Harun Yahya

Sohbetler (16 Nisan 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, “parlamentolarda alınan kararlar bizim için yok hükmündedir. Tıpkı Avrupa Parlamentosu’nun kararı gibi” dedi. “Bizim Ermenilere karşı dostluk hislerimiz hala canlıdır. Ermenistan’a 23 Nisanda uzattığımız el havada kaldı. Bu tür kararlar Ermeniler bahane edilerek Türkiye düşmanlığının dışa vurumundan ibarettir. Buradan Ermenilere dostluk çağrımı yenilemek istiyorum. Gelin tarihi, tarihçilere bırakalım” dedi.

ADNAN OKTAR: Tarifi coğrafyayı kurcalamaya da gerek yok. Ne çıkacak? Cinayetler çıkacak, Ermenilerin Türkleri öldürmesi çıkacak, Türklerin Ermenileri öldürmesi çıkacak, Kürtlerin öldürülmesi çıkacak. İç açıcı şeyler değil bunlar. Mezarlar açılacak. Dehşet verici bunlar. Bir savaş olmuş bitmiş bunu kurcalamanın bir alemi yok, bitmiş bu artık. Zamanla yapılan bir hata bu. “500 yıl önce siz bunu yaptınız, 1000 yıl önce bunu yaptınız” bunun hesabı olmaz. Bu mantıksız şeyin peşinde sürüklenmesinler. 150 yıl önce bir şey oluyor, hesabını araştırıyor. 500 yıl önce bir şey oluyor, hesabını araştırıyor, olur mu öyle şey? Onunla ilgili hiç kimse kalmamış muhatabı, muhatabı kalsa hukuki yönden, tamam.

Şimdi bu kararlar geçersizdir falan diyorlar ama pratikte öyle olmaz, zannedildiği gibi olmaz. Yöntem değiştirilmezse, bu riskli olur. Yani, “Avrupa Birliğinin aldığı karar önemli değil” işte, “Birleşmiş Milletler’in aldığı kararlar önemli değil, Amerika’nın aldığı kararlar önemli değil.” Bütün dünya karşımızda olacak nasıl önemli olmuyor? Adamlar dayatma yapabilirler, ambargo uygulayabilirler, birçok şey olabilir. Olmayan bir olay değil, daha önce olmuştu bu tür olaylar. Dolayısıyla en kestirme yol, Ermenistan’la bizim bağlantımızı hemen sağlamak. Pasaportu vizeyi kaldırıp, dostane arkadaşça bir bağ oluşturmak. Dostluk tek yanlı ve candan ısrarla sunulan bir şeydir. Karşı taraf küsüp-darılmış olabilir. Geldi burada adamlar hakaret ettiler maçta. Adam darılabilir yani. Onun telafi edilmesi lazım. Onun telafi edilmesi bizlere düşer.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: AK Parti, CHP ve MHP Avrupa Parlamentosunun 1915 olaylarına ilişkin verdiği karara karşı ortak bir açıklamada bulundu. Yapılan açıklamada, Avrupa Parlamentosunun Osmanlı İmparatorluğunun tüm imparatorluk halkı için trajik olan bir dönemine yönelik seçici ve tek taraflı yaklaşımını bir kez daha ortaya koyduğu, 1. Dünya Savaşı koşullarında Anadolu’nun tüm çektiği acıya duyarsız kalarak sadece Ermenilerin acılarını yücelttiği, bu yakışıksız karar kabulü mümkün olmayan yok hükmünde bir karardır vurgusunda bulunuldu.

ADNAN OKTAR: Şimdi yok hükmünde diyor ama bunu Amerika da kabul ederse, Avrupa da kabul ederse, Birleşmiş Milletler de kabul ederse, bize ne sizin durumunuzdan diyecek durumumuz kalmayabilir. Yani Türkiye zor durumda kalabilir. Bunun arkasından ambargo şu bu falan gelebilir. Onun için geçiştirmekten ziyade köklü tedbir alıp böyle kökten çözücü bir üslup kullanmak lazım. Ermenistan önce sıcak yaklaşmıştı, burada maça götürüp, adama küfrettirdiler, bazı tipler. Ve çok sert açıklamalarda bulundular, toprak talebinde bulundular. Adamlar anladı ki olmayacak, onlar da baya tersleştiler. Böyle olmaz çok nezaketli yaklaşmak lazım.

Amerika, Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası attı bir anda 250 bin kişiyi yok etti. Bu soykırım değil mi? Sıkıysa söyle Amerika’ya, “sen soykırım yaptın” de, adamlar güler. Bir saniyenin içerisinde 250 bin kişiyi yok ettiler ki, sonradan 1 milyon 1,5 milyon insan öldü. İlk planda o 250 bin kişi. Sonra radyasyon etkisiyle 1,5-2 milyon insan öldü. Bu soykırım değil mi? Japon soykırımı. Amerika’ya bunu söylesen ne diyecek? İşine gücüne bakar cevap dahi vermez. Fransa’nın sadece Cezayir’de katlettiği Müslüman sayısı 1,5 milyon. Bu soykırım değil mi? Silahsız inanları hepsini otomatik silahlarla vurdular, makineli tüfekle taradılar. Soykırım mı, soykırım, ama kabul etmiyorlar.

Fikret, bir şey söyle konuşalım.

KARTAL GÖKTAN: Genelkurmay Başkanlığı’nın bir açıklaması var. “Şırnak’ın Silopi ilçesinde PKK’lıların yüksek gerilim hattındaki bir direğe bombalı saldırı düzenlediklerini” açıkladı.

ADNAN OKTAR: Akılsız avanaklar. Oradaki halkın elektrik ihtiyacını gideren bir tesisi tahrip ediyorlar, milleti elektriksiz bırakıyorlar, karanlıkta bırakıyorlar. İnsanlar onunla ısınıyor, aydınlanıyor, televizyon seyrediyor. Güya iş yapıyor bu ayılar, bitli ayılar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Bese Hozat, “son süreçlerde elimize bazı bilgiler ulaştı” dedi. “Bu bilgiler bir nevi Ağrı operasyonunu doğrulamaktadır. Gelen bilgilere göre seçim öncesi gerilla noktalarına havadan ve karadan bazı operasyonlar yapılacak. Çatışmalı bir süreç geliştirilerek bir kargaşa ortamı yaratılacak. Ve HDP bunun sorumlusu gösterilerek, hedef alınacaktır. Bu taktikle HDP savaşın nedeni olarak lanse ettirecek ve özellikle Türkiye’nin batısında milliyetçilik tahrik edilerek, etkili bir algı operasyonuyla batı bölgelerindeki AK Parti’ye oy kazandırma, HDP’ye ise oy kaybettirme hedeflenecek” dedi.

ADNAN OKTAR: AK Parti’ni oy kaybetme nedeni başkanlık sistemi olayı, yoksa bu tip şeylerle alakası yok. Operasyon her zaman yapıyor. O ordunun şerefidir. Hükümetle ne alakası var? Mehmetçiğin şerefidir, Mehmetçiğin onurudur. Canını veren onlar, şehit olan gazi olan onlar. Onur da onlarındır, şeref de onlarındır, Türk ordusunundur. Dolayısıyla öyle hükümeti etkileyecek bir yönü yok bunun.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Şırnak’ta mahkeme kararı çıkartılıp öldürülen katırlar için Şırnak valisinin, “katırlar öldürülmedi intihar etti” diye açıklama yaptığı iddia edildi.

ADNAN OKTAR: Al bir tane daha. Katırlar kafasına kurşun sıkıyor, hepsi demek bellerinde 14’lük taşıyor katırlar, patisiyle çıkarıp.. Allah’ım Ya Rabbim, daha neler duyacağız?

KARTAL GÖKTAN: Hastalık taşıyorlar diye mahkemeye başvurulmuştu kaçakçılık yaptıkları için, 25 katır vurularak öldürülmüştü. Bu haber üzerine valilik açıklama yaptı, “kaçakçılığın da hayvan haklarının ihlali olduğunu, hayvan hakkı koruyucularının bu konu üzerinde düşünmesi ve durması gerektiğini, yöre halkının işsizliğe çözüm olması için, arıcılık gibi farklı mesleklerin tavsiye edildiği” söylendi.

ADNAN OKTAR: Ne tavsiye ediyorsun? Arı oğulları getir, arı kovanları getir, yer göster yapsınlar. O yok bu yok, kıraç arazi, soğuk arazi, vahşi bir iklim, vahşi bir tabiat ortamı, “hadi arı getir, gereğini yap.” Nereden bulsun adam bunu? Önce onun ön atılımını yap, bir kapsını aç, o arkasını getirir. Hayvancılık olabilir, mesela her birine 50 koyun verilmiş olsa, onlar onu 50 bine çıkarır. O yok, bu yok, olur mu öyle şey?

Kız çocukları ne kadar tatlı varlıklar, kuzu gibiler. Her yerde korunup kollanmaları gerekir, çiçek gibi, mesela bu çiçekler de öyle bir parça dikkat etmesen, hemen soluyor. Özen göstersen, sevgi göstersen, nezaket göstersen, dinine dikkat edersin, imanına dikkat edersin, hidayeti için gayret edersin, temizliğine, sporuna dikkat edersin, uykusuna, sağlığına, sıhhatine, yediğini, içtiğine, vitaminine dikkat edersin, o zaman o kuzu gibi çok güzel olur.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Mesut Barzani, Güney Kürdistan’ı Erbil’den yöneteceğiz diyen PKK’lı Duran Yılmaz’ı ihanetle suçladı. Açıklamasında; “Kalkan’ın söz konusu emellerini Kürt bölgesinde gerçekleştirmek istemesine izin vermeyeceklerini” vurgulayan Barzani, şunları kaydetti: “İç savaşı tahrik eden ve Kürtler arasında fitne sokmaya başlayan açıklamalar yapılıyor. Kürdistan’da iki liderli yönetimin yeniden canlandırılması amaçlanıyor. Bu ifade özgürlüğü değildir. Bu tür girişimler, millete vatana ihanettir. Bu, düşmanların plan ve programlarını Kürdistan’da hayata geçirme çabasıdır. Düşmanların ajandasını uygulamaktır. Vatana ihanet suçu olan bu görüşlerin önünü kesin. Şerefli Kürdistan halkına da çağrım şudur; Böyle grupların Kürdistan’da varlık bulmasına izin vermeyin. Vatana ihanet içindeki bu unsurlar iç savaş çıkarmak istiyor. Fitne çıkarmayı amaçlayan bu oluşumlara imkan tanımayın. Kürdistan’ın savunulması ve halkımızın birliğinin sağlanması için, elinizden gelen çabayı gösterin” dedi.

ADNAN OKTAR: Ben ona demedim mi? Bak “bunlar seni ekarte ederler, adamların on dakikasını almaz” dedim. “Asıl en büyük tehlike PKK tehlikesi” dedim, “ve seni yutar onlar” dedim. Bak şimdi paniğe kapılmış.

Bir daha oku bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Mesut Barzani, Güney Kürdistan’ı Erbil’den yöneteceğiz diyen PKK’lı Duran Yılmaz’ı ihanetle suçladı.

ADNAN OKTAR: Bak görüyor musun? Yani bizim on dakikamızı almaz demeye getiriyorlar seni ortadan kaldırmak. PKK azgınlığı açısından bu çok manidar. O zaman Mesut Barzani Türkiye’yle işbirliği yapsın, bu PKK’nın kazınmasında bütün gücüyle gayret etsin ve IŞİD’le de uğraşmasın. IŞİD’le kapışması falan enayiliktir. Ana düşmanı PKK’dır. Bütün dikkatini PKK’ya versin. Taraftarları da Türkiye’yle işbirliği yapsın, PKK’nın kazınmasında var güçleriyle gayret etsinler. En büyük tehlikedir bölgedeki PKK.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz, “hiçbir yerdeki Kürtleri rahat bırakmaz PKK” diye söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Bak dedim Mesut Barzani’ye, “sen hedeftesin” dedim. Kaç yıl önce? Üç yıl önce söyledim. “Seni beş dakikada ortadan kaldırırlar” dedim. Bak panik içerisinde çaresiz bir üslupla konuşuyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: “Bu bombalamalar IŞİD’i daha çok güçlendirir” diye söylemiştiniz Adnan Bey. Yeni bir harita yayınlamışlar, Irak’ın güneyine kadar baya yarısını almış IŞİD.

ADNAN OKTAR: Tabii, Oturup IŞİD’le uğraşıyor Mesut Barzani. Ana tehlikeyle uğraşsana sen mübarek.

CEYLAN ÖZBUDAK: Meksika’da bir Amerikan üssüne saldırmış IŞİD, Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: İşte deliliklerinin çapını gösteriyor. Barzani’nin yapacağı önce PKK’yı tamamını bölgeden Türkiye ile işbirliği yapıp kazımak. Ama hükümet çok ılımlı davranıyor PKK’ya karşı. Son zamanlara daha keskin davranmaya başladı ama çok geciktik. O da yani sanki usulenmiş gibi bir görüntü veriyor. Bir bölgede bir yerde sadece.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey, Amerika’nın çok ciddi baskısı var Barzani’nin üzerinde. IŞİD’le de o yüzden.

ADNAN OKTAR: Türkiye ile işbirliği yaparsa, İran’la işbirliği yaparsa, konu biter. Türkiye ile İran, bir kere etle tırnak gibi olması lazım. Müthiş birbirlerini desteklemeleri lazım. Mezhep taassubu falan bu çok anormal bir hareket. Tayyip Hoca onun farkına vardı ısrarla bak vurguluyor, “bizim dinimiz Sünnilik dini değil, Şiilik dini değil İslam dini” diyor. Ama çok gecikti. Hep Sünniliği destekledi Şia’ya yanamadı. Şia’ya şefkatle yaklaşmış olsaydı, şu an Irak ve Suriye tamamen Türkiye’nin kontrolünde olacaktı. Şia’ya hep tavır aldı, Sünnilerden yana tavır aldı. Sen Sünnilerden yana tavır alırsan Şia da sana karşı olur. Hepsini kucaklaması lazımdı Türkiye’nin. Ama şu an telafi etmeye çalışıyorlar.

OKTAR BABUNA: Dün İranlı Şii Gazeteci programınıza katılmıştı Hocam, siz birleşmeden bütünleşmeden bahsedince, “bütün fikirlerinizi desteklediğini söyledi, katıldığını” söyledi, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İranlı aklı başında adamlar zaten benimle hemfikir oluyorlar. Kuyunun dibinde Hz. Mehdi (a.s)’ın ne işi var? Çamurlu çok kirli görünen bir kuyu. Dalga mı geçiyorsun sen? Üniversite öğrencileri var bilmem ne var, aklı başında insanlar var, alay eder gibi. Başına gidince, bak dibinde bekliyor” diyorsun. Böyle bir alay görülmemiş bir alaydır. Şeytan sizinle dalga geçiyor. Ne işi var çamurlu kuyunun dibinde Hz. Mehdi (a.s)’ın? Cübbeli de diyor ki, “omzunun üstünde melekler olacak ben göreceğim, o zaman olay netleşir” diyor. “Ben omzunun üstünde melekleri görmeden ve melekler de bana şahitlik edecek” diyor, “bu Mehdi’dir diye söyleyecekler, o zaman geçerli olur” diyor. O da imkansız hale getiriyor, onlar da imkansız hale getiriyorlar. Bu Mehdiyet’le mücadeledir işte. Bu bereketsiz bir sistem. Akıllarını başlarına alacaklar, samimi dürüst olarak Mehdiyet’i savunacaklar.

Âşık geleneği almadı herhalde Türkiye’de? Ben hiç görmüyorum, ar mı duyuyor musunuz? Çok acı bir olay. Ünlü âşıklar ardı, hep vefat etti, Allah rahmet etsin, yani teşfi edilmesi lazım. Adam elinde sazla aç bilaç Anadolu’da gezerse, olmaz. Âşıkların her türlü ihtiyacının karşılanması lazım. Yazık canlarım benim, eskiden de onlar kimseden de bir şey istemezlerdi, böyle gezerlerdi, nerede akşam, orada sabah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türk Silahlı Kuvvetleri, Hakkari’nin Irak sınırındaki Çukurca İlçesine askeri sevkiyat yaptı. Mayına dayanıklı kirpi 7 adı verilen 70 araç, sinyal bozucu jammer eşliğinde Çukurca ilçesi istikametine gitti. Asker, silah ve mühimmata taşıdığı öğrenilen konvoyun Irak’ın sıfır noktasında bulunan ve daha önce tacizlerin yapıldığı Üzümlü, Uzundere, Kavuşak, Işıklı ve Tiyar bölgelerindeki askeri üslere yerleştirileceği belirtti.

ADNAN OKTAR: Mehmetçiğin sevkiyatı çok heybetli duruyor, maşaAllah. Askeri GMC’lerle falan gidişleri, değil mi? Yani insan tüyleri diken diken oluyor, baya güzel oluyor. Bak gazileri gördünüz, hiç. Piyade mermisi giriyor vücuduna, acayip sızlatır mahveder insanı. Umurunda bile değil, efe, kabadayı helal olsun, maşaAllah. Piyade mermisi ne demek, akıl alamaz acı verir. Kemiğini kırıp geçiyor vücudundan. Mesela dizini parçalıyor, canım benim hiç gıkını çıkartmıyor, maşaAllah. Sabaha kadar bağırır başkası olsa, tabii inim inim inletir insanı. Allah o sabrı o gücü harika olarak, mucize olarak veriyor. Sahabe gibiler, maşaAllah. Hz. Ali (k.v) 17 yerinden yaralandı, Hayber Kalesi’nin kapısını söktü, kalkan diye kullandı. Bak delikanlılığa bak. 17 yerinden yaralanan adam komaya girer, en başta kan kaybından ölür. Bütün sarığı alkanlara boyanmış, işte Kızılbaşlık oradan geliyor. Sanki kötü bir şeymiş gibi konuşuyor, aptala bak. Bembeyazdı sarığı alkana boyandı, kıpkızıl oldu. Oradan geliyor Kızılbaşlık ve şereftir.

Ordu roket yapsın roket İran’la. Onlar çok usta bu konuda İran’la işbirliği çok hayati. Biz zaten iç içeyiz parçayız İran’la. Sınırımız acayip uçsuz bucaksız İran’la. İran’la bizim tek parça olmamız lazım.

“Hep Varol Adnan Hoca” diyor. Karizma. Bunların isimleri çok alengirli oluyor.

Hz. Ali (k.v)’nin mezarının belli olmaması çok acayip bir olay. Ehli Beyt’e ne kadar azgın saldırmış yobaz takımı. Vay alçaklar vay, vay alçaklar vay. Onların o modern ruhuna, o kadın sevgisine akıl almaz bir kin duymuş bu köpekler.

Kirpilere mayın etki etmiyormuş öyle mi? Güzel. Kirpi denen askeri araç.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş, Ermeni soykırımı tasarısıyla ilgili “hükümetin geçmişte yaşanan olaylarla ilgili hakikatleri araştırma konusunda hareket etmesi lazım. Papa bir şey söylüyor, çocukça tepki veriyorlar. İnsan anlamakta zorlanıyor. Ermeni gerçeğiyle nasıl yüzleşmesi gerektiğini topluma bir anlatın. Bu resmi olarak açıklığa kavuşmamış bir konudur. ‘Papayı tanımıyoruz’ diyerek bu sorun çözülemez” dedi.

ADNAN OKTAR: Yok, bu konuyu hiç kurcalamaya gerek yok. Bu konuyu geçmek lazım. 100-150 sene önce olmuş olaylar, şahidi kalmamış, maktul ortada yok, katil ortada yok kimse ortada yok. Mezarı bile belli değil kimisinin, neyin ne olduğu da belli değil. Mezarda kimlerin olduğu da belli değil. Aynı mezarda Müslüman ölüsü de var, Ermeni ölüsü de var. Karmakarışık bir durum. Bu konuyu kurcalamaya gerek yok. Amerika Hiroşima’ya, Nagazaki’ye atom bombası attılar, o gün o an saniyeler içinde 250 bin kişiyi öldürdüler. Sonradan da yüz binlerce insan öldü, yaklaşık 1,5 milyon insan öldü. Şimdi biz soykırım diye gidip Amerika’nın yakasına yapıştık mı? Bu soykırım değil mi? Kitle halinde bir anda yok ediyor, soykırım işte. Bebek çoluk çocuk herkes, komple. Bu savaş, bunun hesabı sorulmaz bitmiş bu. “Hadi mezarları açalım, hadi kemikler sayalım.” Olacak iş mi şu? Fransızlar da Cezayir’de 1,5 milyon Müslüman’ı şehit etti. Mezarları da duruyor, biz de gidip onu mu tespit edeceğiz? Hayır, ne yapabiliriz yapmış artık adam. Katilleri de yok ortada katiller de ölmüş. Katil yoksa, maktulün de yeri belli değilse bitti, yani hukuken yapacak bir şey yok. Tamam geçmişten müteessir olunur ayrı mesele. İyileştirmeye gayret edersin. Bunu bir öfke sebebi haline getirmenin bir alemi yok.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz hep dikkat çekiyorsunuz Adnan Bey inşaAllah, savaşta yapılacak şeyler, yapılmayacak şeyler mantığa aslında çok yanlış. Savaşın sanki kendisi çok mantıklı iyi bir şeymiş gibi, bir de savaşın içinde yapılacaklar, yapılamayacaklar savaş suçları falan ortaya koyuyorlar.

ADNAN OKTAR: “Eğer gazla adam öldürürsen, bu ahlaksızlıktır. Ama piyade tüfeğiyle alnından vurursan, o olur” diyor. “Makineli tüfekle tararsan, o da olur” diyor. “Varil bombası, o da olur” diyor. “Topçu ateşi, o da olur” diyor, “napalm bombasıyla da yakabilirsin” diyor. Cayır cayır 3000 dereceye çıkıyor napalm bombası, havadan atılıyor, metali falan her şeyi eritiyor. “Hepsi serbest” diyor. “Atom bombası, o da serbest” diyor. “Kimyasal silah olmaz” diyor. Herkes bunu saygıyla karşılıyor, öbür öldürme şekilleri çok makul görülüyor. “Legal öldürüyor adam, daha ne yapsın” diyor. “Makineli tüfekle taramış işte daha ne yapsın” diyor.

AYLİN KOCAMAN: Bu HDP’liler de Adnan Bey biliyorsunuz, hakikatler komisyonunu kurdurmak istiyorlar şu an, bu ermeni konusunu o yüzden kullanıyorlar.

ADNAN OKTAR: Hakikatler komisyonu mu?

AYLİN KOCAMAN: Kürtlerin geçmişte başına gelenleri tamamen devlete yıkmak istiyorlar.

ADNAN OKTAR: Peki yüz binlerce Mehmetçik şehit oldu, onu biz kimden soracağız? O da Türk soykırım işte, asker-polis. Yaktı-yıktılar her yeri. Bıraksınlar bunları. Bu soykırım iddialarına çok fazla tedbir alınabilir, hükümet yok paralel yok dikey boş işlerle uğraştı. Halbuki hazırlık yapsalar, Ermenilerle mesela toplantılar yapılsa burada güzel yemekli, değil mi? Hoş böyle eğlenceli bir arada hoş bir görünüm verilse olacaktı, yapmadılar. Maç yaptılar ellerine yüzlerine bulaştırdılar, adamlara hakaret ettirdiler burada. Evet.

Bu akşam ne anlatalım?

AYLİN KOCAMAN: Ölüm sonrası demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Ama çok korkar millet şimdi o konudan.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Ama merak ediyorlar. Aslında onların korkularını kaldıracak şekilde anlatıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Tamam, anlatayım. Şimdi anlattıklarımızın bir kısmı dinle imanla pek alakası olan tipler değil. Onlar dehşete kapılıyorlar çünkü. Allah’ın nasıl intikam alacağı açık açık belirtilmiş. Usturuplu bir şekilde anlatırsak herhalde rahatlarlar.

Birileri bir şeyler söylesin.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf vardı. AK Parti İzmir Kadın Kollarının bir bayan gazeteciyi ziyaretinden, sizin bahsettiğiniz şekilde. Ortadaki yeşil elbiseli hanımefendi gazeteci, diğerleri AK Parti Kadın Kolları İzmir.

ADNAN OKTAR: Bak bu olmuş. Tek tek yakından göster hanımefendileri. Bak aslan gibi delikanlı kızlar, dekolte de giyinmişler. Evet güzel, bu AK parti için bir yüz aydınlığı, yüz akı. Çünkü bağnaz olmadıklarının tutucu olmadıklarının delili, lafla olmaz bunlar eylemle olur. Aylardan beri söylüyoruz, nihayet netice aldık bir parça. Bunu yaygınlaştırsınlar. Bir toplantı oluyor, istisnasız tamamen başörtülü kardeşim. Oraya balı açık hanımefendi nasıl gitsin, korkar. Kim bilir ne diyecekler, değil mi? Modern kızlar olsun, modern hanımefendiler olsun, dekolte giyinen hanımlar olsun, hepsi olsun. Yazın bütün sahil kentleri plajlarla dolu oluyor. Milyonlarca insan mayoyla denize giriyor, onlar bizim vatandaşımız değil mi?

Saat 21:07’de 6.1 büyüklüğünde Akdeniz Girit açıklarında deprem meydana gelmiş. Bir münasebetsizlik yapıyorlar ki, yer de depreşiyor.

Ölüm anını anlatalım, sonrasını anlatalım ve kıyameti anlatalım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: KDP Başkanlık Konseyi Üyesi Serbest Sındori PKK yöneticisi Duran Kalkan’ı eleştirdi. Şöyle söyledi: “Kalkan, önce Kürtçe öğrensin sonra Şengal’den bahsetsin” dedi. Serbest Sındori şöyle devam etti: “Şengal halkı sıkıntılı zamanlarda KDP ve Kürdistan bölgesini yönetimi altındaki bölgelere sığındı. Bölge halkı PKK’nın olumsuz politik tutumundan dolayı Rojava’da duramadı.”

ADNAN OKTAR: Ne demek istiyor?

CEYLAN ÖZBUDAK: Şengal’deki Kürtleri onların kurtardığını hep söylüyorlardı, öyle bir propaganda vardı. Halbuki onlar onların yanına gidince orada duramadılar, kötü davrandılar diye söylüyor.

AYLİN KOCAMAN: Genelde Kuzey Irak’ta istemiyorlardı PKK.

ADNAN OKTAR: PKK pislik bir yapılanma, mafya yapılanması ve alçak adamlardan oluşan iğrenç bir yapılanma. Bu lafı niye uzatıyorlar ki, açık açık söylesinler.

Tamam, o zaman imani konularda sohbet edelim. Şimdi bir film izleyelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler programımız şu anda sona erdi. Birazdan Hoş Sohbetlerle beraber olacağız. 

Masaüstü Görünümü