Harun Yahya

Sohbetler (12 Temmuz 2015; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar’la Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Ardahan’ın Göle ilçesinde belediyeye ait aracı gasp eden PKK'lılar jandarmayla çatıştı. Çatışma bölgesinden geçen minibüste bir kişi öldü, iki kişi de yaralandı.

Minibüste bulunan ve hayatını kaybeden kişi HDP il yöneticisiydi. HDP’liler Valiliğin provokasyon yaptığını ve askerin masum köylülere ve HDP’lilere saldırdığını iddia ettiler. Valilik de bir açıklama yaptı. Olayı şöyle anlatıyor valilik: “Su kesintisini gidermek için bölgeye giden belediye ekiplerine bir grup bölücü terör örgütü mensuplarınca müdahale edilmiş, su kesintisini kendilerinin yaptıklarını beyan ederek arızanın giderilmesini engellemişlerdir. Belediye personeli serbest bırakılmış ancak araca el konulmuştur. Olayın öğrenilmesiyle birlikte güvenlik güçlerince operasyon başlatılmıştır.  Operasyon sırasında el konulan belediye aracı olay yerinde yakılmış vaziyette bulunmuştur. Ancak olay yerindeki araç ile ilgili olay yeri incelemesi yapıldığı esnada jandarma görevlilerine terör örgütü mensuplarınca ateş açılmış, açılan ateş sonucunda olay yerine nasıl geldiği tam olarak tespit edilemeyen sivil bir araç, teröristlerin açtığı ateşin hedefi olmuş ve araç içerisinde bulunan dört kişiden ikisi yaralanmış, yapılan tüm müdahalelere rağmen bir vatandaşımız vefat etmiştir” denildi.

ADNAN OKTAR: Evet, PKK kökten kazınması gerekli bir mafya yapılanması. Yoksa bunun önü sonu gelmez. Yüz sene de olsa devam eder. Yani Türkiye’nin konforu, huzuru, rahatlığı, iyiliği, güzelliği için bölgenin huzuru, selameti için İslam aleminin sıhhat ve selameti için İttihat-ı İslam’ın bekası için bu deccal örgütünün, bu küfür yapılanmasının ilga edilmesi ve tamamının etkisiz hale getirilmesi farz. Aksi haram olur. Allah’ın hükmü yerine getirilsin artık. Deccalın da kırk yıllık süresi doldu.

Misafirlerimiz hakkında bana bilgi ver.

BÜLENT SEZGİN: Kısa bir bilgi vardı. Bütün dünyada otuz dört temsilciliği bulunan Vice News 2013 yılının sonlarında New York’ta kuruldu. İngilizce ve Fransızca yayın yapıyorlar. Özellikle diğer kanallar tarafından ele alınmayan güncel konuları kapsayan çok çeşitli belgeselleri çok geniş bir kitle tarafından takip ediliyor. Hedef kitlesini gençler olarak tanımlayan Youtube üzerinde bir buçuk milyona yakın takipçisi bulunan Vice News’un videolarının görüntülenme sayısı 260 milyona yaklaşıyor. Belgeselleri Amerika’nın en itibarlı kanallarından biri olan HBO’da yayınlanıyor. Bugün gelecek olan konuklarımız; program yapımcısı, Meher Ahmad ve arkadaşları Hanna ve Valerie. Kadınların İslam’daki yeri ile ilgili sizin görüşlerinizi almak için buradalar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Erkek hakkı tartışılmıyor da kadın hakkı tartışılıyor, olaya bak sen. Böyle bir olay zaten olmaması lazım, hiç olmaması lazım. Yarı yarıya olduklarına göre insanlar değil mi kadın erkek olarak yarı yarıya ama kadın konumu itibarıyla daha üstün tutulması gerekir. Çünkü sanattan daha iyi anlıyor, estetikten daha iyi anlıyor, daha kibar, daha zarif, daha naif, daha estetik, her şeyin başında annelik görevi yapıyor çok zor bir görev. Mübarek muhterem varlıklar olduğu için daha çok özen gösterilmesi lazım. Mesela biz ulemaya nasıl daha çok saygı gösteriyoruz, kadına da daha çok saygı gösterilmesi lazım, değer verilmesi lazım. Çünkü bir dünya nimeti, dünya güzelliği, dünyanın en güzel varlığı olduğuna göre; o en güzel varlığa en güzel şekilde saygı sevgi göstermek, nezaket göstermek gerekir.

Peygamberimiz (s.a.v.) ne kadar güzel ahlaklı hayret.

Buyursunlar gelsinler.

Merak ettiğiniz, konuşmak istediğiniz konular varsa hemen başlayabiliriz.

MEHER AHMAD: Ben buraya geldim çünkü İslam’da kadınlar hakkında bir program yapmak istiyordum. Bu program da benim için çok enteresan ilginç. Çünkü burada bu şekilde çok rahat özgürlük ortamı var. Kadınlar konuşabiliyorlar, hanımlar. Ve sizin konuşmalarınız, hanımlardan bahsetmeniz İslam’ın kadınlara verdiği önemden bahsetmeniz çok etkileyici.

ADNAN OKTAR: Yalnız tabii 21. Yüzyılda, 2015 yılında daha hala kadın haklarından bahsedilmesi çok korkunç. Böyle bir durum zaten hiç olmaması lazım. Dünyanın süsü olan, dünyanın ihtişamı olan, dünyaya kalite getiren, dünyaya anlam getiren varlıkların, bu güzel, üstün varlıkların hakkı var mı, yok mu bu tartışılıyor. Bu çok ürkütücü. Bu zaten çoktan olması gerekiyordu.

MEHER AHMAD: Neler düşünüyorsunuz? Bu sorunun temelinde ne var bu kadar hala konuşuluyor olmasının?

ADNAN OKTAR: Kuran’da anlatılan bir din var. Bu din dünyayı cennet gibi yapıyor. Ama bir din daha var, bunlar da hurafeler uydurmalara dayalı bir din. Bu da dünyayı cehennem gibi yapıyor. Kuran'a dayalı dini tercih etmediler, hurafeye dayalı dini tercih ettiler ve dünyayı cehenneme çevirdiler, sebebi bu.

MEHER AHMAD: Müslüman toplumunda kadının rolü nedir, toplumda İslamiyet’e göre?

ADNAN OKTAR: Kadın zaten her yerde her şeyde hakim güç olması gerekir. Siyasette, politikada, sanatta, sanayide her yerde ama tabii kadına ağır işler, ağır görevler verilmemesi gerekir. Yani tarla işi maden işi veyahut ona benzer ağır işler ama bunun dışında kadının her yerde olması zaten tartışılacak bir yönü olmayan kesin açık bir konu.

MEHER AHMAD: Hakim olarak kastettiğiniz nedir, politik olarak mı iş olarak mı?

ADNAN OKTAR: Her yerde mesela siyasette meclislerde mesela Türkiye'deki meclisin az bir kısmı kadın. O da yeni yeni artmaya başladı en az yarısının kadın olması lazım.

MEHER AHMAD: Birçok hanım var A9'da görevli olan, onlar buradalar mı bu akşam?

ADNAN OKTAR: Evet, demin geldiler.

MEHER AHMAD: Evet, hanımlarla da konuşmak isterim. Erkeklerle konuştum, çok sevdiğim erkeklerle burada ama hanımlarla da konuşmak isterim.

ADNAN OKTAR: Tabii ki şimdi gelecekler.

MEHER AHMAD: Siz tabii hanımların kıyafetleriyle ilgili de konuşuyorsunuz. Buraya Türkiye'ye geldiğimizde de gördük; hem kapalı hanımlar var, hem dekolte hanımlar var. Sizce hanımlar kapalı mı olmalı?

ADNAN OKTAR: Yani çok olağanüstü şartlar varsa, kadınlar rahatsız ediliyorsa tabii ki kadın kendini korumak için kapanması gerekir Ahzab Suresi’nde açık açık bu konu anlatılmış. Cenab-ı Allah bu konuyu net bir hüküm olarak açıklıyor. Ama rahatsız edilmiyorlarsa güven içindelerse istedikleri gibi giyinirler yani cinsel organları göğüsleri kapalı olmak şartıyla gayet rahat bir kıyafetle gezebilirler.

MEHER AHMAD: Bikini o zaman olabiliyor mu bu şekilde?

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

MEHER AHMAD: Size göre niye bunu söyleyen pek kimse yok? Siz azınlıkta olmuş oluyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Geleneğe uyuyorlar, insanlar birbirlerinden çok çekiniyorlar, mahalle baskısından çok çekiniyorlar.

MEHER AHMAD: O zaman kadınlar üzerinde oluşturulan bu baskı adaletsiz bir baskı olmuş oluyor.

ADNAN OKTAR: Tabii ki yani kadının namusunu korumakla görevli olduklarına inanıyor erkeklerin bayağı bir kısmı. Kendi namuslarını değil de kadının namusunu korumakla görevlilermiş gibi düşünüyorlar. Kadının potansiyel olarak namus dışı bir şeyler yapacağına inanıyorlar onun için de tedbir almak konusunda kendilerini görevli addediyorlar. Ama kadınlar onların namusunu koruma gibi bir çalışma yapmıyor.

MEHER AHMAD: Siz de bunu değiştirmeye çalışıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Doğrusunu söylüyorum. Zaten Allah değiştirir ama doğrunun karşısında direnemeyecekler. Bağnazlık mutlaka yenilecek dünyada, yeniliyor da zaten. Dünyanın her tarafında görülüyor.

OKTAR BABUNA: Sizin programlarınızı izliyorlarmış zaten. Çok hoşlarına gidiyor ama “böyle bir şeye rastlamadık dünya çapında” diyorlar. Çok da merak ediyorlardı.

ADNAN OKTAR: Çekiniyorlar yani açıkça korkuyorlar, bayağı bir insan korkuyor gerçeği söylemeye. Çekinecekleri bir şey yok.

MEHER AHMAD: Ebru Hanım’la ben çok konuştum zaten. Bahsettik İslam’da kadının rolünden. Onlarla kadının nasıl temsil edildiğini daha detaylı konuşabiliriz.

ADNAN OKTAR: Gelenekçi İslam’da kadın tehlikeli bir varlık olarak görülüyor. Yüzlerce tedbir var. Bir kere erkeklerin içine çıkamaması var. Çıkmaz diye biliniyor. Orada zaten o konu öyle bitiyor. İkincisi çıksa bile tamamen kapalı olarak çıkması gerekiyor. Kapalı çıksa bile konuşmaması gerekiyor. Konuşursa kaba konuşması gerekiyor. Bununla da bitmiyor, eğer bir yere taşındılarsa binanın pencereleri briketle örülüyor kadın dışarıyı görür diye. Hepsi sağlam kaynaklar Ehlisünnet’in, Şiiler’in, Vahabiler’in sağlam eserlerinden anlatıyorum.

MEHER AHMAD: Sizin görüşünüze göre bu yanlış.

ADNAN OKTAR: Tabii ki yanlış. Mesela bakınız bayağı güvenilir hadislerde diyor ki, “Kadına danışın.” İnsan bayağı mutlu oluyor. Ne güzel. “Danışın. Söylediğinin tam tersini yapın” diyor. Yani bu bir hakarettir. Yani kadının potansiyel böyle suç makinesi gibi görülmesi gelenekçi, Ortodoks İslam’ın en acımasız yönlerinden bir tanesi. Bu çok acı bir olay ve kadınlar hep bunun ezikliği içinde yaşıyorlar zaten.

MEHER AHMAD: Buna göre hanımlar istedikleri işte çalışabilirler mi? Yoksa çalışmamaları gereken işler de mi var?

ADNAN OKTAR: Ağır işler tabii kadınlar için olmaz. Ama yani onun takdirini biz yapmayız. Kadının kendisi yapar. Mesela tarlada çalışmak, madende çalışmak, inşaatta çalışmak… Ama bazen çok güçlü kadınlar oluyor. “Ben bundan zevk alıyorum” diyor. Biz ona karışamayız. Mesela diyor ki: “Hz. Mehdi (a.s) devrinde kadınlar yanlarında hiç kimse olmaksızın Şam’a kadar istedikleri gibi gidecekler” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Hiç kimse onlara karışmayacak. Sarkıntılık eden, laf atan, onları huzursuz eden de hiç kimse olmayacak” diyor. Bu belaları, bu hastalıkları düzeltecek olan da Museviler’in beklediği Moşiyah, Müslümanlar’ın beklediği Hz. Mehdi (a.s). Her ikisi de aynısıdır. Bu kişi bu belaları, bu hastalıkları, bu rahatsızlıkları düzeltecek. Ehlisünnet inancına göre yani Sünni âlimlere göre, Vahabi âlimlere göre, Şii âlimlere göre Hz. Mehdi (a.s) şu an hayatta. Museviler de aynı şeyi söylüyorlar. “Şu an Moşiyah hayatta” diyorlar.

MEHER AHMAD: Bu ne anlama geliyor? Dünyayı nasıl değiştirecek bu?

ADNAN OKTAR: Dünyadan terörü, anarşiyi kaldıracak. Bütün dünya kardeş olacak. Hiç kimseye fikrinden dolayı müdahale edilmeyecek. Dostluk, sevgi dünyada asıl ana kanun olacak. Bütün silahlar kalkacak. Silahlar eritilip sanayide kullanılacak. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki: “Damla dahi kan akmaz. Uyuyan kişi uyandırılmaz” diyor. “Damla kan akmayacak” demek, terörün tamamen duracağı, savaşların tamamen duracağı anlamına geliyor. Bütün olayları yaratan Allah, yani deccalları da Allah yaratır, mehdileri de Allah yaratır. Şu an dünyanın en büyük deccaliyet hareketi olan Darwinizm dünyaya hâkim oldu. Dünyanın yüzde 99,99’una neredeyse Allah’ı inkâr ettirdiler. Dünya tarihinde böyle bir deccal hareketi yok. Bu kadar geniş çaplı Allah’ı inkâr eden ilk hareket bu.

MEHER AHMAD: Yani Darwinizm Allah’a karşı olan.

ADNAN OKTAR: Evet, çünkü Allah’ı inkâr ediyor. İnsanların tesadüfen, çamurlu sulardaki bir mikroptan oluştuğunu iddia ediyor. Allah’a meydan okuyan bir sistem -hâşâ-. Bu beladan dolayı şu an bütün dünyadaki anarşi, terör, savaşlar, kıtlık, belaların ana kaynağı budur. Bütün bu acılar, bu ekonomik kriz, bütün bu ıstıraplar bu yüzyılda son bulacak. Dünya kardeş olacak. Sınırlar kalkacak. Yani pasaport, vize kalkacak o anlamda. Dünyada tek geçerli olan şey sevgi, Allah sevgisi olacak.

MEHER AHMAD: Bu sizin grubunuza da yansımış mı bu şekilde? Çünkü bütün grubunuz, arkadaşlarınız çok mutlu görünüyorlar.

ADNAN OKTAR: Evet. Bunun oluşması aslında çok kolay. İyiler birbirleriyle bağlantı halindeydiler,  dağınıklar. Şu an iyi olanların, güzel insanların gücü kötülerden çok çok fazla. Ama iyilerde bir ittifak yok şu an. Birbirleriyle bağlantıları yok. İyiler dünyanın en kilit noktalarını tutmuş durumdalar. Onlar şu an bir araya gelecekler. Tek bir insanın etrafında, Hz. Mehdi (a.s)’ın etrafında toplanacaklar. İyiler dünyaya hâkim olacaklar.

İlk vahiy aldığında Peygamberimiz (s.a.v.) onu bir kadına iletti. İlk Hazreti Hatice annemize. Bu kadının üstünlüğüdür. Yani bir erkeğe gelmemiştir ilk tebliğ, ilk vahiy bir kadına gelmiştir. Ve ilk vahyi kabul eden de bir kadındır. Peygamberliğini kabul eden de bir kadındır. Bu Allah’ın kadınların üstünlüğüne, ahlakının güzelliğine, imana yatkınlıklarına olan bir işaretidir. Bir anlatımıdır.

MEHER AHMAD: O zaman mesela toplumda birinci rolü hanımın mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’in eşi ticaretle uğraşıyordu. Böyle bir iş hanımı olabilir mi? Bu şekilde olabilir mi?

ADNAN OKTAR: Tabii ki. Yani kadına güvensizlik sistemi oturtulmuş. Kadınların da büyük bölümüne bunu kabul ettirmişler. Yani erkek hâkimiyetini kabul ettirmişler. Kadınlar da mazlum ve masum, sakin varlıklar oldukları için, nezih varlıklar oldukları için yüzyıllardan beri buna ses çıkarmamışlar. Yani “ne oluyor? Niye bunu yapıyorsunuz? Ne haddinize? Biz de insanız siz de insansınız. Sizin ne üstünlüğünüz var?” dememişler.

MEHER AHMAD: Bunu baskıcı bir şey olarak mı görüyorsunuz? Ataerkil.

ADNAN OKTAR: Evet. Hasta bir sistem. Yanlış bir sistem.

MEHER AHMAD: Hanımlar daha fazla kontrolü ele geçirirlerse dünya daha iyi bir hale gelebilir mi?

ADNAN OKTAR: İşte o, dünyanın kurtulduğu an o. Şu an kadına zulüm olduğu için Allah, dünyadan bütün bereketi, bütün güzelliği, huzuru adeta aldı. İslam âleminin böyle mahvolmasının sebebi de kadına yapılan baskıdır. Allah insana zulmettirmez. Kadınlara zulüm olduğunda Allah o devleti, o yapıyı yerle yeksan ediyor.

MEHER AHMAD: A9’u seyredenler orada hanımları gördüklerinde “ben bu İslami olmadığını düşünüyorum” diyenler var. Bu konu hakkında ne diyeceksiniz?

ADNAN OKTAR: Öyle şartlandırılmışlar. Yani kadın zaten bir kanalda çıkıp görülemez. Yani evinden çıkamaz. Sokağa çıkamaz. Kanala geldiyse zaten kapalı, çarşaflı olması lazım. Konuşmaması lazım. Yani kadının varlığı kabul edilmiyor bir kere. Sesi kabul edilmiyor. Yüzü kabul edilmiyor. Konuşması kabul edilmiyor. “Konuşamaz” diyor bu felsefe, bu mantık. Oradan olay kilitlenmiş durumda. Yani kadının erkekleri baştan çıkardığı, bir yere gittiğinde fesat çıkaracakları, zarar verecekleri inancı var. Hâlbuki kadın etkileyici olduğu gibi erkek de etkileyicidir. Yani bir kadın isterse bir erkekten çok şiddetli etkilenebilir. Bir kadın da isterse bir erkekten etkilenebilir, istemezse de etkilenmez. Bu tamamen niyete bağlı olan bir şeydir. Yani erkeklerin üzerine vazife değil kadınları hizaya getirmek. Onu kendilerine iş edinmişler. Yani “biz kadınları hizaya getireceğiz. Onların namusunu koruyacağız. Onlar her türlü suçu işleyebilir. Buna müsaade etmeyeceğiz.” Yani kasabanın şerifi gibiler birçoğu. Televizyon kanallarında zaten kadın olduğunda hangi kanalda olursa olsun rahatsız oluyorlar ama gelenekçi hocalar, Ortodoks hocalar bu kanalda hanımların çıkmasından rahatsız olduklarını belirtiyorlar. Ama kendileri bir kadın gördüklerinde yani yılışma tarzında demeyeyim de bazıları için garip bir ruh haline giriyorlar. Ve hakikaten yaranmaya çalışan, sempatik görünmeye çalışan, işte o badem bıyığını biraz düzeltmeye çalışıyor. Birçoğunun saçı takma oluyor. Olabilir yani yapabilirler bir mahsuru yok da veyahut işte limonla taramış saçını onu düzeltmeye çalışıyor. Çok etkileyici olduğuna da inanıyor yani işin acı yanı.

MEHER AHMAD: O zaman erkekler tahrik ettiğine göre onların çarşaf giymesi gerekmez mi?

ADNAN OKTAR: İşte kendilerinin çok etkileyici olduğunu düşünüyor. Gerekir tabii. Ona göre gerekir. Olağanüstü olduğuna inanmış yani.

MEHER AHMAD: Bu mantıklı. Bu şekilde doğrusunu anlatan sizin gibi çok az kimse olduğuna göre hayatınızdaki kadınların rolü neydi? Mesela anneniz, kız kardeşleriniz veya nasıl oldu da bu fikirlere geldiniz böyle bu şekilde?

ADNAN OKTAR: Allah bize bunu zaten içgüdü olarak vermiştir. Biz çiçeği gördüğümüzde “çiçeği sevelim” demeyiz. Çiçeği zaten severiz. Mesela bir kediyi gördüğümüzde “sevsek mi acaba?” demeyiz. Allah onu sevdirir. Kadın da sevilecek bir varlıktır. Tereddüt edilecek gibi olmaz. Yani insanın kendisini eğitmesine gerek yoktur. Allah onu bize içgüdü olarak vermiştir. Dünyada kadına karşı şiddet çok yaygın. Devletler bu konuda çok gevşek bir politika izliyorlar. Yani ciddi, kararlı bir politika izleseler kadına karşı şiddet olmaz.

MEHER AHMAD: Size göre ideal hanımlar kimler?

ADNAN OKTAR: İdeal hanım, benim gördüğüm Kuran’a tabi olan. Kuran’daki aklı alan, vicdanlı, merhametli, sevgi dolu, nezih, temiz, klâs, kaliteli, hoş bir varlık.

MEHER AHMAD: Ben Kim Kardashian’ın büyük bir hayranıyım. Siz de Kim Kardashian’ı beğeniyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Beğeniyorum ama şu son fotoğraflarını beğenmedim. Yani olmamış. O evli olduğu şahıs çok zevksiz. Onu kendi zevk anlayışından çıkarttı. Çok kötü bir çizgiye götürüyor. O şahısla bağlantısını kültürel anlamda koparması lazım.

MEHER AHMAD: Güzel olmayan şeyleri ona yaptırdığı için mi?

ADNAN OKTAR: Evet, yani çok yakışıksız bir görünüm olmuş. Ne kıyafetinde güzellik var, ne verdiği pozlarda bir güzellik var. Makyajını bozmuş, saç kalitesini de bozmuş. Yani her şeyini bozmuş adeta. O şahıs evli olan kişi.

MEHER AHMAD: Birkaç sene öne daha mı iyi görünüyordu?

ADNAN OKTAR: Tabii, o şahısla evlenmeden önce çok iyiydi.

MEHER AHMAD: Buradaki hanımların çoğu zaten şu anda ondan daha iyi görünüyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii, yani kendine pek acımıyor Kardashian. Hâlbuki çok güzel bir varlık. Yani titizlikle onu koruması gerekir. Kendi zevkiyle hareket etse çok güzel olur. Yönlendirmeye kapalı olması daha iyi olur.

MEHER AHMAD: Yani evlenmeden önce kendi zevki daha iyiydi kendisiyle ilgili.

ADNAN OKTAR: Çok çok iyiydi.

MEHER AHMAD: Bu yani bir erkeğin bir hanımı baskı altına almasına bir örnek olarak gösterilebilir mi?

ADNAN OKTAR: Evet. Mesela Amber öyle değil. O özgür hareket ediyor. Bayağı güzel oluyor sanat anlayışı, estetik anlayışı. Kendine de güzel bakıyor. Çocuk doğurmasına rağmen bayağı iyi yani şu an. Renk seçimleri, kalite anlayışı kendi düşüncesi olduğu için çok çok hoş oluyor.

MEHER AHMAD: Amber kim?

OKTAR BABUNA: Amber Rose.

MEHER AHMAD: Amber Rose’u beğeniyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Tabii çok güzel kadın.

MEHER AHMAD: Her ikisi de yuvarlak hatları olan hanımlar.

ADNAN OKTAR: Evet, yani tam klasik kadın.

MEHER AHMAD: Bir hanımın kazanımı ne olur kendisini iyi bir makyajla, iyi bir elbiseyle ortaya koyduğunda?

ADNAN OKTAR: Güzel bir çiçeğin kazanımı ne ise onun kazanımı da o olur.

MEHER AHMAD: Tam anlayamadım ne anlama geliyor yani?

ADNAN OKTAR: Yani bir çiçeğin güzelliği nasıl insanları çok etkiler, nasıl dünyanın süsüdür, nasıl hayatın rengidir, hayata renk verir, heyecan verir. Estetik duygusu nasıl ruhumuzda bir ferahlık meydana getirir. Buna benzer bütün güzel duygular oluşur.

MEHER AHMAD: Bir süs gibi değil mi?

ADNAN OKTAR: Süs ama ruha hitap eden bir güzellik. Güzellik duygusunu coşturan bir etki.

MEHER AHMAD: Müslüman hanımların karşılaştığı en büyük sorun sizce bugün nedir?

ADNAN OKTAR: Baskı ve o baskının sonucunda cilt sağlıkları bozuluyor. Saçlarının güzelliği bozuluyor. Vücutları bozuluyor. Neşeleri kalmıyor. Sevinçleri kalmıyor. Adeta güzellikleri tamamen toprak olmuş oluyor. Yok olmuş oluyor.

MEHER AHMAD: Burada bulunan hanımlardan bazıları sizin yanınıza gelmeden önce hiç baskı altında kalmışlar mıydı?

ADNAN OKTAR: Aileler genellikle baskıcı olur. Türkiye geleneğinde, Ortadoğu geleneğinde aile baskısı ünlüdür. Bilinir. Avrupa’da aile baskısı o kadar yoktur. Amerika’da o kadar yoktur. Ama Türkiye, Ortadoğu, Pakistan, Hindistan aile baskısıyla ünlüdür.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sevgisizliğin de yarattığı baskı üstümüzde çok vardı sizinle tanışmadan önce.

ADNAN OKTAR: Evet, yani sevgisizlik. Böyle hani “bir an önce onu evlendireyim. Kurtulayım. Zengin bir koca bulayım. O kocadan, zengin kocadan biraz para alayım.” Yani adeta kızını satmak isteyen bir insan üslubundalar. Zaten “kızı sattın mı?” diyor. Aileler aralarında konuşuyorlar. “Sattın mı?” diyor. “Daha satmadın mı?” diyor. Açık Türkçe konuşuyor adamlar.

MEHER AHMAD: Batı ülkelerinde de bu şekilde bir baskı var mı? Onlar da istedikleri gibi giyinebiliyorlar.

ADNAN OKTAR:  Batı ülkeleri daha rahat tabii Türkiye’ye kıyasla çok daha rahat. Ama orada da tabii anormal insanlar çok. İslam’da kadının yeri yüksek, kadının değeri çok büyük. Allah bunu zaten işaret olarak ayetlerde de anlatmış, hadislerde de gösterilmiş. Fiili uygulamada da görülmüş. Mesela ilk vahyi Peygamberimiz (s.a.v.) bir kadına söylüyor. Bu çok ilginç bir şey, üstünlük yani. İlk imamlığı bir kadına yapıyor. İlk namazı kılan bir kadındır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in peygamberliğini ilk ona söyleyen yine bir kadın. “Sen peygambersin” diyor. Ona vahiy geldiğindeki o heyecanını yatıştıran yine bir kadın. “Beni örtün, beni örtün” dediğinde ilk Hazreti Hatice annemiz ona şefkat, sevgi göstermiştir.

MEHER AHMAD: Türkiye’de bunları eleştiren konservatif gruplar da var mı? Böyle bu şekilde hanımlar, yani bu şekilde konservatif hanımlar aynı zamanda?

ADNAN OKTAR: Var ama bir de bir kısmı çok sert bir üslupla eleştiriyorlar. Yırtıcı. Sevgiden bahsediyor, hayvan sevgisinden bahsediyor, kafa göz yarıyor. Cam çerçeve indiriyor. Öyle sevgi anlatımı olmaz.

MEHER AHMAD: Sizin anlattıklarınızın yüzde doksanını anlatan fakat kadınların kapanması gerektiğine inanan başkaları da var. Bazı hanımlar aynı sizin anlattığınız gibi hanımların ön planda olmasını savunuyorlar. Fakat kapanma konusunda farklı söylüyorlar. Bu konu hakkında ne söylüyorsunuz? Aslında aynı görüşteler sizinle ama kapalılar. Ama yine de bu görüşü savunuyorlar, Türkiye’de böyle topluluklar var.

ADNAN OKTAR: İşte bu, o baskının devam ettiğini gösteriyor. Mahalle baskısından ancak o kadar konuşabiliyor. O korku ortamında ancak o kadar mevzi alabiliyor.

MEHER AHMAD: Yıllar boyunca Türkiye’de halka açık alanlarda başörtüsü yasaktı. Şu anda artık yasak değil. Bu konu hakkında ne söylüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Bu çok utanç vericiydi. Bu utanç ortadan kalkmış oldu. Bütün Türkiye bunun acısını yaşıyordu. Meclise başörtülü bir kadın girdiğinde büyük olay çıkmıştı. O acıyı bütün Türkiye yaşamıştı. Demokratikleşme yönünde hızlı adımlarla Türkiye ilerliyor ama yine bir şeyler oldu, bir duraksama var. Yeniden bu güzel gelişmelerin devam edeceğini umuyorum.

MEHER AHMAD: Mesela Kardashian’larla ilgili veya müzikle ilgili konuları nereden öğreniyorsunuz, internete mi bakıyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Basından, internetten.

MEHER AHMAD: Çok fazla Ipad kullanıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Evet.

MEHER AHMAD: Bütün hepsinin ayrı bir görevi mi var o Ipadlerin?

ADNAN OKTAR: Evet. Buradan Kardashian bağlantısı.

MEHER AHMAD: Ben de bunlardan bir tane istiyorum. Çünkü ben de Kardashian’dan çok hoşlanıyorum.

ADNAN OKTAR: Ben Kardashian’ın kültürünü de çok beğeniyorum, görgüsünü, kalitesini, kalite anlayışını, sevgi anlayışı, hepsi çok güzel.

MEHER AHMAD: Bence de.

ADNAN OKTAR: Ama biraz sayılarının artması lazım tabii. Böyle güzel insanların, böyle güzel hanımların sayılı olması da pek iç açıcı değil. Bir de Kardashian gibi böyle güzel hanımları, çok baskı kuruyor toplum. Bu da çok çirkin. Çok rahatsız ediyorlar. Geçenlerde epey oluyor üstüne un serpmişlerdi. Çok büyük bir terbiyesizlik ve vicdansızlık.

MEHER AHMAD: Sizin yalılarınızdan bir tanesini bugün görme imkanım oldu aynı zamanda oradaki zevkinizi çok takdir ettim ve iç mekan döşeme konusundaki zevkinizin mükemmel olduğunu söylemek zorundayım.

ADNAN OKTAR: Teşekkür ederim. Siz dostlarımızın oralarda o güzelliği görmesi amacıyla böyle bir çalışma yapıyorum. Sizin mutlu olmanız o evin amacını oluşturmuş oluyor.

MEHER AHMAD: Ben de gerçekten oradan çok zevk aldım. Ben şunu fark ettim hem burada yayın yaptığınız yerde, hem evlerinizde, hem etrafınızdaki her şey çok güzel. Siz bunu özel olarak mı seçiyorsunuz bu şekilde?

ADNAN OKTAR: Evet benim ruhum hep güzelliğe göredir. Güzel olmayan bir şey beni sıkar. Hep güzeli ararım. Güzel olmayan bir şeyi güzelleştiririm.

MEHER AHMAD: O yüzden mi daha önceki çevirmen geriye gitmek zorunda kaldı? Çünkü buradaki bütün hepiniz çok güzel görünüyorsunuz ve buna sizin güzel görünmeniz de dahil.

ADNAN OKTAR: Siz de çok güzel bir hanımsınız. Esmer güzelisiniz.

MEHER AHMAD: Teşekkür ederim. Benim çalıştığım yayın yapan yer şu anda Amerika’daki bütün gençlere genelde hitap ediyor ve o gençler İslam hakkında veya yaratılış hakkında hiçbir şey bilmiyor. Amerika’daki gençlere hitap etmek için söyleyeceğiniz bir şey var mı? Çünkü onlar gerçekten bu konularda bilgisizler.

ADNAN OKTAR: Darwinizm samimi anlatılmış bir bilgi değil. Yani altı yüz milyon fosil var, bu fosillere baktığımızda yaratılış apaçık ortaya çıkıyor. Hiçbir şekilde evrim olduğuna dair bir delil bulamıyoruz. Protein yapısına baktığımızda da hiçbir şekilde tesadüfen olacak bir yapı olmadığını görüyoruz. Allah’ın varlığı apaçık ortada. Amerikan halkı dindar olursa güzel oluyor. Altmışlarda çok dindardılar, çok güzeldiler. Yine o eski neşelerine kavuşsunlar, o eski güzelliklerine kavuşsunlar, eski kalitelerine kavuşsunlar. Dostluk anlayışları güzel, sevgi anlayışları güzel ama bu Hristiyan dindarlığıyla pekişir. Samimi gerçek Hristiyan dindar anlayışına dönmeleri çok güzel olur. Museviler’in kendi dininde gerçek dindar olmaları çok güzel olur. Müslümanlar da kendi inançlarında gerçek Müslüman olmaları çok güzel olur. Ama Amerikan toplumu tabii dünyanın bir süsüdür, dünyanın bir güzelliğidir, neşesidir. Amerikan toplumunun çökmemesi, güç kazanması için de tabii bütün dünyanın destek olması gerekir.

MEHER AHMAD: Amerika’da özellikle ama başka yerlerde de daha çok Müslüman olmanın, daha dindar Müslüman olmanın bir sorun olduğunu düşünüyorlar. Ben de Müslüman’ım o yüzden ben bunun doğru olmadığını biliyorum ama onlara ne diyebiliriz tam olarak, açıklayamıyorum. Örneğin size baktıklarında, A9’daki diğer insanlara baktıklarında kendilerine benzeyen insanlar görüyorlar, bu iyi bir şey. Peki onlara nasıl bir açıklama getirmek gerekir.

ADNAN OKTAR: Bağnaz Hristiyanlık tabii çok acı bir şey, bağnaz Müslümanlık, bağnaz Musevilik çok korkunç bir şey. Bağnazlıktan kurtulmak gerekiyor. Modern Hristiyan anlayış, modern Müslüman anlayış, modern Musevi anlayış doğru olur. Yani modernlikten kastım; özü, gerçeği anlamında.

MEHER AHMAD: Modern olan ve modern olmayan İslam arasındaki fark nedir?

ADNAN OKTAR: Modern İslam Kuran’a tam tabidir, Kuran’ın dışında hiçbir görüşü kabul etmez. Modern olmayan da her türlü hurafe ve uydurmaya açıktır.

MEHER AHMAD: Amerika’da genelde koyu renk olanları daha çok beğeniyorlar açık renk olanlardan. Ama Türkiye’de de öyle sanırım. Pakistan’da özellikle açık olmak daha iyi görünüyor.

ADNAN OKTAR: Tam tersi yani. Halbuki hepsi çok güzel. Kadın her türlü güzeldir, esmer de güzeldir, beyaz da güzeldir, kızıl da güzeldir hepsi çok güzel.

MEHER AHMAD: Birçoğunuzun sizin sarışınsınız, sarı saçınız var bu moda olduğu için mi böyle?

ADNAN OKTAR: Sarışın, Peygamberimiz (s.a.v.)’in en beğendiği renk odur, sarışındır. İnsanın ruhunda vardır bu. Hatta Kuran’da da bahsedilirken o Museviler söylüyorlar ya “Allah bir inek kesmenizi” diyor. “Sarışın” diyor “insanların içini açan” diyor bak. Sarışın, insanların içini açan bir buzağıdan bahsediyor. Orada direkt sarışın diye geçiyor. “Sarı, insanların içini açan” diyor ama bak. Mesela diğer renkler için bunu söylemiyor, onlara da diyebilir ama sadece onun için diyor bak “insanların içini açan” diyor “sarı” diyor. Ayet, Kuran ayeti, Allah’ın hükmü.

MEHER AHMAD: Yani çok fazla sarışın hanım görmek insanları mutlu edip onları rahatlatıyor mu o zaman?

ADNAN OKTAR: Evet. Seni de sarışın görelim bir daha ki sefere.

MEHER AHMAD: Aslında önceden vaktim olsaydı belki saçımı da boyardım.

ADNAN OKTAR: Kişiliğin çok güzel senin, şahsiyetin çok güzel. Mazlum, mütevazi, güzel huylusun.

MEHER AHMAD: Böyle şeyler söyleyecekseniz ben burada kalabilirim.

ADNAN OKTAR: Onur duyarız. Samimi olman çok güzel.

MEHER AHMAD: Gerçekten buradayken çok fazla şey öğrenmeye çalışıyorum ve çok uzun zamandır aslında tanışmak istiyordum. Bayağı uzun süredir sizi takip ediyorum, internetten çok fazla şey okuyorum. Sizinle tanışmak herkese nasip olmuyor o yüzden bunun ne kadar önemli bir şey olduğunun farkındayım.

ADNAN OKTAR: Onur duydum, şeref duydum. Her zaman gel, her zaman görüşelim, konuşalım. Çok sevdim seni ben.

MEHER AHMAD: Bir şey daha sormak istiyorum size. İftar yemeği için gittiğimizde bizim beraber gittiğimiz kişileri insanlar tanıdılar sokakta. Siz Türkiye’de böyle tanınan insanlar mısınız? İnsanlar sizi sokakta tanıyor mu gezdiğinizde?

ADNAN OKTAR: Evet. Özellikle beni tanımayan yok.

MEHER AHMAD: Sizin bana soracağınız bir soru var mı?

ADNAN OKTAR: Hem de çok. Amerikan toplumu eskiden daha fit bir vücuda sahip topluluktu. Hanımlar incecik belli, gençler filinta gibi. Bu hazır yiyecekler, şu bu bozuk bir beden gelişimine sebep oldu Amerikan toplumunda. Dindarlıktan uzaklaşmak da sevgilerinin azalmasına sebep oldu. Bu iki konuda bir devlet politikası gerekiyor Amerika’da. Gençlerin spora teşvik edilmesi, yiyecek politikasının değiştirilmesi. Kilo aldırıcı yüksek kalorili yiyecekler değil de daha ziyade protein ağırlıklı, daha sağlıklı olmalarını sağlayacak yiyecekler tavsiye edilebilir veyahut yönlendirilebilir insanlar. Veyahut gençliğin birbirini çok sevmesi Amerikan toplumunun. Eski sevginin, eski güzelliğin Amerikan toplumuna hakim olması.

MEHER AHMAD: Ben eminim birçok rahip Amerika’da sizinle aynı fikri paylaşıyordur. Çünkü aslında oradaki dinsizliğe karşı onlar da savaşmaya çalışıyorlar. Bu yüzden sizin söylediklerinize destek çıkacak çok fazla dindar olduğuna eminim.

ADNAN OKTAR: Evet, onlarla görüşmemizde fayda var diye düşünüyorum.

MEHER AHMAD: Bence de aynı şekilde.

ADNAN OKTAR: Amerikan toplumundan benim ricam dindar Hristiyanlar’a daha şefkatli davranmaları, dindar Museviler’e şefkatli davranmaları. Biraz onları eziyorlar gibi geliyor bana, bazı yerlerde. Zencilere son derece sevgi dolu yaklaşmaları. Zenci halka karşı bazı yerlerde bir ayırımcı ruh olduğunu görüyorum. Bu çok üzücü, dünya için bir utanç bu. Bunu yakıştıramıyorum. Bundan kaçınmaları gerekir. Bir de Kızılderililer’e karşı. Çok güzel insanlar bunlar, çok hoş insanlar Kızılderililer. O konuda da eğer Amerikan toplumunda bir uygun politika uygulanırsa çok iyi olur diye düşünüyorum.

MEHER AHMAD: O zaman bundan şunu anlıyoruz ki siz Amerikan politikasını da takip ediyorsunuz ve Amerika’da şu an zencilere yapılanları da görüyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Evet, tabii bu üzücü. Onların huzurlu, rahat yaşamasını istiyorum. Çünkü hakikaten çok iyi insanlar. Sanat yönleri güzel, barışçıl tavırları güzel, sevecenlikleri güzel. Mesela Kızılderili’ydi geçende gelen hanım, bayağı şeker, çok tatlı. Yani niçin böyle bir uygulama olsun?

MEHER AHMAD: Bu gerçekten çok büyük bir problem dediğiniz, doğru söylüyorsunuz. Sizce acaba hanımlardan birisiyle onların hikayesini sormam uygun olur mu?

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

MEHER AHMAD: Kim cevap vermek ister bunu bilmiyorum ama ben ortaya soruyorum. Yaratılışa inanmaya başladığınızda, sizi takip etmeye başladığınızda ve A9’u takip etmeye başladığınızda hayatınızda neler değişti?

ADNAN OKTAR: Aylin Hocam’dan başlayabilir isterse, Ebru Hocam’dan devam ederiz. Görkem Hocam sen bana tercüme et, neler konuştular?

GÖRKEM ERDOĞAN: Aylin, sizin vesilenizle dini öğrendiğini ve hayatın anlamını öğrendiğini ondan bahsetti. Yaratılışı, Darwinizm’in gerçek olmadığını, evrimin gerçek olmadığını, son olarak da Hanımefendi “hangi kitaplarınızı okumam gerekir?” diye sordu. Ceylan da Yaratılış Atlası’nı ve Karanlık Tehlike Bağnazlık kitabınızı tavsiye etti.

AYLİN KOCAMAN: “Sizin vesilenizle Türkiye genelinde ahrete ve yaratılışa inanışta artış var mı?” diye sordu Hanımefendi. Çok fazla olduğunu söyledik, sizin kitaplarınızın çok vesile olduğunu söyledik.

OKTAR BABUNA: Özgürlüğü en fazla burada yaşadıklarını maşaAllah, İslam’ın güzel yönünü sizin yanınızda inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Görkem Hanım’da İslam nasıl etki etmiş? İslam’ı tanımak, Kuran’ı anlamak, misafirimize eğer bilgi aktarırsan onun için değişiklik olur, iyi olur.

MaşaAllah ne kadar güzel huylu, çok güzel ahlakı maşaAllah. Benim sorumdan ziyade anlatmak istediklerim vardı, onları anlattım. Yani Amerikan toplumunu ben seviyorum, iyi olmalarını istiyorum. Amerika’nın dağılmasını istemem, gücünün gitmesini istemem. Orası hakikaten dünya için bir rüya Amerika. Bir güzellik yurdu, demokrasinin kalesi. Ama eski güzelliğine, eski sevgi dolu ruhuna dönmesini istiyoruz. Bunun için de Hristiyan dindarlarla ittifak etmek istiyoruz. Musevi dindarlarla ittifak etmek istiyoruz. Amerika’yı eski o güzel günlerine çevirmek istiyoruz.

MEHER AHMAD: Ben de çok teşekkür ederim beni programınıza davet ettiğiniz için, imkan verdiğiniz için. Çok iyi vakit geçirdim. Bu benim için çok önemliydi. Hepinizle de konuşmaktan zevk aldım.

ADNAN OKTAR: Biz de sizinle tanışmaktan çok zevk aldık, mutlu olduk, onur duyduk, şeref duyduk. Sık sık görüşmeyi çok isteriz. Diğer arkadaşlarınızla tanışmayı çok isteriz.

Programın konusu açısından da ilk şehit bir kadın olması, ilk iman edenin bir kadın olması, ilk Peygamberimiz (s.a.v.)’in imamlık yaptığı kişinin kadın olması, ilk vahyi kabul edenin kadın olması, Peygamberimiz (s.a.v.)’in peygamberliğini ilk tasdik edenin kadın olması kadının üstünlüğünü göstermek açısından yeterli delildir.

Peki programımız bu kadar olsun şimdilik, bu bölümü bu şekilde bitirelim. Biraz sonra yine sazlı sözlü muhabbetimize devam edelim.

MEHER AHMAD: Şimdi gideyim mi o zaman?

ADNAN OKTAR: Hep beraber gideceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam edecek. Misafirimiz Meher Ahmad’e teşekkür ediyoruz katıldığı için.

Adnan Oktar’la Sohbetler şu anda sona erdi. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü