Harun Yahya

Sohbetler (5 Nisan 2015; 20:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet, dinliyorum

KARTAL GÖKTAN: İstanbul’un Maltepe İlçesi’nde CHP mahalle temsilciliğine silahlı saldırıda bulunuldu. Başıbüyük caddesindeki CHP Başıbüyük mahalle temsilciliğine dün gece kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce ateş açıldı. Mahalle temsilciliğine gelen CHP’liler durumu polise bildirdi. Polis ekiplerince yapılan incelemelerde irtibat bürosunun önünde pompalı tüfeğe ait çok sayıda boş kovan bulundu.

ADNAN OKTAR: Bu mahalleler boş mu sokaklar ben anlamıyorum yani? Hiç mi oralarda polis yok, hiç mi devriye yok? Bu nasıl oluyor? Kovboy kasabası gibi, adam silahı alıyor, istediği gibi sıkıyor, oralarda geziniyor, sandviç yiyor kimse ilgilenmiyor. Hiç mi görgü şahidi yok bu nasıl oluyor? Herkesin evinde telefon var, her telefonda bir kamera oluyor. İsteseler fotoğrafını çekebilirler, değil mi her şey olabilir. Yahut sokak kameraları var. Adam sırra kadem basıyor bulabilene helal olsun. Pompalı tüfekle İstanbul’un ortasında gezmek ne demek? Dağa mı çıkıyorsun? Pompalı tüfekle geziyor adam. Sıkıyor, şamata yapıyor sonra da çekip gidiyor.

KARTAL GÖKTAN: Güvenlik kameralarını inceleyip bir kişiyi gözaltına almışlar.

ADNAN OKTAR: Öyle olması lazım. Onun da deliliğine bak, yakalanacağını bildiği halde niye yapar acaba? Ne faydası var?

Şu Fenerbahçe otobüsüne ne kadar büyük terbiyesizlik, ahlaksızlık. Şoför sana ne yaptı? Mazlum insana sen oturuyorsun tüfekle ateş ediyorsun, bu ne azgınlıktır böyle?

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İçişleri Bakanı Sabahattin Öztürk, Fenerbahçe’ye yapılan saldırıyla ilgili; “Çok ciddi delil ve emareler var. Failler bulunup yargı önüne çıkarılacaktır” dedi. Saldırı hakkında basında son hafta yaşanan planlı terör olaylarının devamı niteliğinde olabileceğine dair yazılar vardı.

ADNAN OKTAR: Yok, öyle terör olayı olmaz. Devrimci halk kurtuluş partisi - cephesi denen örgüt yapsa mutlaka onu açıklıyor. Ona ait bir alamet, bir görüntü oluşturur onlar. Yalnız bu ferahlık nereden oluştu ben anlamıyorum. Akıl almaz bir deli cesareti var bir çok insanın üstünde. Bir de mafyanın ipi baya bir gevşedi, ben bunu da kavrayamadım, anlayamadım. Mafya baya bir hizaya girmişti. Şimdi elini kolunu sallayarak her türlü kepazeliği yapmaya başladı. Bunun amacı nedir ben bunu anlayabilmiş değilim.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Devlet Bahçeli konuşmasında; “MHP ayaktaysa bu milleti sonsuzluğa emin ve sağlam adımlarla koşacaktır. Üzerimizde projelendiren oyunlar dün işe yaramadı bugün de işe yaramayacaktır. Varlığımızı hedef alan saldırılar dün başaramadı bugün de aynısı olacaktır. Düşmemizi amaçlayan karanlık kampanyalar, şirret operasyonlar, çirkin emeller, yıkım ve yenilgiye odaklanmış tezgahlar dün sonuç alamadı, bugün de olacak olan budur. Özgüvenimiz tam, heyecanımız tarifsizdir” dedi.

ADNAN OKTAR: MHP için tehlike mafya musallatlığı. MHP’ye buna karşı ne yapılması gerekiyorsa gerekli uyarılar yapılmalı, gerekli tedbirler alınmalı, bu konu kapatılması lazım. Mesela diğer partiler içinde bir mafya musallatlığı yok. Ama ne hikmettir MHP’ye bir mafya musallatlığı oluyor. Buna çok dikkat etsinler. Milliyetçi Hareket Partisi şuurlu bir partidir, pek oyuna müsait değildir MHP yani içten yıkmaya da müsait değildir. Çünkü parti disiplini vardır. İşte lider, doktrin, taşkirat bunlar pek tartışılmaz. Dolayısıyla MHP’nin bünyesi bu işlere müsait değil. Bir şey olmaz yani MHP’ye. Ama tabii iyi oluyor böyle kendilerini derleyip toplayıp dağılmamaya özen göstermeleri, safları sıklaştırmaları, sırt sırta dayanmaları falan iyi. Diğer kitle partileri gibi olmaz, tehlikeli olur MHP’nin kontrolsüz açılımı MHP’yi parçalayabilir. Çünkü baya bilmiş adam çıkar. İşte ‘MHP’yi ben yöneteceğim’ öbürü der ki, ‘ben yöneteceğim’ der. Acayip klikler falan oluşabilir. Sayın Bahçeli aklı başında bir insan, oturaklı bir insan. İyi yani, MHP’de hep böyle sakinlik, huzur, dinginlik sağladı. Hiçbir olayın içine girmesine de müsaade etmedi MHP’nin. O yönüyle iyi.

Evet, dinliyorum.

BÜLEMT SEZGİN: Mehmet Şevket Eygi Hocamız yazısında; “Müminler tek bir ümmet oluşturmakla vazifelidir. Tek bir ümmet olmazlarsa ortada vahim bir eksiklik var demektir. Ümmetin başında raşit ve adil ve muktedir bir imam bulunması gerekir. Müminlerin bu zata biat ve itaat etmesi şarttır. Resulullah Efendimiz (s.a.v) -salat ve selam olsun- buyuruyor; ‘Boynunda biat bağı olmadan ölen kişi sanki cahiliye ölümü ile ölmüş olur.’ Başında imam olmayan toplum ümmet olmaz, sürü olur güdülür.”

ADNAN OKTAR: Bazıları diyor ki, Hoca kendini kast ediyor falan. Niye kendini kast etsin mübarek? “Samimi olarak bir imam olsun Müslümanlar’ın başında” diyor. Ne kendini kast edecek? Ama çok güvenilir efendi bir insan, çok halim baya şeker. Sohbeti çok iyidir. Hep yalnız bıraktılar hacı efendiyi, hep yalnız bıraktılar. Onun da dünyadan hiçbir isteği yok, maşaAllah. O bir şey demiyor ama yine de siz bir sorun bir şeye ihtiyacı olur bilmem ne olur. O çok efendi, o dünyaya tenezzül eden bir insan değil. Ama Allah esirgesin, bir maddi ihtiyacı olur bir şey olur yahut sağlıkla ilgili bir derdi olur. Kimseye de söylemiyor, kendi halletmeye kalkıyor baya asil bir insan. Ama bunu biz fark edersek mutlaka onu düzeltelim. Gereğini yapalım yani. Kaç yaşında Mehmet Şevket Eygi Hoca?

TARKAN YAVAŞ: 80 küsür.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah Allah ömrüne bereket versin.

Bu Fenerbahçe’ye yapılan aslında büyük bir olay olabilir. Şimdi bak, şoförü vuruyor, şoför vuruşlunca arabanın takla atması veyahut uçurumdan aşağı uçması gerekir Allah muhafaza.

TARKAN YAVAŞ: Tam köprüden geçerken olmuş.

ADNAN OKTAR: Şimdi burada çok büyük bir provokasyon var.

MERVE TEZEL: Öncesinde taş atarak yavaşlatmışlar otobüsü.

ADNAN OKTAR: Tüm takım orada Allah esirgesin şehit olabilirdi. Ve bu Türkiye çapında çok büyük provokasyon olurdu. Fenerbahçe’nin 25 milyon falan taraftarı var. Bu tabii sarhoş da olabilir, ama çok planlı bir oyun da olabilir bu. Hemen açıklığa kavuşturmak lazım.

İBRAHİM TUNCER: Dediğiniz gibi Hocam, yurtdışı basın çok geniş yer vermiş bu olaya.

ADNAN OKTAR: Çok büyük olay bu. Bir de bu tip bir şeyler yapacaklar demek ki. Daha uyanık, dikkatli olmak lazım. Yani her gün bir şey yapıyorlar aşağı yukarı. Viyadükte vurmuşlar otobüsü de, o zaman çok profesyonel işi bu. Olay büyük. Viyadükte olması çok acayip, çünkü o zaman denize uçacaktı Allah esirgesin. Öyle planlamışlar. Çok acayip bir şey. Herkes uyanık olmalı. Herkes tetikte dikkatli olması lazım.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika bu yıl Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılardan 5624 kişiyi ülkesine alacağını açıkladı. Ancak Amerika alacağı kişileri seçerken eğitimli, sağlıklı ve güvenlik riski taşımayan kriterleri uygulayacak. Türkiye’de şu an 2 milyon Suriyeli mülteci kardeşimiz var.

ADNAN OKTAR: Amerika her yönden kapitalist bir kafayla yaklaşıyor. Bence hiç birini göndermeyelim. O seçtikleri de Türkiye’de kalsın. “Lüzumu yok hemşerim” diyeceksin. Sanki iyilik yapıyor. Onları da kullanmak için çağırıyordur.

“Şimdiye kadarki e büyük, en ciddi, en provokasyon amaçlı olay bu” diyorlarmış bu şoför vurulması için. Hakikaten bir sarhoş işi gibi insanın ilk bakışta aklına geliyor ama viyadük bilmem ne falan deniz kenarı, otobüsün içi futbolcularla dolu. Yani olay çok büyük olay.

TARKAN YAVAŞ: Şoföre isabet ettirmiş.

ADNAN OKTAR: Çok çok acayip evet. Bu çakalı yakaladılar mı?

TARKAN YAVAŞ: Henüz değil.

ADNAN OKTAR: Bu nasıl oluyor ben inanamıyorum buna, hayretler içinde kalıyorum. Bu ne kadar alan, bir insan nereye kadar kaçabilir? Bütün yolları kapatırsın kardeşim. Bütün araziyi askerle, polisle sararsın. Nereye kaçar, hangi deliğe girer bu adam? Böyle şey mi olur?

“Çok fazla polis görevden alındı, özellikle terörle mücadelede hiç tecrübeli polis kalmadı” deniyormuş. Zannetmiyorum, polis polistir ne lakası var, değil mi? Gelen polisler de çünkü tecrübe tamam da biraz da kafa işi bunlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEGİN: HDP, PKK’nın kuruluşunda yer alan ve simgeleşen ölen örgüt yöneticilerinin yakınlarını kritik illerde aday gösterecek. Buna göre, Mazlum Doğan’ın kardeşi Serap Mutlu ile Mahsun Korkmaz’ın kardeşi Fehmi Korkmaz ve Kemal Pir’in yeğeni Ziya Pir aday gösterilecek isimler arasında.

ADNAN OKTAR: PKK’nın gölgesi açık açık görülüyor tabi ki.

Aferin, otobüsün güvenlik elemanı hemen atlamış frene basmış yan koltuktan. Refleksi çok takdire şayan aferin, maşaAllah. O yapmasa uçardı otobüs. Hakikaten çok büyük olaymış. İlk başta inanın dikkatini çekmiyor ama olay çok büyük.

İBRAHİM TUNCER: Fenerbahçe yönetiminin Hocam açıklaması vardı, bu olay aydınlatılana kadar lig tatil edilmeli diye. Yani büyük olay.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor, çok büyük olay bu, çok çok büyük olay bu. Cesarete baksana adamlarda.

Yok ne reankarnasyonu? Bir mantığı yok reankarnasyonun. “Ben hatırlıyor gibiyim, zamanında kilisede zangoçtum” diyor. Atıyorsun işte ne alaka? “Hayal meyal hatırlıyorum” diyor. Bize 60-70 yıl süre veriliyor imtihan için bol bol. Niye geri gelsin insan, nereye geliyor geri? Bu süre içinde normal hareket edersen tamam yeterli. Yapmıyorsan da yapmamışsındır. Defalarca Allah tövbe imkanı veriyor.

BÜLENT SEZGİN: Allah şöyle buyuruyor, şeytandan Allah’a sığınırım: “Allah size öğüt alanın öğüt alacağı kadar süre vermedi mi?”

ADNAN OKTAR: Bitti. Bu reankarnasyona karşı cevap aynı zamanda. Bir de Cenab-ı Allah diyor ki, “artık bir daha dönemezler” diyor. Ama bazen evliyaların işte cismi misali Allah insanların hoşuna gitsin diye görüntü oluşturuyor bazen getirir. İşte Abdülkadir Geylani bazen görüntü olarak oluştuğu oluyor. Mesela Hz. Ali (r.a)’de de öyle, Hz. Ali (r.a) mesela kendi namazını kıldırıyor, tabut orada kendi namazını kıldırıyor. Bu Allah’tan müminlere bir ikram hoşlarına gitsin diye, sonra birden kayboluyor. Yoksa vefat etmiş tamam, şehit olmuş.

Şimdi PKK ile ilgili kısa bir film izleyelim, muhabbete devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Evet, videolarımızla programımız devam ediyor. Daha sonra birlikteyiz.

Sohbetimize devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Evet, herkes hoş geldi sefa geldi.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Husilere başlatılan operasyonlara karşı olduğunu belirten Rusya, İran için harekete geçti. Yemen’deki hava saldırılarınındurdurulması için BM güvenlik Konseyi’ne bir karar taslağı sunan Rusya, koalisyon operasyonlarını derhal durmasını istiyor.

ADNAN OKTAR: O deyince oluyor mu, Rusya deyince?

KARTAL GÖKTAN: BM dinlemiyor pek.

BÜLENT SEZGİN: Daha önce de böyle bir talepleri olmuştu.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Çin’in Doğu Türkistan’daki Müslümanlar’a baskıları devam ediyor, Adnan Bey. Son olarak bölgede saygı duyulan isimlerden Uygur Alim Kamber Damollam, Çin’le işbirliği yapmadığı için 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Damollam’la birlikte yargılanan diğer tutuklulara da çeşitli hapis cezaları verildi. Fotoğrafı da vardı alimin, Kamber Damollam.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Çok büyük ayıp Çin’in yaptığı çok büyük terbiyesizlik. 9 yıl bir de çok acımasız bir süre. Bu kadar pervasız, bu kadar densiz, dangalakça hareketleri bıraksınlar. O adamları yeniden çağırın da bir daha konuşalım. Bu kadar pervasızlık, densizlik olmaz. Ne kadar ucuz buluyorlar Müslümanları. 9 yıl ne demek? Ne mecburiyeti var onları dinlemeye? Çin kendini ne kadar böyle pervasız görüyor. Hem dünyanın sırtından geçiniyor herkes alışveriş yapıyor bunlardan, bunlar da dünyayı tokatlıyorlar. Milletin artık rahatsız olduğu ne varsa hepsini yapıyorlar. Adam asmalar kesmeler, bilmem meler.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanımız yayınladığı mesajla, Hristiyan kardeşlerimizin Paskalya ve Musevi kardeşlerimizin Hamursuz bayramlarını tebrik etti. “Dini bayramlar kardeşliğin, hoşgörünün ve dayanışmanın egemen olduğu, birlik ve beraberlik duygularının pekiştiği müstesna günlerdir. Barış içinde beraber yaşadığımız Hristiyan vatandaşlarımız ve tüm Hristiyanlar’a Paskalya yortuları vesilesiyle tebriklerimi sunuyorum. Yahudiler’in Mısır’da esaretten kurtulmalarını simgeleyen Pesah, Musevilik inancının en önemli dini bayramlarından biridir. Musevi vatandaşlarımızı ’Hamursuz’ olarak da adlandırdıkları Pesah bayramları vesilesiyle en içten duygularımla tebrik ediyorum.”

ADNAN OKTAR: İyi olmuş. Ama müthiş bir Musevi muhalefeti var Türkiye’de. Onu Tayyip Hocam bir konuşmalar yapsın, Başbakan da biraz konuşmalar yapsın da onu kıralım. Rezalet boyutunda yani şu an Türkiye’de. Musevi nefreti rezalet boyutunda bazı kişilerde. Başbakan’ın konuşması çok etkili olur, Cumhurbaşkanı’nınki de çok çok etkili olur. Biraz Museviler’e karşı sevgiyi, şefkati ön plana alan konuşmalar yapsınlar da bu fesadı kıralım. Bu fitneyi kıralım.

Genellikle Kuran’dan konuşmamı istiyorlar. Ahir zaman çok hoşlarına gidiyor genellikle. Ashab-ı Kehf’den bahsetmemi istiyorlar.

“Programın en geç 21:00’da başlamasını istiyoruz.”

Benim gördüğüm hep Kuran tefsiri yapmamı istiyorlar. Neden öyle bir şey istiyorlar acaba? Herkes tefsir yapıyor.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, sizin tefsiriniz biraz benzersiz.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Diyanet İşleri Başkanlığı Kürtçe Kuran-ı Kerim meali bastırıyor. 2009 yılından beri Diyanet İşleri Başkanlığı’nca üzerinde çalışılan Kürtçe meal tamamlandı.

ADNAN OKTAR: Güzel. Güzel, o acil ihtiyaç.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Tarihçi İlber Ortaylı, “Ne başkanlığı kardeşim ya? Burası Uruguay mı? Bizde başkanlık sistemi olmaz. Canı başkan olmak istiyor olsun ama Türkiye o sistemi kaldırmaz. Çöker o sistem, daha çok çatışmayı artırır sadece” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Tarihçi İlber Ortaylı, “Ne başkanlığı kardeşim ya? Burası Uruguay mı? Bizde başkanlık sistemi olmaz. Canı başkan olmak istiyor; olsun ama Türkiye o sistemi kaldırmaz. Çöker o sistem, daha çok çatışmayı artırır sadece.”

ADNAN OKTAR: Niye başkan olsun istiyor? Neyi kastediyor? “Canı başkan olmak istiyorsa olsun” diyor. Yani bir futbol kulübüne falan başkan olsun anlamında diyorsa. Değil mi? Onu kastediyor. Yok. Ama Tayyip Hocam’ı bak sıkıştırmak için CIA şu bu benim gördüğüm devreye girdi. Bak Fenerbahçe’nin otobüsünü denize uçurup Türkiye’de büyük bir kargaşa ve azap, acı ortamı meydana getirmek istediler. “Buna benzer olaylar yaparız” demeye getiriyorlar. Mesela savcıyı çekip vurdular. Arkasından diğer olaylar. Yani hükümeti böyle tehdit ediyor benim gördüğüm derin devletler. Yani “Ya başkanlık sistemini kabul edeceksin yahut bunlar olacak.” Şimdi peş peşe gelir de olaylar. Bununla da kalmaz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, “Yurt dışındaki Türk okullarıyla ilgili kapatma girişimleri oldu. Siz bu tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi: “Yurtdışındaki okulları kapat' diyorsun. Ama Türkiye'de de okullar var. Hiçbir ülke kendi vatandaşının dışarıda yaptığı, o ülkenin de kabul ettiği bir hizmeti ya da yatırımı kötüleyemez. Korumak zorunda” dedi.

ADNAN OKTAR: Şimdi yurt dışında okul kapamak tabii çok acayip bir şey yani acı içerisinde, ıstırap içerisinde insanlar izliyor bunu. Çünkü adam mesela diyor ki; “casus yetiştiriyorlar”  falan feşmekan. Bunun ispat edilmesi lazım. İspat edilmeden bu nasıl oluyor böyle? Bir de adamlar kendi memleketinde hizmet ediyor bu insanlar sonuçta. Ve o memleketi ilgilendirir o öyle bir şey varsa. Kendi halkı çünkü mesela farz edelim Afrika’da bir ülke. O bizi ilgilendirmez ki. Oranın insanları orada görev alıyor. Bu adamlar yurt dışında iş yapıyorlar veyahut orada doktorluk yapıyorlar, mühendislik yapıyorlar. Bir gariplik var, bir acayiplik var. Böyle bir yöntem olmaz. Yöntem yanlış.

BÜLENT SEZGİN: Konuşmasının devamı vardı Oktay Vural’ın uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Evet.

 BÜLENT SEZGİN: “O devlet, kendi hukuku içerisinde izin vermemiş mi? O zaman senin yaptığın nedir? Hukuki değil, vicdani de değil. Orada bu okulların bulunmasıyla bir network oluşuyor. Bu önemli bir lobi faaliyetidir. Güzeldir. Bu okulları kötülediğin zaman ne oluyor? Türkiye'nin menfaatlerini haleldar etmiş oluyorsun. O ülkelerin şikâyeti yok. O halde sana ne oluyor?”

ADNAN OKTAR: Tabii bu MHP’nin görüşüdür aynı zamanda benim kanaatim.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bugün Milli Eğitim Bakanımız yeniden açıklama yaptı; “Yurt dışındaki Türk okulları yeni kurulacak vakfa devredilecek” diye. “Bu devir de yakında başlayacak” dedi.

ADNAN OKTAR: Tamam o zaman, eğer okullar faaliyetine devam ederse ama okullar atıl hale gelir de kapanırsa falan bu felaket. Ama öbür türlü olursa güzel.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Irak Meclis Başkanı el-Cuburi ile görüşen Mukteda es-Sadr, “Amerika’nın müdahalesini reddettiklerini ve hiçbir ortak eyleme katılmayacaklarını” söyledi.

ADNAN OKTAR: Canım hepsinde Amerika var, etmesin çatmasın yeni mi aklı başına geliyor? Bütün oradaki operasyonların hepsinin içinde Amerika.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cemaat medyasının İslam karşıtlarıyla aynı noktaya geldiğini savunan Ahmet Taşgetiren cemaate şunları sordu: “Şimdi buralardasınız, ne oldu size? Yahu bir aynaya bakın. Hala dini bir cemaat misiniz? Dini bir cemaat değilseniz, hayattaki misyonunuz ne?”

ADNAN OKTAR: Ahmet Taşgetiren mi soruyor? Şimdi dindar olmayanlar var içlerinde benim anladığım. O garip bir şey. Yani dindar olmadığı halde ne işi var onların içinde? Ama yine gece gündüz Risale-i Nur okuyan, namazlarını titizlikle kılan, tesbihat yapan, Cevşen okuyan dindar insanlar genelde. Ama onların toplantısına katılmak mümkün değil. Mesela bak Yeni Asya’nın toplantısına gidebilirsin, Sungur Ağabey’in Risale-i Nur toplantılarına gidebilirsin, yazıcıların toplantılarına gidebilirsin ama oraya gitmek mümkün değil. Ne olur şeffaf olsalar. Böyle açıkça evlerde Risale-i Nur toplantısı yapsınlar, gidelim dinleyelim, sohbet olsun. Ne riski var?

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Irak Kürdistan bölgesi Başbakanı Neçirvan Barzani ve bakanlar bir açıklama yaptılar. Açıklamada peşmerge Bakanı Mustafa Seyid Kadir, “IŞİD’in işgal ettiği toprakların yüzde doksan beşini geri aldık. Örgütün saldırı gücü kırıldı” dedi.

ADNAN OKTAR: Bunlar bayağı saftirikler. Şimdi IŞİD bir yere gidiyor, oradaki bütün malı mülkü gasp ediyor. Yani bir şeyin içini boşaltıyor. Sonra orası artık fosil haline geliyor, diyor ki adamlar; “Biz IŞİD’le çatıştık orayı ele geçirdik” diyor. Kardeşim ne yapıyor biliyor musun? Sana kabuğunu bırakıyor. İçini alıyor, kabuğunu bırakıyor. Sen de o kabuğun içini yeniden dolduruyorsun doldurduğunda adamlar yeniden geliyorlar yine içini alıyorlar yine kabuğunu sana bırakıyorlar. Yani haşa huzurdan enayi konumundasın. Aklını başına al. IŞİD seninle dalga geçiyor. Nereye gitseler adamlar içini boşaltıyor. Mal mülk ne varsa hepsini kaldırıyorlar mesela şeker, un. Sadece beton kalıyor geriye. Betonları da onlara bombalatıyorlar, yıktırıyorlar “al şimdi ne yapıyorsan yap” diyor “bu binanın sütunları senin olsun” diyor. Olay bu.

CEYLAN ÖZBUDAK: Şu anda zaten siz biliyorsunuzdur Adnan Bey inşaAllah, Esad’ın sarayına beş buçuk kilometre ötede Yermük kampındalar.

ADNAN OKTAR: Evet. Beş buçuk kilometre. Bağırsan duyulur neredeyse.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sekiz kilometreye giden füzeleri vardı göstermişlerdi resimlerini.

ADNAN OKTAR: IŞİD’in.

CEYLAN ÖZBUDAK: Evet.

ADNAN OKTAR: Yanmışlar yani. Hep gasp ederek elde ettikleri şeyler. Hep Amerikan malı, İran malı, Çin malı malzemeler.

Hasan Özer; “Mehdiyet için 2019 tarihi deniliyor. Bunun dayanak noktası ne?” Ben demiyorum Bediüzzaman Said Nursi  diyor. Hadisler öyle diyor.

Mars’a gitsen bile Mars’ta bir şey yok, Mars’ta ne yapacaksın?

Köy korucularının sigortası yoksa bu çok vahim. Sigortası olsun.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yemen’de Husiler koşullu olarak müzakere çağrısı yaptı. Husiler hava saldırılarının son bulması durumunda görüşmelere açık olduklarını duyurdu.

ADNAN OKTAR: Husiler. Kardeşim hepsi Müslüman kardeş Allah aşkına oturup bir sofrada sohbet etsinler. İklimi de güzel bölgenin. İş mi şu? Şiiler bayağı takva insanlar kardeşim. Ne adamlardan nefret ediyorsunuz? Sünniler de bayağı titizler. Dine bayağı titiz, takva insanlar. Yemen de böyle tam otantik çok şahane bir yer. Güzelce kilimi serin, havası da çok güzel. Güzel bir kuzu kızartın birlikte yiyin, birlikte namazınızı kılın. Rezalet çıkartmaya ne gerek var? Olan çocuklara, kadınlara oluyor. Osmanlı döneminde aslanlarımız hep orada şehit oldular, Yemen’de. Ama Osmanlı tabii çok büyük hata yaptı.  Gelenekçi Ortodoks, bitkin bir modelle ortaya çıktı. Kardeşim teknolojinin geliştiği devirdesin daha hala böyle ağır ağdalı Osmanlı kafasıyla gidiyorsun. Bir de yenilgiyi çok rahat kabul eden bir kafadalar. Her yeri vermişler kardeşim; orayı, burayı, şurayı.

AYLİN KOCAMAN: On yıl içinde topraklarının yüzde doksanı gitti.

ADNAN OKTAR: Çok korkunç bir şey bu, çok dehşet verici. Oranın halkıyla anlaş, sevgi göster hallet.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: MHP Kürt kesimine yönelik açılım yapıyor. Daha önce Güneydoğu’da korucu temsilcileri üzerinden Kürt kesime ulaşmayı hedefleyen MHP, bu kez aşiret liderleriyle temas kuruyor. Bir MHP yöneticisi geçmişte genel merkeze Doğu ve Güneydoğu’da sadece korucu grupların temsilcilerinin geldiğine işaret ederken “şimdi hiç alışık olmadığımız bir tablo var, Kürt aşiretlerin temsilcileri de gelip gitmeye başladı” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama MHP daha böyle sevgi dolu olabilir. Cemaatlere, tarikatlara falan çok mesafeliler. “Onlar bize gelsin” diyor. Onlar size gelmez, sen onlara gideceksin. Git Nakşibendiler’le tanış, Nakşibendi şeyhleriyle konuşun, ellerini öpün. Kadiri şeyhleriyle görüşün. Güneydoğu hep ehli tariktir. İleri gelen o bölgenin sevilen insanlarının yanına gidin, birlikte yemek yiyin. MHP gereksiz bir içine çekilme ve tedirgin bir ruh hali içerisinde “bir şey olur” bilmem ne falan. Bir kere MHP’ye mafya musallatlığı var görünüyor, onu savcılığa bildirsinler. Bir kere bu ortadan bir kalksın. Bu çok büyük bir suçtur. İkincisi çekindikleri bir grup, topluluk falan olmaması lazım. Mesela gidin Menzil cemaatiyle tanışın, görüşün. Gidin ellerini öpün şeyh efendilerin. Mesela büyük Kadiri şeyhleri var gidip ellerini öpün bunu basına yansıtın. Sevgi dolu olun. Mesela Nurcu gruplarla oturup yemek yiyin, birlikte sohbet edin. Alevi, Bektaşi dernekleriyle de görüşmüş MHP. Güzel. Coşkulu bir sevecenlik içinde olmaları lazım. Saadet Partisi de iyi böyle bir açılım içerisine girmesi güzel. Büyük Birlik ile bir kardeşlik bağı içerisine girmesi güzel. Mesela eskiden çok çekingendiler onlar da. Paralel yapı bir kere MHP’ye sızamaz, MHP’nin yapısı buna müsait değil. MHP’nin tedirgin olmasına gerek yok. Ama bir mafya musallatlığı görünüyor. Buna karşı devletin kolluk gücünü devreye soksun. MHP bunu seyretmesin, bu durumu.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Öcalan’ın Vikipedi bilgileri güncellendi. Mesleği bölümüne PKK’nın kurucu lideri, politik aktivist, ideolok ve yazar yazıldı.

ADNAN OKTAR: Ünlü katil diye yazmaları lazım. İki yüz bin kişinin katili, dünya çapında tanınmış mafya lideri diye yazmaları lazım. Detay olarak bunlar da ilave gerekir.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika Birleşik Devletleri’nde kırk dokuz kongre üyesi Başkan Barack Obama’ya bir mektup göndererek 1915 olaylarını soykırım şeklinde tanıması çağrısı yaptı. Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Robert Dold’un girişimleriyle imzaya açılan ve kırk dokuz kongre üyesinin desteğini alan mektupta Başkan Barack Obama’dan 24 Nisan’da yapacağı yazılı açıklamada 1915 olaylarından soykırım şeklinde bahsetmesi istendi.

ADNAN OKTAR: Orada çok samimiyetsiz bir durum var. Orada bir savaş olmuş, hakikaten bir Ermeni katliamı var, hakikaten bir Türk katliamı var. Çerkez katliamı var, Kürt katliamı var. Geniş çaplı bir katliam olmuş orada. Eştikçe oraları toplu mezarlar çıkıyor. Kürt, Çerkez, Türk öbür taraftan da Ermeniler’den de yine çıkıyor. Büyük bir katliam olmuş. Savaş olmuş. Artık o devirde kalmış o. Darwinizm’in, materyalizmin en güçlü uygulandığı dönem. Faşizmin en azgın dönemleri. Dehşet çağı, korku çağı, karanlık çağ. Artık gelmiş geçmiş, onu kurcalamanın bir alemi yok. Oradan hiçbir şey çıkmaz. Türk soykırımı desek biz, Kürt soykırımı var orada. Çerkez soykırımı var. Ermeni soykırımı da var. Her türlü soy kırılmış orada, karşılıklı. Bunu kurcalamanın bir alemi yok. Bundan herkes zararlı çıkar, herkes üzülür.

Erdoğan Hocamız Yemen’de yapılan operasyon için; “Bölgede mezhep savaşı istemiyoruz.” Ama böyle bir savaşta biz Suudi Arabistan yanında yer alırsak tavrımızı belirtmiş oluyoruz. Oraya gidecek, Türk askeri gidecek diyecek ki; “iki taraf da ayrılsın. Savaş hemen dursun” diyecek. Mesela bir tümen Türk askeri gönderirsin “arkadaş gelin bir sofra kuralım, yemek yiyelim, hepiniz Müslümansınız bu kavgaya gerek yok” diyecekler. Hükümette olmak istiyorsa “tamam” desin. “Onlardan başbakan olsun, sizlerden de başbakan yardımcısı olsun. Gerekirse sizden de başbakan yaparız konu hallolur. Kavgaya gerek yok” dersin.

“Van’dan selamlar” diyor. Hasan yazmış, kardeşinin resmini göndermiş küçük kuzularla beraber. Kürtler çok efendi insanlardır, çok asil soylu insanlardır. Bütün milletimiz gibi.

“Sen ne diyorsun Hocam?” diyor. “Hz. Mehdi (a.s)’ın ilk işi Şia sapkınlarını yola getirmek olmayacak mı?” diyor. Lafa bak. Şiiler Hz. Mehdi (a.s) aşkıyla yanıp tutuşan insanlar, bayağı dindarlar. Daha sevgi dolu olabilirler belki.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımız şu anda sona erdi. Birazdan Hoş Sohbetler programıyla birlikte olacağız. 

Masaüstü Görünümü