Harun Yahya

Sohbetler (24 Nisan 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar ile Sohbetler programı başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Herkes hoş geldi.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bugün Çanakkale Zaferi’nin yüzüncü yıl anması yapıldı. Başta İngiltere olmak üzere doksana yakın ülkenin lideri ve hükümet temsilcilerinin katıldığı tören şehitler için Kuran okunmasıyla başladı. Mehter takımının da katıldığı törenlerde Prens Charles; “Üzüntüyle ifade ediyoruz ki, iki dünya savaşı geçmişi olmasına rağmen bugün dünyamızda hala çatışmalar yaşanıyor. Hepimiz ortak bir sorumluluk paylaşıyoruz. Fakat liderler olarak bu hoşgörüsüzlüğün üstünden gelmek ve savaşları aşmak için bir şeyler yapmamız gerekiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Ne yapacaksın? Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olacaksın. Hz. İsa Mesih (a.s)’a tabi olacaksın. Başsız olunca dünya divane oluyor. Anlaşılmayacak bir yönü yok.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İstanbul’da Patrikhane’de yapılan hayatını kaybeden Ermenileri anma ayinine bu yıl ilk defa Türk hükümetinden temsilci katıldı. Avrupa Birliği’nden sorumlu bakan Volkan Bozkır’ın katıldığı anma ayininde, Erdoğan’ın mesajı okundu. “Acılarınızı anlıyoruz ve paylaşıyoruz” denilen mesajda Erdoğan; “Osmanlı Ermenilerinin dünyanın her yerindeki torunlarına gönül kapılarımızın sonuna kadar açık olduğunu da bilmenizi istiyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Şimdi olmuş. Bu ifade güzel. Şimdi olmuş. Kardeşim geciktirdiler, lafı çok geciktirdiler. Biz bunu aylar önce yıllar önce söyledik. Benim üç yıl önce televizyon konuşmalarıma bakın göreceksiniz. Uzun uzun anlattım. “Ermenistan’a kapıları açalım” dedim. Azerbaycan gururu kırılmış bir millet, gururu kırılmış bir devlet. Tabii ki bağırır çağırır. Sen onu yatıştıracaksın. Putin’i devreye sok, Putin’in lafını dinler Azerbaycan. Hep beraber masaya, dersin “tamam bir toprağınızı aldılar doğru ama bir ahbap olalım, dost olalım bunlar hallolur” dersin. Onlar feryat figan, tabii onların muhalefeti de var. İçlerinde faşist olanlar da var, kafayı çizmiş olanlar da var, her çeşit adam var. Ama hükümet mükemmel Azerbaycan’da, modern bir hükümet, aklı başında bir hükümet. Yani devlet yönetimi iyi.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Patrikhane yetkilisi Ateşyan, ayinde yaptığı konuşmada; “Yüz yıl önceki anlayışların çizgisinde yürümek bugün için anlamsızdır. İntikamcı davranışlar sadece yersiz değil aynı zamanda faydasızdırlar. İki halk da duvarların kaldırılması için gereken yolları iyimser bir anlayışla aramak zorundadır. Bir yandan tüm insanlık için sevgiye inandığını iddia etmek, öte yandan da reddedici bir anlayışla davranmak bizim için kabul edilemez” dedi.

ADNAN OKTAR: Ermeniler çok renkli bir toplum, bayağı şeker insanlar. Huyları, ahlakları da çok güzel. Mesela Türkiye’de benim Ermeni birçok tanıdığım var, ailelerden var tanıdığım, bayağı şekerler böyle hoş sohbet, şakacı, kaliteli güzel insanlar hepsi. O işte 1915’lerde faşizmin en kudurduğu dönemler. Darwinizm’in en azgın olduğu dönemler. Bir manyaklık cereyanı gitmiş, sarmış bütün dünyayı. Otuz milyon insan öldürüldü, otuz milyon. Bir buçuk milyon da Ermeni’dir. Ama bak otuz milyon. Hadi iki milyon Ermeni diyelim. Ama yirmi sekiz milyon insan şehit edilmiş, öldürülmüş. Büyük bir zulüm yapılmış. Ermeni katliamı yapıldı. Benim Sait dedem vardı anlatıyordu “ben gördüm” diyor. Katliam yapılmış, bu doğru. Ama Müslüman Türkleri de dizip, otomatik silahla tarıyorlardı. Çukurun kenarına getiriyorlar, nehrin kenarına getiriyorlar. Tek kurşunla beş-altı kişiyi birden vuruyorlar, piyade mavzeriyle, peş peşe, yan yana dizip. Yahut iki-üç kişiyi, kaç kişiyse. Dehşet çağıydı o. Ama Ermeniler bize ait insanlar, bizim insanlarımız. Oraya ayrı bir devlet kurmaları, o soğuk ülkede, orada yaşamaları sıkıntı verici. Hemen açılması lazım. Bizim müteahhitlerimiz gitsin, oraları bağlık bahçelik yapsın. Onlar da gelsin burada çalışsınlar, her yere yerleşsinler. Özellikle Van’da Akdamar Kilisesi, acayip güzel bir yer, bomboş ama. Gelin kiliseye yerleşin kardeşim, güzel. Aktif kilise olsun. Oraya da evler yapın güzel, köy yapın, ziyaretinize gelelim, ne güzel. Bomboş. Başından olayı bozdular, o maç olayında bir avuç faşist ortalığı batırdı. Bir avuç akılsız ortalığı batırdı. Yoksa Davutoğlu Hoca çok güzel götürüyordu. Ama o ince hesap yapamıyor bazen. Şimdi sen stadyuma gidiyorsun, orada binlerce, on binlerce adam var. Bunların ne slogan atacağını biliyor musun? Bilmiyorsun. Niye adamı alıp götürürsün oraya? Orada iti var, kopuğu var, çakalı var, uyuşturucu kullananı var. Çıkar bir çakal, bağırır, on-on beş tane de çakal ona uyar, ortalık birbirine girer. Olur mu öyle şey? Oraya özel olarak lise öğrencileri götüreceksin. Sivil polis götüreceksin yüksek miktarda. MİT mensupları da görev alması lazımdı, orada mükemmel bir görünüm verilmesi gerekiyordu. Bunlar ince ince düşünülecek. Misafir getiriyorsan sen, misafir ağırlama bir sanattır. Adamı al getir, arabaya koy götür. Olur mu öyle şey. Her aşaması önemlidir. Otelde ona gösterilecek saygı, ilgi, alaka. Yemek sunulurken gösterilecek ilgi, alaka. Adamlar nezaketi çok iyi biliyorlar. Biz gittik, tak ateşi söndürdüler. Biliyormuş demek ki adam. Cayır cayır yanardı ateş, devam ederdi. Her türlü kibarlığı, saygıyı gösterdiler. Burada da aynı saygı, kibarlık olması lazım. Kibarlık ve nezaket için de sevgi gerekiyor. Önce sevginin halledilmesi lazım. Akıl almaz bir katliam olmuş. Müslüman, mazlum bir Anadolu gariplerim benim zaten sürünüyorlar, zaten perişanlar ne istersin onlardan. Ermeniler, süper gariban. Ne istiyorsun onlardan, el çocuklar, onlar ne anlar, ne bilirler? Bir kısmı korkudan Müslüman olmuş yakalarını kurtarmak için. İyi yapmışlar, akıllı hareket etmişler. Bir kısmı dağlara kaçmış. Müslüman Türkler perişan edilmiş, köylerden toparlamışlar. Bir rezalettir gitmiş. Bunu açtıkça inceledikçe, sadece üzüntü meydana gelir, moral bozulur başka bir şey olmaz. Ne gerek var? Aç Ermenistan’ın kapısını, vizeyi de kaldır, pasaportu da kaldır, bağrına bas. Gelsinler Akdamar Kilisesi’ne, burada başka kiliseler de yapsınlar, nasıl istiyorlarsa. Bitsin. Azerbaycan tabii ki bağıracak. Ama biz onların gönlünü yaparız. Mesela çağırırsın onların devletin kilit noktasındaki insanları, dersiniz; “Biz bu işi halledeceğiz, siz bu işi idare edin.” O toprağı tabii ki alırsın sen. Ne yapsın adam o toprağı, bomboş. Toprağı özellikle kullanmıyor adamlar. Niyetleri yok, işgal etmeye niyeti yok adamın. İşgal etmeye niyetleri olsa, oraya ev yapardı, şehir yapardı kullanırdı. Kullanmıyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu; “Sözüm söz Ortadoğu’ya barışı getireceğiz. Hiçbir ülkenin iç işine karışmayacağız. Suriyeli kardeşlerimizi de geri göndereceğiz. “Kusura bakma” diyeceğiz, “git kendi ülkene” her insan doğduğu toprakta mutlu olur. Oraya birileri silah gönderdi, biz dostluğumuzu, kardeşliğimizi göndereceğiz. Biz onların akrabalarıyız, beraber oturup konuşacağız. Ülkelerindeki sorunları beraber çözeceğiz. Sözüm söz Ortadoğu’ya barışı biz getireceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Adamları keserler oraya gittiklerinde. Onların manyak bir örgütü var Şebbiha mı? Hep psikopat herifler, hepsini doğrarlar.

Gül Hanım çocuğuna Allah şifa versin inşaAllah, sana da ferahlık versin.

Kapılarımızın Tüm Ermeni kardeşlerimize açık olduğunu en güzel, en şefkatli şekilde vurgulamak önemlidir sözümüze karşılık Recep Sarı; “Sen kimin adına konuşuyorsun, Ermeni’yi kardeş yapıyorsun bize, sen kendini ne sanıyorsun Adnan” diyor. Müthiş bir cahil kitle var. Rum’dan nefret eder, Ermeni’den nefret eder, Musevi’den nefret eder, Alevi’den nefret eder, Şii’den nefret eder. Yalnız onunla kalmıyor, kendi şehrinden olmayan, hemşerisi olmayandan nefret ediyor, hemşerisi olanlardan da kendi mahallesinden olmayandan nefret ediyor. Kendi mahallesinde de kendisine yakın olanlara daha yakın oluyor fakat onlarla da kavga ediyor. Annesinden babasından da nefret ediyor. Daha Türkçesi “sevgisiz.”

CEYLAN ÖZBUDAK: Ermenistan’da üç milyon Ermeni var Adnan Bey, siz biliyorsunuzdur inşaAllah, Türkiye’de de iki milyon var. Zaten bayağı normalde var.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, kapıyı açtığımızda, bitti.

CEYLAN ÖZBUDAK: Bugün Sarkisyan bir açıklama yapmıştı; “Eğer sınırlar açılsaydı Türkiye’ye böyle bir baskımız olmazdı” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Baskı değil bu. Ne baskısı olacak? Türkiye artık bunu kâle almaz, baskıyı kâle almaz ama şefkat açısından, sevgi açısından, merhamet açısından bunu uygun buluyoruz. Yoksa “bize baskı yaptılar, biz de ne yapalım lanet olsun gelin bari de kurtulalım” böyle demiyoruz. Bu dehşet verici. Bu hiç olmasın daha iyi böyle bir şey varsa. Sevdiğimiz için şefkat duyduğumuz için, dost olduğumuz için, kendi evlatlarımız olduğu için böyle düşünüyoruz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yalçın Akdoğan, HDP için; “Tutturmuşlar demokratik özerklik. Bunu duyunca sanmayın “yerel yönetimleri güçlendirelim, demokrasiyi getirelim” falan değil. O demokratik lafı kandırmaca. Özerklik dedikleri “burayı verin biz yönetelim. İşte Suriye’de kantonlar yaptılar, Irak’ta yapmaya çalıştılar, Barzani ile birbirine girdiler. Bu anlayışın görünmesi lazım. Bu anlayış Türkiye partisi olamaz.”

ADNAN OKTAR: Çok güzel konuşmuş aferin. Yalçın Akdoğan çok kafalı delikanlı. Bayağı uyanık. Yani onu seçmekle isabet etmişler. Üslubu çok güzelleşti son zamanlarda. Mesela PKK’ya teşhisi net, diyor ki “Bu komünist, Leninist, Stalinist terör örgütüdür. Bak buraya da teşhis net. Lafı ağzında gevelemiyor yani. Tak açıklıyor. Güzel, tebrik ediyorum. Evet.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey, son günlerde Suriye’deki gerginlik nedeni ile ülkemizdeki mülteciler bayağı tedirgin CHP’nin açıklamalarından dolayı, bu seçim zamanında ne olacağına dair tedirginlikleri var.

ADNAN OKTAR: Çok özür dilerim de CHP yani hiçbir şekilde şey olmaz, seçim yasağı var da söyleyemiyorum. Yani imkansız. Bu mantıkla olmaz. Bir de Sayın Kılıçdaroğlu bunu söylerken, alın bunları kesip doğrayın mantığı ile söylemez. Herhalde bir anlaşma yaparız falan mı diye düşünüyor. Ama çok tehlikeli. Ama oraya dönerlerse, Esad onların yanına bırakmaz onu. Her halükarda yanlarına bırakmaz. Çünkü daha önceden tecrübeli bunlar çok geniş çaplı kütle katliamı yapmış, kimyasal silahlarla Müslümanları şehit etmiş, psikopat bir ruh. İlk belki üç beş ay bir şey demeyebilir. Ama sonra bir şey bahane edip, hepsini katleder. Yani buna çok dikkat etmek lazım.

Evet, dinliyorum

KARTAL GÖKTAN: Amerika bu yıl Irak’ı silahlandırmak için bir milyar üç yüz bin dolar bütçe ayırdı. Ayrıca otuz altı adet de F16 gönderecekler. Daha önce Irak’a verilen silahların nerdeyse tamamı IŞİD’in eline geçmişti. Yorumcular, IŞİD’in artık F16’sı da olacak şeklinde yorum yapıyorlar.

ADNAN OKTAR: Ben inanamıyorum, hakikaten sarığı ile falan F16’nın içinde oturuyor. Hakikaten uçuruyor da uçağı. Acayip manevra yaptırıyor havada, mükemmel kullanıyorlar. Hiç bilmiyor ilk defa biniyor, biraz kurcalıyor, “ben” diyor “kamyon kullanıyorum, bunu niye kullanmayayım?” Allahualem, yanmışlar ben söyleyeyim, çok acayip bir durum var.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, HDP’nin barajı geçmesinin bir takım sıkıntılar doğuracağını belirterek şunları söyledi. “Herhangi bir parti olsa sıkıntı olmaz ama bir tarafta bir terör örgütü varsa, bunun vesayetinden kurtulamayan bir siyasi anlayış varsa barajı geçmesi bunun normal bir şeymiş gibi görünmesini sağlar, bu da başka sorunlar doğurur” dedi.

Hürriyet yazarı Mehmet Yılmaz ise; “Sayın Akdoğan’ın asıl endişesinin bu değil Erdoğan’ın başkanlık hayalinin suya düşmesi olduğunu” iddia etti. “Milyonlarca insanın temsil edilmemesi umurlarında değil, onlar HDP’nin oy alacağı yerlerdeki milletvekillerini alma derdindeler” dedi.

ADNAN OKTAR: Maalesef doğru olabilir bu. İstemezdim bu işi böyle tasdik etmeyi ama maalesef doğru olması ihtimali çok yüksek. Yani diyecekler ki bak gasp ettiniz bizim oyumuzu diyecekler ve adamlar haklı konumda olacaklar. Yani hiçbir şekilde hakları olmayan oyları almış olacaklar. BDP’nin bütün oyu, AK Parti’ye geçmiş olacak. Ama onları bilerek yapıyor. Yani onu bilmiyor değiller, biliyorlar. Çünkü Abdullah Öcalan diyor “ben destekliyorum” diyor, “başkanlık sistemi tamam, bizim kabul ettiğimiz bir konu” diyor. Ben bu konuda AK Parti’yi destekleyeceğim” diyor. Destekleyeceğim diyorsa, gidip omuz verecek hali yok, işte böyle destekler. Buna benzer yani.

GÖKALP BARLAN: AK Parti de bölgede zayıf adaylar koyuyor daha önce de söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Olay her yerden bağırıyor yani. Utanç verici bir şey bu, çok kötü, bayağı yanlış bir yöntem.

Sarkisyan’ın bu sözü doğru değil. Bunu düzeltsin. Sarkisyan, ona bir şekilde ulaşalım. “Sınırları açılsa, biz Türkiye’ye soykırım kabul edin diye baskı yapmazdık” sözü olmamış. Bu çok tehlikeli bir ifade. Çok basit duruyor. Asaletine yakışmaz. Çünkü bazı sözlerin sonra düzeltilmesi çok zor hale gelir. Çok çirkin olur. Ermeniler bizim evlatlarımız. Bize ait insanlar, biz gereğini yaparız.

Kardashian da Ermeni değil mi?

AYLİN KOCAMAN: Ailesi Türkiye’de doğmuş bir Ermeni.

ADNAN OKTAR: Ne güzel bak o da Türkiye’ye gelir o zaman. Dost oluruz, güzel olur.

Akdoğan yaman delikanlı o çok iyi, aferin ona. Kalıp gibi oturtuyor lafı. Onurlu da onun için. Nurun içinde büyüyen nurlu olur. Aklı da nurlu olur, kalıp gibi lafı oturtuyor o yüzden, güzel oluyor.

Tayyip Hocam şu başkanlık işini bıraksın. Bak ben onun kardeşiyim, sözümü dinlesin, o lafı ağzına almasın. Biz onu iktidar yaparız. Derdine düşmesin. Öyle bir şey olmaz yani ne zaman istiyorsa, istiyorsa cumhurbaşkanı olsun, istiyorsa başbakan olsun millet yanında öyle bir derdi olmasın. Ama başkanlık sistemi, o zaman bütün itibarını kaybeder bak söyleyeyim, bütün itibarını kaybeder. Yani çok riskli bir yola girdi. Onu yapmasın. Onun dışında bir şey yok.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Meydan Gazetesi’nden Ömer Şahin yazısında; “HDP’lilerin barış altında kalsalar da kalmasalar da kendilerini her türlü karlı gördüklerini” ifade etti. İsmini vermediği bir HDP’linin kulislerde konuşulan iddiasına yer verdi. HDP’li kişinin “Baraja takılırsak, Atatürk’ün yaptığı gibi yapacağız. O nasıl İstanbul Hükümeti’ne karşı Ankara Hükümeti’ni kurdu, biz de Diyarbakır’da kendi meclisimizi toplarız” dediği iddia etti.

ADNAN OKTAR: Olur mu öyle şey? Sen meclis topla, kaç defa topladınız? İllegal meclisin ne geçerliliği olur? Çocuk gibi kendinizi kandırıyorsunuz. Ama meclise giremezseniz, bu çok acı bir olay. Yani hakikaten oylarınız gasp edilmiş görünürse, bu çok acı bir olay. Bu AK Parti açısından utanç verici. Ama sizin yaptığınızın da ben samimi olduğuna inanmıyorum HDP’liler, siz bunu bilerek ve şuurlu yaptınız. Çünkü bak defalarca söyledim, eğer dedim siz bunu kasten yaptıysanız, açıklayın. Eğer kasten yapmadıysanız da deyin ki, “eğer biz AK Parti ile böyle bir anlaşma yaptıysak, dünyanın en aşağılık, en şerefsiz adamıyım” deyin dedim, diyemediler. Bu anlaşma çok açık görünüyor. Birdenbire küt diye dediler ki “biz parti olarak gireceğiz.” Bağımsız girsen zaten kazanacaksın. Ama öbür türlü ciddi şekilde riske etmiş oluyorsun ama çok ciddi riske etmiş oluyorsun. Böyle bir riski siz kabul edecek adam mısınız? İnce ince de hesaplamışsındır, biliyorsundur meydana gelecek olayı AK Parti’ye oylar kayacak, biz de AK Parti’den başkanlık sistemi isteyeceğiz, federasyon isteyeceğiz. Abdullah Öcalan’ın bırakılmasını, PKK’lı katillerin affedilmesini isteyeceğiz diye düşünüyorsunuz. İşin doğrusu bu. Tayyip Hoca bu dediklerinizin hiç birini yapmaz söyleyeyim. Boşa uğraşıyorsunuz. Başkanlık sistemine de hiçbir şekilde yanaşmasın Tayyip Hocam. Bayağı riskli.

KARTAL GÖKTAN: Elli bir gündür ceza evinde hücrede bulunan Mehmet Baransu, bugün balyoz ve Ergenekon sanıklarından ve ailelerinden özür dileyen bir mektup yayınladı; “Elli bir gündür kirlenmiş, kirletilmiş ruhumu temizlemeye çalışıyorum. Anlıyor, anladıkça düşünüyor, düşündükçe gözyaşı döküyorum. Hırsızların önünde diz çöktürmeyip, kendi önünde secde ettiren Rabbime hamd olsun. Sonunda hücremde anladım ki, bu ülkenin en büyük sorunu askeri vesayet değilmiş. Kullandığım sert dil başta olmak üzere, dün anlayamadığım empati kuramadığım kişilerle ve toplum kesimleri ile empati kuruyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Allah Allah ne demek istiyor yani özetle?

KARTAL GÖKTAN: Bir kumpas olduğuna o da kanaatini getirmiş.

ADNAN OKTAR: Tamam devam et.

KARTAL GÖKTAN: Şöyle diyor, “On metrekarelik sarayımın her bir tuğlası helal. Kaçak, yetim hakkı yenilmiş tek bir çakıl taşı bile yok. Bıldırcın yumurtaları, altın kadehleri yok bu sarayın. Beştepe’deki sarayda ruhlar hapisteyken, burada ruhlar özgür.”

ADNAN OKTAR: Balyoz sanıklarından özür diliyor ama Tayyip Hoca’ya da ağzına geleni söylüyor. Her şeyde bir hayır vardır. Yani o gözle baksın. Hayırsız hiçbir şey olmaz. Kaderinde Allah öyle bir şey yarattıysa, onu hayırla yaratmıştır. Mühim olan, ahiret. İki günlük dünya, gelip geçici. Bak daha dün gibi bunların gelişi, bir anda otuz sene, otuz beş sene geçti. Ben buraya geldiğimde yirmi üç yaşındaydım, altmış yaşındayım yani. Yıldırım hızıyla geçiyor seneler.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, yarın A9 TV’de iki değerli konuğumuz olacak, inşaAllah. İlk konuğumuz saat 17:00’da Başkent Birikimleri programında Hüma Babuna’nın konuğu olacak. Gazeteci yazar ve Sayın Devlet Bahçeli’nin Baş Danışmanı Sayın Metin Özkan.

ADNAN OKTAR: Metin Özkan Hocamız, evet.

KARTAL GÖKTAN: İkinci konuğumuz yine yarın saat 18:00’da Yaşamdan Portreler programında Aylin Atmaca’nın konuğu olacak. Ünlü bestekar, söz yazarı, ses sanatçısı ve devlet sanatçısı olan Sayın Zekai Tunca.

ADNAN OKTAR: Zekai Tunca son sanatçılarımızdan. Çok değerlidir, çok muhteremdir, çok efendidir, seçkindir, kalitelidir, nurludur, temiz bir insan. Allah ömrünü uzun etsin.

KARTAL GÖKTAN: Başkent Birikimleri programı yarın saat 17:00’da olacak. Hüma Babuna’nın konuğu gazeteci yazar ve Sayın Devlet Bahçeli’nin Baş Danışmanı Sayın Metin Özkan. Metin Özkan Bey’in size selam ve hürmetleri de var. Ayrıca şöyle bir sözü var; “A9 TV’de Adnan Oktar Hocam’a özellikle PKK ile ilgi açıklamalarını yakından takip ediyorum” diyor.

ADNAN OKTAR: Aleykum Selam. Koç yiğit o aslan. O ülkücünün hası. MaşaAllah, çok kültürlü, aklı başında delikanlı. Allah ilmini artırsın.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizin faaliyetleri hakkında bilgi verelim mi Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet, verelim.

KARTAL GÖKTAN: İnegöl’deki kardeşlerimiz devlet hastanesine sizin çeşitli kitaplarınızdan ve dergilerden ücretsiz olarak dağıtmışlar. Ayrıca Pazar günü de ev sohbetinde buluşmuşlar, kitabınızdan okumuşlar. Bursa’dan kardeşlerimiz, 12 Nisan tarihinde Yalova Kazım Karabekir Mahallesi’nde bin beş yüz adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. İzmit Fethiye Caddesi ve civarında halka çeşitli kitap ve dergilerinizden 227 adet hediye edilmiş. Ayrıca 1500 adet broşür dağıtımı olmuş. Kardeşlerimiz sonrasında çay içip sohbet edip, sizin de sohbetinizi seyretmişler. Bornova Santa Maria Kilisesi’ni ziyaret etmiş kardeşlerimiz. Ayine katılanlara ve kilise görevlilerine Hristiyanlar Hz. İsa’yı Dinlesinler ve diğer çeşitli kitaplarınızdan hediye etmişler. Bir kardeşimiz on altı adet kitabınızı akrabalarına hediye etmek için hazırlamış. 19 Nisan’da kardeşlerimiz Dolapdere Evangelistira Rum Kilisesi’ne ziyarette bulunmuşlar. Kilise yetkilisi Lefter Bey’le görüşerek sizin kitaplarınızdan hediye edip sohbet etmişler. Ayrıca ziyaret dönüşünde bir özel okula sizin evrimin geçersizliğini anlatan kitaplarınızdan bırakmışlar. 19 Nisan Pazar günü Düzce’de 45 adet eserlerinizden ve dergi dağıtımı olmuş. Sonrasında da kardeşlerimizin sohbeti olmuş. Bir kardeşimiz memleketi Edirne Keşan’a giderek, kız kardeşiyle beraber bin adet broşür ve 35 adet kitabınız dağıtmış. 18 Nisan’da Artvin merkezde Kafkas Üniversitesi hocalarının kaldığı lojmanlara, devlet kurumu lojmanlarına, halka, MHP il başkanlığına, CHP seçim bürosuna, Anadolu Lisesi öğrencilerine ve Boşka ilçesinde halka toplam 1100 adet kitap dağıtımı gerçekleştirilmiş. Geçtiğimiz günlerde Alanya’da 350 adet kitap dağıtımı olmuş. Bozkurt işareti yapan bir ufaklık olacaktı. Bu ufaklı ve ablası sizi çok seviyormuş her gün izliyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Allah ömrünü uzun etsin, inşaAllah. Onlar benim canım aslan onlar.

KARTAL GÖKTAN: Balıkesir Üniversitesi öğrencileri birlikte yemek yiyip belgesellerinizden izlemişler. Sohbet sonunda katılımcılara kitaplarınızdan hediye edilmiş. Diyarbakır’da halka bilimsel dergilerinizden dağıtım yapılmış. Bursa’dan kardeşlerimiz 4 Nisan cumartesi günü 2250 adet PKK tehlikesine karşı hazırlanan broşürlerden dağıtmışlar. 3-10 Nisan tarihleri arasında Çanakkale Kitap Fuarı’nda fosil sergisi düzenlenmiş. Özellikle çocukların çok ilgisini çekmiş fosiller.

ADNAN OKTAR: Ben onları yerim, ben onları yerim. Hepsi birbirinden şeker.

KARTAL GÖKTAN: 15 Nisan Çarşamba günü Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz evde bir araya gelmişler, sohbet etmişler. İstanbul’daki kardeşlerimiz 17 Nisan Cuma günü İncirli ve Bakırköy’de 1000 adet A9 broşürü ve 50 adet dergi dağıtmışlar. Ayrıca ev sohbetinde buluşarak makalelerinizden okuyup üzerine sohbet etmişler. Son olarak Berlin’de Bayan Mormon kardeşlerimiz, oradaki kardeşlerimizi kiliseye davet etmişler. Beraber sohbet edip güzel bir gün geçirmişler, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mormonlar Hz. İsa (a.s)’ın geldiğini söylüyorlar, dur bakalım. Neyi kastediyorlar, göreceğiz. Mormonların ileri gelenleriyle görüşelim. Geçen günler tavşan gibi Amerikalılar geldi Mormon, acayip sevimliler. Burada tebliğ yapmaya gelmişler. Ama bayağı imanlılar şevkleri çok iyi.

GÖKALP BARLAN: Sizin kitaplarınızı okuyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Aferin.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Güney Amerika’da Şili’de bulunan Kalbuko Yanardağı, 1972’den bu yana ilk kez faaliyete geçti. Dün akşamdan beri iki kez patlayan yanardağın külleri yaklaşın 20 kilometrelik toz bulutu oluşturdu. Fotoğraflarda vardı.

ADNAN OKTAR: Çok ilginç olmuş. Millet hiç umursamıyor, onun dibinde oturuyorlar. Gidip resim çektiriyorlar. İnanılır gibi değil. Kafadan temizleyip külleri devam ediyorlar.

AYLİN KOCAMAN: Napoli şu anda çok ciddi risk altındaymış. Vezüv edeniyle, fakat orada gayet rahat oturuyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sözde Ermeni soykırım hakkında fikir özgürlüğünün beşiği sayılan Fransa ve Amerika’da akademisyen ve bilim adamlarına yapılan baskılardan birkaç örnek var uygun görürseniz okuyabilirim.

ADNAN OKTAR: Hikaye yani. Soykırım var niye sözde olsun? Müslüman Türk soykırımı var, altı milyon kişiyi katlettiler. Ermeni soykırımı var, bir buçuk milyon kişiyi katledildi ve Kürt katledildi. Çanakkale’de iki yüz bin evladımızı soy kırıma uğrattılar. Bu doğru bunlar. Amerika Hiroşima’da, Nagazaki’de yüzbinlerce insanı bir seferde katletti, soykırıma uğrattı. Japon soykırımıdır. Fransa Cezayir’de soykırım yaptı. Yani topluca insanların öldürülmesi olayına biz soykırım diyoruz. Anadolu’da yaptılar Rum’lar soykırım yaptı. Fransızlar soykırım yaptılar. İtalyanlar soykırım yaptı. Bulgaristan’da, Balkanlarda Bulgar Müslümanlarına soykırım yapıldı.

AYLİN KOCAMAN: Çin hala halihazırda Doğu Türkistan’da.

ADNAN OKTAR: Doğu Türkistanlı kardeşlerimize soykırım yapıldı. Milyonlarca Doğu Türkistanlı şehit edildi. Toplu öldürmeye soykırım denir. Bu anlamda var soykırım. Birde bu bir buçuk Ermeni şehit edildiği iddiası doğru değil. O devirde orada, en fazla bir milyon yedi yüz bin kişi olabilir Ermeni, o bölgede. Anadolu nüfusu da çok azdı, Ermeni nüfusu da çok azdı. En fazla yukarı üstlere kadar çıksak, en fazla bir milyon yedi yüz bin kişidir. Nerede bir buçuk milyon Ermeni katledilsin? Tarihte tamamının katledilmesi lazım, öyle bir şey için. O da yanlış verilen bilgide yanlış. Garip bir tahmin. Anadolu halkı zaten çok az o devirde nerede bir buçuk milyon? Şu anda bile çok az Ermeni var. Nasıl oluyor yani?

CEYLAN ÖZBUDAK: Zaten Ermenistan kendi arşivini göstermiyor.

ADNAN OKTAR: Göstermemesinin nedeni belli. Bu şamata son bulmuş olacak onun için. Ama bunlarla uğraşmayalım. Bunlar dostluğu azaltır, sevgiyi azaltır böyle şeylerin içine hiç girmeyelim biz. Doğrudan dost olalım, arkadaş olalım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici Hocamız bölünme konusundaki endişelerini dile getirdi; “Teröristlerin bulunduğu yere eğer bu ülke silahlı güçlerini operasyon için gönderilmiyorsa bu suçtur. Son yıllarda gidilemediği için terör örgütü, adliyesini, vergi dairesini, karakolunu, askerlik şubesini kurmuş. Halk gittiğimiz yerde, burası devletin adliyesi, burası PKK’nın adliyesi diye gösteriyorlar. Bunlara özerkliği verdikten sonra, artık devletleşme süreci gelir” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama Destici Hoca’dan bak ilk defa duyuyorum. Gürül gürül her gün konuşsana mübarek. Yayınlanmıyor, biz yayınlayacağız, yayınlatırız. İnternetten her yere duyururuz, sen söyle. Bak söylüyorsun duyuluyor. MaşaAllah. Her gün konuş, yeri göğü inlet. Çok hayati bir tehlike bu, çok büyük tehlike. Milliyetçi Hareket Partisi de, bunu sürekli gündemde tutsun. Sayın Devlet Bahçeli’ye de kükreyin dedim, hakikaten kükredi o dönem. Ama kesintisiz kükreme gerekir. Bu felaket dağılıncaya kadar ürkemeye devam.

Ermeni de tabii kendi dininde göre şehit olmuş olur. Biz İslam dinine göre. Mesela devrimcilerde devrimi şehit ediyorlar, kendi inancına göre.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Destici MHP’yle koalisyon konusunda da şunları söyledi “bu hükümete karşı şimdi ittifak yapmayacaksak, ne zaman yapacağız? Eğer MHP’de ittifak içinde yer almış olsaydı oy oranımız hayli yüksek çıkacaktı. Şunu samimiyetle söylüyorum MHP’yle ittifak için hiçbir ön şartımız olmadı. Olduğuna ilişkin iddialar tümüyle yalan ve iftiradır.”

ADNAN OKTAR: Dedi diyorlarsa, inanırız. İnançlarına saygımız var.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımız devam ediyor.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Erzurum’da Şeyh Sait’in torunu olan AK Parti beşinci sıra adayı avukat Abdurrahim Fırat HDP’li bir grubun sopalı saldırısına uğradı.

ADNAN OKTAR: İşte bak kepazelik. Böyle böyle yıldırıyorlar. Bakıyor o orada sopa yiyor, bu burada sopa yiyor. O zaman ne yapalım? HDP’lileri seçelim, BDP’lileri seçelim. “Sopa yiyen adamları seçeceğimize, sopa yemeyen adamları seçelim” diyorlar. Halbuki devlet gücünü gösterse, asker, polis gücünü gösterse bu rezaletlerin hiçbiri olmaz. Asker polis gücünü göstermeyince, adam tepeye çıkıyor, olay bu. Bu durumda da halk güçlü olanı seçmek istiyor. Sopa atanı seçmek istiyor, sopa atılanı değil de sopa atanı seçiyor.

KARTAL GÖKTAN: Birkaç AK Parti adayının seçim faaliyetleri sırasında yaşadıkları zorluklarla ilgili açıklamaları var. Okuyabilirim uygun görürseniz?

ADNAN OKTAR: Neyini anlatacak, yaşadıkları ortada rezalet. Onların anlatmasıyla mı öğreneceğiz biz? Bütün Güneydoğu bölgesiyle tam anlamıyla rezalet yaşanıyor ve bir işgal var, komünist işgal var, Stalinist işgal var. Komünist işgalinde zorluklar var denir mi? Stalin işgal etseydi nasıl olurdu Türkiye’yi? Onu gibi yani PKK işgali var.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan; “dünyayı içinde bulunduğu durumdan kurtaracak ve İslam dünyasına ortak bir ideal etrafında birleştirebilecek tek ülkenin Türkiye olduğunu” yazdı. “Eğer Türkiye bunu yaparsa Batı’nın hegemonyası sona erer. Türkiye’nin yine herkesi kucaklayan Osmanlı ruhuyla ortaya çıkması için, İslam dünyası dua ediyor. Batı’nın Osmanlı’yı soykırımcı ilan etmeye çalışmasının ardındaki sebep, bunu önleyebilme arzusu” dedi.

ADNAN OKTAR: Konu bu değil. PKK’yı güçlendirmelerinin nedeni, kafayı Güneydoğu’ya taktılar. Yani o bölgeyle, İslam aleminin bağlantısını koparttırmak. Yani oraya bir blokaj meydana getirmek, amaç bu. Yani ta Karadeniz’den başlayıp, ta Mersin’e kadar geniş bir alanda büyük bir set meydana getirmek. İslam alemiyle Türklük aleminden bağlantıyı koparmak. Ondan sonra yan gelip yatacak adamlar güya. Buna müsaade etmeyiz. Yani hayatımız pahasına müsaade etmeyiz. Gerekirse milletçe şehit oluruz ama müsaade etmeyiz. Adam diyor ki “biz deliyiz” diyor, sen deliysen karşındaki akıllı. Sana müsaade etmeyiz, bunu unutacaksın.

Evet, dinliyorum.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey, siz hep Sevr’i uygulatmaya çalışıyorlar, tekrar demiştiniz. Kuzeyde Ermenistan’a toprak verip, Güneyde de öyle Kürdistan oluşturup bunu hala hayata geçirmeye çalışıyorlar o dönemden beri.

ADNAN OKTAR: Ermenistan’ı biraz zor görüyorlar da, fakat PKK’ya bir an önce orayı vermeyi düşünüyorlar. Verdikten sonra PKK’yla anlaşıp, oraları alacaklarını düşünüyorlar Ermenistan için ve orada da tabii bir Hristiyan Ermenistan kurup geri kalanı da PKK’ya verip, İslam alemiyle bağlantıyı koparttırmak.

“Hayırlı geceler Hocam. Çok güzel bir program. Gündemdeki sorunlara yaklaşımınız bir harika” diyor, Erkan.

Bir kısmı yakışıklılık konusunda güzel ifadelerde bulunmuş.

“Ailece sizi izliyoruz” diyor, Veysel.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Amerika ve Fransa’daki son çalışmaları paylaşan MHP milletvekili Yusuf Halaçoğlu, sözde Ermeni soykırımı ile ilgili yeni bilgiler verdi; “Dünya katledilen beş yüz on beş bin Türk’ü konuşmuyor. 1924’te Türkiye’de bir buçuk milyon değil, altı yüz yirmi dört bin Ermeni vardı” dedi. Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı da olan MHP’li Halaçoğlu, “dünya sözde Ermeni soykırım iddialarını görürken bunların katlettiği 518.301 Türk’ün adını bile anmıyor. Binlerce insan çoluk çocuk samanlıklarda, camilerde yakıldı. Papa ve Batı katledilen Türklerden neden bahsetmiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Halaçoğlu Hocam yaman, o alim işte bak gidip ona sorsunlar. Doğrusunu söylüyor. MHP çok mübarek bir parti. Bayağı aklı başında yani helal olsun. Bak gece gündüz anlatıyoruz, Hoca da bilimsel yönden güzel açıklamalar getiriyor. CHP’nin de tabii güzel yönleri var. Mesela modernliği, laik olması, bağnazlığa karşı olması. AK Parti’nin de böyle yaratıcı olması çok güzel. Yani canlı sıhhatli bir bakış açısına sahip olması güzel. Saadet Partisi’ni göreceğiz bakalım.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Çanakkale Zaferi’nin 100. yıl dönemi sebebiyle, ilk defa Anıtkabir 24 saat açık tutuldu. Mehter bölüğünün bulunduğu gecede on binlerce vatandaş gece boyunca Anıtkabir’i ziyaret ettiler.

ADNAN OKTAR: Böyle kıytırık mehter takımları kuruyorlar, tangur tungur çalıyorlar, mehterin kıymetini düşürüyorlar. Yok bilmem ne bilmenin mehter takımı, yok bilmem ne şuranın, böyle olur mu kardeşim? On kişi on beş kişi tangır tungur çalıyorlar falan, bunun yasaklanması lazım. Yani hakkıyla mehter takımı varsa var, yoksa müsaade edilmemesi lazım. Ve çok katlı olması lazım. On kişilik mehter mi olur? En az kırk-elli kişi olması lazım. Normal yetmiş kişi falan olması gerekiyor. Yeri göğü inletecek. Çift kös olması lazım, zurna en az yirmi zurna olması gerekiyor. Kös sesi beş kilometreden duyulacak. Böyle mehter takımı olmaz. Buna bir açıklık getirsin. Genelkurmayın mesela iyi mehter takımı. Yalnız bıyıklar çok önemli, en az kulak altına kadar olması gerekiyor. Ağız komple kapalı olacak. Ecdad işi biliyormuş, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Anıtkabir ile ilgili görüntüler vardı, geceden.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Hay maşaAllah, ümmeti Muhammet doldurmuş Anıtkabir’i. Çok güzel olmuş. Atatürk rahmetli olmazsa, yobazlar bayağı kuduracakmış. Gün geçtikçe ben daha iyi anlıyorum kıymetini. Bayağı azgınlar.

Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler programımız şu anda sona erdi. Birazdan Hoş Sohbetler’le birlikte olacağız.

Masaüstü Görünümü