Harun Yahya

Sohbetler (27 Mart 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet, Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK militanlarının Dağlıca Taburu’ndaki askerlere taciz ateşinde bulunduğu,  Mehmetçiğin anında karşılık verdiği öğrenildi. Çatışma yarım saat sürdü.

ADNAN OKTAR: Tamam da, yarım saat süren çatışmanın sonucu ne oluyor? Nerede bu adamlar? Adamlar araziye geçiyorlar. Gidip çembere alıp, hepsini yakalamak lazım. Yani asker sayımız yeterli. Mesela yedi tane çakal var, yakalamak için bin asker kullanırsın. Ne olacak? Etrafını çepeçevre daire şeklinde alırsın, kaçacak, göçecek bir yerleri de kalmaz. Silahlarıyla derdest yakalarsın, hepsini dizersin. Ekranda da göstersinler, “hainleri yakalık” diye. Diz üstü çöktürülmüş olarak, elleri sırtlarından bağlı, hepsini sürüsüyle göstersinler. Usul budur. Çatışma, adamlar ortada yok. Bol bol adamlara mermi sıkmışlar. Böyle olmaz. Burada bir gariplik var. Bu örgütün kendi moral propagandası. “Bak” diyorlar, “biz kurşun sıkıyoruz. Hiçbir şey de olmuyor. Ne yakalanan oluyor, ne bilmem ne oluyor. Yaptığımız, ettiğimiz yanımıza kar kalıyor” diyor adamlar, özetle bunu anlatıyorlar. Bu olmaz, buna bir çözüm bulunması lazım. Böyle bir stil olmaz. Yani stilde bir bozukluk var, bir acayiplik var. Bir türlü düzelmedi, yan yatmış bir stil var.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Başbakan Ahmet Davutoğlu; “savunduğum her şeyin zemininin sağlam olması benim için önem taşır. Türkiye’deki sistem ne parlamenter, ne başkanlık, ne de yarı başkanlıktır. Net olarak ifade ediyorum. Bu sistemin değişmesi lazım. Ya pür parlamenter sistem olması lazım, ya da başkanlık sistemi olması lazım.

ADNAN OKTAR: O doğru. “Tam, gerçek parlamenter sistem” diyor. Doğru, o olsun. Öbür türlü başkanlık sistemi hiç olmaz. Benim gördüğüm bak, bütün Türkiye’de bilsin, Tayyip Hocam’ı sıkıştırıyorlar. Yani en baştan her halde birileri söz vermiş en başlardan, hükümeti de sıkıştırıyorlar bu Avrupa Birliği falan. Bunların gülen yüzü var. Bir de bunların kanlı yüzü var. Kanlı yüzünü biz görmüyoruz, kanlı yüzünü hükümete gösteriyor olabilirler. Allahüâlem, tehdit ediyorlar herhalde el altından filan. Halk şiddetle başkanlık sistemine karşı koysun. O zaman Tayyip Hoca’nın eli güçlenir. Öbür türlü felaket kapıda. Ama yani milleti bu kadar bunaltmanın âlemi var mı? İstemiyoruz kardeşim başkanlık sistemini. Türkiye’yi böler bu. Böyle bir şey istemiyoruz. Bunu evirip çevirip koro halinde söylemenin âlemi ne? Gidip halka sor, halk istemiyor, kimse istemiyor. Kim böyle bir tehlikeyi ister? Bela bu. Böyle bir tehlikenin içine kim girer? Türkiye Birleşik Devletleri ne demek? Mehmetçik ne için mücadele etti? Asker polis niye şehit oldu yüz binlerce insan? O Abdullah Öcalan oturduğu yerde hedefine ulaşmış olacak o zaman. Olur mu öyle bir şey? Çok tehlikeli bir şey bu. Çok riskli bir şey. Yani bunun buraya gideceğini bilmeleri lazım. Anlaşılmayacak gibi değil. Gözlerini yumup “hadi gidelim” demeyle olur. Bütün Türkiye’yi mahveder bu sistem. Türkiye bölünmekle kalmaz, Türk milleti diye millet kalmaz. Kazırlar Allah esirgesin. Yok oluruz, yani milletçe yok oluruz. Büyük bir tehlike bu. Buna karşı çok uyanık olmak lazım. Siyasi faaliyetlerde, fazla ahbap biraz sıkıcı olabilir. Çünkü zaten bir teyakkuz var, tehlike var, siyaset büyük bir bela denizi gibidir aynı zamanda. Yani çok karanlıktır siyasetin dünyası. Egoist ve bencil bir yapı vardır, çok egoist ve bencil bir yapı vardır, acımasızdır yöntemleri. O yöntemler için tabii ilerlemeleri kolay olmuyor. Klasik siyaset çok ağdalı, boğuktur. Vefa ve sadakat yoktur. Vefa yoktur, yani egoist, bencil bir sistem vardır.

Tayyip Hoca’yı sıkıştırıyorlar, anlaşılan o. Başbakanı da sıkıştırıyorlar. Avrupa Birliği falan bunlar psikopat, birçoğu cinsi sapık filan, manyak adamlar bunlar. Fransız derin devleti, bunlar hep katil, manyak takımı. Alman derin devleti hep psikopat bunlar. Hep cinayet işlemeye alışmış manyak tipler.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu katıldığı TV programında “örgütün elinde hala silah olduğunu biliyoruz. Kobani olaylarında da gördüğümüz gibi hala insanlarımızı öldürüp askerimizi, polisimizi şehit ediyorlar. Terör örgütünün en temel paradigması silahla insanları tehdit ve insanları öldürmek değil mi? Bakın karşınızdaki insanlar namuslu Türk vatandaşları değil, bunlar kırk bin insanın katili” dedi.

ADNAN OKTAR: Zaten malum bütün Türkiye’nin bildiği gerçeği söylemiş, ama ara ara tekrarda fayda var.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, otobüsü durdurarak dokuz yıl önce kendisini öperken çekilmiş fotoğrafını gösteren küçük kızla sohbet etti.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam insan sevgisiyle doludur. O yönü güzel ama yalnız bırakmamak lazım. Avrupa derin devleri, Amerikan derin devletleriyle yüz yüze bırakmamak lazım. Diyecek ki, “halk şiddetle istemiyor, zırvalamayın” diyecek. 

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Milli futbolcu Arda Turan “ben hayatta her işimi dua ederek yapıyorum. Ben çalışıyorum, elimden gelenin en iyisini yapıyorum, tevekkül ediyorum, gerisini Allah bilir. Başarı için dua ediyorum. Çalışıyorum, Allah’a dua ediyorum Allah da veriyor diye düşünüyorum. Çok dua alıyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Aferin Arda’ya. Kainatın sırrını çözmüş. Allah için yaşamanın önemini anlamış. Hayatın boş olduğunu, hayatın en önemli yönünün Allah olduğu, Allah sevgisi, Allah korkusu olduğunu görmüş. Ona hep bereket gelir. Allah onu özel o şekilde yaratmış, Allah söyletiyor. Güzel konuşmuş. Şöhretini İslam için kullanıyor olması da, ayrı bir güzellik. Tebrik ediyorum, Allah örümü uzun etsin, hidayet versin Rabbim. Allah kalbini açsın, üstündeki sıkıntılarını gidersin, hastalıklardan, dertlerden Allah korusun. 

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Fransız Alplerinde 150 kişilik uçağı kasten düşüren pilotun, 2009’da tükenmişlik sendromu nedeniyle, 6 ay ara verdiği ortaya çıktı. Sonradan kontroller sonucunda mesleğine geri dönmüş, bugün evinde yapılan aramalarda uçuş gününü de kapsayan tarihi yeni bir çalışamaz raporu aldı, fakat bunu yırtıp attığı belirlendi.

ADNAN OKTAR: Bu pervasızlık işte. Adam tükenmişlik bilmem ne, adam bitmiş, adamın hastalandığı açık. Ama kim izin verdiyse, sorumlu, o. Müthiş bir densizlik yapmışlar. Benim gördüğüm, adam intihar etmiş. Umursuzluğun sonucu bu. O kadar insanı, acının içerisine sürüklemiş oluyorlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Başbakan Davutoğlu, bu akşam canlı yayında konuştu; “Cumhurbaşkanımız için söylemek istemiyorum ancak başkanlık sistemine geçilmiş gibi başbakanlık merciinin gücünü zayıflatılmasına izin vermem. Ben bu ülkenin başbakanıyım ve temsil heyeti makamım belli çevrelerce zayıflatılması girişimine asla izin vermem. Cumhurbaşkanımızın bana söylemesi gereken bir şeyi başkası söylerse, ona izin vermem.”

ADNAN OKTAR: Ne demek istiyor? Benim anladığım, Ahmet Davutoğlu Hocam başkanlık sistemine karşı, doğru, helal olsun isabetli yapıyor, “Başbakan benim, kimse başbakan gibi bir görüntü vermesin” diyor. Tayyip Hocam’ı da üstü kapalı uyarıyor, yani “benim işim başbakanlık, senin işin de cumhurbaşkanlığı, kimse kimseye müdahale etmesin, güzel güzel memleketi idare edelim” diyor. Başbakan dindar, aklı başında iyi bir insan. Ama Türk Devleti tehdit altında, başkanlık için tehdit altında ama o karşıt görüş gördüğüm kadarıyla, helal olsun. Tayyip Hoca bastırmasın, olmaz bu. Amerika modeli, Meksika modeli Türkiye’yi paramparça yapar. Ona yakışmıyor böyle bir üslup, olmuyor, bunu bıraksın. Cumhurbaşkanı olarak baya şerefli güzel bir görevde, bizde saygı duyuyoruz seviyoruz da bütün millet koruyup kolluyor böyle devam etsin. Başbakanı hiç yerine koyan bir üslup sanki varmış gibi düşünülebilir bazı insanlar tarafından, yani böyle konuşmaya devam ederse. Tayyip Hoca’nın başbakan olduğunu düşünsek, Ahmet Davutoğlu’nun da cumhurbaşkanı olduğunu; desek ki ‘bu sistem tıkandı, bir başkanlık sistemiyle bu işi halledelim’ dese ne demektir, Tayyip Hoca hiçbir işe yaramıyor demektir. Bu anlam çıkar yani tıkandı burada gitmiyor demek budur anlamı bu. Olmuyor böyle bir üslup. Üniter devletten, başkanlık sistemine geçiş dünya da yok. Federasyonlardan başkanlık sistemine geçiş olmuş, onlarda sürünüyorlar zaten, bir felaket içindeler. Tayyip Hoca bu kararlılığından vazgeçsin, yanlış yolda. Ama onun dışında tüyüne dokundurmayız tabii, vatanın temiz bir evladı samimiyetine ben kefilim, iyi niyetine de kefilim. Ama bu tazyik, dışarıdan gelen bu tazyik, Tayyip Hocam’ı etkilememesi lazım.

“Dün, kanuna cumhurbaşkanlığı örtülü ödenek vermesi için madde konuldu meclis kabul etti. Bunu istihbarat ve bazı savunma hizmetler devletin mili güvenliği için kullanılmak üzere koymuşlar. CHP bunu gerekçe göstererek, ‘cumhurbaşkanın kendini başbakan olarak gördüğünü hükümetinde bu maddeye meşruiyetini kaybettiğini’ söyledi. ‘Anayasa gereği sorumsuz olan bir cumhurbaşkanı istihbarat hizmetleriyle ilgili doğrudan yürütmeyle ilgili bir görev vermek mümkün değildir’ dedi” diyor. Cumhurbaşkanın yetkisinde değilse, zaten bu olmaz. Ama yetkisindeyse, olur niye olmasın? Eminler mi yani cumhurbaşkanın yetkisi olmadığına böyle bir şeyin? Kanunsuz bir şey yapamazlar, öyle bir şey olmaz değil mi?

EMRE ACAR: Evet, cumhurbaşkanın yetkisi olmadığı için kanun çıkartmışlar öyle bir şeyi. Normalde cumhurbaşkanın da yetkisi yok ama buna dair bir kanun çıkartıyorlar cumhurbaşkanın da yetkisinin olması için.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam diyor ki 2benim yollarım kapalı” diyor. Ne istiyorsa oluyor, tıkır tıkır ne istiyorsa oluyor.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İsrail’in Haaretz Gazetesi’nde çıkan habere göre; “Türk medyasında en fazla nefret söylemi Musevilere yöneltilmiş. Musevilere yönelik nefret söylemi, diğer tüm ulusal ve etnik grup ve diğer dinlerden fazlaymış.”

ADNAN OKTAR: Bu çok korkunç bir şey bu, vicdanları yaralayan, insana ıstırap veren, insan onuruna yakışmayan bir şey.  Musevi karşıtlığı, Musevi düşmanlığı bir vahşettir, bir ruh hastalığıdır, bir iman rahatsızlığıdır. Hz. İsrail (a.s)’ın - evlatları Hz. Yakup (a.s)’ın evlatları, Allah’ın bize emanetidir. Onlara karşı nefret Kuran’ın üslubuna, Kuran’daki ayetlere zıt bir görünüm veriyor. Müslüman’ın yapacağı bir şey değil. Bunu hükümetin telafi etmesi lazım, bu beladan milleti kurtarmaları lazım. Çok acı bir olay bu.

Kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, 2.3 milyar yıllık yeni bir bakteri fosili vardı, onunla ilgili bir kısa filmimiz var, onunla devam ediyoruz şimdi.

ADNAN OKTAR: Evet, güzel.

VTR-Yeni Bulunan Fosiller Evrimcileri Yalanlamaya Devam Ediyor.

Masaüstü Görünümü