Harun Yahya

Sohbetler (20 Mayıs 2015; 16:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

KARTAL GÖKTAN: Adnan Oktar ile Sohbetle programımıza hoş geldiniz. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Buyurun Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Genelkurmay Başkanlığı “Muş’ta biri jandarma uzman onbaşı olmak üzere iki kişinin PKK tarafından kaçırıldığını” açıkladı. “Bölücü terör örgütü terörist gruplar tarafından Muş Merkez Mescitli köyü ile Bostankent köyü arasında kalan bir bölgede biri jandarma uzaman onbaşı olmak üzere iki kişi kaçırılmıştır. Olayla ilgili olarak adli tahkikat başlatılmıştır” şeklinde Genelkurmay Başkanlığı açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Diyorlar ki, işte “süreç devam ediyor, pırıl pırıl gelişmeler var, herkesin gözü aydın, iş bitti, silahlar betonlara gömülmek üzere” falan. Adamlar sürekli alan hakimiyeti sağlıyorlar. İnanılır gibi değil. Hükümet bunu birkaç günde bitirir istese. Çok garaip bir durum olmuş. Hükümetin bu konudaki politikası sağlıklı politika değil. Yani Türk milletini manen çok rencide eden, çok huzursuz eden yanlış bir tavır. Kaç gün sürer bu it kopuğu temizlemek? 600 bin kişilik askerimiz var. Nihayet bunlar 10 bin kişilik falan çapulcu ordusu. Ne var bunları bu kadar dağdan indirmek zor mu? Millete bu kadar eza meydana getiren bir durum varsa, neyi bekliyorlar, ben anlayamadım. Bir kere diyorum ki, seçimler ertelensin. Bu seçimlerde HDP, BDP son derece avantajlı. Çünkü PKK desteği var arkalarında. Dolayısıyla böyle seçim olmaz. Hangi partinin arkasında olursa olsun PKK desteği, o parti kazanır. Çünkü silah var adamın elinde. Halkın elinde silah yok, korku var, şiddet var, dehşet var, tehdit var böyle bir durumda nasıl seçim oluyor. Asker-polis milletin güvencesiyken polis kaçırılıyor. Adamın müracaat edeceği bir merci yok. Polis karakoldan çıkamıyor, asker kışladan çıkamıyor, bu nasıl iştir ben anlayamadım.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş şöyle bir açıklama yaptı: “Sayın Abdullah Gül, inanıyorum kendisi de bize oy verecektir. AK Parti için 13 yıldır çalışan kadrolar, AK Parti’nin zulmünü görüyor. Ahmet Hoca’yı da inan ki biz savunuyoruz, garibim ezilmesin diyoruz, onun da hakkına hukukuna biz sahip çıkıyoruz. Bizim kültürümüzde var, ezilene sahip çıkmak var. Bak, az kaldı Ahmet Hoca’yı HDP’li yapacağız. Akşam başını yastığa koyduğunda ‘iyi ki bu ülkede HDP var’ diyordur. Çünkü biz onların da güvencesiyiz.

ADNAN OKTAR: Biraz espri yapıyor ama biraz gereksiz espri.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Nokta Dergisi’nin haberine göre; “İçişleri Bakanlığı son dört ayda Güneydoğu’daki şehir merkezlerine Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yığınağını yaptı. Satın alınan savaş malzemelerinin maddi karşılığı tam 625 milyon TL. Gaz bombası, toma, zırhlı makineler, fişek ve çeşitli solüsyonlar gibi kalemlerde yılın ilk dört ayında Güneydoğu’ya yapılan alım geçen yıllara göre yüzde 700’e varan artış gösteriyor. Özel harekat ve çevik kuvvet kadrolarında da önemli yükseliş var. İhale belgelerinde araç ve mühimmat teslim sürelerinin seçimin hemen öncesi ve sonrasına göre ayarlanmış olması hazırlığın anlamını gözler önüne seriyor” yorumları yapıldı.

ADNAN OKTAR: Yok, öyle bir şey olsa, böyle bir durum mu olur? Sürekli asker-polis kaçırıyorlar, öğretmen kaçırıyorlar, okul yakıyorlar, şantiye yakıyorlar, orayı burayı bombalıyorlar ne alakası var? Tomayla komayla alakası yok bu işlerin. Yani icrayla alakalıdır. Benim bildiğim 5000 yıllık tarihimizde yok, ben böyle bir felaket görmedim. Osmanlı’ya kim kafa tuttuysa, Osmanlı perişan etmiştir. Selçuklularda da kim kafa tuttuysa, perişan etmişlerdir. Her zaman böyle olmuştur. Ben bu konuyu anlayamadım, ne demek istiyorlar, ne yapmak istiyorlar anlayamadım.

Yusuf Unserer; “Hocam, kanunla vs. PKK’yı bitirelim diyorsunuz. Hangi kanunla Hocam? Kanunları dinleyen var mı? Elektrik parası ödemeyen bunlar” diyor. Ödemiyorsa, fakir hale getiren sensin. Gariban hale getiren sensin, değil mi? Yarım ekmeye muhtaç hale getiren sensin. Adam elektrik parasını veremiyorsa bulmadığı için veremiyor. Varda mı vermiyor yani? Oraya buraya fuzuli para harcayacağınıza, o garibanların elektrik parasını ödeyin.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bugün AK Parti Mardin seçim bürosuna ses bombalı saldırı gerçekleştirildi.

ADNAN OKTAR: Buyurun.

KARTAL GÖKTAN: AK Parti Milletvekili Adayı Gönül Bekin Şahkulu Bey’in seçim bürosuna gerçekleşti bu saldırı. Ses bombasını atıp kaçtığı ileri sürülen bir kişi gözaltına alındı. Olayla ilgili olarak bir kişi de aranıyor. Peş peşe de olur böyle olaylar benim kanaatim, olayın gidişatından anlaşılıyor. Ordu güzel hazırlık yapacak, polis hazırlık yapacak, özel harekat hazırlık yapacak bunları dağdan, taştan, inlerinden çıkaracaksın. Güvenliği sağlayacaksın, asker-polis millete müthiş bir rahatlık huzur gelecek. Sonra seçim yaparsın. Böyle tehdit şiddet ortamında seçim olmaz. Böyle bir vaziyette seçim olmaz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Doğan Medya’nın sahibi Aydın Doğan’a yüklendi. Erdoğan, Aydın Doğan’la arasında geçen bir konuşmasını ilk kez açıklayarak Aydın Doğan’ın kendisine söylediği, “sizin döneminizde bire beş kazandım” sözünü hatırlattı. “Bana gelip İstanbul Conrad Otel’de aynen şöyle ifadelerle, ‘ben Sayın Demirel’le de çalıştım, ben Tansu hanımla da çalıştım, Özal’la da çalıştım. Sayın Özal ‘medyayla da olmaz onsuz da olmaz’ bana bunu söyledi. Tansu Hanım zaten bizlerle baş edemedi.’ Bunları anlatınca ben kendisine o zaman şunu söyledim. ‘Aydın Bey, ben doğma büyüme Kasımpaşalıyım. Şunu bilmeni isterim; bizim Rabbimize verilecek bir borcumuz var, can borcumuz. Onun vakti saati onda bellidir. Ama şunu bilmeni isterim; hakkın olanı her zaman alırsın ama hakkın olmayanı bizden öncekilerden aldığın gibi bizden alamazsın bunu bilmen lazım’ dedim.”

ADNAN OKTAR: Helal olsun Tayyip Hoca’ya, güzel demiş. Okka gibi oturtturmuş.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: AK Parti Mardin Milletvekili Adayı Orhan Miroğlu, “biz her yerde rahatça gezemiyoruz. Kızıltepe’de broşür dağıtabilmem için, 50 korumayla gitmem gerekir” dedi. “Özellikle Arap seçmene baskı yapıldığını, köylere gittiğinde eline ölüm listelerinin verildiğini, bu nedenle seçmenlerin başka partiliye yaklaşmaya dahi korktuklarını” söyledi.

ADNAN OKTAR: İşte bu şartlarda seçime gidiyor AK Parti. Bir de MHP’liler de kızıyorlar, “niye gezemiyorsunuz rahatça” diyorlar. Sen kendin gezemiyorsun, senin suçun. Teslim etmişsin PKK’ya. Sen istemesen de olmuş bu. Sen tabii, ‘PKK gel yerleş’ demedin. Ama basiretsiz ve ferasetsiz politikalar, bunu meydana getirdi. O anlamda söylüyoruz.

Baksanıza, PKK tarafından halka gönderilen tehdit mektubu var HPG’nin. Diyor ki; “biz bir hususa anlam veremiyoruz yani AK Parti bu kadar kirlenmişken nasıl olur da yanında yer alıyorsunuz? Ya anlamıyor musunuz, ya da sizi satın alacak paralar akıtılmaktadır. Eğer bu duyduklarımız gerçek ise, o paraları burnunuzdan getirmesini gayet iyi bildiğimizi sizin de bilmeniz gerekli. Eğer sizin ailede tek bir oy AKP’ye veya başka partiye gitsin, o zaman hesabımız da büyük olacağını sizin bilmeniz gerekir” diyor. Bak HPG’nin mektubu burada da görüyorsunuz, değil mi? Yani bu tip rezalet varken seçime gidilmesi ‘alın Güneydoğu sizin olsun’ der gibi olur. Bu stil stil değil, üslup da üslup değil, büyük bir felaket bu. Milleti de seçimden sonra operasyon yapılacak falan diye avutmanın da bir alemi yok. Güneydoğu’yu boydan boya onlara verdikten sonra, BDP’ye verdikten sonra operasyon yapsan ne olur yapmasan ne olur? Önce seçimde adil bir seçim olması lazım. Şu an adil bir seçim imkanı yok. Halk korkutulmuş, sindirilmiş ve tehdit edilmiş, ‘gelin seçime gidelim.’ Nasıl seçim oluyor bu? Şimdi bir evin içine girse mafya elinde silahlarla, ‘hepiniz falanca partiye oy vereceksiniz’ dese ne yapsın adam? Ya ölüm, ya oy. Halk şu an cenderenin içinde Güneydoğu’da.

Bugün Devlet Bahçeli halka sordu, “Cumhurbaşkanına oy verirken, başkanlığı onaylamak için mi verdiniz” diye, halk “hayır” diye bağırıyor. Tayyip Erdoğan Hocam da ne diyor, “bana yüzde 52 oy verdiler, o zaman başkanlığı istiyorlar” diyor. Öyle bir şey yok. Biz seni sevdiğimiz saydığımız için, şefkat duyduğumuz için, çok emeğin geçtiği için, sana hürmeten, bak sana hürmeten sana oy verdik ve cumhurbaşkanı yaptık. Sen başkan ol diye yapmadık. Sadece hakkındır çok emek verdin, emeğin geçtiği için son görevin olarak belki cumhurbaşkanı olarak görev yapmak istiyorsun, biz de sana iltifat olarak bunu yaptık, nezaketen yaptık. Sen başkan ol da Türkiye’yi federasyonlara ayır diye yapmadık. Başkanlık sistemi federasyon getirecektir. Biz böyle bir belanın içine girer miyiz?

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski basın danışmanı şu an Hürriyet yazarı olan Akif Beki, “cemaatin suça karışan gazetecileri cezalandırılsın. Çalıştıkları radyo ve TV’ler değil” şeklinde yorum yaptı. Akif Beki önceki gün de Ethem Sancak’ın Erdoğan’la ilgili sözlerini eleştirmişti. Bu sebeple hükümete yakın gazeteciler tarafından sert ithamlarla eleştiriliyor.

ADNAN OKTAR: Bu çok yanlış bir şey. Ben Tayyip Hoca’yı gece-gündüz en fazla eleştiren insanım. En iyi koruyan da benim. Kılına dokunanın kanunla hukukla ne hale geleceğini tahmin edersiniz. Öyle bir şey yaptırmayız, müsaade etmeyiz. Ama en şiddetli eleştiren de benim. Eleştiri varsa, o ülke hür demektir. Eleştiri yoksa bu memlekette yaşanmaz, memleket gitti demektir. Eleştiren çok olsun, bu sıhhat alametidir, güzellik alametidir. Bağırsın çağırsın söylesin o bir canlılık alametidir. Kimse sesini çıkartmıyorsa, ölümdür o ölüm alametidir. Hiç kıpırdamıyorsa bitti. Muhalif gazeteciler olsun, muhalif televizyonlar olsun, gürül gürül konuşsunlar. Akif Beki de eleştirsin, konuşsun, Akif iyi delikanlıdır, temiz delikanlıdır, ben tanırım Akif’i. O konuşmayacak bu konuşmayacak, olur mu öyle şey? İnsan sevdiğini eleştirir, değil mi? Dost eleştirir, dost eleştirirse insanlara acı gelir ama ilaç gibidir. Eleştiri olmasa ne olur? Mahvolur giderler olur m öyle şey? Biz sürekli hükümete yol göstermiş oluyoruz. Bir kere ben ve arkadaşlarım, hükümete ideolojik zemin oturtturduk, zemin hazırladık. İdeolojisi olmadan hükümetin iktidara gelmesi mümkün değildir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olmaz. İdeolojisi olmadan bir hükümet iktidara gelemez. Biz ideolojisini sağladık, ona ideolojik zemin hazırladık. Ne yaptık; Darwinizmi kazıdık, materyalizmi kazıdık, sol öldü Türkiye’de ondan sonra sağ iktidar oldu. Yoksa dipdiri bir sağ, dipdiri bir Darwinizmle AK Parti adım dahi atamazdı.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan Bosna Hersek’te ortak basın toplantısında soruları yanıtladı. Mursi’ye verilen idam kararına değinen Erdoğan; “Sisi’yi cumhurbaşkanı kabul etmediğimi söyledim, şu anda yine söylüyorum. Benim için Mısır’ın cumhurbaşkanı Mursi’dir. Birleşmiş Milletler’de aynı masaya onunla oturmadım, oturursam kendimi inkar ederim. Oturursam demokrat olmam” açıklamasında bulundu.

ADNAN OKTAR: Ama şimdi Mısır’ın yarısı ondan yana, yarısı da Mursi’den yana işin doğrusu bu. Yarı yarıya, şu an bir yoklama yapılsa öyle çıkar. Her ne olursa olsun bir bağlantı olması gerekiyor ki Mısır kardeş ülke halinde Türkiye’ye bağlanabilsin. Sen Mısır’ın yarısına karşı çıkarsan, Mısır’ın tamamı da sana karşı çıkar. Böyle olmaz. Mısır şu an Türkiye’ye düşman. Bir yolunu bulmak lazım. Mesela cumhurbaşkanıyla görüşmek istemiyorsun, başbakanla görüşürsün, başbakanı muhatap al, devlet başkanını alma. Meclis başkanını muhatap al. Ama hiç muhatap almıyorum dersen, Mısır’ın tamamını karşına alırsın. Bu yanlış politika olur. Tayyip Hocam burada duygusal davranıyor. Biz, ‘git katillerle muhatap ol’ demiyoruz ama başbakanla muhatap ol, meclis başkanıyla muhatap ol. ‘Ben onlarla konuşurum ama onlarla konuşmam’ diyebilirsin. ‘Mısır’ı başbakan temsil ediyor, ben onunla konuşurum’ dersin.

Şimdi kısa bir ara verelim.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Oktar ile Sohbetler programımız şu anda sona erdi. Yarın yeniden görüşmek üzere, hepinize hayırlı akşamlar diliyoruz. 

Masaüstü Görünümü