Harun Yahya

Sohbetler (13 Mayıs 2015; 13:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar’la Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Geçtiğimiz gün Selahattin Demirtaş’ın Diyarbakır’daki evine evinde eşi ve çocukları varken akaryakıt kaçakçılığıyla ilgili bir kişinin aranması sebebiyle polis baskını düzenlendi.

ADNAN OKTAR: Nasıl? Bir daha söyle bakayım.

KARTAL GÖKTAN: Geçtiğimiz gün Selahattin Demirtaş’ın Diyarbakır’daki evine evinde eşi ve çocukları varken akaryakıt kaçakçılığıyla ilgili bir kişinin aranması sebebiyle polis baskını düzenlendi.

ADNAN OKTAR: Tamam.

KARTAL GÖKTAN: Demirtaş olayı şöyle anlattı. “Öncelikle eşim muhatap oldu. Kendilerini polis olarak tanıtıyorlar, ancak kimlik göstermiyorlar. Eğer gerçekten polisseniz bu kapının arkasında kim olduğunu bilmeniz lazım. Rastgele gelmemiş olmanız lazım. Onlar da ısrarla “siz kapıyı bir açın tanışırız” şeklinde birkaç dakikalık bir diyalog geçti aramızda.” Demirtaş daha sonra Vali’yi aramış ve bir yanlışlık olduğu anlaşılmış. Polis çağrı merkezindeki kayıtta adres verilirken Demirtaş’ın evinin yanındaki bina diye verildiği, ancak çağrı merkezindeki polisin bu bilgiyi operasyonlara giden polislere aktarmadığı ortaya çıkmış.

ADNAN OKTAR: Ama bu müthiş laubalilik, müthiş bir münasebetsizlik. Provokasyon gibi de görülüyor. Yani böyle densizliği yapanların hemen görevden alınması lazım ve özür dilenmesi lazım. Çok gıcık bir hareket, üslup da çok gıcık. O adam görevden alınmış, bilgi vermeyen. Alakalı olarak hepsini almak lazım yani kim vesile olduysa. Süper gıcık hareket. Demirtaş; “çocuklarım korkudan arka koltuğa sığınıp ağladılar. Onların bunu yaşamasını istemezdim” demiş. Kimlik göstermemekte ısrar etmişler. Mesela bu kimlik göstermemekte ısrar eden bütün polisler görevden alınsın, ibreti alem için. Meslekten de ihraç edilsinler. Bu, yiğitlik mi bu? Sen git baba yiğit delikanlıysan PKK’yla çatış. Çoluğun çocuğun üstüne niye gidiyorsun? Mazlum bir kadının üstüne niye gidiyorsun?  Ve orada kadın diyor ki; “kimliğinizi gösterin, kim olduğunuzu söyleyin” söylemiyor, cilve yapıyor, münasebetsiz izahlar yapıyor. Bu adam artık görevinde duramaz. İbreti alem için görevinden alınması lazım hepsinin. Bir de meslekten de ihraç edilirlerse bir daha bak bakalım oluyor mu? Bir de bu şımarık üslup eğer yaygınlaşırsa bu çok tehlikeli olur. Polisi bu yaptığından dolayı bin pişman etmek lazım buradaki polisleri. Eğer pişman edilmezse bu şımarıklık Türkiye çapında yayılır. İbreti alem için bin pişman etsinler.  Kanunla hukukla tabii. Kimlik göstermemek ne demek? Eşkıya da olabilirsin sen. Mafya da olabilirsin, kiralık katil de olabilirsin, nasıl kimlik göstermezsin sen? Bir de alelade bir insanın evi de değil. Sen defalarca savcıya sorman lazım. Mahkemeye sorman lazım, doğru mu yapıyoruz? Yanlış mı yapıyoruz? Langur lungur bir insanın evine girilir mi? Demirtaş alelade bir insan değil ki. Bir parti lideri. Sen onun evine böyle langur lungur giriyorsan o zaman her yere girersin sen. Bu laubaliliği her yerde gösterirsin. Herkes buna reaksiyon göstermesi lazım. Bu polislerin hepsinin görevden alınması lazım ve bir daha da göreve dönmeleri engellenmesi gerekir. Mesela bak “Benim kim olduğumu biliyor musunuz?” diyor diyalog geçiyor.  “Bir açarsanız kim olduğunuzu öğrenmiş oluruz. Önce kapıyı bir açın da yüzünüzü bir görelim.” Otomatik silahla ya tarayacaksan. Bu nasıl bir iş, olur mu öyle şey? Sen polis olduğunu ispat edeceksin. Herhangi bir vatandaşın evine de girsen ispat edeceksin.

AYLİN KOCAMAN: “Tehdit ediliyorum” demişti zaten.

ADNAN OKTAR: Tabii. Çoluğuna çocuğuna suikast de yapılacak olabilir. Adam açtırır otomatik silahla tarar. Olur mu öyle şey? “Önce kapıyı açın da bir yüzünüzü görelim” diyorlar. “Eğer gerçekten polisseniz bu kapının arkasında kim olduğunu bilmeniz lazım. Rastgele gelmemiş olmanız lazım” diyor. Israrla “kapıyı bir açın tanışırız” diyorlarmış. Bu müthiş bir sululuk, müthiş bir münasebetsizlik. Yani bunların yanına bırakılmadığını kamuoyuna göstermek ve süratle hareket etmek gerekiyor. Böyle bir gıcık hareket olmaz. Ya çoluk çocuk hepsini tarayacaksan. Söyledi de zaten; “Çocuklarım ve ben tehdit altındayız” dedi. Bu münasebetsizliğin bir açıklaması yok. Bunu yapan herkese yapar. Yeni kanunu böyle uyguluyorlarsa bu felaket. İlk patlağını verdi olay. Haddini bildirmek lazım, derhal.

Süleyman Demirel durumu ağırlaştığı için hastaneye kaldırılmış. Süleyman Baba’ya hiçbir şey olmaz inşaAllah. Allah şifa versin. Allah sağlık sıhhat versin. Çok zekidir Süleyman Demirel. Yüzbinlerce insanın ismini ezberden biliyor, bu çok şaşırtıcı.

Bunlar hem modern olmak istiyorlar gelenekçiler, hem hayatı yaşamak istiyorlar, hem gelenekçi sistemle çatışıyorlar. Her birinin din anlayışı başka. Mesela bu Jamilya’nınki Cübbeli buna veryansın eder. Bunu görse. Her yönden, bir kere erkeklerle beraber oturuyor oradan, kıyafetinden, makyajından her yerden onu eleştirir. 

Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Sadun ve Turgut sizi temsilen Malezya’daydılar. Oradaki gerçekleşen faaliyetlerden bazı haberler var. Uluslararası Kitap Fuarı’na Malezya’daki yayıncımızla birlikte katıldık. Burada sizin, İngilizce ve Malezyaca eserleriniz sergilendi. Katılımcılar da çok yoğun ilgi gösterdiler. Malezya Suudi Arabistan Elçisi de standı ziyaret etti ve hayranlığını ifade etti. Yayıncımız ve bu daveti organize eden Saba Hanım sizi seven kardeşlerimizin de katıldığı bir akşam yemeği daveti verdi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah ne güzel. Bak modern insanlar; işte İslam böyle. Hanımlar olacak, beyler olacak, müzik olacak, eğleneceksin. Bir şey olmaz, korkma kafir de olmazsın, dinden de çıkmazsın. Bir şey olmaz. “Anam bacak” diyor. Bir şey olmaz. Neyle yürüyorsun sen? Bacakla yürüyorsun. Ne kafayı takıyorsun? Bir şey olmaz korkma. Hopluyor. Müzik duyuyor kulağını tıkıyor. Bir şey olmaz dinle.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Yine başkent Koala Lumpur’un en büyük camilerinden Wilayah Cami’nde bir konferans da düzenlendi. Darwinizm ve biyomimetik konuları anlatıldı bu konferansta. Malezya Tıp Fakültesi’nde de bir konferans oldu. Evrim ve yaratılış gerçeği konulu arkadaşlarımız bir konferans verdiler.

ADNAN OKTAR: İmansızlığın böğrüne böğrüne ilimle irfanla vuruyoruz. İşte bu şahsı maneviyle İslam alemi ayakta duruyor. Yoksa deccal her yeri kasıp kavuruyordu. Evet inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Ayrıca Tedah şehrinde Utara Malezya Üniversitesi’nde ağırlıklı olarak akademisyenlerden oluşan bir topluluğa Darwinizm ve yaratılış gerçeği konulu yine bir konferans verdi kardeşlerimiz maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Hakkındaki kaset iddiası için sert konuşan Meral Akşener, “Mahkemeden hakkını alamazsa Latif Erdoğan’la arasında İslam hukukunun geçerli olacağını söyledi. İslam ‘a göre iftiradan dolayı kişiye seksen değnek vurmak gerekiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Ablamız kafayı takarsa iyi olmayabilir. Ama zannetmiyorum öyle bir şey yapacağını; o kanunla, hukukla halleder. Takmasın Meral Hocam, biz kefiliz onun delikanlılığına herkes kefil. Sağlam delikanlı kızdır Meral Akşener. Biz tanıyoruz herkes tanır. Bayağı sağlam, iffetine, namusuna, çok titiz. Kabadayı kızdır. Ne alaka? Ona öyle yanaşacak adam daha anasından doğmadı. Ne cevap veriyor? Cevap vermesin.

BÜLENT SEZGİN: Latif Erdoğan bir açıklama getirmiş. Kaset iftirası ile ilgili. Meral Akşener’in tertemiz bir insan olduğunu ve iftiraya uğradığını belirten Erdoğan kendisine kaseti getiren ismin ise, Gazeteci Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil olduğunu iddia etti. “2011 Ocak ayında Hür Adam filminin galasına Kemalettin Özdemir de geldi. O sıralarda cemaat ile ilgisi kesilmişti. Onunla görüşmek de yasaklanmıştı. Bu görüşmemiz cemaat üyelerini çok rahatsız etti. O hafta içinde Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil geldi. Bana Kemalettin Özdemir hakkında bazı akıl almaz iddialarda bulundu. Beni ikna etmediğini anlayınca da elimizde Meral Akşener ile ilişkilerini belgeleyen kaseti var. İstersen izle diye çantasından kaseti çıkarmaya yeltendi, ben de gerek yok dedim, konuyu kapattım.”

ADNAN OKTAR: Blöf yapmış, o da onu yemiş. Yani “Çıkart, göstermezsen şöylesin böylesin” demesi lazımdı. Bir daha bu haberi oku bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Latif Erdoğan kaset iftirasına açıklık getirdi. Meral Akşener’in tertemiz bir insan olduğunu ve iftiraya uğradığını belirten Erdoğan kendisine kaseti getiren ismin, Gazeteci Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil olduğunu iddia etti. “2011 Ocak ayında Hür Adam filminin galasına Kemalettin Özdemir de geldi. O sıralarda cemaat ile ilgisi kesilmişti. Onunla görüşmek de yasaklanmıştı. Bu görüşmemiz cemaat üyelerini çok rahatsız etti. O hafta içinde Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil geldi. Bana Kemalettin Özdemir hakkında bazı akıl almaz iddialarda bulundu. Beni ikna etmediğini anlayınca da elimizde Meral Akşener ile ilişkilerini belgeleyen kaseti var. İstersen izle diye çantasından kaseti çıkarmaya yeltendi, ben de gerek yok dedim, konuyu kapattım.”

KARTAL GÖKTAN: Mustafa Yeşil de açıklama yapıp tüm iddiaları reddetti.

ADNAN OKTAR: Meral Hocam delikanlı kızdır. Böyle şeylerin üstünde durmasın. Gülüp geçsin, ne diye oturup cevap veriyor bunlara?

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler programımızın sonuna geldik. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü