Harun Yahya

Sohbetler (3 Mayıs 2015; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’da toplu açılış töreninde konuştu; “Elinden silahı bırakmayan silahların gölgesinde particilik oynamaktan vazgeçmeyenlerin çözüm sürecini eleştirme hakları yoktur. Bu konuda siyasi irade ve devletin kurumları üzerine düşenleri yapmıştır. Artık sıra, silahları gömüp üzerlerine beton dökmeye geldi. Çözüm sürecinin samimiyet göstergesi işte bu adımdır. Bu adımı atmayanın, ne millete ne bize ne hükümete söyleyecek tek bir sözü yoktur” dedi.

ADNAN OKTAR: O zaman betona gömmeyeceklerine göre ve asla bunu yapmayacaklarına göre. Bütün PKK’nın ileri gelenleri tek tek, ayrı ayrı demeç veriyorlar. Kardeşim diyorlar yani “siz ne konuşuyorsunuz?” diyorlar. “Silah bırakmak diye bir konu asla mevzu bahis değil” diyor, “o unutun” diyorlar. Dolayısıyla, devlet gidip ellerinden alıp betona gömecek. Yani betona gömer misiniz lütfen, olmaz. Devlet mesela burada arama yapıyor arabalarda falan adamın üstünde silah çıkıyor, tak el koyuyor polis. Yani lütfen al silahı betona göm falan demiyor. Adamı da alıp götürüyorlar. Usulü budur. Gidersin üstüne çökersin, silahı elinden alırsın, silaha müsademe edersin konu biter, adamı da tutuklarsın. Seçimler, onların tehdidi altında yapılacak her yer yüzbinlerce yerde PKK tehdidi var şu an. Sokaklar, caddeler, köyler, kasabalar her yerde namlular halkın üstüne yöneltilmiş şekilde ve bu vatanda seçim yapılıyor. Adil bir seçim olmayacağı belli. Seçimin iptal edilmesi lazım. Altı ay sonra yapılsın. Toplayın silahları, altı ay sonra yapın, adil bir seçim olsun. Silah tehdidiyle, kanla, barutla seçim olmaz. Hangi mahalleye gidersen git, mesela şimdi burada alelade bir köye gitsin mafya, otomatik silahlarla mafya orayı sarsın, desin ki şu partiye oy vereceksiniz halk mecburen o partiye oy verir. Gaspta öyle olmuyor mu, adam çeviriyor adamı silahı alnına dayıyor diyor ki “üstünde ne kadar para pul varsa vereceksin” diyor. Adam da adamın belasından kurtulmak için veriyor. Adam da diyor ki, bu gömleğiyle verdi diyor yardım etmek için diyor sosyal yardım olarak. Belli ki silah zoruyla yapmış yani oradaki oyu da silah zoruyla vereceği açık adamın. Böyle seçim olmaz.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanımız, kendisinin dahi bölgede baskılara maruz kaldığını anlattı. “Hakkâri’de yüksek ovada yüz elli yataklı hastanenin açılışını yapacağım ‘gidemezsiniz’ dediler. Aynı gün ikinci hastaneyi açacağım, onları da tehdit ettiler kimse gelemedi. Genç bir bayan doktor yanıma geldi, biz evlerimize giderken tehdit ediliyoruz ne olur hastanenin yanında lojman yapın, rahatlayalım. Hemen talimat verdik, düşünebiliyor musunuz iş adamı buraya yatırım yapmaya çekiniyor. Acaba ne zaman burayı bombalarlar diye. Bunlarda insaf yok. Bu mücadeleyi beraber vereceğiz veremezsek, bu terör örgütünün mensupları cirit atmaya devam eder.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam hadi, ya Allah bismillah yani o şehitler oluruz diye düşünüyor. Kardeşim olursa olur. Biz de gideriz icap ederse. Yani öyle bir mantıkla biz bakacak olursak, Türkiye’de oturamayız, biz öyle bir konu olmaz. Bütün ülkeler öyle savunuyor kendini. Adamların gönlüne bırakamayız ki.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun da güzel bir açıklaması oldu konuyla ilgili. Şöyle diyor; “Ey Selahattin Demirtaş, HDP’liler bizi yumuşak başlı görmeyin. Biz uysal koyun falan değiliz. Milletimizi, insanlığımızı tehdit etmeyin orayı başınıza yıkarız.”

ADNAN OKTAR: Başına yıkmaya gerek yok, gidip silahları toplayıp gelsinler. Bu kadar açık. Süleyman baba racon kesmiş güzel ama gereğini yapsınlar. Racon derken, ne gerekiyorsa onu yaparız anlamında demek istiyor. Süleyman soylu hakikaten DYP ekolünün bir devamı. Üslubu hoş insancıllığı da iyi sosyal bir insan herkesle konuşuyor, görüşüyor ve korkak değil. Bazı siyasiler var, ta kulaklarına kadar kasılıyor adam, acayip korkak. Nakşibendi’yle görüşmez Kadriyle görüşmez, aman aman aman laf çıkacak diye. O zaman oraya niye geliyorsun o kadar korkaksan, Allah’tan kork, vatandaştan ne korkuyorsun. Milletin hazır olmadığını falan mı düşünüyor Tayyip Hoca, neyi bekliyor ki ben anlamıyorum.

TARKAN SAVAŞ: Seçimleri mi bekliyor.

ADNAN OKTAR: Seçim de bu şartlara seçim geçerli olur mu? Vatandaş korkutulmuş vaziyette, nasıl seçim olacak? Bak kendim ben Hakkâri’ye falan gidemiyorum birçok yere gidemiyorum diyor, hastane açılışına gidemiyorum diyor. Vatandaş orada nasıl oyunu kullansın? Yok, kan dökecek bilmem ne. İtlik yaparlarsa, devlet kendini tabii ki savunur.

Kadınlar çok güzel varlıklar, hayret yani dünyanın en güzel süsü. Ahiretin de en güzel süsü oldukları, Kuran’ın hükmünden açıkça anlaşılıyor. Ve en güzel süse, en fazla baskı yapılıyor, rezalete bak sen. En eziyet gören kesimde, o. Kimi bıçaklıyor, kimi vuruyor. Yaşlı başlı kadınları da vuruyorlar. Boşanmak da suç. Pis herif tabii ki boşanacak. Ne yapacak seninle? Niye boşansın diye çekip vuruyor. Buna tedbir alınamaması da çok acı. Böyle tipler belli olabiliyor. Böyle tipleri yaptığına yapacağına pişman etmek lazım. Bir kere bunlara sürekli polis baskınları olması lazım. Evine, iş yerine üst araması sokakta. Bunların burnundan getirmek lazım. Tehdit ediyor daha bunlara daha önce tehdit ettiyse bitti. Silah çıkıyor evinden gayet kolay silah araması yapmıyorlar. Bu konuda kanun çıkarılsın. Tehdit olduğunda, çok rahat evinde arama yapılsın sık sık. Arabasında arama yapılsın, üstünde arama yapılsın. Her yerde rahatsız edilsin, bir daha yapamaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanımız bir de Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından çalışması tamamlanan Kürtçe Kuran-ı Kerim mealini gösterdi. “Bizi bölemeyecekler, bizi ayıramayacaklar” dedi.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam’a helal olsun. Tayyip Hocam iyi o yönde.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanı ayrıca “Diyarbakır tarihi boyunca coğrafyamızdaki tüm medeniyetlerin merkezinde yer almış bir şehrimiz. 1376 yıldır bu mübarek beldenin üzerinden ezan sesi eksik olmadı. Fethinden beri Diyarbakır’da coğrafyamızda İslam’ın bayraktarlığını yaptı. Sarıkamış’ta Çanakkale’de bu ülkenin bütün evlatları hep birlikte mücadele verdi. Çanakkale’de ki mezar taşlarına bakınca bunu görürüsünüz” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru da, işte PKK bunu kaldırmak için ant içmiş vaziyette. Bayağı kararlı adamlar.

BÜLENT SEZGİN: “Dünyanın en ileri ülkeleri başkanlık sistemiyle yönetiliyor” diyor. “Hep birlikte bu adımı atmalıyız” dedi tekrar.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hoca benim gördüğüm, PKK’yı bir yamultmak istiyor herhalde. Yamultsun, hepsini tutuklasın işte. Bunları niye bekletti bu kadar acaba? İnandı herhalde onun beton işine, silah bırakacağız diye. Olur mu onlar sahtekar adamlar. Ne silah bırakacak?

MERVE TEZEL: Daha öncede defalarca silah bırakacaklarını söylediler. 99 yılında Öcalan 1 Eylül’de silah bırakma çağrısı yapmıştı fakat 99 - 2006 yılında altı yüz dört kişi şehit edildi. Güya silahların bırakıldığı o dönemde.

ADNAN OKTAR: En çok sahabe mezarı Diyarbakır’daymış. Orada PKK’nın ne işi var? Sahabenin kemikleri sızlar. Pislikleri oradan uzaklaştırmak lazım. Hep mübarek şehirler Mardin, Diyarbakır, Siirt, Urfa.

İşin aslı şu, derin devlet Kürt kardeşlerimizin çok canını yaktı. Bu can yakmadan bir nefret meydana geldi. Bu nefreti komünistler kullandılar. Epey kalabalık bir kitleyi dağa kaldırdılar. Halbuki bu işkencenin nedeni zaten onların bölünmesiydi. Bölünmesi amacıyla yaptı derin devlet. Derin devlet zannediliyor ki Türkiye’nin menfaati için yaptı zannediliyor, hâlbuki menfaati için yapmıyor. Ben senin diyor kafanı böyle ezeceğim, sende bölünmeye mecbur olacaksın diyor. Yani bölün git diyor. Adamın amacı bu. Onlarda oyuna geldi. Şimdi bu oyunu bozmak gerekiyor. Konu bu, başka bir şey yok.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Bursa’dan kardeşlerimiz, 17 Nisan tarihinde Karacabey İlçesi Müftüsü Hikmet Yazıcı’yı, ilçe kaymakamı Ahmet Yurtseven’i, CHP ilçe başkanı Gönül Avin’i ve MHP ilçe başkanı Hüseyin Erol’u makamında ziyaret ederek, sizin bir çok kitabınızı ve Türk İslam Birliği haritasını hediye etmişler. Ayrıca o ilçede 1000 adet A9 TV broşürü dağıtımı olmuş. Gebze’de oturan bazı kardeşlerimiz farklı tarihlerde bir araya gelmişler sizin makalelerinizden okuyup o konularda sohbet etmişler. Adapazarı’nda 26 Nisan günü 750 adet PKK tehlikesine dikkat çeken ve 750 adette iman hakikati broşürü dağıtılmış. 30 Nisan’da Balıkesir Üniversitesi öğrencileri ev sohbetinde buluşmuşlar. Birlikte yemek yiyip, belgesellerinizden izleyip Yaratılış Atlası üzerinde konuşmuşlar. Pazar günü farklı yerlerden bir araya gelen kardeşlerimiz atom ve big bang hakkında sunumlu sohbet yapmışlar çok faydalı olmuş. Geçtiğimiz gün Erzurum’da 500 tane A9 TV broşürü ve kırk tane kitabınızın Palandöken kaymakamlığı, Yakutiye Mal Müdürlüğü ve Milli Eğitim müdürlüğü de dahil olmak üzere bir çok yere dağıtımı olmuş.

Almanya’da kardeşlerimiz buluşmuşlar, sohbet etmişler. Sohbete katılanlar arasında İslam’ı yeni seçen bir Alman bayana da kitaplarınızdan hediye etmişler. Çok memnun kalmış. Berlin’de Perşembe günü fosil sergisi düzenlemiş kardeşlerimiz. Osmaniye’de çok sayıda A9 TV tanıtım broşürü dağıtılmış geçtiğimiz günlerde. 28 Nisan’da Sivas’ta, esnafa eserlerinizden hediye edilmiş. Geçtiğimiz Pazar günü Düzce Akçakoca’da kırk adet ücretsiz dergi ve beş yüz adet A9 TV tanıtım broşürü dağıtılmış. Sonrasında da kardeşlerimiz sohbet yapmışlar. Bursa’dan birçok kardeşimiz farklı günlerde buluşup sohbet etmişler, ayrıca 26 Nisan tarihinde Gazcılar caddesinde dört yüz adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Antalya ve Isparta’da bin yüz adet sizin kitaplarınızdan hediye edilmiş. İnegöl’deki kardeşlerimiz 27 Nisan’da ev sohbetinden bir araya gelmişler, kitabınızdan bölümler okuyup konuşmuşlar ve toplu dua etmişler. 28 Nisan’da Ankara Kızılay’da yirmi beş adet kitabınız halka dağıtılmış. Son olarak, İzmir Konak Meydan’da bin adet PKK tehlikesi ve başkanlık sistemiyle ilgili broşürlerden dağıtılmış. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şahane, şahane. Hepsi hayır, hepsi ibadet. Kim yapıyorsa, bayağı sevap kazanıyor. Ahirette ona konuşacağı konu. Mesela biz şimdi burada bir sohbet programı yapıyoruz, bu ahirette konuşabileceğimiz bir konudur. Bu ne kadar çok olursa, ahirette ballandıra ballandıra anlatabiliriz. Ama adamın konusu yoksa kötü. Müslüman’ın çok konusu olacak. Şimdi o yavaş yavaş oradaki faaliyetlerle orası, adeta böyle işleniyor bir kanaviçe gibi. Geri dönüşü olmayacak şekilde işleniyor. Çünkü bizim kitaplarımızda geri dönüşü olmayan bir etki mevzubahistir. Bazı yerlerde vardır mesela adam kitap dağıtır ama o kitap adamın dinin imanını da kaybettirir. Hurafelerle doludur, zırvalarla doludur. Var öyle yobazların kitapları, bağnazların kitapları hakikaten dağıtıyorlar, adam olan imanını da kaybediyor. Küfre daha çok saygı duyuyor, daha çok sevgi duyuyor, dinden daha çok uzaklaşıyor. Bizim kitaplarımızı okuyan bir insan geri dönüşü olmayacak şekilde İslam’a yaklaşır. Mümkünü yoktur. Beyninin gücü yetmez. Çünkü direkt akla hitap ettiği için, akla ve kalbe hitap ettiği için, aklı tam susturacak tarzda olduğu için, kalbi tam tatmin edecek tarzda olduğu için ikinci bir ihtimal olmaz.

CEYLAN ÖZBUDAK: İnsan fıtratının istediği her türlü şeyin dinde olduğunu biz sizin vesilenizle öğrendik.

ADNAN OKTAR: Evet, elhamdülillah. Onun için geri dönüşü olmayacak şekilde kaneviçe gibi örüyor kardeşlerimiz şu an. Mesela bak oradaki arkadaşlara açmış arkadaş Yaratılış Atlası’ndan sayfalar gösteriyor. O geri dönüşü olmayacak etkidir. Geri dönüşü olmayacak etki bu sefer yayılıyor. O etkiyi alan insan geri dönüşü olmayan o bilgiyi başkalarına yaymaya başlıyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Fosilleri gören ufaklıklar da bir daha unutmazlar.

ADNAN OKTAR: Onlar çok zeki küçükler, onların hafızası çok güçlüdür. Ömrü boyunca, o aklında kalır.

BÜLENT SEZGİN: Kemal Kılıçdaroğlu, seçim güvenliği ile ilgili; “Doğu’da HDP’nin sandığın başına silahlı birini oturtarak meseleyi halledeceğini” söyledi.

O nasıl oluyor?

GÖKALP BARLAN: PKK’nın sandıkları koruması gerektiğini eleştiriyor.

ADNAN OKTAR: Mehmet Ali Bulut Hoca, kitabında “duygusallık şeytandandır” şeklinde bir başlık kullanmış. O başlığı şöyle anlatıyor hoca; “bu başlığı özellikle seçtim. Bu sözü Harun Yahya’nın bir ifadesi ilham etti. O sözü ilk okuduğum zaman “işte bu” demiştim. Sureti haktan görünüp insanları mahveden vehim, işte bu duygusallık. Aslanı kediye mağlup ettiren, insanı bir iğne ipliğe döndüren, kudreti ve gücü mahveden işte bu demiştim. Çünkü duygusallık, duygu dediğimiz ve aslında insanı yücelten bir özelliğin sinsice insanı yıkan ve içten içe çürüten merhalesi” diyor. Helal olsun Mehmet Ali Bulut Hoca’ya. Mehmet Ali Bulut Hoca sağlamdır, sağlam alimdir.

AYLİN KOCAMAN: Tam da şimdi kitaplarınızın etkisinden konuştunuz Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet bak, koyu harflerle de yazmış. “Tam” diyor “benim kastettiğim bu işte.” Kastettiğim değil de “aradığım bu.” Anlatmak istediğim anlamına geliyor tabii” diyor.

AYLİN KOCAMAN: Aslında insanların hep anlatmak istediği her şeyi çok net anlattığınız için kitaplarınızda, hep aradıkları şeyleri buluyorlar mutlaka.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Hayır anlatamıyor, yaşıyor fakat anlatamıyor. Biz anlatmış olurun.

CEYLAN ÖZBUDAK: Herkes okuduğunda Adnan Bey, siz herkesin anlayacağı şekilde yazdığınız ve anlattığınız için aynı şekilde anlatabilecek zannediyor ama denediğinde, olmuyor. Allah size hikmet vermiş.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: PKK, Doğu ve Güneydoğu da harekete geçti. Örgüt son on gün içinde adam kaçırma, silahlı saldırı ve bombalama gibi on bir eylem yaptı. İstihbarat raporlarında, PKK’nın eylemlerini mitinglerin yoğunlaşacağı Mayıs ayında tırmandıracağı, adaylara baskıyı arttıracağı, adam kaçırma eylemlerine hız vereceği bilgisi yer aldı. İçişleri bakanlığı il ve ilçelerdeki polis, kırsalda ise jandarmayı örgütün olası kanlı eylemlerine karşı alarma geçirdi. Örgütün şehirdeki gençlik yapılanması YDG-H tarafından 3 gündür Hakkâri Yüksekova’da tırmandırılan gerilim ve polise yönelik saldırılar ile önceki gün Cizre-Bingöl karayolunda bulunup imha edilen 150 kiloluk TNT ile güçlendirilmiş patlayıcının bu kapsamda yerleştirildiği bildirildi.

ADNAN OKTAR: Trinitrotoluen. Toluenin nitrik asitle muamelesinden elde edilen patlayıcı madde. Normalde cayır cayır yanar yaktığında. Özel bir düzenekle molekül yapısını ani bozan sistemle hareketlendirildiğinde, bir anda molekül yapısı saniyenin bilmem kaçta biri kadar vakitte bozuluyor, akıl almaz bir hacme sahip oluyor. Yani mesela bir milyon misli hacme sahip oluyor, o anda o da işte o infilakı meydana getiriyor, yer gök birbirine karışıyor. Yoksa isli dumanlı olarak yanan sıradan bir madde.

BÜLENT SEZGİN: Ahmet hakan yazısında Yalçın Akdoğan PKK’da namaz kılan tek bir kişi bile var mı valla PKK’yı bilmem ama HDP’de var, emekli müftü adayları var adamların Diyarbakır’da adı Nimetullah Erdoğmuş. Altan Tan var Diyarbakır adayı, adam hayatını İslami adalete adamış. Huda Kaya var İstanbul adayı, baş örtüşü yasağını protesto ettiği için diye yazdı.

ADNAN OKTAR: HDP sol bir parti, CHP’de de var dindar insan. Onlar laf değil yani HDP’nin biz biliyoruz ne olduğunu. Yani bunu anlatmak yersiz zaten “namaz kılan yok” belli HDP’nin, BDP’nin ne olduğu, yani çocuk olsa bilir. PKK’nın desteklediği parti ne anlama geliyordur, yani bunun tartışılacak bir yönü yok.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Özgür Gündem Gazetesi yazarı Muzaffer Ayata “çözüm sürecinin en önemli aşaması olarak gösterilen PKK’nın silah bırakma kongresinin iptal edildiğini ve gerekçe olarak da Erdoğan’ın açıklamalarının gösterildiğini” iddia etti.

ADNAN OKTAR: Bir oyun vardı, Tayyip Hoca da bu oyunun bir parçası olmak istemedi benim gördüğüm, konu bu başka bir şey yok. Alenen bir oyun vardı, bir de çok kötü bir oyun, yani beş yaşında çocuğun inanmayacağı bir oyun. O filmlerimiz, anlatımlarımız Tayyip Hoca’ya tam kanaat getirtti, vicdani kanaat getirttirdi. Şimdi benim kanaatim, dağdan taştan kazırlar PKK’yı. PKK’nın en iyi yapacağı şey, Türkiye’den bir an önce kaçmak bak söylüyorum. Çünkü biçimsiz kaçarlarsa PKK, Türk ordusundan kaçtıklarında, IŞİD in eline düşecekler. Bu sefer orada kanun hukuk diye bir konu yok biliyorsunuz, her kaçanı yatırır doğrarlar, söyleyeyim.

CEYLAN ÖZBUDAK: Onlar için tövbe etmesi de bir fayda sağlamıyor.

ADNAN OKTAR: Tövbeyi de kabul etmiyor onlar katçılarında, bitti ellerine geçtiklerinde, direkt altlarına alır çöker, hepsini doğrarlar. En iyisi gelip Türk Askerine Türk Devletine teslim olsunlar, akıllarını başlarına alsınlar.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: AK Parti milletvekili adayı Orhan Miroğlu yazısında; “PKK hâlâ 15-16 yaşındaki çocukları dağlara kaçırmaya devam ediyor. Bir devletin inşa ettiği barajı korumak için o barajın maliyetin üçte biri kadar güvenlik harcaması yaptığı tek ülke belki de Türkiye’dir. Geçenlerde Mardin Dargeçit ilçe örgütümüzü ziyaret ettik, karşılayanların sayası yirmi kişi kadardı.” Çok az kişi olduğunu belirtiyor. “Korku dağları bekler. AK Parti bu ilçeden alabileceği oyu alacak ama hemen her gün evine ses bombası atılan, kapısı penceresi kurşunlanan insanlar oy verip meclise gönderecekleri vekillerine gün aydınlığında bir merhaba diyemeyecek kadar büyük bir baskı altındalar. Arkadaşlarımı bilmem ama bir an kendimi Güney Kore de sınırı geçip, Kuzey Kore de seçim çalışması yapıyor gibi hissettim.”

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor, Tayyip Hocam da duysun artık, Sayın Ahmet Davutoğlu da duysun, operasyon bir an önce başlasın. Dağdan taştan bu köpekleri kazısınlar, bunların kazındığını görelim. Beklenecek gibi değil, bak gerekli işaret tamam, bilgide tamam, istihbarat da tamam, ordu da bayağı iyi konuşlandı, kanun hukukta tam ona göre uygun, engel olan hiçbir şey yok, gereğini yapsın artık asker, polis. Yani devletin kolluğu gereğini yapmak için, bir saniye bile beklememesi lazım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey şu an da Milli Değerler Vakfı’nın Şanlıurfa da ‘Birliğe Barışa ve Kardeşliğe Çağrı’ konulu konferansı devam ediyor. Konferansa her siyasi görüşten her partiden akademisyenler sivil toplum kuruluşları katılıyor. İlk bölümdeki konuşmacılar şu şekildeydi; CHP Şanlıurfa milletvekili adayı eğitimci yazar Hasan Oğul, ilahiyatçı yazar Ayşe Sucu, Büyük Birlik Partisi MKYK üyesi İstanbul il başkan yardımcısı Mehmet Korkut, Harran Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Arslan. İkinci bölümdeki konuşmacılar şu şekilde; Oturum başkanı Prof. Mehmet Seyfettin Erol, AK Parti 22. Dönem milletvekili Atilla Maraş, bağımsız milletvekili adayı Fatih Bucak, geçici korucu dernekleri başkanı Ali Haydar Yener. Ayrıca şu kişilere de plaket takdimi yapılacak; Şehit Aileleri Derneği’nden Mehmet Yavuz, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Başkanı Hasan Arslan, Şanlıurfa MHP milletvekili adayı İbrahim Özyavuz, Türkiye Muhtarlar Derneği Başkanı Halil Haktankaçmaz, BBP Şanlıurfa il başkanı Sabri Çavcı, Şanlıurfa bağımsız milletvekili adayı Fatih Bucak, Saadet Partisi Şanlıurfa il başkanı Milli İttifak milletvekili adayı Ömer Yıldırım, CHP Urfa il başkanı Ömer Karakeçili ve Harran Belediye Başkanı Mehmet Özyavuz. Bir de sıra gecesinden bir bölümün videosu var.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Mehmet Metiner yazısında; “Sovyetlerde iktidarı işçiler adına devralan koyult otoriter-otoriter bir rejim kuran yoldaşların ideolojisine ise, PKK ve HDP’nin de ideolojisi odur. Stalin nasıl milyonlarca yoldaşını katletmekte bir sıkıntı görmemişse, PKK da kendinden olmayan Kürdü imha etmekte hiçbir sakınca görmez. HDP ise PKK’nın bu ötekileştirme ve imha politikasına aynen destek verir. Daha dün Şırnak Eruh’da bir Kürt muhtarın sırf Kürt köyünde devlet yetkililerini ağırladığı için öldürülmesi tam da bu zihniyetin ifadesidir. Peki siz öldürülen bu Kürt muhtar için HDP’nin hiçbir açıklama yaptığını duydunuz mu?” şeklinde açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Onların açıklama yapmasına gerek yok ki, AK Parti müdahale etsin, hükümet müdahale etsin. Hükümet onlar değil mi, kollu kuvvet onların emrinde değil mi? Emir verecekler, kolluk bunları kazıyacak, bu kadar basit. Orada suçlu onlar olurlar yanı beklersen suçlu olurlar. Beklenecek bir şey yok. Stalinist - komünist demeye başladılar bakalım arkası gelecek gibi görünüyor. Mecbur kaldık gece gündüz anlattık Türkiye de duymayan kalmamıştır.

EBRU ALTAN: Yabancı gazeteciler bile, artık sizin belirttiğiniz şekilde konuşuyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler programı burada sona eriyor, hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü