Harun Yahya

Sohbetler (16 Haziran 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler, Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Evet, herkes hoş geldi.

Fikret Bey, buyurun.

KARTAL GÖKTAN: Mursi hakkındaki karar bugün açıklandı. Mısır mahkemesi Muhammed Mursi’yi casusluk davasından müebbet hapis cezasına çarptırdı. Hapishaneler davasında aldığı idam cezası ise mahkeme tarafından onandı. Kararlara temyiz yolunun açık olduğu belirtildi. Casusluk davasında Müslüman Kardeşler Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedi de, 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Müslüman Kardeşler liderlerinden hayrat El-Şatır ve iki yöneticiye de idam cezası verildi.

ADNAN OKTAR: Şimdi Mursi’ye idam mı verilmiş? Adamların pek laf söz dinlediği yok. Ne zaman uygulayacaklar o infazı?

OKTAR BABUNA: Temyize gitme hakkı varmış.

ADNAN OKTAR: Temyize gitsin. Bazen onlar öyle kahramanlık yapıyorlar temyize gitmeyecek falan diyorlar, o intihar olur, öyle olmaz. Israrla söylüyorum, modern İslam anlayışını savunsalar, bütün Avrupa, Amerika herkes destekler ve müthiş bir güç olarak bütün dünya da sever. Kuran’a uygun oluyor. Namazını kılacaksın, orucunu tutacaksın, zekatını vereceksin, hacca gideceksin sadece modern olacaksın. Ona direniyorlar. Koca koca adamlar böyle, zevksiz bir semt, zevksiz bir hayat, zevksiz bir zemin korkunç bir görünüm insan fıtratına aykırı olduğu için, herkes ayaklanıyor. En önemli şey kalite ve estetiktir. Hayata renk katan, güzellik katan olay budur. Yoksa beton binalar vardır, denizin altından geçersin, denizin üstünden geçersin, böyle bir hayat olmaz. Bu, hayatı renkli hale getirmez. Gelenekçi hacı emmileri çıkarıyorlar televizyona, milletin var olan imanını da sarsıyorlar. Böyle bir yöntem olmaz. Bunu en iyisi kitap haline getireyim de ben, öyle anlatalım, başka türlü olacak gibi değil. Müzik olsun, resim olsun, heykel olsun, estetik olsun, genç kızlar çok bakımlı gezsin, genç delikanlılar böyle yakışıklı gösterişli gezsinler, her yer böyle sanat galerisi gibi olsun. O zaman dünya hayran olur. Ama Mısır’da Kahire’nin bir resmini gördüm, kahverengi-gri leş gibi, acayip kirli. Adamlara bakıyoruz, adamlar da kahverengi-gri, basık tipler, yüzleri son derece asık. Kadınlar böyle kilolu başı kapalı iyice boğdurulmuş sert ifadeli kadınlar, sürekli slogan atan kadınlar, slogan atan erkekler her yer bakımsız. Millete bu cehennem gibi gelir, böyle şey olur mu? Kahire sokakları çiçekçi bahçesi gibi olacak, böyle her yer bakımlı, özel itinalı bir süs uygulaması gerekiyor. Mesela Mısır sokaklarında müzik duyulsun, gençleri topla, modern genç kızlarla çık. Mursi hiç sözümü dinlemedi. Bak Sisi yapıyor bu dediğimi. Bisikletle sokaklarda geziyor, genç kızları topluyor yanına modern genç kızlar, müzik dinliyor, resim sergilerine gidiyor, adam uyanık. İsrail’i karşısına almıyor, sevecen davranıyor İsrail’e. Zalimine karşı ol ama İsrail’le niye uğraşıyorsunuz? İlk görevimiz, İsrail’e uğraşmak olacak diyor. Sen kime sükse yapıyorsun, kime poz yapıyorsun? Şimdi idamını durduralım, müebbet yine versinler de, bu idam olayı olmaz. Onun için dünya liderlerine de mektup yazalım, bir demeç versinler, bir açıklamada bulunsunlar. Israrlı açıklama olursa, onlara bir baskı olur. Ama şimdi onlar çok korkarlar. Mursi hapiste olduğu sürece, taraftarlarının onu kurtaracağını düşünürler, asarsak iş biter diye düşünürler. Bu mantığın da yanlışlığını anlatalım. Böyle olmaz ki. Neyi deviriyorsun? İslam’da öyle bir şey yok. İslam vardır, İslam devrim değildir. İslam İslam’dır, o kadar. Yurt dışına göndersinler Mursi’yi, onu teklif edelim. Türkiye’ye göndersinler mesela burada hayatını yaşar. Asmaları olmaz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Duran Kalkan bugün yaptığı açıklamada, “7 Haziran seçimleriyle birlikte hem İmralı sürecinin, hem de Barzani’yle ilişkilerinin bittiğini” söyledi. Kalkan, “Kürt siyasetinde kendisinin merkezde gören güney yönetimi tükendi. Güney Kürdistan siyasetiyle KDP-PKK ilişkileri de yeniden şekillenecek” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Hayır, Barzani’yle ilişki niye bitsin? O süreç denen olay zaten çok biçimsiz bir şey, onun bitmesi tamam da, Barzani baya sıkı delikanlı, temiz delikanlı, onunla bağlantı niye bitsin? Bir de bunun Barzani’yle ne işi var, ne demek istiyor? Onları beğenemiyor. O bıraksın işine baksın. Barzani çok eski bir adam, çok eski bir insan. Bölgenin inancına uygun, örfüne geleneğine uygun temiz bir insan, etrafındakiler de temiz insanlar. Fakat, PKK zihniyeti çok alçak pis iğrenç bir sistem yani halkın asla benimsemeyeceği bir sistem. Bir kere Allah’sızsınız, Kitapsızsınız, dinsizsiniz, Stalinist, komünistsiniz, millet sizden tiksinir pislik herifler. Komünist olması sorun değil de, fakat zalim, dindarlara karşı çok azgın. Gece-gündüz Müslümanları şehit ediyorlar. Bak, orada yok kanton kuracağız bilmem ne diye, orayı kan revan içinde bıraktılar. Halk akın akın Türkiye’ye geliyor, milleti evinden yurdundan ettiler, rezil herifler bunlar, pislik herifler. Ama Barzani oranın örfüne geleneğine uygun bir insan, halk da rahat ediyor, oradaki Kürt kardeşlerimiz, o tamam. Barzani’yi çok iyi koruyup kollasınlar. Türkiye her yönden Barzani’yi güçlendirsin. Mesela bu komünist PKK, ele geçirdiği yerlerde çarşafı yasaklıyor. Sana ne, ahlaksız herif. Oradaki Müslüman kadınlar sizin gibi pisliklerin içerisinde tabii çarşafla gezecek, ne yapsınlar? Baş belası herifler. Çarşaf orada farz olur, Ahzap Suresi’nin hükmü orada kesin. Adam Allah’sız, Kitapsız, tabii ki çarşaf giyecek. Bak çarşafı yasaklıyor, tam şeytani kafa. Barzani’yi askeri yönden de güçlendirmek lazım, ekonomik yönden de güçlendirmek lazım. Özel harekattan en az 30 kişilik, 50 kişilik bir ekiple, Barzani’yi korumaya alsın. Bu çok hayati, 50 kişi de olur, çok iyi olur, özel harekatçı.

Soranlara da bu PKK’lılar, “demokrasi, özgürlük, insan hakları.” Çarşafına ne karışıyorsun oradaki hanımların, ahlaksız herif? Zaten farz orada çarşaf. Senin gibi alçağın yanında kadın ne yapsın? Mecburen çarşafla gezecek. Bak, oradaki Müslümanlar akın akın Türkiye’ye geliyor Kürt kardeşlerimiz, bu pisliklerden kurtulmak için. “Bölgeyi kontrolümüz altına aldık” diyor. 10 kişiliksin çakal. Tek tokatta oturursunuz. Mesela 4-5 kilometrelik alanda 10 kişiler. “Burası bizim kontrolümüzde” diyor. IŞİD bir bastırsa bunların hepsini tavuk gibi doğrar. IŞİD bunlarla ilgilenmek istemiyor da onun için. Serseri herifler, kafa da çalışmıyor. Ayrıca Barzani’yi Türkiye’ye de davet etsinler, burada ağırlayalım. Askeri yardım, eğitilebilir belki Barzani’nin çevresindeki insanlar. PKK’nın niyeti bozuk. Yeğenini de iyi koruma altına alalım. Neçirvan Barzani, ona da mesela özel harekatçı 20 kişi falan da ona ayırsınlar, koruyalım. Bir de onun çevresinde yetişmiş MİT elemanları çok iyi olur, hem yol göstersinler, hem yöntem olarak ne yapması gerektiğini falan, uzman MİT elemanları gönderelim. MİT daha iyi bilir ama ben kardeşleri olarak tavsiye ediyorum.

Bütün bölgeyi Barzani’nin hakimiyetine ayırmak lazım. Bütün PKK’nın hakim olduğu alanlara, Barzani’yi hakim etmek lazım. Oralara mescitler kurup, dindar samimi Kürt kardeşlerimizin, orada yaşamasını sağlamak lazım. Türkiye de garantör olsun, devlet kuruyorsa da kursunlar, Barzani ama yaparsa. İyi bir kadro da gelişsin yani, Barzani ruhunu savunan iyi kadro da gelişsin. Nakşibendi, temiz bir delikanlı Barzani. Çok çekti o, babası da çok çekti, onun kendi de çok çekti. Hep belaların içinde oldular, dertlerin içinde oldular. Türkiye gereğini yapacaktır diye düşünüyorum.

İnsanın fıtratına uygun olmayan bir İslam anlayışını dünya asla kabul etmez, bunu unutacaklar. Yani Allah kabul etmez. Allah her seferinde tepeler, onu söyleyeyim. Zorla böyle kokuşmuş, çürümüş cehennemi andıran kirli pis İslam anlayışını getirmeye her kalktıklarında, Allah zelil eder, rezil eder, yerlerde sürükler mahveder, açıkça söyleyeyim, bunu unutacaklar. İslam, son derece modern, neşeli, sağlıklı, bilime açık, sanata açık, güzelliğe, estetiğe açık olarak yeryüzünde zuhur edecek. Cennet gibi zuhur edecek. Öyle pislik, karanlık, acılar çektiren, asan, kesen, estetikten uzak leş gibi insanların yaşadığı bir ortam şeklinde İslam olmaz. Allah İslam’a öyle bir kötülük yaptırmaz, Müslümanlara da yaptırmaz. Ama tabii Allah’ın yöntemi dehşet vericidir. Yani aklını kullanmayanların aklını başına getirmek için, Allah şiddet uygular.

BEYZA BAYRAKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım: “Siz, Allah’a dininizi mi öğreteceksiniz” diye Allah bildiriyor.

ADNAN OKTAR: İşte Allah’a din öğretiyor ve Allah’a namus öğretiyorlar. Allah kadınların özgür olacağını söylüyor, “öyle olur mu” diyor adam, Allah’a ahlak öğretiyor. Peygamberimiz (s.a.v)’in evliliklerine, illet olmuşlardı o devirde, Zeynep’le evlenmesine de acayip kinlendiler. Peygamberimiz (s.a.v) o kadar zor durumda kaldı ki bu yobaz takımından. Çok evli olmasını da bir türlü hazmedemiyorlar, biliyorsunuz. Yok işte, “acuzeydiler, perişandılar, bütün kavmin acuze kadınlarını topluyordu.” Ne münasebet? En güzel kadınları getiriyorlardı peygamberimiz (s.a.v)’e en güzel kadınlarla evleniyordu. Genç gösterişli kadınlarla evleniyordu. Genç güzellerle bunlar evlenecekler, acuzelerle de peygamber evlenecek. Hayır, acuze alırsın tamam da Allah rızası için ama peygamberin başka bir yolu yoktu, başka bir imkanı yoktu gibi gösteriyorlar. Böyle bir şey yok. Tabii ki acıdığı için alır, o ayrı mesele.

Osmanlı bir ara Mısır’da fes olayını çıkarttı, onu İslami kıyafet ilan ettiler. Bütün Mısır kafasında kırmızı feslerle gezdiler, herkesin kafasında saksı gibi fes. Ne mecburiyetin var ne alaka, istediğin gibi giyinirsin. Fes giymeyeni, adam yerine koymuyorlardı. Çiçek saksısı gibi kafada herkesin. Niye adamı mecbur ediyorsun? İsteyen giysin, ayrı mesele. Hanımlar da öyle, mesela bakımsız olmak, kat kat giyinmek, biraz da enaniyetli olmak, sanki İslam’ın gereğiymiş gibi. Öyle bir hayat seni de boğuyor, etrafını da boğuyor, yapma etme böyle hayat olmaz. Bak çocukları bambaşka bu gelenekçi Ortodoksların. Hayret edecek şey; en uçtaki adamlara bile bakıyorum çocukları çok modernler ve modern hayata karşı çok özlem içindeler. Bırakın İslam modern yaşansın. Her çağın en modern hayatı İslam’a ait hayattır. Her çağın en modern insanıdır Müslüman, yapmayın etmeyin.

Mesela Tayip Hoca operaya gitsin, opera müziği dinlesin, opera sanatçılarını teşvik etsin. Mesela sık sık operaya gitse, tiyatroya gitse, baya sevilir. Mesela saraya da resim sergisi açtırsın, dünyanın ünlü ressamları gelsin, sarayın bahçesinde veyahut başka bir yerde heykel sergisi açtırsın, dünyanın müzisyenlerini çağırsın. Mesela burada büyük müzik yarışmaları yapılsın güzel olur, o zaman çok beğenilir. Başbakan da çok iyi, baya sevimli bir tip, herkes seviyor benim gördüğüm, mazlum baya.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan bey, Oktar sizi temsilen geçtiğimiz hafta Brüksel’deydi. Çok sayıda devlet başkanı, diplomat ve dini liderin katıldığı toplantıda, radikalizm ve terörle mücadelenin silahla değil eğitimle olacağından, İslam dininin Kitap Ehline gerçek bakış açısından hasetti. Konferansa ayrıca Almanya’dan Meryem ve Osman kardeşlerimiz eşlik edip yardımcı oldular. Oktar, çok sayıda katılımcıyla röportaj yaparak, birebir anlatımlarda bulundu ve sizin İslam terörü Lanetler kitabınızı hediye etti. Görüştüğü kişilerden bazılarının resmini gösterebiliriz uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Tamam.

KARTAL GÖKTAN: Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Aleksey Y. Meshkov.

Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Didier Reynders.

Eski Fransa İstihbarat Başkanı ve şu anki Başbakan Danışmanı Alain Juillet.

ADNAN OKTAR: Meşhurdur.

KARTAL GÖKTAN: NATO Genel Sekreteri Yardımcısı Ted Whiteside. Kendisiyle sizin İslam Terörü Lanetler kitabınızı inceledikten sonra yeniden görüşüldüğünde, “kitabın çok ilgisini çektiğini” ifade etmiş. Ortak faaliyet yapmak üzere konuşulmuş.

Eski UNESCO Genel Direktörü Federico Mayor Zaragoza. Malta Devlet Başkanı Marie-Louise Coleiro Preca.

Sırbistan Eski Devlet Başkanı Boris Tadic. Belçika Antwerpwn Baş Moshe Aryeh Friedman. Eski Arnavutluk Devlet Başkanı Sali Berisha.

ADNAN OKTAR: Sali Berisha da ünlüdür.

KARTAL GÖKTAN: Avrupa Birliği Yargısal İşbirliği Kurumu Eurojust Başkanı Michèle Coninsx. Ukrayna Müftüsü Ahmet Tamim. Ve konferanstan genel bir resim.

ADNAN OKTAR: Ben gelenekçi bağnaz Müslümanlara anlatamıyorum, yani dünya enayi değil. Sizin kuracağınız kokuşmuş sistemi, sizin kuracağınız kirli sistemi, cehennem sistemini, adamlar kabul etmez. Allah kabul etmez, onları da vesile eder. O pislik içinde zaten bak siz de boğulursunuz. Onların müsaade etmemesi, Allah’ın onları vesile etmesi sizin için bir hayır. Çünkü gelenekçi bataklığa bir düştüğünde, dipsiz kuyu gibi, gittikçe pisliğe bulaşılıyor. Bağnazlık gittikçe katlamalı artan bir beladır. Adam diyor ki, “ben daha bağnazım”, öbürü diyor ki, “ben daha bağnazım” akıl alamaz bir pisliğin içine girerler. Modern, aydın, sevgi dolu, sevgiyi esas alan bir İslam anlayışı dünyaya hakim olacaktır. Bunun dışında boşa çabalamasınlar. Modern İslam anlayışının dışında mümkünü yoktur, bunu unutacaklar. Allah sizin zulmünüze müsaade eder mi? Her yer leş gibi olacak, insanlar acı içinde olacaklar, kadınlar mahvolacak, çocuklar sürünüyor. Gelenekçi sistemde çocukların çektiği acıyı anlatamam. Delikanlılar falan herkes sürünüyor, fıtrat bozuluyor, insan fıtratını bozuyorsunuz. İnsanların beden yapısı bozuluyor, garip insanlar oluşmaya başlıyor. Böyle şey olmaz, bunu unutacaklar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Amerika Birleşik Devletleri Savaş Çalışmaları Enstitüsü bölgede YPG’nin durumunu gösteren haritalar yayınlamış. Şimdi göreceğimiz harita daha önceki durumu bölgenin. Sarıya boyalı yerler YPG’nin kontrolündeki yerler ve arada bir kopukluk var görülüyor. İkinci haritada sarıyla boyalı yerler Kürdistan olarak tanımlanmış. Üçüncü haritada PYD’nin koridorunun tamamlanması durumundaki bölgedeki durum. Yeşil alan Suriye Kürdistan olarak adlandırılmış. Gri alan ise, IŞİD’in ele geçirdiği bölgeler.

ADNAN OKTAR: Ben şimdi ona işin doğrusunu söyleyeyim mi? IŞİD isterse tek bir gecede onları böyle kaz boğazlar gibi hepsini boğazlar, 24 saat sürmez, alayını darmadağın der. Çünkü çok incecik bir bölgede. Ama Türkiye’ye kaçarlarsa kurtulurlar, bu çakalların zaten derdi de o, “bizi IŞİD boğarsa Türkiye’ye kaçarız” diyorlar. Türkiye’de de yakalanıp tutuklansın bunlar. Yine iyi Türkiye’ye kaçıp kurtulma şeyleri, burada hiç olmazsa tutuklanır hapiste yatarlar, IŞİD direk tavuk gibi boğazlar. IŞİD bu salakları kaile dahi almıyor. Bunlar da zannediyor ki, biz burayı aldık böyle fink atarız falan zannediyorlar. IŞİD şu an kendi işinde gücünde, bunları kaile almıyor. Kodu mu oturtur IŞİD, darmadağın eder, açıkça söyleyeyim. Bunlar istenen durumlar değil. İstenen; ilimle, irfanla, akılla olması gereken her türlü güzelliktir.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, 17 Haziran Çarşamba günü saat 14:00’da Yaşam ve Sağlık programında Nöroradyoloji Profesörü Sayın Özenç Minareci konuğumuz.

ADNAN OKTAR: Hocamızı dinleriz, Hocamızın güzel fikirlerinden istifade ederiz. Allah ilmini irfanını artırsın, nurunu artırsın. Doktorlar çok değerli insanlar. Toplumun her yerinde saygı, sevgi, hürmet görmeleri gerekiyor, her yerde nezaket göstermek lazım. Hocam diye baş tacı etmek lazım. Çok zordur doktor olmak, çok zor. Hep ölümcül hastalıklar, hastane ortamı. Değerli insan oldukları için her yerde lokantada hürmet, hastanede hürmet, sokakta hürmet her yerde özel itina gösterilmesi lazım.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: PKK-PYD güçleri Amerika’nın hava desteğini arkasına alarak, Suriye’de etnik temizlik yapmaya devam ediyor. PYD, Fırat Nehri doğu kıyısındaki Suyuh Fevkani, Ati ve Nasıriye köylerini ateşe verdi.

ADNAN OKTAR: Şimdi akılsızlık yapıyorlar. Koalisyon güçlerine zaten bütün bölgedeki evleri yıktırdılar, binaları yıktırdılar, dediler ki “IŞİD’den temizledik.” Tabii ki, IŞİD’in asıl istediği binaların yıkılması, bina yıkıldığında oraya zaten insan giremiyor, sadece teröristler gelebiliyor. Teröristler de IŞİD için 24 saatlerini alacak olay değil. 12 saatte hepsini doğrarlar. Tabii ki istenmez ama bu aptallar buna ortam hazırlıyorlar. Bütün binaları yıkıp-yaktırıyorlar. Zaten IŞİD’in hakimiyeti için buna ihtiyaç var. IŞİD’in binaları yıkması çok zor, çok vaktini alıyor. Binayı yıkacak ki, iskana kapalı hale getirsin, bölgede rahat hakimiyet sağlasın. Çünkü IŞİD seyyar gerilla ekibi, seyyar bunlar. Ama PKK, it gibi saklanan, sırtlan metodu uygulayan bir sistem. Yani sırtlan gibi mağarada saklanır, oradan zaman zaman etrafı gözetler, eğer tehlike yoksa iner, tehlike varsa kuyruğunu arasına kıstırarak kaçar sırtlan gibi, böyle bir karakteri var. IŞİD öyle değildir. Bu köpekleri bir günde temizlerler aslında ama taktik olarak geri çekildiler. Çünkü gereksiz oraya kuvvet ayırmak istemiyorlar benim gördüğüm. Tabii biz bir vahşeti istemiyoruz, o acıyı dehşeti de istemiyoruz ama bu aptallar devamlı teşvik ediyor bunu.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: ABD Savaş Çalışmaları Enstitüsü, önümüzdeki altı ayda Suriye’de ortaya çıkabilecek senaryoları içeren bir çalışma yayınladı. Madde madde olasılıklar şeklinde sıralamışlar. Rapora göre “en yüksek senaryo, Tel Abyad’da koalisyon uçaklarının bombalamalarıyla çevrelenen IŞİD’in yerini PKK-PYD’ye bağlı güçlerin alması. Türkiye-Suriye sınırında PKK-PYD’nin denetiminde geniş bir alan yaratılarak koridorun tamamlanması. Üç; rapora göre en tehlikeli senaryo, Suriye’nin kuzeyinden IŞİD’in atılamaması ve PKK-PYD’nin Tel Abyad’da kontrolü ele geçirememesi. Böyle bir urumun gerçekleşmesi halinde IŞİD’in Hama, Humus ve Şam’a doğru da yönelebileceği” belirtiliyor.

ADNAN OKTAR: Yani bu olacak, onu söyleyeyim Şam’ı alırlar, IŞİD Şam’ı alır o illaki olacak bir şey. Evet.

KARTAL GÖKTAN: “Dört; ayrıca raporda Amerika’nın IŞİD ve Nusra’ya göre daha ılımlı gruplara silah desteğini artırması ve bölgede daha etkin olması gerektiği” belirtiliyor.

ADNAN OKTAR: O verdikleri silahların hepsini IŞİD alır. Bir de bir avuç it-kopuğun oralarda gezinmesini bir hakimiyet olarak görmesi, Amerika’nın derin devletinin çok büyük hatası. Diyor ki, “YPG oralara hakim oldu.” Kaç kişi? 20 kişi. Kaç kişi? 15 kişi. Zaten onlar da orada besili kaz gibi geziniyorlar. IŞİD onları paramparça eder. Böyle hakimiyet olur mu? Hakimiyet, adım attırmayacak şekilde askeri, ezici üstünlükle olur, çok rahat ezebilecekleri bir şey. Şu an ellemiyorlar sadece o alanda gezinsinler diye bir imkan sağlıyorlar, daha ortaya çıkmalarını istiyorlar aslında. PKK mağaralarda saklanıyor, o mağaralardan çıkmalarını istiyorlar. Düze çıksın ki rahatça boğsunlar. Şimdi bu salaklar da mağaralardan çıkmaya başladılar, döküldüler oralara besili kaz gibi. Gittikçe de mağaraları boşaltıyorlar. Çünkü adama ihtiyaç var, alan çok geniş, 600 km. alan. Oraya yüz binlerce inan gerekir. En basit akılla bu düşünülür. Senin elinde üç beş bin adamın var salak, 600 kilometre alanı sen üç beş kişiyle kontrol altına alabilir misin? Şu olacak iş mi? Bu kadar aptal nasıl olabiliyorlar, ben bunu anlayamıyorum. Ama yine bunlarda az da olsa silah mermi bir şeyler var, IŞİD şimdi onlara da tenezzül etmiyor o kadar cephane açısından, daha çok olmalarını istiyor, daha fazla sayıda adam gelmesini istiyor. Daha fazla cephane ve silah yığınağı yapmalarını bekliyor.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, Tel Abyad’ı Amerika desteğiyle alan PYD, bölge 6000’i Aynel Arap’tan yani Kobani bölgesinden 2700’ü Irak’tan 8700 Kürdü yerleştirecekmiş.

ADNAN OKTAR: Onlar da Müslüman Kürt oluyor. Şimdi onlara da çarşaf giymeyin, namaz kılmayın diyorlar, acayip kinlenirler. Onlar da IŞİD taraftarı olur, gider bunları boğarlar.

“Hocam, Barzani’yi Kobani olaylarının başında uyarmıştınız. Şimdiki aklı olsa sizi dinler, o olaylara girmezdi. Resmen pişman oldu.”

Amerika da bastırdı. Halbuki Türkiye yardımcı olsa, onlar takmaz, delikanlı adamlar. Amerika derken, Amerika derin devleti.

“Hocam, samimi söylüyorum dünyada cenneti yaşıyorsun, bravo vallah” diyor. Timuçin Behiç. Tabii mümin öyledir.

Nedim Gül; “Sen de işine bak. Barzani Türkiye’yi bölmek isteyen tek insandır, babasından mirastır.” Yok, Barzani’yi biliyorum çok efendi çocuk. Nakşibendi kibar seyiddir o, aklı başında bir insan. Türkiye’yi ne bölecek? Türkiye velinimet olarak görüyor. PKK, avanak. Türkiye’ye her zaman onun ihtiyacı var. Öyle bir şey ister mi, niye istesin?

Şimdi biraz ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü