Harun Yahya

Sohbetler (24 Temmuz 2015; 20:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BÜLENT SEZGİN: İyi geceler değerli izleyicilerimiz. Adnan Oktar ile Sohbetler başlıyor. Adnan Bey hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz.

Evet, Fikret Bey dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Adnan Bey, son bir iki günün gelişmelerini özetleyecektim, uygun görürseniz. Şanlıurfa’da evinde uyurken 2 polisimiz şehit edildi. Diyarbakır’da trafik kazası ihbarıyla olay yerine giden 2 trafik polisimiz şehit edildi. Kilis’te Suriye yönünden gelen saldırganlar, 1 askerimizi şehit etti. İstanbul ve Adnan’da IŞİD’li olduğu gerekçesiyle, 2 dindar vatandaşımız şehit edildi. Türkiye dün akşamüstü Suriye’den gelen saldırıya önce top atışıyla karşılık verdi. Sabaha karşı da Suriye hava sahası ihlal edilmeden IŞİD mevzilerine karşı hava operasyonu yapıldı. Jetlerimiz yaklaşık 1,5 saat süren bir operasyon yaptı. 35 IŞİD’linin öldürüldüğü iddia ediliyor.

ADNAN OKTAR: Müslüman’ın Müslüman’ı katletmesi haramdır. Amerika’nın ağır baskısı var, benim gördüğüm, olay tamamen suni. Çünkü PKK gibi bir tehlike varken, bizim için IŞİD tehlikesi diye bir tehlike olmaz. Onlar kendi halinde duran adamlar orada. Burada bir subayımızı IŞİD’li vurdu diyor. O da biraz karanlık bir olay, onu araştırmak lazım. IŞİD hiçbir zaman için Türkiye’ye ateş etmez, Türk subayı vurmaz, öyle bir şey yapmazlar. Onda karanlık bir nokta var. Yapsalar, şu ana kadar yaparlardı. Hiçbir şekilde böyle bir konuya yaklaşmıyorlar ve baya titizler o konuda. Ama yine de bunu Türkiye’nin IŞİD’e bir savaş, meydan okumak olarak almasın. Amerikan tehdidinin bütün Ortadoğu’yu salladığını görüyoruz. Barzani’yi de tehdit etler IŞİD’le savaşa soktular, Türkiye’yi de tehdit ediyorlar benim gördüğüm, IŞİD’le savaşa sokmak için. Ağır bir baskı var Türkiye’nin üstünde. IŞİD bu halleri görüyordur zannediyorum. IŞİD’in yapacağı şey, bunu bir saldırı olarak düşünmemesi. IŞİD, Türkiye saldırı olarak almasın olayı. Tabii çok acı bir durum var, sanki PKK yıllardan beri Türkiye’ye saldırmıyormuş, sanki böğrümüzde yaşamıyorlarmış gibi, ‘IŞİD Türkiye’ye yanaştı, o yüzden biz de tedbir alıyoruz’ falan gibi üslubu var. Tamam, IŞİD’in anormal yönlerini biz de görüyoruz, asıyorlar kesiyorlar ama PKK onların on bin misli asıp-kesiyor. Her gün askerimizi polisimizi, bak yine şehit etler askerlerimizi. O IŞİD’linin Türk subayını vurması olayı karanlık bir kere ben söyleyeyim,  tamamen karanlık. Onun bir araştırılması lazım. Ne malum onun vurduğu. Ya bir PKK’lı çekip onu oradan vurmadıysa, onun bulunduğu bölgeden, değil mi? Ki PKK’nın provokasyon yönündeki azgınlığını herkes görüyor. Mesela o gençleri de PKK gidip orada bombaladı, daha yeni bombaladı, IŞİD’in üstüne yıktı, başka bir şey oluyor derin devletin üstüne yıkıyor, bir şey oluyor, işte jandarma istihbarat yaptı diyor. PKK ahlaksız ve kahpedir. Bak, orada trafik polisi, ahlaksıza bak, kadına el kalkar mı, haysiyetsiz herif. Bir de sen onu göreve diye davet ediyorsun, göreve diye o geliyor ve çekip onu kahpece vuruyorsun. PKK, kahpeliğin dışında başka bir yol bilmez.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey, cumhurbaşkanımızın bir açıklaması vardı Cuma namazı çıkışında.

ADNAN OKTAR: Evet, ne diyor?

BÜLENT SEZGİN: Cuma namazı çıkışı; “çözüm süreci başlattık ama iş çığırından çıktı. Silahları bırakmadılar, sonuçlarına katlanırlar” dedi. “Attığımız bu adımlarda görünen o ki çözüm süreciyle taçlandırmak istediğimiz bu anlamlı yaklaşım, istismar edilmek suretiyle hiç bir zaman bölücü terör örgütü bu attığımız adımlara olumlu yaklaşım vermediği gibi, maalesef bunu n istismarını yapmak suretiyle de ülkemizdeki demokratik yaklaşımı temel insan hak ve özgürlükler noktasındaki olumlu yaklaşımımızı her zaman istismarla karşıladı. Son aşamadaysa, artık bu iş çığırından çıkmış durumdaydı ve güneydeki gelişmeleri de şöyle değerlendirdiğimiz zaman, yani Kuzey Suriye’deki gelişmeler, oradaki yapılanmalar, Türkiye’nin bu noktada çok daha farklı adım atmasını gerekli kılıyor. Obama ile de bir görüşmemiz oldu. Bu görüşmeyle bölücü terör örgütünün yanında DEAŞ’la mücadele kararlılığımızı bizler teyit ettik.”

ADNAN OKTAR: DEAŞ’la mücadelelik bir durum yok ki. Adamlar orada duruyorlar sadece. O kurşunlama olayı ben açıkça söyleyeyim, direkt PKK’nın işidir, provokasyon. Çünkü derin devlet ve Amerika’yla bağlantılı bu ahlaksızlar ve hep böyle kaya porsuğu gibi sinsilikle iş görüyorlar. Bunlarda delikanlılık mertlik yok, çok alçak çok alçak bunlar. Mesela acil yardım ekibini çağırıyorlar, onları kurşunluyorlar. Bir yerde olay oldu diyorlar polis çağırıyorlar, onları kurşunluyorlar, kaçıyorlar. Ahlaksız ve alçak takımı. DEAŞ orada bir hasta kadın var, onu içeriye almak istiyor, hastaneye alışmışlar. Çünkü hastalarını hakikaten acilse getirebiliyorlar, kim olursa olsun. PKK’nın hastalarını da getirebiliyorlar, PKK yaralılarını da getirebiliyorlar, o da onu getirmek istemiş ama arkasından kurşun atılıyor. Yani onun planlı bir olay olduğunu düşünüyorum, o bir araştırılsın. Onda bir gariplik var. PKK da elini kolunu sallayarak zaten Türkiye’nin içinde de dışında da faaliyet yapıyor, İstanbul’da da adam otomatik tüfeklerle gösteri yapıyorlar. İstanbul gibi büyük bir kentte, merkezi bir şehir, merkezi bir semt yani dünyanın en ünlü şehirlerinden bir tanesi, en büyük semtlerden bir tanesinde, adamlarda otomatik silahlar ellerinde, polis-asker herkes seyrediyor, bir bando takımı eksik adamlarda, istedikleri gibi gösteri yapıyorlar. Zaten Türkiye’nin böğründe PKK boydan boya 600 kilometrelik alanda hakim. Silahlarla geziyorlar, PYD de olsun, PKK da olsun, zaten aynı bunlar. Türkiye bunları uzun süreden beri gözlemliyor görüyor. Bir tane IŞİD’li geldi işte kurşun sıktı. Aynı günlerde kaç tane cinayet işledi PKK. Bütün ağırlığımızı PKK’ya vermemiz lazım. Amerika istiyor diye bizim IŞİD’le uğraşmamız diye bir konu olmaz. IŞİD bu konuda anlayışlı olsun. Tabii ki biz IŞİD’in yanlış yönleri olduğunu biliyoruz, görüyoruz. Ama gelenekçi kitapların eserlerin etkisi altındalar. Eğitimle bu adamlar düzelir. Yani yanlış hatalı yolda olduklarını herkes görüyor. Aslında PKK da eğitimle düzelir, IŞİD de eğitimle düzelir. Her ikisi de eğitimle düzelir. Çözüm budur. Mesela Amerika kendince uyanıklık yapıyor, “hiçbir şekilde asker göndermeyiz” diyor. Sürekli Türkiye’ye baskı yapıyor, “asker gönderin” diyor. Kürt kardeşlerimize baskı yapıyorlar, Barzani’ye “git çatış savaş, biz size silah vereceğiz, havadan bombalama yapın, Müslümanları gece-gündüz havadan şehit ediyorlar.” Bir de şehit ettikten sonra parasını istiyorlar. “Biz uçağa benzin pası verdik, bombaya para verdik, bunların maaşları var, hadi bakalım bizim paramızı verin.” Hem cinayet işliyor, hem para istiyor. Rezalet paçadan akıyor.

Kadın veya erkek polis fark etmez. Her ikisi de şehit edilen polislerimizin erkek. Ama kahpe adamlar. Bak bir kişiyi şehit etti diye obüslerle havanlarla IŞİD’e havadan karadan saldırıyor, PKK her gün şehit verdiriyor bize her gün kahpece, böyle havadan karadan bir saldırı olmuyor. Böyle bir şey, hayır olsun demiyorum ama olmuyor. Dolayısıyla burada bir gariplik var, bu açıkça görülüyor. Allah hidayet versin. Özetle bir gariplik var. Ama kader içinde, akışında bir hayır vardır tabii, her şeyde bir hayır. PKK’yı ordumuz kazısın. Yani tutuklasınlar, gitsin kafasını assın kessin demiyorum. IŞİD’e yapılan operasyon da bu kadarla dursun. Artık bunun açıklaması yok yakışık da almaz. Tamam, terör örgütleri listesinde o da terör örgütü, PKK da. Ama PKK acil olan. Biz gidip Taliban’la çatışmaya gitmiyoruz, Nikaragua’daki komünistlerle gidip çatışmıyoruz, biz vatanımız için tehlike olanlarla çatışıyoruz. IŞİD Türkiye’de bir suç işlerse, kanun hukuk yakasına yapışır, yapışsın. Ama bize ne sınır ötesindeki olaylardan? Türkiye’yi ne ilgilendirir bu? Ama öbürü devlet kurup, seni ezmeye çalışıyor, Türk milletini yok etmeye çalışıyor, acil olan o.

PKK, böyle kahpece cinayetlerine devam eder benim kanaatim. Diyorlar ki, “biz silah bırakacağız.” “Öyle mi” diyorlar, “biz de kuş sesleri duymaya başladık” diyorlar. Silah bırakır mı PKK? Geceli gündüzlü liderlerinin silah bırakmayacaklarına dair demeçlerini yayınladıktan sonra hükümetin kanaati geldi. Aylarca uğraştım ikna edinceye kadar hükümeti. “Bunlar silah bırakmaz” diyorum, “yok bırakacaklar” diyor. Hepsinin konuşmalarını günlerden beri kesintisiz yayınladık, bütün liderlerinin, “asla silah bırakmayız” diyorlar. Ve bırakmadıklarını da gördüler. Hükümet daha yeni gereğini yapma kararı aldı, o da olacak mı olmayacak mı bilmiyoruz. Tayyip Hocam şu PKK işini bitirse tamam, inşaAllah.

KARTAL GÖKTAN: Bu sabah da bir terör operasyonu gerçekleşmişti Adnan Bey. İstanbul’un 26 ilçesinde ve 13 ilde eşzamanlı olarak 140 adrese operasyon yapıldı. 2000’i çevik polis, 5000 polis toplam, helikopter desteğiyle yapıldı operasyon. PKK’nın gençlik kolları, DHKP-C ve bazı IŞİD unsurlarına karşı yapıldığı açıklandı. Operasyon yapılan evlerden birinden polise ateş açıldı, 2 polisimiz yaralandı.

ADNAN OKTAR: Tutuklanmaları iyi de, bir kapıdan girip öbür kapıdan çıkmasınlar. Tutuklananları içeride tutmak lazım. Daha önce de PKK’nın unsurlarına operasyon yapıldı, adamları kitleler halinde hepsini bıraktılar sonra. Tamam, kanun öyle diyorsa olur da ama gerekli takibat yapılmadıysa, yazık o zaman. Ben Amerika dediğimde, direkt Amerikan derin devletini anlayacaksınız. Ben Amerikan halkına hayranım, çok severim. Devleti de çok efendidir Amerika’nın. Ama derin devleti katillerden oluşuyor ve cinayet ordusu. 150 senelik gelenektir onlarda cinayet kafası. Hep yatar kalkar cinayet, başka bir şey bilmezler.

IŞİD’le mücadeleyle Türkiye’yle bir derdi yok. Bir tehlike oluşturmuyor IŞİD. Ama PKK, Güneydoğu’yu direkt almış, gasp etmiş Güneydoğu’yu. Giremiyoruz, konuşamıyoruz, hükümet orada bir faaliyet yapamıyor. Polis jandarma hiçbir şey yapamıyor, işgal etmiş. IŞİD bir yeri işgal etse, yer yerinden oynar öyle. PKK gibi işgal etse, 600 kilometrelik alan IŞİD’in kontrolünde olsa, Güneydoğu’daki gibi bir işgal olsa, IŞİD elinde silahlarla İstanbul’da gösteri yapsa, yer yerinden oynardı, değil mi? PKK’ya eli hafif bir politika izleniyor benim anlayamadığım, sebebini bilemediğim. Tayyip Hoca bir atağa geçti ama bakalım sonu gelecek mi? Yaparsa, tamam. Ben bir kere PKK’yla IŞİD’i aynı kefede görmem. Tamam, her ikisi de cinayet işliyor doğru ama aynı kefede görmem. Biri Allah’sız, Kitapsız, biri Müslüman ama. İkisi de terörist doğru, ikisi de kan akıtıyor. Kan dökmeyi onlara öğreten PKK, Amerika öğretti zulmü. Amerika Irak’ta geldi insanların burnunu kesti, kulaklarını kesti, kafalarını kesti, idam etti. Babalarının gözü önünde kızların tecavüz ettiler, kocasının önünde karısına tecavüz etiler. Delikanlıları üst üste istif ettiler çırılçıplak, delirttiler bölgedeki gençleri, akıllarını aldılar. Onlar da şu an kendilerini kaybettiler, olay bu. Kontrollü güç bir mekanizma çalıştı şu an. Bir de PKK’yı tamamen o bölgeden kovdu IŞİD, nereye gitse kovuyor. PKK bir gerilla faaliyetidir, yani illegal gerilla faaliyetidir. Allah bela olarak gönderdi PKK’nın üstüne IŞİD’i. Belayı defetmek bizim derdimiz değil, Türkiye’ye bela olmamış ki, biz Türkiye’ye bela olarak bakalım. PKK’nın başına bela olmuş. PKK’nın başından belayı alıp, PKK’yı güçlendirmiş oluruz o zaman. Çünkü Amerika derin devletinin ödü kopuyor PKK bitecek diye, çırpınıyor Amerika derin devleti nasıl kurtarırız diye. Kendileri de gelmiyor korkudan doğrarlar diye. Türkiye’ye bu sefer müracaat etti. “Sen bu IŞİD’i buradan kaldır PKK burada rahat etsin” istedikleri bu, konu bu, başka bir şey yok. Dikkatlice izlerseler insanlar, uzun vadeli olarak olayı izlerlerse, konunun bu olduğunu görürler.

Hudut karakoluna ateş ediliyor, çocuklar gençler rahatça vuruluyorlar. Hudut karakollarına 7 santim kalınlığında cam koyarsan, içi güçlendirilmiş hiçbir şekilde kurşun işlemez. Bak, bakanların makam arabalarına, kurşungeçirmez cam koyuyorlar, güvenlik içinde gidiyorlar. Askeri karakollara da, o izleme noktalarına, hudut karakollarına, hudut izleme noktalarına mutlaka kurşungeçirmez cam koysunlar. Attıklarında çocukları vuruyorlar o zaman. Kimin vurduğu da belli değil. Mesela IŞİD’li vurdu dediler ama ondan da emin değilim ben, o bana biraz acayip geldi. Çünkü bir Amerikan istihbarat örgütü bunu çok rahat organize edebilir. Nihayet askere birisi ateş edecek, sonra da diyeceksin ki, “buradaki adam yaptı” diyeceksin haber vereceksin, sen de gelip onu vuracaksın. Bu tarzda olmuş olay. Müslüman öldürmek haramdır.

Mesela günlerdir televizyonlarda, IŞİD’e katılım nasıl engellenebilir, IŞİD’e iltihaklar nasıl durdurulur, sınır geçişleri nasıl durdurulur? PKK vızırcık atıyor 30-40 yıldan beri, sınırlar yol geçen hanına dönmüş. 3000 genç son haftalarda, son aylarda dağa kaldırıldı, 3000 çocuk. Bunları konuşmuyorlar da, IŞİD tehlikesine karşı nasıl önlem alınır, onu konuşuyorlar. Önce sen bir PKK olayını bir hallet. 30 yıldır eylem yapıyor PKK, on binlerce askerimizi polisimizi şehit etti. IŞİD’in bir tane olayı var, o da şüpheli. Ve IŞİD genel karar almış durumda, Türkiye’ye saldırmama kararı almış, esas olan budur. Yani merkezi sistemleri karar almış. Diyorlar ki, “biz Türkiye’yle asla çatışmayız.” Seninle çatışmadığına göre, onlarla niye çatışıyorsun o zaman? Hayır, nefsini koru, kendini koru tamam ama oradaki olay tamamen müphem bir şey. Belli değil ki onun ne olduğu. Bunu savcılık araştırsın, detay detay araştırılsın, gerçek katil kimdi bu bulunsun. Bu provokasyon neden ortaya kondu, bu bir incelensin. Çünkü Obama geldi, bir şeyler konuştu adam, Amerika’nın ileri gelenleri de gittiler oralarda bir gezindiler Erbil’de şurada burada falan, Kürtlerle, Barzani’yle falan da konuşup onları tehdit ediyorlar. Ama bakın, Obama’nın ziyareti, Cübbeli’nin açıklaması, bu olay, tankların oraya gönderilmesi hepsi aynı ana rast geliyor. Biz yiğitliğimizi PKK’ya karşı kullanmak durumundayız, gücümüzü PKK’ya karşı kullanmak durumundayız, ilişmeyen IŞİD’e karşı değil. IŞİD, ben terör örgütü değildir demiyorum terör örgütü tamam, şiddet de uyguluyor doğru, ben buna karşıyım, yanlış bu. Ama bu ilimle irfanla olur, akılla olur, sevgiyle olur böyle olmaz. Benim inancıma göre olmaz.

PKK’dan kurtuluş, Mehdiyet’le olur. IŞİD’den kurtuluş, Mehdiyet’le olur. Taliban’dan kurtuluş, Mehdiyet’le olur. Bütün orada sayacağımız yüze yakın örgüt Mehdiyet’le olur. Hepsi fikir çünkü, fikirle hepsi hallolur. Şu an dünyadaki en üstün fikir, en yüksek, en yüce, en ezilmez, yenilmez fikir, Mehdiyet’tir. Biz de Cenab-ı Allah’tan, İmam Hz. Mehdi (a.s)’ın zahir olmasını rica ediyoruz. Ve Seyyidina Hz. İsa Mesih İbn-i Meryem (a.s), inşaAllah saklandığı yerden çıkaracağız, o güzeller güzelini. Ne kadar zor saklanarak yaşamak, nüfus kağıdı olmadan yaşamak ne kadar zor. Ya Amerika’ya gideceksin. Bak İsrail’e de gidemiyor. Çok tehlikeli havaalanları şurası burası falan, ne yapsın?

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: Türkiye ile Amerika arasında mutabakata varıldı. Türkiye’nin 90 kilometre içine girerek güvenli hat oluşturması, buna karşılık güvenli koordinatlar için Amerika’nın İncirlik üssünü kullanması için anlaşma yapıldı.

ADNAN OKTAR: İyi olur aslında 90 kilometre, ben onu 3 yıl önce söyledim, 30 kilometre de olur dedim. 90 kilometre çok çok fazla ama sağlam olur tabii, 90 da olur. Çünkü uçağın şakası olmaz, uçak çünkü 90 kilometrenin içine girdiğinde, 50 kilometre falan alması saniyeler sürüyor, dakikalar sürüyor. O yüzden önemli. Amerika böyle bir şeye girer mi? Obama baya çekiniyor, zannetmiyorum gireceğini öyle bir şeye. Girerse, iyi. Güvenlik hattı oluşturmasında hava kontrolü sağlamaya garanti verirse, iyi. O zaman zaten bölge bomboş. Türkiye baştan sona kadar oranın güvenliğini sağlayabilir. Ama biraz pahalıya mal olur bize tabii. Çünkü her 100 metrede falan tank olması gerekiyor. Bütün askeri ağırlığımızı oraya aktarmış olacağız.

Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Sayın Davutoğlu Türkiye’nin savaşa girme niyetinde olmadığını, kendi güvenliğini tehdit eden bir duruma karşı tedbir alındığını söyledi. Şu şekilde konuştu: “Burada açık suretle ifade edeyim, bizim kimseyle bizim bu anlamda savaşa girmek, Suriye’de kriz 4 yılına yaklaştı ama Türkiye herhangi bir savaşın parçası haline gelmedi. Bunların, bu tedbirin, dün aldığımız tedbirin Amerika ile yürütülen müzakerelerle hiç bir alakası yoktur. Alakası yoktur derken, bilgilendirildi ama bu Türkiye’nin ulusal güvenliği bağlamında aldığı karardır. İncirlik’in açılmasıyla ilgili müzakereler, ayrı bir süreçtir.

ADNAN OKTAR: IŞİD’e karşı İncirlik’in kullanılmasını istemeyiz. Amerika PKK’yı alenen destekliyor ve PKK’ya IŞİD’in engel olacağını düşündüğü için, bir an önce IŞİD’i kovmak istiyor ve PKK’nın bölgeye yerleşmesini istiyor, bunun içinde, Türk havaalanlarını kullanmak istiyor bu cinayetleri işlemek için. Türkiye bu belanın, bu korkunç eylemin bir parçası olamaz. Her ne pahasına olursa olsun, ağırlığını koyup, bunu reddetmesi lazım Türkiye’nin. İncirlik’i o anlamda kesinlikle kullandırtmayız, IŞİD’e karşı eylemde. Amerika çünkü alenen ve açıkça PKK’yı destekliyor ve PKK’ya havadan silah yardımı yapıyor. Gidip adamlar onlarla görüşüyorlar ve bölgede bir devlet kurmak istediklerini açık açık beyan ediyorlar. Bunu Türkiye’nin de çok iyi bildiğini biliyoruz. Dolayısıyla milletçe el ele vererek, Amerika’nın bu karanlık oyununa karşı engel olacağız.

