Harun Yahya

Sohbetler (2 Mayıs 2015; 13:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar’la Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı eleştirerek şu ifadeleri kullandı. “Devlet konuşacağı dili belirliyor. “Türkçe dışında hutbe veremezsin” diyor Diyanet. Niye? Allah Kürtçe bilmiyor mu? İngilizce bilmiyor mu? Kendi yarattığı dili anlamıyor mu Allah? Sen niye engelliyorsun Diyanet olarak.”

ADNAN OKTAR: Sen iyi niyetli olsan, Kürtçe olsun fark etmez. Ama iyi niyetli değilsin. Hutbeyi Kürtçe istiyorsun. Eğitimi de Kürtçe istiyorsun. Kesin bir farklılık oluşmasını istiyorsun. Yani farklılığın derinleşmesini istiyorsun. Biz de bunu istemiyoruz. Yoksa ne fark eder? Tabii ki Kürtçe bak, biz yayın yapıyoruz. Kürtçe kanalımız da var, öyle bir dert yok. Ama senin amacın bu değil. Yani şahsı adına dürüst bir delikanlıya benziyor. Ama PKK tehdidi o partinin arkasında olduğu müddetçe bir şey çıkmaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: HDP’li Sırrı Süreyya Önder taleplerini şöyle sıraladı. “Görüşmeler devam edecekse Öcalan’ın statüsü yasal çerçeveye alınmalı. Uluslararası gözlemcilerin Birleşmiş Milletler, Avrupa Parlamentosu ve Uluslararası Af Örgütü de bu meselede devreye girmeleri gerekir.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Van’da belediyeye bağlı su işlerinin astığı reklam panolarında “Kan akan musluklar. Bir gün her şey. Sahip çıkmazsanız uzak değil. Nefessiz kalmayalım. Farkında mısın?” Yazan afişler halkın tepkisini çekti. Bu billboardların halka eğer HDP’ye oy vermezseniz kan akacak gibi bir düşünce telkin ettiği iddia edildi. AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, AK Parti’ye seçim bürosu kiralandığında tehdit edildiğini belirterek “Bu tehditlerden, baskılardan bir an önce vazgeçilmesi lazım. Geçen dönem elli dört gün burada kaldık ve bu elli dört gün de saldırıya uğradık. Buraya savaşmaya mı geliyoruz? Barış içinde yarışmak için seçime mi geliyoruz? Vatandaş tehdit alıyor. Köylerde, kent merkezinde evler tek tek dolaşılarak tehdit ediliyor” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: Kardeşim ben anlamıyorum. Delikanlı adam konuyu uzatmaz. “Pençeleyecek aslan kükremezmiş” derler. Lafı ne uzatıyorsunuz? Darmadağın edin hepsini. Gücünüz yok mu? Var. Polisiniz var. Askeriniz var, elhamdülillah. Her şeyimiz var. Girin, hepsini yakalayın. Konuyu bitirin. Habire yakınıyorlar. “Öldük, bittik, sürünüyoruz.” İşte kanlı çeşmeden bahsediyorlar. “Böyle adamlar mı olur? Ne kadar ayıp? Sıkıldık. Canımızı yakıyorsunuz. Bizi öldürüyorsunuz.” Allah Allah. Adamların yeri belli, mekânı belli. İki kuruşluk tırışko adamlar. Alın tepeleyin yani. Hepsini alın, tutun kulağından hapse atın. Ben böyle iş görmedim. Başbakan bunlardan şikâyet ediyor. Ben mesela böyle yamuk adam olsa tutarım kulağından alır hapse atarım. Bu kadar basit. Lafı uzatmaya ne gerek var? Habire konuşuyorlar. Her gün konuşma dinliyoruz. Yeri, mekânı belli değil mi bu adamların? Belli. Eti ne budu ne? Bunlar kahpe, kalleş adamlar, korkaklar da aşağılık herifler. Bak, İran’ın karşısında köpek gibi titriyorlar. İran ne derse hazır ola geçiyorlar. “Aman İran’ı kızdırmayalım. Hoşafımızı çıkarır. Ezer bizi” falan diyorlar. IŞİD’den zaten köpek gibi korkuyorlar. Türkiye’nin bu gücü yok mu? Komandosu var. Özel harekâtçısı var. Polisi var, askeri var. Dalsınlar bitirsinler.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Yeni Şafak’ın yaptığı habere göre Güneydoğu’da muhtarların yoğun tehdide maruz kaldığı ifade edildi. Bir muhtar PKK’lıların kendilerini Van merkezine götürdüğünü, “tek oy kaybı istemiyoruz” dediklerini aktardı. Adını vermeyen bir başka muhtar da yöntemi şöyle anlatıyor: “Başta muhtar ve imam herkesi kadınlar hariç topluyorlar. “Çıkan her eksik oy bize sıkılmış kurşun olur ve kan davası sayarız” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Hükümet eğer bunu duymuyorsa bu çok vahim. Bu durumda seçim olmaz. Seçimin mutlaka iptal edilmesi lazım. Önce bu pislik temizlenmeli. Halk bu kadar ağır tehdit altındayken seçim olmaz. Burada bir pasiflik var. Gidersin, kulağından tutarsın, tepelersin. Sürükleyerek alır götürür hapse atarsın. Adamlara bu kadar itlik yaptırmanın âlemi ne? Yani çok şaşırtıcı bu. Bir mucize yani bu. Yani ben bunu açıklayamıyorum. Her Allah’ın günü bu lafı duyuyoruz. Muhtarlara kabadayılık. Belediyelere kabadayılık, her yere kabadayılık bu çakallarda. “Sen kimsin?” dersin. Tepelersin, alır kulağından tutar hapse atarsın. Tepeleme; yere yatıracaksın, kelepçeyi takacaksın koluna.

AYLİN KOCAMAN: Daha önce size birisi yazmıştı Adnan Bey. Irak sınırından Türkiye’ye geçmiş, oradan İran’a geçmiş. “Irak sınırında peşmerge var” diyor. “Fakat Türkiye’ye geçildiğinde her yol boyunca PKK kontrolünde, İran’a geçtiğimizde o tamamen kesiliyor” diye anlatmış.

ADNAN OKTAR: İran’da bu mümkün değil. Bu acz görüntüsüne ne gerek var kardeşim? Ama olayı Bruce Lee gibi değerlendiriyor da olabilirler. “İyice kudursunlar bir, evire çevire bunları bir şekle sokalım” diye de düşünüyor olabilirler. Çünkü böyle bir beklenti var PKK cihetinde. “Bizi yamultacaklar” diye de titriyorlar. Tepeleyin derken, oturup kessinler anlamında değil. Ayağına çelme takarsın, yüz üstü gider aşağı, takarsın koluna kelepçeyi, alırsın hapse atarsın. Biz kan istemiyoruz. Kanı ne yapacağız? Hukuki anlamda müdahale istiyor olabilirler. Ertelemek için provokasyona gerek yok ki, hali hazırdaki durum yeterli zaten. Buna bir mahkeme karar versin. Mahkemeye müracaat etmek istiyorsa biz müracaat edelim. Yani bölge mahkemesine müracaat edelim. Bu durumda seçim olmaz. Mahkeme kararıyla seçim durdurulsun. Önce bu pislik bir temizlensin. Sonra rahat rahat vatandaş gitsin sandıkta oyunu kullansın. Dünyanın hiçbir yerinde bu şartlarda seçim olmaz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: En Son Haber Sitesi yaptığı haberde PKK’lıların artık barış geldiği için organik tarıma başladığını iddia etti.

ADNAN OKTAR: Organik tarım mı?

KARTAL GÖKTAN: Organik tarım evet.

BÜLENT SEZGİN: Fotoğraflar da vardı.

ADNAN OKTAR: Bit yetiştiriyorlardır. Bunların en gelişmişi bitleri bunlar. Sığırcıklara yem olarak hazırlıyorlardır Allahualem. Bunların ne pişirdiği yenir, ne yetiştirdiği yenir. Bunlar leş gibiler. Acayip pislik bunlar. Bunların elinin dokunduğu şey yenir mi? Üç metreden kokuyorlar. Domuz kokusu var heriflerde. Mikrop gibi şeyler. Bitkilere yazık.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Burhan Kuzu, HDP’ye yönelik şöyle bir eleştiri yaptı. “Paralel, küresel, yamuk, değişik kesimler, komünistler, faşistler, ateistler yani nerede bir döküntü varsa hepsi bir araya gelip HDP’ye oy vermek istiyor. İstemeleri HDP’yi sevmelerinden değil, AK Parti’ye düşmanlıklarından kaynaklanıyor. Bu vatan hainleri AK Parti’nin gitmesi için dünyada Türkiye’ye en düşman olanlarla iş birliği yaparlar.”

ADNAN OKTAR: Bir daha.

BÜLENT SEZGİN: Burhan Kuzu, HDP’ye yönelik şöyle bir eleştiri yaptı. “Paralel, küresel, yamuk, değişik kesimler, komünistler, faşistler, ateistler yani nerede bir döküntü varsa hepsi bir araya gelip HDP’ye oy vermek istiyor. İstemeleri HDP’yi sevmelerinden değil, AK Parti’ye düşmanlıklarından kaynaklanıyor. Bu vatan hainleri AK Parti’nin gitmesi için dünyada Türkiye’ye en düşman olanlarla iş birliği yaparlar.”

ADNAN OKTAR: Hocamız bir şey diyorsa bir bildiği vardır. Yani o aklı başında bir insandır. AK Parti’ye bir şey olmaz. Oturup onun derdine düşmelerine gerek yok.  

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, kardeşlerimizden çok sayıda faaliyet haberi geldi. 17 Nisan Cuma günü kardeşlerimiz Bursa Kemalpaşa İlçesi Müftüsü Sayın Musa Uzun’u ve Kaymakam Yalçın Bulut’u makamlarında ziyaret ederek kitaplarınızdan hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Kaymakamımıza Allah daha büyük makamlar nasip etsin. Helal olsun. Müftü Efendi’ye de öyle maşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Gebze’deki kardeşlerimiz 17 Nisan tarihinde ev sohbetinde buluşarak kitaplarınızdan okumuşlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: 26 Nisan’da Adapazarı Maltepe Mahallesi’nde birçok A9 TV broşürü dağıtılmış. Hollanda’da bir kardeşimiz eşiyle birlikte sizin çok sayıda kitabınızı, DVD’yi ve Yaratılış Atlası’nı dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimiz Kayseri’de yüz adet dergi ve elli adet kitabınızdan dağıtmışlar, akşam da evde toplanıp sohbet etmişler ve toplu dua etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hadi bakalım.

KARTAL GÖKTAN: Hafta sonu Osmaniye’de halkımıza sizin Komünist Kürdistan Tehlikesi kitabınızdan çok sayıda ücretsiz olarak dağıtılmış. Şanlıurfa’da Komünist Kürdistan Tehlikesi kitabınızdan yüz altmış adet, dergilerden de yirmi beş adet dağıtılmış. 25 Nisan Cumartesi günü Balıkesir Erdek’te esnafa ve halka iki yüz adet dergi hediye edilmiş. 19 Nisan Pazar günü Bursa ve İnegöl’deki kardeşlerimiz bir araya gelmiş, kitaplarınızdan okuyup sohbet etmişler.  İstanbul’daki kardeşlerimiz Koca Mustafa Paşa semtinde beş yüz adet A9 TV broşürü ve yirmi yedi adet dergi dağıtmışlar. Perşembe günü de evde bir araya gelip sohbet etmişler. Gaziantep’te kardeşlerimiz bin beş yüz adet kitap ve beş yüz adet dergi dağıtımı yapmışlar. 23 Nisan günü Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz bir araya gelmiş kitaplarınızdan okuyup sohbet etmiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah bak aslan gibi, filinta gibi genç kızlar. Oradaki anne de başörtülü tamam mesela o inancına göre örtünmüş tebrik ediyoruz. O delikanlı kızlar da inancına göre açık tebrik ediyoruz. Hepsi nur gibi Müslüman. Arada fark yok.

KARTAL GÖKTAN: Dün Rusya’nın en büyük üniversitesi olan Moskova Devlet Üniversitesi’nde üç yüz adet Evrim Aldatmacası kitabınızın Rusçası dağıtıldı. Bugüne kadar Moskova Devlet Üniversitesi’nde iki binden fazla kitabınız ücretsiz olarak dağıtılmış oldu.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Rusya’da demokrasi tam ama Güneydoğu’da bunu yapamıyoruz işte. Güneydoğu’da kitap dağıtamıyoruz. Rusya’da istediğimiz gibi her türlü kitabı dağıtıyoruz. Rus gizli servisinde “biz” diyor “sizi destekliyoruz. İstediğiniz gibi dağıtın, serbestsiniz.” Ama burada böyle bir olay yok. İran’da benim kitaplarım rahat rahat dağıtılıyor. Güneydoğu’da yasak. Kardeşim bu bizim çok ağırımıza gidiyor. Devlet bunu darmadağın etsin. Vakit saat geldi uzatmaya gerek yok. Habire kabadayılık yapıyorlar. Yok musluktan kan akacakmış da yok gazoz akacakmış da. Her tarafınız kan olsa ne olur? Ne kan akıtacaksın? Mehmetçiği gördün mü çöküyorsunuz anında.

KARTAL GÖKTAN: Bir kaç faaliyet daha var Adnan Bey. Hollanda Lahey’deki kardeşlerimiz hafta sonları düzenli olarak fosil sergisi düzenliyorlar. Geçe hafta sonu yapılan serginin fotoğrafları var. Yine Hollanda’dan Sufan kardeşimiz Hristiyan bir aileye ziyaretinde sizin Karanlık Tehlike Bağnazlık, Hristiyanlar Hz. İsa’yı Dinlesinler ve Evrim Aldatmacası kitaplarınızı hediye etmiş ve sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Geçtiğimiz günlerde Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde de fosil sergisi düzenlemiş kardeşlerimiz. Bayağı yoğun ilgi olmuş. Ayrıca Darwinizm’in geçersizliği ile ilgili de sunum yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Helal. Çok şahane. Bayağı güzel olmuş.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, A9 Azerbaycan kanalımız uydudan yirmi dört saat yayın yapmaya başladı. Frekans bilgilerini vermek istiyorum. Azersat 46 derece Doğu, Frekans 11015, sembol 30000, polarizasyon yatay.

ADNAN OKTAR: “Beyazlar içinde rüya gibisiniz Hocam” diyor bir hanım kardeşimiz.

“Hahhahhaha haber. PKK Kandil’de organik tarıma başlamış. Sayın Adnan Oktar: Bit yetiştiriyorlardır.”

“Anladığım tek şey HDP barajı geçmiş yoksa Adnan Hoca çıkıp da ülkede savaş varmış gibi twit atmaz.”  Canım kardeşim Güneydoğu’da dini anlatmak mümkün değil. Kitap dağıtmak mümkün değil. Bak Rusya’da istediğimiz gibi kitap dağıtıyoruz. İstediğimiz gibi fosil sergisi yapıyoruz. Kuzey Kore’de bile mümkün bu? Fakat Güneydoğu’da bu mümkün değil. Ben haklıyım. Bütün muhtarlara, halka acayip baskı yapılıyor. Bir olağanüstü durum var. Bu durumda seçim olmaz. Seçim ertelenmeli, bu mikroplar temizlenmeli kanunla hukukla. Ondan sonra seçim yapılması lazım. Bunun tartışılacak bir yönü yok.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Zafer kardeşimiz sizi temsilen Moskova Baş Hahamı Pinchas Goldschmidt ile ikinci kez görüştü. Kendisi 1993’den bu yana Moskova Baş Hahamı. Aynı zamanda Rus Yahudi cemaatini politik olarak da temsil ediyor. Ve Avrupa Hahamlar Konfederasyon Başkanı. Geçen hafta da Papa’yla görüşmüştü kendisi. Baş Haham size selamlarını iletti ve yakında sizi ziyaret etmek istediğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Şeref duyarım buyursun gelsin.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca “sizin gibi akılcı Müslüman seslere ihtiyaç var” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor. Yani Kuran çizgisi içerisinde, samimi Müslüman. Hep bağnaz, klasik Osmanlıcı. Osmanlı’dan kalan, o Osmanlı’nın batış devrinin felsefesini savunan, akılcılıktan uzak, Kuran’ın akılcılığına taban tabana zıt ve hurafelerin kum gibi kaynadığı bir din anlayışına sahipler. İslam dinini cehennem gibi gösteriyorlar. İslam dini eşittir cehennem öyle bir imaj veriyorlar. Halbuki İslam dini eşittir cennettir. Biz bu mantığı bunların kafasına işlemeye çalışıyoruz. Ve zamanla daha iyi anlayacaklar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan Batman’da konuşuyor. “Batman terörden, faili meçhullerden çok çekti. Geçmişte Türkiye’de Kürt, Arap, Çerkez, Roman aklınıza ne gelirse bu millette dilim dilim parçalara böldüler. Çözüm süreciyle ayrımları kaldırdık. Geçmişte ret, inkar, asimilasyon olayları vardı. Bizim dünyamızda bunlar yok.”

ADNAN OKTAR: Bir daha dinleyeyim.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı Erdoğan Batman’da konuşuyor.

ADNAN OKTAR: Şu an konuşuyor.

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Helal olsun yakışır.

BÜLENT SEZGİN: “Batman terörden, faili meçhullerden çok çekti. Geçmişte Türkiye’de Kürt, Arap, Çerkez, Roman aklınıza ne gelirse bu millette dilim dilim parçalara böldüler. Çözüm süreciyle ayrımları kaldırdık. Geçmişte ret, inkar, asimilasyon olayları vardı. Bizim dünyamızda bunlar yok.”

ADNAN OKTAR: Ama Tayyip Hocam’a yakışan yeri göğü inleten böyle cemse sesleriyle değil mi? Askerin Güneydoğu’ya girmesi. Ne kadar it kopuk varsa hepsini doldurup cemselere alıp getirsin mahkemeye çıkartsınlar. Bu çakallar tutuklansın bu iş bitsin. 

“Başkanlık eşittir federasyon; bunun ardında da her durumda parçalanma gelir. Buna tedbir almak çok zor olur. Allah korusun” karşılık Der Saadet Beyi Furkan Samet. “Amerika Birleşik Devletleri’nin parça parça olması lazım o zaman.” Amerika’nın dünyayı yüz kere yok edecek atom bombasına sahip olduğunu biliyorsun. Dünyanın en büyük askeri gücü. Amerika’nın öyle bir derdi yok. Ama biz bir tek PKK’yla bile baş edemiyoruz. Bizim askeri gücümüz, maddi gücümüz buna yeterli değil. Ve büyük bir tehdit ve tehlike içerisindeyiz. Amerika buna rağmen hop oturup hop kalkıyor. Sürünüyor Amerika şu an. Dünyanın en fakir ülkelerinden biri oldu Amerika. Açlık neredeyse yüzde yetmişlere çıktı. Bütün millet sokaklarda yatıyor. Halk, ödü kopuyor devletten. Devletin de ödü kopuyor milletten. Böyle hayat mı olur? Obama’yı kimse adam yerine koymuyor. Böyle idare mi olur?

EBRU ALTAN: Kişi başına her yeni doğan çocuk yaklaşık elli bin dolarlık bir borçla doğuyor.

ADNAN OKTAR: Sürünüyorlar.

EBRU ALTAN: Ama askeri olarak dünyadaki bütün ülkelerin toplamından daha güçlü Amerika.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Adam oraya gelmiş tabii ki sana ayıp olmasın diye evet diyecek. Ne desin? Hayır mı diyecek? Mecburen nezaketen evet derler. Türkiye’nin bölünmesine paramparça olmasına sebep olacak bir şeye hiç kimse evet demez. Boş yere uğraşmasınlar. Ne işine yarayacak ayrıca? Federasyona dayalı başkanlık sistemi. Belli ki paramparça olacak Türkiye ve başına belayı sarmış olacaksın. Türkiye’ye dert çıkaracaksın. Ona da müsaade etmeyiz. Hiçbir insan müsaade etmez.

Azeri gardaşları çok severik. Çok yahşiler. Azerbaycan çok yahşi. İki devlet bir millet. Aliyev’e selam ediyoruz. Aliyev’i çok seviyoruz. Hükümetini, devletini seviyoruz. Doğru yolda görüyoruz. Modern devlet, çok güzel. Azerbaycan devleti-Türk devleti; iki devlet bir arada olduğunda tek millet olmuş oluyor. 

Evet dinliyorum. 

BÜLENT SEZGİN: Bilecik’te yaklaşık iki bin kişi yürüyüş yaparak HDP İl Binası önündeki parti bayraklarını indirip yerine Türk bayrağı astı. Trabzon’da da yürüyüş yapan HDP’lilere bir grup pet şişe ve taşlarla saldırınca olaya polis müdahale etti. HDP’lilerin afişleriyle pankartları yakıldı. Türk bayrağı açan grupsa “burası Trabzon buradan çıkış yok, ne mutlu Türküm diyene” diye slogan attılar.

ADNAN OKTAR: Elli kere söyledim ben “bu Karadeniz olayına girmeyin” dedim. Karadeniz çok yamandır. Oralara hiç bence. Tamam gitsinler de rahat edemezler. Benim kanaatim. Güneydoğu’da tamam rahat ediyor olabilirler de yani PKK’nın desteklediği yerlerde; orada rahat etmezler. Ama yine takdir onların. Benim kanaatimi söylüyorum.   

“Nasıl Müslümansınız siz? Belediye “Su kan kadar ihtiyaçtır” dedi. Bunu bile tehdit görüyor. Allah akıl fikir versin.” Kardeşim kandan başka bir konu bulamıyor musunuz? Bu kadar mı estetikten uzaksınız? Bu kadar mı düşünce de bir sorun oluyor? Böyle bir açıklama olur mu? Böyle bir mantık olur mu? “Su kan kadar ihtiyaçtır.” Adam peki başka bir şeyde de bunu kullanabilir. Süt için de kullanabilir. “Süt kan kadar ihtiyaçtır” der, ineğin memesinden kan akar. Şu akıl mı? Kan teması hiçbir şekilde işlenmez. Kan kaçınılacak bir şeydir. Kanla süslü bir açıklama yapılmaz. Dolayısıyla Allah akıl fikir versin de, özellikle de sana versin Allah akıl fikir çünkü yanlış yoldasın.

“Kusura bakmayın size sempatim var ama öğretilerle sizleri uyuşturamadım. Bağnaz bir dinci değilim ama açıklarsınız umarım saygılar.” Şimdi sen Kuran’a uyuyorsan müziğe haram diyemezsin. Resme haram diyemezsin. Heykele haram diyemezsin. Gülmeye eğlenmeye haram diyemezsin. Ama bağnaz gelenekçi sistem içindeysen müzik haramdır, resim haramdır, heykel haramdır. Bak İran’da da hanımların kaşını alması yasak. Hanımlar arabaya binmek için eşinden izin alması gerekiyor. Sokağa çıkamıyorlar Suudi Arabistan’da. Telefon edemiyorlar. Gülmeleri yasak. Bin bir türlü rezalet. Bu Müslümanlık değil, bu işkence. Bu kadın karşıtlığı. Bu acının diğer adı. Ve İslam’ı gereksiz yere korkunç gösterdiniz. Bu yüzden İslamofobi denen bir olay gelişti ve bütün Avrupa İslam’a tavır aldı. Ve daha hala ısrarla bu kafada direniyorsunuz, çok akıllı hareket ediyormuşsunuz gibi. İslamiyet cennet gibi niye bu hale getiriyorsun kardeşim? Kuran’da olmayan şeyleri niye ortaya koyuyorsun? Allah; “diliniz yalana alıştığı için” şeytandan Allah’a sığınırım “bu helaldir, şu helaldir demeyin” diyor Allah, “şu haramdır demeyin.” Kuran ne diyorsa ona uyacaksın. Allah; “Kuran’dan sorulacaksınız” diyor.

AYLİN KOCAMAN: Siz daha önce söylemiştiniz Adnan Bey “itiraz ettikleri şeye “Kuran’dan delil getirin” diyoruz getirmiyorlar. Hep gelenekleri öne sürüyorlar. Ama o geleneklerden hep kendileri de mustarip. Buna rağmen de ısrar ediyorlar.”

ADNAN OKTAR: Hayır, o geleneği kendi de dinlemiyor mesela diyor ki; “müzik haram” diyor. Evinde de müzik dinliyor, sokakta da müzik dinliyor düğüne gidiyor dans da ediyor. Haramsa yapma o zaman. Bak vicdan azabı çekiyor bu sefer de münafık olduğuna inanıyor fakat yapıyor. Mesela evine gazete sokuyorsun. Hani resim haramdı. Gazeteyi okuyorsun, resim de var evinde. “O eve” diyor “melek girmez” diyor. Sen o eve giriyorsun. Ve kendilerini sürekli günaha giren insan olarak görüyorlar. Vicdanen de çöküyorlar. Samimiyetsiz olduklarına inanıyorlar. Evine mesela biblo alıyor koyuyor. Bu kafayı anlamak çok zor. Allah diyor ki bak; “Ruhbanlığı Biz yaratmadık” şeytandan Allah’a sığınırım, “Biz onlara emretmedik. Ruhbanlığı kendileri çıkardı” diyor “ona da gereği gibi uymadılar” diyor. “Kendi uydurduklarına da uymuyorlar “diyor Allah. Kardeşim kendine niye eziyet edersin?

 BÜLENT SEZGİN: O baskı ortamından kurtulan halk oradan seyahat ettiğinde hemen uçağa biner binmez kıyafetini değiştiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii, Suudi Arabistan’dan geliyor kızlar buraya hemen açılıp saçılıyorlar. İran’dan hanımlar geliyor hemen açılıp saçılıyorlar. Bırakın herkes istediği gibi yaşasın. Olmayan bir şeye niye var diyorsunuz?

Şimdi kısa bir ara verelim sonra devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam diyor.

Adnan Oktar’la Sohbetler programımız burada sona eriyor, tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü