Harun Yahya

Sohbetler (23 Nisan 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar’la Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey Hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Sizler de hoş geldiniz. Sohbet edelim.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bugün bildiğiniz gibi hem Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hem de Regaip Kandili.

ADNAN OKTAR: İki bayram bir arada. Ne güzel, Allah mübarek etsin. Allah tekrarına erdirsin.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bugün Adnan Bey, Serj Sarkisyan bir açılama yaptı. Tam sizin konuşmalarınızla birebir aynıydı. “Türkiye ile normalleşme başlasın istiyoruz, ilişkilerimiz yeniden başlasın” diyor. “Fakat ön şart olmasın bu sefer” diyor.

ADNAN OKTAR: Ön şart ayıp zaten, yakışık almaz. Misafir gelmişsin dost olacaksın, “önce” diyorsun “Türkiye’nin menfaatleri önde gelir.” “Ben egoistim” anlamında bir üslup olmuş oluyor bu. O zaman ne dostluğu, adamla nasıl arkadaşlık edeceksin sen? Dostlukta böyle bir üslup olmaz. Önce dost olursun, o dostluğun içinde karşılıklı nezaketler vardır. O nezaketler içinde olaylar gelişir. Otuz kere söyledim “yapmayın, etmeyin” diye. “Selamun aleyküm, topraklar ne olacak?” Kardeşim öyle yaparsan olmaz ki.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz çok yıllar önce söylemiştiniz Adnan Bey. “O topraklarda zaten onların gözü olmaz, yerleşmezler de” diye. Gerçekten yerleşmediler.

ADNAN OKTAR: Bomboş orası şu an, kimse yok. Yerleşmeye niyetleri yok, kaç kıldan beri orası o şekilde. Demek ki niyetleri yok. Üstüne gitmenin bir alemi yok bu tip olaylarda.

Naida Azizova. Azeri mi bu hanım? Ne zaman skype bağlantısı?

BÜLENT SEZGİN: Birazdan başlayabiliriz. Hazırlar şu anda.

ADNAN OKTAR: Tamam başlayalım.

BÜLENT SEZGİN: Kısa bir açıklama yapabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Yap.

BÜLENT SEZGİN: Eylül 2013’de kurulan ve Rusya’da Rusça olarak yayın yapan Life News TV ile Skype bağlantısı yapacağız inşaAllah. Life News TV Rusya’nın en önde gelen haber kanallarından biri olma özelliği taşıyor. Yetmiş milyon kişilik seyirci kitlesine sahip. Sizinle röportaj yapacak kişinin adı bayan Naida Azizova. Dünyadan haberler bölümünde yapımcı olarak çalışıyor. Bu gece, sizin sözde Ermeni soykırımı hakkındaki fikirlerinizi öğrenmek istiyorlar. Bu röportajınız yarın gündüz kuşağında Life News TV’de Rusça olarak yayınlanacak inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tamam. Şimdi bağlantı yapalım.

NAIDA AZIZOVA: Ayırdığınız zaman için çok teşekkür ederim. Herkese merhaba diliyorum. İyi akşamlar.

ADNAN OKTAR: Merhabalar iyi akşamlar Naida. Nasılsın?

NAIDA AZIZOVA: Çok teşekkürler iyiyim.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Buyurun sizi dinliyorum.

NAIDA AZIZOVA: 1915 yılında olan Ermeni soykırımı hakkında sizinle konuşmak istiyorum.

ADNAN OKTAR: Tamam. Buyurun.

NAIDA AZIZOVA: Sizin düşüncenize göre Türkiye’de Ermeni soykırımı oldu mu yüz sene önce?

ADNAN OKTAR: Ermeni-Türk savaşı oldu. O savaşta bir buçuk milyon Türk şehit oldu. Bir milyonun üstünde Ermeni yine öldürüldü veyahut yaralandı. Bir o kadar da Kürt ve diğer kavimlerden insanlar orada öldürüldüler veya şehit oldular. Yani büyük bir savaş oldu. Büyük bir katliam oldu. Karşılıklı insanlar birbirlerini öldürdüler. Bu savaşın sonucunda da bu acı tablo ortaya çıktı.

NAIDA AZIZOVA: Siz bunu soykırım olarak tanıyor musunuz, der misiniz?

ADNAN OKTAR: Tabii ki bir Türk soykırımı, bir Ermeni soykırımı ve bir Kürt soykırımı olarak orada böyle bir olay oldu.

NAIDA AZIZOVA: Ermenistan Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak istiyor ama öncelikle Türkiye’nin bu Ermeni soykırımını tanımasını istiyor. Sizin bu konudaki düşünceleriniz neler?

ADNAN OKTAR: Ama o zaman Türkiye de Türk soykırımını ortaya koyacaktır. O zaman en akılcı hareket her iki tarafında bu iddiadan vazgeçmesi. Çünkü bir buçuk milyon Müslüman Türk orada şehit edildi. Hepsinin kemikleri duruyor. Mezarları duruyor. Hatta iki milyonu bulduğu söyleniyor. Dolayısıyla biz soykırım iddiasıyla ortaya çıkmadığımıza göre Ermeni kardeşlerimizin de soykırım iddiasıyla ortaya çıkmaları doğru değil. Yapılacak şey; bir savaş olmuştur bu savaşın acılarını unutacağız ve birlikte saracağız bunları. Dostlukla, kardeşlikle Ermenistan’la Türkiye’yi birleştireceğiz. Sınırları açacağız. Pasaportu ve vizeyi kaldıracağız. Ermenistan’dan Türkiye’ye, Türkiye’den Ermenistan’a sadece kimlikle giriş mümkün olacak. O zaman bu mesele hallolur.

NAIDA AZIZOVA: Türkiye’nin burada katı bir duruşu var Ermeni soykırımına karşı. Kabul etmiyorlar ve Türk aktivistler de bunun doğru olmadığını söylüyorlar. Sizce bu doğru mu? Doğru olmadığını söyleyenlere baskı kuruluyor.

ADNAN OKTAR: İki taraftan da çok insan kaybı olmuştur. Bir milyonun üstünde Ermeni, iki milyona yakın da Türk bölgede şehit olmuştur.

NAIDA AZIZOVA: Türkiye’de insan hakları aktivistlerine baskı yapılıyor Ermeni soykırımını kabul etmemiz gerekir diyenlere. Bu doğru mu? 

ADNAN OKTAR: Baskı yapıldığı şu şekilde olabilir. Eleştiri geliyordur yoksa dövme, sövme, baskı, acımasızlık tarzında değil. Eleştiri tarzında oluyor olabilir. Eleştirmekte de haklılar çünkü iki milyona yakın Müslüman Türk şehit edilmiş. Eğer soykırımsa bu çok kapsamlı bir soykırım. Hatta bütün bölgeyi alacak olursak, Güneydoğu bölgesini alacak olursak dört milyon Müslüman Türk şehit edildi. Dört milyonu buluyor. Yani daha aşağı ve daha yukarı bölgeleri de içine akacak şekilde düşündüğümüzde toplam dört milyon. Bu tam anlamıyla bir soykırımdır. Müslüman Türk soykırımıdır. Ama aynı bölgede maalesef bir veyahut bir buçuk milyona yakın da Ermeni soykırımı olmuştur. Yani iki kavim de, iki millet de soykırıma uğramıştır. O devrin faşist ruhunun, Darwinist düşüncenin verdiği o acımasız kafanın meydana getirdiği çirkin bir hal. Bunu unutmak, bu beladan tamamen sıyrılmak durumundayız. Bunun için de Ermenistan’la Türkiye’yi dost etmek, Darwinist düşünceden kurtulmak, sevgiyi dünyada esas kılmak, barış ruhuyla yaklaşmak, merhametle, affedicilikle yaklaşmak ve dünyada tek kanun olarak sevgiyi her tarafa yaymak.

NAIDA AZIZOVA: Çok teşekkürler zamanınız için. Anladım sizin söylediklerinizi.

ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim. İyi akşamlar.

NAIDA AZIZOVA: İyi geceler.

ADNAN OKTAR: Teşekkür ederim ben de. İyi geceler.

Müslüman Türk’ü bunlar nasıl değerlendiriyor acaba? Bakın, bir buçuk-iki milyon dediğimiz yer sadece o Van ve çevresi. O bölgeyi kastediyoruz. Yoksa Güneydoğu’nun tamamını kastettiğimizde dört milyonu buluyor şehit edilenlerin sayısı. Bu bir soykırım değil mi bu? Soykırım tamam. Ermeni soykırımı da var, Türk soykırımı da var ve Kürt soykırımı da var.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Genelde bu kısmı bir tek siz normalde dile getiriyorsunuz. Hatta çok yakında bu Avrupa Parlamentosu’nun kararına karşılık yine Avrupa Parlamentosu’ndan İspanyol Yeşiller Partisi’nden bir milletvekili şöyle söylemişti: “Ermeniler sürekli bunu gündeme getiriyor. Niçin Türkiye kendi tarafından da anlatmıyor konuyu? Onların da aynı şekilde burada bize ulaşıp lobi yapması gerekiyor” diye söylemişti. Pek bilinmiyor olabilir. Tek taraflı anlatılıyor Allahualem.

ADNAN OKTAR: Güneydoğu’da nereyi mezarı açsan dolu. Toprağın altını eştin mi bin kişi, beş yüz kişi, dört yüz kişi her yer mezar dolu. Ermeniler geniş çaplı bir katliam uygulamışlar. Türkler de yapmış katliam, kapsamlı bir katliam yapmışlar. Karşılıklı bir katliam olmuş. Bir buçuk milyon onlardan, iki milyon da Müslüman Türkler’den. Soykırım? İkisi de soykırım bunların. Karşılıklı soykırım olmuş. “Kabul ediyor musunuz?” diyorlar. Ediyoruz. İki taraf da soykırım yapmış işte. Eğer sayı açısından bakacak olursak dört milyon, geniş çapta baktığımızda. Birinci Dünya Savaşı’nda toplam dört milyon. Soykırımın daniskası bu.  Birinci Dünya Savaşı’nda toplam otuz milyon kişiyi katlettiler. Otuz milyon. Bu da soykırım. İngiltere soykırım konusunda uzmandır. Fransa soykırım konusunda uzmandır. Amerika soykırım konusunda uzmandır. Atom bombası patlattı iki Japon şehrinde ne kadar insan varsa, hayvan, kedi, bitki hepsini kavurdu yok etti. Bu soykırım değil mi? İşi saflığa veriyorlar. Anlamazdan geliyorlar. Anlaşılmayacak gibi değil ki.

CEYLAN ÖZBUDAK: Balkanlar’dan yüzbinlerce Müslüman Türk’ü yine aynı şekilde sürdüler.

ADNAN OKTAR: Tabii Bulgarlar. Tabii hem tehcir, hem katliam. Bosna’da da öyle. Yok kardeşim soykırım tabii. Karşılıklı soykırım yapılmış. İki milyon Müslüman Türk’ü soykırıma uğratmışlar. Türkler de karşı tarafı soykırıma uğratmış. Karşılıklı. Savaş olmuş yani savaş. Bildiğin savaş. Savaşta zaten soykırım yapılır. Soykırım dediğin insan kırımı. Katliam yani. Mukatele olmuş. Karşılıklı mukatele olmuş. Yani Kuran’da diyor ya mukatele olarak geçer. Katliam. Dolayısıyla doğru. Ama bunun hatırlatılacak bir yönü yok yani. Adamlar yana yakıla diyor ki; “siz bizi öldürdünüz.” Tamam, doğru o var. Sen de dört milyon kişiyi öldürmüşsün. O ne olacak? “Onu geçelim” diyor. O zaman onu da geçelim işte. Karşılıklı unutalım. Sevgiyle yaklaşalım. Eğer hesabını soracaksan biz daha haklıyız. Dört milyon kişi. Türk Müslüman soyunu kurutmuşsun sen. Orada Müslüman Türk bırakmadılar o dönemde. Kazıdılar adeta. Soykırım işte. Ermeniler’i de soykırıma uğrattılar, doğru. Karşılıklı oldu bu. Bunun hatırlatılacak bir yönü yok ki. Bu utançla hatırlayacağımız bir şey olması gerekir. Sürekli bunu gündeme getirmenin alemi yok. “Hadi kemikleri sayalım” falan. Neyi sayacaksın? Açık işte ortada, belli.

CEYLAN ÖZBUDAK: Rusya’da kırk milyon kişiyi komünistler katletti.

ADNAN OKTAR: Kırk milyon insanı komünistler katlediyor. Bu soykırım değil mi? Bu da soykırım. Fransızlar Cezayir’de adam bırakmadılar. Üçte ikisi Cezayir’in, kazıdılar yani. Filmleri var. Adam çadırdan çıkıyor takır takır makineli tüfekle tarıyorlar. Adam devesinin üstünde makineli tüfekle tarıyorlar. Manyak adamlar. Bu soykırım bunlar. Faşizmin, Darwinist kafanın acımasızlığının uygulandığı bir dönem. Manyak bir dönem yani. Böyle gözü dönmüş bir dönem. Sevgi yok. Merhamet yok. Şefkat yok. Acıma yok. Ermeniler’e de yazık. Müslüman Türkler’e de yazık. “Soykırım yok mu?” diyorlar. Var tabii doğru. Müslüman Türk soykırımı var, Ermeni soykırımı var. İkisi de var, aynı bölgede olmuş. Ama Müslümanlar dört milyon bütün bölgede. Bir buçuk milyon da Ermeni. Yazık, günah değil mi? Durup durup gündeme getiriyorlar. Gündeme getirmekle bir şey elde edemeyiz biz. Ancak müteessir oluruz. Başka bir şey olmaz. Yapacağımız sınırı kaldırıp, dost olup, kardeş olup bu Darwinizm’in tahribatını ortadan kaldırmak için Darwinist düşüncenin yanlışlığını bütün bölgede anlatmak. Faşist, komünist kafanın acımasızlığını insanlara anlatmak, sevginin ehemmiyetini insanlara anlatmak. Konu bu.  Sevginin hiç bilinmediği bir dönem o. Sevginin unutulduğu bir dönem. Yani faşizmin manyaklık ruhunun, o deli ruhunun her yeri sardığı bir dönem. Korkunç acımasız bir dönem. Sen o dönemden bize niye bahsediyorsun? Hayır, insanların ruhunda travma meydana getirir. Hiç hatırlama. Hiç düşünme. Katliam düşünülür mü? Vahşet düşünülür mü? Kapat gitsin.

AYLİN KOCAMAN: Hep söylediğiniz bir şey. “Ne muhatabı kalmış, ne Osmanlı kalmış” diye.

ADNAN OKTAR: Hukuki bütün muhatapları yok. Yani hiçbir hukuki muhatap yok ortada.

Evet dinliyorum.

CEYLAN ÖZBUDAK: Geçen sene Adnan Bey, Ermeni Patriği çok güzel bir açıklama yapmıştı. “Biz bu Ermenistan’daki Ermeniler olarak Türkiye’ye anavatan diyoruz. Ermenistan’a da baba vatan diyoruz. Annemiz, babamız barışsın istiyoruz” diye söylemişti.

ADNAN OKTAR: Bak, ne kadar güzel. Hayır, Ermeniler bizim çocuklarımız. Kendi kardeşimiz. Bize ait insanlar yani. Bizim insanlarımız. Ne işleri var? Orada küçük bir toprak parçasında orada duruyorlar. Gelsinler Van’a gelsinler, Erzurum’a her yere gelsinler. Yerleşsinler, görelim. İstanbul’a gelsinler. İftihar ederiz. Ne işleri var o soğuk yerde bekliyorlar? Hayır, gitsin gelsin de oralarda da bulunsunlar. Ama Türkiye’nin her yerinde görelim biz Ermeni kardeşlerimizi. O karanlık günler geçti. Faşizmin acımasızlığının en çirkin yönlerinin tezahür ettiği günler geçti. Darwinizm de Türkiye’de öldü artık. Burada bir daha öyle bir şey hortlatamazlar. Dolayısıyla tehlike kalmadı.

CEYLAN ÖZBUDAK: Ermenistan’da üç buçuk milyon Ermeni var zaten, çok azlar.

ADNAN OKTAR: Bir avuçlar, gelsinler Türkiye’ye. Hayır, yine orada da kalsınlar bir kısmı, bir kısmı da gelsin. Türkler de oraya gitsinler. Onlar buraya gelsin.

OKTAR BABUNA: Üç- dört sene önce bunu söylediğinizde az daha oluyordu. Bir araya girdiler böyle.

ADNAN OKTAR: Bir kere her şeyin bir adabı vardır. Dostluğun, sevginin, arkadaşlığın bir adabı vardır. Sen evine misafir çağırmışsın. “Selamun Aleyküm.” “Önce sen bize biraz para ver de sonra seninle dostluğu konuşalım” der gibi bir laf yani. Önce toprak muhabbetine giriyorsun. Kardeşim, adama bir “hoş geldin” de bir soluklansın. Bir sevgini göster. Bir dostluğunu göster. Ayıp. “Selamun Aleyküm. Bana toprak ver” denir mi? Çok anormal bir üslup bu. “Yapmayın, etmeyin” dedim. Ayrıca adamları götürdüler Bursa’ya akıl almaz küfürler ettirdiler adama maçta. Maç yapılacaksa belli ki kontrolsüz bir ortam olacak. Emniyete haber ver. Stadyumun içine öğrencileri götür. Mesela lise öğrencilerini tembihlersin. “Bak, buraya bir Ermeni kardeşimiz gelecek güzel sözler edin.” Çok miktarda sivil polis götürürsün. MİT mensupları da olur. Gayet güzel, hoşa gidecek sloganlar attırırsın. Dostça bir ortam olur, konu kapanır. Adamı akıl almaz mahcup ettiler. Adam geldiğine geleceğine pişman oldu. Sonra da toprak talebinde bulunuyoruz diye ortaya çıktılar. Adamlara ne gözle bakıyorlar? Ben anlamadım. Adamlar deliye döndü. Böyle nezaketsizlik olur mu? Böyle kabalık olur mu? Adamlar nezaket gösterdi. Biz Ermenistan’a gittik. Hemen o ateşi söndürdüler. Yani bu çok hayati bir konu. Adamlar kibarlığı biliyor, efendiliği biliyor, nezaketi de biliyor. Böyle insanlara kabalık yapılır mı? “Selamun aleyküm, toprak versene.” Bir de Azerbaycan gururu kırılmış bir devlet. O diyebilir. “Sen karışma” dersin. “Sen araya girme. Ben halledeceğim. Sen bana bırak. Ben senin ağabeyinim. Sen sus” dersin. Onların bağırtısının etkisinde kaldılar. Onlar tabii ki mahcup olmuş konumda. O her halükarda bağırır ve bunu yapmazsa zaten onları rahat bırakmazlar. Mesela Haydar Aliyev eğer böyle konuşmasa idi bambaşka bir ortam olurdu. Yani illaki öyle konuşması gerekir. Ama “sen sus kenarda dur” denebilir. “Sen bize bırak” denebilir. Madem ağabeyisin. Bunu yap. Azerbaycan Türkiye’yi sürüklüyor. Türkiye Azerbaycan’ı sürüklemesi lazım.

CEYLAN ÖZBUDAK: Ermenistan, Türkiye’yle Azerbaycan’ın arasının açılmasını istemiyor aslında. Birleşmesini de istiyor. Bu konuda hiç karışmıyorlar. Aynı şekilde onlar da karışmasın diye istiyorlar.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

CEYLAN ÖZBUDAK: Ermenistan, Türkiye’yle Azerbaycan’ın arasının iyi olmasını istiyor ve sınırların açılmasını istiyor Türkiye ile Azerbaycan’ın. Ama aynı şekilde Azerbaycan da Ermenistan’la Türkiye ilişkilerine karışmasın” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Bir kere Azerbaycan’a Türkiye böyle bir teklif getirirken Amerika diyecek ki Obama, “Türkiye’nin dediği iyi, doğru. Dinleyin tavsiye ederim” diyecek. Putin de diyecek ki; “yani bu söz doğru. Yani sözünü tutmanız Türkiye’nin bizce isabetli olur” demesi lazım Putin’le Obama. O zaman konu kapanır. Her şeyin bir nezaketi var. Tayyip Hoca gitsin konuşsun. Çünkü orada çocuklanıyorlar bir anlamda yani. Hırçınlaşmışlar. Duygusallaşmışlar. Bu normal de ama Obama ve Putin bunu söylediğinde Azeri halkı da sakinleşir. Yani “Türkiye’nin sözünü dinleyin. Dost olun. Kardeş olun. Bu meseleler hallolur” derseler. “Bu meseleler zamanla hallolur. Böyle şeyler yapmayın. Bunlar ayıptır” deseler yapmazlar. Hepsinin bir usulü var. Adabı var yani. Orada kaba bir milliyetçilik anlayışıyla yaklaşıyorlar. Kaba duygusallıkla yaklaşıyorlar. Kaba bir romantizmle yaklaşıyorlar. Böyle olmaz ki, akıl esastır orada. Hikmet esastır. Sen orada ne akıl kullanıyorsun, ne hikmet kullanıyorsun. Duygusallığı kullanıyorsun. Duygusallık seni ne yapar? Uçurumdan aşağı atar. Bak, iki de bir olaylar çıkıyor. Habire sıkıntı çekiyorlar boş yere yani.

Dünyayı kurtaracak olan da sevgidir. Allah sevgiyi istiyor. Kuran baştan sona sevgiyi anlatır. Kuran sevginin kitabıdır. Allah sevgidir. Sevgiyi anlatır Cenab-ı Allah, sevgiyi ister. Kullarını sever. “Kullarım da Beni sevsin” diyor Allah. “Ben onları seviyorum onlar da Beni sevsinler” diyor. Yani onun mücadelesi veriliyor şu an. Sen Darwinist olduğunda “sevmiyorum Seni” diyorsun. “Ve varlığına dahi inanmıyorum” diyorsun. Bak, sevmediği gibi “varlığına inanmıyorum” diyorsun. Meydan okuyorsun sen Allah’a o zaman. Kıyametin kopmaması mucize dünyada. Cenab-ı Allah Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle dünyayı şu an ayakta tutuyor. Bütün dünya ülkeleri “Allah yok” diyor. Ortaokul, lise, üniversitede bütün kurumlarıyla “Allah yok. Siz tesadüfen çamurlu sularda mikrop olarak oluştunuz. Atanız mikrop. Sonra solucana dönüştünüz. İkinci atanız da solucan.” Sonra da diyor; “primat tarzı böyle maymunumsu mahlukat oluştunuz. Sonra da insan olduğunuz” diyor. “Allah yok, peygamber de yok” diyor. “Bütün peygamberlerin varlığı yalan” diyor. “Bütün hak kitaplar da yalan” diyor. Fas, Tunus, Cezayir hepsi, Mısır, tamamı. Mısır’da Darwinizm’i anlatıyoruz. “Siz aklınızı mı kaçırdınız? Darwinizm bir gerçektir” diyorlar. Hocalar, âlimler, müftüler.

AYLİN KOCAMAN: El Ezher’de konferans veriyorlar, evrim konferansı.

ADNAN OKTAR: El Ezher’de evrim konferansı veriliyor. Cezayir’de “Siz Darwinizm’e nasıl inanmazsınız?” diyorlar. Ama şu an Cezayir bitti. Asfalt gibi. Böyle asfalt nasıl dümdüz, öyle oldular. Darwinizm’i hamur teknesinden kazır gibi kazıdık. Fransa’nın sessizliğini izliyor musunuz garibanlığını? Gıkları çıkmıyor. Bir öksürün, öksürün de canlı olduğunuzu anlayalım.

AYLİN KOCAMAN: 2007’den beri derin bir sessizlik var.

EBRU ALTAN: “Üç yüz yıllık kültürümüz gitti” diyor.

ADNAN OKTAR: Evet şimdi kısa bir ara verelim. Devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Evet, kısa videolarla programımız devam ediyor.

Adnan Oktar’la Sohbetler programımız sona erdi. Birazdan Hoş Sohbetlerle birlikte olacağız. 

Masaüstü Görünümü