Evet, şimdi kısa bir ara verelim, devam edeceğiz.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR- Cübbeli: PKK, Kürtlerin Temsilcisi Değildir.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da sokakta yüzü maskeli, eli silahlı dolaşanların olmasını güvenlik zafiyeti olarak niteledi ve hükümete yönelik eleştiri yaptı; “İç güvenlik yasası çıkarıldıktan sonra hala yüzleri kapalı, ellerinde silahlarla İstanbul’da bile, bakın, ‘bile’ diyorum, ellerinde silahla yürüyenler burada rahatlıkla yürüyebiliyorsa, bizim de maalesef güvenlik noktasında zaafımız var demektir. Ben de ilgili arkadaşlarıma talimat verdim, “yürütemezsiniz” dedim. Bunu yürütüyorsak güvenlik zaafı var demektir. Yürüyemez. Yüzü, suratı kapalı olanlar yürüyemez. Bu kanunlar çıkarılmış. Öyleyse atılması gereken adımlar da atılacaktır. Gerek dün akşam, gerek gündüz yapılan güvenlik toplantısında bu hassasiyetler görüşülmüş.”

ADNAN OKTAR: Hadi bakalım, Tayyip Hocam’dan bekliyoruz bir şeyler, inşaAllah. Öbür türlü AK Parti sırtını kaldıramayacak belli. Ama PKK’yı ezerlerse, başkanlık sisteminden vazgeçerlerse, Tayyip Hocam yani hakikaten kağan olacak, inşaAllah. Kağanlar kağanı, inşaAllah. Yoksa hiçbir şey olmaz, ben söyleyeyim hükümet düşer. Bir şey de kazanamazlar. Tayyip Hoca tabii Cumhurbaşkanı olarak devam eder de ama bir şey çıkmaz sonunda.

Evet, dinliyorum.

BÜLENT SEZGİN: IŞİD, sosyal medya hesaplarında “altmış ülke ile savaşıyoruz. Türkiye’nin eklenmesi bizim için bir şey değiştirmez. Türkiye buna hazır mı?” Açıklamasını yaptı.

ADNAN OKTAR: Yok, IŞİD bu işe girmesin. Gereksiz. Amerika’nın kötü oyununa ne alet oluyor? Desin ki IŞİD; “arkadaş bize bir şey olsa da şu da olsa, bu da olsa, biz Türkiye’ye böyle bir bakış açısıyla yaklaşmayacağız. İstediğiniz kadar tahrik edin, ne yaparsanız yapın ey Amerika” desin, “Türkiye’yle hiçbir şekilde böyle bir şeye girmeyeceğiz. Var mı bir diyeceğiniz?” desin. Acayip kızdırır Amerikan derin devletini. Onların oyununu başlarına geçirsinler. Ne gerek var? Kesinlikle bir İsrail, iki Türkiye. Hiçbir şekilde kabul etmesinler. İstedikleri kadar tahrik etsinler, kabul etmesinler. Onlar Allah’ın meydana getirdiği bir güç. Tabii ki tasvip etmiyoruz. Ama PKK’ya karşı Cenab-ı Allah, Türk Devleti’nin yapamayacağı bir kontrgerilla sistemi meydana getirdi. Normalde Gerilla savaşına karşı kontrgerilla gerekir. Yani birçok modern ülke öyle yapıyor. Ama biz yapmayız tabii. Bizim örfümüze uygun değil, ananemize uygun değil. Din konusunda da çok çelişki meydana gelebilir yani harama girme ihtimalleri oluyor, zordur yani bu iş. Ama tabii gerillanın hakkından kontrgerilla gelir tabii ki. Çünkü o kanuna uymuyorsa, onun da karşısında kanuna hukuka uymayan bir sistem denge sağlar. Adam diyor, Cemil Bayık falan çıktı, dedi ki; “biz kontrgerilla faaliyeti yapıyoruz” diyor. “Nizamı kuvvetlerle bizimle baş edemezler” diyor. Bilimsel açıdan doğru. Yani zor olur. Baş edemeyiz değil de zor olur. Ama gerillaya karşı kontrgerilla çok etkileyici bir yöntemdir. Allah onları kontrgerilla olarak yaratmış, kontrgerilla görevi görüyorlar. Ama benim tasvip ettiğim bir stil değildir tabii. Ben kan olayını kabul etmiyorum. İnsanların burnunun kanamasını dahi kabul etmiyorum. Damla kan aksın kabul etmem. Çünkü ilimle, sevgiyle hallolacak bir şey niye kanla hallolsun? Onun için IŞİD’li arkadaşlar, kesinlikle bu işe girmesinler. Türkiye altmış birinci olmasın. Altmış tanede kalsın o. İsrail’le ve Türkiye’yle hiçbir şekilde bağlantıları olmasın. Beklesinler Hz. Mehdi (a.s) çıkıncaya kadar. Şu an bak, söylüyorum, doğru yoldalar mı? Değiller. Çünkü saf Kuran’a dayalı olması lazım. Gelenekçi eserlere dayanıyorlar. Bütün Sünniler gibi, bütün Şiiler gibi, bütün Vahhabiler gibi gelenekçi kitaplara uyuyorlar, onun sonucunda da bu oluyor. Vahhabiler’in kitabındaki uygulamayla onlarınkinde fark yok. Şiilerde de fark yok, Sünni eserlerdeki “Vurun, asın, kesin” ile onların asıp kesmesi arasında bir fark yok. İşin doğrusu bu. Onlar sadece uygulayıcı. Öbürleri sadece sözde bırakıyorlar. Asıl anormallik bu kitaplarda, bu kitaplardaki anormal hükümlerde. Onların çıkarılması lazım. Onu Diyanet çıkaramaz. Şiiler çıkaramaz, hiç kimse çıkaramaz. Yaparsa, Hz. Mehdi (a.s) yapar. Yapacak olan Hz. Mehdi (a.s)’dır. Hz. Mehdi (a.s)’ı arasın Amerika. “On yıla, yirmi yıla ancak IŞİD’i durdururuz” diyor. On yıla IŞİD bütün bölgeye hakim olur. Onlar, Hz. Mehdi (a.s)’ı arasınlar da, onun panzeri yani tedavi edicisi, konu öyle hallolsun. Yirmi yıla baş edemeyeceksen IŞİD’le sen zaten bittin demektir. Yirmi yıla ne olur IŞİD? Canavar olur. Seni yiyip yutar, bir lokmada yutar yirmi yıla. Üç-beş yılda bu hale geldiyse, yirmi yılda asla yenemeyeceğin bir güce dönüşür. Sen git, Hz. Mehdi (a.s)’ı ara. Allah’a dua et, Hz. Mehdi (a.s) çıksın. Seyyidina Hz. İsa Mesih (a.s)’ı ara. Onlar seni kurtarır. Yoksa kurtuluşun yok.

AYLİN KOCAMAN: Amerikan Genelkurmay Başkanı söylemişti, “Gücümüz yetmiyor IŞİD’e” diye.

ADNAN OKTAR: Yetmez, yetmeyeceği de açık. Türkiye’yi bu belanın içine sokmaya kalkıyorlar. Türkiye’nin zor durumda olduğunu IŞİD görmesi lazım. Basiretle, ferasetle baksın. Ağız kavgasına da girmesin. Sadece desin ki, “arkadaş biz, Türkiye’de savaşmayı düşünmüyoruz, bize bir atak olsa dahi. Türkiye tarafından bir atak olsa dahi, asla cevap vermeyeceğiz.” Amerika’yı karın ağrısı alır. Kudururlar Amerikan derin devleti, kudurur. Tepinerek ağlarlar. Şarap içip ağlarlar. Tabii derin devlet. Amerikan halkını ben seviyorum. Derin devleti mikroptur. Çok affedersiniz eşek olsa anlar oyun oynandığını, açık olay belli, bu oyunların içine girmesinler. Acı acı herkes biliyor oyun oynandığını. Konuşuyorum herkesle, herkes sessiz sedasız garip bir durum olduğunu da görüyorlar, oyun oynandığını da görüyorlar.

Şimdi Amerika’nın rahatsız olduğu şu; IŞİD, Amerika’nın emek emek yetiştirdiği PKK’yı yok ediyor. Amerika da diyor ki, “Benim evlatlarıma alan açın Türkiye’de” diyor, “rahat yaşasınlar. Orada hakim olsunlar, devlet kursunlar" diyor Türkiye'nin üstünden yiyecek gidiyor, PKK'nın bulunduğu yerlere, YPG'nin olduğu yerlere, her türlü yiyecek malzeme. Şu an Amerika'nın istediği yapılmış oluyor alan açılıyor PKK'ya. PKK'yla 40 yıldır Türkiye savaşıyor, başaramadı. Türkiye'nin 40 yılda başaramadığını, IŞİD 40 günde başardı, herifleri darmadağın etti. PKK kaçacak delik arıyor, it gibi korkuyorlar. Şu an yalvarıyor Amerika "bizde korkuyoruz IŞİD'den" diyor, "bizim askerimizin kafasını keser, yaparsa bu işi Türk askeri yapar gidin alan açın PKK'ya, yoksa PKK yok olacak, evlatlarımız yok olacak, elinizi çabuk tutun" diyor Türkiye'ye. Konu bu. Türkiye'de bu konuya alet olmayacak diye düşünüyorum. Konu bu, başka bir şey yok. Herkes biliyor acı acı olayın ne olduğunu yani amacı PKK'yı yok etmek olmadığını herkes biliyor. PKK beslendi, besili domuza döndü. Bütün güneydoğuyu işgal etti, kimsenin sesi çıkmıyor, burada silahlarla gösteri yapıyorlar, kimsenin sesi çıkmıyor. PKK Diyarbakır, Mardin, Siirt'te fink atıyor bütün sokakların kontrolü onların, gece kontrolü de. Onların benim gördüğüm böyle bir dert yok PKK'ya karşı. IŞİD'in, onların hayat sahasını yok etmesinden korkuyor Amerika. Yani PKK'yı kazımasından, PKK'nın yok olması tehlikesi olduğu için, Türkiye'nin bir an önce IŞİD'i yok etmesini istiyorlar. IŞİD'de bu oyuna gelmesin, Türkiye'de bu oyuna gelmesin. Tamamı tezgah bazı olayların söyleyeyim, oyun. Amerika Orta Doğu halklarını çok akılsız görüyor, parmağında oynatacağını zannediyor. Burada hesap etmediği insanlar var Türkiye'de. Baş edemez, aklını başına alsın. Kobani'de savaşan adamların oradaki insanlara yüzlerce tır başbakanlık yardım kuruluşu AFAD açıklama yaptı yardım, yiyecek malzemesi gönderdi diye. Senin ne üstüne vazife PKK'lılara yiyecek göndermek. Kobani ağzına kadar PKK'lı dolu. Sivil halkı eğer beslemek istiyorsan al getir Türkiye'ye. Oradaki PKK'lılara niye yiyecek gönderiyorsun. Bizim sırtımızdan bizim paramızdan para alıyorsun elimizden, alıp götürüp PKK'ya götürüyorsun. Biz vermiyoruz, haram olsun götürdüğün para. PKK'ya biz para vermeyiz, yiyecekte vermeyiz, götürdüğün yiyecek haram olsun.

BÜLENT SEZGİN: Vali açıklama yapmıştı “1920 tır yardım malzemesi gitti” diye bölgeye.

ADNAN OKTAR: Sen delikanlıysan git PKK’nın üzerine çök. Sana adam meydan okuyor, seninle gelip anlaşma yapıyor masaya getirtiyor seni. IŞİD seni masaya getirdi mi? Onca gücüne rağmen gel seninle anlaşalım dedi mi IŞİD? Demiyor. IŞİD on binlerce polis, asker şehit etmiş mi? Etmemiş. Ne yaptı sana IŞİD? Hayır kendi içinde tamam terörist bir örgüt kan döküyor yanlış yolda, o ayrı mesele. Ama senin Buhari, Muslim, İbn-i Mace, Süneni Davut kitaplarında yazıyor onların yaptıkları. Sen onları kitaplardan çıkart, diyanetteki kitaplardan çıkart önce, ondan sonra adamlara laf söyle. Biz PKK'ya göstermelik operasyonda istemiyoruz. IŞİD'e gerçek operasyon, PKK'ya göstermelik, bunu istemeyiz, bunu yapmaya kalkan olursa çok pişman olur, kanun hukuk önünde, onu söyleyeyim. PKK'ya tank top yöneltilmesi gerekirken, IŞİD'e tankı topu niye yöneltiyoruz? Bizim askerimizin, polisimizin PKK'ya yönelmesi lazım, binlerce askeri, polisi şehit eden onlar değil mi? IŞİD'in bir kişiyi şehit ettiğini söylüyorsun, o da belli değil araştırılması lazım. Velev ki öyle olsa bile karşı atış yapıyorsun, cevabını veriyorsun. Bundan sonra olayın uzamaması lazım, bu kadarla bitmesi lazım. Havaalanlarımızı Müslümanları bombalamak için kullanırlarsa, bu hükümetin üzerine ağır vebal olur, nesiller boyu unutulmaz bu. Bu Tayyip Hoca’nın da boynuna olur, Davutoğlu Hoca’nın boynuna olur. Yani mesela o uçaklarla bin iki bin tane şehit edilirse, onun günahı olduğu gibi başbakanın, cumhurbaşkanının ve hükümetin boynunun üstüne olur, bunu da açıkça söyleyeyim, haram olur, açıkça söylüyorum. IŞİD bu oyuna gelmesin. İstemedikleri alanlardan biraz geriye çekilsin ama o geriye çekildikleri alanlara PKK girerse, yazıklar olsun o zaman. Yani IŞİD'i oradan gönderirler de, o alanlara da PKK oturursa ve alan hakimiyeti sağlarsa PKK, yazıklar olsun. O zaman bu nesiller boyu unutulmayacak bir kötülük olmuş olur Türk milletine. Ve hükümet olur bunun sorumlusu, başbakan olur cumhurbaşkanı olur. Tamam, IŞİD o bölgeden çekilir, PKK çekilirse ama. PKK'yı çekin, bende IŞİD'i çekeceğim. Yani onu da bana bıraksınlar. PKK'yı tamamen çeksinler ama PKK'yı çekmeden IŞİD'i çekmeye kalkarlarsa ve oraya da gelip PKK yerleşirse, bu çok büyük bir zulüm olur. IŞİD oraların meraklısı değil. PKK'dan nefret ettiği için oralara geriyor. Ama sen onu çeker de oraya PKK'nın yerleşmesine vesile olursan bu yedi ceddine utanç olur, kim yaparsa. Yani hadi bu sefer kazara oldu diyelim buna, yanlışlıkla oldu diyelim. Bunu bu şekilde kessin hükümet, durdursun bu işi. Yani ertesi gün biz böyle bir haber istemiyoruz IŞİD'de bu oyuna gelmesin, sessiz sedasız geçiştirsin. Yani söz düellosuna falan girmesin. O zaman direkt Amerikan derin devletinin oyununa gelir. Amerikan derin devletini ağlatmak istiyorlarsa, Türk milletine güzel mesajlar göndersinler, biz bu oyuna gelmeyeceğiz desinler. PKK'dan nefret ettiklerini söylesinler. Ama ben onları destekliyor muyum, o anlamda desteklemiyorum yani fikirlerine kesinlikle karşıyım, eylemlerine de karşıyım. Ama Hz. Mehdi (a.s) zuhurunda, bu insanların çok muhterem insanlar olacağına inanıyorum. Çok nurlu, muttaki, tertemiz Müslümanlar olacağına inanıyorum-ki, Hz. Mehdi (a.s)'ın çıkışı da kaş göz üzerinedir. Ben dedim “olaylar daha da tırmanacak” dedim geçtiğimiz günlerde daha da tırmanacak, daha da tırmanacak, daha da tırmanacak, İmam Hz. Mehdi (a.s.) zuhur edinceye kadar. Ben hikaye anlatmadım, herkese doğruyu söyledim. Bir kısmı göbeğini hoplatarak gülüyordu, şimdi göbeklerine sancı girdi gülenlerin. Dediklerimin doğru olduğunu gördüler. Sırıtanların ağzı kasıldı kaldı olayın şiddetiyle. Daha bir aşamasındayız. Bu adamlar “Biz ehl-i sünnetiz” diyor. Sen de ehl-i sünnetsin. Senin kitabında yazıyor, orada diyor ki "namaz kılmayanı öldür" diyor, adam da gidip namaz kılmayanı öldürüyor. Adamı niye suçluyorsun sen? Sen o kitapları toplat de ki "buradaki hükümler yanlış, Allah'ın hükmü değil bu" de. Hem adamı teşvik ediyorsun sen, hem de adama “niye kafasını kestin?” diyorsun.

Yani PKK’ya alan açma amacı varsa bazı kişilerin, binlerce kere yazıklar olsun. Bir tek kendi değil, nesilden nesle, kıyamete kadar bunun uğursuzluğunu, bunun azabını, bunun utancını yaşarlar, sakın ha. Ama PKK’yı kazıyacaklarsa-ki, pek tahmin etmiyorum- yani eğer bizi avutmak için söylenen bir sözse bu, bu çok korkunç olur. Yani vakit kazanmak için söyleniyorsa bu çok korkunç olur. Yoksa IŞİD’in o alandan çekilmesi çok kolay. Söyleriz, çekilirler. Ama yerine PKK’yı koymayacaksan, koymayacaklarsa. Amerikan derin devleti bize söz versin, IŞİD oradan çekildiğinde oraya PKK’ya imkan tanımayacaklarına dair, o bölgenin tamamen Türkiye’nin kontrolünde olacağına dair söz versinler. Alan açmak kastıyla yapmadıklarına dair yemin etsinler, söz versinler. Aksini yaparlarsa da, alçak olduğunu söylesinler kendilerinin. Ki, yüzlerine rahat tükürebilelim. Yoksa IŞİD’in çekilmesi dert değil, çekilir IŞİD. Ne yapsın IŞİD orada? PKK’dan nefret ettiği için adamlar mücadele ediyor, kendi yöntemine göre. Ama bizim yöntemimiz bilimsel yöntemdir, akıl yöntemidir, sevgi yöntemidir. Onlar PKK ile PKK’nın kendi yöntemiyle mücadele ediyorlar, konu bu. PKK’nın aynı yöntemlerini kullanıyorlar, bire bir. Kaşa kaş, göze göz, dişe diş.

PYD; PKK’dır. PKK boydan boya altı yüz kilometrelik alanda hakimiyet kurmuş. Bu hükümeti rahatsız etmiyor da, niye IŞİD rahatsız ediyor. IŞİD çok küçük bir alanda hakimiyeti var. Ama PKK’ya göz açtırmıyor. PKK’ya saldırmaya başladıktan sonra Türkiye karşı atağa geçti. Türkiye derken ilgili birimleri, ilgili siyasileri, ilgili bazı yöneticileri, bazı kişileri kastediyorum ben. Askeri polisi tenzih ediyorum, onlar emir eri zaten.

PKK’ya göstermelik bir operasyon yapıldıysa, bunu unutmayız. Bu konuşmalar göstermelikse, bunu da unutmayız. Kanunla-hukukla hesap sorarız. Ama PKK’yı tamamen kazıyacaklarsa, IŞİD’in bir derdi yok, çeker gider adam, ne yapsın. Emin ellerdeyse orası, çeker gider. Ama sen ilgilenmeyince, adam ilgileniyor işte. Sen orayı teslim edersen, o da diyor ki; “ben iman ehliyim, Müslüman’ım, ben bu Allahsız Kitapsızlara burayı vermem” diyor. Ama sen kazırsan adamın orada işi yok, zaten bir şey dediği yok, çeker gider. Böyle şeylerde en tehlikeli şey, göstermelik operasyonlardır. PKK’ya göstermelik operasyon yapılmaz. Daha önce de öyle oldu. Biz göstermelik operasyon istemiyoruz. Bir nevi göstermelik, yani insanlara verdiği imaj açısından tabii ki bu operasyondur da, göstermelik olmasını istemiyoruz. Hakkı avucuna konulsun, iş bitirilsin.

Bak bütün İslami basın suskun. Kardeşim, Müslüman bak, ölen de Müslüman öldüren de Müslüman. Yapmayın etmeyin, Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmaya alıştırmaya çalışıyorlar. Akan Müslüman kanı, sevinecek bir şey yok bunda. Bundan üzülün. Bak PKK, eğleniyor şu an PKK. Çünkü ona alan açılıyor şu an. Baş edemediler, telaşa düştüler, dehşete düştüler. Orada huzurlu yaşayamıyorlardı. Türkiye IŞİD’i oradan çektiğinde, onlar oraya kalıp gibi oturmuş olacaklar. Bu oyuna dikkatli olmak lazım, bu oyuna kimse gelmemesi lazım. Türk hükümeti de Amerikan derin devletinin bu oyununa karşı çok temkinli ve dikkatli olması lazım. Bunların vicdansızlığına, zalimliğine bütün dünya şahit. Çok ahlaksız, alçak adamlar. Bunlar kandan başka bir şey bilmez. Çok titiz olmak lazım. Bir de susulacak bir şey yok burada. PKK, bütün Güneydoğu’yu işgal etmiş. Vatanın içinde, işgal. Bak, IŞİD Türkiye’nin öyle bir bölgesini işgal etse, yer eyerinden oynar. PKK işgal etmiş, gıkları çıkmıyor. Bir de ayrıca bütün sınır hattımızı işgal ettiler, altı yüz kilometre alan, yine kimsenin gıkı çıkmıyor. Hatta buradan AFAD yardım malzemesi gönderiyor adamlara, PYD’nin olduğu yere. Orada halktan insanlar da var ama anarşist, terörist, iti-kopuğu da var. Benim paramı gidip orada dağıtıyor onlara AFAD. Ben haram ediyorum. Sivil olan kardeşlerimize helal olsun, Kürt kardeşlerimize. Onları alıp getirelim. Zaten orada sivil yok, orada in-cin top oynuyor. Harabe orası, orada kimse yok. “Orada okul açalım” diyorlar, “kütüphane.” Harabeden başka bir şey yok, taş taş üstünde kalmamış. Orada çocuk yok, insan yok kimse yok. Kıllı kılçıklı PYD’nin teröristleri, anarşistleri var orada, onlara gider oyuncak. Orada ne kütüphanesi? Adamlar elinde silahla geziyorlar. Bütün binalar yerle bir. Orada çocuk falan yok. Gören de orayı böyle cıvıl cıvıl çocuklar kaynıyor, insanlar var, yaşlı dedeler var, pazar yeri var. Öyle bir şey yok, ölü bir şehir orası.

Göster. Kardeşim baksana buraya, burada çoluk çocuk insan kalmış mı? “Biz buraya kütüphane kuracağız” diyor, dalga geçer gibi. Her yer yerle bir olmuş kimse yok, sadece teröristler var. Kobani’nin hali işte bu. Zaten küçük bir yer. Sen buranın neresine kütüphane kuracaksın? Kütüphaneye teröristler gelir, başka kim gelecek. Göz göre göre, bir anormallik var. Yeni Akit, Vahdet, Star, Takvim, Yeni Şafak, Milli Gazete, Türkiye Gazetesi hiç biri konuşmuyor, seyrediyorlar. Belli ki Amerika bir şey yapıyor, baskı yapıyor. Adam buraya geldi daha yeni konuştular, Obama’yla görüşmeler oldu, diğerlerinle görüşmeler oldu, adamlar fink atıyor zaten buralarda, arkasından tak dediler ki; “falanca falancayı vurdu, hadi bakalım operasyon.” PKK’nın rahatça yapabileceği, kotarabileceği bir olay bu. Velev ki öyle bir şey olmuş olsa bile, o şahsı bağlayan bir şey. Çünkü IŞİD açıkça dedi; “biz Türkiye’yle savaşmayacağız” dedi, “Türkiye’ye düşman değiliz” dedi. Ama PKK “ben düşmanın” diyor, “seninle savaşacağım” diyor “ve bağımsız bir devlet kuracağım” diyor. IŞİD böyle bir şey demiyor ki Türkiye için. Buna suskun kalanlar da, utanç duyacaklar sonra. Çok ayıp yapıyorlar.

Müslümanlar bombalanıyor, Müslüman İslam yazarlar “hay elinize sağlık” diyor. Müslüman kanı gidiyor, Müslüman kanı dökülüyor, neresinin eline sağlık. PKK’yı da övüyorlar. Basiretleri bağlandı bunların, bir şey oldu bunlara. Bunlar derken, belirli bir kesim bunlar.

AYLİN KOCAMAN: Siz söylemiştiniz Adnan Bey, “PKK’yı legalleştirme operasyonu yapılıyor, Amerikan derin devletiyle birlikte.”

ADNAN OKTAR: Ben rezil rüsva etmesem, PKK’yı acayip ilahlaştırmışlardı. Abdullah Öcalan falan inanılmaz bir hürmet, inanılmaz bir saygı, sanki cumhurbaşkanı gibi görüyorlardı. PYD’lilere akıl almaz bir saygı, PKK’nın bir kurtuluş ordusu olduğu, kurtuluş savaşı verdiği, mübarek insanlar oldukları, hatta bunların Müslüman muttaki oldukları, yani alenen bir yalan kampanyası başlamıştı. Ben bunları rezil kepaze ettikten sonra, bunların kıpırdayacak hali kalmadı.

Şimdi kısa bir ara verelim, devam edelim.

BÜLENT SEZGİN: Programımız kısa videolarla devam ediyor.

VTR: Sinyal Taşımak İçin Özel Bir Tasarıma Sahip Nöronlar.

Yayınımıza devam ediyoruz. Adnan Bey buyurun.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Türkiye ile Amerika arasında, IŞİD’le mücadele kapsamında varılan mutabakata göre, koalisyon ülkelerinin insanlı ve insansız hava unsurlarının Türkiye’deki üslerde konuşlandırılmasına onay verildi. Ayrıca harekatlarda Türk Hava Kuvvetleri unsurları da aynı amaçla görevlendirileceği açıklandı.

ADNAN OKTAR: PKK’ya karşı değil ama.

KARTAL GÖKTAN: IŞİD’e karşı.

ADNAN OKTAR: Bu çok büyük bir ızdırap, çok büyük bir çöküntü, çok büyük bir felaket. PKK Türkiye’yi işgal edecek, hiçbir sorun çıkmayacak, sınırlarını işgal edecek hiçbir sorun çıkmayacak. Orada hadi bir terör grubu diyelim, bütün dünya Müslüman ülkeleri birleşecekler, havadan Müslümanları bombalayacaklar, buna da Türkiye müsaade edecek. Bu haber doğru mudur?

KARTAL GÖKTAN: Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan bir açıklama var, orada bu şekilde yer alıyor.

ADNAN OKTAR: Bu hükümetin üstüne büyük bir vebal olur. Yedi ceddine vebal olur. Bunu unutmaz Müslümanlar. Çok korkunç bir şey bu, çok ürkütücü görüntüsü. PKK’ya fiske vurmayan bir sistem, IŞİD’e karşı dünya çapında ayaklanıyor, tanklar, toplar, obüsler sahaya iniyor. PKK’ya da tır tır yiyecek gönderiliyor, YPG’ye veyahut YPG’nin yoğun bulunduğu bir yere. Bu kadar olmaz, artık insaf yani hayret edilecek şey.

Evet, dinliyorum

BÜLENT SEZGİN: Türkiye, “sınıra fiziki güvenlik sistemi kuracağını” açıkladı. Dokuz yüz on bir kilometrelik sınır hattına kameralı gözlem birimleri, çift katmanlı tel örgü gibi detayları olacak önemler alınacak. Entegre sınır güvenlik sistemi kurulacak. Bu duvar ve entegre sistem mültecilere set olması amacıyla değil, kaçakçılık ve teröristlerin girişine engel olmak amacıyla inşa ediliyor. Mülteciler geldiği zaman zaten Türkiye kapıları hemen açıyor ama diğer giriş çıkışları sıkı denetim altında tutacak. Bazı resimler de vardı, şu anki hali ve yapılacak sistemin fotoğrafları.

ADNAN OKTAR: Evet, böyle bir sedde ihtiyaç var bölgede ama asıl fikri mücadeleyle neticelendirmek. Çünkü set yapacaksın da, seddin bu tarafında adamlar zaten PKK’lı. Dışarıdakinden daha fazla terörist bu tarafta var. Türkiye’nin Güneydoğusu tamamen PKK işgali altında. O seddin bir faydası olmaz. Set, manevi set olursa etkili olur, yani imani, Kuran-i. Türkiye Cumhuriyeti devleti gece gündüz, hükümet Darwinizmi ilkokulda, lisede, üniversitede öğretirse, körpe beyinlere “siz çamurlu sulardan tesadüfen yaratıldınız, atanız mikrop, mikrop solucana dönüştü, solucan da kurbağaya dönüştü, kurbağa da primata dönüştü, primat da maymuna dönüştü, maymun da insana dönüştü” dersen, yer gök komünistle dolar, baş edemezsin. O sedlerle falan olmaz, o seddin hiçbir işe faydası olmaz. Boş iş onlar. İmani set, Kuran-i çalışma, iman hakikatleri, imanlı gençlik yetiştirilmesi gerekiyor. Şuurlu, milli düşünceyi savunan, milli aklı, milli şuuru iyi bilen gençler yetiştirilmesi lazım. Milli şuur dersi diye ders verilebilir. Orada Darwinizmin geçersizliği, komünizmin geçersizliği anlatılabilir. O yok, bu yok, olmaz.

Bak, IŞİD terörist olduğu halde nezaket gösteriyor, cevap vermiyor Türkiye’ye. Türkiye’ye bir oyun oynandığını görüyor onlar. Amerikan derin devletinin, kahpelerinin Türkiye’yi sıkıştırdığını, tehdit ettiğini görüyorlar. Yoksa IŞİD kamyonla her yerden dalar bombayla. Baş edemezler de, açıkça söyleyeyim. Zannettikleri gibi olmaz. Sınır kapılarından girerler, her yerden girerler. Zannettikleri gibi olmaz. Halaç pamuğuna çevirirler Güneydoğu’yu isteseler. PKK gibi değil onlar. PKK; kahpe, kalleş ve aşağılıktır, sinsidir. Bak, telefon ediyor diyor ki; “burada trafik kazası oldu, buraya gelir misiniz?” diyor. Geliyorlar, otomatik silahla arkadan vuruyor. Kahpedir bunlar. IŞİD böyle değildir. Tamam, katildirler, zalimdirler hepsini kabul ediyorum ben ama delikanlılar, kahpelik yapmıyorlar. PKK, kahpe. Ama biz destekliyor muyuz? Desteklemiyoruz bunu. PKK’ya alan hakimiyeti için yapıldığını eşek olsa biliyor bunu. Yani siz kime kafalama yapıyorsunuz? Ne yapıyorsunuz? Ortada bir kahramanlık yok. Ortada bir felaket var. Ben Türk askerini tenzih ediyorum, onlar benim canlarım. Türk polisini de tenzih ediyorum, onlar kendi içinde kahramandır. Ama Amerika’ya uşaklık yapanlar kahraman değildir. Onlar alçaktır. Amerikan derin devleti ile anlaşma yapanlar alçaktır. Hükümeti de buna alet etmesinler, Tayyip Hocam cesur delikanlı, kovsun hepsini. Bize emanet, biz koruyacağız onu. Kılına zarar getirttirmeyiz. İstediği gibi kabadayılık yapsın bu alçaklara. Defolun gidin desin. Yani nerenin üs kullanması ve canlı yayında bunu söylesin. Adamı da karşısına alsın, mesela one minute demişti adama, bayağı etkili olmuştu. One minute asıl bunlara söylesin. 80 milyon karşılarına dikiliriz. İtlik yapmaya aklarlarsa, biz kamuoyunu aydınlatırız. Ama buna rağmen ahlaksızlık yapmaya devam ederlerse, o zaman NATO’dan çıkarız, safımızı değiştiririz. Ve başlarına çok büyük bir bela oluruz. Yani bütün Ortadoğu, Balkanlar elinden gider Amerika’nın. Belasını aramasın. Bütün Trük devletleri karşısına dikilir. Bütün İslam alemi karşısına dikilir. Bütün azgınlığı gider, garibanlaşır ve zavallı olur. Ekonomisi alt üst olur. Yerle bir olur, belasını aramasın. Bu itliğin artık bir sonu gelsin. Amerikan derin devletinin itliğine, Tayyip Hocam meydan okusun. Davutoğlu da meydan okusun. Yazık günah, ben acıyorum şu duruma. Ayrıca Türkiye’nin bombalaması ile İŞİD “ pardon biz yanlış yoldaymışız vazgeçtik” mi diyecek? Türkiye den katılımlar on binlerce artar, başka bir şey olmaz. En alakasız adamlar bile İŞİD ‘e dahil olurlar o zaman. Ve hükümeti bu alt üst eder. PKK ya açıkça alan hakimiyeti sağlanıyor, başka bir olay yok. Adamlar cayır cayır bak polisleri şehit ettiler, gık yok. Obüsleri çevirsene oraya o zaman, tankları çevirsene PKK mevzilerine. Çıtları çıkmıyor. Adamlar günlerden beri asker polis şehit ediyor. Bak bir kişi şehit oldu, diye bütün orduyu oraya yığdılar adeta. Yıllardan beri sana küfrediyor adamlar saldırıyor, dinine, imanına, mukaddesatına saldırıyor, vatan toprağını alıyor, alan hakimiyeti sağlıyor, devlet kuruyor ve Amerika da alenen destekliyor bunları. Bağırsana bütün dünyaya duyur bunu. Bizim dememizle olmuyor ki bu. İŞİD işi gücü bıraktı, PKK orada alan hakimiyeti sağlamasın diye hayatını ortaya koyuyor. Ben adamları beğendiğimden değil, ben adamların cinayet işlediğini, katil olduğunu da biliyorum, beğenmiyorum da. Ama bak adam o kadar yanlış bir adam, senin vatanını kurtarmak için uğraşıyor. PKK işgalini kırmak için uğraşıyor, canını koyuyor ortaya. Sende onu bombalamaya kalkıyorsun. Böyle olmaz. Amerika kabadayılık yapıyor, sen on misli kabadayılık yaparsın. Hoşt dersin olur biter. Kovalamayı bilmiyor musun? Bir ihtimal herhalde NATO da olduğumuz için çekiniyorlar. O Şanghay konusuna bir ara girelim dediler, gizlice görüş, konuş gerekirse aniden Şanghay’a da gireriz. Hayır çok tehlikeli bir grup ama Amerika belasını arıyorsa ne yapacaksın. Çin ile Rusya ile müttefik oluruz. Hindistan ile İran ile müttefik oluruz. Gelsin görelim o zaman kabadayılığı. Yani bu ahlaksız tayfaya bu kadar yüz vermenin alemi yok. Git Çin ile anlaş gizlice. Mesela konuş Doğu Perinçek bilir bu işleri. Konuş onunla, çağır, bu ahlaksızlara karşı bir cephe oluşturalım bunlar adilik, alçaklık yapacak, şerefsiz bunlar bir şey yapalım dersin. Gider Putin ile de konuşursun, bir ittifak yapalım bu ahlaksızlara bir cephe alalım diyebilirsin. Onun da üstüne gidiyorlar çünkü. Onun da üstüne gidiyorlar. Gel bir anda ittifak et. İran mesela bak günlerden beri davul zurna ile oynuyor, Amerikan tehdidi kalktı diye. İttifak etsene. Müslümanlarla ittifak etsene aklına bile gelmiyor. Davul zurna ile oynuyorlar. Atom bombasını İran hadi yapmadığını düşünelim. Rusya da, Amerika’yı binlerce kere ortadan kaldıracak atom bombası var. Çin de Amerika’yı yüzlerce kere ortadan kaldıracak hem de uzun menzilli roketleri monte edilmiş on bin kilometre menzilli roketler, on bin, on beş bin kilometre. Rusya’nın elinde zibil gibi böyle roketler var. Böyle bir dertleri yok. Amerika azarsa, ağzına cevabı vermeyi bileceksin. Bu ahlaksızları bu kadar şımartmanın alemi yok. Adamlar göz göre göre Güneydoğu’da bir devlet kurmak istiyorlar. Komünist devlet. Türkiye hükümeti akıl almaz ılımlı PKK’ya karşı. Bütün milletin yüreği yanıyor yıllardan beri, olmadık ahlaksızlık yapıyor ahlaksız herifler, oturuyorlar “gelin işte adaya gidin hesap verin. O konuşsun bilmem ne.” Hepsini aşağıla gel, bu kadar basit. Niye adamları adam yerine koyuyorsun? “İncirlik üssünü kullanın” bize ait topraklar, İncirlik üssünü bize sordunuz mu siz? Yani Türk halkına sordun mu? Referandum yapılması lazım bunun için. Yani İncirlik üssünden Müslümanların bombalanmasına izin veriyor musunuz vermiyor musunuz diye Türk halkına sormaları referandum yapmaları lazım. Türk halkı böyle bir şeyi kabul etmez. Mesela Amerika, Putin’ i aylardan beri tehdit ediyor. Hoşt diyor Putin kovuyor, Amerikan derin devleti hop geri geliyor. Umursamıyor bile. Eğer belanızı arıyorsanız ben dedi “atom bombası imalatını daha da artıracağım, uzun menzilli roketler yapacağım var mı diyeceğiniz” dedi, Amerika kasıldı. Çin’i de kendi safına alırsa, bu ahlaksızlığı yapamaz Amerika. Siz nasıl adamsınız, hem diyorsun mukaddesatçıyım, hem komünist, Stalinist, Allahsız, Kitapsız terörist adamlara derin devlet kurdurmaya kalkıyorsun.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Bey şu an haberlerde “Türk jetleri bir kez daha havalandı” diye bir haber vardı. Suriye de İŞİD mevziine doğru havalanmışlar.

ADNAN OKTAR: İŞİD’ in mevziisi yok ki, ne mevziisi? IŞİD enayi mi mevziide bekleyecek, öyle bir olay yok. İŞİD alana yayılmış durumda. 60 ülkenin uçakları, 600 günden beri nerdeyse uğraşıyor. Son yıllarda özellikle son aylarda, yağmur gibi bomba yağdırıyorlar, İŞİD maytap niyetine gülüp geçiyor onlarla.

OKTAR BABUNA: 1700 bombalama yapmışlar bu şekilde.

ADNAN OKTAR: 1700 bombalama kaç tane yapar, hadi 7 tane yapsın. İŞİD ‘e o sinek ısırığı bile olmaz. Türk uçağının bir özelliği yok. Ekstra bir özelliği yok. Adamların havadan attıkları bombalar çok çok daha kaliteli, teknoloji açısından. Tabii ki güzelliği yok, bomba korkunç bir şey. Ama güç açısından kıyas kabil olmaz. Yani makine kimyanın bombalarına benzemez. Adamlar olur oluk yağmur gibi binlerce ton bombayı yağdırıyor, İŞİD muhatap dahi olmuyor. Türk uçaklar orayı vursa ne olur, vurmasa ne olur Suriye’yi. Bu nedir bunlar, ne kime ne mesaj veriliyor, ben anlamadım bunlardan.

Gerekirse bu ahlaksızlara karşı Şanghay ekibine gidelim, NATO’dan ani çıkarız, bunların ağzının payını veririz. Yani Çin de kendini çok diri tutması lazım. İlle olsun demiyorum ama bizi köşeye sıkıştırmaya kalkarlarsa, suratlarına atlarız. Yani psikopatlığı bırakacaklar. Ahlaksız herifler, ne kadar şımarık adam bunlar böyle. Sen Türkiye’nin Güneydoğu’sunda komünist, Stalinist devlet nasıl kurdurursun? PKK’ya alan hakimiyeti sağladılar alenen. Mesela F-16 ları Cerablus’a doğru gidiyormuş YPG bugün tekrar Cerablus da saldırıya geçti, orayı almak için. YPG’yi vuracaklarsa o ayrı mesele. Ama YPG’yi vurmayacaklarsa, sadece IŞİD’e vurmaya gidiyorlarsa, bu çok büyük günah olur bu. Türk jetlerinin ne işi var oralarda? Koalisyon olmuşlar, aylardan beri bombalıyorlar. IŞİD’e vız gelir tırıs gider yani. Hayır, PKK’ya karşı bu kadar koruyucu bir üslup, bazı memurların yaptığı, ama IŞİD’e gelince de böyle birden aslan kesilme, Türk milletinin gözü önünde oluyor bunlar. Bir de Müslüman’ım diyen adamlarda susuyorlar. Davutoğlu Hoca da köken olarak dindar bir insan. Şimdi o tarihi görevini yapsın. Burada tavır alsın Amerika’ya, net. Delikanlılık yapsın. Tayyip Hocam zaten delikanlının hasıdır. Bu ahlaksızlığın uzun zamandır farkında o, o da esaslı bir tavır alsın, bu ahlaksızların haddini bildirsin. Türk ordusuyla beraber yiğitçe bir tavır alsın, bu alçaklara haddini bildirsin. Bizim IŞİD’le işimiz olmaz. Bunu yapan derin devlet mensuplarını kastediyorum ben, bütün bu konuşmalarımda kastettiğim, derin devlet mensupları. Yani ne hükümet, ne Başbakan, ne Cumhurbaşkanı. Onların ahlakının güzelliğini biz görüyoruz. Derin devlet belası var; Amerikan derin devleti, Türk derin devleti, bunlar başımızın belası. Benim sözlerimin muhatabı onlar. Hudut karakollarına kurşungeçirmez cam koysunlar. İncecik üç milimlik cam koyarsan, kurşun deler geçer. Üç milimlik olur mu? En az 10 santimlik, hatta 12 santimlik kalın cam koyarsın, tuğla gibi örersin. Çin de biraz daha kabadayı olması lazım. Sarsak, yani korkak bir üslubu var. Halbuki Rusya’yla iyi ittifak etse, Amerika tir tir titrer. Hindistan’da var mesela onları da tam şey yapsa, Türki devletler zaten onların yanında-ki, Türki devletler muazzam bir askeri güç, İran’da senin yanında, Türkiye’yi de yanına al, dünyanın en büyük gücü olursun. Bu kadar açık yani. Ama hükümet şimdi açıkça açıklama yaptığı için “PKK’ya karşı tavır alacağız” diyorlar, “silah bırakacak” biz buna güveniyoruz tabii, hükümetin bu üslubuna. Çünkü siz yalan söylüyorsunuz demiyoruz. Ama derin devlet yalan söyler. Ama biz hükümetin yalan söyleyeceğine inanmıyoruz. Gereğini yapacaklarına inanıyoruz. Ama derin devlet belasına karşı da hükümetin korunması, halkın üstüne bir borçtur. Polis de korusun, halk da hükümeti korusun. Baksana Diyarbakır’ın Nice ilçesinde yol kontrolü yapan ve PKK’lı olduğu iddia edilen kişiler tarafından bir polis memuru kaçırılmış. Mesela Batman, Diyarbakır, Şırnak’ta polisle çatışmaya girmişler PKK’lılar.

OKTAR BABUNA: Bir sağlık görevlisi de kaçırıldı.

ADNAN OKTAR: Tabii. Burada asıl hedefin ne olduğu belli. Bizim hedefimiz hiçbir zaman için IŞİD olmaz. IŞİD de anlayışlı davransın, yani her konuda anlayışlı davransın. Zaten davranıyor da gördüğüm kadarıyla, bundan sonra da davransınlar. Mesela Obama’nın şahsı çok iyi bir insan. Millet zannediyor ki, Obama bu ahlaksızlıkların içinde. Alakası yok onun. O zorlanıyor bu işlere. Ona da yardımcı olmak lazım. Türk polisinin, Tük askerinin hedefi PKK’dır. Hiç hedefi şaşırtmasınlar. IŞİD’le ilgili bir sorun da varsa, söylesinler halledelim. Geri çekilmelerini istiyorlarsa söyleriz, geri çekilirler. Söylesinler, yaparlar. Ama bu insanların bu hale gelmelerinin nedeni, gelenekçi Ortodoks İslam anlayışıdır. Onlarda suç aramak yerine, gelenekçi Ortodoks İslam anlayışının yanlış bilgilendirme sistemini ortadan kaldırmak lazım. Bu da ancak Mehdiyet’le olur. Mehdiyet’e karşı çırpınmanın bir alemi yok. Hocalar bas bas bağırıyor “Mehdi gelmeyecek, Mehdi gelmeyecek.” Dünya tarihinde böyle bir olay yok, “Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek” diye bu kadar toplu bağırmak yok. Bak 5 bin yıldan beri bekleniyor Hz. Mehdi (a.s.), ta Hz. Süleyman (a.s) döneminden beri beklenir, bu kadar yaygara yapıldığı görülmemiştir, “Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek diye. Yani milyonlarca insana bunu söylüyorlar. Yani yüz milyonlarca insana geceli gündüzlü, her gün hemen hemen. “Mehdi gelmeyecek, Mehdi gelmeyecek.”Sakin ol kardeşim gelmeyecekse gelmez, sana da bir şey olmaz. Ama sen istesen de istemesen de, Hz. Mehdi (a.s) geldi yani kurtuluşun yok. Yani sen şeytanın tarafında şeytanın oyununa gelmiş farkına varmadan bu belanın içine düşmüş bir insansın. Hz. Mehdi (a.s) seni bu beladan kurtaracak, kandan kurtaracak. Acıdan, ızdıraptan, fakirlikten, perişanlıktan kurtaracak. Duruyor duruyor, “Mehdi sen değilsin.” Kardeşim ben yemin ettim zaten, derdine düşme, öyle bir derdim yok. Elleri ayakları boşaldı 86’lardan sonra akıl almaz bir panik, “Mehdi gelmeyecek, Mehdi yok” alimler, profesörler, bir de Mehdi’yi savunanlar da bağırıyor, koro halinde. Bu, Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğini gösteriyor, bu bağırtı. Ben olaylar büyüyecek demiş miydim?

BÜLENT SEZGİN: Evet.

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s) çıkıncaya kadar artarak ve katlanarak devam edecek. Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili sözüm doğru. Hz. İsa Mesih (a.s) ile ilgili sözüm doğru. Ahir zamandayız Hz. Mehdi (a.s) da çıkacak, Hz. İsa Mesih (a.s)’da çıkacak, bunların hepsi doğru. Ve kimse de engelleyemez. Tayyip Hocam bir kabadayılık yapsın, PKK’yı bu fırsatta bir kalemde kazısın, yerle bir etsin bitirsin. Ondan sonra Tayyip Hoca’yı biz yüzde 51 değil, yüzde 91 oyla iktidar yapacağız, söz. Yapsın bunu, bu dediğimi yapsın, yüzde 91 oyla iktidar yapacağız. Bu millet mürüvvetlidir, vefalıdır, sadıktır, diğergamdır, halden anlar, vefa hissi en güçlü milletlerdendir Türk milleti. Çok güzel karşılık verir. Güvensin Allah’a, dayansın Allah’a, bu PKK’nın altından girsin, üstünden çıksın. Herkes elinden geleni yapsın. Hepsini tutuklasın, doldursun hapse. Bu pislikten kurtulalım. Şu Çin iman etse ne kaybeder bunlar? Biz gelenekçi Ortodoks olsun demiyoruz, modern Müslüman olsunlar, dindar ol sana kimse bir şey demez, bayağı rahat edersin, bereket gelir. Modern dindar ol, bayağı da karalı ol bunda. Evet dinliyorum.

KARTAL GÖKTAN: Kardeşlerimizin faaliyet haberlerinden bahsedebilir miyiz Adnan Bey?

ADNAN OKTAR: Evet.

KARTAL GÖKTAN: Bandırma’da 50 adet dergi dağıtmış kardeşlerimiz. 19 Temmuz da Sakarya’nın Erenler ilçesinde A9 TV broşürü dağıtımı gerçekleşmiş. Kardeşlerimiz Sayın Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu bayram namazı çıkışı Ataşehir’de 300 dergi ve 500 adet eserlerinizden dağıtmışlar. Kitaplarınızı Cumhurbaşkanı koruma polisleri ve medya mensuplarına da vermişler. Fehime kardeşimiz Akhisar’da kitaplarınızdan 130 adet dağıtmış. Üç ufaklığın sizin eserlerinizin dağıtımı sırasında çektiği fotoğraflar var. Buradakiler Fehime kardeşimizin kızı, oğlu ve yeğeni, hepsi size sevgilerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: Ama üçü de birbirinden güzel, bayağı şekerler. Şu ufaklıktan başlayabiliyor muyuz? Yanaştır yanaştır kafayı iyice yanaştır ekrana indir. Meraka bak sen meraka. Kolları falan görüyor musun? Bu pehlivan olacak pehlivan. Aslan nasıl güzel bunlar böyle nasıl güzel, maşaAllah. Bakayım, ah benim canıma, maşaAllah. Aslan gibi olacaklar, maşaAlah

Evet.

KARTAL GÖKTAN: Pazartesi akşamı vatan caddesinde kitaplarınızdan dağıtılmış. Ramazan bayramının ikinci günü Kayseri Mazaka Land Harikalar Diyarı’nda halkımıza bayram hediyesi olarak 150 adet eseriniz dağıtılmış. Sonrasında da kardeşlerimiz ev sohbetleri yapmışlar.

İnegöl’deki kardeşlerimiz 5 Temmuz Pazar günü 1500 adet A9 TV broşürü ve 25 adet kitabınızı halka hediye etmişler. Ayrıca ev sohbetinde bulaşarak, kitaplarınızdan okumuşlar.

ADNAN OKTAR: Ne güzel o ev, nasıl nurlanmıştır, nasıl ferahlanmıştır. Kitaplarımdan okusunlar da, Risale-i Nur’dan da bir paragrafta olsa okusunlar. Risale-i Nur çok bereketli bir kitaptır. Mesela bir paragraf Risale-i Nur’dan mutlaka her sohbette okumak lazım. Özellikle mektupları Bediüzzaman’ın, Kastamonu’da, Manisa’da her yerde vardır. Mektupları çok içten ve candandır. “Aziz sıddık kardeşlerim” diye başlıyor ya.

Ağabey, dayı, agade ne diyeyim şifresi ismi delikanlının. “İyide Hocam, IŞİD, PYD işbirliği yapmadı. Şu an IŞİD neden her yeri PYD’ye bıraktı. Ayrıca sizi çok gergin gördüm.”Gıcık oluyorum da onun için, böyle bir şeyde ben nasıl sakin olayım. “PYD’ye bıraktı” ne yapsın istemiyor ki Türkiye IŞİD’i. PYD’ye buradan kamyonlarla yiyecek gidiyor. Ama IŞİD’e gitmez. Ben anlayamadım, yani bu adamlardan ne gördüler. Bu yiyecekler niye gitmesi gerekiyor, ben bunu anlayamadım.

Aziz Avni; “Hocam, müthiş analizler yapıyorsunuz. Medyada sizin gibi korkmadan PKK tehlikesini konuşabilen biri yok. Bir tek siz varsınız.” Vardır da, yani az hakikaten.

Emirhan Kaya; “Adnan Hoca ilk defa bir konuşmana sonuna kadar hak veriyorum, helal olsun sana.” Hangi konuşmama hak vermedin, bir tanesini söyle hangisine. Hepsine hak veriyorsun.

Yavuz Kaya; “Hocam, vallahi sizi böyle hem basiretli, hem de vatansever bilmiyordum. İyi ki bizzat kendim buradan tanıdım.” Yavuz hepimiz delikanlıyız, hepimiz vatanın sahibiyiz.

Hüseyin Yılmaz; “Derin Siyonizm’in adamı konuşuyor.” Sen kendini mi kastediyorsun, beni mi kastediyorsun anlaşılan? Kimi kastettiğini söyle, bende ona göre cevap vereyim. Ben şimdi konuşuyor diye arkasından konuşmaya başlarsam, ben ne anlayayım bunu, nasıl anlayayım.

Yusuf Demeci; “O coğrafya dediğin yerde binlerce kafa kesen binlerce milyonlarcasını göçe zorlayan IŞİD mi Müslüman?” Bak PKK’nın yüzbinlerce insanı şehit ettiğinden haberi yok. IŞİD’in en fazla bin kişidir şehit ettiği. Ama PKK’nın yüz binlercedir, adamın haberi yok bundan. Bu göçe zorlanmanın sebebi, millet PKK’dan çekindiği için kaçıyor. IŞİD onlara bir şey yapmıyor ki, adamlar istediği gibi yiyip içiyorlar, onlara yiyecekte de getiriyor her türlü desteği sağlıyor. Cinayetlerini, şiddetini biz savunmuyoruz, karşıyız. Ama bunun Mehdiyet’le hallolacağına inanıyoruz, dehşetle değil.

“Hocam, siz daha iyi bilirsiniz Sayın Erdoğan birçok kez ‘kefenle yola çıktığını’ söylemişti. PKK’dan, ABD’den korkmak Tayyip Hocam’a yakışmaz” diyor “Ve yakışmadığı içinde gereğini yapacaktır” diyor. Doğru söylüyor tabii.

Ali Çekin; “Sayın Hocam, yıllarca haddinden fazla yüz vermedik mi bu terör örgütlerine?” diyor. Tabii, acayip yüz verildi. Sırtlarında silahla geziyorlar, kaç defa gördüm ben, bir kere iki kerede değil. Hele PKK direkt alan hakimiyeti sağladı Güneydoğu’da. Güneydoğu’ya gitmek mümkün değil şu an.

Yılmaz Pınar; “Başka insanların kanını akıtmak mubah mı oluyor? Mubah olur mu haram olur, işte onu söylüyoruz. IŞİD’in akıttığı kanda haramdır, IŞİD’in kanını akıtanda harama girer. Damla kan akmaz, insanların burnu bile kanamaz Müslümanlıkta. Mehdiyet’in amacının bir yönü de budur.

Siyah Sancak; “Nüfus cüzdanına mı bakacaklar, ülkemizi tehdit edenin dinine bakılmaz. Savaş kuralları geçerlidir, masumlara dikkat edilir” diyor. PKK zaten topluca bir arada duruyor. Biz “Marksist, komünist, Leninist’iz” diyor, Leninist olduğunu söylüyor, Stalinist olduğunu, şiddet yanlısı olduğunu, Türkiye’yi bölmek istediğini söylüyor. Nüfus cüzdanına gerek yok ki, adam sana bunu ilan ediyor zaten, bağıra bağıra anlatıyor televizyonlar, radyolar, internetinde kendi bizzat karşılaştığında anlatıyor. Ülkemizi tehdit edenin tabii ki oradaki biz inancına bakmıyoruz zaten. Eğer bizim milletimize zarar veriyorsa, devleti bölmeye kalkıyorsa, milleti bölmeye kalkıyorsa, gereğini yapıyoruz. Ama kanunla hukukla, kafasını keserek değil. Tabii ki ülkemizi kim tehdit edebilir? Hristiyan’da olabilir, Musevi’de olabilir, dinsizde olabilir, fark etmez Budist’te olabilir. Tehdit ciddi bir vasıf gösteriliyorsa, ciddi bir eyleme dönüştüyse, kanun hukuk onun gereğini yapar ama kanunla hukukla.

Ak Alperen Kibar, Alperen ismini niye alıyorsun senin Alperenlikle alakan yoktur. “Hristiyan kanın vebali var mı?” diyor. Sen Hristiyan’ı şehit etmeye kalkarsan, öldürmeye kalkarsan, ahirette hesabını verirsin. Hristiyan’la evleniliyor, senin çocuklarının annesi oluyor, nasıl öldürüyorsun Hristiyan’ı? Ticaret yapıyorsun. Anne olmak ne demek? Aynı yatakta yatıyor adam, onunla sevgilisi oluyor, bütün sırlarını biliyor, Hristiyan. Allah “evlenebilirsiniz” diyor, bu yüzden bu söz çok yanlış olmuş. Alperen olduğunu zannetmiyorum senin.

Kral İsmet; “PKK hakkında görüşlerinize katılmıyorum sorum şu? IŞİD’le ilgili Kuran ve sünnet karşılığını açar mısınız?” IŞİD, sünnete uyuyorum diye yanlış hurafelere uyuyor. Kuran’a uyduğunda, bu şiddet olmaz. Mehdiyet bunu sağlayacaktır. Zaten onlarda diyor “biz Hz. Mehdi (a.s)’a uyacağız” diyor, konu bitecek.

Mesela bak Şemdinli çıkışında Toma aracı içerisindeki nöbet tutan polislere el yapımı bomba ile saldırı düzenlemiş, PKK. Bu hedefi sana Allah gösteriyor. IŞİD sana böyle bir şey yapıyor mu? Bir kişinin kurşun attığı iddia ediliyor, o da tamamen meçhul. Amerikan ajanları mı attı, PKK’mı attı-ki, PKK bu ahlaksızlıkların hep içindedir, profesyoneldir bu konuda.

Zafirzafir; “Adnan Hoca, Milli şuur dersi ve gençlik diyorsun ya, önce IŞİD’i destekleyen HDP’yi ve Selahattin Demirtaş’ı öven üslubunu bir düzelt” diyor. Milli şuur dersi, bir kere gerekli, o bir hak, bir kere onu bir kenara al. IŞİD’i desteklemiyorum, Müslüman’a kurşun sıktırmam. Müslüman’ı öldürmek haramdır Allah’ın emri, konu bu. Ve IŞİD, silahla değil hidayetle düzelecektir, ilimle irfanla düzelecektir. Yani Mehdiyet’le düzelecektir. Onlarda söylüyor “biz Hz. Mehdi (a.s)’a uyacağız düzeleceğiz” diyorlar. O sözünde bu şekilde yanlış. “HDP’yi ve Selahattin Demirtaş’ı” Selahattin Demirtaş’ın şahsı güzel ahlaklı bir insan. Benim gördüğüm dindar masum bir insan ama PKK’dan çekiniyor. PKK, it ve aşağılık. PKK olmasa, o mükemmel bir insan. Ama PKK olunca, çok büyük risk oluşmuş oluyor. Çünkü ondan yakasını kurtarması mümkün değil, çok çok zor. Zaten bir şey söylüyor PKK, hemen lafını düzeltiyor. PKK olmamış olsa, Selahattin Demirtaş’ın kontrolünde HDP olmuş olsa, hiçbir sorun çıkmaz. Zaten HDP diye de parti olmaz. Selahattin Demirtaş’ın şahsı kalır sadece, o da muhtemelen AK Parti’ye geçerdi. Konu bu. Buradaki ince düşünceyi, ince siyaseti, derin kavrayışı görmen lazım. PKK olmadığında, HDP olur mu? Olmaz. Ama HDP’nin kadın haklarını savunması hoşuma gidiyor güzel, özgürlük demokrasi anlayışı güzel ama o kadar. Bölünmeyle ilgili galiz tavrı HDP’nin. Dolayısıyla HDP’ye şiddetle karşıyım. Selahattin Demirtaş’ta PKK’dan yakasını kurtarması teknik olarak mümkün olmadığı için, ona da karşıyım. Ama iyi yönlerini de kabul etmek lazım. Ben herkesin iyi yönünü görürüm ve takdir ederim, yanlış yönünü de eleştiririm. HDP’nin Marksist eğilimleri var, mesela o yanlış. Ama demokrasi özgürlük kadın hakları çok güzel, o kadar. Ama bölünmeyle, Türkiye’nin bölünmesiyle ilgili bir tedbiri var mı? Yok.

PKK’lı teröristler, Diyarbakır Bismil’de çevik kuvvet binasının bahçesine el yapımı bomba atmış, saldırıda sekiz polis memuru yaralanmış. Tomaya bombalı saldırıda yer alan bir polisimiz şehit olmuş bu akşam. İşte bu durumda tek düşmanın PKK olduğu açıkça anlaşılıyor. Bizim IŞİD’le işimiz olmaz. Ama hükümeti rahatsız eden bir yönleri varsa, söyleyelim gitsinler. Ben samimi bir insan olduğum için, sözümü dinlerler. Yoksa benim o örgütle hiçbir bağım olmayacağını herkes bilir. En zıtlarım bile bilirler.

Şimdi tabii PKK’ya karşıda şu an Türk ordusu tavır almış durumda. Tabii biz her halükarda, ilimle irfanla olmasını isteriz. Ama aldığımız haberler Türk ordusunun da karşı atağa geçtiği şeklinde PKK’ya karşı, inşaAllah.

Tabii ki polisin kafasına bomba atıyorsa adam, yüzlerine bomba atıyorsa poliste onu pamuğa sarıp götürecek hali yok. Poliste tabii ki kendisini koruyacaktır.

Bekir Gökçe; “Hocam, buradaki Mehdi korkusu nedir? Deccaliyeti yok edeceği için mi korkuyorlar. Hz. Mehdi (a.s)’da gelecek, Hz. İsa (a.s)’da gelecek, inşaAllah.” Hayır gelecek olsa korkmaz bunlarda. Geldiğinden adları gibi eminler vahim olan o, bizden çok çok daha eminler. Akıl almaz bir kararlıkla eminler var gücüyle bağırıyor her gün. İnsan utanır bir anormallik görür bunda.

Kahraman ordumuza bir cemile olsun diye. Gereğini yapsınlar. Farz-ı ayn, buna Cübbeli fetva versin, IŞİD'e fetva vereceğine PKK'nın kahr-ı perişan edilmesi, farz-ı ayndır hepsinin kulağından tutup hapse atacağız. Kahraman ordumuza Cemil üstüne Cemile. Onlar yiğittir, koçtur, aslandır.

İbrahim Aydın; "Bu ülke yıkılmıyorsa, derin devlet sayesinde ayakta kalıyor, yüzyıllardır bu yapılanma var. Var da, Ergenekon da derin devlet yapılanmasıydı, mazlumları, Müslümanları inim inim inletti işkenceden geçirdi, Kürt kardeşlerimizi ezim ezim ezdi, ahlaksızlık yaptı. Bu derin devlet miydi? Bu ahlaksızlık çetesiydi, yani Ergenekon'un içindeki bir kısım çakallardan bahsediyorum. Yine başka türlü derin devletler türüyor, görüyorsunuz.

Matematikzanten; "Hocam Mehdi'nin ne için geleceğini anlatırsan, güzel bir şeilde anlarlar, anlamıyorlar" diyor. Gece gündüz bizim yayınlarımızda var, Hz. Mehdi (a.s) nasıl bilmiyorlar? Biliyorlardır, zaten bildikleri için rahatsız oldular. Yani bilimsel, akılcı, doğru ispatla anlatıldığı için biz hurafe tarzında anlatsak, zaten kâle dahil almaz. Net, inandırıcı, aksi mümkün olmayacak şekilde kilitleyici, açık, sarih, fasih yani hiç kimsenin inkar edeceği gibi değil o yüzden telaş ediyorlar. Yoksa biz böyle hurafevari desek badem bıyıklı falan var ya bir kardeşimiz çıktı, badem bıyığına bir şey dediğimiz yok, biz badem bıyığı da takdir ederiz de, "aziz kardeşlerim, gelecek" diyor. Üstünde melek olacakmış, bu badem bıyıklı mübareğe söyleyecekmiş, bak bu Hz. Mehdi (a.s) gel, buna uy diyecekmiş. Vahiy olmuş oluyor o, sen peygamber olmuş oluyorsun o zaman, olacak iş mi bu? Yani biraz düşünceli yaklaşmaları lazım. O meleklerin göreceği ortamda söylüyor diğer meleklere tanıtıyor, bu Hz. Mehdi (a.s)'dır halkın göreceği, şekilde değil. Halk üstünde bir insan görse, ya hipnoz olduğunu iddia eder, ya görüntü gördüğünü zanneder. Ve böyle bir durum, İslam tarihinde görülmüş değil, olacak değil. Öyle bir şey olsa, peygamberlerin omzunun üstünde olurdu melekler, bu peygamber buna uyun derlerdi. Hz. Mehdi (a.s.) peygamber değil, velidir Hateme velidir, gelmiş geçmiş en büyük velidir. Dolayısıyla böyle vahiyle öyle veliliğini ilan ettiği bir konu yok. Bediüzzaman ne diyor; "Belki o eşhası ahir zaman, imanın nuruyla tanınabilir" diyor. Hz. İsa Mesih (a.s) için de “mukarreb havası, onu imanın nuruyla tanırlar" diyor. Bak ama Hz. Mehdi (a.s)'da “belki” diyor, bak "belki o eşhası ahir zaman imanın nuruyla tanınabilir." Çünkü Hz. Mehdi (a.s)'ın üstünde 70 perde vardır, Hz. İsa Mesih (a.s)'ın üstünde perde yok. Baktığında tanırsın, perdeli değildir, o bütün nuru azametiyle bellidir. Baktığında, direkt peygamber hemen anlaşılır. Hz. Mehdi (a.s), 70 perdeyle kapanıyor ama o perdenin bir tanesini aşamaz bir insan, eğer imanın nuruyla geçemezse.

MERVE TEZEL: Risale-i Nur'da, Hz. Mehdi (a.s) için "Onların gezdiği çarşılarda gezer, onların geçtiği yollardan geçer, onlar ise onu tanımazlar" diye geçiyor.

ADNAN OKTAR: "O onları görür ama onlar onu tanıyamazlar" diyor, "çarşılarda gezer onların yüzlerine bakar ama onlar anlamazlar onun Hz. Mehdi (a.s) olduğunu" diyor.

OKTAR BABUNA: "İnsanlar koyunların çobanlarından kaçtığı gibi ondan kaçacaklar" diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii Hz. Mehdi (a.s)'dan kaçar insanlar. “Etrafında çok küçük bir genç topluluğu olacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “313 kişi kadar.” Onların evleri sırtlarındadır" diyor, evlerinde de oturmuyorlar bir orada duruyor, bir orada duruyor, "evlenmezler" diyor "kimse onlara kız vermez" diyor zaten," “kimse ziyaretine gitmez, işte vermezler ölse cenazelerine gitmez, dışlanmışlardır" diyor, “313 kişidirler” diyor. Sen bu durumda Hz. Mehdi (a.s)'ı nasıl anlayacaksın? Perde perde üstüne, perde perde üstüne. Hz. Mehdi (a.s)'ın perdelerini bir kere aşamazsın. Kendi meydana getirdiği perdeleri aşamazsın-ki, diğer o zahir perdeleri aşasın. Bu kadar derin.

Bu kadar diyelim, yarın devam edelim, inşaAllah.

BÜLENT SEZGİN: Adnan Oktar ile Sohbetler burada sona eriyor, yarın tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın. 

Masaüstü Görünümü