Harun Yahya

Sohbetler (5 Mayıs 2015; 12:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar ile Sohbetler programımız başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Evet, dinliyorum.

ENDER DABAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Diyarbakır, Batman ve Siirt’teki mitinglerde Kürtçe Kuran göstermesi farklı çevrelerden farklı tepkiler aldı. Kürtlerin bir kısmı “bunun samimi bir tutum olmadığını sadece seçim dönemlerinde Kürtlerin dindarlığı hatırlandığını” söyledi. Bazı kesimler de Kuran’ın -haşa- “seçim unsuru gibi gösterilmesinin doğru olmadığını” söylediler.

ADNAN OKTAR: Herkes göstersin Kuran’ı, herkes eline alsın. Yani o yapıyorsa, onlar iki misli göstersin. Hiç elinden indirmesin. Ne güzel. Tayyip Hoca kapı açmış oluyor. Ama tabii benim kanaatim her partiyi ayrı ayrı desteklemek lazım, CHP’yi de, MHP’yi de, AK Parti’yi de.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Teksas’ta sözde, Peygamberimiz (s.a.v.)’e ait olduğu iddia edilen karikatürler için yarışma ve sergi düzenlendi. Sergiye IŞİD sempatizanı olduğu iddia edilen iki Müslüman silahlı saldırı düzenledi. Bir polis yaralandı, iki kişi olay erinde öldürüldü.

ADNAN OKTAR: Bu rezilliğe ne gerek var? Peygamber karikatürü diye. Bir kere Peygamberimiz (s.a.v.) çok yakışıklı baya güzel bir insan. Geniş omuzlu, siyah gözlü çok gösterişli bir insan. Sen orada ne yapıyorsun? Maymun gibi bir mahluk yapmışsın. Olsa olsa bilinçaltında kendi resmin olabilir. Ne alakası var? Peygambere benzeyen bir resim olursa, o bizi ilgilendirir. Benzemiyorsa, o değildir. Adamların muhatap olmasına da gerek yok bence. Peygamberimiz (s.a.v.) nefis yakışıklı delikanlı. Çok çok güzel bir insan. Onları kızdırıyorlar, onlar da çocuk gibi onların peşine takılıyor. Hiç kâle almamaları lazım. Şimdi bu adamlar ne yaptı da böyle öldüler? İki kişi öldü diyorsunuz değil mi? Nedir olay, nasıl bir şey bu?

SEMRA ÖZGİRAY: Binaya saldırı için gidiyorlar, fakat güvenlik görevlileri onları öldürüyor.

ADNAN OKTAR: Silahlı mı geldiklerinde?

SEMRA ÖZGİRAY: Evet, öyle biliyorum. Arabayla geliyorlar.

ADNAN OKTAR: Ama silahlı saldırı yaparsalar onların kanunlarına göre güvenlik görevlileri ateş ediyor. Bu adamlar hata yapıyorlar. Birisi mesela alsın çöp bacaklı biri desin ki; “bu falanca.” “O sensin dersin” olur biter. “Sensin” dersin. Israrla onu çizen kişinin olduğunu söylerseler, mesele hallolur.

AYLİN KOCAMAN: Aslında Adnan Bey, 2009’da galiba ilk böyle bir şey ortaya çıktığında Libya’da ayaklanma çıkmıştı. Siz o zaman ilk hatırlatmıştınız. Büyükelçiyi öldürmüşlerdi, Amerikalı büyükelçiyi. Şimdi her seferinde kızdırmak için aynı yolu takip ediyorlar hâlbuki dediğinizi yapsalar, ortadan kalkacak bu olay.

ADNAN OKTAR: Yok kardeşim böyle şeyler, ne alaka? Aleni Kuran’a, imana hakaret ederse “uzaklaşın” diyor Allah, “uzaklaşın, onların olduğu yerde durmayın.” Adamlarla çatışın demiyor Allah.

T Mustafa; “Şu Harun efendideki yakışıklılığa bakın arkadaş. Bu bayanlar boşuna bu adamın etrafında pır pır etmiyor.” O ne demek “pır pır.” Kalpleri pır pır atıyor, o anlamda diyor. Tamam, ama yakışıklılıkla alakası yok, o iman. İman sevdirir. Yoksa var sokakta adam. Yakışıklı birçok adam var ama kaşar, haysiyetsiz, kişiliksiz, sevgisiz, akılsız. İyi olanları da var tabii. Ama kadınlar, akıl ve imandan çok etkilenir.

BEYZA BAYRAKTAR: Sizin ruhunuz kadar güzel bir ruh görmedik.

ADNAN OKTAR: Kadın da erkekte onu arar. Erkek de kadında onu arar. Mesela bak benim canım yeni geldi, baya şeker. Mesela güzelliğinden ziyade beni ilgilendiren onun aklı, kişiliği. Baktım, gözlerinde hakikaten böyle samimi bir ifade var. Saygılı, güvenilir bir ifade var, sevdim. Kalbimde bu muhabbet oluştu. Bu et, kemik işi değil. Et, kemik olup çok güzel kadınlar oluyor ama haysiyetsizse sevemezsin. Nezaketsizse sevemezsin. Kalleşse egoistse, bencilse sevemezsin. Hür düşünmüyorsa, samimi düşünmüyorsa sevemezsin.

Damdaki Pabuç; “Sen ne yakışıklısın ağabey” diyor. Başka bir arkadaşımız, “her zamanki gibi coolsunuz Hocam” diyor. Evet, teşekkür ediyoruz.

Bu bölgede Kürt milliyetçilik ne kadar gelişmiş. Baktık Arap milliyetçiliği acayip sarmış adamları, deliye dönmüş bunlar. PKK da Kürt milliyetçiliğine sarılmış ama deli gibi bir Kürt milliyetçiliği. Her yer Kürt olacak. Hava, kara, deniz, sokak Kürt. Sen deli misin? Lazlar ne güzel insanlar “napaysın” diyor, “geleyrum” falan diyor. Bir renk. Mesela Arnavutlar dünya güzeli insanlar. Niye rahatsız oluyorsun? Niye bitleniyorsun pislik herif? Ne güzel insanlar, Türkmenler ayrı güzel. Çerkezler ayrı güzel her biri ayrı bir renk, her birini ayrı ayrı sev, saygı duy. Mesela Samsun’a Çerkez vali atanıyor, bütün millet muhabbetle karşılıyor. Acayip hoşlarına gidiyor. Jandarma komutanı Kürt’tü, iftihar ediyorduk. Özal’da Kürt’tü, iftihar ediyorduk, Cumhurbaşkanı oldu. Türkçülüğün koruyucusu diye bilirim Ziya Gökalp, halis muhlis Kürt’tür Ziya Gökalp. Ne güzel. Ayırıp, Türk İslam Birliği’ni, İttihad-ı İslam’ı engelleyecek geniş bir bariyer yapmak istiyorlar Güneydoğu’da. Buna müsaade etmeyiz. Bunu unutacaklar.

AYLİN KOCAMAN: Aslında Adnan Bey, o Kürt milliyetçiliği Irak’ ta da var. Irak’tan Araplar kaçtığında Kürt tarafına gitmek çok istemiyorlar, çünkü pek hoş karşılanmıyorlarmış orada.

ADNAN OKTAR: Bu çok korkunç bir şey. Kürtler ne kadar efendi insanlardır. Ne güzel insanlardır. Her yerde yöneticimiz Kürt olsun, iftihar ederiz. Başbakan Kürt olsun. Cumhurbaşkanı Kürt olsun. Vali Kürt olsun. Bayağı dürüst efendi insanlar. Benim aklımın ucundan geçmez ırkçılık. Ahlaksızlığı bırakacaklar. Türk ırkçılığı bir ara vardı Osmanlı Nihal Atsız grubu çevresinde, genetik ırkçılık ama öyle bir şey kalmadı. Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türkçülüğü harstır. Türk’üm diyen herkes Türk’tür, bitti. Atatürk’ün dediği doğru rahmetli. Kürt ırkçılığı sarmış etrafı. İran, hiç ummazdım İranlılardan, adamlar kudurmuş gibi ırkçı. Allah Allah, şu deliliğe bak. Sen saf Fars ırkını nerede bulacaksın. Orada çingene de var, Türk de var, Kürt de var, Çerkez de var. Geçiş yolu orada saf ırk olur mu? Hars ırkı diye bir ırk yok. İsterseler baksınlar genetik kontrol etsinler hiçbir şekilde bulamazlar. Bir kişi bulamazlar. Türk yine Kazakistan’da falan bulabilirler saf ırk, safa yakın. Ama ne işimize yarar? Hepsi Adem’in evladı.

Yani ne zorumuz. Hepsi Hz. Adem (a.s)’dan ve Havva’dan olmuşlar. Aynı dünyanın elemanlarıyız, kardeşleriyiz. Bu ırkçılık rezilliğini ortadan kaldıracak bir çalışma yapalım. Farstan niye nefret ediyorsun? İşte “acem bilmem ne, acemler” bir de aşağılamak için “acem” diyor. “Acem” o da baya güzel bir isim. Nur gibi insanlar İranlılar. Babayiğit, aslan gibi kızları da çok güzel, delikanlıları da yakışıklı. Baya güzel bir kavim. Mertler de, dindarlar. Allahtan çok korkarlar. Bu azgınlığı ben anlayamıyorum. Bu ırkçılık felaket. Çaktırmadan baya geliştirmişler. Ben böyle bir belayı da pek tahmin etmedim, bölgede çünkü İslam hakim olduğu için ırkçılık gelişmez diye düşündüm. Adamlar manyak gibi ırkçılık geliştirmiş. Arap ırkçılığı, Fars ırkçılığı, Kürt ırkçılığı. Bu manyak PKK’dan anladık olayı. Ben oradan şüphelenmesem öbürleri ortaya çıkmayacaktı. O manyaklar da baktım ırkçılık var, azgın ırkçılık. Sonra öbürlerine de bakınca sıradan onlarında ırkçı olduğunu gördüm. Irkçılık ahlaksızlıktır, karaktersizliktir. Yani ırk üstünlüğüne göre insanlara değer vermek. Ne alakası var? Hepsi Hz. Âdem (a.s)’dan, Havva’dan gelişmiş nur gibi varlıklar. Renk olsun diye Cenab-ı Allah ayırmış.

Bölgede İslami çalışma yapılmıyor, Ortadoğu’da. Irkçılık o zaman alabildiğine gidiyor. Hemşerilik kafası, ırkçılık kafası. Şimdi dini çalışmaya da gençler duyduklarında bunlardan nefret ediyorlar, zaten çocukluklarından beri bildikleri bir şey. İşte “kertenkeleyi öldüreceksin, eve köpek sokmayacaksın, köpeği gördüğün yerde öldür, “kadınlar kaşını alamaz, gülemez, sağa dönemez, sola dönemez, sokağa bakamaz, şunu yiyemezsin, bunu yiyemezsin” hep yasaklar. Kadını aşağılama, insanları aşağılama sistem bu, İslam diye gösterdikleri.

AYLİN KOCAMAN: Irk birliğinden sürekli bahsediyorlar ama bir tanesi bile çıkıp İslam Birliği’nden bahsetmiyor, hepsi Müslüman olmasına rağmen.

ADNAN OKTAR: Bu ırka göre birleşmek, o kadar akılsızca bir hareket ki. Bilimsel de değil ayrıca, mantığı da yok. Öyle bir saf ırk yok ki. Mesela diyor ki; “ah benim Kürt kardeşim” deyip sarılıyor. Halbuki Türk asıllı o ve Fars asıllı. Yahut Kürtçeye bakıyoruz. Büyük bir bölümü Kürtçe öğrendi. Kelimeleri söylüyorlar, diyorum ben “bu Farsça.” Bir şey söylüyorlar Arapça, bir şey söylüyorlar Türkçe. Saf bir Kürtçe yok. Müstakil gelişmiş bir dil değil Kürtçe hep alıntı. İngilizceden bile almışlar. Farsçadan çok fazla alıntı var, Arapçadan çok fazla alıntı var.

Bir kilitlenme olmuş, dinsizlikten uzaklaşmak istiyor insanlar ama aklına, samimiyetine güvenecekleri kişiyi bulamıyorlar. Eninde sonunda bulacaklar.

BÜLENT SEZGİN: Kuran’da “cahiliyenin öfkeli soy koruyuculuğu” diye geçiyor ayette.

ADNAN OKTAR: Öyle bir rezillik ki, ben anlatamam yani ırkçılık. Sarıldığı adam zaten başka ırktan olmuş oluyor kafası da çalışmıyor.

ENDER DABAN: Hucurat Suresinin 13. Ayetinde Allah şöyle bildiriyor Adnan Bey. Şeytandan Allah’a sığınırım “Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık.” (Hucurat Suresi, 13)

ADNAN OKTAR: O kadar.

ENDER DABAN: “Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır.” (Hucurat Suresi, 13)

ADNAN OKTAR: Bak ne kadar net. “Tek bir anadan babadan sizi yarattım” diyor. Daha bunun üstüne ne var? Bitti. “Ve üstünlük takvayladır” diyor.

Mesela Umut Akyürek, çok önemli ve değerli bir sanatçı. Hiç kıymetini bilmediler çocuğun, o da kenarda köşede kaldı. Yarın bir gün tamamen unuturlar. Halbuki böyle bir sanatçı bir daha pek gelmez. Çok orijinal bir ses, orijinal bir yorum ve çok güçlü bir anlatımı var, çok içli ve candan söylüyor. Böyle bir sanatçının kıymeti bilinmiyorsa, zaten iç açıcı bir durum yok demektir. Bunun devlet çapında önemli bir konu olarak ele alınması gerekiyor. Mesela Umut Akyürek’e devlet sanatçı madalyası vereceksin. Ve sanatçılara devlet bir maaş bağlaması lazım. Sık sık halkla muhatap etmeleri lazım. Televizyonlara çıkartmaları lazım ve bütün parçaları söylemesi lazım Umut Hanımın. Söylemediği hiçbir parça kalmaması lazım çünkü çok güzel bir ses. Ama boğuk kalıyorlar.

Evet, dinliyorum.

ENDER DABAN: Selahattin Demirtaş zorunlu din eğitimi konusunda sizin uyarınız üzere üslubunu değiştirdi. Şunları söylüyor: “Gençler tüm mezhepleri, tüm dinleri öğrensinler. Bilgi olarak hepsini bilsinler, bilimde öğrensinler ama doğru öğrensinler”.

ADNAN OKTAR: Kelimesi kelimesine dediklerimin aynısını söylüyor. Aylardan beri anlattığımız, yıllardan beri anlattığımız kelimelerin yerinden bile değiştirilmeden aynısıyla milimi milimine söylemesi güzel Selahattin Hoca’nın. Aferin, güzel yapmış.

ENDER DABAN: Yine Selahattin Demirtaş Suriyeli misafirler konusunda da sizin Kılıçdaroğlu’na yaptığı uyarıdan etkilenmiş Adnan Bey. “Suriye’de savaş bitmeden, ölüm tehlikesi ortadan kalkmadan bize sığınmış insanları geri göndermek gibi bir şeyi asla kabul edemeyiz” diye söyledi.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Selahattin vicdanlı delikanlı ama işte bu olay Türkiye’nin bölünmesi meselesi, onun vicdanı onu kabul etmiyordur aslında. Şu PKK belası olmasa, Selahattin Demirtaş bütün oyları siler süpürürdü, şu PKK belası olmasa. Çünkü bölünmeye karşı o zaman şiddetli tavır koyar. Çünkü gönlünde yatan odur. Türkiye’nin bölünmesini niye istesin? Hiç kimse istemez. Ama şu an mecburen federasyon istiyor. Niye? Bastırıyor PKK. Ya çekindiğinden, ya başka nedenden bilmiyoruz.

BÜLENT SEZGİN: Selahattin Demirtaş’ın dikkat çekici bir ifadesi vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Ne diyor?

BÜLENT SEZGİN: “Bir lider gelecek bizi kurtaracak düşüncesi bitsin artık” sözleri.

ADNAN OKTAR: O olacak. Bir lider gelecek ve kurtaracak.

BÜLENT SEZGİN: Siz daha iyi bilirisiniz Mehdiyet’e işareti var.

ADNAN OKTAR: İşte “Hz. Mehdi (a.s)’ı beklemeyelim” diyor “Mehdi’niz benim” diyor. Demiyor ama ona getiriyor yani. “Hz. Mehdi (a.s)’a gerek yok” dediğine göre” beklenen geldi” demek istiyor o zaman. Çünkü beklenen var, o kesin. Ama “gerek yok beklemenize” deyince ne olur? “Ben geldim” anlamı ortaya çıkar. Onun için oda bekleyecek. Mesela Öcalan’ı övmesi, PKK’dan çekinmese Öcalan’a acayip düz gider, ben söyleyeyim. Nefret ediyordur ama PKK tehdidinden dolayı mecburen ağam paşam edebiyatı yapıyorlar. Hiçbir Kürt Öcalan’ı övmez, hiçbir vicdanlı Kürt Öcalan’ı övmez ama silah namlu alnına doğrultulduysa, Öcalan’ı da övüyor, PKK’yı da övüyor, şunu da övüyor bunu da övüyor.

BÜLENT SEZGİN: Programa katılan gazeteciler, bir kere bile “federasyon, üniter yapı, PKK’nın şiddeti” gibi konuları sormadılar Demirtaş’a.

ADNAN OKTAR: İşte ayarlı gelmişlerdir. Yoksa Demirtaş’ın espri anlayışı iyi, kadına değer vermesi güzel, dine saygı duyduğu açık görülüyor. “Benim kulağıma ezan okundu” diyor “dedem hacıydı” diyor, “gençken dindar ailede yetiştiğini” söylüyor ama lisede soldan etkilenmiş. Nasıl etkileniyor? Zorla etkilenir. Zor dağları bekliyor, korku dağları bekliyor. PKK’nın silahı alnına dayanırsa, mantıklı konuşması çok zordur. O zaman bölünmeye karşı nasıl tavır alsın? Aldığında öldürürler zaten. Diyor bak; “çocuklarım tehdit altında, ailem tehdit altında, ben tehdit altındayım” diyor.

Mehdiyet’le ilgili bir yazı yazmışlar bir internet sitesinde; “Tayyip Erdoğan Hocamız’ın Mehdiyet için zemin hazırladığını” söylüyor. İsteyerek veya istemeyerek hazırlıyor. Belki hiç amacı o değil ama kaderin sevkiyle yapıyor. Kader konuştuğunda, insan konuşamaz. Allah emrettiğinde, şahıs başka bir şey konuşamaz. Allah ne diyorsa, onu konuşuyor. Şimdi yalnız bağnazlar, yobazlar mevcut yobaz sistemin üstüne daha bunun eşşedi daha azgını süper bir yobaz geleceğini düşünüyorlar, Hz. Mehdi (a.s) olarak. Hz. Mehdi (a.s) deyince, süper yobaz kafalarında, kadınlara nefes aldırmayan, kadınları sokağa bile çıkarmayacak olan, peçeyi bile kabul etmeyecek olan azılı bir yobaz gelecek zannediyorlar. Halbuki Hz. Mehdi (a.s) tahfif üzerinedir, dini hafifletir, tahfifat yapar ayetin hükmünce. Ne diyor Cenab-ı Allah; “Hz. İbrahim (a.s)’ın dini gibi kolaydır. Allah sizin için zorluk dilemez, kolaylık diler” diyor. Tahfifat yapacaktır. Nasıl bir tahfifat? Görülmemiş bir tahfifat. Son bin üç yüz yıl içerisinde görülmemiş bir tahfifat. Din hafifleyecek, zincirler kalkacak. Çok kolay bir din ortaya konacak. O din hangi din? Kuran’daki din. Epey oluyor ben birisiyle konuşmuştum “Kuran yeterli” demiştim. “Öyle olur mu?” dedi “o zaman çok kolay bir din ortaya çıkar” diyor. “Olur mu öyle inanılmaz bir durum olur, çok acayip bir şey olur” diyor. “Helaller, haramlar hep kalkmış olur öyle bir durumda” diyor. “Birçok haram ortadan kalkar o zaman” diyor. Hay aklına limon sıkayım senin. “Kuran’da göster” diyorum “göremiyorum” diyor “ama var” diyor. Göremiyorsan, yoktur.

Hz. Mehdi (a.s) diye azılı yobaz beklemeyi bıraksınlar, öyle bir şey olmayacak. Hatta Mevdudi rahmetli diyor ki; “Çağın en moderni olacaktır gelecek olan Hz. Mehdi (a.s)” diyor. “Bağnazlar öyle tutucu birisini bekliyorlar, bağnaz birisi. Hiç zannettikleri gibi olmayacak” diyor. “Çağının en moderni olacak, bilim ve teknolojiyi en güzel bir şekilde kullanacak” diyor. Adamın kalp gözü açıkmış, maşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Kuran’da “Onların ağır yüklerini ve üzerlerindeki zincirleri kaldıran” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii zincirler kırılacak, ağır yükler kalkacak.

Gariban yobaz takımı, mevcut yobazlığı yeterli görmüyor. “Biz az yobazız” diyor, daha da kudurmuş bir yobazlık istiyor. Bizim rahatsızlığımızı da kafamızdan çıkarttık zannediyor. İslam dini var bizde durduk durduk ya dedik “bizde bir din çıkaralım, yeni bir din olsun, müzik de serbest olsun, eğlencede serbest olsun, hanımlar dekolte giyinsin.” Halbuki Kuran’da böyle olduğu için biz böyleyiz. Aksini iddia eden bana ayetle karşıma gelecek. Gelemiyorsa, ben haklıyım. “Kuran’da yok ama” diyorsa ben onu dinlemem. Ben müşrik bir sistemle muhatap olmak istemiyorum.

Bak “saf İslam esası üzerine” yani Kuran’a dayalı bir İslam üzerine “yeni bir fikir ekolü vücuda getirecek” diyor Mevdudi, Hz. Mehdi (a.s) için. “Ve halkın zihniyetini değiştirecek ilmi ve siyasi mahiyette kuvvetli bir hareketle gelecektir. Böyle bir liderin zuhuruna fikren yan bakanların aklıselim noksanlığına hayret etmekteyim” diyor. “Bu dünyada Lenin ve Hitler gibi günahkar liderlerin sahnede görülebilmesine rağmen, aynı hal ve fazilet timsali bir lider için neden uzak ve meşkuk adledilsin” diyor. “Hitlerin çıkacağını makul görüyorsun, her yere hakim olmuş. Bütün neredeyse dünyaya hakim oluyor. Bunu makul görüyorsunuz da, Hz. Mehdi (a.s)’ı niye makul görmüyorsunuz?” diyor.

“İmam Mehdi (a.s) geldiği zaman” diyor “zamanın en ideal komutanı, lideri olacaktır. Buradaki idealden maksadı şudur; çağın tüm gerçeklerini bilecek tam bir yönetici yeteneğine sahip bir insan olacaktır. Korkarım ki, onu ilk reddedecek olanlar gelenekçi ulema sınıfı” yani yobazlar “ve Sufi takımından başkası olmayacaktır. Çünkü onlar göreceklerdir ki, bu insanın tasavvurlarındaki Hz. Mehdi (a.s)’la hiçbir ilgisi yok.” Bunu kim söylüyor? Mevdudi söylüyor. Çok büyük bir alimdir Mevdudi.

AYLİN KOCAMAN: Size hiçbir şekilde Adnan Bey, iddialarında Kuran’da delil getirmedikleri gibi siz hayatınızın her aşamasında, her yaptığınızda, her savunduğunuzda Kuran’dan delil getirdiniz şimdiye kadar, Kuran dışında bir hayatınız olmadı zaten.

ADNAN OKTAR: “İslam’da” diyor “müzik yok” diyor. Göster, delil göster. “Delil yok” diyor. O zaman ben haklıyım. “İslam’da dans yok” diyor. “Getir” diyorum “Kuran’dan delil”. “Yok” diyor. Yoksa ben haklıyım. Sen haksızsın.

GÖKLAP BARLAN: Şöyle buyurmuş Rabbimiz, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Siz Allah’a dininizi mi öğreteceksiniz?” diyor.

ADNAN OKTAR: Tam işte öyle yapıyor bunlar, yobaz takımı. Allah’a din öğretmeye kalkıyorlar. “Böyle din mi olur?” diyor. “Doğrusu budur” diyor “ahlak.” Allah’a ahlak öğretiyorlar. Mesela o Mehdiyet’le ilgili o yazıda “savaşa hazırlarız, Hz. Mehdi (a.s) ordusu gelsin asarız, biçeriz” d,yenler, ilk masanın altına girecek olan tipler bunlar. Acayip korkak bunlar. Anında masanın altına girecek tipler. Bak şu Gezi olaylarında, alayı arazinin altına girdi. Telefonlara bile çıkmıyorlar, aradığımızda hiç birini bulmadık.

Türkiye’de Çerkez kavmi bozuldu, bir acayip oldular. Yani kavim böyle bir bozulmaya uğradı. Ya beslenme yetersizliğinden, ya coğrafi şartlardan. Yani Kafkas ırkı yok oldu burada. Bakıyorum Çerez gençlere, hep ufak tefek, kızlar da öyle çok ufak tefek, zayıf, kemik yapıları gelişmemiş. Beslenemiyorlar herhalde bir şey yapıyorlar veyahut gereksiz rejim yapıyorlar. Sen genç kızsın. Genç kız dediğin kadına benzer. Kadına benzemek istemiyorlar, erkek gibi olmak istiyorlar. Geniş omuzlu olacaklar, dar kalçalı olacaklar. Kadın kadına benzer, nereden çıkarıyorsunuz onu? Mesela kadına benzeyen bir kız arkadaşları olduğunda, “ne olmuşsun sen, tanınmayacak hale gelmişsin” diyor. Asıl sen tanınmayacak hale gelmişsin, çiroz. Kız dediğin, hükümet gibi olur. Modacılar falan bu işleri bu hale getirdiler. Erkekleri kadın haline getirdiler, kadınları da erek haline getirmeye çalışıyorlar.

EBRU ALTAN: Düzeltmeye çalışıyorlar, Fransa’da sıfır bedeni yasakladılar.

ADNAN OKTAR: Tabii olur mu öyle şey?

Dinliyorum.

ENDER DABAN: Adnan Bey, bir duyurumuz olacaktı. Yarın A9 TV’de programda böbrek kanserleri konusunda uzman Üroloji Profesörü Dr. Şinasi Yavuz Önol, 6 Mayıs Çarşamba saat 18: 00’da kanalımızda Yaşam ve Sağlık programında, Pınar Akkaş ve Oktar Babuna’nın konuğu. Doktorumuz börek taşları ve böbrek kanseri hakkında bilgi verecek. Profesör Dr. Şinasi Yavuz Önol sizi takip ediyor, eserlerinizi okuyor. Size saygı ve selamlarını iletmemizi istedi.

ADNAN OKTAR: Aleykum Selam, doktorumuzun ellerinden öpüyoruz. Allah uzun ömür versin. Yüzü çok nurlu. Muttaki mümin olduğu belli. Allah, yüzünü nuruyla yıkamış. MaşaAllah, hocamızın ilminden irfanından istifade ederiz. Tabipler mübarek varlıklardır. Sanatçılar mübarek varlıklardır. Çok iyi korunup kollanmaları lazım.

Yobazlar, yobazlıkla İslam’ı bütün dünyada küçük düşürdüler. Ve İslam güneşini söndürmek istiyorlar. Akılsızlık etmesinler, yanlış yoldalar yanlış. Diyor ki; “ulemamda mı?” Onlar da yanlış yolda. Mahvettiniz İslam’ı. Böyle İslam olur mu? Biraz kafanızı çalıştırsanıza. Ölüm kokuyor yaptığınız, her yer ölüm kokuyor. Çürüttünüz dünyayı, mahvettiniz. Asmak, kesmek, dövmek, kadınları aşağılamak, kadınlara buçuk deme. Müzik yok, resim yok, sanat yok, iyilik yok, güzellik yok, muhabbet yok şu yok bu yok. Deli misiniz siz? Cehennem özlemi içindeler. Öyle bir şey yok, gelecek olan Hz. Mehdi (a.s) İslam’ı yeniden ihya ederken, tahfifatla ihya ediyor. Dini hafifletecek. Bu yobazların zincirlerini kaldıracak milletin sırtından. Bağnazların zincirlerini kaldıracak. Sürekli zincirleri sarılıyorlar. Bak Mevdudi’de aynı şeyi söylüyor, “en çok yobazlar karşı çıkacak” diyor. Anlamıyor, “senden bahsediyorlar” diyor “senden.” Aklını başına al. Kahramanlık kafasıyla yobazlığı savunuyor. İyi bir şey yaptığını zannediyor. İslam’ı batırıyorsun. İslamofobinin kaynağı bunlar.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Akşam Gazetesi bugünkü haberinde; “Güneydoğu’da PKK’nın baskısından şikayet eden vatandaşların verdiği şikayetleri polis içindeki örgüte bağlı odaklar tarafından örgüte sızdırıldığını” iddia etti.

ADNAN OKTAR: Doğrudur, olabilir. Anlaşmışlardır PKK’yla. Ama bu tabii ajitasyon yapmak içinde yayılmış bir haber olabilir. Halka şöyle bir korku vermek istiyorlardır; “eğer PKK’yı ihbar ederseniz, onlarda ihbar ettikleriniz gider PKK’ya söylerler size zarar gelir. Öldürürler, asarlar, keserler.” Ona benzer imaj vermek istiyorlar herhalde. Kâle almasınlar, devam. Türk devleti, Türk milleti PKK’yı ortadan kaldırma konusunda kararlı. Onun kurtuluşu yok. Bu yıl kırk yılları doldu zaten. Deccalın ömrü kırk yıldır, iş bitti. Deccal kazınacak.

Evet diliyorum.

ENDER DABAN: Adnan Bey, yurt dışı basında yayımlanman makaleleriniz vardı. Onlar hakkında bilgi verebiliriz uygun görürseniz. Ünlü Arab News Gazetesi neon internet sitesinde iki yazınız yayımlandı. Başlıkları şu şekilde “Nepal ve içinde bulunduğumuz özel dönem.” Ve “Gerçekten iman edenler için içinden çıkılmaz bir durum yoktur” yazılarınız. Bu ikinci makaleniz aynı zamanda MSN News sitesinde yayımlandı yer aldı. Amerika merkezde Jefferson Corner haber sitesinde “Amerika kimin tekelinde?” isimli yazınız çıktı. News Rescue sitesinde bu hafta yayımlanan yazınızda; “PKK ve onun uzantısı bir takım güçlerin seçmenler üzerinde baskı kurduğuna” değiniyorsunuz buradaki yazınızda. Daily Mail sitesinde “Boko Haram’la mücadelede yöntem silahlar değil eğitim olmalı” adlı makaleniz çıktı. Birçok dilde yayımlanan MBC Times sitesinde “Ermeni meselesinde ihmal edilen şart sevgi” isimli yazınız, İspanyolca yayımlandı. Yemen’de ki son duruma ve ölümlere dikkat çektiğiniz yeni makaleniz, National Yemen Gazetesi ve onun internet sitesinde yer aldı.

ADNAN OKTAR: Ne güzel.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PKK’lıların seçim öncesi, AK Parti’ye yönelik saldırılarına karşı tel örgülü önlem alındı.

ADNAN OKTAR: Ayılara karşı alınır öyle bir önlem. Yani PKK domuzlarına karşı. Bazı yerlerde domuzlara karşı alınır, bazı yerlerde insanlara karşı alınır ama burada domuzlara karşı alınmış.

BÜLENT SEZGİN: AK Parti Van İl Başkanı Zahir Soğanda; “yıllardır bölgede siyaset yaptığını ancak son birkaç seçimdir partilerine yönelik taşkınlık ve saldırıların söz konusu olduğunu” söyledi.

ADNAN OKTAR: Ne bir kaç yıldır? Başından beri öyle. Olur mu öyle? Kan gövdeyi götürüyor Güneydoğu’da. Sanki yeni oluyormuş gibi anlatmak, çok acayip bir şey. Güneydoğu’ya girilemiyor ki, ne Milliyetçi Hareket Partisi girebiliyor, ne Halk Partisi girebiliyor, kimse giremiyor.

Devam edelim.

ENDER DABAN: Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, İstanbul’da medya temsilcileriyle bir araya geldi. Kamalak şunları söyledi; “İttifak olarak prensip itibariyle başkanlık sistemine karşı değiliz. Devlet başkanını halkın seçmesinde sıkıntı yok” dedi.

ADNAN OKTAR: Peki Amerikan modeli ne demek istiyor?

ENDER DABAN: Bunlarla ilgili bir yorumda bulunmamış ama “başkanlık sistemine karşı olmadıklarını” söylemiş.

ADNAN OKTAR: Olur mu? Türkiye paramparça olur o zaman. Yani başkanlık sistemi eşittir federasyon. Onu internetten yazın Hoca’ya o sözünü düzeltsin. Çünkü ya Amerika modeli, ya Meksika modeli deniyor. Her ikisinde de, bölünmek kaçınılmaz.

Mesela bu delikanlı da çok değerli sanatçı. Hiç esamesi bile okunmuyor. Sanki kolay yetişiyorlarmış gibi. Halbuki bayağı emek veriyorlar bunlar kendilerini yetiştirinceye kadar. Bir de aşkla şevkle söylüyor muhatap bile olunmazsa, sanatçıların kıymeti bilinmezse sanat zamanla kaybolur. O zaman dünya kararır. Dünya kararır, dünyanın güzelliğini yok etmiş olurlar. Sanatçı demek dünyayı güzelleştiren adam demektir.

Bunlar tamamıyla helal olan şeyler, güzellikler. Dünyayı Allah zaten güzel yaratmış. İnsanları da güzel yaratmış. “Güzelleştirin, güzel yaşayın, güzel konuşun, sevin birbirinizi, dost olun, arkadaş olun, kavga yapmayın, kan dökmeyin, merhametli olun, bana şükredin nimetimi artırayım” diyor Allah. Sen ne yapıyorsun? “Dünyayı cehenneme çevireceğim” diyorsun. İslam’ı dünyadan yok edeceksiniz, aklınızı başınıza alın. Zaten müsaade etmeyiz ona da, o ayrı mesele. Gelecek olan İmam Hz. Mehdi (a.s) dini tahrif edecektir. Bunu kafanıza koyacaksınız. Bak, “yobazlar karşı çıkacak.” Karşı çıktığında düşünmüyor musun “o yobaz acaba ben miyim” diye niye düşünmüyorsun? Acaba “o kastedilen yobaz ben miyim” diye niye aklından geçirmiyorsun? Peygamber (s.a.v) senden bahsediyor, aklını başına al. Peygamber (s.a.v) senden bahsediyor aklını başına al. Kastettiği sensin. O zannediyor kahraman, dini kurtaran zannediyor kendini. Bak, Mehdiyet’e karşı koyan bir yobaz güruhundan bahsediyor Cenab-ı Allah ve şekilleri şemailleri de anlatıyor. Üstüne bir kondursana. Belanın içindesin, Allah seni korusun, Allah sana hidayet versin, cehennemin dibine gidiyorsun, aklını başına al. Özel bir güruhatsın. Kafirun ve kafirat, münafikun ve münafikat, müşrikun ve müşrikat, bunlar özel taifelerdir. Bunlardan biri olmaktan Allah’a sığınacaksın. Üzerine kondurmuyor. Üzerine kondur, belanın içine girmişsin. Kastedilen sensin.

Ender Bey, dinliyorum.

ENDER DABAN: Adnan Bey, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, HDP’nin barajın altında kalma durumu hakkında; “hiçbir şey olmaz, HDP barajın altında kalırsa, süper olur” açıklamasını yaptı. Konuşmasında muhalefeti eleştiren Akdoğan, “şimdi birileri diyor ki; ‘Türkiye bölündü bölünüyor.’ Arkadaş sen zihninde bölmüşsün ve büyümüş, sorun derinleşmiş. Şırnak’a gidemiyorsun, Van’da siyaset yapamıyorsun, Hakkari de bayrak sallayamıyorsun, diğeri de Trabzon’a gidemiyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bütün buralara biz gittik. Devlet artık vatandaşı kucaklıyor” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Tamam da vatandaş gidemiyor ki. Milliyetçi Hareet Partisi gidemiyor, CHP gidemiyor, gidene de saldırıyorlar. Vatandaş nasıl gitsin? Burada savunulacak bir yön yok. Oradan PKK’nın kazınması gerekiyor. Devletin kolluk kuvveti bunu yapabilir. Halk bunu nasıl yapsın? Yani gidip sille tokat halk bunlarla uğraşacak hali yok.

ENDER DABAN: Konuşmasının devamında Yalçın Akdoğan şunları söylüyor; “bugün Kürtlere kim zulmediyor? Kürtlerin yolunu kim kesiyor? Kürtler’den kim haraç alıyor? Kürtlerin çocuğunu kim dağa kaldırıyor? Kim oy kullanmaya giderken yolunu kesiyor? Kim baskı yapıyor? Kim tehdit ediyor? Bunların çok iyi görülmesi, anlaşılması gerekiyor.

ADNAN OKTAR: Tehdit ediliyorsa, işte mübarek ellerinden öpüyorum, yapacağın şey kolluğa emir verirsin, kolluk bunları kazır. Hepsini tutar, hapse atar.

“Eşimle huzur bulmak için ne yapmalıyım? 13 yıllık evliyiz ama devamlı huzursuz, hiçbir şeyden mutlu olmuyor?” Allah’ın rızasını sürekli arayacaksınız. Evlilikte eğlenmeyi ararsan, Allah huzur vermez. Evlilikte ikinizin amacı da, ‘Allah’ın rızasını nasıl kazanabiliriz’ olması lazım.

Ruhi bir ruh; “Şu dini hafifletmek ne demek? Namazı mı kaldıracaksınız? Orucu mu kaldıracaksınız?” İşte akledemiyor onu, öyle zannediyor. Dini hafifletmek demek, bir kere olmayan haramları kaldıracak demektir. Mesela nedir? Müzik. Müzik haram mı? Değil. Kuran’da öyle bir ayet yok. Ne olacak? Müziğin haram olduğunu iddia edenlere, müziğin helal olduğunu söyleyecek. Namaz? Namaz her zamanki namazdır, Kuran’daki namazı kim değiştirir? Sen Kuran’la konuştuktan sonra konu bitmiştir zaten. Kuran’da namaz var mı? Var. Bitti. O zaman namaz kılınacak. Oruç var mı? Tamam. Oruç tutulacak. Zekat var mı? Var. Zekat yerine gelecek. Mesela faiz; faiz olmaz. Mesela Hz. Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde, faiz diye bir olay olmaz. Çünkü faiz haram. Faiz diye bir şey olmaz. Sen mesela bunu durduramıyorsun şu an? Hiçbir İslam ülkesi durduramıyor. Ama Hz. Mehdi (a.s) geldiğinde, faiz hemen diye durur. Çünkü Kuran’dan taviz vermez Hz. Mehdi (a.s). Kuran ne diyorsa, onu yapar. Ama sen diyorsan mesela “kadın yarım varlıktır.” Nereden çıkarıyorsun? Kuran’dan çıkarıyor musun böyle bir şey? Yok. Kuran’da kadın aziz, kadın yüce, kadın takdir ediliyor, övülüyor ve yüceltiliyor ve korunuyor. Sen bambaşka bir kafadasın, Kuran’a uymuyorsun.

Şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler programımız sona erdi, tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü