Harun Yahya

Sohbetler (20 Temmuz 2015; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi günler değerli izleyicilerimiz Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, bugün Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde Kobani’ye geçmek üzere bir araya gelen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi yaklaşın üç yüz gencin bunduğu, Amara Kültür Merkezi’nde bombalı saldırı düzenlendi. İlk resmi açıklamalara göre 28 ölü, yüzden fazla yaralı olduğu bildirildi. Eş zamanlı olarak Suruç’un diğer tarafı Kobani’de de YPG kontrol noktasında patlama ve silahlı saldırı meydana geldi. Yaklaşık on kişini öldüğü bildiriliyor. Suruç’taki saldırıyla ilgili olarak kaymakamlık “bunun bir intihar saldırısı olabileceğini” ifade etti. “18 yaşında bir genç kızın kendisini patlatarak bu eylemi gerçekleştirdiği” iddialar arasında.

ADNAN OKTAR: Saat kaçta oldu?

KARTAL GÖKTAN: 12 civarı.

ADNAN OKTAR: Bir genç kız, üzerinde bomba var.

KARTAL GÖKTAN: Böyle bir iddia var.

ADNAN OKTAR: Bir ferahlık var. Mesela toplandın bir araya geldin değil mi? Bomba taşıyan bir insanın tavrı anlaşılır. Kıyafetinden, tavrından anlaşılır. Akıl almaz bir rahatlık oluyor, her yerde. Bir şüpheci gözle bakmıyorlar bu nedir? Kimdir? Gibisinden. Bunlar Kobani’ye mi gidecekmiş?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ne var Kobani’de?

KARTAL GÖKTAN: Orada yeniden inşa faaliyetlerine yardım etmek üzere gitmek istiyorlar.

ADNAN OKTAR: İnşaatta çalışmak üzere. Kaç yaşında bu kişiler ortalama?

KARTAL GÖKTAN: Genellikle genç çoğu yirmili yaşlarda.

ADNAN OKTAR: Çok dikkatli olmak lazım. Bomba taşıyan insan diğer insanlardan farklı olur. Onun huzursuzluğu, onun özel kıyafeti özel olur. Çünkü onun kıyafeti avuç kadar bomba değildir bu daha kapsamlı bir bombadır. En az bir on yirmi kiloluk bomba anladığım kadarıyla en az.

BÜLENT SEZGİN: Patlama öncesinden resimler vardı. Gençleri görebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bu gençler inşaatta mı çalışmak istiyorlar orada?

KARTAL GÖKTAN: İnşaat faaliyetlerinde, evet.

ADNAN OKTAR: Ama orası savaş bölgesi, orada inşaat faaliyeti olmaz ki. Sıcak savaş bölgesi. Sıcak savaş yapılan yerde inşaat yapmaya gidiyoruz demek, akılcı bir hareket değil. Çünkü yapsan da yine bombardıman sonucunda yıkılır. Şimdi bu durumda ölen kişileri bilmediğimiz için, her halükarda Müslüman kabul edelim. Allah rahmet etsin. Ailelerine de Cenab-ı Allah sabrı cemil nasip etsin. Yani iyi niyetliyseler, müminseler Allah rahmet etsin. Kötü niyetliler se de Allah ıslah etsin. Ama yine de Allah’tan rahmet diliyoruz. Kötü niyetlidir de, sonra niyetini düzeltir. Çünkü son an önemlidir. Yalnız böyle şeyleri fırsat bilip kepazelik çıkartmak, olay çıkartmak, bunlar çok aptalca hareketler olur.

Hükümeti muhtemelen eleştirecekleridir, gerekli tedbirleri almadılar falan diye. Ne diyorlar bu konuda?

KARTAL GÖKTAN: Genellikle yazarlar, devleti suçlayıcı bir üslup kullanıyorlar.

ADNAN OKTAR: Peki böyle toplulukların içerisinde sivil polis girmesine müsaade ediyor mu bu arkadaşlar? İşte polisi oraya sokmazsalar, bu tip olayların olması yüksek ihtimal olur. Bu tip toplantılarda, mutlaka sivil polis olması lazım. Bu kişilerin kendilerinin davet etmesi lazım. Biz toplantı yapıyoruz, buraya polis gelsin demeleri, resmi ve sivil. Resmi kıyafetli de. Yani üç yüz kişilik toplantı da, en az on polis olması lazım, sivil polis olması lazım. Kendileri çağırması lazım polisi. Çünkü bir toplantı yapıyorduk burada, hem valiliği bilgilendiriyoruz, hem silahlı şubeyi bilgilendiriyoruz. Konferans vereceğimiz vakit. Poliste geliyor yani. Bu arkadaşların da polis çağırması lazım, bu tip toplantılarda. Kaç kişi ölmüş dedin?

KARTAL GÖKTAN: 28, ağır yaralılar da varmış.

ADNAN OKTAR: Allah Allah çok büyük bir olay olmuş. Tekrar söylüyoruz, Allah vefat edenlere rahmet etsin. Çünkü biz hayır gözüyle bakmakla mükellefiz. Ailelerinde de Cenab-ı Allah, uzun ömür versin. Sabrı cemil nasip etsin Cenab-ı Allah. Ama sıcak savaş ortamına gitmek, kim teşvik ediyor bunları, ben anlamıyorum ki. Oranın sıcak savaş alanı olduğunu herkes biliyor. Kamyonla içeri girdiler geçenlerde bomba patlattılar. Güvenli bir yer değil orası şu an. Güvenli olmadığını bile bile niye gidiyorsunuz? Kobani’nin savaş genel olarak olduğu için asker polis olmuyor değil mi? Orada yapılacak şey sivil halkın tamamen çekilmesi, Kobani’de hiç sivil halk kalmasın. PKK’lılarda oraya gitmesin. Bak söyledim sizi öldürürler dedim. Dedim mi demedim mi?

KARTAL GÖKTAN: Dediniz.

ADNAN OKTAR: Dedim. Israrla oraya gitmeye çalışıyorlar. Gelin eğer suçunuz yoksa savcılığa ifade verin, sizi serbest bırakırlar. Varsa suçunuz, burası hukuk devleti tabii ki gidip yatacaksınız. Yaralılara da Cenab-ı Allah şifa nasip etsin.

KARTAL GÖKTAN: Ölü sayısı 30 kişiye çıkmış.

ADNAN OKTAR: Aslında daha da fazladır 30-40’ı falan bulmuştur herhalde. Daha da fazla olabilir.

GÖKALP BARLAN: Bunu IŞİD yaptı demeye getiriyorlar. PKK tarafı Türkiye’de eylem yapmıyordu, bakın yaptı gibi konuşmalar yapılıyor, terör örgütü gibi.

ADNAN OKTAR: IŞİD’mi? Nereden biliyorlar IŞİD olduğunu? Tahmin mi ediyorlar?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

BÜLENT SEZGİN: Aynı anda Kobani’de de olduğu için birazda Hocam eş zamanlı olarak.

ADNAN OKTAR: Ama bir örgüt yaptıysa, ikisi de planlanmış olabilir. IŞİD’in böyle bir toplantıdan haberi olması zor. Yani Türkiye’de yapılan bir toplantıyı istihbar etmesi. Bir de kadın intihar bombacısı IŞİD kullanmıyor. Hep erkekler intihar bombacısı oluyorlar. Ondan dolayı şüpheli. Bir provokasyon olabilir, yani bir sol örgütün provokasyonu olabilir.

GÖKALP BARLAN: IŞİD yaptığı her eylemin arkasında duruyor normalde, açıklıyor, “Biz yaptık” diyor. Bunu üstlenmemişti.

ADNAN OKTAR: Evet, bu IŞİD’in işine benzemiyor. Bir sol örgüt çıkacaktır bunun altından, bakın söylüyorum, altını çizerek söylüyorum, büyük bir ihtimalle bu tip olaylarda meşhur olan bir sol örgüt çıkacaktır, provokasyon amaçlı. İki amacı olabilir, biri hükümeti yıpratmak, IŞİD’e karşı operasyon yapılması için Türkiye’yi teşvik etmek, PKK’nın elini güçlendirmek. Bunun ucunu Amerika’da aramak lazım. Yani Amerikan derin devletinde aramak lazım. Çünkü Amerikan derin devleti bölgeyi dizayn etmek istiyor. Türkiye’den ayırmak istiyor. Dün de burada konuşuyorduk, ben dedim, “Olaylar 2015’te artacak ama 2016’da çok daha fazla artar” dedim.

GÖKALP BARLAN: Dün “bölgede kan bulunamıyor” demiştiniz, gerçekten bugün kan bulamamışlar.

ADNAN OKTAR: Özetle benim samimi kanaatim, bu işin IŞİD’le uzaktan yakından alakası yok, net. IŞİD böyle bir eylem yapsa, övüne övüne anlatır, kimseden de çekinmez. Niye üstlenmesin adam? Yapıyorsa üstlenir, onunla da örgüt propagandası yapar. Öyle bir eylem yaptıklarına dair açıklama yoksa, onlar yapmamıştır. Kadın militan zaten kullanmaz onlar, kadın intihar bombacısı kullanmaz. Meşhur bir sol örgüt bunun altından çıkacak söyleyeyim. Bunu da Amerikan derin devleti yönlendirmiştir. Çünkü IŞİD’e operasyon yapılmasını teşvik ediyorlar ya son günlerde, biz de müsaade etmiyoruz. Bunu sağlamaya çalışıyorlar, PKK’nın elini güçlendirmeye çalışıyorlar, oradaki devlet kurulması olayı yani Türkiye’nin Güneydoğu’sunda işte altı yüz kilometre boyunda kantonal bir yapı meydana getirip devlet kurmak istiyorlar, buna alt yapı oluşturmak için bunu yapmışlardır. Tabii, Cemil Bayık dün bir açıklama yapmıştı; “Halkımız IŞİD’e karşı kendini korumak için sokak sokak silahlanması gerekiyor” diye. Şimdi Cemil Bayık’ın da içinde olduğu bir örgütün bunu yaptığı anlaşılıyor. Adam bunu açıklamayı yapıyor, bakın diyor ki; “IŞİD bize saldıracak, silahlanalım, halk olarak” diyor. Eğer o bölgede saldırma olacak olsa, onların saklandığı bölgede böyle bir ifadesi olmaz. “Türkiye’de olacak saldırı” diyor, “IŞİD saldıracak bize” diyor “Türkiye’de.” Sen bu istihbaratı nereden elde ettin? Nereden eminsin? Ve sen söyler söylemez de bomba nasıl patlıyor? Ve niye halk silahlanması gerekiyor? Kürt kardeşlerimizi kardeşe düşürmek için, Amerikan derin devletinin çok kötü bir komplosu olduğu ortaya çıkıyor ve aptalca Cemil Bayık’ın ifadelerinden anlaşılıyor. Bak, “Halkımız” diyor, “Kendini IŞİD’e karşı korumak için sokak sokak silahlanması lazım.” “Nerede olacak olay?” diyor. “Türkiye’de olay olacak” diyor. “IŞİD adam öldürecek, biz de buna karşı bütün PKK’lılar olarak” işte Kürt kardeşlerimizi de kendince kandıracak, “silahlanmamız gerekiyor.” Şimdi bunu söylediğinde bu sözün geçerli olup inandırıcı olması için ne yapması gerekiyor? Kan dökülmesi gerekiyor, büyük bir olay olması gerekiyor. Bunu bizzat PKK’nın kendinin yaptığını düşünüyorum. Bizzat PKK’nın kendisinin yaptığını düşünüyorum. Çünkü silahlanma için, ayaklanma için buna ihtiyaçları var. Kürt kardeşlerimiz böyle bir oyuna gelmezler. Bu aptallığı bıraksınlar. İntihar bombacısı bulmak da zor değil PKK için. Hem kendi elemanları var hem de meşhur bir sol örgüt var. Onlardan da taşeron şirket olarak yardım istemiş olabilirler. Çünkü onların intihar bombacısı çok oluyor. Yani hazır münhal vaziyette oluyor, onlardan da istemiş olabilirler. Bu PKK’nın işi. Cemil Bayık’ın ifadesiyle bağlantılı. Adam çok açık, bak Cemil Bayık ne diyor? “Halkımız IŞİD’e karşı kendini korumak için sokak sokak silahlanması gerekiyor.” Halk ne der? “Hadi ulan oradan” derler buna. Ama şimdi bu bombalama olayı olunca ne diyor? “Cemil Bayık doğru söylemiş” diyorlar. Cemil Bayık’ın doğru söylediğinin vurgulanması için neye ihtiyaç varmış? Bombalamaya ihtiyaç var. O zaman bunu Amerikan derin devleti, Türkiye’deki taşeron sol cinayet şebekesi, PKK beraberce yapmışlar. Adres açık. Adres alenen görülüyor.

IŞİD’le bu işin uzaktan yakından alakası yok. IŞİD Türkiye’de eylem yapmaz bir, ikincisi yaptığında üstlenir, bayağı da övünür. Üstlenmiyor olmaları yapmadıklarını gösteriyor.

OKTAR BABUNA: Dediğiniz gibi kadın terörist de kullanmıyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii. Kadın terörist kesinlikle kullanmaz onlar.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Selahattin Demirtaş’ın da bir açıklaması oldu. “Halkımız kendi güvenliğini sağlamalıdır” diyor.

ADNAN OKTAR: Tamam sağlamalı. Nasıl sağlayacak? Sopayla, değnekle, silahla değil. Dikkati açık olacak. O her zaman benim söylediğim söz. Herkes gözünü açacak. Çünkü silah olduğunda bir kadının üstünde, bomba olduğunda, normal bir kıyafet olmaz. Genç kızlar ne giyiyor? T-shirt giyiyor, blue jean giyiyorlar, pantolon giyiyor falan. Bu havada kalın bir kıyafet giydiyse, kabarıksa üstü ve tedirginse bomba taşıyor demektir. Bunu tahmin edecekler. Bu anlamda dediyse, iyi. Ama “Siz de silahlanın, sopayla değnekle ortaya çıkın” anlamı çıkacak gibi de olabilir. Onu tashih edip düzeltmesi lazım. Kastettiği “Dikkatli olalım, uyanık olalım” yani “güvenlik birimlerine böyle şüpheli vakaları bildirelim” demesi lazım. Yani o sözünü mutlaka tashih etmesi gerekiyor. Yoksa o yanlış anlaşılır. Cemil Bayık’ı tasdik eden bir üslup gibi anlarlar. O zaman da bu hem suç olur, hem çok çirkin olur.

KARTAL GÖKTAN: Bir de şunu söylüyor; “Orada kimler var, emniyet biliyordur. Devlet oraya kim gelecek, kim gidecek biliyordur” diyor.

ADNAN OKTAR: İşte işin ilginç yanı bilmiyor işte. Devletin öyle güçlü bir istihbaratı yok. PKK cirit atıyor. Polis karakolda, asker de kendi kışlasında duruyor. Nasıl oraya polis girsin? Polis geldiğinde linç etmeye kalkıyorlar. Nasıl öğrenecek? Cinlerden mi öğrensinler? Devlet bilmez onu.

GÖKALP BARLAN: Karakol kurmalarına da izin vermiyorlar.

ADNAN OKTAR: Tabii, kesinlikle karakol istemiyorlar. Aralarına sivil polis gelmesini kesin istemezler. Girse, linç etmeye kalkarlar. Kendileri davet etmeleri lazım polisi. O zaman polisin haberi olur. Öyle olmaz.

Bu yaralamalardan dolayı mı kan bulunamıyormuş?

GÖKALP BARLAN: Evet, bölgede.

ADNAN OKTAR: Bölgede. Tamam, oradaki kardeşlerimiz kan versinler. Kızılay’ın imkanları geniş. Böyle bir olay için bir anda acze düşecek halleri yok. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, dün HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ provokatif açıklamalarda bulunmuştu; “HDP olarak IŞİD'e karşı direnenlere karşı mücadele yürüten YPG’ye sırt dayadıklarını” belirterek "Biz sırtımızı Rojava'ya, Kobani'ye, IŞİD vahşetine karşı direnen halklara, insanlık mücadelesi yürüten YPG-YPJ'ye dayıyoruz. Bunu söylemekte hiçbir sakınca görmüyoruz. Bakın sırtımızı kime dayadığımızı çok net söylüyoruz ve bundan sonra da sırtımızı buraya dayamaya devam edeceğiz" dedi.

ADNAN OKTAR: Sırtını Allah’a dayayacak, o olmaz. YPG şu bu, bunlar hep PKK’nın uzantıları. Sen komünist şiddet örgütüne sırtını dayarsan, felakete sırtını dayamış olursun. Yani bir uğursuzluğa sırtını dayamış olursun. Felakete, uğursuzluğa sırtını dayarsan felaket, uğursuzluk seni sarar. Olmaz. Kanuna, hukuka sarılacaksın. Kanunla, hukukla mücadele edeceksin. Terör örgütüne sırt dayanır mı? Devletin polisini destekle, askerini destekle devlet gereğini yapsın. Sen terör örgütüne güvenirsen olmaz.

Özetle, IŞİD’le bu işin alakası yok. Öyle bir şey olsa zaten herkes duyardı.

BÜLENT SEZGİN: Figen Yüksekdağ’ın resmini gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Biliyorum bu hanımı. Çok gereksiz konuşmuş. Yani bu terör örgütlerini o zaman meşrulaştıran bir üslup olur bu. Bunlara karşı olduğunu söylemesi lazım. Öyle olmaz. Her şey kanunla, hukukla hallolur. IŞİD’le de yapılacak, karşı karşıya yapılacak anlaşma olayı bitirir. Orada bizim Kürt kardeşlerimiz bulunuyordu. PKK, PJAK şu bu falan gitmeseler, IŞİD orada halka ilişmez. Kürt kardeşlerimize ilişmez, bayağı da saygılı davranır. Çünkü hepsi dindar, namazında, niyazında tertemiz insanlar. Hatta bir de Sünniler de onlar. Oradan da hiç kafalarında bir rahatsızlık oluşmaz, paşa paşa yaşarlar. Onların pisliğinden olay kaynaklanıyor, bu uğursuzluk. IŞİD bunların Allahsız, Kitapsız, din düşmanı olduğunu biliyor. Terörist olduklarını da biliyor. Alçak olduklarını da, ahlaksız, şerefsiz, namussuz olduklarını da biliyor. O zaman saldırganlaşıyor bunlara karşı. Bu alçaklar oradan çekip gitse, oradaki Kürt kardeşlerimizle IŞİD’in alıp veremediği olmaz, ben açıkça söyleyeyim, hiçbir alıp veremediği olmaz. Zaten yapamayanlar da, rahatsız olanlar da Türkiye’ye gelmişlerdir. Ama buna da hiç gerek kalmaz. IŞİD onlara dokunmaz. Musalaha yapmaları lazım. “Arkadaş biz size karışmayız, siz de bize karışmayın” bu kadar. Ben Türkmen kardeşlere de o zaman onu söylemiştim, “adamlara dokunmayın” dedim. Deyin ki, “arkadaş bizim sizinle işimiz yok, sizin de bizimle işiniz olmasın” bu kadar. Evinde otur. Adam senin evine girecek hali yok.

PYD sürekli Türkiye’den Kobani’ye geçiş yapıyor. PYD vızırcık atıyor. Türkiye’nin ona müsaade etmemesi lazım. Alenen bir terör örgütü, bunlar da terörist, PKK’lı adamlar. Böyle ellerini kollarını sallayarak Türkiye’den giriş yapmaları, çıkış yapmaları, silah temin etmeleri, bomba temin etmeleri bunlara hiçbir şekilde müsaade edilmemesi lazım. Sınırda kesin önlem alınması gerekiyor.

Bölgedeki IŞİD mensuplarının hemen hemen yüzde doksan dokuzu Kürt gençlerden oluşuyor, hep Kürt, dindar Kürt gençlerden oluşuyor.

Kızılay açıklama yapmış; “kana ihtiyacı yok” diye. Kan yetmiyor açıklamalarını halkı panik yapmak için söylemiş olabilirler. Bunlara itibar etmemek lazım. Tabii nihayetinde iki yüz desek, iki yüz kişiye koskoca Türkiye’nin Kızılay’ı kan bulamaması diye bir konu olmaz. Bulur ama tabii kan veren vatandaşlarımız da Kızılay’ı desteklemiş olur, o önemli bir şey.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: HDP bugün Taksim’de eylem çağrısı yaptı Adnan Bey; “Gerçekleşen katliama karşı tüm gençleri ve gençlik örgütlerini saat 19.00’da Taksim Tünel’de buluşmaya çağırıyoruz” denildi.

ADNAN OKTAR: Taksim Tünel’de buluşmaya. Şimdi yeni yeni olaylara sebep olacak bir durum da gelişebilir. Bu tip şeylerde böyle sıcağı sıcağına bu tip eylemler doğru değil. Allah vermesin, bu sefer orada da yeni bir provokasyon yapabilirler, daha da olay katlanır yani. Böyle şeylerde sükunet, itidal esastır. Sükunet, itidal ve uyanıklık. Çok dikkat etmek lazım. Yani biraz şüpheci bakmak iyi olur. Bir de polisi bu tip toplantılara davet etmek çok önemli. Sen polis geldiğinde linç etmeye kalkarsan, polis gelmez tabii. Evet.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Adıyaman’da da bugün PKK’lılar jandarmaya taciz ateşi açtılar. Meydana gelen çatışmada bir başçavuş şehit oldu, iki güvenlik görevlisi de yaralandı.

ADNAN OKTAR: Bunlar o kadar ahlaksız adamlar ki, hem diyor ki bak, “IŞİD’e karşı bizi koruyun” diyorlar, “Türk askeri bizi korusun. Hem Türkiye’den geçiş yapalım” diyorlar, hem jandarmaya ateş edip, jandarmayı şehit ediyorlar. Bir olay oldu mu bas bas bağırıyorlar, “Jandarma bizi niye korumuyor, kurtarmıyor?” diye. PKK kadar alçak, ahlaksız, kahpe, manyak bir örgüt dünyada yoktur. Bu kadar şerefsiz bir örgüt yok yani. Şehidimize Allah güzellik versin, nur versin. Ailesine de Cenab-ı Allah güzellik, nur ve uzun ömür versin, hayır versin. Bu kahpelerin yaptıkları oyunların önü sonu yok. Askeri şehit ediyorlar. Niye yaptınız bunu? diyoruz. “Biz yapmadık” diyor. Kim? “Derin devlet yaptı” diyor. Yakalanıyor herif PKK’lı alenen, bunların yüzünde eşek oynamış, acayip utanmaz. Utanma diye bir şey yok, haysiyetsizler yani. Her gün eylem yapıyorsunuz, hepsini “derin devlet yaptı” diyor. Manyaklığa bak. O zaman bu dağdaki PKK’lıların hepsi derin devlet mensubu. Yani bu ortaya çıkıyor. Öyle desenize. “Derin devlet biziz” deyin, konu bitsin. “Derin devlet yapıyor” diyor. PKK’lısın. PKK’lı, derin devlet mensubusun, işte o.

Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Davutoğlu yaptığı açıklamayla, tüm siyasi partileri teröre karşı ortak bildiriye imza atmaya davet etti. “Saldırıda ilk bulguların IŞİD’e işaret ettiğini” de söyledi. “IŞİD’i terör örgütü olarak kabul eden ilk ülke Türkiye’dir. İlk bulgular IŞİD’i işaret ediyor ve canlı bomba. Bu terör örgütü Türkiye’de kargaşa çıkarmak istiyor. Şimdi sorumlu olan herkesin göstermesi gereken tavır birlik ve beraberlik tavrıdır. AK Parti hiçbir terör örgütüne destek olmamıştır. Hiçbir terör örgütünü mazur gösterecek davranış içine girmemiştir.”

ADNAN OKTAR: IŞİD yapsa, açık açık söyler. Ne çekinecek yani? Çekinecek kimse yok. Çekinmediğini de gösteriyor IŞİD. Adamların Allah’a verecek bir can borcu var, yani onların inancına göre böyle. Dolayısıyla korkacakları, çekinecekleri kimse de yok. IŞİD kadın militan kullanmaz. Yapsa zaten açık açık da söyler. Hayır, biz de söyleriz öyle bir şey olsa. Deriz; “adam hakikaten IŞİD böyle bir eylem yaptı.” Çekinecek bir şey yok. Güçlüden yana bizim bir tavrımız olamaz. Amerika’ya da şirin görünmeye bizim hiç niyetimiz yok. Amerikan halkına değil, şimdi buraya Amerikalı benim dostlarım geldi, Tapınak Şövalyesi, hepsi üstat mason. Nur gibi insanlar, çok sevdiğim insanlar. Bunlar sevilecek insanlar. Amerikan derin devletinin katillerini bahsediyorum ben. Amerika halkını ben çok severim, canım gibi severim, dünyanın süsü onlar, güzelliği. İhya olsunlar, mutlu olsunlar, zengin olsunlar isterim. Onlar fakir olursa, yorulursa, üzülürse ben sıkılırım, rahatsız olurum. Bizi alıştırmak istiyorlar, Müslüman kanına elimizi sürmeye bir alışkanlık kesp edelim istiyorlar. Müslüman öldürtmeye bir teşvik var. Yani bizi cinayete alıştırmak istiyorlar. Biz böyle pis bir görevi, ahlaksızca bir teklifi, asla kabul etmeyiz. IŞİD’e de tek bir kurşun dahi sıkmayız, bunu unutsunlar. Bizim kahrımız, gazabımız PKK’nın üstünedir. Türkiye’nin en büyük düşmanı PKK’dır. Onlar oluk oluk Türkiye’den akacaklar, adamlar toplantı yapacaklar, oraya asker hazırlayacaklar, bütün milletin gözü önünde adamlar uygun adım oraya gidecekler, silahlanıp Türkiye’den sevkiyat olacak, birçok kişi sesini çıkarmayacak. Bir avuç cahil diyelim, bilgisiz, yahut yanlış yönlendirilmiş, Kuran’ın dışında bilgiler olduğuna inanan bazı Müslümanlar, bizim hedefimiz olacak. Bu olmaz, buna müsaade etmeyiz. Cinayete geçit vermeyiz. Çünkü IŞİD’i öldürmeye alışırsa bir el, Ankara’daki Müslümanları da öldürmeye çalışır. Vatandaşını da öldürür. Yani o cinayet bir sapıklıktır. Bir alışırsa o tamamdır, arkası gelir onun. Böyle bir ahlaksızlığa biz kapı açtırmayız. Türk ordusu zaten böyle bir pisliğe girmez, Türk polisi de böyle bir pisliğe girmez. Kimse bizi kafalamaya kalkmasın. IŞİD’e operasyon yapmaya hazırlanıyorlar ama bir türlü kapı ayarlayamadılar, aralayamadılar da. Akıllarını başlarına alsınlar. Dangalaklık istemiyoruz. Gözümüzün önünde oyun oynanmasını istemiyoruz. Yani bizi zorla konuşturmasınlar. O bombalamayı kimin yaptığı belli. Ne amaçla yaptığı belli; IŞİD’e operasyon yapılması için. PKK’ya operasyon zaten akıllarının ucundan bile geçmez birçok kişinin. PKK’yı evladı gibi görüyor birçok kişi. Bayağı titiz koruyup kolluyorlar. Yani babanın öz evladına titizliğinden daha da titizler bazı kişiler. PKK’yı acayip yüceltiyorlardı, ben köpek gibi aşağılayınca bunları, köpek konumuna sokunca, ondan sonra bu köpeklere kimsenin itibar edecek hali kalmadı, süper aşağılandılar. Şimdi yüceltebiliyorlar mı? Yüceltemiyorlar. Bir ara nasıl bir yüceltme faaliyeti vardı Türkiye’de biliyorsunuz değil mi? Koro halinde. O koroya yüzlerce kişi girmişti, binlerce kişi girmişti. Hepsinin dili koptu adeta, ben aşağıladıktan sonra. Aşağılamaya da devam edeceğim. IŞİD niye kadın kullansın? Veyahut eylem yaptığında niye gizlesin? Ne zoruna yani? Yaptı mı söylüyor. Mesela Kobani’ye yaptı, kamyonla girdiler. “Biz yaptık” dediler. Yüzlerce adamı öldürdüler. “Evet, biz yaptık” diyor adam. Söylüyor yani. Oradaki gençler zaten birbirini tanıyan gençler. Gençlerin tam ortasına kadar giriyor adam. Şüpheli bir adamı oradaki gençler benim gördüğüm, yani rahatsız ederler diyeyim. Linç ederler demeyeyim de şimdi. Oraya öyle birinin girmesi mümkün değil. Her zaman tanıdıkları, bildikleri bir arkadaşları olması lazım. Yani mümkün mü bu? Herkes birbirini görüyor. Şimdi arkadan görünüyor, önden görünüyor, yandan görünüyor. Kalabalığın ortasına kadar giriyor bu insan. Yani bunu gören yüzlerce kişi oluyor. Nasıl dikkatini çekmez? Bana maval okumasınlar. IŞİD’in üstüne yıkmaya da kalkmasınlar. Doğrudan PKK’nın yani illaki beni konuşturmasınlar, derin devletin can çekişen daha hala pislik yapmaya kalkan derin devletin bir ahlaksızlığı bu. Böyle katil kurtarmak onlar için hikâye yani. Şu an mesela telefon etsinler, bize dört tane katil gerekiyor desinler. Derin devlet anında gelirler taksiyle. Dört kişi. Mesela on kişi deyin. Hazır adamlar. Birçok manyak var yani. Mesela “on tane iş var” diyor. “Biri şurada, biri burada” falan. “Bize bir eleman göndersenize” diyor. Hazır adamlar, hemen geliyorlar. IŞİD’e özetle operasyon yaptırmayız. Ama PKK’ya operasyon, tamam. O farz zaten, farz-ı ayn. Vakti de geldi, gecikmesi de haram olur. Namaz nasıl vaktinde kılınıyorsa, bu ibadet de vaktinde olması lazım. Kazası olmaz onun. Vakti geldi işte. Kırk yıllıktır deccalin süresi, doldu süresi. Bu alçakları tepelesinler. Bu farz-ı ayn yerine gelsin. Aksi haramdır. Mesela bugün Suruç’ta sakallı birini görmüşler, linç etmişler adamı. Adam imammış, Müslüman, sakallı. Sen IŞİD’liye benziyorsun diye linç etmişler adamı. Yani bak, şimdi sakal eşittir IŞİD’li. Yani Müslümanların beş bin yıllık geleneğidir sakal. Beş bin yıllık, on bin yıllık geçmişi vardır. Hz. İbrahim (a.s) da sakallıydı, Hz. Nuh (a.s) da sakallıydı. Sakalsız hiçbir peygamber yoktur. Hz. İsa Mesih (a.s) dahil. Yani Hz. Adem (a.s)’dan itibaren hiçbir peygamber sakalsız değildir. Yani bütün peygamberlerin vazgeçilmez güzelliğidir sakal. Güneydoğu’da çok fazla insan sakallarını kestiriyor, bu ahlaksızların linç etmesi korkusuyla. Sakal gördüklerinde, direkt saldırıyorlar.

Haluk; “Millet Suruç derdinde, Adnan Hoca paralel evrende tapınakçı falan yağdırıyor” diyor. Bunlar ne komik adamlar.

Mesela Hürriyet; “canlı bomba 18 yaşında IŞİD sempatizanı” diyor. Diğer yabancı ajanslar da “IŞİD yaptı” diye duyuruyorlar. Yani tam derin devlet işi olduğu belli. PKK zaten derin devletle iç içedir, eskiden beri. Bu köpeklerin bu kadar yağlanması yıkanmasının nedeni de yine derin devlet. Hiç ummadığınız yalakalar, yağcılar nasıl PKK’ya yalamalık yapıyorlar, görüyorsunuz. PKK’nın yalaması oldular. İşte yok “bize kahve içirdiler.” Yok bilmem köstek. Şimdi beni konuşturmasınlar. İftihar ediyorlar. Yani çok anormal bir yapı var. Övüyorlardı, Deccalin en önemli özelliği aşağılanmasıdır. Hadiste de diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “deccal, aşağılandıktan sonra ortaya çıkar” diyor. Hadise bak sen. “Deccal aşağılandıktan sonra ortaya çıkar” diyor. “O zamana kadar sesini çıkarmaz” diyor. Deccalin en dayanamadığı şey aşağılanmaktır. Çünkü enaniyet, gurur ve kibir deccalın özelliği olduğu için, aşağılandıkça bu erir, tuzun suda eridiği gibi. Bu köpekleri herkes aşağılasın. Sürekli “hoşt” diyeceksin bu alçaklara yani. IŞİD’in çekineceği bir konu yok. Hangi eylemini gizlemiş IŞİD? Direk söyler adam. Senden mi çekinecek yani? Orada kastettikleri, Müslüman Türk milletine, Müslüman öldürmeye alıştırmak istiyorlar, Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmak için. Buna müsaade etmeyiz. Habertürk vesaire tüm kanallar daha olay olduktan 5 dakika sonra bak, dikkat edin beş dakika geçmiş, “IŞİD’in intihar saldırısı” diyor. Beş dakikanın içinde olacak iş mi bu? Beş dakika geçmiş, olay bu, anlaşılmıyor mu buradan? Eşek olsa anlar bunu. Şimdi hep bir ağızdan “IŞİD zaten Türkiye’yi tehdit ediyordu” diyor. Adamlar şartlı konuşuyorlar. Yani “bizimle uğraşmayın.” Yani “kendimizi savunuruz”a falan getiriyorlar. Yani yarım ağızlık bir üslup var. Tehdit edecek olsa, alenen tehdit ederler. Çekinecek hali de yok yani. IŞİD’in Türkiye’yle işi yok kardeşim. Ben net söyledim. Sonuna kadar IŞİD’in, Türkiye’yle işi olmaz. Ama sen çok fazla damarına basarsan, kendilerinden bir şey söylüyorlar tabii. O kaile alınacak bir söz değildir. Yani çok üstüne gidersen sen, ağır hakaretler edersen, o da kendince bir şey söylüyor. Ama Türkiye’ye bir eyleme niyeti olmadıkları açık açık görülüyor. İsrail için de söyledim ben. İsrail’e saldırmayacaklar. Çünkü hadislerde böyle bir şey yok. Türkiye’ye de saldırmazlar. Hadislerde bu da yok. Dünyayı dizayn eden üstatlar böyle bir şey olsa, onu o haritanın içinde görürlerdi ve ona göre yönlendirirdiler zaten olayı. Yani kimse de karşı çıkamazdı, söyleyeyim. Ama baktıklarında böyle bir olay göremediler. Yani böyle bir vizyon yok ortada. Dolayısıyla böyle bir şeye dünyanın yöneticileri izin vermezler. Yani Türkiye’ye bir saldırı yok. “Yok” deyince yok yani. İsrail’e de yok. “Niye saldırmıyorsunuz” diyor mesela Yeni Akit, IŞİD’e, “İsrail’e?” Dünyanın manevi haritası çıkarılırken böyle bir işaret görülmediyse yapmazlar. Böyle bir işaret gördüklerinde de ne yapıyorsa yapsınlar, o olaylar olur. İllaki Hz. Mehdi (a.s) çıkıncaya kadar olaylar akacak. Peygamber (s.a.v.) ne dediyse hepsi ortaya çıkar, tek tek. “Türkiye’ye saldırı yok” dediyse, çıkmaz. “İsrail’e saldırı yok” diyorsa, çıkmaz. Tarihi dizayn edenler de bunun dışına çıkamazlar. Bak, tapınak şövalyelerinin kafasındaki şapkalarda gördünüz mü düğümleri? O Mehdiyet’i temsil eden bir düğümdür. O “dünyadaki düğümü Hz. Mehdi (a.s) çözecek” anlamına geliyor. Ta Hazreti Süleyman (a.s) döneminden kalma bir sembol, beş bin yıllık geçmişi var. Bak, başlarında taşıyorlar. Hz. Mehdi (a.s)’ı sembolize eden bir simgeyi başlarında taşıyorlar. Bu olayın önemini gösteriyor. Pergeli açtıklarında “A” harfi oluyor. Pergeli çevirdiklerinde “O” harfi oluyor. Beş bin yıldan beri o pergeli çeviriyorlar. Daha tarihin gerilerine doğru gittiğinde yine aynı şey oluyor. Küçük bir nokta. Küçücük bir nokta değil mi pergelin geldiği yer? Ama bütün dünyayı idare ediyor işte o küçücük noktadan pergeli çevirdiğinde, “O” bütün dünyayı sarıyor. Pergel de “A”yı ifade ediyor. Açın bakın mason sembolüne. İncil’de de geçer Alfa ve Omega. Açık açık geçer. Kuran’da da var. İncil’de nerede geçtiğini göstereceğim. Suriye’de alıştırdılar Müslüman öldürmeye, Irak’ı da alıştırdılar Müslüman öldürmeye. Elleri kana bulaştı. Yusuf (a.s)’ın kardeşleri cinayete alıştılar. Şeytan onları alıştırdı. İlk Hz. Nuh (a.s)’ın oğlu. Eli abisinin kanına bulaştı. Kardeşinin kanına bulaştı. Yani eline bulaştı kan. Şimdi Türk milletini bu korkunç olaya hazırlamaya çalışıyorlar. Yani Müslüman kanına, elimizi bulaştıracaklar. Bu asla mümkün değil. Bak, patlamadan iki dakika sonra. Bak, patlama olmuş, iki dakika. Daha şuradan kalkıp içeri girinceye kadar iki dakika geçer değil mi?

Almanların bu DPA Ajansı var, dünyaca ünlü. Suruç’taki katliamı bütün dünyaya duyuruyor anında. Şimdi duyuruyor da, adamların Suruç’ta muhabiri falan yok. O bölgede muhabiri de yok. Sabredemiyorlar Müslüman katliamı ve PKK’nın desteklenmesi hedefi var. Bak, Müslümanların kanının dökülmesini istiyorlar, PKK’nın da bütün bölgede güçlendirilmesini istiyorlar. Devlet kurmasını. Gençliğimiz bize haram olsun, eğer buna müsaade edersek. Hayat bize haram olsun, müsaade edersek. Kanunla, hukukla müsaade etmeyiz. Yani sakinliğimiz, titretsin onları. Biz onlara sembollerle konuşuyoruz, dediklerimi anlasınlar. Yani nezaketimizi yanlış anlamasınlar. Devletin yapacağı, orada saldırıyı yapan kimse, onu muayene edilip, kim olduğu anlaşılır. Adli tıpa gönderilip bayan kimse kimliği anlaşılır. Oradan çok rahat olay çözülebilir. Yani yapılamayacak bir şey değil. Anlaşıldıktan sonra resmi açıklamayı mahkeme yapar. O zaman tamam.

“Baraj, karakol güvenliği, nöbet kulübeleri, operasyonlarda görev alan tüm koruculara devrimci selam ve saygılarımla” diye mektup göndermiş, HPGJ Baran Alan komutanlığı. Özetle “kesinlikle orada faaliyet yapmayacaksınız” diyor. “Yapanların hepsini öldürürüz” diye mektup göndermişler.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde patlamadan bir dakika yirmi sekiz saniye sonra, yani şuradan kalkıp yukarıya kadar gitsek bir dakika yirmi sekiz saniye geçer değil mi? “Suruç’ta katliam var” diye pankart açılmış. ODTÜ’de boydan boya. Bak, patlamadan bir dakika yirmi sekiz saniye sonra. Derin devletin akılsızlığını görüyor musunuz? Böyle bir açıklamayı emniyet yapar. Daha ortada fol yok yumurta yok. “IŞİD yaptı” diye teşhisi koy. Ondan sonra IŞİD’in üstüne saldır, PKK’yı da palazlandır. Yok öyle iş. Kolunuzu dibinden kırarım kanunla, hukukla. Cinayete asla müsaade etmeyiz. PKK’yı da kazıyacağız. PKK diye de bir şey kalmayacak. Bu deccal taifesinin sonu geldi, açık açık söyleyeyim, ilimle, irfanla hepsini bitireceğiz.

GÖKALP BARLAN: Adnan Bey, bu haber ajanslarının hiç biri PKK’nın askerimizi şehit ettiğinden hiç bahsetmiyordu bugün. Sadece tek bir ajans.

ADNAN OKTAR: Tabii bak, asker şehit olmuş birçok kişinin umurunda dahi değil. PKK’ya bir şey olacak diye ödleri kopuyor. “Ya PKK bölgeden kazınırsa” Amerika derin devleti delirdi korkudan. Türkiye’deki yağcılar çıldırmış vaziyetteler PKK yok olacak diye. PKK’nın kırk yıllık süresi doldu PKK’yı bundan sonra tarih kitaplarında okuyacaklar. Zamanında böyle bir deccal ordusu varmış diye gençler okuyacaklar. PKK’nın işi bitti. İlimle, irfanla, kanunla, hukukla kazıyacağız. Şimdi kısa bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü