Harun Yahya

Sohbetler (29 Haziran 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi akşamlar değerli izleyenlerimiz, Adnan Oktar’la Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

“Hocam örtünmenin bir sakıncası var mıdır? Sizce Müslüman bayan nasıl giyinmelidir?” İstiyorsa örtünür, hoşuna gidiyorsa örtünür. Birçok kadın mesela vücudunu beğenmez örtünür, yaşlı hanımlar örtünürler, tesettür kadınların fıtratında vardır. Yahut çok güzeldir de kendini kıskanır bazı hanımlar göstermek istemez, utangaçtır göstermek istemez ama kadına dekolte yakışıyor yani çiçek gibi hoş bir görünüm veriyor. Yani böyle edepli adaplı bir ortam varsa nezaketli insanlar varsa saygı gösteriyorlarsa, hanımların dekolte giyinmesi güzel, yakışıyor yani hakikaten, naif, hoş, estetik varlıklar, yani Allah güzel olanı sever. Zaten hanımlar da abartmıyorlar, makul bir görüntü oluyor. Ama mesela bir kısmını da plajda tanga mayoyla geziyor, ona da biz saygı duyuyoruz, mayoyla geziyorlar ama milyonlarca hanım, hepsi nur gibi Müslüman’dır. Ama bazı yerlerde adamlar vahşi olur saldırganlaşıyorlar falan orda da her yerini örtmesi gerekir. Yüzünü açar diyor yüzünü açma diye bir konu yok yüzünü de kapatır. Yamuksa adamlar elini ayağını da kapatır, her yerini kapatır. Ne alaka yani?

Le Manyac, “Ben anlamadım PKK bir din midir ki Hoca sürekli ondan bahsediyor?” Tabii ki bir din yani komünistlik, Stalinistlik bir inanç sistemi, terörist, kan dökücü, psikopat, şeytani bir dindir, şeytanın dinidir. Şeytanın dinine karşı Allah’ın dini vardır, hak din vardır, o hak dini biz savunuruz. Hizbi şeytana karşı HazbAllah Allah hizbi karşısında olur. HazbAllah daima bunların kafalarını ezer ilimle irfanla, kanunla hukukla. Bu şeytan takımının yaratılacağını Allah söylüyor zaten yani her devirde her zaman olur şeytan takımı. Özel yaratılmıştır, imtihan için gerekir. Bu köpekler de başıboş köpek olduklarını zannediyorlar PKK köpekleri. Halbuki özel yaratılıyorlar birçok hikmeti var, birçok amacı var. Mehdiyet’in dünyaya hakimiyetine vesile olacak vesilelerden birisidir PKK. Çünkü o pisliği gören o lağımı gören İslam’a sarılıyor. O alçaklığı, o kahpeliği gören İslam’a sarılıyor. İslam’ın kıymetini daha iyi biliyor o zaman insanlar. Bu pislikleri görmeseler İslam’a sarılma daha zor olurdu. Mesela AK Parti hükümetinin gelmesinin nedeni, halkın sağa doğru meyletmesinin nedeni, MHP’nin güçlenmesinin nedeni PKK’dır. Yoksa insanların epey bir kısmı lakayt olurlar ben açıkça söyleyeyim. Belalar, dertler insanları daha çok biler ve güçlendirir. Allah öyle terbiye ediyor yani Kuran’ın üslubu da bu şekildedir.

IŞİD’e yönelik tek bir hamle kabul etmeyiz. Sakın kimse şaşırmasın.

Doğu Türkistan ile ilgili etiket yapmayacağım çünkü Doğu Türkistan ile ilgili etiket şu an bir numarada zaten. Biz de geniş çaplı destekliyoruz uzun süreden beri. Çin niye kendini bu hallere getiriyor? Doğu Türkistan’ın yakasını bıraksa, bu insanlar huzur içinde yaşasalar, dost olsalar, kardeş olsalar bu Doğu Türkistan nefreti nedir bu Çin’de? Bu acımasızlık ne? Yazık günah değil mi bu insanlara? Bunun haberi var mı sende?

BÜLENT SEZGİN: Var evet.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dünya Uygur Kurultayı Genel Başkan Yardımcısı otuz iki yaşındaki bir kadının bugün Doğu Türkistan’da gözaltında öldürülmesi üzerine, Çin’in Doğu Türkistan’ı açık bir hapishaneye çevirdiğini ve şu anda kendilerine hiçbir yerden yardım gelmediğini, Allah’tan başka bir yardımcıları olmadığını söyledi. Verdiği bazı örnekler vardı. Doğu Türkistanlı’ların internet ve televizyon bağlantısı kesildi. Sekiz Doğu Türkistanlı genç sadece bir arada oturdukları için potansiyel şüpheli görülerek hiçbir sorgu sual yapılmadan kurşuna dizildiler. Çin asker ve polis birliklerine istedikleri anda silah kullanabilme yetkisi verdi. Başörtüsü, sakal bırakmak, çocukların Kuran eğitimi yasaklandı. Bütün İslami semboller terör kapsamına alındı. Oruç tutmak yasaklandı.

ADNAN OKTAR: Çin’i aslında Türkiye protesto etse bu konular açık açık başbakan, cumhurbaşkanı tarafından dile getirilse Çin bir şekle şemaile girer. Biz daha önce bastırmıştık, büyükelçi ile burada görüşmüştük, bizi Çin’e davet ettiler. Şartları acayip iyileştirmişlerdi o zaman. Çok değişmişti, Çinli insanlar da o zulümden etkileniyorlardı. Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz söylemişlerdi, hakikaten “şartlar değişti bayağı iyileşme oldu” dediler. Sonra yeniden bir bozulma oldu.

Muharrem Yücetepe: “Adnan Oktar Türkiye topraklarında Çin Konsolosluğu yok mu? Bir protesto edin, iki taş atın ki gündem olun, tweet atmakla bu iş çözülmez, yazık” diyor. Toplanıp gidip taşlayacakmışız.

“Hocam keyfiniz yerinde” diyor. “Oruç zor gelmiyor galiba” diyor. Oruç zevklidir, siz oruca kafayı çok taktığınız için ıstırap duyuyorsunuz. Yani açım açım sürünüyorum mantığında oluyor bazıları, “kıvranıyorum” falan diyor, öyle oruç tutulmaz. Ne güzel işte hiç yemek vakit almıyor zımba gibi oluyor insan. Ben bazı yerlerde duyuyorum işte “oruçtan perişan oldum, ağabey aklım başımda değil, sinirlerim bozuldu.” Böyle oruç mu tutulur? Nasıl bir akıldır bu? Pis pis espriler yapmak, işte kıvranıyorum falan. Ayette diyor, “zorlanıyorsan tutmayın” diyor. Allah senin orucuna muhtaç değil. Zorlanıyorsan tutmazsın ama bunu dile getirmek ayıp.

Şimdi kısa bir ara verelim devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam ediyor

VTR: Halkımıza Başkanlık Sistemini Sorduk

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler’e başlıyoruz tekrar, Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz. Birisi bir şeyler söylemesi lazım.

BÜLENT SEZGİN: Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş Hocamız gündemdeki konularla ilgili bazı açıklamalar yaptı Adnan Bey. Bazıları şöyle: Türkçe Olimpiyatları’na getirilen yasağı yeni hükümetin kaldırması gerektiğini belirtti. İslam hukukunda da, evrensel hukukta da suçun şahsiliği prensibi olduğunu ve cemaatin okullarının kapatılmasının büyük bir yanlış olduğunu ifade etti. “AK Parti’nin en büyük hatalarından birinin istişarenin terk edilmesi ve birilerinin biz her şeyi biliriz durumuna gelmesi olduğunu ifade etti. İstişarenin sünnet olduğunu, Erbakan Hoca’nın çevresindeki en genç insanlarla bile istişare ettiğini ifade etti. Partiyi tenkit edenlere ihanet ediyorsun denmesinin de büyük hata olduğunu, çünkü uyarının insanın dostlarına karşı vazifesi olduğunu belirtti.

ADNAN OKTAR: Helal olsun Hoca güzel konuşmuş.

BÜLENT SEZGİN: Başkanlık sisteminden bahsetti.

ADNAN OKTAR: Yağcılık, yalakalık Hoca’nın kitabında yok. Doğrusu odur. Yani hür fikrini söyleyecek. Hoca’nın ellerinden öpüyorum. Cesareti, nezaketi, safiyeti, temizliği, dürüstlüğü hepimizce malum Hoca’nın.

“Canım Hocam iftarda o kadar heybetli ve muhteşemdiniz ki size bakmaktan kendimi alamadım, hiç oradan gitmek istemedim” diyor. Allah razı olsun, sevgiyle bakıyorsun öyle görüyorsun. Ne kadar kalabalıktı iftar maşaAllah. Yani masaları gez gez bitmedi maşaAllah. Süratle geçtiğim halde bitiremedik. MaşaAllah.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Hürriyet Gazetesi’nde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin IŞİD’in Suriye’deki varlığına karşı ne yapacağına ilişkin kritik iddialara yer verildi. Habere göre Cumhurbaşkanlığı, hükümet, Dışişleri Bakanlığı ve MİT yoğun çatışmaların yaşandığı Azez ve Marin’in IŞİD’in eline geçmemesi için Amerika’nın Kobani ve Tel Abyad’da PYD’ye verdiği desteğin benzerinin Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriyeli muhaliflere verilmesini istiyorlar. Bu kapsamda muhaliflerle savaşan IŞİD mevzilerinin Türkiye topraklarında konuşlanmış uzun menzilli fırtına topları ile yada havadan vurulması, muhaliflere silah ve mühimmat desteği verilmesi bekleniyor.

ADNAN OKTAR: Ama böyle bir şey çok büyük bir ahlaksızlık olur. Teşvik eden çok çok daha da büyük ahlaksızlık yapmış olur. Uzun menzilli topu alır onların yanlış olan düşünceleri üstüne göndeririz o zaman. Olmaz. Müslüman öldürmeye kimse meraklı olmasın. Gücün yetiyorsa gider PKK ile çatışırsın. Kimse ahlaksızlık yapmaya kalkmasın. Cibilliyetsizlik, nursuzluk, ahlaksızlık yapmaya kalkmasın. Uzun menzilli top PKK için iyi olur. Onları caydırmak için yani gidip öldürsünler, boğsunlar, bombalasınlar demiyorum da yani buralar bizim gibi boş araziye bombalama yapabilirler, kimse yoksa. Ama uzun menzilli top ile Müslüman öldürmeye kalkmak, bu katilliktir, cinayettir. Böyle bir ahlaksızlığa asla müsaade etmeyiz, kimse ağız da aramasın, böyle bir karaktersizlik yapacak adam daha anasından doğmadı. Türk askeri böyle bir ahlaksızlığın içine asla girmez. Bu çok büyük bir kahpeliktir ve direkt cinayettir. Üstelik PKK kenarda duracak onlar sırıtarak sen gidip Müslüman’ları bombalayacaksın öyle mi? PKK’ya yol açmak için, PKK rahat hareket etsin diye, PKK’nın başına bela olmasınlar diye, PKK palazlansın diye, PKK gelişsin diye eğer bunu yapmaya kalkarsa bir insan, düşünürse bu dünyanın en ahlaksız, en şerefsiz ve en namussuz adamıdır. Sen PKK’dan it gibi kork, iliklerine kadar titre, olmadık tavizi ver PKK’ya, ondan sonra git IŞİD’e kabadayılık yapmaya kalk, böyle bir adam daha anasından doğmadı. Ne Türk hükümeti böyle bir ahlaksızlığa yanaşır, ne Türk ordusu, ne Türk polisi. Böyle ahlaksız tekliflerle kimse gelmesin. Sakın, ben de duymuş olmayayım. Sen duymuş olabilirsin, oradan buradan onun geçerliliği yok. Ama benim fikrim diye ortaya çıkıyorsa birisi yani Müslüman’ları öldürsün diyorsa bu çok büyük bir ahlaksızlıktır. Cinayet teşvikçiliği dünyadaki en büyük ahlaksızlıktır. Yani daha üstüne ahlaksızlık yoktur. Ebedi cehennemdir karşılığı da. Ne alaka? Sen PKK’yı gördüğünde iliklerine kadar titre korkudan, yağcılık yap, yalakalık yap baktın ki PKK köşeye sıkışıyor. “Nasıl kurtuluruz?” Türk ordusunu devreye sokacaksın öyle mi? PKK’yı kurtarmak için, ondan sonra Müslüman’ları şehit etmeye başlayacaksın. O uzun menzilli topu alırız biz onu söyleyen adamın karşısına getiririz. Ve yanlış yolda olduğunu da ona gösteririz. Kanunla hukukla.

Çin, Doğu Türkistanlı kardeşlerimize uyguladığı baskıyı tamamen durdurmalı” sözüne karşılık olarak “Hoca o işler sözle olmaz, dik durursa ülkelerin demir yumruğu olmalı bizde olmayan yumruğu masaya vurdun mu ses gelecek.” Türkiye’nin öyle güçlü bir yumruğu yok. Masaya vurdu mu ses getirecek öyle bir yumruğu yok. Ama söz etkileyici bir yöntemdir, etkileyici ki Çin Büyükelçisi bizim yayınımıza geldi. Elçilik görevlileri de geldiler. Dediler “nedir istediğiniz?” Biz anlattık. “Baskı yapmayacaksınız, hürriyet vereceksiniz.” Derhal atağa geçtiler “biz gerekli düzenlemeleri yaptık” dediler, “buyurun sizi Çin’ e götürelim” dediler arkadaşlarımızı aldılar, bakanlar ile milletvekilleri ile beraber Çin’e götürdüler ve gösterdiler. Biz de sorduk Çin’deki Müslüman kardeşlerimize işte Uygur bölgesinde. “Allah razı olsun konuşmalarınız faydalı oldu, hakikaten üzerimizdeki baskı azaldı” dediler. “Düzeldi” dediler. Ama sonra yeniden ayarları bozuldu. Yani söz etkili olmuyor diye bir şey yok, etkili olur. Ama tabii öyle masaya yumruk değil de Mehdi (a.s) çıktığında yumruğunu değil de elini gördüler mi konu biter. Yumruğunu sıkmasına gerek yok Mehdi (a.s)’nin. Şöyle elini bir kere gösterse, bitti. İnşaAllah. Hz. Musa (a.s) da öyle yapıyor. Mücadele anında asasını kaldırıyor yukarıya “Allah” diyor, galip yapıyordu, her seferinde galip oluyordu. “Asasını indirdiğinde mağlup oluyordu” diyor Müslümanlar. “Yine asasını kaldırıyordu” diyor “yerle bir ediyordu Müslümanlar” coşuyorlarmış. Mehdi (a.s)’de öyledir, Mehdi (a.s)’nin elinin havaya kalkması yeterli. Konu kapanır hallolur. Dolayısıyla masaya yumruk vurmaya gerek yok, Mehdi (a.s) yumruğu masaya vurursa masa kırılır zaten. Yani onu sen hiç isteme inşaAllah. Masaya vurmasına gerek yok zaten nuru yakar. EvvelAllah. “Seyyidina İsa Mesih gelir” diyor “deccal onu gördüğünde nurunu gördüğünde, tuzun” diyor “tuzun suda eridiği gibi erir” diyor “ve yok olur” diyor. Yani Hz. İsa (a.s) masaya yumruk vurmuyor, nuru ile yakıyor. Deccal nurdan anlar, nur yakar deccalı.

Bizim iftar resimleri var mı sizde?

BÜLENT SEZGİN: Var Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, iftarımız mükemmel ihtişamlı oldu. Bir görelim bakayım. O lacivertli iri kıyım bey kim ortada? Hay maşaAllah Osmanlı bir delikanlı görüyorum. Seçkin bir topluluk, güzide bir topluluk. Hakikaten gez gez bitmedi. MaşaAllah. Mübareğin bedeni de çok geniş maşaAllah dikkatimi çekti, boydan boya geniş. Hemen rivayetler aklınıza geldi tabii.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Time Türk yazarı Nevzat Çiçek, PKK konusuna çözüm olarak şöyle bir açıklama getirdi. “Mesele de, çözüm de basit değil mi? PKK bu ülkede elindeki silahı kayıtsız şartsız bırakacak. Meclis yeni anayasayı acilen yapacak. Bu ülke Osmanlı’da olduğu gibi eyaletlere ayrılacak ve bu eyaletlere katılmak isteyen Batum, Erbil gibi yerleşim yerlerine de açık olacak.  PKK açık bir şekilde demokratik bir Türkiye’den yana tavrını açıklayacak. Kobani’de yapılan hatanın ve geç kalınmışlığın benzeri yeni durumda tekrarlanmayacak. Buna itirazı olan var mı?” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir daha baştan.

KARTAL GÖKTAN: Time Türk yazarı Nevzat Çiçek, PKK konusuna çözüm olarak şöyle bir açıklama getirdi. “Mesele de, çözüm de basit değil mi? PKK bu ülkede elindeki silahı kayıtsız şartsız bırakacak. Meclis yeni anayasayı acilen yapacak. Bu ülke Osmanlı’da olduğu gibi eyaletlere ayrılacak ve bu eyaletlere katılmak isteyen Batum, Erbil gibi yerleşim yerlerine de açık olacak.  PKK açık bir şekilde demokratik bir Türkiye’den yana tavrını açıklayacak. Kobani’de yapılan hatanın ve geç kalınmışlığın benzeri yeni durumda tekrarlanmayacak. Buna itirazı olan var mı?” 

ADNAN OKTAR: Var. Ben varım. Bu bir kere çok zavallıca ve çok gariban bir ifade. Batum, Erbil bilmem ne. Sen o kadar zavallı hale geldiysen Batum seni ne yapsın? Erbil seni ne yapsın? PKK’nın karşısında böyle diz çöktüysen, böyle zavallı bir hale geldiysen ve böyle garip hayallerle, çocukça hayallerle kendini kandırıyorsan sana hiçbir ülke itibar etmez. Bu ne demek? PKK silahı bırakacakmış. Adam niye silah bıraksın? Sen bu hale geldiysen PKK’nın silahından dolayı bu hale geldin. Sen bunları konuşacak hale geldiysen PKK’nın silahıyla geldin. Milleti böyle Mehter marşıyla, şiirlerle falan kafalamaya kalkmasınlar. Türkiye’yi parçalamanın adı işte büyük imparatorluk kurmak gibi gösterilirse bu vicdana uygun olmaz. Çok ayıp yapıyor. Bu bir mahvolmuşluğun, bir perişanlığın, bir mağlubiyetin kibarlaştırılmaya çalışılması bu. Yani zavallılığın, ezilmişliğin ve mahvolmuşluğun anlamazlıktan gelinmesi ve bunu süslemeye çalışmanın bir şekli bu. Batum seni ne yapsın? Ne alaka sen bu hale gelirsen? Sen bu kadar garibanlaşırsan, bu kadar eziksen, PKK gibi bir avuç çakala bir şey diyemiyorsan, adeta onun karşısında diz çöküyorsan, adamlar fink atıyorsa, Güneydoğu’yu tamamen alan hakimiyeti sağlayarak kontrol altına alıyorsa hangi ülke sana güvenir? Kim sana yaklaşır. Hiç kimse Türkiye’de kalmak dahi istemez. Eyaletlere dağılır. Biz de diyeceğiz ki “ne kadar güzel hayaller, Osmanlı gibi eyaletlere dağılacağız herkes bize bağlanacak.” Parçalanmanın, mahvolmanın süslenmesi bu. Bize süslemeye kalkmasınlar. Türkiye’yi parçalamasına müsaade etmeyiz. Nasıl olacağını merak ediyorsa, PKK’ya yönelik bir operasyon yapılması gerekiyor. Ellerindeki silahın alınması gerekiyor. Bunlar bir avuç çakal. Çok abartıldı ve şımartıldı bu ahlaksızlar. Bunlar kuzu kuzu teslim ederler. Halk ayaklanmasına gitmek isterler. Çoluğu çocuğu ayaklandırmaya kalkabilirler, o kolay onu asker halleder. Halkla konuşulur herkes evine girer çoluğunuzu çocuğunuzu dışarıya göndermeyin denilir. Hakikaten böyle şeylerde çoluk çocuk dışarıya çıkıyor bazen onlara zarar gelmemesi için devlet tedbir alır kolay o. Dışarı çıkma yasağı sağlanır o kadar “dışarıya çıkmayın” dersin. Sıkıyönetimde öyle olmuştu. Dışarı çıkma yasağı konmuştu halk bayağı titiz davranıyor öyle bir şeyde. Çünkü dışarı çıkan zaten devlete meydan okuyor anlamına geliyor. O zaman da devlet kendini koruyor. Dışarı çıkma yasağı zaten bir lüks o. Halk için bir lüks, güzellik. Evinde olana bir sorun yok. Evinden dışarıya çıkan belasını arıyor anlamına geliyor alır onu da tutuklar götürürler. Zavallılığın adını, perişanlığın adını, mağlubiyetin adını değiştirerek bir zafer havasında göstermeye çalışıyorlar. Mesela o mübarek mezarı Türkiye’ye getirdiler ama bir kahraman edasında yaptılar. Hakikaten de sevinenler var, “oh” diyor “zafer kazandık” diyor “aldık mezarı geldik.” Sen kendine ait Türk toprağını orada bırakıp geldin. Zafer kazanmadın yani. Sen ne diyorsun? “Güneydoğu’yu PKK’ya bırakacağım” diyorsun bir anlamda alan hakimiyetiyle şu haliyle, “Türkiye’nin diğer yerlerini de parçalayacağım” diyorsun, “eyaletlere ayıracağım. Ey Batum hadi gel bize bağlan” diyeceksin. Batum’un ödü kopar. Sen o kadar güçsüz ve o kadar iradesizsen, o kadar korkak gösteriyorsan kendini ve zavallılığın adını, perişanlığın, mağlubiyetin adını zafer gibi göstermeye kalkarsan karşındaki adam enayi değil anlar. Hiçbir yer, hiç kimse bize yakın gelmez. Mesela diyorlar Kürt kardeşlerimiz Türkiye’ye federasyon olarak bağlanırlar oradan adam ne alaka? PKK’yı sen oraya güçlü bir yapı olarak koymuşsun, PKK diyor ki “biz devletimizi kuracağız” diyor zaten. Amerika’yla da anlaşmışlar adamlar. Batum bağlanacaksa onlara bağlanır ondan sonra. Diğer Kürt gruplar olsun, Arap gruplar olsun onlara bağlanmaya kalkar. Senin perişanlığını, senin zavallılığını adam görür. Milletin gözü kör değil. Hadi Türk milletini ikna ettiğinizi düşünelim bir kısmını, gözü görmeyen, bilgisi olmayan insanları ikna ettiğini düşünelim; dünya bayağı uyanık. İnternet var, her türlü ulaşım var. Bilgiye her yerden insanlar yaklaşabiliyor, ulaşabiliyor. Dolayısıyla sen belki bazı gazetelerinle, bazı kişileri ikna edebilirsin, dar düşünen gelenekçi Ortodoks bazı Müslüman’ları ikna edebilirsin. Çünkü onlar zavallılık felsefesini çok iyi bilirler. Mesela Afganistan’da öyle “kurtaracağız” falan dediler mahvettiler ortalığı. Mesela Libya’da da öyle mahvettiler. Irakta ’da öyle mahvettiler, kahramanlık edasıyla ortaya çıktılar mahvettiler. Şimdi de Türkiye’yi kibar kibar parçalamaya hazırlanan güçlerin korkunç senaryosunu kibarlaştırmaya çalışıyorlar. Farkına varmadan. Bu insan psikolojisinde vardır mesela bazen ölümcül hastalığa yakalanır “zaten ben dünyadan bıkmıştım öleyim gideyim ne olacak?” falan der. Değil mi? Ona benzer. Veyahut iflas eder “zaten mal mülkten bıkmıştım iyi oldu iflas ettiğim” der. Adam burada bakmış ki Güneydoğu gitmiş, ora gittiğine göre öbür yer de gitsin kafasında oluyor. Federasyonlara ayrılsın falan. Batum da bize bağlanır. Bunlara acayip bir kafalama çeken bir sistem olmuş, çocuk gibi kafalanmış bunların bir kısmı. Hatta bir kısmı diyor ki “her yer gidecek İç Anadolu kalacak orada Osman Bey gibi yeniden Tayyip Hoca ortaya çıkacak, bütün Osmanlı’yı yeniden kuracak, her yere hakim olacağız” diyor. Seni orada havanda biber gibi ezerler sen o kadar güçsüz ve zavallı olursan. Osmanlı’yla sen kendini niye kıyaslıyorsun? Onların fedakarlıkları, iman anlayışları, Kuran anlayışlarına bak, bir de sen kendine bak.

Suriye Türkmen Meclis Başkanı Abdurrahman Mustafa; “PYD, Türkmen’leri topraklarından sürüyor. PYD IŞİD’den daha tehlikelidir.” Şu an Ahmet Hakan’a konuşuyormuş. Orada bölgede yaşayan insan söylüyor bunu. IŞİD zulmüne uğradığı halde diyor ki “PYD daha tehlikeli” diyor. Çünkü IŞİD’le anlaşsa, IŞİD onlara ekmek de getiriyor, su da getiriyor, gayet de saygılı davranıyor. Ama PYD öyle değil. PYD direkt dinlerine ve inançlarına saldırıyor. Yani orada Müslüman istemiyor. Demek ki bazı AK Partilileri böyle ikna etmişler, işte “Türkiye parçalanacak ama büyük imparatorluk çıkacak arkasından.” İlla tutturdular başkanlık sistemi başkanlık sistemi diye, başkanlık sistemi demek Türkiye’yi parçalamak demek. Bizi çocuk mu zannediyorsunuz siz? Biz ne anlama geldiğini bilmiyor muyuz onun? PKK’yı el bebek gül bebek kucağında yetiştirenler oldu alan hakimiyeti sağlattılar, belediye başkanlıklarını verdiler sonra milletvekilliklerini verdiler ama sanal bir hakimiyet var. HDP tamamen sanal bir partidir normalde yüzde yedi falan oyu var o da silaha dayalı yüzde yedi oy yani PKK’dan korkan vatandaşların verdiği oylar. Ondan gerisi de sırf Tayyip Hoca’yı indirmek için halkın dehşete düştüğünün bir imzası belgesi. Tayyip Hoca bu işleri yeniden toparlamak, güzel hale getirmek istiyorsa başkanlık sisteminden vazgeçsin Cumhurbaşkanlığı’ndan ayrılıp başbakanlığa dönsün Ahmet Davutoğlu Hoca da cumhurbaşkanı olsun. Ahmet Davutoğlu Hoca’yı cumhurbaşkanı yapsınlar, kendisi de başbakanlığa dönsün. Bu konuyu da başkanlık konusunu da unutsun. O zaman hakikaten atağa geçeriz. PKK’yı da tepelesin kazısın tamamen hiçbir şekilde onların blöflerine de hiç aldırış etmesin. O tehdit edenlerin de dilini Türk adaleti bir bursun, mahkeme karşısına bir çıkaralım bakalım konuşacaklar mı öyle? Eğer öyle babayiğitlerse gelsinler mahkemenin karşısında öyle bir konuşsunlar. Bunların hepsi yakalansın o yönetici kadronun hepsini yakalansınlar tek tek. Zaten beş altı kişi falan bunlar. Getirsinler yargılansınlar PKK’lılar da cinayet işleyenlerin hepsi tutuklansın öbürleri de eğer suç işlemeyeceklerse bırakırız, serbest bırakılır yani suçu yoksa. Mesela ezan okumayı yasakladı PYD. PYD’nin hakim olduğu yerlerde ezan okunamıyor. Kepazeliği bak ahlaksızlıklarına bak tam kepaze adamlar.

Gülbeyaz,  “Adnan Oktar, PKK; nur gibi Kürt’lerin başına bela diyorsun.” Doğru, evet doğru nur gibi Kürt’lerin başının belası lağım ve pislik herifler PKK’lılar. “Peki soruyorum size savaş çıkarsa bu Kürt milletinin hali ne olur acaba?” Savaş, ne savaş çıkacak? PKK’yı bölgeden temizleme vardır başka bir şey yok.

Zerdeşti Azadi Mezopotamya62, “Sakın ben Mehdi (a.s)’ım falan deme uyarayım” diyor. Bu kadar çok “sen Mehdi (a.s) değilsin” diyen vaka İslam tarihinde yok ve bu kadar da çok “ben Mehdi (a.s) değilim yemin ediyorum” diyen adama rastlanmamıştır. Benim bir Mehdilik iddiam yok Allah adına yemin ediyorum ömür boyu hiçbir şeklide Mehdilik iddiam da olmayacak. Bak tekrar tekrar söylüyorum ama İslam tarihinde böyle bir olay yok yani bu kadar çok “ben Mehdi (a.s) değilim” diyen bir insan çıkmamıştır ve bu kadar da bir insana “sen Mehdi (a.s) değilsin” denmemiştir İslam tarihinde.

Mezopotamya62, “Kanun ve hukuk gerçekten bu ülkede olsaydı şöyle olurdu böyle olurdu” diyor. Biz zaten kanun ve hukuk tam oturdu demiyoruz ki yani kanun ve hukuk daha mükemmel hale getirilebilir Türkiye’de. Kanunlarda tabii ki düzenleme yapılması gerekiyor, eksiklikler var düzenlenmesi gereken yönler var bu açık.

“Sizin PKK’ya karşı nefret dilinizi gördükçe İslamiyet’ten soğuyor insan” diyor ama sen de şu PKK’ya karşı eğer bir bağlantın sempatin varsa ondan uzaklaş. Benim PKK’ya küfretmem dinin bir gereğidir, Allah aşağılıyor küfrü mesela “sesleri eşek sesi gibidir” diyor ben de onları eşek anırmasına benzetiyorum. Eşek böğürtüsüne benziyor PKK’lıların konuşması bunda şaşacak ne var? “İblis ordusu” diyorum Kuran öyle diyor Allah öyle diyor. Allah’ı inkar ediyor bu topluluk ve katil ordusu bunlar iblusun ve iblisat yani bunlar böyle bir ekip, burada nefret de değil ki doğruyu söylüyoruz. Yanlış bir şey varsa söyle yani bunlar katil, ahlaksız, kahpe her türlü haysiyetsizliği, şerefsizliği yapan adamlar. Pislik, kokuşmuş, domuz görünümlü, kansız adamlar bir tane maddenin bana yanlış olduğunu söyle, de ki mesela “şu madde yanlış” de, kendileri de bunun böyle olduğunu biliyor.

KARTAL GÖKTAN: HDP’nin Meclis Başkan Adayı Dengir Mir Mehmet Fırat, Başbakan Davutoğlu’yla görüşerek adaylığına destek istedi. Ayrıca MHP’nin koalisyonun için HDP’yle görüşme yapmaması konusunda: “Milliyetçi Hareket Partisi’ni anlamak mümkün değil. Herhalde çok zorlarına gidiyor seksen milletvekiliyle yani kendileri kadar HDP’nin milletvekili almış olmasını bir türlü hazmedemiyorlar’’ yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Ama seksen milletvekili ama AK Parti ana sütü gibi ak oylarla alınmış milletvekili ama orada tehditle alınmış oylar var. PKK tehdidi olmasa yüzde yedilik oyu almazlar.

Mele Hemet, Molla Hamit herhalde; “”Kürtler nur gibiler” diyorsun PKK’da nur gibidir sonuçta” diyor “PKK gökten zembille Kandil’e inmediler.” Nur gibi değil de pisliktir PKK, pislik. Tek açıklaması; pislik. Ama Kürtler nurdur. Bunu bileceksiniz. Bazı AK Partililer acayip kafalanmışlar; “siz Türkiye’nin lideri olacaksınız, büyük Kürdistan olacak.” O zaman adam seni ne kâle alır? Sen o kadar acizsen, burnunun dibinde büyük Kürdistan kurduruyorsan, koskoca vatan toprağını veriyorsan sen zaten her şeyini verirsin sen. Vermedik hiçbir şeyini bırakmazsın sen. Senin ne namusuna güvenilir, ne aklına güvenilir, ne kişiliğine, ne karakterine. Zaten cibilliyetsiz, kansızın tekisin demektir. Dünyanın en aşağılık adamısın demektir. Seni dünyanın hiçbir devleti, hiçbir insanı kâle almaz ondan sonra. Vatanını satmayı göze alıyorsan sen kendini de satarsın, her türlü ahlaksızlığı yaparsın. Ailesini de satar, çoluğunu çocuğunu da satar her türlü ahlaksızlığı yapar öyle bir adam. Senin neyine güvenecek adam ondan sonra? Bir kısmı öyle Mehter Marşı’yla, şiirlerle milleti kafalayacağını zannediyor. Öyle bir şey olmaz. Biz olayları bayağı dikkatli takip ediyoruz. PKK’yı da eşek tepeler gibi tepeleriz söyleyeyim. Öyle bir konu olmaz. İstedikleri kadar beslesinler, istediği kadar kollasınlar, istedikleri kadar işte “dağa çıkışlar kaliteli oldu” desinler, istediği kadar “ben de olsam dağa çıkardım” desinler. Eşek gibi anırta anırta onları dağdan indireceğiz ben söyleyeyim. Bir tane de PKK’lı bırakmayacağız. Eğer bırakırsak gençliğimiz bize haram olsun. Öyle bir şey olmaz, boş yere sevinmesinler. Amerika’nın uşakları, sahtekarlar göbek atıp oynuyor. Bayağı bir seviniyorlar “verdik Güneydoğu’yu” diye. Öyle bir konu yok. Fitil fitil burunlarından getiririz. Öyle bir şeye müsaade etmeyiz.

Cistofodil1; “Hocam IŞİD’liler seni de ekmeğinden ederler” diyor. IŞİD’liler; Müslüman çocuklar onlar. Sadece yanlışları şu; Kütüb-i Sitte’ye göre hareket ediyorlar, gelenekçi Ortodoks İslam’a göre hareket ediyorlar. Biz onları Kuran’a davet edeceğiz ve konu hallolacak.

Bak mesela eski AK Parti Milletvekili Ali Şahin; “Türkiye Kobani konusu ve çözüm sürecinde hep şefkat elini kullandı. Gerekli alanlarda kullanılmayan kudret eli kimi çevreleri aşırı şımarttı” diyor. Tabii. Kahredici gücünü Türkiye göstermesi gerekir.

Bak diyor ki, bir arkadaş yazıyor Van’da. Bu önemli bir kişi bunu yazan, ismini vermeyeceğim. “On beş tane Kürt iş adamı bana sığındılar, zulümden bölgeyi terk ettiler” dedi. “PKK tam mafya gibi davranıyor herkesi haraca bağlamış. Mecbur kalıyoruz onlara para vermeye” diyorlarmış iş adamları. Ve bu on beş iş adamı kaçmış Güneydoğu’dan bu arkadaşın yanına sığınmış. Bu ünlü bir şahıs ismini versem olmaz.

“Türkiye’ye bağlanmak istemiyor.” Adam niye bağlansın Türkiye’ye? Mesela bir ülke olduğunu düşün, ülke parçalanmaktan kendini kurtaramıyor, ülkenin büyük bir bölümünü korkudan gitmiş bir mafya sistemine teslim etmiş. Her yeri teslim eder o, öyle bir kafa. Adam ona nasıl güvensin? Bunu kim yaptıysa ona söylüyorum, kimler yaptıysa yahut yapmak istiyorsa. Ama hükümetin ben bu konuda sürüklendiğini düşünüyorum. Yanlış bir politikayla sürüklendiler.

CNN’e katılan Türkmen lider; “Kürt-Türk kardeş, PYD kalleş” demiş. Çok güzel. PKK’lılar kudurmuş gibi CNN Türk’e saldırıyormuş şu an. Beş kulaklar.

Cemil Aydın, eski Jandarma Albay, selam söylüyor hürmetlerini iletiyor. Aleyna aleyküm selam ve rahmetullahü. Bil mukabele selam söylüyoruz Cemil Hoca’ya. Kahraman o maşaAllah. Jandarma albay, çok güzel hizmetleri olmuştu zamanında.

Ahmet Gürhan; o da selam ve sevgilerini iletiyor, “Ramazan’ın mübarek olsun” diyor. Ahmet Gürhan; BBP Genel Başkan Yardımcısı. O çok delikanlı mesela o kabadayı. O kimseden korkmuyor. Bazı liderler acayip korkak. Gölgesinden bile korkuyor “bu ne arkamdaki?” diyor. Öyle lider mi olur? Erbakan Hoca mesela acayip kabadayıydı, çok delikanlıydı, kimseden korkmazdı. Korkak lider çok kötü bir şey.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sabah Gazetesi; bu haftadan itibaren Suriye askeri unsurları gibi IŞİD militanları da sınıra yaklaştıkları an güvenlik tehdidi olarak algılanıp vurulabileceğini öne sürdü. İddiaya göre sınır güvenliğine yönelik tacizlere misliyle karşılık verilecek, asker sınırda DAEŞ’tan kaynaklanan tehditlere anında yanıt verecek. Daha önce DAEŞ militanlarının ellerinde silahlarla sınıra yakın yerlerde görüntüleri basına yansımıştı. Artık bu görüntülerin de önüne geçilecek. Sınıra yaklaşan tüm silahlı unsurlar tehdit olarak algılanacak. Suriye askeri unsurları gibi DAEŞ militanları da sınıra daha geçmeden sınıra yakın bölgede vurulabilecek.

ADNAN OKTAR: Tamam da Türkiye’nin Güneydoğu’sunda adamlar sırtlarında otomatik silahlarla Mardin’de, Siirt’te, Diyarbakır’da eşek gibi geziyor adamlar. Öyle bir konu yok. Güvenlik güçleri de karakollarda oturuyorlar. Asker de kışla da oturuyor, dışarı çıkamıyor. Bütün sınır boyunca PYD bayrakları her yeri doldurmuş durumda. PKK bayrakları Güneydoğu’nun tamamına hakim adeta. Abdullah Öcalan’ın resimleri her yere hakim. Adamlar da silahla tüfekle geziyorlar ayrıca. Burada biraz bir dram varmış gibi görünüyor. Yani sen onlara güç yetiremeyeceksin, PKK’ya güç yetiremeyeceksin oradaki bir avuç Müslüman mücahit diyelim ama yanlış yolda olan, Kuran’ı uygulamayı bilmediği için yanlış yolda olan Müslüman’ları vurmaya kalkacaksın. Allah da sana vurur. Aklını başına alacaksın. Böyle akıllar vermeye de gerek yok, aklını kendine saklasın veyahut aklını bir şekilde yutsun. Sınır boyunca PKK’nın bayrakları her yerde dalgalanıyor. Türkiye’nin burnunun dibinde boydan boya bütün sınır boyunda her yerde PKK bayrakları var, her yerde PYD bayrakları var. Dolayısıyla sen önce onları temizle IŞİD’i sen bize bırak. Sen onları temizlersen söz veriyorum ben onların hepsini geri çektireceğim oradan. Sınırların hepsini çektiririz. Ama sen onları temizleyemiyorsan utan. Gidip Müslüman’lara kafa tutmaya, saldırmaya hazırlanıyorsan bundan utanacaksın, saldırmayı teşvik ediyorsan bundan da utanacaksın. Ayrıca kanunla, hukukla o kolunu kırarız. Müslüman’a kurşun sıktırmayız. Öyle bir şey olmaz. Sen Türk askerini, Türk polisini öyle kolay zannetme, senin emir erin yok orada kimse onu söyleyen ona söylüyorum. Yahut demeye kalkan olursa diyelim yani bunu düşünen olursa. Sen PKK’yı gördüğünde bilmem nerene kadar büzülüyorsun korkudan. Her yerin kasılıyor, zangır zangır titriyorsun betin benzin bembeyaz oluyor bir avuç Müslüman’a kabadayılık yapmaya kalkıyorsun öyle mi? Gücün yetiyorsa yüreğin yetiyorsa git PKK’yla kapış. Onları bir yen göreyim senin delikanlılığını ondan sonra gel bana konuş.

Evet, bir kardeşimiz “Hocam” diyor “niye bize kameraya bakmıyorsun?” diyor. Dikkatlice bakıyorum hadi bakalım.

Vardır öyle mahallelerde falan adam gücü yetmez alakasız gider garibana çatar. Mesela genel müdüre gücü yetmez gider kapıcıyı dövmeye kalkar öyle tipler vardır görmüşsünüzdür. Şimdi bunlarda ona benziyor. Amerika’nın bilmem neresi sıkıştı, kalbi sıkıştı diyelim baktı IŞİD bunları kazıyacak PKK’yı Türkiye’yi görevlendiriyor; “bu IŞİD’i kazıyın, halledin PKK burada rahat rahat gezsin bizim çocuklar. Çocukları bunlar boğuyor” diyorlar. “Siz bunları bir şekilde püskürtün yok edin IŞİD mensuplarını, PKK burada vızırcık atsın” diyor. Silahlı unsurlara karşı mücadele edecek. Boydan boya silahlı unsur var pkk hepsi sınırda devriye geziyor. Her yer onların kontrolünde Güneydoğu sınırı boydan boya. Altı yüz kilometre onların kontrolünde. Nereye baksan PKK bayrakları dalgalanıyor. Güneydoğu’nun tamamı PKK bayraklarıyla dolu.

Bak diyor ki Twitter’da  bir çok kişi “Türkiye daha bölgede Türkmen’lere sahip çıkmıyor. Kaç defadır Türkmen’leri yalnız bıraktı” diyor. “Kürtler mi güvenip Türkiye’ye bağlanacak?” diyor. Doğru darmadağın ediyorlar Türkmen’leri. Kurşuna diziyorlar, Türkmen kızlarının ırzına geçiyor PKK. Türkiye bir şey yapamıyor. Mesela Amerika tampon bölge istenmiyor. Oradaki insanların Türkiye’ye akın akın geldiğini de görüyor, onlara beş kuruş yardım da yapmıyor  dolayısıyla Amerika’nın sözü dinlenecek bir yönü yok. Amerika olaylardan habersiz. Amerikan derin devleti uçuyor yani. Bütün gücüyle PYD’ye destek oluyor yani mesela Sabah Gazetesi PYD’yi-PKK’yı Türkiye kazıyacak demiyor. “IŞİD’e yönelecek” diyor. IŞİD gittiğini düşünelim. PKK; PKK kalsın kafasındalar. PYD’de de kalsın kafasındalar bazıları. Sabah Gazetesi bu konuya açıklık getirsin, bölgede PKK’yı istiyor mu? PYD’yi istiyor mu? İstemiyorsa o zaman Türk ordusunun gereğini yapsın demesi lazım. Oradan sen PKK’yı kazı; söz bir Allah bir ben de IŞİD’i oradan çekeceğim yani kesinlikle çekeriz ama öbür türlü sen sırf PYD rahat etsin diye Amerika’nın buraya bastırdığını biliyorsun. PKK’nın rahat etmesini istediğini de biliyorsun. PKK’ya bir şey olacak diye; Amerika’nın ödü kopuyor. IŞİD PKK’yı bitirecek diye ödü kopuyor Amerika’nın. Onun için Türkiye’ye “Bizim evlatlarımızı yok edecekler sen gereğini yap” diyor. “Orada ki Müslüman’ları kazı, PKK rahat etsin” diyor Amerika.  Bu çok büyük bir ahlaksızlık, çok ahlaksızca bir teklif. Bu ahlaksız teklifi getirenler de ahlaksız.

“Hocam şu an Edirne’de topluca izliyoruz” diyor arkadaş İsmet Gürkan.

“Kayseri burada” diyor maşaAllah.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Suriye’de TSK müdahalesi ve savaş senaryolarının konuşulduğu MYK toplantısı sona erdi. Yazılı açıklamada şunlara yer verildi;         Güney komşularımızdan Suriye’de cereyan eden hadiseler etraflıca değerlendirilmiş, muhtemel tehditler ele alınmış, sınırlarımızda alınan ilave güvenlik tedbirleri üzerinde durulmuştur. Bölgede yaşayan sivil halkı hedef alan terör saldırıları ile bölgenin demografik yapısının değiştirilmesi yönelik yapılan eylemlerden duyulan endişe dile getirilmiştir.”

ADNAN OKTAR: Endişeye ne gerek var? Direkt koydun mu oturtursun yani vur kaç yapılması lazım. Vurup sonra geri çekileceksin, vurup geri çekileceksin bu kadar. Bir de gençliğin eğitilmesi gerekiyor yani böyle milli bir gençlik, vatan, millet sevgisiyle dolu, vatan için canını verecek büyük Türkiye özlemi içinde olan bir gençlik yetiştirilmesi lazım. İmanlı, mukaddesatçı, Darwinizm’e inanmayan, materyalizme inanmayan bir gençlik. Kendi hallerine bırakıyorlar gençleri. Kendi kendisine yetişsin diyorlar internetten. Milli Eğitim Bakanlığı da Darwinist eğitim veriyor. Ortaokul, lise, üniversite de hemen hemen bütün ders kitaplarında Allah’ın olmadığı anlatılıyor. Öyle bir eğitime yine bizim Türkiye’de çok iyi dayandı. Ne imanlı milletmiş ki taş gibi ayakta kaldı yani bu kadar yıkmak için faaliyet gösterilen bir ülkede böyle bir ayakta kalma olayı olmaz. Darmadağın olurdu paramparça olurdu.

ENDER DABAN: Sizin anti-Darwinist çalışmalarınız vesile oldu Adnan Bey inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Siyahi Nağme, “Güneydoğu’da selefi zihniyette dernekler dolu. Sen ne diyorsun yav Hoca? Burada tekbir ediliyoruz.” Yani “dinsizlikle itham ediliyoruz” diyor. Tamam, selefi zihniyetli insanlar vardır da az sayıları, öyle bir şey yok. PKK hâkimiyeti net Güneydoğu’da. Zaten seçimlerde falan açık açık görülüyor. Yani PKK tehdidi, PKK’nın oradaki terör ve şiddetle elde ettiği netice yani kör gözler dahi görüyor yani manen kör gözler.

Kasım Atasever, “İslam dünyası bir kurtarıcıya gebe. Bu olaylar tesadüf değil. Saygılar Hocam” diyor maşaAllah. “IŞİD’lilerin sınıra döşediği mayına ne diyorsunuz?” PKK’ya karşı tedbir alıyorlar. Can güvenliğini koruyor. Türkiye’yle onların işi yok. Bak, PKK’yı kazısınlar. Söz bir, Allah bir IŞİD’i tamamen çektiririz geriye. Böyle bir şey olmaz. Ama PKK orada durdukça IŞİD de orada durur, söyleyeyim. Çünkü bir deccal varsa Allah deccalı def edecek bir gücü de onun yanında gönderir. “Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı…” (Bakara Suresi, 251) Şeytandan Allah’a sığınırım. Onları Allah gönderdi. PKK’yı yaratan da Allah’tır. Mehdiyet’i ortaya çıkartmak için birçok hikmetle PKK meydana getirilmiştir. IŞİD de Allah tarafından gönderilmiş, PKK’yı imha için gönderilmiş Allah’ın kılıcı. Bir tufan, bir beladır Allah’tan gönderilmiş. Allah felaketi bir şekilde getirir. Ya kasırgayla, ya depremle yahut böyle insanlar gönderir. Mesela İslam âleminde de müthiş bir bozulma olmuştu, cinsi sapıklığa da yatkınlık olmuştu. Her şeye yatkınlık başlamıştı. Allah Hülagu’yu gönderdi. Büyük bir felaket geldi İslam âlemine. Mahvettiler İslam âlemini. Yani Kuran Müslümanlığından sapmışlardı. Akıl almaz sapkın bir İslam anlayışına doğru gidiyorlardı. Zaten söylüyordu adam. Ben bela olarak geldim” diyor. “Siz bozulduğunuz için Allah tarafından ben bela olarak gönderildim size” diyor. Adam açık açık söylüyor yani. Tarihi konuşması var. IŞİD de Allah tarafından bela olarak gönderilmiştir PKK’ya. Zalimlere bela olarak gönderilmiştir. Doğru yoldalar mı? Zamanla doğru yola gelecekler. Yani Kuran ahlakına, İslam ahlakına gelecekler. Mehdi (a.s)’ye tabi olacaklar. Ne kadar? Yakın bir zamanda.

Sabri Akkan, “Hocam İran ne diyor bu konuya? Şöyle olursa böyle yaparız diye bir açıklama var mı? Aslında Rusya ile halletmek lazım. Rusya kabul ederse İran da kabul eder. Putin makul bir delikanlı, bayağı harbi delikanlı. Yani desen ki mesela “PKK bunlar alçak, Türkiye’yi bölmek istiyor, parçalamak istiyor, biz bütünlüğünü istiyoruz Türkiye’nin operasyon yapacağız ne diyorsun?” denilse, hiçbir şey demez o. Gençleri PKK’ya karşı eğiten bir politika uygulanması gerekiyor Türkiye’de. Mesela Türkiye’de milli bir ders ne bileyim Türkiye’nin milli meseleleri diye bir ders konabilir. Bu derste materyalizmin, komünizmin tehlikeleri, Darwinizm’in yanlışlığı, PKK tehlikesi. IŞİD ve Taliban’ı da eğitebilirsin. Yani onların yanlış yönlerini de eğitebilirsin anlatabilirsin. Ama ivedilikle ve acil tehlike IŞİD’ dir. Sen IŞİD’e gücün yetmeyip de  it gibi PKK’dan korkacaksın gücün yetmeyecek, IŞİD’e kabadayılık yapmaya kalkacaksın. O zaman Allah senin belanı verir. IŞİD başına çok büyük bela olur senin. Aklını başına alacaksın. Sen IŞİD’i hafife alıyorsun ama senin zannettiğin gibi olmaz olay. Allah çok büyük belanı verir. Bazı azgınlar için söylüyorum akıllarını başlarına alsınlar. Kürt gençlerine yönelik de ırk milliyetçiliğinin tehlikeli olduğu bu milli derslerde anlatılabilir. Mesela Irk milliyetçiliği ne kadar korkunç bir şey. Hepimiz Hz. Adem (a.s)’in evlatlarıyız ne alaka yani? Daha önce devletin içindeki derin devlet acayip enaniyetliydi. PKK çıkınca köpeğe döndüler. Acayip aşağılandılar. Hani siz çok güçlüydünüz. Hani milleti hizaya getiriyordunuz kendi kafanıza göre o ahlaksız kafanızla. Millete olmadık itlik yapıyorlar böyle tepeden bakarak bunaklar. Yolda  yürümekten aciz, otelde toplantı yapıyor cama bindiriyor otelin camına çarpıyor, amca buradan geçeceksin deyip garson elinden tutup içeri getiriyor. “Biz” diyor “Türkiye’yi yönetiyoruz.” Yola yürüyemiyorsun.

İran delikanlıca açıklama yapmış. İran delikanlı bir millet, dürüst insanlar, dindar, samimi insanlar. İran Büyükelçisi dün ne diyor Suriye sınırında oluşturulan Kürt koridoru yani PKK koridorunun Türkiye’ye kurulan bir komplo olduğunu söylüyor. “Türkiye ve İran kapasiteleri barışın ve istikrarın sağlanması yönünden ve birlik içerisinde kullanılsın.” İki devlet bir araya geldi mi İran ve Türkiye dünyanın en büyük süper güçlerinden birisi olmuş oluyor. Herkes titrer öyle bir şey de. İran ile hemen birleşelim hemen. Hem askeri ittifak hem sosyal, hem siyasi, her yönde ittifak yapmamız gerekiyor. Sınırlar açılsın, pasaport, vize kaldırılsın.

“Irk milliyetçiliğinin tehlikeli olduğunu, PKK ideolojisinin bilimsel zemini olmadığı, gençlere çok detaylı anlatılmalı” sözüme karşılık CHP Yüzünden diye bir hesap. “Ümmetçi olsak sorun olmaz değil mi Hocam?” Ama nasıl ümmetçi? Yani ırk; onun da ırkçılığı vardır. Eğer ırkçı bir ümmetçilik anlayışına sahip olursan yine olmaz. Nasıl ümmetçi olacaksın? Müslüman’ları seveceksin kardeş olarak ama Hristiyan’ı da seveceksin. Aynı Müslüman’ı korur gibi koruyacaksın. Musevi’yi de seveceksin aynı Müslüman’ı korur gibi Musevi’yi koruyacaksın. Ve ateisti de şefkatle bağrına basacaksın Müslüman’ı korur gibi onu da koruyacaksın. Böyle bir ümmetçilik. Yoksa bütün dünya bir ümmet zaten.

Tunahan Bal, “Adnan Oktar hocam diri diri masum insanları yakan IŞİD’i savunmayın.” PKK da yakıyor. PKK alçak de, pislik de, ahlaksız de konuya öyle bir başla. Arkasından da deki IŞİD yanlış yolda de, sen PKK’yı kazı bitir, IŞİD’i bize bırak. Hepsini geri çekeriz. Allah’tan bela olarak geldi diyorum IŞİD anlamıyorsunuz. Ayrıca ben IŞİD doğru yolda demiyorum, kendileri de diyorlar zaten “biz Mehdi (a.s)’ye tabi olacağız” diyorlar. Mehdi (a.s)’nin çıkmasına da az kaldı, biraz beklerseniz zaten olacak.

Tunahan, “Hocam felsefe dersinden çıkan liseliler komünist, materyalist oluyor birçoğu eğitimimizde sorun var” diyor. Doğru tabii.

“Hocam Darwinizm eğitimi neden okullarımızdan kaldırılmıyor peki?” Çünkü deccal dünyaya hakim de onun için. Hiçbir hükümetin gücü yetmiyor, hiçbir hükümet. Herkes biliyor yanlış olduğu ama hiç kimsenin gücü yetmiyor. Ama imam Mehdi (a.s) çıktığında Darwinizm artık tarih olacak.

Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Osman Baydemir, Kobani’de öldürülen bir IŞİD’linin üzerinden çıkan bir kimlik kartını göstererek; “elimde tutmuş olduğum kimlik kartı Akçakale’de AFAD’ın tesislerinde barınan ve kimlik kartı alan bir caninin Kobani’deki bir katliama katılmış bir caninin üzerinden çıkan kimlik kartıdır” dedi. Osman Baydemir’in iddiasına göre AFAD’dan bir açıklama geldi; “bu kişi 2013 yılında Suriye’den gelmiş, kendisine bu kart verilmiş, AFAD’dan yardım almış ve 2013 yılında Suriye’ye geri dönmüş. Ancak HDP’liler sürekli olarak bu şekilde Türkiye’nin IŞİD’e destek verdiği yönünde propaganda yapıyorlar.

ADNAN OKTAR: Ne alakası var? Sınır komşusuyuz zaten. Türkiye’den giden de olabilir ayrıca da. AFAD’dan adam yardım almış olması çok sıradan alelade bir şey. Böyle bir bağlantı kurmasına şaşırdım. Çok gereksiz, yani çok zayıf, anlamsız bir ifade yani.  Hayır ben de bekledim ki yani bir ilginç bir şey söyleyecek. Ben güzel bir kimlikten bahsedecek zannettim. Öyle deseydi ben gereken açıklamayı yapacaktım.  Ama onlar öyle kimlik kullanmaz aklında olsun. Gizli kahramanlardan bahsediyor zannettim. Ama onlar da kimlik kullanmaz.

Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Uludere’de askerlerin değişimi ve son günlerde yaşanan yoğun askeri hareketliliğe tepki gösteren bir grup köylü yolu kapatmak isteyince müdahale edildi. Gruptakiler değişime giden askerlerin üzerine taş atarken, askerler de grubu dağıtmak için gaz bombalarıyla karşılık verirken havaya ateş açtı. Olayda on üç askerin yaralandığı ve dört kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

ADNAN OKTAR: Olan askere oluyor. Bir kere şu PKK’nın silahlarını toplamaları gerekir.

“PYD Kobani’de IŞİD’cilerin saklandığı hastaneyi vurmuş. Militanlarla birlikte yirmi sekiz hemşire, on dokuz doktor, yüzden fazla hasta ölmüş.” Yapar PYD böyle kalleşlik, kahpelik. Hakikaten doktor öldürür, hemşire öldürür, hasta öldürür. Ama göğüs göğse böyle delikanlıca çatışmaya gelmez. Bunlar alçaktır yani, kahpelik yapar beklenir.

“Ateistler ümmet değildir” diyor olur mu? Onlar da bir ümmet. Mesela şeytan ordusu vardır, bir ümmettir onlar, hayvanlar bir ümmettir. Allah hayvanların ümmet olduğunu söylüyor. Bir topluluk.

PKK’nın vahşi köpekleri Müslüman bir gencin kafasını taşla ezdiler, yaktılar, sonra binadan attılar. Bunları unutuyorlar. Oturmuşlar IŞİD’den bahsediyorlar. IŞİD’in içinde tabii gizli kahramanlar var ama onlar istihbarat amaçlı bulunuyorlar. Yani öyle işlere girmezler. 

Gençlere nefret değil, sevgi dili öğretilmesi lazım. Milli menfaatleri anlatan bir ders mutlaka konması gerekiyor. Milli meseleler dersi. Milli meseleler o kadar.

Osman Civel; “Mehdi (a.s) çıktı mı peki şu an? Ne zaman ortaya çıkacak?” İşte biz de arıyoruz.

Bir insan de, Sosyolog; “Peki Mehdi (a.s) siz hayatta iken çıksa kendisini destekler misiniz?” Niye bekliyoruz? Desteklemek için bekliyoruz. Talebesi olmak için bekliyoruz. Benim amacım o. Bulup Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olmak.

Evet dinliyorum.  

BÜLENT SEZGİN: Cumartesi gecesi Akçakale'den çıkıp Tel Abyad'daki köyü Sülük'e dönen Suriyeli Ali Osman Hüseyin PYD-PKK keskin nişancıları tarafından kafasına kurşun sıkılarak şehit edildi. Osman Hüseyin’i Sülük Köyü’nün şeyhi ve tanınan bir İslam alimi olduğu belirtildi. Türkiye’ye sığınmış Sülük köylüleri Osman Hüseyin için “siyasetle hiç işi yoktu. Kendini çocukların din eğitimine ve barışa adamış seksen yaşında bir İslam alimiydi ve en büyük hayali bir medrese kurmaktı” dediler.

ADNAN OKTAR: İşte kanı yerde kalmasın. PKK bölgeden tamamen kazınsın. İyi bir imkan var. Farzdır zaten. Yani küfrün kazınması farzdır. Zaten sıkışmış konumdalar. Alttan üstten bastırıp temizlesinler, bitirsinler. İran’la da işbirliği yapalım, konu kapansın. İran dürüst bir ülkedir, güzel insanlar var İran’da. İran’ı kötü göstermek çok yanlış. O adamların amacı başka.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Beşir Atalay koalisyon hesapları için; “Tabanımızda daha çok MHP gibi çıkıyor. Gazetelerde de bu yansıyor ama bu biraz da görüşmelere bağlı” dedi. Ancak parti tabanının koalisyon ortağı olarak daha çok MHP’yi istediğini belirtti. Ayrıca ordunun Suriye’ye girmesi konusunda da şunları söyledi; “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin oraya girmesi en son seçenektir olmazsa olmaz durumuna gelirse ancak. Şu anda böyle bir seçeneğimiz yok diğer bütün yöntemler üzerinde çalışılıyor şu anda öyle bir şey söz konusu değildir” dedi.

ADNAN OKTAR: IŞİD konusunda müsaade etmeyiz ama PKK konusunda yollar sonuna kadar açık yani PKK’ya hayat alanı açmak için IŞİD’i ortadan kaldırmaya kalkarsanız kim yaparsa yapsın kolunu bacağını kırarız, kanunla hukukla. Böyle bir manyaklığa müsaade etmeyiz, Müslüman kanı döktürmeyiz. Açık Allah’ın hükmü; “Kim bir mü'mini kasıtlı olarak (taammüden) öldürürse cezası, içinde ebedi kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazaplanmış, onu lanetlemiş ve ona büyük bir azab hazırlamıştır.” (Nisa Suresi, 93) diyor Cenabı Allah ve küfürle mücadele Kuran’da açıkça farzdır, küfrün ezilmesi, kahredilmesi, yok edilmesi farzdır, bütün Müslüman’ların buna iştiraki farzdır. Beklenecek bir şey yok, bu köpekleri defedip gönderelim. Ama tabii PKK da hikmetle yaratılmıştır yani milleti ezim ezim ezenleri müthiş aşağılamıştır ve bunların hiza olmasını sağlamıştır. Bak şimdi nasıl köpek gibi yaltaklanıyor derin devlet, uyuz köpeğe döndüler. PKK’nın vesilesiyle oldu. Ama PKK da tabii bir deccal hareketidir, alçak bir deccal hareketidir. Deccal Hz. Musa (a.s)’ın çıkmasına sebep oldu, Hz. İbrahim (a.s)’ın çıkmasına sebep oldu. Her Mehdi (a.s) döneminde bir deccal olmuştur, deccallar olmuştur şimdi Amerika’nın deccalları var, İngiliz, Fransız deccalları var ve PKK deccalı var, Çin deccalı var, var da var.

Baksana beni tehdit eden edene “Hocam ara verirseniz vallahi uyurum” diyor Mustafa Uğur. Bu durumda yapacak bir şey yok.

OKTAR BABUNA: Cemalinizi görmek istiyorlar inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Bir fotoğraf vardı, şöyle bir haber okuyacağım fotoğrafla beraber. Yıl 2015 sınırda çatışmada iki mermiden sonra tutukluluk yapacak babası yaşındaki MG3 ile nöbet tutan Mehmetçik. Mehmetçik sınırda en kritik yerlerde elinde babası yaşında G3 ve MG3 ile görev yapıyor. Elli altmış yıllık bu silahlar şeritleri takılıyor namlı şişiyor beş yüz, altı yüzden sonra ve hala kullanılıyor.

ADNAN OKTAR: Ben bunu elli kere söyledim. Bir kere mermi kalitesinin arttırılması gerekiyor öyle nemli falan bayat mermiler olmaz. Kaliteli mermiler kullanılması lazım bir, ikincisi menzil; en az bin beş yüz metre, iki bin metre menzilli olması lazım. Altı yüz metre yedi yüz metre menzil ne demek bu ya ne demek yani? Adam bin beş yüz metre menzilli silah kullanıyor sen altı yüz metre yani mağlup olursun böyle bir şeyde ve atış kapasitesi. Otomatik silah yağmur gibi mermi yağdıracak bastı mı tetiğe böyle dolu yağar gibi yağacak. Caydırıcı olur bu mesela Güneydoğu’da da diyorlar ki bu dağlar PKK ile dolu. Kardeşim öyle bir yapı geliştireceksin ki dağın altına öyle bir kalıp döşeyeceksin ki dağ olduğu gibi aşağıya inecek yani dağı yok edeceksin. Hem taş ihtiyacını karşılar Türkiye’nin kamyonla, yani mesela beş yüz bin ton kaya var farz edelim olduğu gibi aşağı indireceksin. Gitsin bir daha sığınsın oraya da göreyim. Diyor ki “mağara var” mağara varsa olduğu gibi dağı aşağı indir, dağı yok edersin, dağı dümdüz yap ovaya çevir zor bir şey değil ki. Zaten beş buçuk şiddetinde falan deprem oluyor öyle bir şey yapıldığında yani o da bayağı bir uyarı olur onlara. Diyor ki “her yer mağara ile dolu” tamam bir mağarayı sen çaka çaka doldurursun değil mi? Dağı olduğu gibi indirirsin aşağıya, girsin de bir daha oraya saklansın da göreyim. Yani silah kapasitesinin de öyle olması lazım. Çocuklar ateş ediyor altı yüz metre, beş yüz metre. Kardeşim adamın başını kaldıramaması lazım cehenneme çevirmesi lazım ortalığı çok gelişmiş otomatik silahlar var. Gösterebiliyor muyuz televizyonda öyle bir şeyi?

BÜLENT SEZGİN: Daha önce göstermiştik.

ADNAN OKTAR: Yine gösterelim.

BÜLENT SEZGİN: Hazırlayayım gösterelim inşaAllah.

ADNAN OKTAR: “Hocam öncellikle kolay gelsin cesur konuşmalarınızdan dolayı sizi tebrik ederim, bu arada müzikleriniz harika.” Volkan Dokutur. Evet yani ben Allah’tan başka kimseden korkmam. Hakkı da söylerim kaç defa tımarhaneye girdik, hapishaneye girdik ben öyle şeyleri dinlemem.

BÜLENT SEZGİN: Gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Göster, aç sesini.

BÜLENT SEZGİN: Etkili menzil: Bin beş yüz metre, merminin namludan çıkış hızı: 850 mt/sn saniyede elli, dakikada üç bin-dört bin mermi atma kapasitesine sahip.

ADNAN OKTAR: Silah böyle olur işte, böyle bir mermi akışında nefes alamazlar.

BÜLENT SEZGİN: Menzili 2,300 metre bin metre uzaktaki rüzgar ve sıcaklığa göre milimetrik atış yapma imkanı, gece ve gündüz için optik görüş sistemi, lazer mesafe ölçer, gelişmiş balistik bilgisayar donanımı.

ADNAN OKTAR: Tabii gece de atış yapacak gibi olması lazım.

BÜLENT SEZGİN: Etkili menzili iki bin metre, mermi çıkış hızı 824 mt/sn.

ADNAN OKTAR: Bak iki bin metre menzil ,böyle olması mükemmel olur.

BÜLENT SEZGİN: 25 mm çapında yüksek derecede patlayıcıya sahip mühimmat kullanıyor, menzili: yedi yüz metre, ağırlık: altı kg. Mermiler lazerle işaretlenmiş hedeflere doğru gidebiliyor, duvarların arkasını hedef alabiliyor. Dakikada dokuz yüz mermi atıyor sekiz yüz metre menzilli, ağırlık: 3.31 kg.

ADNAN OKTAR: İşte silah böyle olur.

BÜLENT SEZGİN: Kuma ya da suya maruz kaldıktan sonra bile ateş edilebiliyor. Etkili menzil: Sekiz yüz metre dakikada yedi yüz elli mermi atıyor. Sağa ve sola katlanabilen mekanizması ile kullanıcının ortaya çıkmasına gerek kalmadan, güvenli bir şekilde köşelerin arkasından ateş edebilmesini sağlıyor.

ADNAN OKTAR: Mesela bu çok önemli askerin ortaya çıkması gerekiyor. Niye çıksın ortaya yani?

BÜLENT SEZGİN: Standart olarak kırk milimetrelik bomba atar taşıyor ve tanksavar olarak da kullanılabiliyor. On dört cm uzunluğunda namlusu var dakikada bin beş yüz mermi atıyor. Silahın dürbününe bakmadan, hedefe kilitlenebilmeyi sağlıyor, bin iki yüz metreye kadar hedefleri vurabiliyor.

ADNAN OKTAR: Evet en az bu kalitede silahlar olması lazım, hurda silahların hepsinin toplanması lazım. Çok korkunç bir şey çocuklar bir kere dağda çatışmışlardı canların benim, baktım son derece uydurma silahlar.

Küfrü yeryüzünden silmek farz ama tabii bu ilimle, irfanla, sevgiyle olur silah caydırıcı güç olarak tutulması gerekir, yoksa adamın kafasına sık anlamında değil. O silahı gördü mü adam gelemez ama senin elinde hurda silah olduğunu görürse gelir adam, konu bu yani. Her zaman ilimle, irfanla, akılla, fikirle.

Kaya Alp “Hocam müşrik korunur mu hiç, madem öyle Mekke niye alındı?” Senin bu kafanda yüzde doksan dokuzu şu an şirk içinde Müslüman’ların, düzelteceğiz. Peygamber (s.a.v.) müşriklere ne yaptı gittiğinde? Sahip çıktı, şefkat gösterdi, anlattı, ilimle irfanla yaklaştı güzel ahlakıyla gösterdi başarısını. Ama müşrik saldırdığında kendini savundu, kendisine saldırdıklarında savundu.

Cemalim türküsünü bilmeyen adam delikanlı olamaz, delikanlılığın marşı gibidir yani tabii baştan sona delikanlılık anlatılır.

Cep telefonu yayınını neden kapadıklarını söylemişler “Hocam siz çıktığınızda internet paketimizi tasarruflu harcamamız gerekiyor sonra siz çıktığınızda dinleyemiyoruz bu ne demek biliyor musunuz?” diyor “bu büyük bir felaket hele dışardaysak TV de yok” diyor tamam o zaman doğru.

“IŞİD’i çekebilecek gücünüz varsa IŞİD’in işlediği günahlardan kendinizi sorumlu tutmanız gerekir mi?” Mustafa Aslan. Eğer deccal çekilirse o belayı da çekeriz ama deccal orada duruyorsa Allah o belayı çekmez. Biz kul olarak vesile oluruz yoksa ben istesem de Allah o belayı çekmez. Allah Ad ve Semud kavimlerine gelen bela gibi bela getirdi onların üstüne. Çünkü Allah’ı inkar eden azgın deccal ordusu, her deccal felakete uğramıştır, hepsinin üstüne Allah bir felaket göndermiştir bir felaket bulutudur IŞİD. Ve PKK’yı yok etmek için Allah tarafından yaratılmıştır, durdurulamazlar.

“Canım Hocam Allah sizden razı olsun, siz olmasaydınız insanlar PKK ile Kürt’lerin bir olduğunu zannedeceklerdi ama maşaAllah PKK’yı iyice tanıttınız ve Kürtlerin ne kadar dindar olduklarını bütün dünyaya öğretmiş oldunuz, elhamdülillah maşaAllah.” Akıl almaz güzel ahlakları var Kürt’lerin çok merttirler, çok dürüsttürler yani mutlaka tanımak lazım. Adap, edep, nezaket, örf, gelenek mükemmeldir Kürt kardeşlerimizin inanılmaz mükemmel çok mütevazidirler. Çok onurlu insanlar onun için çok ağırlarına gidiyor PKK’nın işgali altına yaşamak çok ağırlarına gidiyor. Bu felaketten bu mümin ve müminat olan kardeşlerimizi kurtaralım.

AK Parti-MHP koalisyonu istiyoruz. PKK’nın ömrü doldu kırk yıllık vakitleri tamam. Fetva istiyorlarsa fetva, küfrün tamamen ortadan kaldırılması farzdır. Allah ne diyor, “Tuğyan, delalet yeryüzünden tamamen kalkıncaya kadar onlarla mücadele edin” diyor. Tuğyan ve delaletin en azgını bunlar.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar’la Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü