Harun Yahya

Sohbetler (8 Mayıs 2015; 13:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz. Bütün cümle alem hoş geldi.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Siz, Ermenistan’la Türkiye ilişkilerinin güzelleşmesi için hiçbir ön şart öne sürülmemesi gerektiğini vurgulamıştınız. Dün Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandyan, “Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi için ön şartların olmadığını” söyledi. Nalbandyan “ülkesinin hiçbir dönem Türkiye’den toprak talebi olmadığını” öne sürdü. “Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi için 1915 olaylarının kendileri için ön koşul olmadığını” söyleyen Nalbandyan, “Türkiye’nin sınır konusunda yapılan protokolü tek taraflı askıya aldığını” kaydetti.

ADNAN OKTAR: Baya iyi niyetli yaklaşıyorlar, çok nezaketli insanlar, baya terbiyeli insanlar. Türkiye’nin de çok nezaketli egoistlikten, bencillikten uzak bir üslupla onlara yaklaşması lazım. “Selamun Aleykum, önce gelin şu toprak işini bir konuşalım.” Böyle dostluk olmaz, böyle arkadaşlık da olmaz. Sevgi amaçlıysa, dostluk amaçlıysa bencilliği andıracak, egoistliği andıracak bir üslup olmaz. Önce direk sevgiyi ortaya koyacaksın, dostluğu ortaya koyacaksın. Bak o insanlar baya kibarlar, nezaketle “bizim hiçbir ön şartımız yok” diyor. Nezaket bunu gerektirir. Dolayısıyla, bu güzel yaklaşıma güzel bir yaklaşımla cevap verip, bu konuyu neşelendirmemiz gerekiyor. Ermenistan sınırını açmamız, pasaport ve vizeyi kaldırmamız lazım. Kardeşlerimizi de bağrımıza basalım. 100 yıl önce olan faşist ruhun meydana getirdiği tahribatı ortadan kaldıralım. Karşılıklı çok kan döküldü. Faşizmin acımasızlığı bunu getirdi. Biz de bu belayı bitirdiğimizi bütün dünyaya gösterelim.

Dün canımız Şeyhimiz Şeyh Nazım Hocamız’ın vefat yıldönümüydü biliyorsunuz, 7 Mayıs 2014’te vefat etmişti. Dünya tatlısı, baya şeker. Her zaman çay kahve içtiği yere “buraya beni gömün” demiş. Kedisi de üstünde oturuyor sürekli, ayrılmıyor. Baya şeker bir insan. Evlatları da çok efendi, Şeyh Mehmet Efendi, Şeyh Hişam Efendi ve diğer şeyhler. Özellikle Ahmet Bursevi Hazretleri, maşaAllah.

Şeyh Bahattin Efendi selamlarını iletmiş, ellerimden öptüğünü söylüyormuş. Ben onun hem ellerinden, hem ayaklarından öpüyorum. Şeyhimizin bize güzel hediyesi o, güzel emaneti. Şeyh Adnan Efendi de selamlarını iletmiş. Şeyh Adnan Efendi’nin de ellerinden öpüyorum, Aleykum Selam diyorum. Çok mübarek insanlar, mübarek bir aile. Hem seyyid, hem şerifler, çok nurlu insanlar. Bir eksiklikleri sıkıntıları var mı sorun, ona göre bir şeyler yapalım. Çok kibar insanlar onlar öyle durumda kalsalar bile hiçbir şey söylemiyorlar. Ancak tahkikle anlaşılıyor yani anlaşılacak gibi olmuyor. İnsanlar bazen çok anlayışsız oluyor, yüzlerce insan oraya gidiyor, “işte bizim hastalığımız var bize dua edin.” Geliyorsun da oraya, günlerce kalıyorsun, yiyorsun içiyorsun sonra çekip gidiyorsun. Bu insanların bir geliri yok, kendilerini Allah’a adamış insanlar. Senin vicdanın bunu nasıl kaldırıyor? Yan gelip yatıyorsun bir de. Bir de senin derdin ne, onlar İslam’ı yaymanın peşinde, İslam’ı Kuran’ı dünyaya hakim etmek, İslam’ı insanlara sevdirmenin peşinde, sen neyin derdindesin onlar neyin derdinde. Kibar efendi oldukları için bir şey de diyemiyorlar. Oraları darmadağın edip döküp-saçıp çekip gidiyorlar. Çok büyük vicdansızlık bu ayıptır. Oraları gittiklerinde tertemiz yapsınlar. Gittiklerinde hem kendi masraflarını, hem kendi hem misafirlerin masraflarını yüklenmeleri lazım. Beş kuruş o aileye harcatma yapmamaları lazım. Onların nezaketinin üstüne yatıyorlar adeta, bu çok ayıp.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ünlü sanatçı Zeki Alasya, karaciğer tedavisi gördüğü hastanede 72 yaşında vefat etti. Allah’tan rahmet diliyoruz kendisine.

ADNAN OKTAR: Zeki Alasya baya şakacı sevimli değerli bir sançtıydı hakikaten. Yıllarca Türk milletinin neşeli olmasını sağladı, onları mutlu etmek için gayret etti. Tam bir sanatçıydı. Hakikaten çocuklar, gençler herkes çok severek seyrederleri filmlerini. Allah gani gani rahmet etsin. Mümin bir insandı, Allah’a inanan bir insandı, biliyorum, temiz bir insandı, vicdanlı bir insandı. Allah ailesine de sabrı cemil nasip etsin. Allah’tan geldik, Allah’a döneceğiz, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İran’da Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Magmat bölgesinde dün Ferinaz Xosravani isimli bir Kürt genç kız İranlı bir istihbaratçıdan kaçarken bir otelin camından atlayarak intihar etti. Bazı iddialara göre genç kızın tecavüzden kaçtığı için intihar ettiği söyleniyor. Bunun üzerine İranlı Kürtler ayaklandı. Gece boyunca çatışmalar devam etti. Çok sayıda kişi yaralandı, birçok kişi de gözaltına alındı. Bazı göstericiler oteli ateşe verdiler. İran güvenlik güçleri protestocuları çok sert yöntemler kullanarak bastırdı. Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, İran bir süredir PKK’ya örtülü destek veriyordu. İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani sık sık Kandil’e gidiyor ve görüşmeler yapıyordu. İran dünkü olaylarda Kürtlere karşı çok sert yöntemler kullanmasına rağmen, Amerika veya diğer batı ülkelerinden herhangi bir kınama gelmedi bu konuda. Fotoğrafları da vardı, Ferinaz Xosravani.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Muhtemelen tecavüze uğramıştır. Tabii çok büyük bir ahlaksızlık. Bir kadının sevgisi olmadığı halde, bir talebi olmadığı halde, kalbinde bir muhabbet olmadığı halde onu ilişkiye zorlamak, doğrudan karaktersizlik halkasızlık ve haysiyetsizliktir. Çünkü bir kadınla bir erkeğin birleşmesi için şartlar bir kere kadının o erkeği çok sevmesi gerekir, saygı duyması gerekir, değer vermesi gerekir, güvenmesi gerekir. Helali olarak görmesi lazım, kalbinde tutku duyması lazım, ancak o zaman Allah bir hoşnutluk duygusu verir. Yoksa köpek gibi ete kemiğe saldırmak, çok aşağılık bir hareket. Yani kadının etini kemiğini ele geçirmeye kalkmak, köpek bile yapmaz bunu, çok çok aşağılık bir hareket. Kız da güzel hakikaten. İnşaAllah, şehit olmuştur. Muhtemelen öyle. Karaktersizce alçakça demek ki, o hanım kızı sıkıştırdı, ilişkiye zorladı, o da şehit olmuş anladığım. İran özür dilesin. Böyle ahlaksızlara da geçit vermesin.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, yarın 9 Mayıs Cumartesi günü saat 17:00’da Başkent Birikimleri programı var. Hüma Babuna’nın konuğu, CHP Milletvekili Mehmet Şeker.

ADNAN OKTAR: Mehmet Şeker şu anda aktif milletvekili. Mehmet Hocamız’ı dinleriz. Allah ömrünü uzun etsin. CHP de değerli bir partidir, güven verici bir partidir, denge partisidir. Yani Türkiye’nin manevi değerlerini koruma konusunda titiz bir partidir. CHP’yi böyle dinsiz imansız gibi göstermeye kalkıyorlar ama bu doğru değil. İlahiyat fakülteleri, imam hatipler hep, CHP zamanında olmuştur. CHP, modern İslam anlayışını savunan bir partidir. Yanlış o verilen imajlar. Dolayısıyla Mehmet Şeker Hoca’nın da, ben güzel konuşacağını tahmin ediyorum. Mümin muttaki kişiliğini ortaya koyacağını tahmin ediyorum. Dinleyeceğiz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Rumeli Hisarı’nın içinde bulunan ve konser alanı olarak kullanılan mekanda, mescit inşa edilmesi çeşitli tartışmalara yol açtı. Geçtiğimiz günlerde tiyatrocu Defne Hamlan bir ödül töreninde bu ‘mescit yaptırmayacağız’ çağrısı yapmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da dünkü konuşmasında, “bir ödül töreninde sanatçı olduğu iddia edilen birileri ‘biz buraya mescit yaptırmayız’ diyor. Siz kimin bağından kimi kovuyorsunuz? Orası zaten ibadet mekanı” dedi. “Tarihi olarak orijinal yerine mescit yapıldığı söyleniyor. Tarihi minare var, yerini oradan tespit edebiliyorlar. Minarenin olduğu yere mescit yapıyorlar. Ama uzun bir süredir tam orası konser alanı olarak kullanılıyordu. Şimdi orada sanatsal etkinlik yapamayacaklar.” Fotoğraf da vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Tayyip Hoca’nın işte iyi yönü bu. Böyle şeylerde yürekli ve delikanlıca tavır koyuyor. Bir yer düşün, mihrabı duruyor, minaresi duruyor orası camidir. Kanunen hukuken orası camidir ve oraya cami yapılması son derece makul. “Yaptırmayacağız.” Sen kimsin de yaptırmıyorsun? Başbakan değilsin, belediye başkanı değilsin nesin? Herhangi bir insansın, seni lafınla olmaz milletin sözüyle olur. Her harabe hal gelmiş cami yeniden ihya edilmesi gerekir. Haramdır o halde bırakmak. Mutlaka ihya olması lazım. Mesela İstanbul’un birçok yerinde var, tarihi camiyi kaldırmışlar yerine başka bina kurmuşlar, olmaz. O binanın yıkılıp, o tarihi caminin yeniden inşa edilmesi gerekir orijinal haliyle. Hiç kimsenin öyle bir şeye hakkı yok. Cami kıyamete kadar camidir. Sen orayı yıkıp, oraya eğlence yeri falan yapamazsın. Tayyip Hoca, o yönden iyi.

CHP bu Suriyelileri geri gönderme sözünü etmesin. Ama şöyle olabilir mesela der ki; Suriye’de biz onlara kendi vatanlarını onlara güvenli bir bölge haline getireceğiz. Suriye’de bir emniyet şeridi oluşturacağız, emniyetli bir bölge oluşturacağız, kardeşlerimizi oraya alacağız. Bunu dese, tamam. Ama savaş devam ediyor geri göndereceğiz. Kardeşim, öldürmeye göndermiş oluyorsun. Şimdi bu CHP’ye yakışıyor mu? Adamlar varil bombalarıyla, palalarla, silahlarla bekliyor. Sen onları gönderdiğinde ne olmuş oluyor? Alın bunları öldürün diyorsun. Bu CHP’ye yakışmıyor, çok ayıp. CHP şunu diyebilir desin ki; biz burada güvenlikli bölgeyi oluşturacağız, kardeşlerimize konutlar oluşturacağız, Suriye ile de anlaşacağız, onlara kimse saldırmayacak garanti veriyoruz, tamam bu olur. Bunu demiyorsun ki sen, ben direkt göndereceğim diyorsun. Bu cinayet olur. Bu durumda, CHP’ye kimse oy vermez. Yapmayın etmeyin. Ben mesela CHP’ye oy verilsin diyorum ama bu olmamak şartıyla. Mesela Milliyetçi Hareket Partisi’ne de oy verilsin diyorum çünkü Türkiye’nin güvenliği açısından iyi olur. AK Parti’ye de isteyen oyunu versin, birleştirici olduğu için, o da tamam. Yahut Saadet, Büyük Birlik Partisi ittifakı var, mesela isteyen onlara da oy verebilir. Belki onlar yüzde 10’u geçebilir de, yani belli olmaz. Çünkü Saadet’in hakikaten öyle az bir oy alanı yoktu, yüksektir onların oy oranı. Büyük Birlik Partisi’nin de öyle, Türkiye’de güçlü bir tabanı vardır. İnşaAllah, aşarlar barajı.

“Zeki Alasya, şakacılığıyla ve neşesiyle örnek olan çok değerli bir sançtıydı. Allah gani gani rahmet etsin.”

Firdevs Nilgün Yüksel.“Siyasi bir cevap ortamı germemek adına güzel fakat Zeki Alasya’ya saygı duyup onun inancına göre ben rahmet okumuyorum. Ateistti” diyor.

Nereniz ateisti, ben konuşmasını duydum, televizyondaki konuşmasına göre ben hareket ediyorum, ateist değil. Allah’a inan bir insandı, nereden ateistliğini çıkarıyorsunuz? Ne kadar acayip bir yaklaşımları var. Bağnazlığa karşıydı ama ateist değildi. Konuşmasını çok iyi hatırlıyorum. Ben o konuşmaya göre zaten öyle bir cevap verdim.

“Allah aşkıyla sevdiğim Hocam, bu kadar sevilen bilgili başarılı bir insan olmayı nasıl başarıyorsunuz?” Bilginin sahibi Allah’tır. Bize Allah, istediği kadar bilgi veriyor. Sevginin sahibi de Allah’tır, Allah’ın istediği kadar seviliriz. Tecellinin sahibi de Allah’tır. Yani biz bir insanı sevdiğimizde, Allah’ın tecellisini severiz.

“Çok muhterem, Allah aşkıyla sevdiğim Adnan Hocam, ne olur mesajımı okuyun. Şu an yayınızı izliyorum, Sakarya’dan selamlar gönderiyorum.” Aleykum Selam. “Sizlerin çok keyifli programlarınız var, hem öğretici hem eğitici, Allah razı olsun” diyor.

“Öyle bir şey yok” diyor, Dencan. Ben, HDP federasyon istiyor demiştim ya, “öyle bir şey yok diyor. “Biz yerel yönetimlerle kendi şehirlerini yönetsinler diyoruz.” Bunlar bizi baya saf zannediyorlar. Zekamızla alay ediyorlar anlamıyorum. Kendi şehrini adam kendi yönetiyorsa işte federasyon buna derler. Kendi valisini kendi yönetiyor, kendi askerini kendi oluşturuyor, kendi polisini kendi oluşturuyor, kendi devletini kendi kuruyorsa, ayrı bir devlet olmuş oluyorsun, federasyon olmuş oluyorsun işte, Kendi kafana göre hareket ediyorsan federasyonsun sen. Darwinistler de öyle yapıyorlar diyorlar ki, canlılar nasıl meydana geldi diyoruz, sizin iddianız tesadüf diyoruz, “olur mu nasıl tesadüf, tesadüf hiçbir şey yapamaz” diyor, “tesadüfün hiçbir mantığı yok” diyor. Peki nasıl oluyor diyoruz, “tesadüfen oluyor” diyor. Şaka mı yapıyorsun sen, dalga mı geçiyorsun? “Tesadüf değil, rastlantı” diyor. Bu vatandaşlar da öyle, “federasyon yok, özyönetim var” diyor. Lafa bak. Ben ne diyeyim bunlara?

BÜLENT SEZGİN: “Başkanlık istemiyoruz ama federasyon olsun” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet. “Ben beyaz perde istemiyorum, ak perde istiyorum” diyor. Yani insanların zekasıyla alay eder gibi.

Zeki Alasya masonsa, mason olmasının ne mahsuru var. Masonluğa zaten Allah’a inanmayan hiç kimseyi almazlar. Mason demek, dinsiz imansız anlamına gelmez. Benim mason arkadaşlarım var, tanıdıklarım var, baya dindarlar. Katolik olalar var, koyu Katolik mason. Hahamlar var, koyu dindar haham. Baş hahamlar var, mason. Masonluk dinsizlik değildir. Bir dernek gibi düşünsünler, bir topluluk. İyi niyetli olmayı, dostluğu arkadaşlığı hedefleyen bir topluluk. İçinde ateisti de var, dinsizi de var, Katolik olan var, Müslüman olan var, Musevi olan var, putperest de vardır, hepsi vardır. Bir de ölen bir insana hüsn-ü zan edilir. Bir kere bile Allah demiş olsa, yeterlidir. Bir kere Allah’a şükür dese, yeterlidir. Bir kere elhamdülillah dese, yeterlidir. Hüsn-ü zan edilir. Bu şekilde bir üslup, ayıp. Mesela geçenlerde İtalya’dan yazı yazan dostum Katolik Rahiptir baya dindar ama masondur.

BEYZA BAYRAKTAR: İlk defa sizin vesilenizle namaz kıldıklarını gördü insanlar.

ADNAN OKTAR: Topluca camide namaz kıldılar. Biz Amerika’daki mason localarına Kuran hediye ettik, törenle Kuran’ı alıp kabul ettiler, masanın üstüne koydular.

Zeki Alasya’nın bu konuşmasının bütününü bana getirsinler. O konuşmanın içinden bir yer çekilip alınırsa, anormal bir anlam çıkar tabii. Bütününe bakmak lazım konuşmanın.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: SASAN Başkanı Süleyman Erdem Güneydoğu izlenimlerini paylaştı. Erdem, Marksist terör örgütü PKK’nın Güneydoğu’daki din alimleriyle kanaat önderlerine büyük bir baskı uyguladığını anlatıyor.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, bu meşhur bir konu zaten biliniyor. PKK alan hakimiyeti sağladığına göre, tüm bölgeyi işgal ettiğine göre. İşgal ne demek; adamın borusu ötüyor orada, tehdit ediyor, kendince hizaya getiriyor. Bak bize kitap dağıttırmıyorlar orada, toplantı yapamıyoruz, Allah’ı anamıyoruz. Göğsünü gere gere hiç kimse gidemiyor. Milletvekilleri de gidemiyor, bakanlar da gidemiyor, taş yağmurlarına tutuyorlar. Bölge işgal edilmiş durumda PKK tarafından. Bu işgalin kırılması lazım. 12 Eylülde de vardı öyle, TARİŞ’i falan komünistler işgal etmişti, o zaman Demirel başbakandı, TARİŞ’teki işgali kırdırmıştı. Sabahtan akşama kadar İzmir zeybeği çaldı, o işgali kırdıktan sonra. Kıralım PKK işgalini, sabahtan akşama kadar ceddin deden çalsın, değil mi? Mehmetçiğin eli tutulmasın. Girsinler Güneydoğu’daki o PKK inlerine, o mikropları temizlesinler. İlimle irfanla, hukukla kanunla ne gerekiyorsa yapsınlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Süleyman Erdem “bölgede aşiret liderlerinin ve din alimlerinin sözlerinin çok geçtiğini dinlendiğini, fakat onların da bir şey yapmadığını” belirtiyor. PKK tarafından baskı ve tehdide uğradıkları ima yoluyla söylemişler, Şeyh Bedrettin Efendi’nin.

ADNAN OKTAR: Orada hangi şeyh ağzını açabilir? Sabahına vururlar. Yüzlerce binlerce korucuyu şehit ettiler. On binlerce askerimizi şehit ettiler, on binlerce polisimizi şehit ettiler. Adamların gözü dönmüş vaziyette. Asker bir yerden girip bir yerden çıkacak, konuyu bitirecek.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Abdullah Yeğin, Hüsnü Bayramoğlu ve Ahmet Aytemur Ağabeyler, seçim konusunda açıklama yaptılar. Ve Bediüzzaman Hazretleri’nin Demokrat Parti’yi neden desteklediğini anlattığı sözlerini gündeme getirdiler. Nur talebelerinden bu düsturları göz önünde bulundurarak oy vermelerini istediler. Üstadımızın ilgili sözünü de okuyabilirim. “Çünkü Halk Partisi iktidara gelecek olursa, komünist kuvveti aynı partinin altında bu vatana hakim olacaktır. Halbuki bir Müslüman katiyen komünist olamaz. Anarşist olur. Müslüman hiçbir zaman ecnebilerle mukayese edilemez. İşte bunun için hayati içtimayı ve vatanımıza dehşetli bir tehlike teşkil eden bu partinin iktidara gelmemesi için, Demokrat Parti’yi Kuran, vatan ve İslamiyet namına muhafazaya çalışıyorum” diyor Üstadımız.

ADNAN OKTAR: Yani AK Parti’ye mi oy vermemiz gerekiyor? Benim kanaatim, Üstada tabii büyük hürmetim var ama CHP eski CHP değil. Öyle bir risk olduğunu şu an ben düşünemiyorum, düşünmüyorum. Gönül huzuru içerisinde vatandaş CHP’ye de oy verebilir. Milliyetçi Hareket Partisi’ne özellikle oy verebilir. AK Parti de zaten demokratları temsil eden bir parti, ona da verebilir, dolayısıyla rahat olsunlar. Türkiye’yi kimse komünist yapamaz, öyle bir şeye müsaade etmeyiz. Yapabilseydi PKK yapardı. Mağaralardan çıkamıyor, köpek gibi kafalarını dışarı çıkaramıyorlar. Kafalarını kanunla, hukukla buldozer gibi ezeriz. Kimseye dangalaklık yaptırmayız.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Van’ın Başkale ilçesinde AK Parti heyetinin propaganda çalışması sırasında çıkan olaylarda gözaltına alınan beş HDP’li, siyasi parti çalışmalarını engelleme ve halkı kin ve nefrete sürükleme iddiasıyla tutuklandı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, mahkemeler de çalışıyor, savcılar da çalışıyor, polis de çalışıyor. Gereğini yapsınlar, böyle sembolik olmasın. Binlercesini alıp içeriye tıksınlar. Başka türlü ferahlanmaz bunlar. O dağlardan, o it kopuğun hepsini kazımak lazım. Kaya porsuğu yakalar gibi gideceksin, odunla kurcalayacaklar mağaranın içini, “çık ulan” diyeceksin. Çıkarıp, elini kelepçeleyip alıp götüreceksin. Kaya porsuğu da öyle yakalanır. Önce odunla dürteceksin içeri. O domuzları dışarıya çıkaracaksın. Asker sakın elini sürmesin mikroplu ve pisler, ellerine eldiven takıp öyle dokunsunlar, kelepçe takarken. Bunlar hapishaneye bile yazık, bunlar nereye konur, bilmiyorum. Çok güçlü antiseptik olması gerekiyor. Araziyi batırırlar.

“Zeki Alasya Emek Sineması hakkındaki ifadeleri. Emek Sineması Zeki Alasya Cüneyt Özdemir’in programa katıldığı konuşmayı dinledik. ‘Emek sineması, sinema seyredilmek için açıldı ama sahnede namaz kılınacaksa, açılmasın.’” Sahnede namaz kılınır mı? Sahne namaz kılma yeri mi? Orada bir mescit oluşturursun, mescitte kılınır. Belki sözü sivri bir ifadeyle söylemiş, yakışıksız bir üslup kullanmış olabilir. Şimdi asfaltın ortasında adam dese ki “E-5 burada namaz kılacağım.” Bunun bir mantığı yok. Yolun kenarında kılarsın. Değil mi? Orada müsait bir yer bulur kılarsın. Sahnede namaz nasıl olacak? Görülmüş şey değil sahnede tiyatro sergileniyor. Ama tiyatro boşalır adamlar yer yoktur sahnede kılabilirler. Ama tiyatro anında adam oraya çıkıp namaz kılmaya kalkarsa, bu bir anormal hareket. Namazın huşu içinde kılınması lazım. Uygun bir yerde içerde kılarsın. Değil mi? Bir mescit ihdas edersin, orada kılarsın. Hiçbir yerde bu şekilde bir şey olmaz. Mesela lokantada millet yemek yerken seccadeyi serip lokantanın ortasında namaz kılmaya kalkarsan, olmaz. Lokantadan izin alırsın dersin namaz kılacak uygun bir yerin var mı? Vardır. Gider içerde orada namazını kılarsın. “Namaz kılmanın kutsallığına inanan biri olduğunu söylüyor. Din düşmanı olmadığını söylüyor. ‘Temiz bir Müslüman olduğumu bilen biriyim’” diyor. Daha nasıl olsun? Bitti yani. Bunun üstüne bir ifade olmaz. “Temiz bir Müslüman’ım” diyor. ‘Sen Müslüman değilsin’ demek, bu ayette haram kılınmıştır. “Sen Müslüman değilsin diye söz söylemeyin” diyor Allah. Ne malum senin Müslüman olduğun o zaman? Olur mu öyle şey? Hüsnü zan edeceğiz, inşaAllah. Masonluğunda da bir şey yok. Mason olabilir, ne var masonlukta? Fikir kulübü gibi bir yer. Herkesin özgürlüğü konuştuğu bir yer. Her inançtan insan gidiyor.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, 11 Mayıs Pazartesi günü sabah 08:00’da, arkadaşlarımız Didem Ürer ve Aylin Kocaman Beyaz TV’de Uyan Türkiye’m programında Tahir Sarıkaya’nın canlı yayın konuğu olacaklar, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tamam dinleriz, iyi olur.

Gülen camiasının HDP’yi destekleyeceği yönünde çok fazla bilgi varmış. Bu sebeple Nur talebelerini uyarıyorlarmış. Ali Bulaç da bugün HDP’yi öven bir yazı yazmış. Ekrem Dumanlı geçenlerde HDP’lilerle görüştü diye bu tip iddialar çıkıyor diyor. HDP’yi isteyen HDP’ye oy verir. Herkes özgür. Eğrisi doğrusu her şey ortada, her şey anlatılmış. Ama Türkiye’nin bölünmesine kapı açan her üsluba şiddetle karşıyız.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İran’daki çatışmalar ve ayaklanmalar halen devam ediyor Adnan Bey. Halk istihbaratçıların binalarını yakıyormuş. Genç kıza saldırmaya yeltenen istihbaratçı olduğu için, Allahualem. Az önce Ruhani orduya “geri çekilin müdahale etmeyin” emri vermiş. Şimdilik olaylara güvenlik polisi müdahale ediyor. Devam ederse Ruhani, orduyu daha güçlü şekilde halkın üstüne gönderir şeklinde yorum yapıyorlar.

ADNAN OKTAR: Ama azgınlığa da gerek yok. Adam suç işlediyse, kanunla hukukla cezası verilir. Bina yakmanın, oraya buraya saldırmanın, binaları yerle bir etmenin alemi ne? Nerede görülmüş böyle bir hukuk? Nerede görülmüş böyle bir kanun? Böyle şey mi olur? Bu çok ilkel bir anlayış. Mesela adam cinayet işliyor. Cezası vardır, cezasını verirsin sen. Bütün binaları yıkarak, şehri yerle bir ederek, böyle bir hukuk sistemi yok. Bu Vandal mı ne diyorlar, o mantık olur. Olmaz.

“İran maruz kaldığı saldırı sebebiyle özür dilesin. Bir daha böyle bir ahlaksızlığa geçit vermesin sözümüze karşılık olarak Hüçam Sorçi; “İran Kürdistan defolup gidene kadar devam edecektir.” Bak ben şimdi size işin doğrusunu söyleyeyim, orada büyük bir PKK’lı kıyımı olacak. Akılınızı başınıza alın, delilik yapmayın da durdurun. Bak size sır veriyorum. Yine merhametimden, şefkatimden. Alayınızı doğrayacak İran. Çok büyük bir katliam yapacak, akılsızlık yapmayın. Şimdi size müsaade ediyor, tahribat yapmanızı sağlayacak. Çünkü tahribat yapılınca, saldırı makul hale gelecek. Adam öldüreceksiniz, bina yakacaksınız, saldırı makul hale gelecek. Ve İran sizin iflahınızı kesecek bak söyleyeyim PKK’lılar. Aklınızı başınıza alında, bu densizliği de durdurun, bu münasebetsiz saldırıyı durdurun, başınız belaya girmesin. Bak yine merhametimden söylüyorum. Olayı da anlatıyorum. Anlayın. Büyük bir PKK’lı katliamı yapılacak. Akılsızlığı bıraksınlar. IŞİD bir yandan, İran bir yandan. Bak yine merhametimden söylüyorum, bunu kimse söylemez onlara. Birçok kimse söylemez. Bunun usulü budur. Önce bir provoke olay meydana getirilir, orada ki adamlar coşar taşkınlık yapar, azgınlık yapar, delilik yaparlar, devlet kendini savunmak mecburiyetinde kaldığı imajı verilir ve yerle bir edilir, kimsede buna bir şey demez. Şimdi bu iş uygulanıyor. Akıllarını başlarına alsınlar. Bir tane PKK’lı kalmasın. PJAK, İran’da ayaklanma çağrısı yapmış. Çok akılsızlar. Kendi infaz emirlerini vermiş oluyorlar. İran bunları hallaç pamuğu gibi atar. Kırk sekiz saate bir tanesini bırakmaz. Aptallığı bıraksınlar. Yine bak insan oldukları için acıyorum. Hemen durdursunlar da bu saldırıyı, en az zayiatla kurtulsunlar. Öbür türlü kitle katliamı olacak, bak söyleyeyim, hepsini kazıyacaklar, bir kişi kalmaz.

Fikret Hocam, sizden bilgi bekliyoruz.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Van Başkale AK Parti teşkilatı toplu olarak HDP’ye geçti. Süleyman Soylu konuyla ilgili şunları söyledi; “Yaklaşık otuz yedi, otuz sekiz arkadaşımızın istifası bize geldi. Burada bu ilçe başkanı tehdide pabuç bırakıyor. Tehdide dayanamıyor. Tehdit o kadar büyük bir boyuta geldi ki iş şirazesinden çıkmış durumda” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: O zaman gereğini yapsınlar. Devlet gücünü göstersin. Bak zorla, silah gücüyle adamlar böyle netice alıyorlar. Ben diyorum, bak bu şartlarda seçim olmaz dedim. Seçimi iptal etsinler. PKK’yı kazısınlar, PKK meselesi hallolsun, sonra seçimlere gideriz. Böyle seçim olmaz. Aynı şeyi bana otuz kere söyletmenin alemi yok. Böyle seçim olur mu? Önce, PKK tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması lazım. Süreli yakınıyorlar. Elinde kolluk kuvvet var, jandarma var, polis var, asker var, özel harekatçı var, herkes var. Bütün vatandaşlar yanınızda herkes, gereğini yapın. Talimat vereceksin, konu bitecek. Yoksa bunun önü sonu gelmez. Silah zoruyla. Yoksa bunun eni sonu gelmez. Silah zoruyla orayı alan öbür yerleri de silah zoruyla alır. Silah zoruyla öbür bölgeleri alır. Böyle pasif bir üslup olmaz. Böyle bir devlet bakış açısı da olmaz. Böyle bir hükümet anlayışı da olmaz, bunu değiştirmeleri lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın yazısında; “PKK ve sahip olduğu çağ dışı Marksist, Leninist ideoloji milliyetçilikle birleştirilmiş tavrı, Kürt meselesinin çözülmesi önündeki en büyük engeldir. PKK ve HDP kendi siyasi hedeflerini Kürt halkının talepleri gibi yansıtıyorlar.”

ADNAN OKTAR: HDP bir ara parti, PKK onu önemli görmez. Asıl kendisini parti olarak görür. Geçici olarak HDP’ye, BDP’ye izin verir. Bir süre sonra orada kanlı, komünist bir diktatörlük kuracaktır, o zaman PKK asıl parti olacaktır. O yüzden elimizde imkan varken, zaman varken askerimizin, polisimizin gücü kat kat fazlayken beklemenin alemi yok. Seçimler iptal edilsin, PKK tamamen bölgeden kazınsın, demokratik usullerle güzel bir seçim yapılsın. Halkı hür, özgür iradesiyle o seçim geçerli olur.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Erdoğan ve Sayın Davutoğlu, MHP'ye yönelik son dönemde eleştiriler yöneltmemesi MHP'le, AKP arasında bir koalisyon hazırlığı olarak yorumlanıyordu. Oktay Vural, Devlet Bahçeli'ye yönelik milliyetçilik eleştiriler yöneltenlerle ayrı bir hesaplarının olmayacağını söyledi. Vural, tek başına iktidar hesapları yaptıklarını kaydediyor.

ADNAN OKTAR: Her partinin gönlünde kendi partisine iktidar vardır. Ama MHP taviz vermez. MHP iktidarda olsa, PKK çoktan yerle bir olurdu. Anında kazır atar yani. Rahmetli Türkeş, "anlayamıyorum" diyordu. "Daha nasıl terör, anarşi devam ediyor?" diyordu. "Bıçak gibi kesip atmaları lazım" diyordu. Hakikaten hayretler içindeydi Başbuğ Rahmetli. Nasıl halledemezsiniz diye şaşırıyordu. Hayret ediyordu. Halk zaten MHP iktidarda olsa yerle bir eder. Bir ay sürmez. PKK'yı kazır atarlar. Zaten MHP'nin iktidara gelmesi, onlara yeter. PKK deliler gibi kaçar. Bunları yakalamak zor bir şey değil ki. Hepsinin yeri mekanı belli. Girin mekanlarına, tutuklayın çıkarıp getirin. Daha öncede ne yaptı hükümet; geniş çaplı tutuklama yaptı, konu bitti. Adamlar felç olmuştu Efenin zamanında. Sonra Efe’yi görevden aldılar, bambaşka bir verim oldu. Yalvarmaya başlamışlardı o zaman.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hasan Cemal, bugünkü yazısında, Öcalan ile Güney Afrika lideri Mandela'yı karılaştırdı; “Başvurdukları terör ve şiddet eylemleri devletle gizli ve açık görüşme ve müzakere süreçleri Öcalan ve Mandela'nın hapislikleri arasında ortak noktalar rahatça bulunabilir. Ama Mandela mutlu sonu gördü" dedi. Erdoğan ise Mandela için görüşmeler yapılırken süreci tıkayan, Mandela'nın serbest bırakılmasını engelleyen eski Güney Afrika cumhurbaşkanına benzetti.

ADNAN OKTAR: Onlarla olmaz bu işler. Benzetmelerde çok münasebetsiz. Mandela, yüz binlerce insanın katili değildi. Bu adam yüz binlerce insanın katili. Binalar yıktı. Türkiye'yi mahvetti. Ve komünist ayaklanma için, sürekli teşvik etti herkes. Suçlu olduğu içinde şu an hapiste. Yani hangi ülke olsa, aynı cezayı verirdi. Adaletsiz bir durum yok. Adalete, hukuka uygun bir durum var. Yaptığı benzetmelerde yersiz, gereksiz. Türkiye'nin bölünmeyeceği belli, hiç kimse ona müsaade etmez.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Kobani olaylarının ardından Cizre il sınırındaki 250 kişiye IŞİD kılığına giren PKK'lıların saldıracağını öğrenen askerler, katliamı son anda önlemiş.

ADNAN OKTAR: PKK'da hep kahpelik üstüne kurulu sistemi. Ya domuz kılığına giriyorlar, ya kadın kılığına giriyorlar, ya ağaç kılığına giriyorlar, çok karaktersiz herifler. Asker bunları hoşafa çevirir. Yani niçin bekliyor AK Parti, ben hayretler içinde kalıyorum. Söyleye söyleye artık "dilimizde tüy bitti" derler ya, gece gündüz anlatıyoruz. Bu arz içindeki ifadelere ne gerek var kardeşim. Git yakala hepsini, al hapse at. Seyrediyorlar.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: AK Parti’ye yakınlığıyla bilinen gazeteci-yorumcu Ömer Turan, yazdığı tweetler de şunları söyledi; "Evet, süreci reis yani Erdoğan, başlattı. Ama o yönlendirmedi. Partideki derin Kürtçü kanat, işi bu noktaya getirdi. PKK'nın ihanetine göz yumdular. Reis baştan itibaren tek vatan, tek devlet, tek bayrak dedi ve bu noktada taviz vermedi. Onun süreçten anladığı kanın durması ve barıştı. İslamcı medyada baştan itibaren parti içindeki bu derin yapıyla birlikte hareket etti. Olayları perdelediler, PKK'nın önünü açtılar."

ADNAN OKTAR: Açılmış da olabilir de, yani arada ne geçti? Adamlar daha iyi ortaya çıkmış oluyor. Daha belirginleştiler. Git, çök üstüne al getir. Uzatmaya ne gerek var? Yani bak yine bu da arz içinde bir ifade. Bu dağlarda it gibi saklanıyorlar. Korkak ve aşağılık herifler. Türk askeri bunların tozlarını çıkarır. Yani bunu yürekli bir kararlılıkla yerine getirmeleri gerekiyor. Bilmiyorum neyi bekliyorlar, ben anlayamadım. Yani bir mucize bu, daha hala bekliyor olmaları çok şaşırtıcı. Ve bu şartlarda seçim olmaz diyorum, ısrarla seçime hazırlanıyorlar. Bak adamlar cayır cayır PKK'yı tehdit eden HDP'yi şurayı burayı geçiyorlar. Böyle seçim olur mu? Halk tir tir titriyor birçoğu. Yüz binlerce insan korkuyor PKK'dan. Adamlar köy meydanında açık açık söz alıyorlar, “HDP'ye oy vereceksiniz, aksi durumda hepinizi öldürürüz” diyorlar. Böyle bir durumda seçim olmaz.

Kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler programımız burada sona erdi. Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Masaüstü Görünümü