Harun Yahya

Sohbetler (10 Temmuz 2015; 21:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Önümüzdeki hafta başlayacak koalisyon görüşmelerine ilişkin konuşan Sayın Davutoğlu; “yoğunluğu CHP ve MHP’ye vereceğiz. İlk turda üç partili görüşme gerçekleşecek. Randevu için temaslara başladık. Pazartesi CHP, Salı MHP, Çarşamba HDP ile görüşeceğim” dedi.

ADNAN OKTAR: HDP ile oluyor değil mi ikisi birleştiğinde?

BÜLENT SEZGİN: Oluyor.

ADNAN OKTAR: Allah muhafaza, çok büyük felaket olur. CHP-AK Parti’de de bir heyecan olmaz, her şey eski tas eski hamam olur, Allahualem. MHP bilmiyorum böyle bir konuya girer mi? Çünkü riskli bir şey de. Başarılı olması gerekiyor. Ak Parti’ye ne kadar söz geçirtebilirler. Çünkü PKK’nın tepelenmesi şart. Böyle bir pisliğin, böyle bir lağımın temizlenmesi gerekiyor. AK Parti’nin bir kısım kurmayları buna yanaşır mı? Dur bakalım kader neyi gösterecek?

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Sayın Davutoğlu’nun koalisyon görüşmelerinde yoğunluğun CHP ve MHP ile olacağını açıklaması üzerine HDP tepki gösterdi. HDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken; “Başbakanın bu açıklamasının siyasi nezakete sığmadığını ve açıklamasını düzeltmesi gerektiğini” ifade etti. “HDP usulen görüşülecek bir parti değildir. Türkiye’nin en köklü meseleleriyle ilgili esasa dair en ciddi çözüm önerileri olan ve bu konuda da son yasama döneminde kendi rüştünü ispatlamış ve halktan onay almış bir siyasi partidir.”

ADNAN OKTAR: Kardeşim bu Baluken’ler şunlar bunlar, Türkiye’nin yaşadığı travmadan haberleri yok bunların. Bunlar adeta uçuyor. Kardeşim, bölünme riski ne demek biliyor musun? Türkiye’nin parçalanması ne demek? Şahısların fert fert ölümü demektir, ailelerinin yok olması demektir, İslam’ın yok olması demektir, İttihad-ı İslam’ın imkansız hale gelmesi demektir. HDP, PKK baskısı altında olduğunu, eşek olsa biliyor, yani herkes biliyor. Nezaket sınırları içerisinde millet ama akıl almaz bir travma yaşanıyor.

Okutani Hıfzi. “A9 reyting yaptıkça para alıyorsun sen Hocam.” Halil; “Adnan Hocam, beleş çalışıyor orada herhalde” diyor. Bir de beleş. İşte alışmışlar materyalist kafaya, her şey karşılıklı. Hoca efendiler de, kimi altı yüz bin lira alıyor, kimi dört yüz bin liradan pazarlık yapıyor arabada “inmem” diyor “parayı koyun, bakayım, göreyim ondan sonra ineceğim” diyor. Halk bekliyor, yüzlerce insan bekliyor, inmiyor. “Parayı bir getirin peşin, ondan sonra ineyim” diyor. Parayla İslam tebliğ edilmez, haramdır. Müslüman için çirkin ve yakışıksız bir tavırdır. Allah haram etmiştir.

EMRE ACAR: Hocam, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. Ayette Allah “sizden ücret istemeyenlere uyun” diye buyuruyor.

ADNAN OKTAR: Çok açık Allah’ın hükmü, onlarca ayet var. Ücret istenmez İslam’ın tebliğinden.

BEYZA BAYRAKTAR: “Sevgi dışında hiçbir karşılık beklemiyorum” diye Allah bildiriyor.

ADNAN OKTAR: Tabii “yakınlara sevgi dışında hiçbir karşılık beklemiyorum” diyor.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Basında yer alan iddiaya göre; “Amerikan heyeti ile görüşmelerde Türkiye İncirlik’teki altı predatörden ikisinin IŞİD’e karşı silahlandırılmasını onayladı. Ağırlıklı olarak keşif amaçlı kullanılan predatörlerin ikisi silahlı kullanılacak. Muhtemelen PYD’nin ilerlemesi için yapılan operasyonlarda, bu iki predatör bombalama yapacak. İki predatörlerin uçuşları Türkiye’nin bilgilendirilmesiyle olacak, koordinatları Türkiye’ye de bildirilecek.

ADNAN OKTAR: Yok, o uçakları düşürmek gerekir, öyle bir şey varsa. Türkiye zaten böyle bir pisliği, ahlaksızlığı kabul etmez. Teklife bak; “PYD’nin ilerlemesi ve rahatlığı için.” Dedim ya, böyle bir ahlaksızca teklifte bulunacaklar. “PKK’nın bölgede güçlenmesi için” diyor “Müslümanları öldüreceksiniz” diyorlar Türkiye’ye, “havaalanlarını da ona göre kullanacağız” diyor “ve PKK’yı bölgede güçlendireceğiz” diyor. Amerikan derin devleti kafayı çizmiş. Ahlaksızlığı bıraksınlar, belalarını da aramasınlar. Türkiye’yi böyle kendilerince köşeye sıkıştırmaya kalkıyorlar. Türkiye öyle bir durumda NATO’dan çıkar, Şanghay’la ekip olur ve Amerika’da belasını bulur. Bütün bölge Şangay’ın kontrolüne geçer. Amerikan derin devletinin azgınlığına bir son verilmesi gerekiyor. Ahlaksızlığı terbiyesizliği bıraksınlar. PKK’ya karşı, o uçakları kullanabilirler, keşif amaçlı. Veyahut onların insan olmayan tesisleri varsa, orayı havaya uçurabilirler, adam ölmeyecek şekilde yapabiliyorlarsa. Ama IŞİD’e yönelik bir hareket yaptıklarında, bu çok büyük bir hata olur. Amerika kendi infaz emrini vermiş olur. Amerika yeryüzünden silinir, aklını başına alsın. Dünya yeryüzünden silinir, kıyamet kopar. Tabii bu habere göre diyor. Türkiye böyle bir ahlaksızlığa, böyle bir pisliğe, cinayete, mafya ortaklığına girmez. Böyle bir ahlaksızlığı da kimseye teklif ettirmez. Ağız da aramasınlar boş yere bu alçaklar. Bizim IŞİD’e karşı hiç bir şekilde bir eylemimiz olmaz. Bunu unutsunlar. Türkiye NATO’dan çıkarsa çok büyük bir felaket olur, başlarına büyük bela almış olurlar. Bütün İslam ülkeleri, bütün Türki devler hepsi, Amerika’ya karşı tavır alırlar. Amerika köpek gibi sıkışır, yani it gibi kendi ülkesinde hapis kalır. Derin devlet için söylüyorum, Amerikan halkı için söylemiyorum. Ben Amerikan halkını çok seviyorum, vatandaşları nur gibi insanlar. Amerikan ordusu da nur gibi insanlardan oluşuyor, siyasetçiler de öyle. Derin devleti kahpelerden, cinsi sapıklardan oluşuyor, hepsi ahlaksız. Türkiye’ye böyle bir teklif yapmaları da çok ayıp, edepsizlik yapıyorlar. Böyle bir ahlaksızlığı hiç kimse kabul etmez. Öleceğimizi bilsek, kabul etmeyiz.

Bir de IŞİD havadan bombalamayla bitecek bir yapı değil. Amerika başına çok büyük bir belayı satın almak istiyor, aklını başına alsın.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: İstanbul’da PKK’ya karşı düzenlenen operasyonda, otuz iki kişi gözaltına alındı.

ADNAN OKTAR: O bizi kesmez. Binlerce PKK’lının gözaltına alınması lazım ve hapsedilmesi lazım. Güneydoğu’da bayağı bir it-köpek var, bayağı şımarmışlar. Polis kontrolü yok, şu yok bu yok. Böyle olmaz. Bu mikropların bir an önce temizlenmesi gerekiyor. Yine de hiç yoktan iyidir ama bu hiç yani.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sabah Gazetesi’nin haberine göre, PKK, beş bin çocuğu kaçırdı haberde yer alan iddiada “PKK’nın yer aldığı çatışmalarda kaybettiği militan kaybını doğu ve Güneydoğu illerinde yaşayan çocukları kaçırarak kapatmaya çalıştığı” belirtildi. Kaynaklar, “çoğunluğu 15-18 yaş olan çocukların Kürt koridoru kurulacak özerk bölge olacak diyerek kandırıldıkları ve başka yollarla kaçırıldıklarını” ifade ediyor. “Kaçırılan çocukların son yedi ayda beş bine ulaştırıldığı belirtiliyor örgütün çocuklara üç hafta hızlandırılmış kurs eğitimi verip ateşin ortasına attığı” belirtiliyor. “Çocukların Suriye’deki Rojava ve Irak’taki Şengal bölgelerine gönderildiği ve ön saflarda savaştıkları” belirtiliyor.

ADNAN OKTAR: İşte bu felaketin durması için Türk ordusunun, Türk polisinin müdahale etmesi lazım. Yoksa Kürt kardeşlerimizi, bunlar Firavun kavmi gibiler, yani yok etmeye karar vermiş PKK. Yani sürekli kendileri de infaz ediyorlar orada çatışmaya sokturup infaz ettiriyorlar. Buna ordumuz, polisimiz müsaade etmesin. Bir de bu Amerikalı manyaklarla konuşmalar açık açık kamuoyuna bildirilsin-ki, bunların ne manyak olduğu bilinsin. Özellikle Amerika’nın derin devlet manyakları, psikopatları resmiyle ismiyle yayınlamak lazım. Bunlar kaya porsuğu gibi gizleniyor bu ahlaksızlar, insanlar bilmiyor. Meydanda Obama var şu var bu var, Obama garibanın teki yani bu işlerden de anlamaz, yani kendi halinde bir tip. Amerikalı bakanlarda yani safi kalpli adamlar. Derin devlet katilleri çok azgınlar, onların deşifre edilmesi lazım. Geçenlerde bir bunağı göndermişler, alenen bunak ama resmi göstersem, kime gösterirsen göster, klasik bunak. Yani bunak olmak suç değil de, bunağa görev vermek suç. Bunak evinde oturur benim bildiğim, yani kendi halinde yaşar, klasik bunak. Hayati görev vermişler adama cinayet görevi. Savunma bakanlığında kilit görev verilmiş adama bu da cinayet görevini almış üzerine, yani önemli bir mevkiye getirilip, oradan da cinayete teşvik var.

Koruculara külliyede yemek verdiler, bu yemek yeterli değil. Korucu sayısını iki mislisine çıkaralım, koruculara kaliteli silahlar verelim, uydurma silahları alsın devlet, gelişmiş son teknolojiyle mükemmelleştirilmiş silahlar var, menzili de uzun, yani bin beş yüz metrenin altında menzili olan silah askere de, polise de, korucuya da verilmesin. Çünkü PKK’daki silahlar, en az 1500-2000 metre menzilli, askerdekiler 600-700 metre menzilli, inanılır gibi değil. Bir de batur kalitesi çok önemli öyle nemli barutlar, eski barutlar ta ikinci dünya harbinden kalma şeyler, onlar olmaz. Allah kullandırtmasın tabii, silah soğuktur silahın yüzü de soğuktur, istenecek bir şey değil, yani kurşun sıkılmasını hiçbir şekilde istemeyiz ama caydırıcılığı açısından gerekli.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Geçtiğimiz günlerde Uludereli köylülerle birlikte protestoya katılan Şırnak HDP milletvekili Ferhat Encu askerden dayak yediği iddia edilmiş, gündeme gelmişti. Ferhat Encu askerin kendisine terörist ve eşkıya diyerek hakaret ettiğini ve dövdüğünü iddia etmişti. Bugün ortaya çıkan video kayıtlarında, Ferhat Encu’nun askerimize “siz eşkıyasınız” diye açıkça hakaret ettiği görülüyor. Asker uzun süre Ferhat Encu’yu nezaketle sakinleştirmeye çalışıyor, daha sonra ise tartışma büyüyor.

ADNAN OKTAR: İşte burada karakter, kişilik görülüyor, bunları seyretmenin bir alemi yok. Ne demek istedikleri de belli, amaçları da belli, yani bunlarla nasıl mücadele edecekse hukukla, kanunla gereği yapılsın, konuyu uzatmaya gerek yok. Her gün bu olayları duymak istemiyoruz.

Evlerin bahçeli olması lazım ve müstakil olması lazım. Yani şehri yaymak lazım bu yüksek apartmanlar falan bunlara gerek yok, bunlar insan sağlığı için, insan psikolojisi için uygun şeyler değil. Temiz düzgün ama bahçe şart. İstanbul’un yayılış alanı en az bunun yüz misli olması lazım, iki yüz misli olması lazım. Her yere yayılması lazım yani güneye, doğuya, batıya, kuzeye doğru her tarafa. Tek katlı evler yani genişçe bahçeler tarzında Osmanlı evleri tarzında evler olması lazım değil mi? İşte diyorlar ki ulaşım şu falan feşmekan ilgili kişiler oralarda otursun yani orada işi olanlar oralarda otursun. Herkesin iş yerini olduğu mahalleye getirmek daha iyi olur. Yani oralara da iş yerleri kursunlar, oralarda yaşasınlar her yer deniz, her yer güzel yani. Nehir kenarları var, göl kenarları var ne var yani üst üste, üst üste. Bakıyorum çok kötü bir şehirleşme olmuş yani o binalar falan İstanbul’un güzelliğini mahvediyor. Akıl almaz bir yığılma olmuştu Brezilya’da ki mahallelere benziyor bazı yerler, tamamının yıkılması lazım. Yeşillik alan bırakacaksın, camileri bırakacaksın, tarihi binaları bırakacaksın, hepsini yıkacaksın, ona karşı güzel evler yapıp böyle iki katlı villa tarzı geniş bahçeli evler yapıp vatandaşları oralara geçirmek lazım.

Muhammed Hüseyin, ayete inanıyor musun ki ben sana ayetle konuşayım. Darwinizme inanıyorsan, tesadüfen yaratıldığına inanıyorsan, sana ayet söylesem de etkili olmaz ki, ayet bilimsel bir delil olmaz senin için. Ben paleontolojik delilleri koyuyorum ortaya, onunla senin kanaatin gelecek gelirse. Ayetle kanaatin gelirse, ayet söyleriz tabii.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dünyanın yüz doğal ormanından birinin bulunduğu Artvin Cerattepe’de yapılması planlanan maden inşaatına bölge halkı karşı çıkıyor. Ağaç kesilmesi ve maden yapılmasını engellemek için bölgede nöbet bekleyen halk, jandarmanın müdahalesi ile de dağılmadı. Cerattepe’nin fotoğrafları da vardı.

ADNAN OKTAR: Yazık buraya, yani hiç olmaz, maden bilmem ne, ne alaka. Asıl maden orası işte manevi maden o biz taş madenini ne yapacağız bizim manevi madene ihtiyacımız var, onun o güzelliği yeter. Çok kaba bakıyorlar demek ki olaylara.

“Hocam bir bayana aşık olmak romantizm midir, haram mıdır? Allah ayırmasın beni sizden, inşaAllah” diyor. Allah’ın tecellisi olarak, Allah’a aşık olarak olur, Allah aşkıyla, Allah’a aşık olarak. Çünkü aşık oluyorsun ama gidip musallat olmak falan anlamında olmaz. Ona saygı gösterirsin, nezaket gösterirsin korur kollarsın, namusuna iffetine zarar gelmemesi için özen gösterirsin, üzülmemesine özen gösterirsin, yani bir çiçek nasıl korunur öyle koruyorsan, aşık ol, güzel. Ama bazı tipler var “Hocam, askerliğimi yaptım falanca bayanı da beğendim, evlenmek istiyorum.” Yani işe mi giriyorsun sen aklını başına al, kadın senden iman ister, akıl ister, takva ister, güzel ahlak ister değil mi? Tutku ister Allah aşkıyla İslam’a Kuran’a adanmış bir hizmet ister, vefa ister. Sen kafanı limonla tarayıp yandan, poposunda da horozlu aynası, tarağı atom forvet, ortada geziyorsun. Sonra ben hazırım diyor, yani sadece imzaya hazır. Senin hazır olmanla olmuyor, sen kendini Allah’a tam kul haline getireceksin takvayla. O zaman Hz. Süleyman (a.s.)’ın ayağına getirmişti Sebe Melikesi kraliçesini Cenab-ı Allah ayağına getirdi. Cenab-ı Allah, ona Hz. Süleyman (a.s)’a bir havuz yaptı. Öyle bir havuz ki, baktığında derin bir su zannediyorsun. Ama bastığında cam ama net derin bir havuz görünümünde Sebe Melikesi’ni çağırttı, yalnızlar Sebe Melikesi son derece şık ve güzel giyimli çok bakımlı bir hanım. “Gel havuza gir” dedi Hz. Süleyman (a.s), şaka yapıyor ona eteğini açacağını biliyor, geliyor diyor ayette. Gelenekçilerin çok ağırına gidiyor “gözünü kapattı sırtını döndü bakmadı” diyor o şakayı yapıyorsa, zaten onu görmek için yapıyor, aklını başına al. Niye gel bu havuza gir desin, niye o havuzu yaptırsın? Kasten yaptırıyor o havuzu, o şakayı yapmak için yaptırıyor. Onun tepkisini görmek için yapıyor. Ayette “kadın derin bir su sandı eteklerini açtı” diyor derin bir su sanıp ne kadar eteklerini açar bir kadın, ne derece açar derin bir suya. Hz. Süleyman (a.s)’da görüyor bunu, görmek için zaten yapıyor bunu. Kadın da “biz zaten iman etmiştik, Allah’a şükür iman ediyorum” diyor. Oradaki o sevgiyi o aşkı anlamıyorlar, o tutkuyu anlayamıyorlar. Hz. Süleyman (a.s), o kadını koruyor kolluyor o nefis temizliği, nefis kalitesiyle, nefis hitabetiyle, nefis güzelliğiyle, coşkulu ve delice Allah aşkıyla, o kadına yaklaştığında, kadın da ona aşık oluyor, konu bu. Aşık olunca da gönlü açılıyor, aşkı Allah’a olduğu için Allah’ı seviyor. Bu sefer “ben Allah’a iman ettim” diyor, konu bu. Aşık olan kadın Allah’a aşık olur ve iman eder. “Haşa minel huzur” diyor. Onun bacağını yaratanda Allah, açacağını biliyor Hz. Süleyman (a.s). Ne dehşete kapılıyorsun? Panik oluyorlar. Açık ayet, al bak. Hayır, öyle değil de bana o zaman. “Mübarek gözü şeriflerini eli şerifleriyle kapattı ve sırtını döndü” diyor. Sırtını dönme falan yok, onu görmek için yapıyor zaten Hz. Süleyman (a.s). Havuzunu onun için yapıyor o tarzda ve kadına onun için, “gel havuza gir” diyor. Hz. Süleyman (a.s)’ın kalitesini anlamıyorlar oradaki güzelliği oradaki coşkuyu. Kalitenin en yükseği Hz. Süleyman (a.s)’daydı. Ve akıl almaz keskin bir zeka müthiş bir akıl. Tevrat’ta onun işleyişleri var, Haham söyledi nefis bak dört bin beş bin yıllık kıssalar bunlar, Hz. Süleyman (a.s.)’ın kıssaları. Binlerce yıldan beri insanlar ezberden biliyor. Dehşete kapılacağınız bir şey yok. “Haşa, peygamberleri kadınlara düşkün gösteriyor” diyor. Kadın sevgisi zaten imandandır Peygamber söylüyor imanı olan kadınları sever zaten. Kadına aşık oluyorsa, Allah’a aşık olmuş olur. Bunların kafa bambaşka. Mesela Hz. Musa (a.s), on kişinin kaldıramayacağı kayayla, kapatmışlardı o kuyunun ağzına çobanlar, geldi kayayı tuttuğuyla aldı kaldırdı, kadınlara ben hayvanlarınızı sulayacağım dedi, getirdi hayvanların hepsini suladı. Sonra kayayı aldı yine yerine üstüne örttü çobanlar onu görünce, felç oldu adamlar, yoksa onlar orada itlik yapmaya kalkarlardı. Ama dehşetli kuvvetli görünce felç oldular korkudan, yanına yaklaşamadılar. Ne diyor Hz. Musa (a.s)’a güzel hanımlar peygamber kızı, “çok güçlü babacığım” diyor. Bakmış görmüş ve “çok güvenilir” diyor konuşmuş. Niye ağırına gidiyor? Hz. Yusuf (a.s), o hanımla beraber yaşadı evde, ne münasebetsizlik yapıyorsunuz? Kadın dekolte geziyordu, bayağı dekolte ama Hz. Yusuf (a.s) ona bakıyor, o da Hz. Yusuf (a.s)’a bakıyor, görüyor. Ama kadın fiili cinsel ilişki isteyince yanaşmadı Hz. Yusuf (a.s) yanaşmaz, haram. Ama bakmasında bir mahsur yok, odada beraber olmasında bir mahsuru yok. Ama onu kabul etmedi, kaçtı biliyorsunuz. Kadın gitti arkasından gömleğini yırttı vahşi hareketler yapıyor kadın ama kadının ona karşı çok coşkun tutkusu bir tek ona mahsus değildi, yani şehir halkı da şehirdeki kadınlarda ona karşı tutkuluydular. “Allah’ı tenzih ederiz ancak bu bir melek” diyorlar, “bu kadar çekici bu kadar güzel olması, mucize” diyorlar. Bakıyor kadınlar ona, o da kadınlara bakıyor. Panik olacakları bir şey yok. Öldüreceklerini bilse Hz. Yusuf (a.s), yine öyle bir şeye yanaşmaz. Hapsi göze alıyor. Müebbet hapsi göze alıyor. Ama bunlarda böyle bir şey yok ki. İstemek ayrı, eylem ayrı. Eylem olarak yapmaz.

Önümüzdeki günlerde mason dostlarım gelecek. Dünyanın en ünlü masonları, bütün dünyayı yöneten masonlardan. Ve Darwinizme karşı hale geldiler, ne güzel. Amerika’da mason localarında cayır cayır Kuran anlatıyoruz.

OKTAR BABUNA: Tarihte ilk defa sizin vesilenizle Kuran okundu, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Benim gönderdiğim Kuran’lar okundu üstelik. Bayağı efendiler masonlar, bayağı terbiyeliler. Bayağı kibar, saygılı insanlar masonlar, çok nezaketliler, bayağı sevgi dolular. Yobazlarla kıyaslıyorum, arada dağlar var. Çok kabilihitap insanlar, bayağı da dindar birçoğu. Locaların birçoğunda, ünlü Amerikan localarında veyahut Rus localarında hahamlar bulunur, locaların başında. Çok büyük bölümünde hahamlar vardır, bayağı dindar hahamlar.

“Hocam, Cübbeli Ahmet Hoca Lalegül TV’de asıp kesiyor. Flash TV’de ise kuzu gibi, neden acaba? Yorum yapabilir misiniz?” diyor.

“Selam Hocam. Cezbe nedir?” Rahşan Davutoğlu.

Abdülhamid Han’ın en hatası, Darwinist eğitimi Osmanlı’ya koyması. Mahvetti Osmanlı’yı. Halen de var, devam ediyor. Yine felaketi mucip bir durum ama büyük bir felaketi mucip bir durum. Allah, Mehdiyet vesilesiyle Türkiye’yi koruyor, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Tayland Dışişleri Bakanlığı’nın resmi sitesinde yayınlana duyuruda, 2014 yılı Mart ayında Tayland’a yasadışı yollarla giren üç yüz civarı Uygurlunun durumuna ilişkin bilgiler verildi. Ve şu anda beklemede olan altmış Uygur vatandaşı olduğu bildirildi. Türkiye’nin ardından Amerika Dışişleri Bakanlığı da kınadığı yüz kırk dokuz kişinin Çin’e iadesi için açıklama yapan bakanlık, “söz konusu iade için Çin’den taahhüt alındığını ve yakın zamanda Tayland’dan gönderilen yüz kırk dokuz kişinin takibini yapmak üzere Çin’e gideceği ve kontrollerde bulunacağı” bildirildi.

ADNAN OKTAR: Yazık Uygur kardeşlerimize, çok eziliyorlar, çok.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ali Bulaç, 6 Temmuz’da yazdığı yazıda; “Yetmişli yıllarda polis tarafından kendisine ajanlık teklif edildiğini” aktararak, “kendisinin bu teklifi kabul etmediğini ama kabul eden bazı İslamcıların hızla yükseldiğini” açıkladı. Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı da, “Sayın Yalçın Akdoğan 28 Şubat’ta siz hangi görevi ifa ediyordunuz? Başbakanlık Takip Kurulu’nda askerlerin kurduğu batı çalışma grubundan gelen emirleri yerine getirerek için hangi fişlemelere ne muamele yaptınız?” ifadesiyle, bu ajanlardan birinin Yalçın Akdoğan olduğunu ima etti. Yalçın Akdoğan ise bu iddialara sert yanıt verdi; “Bir ajan müessesesi olarak ve başka ülkeler için kendi ülkesine karşı yapan paralel yapının iftiraları, daha büyük alçaklıktır” dedi.

ADNAN OKTAR: Yalçın Baba’ya laf yok. Yalçın Baba iyidir. Nur talebesi, efendi, dürüst delikanlı Yalçın Akdoğan. Biz bir yamuğunu falan görmedik. Eleştiriyorum, ayrı ama iyi insan. Niye öyle pis işlere girsin? Yani muhbirlik falan gibi kötü işlere girmez, yapmaz onu.

Yalçın Akdoğan, o dönemde Harp Akademileri’nde ders veriyormuş, dindarlara en ağır baskı olduğu dönemde. Olabilir. MİT mensubu da olabilir, devletin önemli görev verdiği bir kişi de olabilir, suç değil ki bunlar, güzel bir şey. Harp Akademisi bizim akademimiz, bize ait. “Dindarlara ağı baskı yapılsın” diyecek birisi de değil. Kendisi dindar zaten. Dolayısıyla gereksiz.

PKK’nın o dağlık bölgeden sökülüp atılması lazım. Kandil. Ayette diyor ya, “İki dağın arası eşit düzeye gelince” diyor. Ne yapacaksın? Ovaya çevireceksin. O dağları aşağı indirmek gerekiyor, sıradan. Yani bir on beş dakikada falan hallolur. Araziyi tamamen boşaltmak lazım. Ama yer gök birbirine karışır tabii. Hakikaten deprem oluşur yani öyle bir şeyde beş buçuk-altı şiddetinde deprem oluşabilir. Toz duman aşağı indiğinde, bakacaksın, ova. MaşaAllah, Konya Ovası gibi at koştur. PKK’nın da en hoşlanmadığı şey, ova. Zaten söylüyor ya, “biz ovada yapamayız” diyor. Konu bu, yöntem de budur.

Türkiye’nin hava alanlarının IŞİD’e karşı kullanılması cinayet olur. Yapanlar, katil olurlar. Aman ha.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger; “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sekiz buçuk yıl süresince yabancı istihbarat birimlerince dinlendiğini ve bu dinlemelerin belgelerini gördüklerini” iddia etti. “Erdoğan’ı sekiz buçuk sene boyunca yirmi dört saat dinlemişler. Bu belgeler de var. Belki şu anda ortada dolaşmıyor olabilir ama biz bu belgeleri gördük. Bu kadar bir zafiyet varken ortada, buna hiçbir şey yapmamak, Türkiye’yi gerçek bir güvenlik zafiyetine sokmak demektir.”

ADNAN OKTAR: Ne yapsın? Ne yapabilir yani? Etrafındaki insanlara güvenmiş. Adam diyor ki, “La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah” diyor, yanına geliyor namaz kılıyor. Ona güvenme, buna güvenme, ne yapacak? Ne yapsın yani? Devlet görevlisi olarak yanına geliyor. Orada Tayyip Hoca’nın hiçbir suçu yok. İstihbarat edindiyseler de, alsın o istihbaratı istedikleri gibi kullansınlar. Laf mı o? O ummadığı bir dünyayla karşılaştı. Tayyip Hoca’nın o yönde vicdanı temiz. Ne bilsin etrafındaki insanların böyle bir planlar yaptığını? Öyle bir şey bilse, kanunla hukukla onları paramparça ederdi. Hiç ummadı yani hiç kondurmadı. Bir ne yapsın, kime güvensin? Şimdi beni konuşturmasınlar. Yapan utansın. Bir de yüzü ak onun, bu kadar dinlemişler, utanç duyulacak hiçbir olayı yok. Bu müthiş bir aklanmadır. Bunca yıl dinlemişler, hiçbir suç unsuru bulamadılar. Hiçbir gayrimeşru bir şey bulamadılar. Yani ahlaka, edebe aykırı hiçbir şey bulamadılar. Tam bir aklanmadır bu. O yönüyle hakkını teslim etmek lazım. Ben Tayyip Hoca’yı bayağı eleştiririm ama bu konuda gerçek bu. Bayağı bir zulüm yaptılar, bu doğru. Hiçbir insana yapılmaz böyle bir zulüm. Yine metanetliymiş, yine koruyor kendini yani metanet. Başkası olsa, zıvanadan çıkar. İnsan ne olur böyle bir durumda? Buradan yanaşmak doğru değil Tayyip Hoca’ya. Ona kalırsa, Sayın Kılıçdaroğlu’nu da dinlediler, herkesi dinlediler. Yani teknolojik olarak buna çözüm bulmak çok zor. Yapacak bir şey yok. Ama hepsinin dürüst olduklarını da gördüler. Hiçbirinde de koz yok. Ne Bahçeli’de koz bulabildiler, ne Kılıçdaroğlu’nda kız bulabildiler. O tip dinlemelerde kim bilir neler çıkar öbürlerini dinleseler. Özetle geçsinler bunu. Önemli bir şey değil o. Evet.

KARTAL GÖKTAN: IŞİD, Sina saldırısının ardından Kahire Gize’yi hedef gösterdi. Örgütün hedefleri içinde artık büyük sfenks ve piramitler de var. T24’ün Avrupa Parlamentosu muhabiri James Hallen’ın Adeledelove sitesinde yer alan makalesinden derlediği habere göre, “Mısır’ın en değerli tarih mirası olan piramitler IŞİD tehdidi altında.”

ADNAN OKTAR: İşin doğrusu ben de merak ediyorum onun içinde neler var diye. Şimdi bak, IŞİD şöyle yapsın; bombalayıp dağıtırsa, içindeki tarihi belgelere ulaşamayız, o yanlış. Bir de dağıtamazlar zaten, bombayla falan etkilenmez o. Çok nezaketiyle tek tek taşların kaldırılması lazım, hepsinin bir bir indirilmesi lazım. Odaların hepsine girilmesi, bütün belgelere bakılması lazım. Sonra da yeniden aynı şekilde orijinal şeklinde tanzim edilebilir. Büyük sfenkslere mutlaka girilmesi gerekiyor. İçinde, odalar var. Bir de çok eski o, Mısır tarihinden çok daha eski o. Üç bin-dört bin-beş bin yıllık değil, çok daha eski. Oralara da girilmesi lazım, oradaki belgelerin bulunması lazım. Zaten benim idealim o. Ama IŞİD gider de bombalarsa falan darmadağın ederse, o zaman o belgelere ulaşamayız. O yüzden böyle bir olaya kesinlikle girmesinler. Onu, Hz. Mehdi (a.s)’a bıraksınlar, Hz. Mehdi (a.s) onu nezaketiyle açar bakar, ne varsa içinde bütün belgelere ulaşır. Çünkü Hz. İbrahim (a.s) dönemine ait belgeler var, Hz. Nuh (a.s) dönemine ait belgeler var, hepsi zayi olur. Çok eski peygamberlere ait belgeler var, dünyanın sırları var, büyük sfenkste özellikle. Odalar var içinde. Girilmedi, hiç kimse bilmiyor daha. O yüzden biraz sabırlı olacaklar. Bu işe girmesinler.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Siirt’te kaçakçılık şüphesiyle durdurulmak istenen bir otomobilden ateş ederek polis memuru Bünyamin Torğut’u şehit eden kişi ile aynı araçta ölü bulunan kişinin PKK’lı olduğu ortaya çıktı. Polisi şehit eden kişinin örgütün çırağan bölge sorumlusu Cemal Oğuz olduğu belirtildi. Araçta cesedi bulunan teröristin de kayıp olan Oğuz’un silahından çıkan kurşunla öldüğü tespit edildi.

ADNAN OKTAR: PKK vahşetini sorduğumuzda PKK’ya, “biz yapmıyoruz, jandarma yapıyor” diyor, Jandarma istihbaratı. Çok ahlaksız bunlar. Yani iftira, oyun, densizlik, yalancılık, üçkağıtçılık hepsi var. Al işte bak bu da belgesi. Yine cinayet. Bak polisi şehit edenlerin PKK’lı olduğu yine ortaya çıktı. O da mı Jitem mensubuydu? Sahtekar herifler.

Amerika Güneydoğu’da niye komünist devlet istiyor? İsrail’e yakın bir devlet istiyor. Türkiye İsrail’e yakın olsa, Amerika bunu yapmaz. Amerika’yla müttefik ol, dost ol. İsrail’le müttefik ol, dost ol. İsrailliler güzel insanlar. Hahamlar acayip nezaketi seven insanlar. Gereksiz bir propagandayla bir öfke meydana getiriliyor. Nur gibi insanlar. Müthiş dindarlar. Allah’tan müthiş korkuyorlar, Allah’ı çok seviyorlar. Çok ayıp yapıyorlar, keyfi bir nefret var, keyif için. Ortada hiçbir sebep yok. Bayağı sevgi dolu, neşeli, sevgi dolu insanlar. Öyle bir şey olsa, görülür. Birçok insan şirret bir ruhla yaklaşıyor. Suç işleyene ayrı ne diyorsan de ama mazlum adamdan ne istiyorsun? İsrail aleyhtarlığı uğursuzluk getirir. Yanlış bir şey yapılıyor. Gelenekçi Ortodoksların oyunu olacağız diye böyle bir şey yapmak çok büyük hata olur.

“DEAŞ itlerinin karşısında savaşan şehit midir?” Bir kere t demen çok ayıp. Müslüman’a kötü söz döner dolaşır sahibini bulur. Çok ayıp bu bir. Müslüman’la savaşmak, zaten bir ahlaksızlıktır bu. Savaşmak ne demek? Kan döküyorsun. Cinayet işlemek için Müslüman’ın karşısına dikiliyorsun. Dolayısıyla burada sonsuza kadar cehennemle cezalanacak birisi vardır. Şehitlik bir yana, Müslüman kanına elini bulaştıran bir insan, Müslüman’ı şehit eden bir insan, sonsuza kadar cehennemden çıkamaz. Sen IŞİD’le mücadele etmek istiyorsan, sevgiyle, ilimle, irfanla, akılla mücadele et. Çünkü onlar hep ayetle konuşuyor ama yanlış hadislere de girdikleri için, yanlış eserle tabi oldukları için, inanç sistemleri gelenekçi Ortodoks bütün Müslümanlarda olduğu gibi bozuk ve yanlışlar. Konu bu. Suudi Arabistan’dan fikir ayrılıkları hiç yok aynılar. Türkiye’deki birçok gelenekçi Müslüman’la da aynı kafadalar. Arada farkları yok. Zaten tartıştıklarında, Suudi hocalarla haklısınız diyor Suudi Hocalar, IŞİD’le tartıştıklarında doğru söylüyordunuz diyorlar. Hz. Mehdi (a.s)’ın çözeceği olay bu, kimsenin yapabileceği bir şey yok. Sen PKK’ya it diyeceğine, Müslüman’a demeye kalkarsan, o laf döner dolaşır sana iade olur. Kötü söz sahibinindir. Ama PKK’ya dersen, tam oturur.

Ama kitaplığımda benim o devirde üç bin kitabım vardı. Meşhurdu benim kitaplığım. Hepsi de tek tek elden geçmiş kitaplardı. Ansiklopedileri değil ama diğerlerini zaman zaman elden geçirmiştim.

Faruk Karaaslan, “ilimle irfanla çok güzel mücadele ediyorsunuz” diyor. Evet.

Cerablus vuruluyormuş, vuranların eli ayağı kırılsın, Allah helak etsin. Allah akıllarını alsın. Müslüman öldürenleri, Allah sürüm sürüm süründürsün.

Şimdilik bu kadar olsun.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü