeni yapılan roketlerin denemesini izlemiş ve Türkiye’nin kendi roketini yapması gerektiğini söylemiş. Roket o kadar zor bir şey değil ki yani bu Goddard mı ne vardı eskiden daha bu İkinci Dünya Savaşı zamanlarında falan feşmekân. Almanların V2 roketleri vardı, çok rahat Almanya’dan ta İngiltere’yi vuracak derecedeydi. Yani bu olağanüstü bir teknoloji de gerektirmiyor; katı yakıtla da yapabilirler, sıvı yakıtla da yapabilirler. Yani bunu bu kadar uzatmanın âlemi yok, bizim mühendisler bunu çok rahat yapabilirler. Çin ile bizim ne işimiz var? Ve milyonlarca roket olması lazım, bastın mı düğmeye araziyi cehenneme çevirecek böyle. Yani milim santim yer kalmaması lazım, tamamını cehenneme çevirmesi lazım. O zaman PKK sıkıysa yapsın, sen o zaman dersin ki “arkadaş bak görüyorsun gücümüzü,” bir askeri manevra yapar gösterirsin; “bunu siz uygulamak istemiyoruz belanızı aramayın” dersin. Adam kayıtsız şartsız sana teslim olur. Ama klasik tanklarla falan feşmekân  Birinci Dünya Harbi’nin yöntemleriyle bu işler olmaz. Roket gerekiyor, ayrıca roketi vuran roket de gerekir. Roketi havada vuran roket.

“2000’lerin başında ekonomik kriz yüzünden Roketsan kapatılmak istenmiş son zamanlarda yeniden çalışmaya başlamış. Caydırıcılık karşı tarafa gerekli mesajı verir” demiş bak aynı, biz ne diyorsak kelimesi kelimesine aynısını söylüyor maşaAllah. Bir de roketle gövde gösterisi de yapsınlar. Eskiden Rusya falan yapardı böyle apartman gibi roketi koyacaksın ağır yük taşıyıcılarıyla boydan boya geçireceksin, peş peşe mesela en az beş yüz-bin roketi, çeşitli çaplardaki roketi gövde gösterisi olarak geçireceksin. Bir de manevra yapacaksın üstüne mesela bir araziyi önce böyle boş tutacaksın, yabancı gözlemcileri getireceksin bütün herkes uzmanlar da gelecek, kameraları getireceksin bir düğmeye basacaksın arazi boydan boya milim santim boş kalmayacak şekilde cehenneme dönecek. Ondan sonra pazarlık gücün senin yüzde yüzdür artık yani. PKK’ya dersin ki; “Bu inlerinizden çıkacaksınız size on beş gün müddet.” Bu kadar, sıkıysa çıkmasın kavrulur içerde yani, başka yöntem olmaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Afganistan’da Kuran-ı Kerim yaktığı iddiasıyla linç edilip vahşice öldürülen engelli genç kızın aslında Kuran yakmadığı ve hafız olduğu ortaya çıktı.

ADNAN OKTAR: Ha şimdi ben buna yobaz derim, Afganistan’da bunu katledenler bu mübarek varlığı şehit edenler hakikatten yobaz, vahşiler yani. Hayvan desen hayvan daha üstün bunlardan, hayvandan da aşağılar.

BÜLENT SEZGİN: Muska yakmış.

ADNAN OKTAR: Muska yakmış. Hayır yakabilir de muskayı ayrıca içinde abuk sabuk şeyler varsa değil mi? Muskalar da zırvalıyorlar bazen abuk sabuk şeyler yazıyor adam küfür ifade ediyor yakabilir de yani.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: ODTÜ’de camiye giden gençlere saldıran sol gruplar ODTÜ’de dinci gerici propagandaya geçit yok diye bildiri yayınlamışlar. Yayınladıkları bildiride gerici çetelerin ODTÜ mescidini kullanmalarına izin vermeyeceklerini çünkü bu kişilerin din adı altında örgütlenerek evrim ve bilim karşıtı bildiriler yayınladıklarını söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Bak olay güzel bir noktaya gelmiş; evrim karşıtı, güzel. Demek ki olayın çekirdek noktası benim, demek ki olayın çekirdek noktası bizleriz. Çünkü Darwin’in evrim teorisi yıkılmadan komünizm yıkılmaz. Oradaki gençleri tebrik ediyorum olayı fark etmişler.

Oraya bir rektör atamışlardı Hasan Tan benim zamanımda, ülkücüydü, ODTÜ’ye rektör olarak. Sonra Hasan Tan oraya işçi aldı yüksek miktarda yani yüzlerce işçi aldı. İşçilerin hemen hemen hepsinin bıyıkları kulaklarının dibine geliyor böyle ağzını kapatıyor Yavuz Sultan Selim gibi. O zamanlar Hergün Gazetesi vardı ülkücülerin ona benzer. Ben oraya gitmiştim ODTÜ’ye duruma bir bakmak için. Ülkücü gençler yani işçiler böyle beşli altılı gruplar halinde mırıldanma şeklinde ‘Ceddin deden’ bunları kızdırıyorlardı böyle acayip yani çok çok özür dilerim deli kızdırır gibi kızdırıyorlardı, onlar da bir şey yapamıyordu ıstırap içerisinde. Çünkü maazAllah neuzubillah atağa geçseler yani ne olacağı da belli, polis de ülkücüydü yani geniş çapta ülkücüydü. ODTÜ süt liman olmuştu bayağı sakinleşmişti.  Acayip huzurlu bir ODTÜ olmuştu, herkes elini kolunu sallayarak geziyordu, böyle mesire yeri gibiydi, doğrusu budur. Yani MHP nereye gittiyse bir ışık nur saçıyordu o zamanlar. MHP zihniyetiyle de olaya bakmak gerekir biraz yani sağlamcı ve akılcı. Mesela beş bin kilometre menzilli bir roketin denemesi yapılsa bütün herkesin gözü önünde dehşet saçarlar ortaya, müthiş bir güç gösterisi olur, şahane olur.

Saat kaçta Mehdiyet’le ilgili program?

KARTAL GÖKTAN: On biri çeyrek geçe.

ADNAN OKTAR: On bir çeyrek. Nerede oluyor bu?

BÜLENT SEZGİN: Bu akşam 23.15’te TV Em kanalında yayınlanan Çıkmaz Sokak programına Didem Ürer, Oktar Babuna ve Altuğ Berker katılıp Mehdiyet konusunda bilgi verecekler.

ADNAN OKTAR: Oktar varsa ortalık şenlenecek demektir. Adamlar şimdiden bir tansiyon hapı alsa iyi olur.

Şeyh Mehmet Efendi Hocamız’a dün buradaki Almanya ekibi kardeşlerimiz gitmişler. Selam söylemiş. Şeyh Mehmet Efendi Hocamız gerçek şeyhtir biliyorsunuz. Yani icazetnamesi olan hakiki şeyhtir. Pek başka şeyh öyle icazetli şeyh Allahuâlem yok bildiğim kadarıyla. Yani olsa da birkaç tanedir.

ENDER DABAN: Ahmet Yasin Hazretleri.

ADNAN OKTAR: Şeyh Ahmet Yasin Hocamız var, evet. Çok nadirdir. Çok temiz dürüst bir insan Ahmet Yasin Hocamız.

Kim bunu yazan? İsmail Doğan. Bak mantığın anormalliğine bak. “Eğer” diyor “PKK dinsiz olsaydı bu kadar dindar olan bir halk kızlarını PKK’ya göndermezdi” diyor. Hangi aile severek çocuğunu o pislik, ahlaksız, alçak katillerin içine gönderir? Belli ki silah zoruyla, dehşet zoruyla. Bu kadar mı düşünemiyorlar ben anlamıyorum.

“Hocam siz ne kadar eğlenceli bir adammışsınız maşaAllah” diyor. “Beş dakika sohbet, beş dakika siyaset, beş dakika Ankara havası” yani en azından böyle olması lazım güzel.

Çıkmaz Sokak aç bakalım, görelim. Sen şimdi sesini kıs böyle daha iyi. Şimdi vaziyet durumuna göre sesini açtırabiliriz. Güzel, eğer konuştururlarsa tabii.

“İsrail Suudi Arabistan arasında büyük oyun, büyük tuzak.” Akılcı bakmaları lazım. Kuran’da tabii ki Tevrat’a gönderme var, ayet de var açıkça. İncil’e de gönderme yapıyor Cenab-ı Allah “İncil sahipleri” diyor açık açık belirtiyor. Var olan ayet konuyu açıkladığına göre bunun üstüne artık bir şey söylenemez. Söylenmemesi lazım.

Mehdi (a.s) ile ilgili hadisler çıkmış mı, çıkmamış mı? Çıktı ise buna bir açıklık getirmen gerekiyor. Çıkmadı ise, hayali ise zaten laf yok, bir şey yok. Burada hadisler çıkmış. Sen niye geceli, gündüzlü program yapılıyor düşünmüyor musun? Adamlar gece, gündüz Mehdi (a.s) ile ilgili program yapıyorsa bir bildikleri vardır. Kardeşim bak bir kere Mehdi (a.s) mason olmaz, yani mason zıddıdır. Masonlukla mücadele eder. Ben otuz üç dereceden üstat masonum yani bir; olay buradan bitiyor. İkincisi tapınak şövalyesi asla bir Mehdi (a.s) tapınak şövalyesi olamaz. Tapınak şövalyesi ile mücadele eder iki. Üç mini etekli, dekolte hanımlar ile Mehdi (a.s.) beraber oturmaz. Asla yani. Haram, yanlış, tamamen hatalı bir tavır olarak bilinir. Bunu yapıyorsa bir şahıs Mehdilikle falan alakası kalmamıştır yani. Şarkı türkü dinlemez, bir de söylemesi hiç mümkün değil. Bir de şakır şakır Ankara havalarında böyle ortalığı kavurarak oynamaz. Buradan da imkansız. “Rahat olun” diyoruz bir de yemin ediyorum diyorum ki bak “Allah adına yemin ediyorum” diyorum “benim Mehdilik iddiam olmayacak.” Lanetleşiyorum ayrıca bak asla ömür boyu öyle bir şey olmaz. Adamlar çırpınıyor “sen Mehdisin” veyahut “sen Mehdi değilsin.” “Ben Mehdi değilim” diyorum, bunlar da koro halinde bağırıyorlar “sen Mehdi değilsin” diyor. Ben de yine bağırıyorum diyorum “Mehdi değilim” diyorum onlar da “Mehdi değilsin” diyor. Sakin olun, sinirleriniz mi bozuldu mübarek?

BÜLENT SEZGİN: Kısa videolarımızla programımız devam ediyor.

Adnan Oktar’la Sohbetler programımız şu anda sona erdi, yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü