Harun Yahya

Sohbetler (21 Temmuz 2015; 20:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz, Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

KARTAL GÖKTAN: Şehidimizin cenaze töreninde konuşan Başbakan Davutoğlu; “Dolaylı maşalar, teröristler ve arkasındakilerde bilsinler ki, 79 milyon vatandaşımı bu bayrağı dalgalandırmak için her şeyi yaparız. Birileri al bayrağın ineceğini, birileri bu toprağın bölüneceğini düşünüyorsa yanılıyor, her bedeli öderiz bayrağı indirmeyiz. Bu topraklarda yaşamanın bedeli her neyse, ödemeye hazırız Allah şehitlerimizin bize bıraktığı bu emaneti bize koruyanlardan eylesin, mekanlarını cennet eylesin, bizleri de o makamlara yürüyenlerden eylesin” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Olmuş, her konuşmamda Allah’tan şehitlik istiyorum. Başbakanda aynısını yapmış, güzel olmuş. Her bedeli ödemeye hazır olduğumuzu sürekli söylüyoruz, onu söylemiş, bu da güzel olmuş. Bu sefer olmuş başbakanın konuşması, tamamdır.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Davutoğlu bugün yaptığı açıklamada, Suruç katliamıyla ilişkili olarak; “Saldırı öncesi iki kişi gözaltına alınmıştı anlaşılan o ki, ya bir sızma ya grup içerisinde söz konusu olan teşhis edilemeyen şahıs tarafından canlı bomba olmak suretiyle bu katliam gerçekleştiriliyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Başbakanda üslubunu değiştirmiş güzel olmuş, kestirip atıyor DAEŞ diye ya daha dur Bismillah yani emniyet açıklama yapmamış, kimse açıklama yapmamış DAEŞ reddediyor.

BÜLENT SEZGİN: Yine bir bağlantı olabileceğini söylemiş bugünkü konuşmasında, ihtimal olduğunu söylemiş.

ADNAN OKTAR: Ben açıkça söyleyeyim, PKK’nın derin devletle iş birliği yaptığı Amerika ile birlikte yaptıkları bir operasyon, Amerikan derin devleti ve PKK’nın. Böyle şeyler tek başına yapılmaz. Çünkü işin içine birçok adam girmiş oluyor. Bak kendi içlerinden bir adama yaptırıyorlar yani bu çok acayip bir olay adam kendi içlerinden rahatça güvendikleri birisidir. Adam akıllarının ucundan dahi geçmeyecek bir kişidir. Kim bilir hücre olarak kendi içlerinde ne zamandan beri duruyor. O ne PKK’lıdır, ne DAEŞ’lidir ne şuralı ne buralıdır. Yani garip elemanlar oluyor, böyle insan anlayamıyor. Yani neden bunu kabul eder, açıklaması yok, metafizik.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Selahattin Demirtaş bugün yaptığı basın toplantısında dün sizin uyardığını gibi sözlerine açıklık getirdi; “Biz silahlanma çağrısı değil dikkatli olma çağırısı yaptık” dedi.

ADNAN OKTAR: Ne dersem, siyasiler anında düzeltiyor. Başbakana dedim ki öyle deme onu düzelt dedim düzeltti, Selahattin hocaya dedim sende bu konuşmanı düzelt dedim, o da düzeltti konuşmasını. Kendimiz evdeyiz ama fikirlerimiz iktidarda. Ne diyorsam, aynısı kelimesi kelimesine yapıyorlar benden başka da kimse uyarmadı Selahattin hocayı. Başbakanı da benden başka uyaran olmadı.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: “Toplu bulunulan yerler, toplumun duyarlı olması lazım genel merkezimiz kurşunlandı iki il binamız havaya uçuruldu.”

ADNAN OKTAR: Bak bunu da benden duyuyorsunuz dün söyledim, herkes duysun dedim. Devam et.

KARTAL GÖKTAN: “Diyarbakır mitingimiz bombalandı biz partililerimize güvenlik tedbirinizi arttırın diye çağrı yapıyoruz. Parti binalarına giriş çıkışına dikkat edilmelidir, tanınmayan yerlerden gelen paketlerin çiçeklerin parti binasına sokulmaması lazım. Aslında bütün partilerin buna dikkat edilmesi lazım, ibadet yerleri, cem evleri, camiler güvenlik yerlerinin hem arttırılması, hem de cami cemaatlerine ya da başka ibadethanelerin kendi güvenlik tedbirlerini alması lazım.

ADNAN OKTAR: Bak dün yaptığım konuşmanın aynısını genişleterek anlatmış. Ben “bütün halk uyanık olmalı, şüpheci olması lazım” dedim “şüpheci kuşkucu bakması lazım” dedim. “Bomba koyan adam anlaşılır elinden yüzünden tavrından kıyafetinden anlaşılır” dedim. Herkes bu konuda özenli olursa bu iş hallolur dedim, aynısını Selahattin hoca demiş. Bak canlı bombada her şey buhar olmuş, paramparça olmuş. Kimliği nokta zarar görmeden kalmış. Bak üstünde parası pulu cüzdanı paramparça olmuş her şey, kıyafet kumaşı un ufak olmuş, kimlik gıcır gıcır duruyor. Yani Amerika derin devleti, adeta beynimizle, aklımızla alay ediyor. Bu, Amerika’nın imzası. 11 Eylül saldırısında beton eridi, bildiğin demir tereyağı gibi eridi buhar oldu demir, demir okside dönüştü, adamların kimliğinin tamamı bulundu, gıcır gıcır. Adamlar uçağın içinde benzinle cayır cayır yandı böyle 3 bin dereceye çıktı sıcaklık. Yani un ufak oldu demirde eridi, demir tereyağı gibi eridi hepsinin kimlik gıcır gıcır çıktı Amerika milletin kafasıyla dalga geçiyor, yani hakikaten zekasıyla alay ediyor.

EBRU ALTAN: Daha çökmeyen binayı İngiliz basınında çöktü diye anons ediyorlar, 7 dakika sonra çöküyor.

ADNAN OKTAR: Tabii yani rezalet paçadan akıyor. Kimliğin de kenarlarını hafif böyle sahte belge yapılır ya hafif hafif yakmışlar kenarlarından böyle az az, kibar kibar. Özetle IŞİD, Türkiye’ye yönelik bir eylem yapmaz. Biz IŞİD’e yönelik Türkiye’den bir operasyona asla izin vermeyiz, Müslüman kanı akıttırmayız. Buna boş yere Amerika gayret etmesin, çırpınmasın, bizi diğer ülkelerle karıştırıyor. Türkiye’de bayağı akıllı adamlar var. Şaraptan beyni dumura uğramış bu derin devlet mensuplarının, marihuana falan da kullanıyorlar, üstüne de şarap çektin mi zırvalamaya başlıyorlar. Amerika için kamuoyu çok önemlidir. Mesela biz sahtekarlıklarını gösteriyoruz ya, felç oluyorlar. Ama kamuoyunu ikna etse, Amerika çok azgınlaşır. Mesela bak IŞİD’e karşı kamuoyunu ikna edemiyor şua an Amerika. Bak o kadar insanı öldürdü IŞİD’e Türkiye’yi saldırtmak için beceremedi yine. Çünkü biz varız evelAllah. Yok DAEŞ’le ilgili bir olay değil bu. DAEŞ böyle olayları direkt söyler. Velev ki DAEŞ böyle bir olayı Türkiye’de yapmış olsa dahi, yine Türkiye’den operasyon yaptırmayız. Yani Müslüman kanı döktürmeyiz. Biz kanunla hukukla hallederiz bir şey olduğunda, suçlu varsa yakalar hapse atarız. Türkiye’den Türk havaalanlarından bombardımana müsaade etmeyiz. Tek bir kurşun dahi sıktırmayız, kimse buna hazırlık yapmasın, yani mümkün değil, unutacaklar bunu.

Amerika kafayı taktı PKK’ya, oraya komünist devlet kurdurtacak ve bölgeyi cehenneme çevirecek yani Kuzey Kore gibi. Türkiye’nin Türk-İslam Birliği ülküsünün önder olmasını istemiyor Amerika, Türk milletini ümitsizliğe davet edecek diyecek ki, Türkler zaten bizim güneydoğumuz gitmiş, Karadeniz’e kadar gitmiş, Mersin’e kadar gitmiş bizim Türk-İslam Birliğiyle artık bir bağlantımız olamaz Türklük alemiyle de bağlantımız olamaz, bırakalım biz diyeceğiz. Şimdi öyle bir şey yapmaya kalkarsan, ne sen kalırsın ne ben kalırım, ne de dünya kalır. Aklını başına alacaksın, kıyamet kopar.

Şimdi biz Amerika Amerika deyince millet zannediyor ki, Amerikan halkı. Ben, Amerikan halkını canım gibi severim, devletini de bayağı dürüst insanlar, temiz insanlar. Amerika’nın alkolik bir derin devleti var, eski katillerden oluşan, psikopatlardan ve bunaklardan oluşan, bütün kepazeliği onlar yapıyor. Amerikan halkının da düşmanı onlar, çok aşağılık herifler. Benim derdim, onlarla.

Mesela DAEŞ, dün Kobani’de yaptığı saldırıyı üstlendi “biz yaptık” dedi ama Türkiye’dekini üstlenmedi.

Güneydoğu’da medrese eğitimi aşağı, yukarı tamamen kalktı. Bu 18-20 yaş grubu gençler acayip ateist dinsiz yetiştiriliyor. Devletin kitaplarında cayır cayır Allah’ın olmadığı anlatılıyor. Sonrada din dersi koyuyorlar böyle istiyorsanız böylede inanabilirsiniz diyorlar ama doğrusu bu diyorlar, doğrusu sizin atanız mikrop, solucan bir bakteriden geliştiniz siz diyorlar, hocalara da tasdik ettiriyorlar.

Barzani çok efendi delikanlı, Türkiye Barzani’ye iyi sahip çıksın bu aralar ona suikast yapmaya kalkabilirler bayağı bir azmış vaziyetteler o yeğeni falan onlara da çok dikkat etsinler, akrabalarına falan. Barzani mesela orada devlet kursa hoşumuza gider, çünkü hakikaten sahipsiz bir yer, Kürt kardeşlerimizi orada toparlasa iftihar ederiz. Ama PKK olduğunda olay, müsaade etmeyiz. Nasıl müsaade etmeyiz, etmeyiz işte onun üslünü biz biliriz nasıl müsaade etmeyeceğimizi, kanunla hukukla. Barzani’nin yanına çakı gibi özel harekatçılarımız gitsin.

‘El Devlet-ül Irak İslamiyet-ül Şam’ vay be, DAEŞ oradan geliyormuş. Amerika taktı kafayı, orada komünist bir ülke kurmak istiyor. Amerika daha öncede komünistleri destekledi, bayağı bir onlara sahip çıktı, sonrada onların kafalarını köpek gibi ezdi Amerikan psikopatlığı. Onunla ilgili sende yazı var mı?

BÜLENT SEZGİN: Var.

ADNAN OKTAR: O yazıyı oku.

BÜLENT SEZGİN: Amerika’nın önce desteklediği, sonra askeri operasyonlar düzenlediği terör örgütleri listesi; Kontra milisleri Nikaragua- 1979-1990 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri Nikaragua adında kontra milislerine silah yardımı yaptı ve fiilen destekledi. Hatta Ronald Reagan daha da ileri giderek, Amerikan kamuoyun kontra milisleri polis gibi gösterecek bir aklama kampanyası başlattı. Bu kampanya dahilinde gazeteler ve televizyonlarda devletle çalıştığını gizlemeyen propaganda memurları kontra milislerini sevimli gösterecek sloganlar kullandılar. Reagan’ın kendisi kontra milisleri için Amerika’nın kurucu babalarıyla “aynı ahlaki değerlere sahipler” gibi yakıştırmalar kullandı. 1990’lardan sonra Amerika kontra milislerine savaş başlattı ve çok sayıda kontra milisi Amerika tarafından öldürüldü.

ADNAN OKTAR: PKK’lılar iyi duysun.

BÜLENT SEZGİN: Kızıl Kmerler Kamboçya 1977-1979 yılları arasında Kamboçya hükümetini devirmek isteyen Amerika, Çin ile anlaşarak Pol Pot önderliğinde Kızıl Kmerlere askeri destek sağladı.Hatta Beyaz Saray Başdanışmanı Zbigniew Brzezinski kendi hatıralarının arasında Çin’le anlaşma işini bizzat üstlendiğini tüm açıklığıyla anlattı. Bunun üzerine 1979 yılında Amerika, Birleşmiş Milletler de Kamboçya halkının temsilcisi olarak Kızıl Kmerleri kabul ettirdi. Kızıl Kmerleri terör listesinden çıkarmak için başlattığı kampanya başarılı oldu ve bu şekilde güçlenen Pol Pot önderliğindeki Kızıl Kmerler, Kamboçya’da etkin güç haline geldi. 1993 yılına gelindiğinde ise, Amerika tüm bu uluslararası organizasyonlardan Kızıl Kmerlere yardımı kesmelerini istedi ve ardında askeri müdahale ederek, Kızıl Kmerleri güçten düşürerek Kamboçya dışına sürdü. Pol Pot Çin’e kaçtı.

ADNAN OKTAR: Yani bak başta komünistlere destek, sonra da dehşet saçıyor Amerika. Özetle Türkiye Barzani’yi korusun, dikkatli olsun. PKK’ya da hiçbir şekilde müsaade etmeyiz. Bir de bölge halkı zaten dindar. PKK orada pis fikirlerini hiçbir zaman için yayamaz. O cinayet ruhunu, o mafya ruhunu yayamaz. Çok kökleşmiş bir dindarlık var bölgede. Kürt gençler hep anladılar, bunlara karşı ayaklanıyorlar şu an PKK’ya karşı. Onun için Abdullah Öcalan son anda bir hamle yaptı; “Biz de Müslüman’ız, biz de iman ettik” falan dedi ama olmadı yani. Çünkü samimi düşünceleri komünistlik, sol.

SDGF, bu Marksist, Leninist Komünist Parti’yle bağlantısı var mı onların?

KARTAL GÖKTAN: Evet var.

ADNAN OKTAR: Var değil mi? Marksist, Leninist Komünist Parti, o patlamada o gençler vardı. Değil mi?

BÜLENT SEZGİN: Bağlantılı.

ADNAN OKTAR: Evet, bağlantılı. O gençler, “biz oraya kütüphane kuracağız, çiçek ekeceğiz, çocuklara oyuncak götüreceğiz” falan diyorlar ama gidecek gençlerin elinde tam otomatik silahlar var. Ben anlamadım olayı. Var mı o arkadaşların resimleri?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Göster. Bak, “Rojava’da devrimin zaferi için MLKP saflarına katılın. Devrimi savunun.” İşte bu topluluğun toplandığı merkez. Yani buraya bağlılar. Ama buradaki silah baksana adamın boyu kadar silahı var. Burada kitaptan bahsedilen bölüm ben göremedim. Başka? Bak, Marksist, Leninist Komünist Parti ve PKK. Eşittir diyor PKK. Yani “aynı kafadayız” diyorlar. Evet, bak o da Marksist, Leninist Komünist Parti’si üyesi bir genç, elinde silah. “Marksist, Leninist Komünist Partisi militanları İstanbul Gazi Mahallesi’nde.” Ellerinde otomatik silahlar var. Yine Marksist, Leninist Komünist Partili gençler. Bak hepsinin elinde silah var. Mao’nun resimleri, Stalin’in, Che’nin, Lenin’in resimleri var. Yine Marksist, Leninist Komünist Partisi üyesi bir hanım, elinde otomatik silah var. Mesela bu gençte de aynı şekilde, bu da Marksist, Leninist Komünist Partisi üyesi. Hepsinde otomatik silahlar var. Dolayısıyla, “biz oraya çiçek ekmeye gittik, kitap götürecektik, çocuklara oyuncak götürecektik diyorlar ama bu bana pek inandırıcı gelmiyor, bu durumu görünce. Yani bu görüntüler, bu fotoğraflarla, o çelişiyor. Yine bak YPG yani PKK-Marksist, Leninist Komünist Parti. Elinde koskoca tüfek. PKK-Marksist, Leninist Komünist Parti. Yani beraberler. Aynı, aynı cephe. Dolayısıyla çocuklara çiçek, çikolata götürecek durumları görülmüyor. Hayır, belki hakikaten yapmak isteyenler vardır ayrı mesele de ama dürüst olmaları lazım. Yani olayın vahameti görülüyor. Anlaşılmayacak gibi değil. Ama oradaki olan olay da tasvip edilecek gibi değil, bombayla insanları havaya uçurmak. Onlara fikri mücadele yapılması lazım. Kitap dağıtırsın, konuşursun, radyodan, televizyondan açıklamalar yaparsın, tartışma ortamları yaparsın ama bombalayarak bir yere varılmaz. Çok yanlış, cinayet olur, olmaz. Adamın fikrini beğenmiyorsan bombalayacaksın, böyle bir şey olmaz. Konuşursun, kabul etmiyorsa etmez. Kabul ederse de ne güzel, ne hoş. Dinde zorlama yok. Bombayla, tabancayla, tüfekle ikna etmek diye bir yöntem yok.

BÜLENT SEZGİN: Bu akşam Gazi Mahallesi’ndeki olaylardan bir resim vardı, onu gösterebiliriz.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

BÜLENT SEZGİN: Burada Sosyalist Gençlik Dernekleri mensupları tüfeklerle görülüyorlar.

ADNAN OKTAR: Elinde tüfek, sokakta ve İstanbul’da. İnanılır gibi değil. Müthiş bir güvenlik boşluğu var. Bu çok ağır suçtur. Otomatik silahla adam, istediği gibi İstanbul’a getiriyor ve kimse bir şey diyemiyor. Böyle bir güvenlik zaafı anlatılır gibi değil. Ne yapıyorlar yani nereye varmak istiyorlar, ben anlayamıyorum. Bu silahla adam nasıl gezer? Nerede bu silahı saklar? Bir gariban, birisi bir şey yapsa, polis hallaç pamuğu gibi atar ortalığı. Peki bu nedir böyle? Hepsinin kafasında aynı işte hep tabancayla, tüfekle ikna etmek. Konuşarak ikna edersin, fikirle ikna edersin. Adam kabul eder veya etmez. Tüfek ne demek? Bomba ne demek? Bir adamı sen tabancayla, tüfekle zorla ikna edersen, o fikir midir? Zorla bir adamı sen Müslüman edebilir misin? Zorla bir adamı dinsiz edebilir misin? Böyle bir mantıksızlık, böyle münasebetsizlik inanılır gibi değil. “Tüfekle hiza edeceğiz” diyorlar. “Bombayla hizaya getireceğiz.” Tüfek, bomba bunlar tamamen ortadan kalkacak Mehdiyet devrinde. Kanla, silahla, bombayla olmaz. Daima fikirle. Anlatırsın, konuşursun, vicdanına hitap edersin, sevgiyle yaklaşırsın, kabul ederse oh ne güzel. Etmezse, yine saygı duyarsın. Ama tabanca, tüfek, bomba bu iş tamamen ortadan kalkacak. Olacak iş değil bu.

BÜLENT SEZGİN: Yine “MLKP Kobani mevzilerinde” diye bir haber vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. İç içeler demek ki, aynı, tek bir yapı. Evet, yani PKK eşittir Marksist, Leninist Komünist Partisi. Aynı.

Bu gençleri önce Darwinist yetiştirdiler. Sonra da böyle bir durum oluyor. Darwinist olursa sosyalist olur işte Marksist olur. Yani zincirleme çünkü devletin okullarında Darwinizm hemen hemen bütün derslerde okutuluyor. Felsefede, biyolojide, tarihte, sosyolojide, strüktür dersinde, hepsinde. Dolayısıyla, gençlik yanlış bilgilendiriliyor. Yani bilimsel olmayan hurafelerle bilgilendiriliyor. Paleontolojik deliller saklanıyor. Proteinin yapısı hakkında bilgi verilmiyor. Mesela o ünlü Rus alim Oparin çıktı, “yağ damlası ilk hücreydi” diyor. Oparin Dede biraz düşünsene, yağın oluşması için bir kere hücreye ihtiyaç var en başta. Bundan haberi yok. Bağımsız olarak hiçbir şekilde oluşamıyor. Hücreye ihtiyaç var yağın oluşması için. “Hücrede yağ oluştu, ondan sonra hücre oluştu” diyorsun. Yapma etme.

Silah mantığı, şeytan tarafından insanlara enjekte edildi. Herkes silahla her şeyin hallolacağına inanıyor, birçok kişi. Taliban öyle, IŞİD öyle, PKK öyle, PYD öyle, komünist örgütler öyle. Sen geldin, ben Müslüman’ım. Bana diyorsun ki “İllaki komünist olacaksın.” İnanç bu, nasıl olsun böyle bir şey? Veyahut adam gidiyor komünist adam, kafasına silahı dayıyor, “Sen” diyor “Müslüman olacaksın.” İnanmıyorsa, sen onu nasıl Müslüman yaparsın? Olur mu öyle şey? Vicdanına yönelirsin, samimi olarak anlatırsın, sevgini anlatırsın, ikna olursa ne ala. Olmuyorsa da yine saygı duyarsın, işine bakarsın. Silah olayı şeytanın oyunu. Silah, bomba şeytanın oyunu. Çünkü sürekli kan istiyor şeytan. Şeytanın ana özelliği kandır, kanla beslenir. Şimdi orada kan akıttı ya şeytan, kriz geçiriyordur zevkten. Mesela başka yerde kan akıtılıyor, kriz geçiriyor zevkten. İnsan kanına doymaz. Önce Adem (a.s)’ın oğullarında böyle bir oyun oynadı biliyorsunuz, Habil-Kabil kıssasında. Kardeşini şehit etti, onun kanını akıttı. Bak, “Nefsi bunu hoş gördü” diyor, yani şeytanın etkisiyle. Kan nasıl hoş görülür? Ölüm nasıl hoş görülür? “Hoşuna gitti” diyor. Şimdi bunların da hoşuna gidiyor. Adam öldürmek, bombalamak, silah.

İftiharla resim çektiriyor. Bir insanın sen canını yakıyorsun, bombalıyorsun, parçalıyorsun, yaralıyorsun, nefret eder senden. Fikir sevgiyle olur.

PYD diye bir de “Y” ile yumuşatıyorlar. PYD halkın alışık olmadığı harf topluluğu. Yani bir önyargı oluşturmuyor insanlarda ama PKK biliniyor. Yani PKK eşittir katil. “PKK demeyelim, PYD diyelim” diyorlar. Şimdi böyle bir taktik olur mu? “Bunlar PKK’lı değil, PYD’li” diyor. PKK’nın bünyesi duruyor. Adam kendisi de PKK’lı, sadece ismini değiştirmiş. Bunlar PKK’lı, komünist, Allahsız, Kitapsız, katil takımı yani.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Yayınımız kısa videolarla devam ediyor, inşaAllah.

VTR: Türkiye’deki Okul Kitaplarında Evrim Aldatmacası

BÜLENT SEZGİN: Sohbetimize devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: İzmir’de mendil satan bir Suriyeli bir çocuk, esnafın saldırısına uğradı. Mendil satmak için masalara yaklaşmaya çalışan küçük çocuğun yanına yaklaşan lokanta çalışanı çocuğun oradan uzaklaşmasını istedi. Çocuğu iten ve gitmesini isteyen esnaf mülteci çocuğun direnmesi üzerine küçük çocuğu tokatladı. Daha sonra çocuğu yere yatırarak dövmeye başladı. Bunun üzerine çevredeki vatandaşlar, öfkeli esnafı sakinleştirmeye çalıştılar. Korkudan ne yapacağını bilmeyen küçük çocuk, ağlamaya başladı. Ayağında ayakkabı olmayan, Türkçe konuşmasını da bilmeyen küçük çocuğu gören bazı vatandaşlar burnu kanayan çocuğa yardım etmek istediler. Ancak korkan çocuk ilk etapta kimseyi kendine yaklaştırmadı. Küçük çocuk çevredeki Suriyeli vatandaşlarında araya girmesiyle yardımı kabul etti. Çocuğun resmi de vardı.

ADNAN OKTAR: Vahşilik tabii. Sevgisizlik, vahşilik. Zulüm ruhu her yere yayılmış. El kadar çocuk. Ona bir lira versen, iki lira versen, ihya olur. Ekmek alabilse, ona yeter. Büyük keyifle yer. Azgınlık çok çirkin bir şey.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, bir teşekkür mesajı vardı. Amerika’dan buraya gelen Vice News kanalından şef Eddie Huang’la ekibin yapımcısı Bill Pruitt size teşekkürlerini ileten bir mesaj gönderdi. Resmi de vardı. Fotoğraftaki şapkalı beyefendi. Kendisi Donald Trump’ın sunduğu Çırak isimli ünlü yarışmanın yapımcılığını yapmış. Yaptığı programlarla birkaç kez ödül almış bir yapımcı kendisi. “Böyle sıcak ve harika bir çekim için çok teşekkür etmek isterim. Herkes çok sıcak ve misafirperverdi. Sadece Sayın Oktar ve Türkiye değil, tüm dünya ile ilgili çok olumlu hisler edindik. Ziyaretlerimiz sırasındaki en ilham verici anlardan biri oldu. Bunun da ötesinde özellikle Sayın Oktar’la görüşmek ve tanışmak bizim için çok büyük bir onur oldu. Lütfen kendisine ve ekibin geri kalanına minnettarlık ve teşekkürlerimizi iletin. Türkiye’de geçirdiğimiz süre zarfında kral ve kraliçeler gibi ağırlandık. Seyahatin en önemli ve güzel kısmı Sayın Oktar ve arkadaşlarıyla geçirdiğimiz kısımdı ve çok özeldi. Tekrar teşekkür ederiz.”

ADNAN OKTAR: Biz de teşekkür ediyoruz. Tertemiz insanlar. İşte Amerikalı onlar. Bayağı seviyorum hepsini. Kızıl derili bir genç kız gelmişti onlarla, o da çok şekerdi. Öbür arkadaşı da Pakistan kökeni Amerikalı. Onlar klasik Amerikalı. Gayet güzel. Amerika’nın güzel renkleri.

Muhabbete devam edelim, dinliyorum sizi.

KARTAL GÖKTAN: IŞİD’in Türkçe ikinci sayısı internet üzerinde yayınlandı. Yeni sayıda Türk hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sert ifadelere yer verildi. Derginin ön sözünde şu ifadelere yer verildi. “Son dönemde garip tavırlar sergileyerek İslam devletini karşısına almak isteyen Türki devletinin PKK’ya verdiği deste ve tavizlerle bölünmeye doğruda yol aldığını izah etmeye çalıştık” deniliyor. Ve dergide Türkiye’den tağuti rejim olarak bahsediliyor. Erdoğan’ın Kürt devleti” başlıklı yazıda, “Erdoğan’ın bilerek veya bilmeyerek direkt ya da dolaylı olarak her gün bu ateist örgütü besleyip büyüttüğü” bilgisine yer veriliyor.

ADNAN OKTAR: Tabii kasten diyemeyiz ama laubali bir hava var, görülüyor. Hükümet, PKK’ya karşı nötr bir tavır sergilediği açık. Milleti de silahlarını bırakacaklar, mermilerini yutacaklar falan diye bir nevi sakinleştiriyorlar. Milletin direnme gücünü kırıyorlar. Sonuçta da PKK palazlanıyor. Güneydoğu’da bayağı itleşti adamlar, her yeri sardı sarmaladılar. Bu seferde altıyüz kilometrelik sınır boyunu burada da biz varız gibi bir fikirle devlet kurma şeklinde bize dayatmaya çalışıyorlar. Olmaz. Peki DAEŞ’le IŞİD’in arasındaki fark ne? İkisi de İslam devleti değil mi?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Ben onu demem bunu derim, biraz mantıksız geliyor bana. İslam devleti yine diyorsun. Onda da İslam devleti diyorsun. O zaman IŞİD demenin en mahsuru var? O zaman anlamsız oluyor. Devleti İslamiye diyorsun. Öbürüne de İslam devleti diyorsun. Yine diyorsun, ne fark eder. Bir örgüt bir topluluk kendine bir isim verdiyse, o adamın ismi odur. Biz PKK’ya cakcuka demiyoruz. PKK diyoruz. Taktuka da diyebilirdik, demiyoruz.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dün gece terör örgütü, yurt çapında çeşitli şiddet eylemlerinde bulundu. Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde traktör yüklü bir kamyon Konya plakalı olduğu için göstericiler tarafından durduruldu ve şoförü IŞİD’li olduğu iddiasıyla yakıldı. Bazı fotoğraflarda vardı bu arada. Yine Diyarbakır’da bir okulu yüzü maskeli bir gurup molotof kokteyli ve el yapımı patlayıcı attı. Bursa’da bir gurup bir polis memurunu yaralarken, kullanmakta olduğu kamerasını da kullanılamaz hale getirdi. Iğdır’da güvenlik önlemi alan askerlere PKK terör örgütü mensuplarınca açılan ateşe, anında karşılık verildi.

ADNAN OKTAR: Anında karşılık, yani bu bir kahramanlık gibi anlatılıyor ama anında karşılık veriyor, adam kaçıyor. Ve yaptığı yanına kar kalıyor adamın. Ve eylemi anlatıyor ve adam eylemini Türkiye çapında duyuruyor. Ve Türk ordusunu da buna alet ediyor. Gidip adamı yakalarsan, alır hapse atarsan, o onun için bir facia olur. Ama eylem yapmış, kaçmış. Anında karşılık verdi. Taksit taksit karşılık versen ne olur? Anında versen ne olur? Adamı yakalaman esastır. Adamı yakalamadıktan sonra bir kıymeti yok. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Şırnak’ta bir gurup bir askerin otomobilini ateşe verdi yine fotoğrafta görünüyor. İstanbul’da terörist guruplar Alibeyköy güzergahında bulunan İETT otobüsünün şoförünü rehin aldılar. Gazi mahallesi ve Sarıyer’de polise bombalı ve silahlı saldırı düzenlendi. Gazi Mahallesi’ndeki saldırıda yaralanma olmazken Sarıyer’de iki polis üzerine gelen saçmalardan hafif şekilde yaralandı. Sultangazi’de bulunan Gazi Polis Merkezi’nde kalaşnikofla saldırı yapıldı. Bu sabahta Tunceli de yola döşenmiş uzaktan kumanda düzenekli yüz kiloluk el yapımı bomba bulundu. Adana’da ise IŞİD’li oldukları iddiasıyla dindar esnafın dükkanlarına saldırılar düzenlendi. Bu şekilde eylemleri olmuştu.

ADNAN OKTAR: İşte IŞİD bahanesiyle sakallı Müslümanlara, başörtülü Müslümanlara, namaz kılanlara, camilere saldırmak istiyorlar, halkı da tahrik ediyorlar, Türk milletini tahrik ediyorlar. Diyorlar “ne kadar sakallı varsa bu IŞİD’lidir. Dolayısıyla saldırın.” Türk askerini, Türk polisini de IŞİD’e karşı tahrik ediyorlar. Vurun öldürün, asın kesin diye. Türkiye için tek tehlike; PKK’dır. IŞİD tehlikesi yoktur Türkiye için.

BÜLENT SEZGİN: Yine İstanbul’da ki eylemlerde eli silahlı kişiler fotoğrafları vardı. Bu şekilde İstanbul’da eylem yapıyorlar.

ADNAN OKTAR: Kovboy kasabası gibi.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, PYD’nin askeri kanadı YPG’ye dünyanın genelinde katılımlar var. Ancak asıl katılımların Türkiye’deki sol örgütlerden olduğu ortaya çıktı. Türkiye deki silahlı örgütlenmeler için Kobani bir eğitim sahası haline geldi. Yüzlerce militan bölgeye giderek, IŞİD’e karşı savaştı. Ölenler yaralananlar oldu. Bu örgütler orada çekilen fotoğrafları da gönderdiler, servis ettiler. PYD’ye en büyük desteği Marksist Leninist Komünist Partisi verdi. Bölgede savaşan ve cepheden anlık fotoğraf geçen bir diğer örgütlenme ise, Maoist Komünist Partisi’yle TKP, MLTİKKO idi. Bu iki örgütlenme 1968 kuşağından İbrahim Kaypakkaya’nın kurduğu TİKKO’nun devamı niteliğini taşıyor.

ADNAN OKTAR: Ne fark eder? Hepsi Marksist, Leninist, Darwinist, materyalistler. Aynı kafa, aynı mantık. Devletin Darwinist eğitimi durdurması gerekiyor. Darwinist destek olduktan sonra, bu devam eder.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Dün geceki eylemlerde PKK’lıların etekli olması yine dikkat çekti Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Gören kadın zanneder hakikaten. Kadın görünümü veriyorlar kendilerine, bu çok anormal. Ayarları iyice gitmiş demek ki. İlk ben dikkat çekmiştim bunların etekli olduğuna. İnanmıyordu insanlar, sonra fotoğraflarla belgeleyip ispat edince, oyy dediler.

Dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Suruç’taki patlamayla ilgili bazı detaylar ortaya çıktı. Kullanılan patlayıcının Rus yapımız TNT olduğu öne sürüldü. Ayrıca patlama anında yirmi yedi telefonun aktif olduğu ve canlı bombanın dışında ne az iki gözcünün de olduğu istihbarat kulislerinden gelen bilgiler arasında yer aldı. Patlamanın etkisini artırmak için demir bilyeler kullanıldığı ortaya çıktı. Mobese kameralarındaki görüntülere göre çarşaf giyen ve kadın olduğu sanılan kişinin kültür merkezine girdiği görülüyor. Ancak bombayı patlatanın bu kişi olup olmadığı netleştirilemedi.

ADNAN OKTAR: Bu olay, öyle bir kişinin iki kişinin yapacağı gibi bir şey değil. Kapsamlı bir çalışma. PKK-derin devlet ve Amerika. Amerikan derin devletinin birlikte yaptığı bir çalışma. IŞİD’le alakası yok, net. Başbakan durup durup bağlantı kurmaya kalkmasın. Amerika baskı yapıyor olsa bile hakkı söylesin. Amerika kendince Türkiye’yi IŞİD’le savaştırmak istiyor, Müslüman kanı dökeceğimizi zannediyor. Böyle bir şey olmaz. Amerika bunu unutsun. Bizim inancımızdan haberi yok Amerikan derin devletinin, kendi katilliğe alışık olduğu için. “Kişiyi nasıl bilirsin?” “Kendim gibi” demiş. Türk milletini de öyle zannediyor. Böyle bir şey olmaz.

Dediğim doğru. Adana’da şurada burada sakallı adam gördüğünde, Müslüman gördüğünde “Sen IŞİD’lisin” diye adamı otomatik silahla tarıyorlar, ya bir rezillik yapıyorlar, yeni çıktı bu da.

Bak bu da mesela Gökhan Çelik, barikattt; çok çirkin konuşması. O da bütün Güneydoğu’ya öfke duyuyor. Muhtemelen provokasyon yapıyor. Güneydoğu; evliyalar, peygamberlerin çıktığı güzel bir mahaldir. Hz. İbrahim (a.s)’ın mekanı oradadır, gençliği orada geçmiştir, Harran’da. Hep peygamberler oraya bir uğramıştır, gelmişlerdir. Hz. Nuh (a.s)’ın ayak izleri, daha hala oralarda duruyor. Bütün ünlü alimler Kürt kardeşlerimizin içinden çıkmıştır. Bediüzzaman, Berzenci başta olmak üzere. İbni Abidin, “Bunu ben demiyorum, bunu sen demiyorsun. Bunu kim söylüyor? Bunu İbni Abidin söylüyor” dediklerine göre, birçok ünlü alim Kürt’tür.

Fikret, dinliyorum seni.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey 22 Temmuz Çarşamba günü saat 14.00’da Yaşam ve Sağlık programımız var. Konuğumuz anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı Prof. Dr. Nurettin Lüleci.

ADNAN OKTAR: Hocamızı dinleriz, ilminden istifade ederiz. İsmi de nurlu, kendi de nurlu. Nurettin Hocamız’ın verdiği emek sonucunda güzel bir ilmi kariyere intisap ettiği görülüyor, o ilmin zekatını verecek. Kazandığı ilmin zekatını verecek. İlim, büyük bir nimettir. MaşaAllah.

Kürt mübarek bir varlıktır. Benim Kürt kardeşlerim var tanıdığım, çok muhterem varlıklardır. Çok asildirler yani ahlakın, edebin mükemmel uygulayıcısı olan nurlu insanlardır Kürtler. Aleviler de öyle çok olgun, İslam’ı özünde yaşayan nur gibi insanlardır. Ama bağnazlar falan bilmezler Alevileri hiç Alevi görmemiştir, konuşmamıştır şuursuzca düşman olur, karşı olur. Mesela Kürt bilmez yani delice. Hatta bizim bir arkadaşın tanıdığı vardı “Laz en hoşlanmadığım” diyordu, hayretler içinde kaldım. Bu nasıl bir sevgisizlik? Lazlar ne kadar tatlı, şakacı, çalışkan, tertemiz, imanlı, nurlu ve vatansever insanlar. Nereden geldi bu nefretin bu delilik türü? Bu vahşet, manyaklık başka bir açıklaması yok bunların.

Emre Gülüm; “Bu ülkede kavga Türk’le Kürdün kavgası değil, hilalle haçın kavgasıdır.” Yok kardeşim, hilalde haçta her ikisi de Allah’ı seven, Allah’a kul olmak için gayret eden topluluklar, kavgaları da yok, niye olsun? Hilalle haç, ahir zamanda ittifak edecek İslam’ı dünyaya hakim edecekler, siz kafanızı takmayın. Bak Tapınakçılar geldi dün ne diyor tapınakçıların dünyadaki lideri “Seninle tanıştığım 2 yıldan beri bütün ömrün senin kitaplarını okumak ve Kuran’ı okumakla geçiyor” diyor, herkesin gözü önünde söyledi “hayatımı adadım senin kitaplarına ve Kuran’a” diyor “2 yıldan beri onları okuyorum” diyor, dünya Tapınakçılarının başı.

AYLİN KOCAMAN: “Şimdi Beyrut’a gidecek yine sizi anlatacağım, Kuran’ı anlatacağım” diyor.

ADNAN OKTAR: “Beyrut’ta da bu konuyu anlatacağım” diyor Beyrut Mason localarında. Hilal, haç kavgası falan ne alaka Hıristiyan rahipler buraya geliyor, Mason Hıristiyan rahiplerde var, nur gibi insanlar tertemizler kalpleri müthiş Allah sevgisiyle dolu. Yine bir Hıristiyan tarikat mensupları gelmişti “sürekli Allah’tan işaret bekliyoruz” diyor mesela bir yere gidecekken. Hep Allah’tan bahsediyor, Allah’a şükrediyorlar, ne kavgası olsun. Dünyada zaten bir avuç Hıristiyan, bir avuç Müslüman var, ne kavga edecekler. El ele tutuşup dünyaya sevgiyi, barışı, kardeşliği hakim edecekler, ilimle irfanla, sevgiyle. tabancayla tüfekle olmaz.

DAEŞ demenin sebebi, DAEŞ Arapça’da iyi bir anlama gelmeyen kelime, kasten yapıyorlar, onu Fransızlar çıkarttılar, yani dünyaya öyle yaydılar. Orada da yani Arapça anlamında bakılırsa, yine İslam devleti anlamına geliyor. Amaç o değil, yani hakaret kelimesine gönderme yapacaklar. Eğer öyle hakaret kelimesiyse, bunu ilk PKK’ya uygulasınlar, uygulanması gereken yer ilk PKK, YPG’dir, ilk ona uygulasınlar.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Adıyaman’da güvenlik güçleriyle terör örgütü PKK üyeleri arasında çıkan çatışmada şehit olan Jandarma uzmanı onbaşı Müsellim Ünal’ın baba ocağıyla ilgili resim vardı.

ADNAN OKTAR: Ah benim canıma, ah benim koç yiğidime, maşaAllah. Bak benim aslanımı şehit ettiler cennet kuzusu oldu cennet. Allah annesine babasına uzun ömür versin sabrı cemil versin. Güzel kuzumuz, Hz. Ali (r.a.) ile kucaklaşmaya gitti. Annesini babasını tebrik ediyorum, şehit annesi babası oldukları için tebrik ediyorum, Allah onlara iyilik güzellik bereket bolluk nur versin. Ama tabii bak ailesi çok fakir yani olay görülüyor. Şimdi biz oraya nasıl ulaşalım ne yapalım mesela o insanlara birkaç bin lira bile çok büyük bir paradır, çok çok büyük bir paradır. Mesele oraya ulaşmakta bir mesele. Otuz kere dedim bir vakıf yapın, oradan istediğimiz gibi ulaştıralım. Yok, dinlemiyorlar sözümü. Yani şimdi ben nasıl bulayım o aileyi, çok zor. Ama herkesin tabii bölgede sahip çıkması lazım. Yani ona ne elektrik parası verdireceksin, ne su parası. Mesela bir ev o elektrik parasını üstlensin, bir ev su parasını üstlensin. hatta bu evlerde kira da oluyor yazık benim canlarıma perişan bir ev ama kira oluyor. Bir kısmı yiyeceğini üstlensin, bir kışı temizliğini üstlensin vatan, millet, Allah, Kitap için canını veriyor benim kuzularım. Annelerini babalarını bize emanet bırakarak şahadet alemine gidiyorlar, bize güvenerek, biz de onlara güvenmiyor muyuz, onlarda bize güveniyorlar. Üzerimize vazifedir onları koruyup kollamak.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye’nin sınırlarını değiştirmeye zorlandığını işaret eden Edip Başer şu tespitlerde bulundu; “Türkiye’yi sınır değişikliklerine kuzu kuzu razı etmek için planlanan oyunlar var. Yaşananlar büyük planın parçası. Amerika Türkiye’yi de bu pisliğe sürükleyip, bölgede yeni sınırlar çizerek Kürt devleti kurulması meselesini halletmek istiyor.”

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor Edip Paşa. Tabii asker olarak araştırıyor, biliyor onlar genelkurmay. Tehlike görüyor da, gereği yapılsın. Gereği, ilk önce Darwinist eğitimin durdurulması. Felaketin başı Darwinizm. Sen Allah’a (haşa) meydan okursan, Allah seni helak eder. Sen ne diyorsun Cenab-ı Allah’a; “Bizi, sen yaratmadın, bizi tesadüf yarattı” diyorsun “bizim ilahımız Sen değilsin, tesadüf” diyorsun, “bizim atamız Hz. Adem değil, mikrop” diyorsun. Bu Allah’ın zoruna gider. Allah kıyameti koparır da, Hz. Mehdi (a.s)’ın yüzü suyu hürmetine koparmıyor, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın yüzü suyu hürmetine koparmıyor. Yoksa kıyamet geldi dünyaya kapısına dayandı, Hz. Mehdi (a.s)’ı gördüğünde geri döner kıyamet, kıyamet laf dinlemez. Ama Hz. Mehdi (a.s)’ı görünce, geri dönüyor. Kıyamet Hz. Mehdi (a.s)’ı sever onun olduğu yere girmez, yanaşmaz. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor; “Kıyamet gelir, evlatlarımdan Muhammed Mehdi’nin yüzü suyu hürmetine geri döner. Bir gece kalsa, kıyamet kopmasına bir gece kalsa, Allah kıyameti durdurur, evlatlarımdan Muhammed Mehdi’yi gönderir” diyor. Kıyamet çoktan kopardı, Allah kendisine böyle hakaret ettirmez, böyle meydan okutturmaz, mahveder dünyayı. Gece gündüz sen Darwinist eğitim yapacaksın, Allah bir şey demeyecek, mümkün değil, darmaduman ederdi dünyayı. Ama Allah’ın sevdiği, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sevdiği Hz. Mehdi (a.s) olduğu için dünyada, onun yüzü suyu hürmetine Cenab-ı Allah kıyameti durdurdu. Birçok kişi de onun yüzü suyu hürmetine yaşadığının farkında değil, Hz. Mehdi (a.s)’a karşı mücadele veriyor. Halbuki onun yüzü suyu hürmetine yaşıyor, yani şu an ki hayatını ona borçlu. Allah onu vesile ediyor. Bir şiirde yazıyor, “kıyameti durduran” diyor. O şiiri getireyim size, Mehdi (a.s) diye küçük bir şiir kitabı vardı Adil Gökburun. Tabii şiiri hadislerden kaynaklanarak yazmış, kendi kafasına göre yazılmış bir şiir değil.

PKK, IŞİD’den çok korktuğu için, gariban gençleri topladı İstanbul’da, götürdü katliam yapılacak yere, HDP’lilere de “sakın buraya gelmeyin” dediler, hiçbir HDP’li yok bak dikkat edin, katliam için topladılar İstanbul’dan çocukları götürdüler, orada onları bombaladı PKK. Amaç ne? Korktukları IŞİD’e karşı Türkiye’yi kışkırtmak. Çünkü baktılar ki bunlar PKK’yı yok edecek IŞİD, net öyle görülüyor, kurtuluşta yok. Hem dünya kamuoyunu, hem Türkiye kamuoyunu kandırmak için ne yapacaklar, o gençleri öldürmeleri gerekecek, toplu bir katliamla öldürdüler onları. Şimdi meyvesini alacaklar kendi kafalarınca ama deşifre oldular. Bu cinayetleri bizzat organize eden PKK’dır, derin devlettir, Amerika’dır birlikte yaptılar, PKK devletini kurmak için, güya kendi kafalarınca adice, aptalca bir oyun bu. Yani Türk halkını kendilerince kandıracaklar, zekamızla alay edeceklerini zannediyorlar. Patlama oluyor, bir buçuk dakika sonra IŞİD bomba koydu diye haber yapıyor Avrupa, bir buçuk dakika sonra IŞİD bombası diye. Bir buçuk dakikayı bir sayın. Yani direkt işin içinde adam. Sabredemiyor ahmaklığından Allah aklını almış, mesela yarım saat sonra söylese insanlar pek şüphe etmeyebilir, ne yapıyor bir buçuk dakika sonra açıklama yapıyor ajanslar. Olayın içinde kimlerin olduğu belli.

“Merhaba Sultan hoş geldin. Ne kadar çok seviyoruz seni bir bilsen, bir tanecik Hocam” diyor. Hoca değilim, kardeşinizim. “Sesin soluğun ne kadar güzel, maşaAllah.”

Nihayet yaz geldi, eskiden Mayıs 15’te gelirdi.

“Kıyamet gününden önce Hızır (a.s) ile kırk saat.” Tasavvufi bir şiirdir, hadislere dayalıdır ilhamla söylenmiş güzel bir şiir; “Kıyamet gününden önce Hızır çekilecektir yeryüzünden. Sonra yeşillikleri yaylaların.” Bu yine Hızır (a.s)’a işaret. “Eski zaman duaları gibi yükselen çınarların.” Yüksek ağaçlar. “Çinilerin minyatürlerin duayı ansıtan boyaların, güneşte bir kuş gibi çırpınan kasabaların, göz ağrısı getiren tozların yeşili, kırmızısı, sarısı çekilecek önce.” Bak burada özel bir işaret var “yeşil, kırmızı ve sarı o çekilecek” diyor. “Evlerde, avlularda duyulacak bir eksilme. Yoldan bir ölü götürüyorlarmış da sezmişler gibi çıkacaklar dışarıya ama yollar ıssızdır sonsuza Hızır’ın gidişiyle birlikte yol ıssızlığı gelişecektir. Yaşamıştı bunu bir anda daracık bir odada Peygamber’in başucunda Ali. Peygamber’i yıkarken durmuştu dünya.” Hz. Ali (r.a.) yıkamıştı biliyorsunuz, Resulullah (s.a.v)’i. “Deniz gibi, vahşi mercanlar gibi yakıyordu elini sıcak su, Ömer bir horoz sandı dünyayı. Boğazında keskin bıçak vefatında Peygamber’in” diyor. Ebubekir dört yanında çırpınışını duydu kanadını Cebrail’in” diyor. “Topraktan yükselişini surun, iç odalarda çarşaf arkalarında ağlarken peygamber kadınları duydular kıyameti bir anda, daracık bir saatte. Sonra Ali (Hz. Ali (r.a)) odanın yalnızlığından dört duvardan bir fısıltı duydu” diyor. Şimdi burada konuyu açıklıyor; “Görüldü sancakların en yeşili.” Yeşil özel olarak vurgulanan bir renk. Bu şiirde de birçok sır var da sonra anlatacağım onları acele geçtim onları. “Ve ordusuyla birlikte Mehdi (a.s.) belirli bir süre geciktiren kıyameti. Kıyamet elinde bir belge, bir tüy gibi hafifleten kıyameti.” Bak süratle gelen kıyamet, tüy gibi hafifliyor bir anda. “Mehdi şehitlik yapan ölümün kıyameti. Mehdi, bereketin geri gelişi, kıyametin birinci fecri.” İlk alamet. Önemlidir, sonra onun açılışını yapacağım.

“Mehdi bereketin geri gelişi kıyametin birinci fecri, Hızır’ın ete kemiğe kavuşması.”  Hz. Hızır (a.s) bazen hayal halinde, nur halinde olur, bazen de ete kemiğe bürünür, yani insan haline gelir. Ama çoğu zaman nur halinde gezer. “Bir Kadir gecesinde” bak vakti de söylüyor, “seçilenler seçildiler. Bir Kadir gecesinde dönüşmeye başladı kaderi yeryüzünde. Karınca azabına uğratılmış Müslümanların.” Karınca azabı nedir biliyor musunuz? Bütün vücudunu karıncalar yiyor anlamında. Karınca azabının anlamı budur. Bundan sonrası biraz aşikar olduğu için size daha kapalı anlatmaya çalışacağım, inşaAllah. Çünkü birisi anlattı mı hemen anlıyorsunuz. Ama biraz sonra devam edeyim, şimdi bir konuşma yapalım, ondan sonra.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, Güvenlik Politikaları Uzmanı Eski Asker Mete Yarar, az önce HaberTürk’te tam sizin anlattıklarınızı anlattı hatta birebir sizin cümlelerinizi kullandı.

ADNAN OKTAR: Yani diyoruz, kendimiz koltuktayız fikrimiz iktidarda.

KARTAL GÖKTAN: Mesela şunu söyledi; “IŞİD asla Türkiye’yle savaşmaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir.

KARTAL GÖKTAN: “Amerika sürekli bombalıyor bombalamanın bir işe yaramadığını Afganistan’da gördük” dedi. “Kendi askerlerine kıyamıyorlar, Mehmetçik gitsin IŞİD’le savaşsın istiyorlar.”

ADNAN OKTAR: İşte PKK’nın yaptığı provokasyonun amacı o. Bak, o çocukları İstanbul’da topladılar, alakasız gençler onlar, topladılar oraya öldürmeye götürdüler. Öldürdüler “IŞİD yaptı, hadi Türkiye saldır IŞİD’e” diyorlar. Bir tane HDP’li yok, haber verdiler önceden “sakın gelmeyin” dediler. Anlaşılmayacak gibi değil, net olay.

“En yoksulu insanların” diyor Hz. Mehdi (a.s) için. Biz zengin zannediyoruz ama “en yoksulu” diyor bak. Bu hadislere dayalı bir şiirdir. Bak, “Faydalanılan şelalesinden ama içecek sudan yoksun edilen.” “Şelalesinden.” “Bütün dünya” diyor “onun sayesinde yaşıyor, kıyamet kopmuyor, şelalesinden istifade diyorsunuz ama içecek sudan yoksun ediyorsunuz onu” diyor. Bak “ama içecek sudan yoksun edilen, sökülüp atılan coğrafyasından” yani yaşayamıyor, öyle bir hale getirmişler ki, kendi vatanında duramıyor artık. Dışarı çıkamayacak hale geliyor. Sökülüp atılan coğrafyasından demek budur. “Bağbozumu mantığından çocuklarına düşünce tozu serpilen, kuşlukta kuşkulu öğlende eğlenen” bak, “öğlede eğlenen.” Şimdi açıklarım, anlamı bu oluyor dersiniz, onun için acele acele geçiyorum. “Bir küme yapılan halkı götürülüp uçurumun kıyısında” mekanı uçurum gibi. Arada dikkat dağıtacak şeyler var, onlar iyi oluyor onun için onları özellikle geçiyorum. “Bir ölü kuzgun gibi bırakılan kentin, güneşin batmakta erken davrandığı, her gün son akşam gibi gelen bir akşamda, cam kesmesi bir konakta” bak, mekan “cam kesmesi konakta.” Bunlar hep aşikar bilgiler. “Ölüm dirim toplantısında” kim yapıyor bu toplantıyı, onu daha sonra konuşacağım. “Bir gül ansızın parlayıp açacak bir saksıda.” O gülün ne olduğunu anlıyorsunuz. “Ve kalkacak bir insan ayağa ve ışık” ışık diyor yani nur. “Arkasında, solunda ve sağında ve uzatacak ellerini dışarıya.” Bak şimdi bir işaret daha veriyor “ah bu ne beyaz ne beyaz” diyor. Hz. Musa (a.s)’ın elleri gibi bembeyaz elleri. Masonlukta da bu biliyorsunuz çok mühim bir alamettir; bembeyaz el. “Sanki” diyor “Musa’nın elleri. “Ve yüzü Hz. İsa yüzünün benzeri.” Hadise dayalı söylüyor. “Sonra bir değişim daha kendinde özetleyen büyük peygamberlere.” “Bütün peygamberlerin bir özeti” diyor. “Onların bütün üstün özelliklerini kendinde de toplamış” diyor. Son, hateme veli. “Son peygamberin kendisi sanki” diyor. Yani “son gelmiş en büyük peygamber gibi sanki” diyor. “Hızır da işi bitip de arkadan çıkan köprülerin en yükseği” diyor. Çünkü Hz. Hızır (a.s)’da Hz. Mehdi (a.s)’dan sonra çekiliyor, Hz. İsa Mesih (a.s)’dan sonra. “Mehdi konuşacak, Mehdi geldi derleniş günü, derleniş toparlanış vakti.” Bak diyor ki;“en yoksul insanların en çok ezilmişi” diyor, Hz. Mehdi (a.s) için. “Ezilmişlerin bile ezdiği” diyor. Mesela gariban, “o bile ezmeye çalışacak” diyor “Hz. Mehdi (a.s)’ı.” “Acımalarından yenilgileri” diyor. Onda bir sır var, onu sonra açıklarım. “Susan susturulan” bak, susuyor ve susturuluyor. “Değişip dönüştürülen, tarihi ekşitilen” diyor. Açıklarım, cezbeye gelirsiniz. “Artık her gün her gece, bir kadir günü ve gecesi, Kuran iniyor dağlardan tepelerden, yağmur onun yedeğinde.” Biliyorsunuz yağmur, önce bir kuraklık oluyor, sonra bir yağmur, “onun yedeğinde” diyor. Yani Allah onun emrine vermiş. “Horozlar en keskin sesleriyle ötmede.” İncil’de de var ya “Horoz öttü” diyor “üç kere.” Koyunlar ışıldıyor yünlerinde.” Mekan. “Yeni ve keskin bir bilgelik keçilerde” diyor. Mekan tarifi. Doğudan Batıya bir şimşek atlardan, heyamolalardan inip çıkan bir eleğim sağma develerden, kadınlar örtünürler Meryem örtülerini, bacaları yeniden türer, odunların en sertinin yanışından, bırakarak gökyüzünde bir ocak sisi.” Bunları okumayayım burada cezbeye gelirsiniz, geçeceğim. Bak, vakit de vermiş, maşaAllah. Hicri 1390, ay Ramazan gecesi, Kadir gecesi diyor.

1390 ne ediyor?

OKTAR BABUNA: 1969.

ADNAN OKTAR: 69. “O yılda” diyor “bir karar daha alındı” diyor “kadir gecesinde.”“Nakkaşın nakşettiği dirilişin hecesi.” Nakkaş, nakşetme bu da kasten seçilmiş kelimeler. “Ki terennüme başlar bir anda bütün alem, daracık bir odada gözü yaşlı bir adem.”“Ey ümmet dikkat edin hicri yüzyıl başına” hicri 1400 yılı için diyor. Bak, “ey ümmet dikkat edin hicri yüzyıl başına” hicri 1400’e. “Şahit olacaksınız güneşin doğuşuna. Bağrı yanık İslam’a esecek badısabah, işitin şu müjdeyi vetübalilguraba.” Yani garipler. Guraba; garipler demek. “Hey gidi fani dünya senin de sonun geldi” diyor “yükün aldın artık, yaşsa kemale erdi.” “Artık bittin” diyor “dünya, ölüm hali geldi” diyor. “Zevalini gösteren küçük alametlerin.” Zeval; dünyanın bitişi. Küçük alametler. “Hangisi de çıkmadı hangisi de söylesen” diyor. “Çıkmayan alamet mi kaldı” diyor. “Vurmalar, kırmalar insan öldürmeler mi?” diyor. “Bin bir çeşit hileler, dolap döndürmeler mi? Zulümler, cefalar hakkın kovulması mı?” diyor. “İn-bin dünyası derler şimdi sıra sendedir” diyor. “Hatemi nebi ile resuller tükeneli.” “Peygamberler geldi, resuller tükendi” diyor “Nemrut deccal yetiştirmekten sen de bıktın değil mi?” diyor, dünya için. Bak, “üzülme pek yakında gelecek olan Mehdi” diyor, “kararmış suratını aydınlatır güneşi” diyor. “O Mehdi ki, zevalin ilk büyük alameti” yani “kıyametin ilk büyük alameti” diyor “sonunu haber veren kıyametin ilk fecri” diyor. “İmam Mehdi yıldızla doğacak İslam güneşi” diyor “İmanla sönecek küfrün ateşi, ümmeti Muhammed bekliyor seni, ne olur kıyam et imam ol Mehdi” diyor. Kıyam; “artık görün.” “Müminin çilesi sende son bulur, kırılır zincirler iman kurtulur” diyor. Bak, “kırılır zincirler.” Ne zinciri bu? Gelenekçi Ortodoks Müslümanların, Müslümanlara anlattığı hurafe zincirleri kırılır” diyor. Bak, “kırılır zincirler iman kurtulur” diyor. “Ufuklar nurlanır zulmet kaybolur, beklenen güneşsin imam ol Mehdi” diyor maşaAllah. Bak diyor ki; “Adından çok korkar çağdaş nemrutlar” diyor. Adını duydu mu titrerler diyor. Allah Allah. Allah Allah. “Bir yalın kılıçsın İmam ol Mehdi” diyor. Kınından çıkmış bir kılıçsın imam ol Mehdi. Atomlar karşısında susarlar senin.” Yani hiçbir silah, hiçbir güç ve madde de karşında susar” diyor. “Emini olursun göklerle yerin.” Gökler ve yerlerin en emin insanısın diyor. Hep hadis bunlar. “Fatıma evladı son peygamberin” diyor. Hz. Fatıma soyundan ya. “Halifetullahsın imam ol Mehdi.” Allah’ın halifesisin diyor, peygamberin halifesisin demiyor. Peygamberimiz (s.a.v) hepsi için Halife-i Resul diyor, Peygamber (s.a.v)’in halifesi. “Ama Hz. Mehdi (a.s) Halife-i Resul değildir” diyor. “Halifetullahtır” diyor “Allah’ın halifesidir” diyor peygamberimiz, “bir tek o öyledir” diyor. “Ayların içinde tektir ramazan, Cebrail sesini duyduğun zaman, bil ki kıyameti sahibi zaman.” Yani Hz. Mehdi (a.s), kıyamette diyor. “İntizarımızsın İmam-ı Mehdi” yani beklediğimiz muntazır, olmasını beklediğimizsin diyor.

“Hocamıza sorar mısınız, liderimiz Devlet Bahçeli’nin çözüm süreci için şartı ne düşünüyor?” Mehmet Şevşek. 1969’da bir meclis daha toplanmış. Yani çeşitli kereler toplanıyor, birisi de 1969 yılında.

Osman Hilmi; “Adnan Oktar, Siyonizm’e hizmet eden biri benim anladığım mason mu? Tapınak şövalyesi mi? Nesin sen?” diyor. Biz gizlimi? Bütün cümle alemin önünde 33 dereceden mason olduğumu açıklamadım mı televizyon da? Tapınak şövalyesi üstadı olduğumu da bütün cümle alem önünde açıkladık. Tamam o zaman. Siyonizm, yanlış biliniyor Siyonizm çeşitli Siyonizm tarifleri var. Siyonizm İsrail halkının, İsrail’de yerleşik kalması anlamına gelen bir terim. Bunda bir acayiplik yok. Ama ikinci yorum işte bütün dünyaya Yahudiler hakim olacak, herkesi de asacak, kesecek. İşte bir Yahudi devleti kurulacak, Yahudi’den başka kimse kalmayacak gibi bu hurafe. Tevrat’ta böyle bir şey yok. Bunu söyleyecek olanlar bana Tevrat’tan delil getirsinler, böyle bir hüküm yok. Tevrat’ta İslam’ın hakim olacağı anlatılır. Allah’ın varlığı, birliğine inanların hakim olacağından, Hz. Mehdi (a.s)’dan bahseder. Bir Ben-i İsrail hakimiyeti mevzu bahis. Hatta diyor “Yakupoğulları İstanbul’u fetheder.” Yakupoğulları; İsrailoğulları. O ne demek? İsrailoğulları’ndan olan Hz. Mehdi (a.s) talebeleriyle İstanbul’u manen fetheder. Yine bu Siyonizm dedikleri olay, Hz. Mehdi (a.s)’ın bütün dünyaya hakim olmasıdır. Orada bir ırk hakimiyeti değil, İmam Hz. Mehdi (a.s)’ın bütün dünyaya hakim etmesidir. Tevrat’ta olan bu. Siyonizm yanlış yorumlanıyor.

Fatih Solmaz; “Tapınakçıların ellerine dikkat. Bu piramit şekli tesadüf değil.” Piramit şeklimi vardı ellerinde? Yüzük vardı ellerinde de. Piramit şeklinden niye rahatsız oluyorlar? Piramit pasta niye yiyorsun o zaman, piramit kötüyse? Evin tavanını neden piramit şeklinde yapıyorsun? Laf mı şu?

Ayşe Paşa Çağlar; “Adnan Hocaya sorar mısınız, Hz. Mehdi (a.s) çıktı mı?” Bütün ehli sünnet alimleri çıktı diyor. Bütün Şiiler çıktı diyor, Vahhabiler çıktı diyor. Bütün Museviler çıktı diyor. Bende çıktı diyorum, Bediüzzaman da çıktı diyor. Tabii ki çıktı diyeceğiz.

Hakan Doğan; “Hocam, Facebook’tan yazılan soruları okuyor musunuz acaba TV’de?” Sen Facebook’tan yazmışsın, ben de şu an ne yapıyorum? Okuyorum. “Hocam sizi seviyorum” diyor Hakan Doğan “nur yüzlü bir insansınız, Allah razı olsun ama IŞİD’le alakalı çok yanlış şeyler söylüyorsunuz. IŞİD’in ne hayrını gördünüz ki, bu kadar savunuyorsunuz?” Ben her Müslüman’ı savunurum. Benim savunmadığım Müslüman gösterin. Hiçbir Şii’ye laf söyletmem, Alevi’ye laf söyletmem. Hiçbir Bektaşi’ye laf söyletmem. Bektaşi şeyhleri geliyor, ne kadar hürmet, ne kadar sevgi gösterdiğimi görüyorsunuz. La İlahe İllaAllah diyor La İlahe İllaAllah diyen adamı ben nasıl sevmem? IŞİD de, La İlahe İllaAllah diyor mümin bunlar. Müslüman insanlar. Ha bombalıyor, asıyor, kesiyor. Aç Buhari’yi, Müslim’i, Tırmızi’yi, İbn-i Mace’yi, Süneni Nesih, Süneni Davud namaz kılmayanı kesin diyor. Adamda gidip kesiyor. Önce o kitaplardaki bilgiyi düzelteceksin. Bunu da İmam Hz. Mehdi (a.s) yapar, onlar yapamaz. Bu kadar açık.

Tufan Bozkar; “Merhabalar, ben yıllardır Adnan Hocamız’ın hayranıyım, kitaplarını okuyorum ve İslam’daki aklı mantığı nasıl kullanılacağını bizlere çok güzel ifade ettiği için yürekten kutluyorum. Onunla nasıl görüşebilirim? Hiçbir bilgim yok. 24 yaşındayım.” Tamam, işte arasın telefonlarımız var, oradan görüşürüz.

“Hocam, Komünist Kürdistan tehlikesi kitabınız askeri okullarda ders olarak okutulmalı. Ben askeri personelim geçtiğimiz günler yirmi beş yıl aynı meslekten olan arkadaşla konuştuk. PKK’nın komünist olduğuna inandıramadım. PKK’nın Kürtlerin hakkını savunduğunu düşünüyor. Elhamdülillah ki, Rabbim sizleri tanımayı nasip etti. Milliyetçilik ne demek, delikanlılık ne demek hep sizden öğreniyoruz” diyor, maşaAllah.

“Hocam İzmir’e ne zaman geleceksiniz?” diyor. Bu sıcakta nasıl geleyim İzmir’e, çok zor? Acayip sıcaktır orası.

“Hocam, iyi yayınlar Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru nasıl olacak? Bütün kanallardan Hz. Mehdi (a.s)’ı göreceğiz. Nasıl olduğunu anlatabilir misiniz?” Mustafa kardeş bende bilmiyorum ama kader çok güzeldir. Allah sonsuz güzeldir. Bekle, her şeyi görürsün. Ayet ayet Kuran, adım adım İslam. Nemrut bile İslam’ın hakimiyetine hizmet eder. Deccal de hizmet eder. PKK da hizmet eder. Her şeyde bir hayır vardır. Her yerde Hz. Hızır (a.s) vardır. Hz. Hızır (a.s) kol gezer. Hiç ummadığın kasabalara gider, hiç ummadığın toplulukların içine girer. Öyle diyeyim de anlasınlar. Geçtiği yerler yeşillenir.

IŞİD’in yaptığı; Kütüb-i Sitte’deki hadisleri çok muntazam uygulamak. Öbürleri korkuyor. Onlar korkmuyor. Bu kadar, aradaki fark bu yani. Diyanet’e soralım, “O hadisler yanlış mı?” diye. Asla bir şey demez. “Namaz kılmayanın hükmü nedir?” diye sorsunlar Diyanet İşleri Başkanlığı’na. “Bu hadis doğru mu?” diye. Kendileri basıyor o kitabı zaten. Hz. Mehdi (a.s)’dan başka kimsenin sözünü dinlemez bu adamlar, ben size söyleyeyim.

Şimdi şiiri açarsak, zaten bilen biliyor bir kısmını. Detay detay anlatmış. Hatta bir semt adını vermiş, bir büyüğümüz o semte apar topar ev yaptırmıştı kendine. Şiire kendisini uydurmak için. O büyüğümüz kendisini bilir. Öyle olmaz. Kaderin sevkiyle olacak. İte kaka Hz. Mehdi (a.s) olunmaz. Yapıştırarak, toparlayarak Hz. Mehdi (a.s) olunmaz. Anadan, atadan Cenab-ı Allah, soyundan kaderinde öyle yaratması lazım. Kafalama mantığıyla Hz. Mehdi (a.s) olunmaz. Bir müteahhitlik projesi değildir Mehdiyet veyahut bir eğitim politikası değildir.

Kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR: PKK, Marksist, Leninist ve Komünist Bir Örgütlenmedir

BÜLENT SEZGİN: Yayınımıza devam ediyoruz. Buyurun Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Mete; “Adnan Hocam, size yalvarıyorum böyle yapmayın. IŞİD katildir. Siz böyle yapınca, ben ne diyeceğimi şaşırıyorum” diyor. IŞİD niye katil olsun? Buhari’de, Müslim’de azmettirici açıklamalar var hurafe. Katilliği arıyorsan, orada arayacaksın. Azmettirici açıklamalarda arayacaksın. Sen “Allah böyle diyor” dersen, adam onu yapar. Sen Kuran’la ortaya çık, konu bitsin. Seninle de konuşsam, sen de Buhari’yi, Müslim’i savunacaksın. Savununca var işte Buhari’de Müslim’de. “Namaz kılmayanı öldürün” diyor, o da öldürüyor. Bunu Suudi Arabistan savunuyor, İran savunuyor. Diyanetin bütün kitaplarında var. O zaman Hz. Mehdi (a.s) ile hallolacak bu konu. Başka türlü yok. Zaten IŞİD’de diyor “biz tam doğru yoldayız, her şeyi biliyoruz demiyoruz” diyor. İran’da öyle diyor. Anayasasının birinci maddesi İran’ın; “bu anayasa Hz. Mehdi (a.s) çıkıncaya kadar geçerlidir” diyor. “Hz. Mehdi (a.s) çıktıktan sonra bu anayasa geçerli değildir. Anayasayı Hz. Mehdi (a.s) düzenler diyor ondan sonra” diyor. Ne desin adamlar? Resmi anayasa İran’ın birinci maddesi bu. IŞİD’de diyor biz fevkalade bir şey değiliz diyor, bir iddiamız da yok. Biz Hz. Mehdi (a.s) tabi olacağız diyorlar. Dolayısıyla anarşi, terörün, şiddetin ilacı; Hz. Mehdi (a.s)’dır. Bunu bileceksiniz.

Birisi bir şey söylesin.

BÜLENT SEZGİN: PKK’nın haber ajansı Amed New Agency Twitter’den Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ölüm tehdidinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinin alıntılandığı twitte “tüm dünya duysun ki, o devleti kuracağız ve seni kendi devletimizin sınırlarına gömeceğiz” sözleri yer aldı.

ADNAN OKTAR: İşte bak biz tehlikeyi haber veriyoruz. Adamlar istediklerini adamlar söylüyor “biz burada bir devlet kuracağız” diyorlar. Bu devletin özelliği nedir? İttihad-ı İslam’ı engellemek, Türklük alemiyle birleşmemizi engellemek. Buna müsaade etmeyeceğimiz de açık. Bana da gıcık olmuşlar, asacağız, keseceğiz diyor. Isıracak köpek hırlamaz. Delikanlıysan çıkarsın ortaya, görürüz. Daha öncede öyle ötmüştünüz, sonra yalvardınız. Çok iyi hatırlıyorsunuzdur yalvardığınız günleri.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Gazeteci Süleyman Özışık, bu akşam canlı yayında şunları söyledi; “IŞİD bu tür barbarlıkları yapabiliyorsa, bunu PKK’dan öğrendi. Çünkü biz yıllarca PKK’dan bu tür saldırıları gördük” dedi.

ADNAN OKTAR: Bu da benim sözüm. PKK öğretti şiddeti. Tek kurtuluş şiddet dedi, adamlarda tek kurtuluş şiddeti, onu uyguluyor işte.

Kaan Yetkin; “Türkiye’de tek gerçekleri konuşan sadece siz varsınız.” Vardır da konuşan, onlardan biriyim tabii, inşaAllah.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalındağ, Cumhurbaşkanlığı terör örgütü IŞİD’in kınanmadığı üzerindeki iddialara açıklama yaptı; “Türkiye’nin DAEŞ terörünü kınamadığı, mensuplarına karşı operasyon yapılmadığı şeklindeki iddialar tamamen gerçek dışıdır. Türkiye DAEŞ’ı 2013 yılının ekim ayında terör örgütleri listesine almış bu uygulama kapsamında bu güne kadar örgütle bağlantısı olduğu tespit edilen yabancı uyruklu 1600 kişi sınır dışı edilmiş. On beş binden fazla kişi ülkeye giriş yasağı konulmuştur” dedi.

ADNAN OKTAR: PKK’nın haber ajansından biri Suruç Hastanesi önünde bir sakallı genç, normal sakallı bir insan Müslüman, IŞİD’i yakaladık diye onu linç etmeye kalkmışlar. Sadece sakallı, delil bu.

Bak diyor ki, Apeşervan Kürt 24 n; “Bıçakla kesin her tarafını” diyor internetten talimat veriyor. “Şah damarını kesin, derisini yüzün, en sonda çivili tabuta koyup, asit kuyusuna atın” diyor. Görüyor musunuz? Her hangi bir vatandaş, sadece sakallı, bu yeterli oluyor.

Hasan Mert Kılıç; “Sayın Hocam iyi geceler. Ülkücü gençliğin sabrını sınıyorlar. Bu ihanetler, bu zalim oyunu nasıl son bulacak? Yol gösterir misiniz?” Küfrün gücü köpük gibidir. Köpük üstte görünür ama hiçbir önemi yoktur. Cevher hep altta durur. Derinlerde durur yani.

Osman Keskin; “Sevgili Hocam” diyor, Hoca değil kardeşinizim. Hoca olsak eğitim alırdık, dini eğitim. Vatandaşız, herhangi bir vatandaşız. “Sevgili Adnan Bey, bugün yine çok yakışıklısınız, maşaAllah. Sizi çok seviyorum. Sualim bu IŞİD nedir, neyin nesidir? Teşekkürler.” PKK’ya Allah tarafından verilmiş semavi bir felaket. Allah başlarına bir bela olarak yarattı. Ayette de var şeytandan Allah’a sığınırım, “İnsanların kimini kimiyle def etmesi olmasaydı dünya fesada uğrardı” diyor Allah. Ad ve Semud Kavimlerine de böyle felaketler gelmiştir, azgın kavimlere, Allahsız, Kitapsız kavimlere. Bu alçak zalimlere de Allah böyle bir tufan gönderdi, bir felaket tufanı.

Fatih Kaan Süleyman; “Babuna Hocamız oynamıyor mu?” diyor. “Hocamız nerede?” diyorlar. Sonra.

Derviş Nujen, Kızıl Kürt; o da Mehdi (a.s)’ı arıyormuş. Hz. Mehdi (a.s)’ı imanın nuruyla bulursun. Bediüzzaman öyle diyor. “Belki o eşhası ahir zaman imanın nuruyla bilinebilir” diyor. Hz. İsa Mesih (a.s) için de diyor ki, “Mukarreb ve havası” seçkinleri, yakın talebeleri, “onu imanın nuruyla tanırlar” diyor. Hz. Mehdi (a.s) için ama “Belki” diyor, “belki o eşhası ahir zaman imanın nuruyla tanınabilir” diyor.

Muhammet Şimşek; “Adnan Oktar bizim gözümüzde Adnan Reis’tir.” Allah Allah, bir bu eksikti.

“Hocam, IŞİD’e nasıl Müslüman diyorsunuz, anlamıyorum. Sürekli PKK’yı kötülüyorsunuz. Ben bir zamanlar MHP’li bir gençtim ama artık IŞİD’lerden sonra PKK sempatizanıyım.” Bir insan MHP’li olduktan sonra, ömrünün sonuna kadar Ülkücü kalır. O mümkün değildir. Nerede görülmüş? Bana öyle bir vaka göster. İmkansız. Bir insan bir Ülkücü ise, hakikaten mesela ANAP’a geçiyor, yine Ülkücü kalıyor, çıkıyor başka yere gidiyor, yine Ülkücü, CHP’ye geçiyor, yine Ülkücü. Ülkücülük vazgeçilecek bir şey değildir. PKK’ya girersin, orada da Ülkücü olarak faaliyet yaparsın, istihbarat getirirsin. Başka türlü bir şey olmaz. Nitekim PKK’nın içinde çok fazla Ülkücü var. Ama istihbarat elemanı olarak var. Mesela CIA şubenin elemanları var, MİT’in elemanları var ama taş gibi Ülkücü gençler.

“IŞİD Türkiye için tehdit değil demiştiniz bana birkaç gün önce ama dün ne yaptılar görmediniz mi?” Ercan. Bir kere IŞİD’in yaptığı dair bir bilgi, belge yok. Onu hiç zorlamayın, öyle bir şey yok. IŞİD eylem yaptığında, bak aynı anda Kobani’de de yaptı, “ben yaptım arkadaş” dedi. Söylüyor yani adam. Bununla ilgili üstlenmedi. “PKK’yı kötülüyorsunuz.” Allahsız, Kitapsız, katil bir sistem, gece gündüz askerimizi, polisimizi şehit ediyor. Ne diyelim? Övecek miyiz? Böyle ahlaksız, pislik adamların yeri aşağılanmadır, başka bir şey olmaz.

“Nurlu seyidim, seni tarifsiz bir muhabbetle seviyorum” diyor bir hanım kardeşimiz. MaşaAllah.

IŞİD halis muhlis Müslüman’dır ve Vahhabiler’den hiçbir farkı yoktur. Sünni alimleri bana getirin, tartıştıralım. Her ikisi de “namaz kılmayanı öldürün” diye ittifak edecektir. “Sakalını keseni öldürün” diye ittifak edecektir. Buhari, Müslim, Tırmizi, İbn-i Mace, Süneni Nesih, Süneni Davud’dan yüzlerce hadisle delil göstereceklerdir. O zaman IŞİD’e niye kızıyorsun sen? Genel bir bozukluk, yanlışlık var, genel. Bu da Muhammed Hz. Mehdi (a.s) ile çözülür, o kadar.

“Yine kendinize Allah aşkıyla aşık edecek bir söz daha söylediniz.” ‘Allah’ın yazdığı kader güzeldir. Allah çok güzeldir.’ Sen nasıl mübarek bir şeysin?” diyor, bir hanım kardeşimiz.

“Adnan Hocam ağzınıza sağlık” diyor. “Sır dolu hadisleri” diyor, hadis değil anlattığım; şiir. Ama hadislere dayanan şiirler. Açarım ama yavaş yavaş. “Her terazi bu sikleti çekmez” diyor, İmamı Rabbani, “bu ağırlığı çekmez.” Terazi diyor, yani insan aklı.

Güler Gülmez çok net bir soru sormuş; “Mehdi, siz misiniz?” Benim bir Mehdilik iddiam yok. Hocalık iddiam bile yok. Laik lisede yetiştim, normal ortaokul, lise. Buhari, Müslim hadis kitabı; biz de okuduk onları. Ben bütün Kütüb-i Sitte’yi okudum. Kuran’ı okudum, Gazali’yi okudum, Gazali’nin eserini İhya’sını, Risale-i Nur okudum. Bostanül Arifin, Tenbihü'l Gafilin klasik eserler. Taş tercümesi var, onu okudum, o kadar. Ama bir hocalık, alimlik hiçbir şekilde böyle bir iddiamız yok. Hele Mehdilik, müceddidlik, müçtehidlik, asla böyle bir iddiam olmaz. Hiçbir zaman için olmadı ve olmaz da. Yemin de ettim.

69, 79, 89, 99, 2009, 2019. 69’da bile meclis toplanmış, manevi meclis. 56’da var.

Özetle IŞİD’ e karşı Türk milletine ayaklandırmak için, Müslüman’ı Müslüman’a düşürmek için bir oyun oynandı. Onu da beceremediler, o oyunu ben bozdum. Yoksa kakalama bir oyun oynamışlardı, zekâmızla kendilerince alay etmeye kalkıyorlardı. Ben onların ahmaklığını onlara gösterdim. Burada artistlik yaptırmam Türkiye’de. Oyun oynattırmam, bunu unutsunlar. Amerika’nın derin devletinin bunaklarına buradan selamlarımı iletiyorum yine de. Ben buradayım. Unutmasınlar. Her oyunlarını tepelerine geçiririm. Darwinizm’le ilgili de bir atış yapıyorlar, mahcup ediyorum, anında bitiriyorum.

Melih; “Ben de MHP’liyim Hocam. Kralsın Adnan Reis. Şimdi reis.” “Muhterem Hocam. Peygamberimiz (s.a.v.) “Benim ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak. Yalnızca biri kurtuluşa erecek” diyor. Fırkadan kasıt cemaat mi?” İste bak, ne hallere gelmiş Müslümanlar. Nerenin yetmiş üç, nerenin yüz yetmiş üçü? Binlerce fırkaya ayrılmış vaziyetteler. O çıkan Hocalar var ya hacı emmiler falan, hep onlar ayrı mezhep, onlar da ayrı mezhep. Hepsi bilmiş olmasa da, büyük bir bölümü bilmiş. Ahir zamanda ümmet garip olacak işte, böyle zavallı olacak. Hz. Mehdi (a.s) çıktığında tek bir ümmet oluyor. Parçalanma olmayacak.

“Sen seni bil.” İsminde bir kardeşimiz; “Gelecekse gelsin, kaç yüz yıldır birileri “Mehdi’yim” diyor ama netice sıfır. Şimdi gelecekse gelsin” demek, yani senelerdir gelmesini istemiyorsun. Veyahut ümidini kesmişsin. İşte bu Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir. “Kaç yüz yıldır birileri “Mehdi’yim” diyor.” Zaten öyle Hz. Mehdi (a.s) çıkmadan önce onun mukaddemeleri çıkar. Berzenci’yi de mesela Hz. Mehdi (a.s) zannetmişlerdi. İmam Rabbani’yi Hz. Mehdi (a.s) zannetmişlerdir. Abdülkadir Geylani’yi Hz. Mehdi (a.s) zannetmişlerdir. Hiçbir mahsuru yok. Yani gerçek olmayan Mehdiler, her zaman gerçek Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet etmişlerdir. Şu an gerçek olmayan Hz. Mehdi (a.s) karşıtları var, hepsi Hz. Mehdi (a.s)’ın talebesi olmuş durumundalar, diz çökmüş vaziyetteler. Geçen gün anlattım, Caner Taslaman’la çıktılar, hepsi halis muhlis Hz. Mehdi (a.s) talebesi olmuşlar. Yani Mehdiyet’e cansiperane hizmet ediyorlar. Ama sorsan “karşıyım” der. Ama cansiperane hizmet ediyor. O bilmem ne Taş Hoca falan var ya, hepsi hizmet ediyorlar, cayır cayır. “Gelecekse gelsin.” İşte eğer dua mahiyetinde söylediysen, geldi. “Gelecekse gelsin” diyorsun. Gelecekse geldi işte. Netice sıfır, çünkü onların hiç birisi Hz. Mehdi (a.s) değil. Yani kaderde Hz. Mehdi (a.s) olması gerekiyordu. Gayretle Hz. Mehdi (a.s) olunmaz. Siyasilerden de Mehdilik için uğraşanlar oldu, hocalardan da, âlimlerden de oldu, akıl almaz emek veriler ama netice hakikaten sıfır oluyor. Bir tek netice Hz. Mehdi (a.s)’da, yüz üzerinden yüzdür. Onun dışında sıfır olmaz, Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet ederler. Sıfır olur mu? Mutlaka faydası oluyor.

Hocam, Oziser; “Hocam neden mason var? Anlatsana biraz.” Şu an dünyayı yöneten masonlardır. Yani pergelin o sivri ucunu bulmaya çalışıyorlar. Çok küçük bir nokta olduğu için, onu arıyorlar. Daireyi görüyorlar. “O”yu görüyorlar. Ama o küçük noktayı onu arıyorlar. Onu aramaya geliyorlar zaten İstanbul’a. Pergel de “A” harfi şeklinde bacaklarını dünyanın üzerine koymuş durumda. Bak, hepsinin başının üstünde Hz. Mehdi (a.s)’ın düğümü çözeceğine ait sembol var. Hepsinde gördünüz değil mi?

OKTAR BABUNA: Evet.

ADNAN OKTAR: Altınla örülmüş düğüm var. Beş bin yıllıktır Hazreti Süleyman (a.s) devrinden kalma bir sembol.

“Ben dayanamıyorum bu haksızlıklara” diyor, “mücadele etmek istiyorum” diyor, ‘İlle Namaz’ diye bir kişi. Zaten farzdır o. Sen oturuyorsan evde harama girersin. Adaletsizlikle, vicdansızlıkla, zulümle mücadele edeceksin.

Sen Seni Bil; “Allah’ın takdir ettiği kader insanların birbirini yemesi mi?” diyor. İnsan insanı yemeyecek ki, cehennem insanları yiyecek. Seni bilmiyorum, inşaAllah sen kurtulursun da. Cehenneme soruyor Cenab-ı Allah “doldun mu?” diyor, “daha var mı?” (Kaf Suresi, 30) diyor cehennem. Cehennem insandan çok çok daha acımasızdır. İnsan ne ki onun yanında? Ve “cehenneme” Allah, “o sözü verdim” diyor, “dolduracağım insanlarla” diyor. Kurtuluş nedir? Allah’ı seveceksin. Allah kendisine hainlik yapanı sevmez. Allah kendine nankörlük yapanı sevmez. Kendine karşı alçaklık yapanı sevmez. İntikam sahibidir, intikam alır. Güzellik veriyor, sağlık veriyor, iyilik veriyor, nimet veriyor, nankörlük ediyor. O zaman “Ben de tersiyle sana karşılık vereceğim” diyor Allah. Buna şaşacak bir şey yok.

Ayet var.  Şeytandan Allah’a sığınırım. Diyor ki; “Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi)” yani izale etmesi yok etmesi “olmasaydı yeryüzü mutlaka fesada uğrardı.” (Bakara Suresi, 251) Diyor. “Mahvolurdu” diyor Allah. PKK’ya, Allah semavi bir felaket olarak göndermiştir IŞİD’i. Ad ve Semud Kavimleri’ne bu felaketler gelmiştir, o neviden bir felakettir.

Candan; “Adnan Bey” diyor, gözümüzü açtınız. Kalbimize sevgi” Allah koyuyor tabii. “Allah dostu Nur Hocam” diyor. Allah’a her an şükrediyorum” diyor. “Kalbimin en derininde. Sen ne güzel insansın, maşaAllah. Dilinde hep hayır ve güzellik. Sen bizlere Allah’ın bir lütfusun. Eksik olma, hiç hayatımızdan çıkma, aslanlar aslanı. Ah Hocam bir bilsen ne kadar seviyorum sizi. Ama eminim ki hissediyorsunuz” diyor. “Allah sizi hep korusun” diyor. Yok, ben samimi olduğuna inanıyorum.

“Hocam, siz ‘Mehdilik iddiam yok’ dedikçe, onlar da size sen Hz. Mehdi (a.s) değilsin” diyorlar diyor. “Böyle bir şey dünya tarihinde ilk defa oluyor” diyor, Nur Hilal Kızıltoprak. Köpük bir dönemeçte gider.

Bak, Allah diyor Rad Suresi’nde. Şeytandan Allah’a sığınırım, “(Allah) Gökten bir su indirdi de dereler kendi miktarınca çağlayıp aktı. Sel de yüze vuran bir köpük yüklendi. Bir süs veya bir meta sağlamak için ateşte üzerine yakıp-erittikleri şeyler (madenler)de de bunun gibi bir köpük (artık) vardır. İşte Allah, hak ile batıla böyle örnekler verir. Köpüğe gelince, o atılır gider,” Ne demek? PKK bitecek. “insanlara yarar sağlayacak şey ise,” Yani Mehdiyet “yeryüzünde kalır. İşte Allah örnekleri böyle vermektedir.” (Rad Suresi, 17) diyor Cenab-ı Allah.

KARTAL  GÖKTAN: Başka bir ayette şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder.” (Enbiya Suresi, 18) diyor.

ADNAN OKTAR: İşte beyin, fikir sistemi. Evet.

KARTAL  GÖKTAN: “Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir” diyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Eski bir AK Parti milletvekili, benim müzik, dans ve ışıklandırmayla ilgili disko ve barlara giden gençlere mesaj verdiğimi, o tarz yani bazı yerler için diyor tabii. “O tarz kötü ortamlara gitmenize gerek yok, istediğiniz eğlence daha güzeliyle burada var” demek istediğinizi söyledi. Bunun da çok akılcı bir yöntem olduğunu söyledi” diyor. Daha birçok hikmeti var. Ben bir şey yapıyorsam, illaki bir hikmeti vardır.

Şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Allah, âlemlere karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.” (Bakara Suresi, 251) Allah ihsan olarak gönderiyor belayı küfrün üstüne. Tağut ve deccalın üstüne, tuğyanın üstüne.

Yaşar; “Hocam, Allah Celle Celalühu kâinatı neden yaratmıştır. Amacı suç ve ceza mıdır?” Allah âşıktır. Aşkı sever. Aşkı bulamadığında, çok acı intikam alır. Aşkına ihanet istemez Allah. Bu insanın ruhunda da vardır. Aşkına ihanet istemez. “Ben sevgi istiyorum” diyor Allah. “Beni deli gibi sevmenizi istiyorum” diyor. “Ben de sizi aşkla seveceğim, siz de Beni aşkla seveceksiniz” diyor. “Ama sevmezseniz, her âşık gibi canınızı yakarım” diyor.

BÜLENT SEZGİN: “Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım” (Bakara Suresi, 152) diyor Allah.

ADNAN OKTAR: “Beni anın” odur. Çünkü öyledir değil mi? Mesela insan nankörlüğe sitem eder. İnsan ne yapar? Küser darılır. Aşkla sevdiği birisi nankörlük yaptığında ne yapar, küser darılır. Allah da intikam alıyor. Yakışır Allah’a. Onun güzelliğine yakışır.

BEYZA BAYRAKTAR: “Bugününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz gibi, Ben de sizi bugün unutuyoruz.” (Casiye Suresi, 34)

ADNAN OKTAR: Bak, “siz Beni unuttunuz” diyor Allah. “Ben de sizi unuttum.” Çünkü Allah aşkla sevilmeyi sever. Allah hep âşıktır. Güzelliğe âşıktır. Sevilmek ister ama böyle delicesine, can verilecek şekilde sevilmeyi ister. Onun için şehitleri çok sever Allah. Cayır cayır kendini gerekirse Allah uğrunda yakıyor değil mi? Ağzı yüzü paramparça oluyor. Allah’ın en sevdiği şehittir. Çünkü canını veriyor Allah için, tam âşık özelliği. Ama sevilmediğinde Allah intikam sahibidir. Allah diyor ki; “Ben kendi yaptığımdan korkmam” diyor. Yani “dehşet meydana getiririm, meydana gelen dehşetten de korkmam” diyor. “Beni seveceksiniz, Ben de sizi seveceğim” diyor. Ne güzel bir teklif, ne güzel bir karşılık. İhanet edersen, tabii ki kafanı ezecektir. Rabbimize yakışır. Âşıklığına yakışır. Güzelliğine yakışır. Sonsuz güzelliğine yakışır. Böyle olması gerekir, böyle olacak. Allah’ın bir tane isteği var; “Beni sevin, Ben de sizi seveyim” diyor. “Her türlü nimeti vereceğim. Şükredin” diyor. Şükretmekten kastı, sevmek zaten. “Ben de sizi seveceğim ve çok fazla nimet vereceğim” diyor. “Sonsuza kadar aşk içinde yaşayacağız” diyor. Bak, “Sizi sonsuza kadar göreceğim” sürekli tecelli ediyor cennette. “Ben aşk istiyorum” diyor Cenab-ı Allah. “Ben de sizi aşkla seveceğim. Ama yapmazsanız âşık ne olur? İnsan da olmadığında deliye dönüyor ihanet gördüğünde, küsüyor, darılıyor. Allah da intikam alıyor. Konunun özeti budur başka karmaşık yönü yok. Bu kadar nettir, bu kadar açıktır. İhanet edenlerin Allah’ın aşkına, ihanet edenlerin yurdudur cehennem. Allah’ın aşkına güzel karşılık verenlerin yeri de cennettir, sonsuza kadar. Bu kadar. Sonsuza kadar Allah’ın öfkesi dinmez, kendine ihanet edenlerden cehennemde. Sonsuza kadar da sevgisi dinmez cennette. Sonsuza kadar seviyor. En sevdiği Allah’ın, aşktır. Kâinatı da onun için yaratıyor, her şey onun için. Namaz, niyaz, oruç. Hepsi odur. Tek amaç odur, başka hiçbir amaç yoktur.

Bu toplantılarda filan polis arama yapmak istediğinde polise yardımcı olunması lazım. “Polis bizi arayamaz, bilmem ne” filan, şamata yapıyorlar. Polisi uzaklaştırıyorlar. Her seferinde bir felaket oluyor. İnsanlar, Allah için gerekirse şehit oluyorlar. Gerekirse cayır cayır yanıyor. Paramparça oluyor Allah için. Ama yani bilerek yapmaz. Allah’tan gelirse de tamam cayır cayır yanıyor da gidip kendini yakmaz götürüp. Ama aniden yanarsa, şehit olur. Yani gidip kendisini bile bile ölüme sürüklemez. Ama ölüm ona gelirse, şehit olur. “Allah için cayır cayır kendini yakıyor. Allah için ölüyor” demek, ölümün ona gelmesidir. Onun ölüme gitmesi değildir. İnsanın ölüme gitmesi intihardır, haram olur. Ama ölüm sana gelirse-ki, şehit olduğunda zaten ölmez adam.

“Hocam, IŞİD’le masonlar arasında bağlantı var mı? Var ise şu anki esas amaçları Ortadoğu’da nedir?” Masonluğun bağlantısı olmayan hiçbir olay olmaz. Hiçbir hükümet, hiçbir hareket olmaz. Ortadoğu’da tabii ki masonluğun bir amacı var; Hz. Mehdi (a.s)’a ortamı hazır etmek. Tapınak şövalyelerinin de amacı; Hz. Mehdi (a.s)’a ortamı hazır etmektir. Şartları oluşturmaktır, öncülük etmektir. “İç güvenlik yasası uygulansın” deyince, PKK’lıların sapıtmasına gerek yok. Uygulandığında böyle patlamalar, çatlamalar da olmaz. Böyle felaketler olmaz. Onların kendi canını kurtaracak bir şey bu. Neyine şımarıyorsunuz yani?

Yunus Emre; “PKK tehlikesini sürekli açıklayan tek grup” diyor. Doğru hakikaten. Yani bu kadar titiz takip eden yoktur. Var takip eden ama bu kadar titiz değil.

Bir ara verelim.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor. Yarın tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü