Harun Yahya

Sohbetler (6 Mayıs 2015; 13:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Fikret Bey dinliyorum, buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Ahmet Davutoğlu Iğdır mitinginde; “HDP’nin Marksist, Leninist ideolojiyle hareket ettiğini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Hele şükür. Yıllardan beri Marksist, Leninist olduğunu söyleye söyleye Tayyip Hocam’a söyle dedik, o söylemiyor. Israrla hiç alakasız putperest dinlerden bahsediyor. Ama yardımcısı söyledi, başbakan söyledi şimdi Tayyip Hocam’da sıra. En son Tayyip Hocam söyleyecek.

KARTAL GÖKTAN: Şu şekilde konuşması: “Birisi Türkleri dininden soğutmak istiyor, biri de Kürtleri koparmak istedi. Hala Marksist, Leninist düşünceyle hareket ediyorlar. Bütün HDP’ye söylüyorum; ya demokrasiyi seçeceksiniz ya silahı. İkisi birden olmaz. Ama silah elimde olsun baskı yapayım, millet üzerine demokrasi kılıcını tutup sandık oyunlarına gideyim derseniz, buna da millet izin vermez” dedi.

ADNAN OKTAR: Güzel hoş da şimdi Başbakan’ın ellerinden öpüyorum, çok mübarek muhterem bir insan. Gece-gündüz silahı bırakın diyorsunuz, diyeceğine gidip çöküp alsana elinden silahı. Eşkıyanın elinde silah oluyor, “eşkıya silahı ver, eşkıya silahı ver” denmez ki. Eşkıyanın üzerine çökersin, altına alırsın elinden zorla silahı alırsın. Bunun usulü budur. Ben ilk defa görüyorum böyle. “Eşkıya bey lütfen silahı verir misiniz, eğer uygunsa tensip buyurursanız” diyor. Böyle bir yöntem nerede görülmüş? Kurt gibi alır altına çökersin, zorla elinden alırsın. Bu kadar. Öyle olmuyor mu? Polis bir yerde bir adamla karşılaşıyor, elinde silah varsa elinden alıyor zorla, yere yatırıyorlar alıyor silahı.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Davutoğlu konuşmasında şunları da söyledi: “Bizim için Sünni-Şii ayrımı yoktur, hepimiz Müslüman’ız. Bizde mezhep ayrımı yok. Bizim için Türk, Kürt bütün Anadolu’daki her bir vatandaşımız için, bizim için her Türkiye.”

ADNAN OKTAR: O güzel. O Hz. Mehdi (a.s) ağzı.

2015 böyle geçecek gibi görünüyor, bakalım 2016’da, 2017’de nasıl olacak. Tayyip Hocam, Mehdiyet için “2023” diyor. 2023 dünya hakimiyeti. Onu durduk yere söylemiyor tabii.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Aksiyon Dergisi’nde yer alan habere göre, “Sayın Erdoğan’ın son dönemlerde çözüm sürecine karşı çıkışı sadece seçime yönelik bir adım değil” denildi. Şöyle deniyor yazıda: “Durum, oy toplama meselesini çoktan aşmış durumda. Sürecin bozulması, Erdoğan’ın ve mevcut hükümetin işine geliyor. Çünkü OSLO mutabakatlarına göre 2015 nevruzunda Diyarbakır’a götürülmeyen Öcalan’ın 1 Eylülde çıkması ve 2016’da da verilen tüm sözlerin yerine getirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde başka ülkelerin sürece dahil olması gündeme gelecek. Sırrı Süreyya Önder’in yabancı gözlemcileri davet etmesinin temel sebebi de bu. Süreci bozan taraf haksız ilan edilecek. Erdoğan’ın söylemleri ve HDP’nin suçlamasının altında bu var.”

ADNAN OKTAR: Farz edelim hükümet üyeleri dese ki, “biz süreç içinde ne istiyorsanız yapacağız.” Bu geçerli olmaz ki. Bizim istememiz önemli, millet olarak. Biz istemiyorsak, konu bitmiştir. Ayrıca hükümet böyle anormal bir şeye söz vermez, verse de bunları kafalamak için söz vermiştir, yani PKK’yı kafalamak için. Enayiliklerine doymasınlar. Hiçbir zaman için o söz yerine gelmez, onu unutsunlar. Açıkça söylüyorum. Kerizliklerine doymasınlar, enayiliklerine doymasınlar. Asla böyle bir söz yerine gelmez. Geçersiz bir söz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Aksiyon’daki haberin devamında şöyle deniliyor: “İddiaya göre hakem ülkelerin oluşturacağı bir heyet seçimlerden sonra süreci yakından takip etmek için Türkiye’ye gelecek. Erdoğan bu heyetin gelip sürece dair denetim yapmasını istemiyor. Bu nedenle bir an önce bu meseleden kurtulmaya çalışıyor. Önümüzdeki günlerde bir takım olayların yaşanması ve yeniden şiddet ortamına dönülmesi uzak değil. İddiaya göre bölgeye polis takviyesi yapan hükümet son bir ayda daha önce görev almış eski özel harekatçıları yeniden bölgeye gönderdi. İlk etapta 1500 kişinin gönderildiği ileri sürülüyor.”

ADNAN OKTAR: 1500 kişi olur mu? Çok çok daha fazla özel harekatçı olması lazım. En az 30-40 bin özel harekatçı olması lazım. Yetiştirsinler aslan gibi vatan evlatları var. “Okulları açın açın” dedim, sonunda açtılar. Allah’a şükür ne desem yapıyorlar. Ama sessiz sedasız yapıyorlar. Mesela okulların açıldığını ben başka yerden öğrendim, maşaAllah.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey, OSLO’da hakem heyeti İngiltere’ymiş galiba. Bu gelişmelerden dolayı seçimden sonra çok daha fazla baskı uygulayacağını söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: İngiltere otursun oturduğu yerde. Neye uğradığını şaşırır, Allah Allah dedirtir Cenab-ı Allah. Aklını başına alsın. Psikopatlık yapmaya kalkmasın. Dünyayı oradan idare ettiğini zannediyor. Allah idare ediyor dünyayı.

CEYLAN ÖZBUDAK: Türkiye’yi parçalayacaklarını düşünürken şimdi kendileri parçalanmamaya çalışıyor. İskoçya “ayrılacağız” diye tutturdu şu an yine.

ADNAN OKTAR: Tabii. Öyle dangal hareketler, çok tehlikeli olur.

AYLİN KOCAMAN: Siz daha önce Amerika plan kurarken söylemiştiniz, “hiç Türk halkını, Türk askerini, Tük polisini dikkate almıyorlar, kimse izin vermez bu ülkede” diye.

ADNAN OKTAR: Benim polisle çok işim oluyordu eskiden çok görüşürdüm. Hepsi sağlam delikanlıdır yani ülkücü meşreplidir. Türkiye’yi bölecekler ne diyorsun deseler, o bölmeye kalkanı alır sürükleyerek götürür hapishane kapısına bırakır söyleyeyim kanunla hukukla. Yani bir polis için vatan-millet yoksa yaşamanın anlamı yoktur. Polis zaten ölmeyi göze alarak o mesleğe giriyor. Asker demek, ölmek ve öldürmek sanatıdır. Asker, ölmeyi iyi bilen, öldürmeyi iyi bilene derler. Asker bunun hem eğitimini alacak hem de bakacak seyredecek, öyle bir şey olmaz. Hiç kimse buna hazırlık yapmasın, sevinmesin de, boşa kendini yormasın da. Buna tevessül eden, Türkiye’de duramaz, bak söyleyeyim. Kendini perişan eder, aklını başına alsın. Kanunla hukukla tepesine binilir. Densizlik, dangallık istemiyoruz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın miting düzenleyerek Başbakan Davutoğlu’nu çiğnediğini savundu; “Madem koltuk verdin bırak iki kelime de o konuşsun. Kendini başbakan gibi hissetsin” dedi.

ADNAN OKTAR: Onunla çok uğraşıyorlar Ahmet Davutoğlu. Ahmet Davutoğlu Hocam’a laf yok. O baya şeker çok sevimli bir insan. Ayıp yapıyorlar. Öyle küçük düşürdüklerini zannediyorlar ama insanlar daha çok seviyor onu öyle yaptıkça. Daha sempatik buluyorlar, daha şefkat duyuyorlar. Ayıp bu yaptıkları, doğru değil. Tayyip Hocam da anladığım kadarıyla başbakan yetkisiyle donanmak istiyor. O da ne gayretliymiş, maşaAllah. Sabah sabah bir kalkıyorum “canlı yayın” diyorlar. Akşam bakıyoruz yine “canlı yayın” diyorlar. Enerji 1500, maşaAllah yerinde duramıyor.

Sevilecek insan çok az oluyor. Çünkü sevilmesi için mutlaka Allah’tan korkması, vicdanlı ve samimi olması gerekiyor. Bir kadın için de en hayati konu, sevmek ve sevilmektir. Sevmek, sevilmek yoksa hayatın bir anlamı kalmaz bir kadın için.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Ergenekon soruşturması kapsamında Emekli Orgeneral Çevik Bir’in de aralarında bulunduğu sekiz şüpheli hakkında, silahlı terör örgütü üye olmak suçundan takipsizlik kararı verildi.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, bir mahkeme müebbet veriyor, diğer mahkeme takipsizlik. Türkiye çok garip tarihi günlerden geçiyor. Tabii biz tutuklamaya hapse sevinmeyiz. Tahliyeye seviniriz, beraata seviniriz hiçbir vatandaşın hapiste yatmasını istemeyiz. Cinayet hariç, ben hakikaten vicdanen rahatsız oluyorum. Ama tabii genel af bilmem ne falan, bunlar akılamaz tehlikeli şeyler. Aman ha aman, sakın ha sakın. Eğer Mehmetçiğin katilleri affedilmesi tehlikesi varsa, 20 sene de olsa insan hapisten çıkmayı istememesi lazım. Çünkü bu müthiş bir felaket olur, çok büyük bir felaket olur.

AYLİN KOCAMAN: Adnan Bey, genelde 2000’li yılların ortalarında Amerika düşünce kuruluşlarının verdiği bütün önerilerde iki şart var. Bir tanesi afla Öcalan’ın ve diğerlerinin çıkması, ikincisi de federasyon.

ADNAN OKTAR: Yok kardeşim yok. Cinayet serbestse, zaten dünya mahvoldu demektir. Hayatın anlamı kalmaz.

Türkler şahane insanlar. İyi tanıtılamamışlar. Türk deyince, Beyoğlu’na gelip orada üç beş it-kopukla tanışıyorlar, onu Türk zannediyor. Anadolu halkında vardır, Trakya halkında vardır. Antalya’nın güzel insanları, İzmir’in güzel insanları, Mardin’in, Siirt’in güzel insanlarında hiç bozulmamışlar, hiç dejenere olmamışlar. Onlar dejenere olmuş adamlarla karşılaşıyorlar, Türkler hakkında karar veriyorlar.

CEYLAN ÖZBUDAK: Geçen günlerde yazdıkları yazıda, Amerika’da çok güzel anlatıyordu. İlk önce “Amerika’ya ölüm” diye bağırıyormuş, beş dakika sonra “evindeydim kahve yapıyordu” diyormuş.

ADNAN OKTAR: Tam Türk karakteri, maşaAllah.

Mesela Yozgat’ın köylerine gitsen, acayip güzel. Bir köy bozulduğunda, o kadar acı oluyor ki. “Artık eskisi gibi değil oralar” diyorlar, “bağları bozdular.” Güzelim köyü, güzelim insanları ne hale getirmişsiniz. Ben Allah’a çok şükür çocukluğumda o temizliği, en güzel şekliyle gördüm. Köylerin o güzelliğini gördüm. Ama mesela Batmantaş Köyü şu an terk edilmiş bir köy. Köyde pek kimse kalmamış, çok çok az insan var. Terk etmeye ne gerek var? İstediğinde Tokat’a gitmen on beş dakikanı almaz arabayla. Ne gerek var körü terk etmene? Tama şehir özlemin de olabilir ama şehre inmen an meselesi. Niye bırakırsın köyü? Bir de köyün geleneğini bozmak çok kötü. Mesela yaşlılara gösterilen saygı hürmet çok güzeldi. Yaşlıların kalmaması tabii çok acı oluyor, güzel bir şey değil. Mesela Dattin dayı vardı, Mamaç dayı vardı, Alim dayı vardı, biz gittiğimizde görürdük köyde. Hiç biri kalmamış. Köyün güzelliğiydi onlar. Bir tek köy muhtarı Sahir emmi vardı o duruyor, o da bilmiyorum o da sağ mı şu an. Köydeki dedemin evini çok değiştirmişler ama eski haline çevirmek mümkün. Irmak yine iyi güzel akıyor.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş, dün katıldığı bir TV programında, “seçim sonrasında AK Parti tek başına iktidar olamazsa, anayasayı hazırlamak için geçici bir hükümet kurulabileceğini, anayasa değişikliği yapılıp, hemen erken seçime gidileceğini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Anayasa değişikliği yapmak öyle kolay bir şey mi? Beş dakikada yaparız. Öyle bir şey olmaz.

Anadolu’nun her yerinde bağlık arazilerine Toki apartmanlar yapıyor 10 katlı, 15 katlı kutu gibi. Estetik yok, görünüş yok berbat, bazıları hepsi için demeyeyim de. Türk evi gibi yapsanıza, bağlık bahçelik güzelce yapsana, Türk evini esasa alın, Osmanlı stilini esas alın, güzel şeyler yapın. Bağları bozmanın alemi ne?

AYLİN KOCAMAN: Tarım alanları çok ciddi şekilde azalmış, pek çok ürünü şu anda ithal ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Köyde ne güzel patatesler olurdu. Biz bir asılırdık patatese sapından, altında üç kilo hatta dört kilo falan patates çıkardı, koca koca yumruk gibi böyle. Hatta iki elim gibi böyle kocaman. Bazıları ufacık olurdu onları da toplardık, misket gibi küçük oluyordu. Onlar fırında kızardığında, ye babam ye, şahane olurdu. Çerkezler pek balık yemiyordu, balıklar hep bize yarıyordu. Oltayla hepsini tutuyorduk, maşaAllah. Oradan buradan bitirim tipler geliyordu dinamit atıyorlardı, hayvanları topluca yok ediyorlardı. Köylülerin de ona müsaade etmesi çok acayip. “Yok kardeşim ne dinamiti” dersin, “bak jandarmayı çağırırım densizlik yapma” diyeceksin. Dinamit atılır mı? Hayvanların hepsi suyun yüzüne çıkıyorlardı kıpkırmızı oluyorlar, iç kanamadan ölüyor hayvanlar. Böyle adamlarla sürekli güzelliği tahrip ediyorlar yavaş yavaş, yavaş yavaş.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Anadolu’daki binalaşmaya örnek birkaç resim vardı.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Şimdi bu Anadolu’ya gidiyor mu? Şu olaya bak ne kadar acı. Ne ağaç var ne bitki var. Şu rezalete bak, kümbetin yanında bunların ne işi var. Bir de mor renkli bilmem ne falan. Çok acı bir olay. Estetik diye bir olaya önem vermiyorlar, estetik ve sanat. Dedim ki, “estetik ve sanat bakanlığı kurulsun” dedim. Hiç umursamadılar. Halbuki en hayati konu o.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Zaman Gazetesi New York Times’te yayınlanan bir habere dayanarak, “Türkiye’den IŞİD kontrolündeki Suriye topraklarına giden malların günlük ihtiyaçlarıyla sınırlı kalmadığını, bomba yapımında kullanılan amonyum nitrat gübresinin de satıldığını” yazdı. “Amonyum nitratın Irak ve Afganistan’da militan gruplar tarafından yaygın bir şekilde patlayıcı yapımında kullanıldığın kaydeden gazete 2003’te İstanbul’u vuran terörist saldırılarındaki bombaların da bu maddeyle yapıldığını hatırlattı.

ADNAN OKTAR: Amonyum nitrat çok önemli bir gübre. Ne yapsınlar yani nasıl yapacaklar? Bir de bomba yapacak adam, amonyum nitrat tek başına patlayıcı değil bir özelliği yok. Bir patlayıcı olduğunda etkisini artırır. Yoksa bir etkisi yok amonyum nitratın. Dolayısıyla boş laf. TNT olmadıktan sonra yahut C4 patlayıcı olmadıktan sonra onunla hiçbir şey yapamazsın. Eğer zaten bu patlayıcılar varsa onun gücünü artırmak öyle sorun değil ki, amonyum nitrat şart değil, bulunur onun etkisini artırmak için. Şimdi tabii saysak teröristler orada malzeme çıkartır ama baya bir kimyasal madde var etkiyi artıracak. Mühim olan, o patlayıcıların sokulmaması. Daha Türkçesi eğitim, bununla engelleyemezler. Sevgi eğitimi verilmesi lazım, sevgi. Dünyanın ana noktası, hayat noktasıdır sevgi. Sevgi yoksa hayat da yoktur. Bütün hayvanlara bakıyorsun yabancı kanallarda hep sevgi hayvanlarda. Fil yavrusunu seviyor, keçi yavrusunu seviyor.

“Hoş geldin Allah’ın aslanı. O ne müthiş heybet, o ne güzel ses Ya Rabbi. Helal sana sultanlar sultanı gönüller tacı” diyor. Bu çok seven bir sempatizan herhalde.

Üçüncü adam. “Adamsın Hocam” diyor, maşaAllah. Bu da ayrı bir muhabbet türü.

“Birkaç gündür çok çok daha nurlusunuz. Çok seviyorum sizi” diyor.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Şırnak ve çevresinde askeri hareketlilik olduğu haberleri var. Askeri kaynaklara göre, askerler yer değiştiriyor, köylülerse bölgeye askeri sevkiyat yapıldığını, hareketliliğin Irak sınır bölgesinde yoğunlaştığını söylüyorlar. Asker mevzisiyle PKK noktası arasındaki mesafe tepede göz teması sağlayabilecek kadar birbirine yaklaştığı söyleniyor. HDP’ye yakın çevreler bu konuda çok fazla yaygara yapıyorlar. Bölgede ilan edilmemiş bir olağanüstü hal uygulandığını iddia ediyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah aslanlarımıza. Çoktan beri cemse sesi duymuyorduk, maşaAllah. Sevkiyata devam. Askerleri oraya güzelce konuşlandırsınlar, oranın çiçeği onlar, oranın süsü. PKK kahpelerine karşı Türk askeri. Oraları o pislikten, PKK pisliğinden ancak Türk askeri temizler. Ya Allah Bismillah deyip, mehter eşliğinde başlasınlar. Artık Türk askerinin eli tutulmaz. Gereğini yapsınlar, bekliyoruz. Sevkiyata devam etsin. Çok heybetli oluyor, maşaAllah. Askeri cemseler böyle peş peşe. İçinde aslanlar kuzular dolu, kınalı kuzu, hep şehit adayı aslan hepsi, maşaAllah nur gibiler. Allah onları kahpe kurşunlardan korusun.

PKK şimdi de Ezidi Kürtlere musallat olmuş. Onlara komünizm propagandası yapan akademiler açıyorlarmış, sözde akademiler. İşte orada Müslümanlar, bu Ezidi kardeşlerimizi bu kişilerin elinden kurtarması lazım. Karşı eğitim yapılması lazım. Devlet anti Darwinist, anti komünist faaliyet yapması gerekiyor. Bunu yapsalar, PKK çoktan tarih olmuştu, bitmişti. Konuyu kökünden halledecek en kesin çözüm olduğu halde, konuyu sürekli savsaklıyorlar ve uzuyor. Bak, efeye de sormuşlar, efe demiş “Adnan Hocamız’ın dediği yapılırsa, konu kökünden hallolur” demiş, “doğru söylüyor” demiş.

CEYLAN ÖZBUDAK: Siz biliyorsunuz Adnan Bey, çok garibanlar Ezidiler, gerçekten eğitimsizler. Tek taraflı eğitim hakikaten tehlikeli olabilir onlar için.

AYLİN KOCAMAN: Zaten zorla ellerine silah verip, IŞİD’e karşı savaştırıyorlar. IŞİD de onlara tabii karşılık veriyor.

ADNAN OKTAR: Yazık onlara, baya garibanlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Askerlerimizin sevkiyat resmi vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Allah Allah aslanlara bak sen, maşaAllah. Devam devam. Necdet Paşamız gereğini yapsın. MaşaAllah, o çok efendi bir insan. Baya sessiz sedasız, terbiyeli bir insan.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Daha önce her platformda HDP ve Kürt siyasal hareketlerini eleştiren Dengir Mir Mehmet Fırat’ın, 2014 yılında gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce attığı twitte, Fırat şöyle diyordu: “Ben BDP’li değilim, olmak gibi niyetim de pek yok. Çünkü ideolojik olarak Marksist, Leninist, sosyalist bir düşünceye sahip değilim. Şiddete de şiddetle karşıyım.” 2014 yılında bu ifadeleri kullanan Fırat’ın, üzerinden bir yıl geçmeden HDP’den milletvekili adayı olması şaşırtıcı oldu.

ADNAN OKTAR: BDP, HDP içinde hepsi komünist değildir tabii, dindar eğilimi olanları da var. Ama istese de istemese de ona hizmet etmiş oluyor. O sistemi güçlendirmiş oluyor. Buna karşı işte devletin eğitim vermesi lazım radyolardan, televizyonlardan. Madem komünist tehlike var, komünist tehlikeye karşı anti-komünist faaliyet, anti-Darwinist faaliyet, bu kadar kolay. Yapamıyorlarsa, bize söylesinler biz yapalım. Ama yapılması şart.

Umut Akyürek’i her dinlediğimde, içimde bir rahatsızlık oluşuyor. Bu, dünya çapında bir sanatçı, adamların bir kısmının umurunda bile değil. Değeri ancak -Allah ömrünü uzun etsin- vefat ettikten sonra biliyor gibi yapmaya çalışıyorlar. Mesela müthiş bir sanatçı, bulunmaz bir ses bu. Ben böyle bir ses duymadım hiç, nefis ses çok güzel bir kadın sesi. Bak hiç sanatçı görebiliyor musunuz ortada? Yok, hiç sanatçı yok. Sürekli siyasi kavgalar var bağırtı çağırtı. Sanatçı sevgi öğretmenidir, güzellik öğretmenidir. Sanatçılara kapıyı sonuna kadar açmak lazım. Sanat ve estetik bakanlığı hemen kurulması lazım. Tayyip Hocam’a da dilekçe verelim, başbakana da verelim. Hayati bir konu bu. Hayatın amacıdır sanat, güzellik, sevgi. Yoksa sen niye köprü yapıyorsun, neyin tüp geçidini yapıyorsun, havadan karadan denizden. Bunların hepsi boş hale gelir. Sevginin olması için, sevgiyi besleyen sanat ve estetiğe çok önem verilmesi gerekiyor.

CEYLAN ÖZBUDAK: Geçen sene siz Adanan Bey, bir tarif yapmıştınız, “bu zengin Arap ülkelerinde petrol ülkelerine Avrupa’nın, Amerika’nın saygı duymasının sebebi sadece sanata değer vermemeleri, sevgiye önem vermemeleri bir tek bu” demiştiniz. “Yoksa onların elde edemeyecekleri kadar paraları var ama hiçbir şekilde estetiğe önem vermedikleri için saygı duyamıyorlar, doğal olarak oluşmuyor” demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii, adam yerine koymuyorlar. Türkiye’de de öyle, böyle zeybek gibi yollar yaparsın, çok güçlü havaalanları yaparsın ama sanat yoksa, estetik yoksa, sevgi yoksa kıymeti yok. Kuzey Kore’de de var, her şey var, mükemmel. Ama hayat yok ölüm var, sadece ölüm var, mezar kokusu var ve dehşet var. Sevgisizlik, estetiksizlik her yer sarmış durumda, sevginin ‘S’sinden bile bahsedilemiyor, hayvanda olan sevgi dahi yok, hayvanlarda olan sevgi de yok. Görülmemiş bir mahlukat gibi sanki kendilerini gösteriyorlar, inanç olarak, ideoloji olarak.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: CHP Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sayın Erdoğan’ın Kuran’ı Kerim ile ilgili kendisine yönelik sözlerine Egemen Bağış üzerinden yanıt verdi. “Allah ıslah etsin” diyen Kılıçdaroğlu -Kuran’ı tenzih ederiz- “Kuran’la dalga geçen, Bakara makara diyen adamı yanında taşıyorsun” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: Bir kere ağzından kaçmış, bin pişman olduğu belli. Oturup bunu tekrar tekrar kafasına kakmanın bence alemi yok. Bir şekilde Allah orada o hatayı yaptırmış. Ama tövbe ettiği belli, utanıyor yani böyle bir şeyden utandığı anlaşılıyor. Israrla onu savunmuyor, utanç duyuyor yani. Ama mesela öbür karikatür yapanlar iftiharla savunuyorlar. Ama bu insan utanç duyuyor, insanların yüzüne bakamıyor. Baya mahcup bu konuda ve reddediyor. Demedim diyor, yapmadım diyor şunu bunu diyor falan, demek ki utanıyor.

Mesela yine burada bizi çok rahtsız eden bir şey daha var, Arif Şentürk. Bizim Ramazanda yemekte iftarlarımıza geliyor, Allah razı olsun güzel bir insan. Devlet bu sanatçılara 6-7 bin lira maaş verse ne kaybeder? Kaç tane sanatçı var? En fazla 20 tane çıkar. Bunlar rahat yaşasa ne olur? Bu insanlar rahat yaşasa ne olur? Bu bize sevinç verir, mutlu oluruz, içimiz açılır. Mesela sanatçılara madalya verilse altın madalya, devlet övünç madalyası, çok çok güzel olur. Her yerde onurlandırılmaları lazım. Mesela Arif Şentürk gibi sanatçı bir daha, Allahualem çıkmaz. Tamamen Trakya sesi özel bir üslup, çok şahane. Şu an bulamazsın Trakya’da öyle bir insan. Yazık günah değil mi? Tayyip Hoca’yı ben bir yerde bulsam, uyaracağım. Türkiye’nin güzelliklerine ağırlık vermesi lazım, güzel olan şeylere ağırlık vermeleri lazım. Oy artırmak istiyorsan, oyunu da artırır bunlar. 20 sanatçıya para vermekle devlet çökmez. En değerli sanatçılar, en değerli insanlar köşelere çektirdiler. Sürekli siyasi kavga var. Yapmayın etmeyin milletin ruhunu bunlar kemirir, İslam’a, Kuran’a zarar verir, ruhlarda tahribat yapar. Anarşist ruhlu Müslümanlar yetişmeye başlıyor bu sefer, nefret dolu insanlar yetişiyor. Kin insanları, nefret insanları yetişiyor. Yanlış bu. Sanatçıları ön plana çıkarsınlar. Onların sevgisi, onların muhabbeti topluma çok olumlu etki yapar. Onların özel bir nezaketi oluyor, özel bir kalitesi oluyor. Topluma çok güzel örnek olacak, ideal insanlar onlar.

Kuzey Kore’de hiçbir yerde sular akmıyormuş, otellerde, restoranlarda bile akmıyormuş. O deli oğlan, sürekli roket yapıyor oraya buraya atıyor. Adam geriye bir velet bıraktı, tam baş belası.

CEYLAN ÖZBUDAK: Allahualem biliyorsunuz, Güney Kore ile aynı hiçbir ırk farkı yok, sadece ayrıldılar, şu anda bu yılardan sonra iki ülkenin ortalama boy farkı 10 santim.

ADNAN OKTAR: Bak mahvetmişler. Güney Kore’de insanlar baya neşeli, cıvıl cıvıl güler yüzlü, dindar. Çok dindar Güney Koreliler. İslam’ın en iyi anlatılacak yerlerden birsi de Güney Kore’dir. Hristiyanlık buram buram yaşanıyor.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen, “1660 şehit veren geçici köy korucu kesiminin seçim beyannamelerinde bile anılmadığını” bildirdi.

ADNAN OKTAR: 1660 şehit. Bu çok acı bir olay tabii. Mücahidin, aslanın hası onlar. Kahramanca mücadele veriyorlar dağlarda, köylerin güzelliği süsü onlar, devletin çok ağırlıklı olarak önem vermesi gerektiği kişiler. Ehemmiyetle rica ediyoruz hükümetten, korucuları koruyup kollayacak, sayılarını artıracak ve imkanlarını genişletecek tedbirler alsınlar. Ne güzel, Güneydoğu’daki köylere bir gidiyoruz, köyün kapısında tam otomatik silahlı insanlar, yiğitler, hepsi namazında niyazında, güler yüzlü efendi insanlar, ne güzel. Ve PKK adım atamıyor oralara, ne güzel.

Biraz da imani sohbet yapalım biraz sonra. Şimdi kısa bir ara verelim.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Oktar ile Sohbetler programımızın bugünü yayını sona erdi, yeniden görüşmek üzere hoşça kalın, hayırlı günler.

Masaüstü Görünümü