Harun Yahya

Sohbetler (6 Nisan 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programı başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı Fenerbahçe otobüsüne yapılan silahlı saldırısı için, adam öldürmeye teşebbüsten soruşturma başlattı.

ADNAN OKTAR: Toplu katliam. Yani otobüsteki herkesi öldürmeyi amaçlamışlar. Orada bir toplu katliam kararı var.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Fenerbahçe Kulübü de olayın failleri bulununcaya kadar maçlara çıkmayacaklarını açıkladı. Ligler de bir hafta tatil edildi.

ADNAN OKTAR: Olay büyük olay tabii ki. Viyadükte şoförü kafasından vuruyor, vurmaya kalkıyor. Altı deniz, nedir bu? Tamamını katletmeyi düşünmüş adam. Organize bir çalışma var. Doğru, haklılar, Bu sefer orada yapamazsa, başka yerde otomatik silahla bilmem neyle saldırır. Bunlar manyak benim anladığım. Ama çok çabuk yakalanmaları gerekiyor. O kadar vakit geçti, değil mi? Yolları falan her yeri kapatıp onların derhal yakalanması gerekiyor.

Cennetle ilgili izahlarım baya sarsmış. Bunlar cennet deyince, böyle ırmaklar akar, uzun elbiseli dedeler falan gezinir. Böyle uhrevi bir hava vardır, işte muz alır adam sadece onu yer. Ne teknoloji vardır, ne güzellikler vardır, ne estetik vardır köy yeri gibidir yani böyle, kırsal bir alandır, orada gezilir sadece. Kuşlar uçar falan öyle zannediyorlar. Halbuki burası cennetin provasının yağıldığı bir yerdir dünya. Mesela farz edelim sürat arabası, o bir numune olarak yaratılır. Aslının cennette olduğunu vurgulamak için yaratılır. Köşk, aslının cennette olduğunu vurgulamak için yaratılıyor. Mesela diyor ki, “denizde gemilerin suları yararak dağlar gibi gittiğini görürsün” diyor Kuran’da. Allah gemiyi sevdirmiş. Kotrayı, kayığı bunları sevdiriyor Cenab-ı Allah. Cennette de bunun olduğunu vurguluyor. Bunlar istiyor ki tek tek madde madde, marka marka sayılsın. Allah genel anlamda diyor. Mesela “şahıs bir yerden bir yere gitmek ister” diyor, “yakuttan ata biner” diyor. Şimdi yakuttan at. Bu çok kaliteli arabanın tarifi bu. Çünkü benim gördüğüm o atın bacağı yok, şunu yok bunu yok falan. “Uçar” diyor, yani çok süratli gider. Havada da gidiyor, karada da gidiyor. Ne demek; cennette sürat var. Eğleniliyor tehlikesi yok, araba devrilmiyor, yanmıyor, yıkılmıyor. Eğitim almana gerek yok. Her hangi bir araca bindiğinde anında kullanırsın. Bir müzik aletini kullanmak istediğinde anında hemen kullanırsın, eğitime gerek yok. Mesela yükseklik korkun olmaz, binlerce metre yükseğe çıkarsın kuş gibi süzülürsün, istediğin vasıtayla. Şimdi bunu numune olarak anlatıyorum, biraz sonra anlatacağım, 12 gibi falan anlatacağım bu konuları. Cenneti iyice açacağım.

Diyor ki “alay etiler” diyor. Zaten Allah diyor ki; “bunu söyleyeceksiniz onlar da alay edecekler” diyor. “Siz bunları söyleyeceksiniz, Ben de onları alay ettireceğim” diyor. Bütün yaratılıyor, onu akledemiyor. O hür iradesiyle alay etiğini zannediyor. Halbuki Allah, bak ikisini birlikte yaratıyor, bak diyor ki Cenab-ı Allah; “Ben size bunu söylettireceğim, onları da alay ettireceğim.” Bu oluyor. O da şaşırıyor, kendi yaptı zannediyor. Bu ibadetin devamıdır bu alay. Adam alay eder. Sen buna rağmen anlatırsın sevabın çok olur. İbadetin şekli bu. Alay olmadan anlattığında sevabın çok az olur. Ama alay ona özel olarak ettirilir. O, alayı yapacak güçte olmaz. Kaderi öyle olur onun, Allah emrettiği için alay eder. Bunu da bilmiyorlar, bunu da anlatacağım.

EMRE ACAR: Peygamberler hak dini anlatırken, alay etmişlerdi Hocam.

ADNAN OKTAR: Ayetle hep bu konu üstüne, mutlaka alay ediliyor Kuran’da. Allah öyle yaratıyor, ikisini birlikte yaratıyor.

Bir site konuşmaları yayınlamış. Haberin içinde alay ediliyor, var gördüm ben. Ama tabii nedeni şu; bu vurucu bilgiyi ilk defa elde etikleri için akıl alama heyecanlandılar. Hiç duymadıkları bir bilgiydi. Onun şokuyla ilk reaksiyon olarak, ilk refleks olarak, alay etmeye başladılar. Ama kabul ve heyecanın etkisinden oluyor bu. İçgüdüsel, Allah onlara emrettiği için yapıyorlar, ibadetin bir gereği olarak. O konuyu da onlara anlatacağım.

BÜLENT SEZGİN: Allah, “size ayetlerimi göstereceğim, siz onları bilip tanıyacaksınız” diyor.

ADNAN OKTAR: Evet. Tabii, “ayetlerimi size göstereceğim, siz de görüp tanıyacaksınız.

BÜLENT SEZGİN: Kuran böyle dediği için, inşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet.

Yeni olaylar olabilir, herkes dikkatli olsun.

Serinlik hoşuma gidiyor ama fazla da değil. Cennette böyle değil işte, ne soğuk ne sıcak. At sandalyeyi bahçeye rahat et, maşaAllah. Şu an mümkünü yok. Yazın sıcakta duramıyor insan. Baharda da bir şey yapılamıyor, baharda da serin soğuk oluyor. En güzeli cennettir.

Bunlar cennet konusunu baya merak ediyorlar. Ben 12’de anlatayım. Bütün gençler 12’de hazır olsunlar. 12’de cenneti çok kapsamlı anlatacağım hadislerle, inşaAllah.

Ne kötü bir şey, Türkiye’yi böyle gariban görmeleri ne kötü. Bak, 80 milyonu adeta hiç yerine koyan bir üslup bu. Ne kadar ayıp. Bu millet bölünmekten dehşete düşer. Ha öldürmüşsün, ha bunu yapmışsın. Türkiye birleşik devletleri ne demek? İttihad-ı İslam, her şey bitti demektir, Türkiye mahvoldu demektir. Bir de geri dönülmez bir hata bu. Böyle bir belaya girdik mi biz, 100 sene belimizi doğrultamayız, mahvoluruz. Selçuklular, Uygurlular şunlar bunlar, Hunlar, toparlayacak sitemleri varmış. Şimdi bizim elimizde o imkanlar da yok, hiç toparlayamayız bu sefer. Öyle bir vuruş ki, mahvoluruz. Bütün İslam alemiyle bağlantımız kesiliyor, hatla. Türklük alemiyle bağlantımız kesiliyor, hatla. Bittik ondan sonra, Azerbaycan’a falan bağlantı sıfır oluyor.

HDP’nin yapacağı, bağımsız adaylarla seçime girecek. Helal olsun, kazansın bir şey demeyiz. Ama böyle blok olarak oyu, AK Parti’ye verecekler. Bir de oradaki seçmenleri de yanlış yönlendiriyorlar. Ve bunların ümitlerini de kıracaklar, o yönüyle. Onlar şimdi anlamıyorlar, halbuki aslında PKK’nın aslı amacına derin hizmet etmiş olacaklar bilmeden, kasten yaptıklarına inanmıyorum. Ve Türkiye Allah esirgesin paramparça olmuş olacak. Ondan sonra çevir çevirebilirsen. Ondan sonra nasıl toparlayalım? Antalya’da ayrı bir devlet Akdeniz’de. Karadeniz’de ayrı bir devlet, Güneydoğu’da ayrı bir komünist Kürdistan devleti. Biz İttihad-ı İslam’dan bahsederken elindeki mevcut da gitmiş oluyor. Zaten ufacık el kadar bir ülke akladı elimizde. Osmanlı vermiş de vermiş, dağıtmış da dağıtmış. Adalar, her yeri zibil gibi. Haberleri bile yok. Adamlar böyle bayram şekeri niyetine dağıtmış. Umurlarında bile değil. Girit, her yeri vermişler. Şimdi de Güneydoğu gayet kolay görüyorlar. Bir de bak sağlama almak için kafaya bak, Doğu Karadeniz diyor, Batı Karadeniz demiyor, “Doğu Karadeniz, orayı da ayıracağız” diyor, “devlet olacak” diyor. Niye biliyor musun? Bütün Türklük alemiyle kapı. Oradan da kapatacak ki, sağlama alsın. Komünist Kürdistan’la, bütün İslam ülkeleriyle bağlantı kesilecek, oradan da Türklük alemiyle. Biz de burada sanki uyuyacağız. Eğer buna müsaade edersem, hayat bana haram olsun. Kanunla hukukla demokrasinin verdiği imkanlarla mücadele edeceğim.

Kişilik kadında çok hayatidir. Etle kemikle olacak bir şey değil bu. Et kemik her yerde var. Etten kemikten bir şey çıkmaz, kişilik, ruh. Yeni gençliği kızları delikanlıları falan garip yetiştiriyorlar. Televizyon reklamlarına falan bakıyorum dejenere edici ve bozucu bir çoğu. Böyle asaleti, soylu duyguları, kaliteyi, nezaketi, derinliği, sevgiyi, tutkuyu anlatan bir üslup kullansanıza.

“Cennette bunların olduğunu nereden biliyorsunuz?” Hadiste anlatıyor, ayette anlatıyor. Fiilen görüyoruz şu an yaşatıyor Allah. Sürekli ekranda bir görüntü kayması oluyor. Mesela davul çaldı demin, kaderimizde o. Ama geldi geçti, bir ekran görüntüsü var.

Bir de biz iman ehliyiz. Allah’ın varlığına iman ediyoruz, ahirete iman ediyoruz, adı üstünde bunun iman. İmanımızdan dolayı Allah cenneti veriyor, yoksa Allah niye cenneti versin? Biz de öyle bir vicdan yoksa, vicdan yüksekliği zaten layık olmayız o zaman, niye cennete koysun Allah? O zaman canını yakacak yere koyuyor Cenab-ı Allah öyle tipleri.

Mesela gemi, kayık, kotra bunu garipsiyor, şaşırıyor. Burada sana o özel olarak numune olarak veriliyor zaten. Cennetteki şekli anla diye veriliyor. Buraya mahsus bir şey zannediyor, dünyayı gözünde çok büyütmüş. Markaları falan gözünde büyütmüş. Marka dediğin senin beş harfin veyahut on harfin bir araya gelmesinden niye heyecanlanıyorsun? On harf en fazla beş harf. Çıldırıyor deliriyor onu görünce kafayı atıyor, her yeri titriyor seyiriyor böyle.

Siz bir şey söyleyin konuşalım.

BÜLENT SEZGİN: Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın rehin alınma görüntülerinin yayınlandığı Twitter ve Youtube’deki ilgili sayfalara erişim engeli getirildi. Allahualem, sonradan Twitter açıldı.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam işi sağlama almış. Öbür türlü olmaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Çözüm süreciyle birlikte görev tanımları değişmeye başlayan köy korucuları, doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki barajların güvenliğinde istihdam edilecek. İçişleri Bakanlığı Diyarbakır, Batman, Şırnak ve Bingöl’de, yapımı devam eden barajların yapılmasında koruculardan da yararlanma kararı aldı. Anadolu köy korucuları ve şehit aileleri konfederasyonu başkanı Ziya Sözen; “bölgede şu anda yaklaşık 50 bin korucunun görev yaptığını” söyledi.

ADNAN OKTAR: Daha da artırsınlar. Maaş olmuş olur, istihdam olur. Çoluğu çocuğu lastik ayakkabıyla geziyor onların. Bir 50 bin korucu daha alalım devlet memuru olarak, baya güzel olur, Kürt kardeşlerimizden. Bir de silahını şehirde kullanmamasını, üzerinde olmamasını istememek çok acayip bir şey. Bu insanların hasmı var, değil mi? PKK bunların hasmı. Bilakis, üzerlerinde otomatik silah olması lazım, dursun üstünde. Yine otomatik tabancalar da olması lazım, yarım otomatik değil. Karşı taraf öyle değil, onlarınki otomatik silahlar. Onlardaki de tam otomatik silah olması lazım. O zaman sıkıysa yanaşsınlar yanlarına da bir görelim. Öbür türlü, Selamun Aleykum, hadi sizi dağa götürüyoruz” diyorlardı. Olur mu öyle şey? O zaman sıkar, dağa götürebiliyorsa bir göreyim bakayım. Korucular hepsi delikanlı hepsi kabadayı, maşaAllah efeler. Hepsi aslan onların. Özel harekatçılar da, onlar bir efe grubu, onlar ayrı bir efe grubu. Sırf ikisi yeter onlara, sırf özel harekatla korucular PKK’ya defalarca yeter. Hiç asker kullanmaya gerek yok, polis kullanmaya da gerek yok. Gerçekten bak sırf özel harekat ve korucular. Korucuların ileri gelenleriyle konuşurum, buraya da geliyorlar. Hepsi efe maşaAllah, hep kabadayılar çok güzel.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Mardin’de de Nusaybin İlçesi’nde adı açıklanmayan bir kişinin evine kalaşnikof, tabanca ve pompalı tüfeklerle PKK’lılar saldırı düzenlemiş.

ADNAN OKTAR: Bak kalaşnikof var adamlarda. Oradaki insanlarda silah var mı? yok. Geçenlerde bir yaşlı dedenin kapısını çaldılar biliyorsunuz, it-kopuk takımı kapıya dizilmiş otomatik silahlarla taradılar. Korkaklığa bak, alçaklığa bak. Bir kişi, bir kişi yani. Bir kişiye kaç kişi birden geliyor otomatik silahlarla. Özel harekatçılardan çok çekiniyorlar. Koruculardan da çok çekiniyorlar. İt gibi yılıyorlar. Ama şimdi uyanıklık yapıyorlar toptan halletme peşindeler. diyorlar; “Türkiye birleşik devletleri olsa nasıl olur?” Siz deli misiniz? Yüz binlerce şehidi biz niye verdik? Bu olmasın diye verdik, başka bir amaç yoktu. Zaten en başta bunu teklif etmişlerdi, biz bunu kabul etmedik.

Adamların uyanıklığına bak, Türkiye’ye diyorlar ki; “siz Osmanlı’nın devamısınız, bütün Kürtler sizin emrinizde olması lazım. Talabani’si, Barzani’si şu bu falan, kurun imparatorluğu.” Nasıl olacak? “Türkiye Birleşik Devletleri yapacaksınız” diyor. Sen dalga mı geçiyorsun? Türkiye’yi sen paramparça yapacaksın, ondan sonra diyeceksin ki, “bak nasıl bir birleşme oldu.” Birleşmiş sistemi bozuyorsun sen zaten, birleşmişi parçalıyorsun. Parçalanmıştan yeniden birleşmiş arıyor. Parçalandığında bittin, mahvoldun demektir.

Kadınlar ne güzel varlıklar. Çok çok güzeller. Hakikaten dünyada üstüne süs yok kadının üstüne. Hakikaten hiçbir şeyin yani ne mal, ne mülk, ne arabalar, ne evler bir kadının yerinen tutmaz. Allah ne kadar büyük bir güç veriyor kadına, hayret. Ne kadar etkileme meydana getiriyor. Sevimliliği ayrı, çekiciliği ayrı, temizliği ayrı, derinliği ayrı, garip bir gücü var. Allah, bu kadar gücü kadında toplaması çok acayip. MaşaAllah, mucize yani. Ama tabii çok değer verilmesi lazım kadına, saygı duyulması lazım. Değer vermeyerek, saygı duymayarak çok aşağılık hareket, pis hareket yani. Pisliktir öyle adamlar da zaten, yani sırtlan gibi. Yani ete gelen sırtlan nasıl oluyor böyle, nasıl iğrençse, kadına da öyle saygıyla değer vermeden gelen bir insan, sırtlanın pisliği ve iğrençliği içindedir.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yarın akşam saat 20:00’da Hayata Dair programının konuğu “Derin Tarih Dergisi” Genel Yayın Yönetmeni Araştırmacı Yazar Mustafa Armağan.

ADNAN OKTAR: Mustafa Armağan, tanıyorum ben bu şahsı. Mustafa Hocamız’ı dinleriz. Tarihçi Yazar?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Allah ilmini, irfanını arttırsın. MaşaAllah Türkiye’de aydınlar bayağı var.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Saadet Partisi ile Büyük Birlik Partisi ittifak konusunda anlaştılar. İttifak, Saadet Partisi çatısı altında olacak. İki taraf da bugün milletvekili adaylarını belirlemek üzere bir araya geldi.

ADNAN OKTAR: Tamam, nasıl yapacaklar? Saadet Partisi olarak seçime giriyorlar. Yetecek mi oylar? Biraz daha toparlasalar diğer partilerden falan bir şeyler.

GÖKALP BARLAN: Hüda Par’a da söylesinler.

ADNAN OKTAR: Hüda Par çok iyi olur, Hüda Par da katılırsa. Hüda Par yani bunu yapsın. Bayağı iyi olur.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, çok sayıda yabancı basın kuruluşu, makalelerinize yer vermeye devam ediyor. Yeni yayınlanan bazı makaleleriniz şu şekilde; “Amerika Birleşik Devletleri Kimin Tekelinde?” başlıklı yazınız. Oregon merkezli düşünce kuruluşu Eurasia Review’in yayınında çıktı. Rusya’nın en önde gelen gazetelerinden Pravda’da “Global Güçler Ukrayna’da Etkilerini Gösteriyorlar” başlıklı yeni makaleniz yayınlandı. “Kuran’da Bahsi Geçen Saçların Hızlı Beyazlaşması Bilimsel Olarak Kanıtlanmış Bir Gerçektir” başlıklı yazınız News Rescue haber sitesinde yer aldı. National Yemen Gazetesi ve onun internet sitesi “Yemen’e Yapılan Hava Operasyonu Bu Ülkeye İstikrar Değil, Ölüm Getiriyor” başlıklı makalenize yer verdi. Diplomacy News isimli haber sitesinde ise ilk defa olarak bir makaleniz yayınlandı başlığı şöyle; “ Sudan’daki İç Savaş Sömürgeci Odakların Güç İçin Savaşının Sonucudur.”

ADNAN OKTAR: Helal olsun, dünyayı inletiyoruz, maşaAllah, ilimle irfanla.

 Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kobani’de IŞİD ile çıkan çatışmada öldürülen PKK’lı Yusuf E’nin yaklaşık sekiz ay önce Diyarbakır’da evlerinin önünde öldürülen iki polisin katili olduğu açıklandı.

ADNAN OKTAR: İşte Cenab-ı Allah, şehitlerimizin öcünü onlardan almış. Tabii istemeyiz, hiçbir yerde kan aksın istemeyiz, böyle kanlı bir karşılıkta olsun istemeyiz. Ama felaketi kendileri arıyorlar. Kanı arıyorlar, sırtlan gibi. Kanla besleniyorlar. Ne kendileri huzur içinde yaşıyor, ne millete huzur veriyorlar.

KARTAL GÖKTAN: Bir duyuru yapabilir miyim Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Duyur.

KARTAL GÖKTAN: Yarın saat 18:00’da Kuran Bilime Yol Gösterir isimli yeni belgeselimiz ilk defa yayınlanacak, inşaAllah. Belgeselde Kuran’da bilimin teşvik edildiğine dair deliller ve dindar bilim adamları hakkında detaylı bilgiler bulunuyor. İzlemek isteyenler için yarın akşam saat 18:00’da.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz resimlerini.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Yarın 18:00’da, güzel. İzleyeceğiz. Şimdi 24:00’da cennetle ilgili konuşacağız, herkes hazır olsun.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler programı şu anda sona erdi. Birazdan cennetin tüm güzelliklerinin anlatılacağı, detaylı bir şekilde tarif edileceği Hoş Sohbetler programıyla beraber olacağız. 

Masaüstü Görünümü