Harun Yahya

Sohbetler (19 Mayıs 2015; 14:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. Hoş bulduk. Siz de hoş geldiniz.

BÜLENT SEZGİN: Taha Akyol yazısında Hürriyet’in idam haberi nedeni ile haksız yere linç edildiklerini söyledi. Davutoğlu’na Başbakanlık yaptırılmadığını aslında Başbakan’ın yolsuzluk ve diğer bazı konularda Cumhurbaşkanı ile hem fikir olmadığını ima edip yol göstermek içinse şunu yazdı. “Sayın Başbakan Türkiye’nin gittikçe ağırlaşan kan damlayan kalemleri sorununu hukukçu Başbakan yardımcısı Sayın Bülent Arınç ile bir görüşmelidir. Eminim ekranlarda söylediğinden çok daha fazlasını anlatır.”

ADNAN OKTAR: Ne demek istiyor yani? Türkiye de bir gerginlik var şu an. Türkiye huzurlu değil. Gereksiz bir gerginlik var. Önce Türkiye bir huzurlu olsun. Herkes bir rahat olsun şöyle. Estetik, sanat, güzellik ön plana çıkarılsın, sevgi ön plana çıkarılsın, dostluk, kardeşlik ön plana çıkarılsın. Hayır, hükümetin haklı olduğu yön açıkça görülüyor tabii, biz ona bir şey demiyoruz da abartmaya gerek yok. Abartı bir şey sağlamaz. Tayyip Hoca’ya bir şey olmaz özetle, kafayı takmasın. Biz onun yanındayız. Yani tüyüne dokundurtmayız. Asma, kesme falan . Kim kimi asıyor nerde görülmüş öyle? Onu bir kere unutsunlar. Öyle bir şey olmaz. Dolayısıyla bu abartılı heyecanın kırılması gerekiyor. Bir de şu bombalama yapan çakallar, silah sıkıyor falan elini kolunu sallayarak kaçıyor. Bu nasıl oluyor ben anlamıyorum. Anında yakalamaları lazım. Bu mahalleler bomboş mu, hiç mi polis yok buralarda nasıl oluyor? Bu caddeler, sokaklar bomboş herhalde. Yüzbinlerce polis var nerede o polisler o zaman? Polise emir versinler gereğini yapsın. Bir kere seçim bürolarında en az iki polis bulundursunlar.  Seçime kadar. Her seçim bürosunda. Parti merkezlerinde de iki polis bulunsun. Bak bakalım gelebiliyorlar mı? Bir de hassas partiler daha ön plana alınabilir. Mesela, BDP, MHP bunlar hedef partiler benim gördüğüm. AK Parti de tabii o durumda ama, yani her yerde böyle bir koruma tedbiri alınabilir.

Alem olmadan da olmuyor, bu gelenekçi Ortodoks Müslümanlar çok büyük hata yapıyorlar. Onlar da alemci olsunlar. Hakikaten çok büyük hata yapıyorlar. Sonra bin pişman olacaklar sözümü dinlemedikleri için. Namazını kıl, orucunu tut, zekatını ver, Hac’ca git ama eğlen. Bir şey olmaz. Allah sana “niye oynadın mı?” diyecek sana? “Niye müzik dinledin?” mi diyecek? Etmeyin yapmayın Allah aşkına. Kuşlar bile dans ediyor hayvan. Çekirgeler falan hepsi şamata yapıyor eğleniyorlar. Kuşlar cik cik cik. Özetle oyun, eğlence güzel şeylerdir, imanla Kuran ile olduktan sonra ama tabii gafletle olmaz. Yani Allah’ı, Kitap’ı unutarak, dağıtarak, küfür içinde insan eğlenemez. Kalpte Allah olduktan sonra istediğin gibi eğlenirsin. Niye eğlenmeyesin? Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hürriyet Gazetesi bugün Cumhurbaşkanı’na açık mektup yayınladı. “Bizden ne istiyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanı diye?” sordu.

ADNAN OKTAR: Güzel desin, bu demokrasinin içerisinde olacak bir şey, tabii diyebilir. Evet. Güzel helal olsun desin.

KARTAL GÖKTAN: “Yüzde elli iki  ile idam diyerek sizi kastettiğimiz ima ediyorsunuz ? Yüzde elli iki ya da yüzde bilmem kaç hiç fark etmez, seçilmiş bir Cumhurbaşkanı’nın idam edileceğini ima etmek bir şerefsizliktir. Bizden ne istiyorsunuz? Apaçık haksızlıklarla apaçık çarpıtmalarla, apaçık zorlamalarla, niyet okumalarla neden bize saldırıyorsunuz? Bizi neden hedef gösteriyorsunuz? Ne istiyorsunuz bizden? Sürgün mü edeceksiniz bizi? Zorunlu ikamete mi mecbur edeceksiniz? Ne yapacaksınız? Üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi “Bizi öz yurdumuzda garip, öz vatanımızda parya mı yapmak istiyorsunuz?”

ADNAN OKTAR: Sıkılmış millet yani bunu hükümet hakikaten politikasını değiştirsin. Bu sıkılma normal değil. Bu tazyik de normal değil. Gerek yok. Türkiye’ye bir şey olmaz. Bu kadar evhama gerek yok.

“Erdoğan’ın en bilindik yönü” diyorlar “seçim öncesi hep gerginliği tırmandırıyor” diye iddia ediyorlar. Ama ona ne faydası olacak Tayyip Hoca’ya bunun? Tayyip Hoca’nın aleyhine olur bu. Şimdi BDP’nin binası bombalanıyor BDP’nin lehine olur. MHP kurşunlanıyor MHP’nin lehine olur, bu AK Parti’ye oy getirmez.

Güzelliğin tamamı Allah’a aittir. Tecelli Allah’a ait. Bazı insanlar oluyor mesela delikanlılar “ne kadar yakışıklıyım” diyor. Beynimin içindeki görüntüsün sen, nereden yakışıklı oluyorsun sen? Allah güzel. Allah bana beynimde bir görüntü meydana getiriyor ben onu övüyorum. Yahut genç kızlar oluyor, “ben dünyalar güzeliyim” diyor. Beynimin içindeki görüntü güzel. Sen nereden ona sahip çıkıyorsun? Bunun dışında bir şey görüyor muyum ben? Yok. Beynimin içindeki görüntüye sen nasıl sahiplik addediyorsun? “O benim” diyor. O sen değilsin, o Allah’ın tecellisi. Sen hiçbir şeysin. Sadece bir gölge varlıksın.

BEYZA BAYRAKTAR: Allah bu üslubunuz nedeniyle, bu düşünceniz sebebiyle sizi çok sevdiriyor. Çünkü hep Allah’a şükrediyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Tabii. “Ben çok çok güzelim” diyor. Beynimde kimi seyrediyorum? Bir görüntü seyrediyorum değil mi? O görüntüyü kim yaratıyor? Sen mi yaratıyorsun? Yok. Sen yaratmıyorsan o görüntünün çok güzel olmasına nasıl sahip çıkıyorsun? Sen Allah mısın? O görüntünün sahibi Allah’tır. Dolayısıyla övgümüz Allah’a. Sen boş yere şişip kabarıyorsun. Boşa şişip kabarıyorsun. Hiçbir zaman için o görüntüyü sen yaratamazsın. Allah’a ait o görüntü. Onun dışında da biz bir şeyle muhatap olmadığımıza göre; başka bir şeyle muhatap oluyor muyuz? Yok. Sen başka bir şeyle muhatap olabiliyor musun, o görüntünün dışında? Dışarda gördüğün görüntü. Sen de muhatap olamıyorsun. Onun için “ben çok zenginim” bilmem ne. Nereden zenginsin? “Yatım var” diyor. Yat nerede? Beyninin içinde. Yat nerede? Benim beynimin içinde. Nereden zengin oluyorsun sen? Bütün mal mülk Allah’a ait. O da gölge varlık olarak yaratıyor Cenab-ı Allah. Sen nereden ona sahip çıkıyorsun? İstediğin kadar şiş.

EMRE ACAR: Allah ayetinde de “insanlar için harcama yetkisi verdiğimiz” diye buyuruyor Hocam mal için.

ADNAN OKTAR: Tabii. Sadece Allah yetki verdiği için o harcamayı da ona Allah yaptırır.

Bir de bu bomba kurşun falan bu çakalların yakalanmaması müthiş bir zafiyet ve acayiplik. Bunların hepsinin ensesine çökmek lazım. On dakikalık işi var bunların. Nasıl oluyor ben anlamıyorum. Yüz binlerce polis olacak sen yakalayamayacaksın nasıl oluyor bu? Nereye kaçar bu adamlar? 

BÜLENT SEZGİN: Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah her yerde kamera var. Mutlaka gözükmemesi ihtimali de yok.

ADNAN OKTAR: Bir kere bu tip olayların olacağı belli. Belirli yerler bunlar, buralara polis yerleştirilir. Seçim sathı mahallinde olduğumuza göre tamam. Ne olur? Bir-ikişer polis yerleştirsinler akşamları beklesin.

Mersin Valisi, “Önemli bilgilerim var dünkü bombalı saldırıyla ilgili ama şu an anlatamam” demiş. Tamam yakalanması açısından belki söylemiyor olabilir.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Irak ordusunun Ramadi’yi bırakıp kaçması dünya gündeminde çok yer aldı Adnan Bey. Askeri araçlar üzerinde herhangi bir patlama, silah izi olmadan terkedilip bırakıldığı görülüyor fotoğraflarda.

ADNAN OKTAR: Acayip korkmuşlardır.

BÜLENT SEZGİN: Ramadi’yi kuşatan Irak ordusunun yaklaşık altı bin kişi olduğu IŞİD’in ise Ramadi’de ortalama iki yüz militanı olduğu iddia ediliyor.

ADNAN OKTAR: İki yüz militan. Onların kesmesi milleti çok dehşete düşürüyor. Yani normal kurşunla ölmeye onlar razı da bu kesme olayı onları delirtiyor Allahualem. Müthiş bir dehşet var. On kişi bile olsa kaçarlar Allahualem. Bir de Irak ordusu bunlar böyle imanı zayıf, Darwinist, materyalist yetişmiş adamlar. İslam’a, Kuran’a karşı içlerinde öfke besleyen garip adamlar. Akılları da zayıf biraz benim kanaatim. İman sorunu var. Bir kere Müslüman Müslüman’a kurşun sıkmaz. IŞİD’le ne yaparsın sen? Konuşursun. “Siz de Müslümansınız, biz de Müslümanız” dersin “bir musalaha cihetine gidelim” dersin. Tabancayla tüfekle Müslüman’ın karşısına çıkılmaz. Kanla bombayla olmaz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Avrupa Birliği Ak Deniz’den gelen mülteci sorununu çözmek için insan tacirlerine karşı askeri operasyon yapılmasını gündeme getirdi. Birleşmiş Milletler’den onay gelirse Avrupa Birliği askeri misyonu aşamalı olarak hayata geçirmeyi düşünüyor. Buna göre ilk aşamada insan tacirlerinin faaliyetlerini tespit ermek için uydu gibi tüm keşif olanaklardan istihbarat elde edilecek. Ardından teknelere ya el konulacak, yada tekneler batırılacak. Teknelerin engellenmesi, içinde mülteci yokken yapılmaya çalışılacak. Misyonun karargahının ise İtalya olması planlanıyor.

ADNAN OKTAR: Böyle zırva işlerle uğraşmasınlar. Dünya üzerinde akıl almaz boş topraklar var. Bu garibanları oraya götürseler, sadece çadır verecekler çadır başka bir şeye gerek yok. Her aileye beş-on tane koyun verseler biter konu yani. Çok büyük vicdansızlık yapıyorlar. Bütün çoluk çocuklarına kalacak şekilde kendilerini vicdansız ilan ediyorlar. Ne kadar boş şeylere para harcıyorsunuz ne olur bir avuç insan işte, ölüm korkusu ile ölmemek için kaçıyor. Sen savaş olsa İtalyanlar da savaş da oraya buraya kaçmaya kalktılar, yabancı ülkeler onları aldı. Korudular. Ne kadar ayıp, ne kadar çirkin. Bin bir türlü kurtulma yolunu arıyorlar, böyle olmaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hürriyet Gazetesi muhabirleri İran’a gidip bir seyahat yazı dizisi hazırlamışlardı. Dün bu konuda televizyonda yaptıkları açıklamalarda “İran’a İslam Cumhuriyeti deniliyor, ancak Hz. Muhammed (s.a.v.) hakkında Türkiye’de asla duymayacağınız fıkralar İran’da anlatılıyor” dediler. Ayrıca insanların sokaklarda devletin kurallarına uyduklarını, ama özel hayatlarında dindar olmadıklarını anlattılar.

ADNAN OKTAR: Aylardan beri, yıllardan beri anlattığımız şey bak yeni fark etmişler. İslam ülkelerinin büyük bölümü böyle, Suudi Arabistan da böyle. Çünkü İran Darwinist. Darwinist olunca Allah’a, dine inanmıyorlar, mollaların zaten anlattıkları hurafeler dehşet verici, dolayısıyla dinsizlik çok yaygın, gençler arasında ateizm çok yaygın. Bizim gelenekçi Ortodoks hocalar da hep çaylı toplantı yahut yemekli olsun git yanlarına ilk yaptıkları çirkin ikram ya Peygamber (s.a.v.)’le haşa alay eden bir üslup, ya cennet cehennem ile ya meleklerle alay eden bir üsluptur. Hemen hemen her hoca da görürsünüz. Birçoğunda görürsünüz bunu. Hep din ile ilgili fıkra anlatırlar geldiğinizde, ben hiçbir zaman için dinlemiyorum bunları öyle bir şey olduğu için kalkıp gidiyorum.

Evet, Fikret Efendi dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Suriyeli mülteciler ülkelerindeki zulmü anlattı Adnan Bey. 59 yaşındaki Suriyeli Leyla Azad; “Savaş nedeni ile kadın ve çocuklara tecavüz ediliyor, öldürülüyor, Suriye’de tecavüz edilmektense namusumuzla denizde boğulmayı göze alıyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Tecavüz edilme ayrı, cinsel organını kesiyorlar, rezalet çıkıyor karnını, bağırsağını deşiyor, gözlerini deşiyorlar. Akıl almaz işkenceler yapıyorlar. Rezaletin bini bir para. Türkiye o konuda çok güzel tavır gösterdi, aldı onları en güzel şekilde ağırlıyor. Ama bazı densizler de onlara dünyayı dar etmeye çalışıyor. Buna müsaade etmeyiz.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hakkari’nin Yüksekova ilçesindeki Dağlıca üst bölgesinde askerlere havanlı saldırı düzenlendi. Söz konusu silahlı saldırıda herhangi bir hasar veya zayiat meydana gelmedi.

ADNAN OKTAR: Havanlı saldırı. İnanamıyorum. Adamları gidip hepsini yakalamak lazım. Adam havanla saldırıyor bak, havan topu var elinde. Havan topuyla da kaçıp gidiyor ve yakalanamıyor. Bu müthiş bir zaaftır. İnanılır gibi değil. Oradaki görevlilerin görevinden alınması gerekir. Böyle şey olur mu? Havan topu ne demek? Elinde adam havan topuyla birkaç kişi alıp taşıyıp götürüyorlar ve oradakiler de seyrediyor. Olacak iş değil. Havan topu nereden atılıyorsa oraya gidersin adamları yakalarsın, çembere alırsın kaçacak hiçbir yerleri kalmaz.

Erol Dinleyen bayağı kıymetli bir sanatçı, kimse bilmiyor. İnanılır gibi değil böyle çok fazla sanatçı var. Mesela muhteşem sesi, yorumu da çok güzel ama kimse bilmiyor.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş Kobani’nin düşmediğini belirterek Sayın Erdoğan’a hitaben şunları söyledi: “Her kuruşun hesabını soracağız. Bütçe kanunu parlamentoya geldiğinde kuruş kuruş bunların hesabını vereceksin. Ha bir de unutmadan gelmiştin ya şuralardan Antep’i, Urfa’yı dolaşırken “Kobani düştü düşecek” demiştin ya, bak Adıyaman’dan sesleniyorum Kobani düşmedi ama AK Parti düştü düşecek” dedi.

ADNAN OKTAR: Kobani yerle bir oldu Allah aşkına niye dürüst olmuyorlar? Baksın fotoğraflara harabe bir şehir, fosil bir şehir. Herkes de orayı terk etmiş bir tek baykuşlar var. Bıraksın onu. Oradaki biz Müslüman dindar kardeşlerimizi aldık Türkiye’ye getirdik, geri kalan PKK’lıları da IŞİD doğradı hepsini.

BÜLENT SEGİN: Bir video vardı Kobani’nin son hali.

ADNAN OKTAR: Şimdi burada dürüst davran. Burada tam anlamıyla bir fosil şehir var, mahvolmuş, hiç kimse de yok. Düşmüş değil şehir yok olmuş. Şehir diye bir şey kalmamış. Sen de diyorsun “Kobani düşmedi.” Düşmediyse bu ne? Şehir haritadan silinmiş.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEGİN: Selahattin Demirtaş, AK Parti mitinglerinde kendi inancı üzerinden insanlara yuh çektirdiğini iddia etti. Ve şunları söylüyor: “Ben de elhamdülillah bir Müslüman evladıyım. Benim üzerimden inancımı yuhalattılar. “Bu zerduşta gelince ders verecek misiniz?” dediler. “Kabe’mize, kıblemize hakaret eden dinsize ders verecek misiniz?” dediler. Diyanet İşleri Başkanı’na defalarca çağrı yaptım. “Bir Müslüman’a kafir diyenin günahı nedir?” açıklasın. Dinden çıkar mı çıkmaz mı?” dedi.

ADNAN OKTAR: Selahattin Demirtaş’ın Müslüman olduğu belli. Sürekli Allah’tan, dinden bahsediyor. Şimdi orada ona kimse dinsiz diyemez. “Allah’ın izniyle” diyor, her şeyde konuşuyor. Bir kere bile Allah’tan bahsetse Allah dese onun Müslüman olduğuna hükmedilir. Eğer öyle diyenler varsa çok yanlış yapıyorlar. Çok büyük bir hata yapıyorlar, ben Müslüman’ım dedikten sonra o insan Müslüman’dır bitti yani. Ve gece gündüz Allah diyor ben görüyorum konuşmalarında. Dolayısıyla o konuşmaları yapan eğer onu kastettiyse harama girmiş, yanlış yapmış, tövbe etmesi lazım.

Evet.

BÜLENT SEZGİN: İslam dünyası hercümerç içindeyken Cibuti’de düzenlenen Doğu Afrika Üçüncü İslam Alimleri Buluşması’nın ana temasında Adnan Bey İslam fıkhının gelişmesinde İmam Şafi dönemi ele alındı.

 ADNAN OKTAR: Yine başladılar yani, Kuran’ın yeterliliğinden bahsetsenize. İmam Şafi, İmam Malik modeli diye. İmam Malik’in kabul ettiklerini İmam Ebu Hanife kabul etmiyor, Ebu Hanife’nin kabul ettiğini İmam Şafi kabul etmiyor diyor ki; “uydurma hadislere uyuyor bu adam, bunun sözüne itibar etmeyin bu yalan söylüyor” diyor özetle. Bu durumda vahim bir durum meydana geliyor. Mesela bir mezhepte köpek eti helal, öbür mezhepte haram. Domuz eti gibi yani yiyen domuz eti yemiş hükmünde oluyor. Adam da diyor ki “füruata ait meseleler.” Neresi füruat? Niye atıyorsun füruat olur mu? Seni domuz eti yemiş hükmünde görüyor adam ve domuz eti yemiş hükmünde oluyorsun ona göre. Mesela biri de diyor ki; “Fatiha farz mıdır, değil midir?” “Değil” diyor, öbürü de diyor ki; “farzdır” nasıl füruat oluyor bu? Helal harama ait hükümler açık muhkem hükümler yani. Yalan söyleme sanatında çok ustalar demeyeyim de, doğru söylememe sanatında çok ustalar.

Suriyeliler asiller onlar çok temiz insanlar. Asil derken Suriyeliler yirmi, otuz milyon insan hepsi asil anlamına gelir mi? Bunun içinde hırsızı da vardır, soysuzu da vardır ama genellikle asil insanlar, temiz terbiyeli insanlar onu kastediyorum. Burada bir hata var arkadaş Suat. Bir hanım çöplükten ekmek bulmuş onu yiyor “hani asildi?” diyor. Bu senin utancın, sen utan ona bir lira versen gider ekmek alır. Sen evine ocağına saldırıyorsun adamı aç biilaç bırakıyorsun o da gelip çöplükten ekmek toplayıp onu yiyor. Eğer burada utanılacak bir şey varsa orada ona vesile olan herkestir. Onun utanacağı bir şey yok ölecek açlıktan ölmemek için çöplükte bulduğunu yiyor. Ne yapsın? Ne kadar korkunç bir şey bir insanın çöplükten yiyecek bulmaya mecbur etmek. Çıkart evinden ver, ölecek öbür türlü son demine gelmiş artık adam ölüyor yani. Ot da yer öyle bir duruma gelen bir insan. Ne yapsın? Ölüyor yani utanacaksan sen utan. Onun utanacağı bir şey yok.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey bugün bildiğiniz gibi 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, tüm milletimizin bayramı kutlu olsun.

ADNAN OKTAR: Bizim için her gün bayram Allah’ın izniyle ama Atatürk dediği için tamamdır başımızın üstünde yeri var. Allah tekrarına erdirsin ama her gün gençlik bayramıdır, bir gün olmaz. Atatürk rahmetli delikanlının hasıymış helal olsun ona. Bak böyle rahat yaşayabiliyorsanız hanımlar böyle dekolte giyinebiliyorsa, müzik dinleyebiliyorsak Atatürk’ün vesilesiyle. Yoksa yani Allah vermesin neler olacağını düşünemiyorum. Biz çocukluğumuzda anlamamıştık Atatürk’ü. Bize sürekli anlatırlardı. Şiirler okuturlardı konuşurlardı “devrim yaptı” falan derlerdi biz anlamazdık ne olduğunu. Lafı ne uzatıyorsun? “yobazlık denen bir olay var” dersin. Gidip hatta yobazları alıp okullara getir, bir yobazı konuştur değil mi? Size bir yobaz getirelim bakın dersin. “Size bir yobaz getirelim bir bakın” dersin. Çocuk da bir canlı canlı görsün yobazın ne olduğunu, “bu hıyarları etkisiz hale getirin” diyeceksin konu bu. Lafı iki saat uzatıyorlar hakikaten çocukluğumuzda bir türlü kavrayamıyorduk olayları” ne demek istiyorlar acaba” falan gibisinden. Çok hayırlı hizmet yapmış işte ne güzel, istediğimiz gibi resim de yapabiliyoruz, müzik dinleyebiliyoruz, evimizde heykel de bulundurabiliyoruz. Hanımlar dekolte giyiyor, isteyen saçını başını boyuyor rahat oluyorlar istediği gibi değil mi? Eşli dans edebiliyor, insan çok özür dilerim ama manyağa döner o yok, bu yok, şu yok insan delirir. Adama gülmeyi yasaklıyorsun, müziği yasaklıyorsun, eğlenceyi yasaklıyorsun, dışarı çıkamazsın diyorsun sağa bakamazsın, sola bakamazsın, öldürmek mi istiyorsun ne istiyorsun adamı? Böyle hayat olur mu? Çoğu da şizofren oluyor, akıl hastası oluyorlar manyak gibiler yani. Çoğu dengesiz bu gelenekçi Ortodoks takımının. Hep böyle nefret dolu, kindar, kavgacı hep ilaç kullanıyorlar çoğu bu sinir ilaçları var ya. Yani çok çok büyük bölümü sinir ilacı kullanıyor, sürünüyorlar. Eğer yanlışsa bana yanlış desinler. Hep sinir ilacı kullanıyorlar, yazık günah değil mi insanları bu hale getirmenin alemi nedir? Allah böyle mi yapın diyor Kuran’da bunu mu anlatıyor? Sinir ilacı kullanacak hale getirin mi diyor insanları? Bırak adam özgür, rahat olsun güven adama yani.

“IŞİD sadece Mehdi (a.s)’ın sözünü dinler Mehdi (a.s) çıkınca ona tabi olacağız diyorlar. Bu işin bitmesi için Mehdi (a.s)’yi aramak gerekli” Adnan Oktar’ın bu sözüne karşılık Toma İmparatoru diye birisi. “Adnan Hoca yine ben Mehdi (a.s)’im demeye getirmiş.” Her zaman diyoruz da yani yine. Yok kardeşim benim Mehdilik iddiam yok, hop oturup hop kalkıyorlar Mehdi (a.s) çıkacağım diye. Korkmayın bir şey olmaz böyle bir iddiam yok çünkü. Yemin de ettim daha ne yapayım yani?

BEYZA BAYRAKTAR: Dünya tarihinde bir ilk zaten, sizin kadar Mehdi (a.s) değilim diyen başka bir insan yok.

ADNAN OKTAR: “Değilim” diyorum adam “yok illa ki iddia ediyorsun” diyor. Allah Allah yemin ediyorum başka nasıl söyleyeyim yani, daha ne yapayım? Yok benziyormuşum rivayetlere, benziyorsak güzel işte ne güzel. Sende de vardır benzerlik birçok insanda vardır benzerlik. Herkes benzemek ister ne var yani benzemekte. Benzemek bir delil olmaz ki, İslam’ın hakimiyetine vesile olur, İsa Mesih (a.s) ile namaz kılar ben derim ki o zaman “hakikaten Mehdi (a.s) olabilir bu insan” diyebilirim. Dolayısıyla benim iddiam yok yani hocalık iddiam da yok alimlik iddiam da yok müceddid müçtehit de değilim ne panik oluyorsunuz? Durup durup aynı laf.

“Bir partiye saldırı yapıldığında saldırganın hemen yakalanmaması büyük anormalliktir, saldırganlar çok hızlı yakalanmalıdır” Adil İrade Antikargaci. “Saldırıya uğrayan Kürtler olunca dans ediyorsunuz Sayın Adnan Hoca. Sevinin gün sizin gününüz sabah ola hayrola” diyor. Demirel’in sözüydü “sabah ola hayrola” diyordu. Onu sıkıştırmışlardı, en son öyle söylemişti. Şimdi sabaha kadar dövünerek ağlayacak halimiz yok oraya kurşun sıktılar diye ne yapalım? Siyahlar giyinip kendimizi zincirlerle dövelim mi ne yapalım, ne istiyorsun? Tabii eğleneceğiz yani. Bir yerde bir şey oluyor, bir olay oluyor niye eğleniyorsun? Her gün bir insan ölür; burası dünya, her gün morg insanlarla doluyor, her yerde savaş var her gün insan ölür, her gün felaketler olur. Senin dediğine göre geceli gündüzlü yas içinde olmamız gerekiyor. Yas da zaten haramdır İslam’da, müşrik adetidir eski Mısır, Sümerler’den kalma müşrik adetidir. Müslüman yas tutmaz böyle bir şey yok. Dolayısıyla eğleneceğiz alınmana gerek yok. MHP’ye de kurşun sıkıyorlar, AK Parti’ye de kurşun sıkıyorlar değil mi? Birçok olaylar oluyor biz yine eğleniyoruz.

“Gün sizin gününüz” diyor, gün hep Müslümanlar’ın günüdür kıyamete kadar o konuda günlün rahat olsun. “Sabah ola hayrola” İslam’ın sabahı hayırlı olacak, gönlün rahat olsun. Her karanlık gecenin bir sabahı vardır, o sabah Müslümanlar’ın sabahı olacaktır inşaAllah İttihadı İslam’ın sabahı, Mehdiyet’in sabahı inşaAllah. “Sabah namazında” diyor, “İsa Mesih (a.s) ile namazda buluşur” diyor İmam Mehdi (a.s). “Onu Mehdi (a.s)’yi namaz için davet eder İsa Mesih (a.s). “Hayır Efendim sizin hakkınız buyurun” der” diyor “olmaz” diyor İsa Mesih (a.s) “Kamet senin için getirildi, sen kılacaksın” diyor. “Sen İmam olacaksın ben sana uyacağım” diyor. Orada işte imameti tescilleniyor bütün dünyanın imamı oluyor. İsa Mesih (a.s)’ın o imamlığına tabi olması, orada açıkça söylüyor biat ediyor İsa Mesih (a.s) “Sen benim İmamımsın, ben sana biat ettim” diyor. Ondan sonra işte dünya hakimiyeti başlıyor, o sabah namazından sonra.

Evet dinliyorum Fikret Hocam.

KARTAL GÖKTAN: Cemil Bayık Dolmabahçe buluşmasında açıklanan maddelere bağlı kalınması halinde durdurulan silahsızlanma kongresini toplayacaklarını söyledi.

ADNAN OKTAR: İnsan ürküyor oradaki konuşmalar Allah esirgesin yani. Adamların silah bırakması için Güneydoğu’nun PKK’ya bırakılması lazım. Silah bırakma şöyle zaten “biz silahı bırakmayız, PKK’lılar dağdan iner, güvenlik gücü haline gelir polis olurlar, o şekilde silahı bırakırız” diyor. Yani “Ellerindeki silahı polis silahı haline getireceğiz, asker silahı haline getireceğiz o şekilde bırakacağız” diyor. Bu hiçbir zaman için olmaz Cemil Bayık mı bıyık mı neyse de. Bunu unutacaklar, Dolmabahçe’de değil isterse Dolmamışbahçe’de konuşsunlar hiçbir şekilde netice alamazlar. Sen önce Türk milletine soracaksın, bize soracaksın, bana soracaksın. Bizden, benden izin alamıyorsan bitti, millet izin vermiyorsa bitti.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam ediyor. 

Masaüstü Görünümü